PİRHA- “Çok Kötü Bir Şey Oldu” Madımak Katliamı Belgesel Filmi dün de Edremit’te gösterildi. Yoğun ilginin olduğu gösterimde konuşan Avrupa Alevi Bektaşi Konfederasyonu (AABK) Kurucu Yönetim Kurulu Üyesi Ali Çağan “İnsanlara, belki 100 yıl sonrasına kalacak. ‘Yakın ulan yakın’ diye bağıran insanların torunları, akli selim şekilde olanları lanetleyecekler. Benim umudum var. Bu ülkede insanlar, eşit yurttaşlık haklarıyla kardeş biçimde yaşayacaklar” dedi.
Madımak Katliamı Hafıza Merkezi çalışması olan Madımak Katliamı Belgeseli dün Balıkesir’e bağlı Edremit ilçesindeki Şükrü Tunar Kültür Merkezi’nde gösterildi.
Avrupa Alevi Bektaşi Konfederasyonu (AABK) Kurucu Yönetim Kurulu Üyesi Ali Çağan, belgeselin hazırlanış aşamalarına dair salondaki izleyicileri bilgilendirerek, projenin dijital kütüphane, sanal müze, web belgeseli, sözlü tarih ve belgesel çalışmalarını anlattı.
Çağan, “İnsanlara, belki 100 yıl sonrasına kalacak. ‘Yakın ulan yakın’ diye bağıran insanların torunları, akli selim şekilde olanları lanetleyecekler. Benim umudum var. Bu ülkede insanlar, eşit yurttaşlık haklarıyla kardeş biçimde yaşayacaklar” dedi.
“GENÇ NESİLLERE OLANLARI ANLATMAK ZORUNDAYIZ”
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe de “Niye bu proje yapıldı? Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Banaz’da yapılan anma etkinliklerinin dördüncüsünü iki gün de Sivas’ta yapalım dediği için bu katliam yaşandı. Dolayısıyla katliamı yaşayan bir kurumun sözcüsü olarak buradayım. Aynı zamanda tüm dost Alevi kurumlarına teşekkür ediyorum. Bizim için olanlar hala birinci yılı gibi. Çünkü dava zamanaşımına uğratıldı. O gün atılan sloganların karşılığını bugün yaşattılar. Biz bu projeyi sizin unutturma isteğinize karşı unutturmamak için yaptık. Özellikle genç nesillere olanları anlatmak zorundayız” diye konuştu.
“KARANLIK TÜM TÜRKİYE’Yİ SARDI”
Bir Alevi Katliamı olan Madımak Katliamı’nın artık sadece Alevilerin meselesi olmaktan çıktığını, karanlığın artık tüm Türkiye’yi sardığını anlatan Cuma Erçe, şeriat özleminin sadece Sivas’ı değil Türkiye’yi kuşattığını, o günün aktörlerinin bugün devlet makamlarında yükseldiğini, kurumsallaştığını ifade etti.
Yüzleşme gerçekleşmediği sürece Türkiye’ye demokrasinin gelmeyeceğini de vurgulayan Cuma Erçe, “Bu kara dumanı dağıtmaktan başka çaremiz yok, Madımak’ı hafızalara kazıyın” dedi.
PİRHA- Madımak Katliamı Hafıza Merkezi, Madımak Katliamı’nın 31’inci yıldönümü dolayısıyla katliamda yaşamını yitirenlerin resimlerinin yer aldığı serginin açılışını yaptı.
33 canın 2 Temmuz 1993’te Madımak Oteli’nde katledilmesinin 31. Yıldönümüne ilişkin Madımak Katliamı Hafıza Merkezi tarafından resim sergisi düzenlendi. 2 Temmuz’a kadar İstiklal Sanat Galerisi’nde sürecek olan sergide, katliamda yaşamını yitirenlerin resimleri yer aldı. Sergi açılışına birçok kurum ve kuruluşun yanı sıra Beyoğlu Belediyesi Başkanı İnan Güney ve çok sayıda yurttaş katıldı.
“33 CANIMIZ DİRİ DİRİ YAKILDI”
Sergide ilk olarak söz ala Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, “Tam 31 yıl oldu, Türkiye’nin merkezinde, 33 tane canımız katledildi. Diri diri yakıldı. Çektiğimiz bu acıların tekrar yaşamaması için yüzleşmek istiyoruz” diye konuştu.
“ELİMİZDE SAZIMIZDAN BAŞKA BİR ŞEY YOKTU”
Ardından katliamdan sağ olarak kurtulan Ali Çağan söz aldı. Çağan, “Ankara’dan otobüslerle Sivas’a deyişlerimizi söylemeye, semahlarımızı dönmeye, tiyatrocu gençlerimizin Pir Sultan Abdal tiyatrosunu sergilemeye gittik. Elimizde sazlarınızdan başka hiçbir şeyimiz yoktu. Dünyada benzeri olmayan bir katliam yaşandı” diye belirtti.
“DEVLET, ALEVİ TOPLUMUNDAN ÖZÜR DİLEMEDİ”
Proje Genel Koordinatörü Eylem Şen ise , ülkenin demokratikleşmesi için bir yüzleşme yaşanması gerektiğine vurgu yaptı. Şen, “31 yıldır bu katliamın arkasındaki asıl suçlular ortaya çıkarılmadı. Buradaki devletin rolü ortaya çıkartılmadı, bir toplumsal yüzleşme yaşanmadı. Devlet, Alevi toplumundan özür dilemedi. Bundan 31 yıl önce Sivas’ta Alevilere yönelik bir pogrom yaşandı, bunların hesabı hala sorulmadı” ifadelerini kullandı.
“HANDAN HALA 20 YAŞINDA”
Katliamda yaşamını yitiren Handan Metin’in ablası Şehriban Metin de, kardeşinin sanata ve müziğe önem verdiğini belirtti. Kardeşi Handan’ın Sivas’a gittiğinde 20 yaşında olduğunu hatırlatan Şen, “Şimdi 30 yıl geçti dendiğinde benim için hiçbir şey ifade etmiyor. Handan benim için 20 yaşında, asla 93’ten sonraki yılları, yaşları hesaplayamam” dedi.
“O GÜN BU GÜNDÜR SİVAS İÇİMİZDE YARA”
Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güven konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“O gün bu gündür Sivas içimizde yara, 31 yıldır her 2 Temmuz gözümüzde yaş, anaların çığlığı demek, yanan çocuklarımız Menekşe, Koray demek, bizim için büyük bir yürek sızısıdır” diye konuştu.
Yapılan konuşmalar ardından katılanlar yaşamını yitirenlerin fotoğraflarının yer aldığı sergiyi gezdi. Sergi, belgeselin izlenmesinin ardından sona erdi.
PİRHA- Madımak Katliamı Hafıza Merkezi’nin belgesel filmi ‘Çok Kötü Bir Şey Oldu- Madımak Katliamı ve Ötesi Üzerine Bir Film’in gösterimi İzmir’de gerçekleşti.
Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) öncülüğünde ve Alevi kurumlarının desteği ile oluşturulan Madımak Katliamı Hafıza Merkezi çalışmalarının beşinci ayağı olan belgesel film İzmir Alsancak’taki Mimarlar Odası’nda gösterildi.
Gösterime Alevi örgütleri, siyasi parti temsilcileri, sendikalar, Madımak’ta katledilen Metin Altıok’un kızı Zeynep Altıok, insan hakları savunucusu Akın Birdal, Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu ve çok sayıda kişi katıldı.
“TARİHE MAL OLAN VE ÖZKAYNAKLA YAPILAN BİR PROJE”
programın açılış konuşmasını Sivas Katliamı’ndan sağ kurtulan Ozan Ali Çağan yaptı. Tarihe mal olacak bir projeyi başardıklarını belirten Çağan, “Tarihe karşı bir sorumluluk olarak böyle bir belgeselde yer aldım. Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu olarak bu çalışmanın kararı aldık. Katliamın üzerinden 28 yıl geçmişti ve bir yığın yanlış bilgiler vardı. Bu dönemi tarihe bırakacak bir çalışma yapılmamıştı. 1,5 yıllık çalışmadan sonra sanal müzeyi oluşturduk. Bu kadar kapsamlı bir proje diğer yapılacaklara da ilham olacaktır. 30 yıldır bozulmayan yataklar, saklanan eşyalar var. Uzun yıllar katliamdan sağ çıktığımı söyleyememiştim. Canlarımızı tarihe mal edecek bir çalışmayı başardık diyebilirim. Bu proje Alevilerin helal lokması ile yapıldı. Türkiye ayağında bu çalışma için herhangi bir maddi kaynak alınmadı, Alevilerin kendi öz kaynakları ile yapıldı. Bu katliamın hesabının bir gün sorulacağını biliyorum” dedi.
CUMARTESİ ANNELERİ VE MADIMAK AİLELERİNİN MÜCADELESİ SELAMLANDI
“Verdiğimiz mücadele ete kemiğe büründü” diyen Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu, Cumartesi Anneleri’nin 1000 haftadır süren mücadelesini selamladı. Kamilağaoğlu şöyle konuştu:
“Bugün Cumartesi Anneleri’nin 29 yıldır sürdürdüğü mücadelenin 1000. haftası. Türkiye’nin en acı günlerini yaşadığı 90’lı yıllarda ve Madımak’ta yaşananlar gibi anaların acısı hala yüreğimizde. Bugün 90’lı yıllarda anaların acıları günümüze kadar geldi. Onlar da yakınlarını kaybetti, tıpkı bizim 33 canımızı kaybettiğimiz gibi. Tarih açısından yaşanılan bu insanlık suçlarını hafızalara kazınması gerekiyor. Sis perdesinin dağılması, hakikatlerin açığa çıkması için bizler mücadele edeceğiz ve sürdüreceğiz. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum.”
CUMA ERÇE: FAİLİ MEÇHUL CİNAYETLER, KATLİAMLAR VE MADIMAK ARASINDA DOĞRU BAĞ KURMAK LAZIM
Maraş Katliamı ile başlayıp 90’lı yıllardan sonra süre gelen katliamlar ve Madımak Katliamı arasında kurulacak doğru bağın asil failleri ortaya çıkaracağını ifade eden Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, “Cumartesi Anneleri’nin şiddete, gözaltına ve davalara rağmen boyun eğmeyen direnişlerinin 1000. haftasını selamlıyorum. Katliamın üzerinden 31 yıl geçti. 30. yıl ise katliamın sorumlularının Cumhurbaşkanı tarafından affedildiği bir yıldı. Yine Madımak Davası’nın zaman aşımı kararı ile düşürüldüğü bir yıldı. Biz bu kararı tanımayacağız ve biz var oldukça Madımak Davası sonsuza kadar sürecek. Sivas’ın unutturulmaması için elimizden çabayı yine göstereceğiz. Bizler ve bizden sonrakiler insanlığa karşı işlenmiş insanlık suçunu geleceğe aktaracaklar ve tüm katliamların hesabını soracaklar. 90’lı yıllardaki faili meçhul cinayetler, aydınların katledilmesi, yakılan köyler, maden cinayetleri, deprem cinayetleri ve bütün katliamlar arasındaki bağı doğru kurmak durumundayız. Bu bağı kuramaz isek Madımak’ı doğru anlatamamışız sayarız. Maraş’ın kara kutusu açıldığında bugünkü siyasal iktidarın nasıl iş başa geldiğini anlamış oluruz” şeklinde konuştu.
MUSTAFA ASLAN: İNKARA RAĞMEN BU PROJE HAZIRLANDI
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan da Cumartesi Anneleri’nin direnişini selamlayarak projede emeği geçenlere teşekkür etti. Aslan şöyle devam etti:
“Böyle bir projede geleceğe bırakacağımız bir hafıza ve miras var. Özenle hazırlanmış bir çalışma. Bu emeğin eksik kalan bir tarafı varsa elbette eleştiriler bizim için değerli. Devletin tüm inkarına rağmen belgeleri, tanıkları ve arşivleri bularak bu projeyi hazırlamak hiçte kolay olmadı. İyi ki tüm eksikliklerine rağmen Alevi örgütleri 35 yıldır emek veriyor.”
“KATLİAMLARIN ARKASINDAKİ FAİLLER VE FAŞİZME YÜZLEŞECEĞİZ”
Madımak Katliamı Hafıza Merkezi Projesi Koordinatörü ve Sanal Müze Yönetmeni Eylem Şen ise, “Biz bu projeyi yaparken Madımak’ta hayatını kaybedenlerin yakınlarına ulaşmaya çalıştık. Sadece bu projede çalışmadık. Biz yıllardır sokakta mücadelemizi sürdürüyoruz. Çok öfkeliyiz. Asıl suçlular tutuklanmadı. Devlet hakikatin üstünü örttü. 31 yıldır adalet tesis edilmedi. Devlet katliamlarında delil aranmaz. Madımak Katliamı Hafıza Merkezi, hakikat arayışı için yapıldı. Bu katliamın öncesini göreceksiniz bu projede. Madımak’a giden süreci göreceksiniz. Bunun arkasında her kim olursa olsun faşizmle yüzleşmeden hakikat arayışı devam edemez. Tanıklarla birlikte hakikatin belleğini oluşturuyor bu proje. Ve bizler bu katliamların arkasındaki faillerle yüzleşeceğiz” diye belirtti.
Son olarak konuşan Madımak Katliamı Hafıza Merkezi’nin bir ürünü olarak ortaya konulan web belgeselinin yönetmenliğini yapan Yücel Tunca web belgeselin oluşum süreçleri ile ilgili bilgi verdi.
Konuşmalar sonrasında tanıtım filmi ve 4 buçuk saat süren belgesel film gösterilmeye başlandı.