Etiket: ali ekber yurt

  • Tunceli Cemevi’nde yeniden tartışmalı genel kurul yaşandı- VİDEO

    Tunceli Cemevi’nde yeniden tartışmalı genel kurul yaşandı- VİDEO

    PİRHA- Mahkeme kararınca seçimlerin yenilenmesi kararı alınan Tuncel Cemevi’nde, yine tartışmalı bir genel kurul yaşandı. Çıkan tartışmalar sonucu, seçimlerin yenilenmesi itirazını yapan delegeler yaşananları kabul etmeyerek genel kurulu terk etti. Seçime tek listeyle giden Ali Ekber Yurt, yeniden Tunceli Cemevi Başkanı oldu.

    Dersim halkının taleplerine ve Alevi inancına uymayan uygulamalarıyla uzun zaman eleştirilerin, tepkilerin odağında olan Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Yayma ve Yardımlaşma Derneği’ne bağlı Tunceli Cemevi, yeni yönetim kurulu ve başkanını belirlemek için 29 Ocak 2024 olağan genel kurulunu yapmıştı. Yapılan seçimlerin ardından, tartışmaların odağında olan Ali Ekber Yurt 1oy farkla yeniden Cemevi Başkanı seçilmişti.

    29 Ocak 2024 tarihinde gerçekleştirilen bu genel kurulun, sonuçlarını kabul etmeyen bir grup delegenin itirazı üzerine Tunceli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gidilmişti. Davacı Kureyşan Ocağı evladı Ali Önal’ın itirazlarını haklı görerek kabul eden mahkeme, genel kurul iptal ederek seçimlerin yenilenmesi kararını aldı.

    Seçimlerin yenilenmesi kararı üzerine bugün genel kurula giden Tunceli Cemevi, yeniden tartışmalara sahne oldu. Genel kurul delege yeterlilik sayısının tespiti yapıldıktan sonra, divan seçimine geçildi. Divan seçimi için iki liste delegelerin onayına sunuldu. Divan seçimi için Ali Ekber Yurt’un sunduğu divan lisetesi, 58 delegenin onayını alarak belirlendi.

    “CEMEVİNDE TÜM FAALİYETLERİ YERİNE GETİRDİK”

    Divan seçimi ardından 2024-2025 yıllarının faaliyet raporunu okuyan Ali Ekber Yurt’un faaliyet raporunu bitirmesinin akabinde, rapora itiraz ederek karşı söz alan Ali Önal ise bir önceki seçimde yaşanan usulsüzlükleri dile getirdi.

    Yurt’a dara çıkma çağrısı yaptığını hatırlatan Önal, usulsüzlüklere ilişkin son çare olarak inançlarında yer almayan mahkemeye gittiklerini söyleyerek, “Bunu yolda, yolda izi olan, yolda yüzü olan herkes bilir. Biz düşkünler ocağında değiliz, düşkünler kapısına gidelim. Biz düşkün değiliz. Biz çaresiz kaldık. Gerekli bütün iletişim yollarını denedik pirlerimizi gönderdik Ali Ekber Yurt’tun bütün itirazlarına rağmen mecbur kaldık dernekler masası yasal bir tüzüğe bağlı olduğu için mahkeme kapısına gittik” dedi.

    “Cemevine kim gelirse gelsin başımızın üstünde yeri vardır” diyen Önal, gelinen noktada Tunceli Cemevi’nin sadece belirli siyasi düşüncelere ait insanların geldiğini söyledi. Önal, ardından şu soruları sordu: “Yani burası sadece AK Parti’nin, MHP’nin, BBP’nin seçim merkezi, genel merkezi ya da ziyaret merkezi gibi mi olmalıdır? Neden bir Alevi temsilcisi Ali Ekber Yurt’u ve yönetimini ziyaret etmiyor? Neden bu halktan bir tanesi gelip burayı yönetimi ziyaret etmiyor? Neden seçimin ertesi günü İl Müftüsü koşa koşa gelip burada hayırlı olsun dileklerini iletiyor? Neden Ali Ekber Yurt, sadece AK Parti milletvekillerini, İçişleri Bakanlığı müşavirlerini, valilikleri müftülükleri, Diyanet İşleri Başkanlığını, AK Parti Belediye Başkanlarını ve bizim için gerçekten çok önemli olan oradan da bize büyük bir mesaj gönderten Türk Milli Kuvvetler Vakfı’nı ziyaret ediyor?”

    Yapılana ziyarete ilişkin konuşmaya itiraz eden Yurt, “O ziyareti yapmadım” diye karşılık verince Önal, görüşmeye ilişkin sanal medya hesaplarında paylaşılan fotoğrafları gösterdi. Yurt, fotoğraflarda yer alan ifadeleri ret edip ilk defa duyduğunu ifade ederken görüştüğü kişilerin arkadaşları olduğunu söyledi. Ali Önal’ın itirazlarını reddederek, söz hakkı alan Ali Ekber Yurt iddiaların doğru olmadığını söyledi. Yurt’un konuşması sırasında, tartışmaların büyümesi ve çıkan kavganın ardından duruma itiraz eden diğer üyeler ve Önal, salonu terk etti. Bunun üzerine seçime tek listeyle gidildi.

    “YAPILAN HİZMETLER, YOLSUZLUKLAR NOKTASINDA İTİRAZIMIZ VAR”

    Yaşananlar üzerine Cemevi önünde açıklama yapan Önal, “Bizler Alevi inancına yakışmayan, insanları geren, tehdit eden bir anlayışla yürütülen genel kurulu kabul etmiyoruz. Divan başkanının taraflı yapısıyla yapılacak olan genel kurulun, hiçbir alevi toplumunun gönlünde yer almaz. Bu bizim gönlümüzde de yer almamıştır. Bundan dolayı bizler genel kurulu terk ettik. Hala istinaf mahkemesinde olan dosyanın sonucunu bekleyeceğiz. Bunlar burada kendileri çalıp kendileri oynuyorlar. Bunları Alevilikle hiçbir ilgisi yoktur. Buradan bize inanan, bizi seven ve buraya gelen üyelerimize de teşekkür ediyorum. Böyle olmasını istemezdim. İnsanları kırıp dökmektense benim için yol daha önemli. Bizim koltuk gibi bir dava ve sevdamız yoktur. Burada yapılan hizmetler noktasında, yolsuzluklar noktasında itirazımız var. Burada yapılan siyasi rant, kişisel rant konusunda itirazımız var” dedi ve cemevini terk etti.

    Tartışmaların ardından seçime Ali Ekber Yurt’un sunduğu tek listeyle gidildi. Ali Ekber Yurt, seçim sonucuna göre, 78 oyla yeniden Tunceli Cemevi Başkanı seçildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Afişe adını yazdılar; Ali Önal Dede’den tepki: Tunceli Sempozyumu’na katılmıyorum

    Afişe adını yazdılar; Ali Önal Dede’den tepki: Tunceli Sempozyumu’na katılmıyorum

    PİRHA – Dede Ali Önal, AKP hükümetinin gerçekleştireceği “Tunceli Sempozyumu” programına katılmayacağı halde isminin afişte yazılmasına tepki gösterdi. PİRHA’ya konuşan Önal, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı eleştirerek “Toplumla rızalığı olmayan bir kurumla yan yana gelmemiz imkansız. Çünkü bunların Alevi toplumunda karşılığı yok” diye konuştu.

    Tunceli Valiliği’nin koordinasyonu, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ve Munzur Üniversitesi işbirliğiyle 16-17 Ekim 2024’te “Anadolu’nun Horasan’ı Tunceli Sempozyumu” gerçekleşecek.

    Munzur Üniversitesi’nde yapılacak sempozyum, Alevi kamuoyu ve afişteki bazı isimler tarafından da tepkiyle karşılandı.

    Panelist olarak ismi bulunanlardan Dede Ali Önal, itirazlarına rağmen isminin kaldırılmadığını belirtti.

    CEMEVİ BAŞKANLIĞI, ÜNİVERSİTENİN ÇALIŞMASINI DESTEKLİYOR!

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Alevi dedesi Ali Önal, “Biz Aleviler ilimin, bilimin olduğu her yere destek veririz. Yeter ki içinden art niyetli bir durum çıkmasın” diye belirtti.

    Dede Önal, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın dahil olduğu bir çalışmada yer alamayacağını vurgulayarak şunları söyledi:

    “2023 yılının Mart ayı gibi Munzur Üniversitesi’nde ders vermeyi bıraktım. Sempozyum yapılacağına dair orada bir fikir birliği olmuştu evet. Ama bu sempozyumun içeriği müzik, yemek; kısacası Tunceli’ye dair bir çalışma olacaktı. Biz bu konuyu Alevilik Uygulama Araştırma Merkez müdürü ile konuştuk. Bu sempozyum Haziran’da yapılacaktı. Biz de oraya katkı sunacaktık evet. Çünkü biz dedeyiz, inancımızı nasıl biliyorsak, Kızılbaş Aleviliğinin içerisinde ne varsa gider onu anlatırız. Yani kişiye, konuma göre bu konuları anlatmayız. Bu toplumun yabancısı da değiliz. Sonrasında bu sempozyum iptal oldu. Ardından Ankara’dan, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ndan aranıp konaklama ve ulaşım için yardımcı olmak istediklerini belirttiler. Sonrasında Alevilik Uygulamaları Araştırma Merkezi’ni aradım ve ‘Bu sempozyumu üniversite yapıyordu neden Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’ndan beni arıyorlar?’ diye sordum. ‘Üniversitenin maddi sorunlarından dolayı Cemevi Başkanlığı ulaşımı ve konaklamayı sağlayacak’ dediler. Ben bu durumdan ötürü huylandım. İleri bir zamanda tekrar aradıklarında bu sempozyuma katılmayacağımı, destek vermeyeceğimi bildirdim. Sonrasında Alevilik Uygulamaları Araştırma Merkezi Müdürü Aziz Altı hocayı arayıp katılmayacağımı belirttim. O da ‘tamam’ dedi. Sonra afişler çıktığında ismimi gördüm. Tekrar ilgiliyle konuşup ‘Katılmayacağımı belirttim. Niye ismimi bastınız?’ diye söylediğimde ‘Katılmıyoruz dediğinizde afişler basılmıştı’ denildi. ‘Şimdi nasıl olacak?’ dediğimde ‘Biz, sizi katılmıyor tarzında deklere edeceğiz’ diye cevap verdiler. Sonuç itibari ile başta Munzur Üniversitesi’nin yaptığı bilimsel bir akademik çalışmadan Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı’nın müdahil olduğu farklı bir boyuta girildi.”

    “BUNLARIN ALEVİ TOPLUMUNDA KARŞILIĞI YOK” 

    Dede Ali Önal, “İnancımız rızalık üzerine kuruludur. Toplumla rızalığı olmayan bir kurumla yan yana gelmemiz imkansız” diyerek sözlerini şu cümlelerle sürdürdü:

    “Ben üniversitede akademik olarak düşündüğüm için açıkçası bir asimilasyon falan görmedim. Çünkü ben Ali Önal olarak söyleyeceklerim bana söylenmez, ben gider söyleyeceklerimi söylerim. Daha önceden de katıldığım panellerde ‘Biz Alevileri tanımlamayın, tanıyın’ diye beyan ettim. Ama şimdi Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın bu işin içerisine girmesiyle birlikte işin boyutu değişti. Çünkü bunların Alevi toplumunda karşılığı yok. O nedenle bu sempozyumun oradan ne amaç edindiğini bilemiyorum.

    DEVLETİN TEK TİPLEŞTİRME POLİTİKASI

    Şubat 2024 itibariyle Munzur Üniversitesi’nde ders vermeyi de bıraktım. O nedenle içsel meseleleri de bilmiyorum. Ama genel itibarıyla bu hükümetin tek tipleştirme politikası var, bunu kimse inkar edemez. Dersim çeşitli dilleri konuşan, inancını farklı yaşayan, kendine özgü bir yer. Farklı kültürde toplulukların yaşadığı bir bölgede tek tipleştirme politikası yeni değil, yıllardan beri var.”

    “ALİ EKBER YURT, DEDELERİ KULLANMIŞ VE KANDIRMIŞTIR”

    Dede Ali Önal, Tunceli Sempozyumu’nun ardından bildirilerin Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından kitaplaştırılacağı kararına da tepki gösterdi. Ali Önal, kendisi gibi Dede Mehmet Halis’in de afişte isminin geçtiğini, ancak sempozyuma destek vermediğini aktardı.

    Dede Önal, “Sempozyumda Ali Ekber Yurt’un parmağı var” diyerek sözlerine şöyle devam etti:

    “Biz, Ali Ekber Yurt’un, baştaki tutumunun gerçekten Alevi hak savunuculuğu olduğunu düşündüğümüz için bazı dönemlerde yan yana gelmiş dedeleriz. Ama Ali Ekber Yurt’un gerçek amacının Alevilik olmadığını anladıktan sonra uyardık. Kendisine ‘Sen gizli AK Partili ya da MHP’li misin? Senin derdin ne?’ dediğimizde ‘Alevilere sözcülük yapayım, diyalog kurayım’ tarzında savunmaları oluyordu. Ali Ekber Yurt, her zaman dedeleri kullanmış ve kandırmıştır. Örneğin Mazgirt Cemevinden Hasan dedemiz var. Kendisi Kureşan’lı ve yaşlı. Şimdi bu dedeye ‘hükümet, protokol’ dersen gider. Mesela Ali Ekber Yurt, bu dedeyi Devlet Bahçeli’ye giderken kandırmış. ‘Valinin düzenlediği bir yemek var’ demiş ve oraya götürmüş. Toplumda sevilen ve hizmet eden Mehmet Halis dedenin, hatalı bir söylemi olan valiye ‘Hızır’ benzetmesinin sosyal medyada yayılması da yine Ali Ekber Yurt’tun bir kumpasıdır.

    “YILLARDIR DEVLETİN TEK TİPLEŞTİRMESİNİN MAŞASIDIR”

    Bizler de Dersim’de kurduğumuz Pirler Meclisi olarak Ali Ekber Yurt’u düşkün ilan ettik. Bu Pirler Meclisi’nin içerisinde Ali Ekber Yurt’un piri ve mürşidi de var. Yani Ali Ekber Yurt, Dersim’de yıllardır devletin tek tipleştirmesinin maşasıdır. ‘Anadolu’nun Horasan’ı’ söylemi Ali Ekber Yurt’un söylemidir. Ayrıca kendisi gibi davranmayan kişileri de devletin çeşitli yerlerinde ‘Bunlar marjinal, bunlar PKK’lıdır, bunlar teröristtir’ diye fişlemeye çalışıyor. Biz Pirler Meclisi’ni, Kızılbaş Aleviliğini canlı tutmak, ocak sistemini canlandırmak için kurduk.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • Alevi kurumları Tunceli Cemevi için harekete geçti: Cemevi Diyanetin değil, Alevilerindir

    Alevi kurumları Tunceli Cemevi için harekete geçti: Cemevi Diyanetin değil, Alevilerindir

    PİRHA-Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu, Demokratik Alevi Federasyonu, Tunceli Cemevinde yaşanan asimilasyon uygulamalarına ilişkin ortak bir açıklama yaptı. Açıklamada, Tunceli Cemevi’nin Dersim’deki Alevi toplumu için önemli bir ikrar evi olması gerektiği vurgulanarak, “Tunceli Cemevi Ali Ekber’in, devletin, Diyanetin değil Alevilerindir, Dersim halkınındır” denildi.

    Ali Ekber Yurt’un başkanlığını yaptığı Tunceli Cemevi‘nin uzun bir süredir asimilasyon uygulamaları Alevilerin tepkisini çekiyor. Diyanet, AKP, MHP ile yakın diyaloglar içinde olan Cemevi yönetiminin artık değişmesi için Alevi kurumları harekete geçti.

    Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), Avrupa Dersim Dernekleri Federasyonu (FDG), Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Tunceli Cemevi’nde yaşanan sorunlara ilişkin bir ortak açıklama yaptı.

    Ortak basın bildirisinde, Tunceli Cemevi’nin, Avrupa ve Türkiye’deki Alevi toplumunun ortak çabası ve katkılarıyla inşa edildiği belirtilerek, 2011 yılında gerçekleştirilen seçimlerin, Ali Ekber Yurt tarafından sahte üye kayıtları ve çeşitli entrikalarla manipüle edildiği, bu yolla cemevinin yönetiminin ele geçirildiği vurgulandı.

    Açıklamada Ali Ekber Yurt’un, üye kaydını durdurduğu ve cemevinin kapılarını Alevi toplumunun dışındakilere açtığı, buna karşın Alevi inancına sırt çevirdiği ifade edildi.

    Alevi kurumları ayrıca, cemevinin mülkiyetinin belediyeye ait olduğu ancak geçmişten günümüze kadar gelen belediye başkanlarının bu duruma müdahale etmediği, son günlerde yaşanan genel kurulun polis müdahalesiyle sabote edildiği ve cemevinin mahkeme kapılarına taşındığı kaydedildi.

    “ALİ EKBER YURT YÜZÜNÜ DEVLET ERKİNE DÖNMÜŞTÜR”

    Açıklamada şunlar kaydedildi:

    Dersim’de Kutsal Mekanımız “Gole Çeto” üzerinde bulunan “Tunceli Cemevi” Avrupa ve Türkiye’deki Alevi “Yol” taliplerinin ortak emek ve katkılarıyla yapılmıştır. Fakat ne yazık ki Ali Ekber Yurt olarak bilinen şahıs, sahte imzalı üye yazımlarıyla, 2011’de yapılan seçimi çeşitli entrikalarla, devlet gücü ve mahkeme kararıyla adeta emek hırsızlığı ile ele geçirmiştir. O gün bu gündür, Ali Ekber Yurt, üye yazımını durdurmuş, bütün Hak’k Kelamı edenleri susturmuş veya üyelikten attırmış, yüzünü devlet erkine dönmüş, bir devlet kurumuna da müdür olmuş, ocağına, ikrarına, inancına, itikâtına arkasını dönmüş, cemevinin kapısını Alevilerden başka herkese açık tutmuştur.
    Arsa ve dolayısıyla bina mülkiyeti belediyeye ait olmasına rağmen, nedense gelen-giden başkanlar da herhangi bir girişimde bulunup cemevimizi bu işgalden kurtarmamışlardır.

    “CEMEVİ, DEVLETİN-DİYANETİN DEĞİL DERSİM HALKININDIR”

    Geçen günlerde yapılan genel kurul, polis müdahalesiyle sabote edilerek, inanç mekanımız-dergâhımız, Yol’umuza hiç yakışmayan bir tavırla tekrar mahkeme kapılarına taşınmıştır.

    Bizler Avrupa’da bulunan Yol hizmetkârı, Ocak Pirleri ve Tunceli Cemevi’nin yapımındaki emektarları olarak, “Yolumuza uygun bir çözüm önerisiyle, bütün ocak pirlerinden rızalıkla oluşan bir meclisin gözetiminde üye kayıt işleminin yeniden titizlikle ve hakkaniyetli yapılmasını, cemevindeki, inançsal hizmetlerin de bu kurulacak Ocaklar Meclisi’nin gözetim, denetim ve yetkisinde olmasını temenni ve talep ediyoruz.

    Tunceli Cemevi Ali Ekber’in, devletin, Diyanetin değil Alevilerindir, Dersim halkınındır. Lütfen, elinizi hem inancımızdan hem dergâhlarımızdan çekiniz. İnancımıza, ikrarımıza, dergahımıza sahip çıkacağız! Emeğimizi gaspçılara, cemevimizi işgalcilere bırakmayacağız!”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Tunceli Cemevi genel kurulunun yeniden yapılması için iptal davası açılacak-VİDEO

    Tunceli Cemevi genel kurulunun yeniden yapılması için iptal davası açılacak-VİDEO

    PİRHA- 28 Ocak Pazar günü tartışmalı ve usule uygun olmayan şekilde yapılan Tunceli Cemevi Genel Kurulu yargıya taşınıyor. Bir basın açıklaması yapan cemevi yönetimi için yarışan Kureşyan Ocağı pirlerinden Ali Önal ve dedeler, genel kurula neden itiraz ettiklerini 9 maddede özetleyerek, seçimin yeniden güvenle ve tarafsız bir şekilde yapılması için yasal haklarını kullanıp genel kurul iptal davası açacaklarını açıkladılar. 

    Tunceli Cemevi’nde tartışmalı geçen ve Ali Ekber Yurt’un sadece 1 oy farkla yeniden genel başkan seçilmesiyle sonuçlanan genel kurulun ardından sular durulmuyor. Son seçimde Ali Ekber Yurt’la yarışan ve seçim sonuçlarını yargıya taşıyan Kureşyan Ocağı pirlerinden Ali Önal ve dedeler bugün bir açıklama yaptı.

    “ALEVİ İNANCINA YAKIŞMAYAN GÖRÜNTÜLER İÇİN ÖZÜR DİLERİZ”

    Ali Önal ve dedeler, Ali Ekber Yurt’un polis çağırarak halkı dışarı attırdığını belirten Ali Önal,“28 Ocak 2024 Pazar günü Tunceli Cemevi’nde yapılan olağan genel kurulumuzda mevcut başkanın, üyelerin ve halkımızın eleştirilerine dayanamayarak ortamı germesi sonucunda bazı hoş olmayan görüntüler yaşanmıştır. Dernekler Kanunu Madde 15’e göre genel kurulun denetimi, yürütülmesi ve güvenliği divan kuruluna ait olmasına rağmen kendisi divan genel kurul boyunca divan başkanı gibi davranmış genel kurul salonuna polis memurlarını çağırarak halkı dışarı attırmaya çalışmıştır.
    Tüm çabalarımıza rağmen önleyemediğimiz Alevi inancına yakışmayan bu görüntüler tüm Alevi dünyasının vicdanını sızlatmış ve bizleri de rahatsız etmiştir. Bizler tüm çabalarımıza rağmen önleyemediğimiz bu yaşanan görüntüler için kendi adımıza tüm halkımızdan özür diliyor ve bütün canlarımızın affınıza sığınıyoruz” dedi.

    Tunceli Cemevi yönetiminin anlayış olarak değişmesi gerektiğini ifade ettiklerini hatırlatan Önal, “Yaşanan tüm süreçle alakalı siz canlarımızın da bilgi sahibi olması vicdani olarak bizleri de rahatlatacaktır. Daha önce Tunceli Cemevi yönetiminin anlayış olarak neden değiştirilmesi gerektiği hususunda sizleri bilgilendirmiştik.
    Alevi inancında bir cemevinin halka ve Hakk’a hizmet etmesi gerektiğini ancak Tunceli Cemevi’nde hizmet noktasında sadece cenaze kaldırma yeri olarak kaldığını ve halktan koptuğunu halkın hayır yemeklerini dahi restoranlarda verdiğini dile getirmiştik. Cemevleri hiç kimsenin siyasal veya kişisel rant sağlama yeri değildir. Hangi siyasi düşünceden olursa olsun siyasete girmiş bir bireyin cemevlerinden uzak kalması yönetici konumundan ayrılması gerektiği konusunda tavrımız nettir.
    Bu değişimin önünü açmak için yapılan genel kurulda bu yönetime talip olduğumuzu daha önce basın aracılığı da sizlerle paylaşmıştık” diye kaydetti.

    9 MADDEDE İTİRAZ NEDENLERİ

    Ali Önal, itirazlarının nedenlerini maddeler halinde şöyle anlattı:

    “1. Mevcut cemevi başkanı Ali Ekber Yurt, AK Partiden Tunceli Belediye Başkanı aday adayı olmuş bundan dolayı da siyasi tercihi ne olursa olsun inancın siyaset üstü olduğunu ve kendisinin tarafsızlığını yitirmesi ile artık cemevi başkanlığını bırakması gerektiğini, bunun hem dernek tüzüğümüzün 2/g maddesinin gereği (‘derneğin hiçbir siyasi amacı yoktur’) hem de siyasi olarak taraf olmasından kaynaklı etik değerlere aykırı olduğundan savunduk.

    2. Aday adaylığı süreci devam ettiği sürede dernek tüzüğü 10/a maddesinin gereği (‘iki yılda bir ocak ayının 2. pazar günü olağan toplanır’) genel kurulu 14 Ocak 2024 Pazar günü toplaması gerekirken adaylığının netleşmesini bekledi. Genel kurulu keyfi ve tüzüğe aykırı olarak 28 ocak pazar günü yaptı.

    3. Bu geciktirmeyi fırsat bilerek yönetim kurulu toplantısı yapmadan daha önce 2 yıl boyunca hiç kimseyi dernek üyeliğine kabul etmemişken ve bizim yönetime talip olduğumuzu bildiği halde seçim sonucunu etkilemek için kendine oy vereceğinden emin olduğu kişileri üye yaparak hem yasal olarak suç işlemiş hem de bu seçimi kendi lehine sonuçlanmasını hedefleyerek yapılan seçime de gölge düşürmüştür.

    4. Hazirun listesini en geç genel kurul tarihinden en az 15 gün öncesinde (30.12.2023) dernek binasına asması ve tarafımıza iletmesi gerekirken liste genel kurul anında salona getirildi.

    5. Yapılacak olan genel kurulda yönetime genel kurul yapılmadan aylar önce aday olduğumuzu bildirmemize rağmen kendisi dernek defterlerini dernek binasından kaçırmak suretiyle yazılı ve sözlü taleplerime rağmen dernek üye listesi ve iletişim numaralarını tarafıma iletmemiştir.

    6. Genel kurulda seçilen başkanı divan maalesef tarafsızlığını korumayarak Ali Ekber Yurt un kazanması için verdiğimiz tüm önergeleri genel kurul üyelerine sunmadan direk reddetmiştir. Divan başkanının böyle bir hakkı yoktur.

    7. Tüm üyelerin oy kullanma hakkı ve oy kullanma hakkının nasıl kazanılacağı konusunda tüzüğümüz bağlayıcıdır. Tüzük Madde 10 göre dernek genel kurulunda, toplantı gününden bir ay öncesine kadar aidatlarını ödemeyenler toplantı nisabında göz önüne alınmaz ve oy kullanamazlar. Böylece 01.01.2024 tarihinde usulsüz olarak yeni yapılan 27 üyenin, üye yapım şekli usulen doğru olsaydı dahi yine de genel kurulda oy kullanma hakkını kazanmamış oluyorlar.

    8. Seçim anında yine derneğimiz tüzüğünde bulunan madde 15 ve 18’e göre yönetim ve denetim kurulları asil ve yedek üyelerin hepsinin isimlerinin gizli oyla oylanması gerektiği açıktır.
    Biz yönetim ve denetim kurullarında görev alacak arkadaşlarımızın isimlerinin bulunduğu seçim pusulamızı divan başkanlığına sunduğumuzda karşı tarafın hazırlığının olmadığı gerekçisi ile seçimin el kaldırma yöntemiyle yapılmasını isteyen Ali Ekber Yurt ve divan başkanı bizim ve üyelerimizin tüm itirazları sonucunda kapalı oy yaptırmaya mecbur kaldı.

    9. Seçim zarfına konulacak pusulası hazır olması gereken 18 yıllık başkan ilk defa seçime giriyormuş gibi hazırlıksız gelmesi de ayrı bir durum. Divana kendilerine zaman tanıyalım pusulalarını hazırlasınlar dememize rağmen tüzüğe aykırı bir şekilde beyaz kağıtlara sadece Ali Önal ve Ali Ekber Yurt yazılarak bir oylama gerçekleşti. Oysa zarftan çıkacak pusulada yönetim ve denetim kurullarının asil ve yedek üyelerinin tümünün isminin yazılı olması gerektiği dernekler kanunu ve tüzüğümüze göre sabittir.

    Sevgili canlar saydığımız bu sebeplerden dolayı üyelerimizin iradesinin sandığa tam yansıdığı bir seçimin yeniden güvenle ve tarafsız bir şekilde yapılması için yasal haklarımızı kullanıp genel kurul iptal davası açacağımızı tüm Alevi kamuoyuna bildirir saygılar sunarız.”

    PİRHA/DERSİM

  • Tunceli Cemevi’nde tartışmalı kongre: Ali Ekber Yurt 1 oy farkla kazandı-VİDEO

    Tunceli Cemevi’nde tartışmalı kongre: Ali Ekber Yurt 1 oy farkla kazandı-VİDEO

    PİRHA- Alevi inancına uymayan faaliyetleriyle uzun zamandır tepkilerin odağında yer alan Tunceli Cemevi genel kurulu yapıldı. Tartışmalı geçen genel kurulda, derneğe usulsüz 27 üye kaydedildiğine dair itiraz kabul edilmedi. Ali Ekber Yurt, 1 oy farkla yeniden başkan seçildi.

    Dersim halkının taleplerine ve Alevi inancına uymayan uygulamalarıyla uzun zamandır eleştirilerin, tepkilerin odağında olan Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Yayma ve Yardımlaşma Derneği’ne bağlı Tunceli Cemevi, yeni yönetim kurulu ve başkanını belirlemek için olağan genel kurulunu yaptı.

    İKİ LİSTE YARIŞTI

    Cemevi binasında yapılan Genel Kurula yoğun bir katılım dikkati çekerken, başkanlık için iki liste yarıştı.

    Yaklaşık 16 yıldır cemevinin bağlı olduğu Tunceli Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Yayma ve Yardımlaşma Derneği Başkanı olarak görev yapan Ali Ekber Yurt’un, AKP’den Dersim Belediye Başkanlığı için aday adayı olması tartışmalara sebep olmuştu.

    Ali Ekber Yurt yönetiminin keyfi tutumlarına karşı, Kureyşan Ocağı pirlerinden Ali Önal, Tunceli Cemevi’nin artık Hakk’a ve halka hizmet vasıflarını yitirdiğini, sadece ‘cenaze kaldırma evi’ konumuna geldiğini ve cemevine tepki olarak Dersim halkının artık ‘hayır’ yemeklerini bile restoranlarda vermeye başladığını belirterek, bu durumu değiştirmek üzere adaylığını açıklamıştı.

    “USULSÜZ 27 ÜYE KAYDEDİLDİ”

    Divan seçiminin ardından aday ve taraftarların karşılıklı birbirlerini suçlamalarıyla başlayan genel kurulda yoğun tartışmaların yaşanması nedeniyle uzun süre seçime geçilemedi.

    Başkan adayı Ali Önal, mevcut Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’un son bir ay içinde yönetim kararı olmadan 27 kişiyi üye yapmasına tepki göstererek, bunun hile olduğunu ve yapılacak seçime gölge düşürdüğünü belirtti. Önal, yeni yapılan üyelerin kaydının silinmesi önerisinin genel kurulda oylanmasını talep etti ancak bu talebi kabul edilmedi.

    ALİ EKBER YURT POLİS ÇAĞIRDI

    Bunun üzerine karşılıklı tartışmalar ve itiş kakışlar yaşandı. Salondaki üye ve misafirlerin bir kısmı, mevcut cemevi yönetiminin toplumdan uzaklaştığını, ihtiyaçlara cevap vermediğini, üye olmak için dernek yönetimine defalarca başvurmalarına rağmen bu taleplerin reddedildiğini belirttiler.

    Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt ise yeni üye kayıtlarının usule uygun olduğunu iddia etti. Yurt’un, derneğe yeni üye kaydının yönetim kurulunun keyfiyetinde olduğunu belirtmesi tartışmaların büyümesine neden olurken, Alevilerle Ali Ekber Yurt arasında gerginlik yaşandı.

    Tartışmanın büyümesi üzerine polis devreye girdi, gerginlik son buldu.

    YURT YENİDEN BAŞKAN SEÇİLDİ

    Ali Ekber Yurt ve Yönetim Kurulu üyesi Ali Önal’ın sunduğu listelerin oylanmasına geçildi. Oylamanın açık yapılmasını isteyen Yurt’a karşı, Ali Önal’ın kapalı oylamada ısrar etmesi sonucu kapalı oylama yapıldı.

    Oy kullanma hakkı olan 147 üyeden 99’u oy kullandı. Yapılan oylama sonucunda Ali Ekber Yurt 50, Ali Önal ise 49 oy aldı. Yurt, 1 oy farkla yeniden başkan seçildi.

    Eyüp HANOĞLU/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:

    “Tunceli Cemevi, Hakk’a ve halka hizmet vasfını yitirmiştir”

    Pirlerden açıklama: Tunceli Cemevini özüne döndürmek zorundayız

    Tunceli Cemevi’nin, Alevi inancına aykırı davranması tepki çekiyor

    Dersimli yurttaşlar: Tunceli Cemevi yönetiminin değişmesini istiyoruz

  • Tunceli Aile Sosyal Politikalar Müdürü Ali Ekber Yurt görevden alındı

    Tunceli Aile Sosyal Politikalar Müdürü Ali Ekber Yurt görevden alındı

    PİRHA –  Tunceli Aile Sosyal Politikalar Müdürü Ali Ekber Yurt, bakanlık tarafından görevden alındı.

    Alevi inancına aykırı uygulamalarıyla Dersim halkının tepkisini çeken Tunceli Cemevi’nin başkanı da olan Tunceli Aile Sosyal Politikalar müdürü Ali Ekber Yurt, bakanlık tarafından görevden alındı. Yerine ise kurumda müdür yardımcılığı görevini yürüten Seyfettin Özdemir vekaleten atandı. Yurt’un eski görev yeri olan Huzurevi’ne görevlendirileceği düşünülüyor.

    (HABER MERKEZİ)

    İLGİLİ HABERLER:

    Tunceli Cemevi’nin, Alevi Inancına Aykırı Davranması Tepki Çekiyor

    Tunceli Cemevi Başkanı’ndan Bahçeli’ye Ziyaret: Cami De Cemevi De Bizimdir, Hepimiz…

    Ali Ekber Yurt, Sağlık Çalışanlarının Önünü Keserek Tehdit Etti

    Dersim’de SES Üyelerinin Ali Ekber Yurt Tarafından Sürgün Edilmesine Tepki

    SES Dersim Şubesi: Ali Ekber Yurt Üyelerimize Karşı Düşmanca Bir Tavır Içerisindedir

  • Ali Ekber Yurt, sağlık çalışanlarının önünü keserek tehdit etti

    Ali Ekber Yurt, sağlık çalışanlarının önünü keserek tehdit etti

    PİRHA- Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Ali Ekber Yurt, SES Dersim Şubesi üyelerinin önü keserek tehdit etti. SES üyeleri suç duyurusunda bulunurken, SES Dersim Şubesi de, “Bu kötü muamelenin sosyal hizmet emekçilerine reva görülmesi, tehdit, mobbing ve sürgün politikalarını benimseyen liyakatsiz, ‘kabadayı’ il müdürünün bunca hukuksuzluğa rağmen o koltukta oturmasını kabul etmiyoruz. Yasal sürecin takipçisi olacağız” dedi.

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Dersim Şubesi, üyelerine yönelik mobbing ve sürgüne ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, 4 üyelerinin Tunceli Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nden Pertek Sosyal Hizmet Merkezi’ne haksız bir şekilde sürgün edildiğini, il müdürlüğüne sürgün edilen 1 yöneticilerinin atamasının da Erzincan İdare Mahkemesi tarafından iptal edildiği ifade edildi.

    “LİYAKATSİZ İDARECİLER ER YA DA GEÇ GİDECEK”

    Açıklamanın devamında şunlar dile getirildi:

    “Davayı kazanan üyelerimizin tekrar sürgün edilmesi için Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Ali Ekber Yurt tarafından Pülümür Sosyal Hizmet Merkezi açılmış, aralarında Pertek ilçesine sürgün edilenlerin de bulunduğu 5 üyemiz bu kez hukuksuz bir şekilde Pülümür ilçesine sürgün edilmiştir. Yeniden sürgün edilen üyelerimiz 27 Ekim’de Pülümür Sosyal Hizmet Merkezi’ne tahsis edilen kurum aracı ile mesai sonrası dönerken, yolları İl Müdürü Ali Ekber Yurt tarafından Pülümür- Dersim karayolunda kesilmiştir. Kurum aracında bulunan çalışanların yanına gelen Yurt, ‘Ben sizin kurum aracına binmenizi yasakladım, böyle ahlaksızlık, terbiyesizlik olmaz’ diyerek, üyelerimize hakaretler savurmuştur. Haksız yere Pülümür ilçesine atamaları yapılan sosyal hizmet çalışanları, il müdürü tarafından maddi ve manevi olarak mağdur edilmektedir.

    İl Müdürünün giderek artan, şiddet içeren tutumlarına yönelik araçta bulunan kurum çalışanı 4 üyemiz il müdürünün yollarını kesmesi ve saldırgan tutumları karşısında Nazımiye Jandarma Karakoluna suç duyurusunda bulunmuş, 2 üyemiz ise il müdürünün hakaret ve aşağılamalarına karşı 6284 sayılı Kanuna istinaden önleyici tedbir talebinde bulunmuşlardır.

    Mahkeme kararlarıyla haksız ve hukuksuz uygulamalarda bulunduğu tescillenen, başkanı olduğu inanç kurumunu bu uğurda kendi çıkarları için kullanan ‘kabadayı müdür’ Ali Ekber Yurt’a Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın ve Tunceli Valiliği’nin herhangi bir müdahalesi olmaması da ayrı bir cezalandırmadır. Bu kötü muamelenin sosyal hizmet emekçilerine reva görülmesi, tehdit, mobbing ve sürgün politikalarını benimseyen liyakatsiz, ‘kabadayı’ il müdürünün bunca hukuksuzluğa rağmen o koltukta oturmasını kabul etmiyoruz. Yasal sürecin takipçisi olacağız. Liyakatsiz idareciler er ya da geç gidecek, haksızlığa ve hukuksuzluğa karşı ses olup sendikal dayanışmamızı sürdürmeye devam edeceğiz.”

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Yıllardır taviz vermeden Pirlik yapmaya çalışıyorum ama bugün artık takiyye yapmak zorunda kalıyorum’-VİDEO

    ‘Yıllardır taviz vermeden Pirlik yapmaya çalışıyorum ama bugün artık takiyye yapmak zorunda kalıyorum’-VİDEO

    PİRHA- Derviş Cemal Ocağı pirlerinden Pir Hasan Hayri Şanlı, “Kur’an’ı ezbere okuyorum ama alışamıyorum. Yıllardır taviz vermeden pirlik yapmaya çalışsam da, bugün artık takiyye uygulamak zorunda kalıyorum” dedi. Dedeliğin Muhammet Ali soyundan gelmediğini, soy zincirinin incelenmesi gerektiğini belirten Şanlı, “Ama bunu söylediğim zaman bir tek dayak yemediğim kalıyor” diye ekledi.

    Alevi inancı ve toplumu yüzyıllardır iktidarların kıskacı altında kırıma ve asimilasyonla karşı karşıya kaldı.Bu da inancın yürütülmesinde ciddi sıkıtınlar oluşturuyor. Hakim din anlayışına benzetilmek ve yok edilmek istenen Aleviliğin geldiği noktayı Ovacık Ziyaret (Jare) köyünde yaşayan 1944 doğumlu Derviş Cemal Ocağı’ndan Pir Hasan Hayri Şanlı PİRHA‘ya değerlendirdi.

    “KUR’AN BİZİM YOLUMUZA HİÇ UYMUYOR”

    Kur’an’ın ilk Türkçe mealini 1964’te okuduğunu ve o zamandan beri yıllardır okumaya devam ettiğini belirten Şanlı, kendisinin bu konudaki hikayesini şöyle anlatıyor:

    “Ben Kur’an okuduğum vakit babama anlatırken, o diyordu değiştirilmiş. Ya baba değiştirilmişse yenisi ne? 1956’da ilkokulu bitirdim. Bir öğretmen, “Okula yazalım” dedi. Babam kabul etmedi, “Yok Kur’an okuyacak”. 1961’de bana yetki verdi. Ondan sonra 1964’te baktım tecvid (Tecvid: Kur’an’ı belli kurallara göre, doğru bir biçimde okumayı öğreten bilim) bilmiyorum, tecvidi de öğrendim. Ondan sonra Kur’an’ın Türkçe anlamına baktığım vakit, bir baktım ki Yolumuza hiç uymuyor. Bıraktım, yapmadım. Hatta amcam Haydar Dede “Oğlum illa yapacaksın” dedi. “Ya amca yanlış olduğuna inandığım bir şeyi ben nasıl yapayım” dedim.

    “KUR’AN’I EZBERE OKUYORUM AMA ALIŞAMIYORUM”

    Bundan 6-7 sene önceydi. Kur’an’ı aldım, baştan sonuna kadar bize uygun ne var diye baktım. Zaten yanlış diyorum ama yanlış dediğim vakit, bugün bile bir dayak yemediğim kalıyor. O zaman seçe seçe bizim dualarımıza, bizim  Yolumuza uygun çok az şey seçtim. Onları bugün bazı yerlerde okuyorum. Kitap koymuyorum önüme, ezbere okuyorum ben. Ama alışamıyorum. Örneğin bir cenaze erkanına gidiyoruz ya, Yol’u erkanı, erkana göre yapıyorum. Bakıyorum sonradan birisi gelmiş. Hani cenaze namazı kılmadın sen diyor. Sen nereden biliyorsun diyorum. Ha yani bugün insan mecbur kalıyor. Takiyye uygulamak zorunda kalıyorum.”

    “İLK PİRLER MÜSLÜMAN DEĞİL ALEVİYDİ”

    Şimdi artık pir, ağzıyla kuş tutsa bile talibin buna itibar etmediğini, hatta Irak’a gidip Şii eğitim görüp dönenlerin olduğunu anlatan Şanlı, “Nefes Dergisi’nin 21. sayısında ilk ‘soy zinciri sorgulanmalı’ yazısını ben yazdım. Hani babadan oğula geçen dedelikten bahsediyorum. Benim, babaannem Kürt kızı, anneannem Kürt kızı, büyük nenem o da Kürt kızı. Pirlik ne zaman başladı? Pirlik mesela diyorlar ki Muhammed Ali’den hayır değil. Pirlik Nasır-ı Hüsrev’in Bedehşan’a gitmesinden sonra başladı. Alamut sonrası her şey dağılınca, Baba Seyit İnan (?)‘ın yani görevlendirdiği kişiler de bitince, Nasır-ı Hüsrev, kendisiyle birlikte gelen arkadaşının soyundan pir atadı oraya. O pirler yönlendiriyorum, ama o pirler Müslüman değildi. Onlar Alevi’ydi” dedi.

    “EN BÜYÜK ENGELİM YİNE KENDİ HALKIM”

    Dedelik için zaten yıllardır erkan yürütülmediğini söyleyen Şanlı, dedelik yaparken yaşadıklarını, örnekler vererek şöyle ifade ediyor:

    “Yıllardır taviz vermeden dedelik yapmaya çalışıyorum ama bir tek dayak yemediğim kalıyor. Mesela Çakmaklı köyünden Pir Seyfi Gülatar Dede’nin cenazesinde, cenaze namazı kılmak istemiyorum diye bir sürü insanın içinde tehdit ettiler, arkadan vurdular. Zeynel Dede’yi çağırıp cenaze namazı kıldırdılar. Halbuki biz yolcumuzu cennete göndermiyoruz ki. Seyfi Dede’nin günahı mı vardı? Cennete gitmenin yolu Sünni İslam’da namaz kılmaktır ama biz Sünni değiliz ki. Ben taviz vermem. Asla. Ama benim önümde en büyük engel yine kendi halkım. Gerektiğinde onlar bana karşı çıkıyor. En çok da akrabalarım.

    “BAHÇELİ’YE ZÜLFİKAR VERDİLER, BİZİ DAHA İYİ KESSİN DİYE”

    Şimdi Ali Arif Özzeybek Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı oldu. Bu adam Kılıçdaroğlu’nun danışmanıydı. Ondan ayrıldı. Soylu’nun danışmanı oldu. O zaman başlamıştı köyleri geziyordu. Cemevlerini geziyordu. Hatta o dönemde Ali Kenanoğlu bu konuyu meclise taşıdı. Cevap da alamadı. E şimdi bakıyorsun, en gözde dedeler onun yanında.”

    Eyüp HANOĞLU/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -‘Bugün sürdürülen yola Alevilik diyemem, Sünniliğin bir kolu gibi’
    ‘Bugün içimize, asimilasyon yapmak için gelenlerin önüne kırmızı halı seriliyor’

  • Dersim’de SES üyelerinin Ali Ekber Yurt tarafından sürgün edilmesine tepki-VİDEO

    Dersim’de SES üyelerinin Ali Ekber Yurt tarafından sürgün edilmesine tepki-VİDEO

    PİRHA-SES Dersim Şubesi, sendika üyelerinin Tunceli Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Ali Ekber Yurt tarafından ilçelere sürgün edilmesine ilişkin basın açıklaması yaparak tepki gösterdi. SES Eş Genel Başkanı Gönül Adıbelli, “Kayırmacılığa ve hukuksuzluğa karşı tepki koyan Dersim şube yöneticileri ve üyelerimiz sürgün edilmişlerdir” dedi. 

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Dersim Şubesi, sendika üyelerinin Tunceli Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Ali Ekber Yurt tarafından ilçelere sürgün edilmesine ilişkin basın açıklaması yaparak tepki gösterdi.

    Açıklamaya SES Eş Genel Başkanı Gönül Adıbelli, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik ve Dersim’deki sivil toplum örgütleri ve siyasi parti yöneticileri katıldı. Açıklamada, ‘Birlikte örgütlenmeye, mücadeleye devam ediyoruz’ pankartı açıldı.

    “ÜYELERİMİZ SÜRGÜN EDİLMİŞTİR”

    Sosyal hizmetler alanındaki mobbing, bürokratik ve siyasal baskıların dozunu artırarak devam ettiğini belirten SES Eş Genel Başkanı Gönül Adıbelli, “Pandemi döneminde bile koruyucu ekipman talep eden sosyal hizmet emekçileri terörist olarak damgalanmış ve sürgün edilmişlerdir. AKP’nin il ve ilçe başkanlıklarının özellikle taşrada kurumun iş ve işlemlerine müdahalesi sonucu torpil ve kayırmacılık kurumlarımızın en küçük birimlerine kadar sirayet etmiştir. Bu kayırmacılık ve hukuksuzluğa karşı tepki koyan Dersim şube yöneticileri ve üyelerimiz sürgün edilmişlerdir. Mahkemeyi kazanıp geri dönen üyelerimiz bu seferde ihtiyaç olmayan ilçelerde yeni birimler açılarak oralara görevlendirme adı altında sürgüne devam edilmiştir” dedi.

    “DERSİM’DE ANTİ-DEMOKRATİK UYGULAMALAR GİDEREK ARTIYOR”

    Dersim’de anti demokratik uygulamaların giderek arttığını vurgulayan KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, “Giderek artan bir hukuksuzluğun dozajının her geçen gün artıyor. Türkiye hakkında yayınlanan raporlara baktığımız zaman Türkiye’nin hem insan hakları açısından hem de işçilerin sendikal hakları açısından baktığımızda son sıralarda yer aldığını ve artık Türkiye’nin demokrasi dışı bir ülke olduğunu görüyoruz. Tüm hukuksuzluklar ve baskılara karşı mücadelemizi geçmişten beri sürdürdüğümüz gibi hem Dersim’de hem de ülkenin birçok yerinde sürdürmeye devam edeceğiz.

    Açıklama ‘Baskılar bizi yıldıramaz’ sloganlarıyla sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Ali Ekber Yurt, tetikçilik ve yalakalık yapıyor

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Ali Ekber Yurt, tetikçilik ve yalakalık yapıyor

    PİRHA- Aydınlık Gazetesi’ne röportaj veren Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt, Dersim Emek ve Demokrasi Platformu’nu hedef göstermişti. Konuya ilişkin açıklama yapan platform, “Ali Ekber Yurt ve temsil ettiği anlayış ‘makam ve mevki’ için bugüne kadar olduğu gibi hedef göstermekten ‘yalakalık’ yapmaktan vazgeçmiyor” dedi.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Dersim’e gelişini protesto etmiş ve Alevilerin en temel taleplerine dahi kulaklarını kapatan bu kurumun derhal kapatılması çağrısını yinelemişti.

    Bunun üzerine Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt, Aydınlık Gazetesi’ne röportaj vererek Diyanet’i, kendisini ve beraberindeki insanları aklamaya çalışarak, Dersim Emek ve Demokrasi Platformu’nu, hedef gösterdi.

    Platform, konuya ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

    “ALEVİLERİN SORUNLARI APAÇIK ORTADA”

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Tetikçi sözde gazete ile hedefe koymaya çalışan Yurt, Diyanet İşleri Başkanı ile yaptıkları görüşmeye dair ‘Sorunlarımızın çözümüne müdahil olmalarını istedik’ demiştir. Alevilerin sorunları apaçık ortadadır. Peki, iktidar bu sorunlar karşısında nasıl bir tutum takınmıştır? Ali Ekber Yurt unutturmaya çalışıyor olsa da biz hatırlatalım:

    Yıl 2005; Cem Vakfı başbakanlığa başvurarak Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Alevi ve diğer inançları da kapsayacak şekilde kamu hizmeti vermemesinden şikâyetçi olmuş; Aleviliğe hukuksal statü, cemevlerinin ibadethane olarak tanınması, cemevi inşası, cemevlerinin işleyişi için kamusal fon öngörülmesi ve Alevi dedelerine devlet memuru statüsü kazandırılması taleplerini istemişti. Tüm bu talepler 19 Ağustos 2005’de doğrudan Başbakanlık tarafından reddedilmişti!

    2007 yılında ‘Alevi Açılımı’ yaptılar, 2008 yılında alevi kurumları ile bir araya geldiği bir toplantıda bizzat Erdoğan ‘Cemevleri ile ilgili şahsıma ulaşmış bir talep yok. Ulaştığında da biz bunlara uzak kalmayız, değerlendiririz.  Anayasa ve yasalar içerisinde yapılabilecek bir şey varsa, gerekli adımları atarız’ demişti.

    “CEMEVİNE ‘UCUBE’ DEMİŞTİ”

    Peki attı mı adımları? Atmadığı gibi 2012 yılında katıldığı bir televizyon programında Karacaahmet Mezarlığı yanındaki cemeviyle ilgili olarak ‘O cemevi bir ucube olarak yapıldı orada. Hala kaçaktır. Ruhsatı yoktur. Karacaahmet Türbesi’nin yanında ucube olarak durur’ diye konuştu Erdoğan!

    Erdoğan, Sivas katliamı davasında ‘zamanaşımı’ kararı verilmesine ‘Milletimiz için, ülkemiz için hayırlı olsun’ dedi. Yetmediği gibi Sivas Katliamı sanıklarına avukatlık yapanlar AKP’de vekil oldu. Hükümette bakanlıklar verildi. Hala AKP’de çeşitli görevlerde bulunmaya devam ediyorlar!

    Aynı Erdoğan 2013 yılında ‘Cemevleri ibadethane değil. İslam’da tek ibadethane vardır, cami. Cemevleri kültür evleridir’ dedi!

    2014 yılında ‘Alevi kardeşlerim cemevine ibadethane diyorsa, benim itirazım olmaz. Ama şahsi görüşüm, böyle bir yasal statü İslamiyet’te bölünmeye sebep olur’ dedi. Aynı yılın Mayıs ayında ‘cemevlerinin hukuki statüsü tartışılırken’ cenaze için Okmeydanı Cemevine gelen Uğur Kurt polis kurşunu ile vuruldu ve hayatını kaybetti! Uğur Kurt’u bir kez daha bu açıklama vesilesiyle anıyoruz…

    “YARGI KARARLARI UYGULANMIYOR”

    2015 yılında yine bir seçim arifesinde Erdoğan, Almanya’da katıldığı Gençlik Buluşması’nda gerçekleştirdiği konuşmasında, ‘Eğer Alevilik, Hazreti Ali’yi sevmekse benden daha Alevi’si olamaz. Ama yok. Alevilik bir dinse, orada Tayyip Erdoğan yok. Onu ‘Alisiz Aleviler’ düşünsün’ dedi.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 2016 yılında Türkiye’de Alevilerin din özgürlüğü haklarının ihlal edildiğine ve kendilerine dini planda ayrımcılık yapıldığına hükmetti. AİHM kararı üzerine cemevlerine yasal statü tanınmasını öngören yasa tasarıları mecliste AKP’li vekiller tarafından reddedildi.

    Erdoğan 24 Haziran 2018 baskın seçimi için partisinin seçim beyannamesini açıklarken, ‘Demokrasimizi geliştirmeye devam edeceğiz, demokrasiyi bir üst lige çıkaracağız. Cemevlerine hukuki statü sağlayacağız’ dedi.

     “ALİ EKBER YURT, AKP’YE YALAKALIK YAPIYOR”

    AKP’li yetkililerin Aleviler için söylediklerini kitaplara bile sığdırmak mümkün değil! Ancak Ali Ekber Yurt ve temsil ettiği anlayış ‘makam ve mevki’ için bugüne kadar olduğu gibi hedef göstermekten ‘yalakalık’ yapmaktan vazgeçmemiştir. Yine kısa bir zaman önce asimilasyon merkezlerini aklamak için konuşan Ali Ekber Yurt, ‘Tunceli’de asimilasyon cemaat ve tarikatlar eliyle değil de sol marjinal yapılar tarafından yapılıyor. Tunceli toplumuna en büyük zararları bunlar verdi’ deme haddini dahi kendinde bulmuştur. Devrimcilerin ödediği bedellere dair konuşmak Ali Ekber Yurt’un haddi değildir! Bunu da bir kez daha buradan belirtmiş olalım!

    Sonuç olarak; Malatya’da, Maraş’ta, Adıyaman’da, ve daha birçok kentte Alevi ailelerin evleri işaretlenmemiş gibi,

    Bizzat Diyanet İşleri Başkanı tarafından şeriat çağrıları yapılmamış gibi,

    Bir siyasi partinin lideri seçim meydanlarında Alevi olduğu için yuhalatılmamış gibi,

    Cemevlerine cümbüş evi denilmemiş gibi,

    Dersim’de alevi köylerine camiler inşa edilmemiş gibi davranmaya devam etsin Ali Ekber Yurt!

    “ALEVİLERİN ASİMİLE EDİLMESİNE KARŞI DURMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

    Sözde gazete Aydınlık ve tek adam iktidarının temsilcileri gibi ‘terör’ söyleminin arkasına sığınmaya devam etsin Ali Ekber Yurt!

    Biz Ali Ekber Yurt gibilerini ezelden beridir tanırız; kendi rantlarını, makamlarını, çıkarlarını korumak için yapmayacakları şey yoktur. Hatırlanırsa Ali Ekber Yurt ‘söz uçar yazı kalır’ misali yeğenini işe aldırmak için dönemin başbakanına mail atarak avuç açmış, yalvarmış, muhbirlik yapmaktan geri durmamıştı.

    Biz Dersim Emek ve Demokrasi Platformu olarak Alevilerin asimilasyon merkezlerine mecbur bırakılmasına ve onların temsilcileri eliyle asimile edilmesine karşı durmaya devam edeceğiz!”

    PİRHA/DERSİM

     

  • Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Tunceli İl Müdürü oldu

    Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Tunceli İl Müdürü oldu

    PİRHA-Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler (AÇSH) İl Müdürü Songül Acar’ın görevinden alınıp yerine, Alevi toplumunun asimilasyon faaliyetleri içinde olmakla eleştirdiği Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt getirildi. 

    Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler (AÇSH) İl Müdürü olarak görev yapan Songül Acar, görevinden alındı. Songül Acar’ın yerine Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Tunceli İl Müdürü oldu.

    Acar, “Kıymetli hemşerilerim 20 aydır büyük bir özveri ile yürüttüğüm İl Müdür Vekilliği görevim Sayın Bakanımızın takdirleri ile sona ermiştir” ifadelerini kullandı.

    Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt, ‘gri dede’ olarak bilinen, AKP hükümeti ve Diyanet İşleri Başkanlığı ile sıkı ilişkileri olan bir isim.

    Alevi toplumu tarafından, Alevi asimilasyonu faaliyetleri içinde olduğu için tepki toplayan bir isim.

    PİRHA/DERSİM

  • Valilik, Tunceli Cemevinde oruç açma yemeği veriyor

    Valilik, Tunceli Cemevinde oruç açma yemeği veriyor

    PİRHA- Tunceli Valiliği yaptığı duyuruda Tunceli Cemevi ve ilçe cemevlerinde oruç açma yemeği düzenlediğini bildirdi. Duyurda ayrıca Valilik, 21 Ağustos’ta Kuran Tilavetiyle ve Gülbanklarla Hacı Bektaş Veli’yi anacağını belirtti. PİRHA’nın sorularını yanıtlayan Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt, Valiliğin cemevinde düzenlediği oruç açma yemeğinin normal ve olumlu olduğunu, zamanın artık değiştiğini savundu. 

    Aleviler evlerinde ve cemevlerinde Muharrem Orucu’nu açarken, AKP hükümeti de Alevilerin itirazlarına rağmen Valilikler aracılığıyla iftar (oruç açma) yemekleri düzenliyor.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu imzasıyla Valiliklere gönderilen bir tebliğ ile tüm Vali ve Kaymakamların Muharrem oruç açımlarına katılması istendi. Genelgeye göre, vakıf veya derneklerin kurduğu Muharrem ayındaki sofralara mümkün olduğunca katılım sağlanması, en az bir gün Vali veya Kaymakamların ev sahipliğinde Muharrem orucunun açılması ve aşure etkinliklerine de katılım sağlanması öngörüldü.

    Alevi inancında olmayan iftar yemek davetleri Türkiye’nin pek çok yerinde cemevi ve dernek yöneticilerine bildirildi.

    Tunceli Valiliği’nin “Vefatının 750. Yılında Tunceli Hacı Bektaş Veli anma etkinlikleri” şeklinde duyurduğu programa göre, bu akşam Tunceli Cemevi ve ilçe cemevlerinde oruç açma ve cem erkânı düzenlenecek.

    KURAN TİLAVETİ VE GÜLBANKLARLA HACI BEKTAŞ VELİ ANMASI

    21 Ağustos’ta ise akşam Tunceli Cemevinde yemek verilip Aşure dağıtılacak. Tunceli Müzesi avlusunda ise saat 20.00’de İstiklal Marşıya başlayacak etkinlik önce Kuranı Kerim Tilaveti, sonra ise Gülbank okunmasıyla devam edecek. Vali Mehmet Ali Özkan da bir konuşma yapacak.

    ALİ EKBER YURT: DEVLET ARTIK ALEVİLERLE İLGİLİ 

    PİRHA’nın sorularını yanıtlayan Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt, Valiliğin cemevinde düzenlediği oruç açma yemeğinin normal ve olumlu olduğunu, zamanın artık değiştiğini savundu.
    Böylelikle hükümetin cemevlerini tanıdığını, cemevlerinin ihtiyaçlarını giderdiğini iddia eden Yurt, “Ancak hala hükümet Alevilerin taleplerini kabul etmedi, cemevleri hala Diyanet’in kırmızı çizgisi” hatırlatmamıza ise itiraz ederek AKP’nin Alevi politikasını savundu.

    Yurt, “Tunceli’de tüm cemevlerinde sorunlar tespit edildi. Şu anda sorunlar çözülüyor. Cemevlerinin jeneratörleri alındı” dedi.

    Alevilerin ihtiyaçlarının jeneratör, makina, tüp olmadığını hatırlattığımızda ise Ali Ekber Yurt “Siz benim devletle aramı bozmak istiyorsunuz” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/DERSİM

  • Süleyman Metin’den Ali Ekber Yurt’a yalanlama: Gerçekler bilinse çarşıda gezemezler

    Süleyman Metin’den Ali Ekber Yurt’a yalanlama: Gerçekler bilinse çarşıda gezemezler

    PİRHA- Diyanet işbirliğiyle belirlenen şahısları para karşılığında yurt dışına “Alevi uzman” sıfatıyla gönderen İslamcı Alevi kurumlardan birinin de Baba Mansur Vakfı olduğu belirtilmişti. Bir hafta önce vakfın başkanlığını bırakan  Süleyman Metin, Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’un bu iddiasının doğru olmadığını savundu. Metin, Kültür Bakanlığı’na bağlı Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ile iletişimleri olduğunu, onlara liste verdiklerini ancak denetimin kendilerinden alınması sebebiyle orayla da iletişimi kestiklerini söyledi. Metin, Ali Ekber Yurt’un da yurt dışına insan gönderdiğini sözlerine ekledi. 

    Diyanet’e yakın isim olan Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt, aralarında Avrasya Alevi İslam Birliği, Cem Vakfı ve Baba Mansur Vakfı’nın da olduğu dört Alevi kurumunun, Diyanete önerdiği şahısların Avrupa’ya “Alevi uzmanı” sıfatıyla para karşılığında gönderildiğini PİRHA’ya anlatmıştı.

    Diyanet’le işbirliği yaparak yurt dışına “Alevi uzman” sıfatıyla insan kaçırdığı belirtilen dört Alevi kurum arasında adı geçen Baba Mansur Vakfı’ndan iddialara yanıt geldi.

    Bir hafta öncesine kadar Baba Mansur Vakfı’nın başkanı olan ve başkanlığı başka bir isme devreden Süleyman Metin, Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’un iftira attığını söyleyerek, PİRHA’ya konuştu.

    “BABA MANSUR VAKFI OLARAK, DİYANETLE  BİR İLGİMİZ YOK”

    Süleyman Metin, “Vakıflar Bölge Müdürlüğü ile gereken iç yazışmalarımız var. Bunun için de ben bir tek bölge müdürlüğüne Zuharat Baba Türbesi için kiralama usulüyle bize devredilmesine dair bir dilekçe verdim. Bunun dışında Seyit Baba Mansur Vakfı’nın hiçbir yerde hiç bir kurum veya kuruluşla hiçbir ilgisi yok. Baba Mansur Vakfı olarak, Diyanetle asla bir ilgimiz yok” diyerek, Ali Ekber Yurt’un iddialarını yalanladı.

    Metin, kendilerine, sadece 2017’nin sonunda Kültür Bakanlığı’na bağlı Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı tarafından, ‘yurtdışına dede göndermek istiyorsanız biz akraba olarak gönderebiliriz’ diye telefonla bir ileti geldiğini, bunun akabinde gidip ilgili birimle görüştüklerini söyledi.

    “HER ŞEY BİZİM DENETİMİMİZDE OLACAK DEDİLER, SONRA KABUL ETMEDİK”

    “Biz de dede göndeririz, inancımız için Avrupaya, akrabalarımıza göndeririz” diye sözlü bir konuşma olduğunu belirten Metin şöyle devam etti:

    “Biz, 31-32 kişilik bir liste verdik, o listede bir kişi sakıncalı bulundu reddedildi, bir kişi de gitmedi galiba. 29-30 kişilik bir listemizi onayladılar. Benim teklifim şu oldu: Bu arkadaşlara pasaport verecekseniz, biz verelim ki bu adamları görelim, yüz yüze görüşelim. Çünkü, oradaki maksadımız şuydu: Yurtdışına sadece dedeler değil, uzman olan yani 12 hizmetin içinde bulunan zakir, gözcü, kurbancı, kapıcı, peyikçi var. Bunların hepsinin yol erkan bakımından önemli görevleri var. Yani dedelik, babalık makamı kadar bu görevler de kutsal ve önemlidir. Buna bağlı olarak, biz dedik ki, İzmir, Tunceli, Elazığ, Erzincan’dan İstanbul’a kadar hiç ayrım yapmadan bu konuda uzman olarak başvuranları gönderelim. Sadece dedeleri değil. Bu vasıtayla biz bir liste verdik. Ancak, Kültür Bakanlığı’na bağlı Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, ‘Onları biz göndereceğiz, onlara pasaportlarını ve biletlerini biz vereceğiz, her şey bizim denetimimizde olacak’ dedi.”

    “KİMİN DÖNÜP DÖNMEDİĞİ KONUSUNDA İKİLEMDE KALDIK”

    Bir süre yurt dışına gidenleri görmeden tamam dediklerini belirten Süleyman Metin, “Ondan sonra o arkadaşlar yurtdışına gitti. Gönderirken pasaportu nasıl verdilerse dönüşte de bize iade edin diye tembih ettiklerini duydum. Dolayısıyla kimin geri dönüp dönmediği konusunda ikilemde kaldık, ondan sonra biz baktık ki bu iş bizim denetimimizde olmayacak, gönderdiğimiz adamın eğitimine bakamayacağız. Tunceli’de 72 kişilik yatakhanesi olan bir Cemevi yaptık. Bizzat dedelerimizi veya 12 hizmetli Alevi toplumunu kendimiz eğitelim istedik. 2018’in ikinci döneminde yurt dışına göndermedik, müdahil olduğumuz konu bu” dedi.

    “ALİ EKBER YURT DA YURT DIŞINA İNSAN GÖNDERDİ”

    Ali Ekber Yurt’un da yurt dışına her yıl insanları gönderdiğini belirten Metin şunları kaydetti:

    “Yurt dışında bu konuda Alişan Hızlan bir dernek kurmuştu. O rahmetli olunca kızı vasıtasıyla bunlar Tunceli’de aynı şekilde her sene bu şekilde adam gönderdiler. Hatta daha uzun kalanlar da var, bunların hepsini biliyoruz. Sanki biz kaçak adam göndermişiz. Bizim derneğimizin veya vakfımızın böyle bir şeyle anılması kesinlikle doğru değil, bu ağır bir iftiradır.
    Bizim kontrolümüz dışında olan bir durum olduğu için biz çekildik, bunu ilgili birimler de biliyor. O gidip dönenlere yönelik tekrar söylüyorum, imzalar karşılığında bakanlık görevlileri tarafından kendilerine pasaport verildi ve kendileri tekrar toplayıp aldılar, biz hiçbir şekilde müdahil olmadık.”

    “DİĞER MEZHEPLERDEN DE İNSANLAR GİDİYOR”

    Bu yöntemle sadece Alevilerin değil diğer mezheplerden de her sene on binlerce insanın gönderildiğine dikkat çeken Metin, “Duyduğum kadarıyla bunların aylık 5 bin lira harcamaları var. Biletleri, gidiş gelişleri, orada kalma yerleri. 500 Euro gibi sembolik bir para veriliyor. Daha sonra çoğalttılar. 1000 Euro’ya kadar çıkardılar. Burada zaten bu kişilere verilen para cezbeden bir şey değil. Ben kendi imkanlarımla gittim ama oradaki dernekler benim biletimi gönderdi, oradaki masraflarımı karşıladı, gittim geldim. Zaten oraya indiğin andan itibaren günde hiç olmasa da bir 50- 100 Euro paran gidiyor” diye konuştu.

    “AVRUPADA YETİŞEN KİŞİLERİN ALEVİLİKLE İLGİLİ HİÇBİR BİLGİLERİ YOK”

    Yurt dışında yaşayan bazı Alevilerin Alevilikle ilgili bilgilerinin yetersiz olduğunu savunan Süleyman Metin, yurt dışına insan gönderme amaçlarının orada yaşayanlara bilgiler öğretmek olduğunu söyledi.

    Metin, kendisinin de defalarca gittiğini hatta Cem Vakfı’nın da bir ara insan gönderdiğini belirtti.

    “ALMANYA’DA FETULAH GÜLEN VAKFINDAN BANA TEKLİF GELDİ”

    Almanya’ya gittiğinde Fetullah Gülene bağlı Sünni kesimden birkaç kişinin kendisine gelip tanışmak istediğini söylediğini ifade eden Metin, “Bu kişiler ‘bizim derneğe gelip bize Ehl-i Beyt’i anlatır mısınız’ diye teklifte bulundular. Buna karşılık şunu dedim: Fetullah Gülen zaten tüm bunların detaylarını biliyor gidin ona sorun o size anlatsın. Kabul etmedik ve onlara merhaba bile demedik. Çünkü hiç ilgimizi çeken bir konu değil” dedi.

    “SARI SALTIK OCAĞI ALİ EKBER YURT’U DARA KALDIRMALI”

    Süleyman Metin Dede, Ali Ekber Yurt’un bağlı olduğu Sarı Saltuk Ocağı’na çağrıda bulunarak, “Ali Ekber Yurt’un bağlı olduğu Sarı Saltık Ocağı var. Ali Ekber Yurt’u dara kaldırıp, sorgulatsınlar. Neden vakfımızın adını böyle iftirayla kullandı, neden bizim Diyanetle oturarak protokol imzaladığımızı belirtiyor. Zaten Diyanet İşleri Başkanlığı veya Kültür Bakanlığı resmi yazışmayla bunu kabul etse, bizim inanç olduğumuzu kabul etme durumuna düşer” ifadelerini kullandı.

    “NE YAPTIKLARI BİLİNSE BUNLAR ÇARŞIDA GEZEMEZLER”

    Baba Mansur Vakfı Başkanı Süleyman Metin şöyle devam etti:

    “Tunceli Cemevinin ne duruma düştüğünü tüm Tuncelililer biliyor. Bize binlerce şikayet geldi, biz karışmadık. Madem kendileri başkanı seçmiş ne yapıyorlarsa kendileri yapsın. Ancak bugün Tunceliler, bunların ne yaptığını, gerçeği bilseler, bunlar çarşılarda gezemezler.”

    “TARİKATLAR ASİMİLE EDİYOR, HALK ZARAR GÖRDÜ”

    Süleyman Metin, Dersim’deKİ tarikat örgütlenmesine ilişkin de konuştu. Metin, tarikat örgütlenmesinin Alevilere yönelik bir asimilasyon politikası olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

    “Fetullah Gülen, ağırlığı Tunceli’ye vereceğiz, oraya yerleşeceğiz, dedi. Onun arkasında da bütün tarikatlar orada yurt açtı. Tamamıyla siyasi bir asimilasyon çalışması var. Ali Ekber Yurt onlarla hareket ettiği için zarar görmemiştir ama halk zarar gördü, insanlar zarar gördü, Alevilerle ilgili yanlış bilgiler verilmeye başlandı. Zorla, güçle yapamadıklarını tarikat vasıtasıyla yapmaya başladılar. Hemen hemen bütün mezheplerden Alevileri asimile etmeye yönelik gruplar var. Alevilik temiz olmayan hiçbir şeyi kabul etmiyor. Bu bir öz meselesidir, vicdanen doğru değilseniz, sözde doğrusunuz demek hikayedir.”

    PİRHA/ İSTANBUL

     

  •  ‘Dört Alevi kurumu liste veriyor, Diyanet de gönderiyor’

     ‘Dört Alevi kurumu liste veriyor, Diyanet de gönderiyor’

    PİRHA- Diyanet’in dört Alevi kurumu ile imzaladığı protokol kapsamında aralarında 15 yaşındaki çocukların da bulunduğu şahısları “Alevi uzmanı” diye Avrupa’ya gönderdiği ortaya çıktı. Diyanet’e yakın isimlerden Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt, bu dört Alevi kurumunun ismini PİRHA’ya açıkladı. Yurt, Diyanet’in bu kurumların önerdiği isimleri yurt dışına gönderdiğini ve karşılığında para alındığını söyledi. 

    Geçen hafta, Malatya Yeşilyurt’ta, belediye aracılığıyla, “hizmete özel” pasaportla yurtdışına gidenlerin bir daha Türkiye’ye dönmediği anlaşıldı. Elazığ Akçakiraz, Urfa Ceylanpınar’da da devletin kurumlarının insan kaçakçılığı için kullanıldığı gözler önüne serildi.

    Cemevlerini kırmızı çizgisi olarak gören Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kendisine yakın duran İslamcı Alevi kurumlarının önerdiği “dedeleri” gri pasaportla Avrupa’ya gönderdiği biliniyor.

    Diyanet aracılığıyla kaçak olarak yurt dışına gidenler arasında çocuklar da var. Peki bu çocuklar kimler, hangi kurumlar aracılığıyla Diyanet’e ulaştılar?

    15 yaşında bir çocuğun bile ‘Alevi uzmanı’ sıfatıyla yurt dışına kaçırılmasının arkasında kimler var?

    Bugün (19 Nisan 2021) Cumhuriyet’te sürmanşetten Barış Terkoğlu imzasıyla çıkan “Diyanet pasaportlu 15 yaşındaki dede” başlıklı yazıda yer alan bilgiler doğrultusunda Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’u aradık.

    Kendi adı da gri pasaportlu dede olarak anılan ancak bunu reddeden Tunceli Cemevi Başkanı Yurt, Diyanet aracılığıyla giden Alevilerin kim oldukları ve nasıl gittikleri, hangi kurumlara bağlı oldukaları konularında PİRHA’ya bilgiler verdi.

    15 yaşında bir çocuğa nasıl dede sıfatı verildiğini sorduğumuz Yurt, çocuğun dede olarak değil ‘Alevi uzmanı’ olarak gönderildiğini söyledi.

    Ali Ekber Yurt, 2018 yılında, yurt dışına gitmek isteyenlerin kendisine para vermeyi teklif ettiğini, bunu kabul etmediğini sonrasında ise Diyanet’e para vererek yurt dışına çıktıklarını öğrenince de Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu belirtti. Yurt, ancak savcılığın olayı kapattığını, kovuşturmaya gerek görmediğini kaydetti.

    Diyanet aracılığıyla yurt dışına kaçırılan bu kişilerin hangi Alevi kurumlarına mensup olduklarını sorduğumuz Yurt, dört tane Alevi kurumu olduğunu ifade etti.

    İşte Ali Ekber Yurt’un sorularımıza verdiği yanıtlar:

    HANGİ ALEVİ KURUMLARI DİYANET İLE İŞBİRLİĞİ İÇİNDE?

    PİRHA: Aralarında çocukların da olduğu insanları Diyanet aracılığıyla yasa dışı Avrupa’ya gönderen dört Alevi derneği hangileri?

    ALİ EKBER YURT:  Biri yurt dışı kaynaklı. Üçü de yurt içinde. Yurt dışında olan Avrasya Alevi İslam Birliği. Yurt içinde ise Cem Vakfı, Baba Mansur Vakfı ve ismini hatırlamadığım bir dernek var. Ben 2018’de yargıya taşıdım. Burada amacın dışında işler yapıldığını, amacın istismar edildiğine dair ihbarda bulunmuştum.

    Kimin hakkında suç duyurusunda bulunmuştunuz?

    Bana karşı tehditler oldu. Hem de bu insanları gönderenler hakkında. Bu insanlara bu belgeleri düzenleyenler, bunları görevlendirenler hakkında suç duyurusunda bulundum.

    Peki dava sürüyor mu?

    Kovuşturmaya yer olmadığına dair 3 yıl sonra bir karar geldi. Eski Başsavcı dosyayı tamamen kapatmış galiba. Yeni gelen Başsavcı da mecburen cevap vermek zorunda kalmış.

    Ama Diyanet her zaman gri dedeler gönderiyor yurt dışına zaten. Hatta sizin adınız da geçiyor gri dede olarak. 

    Evet. Avrasya Alevi İslam Birliği beni Avrupa’ya davet etti. Ben gri değil yeşil pasaportluyum. Ama gitmedim.

    Aynı Diyanet sizleri gönderiyor fakat bu tarz insan kaçakçılığı da yapmış demek ki!

    Ben o yüzden gitmedim. ‘Bu hoş bir şey değil, ben buna alet olamam’ dedim ve gitmedim.

    Aleviler Diyanet’e bulaşırsa böyle şeyler yaşanıyor ne dersiniz? Hala Diyanet ile ilişki içinde misiniz?

    Her zaman her kurumda yasa dışı, ahlak dışı şeyler yaşanabilir. Bu geneli bağlamaz. Burada sorumlu olan kamu görevlisi kimse hukuk önünde hesap vermesi gerekir. Bir iki olayla bütün bir kurumu imha etmek doğru değil.

    Ancak suç duyurunuzda kovuşturmaya gerek görülmemiş. Diyanet’e ve bu yapılan insan kaçakçığılığına sahip çıkılmış. 

    Ben Diyanet İşleri Başkanlığı’na gönderdim. Başkanlık bu olayı bitirdi. Beni dikkate aldılar. Üç beş tane bürokratın bu işi istismar etme olayıdır. Bütün bir Diyanet’i kötülemeye yetmez.

    “HAKSIZ KAZANÇ VAR İHBAR ETTİM”

    Diyanet bu yasa dışı işi yapanlara ses çıkarmamış, hem de hukuk bir şey yapmamış. Burada bir çelişki yok mu?

    Şu anda soruşturmalar yürüyecek. Belki zaman içinde bahsedilmiştir. Belki gelip geçicidir.

    Bu çok önemli değil mi? Bir suç değil mi? 

    Önemli olduğu için gidip ihbar ettim. Çünkü çok haksız kazançlar var bu işte.

    Hala devam ediyor mu bu yasa dışılık?

    Avrupa’ya dede gönderme olayı Diyanet’ten alındı, şu anda Avrupa Türk Toplulukları Birliği yürütüyor.

    Hala insan kaçakçılığı var mı, biliyor musunuz?

    Benim burada taraf olmamın sebebi şu: İnsanlar gelip bana paralar teklif ettiler. Bizi de gönderin, dediler.

    Yurt dışına gitmek isteyenler neden size geldiler?

    Benim alakam yok dedim. Ben yurt dışına kimseyi göndermiyorum, dedim. Ben de bu merak uyandırdı. Konuyu araştırdım. Dede olmayanların da dede olarak gönderildiğini, bunun karşılığında ciddi paralar alındığını öğrendim. Sonra da suç duyurusunda bulundum. Çünkü bildim ki gün gelir bu iş benim başıma patlar. Tunceli’de herkes “cemevinden yurt dışına dede gönderiliyor” diyordu.

    Siz kendinizi aklamak için mi suç duyurusunda bulundunuz?

    Kendimi aklamak değil. Benim bu işle alakam olmadığını söyledim. Ne söylesen farklı algılanıyor. Benim devlete sadakatım noktasında zerre çekincem yok. Devletin, Diyanet’in içinden bir kaç bürokratın bulaştığı bir iştir.

     Üç beş bürokrat dediklerinize dokunulmamış, görevlerine devam ediyorlar. 

    Nereden biliyorsunuz. Suçlular belki cezasını alır.

    Siz takip ediyorsunuz. O bürokratlara ne zaman, nasıl dokunulacak?

    Ayrıntılara girmek istemiyorum.

    15 YAŞINDA ÇOCUK NASIL GÖNDERİLDİ?

    15 yaşında gönderilen çocuk dede olarak mı gönderildi?

    Çocuk dede olarak değil uzman olarak gönderilmiş. Dede kelimesi yasak Tekke ve Zaviyeler Kanunu sebebiyle. Bunlar Aleviliği Avrupa’da anlatmaları için uzman olarak gönderiliyorlar.

    Peki bu çocuklar da dahil gönderilen şahıslar kim? Hangi kuruma üyeler ya da mensuplar?

    Diyanet, dört Alevi kurumuyla protokol yapmış. Avrasya Alevi İslam Birliği, Cem Vakfı, Baba Mansur Vakfı ve ismini hatırlamadığım bir dernek var. Bu kişilerin isimlerini bu dernekler veriyor. Diyanet de bunların pasaportlarını hazırlıyor, resmi işlemlerini hallediyor. Diyanet’in de bunları soruşturması lazım. 15 yaşında reşit olmayan bir çocuğu nasıl gönderirsiniz. Ama ben o zaman anlatamadım.

    Görüyorum ki Diyanet’e yakın bir isim olarak siz de isyan etmişsiniz. Demek ki o kadar vahim durum. 

    Ben her konunun diyalogla çözülmesinden yanayım. Diyanet’e bir bütün olarak karşı değilim. Bazı kurumlara bakış açım farklı.

    Bu sözünü ettiğiniz 4 kurum da İslamın özü olduklarını iddia eden kurumlar öyle değil mi? 

    Zaten İslam dışıyız diyen derneğin Diyanet ile ne işi var.

    Yani Diyanet ile ilişkileri sıkı bunların. Acaba sizin bu dört dernekle yakınlığınız, ilişkiniz nasıl?

    Cem Vakfı ile özellikle Malatya temsilcileriyle görüşürüm. İzzettin Doğan dede ile görüşürüm ara ara. Severim de kendisini.

    Cumhuriyet’e verdiğiniz bilgilerde diyorsunuz ki “İnceledik, giden birçok kişinin dedelikle, Alevilik uzmanlığıyla alakası yok. Devletin pasaportuyla gitmişler ve orada kalmışlar, dönmemişler. Mesela birinin PKK davasında 24 yılla yargılandığını gördük ve mahkemesi sonuçlanmak üzereydi.” Elinizde belgeniz yok ama kesin bilgi gibi konuşmuşsunuz? Peki bu kişi bu saydığınız derneklerden hangisine mensup?

    Bu kişi hiç bir derneğe mensup değil. Tunceli’nin bir köyünde yaşıyor. Bizim yönetimde olan birinin amcasının oğlu. ‘Örgüt üyeliğinden yargılanıyor’ dedi.

    Hiç bir kanıt olmadan, birinin söylemi üzerinden söylüyorsunuz. 

    Ceza almış. Mahkemesi temyizdeymiş.

    Ancak hala suçlu değil, tutuklu da değil. Temyizde. 

    Bu adam dedelik vasfı da taşımıyor.

    Aynı diğerleri gibi, 15 yaşındaki çocuk gibi dedelik vasfı taşımıyor demek ki. Dışarıda bu kişi. 

    Madde bağımlıları var gönderilenler arasında. Bunlar Alevi dedesi, uzman diye gönderiliyor.

    Diyanet’in bu yaptığı korkunç, suç. Diyanet’e tepki vermeniz gerekmez mi?

    Mahkemeye verdim.

    Hani sonuç nedir? Kovuşturmaya bile gerek görülmemiş. Bu karara neden itiraz etmediniz? 

    Toplumun vicdanına bıraktık.

    Nilgün METE/ PİRHA 

     

  • ‘Tunceli Cemevi Başkanının açıklamaları Dersim’e ve Aleviliğe yakışmıyor’ -VİDEO

    ‘Tunceli Cemevi Başkanının açıklamaları Dersim’e ve Aleviliğe yakışmıyor’ -VİDEO

    PİRHA-Dersimli yurttaşlara Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’un ‘Tarikatların Dersim’e bir zararı olmaz. Cemevinden cenazeleri cami hocaları kaldırıyor’ şeklindeki açıklamalarını sorduk. “Cemevi başkanının fikirleri bizim için önem arz etmiyor” diyen yurttaşlar zaten kendisinin Dersim’i temsil etmediğini ve onu dede olarak görmediklerini ifade ettiler. 

    Pir Haber Ajansı’nın sorularını yanıtlayan Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’un ‘Tarikatların Dersim’e bir zarar vereceğine inanmıyorum. Cemevinde cenazeleri Sünni hocalar kaldırıyor” şeklindeki açıklaması tepki çekti. Sokağa çıkarak mikrofon uzattığımız Dersimli yurttaşlar  Tunceli Cemevi Başkanı Yurt’un açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını belirterek, bu açıklamanın Dersim’e yakışmadığını belirtiller.

    “ÇOK SEVDİĞİ TARİKATLARIN YANINA GİTSİN”

    Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’un fikirlerinin önem arz etmediğini söyleyen Engin Büyüktaş, “Burada tarikatların amacını hepimiz biliyoruz. Dersim’in tarikatlara ihtiyacı yok. Böyle adamların burada yeri olmamalı, çok sevdiği tarikatların yanına gidip orada ne yapmak istiyorsa yapabilir, Dersimli olarak böyle bir açıklamayı kabul etmiyorum” dedi.

    “DERSİM HALKININ BÖYLE BİR DEDEYE İHTİYACI YOK”

    “Böyle bir açıklama yapmış ama zaten kendisi Dersim’i temsil etmiyor” diyen Adil Turan ise, “Biz onu dede olarak da görmüyoruz. Bu kadar savunduğuna göre demek ki o tarikatların dedesi. Gidip onlarla dursun, bir an önce cemevini terk etse iyi olur. Dersim halkının böyle bir dedeye ihtiyacı yok” diye konuştu.

    “DERSİM’E VE ALEVİLİĞE YAKIŞMIYOR”

    Yaptığı açıklama tamamen hayal kırıklığı, artık bir şey yapılması gerekiyor çağrısında bulunan Haydar Kapar da, “Alevilerin cenazelerini oradan kaldırmaması gerekir. Çok tuhaf şeyler oluyor, söylemler yapılanlar hiç hoş değil. Oranın (cemevi) birinin tekelinde olması hiç hoş değil sonuçta bir inanç. Cemevinde Alevi dedelerinin olması gerekirken cami hocaları var bu işte bir terslik var. Dersim’e ve Aleviliğe yakışmıyor” dedi.

    “Bizim kendimize has kültürümüz, inancımız var” diyen Ali Hıdır Yıldırım, “Bu kültürümüzü toplum çok önemsemeli bunları hiçbir zaman yitirmemeliyiz. İnsanın en önemli değerleri; dilleridir, inançlarıdır, kültürleridir. Bir başkasının bu bölgeye gelip, inançlarımız hakkında hiçbir bilgisi olmamasına rağmen inancımızı farklı mecralara çekerek zaman zaman dil uzatabiliyor. Biz buna sessiz kalabiliyoruz. İnsanlar yaşadığı bölgede inançlarına sahip çıkmalı ve bir başkasının da buna dil uzatmasına müsaade etmemeli” dedi.

    “Kendince haklılık payı da vardır, haksız olduğu yönü de vardır” ifadelerini kullanan Hıdır Çil de şunları kaydetti:

    “Haklı olduğu taraf, gerçekten bizim sol görüşlü insanlar kültürüne, örfüne aslında sahip çıkmadığımızı belirtmek amaçlıdır. Tarikatlar, burada kendi kültürümüze sahip çıktığımız müddetçe hiçbir zaman bir varlık gösteremez. Öncelikle biz kendi kültürümüze sahip çıkmamız lazım.”

    PİRHA/DERSİM

  • Cemevi başkanından skandal yorum: Tarikatların ‘Tunceli’ye zarar vereceğine inanmıyorum!

    Cemevi başkanından skandal yorum: Tarikatların ‘Tunceli’ye zarar vereceğine inanmıyorum!

    PİRHA- Dersim’deki tarikat yapılanmasını, Alevi asimilasyonuna katkı sağladığı belirtilen Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’a sorduk. Yurt, Dersimlilerin aksine “Tarikatların Tunceli’ye zarar vereceğine inanmıyorum” diyor. Yurt, bazı dinci vakıf ve derneklerin Dersim’de şubeler açtığını belirterek, “Burada en faal gördüğüm Semerkant diye bir yer açılmış. Orası herhalde Menzilcilerinmiş, onu bile tam bilmiyorum” dedi. Yurt ayrıca cemevinden cenazeleri Sünni hocaların kaldırdığını da sözlerine ekledi. 

    Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM) Dersim’de tarikatların örgütlenmesine dair saha çalışması yaptı. Aralık ayında yapılan açıklamaya göre tarikatlar Dersim’de çeşitli faaliyetler yürütüyor. DAM’ın araştırmasında, Dersim’de dernek ve vakıf adı altında kurumlaşan bu tarikatlar, Fethullah Gülen’in başvurduğu taktikler üzerinden örgütlenmeye çalışıyor. DAM, “Tarikatların Dersim çıkarması ciddiye alınmalı ve sıradan bir gelişme olarak görülmemelidir. Tez elden kurumlarımız halkı uyarmalı ve tarikatlara karşı bilgilendirme çalışmaları yapmalıdırlar” çağrısında bulunmuştu.

    Dersim Dernekler Federasyonu da (DEDEF),  “Topla, tüfekle, sürgünlerle başaramadıklarını tarikatlarla yapmak istiyorlar” şeklinde açıklama yapmıştı.

    Dersim’deki tarikat yapılanmasını, Alevi asimilasyonuna katkı sağladığı iddia edilen Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’a sorduk.

    Yurt, bazı dinci vakıf ve derneklerin Dersim’de şubeler açtığını ve Munzur Üniversitesi’ne okumaya gelen öğrencilere yönelik faaliyet yürüttüklerini belirterek şu bilgiyi de verdi:

    “Burada en faal gördüğüm Semerkant diye bir yer açılmış. Orası herhalde Menzilcilerinmiş, onu bile tam bilmiyorum. Eskiden Tunceli’de yaşamış daha sonra Tunceli dışında bir yerlerde yaşamış, etkilenmiş bir vatandaş var ve o vatandaş bu işi genelde yürütüyor. ama onu da çok tanımıyorum.”

    Ali Ekber Yurt, Dersimlilerin aksine “Tarikatların Tunceli’ye zarar vereceğine inanmıyorum” iddiasında bulunuyor.

    Alevi asimilasyonun hızla devam ettiği süreçte Alevi cenazelerinin de Tunceli Cemevinden Sünni hocalar (imamlar) tarafından kaldırıldığını söyleyen Ali Ekber Yurt, “Burada Alevi dedesiyle, cami hocasının yaptığı hizmet aynı. Tunceli Cemevi cenaze hizmeti için hoca belirlemiyor. Herkes istediği hocayı getirme özgürlüğüne sahip” diyerek asimilasyonun nasıl yapıldığının ipuçlarını da veriyor.

    İşte Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt‘un PİRHA Editörü Nilgün Mete’nin sorularına verdiği yanıtlar:

    PİRHA: Dersim’de tarikat yapılanması olduğu ortaya çıktı. Tarikatlar, dinci örgütler neden Dersim’i seçiyor?

    ALİ EKBER YURT: Bir tarikat yapılanması olarak değil de, belli vakıf ve dernekler Tunceli içerisinde şubeler açmış ve benim izlediğim kadarıyla bunlar sadece buraya okumak için gelen kendi tabanına yakın öğrencilere yönelik faaliyet yürütüyorlar gibime geliyor veya buradaki dışardan gelen memurlar üzerinden kendi tabanlarının buradaki taleplerini karşılamaya yönelik.

    -Ancak Alevi gençlerini de etkiledikleri, örgütledikleri biliniyor.

    Ben bilmiyorum. Şu ana kadar somut bir örnek görmedim.

    -IŞİD’e katılanlar bile var…

    Bilmiyorum ben somut bir örneğini görmedim. Ama şu var. Kendine yer, mevki, makam edinmek isteyip de oraya yanaşanlar varsa bir şey diyemem. Ben bu yapıları çok tanımıyorum. Her ne kadar cemevi üzerinde bir karalama kampanyası olsa da ben cemevinin başkanı ve bu bölgede bir dede olarak o sayılan isimlerin bir çoğunu tanımıyorum. Orada birkaç isim sayıldı, Bülent Kar ismi sayıldı. Bülent Kar, Memur-Sen Tunceli Şube Başkanı olduğu için birkaç toplantıya davet edildiğimizde bir araya gelmişiz. Burada en faal gördüğüm Semerkant diye bir yer açılmış. Orası herhalde Menzilcilerinmiş, onu bile tam bilmiyorum. Eskiden Tunceli’de yaşamış daha sonra Tunceli dışında bir yerlerde yaşamış, etkilenmiş bir vatandaş var ve o vatandaş bu işi genelde yürütüyor. O vatandaşı pek tanımıyorum. Onun dışında Birlik Vakfı varmış. İnanın hiçbirinden doğru düzgün haberdar bile değiliz.

    -Sizce neden tercih ediyorlar Dersim’i? Alevileri niye etkilemeye çalışıyorlar?

    Alevileri etkilemeye çalışıyorlar diye bir şey yok. Siz de bilirsiniz ki her düşünce, her görüş kendi fikrini, düşüncesini her yerde her kesime anlatmak ve fikirlerini sunup kazanmak ister. Bugün bu bizim için Sol görüşlü insanlar için de böyledir. Sol görüşlü insanlar bugün Konya’da, Kayseri’de Yozgat’ta kendi derneklerini kendi düşüncelerini anlatan vakıflarını açmak istemezler mi?

    -Solcular sınıfsal düşündüğü için tabi ki işçileri emekçileri etkilemek isterler. Bu başka bir şey. Alevi dernekleri  Sünnileri etkilemeye çalışıyor mu?

    Bugün herkes fikrini, düşüncesini, inancını… işçi emekçi diyorsunuz ama onlar da kendine göre her inananı kendi tarafına kendi düşüncesine çekmek istiyor.

    -Siyasi partilerin taraftar kazanması başka bir şey. Şu an Alevi örgütleri gidip Sünnileri etkilemeye çalışıyor mu? Ama bu tarikatlar Alevileri etkilemeye, dönüştürmeye çalışıyor.

    Konuşmamın başında dedim. Bunların faaliyetleri Alevilerden çok burada kendi tabanlarına yönelik.

    -Dersim’de tabanları var mı peki?

    Tabanları nedir. Tunceli’nin nüfusu zaten hali hazırda ne ki?

    -Dersim Alevilerin yoğunlukla yaşadığı bir kent.  

    Öyle de, Tunceli, Dersim dediğin il merkezinin nüfusu zaten 33 bin. Bunun 5-6 bini öğrenci, 10 bini memur. Neredeyse yarı yarıya yabancı. Bu adamlar kendi tabanlarını burada görüyorlar ve o tabanlarının istek ve talepleri doğrultusunda kendi dernek ve vakıflarını açıyorlar.

    -Siz çok iyi niyetli yorumluyorsunuz…

    Ben niyet sorgulayamam ama şunu önemserim. Hukuk içerisinde kendi fikirlerini düşüncelerini anlatmak istiyorlardır. Şuna ben inanmıyorum. Ben Tuncelilerin, Dersimlilerin, Alevilerin gidip de o tarikatlara ilgi göstereceğine, o tarikat mensuplarına ve o derneklere üye olacağına, dönüşeceğine inanmıyorum. Tunceli insanı mümkün değil, değişsin. İçlerinde çıkar ve menfaati doğrultusunda, bürokraside yer kapmak adı altında veya 3-5 lira koparmak, bir iki ihale almak adına 3-5 kişi gider ama o da onlarla sınırlı kalır. Onlar da bir süre sonra geri döner.

    -Asimilasyon son derece fazla Aleviler üzerinde.

    Tarikatların Tunceli’ye zarar vereceğine inanmıyorum.

    -Nasıl inanmıyorsunuz? Şeriatçı dinci yapılanmalar zarar vermez mi?

    Somut örnek verin…

    -Tarikatlara hiç tepki vermiyorsunuz Ali Ekber bey!

    Bakın veriyorum, ben size diyorum inanmıyorum. Ben Tunceli’de tehlike arz edecek bir tarikat yapılanmasına şu an inanmıyorum. Bu tarikat yapılanmalarını Tunceli kabullenmez.

    -Cemevine geliyor mu bu tarikatçılar?

    Ben bunların hiçbirini tanımıyorum. Cemevine gelseler tanırım herhalde.

    Kimliklerini gizleyerek gelmiyorlar mı sizce?

    Hayır ben görmedim.

    Peki 2 yıl önce Diyanet İşleri Başkanı gelmişti Tunceli Cemevine. 2 imam hatipli, dini iyi bilen dede istiyoruz demiştiniz, geldiler mi peki? 

    Öyle bir iddiamız yoktu. Bu yalan.

    O dönem yazıldı bunlar.

    Yazıldı işte bu yalan.

    -İki dede istiyoruz dini bilen diye.. geldi mi onlar?

    Onu Çemişgezek cemevi istedi, biz istemedik. Çemişgezek Cemevi başkanı dedi ki gençlerimizi eğitecek, ilim irfan sahibi, Kuran öğretebilecek dede gönderin.

    -Tunceli Cemevinde Kuran kursu var mı?

    Hayır, Kuran kursumuz yok.

    TUNCELİ CEMEVİNDEN CENAZELERİ İMAMLAR KALDIRIYOR

    Bazı cemevleri Kuran kursu açıyor.

    Tunceli Cemevinde şu an Kuran kursu yok ama bakın size bir şey söyleyeyim. Uzaktan görüldüğü gibi değil. Tunceli Cemevi olarak biz cenazelere hoca görevlendirmiyoruz. Herkes hocasını getirmekte serbest ama Tuncelilerin en çok tercih ettiği hocalar iki cami imamı biliyor musunuz.

    Cami imamı gelip cenaze mi kaldırıyor cemevinden?

    Evet ben bunun önüne geçmek istediğim zaman da toplum beni linç etti.

    Ama bakın demek ki asimile olmuşlar. Tarikatlar etkili olmuş eğer imamı getiriyorsa oradaki Aleviler.

    Ondan değil, buradaki yerli hocaların hal ve hareketleri yüzünden.

    -Yerli hoca derken anlamadım. Alevi mi bunlar?

    Bizde Alevi olup da o hizmeti yapan 3-5 hocanın yüzünden.

    Toplumun bir kesimi demek ki bu kadar çığrından çıkmış, bunun farkında değil misiniz?

    Bunları seçmelerinden kaynaklı biraz evvel bahsettim. Biz de Aleviliği anlatacak imkanı bulamadığımız için.

    İşte o tarikatlar amacına ulaşıyor. Oradaki ‘Aleviler’ eğer cami imamını çağırıyorsa cenazesine, bu korkunç bir şey değil mi?

    Dediğiniz tarikatlarla ilgili iddialar son 3-5 yıldır, 10 yıldır işte. Bu dediğim hocalar 30 yıldır burada hizmet yapıyorlar.

    Siz cemevi olarak buna nasıl izin veriyorsunuz?

    Ben diyorum size, biz cemevi olarak kimseye hoca dayatmıyoruz.

    Olur mu öyle şey! Her cemevinin dedesi vardır. Ne hocası, hoca nerden çıktı?

    Cenaze hizmetlerini yapanlara hoca denir. Dede farklı bir şeydir.

    O zaman Alevi ritüeline, inancına göre cenazeler kalkmıyor Tunceli Cemevinden.

    Alevi ritüeli değil. Burada Alevi ritüelinde olan şeye göre birebir hocalar da yapıyorlar.

    Nasıl yapacak cami imamı Alevi inancına göre..

    Yapıyor işte, adam yapıyor.

    Nasıl yapıyor? Allahu Ekber tekbir getirerek yapıyordur.

    Alevi ritüelinde Allahu Ekber yok mu?

    -Cemlerde var mı Allahu Ekber?

    Cemi demiyorum, cenaze hizmetlerini. Cem ayrı bir şeydir, cenaze ayrı bir şeydir.

    Olur mu? İnancıyla doğru orantılı değil mi? Dedeler, inanç önderleri “Artık özümüze dönelim” diyorlar?

    Ama Alevi ceminde de Allah uludur denilir. Allahın büyüklüğü, şanı anlatır.

    Cenaze erkanlarında çok asimilasyon yaşanıyor. Camiden kaldırılmasından farklı değil yani.

    Sizin hocalığınız var mı? Cenaze kaldırıyor musunuz?

    Cenaze kaldırmıyorum. Aleviyim. Sonuçta Alevi inancına göre cenaze nasıl kaldırılır biliyorum. 

    Burada Alevi dedesiyle, o cami hocasının yaptığı hizmet aynı.

    Cami hocası cemevine gelip Alevi inancına göre cenaze kaldırır mı?

    Kaldırır.

    Yapmayın. Siz Alevi dedesi olduğunuzu söylüyorsunuz.

    Hanımefendi söylüyorum ikisi arasında bir fark olmadığını söylüyorum.

    Fark olmuyorsa oradaki Aleviler dönüşmüş, başkalaşmış, asimile olmuş.

    Ne biliyorsunuz? 10 göbektir bizim ailemiz hocalık yapıyor bu bölgede. Bir fark görmüyorum babamın yaptığı hizmetle benim yaptığım arasında.

    Peki Sünni kökenli mi o cami imamları?

    Bilmiyorum, herhalde Sünniler. Yani imamlık yaptığına göre Sünnidirler.

    -Alevi olup da imamlık yapanlar var mı?

    Alevi imam olmaz, camide imamlık yapmaz.

    Yaptırmazlar çünkü, ne kadar asimile olsa da ona değer vermezler.

    Yapmışsa Sünnileşmiştir.

    Yani şunu anladım: Tunceli Cemevinde Alevilerin cenazelerini Sünni imamlar kaldırıyor.

    Çoğunu Sünni imamlar kaldırıyor. Toplum onları tercih ediyor.

    İşte toplumun ne hale geldiği ortada, onları tercih ediyorsa… Ancak siz cemevinin dedesisiniz. Siz müdahale etmiyorsunuz?

    Müdahale ettim. Ama dinletemedim.

    Dedesiniz, oranın başkanısınız, imama izin vermezseniz kimse müdahale etmez.

    İzin vermedim ama beni ciddi anlamda hırpaladılar.

    Demek ki Dersim’de çok asimilasyon oluyor. Tarikatların orada yapılanmasının sonucu işte.

    Yok yok, o tarikatların burada hiçbir faaliyeti yok.

    O zaman niye imamı istiyorlar?

    O cenazelere o imamları çağıranlara sorarsınız. Neden onu tercih ediyorlar.

     İstanbul’da, her yerde cemevinin dedesi cenazeyi kaldırıyor. Tunceli Cemevinde neden öyle?

    Tunceli cemevi cenaze hizmeti için hoca belirlemiyor. Herkes istediği hocayı getirme özgürlüğüne sahip.

    İşte siz böyle bu anlamda özgür bırakırsanız öyle olur?

    Özgürlüğe karşı mısınız?

    Olur mu öyle şey. Asimilasyona hizmet eden bir özgürlükten bahsetmiyorum.

    Neden? Herkes kendi istediği hocayı getirsin.

    -O zaman cami hocası geliyor. Peki cami hocası getirmeyen kimi getiriyor?

    Burada 3-5 tane yerli hoca var.

    Yani hep Alevi olmayan hoca mı geliyor. Hiç Alevi yok mu?

    3-5 tane Alevi hoca var. Kureyşanlı, Baba Mansurlu böyle hocalarımız da var.

    -Peki bunlar Kuran kursuna gitmiş insanlar mı? 

    Bilmiyorum eğitimlerini nerden almışlar.

    Ne diyeyim, şaştım bu durumunuza!

    PİRHA/ DERSİM

     

  • ABF Genel Başkan Yardımcısı Metin: Diyanet cemevlerimizden elini çeksin-VİDEO

    ABF Genel Başkan Yardımcısı Metin: Diyanet cemevlerimizden elini çeksin-VİDEO

    PİRHA – Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Tunceli Cemevi’ni ziyaret sırasında Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’un kendisinden imam hatip mezunu iki kişinin cemevine dede olarak atanmasını talep etmesine ABF Genel Başkan Yardımcısı Müslüm Metin tepki gösterdi. Metin, “Biz 72 millete aynı nazarda bakan bir toplumuz. Onun için diyoruz ki bizim yakamızdan, bizim yuvamızdan, bizim cemevlerimizden elinizi çekin” dedi.

    ABF Genel Başkan Yardımcısı Müslüm Metin, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Tunceli Cemevi’ni ziyareti sırasında Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’un Diyanet’ten imam hatip mezunu iki kişinin cemevine dede olarak atanmasını istemesine ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    “BİZ ALEVİLER HER YERDE YOK SAYILAN BİR TOPLUMUZ”  

    Son zamanlarda Alevi ve Alevilik üzerinde değişik fikirlerin değişik ziyaretlerin türemeye başladığını belirten Metin, “Biz Alevi toplumu okulda, bürokraside iş yerlerinde de her yerde yok sayılan acı gören, zulüm gören bir toplumuz. Topraklarımızdan sürülmüşüz, ezilmişiz, yakılmışız, zindanlara atılmışız, ama buna her zaman hak demişiz hak demeye devam ediyoruz” dedi.

    “CEMEVLERİMİZDEN ÇEKİN ELİNİZİ”

    “Biz 72 millete aynı nazarda bakan bir toplumuz. Onun için diyoruz ki bizim yakamızdan, bizim yuvamızdan, bizim cemevlerimizden elinizi çekin. Biz herkesin anladığı dilden ibadetimizi yapacak kapasitedeyiz ve bu toplumun hizmetini yürütecek yeteri kadar dedemiz, pirimiz, babamız anamız var. Onun için diyoruz ki Aleviler üzerindeki asimilasyon politikalarına son verin” diyen Metin şöyle devam etti:

    “Özellikle Dersim bölgesinde, Alevilerin yoğun olduğu bölgelerde bu tür girişimler çok olmaktadır. Biz imamların ne yaptığına karışmıyoruz, bıraksınlar insanlar kendi  işleri ile uğraşsınlar. Hatta biz diyoruz ki; hiçbir toplumda, hiçbir yerde inançla ilgili yapılan hizmetler hiçbir devlet tarafından desteklenmemeli bütün hizmetler yapıldığı yerde, yapıldığı mekânda, o hizmeti verdiği topluluk ve toplum tarafından karşılanmalıdır. Yani özü bize dönmelidir. Biz de cemevleri ibadet yeridir, ibadetimizde cemdir. Biz cemlerde rızalık alırız, rızalıkla lokmalarımızı dağıtırız, sohbetlerimizi yaparız, küskünlerimizi barıştırırız. Bütün her şeyimizi rızalık üzerine kuruludur.”

    “BİZİM DEVLETTEN BEKLEDİĞİMİZ BİR ŞEY YOK”

    Metin, rızalığı olan bir topluma rızalık almadan girmeyin. Hele hele Alevilerin acı çektiği o coğrafyaya hiç girmeyin. Bırakın insanlar kendi acılarıyla, kendi dertleriyle uğraşsınlar. Bizim devletten beklediğimiz şu: Biz hoşgörülü bir toplumuz, biz her zaman için diyalogdan yanayız. Biz hiçbir toplumun, topluluğun, azınlığın ve üst sınıfın bir başka kimliğe etki etmesini istemiyoruz” dedi.

    “ELİNİZİ YAKAMIZDAN ÇEKİN”

    Elinizi bizim yakamızdan çekin, biz bize yeteriz diye tepkisini ifade eden Metin, “Bizden korkmayın, Aleviler her yerde var her zaman var ve var olacaklardır. Onun için diyoruz ki bırakın biz kendi meselemizi kendimiz çözeriz. Biz sizden destek istemiyoruz, köstek olmayın. Laik bir devlette Diyanet işleri diye bir şey olmaması lazım. Çünkü laik toplumda din ile devlet işleri farklı farklı şeylerdir” ifadelerini kullandı.

    “HERKES İBADETİNİ YÜRÜTSÜN, İMAMA İHTİYACIMIZ YOK”

    Herkesin ibadetini yürütmesi gerektiğini dile getiren Metin, şu çağrıda bulundu:

    “Cemevlerimize imam lazım değil, bizim pirlerimiz, dedelerimiz, analarımız, sevgimiz, hoşgörümüz var. Bizde fazla olan sizde olmayandır . Onun için size tekrar çağrıda bulunuyorum diyorum ki özellikle Alevi köylerinde, Alevilerin yoğun yaşadığı yerlerden Dersim’den her yerden elinizi çekin. Biz bize yeteriz. Bizler örgütlü bir toplumuz ve kendi kurumlarımız var. Bizim Alevi Bektaşi Federasyonumuz, Alevi Kültür Derneklerimiz, PSAKD , HBVAKV ve musahip kurumlarımız var. Onun için bir dedenin çıkıpta Arapça okuyacak veya imam lazım bana deme hakkı yok”

    “TUNCELİ’DEKİ, DEDE NE ADINA, HANGİ TOPLUM ADINA HAREKET EDİYOR”

    Taleplerinin belli olduğunu Tunceli Cemevi Başkanı’nın da hangi toplum adına, hangi maksatla imam talep ettiğini bilmediklerini ve kınadıklarını belirten Metin, son olarak şunları kaydetti:

    “Hiçbir cemevi hiçbir yerde Alevilerin örf ve âdetine uymayan hizmet göremez. Bizim gülbenglerimiz var ve biz nasıl hizmet göreceğimizi biliyoruz. Onun için diyoruz ki biz hiçbir yerden talebimiz yok. Örgütlerimizin çıkardığı erkân namelerimiz var, cemlerimizi nasıl yürütebileceğimize dair kitapçıklarımız var, bizim her şeyimiz var. Cemevlerinde hizmet gören dedelerin devletten talepleri olduğu zaman bizden talep etsinler biz gerekli hizmeti veririz, çerağlarımızı yakarız, başkalarının çerağlarına gerek yok.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

  • O cemevi başkanı açıkladı: İmam hatip ve ilahiyat mezunu iki ‘dede’yi Diyanet’e biz önerdik

    O cemevi başkanı açıkladı: İmam hatip ve ilahiyat mezunu iki ‘dede’yi Diyanet’e biz önerdik

    PİRHA-Tunceli Hacı Bektaş Kültür Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği ve cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın ziyaretinin ve Kuran talep etmelerinin normal olduğunu söyledi. Yurt, iki imam hatip ve ilahiyat mezunu dedeyi cemevine atanması için Diyanet İşleri Başkanı’na önerdiklerini açıkladı.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın 21 Ekim Cumartesi günü Tunceli Cemevi’ne gerçekleştirdiği ziyaretin ve cemevine imam atanması şeklindeki açıklamalarının yankıları sürüyor.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, ziyaretinde oradaki gençlere Kuran öğretilmesi için cemevine imam görevlendirme tavsiyesinde bulunduğunu açıklamıştı.

    Erbaş, Kuran eğitimini sağlamak için önerilerde bulunduğunu belirterek “Ben şu tavsiyede bulundum oradaki kardeşlerimize, gençler gelsinler burada Kur’an-ı Kerim öğrensinler. Bir imamımızı görevlendirebiliriz, çocuklar Kur’an öğrenmeden kalmasın” demişti.

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın bu açıklamaları ABF başta olmak üzere Alevi kurumlarının ve dedelerin (pirlerin) tepkisini çekti.

    Pek çok dede ve Alevi kurumu Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt başta olmak üzere gri dede olarak tanımladıkları şahsiyetlere tepki göstererek, “Cemevine imam değil, iyi dedeler lazım” mesajını verdiler.

    PİRHA olarak olayın muhatabı Tunceli Hacı Bektaş Kültür Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği ve cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’a sorularımızı yönelttik.

    Yurt, cemevine ziyareti gayet olumlu bularak, Diyanet Başkanı’nın cemevine imam atanması önerisiyle ilgili açıklamalarını duymadığını, kendilerinin Kuran ve imam talebinde bulunduklarını söyledi.

    Sık sık Kuran bilen dedeleri cemevinde istediklerini vurgulayan Yurt, iki imam hatip mezunu ‘dede’yi Diyanet İşleri Başkanı’na önerdiklerini kaydetti.

    Yurt, imam hatipli dedeleri normal görürken, zorunlu din dersinin ve Diyanet’in kaldırılmasını istiyor musunuz sorumuza ise “Evet kaldırılmasını istiyorum” yanıtını verdi.

    İşte Alevi kamuoyu tarafından gri dede olarak görülen Sarı Saltık Ocağı mensubu Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt’un sorularımıza verdiği yanıtlar.

    PİRHA: Diyanet İşleri Başkanı’nı cemevine siz mi davet ettiniz yoksa Diyanet İşleri Başkanı mı cemevini ziyaret etti?

    Ali Ekber Yurt: Kendisi Tunceli’ye yönelik bir ziyaret gerçekleştirdi. Ziyareti esnasında da Tunceli’ye gelmişken cemevini ziyareti de programına almış. Bize bildirdiler, biz de cemevine herkesin gelebileceğini, cemevi açısından bir sıkıntı olmayacağını söyledik.

    Peki Diyanet İşleri Başkanı cem yürütülen, ibadet edilen salona geldi mi?

    Cem salonuna girmedi. Sadece üst katta ağırlayabileceğimiz sohbet odamız var. Orada karşılandı, sohbet edildi.

    Neler konuştunuz? Siz taleplerde bulundunuz mu? Diyanet’in Alevilikle, cemevleri ile ilgili olumsuz açıklamaları var. Siz dile getirdiniz mi neden böyle olumsuz açıklamalar yaptıklarına dair?

    Diyanet İşleri Başkanı nihayetinde bir devlet memurudur. Türkiye’de cemevleri sorunlarının çözümü ise Diyanet’in iradesiyle değil, hükümetin iradesiyle, cumhurbaşkanının iradesiyle, meclis iradesiyle çözülebilecek bir husus. Kendisinden yaptığımız sohbet esnasında daha yapıcı, sorunun çözümüne katkı sunmasını talep ettik. Cumhurbaşkanı ile görüştüğünüzde Alevilerin en önemli talebinin cemevlerine yasal statü olduğunu belirtin dedik.

    “DİYANET’İN KIRMIZI ÇİZGİSİ BUGÜN SİLİNDİ”

    ‘Cemevleri bizim kırmızı çizgimizdir’ diyen bir Diyanet var. İktidar sözcüleri Diyanet’in ağzına bakıyor bu konuda. Diyanet İşleri Başkanı’ndan bu talebinizin olumlu karşılık bulacağına inanıyor musunuz?

    Bizim talebimiz var olan sorunun çözümünü istemektir. Daha düne kadar kırmızı çizgiler bugün silindi, bugün sorun olmaktan kaldırıldı.

    Diyanet İşleri Başkanı bir Kuran hediye etmiş. Ancak sizin talebiniz üzerine hediye edilmiş. Bu nasıl bir durum. Siz mi talep ettiniz Kuran verilmesini?

    Kuranı Kerim’i hediye olarak cemevine getirdi.

    “DİYANET’TEN KURANI ÇEMİŞGEZEK CEMEVİ BAŞKANI İSTEDİ”

    Ama sizin talebiniz üzerine getirdiğini açıkladı Diyanet İşleri Başkanı?

    Ben Diyanet İşleri Başkanı’nın ziyaret sonrası açıklamalarını okudum. Öyle değil. Çemişgezek Cemevi başkanımız Ali Hadi Yıldız ‘çocuklarımıza Kuran-ı Kerim öğretmek istiyoruz. Diyanet’in cemevlerine Kuran-ı Kerim göndermesini istiyoruz. Çocuklarımızın Kuranı öğrenmesini, özellikle Türkçe mealini öğrenmesini istiyoruz canlarımızın’ dedi. Diyanet İşleri Başkanı’nın da elinde imkanlar var. Eğer Türkçe mealli Kuran Kerim gönderirseniz çocuklarımız alıp okusunlar.

    Peki siz bir dede olarak bu talebi doğru buluyor musunuz?

    Kuranı Kerim’in alınıp okunmasında, okutulmasında hiç bir sakınca görmüyorum.

    Çemişgezek Cemevi çok istiyorsa Türkçe mealinde Türkçe Kuran temin edebilir. Neden Diyanet İşleri Başkanı’ndan istiyor?

    İlgili Cemevi Başkanına sorun.

    Ama siz de bu talebi normal karşılıyorsunuz.

    Adam istiyorsa, demek ki bulamamış, talebi bugüne kadar kimse karşılamamış. Saptırmayın lütfen.

    Ben sorularımı sormak zorundayım. Gazeteciyim.

    Kuran-ı Kerim’in alınmasını, okunmasını, herkes tarafından detaylı bir şekilde incelenmesini hiç bir şekilde ne yadırgarım, ne de karşıyım.

    Ben gazeteciyim her şeyi sormak durumundayım, alınganlık göstermeyin. Şimdi şöyle bir şey. Aleviler mevcut Kuran’a göre ibadet etmiyor. Siz bir dedesiniz, biliyorsunuz.

    Siz ilahiyatçı, din adamı, dede gibi yorum yapıyorsunuz.

    Ben Alevi haber ajansında çalışıyorum. Bu doğrultuda sormak durumundayım.

    Ben sizin fikrinize katılmıyorum. Alevilerin bugün yaptıkları ibadetin Kuranı Kerim’de yeri var. Bu çok teferruatlı bir konu. Yüzeysel geçilmez. Kuranı Kerim’in bin yıllık bir geçmişi var. Farklı görüşlerimiz var. Aleviler Kuranı Kerim’e göre ibadet etmiyor demek yanlış.

    Diyanet İşleri Başkanı’nın bir açıklaması var bir televizyon kanalında. Cemevine imam atanmasını öneriyor. Bu konuda ne dersiniz? Cemevine imam atanması doğru mu sizce?

    Diyanet İşleri Başkanı’nın öyle bir açıklaması var mı bilmiyorum.

    “İMAM HATİP MEZUNU İKİ DEDEMİZİ ÖRNEK GÖSTERDİK”

    Evet var böyle bir açıklaması Diyanet İşleri Başkanı’nın. Medyada yer aldı.

    Mevcut Alevi dedelerinin içerisinde Kuran’ı Kerim eğitimi almış, hatta imam hatipten, ilahiyattan mezun olmuş iki dedemizi örnek gösterdik. Bunlardan biri Murat Güngör Dede ve biri de Kadir Bulut Dede. Bu dedeler verilirse çocuklarımıza inanç ve din eğitimi verilir. Kuranı Kerim verilir şeklinde. Yoksa bizim camilerde, mevcut halihazırda Diyanet’in himayesinde çalışan bir imam talebimiz olmadı. Bizim mevcut bu ilme sahip imam hatip mezunu dedelerimiz de var. Bu ilme sahip inanç önderlerimiz de var.

    “İMAM HATİPTE OKUMAK KİŞİYİ ALEVİLİĞİNDEN UZAKLAŞTIRMAZ”

    Şunu sormak istiyorum; imam hatip mezunu dedelerden bahsediyorsunuz. Alevi inancında, Alevi kültüründe böyle bir durum var mı?

    Kişi istediği okulda, istediği şekilde gider okur, ilim irfan sahibi olur. İmam hatipte okumak kişiyi Aleviliğinden uzaklaştırmaz.

    Peki Alevi köylerine cami yapılıyor, imam atanıyor. Bunu destekliyor musunuz?

    Buna karşıyım.

    Neden karşısınız? İmam hatip mezunu bir dede imama karşı değilsiniz, ama Alevi köyüne cami yapılmasına ve imam atanmasına karşısınız.

    Kişisel tercihtir bu. Ben bir dede çocuğu olarak ve bir dede olarak Türkiye’de istediğim okulda, istediğim eğitim yuvasında kendimi o alanda uzmanlaştırabilirim, yetiştirebilirim, geleceğimi orada görmek isteyebilirim. Bu farklı bir şeydir. Bir Alevinin çocuğunu zorla imam hatipe götürmesini savunmam. O ayrı bir mesele. Ama Alevi köylerine cami yapılması çok farklı bir şey. Bunlar birbirinden çok farklı şeyler. Eğer o Alevi köyü dediğiniz köyün sakinleri kamuoyu yoklamasıyla yüzde 50’den fazlası ‘biz cami istiyoruz’ der ise o zaman ona da bir şey diyemem. Ama toplumun, insanların öyle bir talebi olmadığı halde ısrarla oraya cami yaptırılmasına kesinlikle karşıyım.

    Peki imam hatip, ilahiyat okuyan bir kişi dedelik yapabilir mi, Alevi Yolu’nu, inancını sürdürebilir mi?

    Öyle dedeler var. Alevi Yolu’na da ters değil. Aleviliğini güzel, dört dörtlük yaşıyorlar.

    Bir çok dede, pir bu duruma karşı çıktı, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın cemevine imam atanması önerisine tepki gösterdi.

    Bilemem, bakın ben size şunu söyleyeyim: Yüzde 90’nın karşı çıkması da bu işin doğru veya yanlış olduğunu göstermez. Yüzde 90 da karşı çıkabilir. Kendi görüşleridir. Benim Diyanet İşleri Başkanı’nın ne cemevine gelmesine ne de savunduğu fikirlerine karşı görüşüm yok. Tunceli’de dede postuna oturabilecek, yol sürebilecek bir çok dedeyi burada gördüm. Hepsi de o gün iyi bir şekilde karşıladılar. Ama bugün dede dediğiniz, Aleviliğin A’sından haberi olmayan dede sıfatıyla kendisini topluma tanıtan adamlar var da onlara karşı çıkıyorsanız bilemem.

    Türkiye’de belli başlı önemli dedeler sizin bu davranışınıza, Diyanet’in açıklamalarına karşı çıkıp, tepki gösterdiler.

    Ona bir şey diyemem. Sizin için önemli olmayabilir ama o bahsettiğiniz dedeler için önemli olabilir.

    PİRHA’ya konuşan bir dede ‘cemevlerinin imamlara değil iyi dedelere ihtiyacı var dedi. Bu görüşe katılıyor musunuz?

    Katılıyorum tabi. Zaten direk belirttim size. Biz imam istemedik. İlme sahip, Kuranı ilme sahip dedelerimiz var. Bu dedelerimizi cemevlerine kazandırmamız, istihdam etmemiz ve bu insanların çocuklarımızı ve toplumumuzu eğitmesi noktasında daha ciddi bir mesafe alırız dedik. Yoksa imam istemedik. Diyen kimse bilmiyorum.

    Diyanet İşleri Başkanı açıkladı. ‘Biz cemevine imam atanmasını önerdik gençler kuran öğrensin diye’ dedi.

    Orada bir kelime hatası var. İmam değil.

    Şiileştirme mi var?

    Hayır Şiileşmeye ben karşıyım. Yüzümüzü İran’a dönecek değiliz.

    “BİR DEDEDE İMAMET SIFATI OLABİLİR”

    Cemleri yürütecek imam var mı?

    Onlar dededir. Lafımı saptırmayın. Dede imamlık görevi de görebilir mi? Evet görebilir. Bir dede de imamet sıfatı olmalı. Bir dede cemi yürütebilmeli. Bir dede cenazeyi kaldırabilmeli. İnanç ritüellerini yerine getirebilmeli.

    Zaten dedeler bu saydığınız ritüelleri yerine getiriyor, cemi yürütüyor.

    Ben nice dedeler tanıyorum. Biraz inançsal boyutuyla bakın.

    “NEDEN DİYANET İLE SIKI İLİŞKİLER İÇİNDESİNİZ?”

    Ben dedeleri tartışmayacağım sizinle. Yıllardır Alevi kurumları mitingler yapıyor zorunlu din dersinin ve Diyanet’in kaldırılması için. Bu talepler daha yerine getirilmeden siz Diyanet ile sıkı ilişkiler içindesiniz. Size Kuran hediye edebiliyor. İmam atanması yönünde önerileri var Diyanet Başkanı’nın. Bir tezatlık yok mu?

    Diyanet ile sıkı ilişkiler içinde değiliz. Bizi ziyaret etmek isteyen bir kurumun başkanına tabi ki buyrun gelin diyebilirsiniz. Taleplerimizi ilettik. Diyanet’in kaldırılması gerektiğini söyledik. Sorunların acilen çözülmesi gerektiğini ilettik. Tunceli Cemevi’nde Diyanet İşleri Başkanı’na ‘sizin bütün çalışmalarınızı taktir ediyoruz, kusursuzsunuz’ demedik.

    Ancak cemevine imam öneren Diyanet İşleri Başkanı’na bir tepkinizi görmedik.

    Bunu Diyanet İşleri Başkanı önermedi diyorum. Biz çocuklarımızı eğitmek istiyoruz. İnançsal ve Alevilik konusunda, din konusunda Aleviliği anlatacak şekilde öğretmek isteyen dedeler var. Devletin artık bizlere de kadro, destek vermesi, cemevlerine yasal statü verilerek, bir şekilde cemevlerini tanıyarak kadro tahsis etmesi gerekiyor. İşte bu dedelerimizle birlikte bizim çocuklarımızın eğitilmesi gerekiyor.

    Şaşkınım. Çok kıymetli dedeler var. Neden Diyanet’ten bu anlamda bir yardım bekliyorsunuz?

    Bu dedelerin şeyini (masrafını) nasıl karşılayacaksınız? Pir Haber Ajansı olarak karşılayacaksanız ben o dedeleri getireyim burada o eğitimleri, öğretileri versinler. Siz Pir Haber Ajansı olarak dedelerin maaşlarını, sigortalarını ödeyin.

    Ajans olarak tanıdığımız onlarca dede var. Hiç bir zaman ücret talep etmiyorlar. Siz yeter ki isteyin. Tarihten bugüne kadar nasıl geçimlerini sağladıysa dedeler öyle geçiniyorlar zaten.

    Nasıl geçiniyorlar?

    Dedelerin maaş ve sigortalı olma durumu yok. İlk defa sizden duyuyorum. Sigortalı olmak isteyen bir dede görmedim.

    Siz gazetecisiniz, maaşsız mı çalışıyorsunuz? Bu sizin görüşünüz. Ücretsiz çalışmak isteyen bir dede varsa buyursun gelsin.

    Siz davet ettiniz mi maaş istemeyen dedeleri?

    Ben burada nice dedeler yetiştirdim. Nice genç dedeler yetiştirdim. İşsizlikten dolayı burayı bırakıp İstanbul’a, Ankara’ya gidip hayatını kazanma peşindeler. Bana o gencecik dedelerin söylediği ‘Dede biz geleceğimizi kurmak, çoluk çocuğumuzu doyurmak zorundayız. Sizin dediğiniz hangi dededir o? Öyle bir dede varsa sizden istirhamım olacak.

    Hemen yarın size pek çok dede gelebilir.

    Tamam gönderin, bekliyorum. Gerçekten böyle Kuranı bilen dedeler olmalı.

    Merak etmeyin gerçek dedeler var. Alevi Yolu’nu bilen gerçek dedeler var.

    Vallahi bekliyorum. Çok memnun oldum.

    “EN BÜYÜK SIKINTIMIZ KURANI BİLEN DEDELER BULMAK”

    Hiç Alevi Yolu’ndan bahsetmiyorsunuz. Sürekli ‘Kuranı bilen dedeler’ diyorsunuz. Elbette Kuranı da biliyordur dedeler. Ama Alevi inancı, Yolu var.

    Alevilik inancı vardır. Bir kültürdür. Okuyan herkes bilebilir. Bizim en büyük sıkıntımız Kuranı bilen, bu alanda uzmanlaşmış dedeler bulabilmek. Bizim en büyük sorunumuz o. Aleviliği bildiğini söyleyen dede çok. Ama bizim en büyük ihtiyacımız Kuran bilen dedeler. Cenazemizi kaldırabilecek yeteneğe sahip olabilecek, bilgi birikimine sahip, bir dede postunda oturabilecek, cem tutabilecek insanlar bulamıyoruz. 18-19 yaşından beri bu işin içindeyim. İhtiyaçların da, çözüm önerilerinin de neler olduğunu çok iyi biliyorum.

    Alevi Bektaşi Federasyonu bünyesinde kurulan Alevi Bektaşi İnanç Kurulu var. Orada dedeler var. Alevilerin örgütlendiği Alevi kurumları var. ABF gibi Alevi federasyonları var. Bunlarla iletişiminiz var mı? Siz hangi kuruma bağlısınız?

    Biz Hiç bir federasyona ve konfederasyona bağlı değiliz, bağımsız bir derneğiz.

    Okullarda hala zorunlu din dersi devam ediyor. Siz zorunlu din dersinin kaldırılmasını istiyor musunuz?

    Kesinlikle istiyorum.

    Zorunlu din dersinde Sünni öğretiyle karşı karşıya Alevi çocuklar.

    Din vicdan meselesidir. Kimseye zorla dayatılamaz. O yüzden kaldırılmasından yanayım.

    Diyanet’in kaldırılmasını istiyor musunuz?

    Evet kaldırılmalı. Laik bir ülkede Diyanet olmamalı. Ama halihazırda kaldırılması pek mümkün görünmüyor. Eğer kaldırılmıyorsa onun faydalandığı her şeyden ben de faydalanmak istiyorum.

    Peki neden Diyanet ve iktidar yetkilileri sizinle iyi ilişkiler içinde? Bunun sebebi nedir?

    Herkesle iyi ilişkiler içindeyiz. Kim bize iyi adım atarsa onlarla iyi ilişkiler içinde oluruz. Şuna inanıyoruz: Herkes düşüncesini özgürce, demokratik bir şekilde yaşar. Kimseye bir önyargımız, kin ve nefretimiz yok. Kim bize adım atarsa her türlü katkıyı sunarız.

    Nilgün METE / İSTANBUL

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

  • Tunceli Cemevi’nde belediyenin Sarı Saltık Çalıştayı Kuran okunarak başlatıldı-VİDEO

    Tunceli Cemevi’nde belediyenin Sarı Saltık Çalıştayı Kuran okunarak başlatıldı-VİDEO

    PİRHA – Tunceli Belediyesi ve Munzur Üniversitesi, Sarı Saltık Çalıştayı düzenledi. Etkinlik kapsamında Tunceli Cemevi’nde panel yapıldı, semahlar dönüldü. Kuran tilaveti ile başlayan etkinliğe 3 ülkeden ve 38 şehirden temsilciler katıldı.

    Seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınıp tutuklanmasının ardından Dersim Belediyesi’ne kayyum olarak atanan Vali Tuncay Sonel ve Tunceli Üniversitesi’nde Alevi Bektaşi çalışması yürüten ve Alevi toplumu tarafından kabul görmeyen tartışmalı isim Coşkun Kökel öncülüğünde ‘Sarı Saltık Çalıştayı gerçekleşti.

    Tunceli Cemevi’nde gerçekleşen etkinliğe Balkanlardan Bektaşi Babaları, Kureyşan, Üryan Xızır, Sarı Saltık, Güvenç Abdal, Derviş Cemal Ocağının evlatları ile Alevi kurum başknanları katıldı.

    Kuran tilaveti ile başlayan etkinlikte konuşan Tunceli Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt, çalıştaya yurt dışından ve yurt içinden gelen herkesi selamladıktan sonra Sarı Saltık’ın tarihine ilişkin konuştu.

    Munzur Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Arif Kala ise “Üniversitemizi Alevilik Bektaşilik Araştırma Üniversitesi yapmayı planlıyoruz. Türkiye’de Alevilik uygulama merkezinin biri üniversitemizde bulunmakta. Gerekli çalışmayı yürütmekteyiz” diye konuştu.

    Araştırmacı Yazar Muhammed Taha Gergerlioğlu da “1. Sarı Saltık Kurultayı’nın Cenabı Mevla bundan sonraki çalıştaylar için bereketli, faydalı işlere nasip etsin inşallah. Bu vesileyle sayın valimizi, sivil toplum önderlerimizi, sancak temsilcilerini, dedelerimizi Allah’ın selamıyla selamlıyorum. 5 ayaklı bir sistem yürütmek lazım. 1 Kamu idaresi yani devletin benimsediği idare biçimi, 2. üniversite, 3. ayak iş adamları vs, 4. ayak sivil toplum kuruluşları, 5. ayak ise medya. Bu çalışmanın verimli olması için kamunun, özel sektörün, üniversitenin iç içe bir çalışma yapması halinde mükemmel verimlilik oluyor” ifadelerini kullandı.

    Gergerlioğlu, “Biz İslamla tanıştıktan sonra kendimize has bir tavrımız olmuş. Hacı Bektaş Veli’nin tavrını yeni versiyonuyla gençlerimizle beraber bir amaca bir Kızıl Elma’ya nasıl götürebiliriz? Cenabı Hak hepimizi muvaffak eylesin, sonumuzu hayır eylesin” diyerek sözlerini tamamladı.

    Daha sonra birçok Alevi kurum başkanı ve ocak dedeleri konuşmalar yaparak çalıştaya ilişkin açıklamalarda bulundular.

    Konuşmaların ardından Vali Tuncay Sonel’e Zülfikar Kılıcı hediye edildi. Sonel, “Buraya Balkanlardan, ülkemizin çeşitli illerinden gelen misafirlerimiz, dedelerimiz, canlarımız, Tuncelili hemşehrilerimiz sizleri saygıyla selamlıyorum. Bu yıl ilki yapılan çalıştayın Tuncelimize, memleketimize, İslam alemine güzellikler getirmesini temenni ediyorum” dedi.

    Sonel’den sonra söz alan Üryan Xızır Ocağı’ndan Ali Büyükşahin, “Değerli valim, değerli hanımefendiler, değerli beyefendiler, değerli Bektaşi Babalar, değerli kanaat önderleri, değerli sivil toplum örgütleri hepinizi sevgiyle selamlıyorum. Sarı Saltık’ın birinci çalıştayının hayırlara, birliğe, beraberliğe vesile olmasını yüce Hakkın niyazında hayırlı uğurlu olsun. Bu konuda çaba sarf eden Coşkun Kökel beye teşekkür ediyorum, sağ olsun, var olsun. Sayın vali beyimizi ziyaret ettik. Vali beyin yaptığı hizmetler oldukça çok fazla, huzurunuzda çok teşekkür ediyorum, sağ olsun, var olsun. Ben Üryan Xızır Ocağı’na mensubum. Yol erkan yürütüyorum. Erenler Anadolu’yu aydınlatmışlardır. Biz bu erenlerin yolunu takip ediyoruz” dedi.

    Ocakların geçmişine dair belgeler paylaşıldı. Her ocaktan dedelerin sergilediği yazılı belgeler yurttaşlara gösterildi.

    Etkinlik, Hubyar Ocağı taliplerinin semah dönmesi ve deyişler söylenmesiyle devam etti.

    PİRHA/DERSİM

  • Dede Celal Fırat: Diyanet Aleviler ile ilgili samimi değil-VİDEO

    Dede Celal Fırat: Diyanet Aleviler ile ilgili samimi değil-VİDEO

    PİRHA – Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın ‘cemevlerine imam atanmalı’ şeklindeki açıklamalarına Garip Dede Dergahı Başkanı ve İmam Rıza Ocağı Dedelerinden Celal Fırat tepki gösterdi. Fırat, “Eskiye baktığımızda özellikle Diyanet’in Aleviler ile ilgili samimi bir düşünce içerisinde olmadığını görüyoruz” dedi. 

    Tunceli Cemevi’ni ziyaret eden Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın gençlere Kur’an öğretilmesi için cemevlerine imam atanması şeklindeki sözlerine Alevilerden tepkiler gelmeye devam ediyor.

    Garip Dede Dergahı Başkanı ve İmam Rıza Ocağı dedelerinden Celal Fırat, Tunceli Cemevi’ni ziyaret eden Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın gençlere Kur’an öğretilmesi için cemevlerine imam atanması şeklindeki sözlerine ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Alevilere bakışının çok açık afaki olduğuna dikkat çeken Fırat, “Diyanet daha öncede ‘Aleviler ve cemevleri bizim kırmızı çizgimizdir’ gibi söylemler dillendirmişti. Eskiye baktığımızda özellikle Diyanet’in Aleviler ile ilgili samimi bir düşünce içerisinde olmadığını görüyoruz” diye konuştu.

    “BİZİ HEP YOK SAYDILAR HEP DE YOK SAYACAKLAR”

    Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, Alevilerin ‘Biz de müslümanız’ dediklerini ve müslümanların ortak kullanım yeri camidir” gibi söylemler dillendirdiğini hatırlatan Fırat şunları kaydetti:

    “Şimdiye kadar hep bizi yok saydılar bundan sonra da yok sayacaklar. Bunların mantıklarında zihniyetlerinde böyle bir olgu var. Bir cemevinin ziyaret edilmesi gayet doğal ama ziyaret edilirken oranın değerlerine saygı gösterilmelidir. Diyanet’ten özellikle Kur’an-ı Kerim istenilmiş ve Diyanet İşleri Başkanı da ‘Size bir de imam atayalım burada size Kur-an kursları versin’ diye bir söylemde bulunmuş. Yine orada kendi mantıklarını zihniyetlerini etkin bir şekilde kullanmışlar. Alevilere ve o topluma bakışlarını etkin bir şekilde ifade etmişler.”

    “CEMEVLERİNE HERKES GELEBİLMELİ”

    “Cemevlerine her insan gelebilmeli ama geldiklerinde oradaki insanların duruşu çok önemli” diyen Fırat, “Geçtiğimiz günlerde Garip Dede Dergahı’na bazı ziyaretler yapıldı. Kendini bilmeyen bazı arkadaşlarımız bizi eleştirdiler. Ancak önemli olan bizim ne söylediğimiz. Gelsinler. Bizim kimse ile konuşmama gibi bir lüksümüz yok. Herkes ile konuşuruz ama ne konuştuğumuz önemli” şeklinde konuştu.

    “ALEVİLER YILLARCA DİYANET’İN KALDIRILMASINI TALEP ETTİ”

    Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan Kuran istenmesine tepki gösteren Fırat sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Diyanet İşleri Başkanlığından gidip Kur-an istenilmesi çok acayip bir şey. Biz Alevi örgütleri olarak yıllarca Diyanet’in kaldırılmasını söyledik. Bunun da çok hayalperest bir söylem olduğunun farkındayım. Diyanet’ten bir şey istenmesi çok acı bir şey. Çünkü onlar bizim kimliğimizi, gelenek göreneklerimizi, semahlarımızı oyun olarak görüp kadın erkek bir can maiyeti ile birlikte ibadet ettiğimiz için de bizi ötekileştiriyorlar. Bizi ötekileştirmek için de tamamen bir kurgu kurgulamışlar. ‘Alevilerin her kelamı Kur’anın özü’ derler. ‘Aşığın sözü Kur’anın özü’ derler. Bu nedenle biz Kur’anı kamil insanın cemalinde ararız.”

    “YAN YANA GELİP KONUŞMAMIZ LAZIM”

    Tunceli Cemevi’ndeki insanları sadece kamuoyunda gördükleri kadarıyla tanıdığını belirten Fırat, şunları ifade etti:

    “Ali Ekber Yurt orada dede olarak görev yapıyor. Bu gibi arkadaşlarımız ile gidip oturup konuşmamız düşünceleri ve maiyetleri ne öğrenmemiz lazım. Artık bizler yan yana gelip konuşmamız lazım. Çünkü bu gibi insanları kaybetme lüksümüz yok. O bölgede de yıllarca cemevinde başkanlık yaptığına göre demek ki etkin bir insan. Tanışmadık ve tanımıyorum kendisini. Ama her çalışma yapıldığında oranın üzerinden yapılıyor. Bu da çok acı. Bence ivedi bir çerçevede bu sorunları birbirimizi ötekileştirmeden aynı masada oturup konuşmalıyız. Halkların kardeşliğini savunan bir inancın mensupları isek kendi farklı renklerimiz ve düşüncelerimiz olacak bu insanlarla oturup konuşmaktan çekinmemeliyiz. Oradaki yöneticiler olur farklı düşüncedeki insanlar da olur her insanla oturup konuşmamız lazım. Sorunlarımızı bu eksende çözeceğimize canı gönülde inanıyorum.”

    PİRHA/İSTANBUL