Etiket: ali kamer yıldırım

  • HEDEP Dersim Kongre Komisyonu: Kimliğine sahip çıkan her yurtsever görev almalı-VİDEO

    HEDEP Dersim Kongre Komisyonu: Kimliğine sahip çıkan her yurtsever görev almalı-VİDEO

    PİRHA- Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Dersim İl Örgütü Kongre Komisyonu’nun basına bilgilendirme toplantısı yapıldı. Toplantıda konuşan Kongre Komisyon Eş Başkanları; kimliğine, diline, kültürüne, doğasına sahip çıkan her yurtseverin görev almasını istediklerini belirttiler.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Dersim İl Örgütü Kongre Komisyonu’nun basına bilgilendirme toplantısı yapıldı. Toplantıda Kongre Komisyon Eş Başkanları Ali Kamer Yıldırım ve Nazlı Çelik Öz açıklamalarda bulundular.

    “BASKILARA RAĞMEN HALKIMIZ GERİ ADIM ATMAMIŞTIR”

    HDP’nin son seçimlerde kapatılma ile karşı karşıya kaldığını ve zorunlu nedenlerle Yeşil Sol Parti ile seçime girdiğini, onlarca parti üyesi, yönetici ve seçilmişin ya faili meçhulle ya cezaevi ile ya da sürgünle cezalandırıldığını belirten Ali Kamer Yıldırım, “Her türlü baskıya rağmen halkımız geri adım atmamış, her defasında güçlenerek yoluna devam etmiştir. Partilerimizi kapatanlar, bu partinin halkın partisi olduğunu, değerler partisi olduğunu unuttular” dedi.

    Yeni kurulan HEDEP’in kongresini yapmak için yeni yönetimi oluşturma görevini üstlendiklerini ifade eden Yıldırım, “Bu yeni süreçte ahlaki değerlerine, kimliğine, diline, kültürüne, doğasına sahip çıkan, ilke ve ölçüleri benimsemiş her yurtseverin görev almasını istiyoruz. Bu kriterleri taşıyan herkesle görüşmeye hazırız” dedi.

    “’BEN DE VARIM’ DİYEN HERKESİ BİR HAVUZDA TOPLAMAYA ÇALIŞACAĞIZ”

    Yıldırım, komisyon olarak nasıl çalışacaklarını ise şöyle anlattı:

    “Önce yurtsever kurumlarımızla, eski ve yeni yönetici seçilmişlerimizle, kanaat önderleriyle, yine bu ilke ve ölçülerde hareket eden üye olup veya üye olmayan tüm arkadaşlarımızla görüşüp görev almak isteyen, ‘bu işte ben varım’ diyen herkesi bir havuzda toplamaya çalışacağız. Burada havuzda toplanan isimlerle birebir görüşüldükten sonra görev almak isteyen arkadaşları, yönetimde değerlendirmek için kendi arkadaşlarımızla bir süzgeçten geçirip kendilerine görev teslim edeceğiz.”

    “BU TOPRAKLAR HEM KAYIPLARIN TOPRAKLARI HEM DE KAYIPLARI DİRİLTEN TOPRAKLARDIR”

    Yıldırım’ın ardından Nazlı Çelik Öz söz aldı. Dilin, kültürün ve inancın altının çizilmesi gerektiğini, bu değerlere sahip çıkmanın da ancak ilkeleri sahiplenmekle mümkün olacağını ve HEDEP’in yeni süreciyle aslında yeni bir kimliği kazanmak istediklerini belirten Öz, şunları söyledi:

    “Yeni bir kimlik dediğimiz şöyle: HEP’ten beri kapatılan ve hala devam eden tehlikelerle karşı karşıya olan bir partiyiz ama bu tehlikelere en fazla biz kadınlar ve genç arkadaşlar olarak göğüs gereceğimize inanıyoruz. O yüzden komisyonda çalışmalarımızı yürütürken Dersim toprağına bağlı, Kürdistan’a özgü duygularla hareket edecek tüm yurtsever arkadaşlara, özellikle de kadınların, annelerinin şahsında Cumartesi Anneleri’ni, Gülistan Doku’yu ve annesini buradan selamlamak gerekiyor. Bu toprakları hem kayıpların toprakları hem de kayıpları tekrar dirilten ve açığa çıkaran topraklar olarak nitelendiriyoruz. Bizler de bu toprakların sahibi ve çalışanları olarak tüm Dersim halkını bu çizgiye davet ediyoruz. Görüşmelerimizi yaparken de aslında özümüz bu olacaktır.”

    PİRHA/DERSİM

  • Ali Kamer Yıldırım: Kardeşim cezaevine girdiğinden beri annem ile hiç görüşemedi-VİDEO

    Ali Kamer Yıldırım: Kardeşim cezaevine girdiğinden beri annem ile hiç görüşemedi-VİDEO

    PİRHA-Hasan Yıldırım, 2017 yılından bu yana, basın açıklamaları, mitingler, seçim çalışmalarına katılma ve HDP’ye üye olma nedeniyle Antalya Manavgat S Tipi Hapishane’sinde tutuklu bulunuyor. Kardeşi Ali Kamer Yıldırım, “Hasan, cezaevine girdiğinden beri annem ile hiç görüşemedi. Bu durum devletin bize ödettiği bir bedel. Devlet, kendisine muhalif olanları cezaevi ile susturma, sindirme politikasını yıllardır sürdürüyor” dedi.

    Bazı kaynaklarda Churchill, bazılarında ise Tolstoy’a atfedilen “Bana hapishanelerini göster, senin ülkenin kültürünü tanıyayım” vecizesinin, Türkiye’deki hapishane sorunları karşısında ne kadar yerinde olduğunu gösteriyor. Hapishanelerde, sağlık, beslenme ve temizlik koşullarının yetersizliğinden, görüşlerle ilgili olarak, ailelerin hapishane önünde saatlerce bekletilmesine, güvenliğin jandarma ve infaz koruma memurları tarafından sağlanmasının yarattığı çift başlılığa ve hükümlülerin topluma uyum gösterecek bireyler olarak iyileştirilememesine kadar çok çeşitli sıkıntılar bulunuyor.

    Bu sorunların en başında elbette hapishanelerde ölümlerin artması geliyor. Hangi sebeple olursa olsun, hapishanedeki ölüm olayları buralarda ciddi sıkıntılar olduğunun belirtisidir. Gerçekten de, tutuklu veya hükümlü olarak hapishaneye sağlıklı bir şekilde giren kişilerin, aynı sağlıklı durumda tutukluluğun veya cezanın infazının sona ermesinden sonra serbest bırakılmaları gerekir. Çünkü, hapishanelerde ölümlerin artmasının nedeni sadece hastalıklar değildir; kasten öldürme, hastalık, açlık ve ölüm oruçları gibi nedenlerle ölenlerin sayısı oldukça yüksek. 1981-1995 yılları arasında hapishanelerde ölenlerin sayısı 128 iken, sadece 1996 yılı içinde ölenlerin sayısı 44’tü.

    Adalet Bakanlığı  Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre 1 Ocak 2023 itibariyle Türkiye’de; 279 kapalı, 89 açık, 10 kadın kapalı, 8 kadın açık, 9 çocuk kapalı, 4 çocuk eğitimevi olmak üzere toplam 399 ceza infaz kurumu bulunuyor. Bu kurumların toplam kapasitesi 289 bin 974 kişi. Türkiye’deki hapishanelerin toplam kapasitesi 289 bin 974 kişi ama Ocak 2023 sonu itibariyle hapishanelerde 341 bin 497 kişi bulunuyor. Adalet Bakanlığı verilerine göre, bu kişilerin 298 bin 975’i hükümlü, 42 bin 522’si tutuklu. Hapishane nüfusunun 325 bin 009’ü erkeklerden, 13 bin 977’i kadınlardan, 2 bin 511’i ise çocuklardan oluşuyor. Hapishanedekilerin 118 bin 738’i açık infaz kurumu, 222 bin 759’u kapalı ceza infaz kurumunda bulunuyor. 2021 yılında hapishanelerde 272 bin kişi olduğu dikkate alındığında toplam hapishane nüfusunun 2022 sonu itibariyle 69 bin kişi arttığı görülüyor.

    Türkiye’de hapishanelerde yaşanan hak ihlalleri son dönemlerde giderek artıyor. Hapishanelerde yaşanan ölümler, açlık grevleri, hasta mahpusların tedavilerinin sağlanmaması, keyfi sürgünler, infaz yakmalar ve yeni tip hapishaneler yapılarak tecrit derinleştiriliyor.

    2017 yılında ‘Örgüt üyeliği’ iddiasıyla tutuklanan Hasan Yıldırım, Antalya Manavgat S Tipi Hapishane’sinde tutuklu bulunuyor.

    Hasan Yıldırım’ın kardeşi Ali Kamer Yıldırım, aile olarak yaşadıkları mağduriyeti PİRHA‘ya anlattı.

    “YENİ ÇIKAN YASA İLE İNFAZLAR YAKILIYOR”

    Hasan Yıldırım’ın, basın açıklamaları, mitingler, seçim çalışmalarına katılma ve HDP’ye üye olma nedeniyle örgüt üyeliği ile suçlandığını söyleyen Ali Kamer Yıldırım, “Türkiye cumhuriyetinin anayasasının verdiği hakları kullanarak siyasi parti veya sendikalarda faaliyet yürüttük. Hasan’ın tahliyesi 15 Mart’ta olacak ama 2021 yılında çıkan yeni yasa ile birlikte infazlar yakılıyor. Tahliye edileceği gün savcı başkanlığında cezaevi gözlem kurulu toplanarak durum değerlendirmesi yapıp ‘neden pişmanlık dilekçesi vermedin’, ‘Neden bağımsız koğuşa geçmedin’ gibi bahanelerle tutuklu, hiç disiplin cezası almasa bile tahliye edilmiyor. Elazığ’da birisinin ‘Neden tuvalet ışığını açık bıraktın’ diyerek tahliyesini ertelemişlerdi.

    “ANNEM, HASAN’I CEZAEVİNE GİRDİKTEN SONRA HİÇ GÖRMEDİ”

    Ailelerinde KCK operasyonlarından 5 kişinin hapishaneye girdiğini ifade eden Yıldırım, “Hasan ve ben 2012 yılında tahliye edildikten sonra 2017 yılında Edirne’de yakalanıp Edirne Cezaevi’nde kaldık. Edirne Türkiye’nin öbür ucu olduğu için aileden kimse gelemedi. Üç ay Edirne’de kaldıktan sonra Tarsus’a sürgün edildik. Ailemize daha yakın oluruz diye Elazığ Cezaevi’ne sevkimizi istedik benim sevkim onaylandı ama Hasan Maraş’a sürgün edildi. Annem 85 yaşında beni ziyarete geliyordu ama Hasan’ı hiç göremedi. Annem göremese de en azından biz Hasan’ı gidip görebiliyorduk ama Maraş depreminin ardından Antalya Manavgat S Tipi Cezaevi’ne sürgün edildi. Neredeyse 1400 km yol, iki gün sürüyor. Geçen hafta gittim ziyaretine ancak hem maddi hem de manevi olarak çok zorlandım. Hasan, cezaevine girdiğinden beri annem ile hiç görüşemedi. Bu durum devletin bize ödettiği bir bedel. Devlet kendisine muhalif olanları cezaevi ile susturma, sindirme politikasını yıllardır sürdürüyor” dedi.

    “AİLE YAŞANANLARDAN KÖTÜ ETKİLENDİ”

    Ali Kamer Yıldırım, sözlerini şöyle bitirdi:

    “Hasan cezaevine girdikten sonra eşiyle ayrıldı. Cezaevinde elektriğinden yemeğine kadar her şey para ile olduğu için kendisine para göndermeye çalışıyoruz ama maddi durumumuz yeterli olmadığı için de dostlar, akrabalar yardım ediyor. Hasan’ın çocukları babasını en son 2018 yılında Tarsus Cezaevi’ndeyken görüşüne gittiler. Aile yaşananlardan kötü etkilendi, Hasan’ın eşi kendisinden ayrıldı, çocukları babasından uzak kaldı, annem de kendi acısını kendi içinde yaşıyor.”

    Cihan BERK-Nuray ATMACA/DERSİM

     

    İLGİLİ HABERLER:
    -Özlem Aksoy: Hamileydim, eşim tutuklandı; çocuklar babasız büyümesin-VİDEO

  • Cezaevi yönetiminden, tutuklu Ali Kamer Yıldırım’ın ailesine 5500 TL’lik yemek borcu!-VİDEO

    Cezaevi yönetiminden, tutuklu Ali Kamer Yıldırım’ın ailesine 5500 TL’lik yemek borcu!-VİDEO

    PİRHA-KCK soruşturmasıyla belediyedeki işinden çıkartılıp cezaevine konulan Ali Kamer Yıldırım’ın ailesi, evine haciz gelme endişesi ile karşı karşıya. Hatice Yıldırım, cezaevi yönetiminin gönderdiği 5500 liralık ‘yemek masrafı’na ilişkin Eşim sanki keyfi olarak içeri girmiş gibi borç kağıdı yolladılar. Hem tutukluyorlar hem de borçlandırıyorlar” dedi.

    KCK soruşturması dahilinde belediyedeki işinden çıkartılıp cezaevine konulan ve dört yıldır tutuklu olan Ali Kamer Yıldırım’ın ailesi, evlerine haciz gelme endişesi içerisinde.

    Yıldırım ailesine, Ali Kamer Yıldırım’ın cezaevinde mahkûmlar için yapılan yemeğin masraflarını ödemesi için 5.500 TL borç çıkarıldığı, ödemediği takdirde eve haciz geleceği bildirildi. Ali Kamer Yıldırım’ın eşi Hatice Yıldırım, karşılaştıkları zorlu süreci anlattı.

    “BU BORCU ÖDEMEYE GÜCÜM YOK”

    Hatice Yıldırım, eşi ile birlikte ailesinden toplam beş kişinin cezaevinde olduğunu belirterek “Aile boyu mağduruz” diyerek cezaevindeki yemek masrafları için gönderilen 5.500 liralık bora ilişkin şunları söyledi:

    “Eşim cezaevinde, ben bir kadın olarak evdeyim. Bir gelirim de yok. Bana bir kağıt; yeme-içme vergisi geldi. Vergi önce evlere geliyordu, vasisi kimse o imzalıyordu. Şimdi kanunu kendine göre değiştirmişler. Borçları, vergi dairesine gönderiyorlar. Ne kadar borç var diye telefon açtım. 5.500 TL borç olduğunu söylediler. Benim gelirim yok. Ben zaten mağdurum. Bu borcu nasıl ödeyeceğim? Bu şartlar altında benim kızım üniversiteyi kazandı, bu kadar mağdur olmamıza rağmen kimse bana ve kızıma yardım etmedi. Eğer yurtsever birileri varsa destek istiyorum. Ailem sanki keyfi olarak içeri girmiş gibi bana borç kağıdını yolladılar. Hem tutukluyorlar hem de borçlandırıyorlar. Ben bu borcu ödemezsem eve haciz geliyormuş. Benim gelirim yok, bu borcu ödemeye de gücüm yok.”

    “BELEDİYE BAŞKANININ KAPISINA İKİ KERE GİTTİM AMA REDDETTİ

    Hatice Yıldırım, eşi Kamer Yıldırım’ın işten atıldığı dönemi anlatarak “17 yıl belediyede çalıştı. Suçu 1 Mayıs’a, Newroza katılmaktı” diyerek şöyle devam etti:

    “Kamer, Tunceli’ye kayyım atandığı zaman işinden çıkartıldı. İşinden çıkartılacağını zaten bildiği için emekliliğini verdi, önce emekliliği kabul edildi ancak sonra kabul edilmedi ve işinden çıkartıldı. İşinden çıkartıldıktan sonra da cezaevine gönderildi. Bir suçu yok. Kendilerince nedenler uyduruldu. Suçları 1 Mayıs’a, Newroza katılması ve sendika üyesi olduğu için. Daha sonra belediye değişti. Komünist başkanın yanına gittim. ‘Ben yurtseverim, yardımseverim’ dedi. ‘Benim eşim 17 yıl Tunceli Belediyesi’ne emek verdi’ dediğim zaman bana, ‘Sizin yüzünüzden kayyım bizi borçlandırdı’ dedi. Sözde herkese yardım ediyor! Ben iki kere kapısına gittim ama beni reddetti. Bir destek aradım, halkımdan, milletimden… Bir umutla gittim ama umutlarımı yıktı.”

    “OĞLUM BURADA KALSAYDI BABASIYLA AYNI HAYATI YAŞAYACAKTI”

    Hatice Yıldırım, bir oğlunun da yurtdışına gitmek zorunda kaldığını söyleyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Oğlum burada kalsaydı babasıyla aynı hayatı yaşayacaktı. Eşim 4.5 yıldır içeride. ‘Dost’ dediğimiz kimse hal hatır sormadı. Komşuluk hakkı, arkadaşlık hakkı vardır. 7.5 yıl ceza almıştı. Şuan da Elazığ Cezaevinde. Görüşüne pandemiden dolayı gidemiyoruz. Cezası bir yılın altına düşerse çıkma ihtimali var. Ama Elazığ Cezaevi bunu uygulamıyor. Kamer’in şu an ailesinden birçok kişi hapiste. Hasta olan 65 yaşında bir amcaoğlu var; İbrahim Yıldırım, Serdar var üç tane çocuğu burada mağdur olarak kalıyor. Bir de kayınım Zeki var. Onu da Maraş’a sürgün ettiler.”

    NURAY ATMACA-CİHAN BERK/PİRHA