Etiket: ali kenenoğlu

  • Kenanoğlu, yurttaşın ‘kademeli elektrik faturası’ isyanını Meclis’e taşıdı -VİDEO

    Kenanoğlu, yurttaşın ‘kademeli elektrik faturası’ isyanını Meclis’e taşıdı -VİDEO

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, 25 Aralık 2021 tarihinde uygulanmaya başlanan elektrikte kademeli fatura sisteminin yarattığı mağduriyetleri Meclis gündemine taşıyarak, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in yanıtlaması için soru önergesi verdi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, 25 Aralık 2021 tarihinde uygulanmaya başlanan elektrikte kademeli fatura sisteminin yarattığı mağduriyetleri Meclis gündemine taşıdı.

    Uygulamanın daha ilk ayından elektrik dağıtım şirketlerince fırsatçılığa dönüştürüldüğünü vurgulayan Kenanoğlu, elektrik sayaçlarının bilerek geç okunduğu yönündeki iddiaları Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı‘na sordu.

    “SAYAÇLAR BİLEREK GEÇ OKUNUYOR”

    Kenanoğlu verdiği soru önergesinde; “Elektrik dağıtım şirketleri, kademeli fatura sistemini daha ilk ayında fırsatçılığa çevirdi. Sayaçların bilerek geç okunduğu yönünde kamuoyuna da yansıyan birçok şikayet var” ifadelerini kullandı.

    HDP’li Kenanoğlu’nun Meclis’e verdiği soru önergesinin gerekçesini şöyle anlattı:

    “25/12/2021 tarihli ve 31700 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 31. Maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunun 17. Maddesinin dördüncü fıkrasının üçüncü cümlesine “abone grupları” ibaresinden sonra gelmek üzere “bu abone grupları için elektrik enerjisi tüketim miktarına göre farklı” ibaresi eklenmiştir. Enerji Piyasası Kanununa eklenen bu hüküm kamuoyunda “kademeli elektrik tarifesi” olarak bilinen ve sözde ‘az’ elektrik kullananlardan az, ‘çok’ elektrik kullananlardan çok ücret alınacağı söylenerek yaratılan bu algı ile tüketiciler yanıltılmaktadır.

    Getirilen bu uygulama daha ilk aydan, dağıtım şirketleri tarafından bir fırsatçılığa dönüştürülmüştür. 1 Ocak 2022 tarihinden sonra uygulanması gereken “kademeli tarife” uygulaması, geçmiş Aralık 2021 ayı dönemini de kapsayacak şekilde zamlı tarifeden hesaplandığı şikayetleri bir yana, kasıtlı olarak dağıtım şirketlerinin abone sayaçlarını geç okunması ile ilk kademe olan 150 kilowat saatin geçilmesi sağlanarak faturaların iki katına kadar çıkmasına sebep olunduğu yönünde iddialar kamuoyuna yansıyan haberlerden görülmektedir.

    “YENİ BİR SOYGUN YÖNTEMİ HAYATA GEÇİRİLDİ”

    Örneğin bir vatandaşın 09/12/2021 tarihinde okunan elektrik sayacı, bir sonraki ayın 9’undan sonra üç gün gecikmeli okunarak 150 kilowat saati geçmesinin sağlandığı, böylece zamlı tarifeden fatura kesilmesine sebep olunduğu iddia edilmektedir. Eğer bu vatandaşın elektrik sayacı zamanında okunmuş olsaydı belki de 150 kilowat saati geçmeyecekti ve bir üst zamlı tarifeden fatura kesilmemiş olacaktı. 150 kilowat saatin altında bir elektrik tüketimi yaklaşık 200 TL civarında hesaplanırken, geç okunması nedeniyle artan tüketim bedelinin iki katına kadar fatura hesaplanmasına neden olabilmektedir. Kamuoyuna yansıyan haberlere göre ayın 5’inde okunması gereken sayaç 12’sinde okunarak 170-200 TL gelmesi gereken faturanın 300 TL’ye çıktığı, 38 günlük okuma günleri örneklerinin bulunduğu, 6-7 gün geç okunduğu gibi vatandaş yakınmaları çokça medyaya yansımıştır. Bunun yanı sıra Aralık ayı tüketiminin de zamlı tarifeden hesaplandığı yönünde şikayetler de mevcuttur.

    Elektrik Dağıtım Şirketlerinin elektrik sayaçlarını bilerek geç okutması nedeniyle 150 kilowat saatin geçmesinin sağlandığı ve bu sayede zamlı tarifeden hesaplama yaparak yeni bir soygun yönteminin hayata geçirildiği şikayetleri vatandaşlarımızca çokça dile getirilmektedir.

    Diğer taraftan, Elektrik Mühendisleri Odasına göre 4 kişilik bir ailenin ortalama aylık elektrik tüketimi 230 kilowat saat olarak hesaplanmaktadır. Bu durumda 150 kilowat saat elektrik tüketimi 1,37 TL birim fiyattan hesaplanırken, 150 kilowat saati aşan kısmı ise 2,06 TL’den hesaplanacaktır. Buna göre 150×1,37=205,5 TL, 80×2,06=164,8 TL, olmak üzere 230 kilowat saatlik bir elektrik tüketimi faturası 205,5+164,8=370,3 TL’ye çıkmaktadır.

    Oysa ilk kademe bilimsel olarak hesaplanan 230 kilowat saat olarak belirlenmiş olsaydı; 1,37×230= 315,1 TL fatura bedeli hesaplanmış olacaktı. Böyle yapılmadığı için vatandaşlar 370,3-315,1=55,2 TL fazla bir fatura ödemek zorunda kalmışlardır.

    Günümüzde ihtiyaç dışında elektrik kullanılmasa bile 150 kilowat saatinin rahatça aşıldığı, bu durumda abonelerin büyük çoğunluğunun zamlı tarifeden faturalarla karşılaşacağı aşikardır.”

    “DAĞITIM ŞİRKETLERİ DENETLENECEK Mİ?”

    Kenanoğlu bu bağlamda, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in yanıtlaması için şu soruları yöneltti:

    *Elektrik dağıtım şirketlerinin kasıtlı olarak sayaçları geç okuyarak abonelerin 150 kilowat saati geçmesini sağladığı, böylece zamlı tarifeden hesaplama yaparak haksız kazanç sağladığı iddiaları doğru mudur?

    *Yasanın yürürlüğe girmeden önceki elektrik tüketiminin, yeni zamlı tarife üzerinden hesaplandığı yönündeki iddialar doğru mudur?

    *Söz konusu iddialar nedeniyle dağıtım şirketleri denetlemeye alınacak mıdır?

    *Haksız kazanç sağladığı tespit edilen dağıtım şirketlerine yaptırım uygulanıp, varsa vatandaşların mağduriyetleri giderilecek midir?

    *Elektrik uzmanlarının hesaplamalarına göre 4 kişilik bir ailenin ortalama elektrik tüketimi 230 kilowat saat olarak hesaplandığına göre; kademeli tarifenin ilk bandının 150 kilowat saatten 230 kilowat saate çıkarılmasına yönelik bir çalışmanız olacak mıdır?

    *Aylık ortalama tüketim olarak belirlenen 150 kilowat saatlik limit değer neye göre belirlenmiştir? Hangi tüketim araçları ve zamanı ölçü alınmıştır?

    *Elektrik dağıtım şirketleri düzenli olarak denetlenmekte midir? Bugüne kadar yapılan denetimlerde usulsüz uygulama yapan şirket tespit edilmiş midir? Edilmişse nasıl bir yaptırım uygulanmıştır?”

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • Alevi kurum başkanları: Mevcut iktidar Alevilerin sorunlarını çözmez

    Alevi kurum başkanları: Mevcut iktidar Alevilerin sorunlarını çözmez

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Alevilerin çözüm bekleyen sorunlarına ve taleplerine ilişkin TBMM Başkanlığı’na araştırma önergesi verip, Meclis araştırma sürecinin başlatılmasını talep etti. Alevi kurum başkanları Kenanoğlu’nun vermiş olduğu önergeyi desteklediklerini belirttiler ancak önergenin AKP ve MHP oylarıyla reddedilebileceğini ifade ettiler. Alevi Başkanlar, “Tüm muhalefet partileri de Alevilerin sorunlarını gündeme getirmelidir. Alevilerin sorunlarının çözülmesi için kardeşliğin, barışın, özgürlüğün olması lazım” dediler. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, 12 Temmuz günü Alevilerin çözüm bekleyen sorunlarına ve taleplerine ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na araştırma önergesi verdi.

    Kenanoğlu, Meclis’e sunduğu araştırma önergesinde Alevilerin sorunlarının ve taleplerinin kamu otoritelerince zaman zaman tartışma konusu yapılsa da çözüme kavuşturulmadığını belirterek, Alevilerin yaşadığı sorunlar ile talep ve isteklerinin neler olduğunun tespit edilmesi ve yasalar çerçevesinde eşit yurttaşlık haklarının tanınabilmesi amacıyla Anayasa’nın 98. ve Meclis İçtüzüğünün 104. ve 105. maddeleri uyarınca Meclis araştırma sürecinin başlatılmasını talep etti.

    Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Remzi Akbulut, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan ve Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Kenanoğlu’nun Meclis’e vermiş olduğu araştırma önergesini desteklediklerini belirterek, verilen önergenin AKP-MHP oylarıyla reddedileceğini ve mevcut hükümetin Alevilerin sorunlarını çözemeyeceğini ifade ettiler.

    “DİNLEMEKLE OLMAZ”

    Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) Genel Başkanı Remzi Akbulut Kenanoğlu tarafından Meclis’e verilen araştırma önergesinin reddedileceğini söyleyerek konuya ilişkin şunları dile getirdi:

    “Verilen bu araştırma önergesi AKP ve MHP oylarıyla yine reddedilecektir. Çünkü zaten teklifi veren HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu. Bizim bu hak ve taleplerimizi Ali Kenanoğlu ve Kemal Bülbül dışında Meclis’te gündeme getiren yok. Biz Alevi kurumları olarak geçtiğimiz ay Kemal Kılıçdaroğlu’yla da bir görüşme yapmıştık. Bizzat bu sorunu ben kendisine söyledim. Alevilerin hak ve taleplerini Ali Kenanoğlu ve Kemal Bülbül dışında gündeme getiren yok dedim. Meclis’e taşıyan yok dedim. Siz ana muhalefet partisisiniz. Neden Alevilerin sorunlarına böyle sessiz kalıyorsunuz diye sordum. Kendileri cevap vermedi, sadece dinlediler. Yanında Veli Ağbaba vardı. İkisi de sadece dinlediler. Bu dinlemekle olmaz.”

    “İÇİŞLERİ BAKANLIĞI EKİBİ CEMEVLERİNİ GEZİYOR, BU SAÇMALIK”

    Alevilerin demokratik hak ve taleplerinin dillendirilmesi gerektiğini belirten Akbulut,  “Alevi kurumların açtığı davalar ve kazandığı haklar var. Buna rağmen hiçbir şey yapılmıyor. AİHM kararlarına rağmen hala direniyorlar. Muhalefet de buna sessiz kalmamalı. İçişleri Bakanlığı bir ekip oluşturmuş ve Alevi kurumları geziyor. Alevilerin talepleri, istekleri nedir diye soruluyor. Bu saçmalıktan başka bir şey değil. Onlara hadi oradan diyorum. Bizim boş laflara artık karnımız tok. Ali Kenanoğlu çok yerinde bir hareket yaparak Meclis’e önerge verdi. Bunu çok doğru buluyorum ve destekliyorum. Samimilerse eğer hodri meydan, önergeyi kabul etsinler. Meclis’te sorunlarımızı, taleplerimizi görüşsünler.

    “TÜM MUHALEFET PARTİLERİ ALEVİLERİN SORUNLARINI GÜNDEME GETİRMELİDİR”

    Meclis’te ki tüm muhalefet partileri birleşmeli ve bu önerge üzerinden bir çözüm üretmeliler. Bu önergeye sahip çıkmalılar ve desteklemeliler diye düşünüyorum. Ali Kenanoğlu ve Kemal Bülbül var Alevilerin sorunlarını dile getiren. Onlar da bizim kurumlarımızdan gittiği için bizi sık sık gündeme taşıyorlar. Onların dışında Alevileri dillendiren yok. Muhalefet de Alevilerin sorunlarını gündeme getirmelidir.”

    “CEMEVLERİNİN İBADETHANE SAYILMASI İÇİN İSLAM TARİHİNİ YENİDEN YAZMALARI GEREKİYOR”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Gani Kaplan ise Alevi kurumlarından giden birisi olarak Ali Kenanoğlu’nun Alevilerin sorunlarını Meclis gündemine getirmesinden memnuniyet duyduklarını belirterek şunları ifade etti:

    “Ancak Alevilerin taleplerinin yerine getirilmesi mümkün değil. Çünkü bu ülkede demokrasi yok. Demokrasi olmadığı sürece, barış olmadığı sürece, barışın olduğu bir ortam olmadığı sürece Alevilerin sorunları da çözülmez çözülemez. Tabii gündeme getirilmesi, Meclis’e taşınması Aleviler açısından olumlu bir şeydir. Biz diğer bütün siyasi partileri geziyoruz ve diyoruz ki sakın seçim bildirgenize ‘Cemevlerini yasal statüye kavuşturacağız’ diye yazmayın. ‘Alevilerin haklarını vereceğiz’ diye yazmayın diyoruz. Çünkü HDP’sinden CHP’sine hiçbirisi bizim taleplerimizi yerine getiremez. Getirmeleri mümkün değil çünkü AİHM’den bile yasal olarak kararlarımız var ama bunlar uygulanmıyor. Alevilerin sorunlarının çözülmesi ve en başta da Cemevlerinin ibadethane sayılması için İslam tarihinin yeniden yazılması lazım. Bir dinin iki ibadethanesi olmaz gözüyle bakılırsa bu iş çözülmez. Ayrı bir mezhep olarak kabul ederlerse, ayrı bir din olarak kabul ederlerse yine İslam tarihini yeniden yazmaları gerekiyor. İslam tarihini yeniden yazacak bir hükümette yok. Türkiye Cumhuriyeti devletinde bunu yeniden yazacak bir siyasi parti, bir hükümet geleceğine de inanmıyoruz. Daha önce yapılan Alevi çalıştaylarının önünün tıkanmasının sebebi de buydu.

    “KENANOĞLU’NUN VERDİĞİ ÖNERGE BİZİM İÇİN KIYMETLİDİR”

    Buna yönelik tartışmalarda Kenanoğlu’nun verdiği önerge bizim için kıymetlidir. En azından taleplerimizi, isteklerimizi gündeme getiriyor. Meclis’te dillendiriyor ama ben bu önergenin AKP ve MHP oylarıyla reddedileceğini düşünüyorum. Zaten Cumhur İttifakı muhalefetten gelen her şeyi reddettiği için bunu da reddedecektir. İçişleri Bakanlığı cemevlerini geziyor, isteğiniz talebiniz var mı diye. Bunda samimi olsalar zaten Meclis’te çözerler de bu işi. Ama onlar sadece seçim için saha çalışması yapıyor. O gezdikleri cemevlerini yasal olarak tanısınlar önce.”

    “ALEVİLERİN SORUNLARININ ÇÖZÜLMESİ İÇİN KARDEŞLİĞİN, BARIŞIN, ÖZGÜRLÜĞÜN OLMASI LAZIM”

    Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat da Milletvekili Ali Kenanoğlu’nun vermiş olduğu araştırma önergesine katıldığını ve desteklediğini vurgulayarak şunları kaydetti:

    “Aynı şekilde Kemal Bülbül de Alevilerin sorunlarını meclise taşıyan bir diğer vekil. İkisine de teşekkür ediyorum. İktidar kendi Alevisini yaratma peşinde. Kendi gibi düşünmeyen, kendi yaptıklarına onay vermeyen herkese ‘terörist’ diyerek ötekileştiren bir mantıkla hareket ediyor iktidar. Bana karşı olanlara Türkiye’de yaşam hakkı tanımam diyor. İçişleri Bakanlığı köy köy, kasaba kasaba geziyor. Alevilerin sorunlarını öğrenmek istiyoruz diyor. Alevilerin talepleri yıllardır belli. Eğer iktidar ve ortağı samimi ise Alevi örgütleri ile ve bu konuda sözü olan herkesle otursun konuşun ve bu sorunu çözsün. Araştırma önergesine ‘Evet’ desinler ve Meclis’te bu konuyu gündemlerine alıp çözsünler. Ama samimi değiller. Türkiye’nin bu sevgisizlikten, bu ötekileştirmeden bir an önce çıkması lazım. Sevginin egemen olması lazım. Kardeşliğin, barışın, özgürlüğün olması lazım. Herkesin kendi dini, dili, inancıyla beraberce yaşadığı bir toplum olmasını istiyoruz. Bunun için mücadele ediyoruz. Ne olursa olsun biz mücadelemize devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Kenanoğlu: Zorunlu din dersleri ciddi psikolojik sorunlara yol açıyor, kaldırılmalı-VİDEO

    Kenanoğlu: Zorunlu din dersleri ciddi psikolojik sorunlara yol açıyor, kaldırılmalı-VİDEO

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, zorunlu din derslerinin bir dersten üç derse çıkarıldığını hatırlatarak eğitimin bilimsellikten uzaklaştığını ifade etti. Kenanoğlu, din derslerinin Alevi inancıyla bağdaşmadığını ve çocukların psikolojilerinin ciddi şekilde bozulduğunu vurguladı. Kenanoğlu, müfredata karşı mücadelenin süreceğini söyledi. 

    Haberin Videosu

    Koronavirüs salgın sürecinde 2020-2021 eğitim-öğretim yılının başlaması hazırlıkları sürerken, Alevi çocuklar açısından din derslerinin hala zorunlu olması tepkilere neden oluyor.

    HDP İstanbul Milletvekili, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği’nin Kurucu Başkanı Ali Kenanoğlu, zorunlu din dersi ve eğitimde asimilasyon konularında PİRHA’ya konuştu.

    Zorunlu din dersinin bir dersten üçe çıkarıldığını ve eğitimin bilimsellikten uzaklaştığını belirten Kenanoğlu, “‘Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi’ dersi adı altında okutulan derslerin, Alevi inancına uygun olmadığını söyledi.

    İTİRAZLAR DEVAM EDECEK

    “Okulların açılma sürecine girdiğimiz şu günlerde, zorunlu din dersleri yine tartışma konusu olacak ve olmaya da devam edecek” diyen Kenanoğlu, şöyle konuştu:

    “Aleviler ve diğer inanç kesimlerinin hepsi, zorunlu din derslerinin bir asimilasyon dersi olduğunu söylemekte ve buna yönelik itirazlarını dile getirmekteydi. Sadece itiraz edilmekle kalınmadı, bu durum mahkemelere de taşındı. İç hukukta idari mahkemelerde ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi adı altında okutulan derslere itiraz için açılan davalar, bir asimilasyon dersi olduğunu teyit etmiş oldu. Davalarda kararlar verildi. Bu kararlara rağmen Anayasa’nın 24. Maddesi ile ilgili bir değişiklik yapılmadı. Okullarda hala din dersleri zorunlu olarak devam ediyor.”

    “ÜÇ TANE ZORUNLU DİN DERSİ İLE ASİMİLASYONU ARTIRDILAR”

    Kenanoğlu, “AKP ile birlikte ‘dindar ve kindar bir nesil yetiştirme’ projesi kapsamında kalmayıp, bununla birlikte üç tane seçmeli din dersi koydular ve bu dersleri seçmeyi de zorunlu hale getirdiler. Okulların açıldığı süreçlerde birçok şikayet alıyorduk bu konu ile ilgili. Diğer derslerin öğretmenlerinin olmadığı veya yeteri kadar öğrenci olmadığı şeklinde kimi bahanelerle öğrencileri bu üç dini derse yönlendirdiklerini biliyoruz. Okullarda okutulan zorunlu din dersi yetmiyormuş gibi ilaveten üç tane ‘seçimli’ adı altında ‘zorunlu seçim din dersi’ konularak bu asimilasyonu arttırdılar” dedi.

    “BİLİMSEL EĞİTİM BİTİRİLMİŞTİR”

    Din derslerinin yanında matematik ve sayısal derslerin de dini içerikli dersler haline dönüştürüldüğünü söyleyen Kenanoğlu, şunları kaydetti:

    “Okularda “2×2=4 eder inşallah” formatına gelmiştir. Dolayısı ile bilimsel eğitimin bitirildiği, tüm derslerin dini gerekçelere dayatılarak anlatıldığı bir müfredatla karşı karşıyayız. Bu anlamı ile itirazların daha da geniş bir kapsayıcılığı ortaya çıktı ve geniş bir kitleyi etkilen bir sorun haline dönüştür bu dersler.

    “ÇOCUKLAR AÇISINDAN CİDDİ PİSİKOLOJİK SORUNLARA NEDEN OLUYOR”

    Bu derslerin, bir asimilasyon dersi olması ile birlikte, diğer taraftan da Sünni, İslam olmayan diğer çocuklar için de bir zulme dönüştüğünü ifade etmek gerekir. Çünkü o inanca mensup olmayan çocukların, farklı bir inancın inançsal değerlerine sahip olmak, gelip evde kendi ailesinin inancı ile karşı karşıya kalmak, çocuklar açısından da çok ciddi psikolojik sorunlara da neden olduğunu biz biliyoruz. Bu konu ile ilgili ben Alevi kurum başkanıyken, ‘Hak İhlalleri Raporu’ hazırlardık. Bu raporlarda da bu konulara daha fazla yer veriyorduk.”

    BU DERSLERİN ASİMİLE ETTİĞİ AHİM NEZNİNDE DE KABUL GÖRDÜ

    Hükümetin, açılan davalar ve kaybedilen davalar karşısında bir değişiklik yaparak, Alevi çalıştaylarını da sürecin içerisine alarak okullardaki Din Kültürü ve Ahlak Dersi içerisine Alevilik, Bektaşilik konularını ekleyeceğini söylediğini hatırlatan Ali Kenanoğlu, o süreci şöyle anlattı:

    “Bu çalıştaylara ben de katılmıştım. Ben orada, Bakan ve bu konu ile ilgili çalışan uzmanlara şu soruları sordum;

    *Alevi, Bektaşiliği üniteye ekleyeceksiniz, içeriğini biz Aleviler ve diğer inanç grupları kabul ediyor muyuz?

    *Din dersinin zorunluluğu sürüyorken benim çocuklarıma abdest almayı, namaz kılmayı öğretmeye devam edecek misiniz?

    *Benim çocuklarıma namazın surelerini, Arapça sureleri ezberletmeye devam edecek misiniz? Bunlara devam ettiğiniz sürece bizim de din derslerine olan itirazlarımız devam edecek.”

    Kenanoğlu, “Şu an gelinen noktada hükümetin AHİM’e karşı, Danıştay’da olan davalara karşı savunma yapabilmek için yapmış oldukları düzenlemeler ve din dersi kitaplarına koymuş oldukları iki ünitelik Alevilik, Bektaşilik dersinin aslında bütün bu asimilasyonu ortadan kaldırmadığını hep birlikte görüyoruz” diye konuştu.

    “MÜFREDATA KARŞI MÜCADELEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Milletvekili Kenanoğlu şöyle devam etti:

    “Kaldı ki, bu derslere koydukları iki üniteye rağmen de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden (AHİM) aleyhte karar çıktı. Bu derslerin bir asimilasyon dersleri olduğu AHİM nezdinde de kabul gördü. Kaldı ki, bizim kriterimiz AİHM de değil. Bu konuda çok net bir şekilde insanların beyanları var. Bu inanca inanmadıklarını, bu öğretiden ve derslerdeki inanç ve ibadetten olmadıklarını beyan etmesi yeterlidir. Evrensel insan hakları ve inanç özgürlüğü anlamında da bu böyledir. Dolayısı ile bizim çocuklarımız da Sünni, Müslüman olmayan tüm ailelerin çocukları da, ateist insanların çocukları da okullarda, ‘Din Kültür ve Ahlak Bilgisi” dersi adı altında okutulan derslerin kendi inançlarına uygun olmadığını ifade ediyorlar. Bu anlamda; bütün bir müfredata karşı top yekûn mücadeleye, demokratik koşullar çerçevesinde devam edeceğiz.”

    Ayhan KARDAŞLAR/ ANKARA

  • Kenanoğlu’ndan, TV10 çalışanları ve cemevi başkanıyla görüşme engeline tepki-VİDEO

    Kenanoğlu’ndan, TV10 çalışanları ve cemevi başkanıyla görüşme engeline tepki-VİDEO

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu Silivri cezaevinde tutuklu bulunan TV10 çalışanları ve Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım’la görüşme talebinin neden yanıtsız bırakıldığını Adalet Bakanlığı’na sordu.

    Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, tutuklu TV10 emekçileri Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç, kameraman Kemal Demir ve geçtiğimiz ağustos ayında tutuklanan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım ile görüşmek üzere Adalet Bakanlığı’na 2 defa başvuruda bulunmuştu.

    Başvurularının yanıtsız bırakıldığını dile getiren Kenanoğlu, bu hukuksuzluğa ne zaman son verileceğini sordu.

    Kenanoğlu Meclis’te konuya ilişkin şunları söyledi:

    “Adalet Bakanlığı’na yönelik soracağım: Olağanüstü halde KHK ile kapatılan Alevilerin Sesi TV10 yönetici ve emekçilerinden Veli Büyükşahin ve Veli Haydar Güleç ile Armutlu Cemevi’ne yönelik baskın ve yapılan hakaretleri kamuoyuna duyuran, deşifre eden başkan Zeynep Yıldırım Silivri Cezaevi’nde tutuluyorlar.

    Bu Can’larla görüşme talebimiz her defasında cevapsız bırakılıyor. Bizim bu görüşme engelimizin sebebi nedir? Bu tutuma son verilmesini talep ediyorum.”

    (HABER MERKEZİ)