Etiket: Ali Mahir Başarır

  • GÜNCELLENDİ- CHP’den DEM Parti Van İl Örgütüne ziyaret: Kayyımı kabul etmiyoruz-VİDEO

    GÜNCELLENDİ- CHP’den DEM Parti Van İl Örgütüne ziyaret: Kayyımı kabul etmiyoruz-VİDEO

    PİRHA- CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır ile beraberindeki heyet, DEM Parti Van İl örgütünü ziyaret etti. Ziyarette konuşan CHP Grup Başkanvekili Mahir Başarır, kayyımı kabul etmeyeceklerinin altını çizerek, “Biz demokrasinin tüm kurallarını hukuk devleti yasa devletini ilke ve kurallarının uygulanmasını istiyoruz. Bir hakkın teslimi için hep birlikte tepki vermek için buradayız. Kabul etmiyoruz etmeyeceğiz, teslim olmuyoruz olmayacağız” dedi.

    CHP heyeti, kayyım atanan Van’a gitti. Van Büyükşehir Belediyesi’ne kayyım atanmasına karşı CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır başkanlığındaki heyeti, DEM Parti Van il binasına yapılan ziyaretin ardından ortak açıklama yaptı.

    Burada ilk olarak konuşan DEM Parti İl Eşbaşkanı Veysi Dilekçi, Türkiye halkları bugün bu hukuksuzluğu asla kabul etmediğini söyledi.

    Van Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Abdullah Zeydan, Türkiye halklarına seslenerek, “Birlikte onurlu özgür yaşama iradesine karşı yapılan bu saldırılar karşısında bizler, toplumsal barış ve birlikte yaşama iradesini her koşulda savunmaya devam edeceğiz. Türkiye’nin geleceğini karartan 85 milyon insanın geleceğini karartan bu bir avuç kayyım şakşakçısı ve hırsızlık heveslilerine ortalığı bırakmayacaktır” diye konuştu.

    DEM Parti Van İl Örgütü ziyaretinin ardından konuşan CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır ise, “İrademizi vermiyoruz vermeyeceğiz. Bunu hep birlikte yapacağız. Bu sadece Van’ın sorunu değil 86 milyonun sorunu” dedi.

    Ardından konuşan CHP Grup Başkanvekili Mahir Başarır, kayyımı kabul etmeyeceklerinin altını çizerek, “Biz demokrasinin tüm kurallarını hukuk devleti yasa devletini ilke ve kurallarının uygulanmasını istiyoruz. Bir hakkın teslimi için hep birlikte tepki vermek için buradayız. Kabul etmiyoruz etmeyeceğiz, teslim olmuyoruz olmayacağız. İrademizi vermiyoruz vermeyeceğiz. Bunu hep birlikte yapacağız. Bu sadece Van’ın sorunu değil 86 milyonun sorunu. Hukuku hukuk kurallarını anayasayı bir kez ihlal edilince buna seyirci kalırsak hiç bir seçimin artık bu ülkede anlamı olmaz. Hiç kimse bana bir şey olmaz demesin susarsak bir gün herkesin kapısı sabah 06.00’da çalınır. O yüzden demokrasi için hukuk için adalet için hep birlikte olacağız. Van’ın iradesini, 1 milyon 200 bin Van halkını yalnız bırakmayacağız” şeklinde konuştu.

    Başarır’ın ardından heyetteki CHP milletvekilleri de birer konuşma yaptı.

    (HABER MERKEZİ)

  • CHP’li Başarır: Gelin hep beraber el ele vererek sandığı koruyalım-VİDEO

    CHP’li Başarır: Gelin hep beraber el ele vererek sandığı koruyalım-VİDEO

    PİRHA- CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, sandığa sahip çıkma çağrısında bulunarak, “18 yaşında ilk kez oy kullanan Mehmet’den, 85 yaşında oy kullanacak olan Ahmet amcaya kadar, 28 Mayıs’ta gelin hep beraber el ele vererek sandığı koruyalım” dedi.

    Cumhurbaşkanı 2. tur seçimi 28 Mayıs Pazar günü yapılacak. 2. tur seçimde Millet İttifakı’nın Adayı Kemal Kılıçdaroğlu ve Cumhur İttifakı’nın Adayı Recep Tayyip Erdoğan yarışacak.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, PİRHA’ya yaklaşan 28 Mayıs seçimine dair değerlendirmede bulundu.

    Başarır, Erdoğan’ın ilk turda kazanamadığını, yurttaşın iktidara ders verdiğini belirterek, Kılıçdaroğlu’nun ikinci turda başarıyla çıkacağını ve 13’üncü Cumhurbaşkanı olacağını ifade etti.

    “İFTİRA ATTILAR

    Seçim sürecinde eksiklikler yaşadıklarını ve bunun sonuca yansıdığının özeleştirisini veren Başarır, “Mutlaka ki eksiklerimiz olmuştur, iletişim hataları olmuştur. Çünkü sürekli bizlere iftira attılar. Devlet kanalıyla iftira attılar. Okullara, okullara çirkin çirkin yazılar yazdılar
    Bundan daha utanılacak, bundan daha rezil bir durum var mı? Komşumuzun kim olduğunu, komşumuzun bir IŞİD militanı olup olmadığını bilmiyoruz. Türkiye’de böyle bir güvensizlik ortamı var. Bu on gün boyunca Recep Tayyip Erdoğan’ın ne kadar gayri milli olduğunu herkese anlatmalıyız” dedi.

    “AKP’nin ne kadar karanlık, ne kadar döneme göre, zamana göre fırıl fırıl dönen bir parti olduğunu tüm ülkeye anlatacağız” diyen Başarır, sandığın korumasının önemine işaret etti.

    “EL ELE VEREREK SANDIĞI KORUYALIM

    İlk turda yaklaşık 9 milyon seçmenin sandığa gitmediğine dikkat çeken Başarır, şunları söyledi:

    “Oyumuzu, milli iradeyi koruyabilmek için seksen beş milyon vazife almalı. Avukatlar, gençler, doktorlar, A partisi, B partisi, C partisi, ülkesini seven herkes görev üstlenmeli. İstanbul ikinci seçimlerinde her sandıkta on kişi vardı. Her okulda yüz kişi vardı. Bahçede bin kişi vardı. Niye? İradesi gasp edilmişti.
    Aynı şekilde boş bırakırsan çalarlar. Düzenleri paramızı, geleceğimizi, oyumuzu, her şeyimizi çalma üzerine kurulmuş. O yüzden hepimiz Çukurova’nın tabiriyle ayık olacağız. O yüzden seksen beş milyon bir değil, iki değil, üç değil, hep beraber bu kilitleri tutacağız, anahtarları alacağız, sayacağız ve adliyeye kadar takip edeceğiz. Bu 18 yaşında ilk kez oy kullanan Mehmet’den, 85 yaşında oy kullanacak olan Ahmet amcaya kadar, 28 Mayıs’ta gelin hep beraber el ele vererek sandığı koruyalım.”

    PİRHA/MERSİN

  • CHP’li vekiller: Katliamın failleri ve azmettirenleri belli, yakında gerekli cezayı görecekler -VİDEO

    CHP’li vekiller: Katliamın failleri ve azmettirenleri belli, yakında gerekli cezayı görecekler -VİDEO

    PİRHA- 10 Ekim 2015’te IŞİD’in bombalı saldırısı sonucu yaşamını yitiren 104 insan, 7. yılında anıldı. Ankara Garı önünde yapılan anmaya katılan CHP’li Milletvekilleri Veli Ağbaba ile Ali Mahir Başarır, “Bu katliamın arkasındaki güçler bulunmadığı sürece ve 2015’in o karanlık sayfaları aydınlatılmadığı sürece Türkiye’ye adalet gelmez” dediler. Vekiller, AKP iktidarından adalet beklenmeyeceğinin de altını çizdiler.

    Emek ve meslek örgütlerinin ‘Emek, Barış ve Demokrasi’ talebiyle düzenlediği mitinge katılmak için Türkiye’nin farklı kentlerinden 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara’da bir araya gelen binlerce insana yönelik barbar IŞİD çetelerinin gerçekleştirdiği katliamın üzerinden 7 yıl geçti. 7 yıllık süreçte yargılama anlamında kayda değer ilerleme sağlanamadı.

    Katliamın gerçekleştiği yer olan Ankara Garı önünde yapılan anmaya katılan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Malatya Milletvekili Veli Ağbaba ile Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, yaşanan sürece dair konuşarak katliamın üzerinde 7 yıl geçmesine rağmen hala adaletin sağlanamadığına dikkat çekti.

    “BU KATLİAMIN ARKASINDAKİ GÜÇLER BULUNMADIĞI SÜRECE ADALET GELMEZ”

    Katliamın arkasındaki gerçek güçlerin yargılama süreci boyunca ortaya çıkarılmadığını söyleyen CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, “Bu katliamın arkasındaki güçler bulunmadığı sürece ve 2015’in o karanlık sayfaları aydınlatılmadığı sürece Türkiye’ye adalet gelmez. Bu katliamın aslında adım adım geldiğini tüm Türkiye gördü. Adeta Kırmızı Pazartesi gibi bir cinayetin işleneceğini herkes biliyordu. Ve maalesef engel olunmadı. 20 Temmuz’da 33 insanın katledildiği Suruç Katliamı ile işareti verilen bir katliamdı. 10 Ekim’de o Suruç’taki katilin kardeşi burada bir bomba patlattı. Devlet bu cinayetin arkasındaki güçleri biliyor. Kimlerin cinayet işleyeceğini, kimlerin bomba patlatacağını da biliyor ama görmezden gelerek davrandılar. Sonucunda iki tane katil gelip burada bomba patlattı. Yüzlerce insan hayatını kaybetti” diye konuştu.

    “O YILLARDA TÜRKİYE’NİN SINIRLARI YOL GEÇEN HANINA DÖNMÜŞTÜ”

    O yıllarda Türkiye’nin adeta IŞİD’in lojistik merkezi olduğunu kaydeden Ağbaba, şunları aktardı:

    Adeta Türkiye’nin sınırları yol geçen hanına dönmüştü. Dünyada ne kadar IŞİD’e katılmak için gelen katil varsa Türkiye sınırlarından geçiyordu. Bugün de askerleri yakanlar serbest bırakılmış dışarıda geziyor, onlarla birlikte yemek yiyenler, kahvaltı yapanlar dışarıda gezmeye devam ediyor. Burada adaletin sağlanabilmesi için bu katillerin arkasındaki gerçek güçlerin mutlaka bulunması lazım. Ancak o zaman insanlar biraz teselli bulmuş olur. Sadece 10 Ekim’in değil, Merasim Sokak, Güvenpark, Kayseri, Beşiktaş, Reina katliamları gibi tüm katliamların arkasındaki güçlerde bulunmalıdır. Katilleri ayırmak doğru değil, kurbanları ayırmak doğru değil. Yargılama sürecinde olayın üzerinin kapatılması için bir süreç işletildi ve o süreç hala devam ediyor.”

    “BU İKTİDARDAN ASLA ADALET BEKLEMİYORUM”

    CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır ise, “Bu ülkede her şeyden önce insanlık zaman aşımına uğramış durumda. Bu ülkede bu iktidardan asla adalet beklemiyorum. Failler belli, azmettirenler de belli. Bir seçim öncesi halkı tehdit eder gibi bu ülkeyi kana buladılar ve 104 vatandaşımızı kaybettik. Peki ne oldu? Yargıda bir arpa boyu kadar yol alınamadı. Bir kez daha söylüyorum, failler belli. Çok yakın bir zamanda gerçek suçlular, azmettiriciler gerekli cezayı görecek” ifadelerini kullandı.

    PİRHA/ANKARA

  • CHP’li Başarır: Çıplak aramalar insanlık dışıdır, ahlaksızlıktır-VİDEO

    CHP’li Başarır: Çıplak aramalar insanlık dışıdır, ahlaksızlıktır-VİDEO

    PİRHA-CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, tecrit, çıplak aramalar başta olmak üzere cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine yönelik  konuştu. Başarır, “Cezaevlerinde çıplak arama başlı başına bir meseledir. İnsanlık dışıdır, ahlaksızlıktır” dedi.

    Son zamanlarda tartışılan konulardan biri olan cezaevlerindeki hak ihlallerine tepkiler devam ediyor.

    CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, konuya ilişkin görüşlerini PİRHA‘ya açıkladı.

    “CEZAEVLERİNDE KÖTÜ MUAMELE, İŞKENCE VE AYRIM VAR”

    Başarır, “Hukuk devletinde vatandaş, nasıl bir hukukla sınırlandırılmışsa, devlet de hukukla sınırlandırılmıştır. O yüzden devletin de sınırlandırıldığı bir hukuk sistemi vardır” diyerek şunları kaydetti:

    “Kötü muamelenin, işgalcinin bir cezası vardır. Hatta bunu bir kamu görevlisi yapmışsa çok çok daha ağırlaştırılmış bir ceza verilir. Bir de polis devleti vardır. Polis devletinde, sadece hak, hukukla sınırlandırılır. Devletin hukuki bir sınırlandırılması yoktur. İşkence yapar, yürüyen insanları döver, gözaltına alır. İşlemediği bir suçtan yıllarca tutuklayıp, sonra pardon diyebilir. İşte bu polis devletidir. Evet, cezaevlerinde kötü muamele var, işkence var, ayrım var. Çıplak aramaları, mecliste defalarca dile getirdik. En son milletvekilliği düşürülen arkadaşımız Gergerlioğlu da getirdi. Ne oldu? AKP Kadın Grup Başkan Vekili çıkıp, yok ben bilirim dedi. Nereden biliyorsun, cezaevine gittin mi? Ama yaşayanlar söylüyor, biz biliyoruz. Bunu defalarca dile getirdik ve partimizin İnsan Hakları Komisyonu, cezaevlerine gidiyor, dinliyor, izliyor.”

    “ÇIPLAK ARAMALAR İNSANLIK DIŞIDIR, AHLAKSIZLIKLIKTIR”

    Cezaevlerindeki hak ihlallerine karşı medyanın da gereken önemi vermediğini ve konunun üzerine gidilmediğini belirten Başarır, şunları söyledi:

    “Çıplak armaların, üzerine bu kadar gidilmesinin nedeninin, Özlem Zengin açıklaması olduğunu, Özlem Zengin’den yola çıktılarını söylüyorlar. Hayır, Özlem Zengin yanlış yapmıştır, yanlıştır, konuşmayın. Çıplak arama başlı başına bir meseledir, insanlık dışıdır, ahlaksızlıktır. Medyaya da çok kızıyorum. Biz konuşuyoruz, mecliste gündeme getiriyoruz, paylaşıyoruz. Maalesef medya bunun üzerine çok gitmiyor. Havuz medyası hariç, medya ve tüm medya kurumları bunun üzerine gideceğiz. Havuz medyası, onlar benim için gazeteci falan değil, ruhunu, kalemini kiraya veren, Cumhurbaşkanı’nın peşinde enik gibi gezen tiplemelerdir. Ama gerçek gazeteciler, lütfen bunların üzerine gidin yazın. Cezaevlerinde kötü muamele var, işkence var, ayrım var.”

    “BU ÜLKEDE HERKES AKP’YE GÖRE TERÖRİST”

    Başarır, hak ihlallerine karşı yapılan açlık grevlerine yönelik şu ifadeleri kullandı:

    “Ben arkadaşlarımın, bu konudaki tüm tepkilerinin yanındayım. Bu konuda, bir şekilde devletin de bunu görmesini ve açlık grevlerinin son bulmasını istiyorum. Ama bunun baskıyla, şiddetle ya da niye yapıyorsunuzla yapılmasını istemiyorum. İnsanların özellikle gençlerin sırf düşüncelerinden dolayı ölmesine hiç tahammülüm yok. İnsanların ölmesini istemiyorum. Çünkü, onlarla yürüyecek çok yolumuz var. Bu ülkede herkes AKP’ye göre terörist. Ama hayır, bu ülkede düşünen, inanan, inancı için savaş veren birçok insan var ve bunun için hayatlarını veriyorlar. Aydınlık bir geleceği hep beraber kurmak adına, bu ülkede hiçbir genç ölmesin.”

    “BİR YERDE ÇIPLAK ARAMA VARSA BU BİR TACİZDİR, SUÇTUR”

    CHP İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’nun cezaevlerindeki bu hukuksuzluklara karşı yaptıkları çalışmalara dönük, özellikle şikayetlerin yoğun olduğu cezaevlerine gidip, görüş alıp, rapor hazırladıklarına ve bu raporu mecliste, kamuoyuyla paylaştıklarına dikkat çeken Başarır, “İnsan hakları komisyonu cezaevlerinde, özellikle şikayetlerin yoğun olduğu cezaevlerine gidiyorlar, görüşüyorlar, rapor hazırlıyorlar, bu raporu mecliste ve kamuoyuyla paylaşıyorlar. Medyaya ya da aydın olarak bildiğimiz, yazar-çizer arkadaşlarımıza tam da burada isyanım oluyor. Bunları gündeme getirin. Biz Boğaziçi olaylarında Bakırköy, Metris, Maltepe tüm cezaevlerini gezdik, dinledik, notlar aldık. Bununla ilgili basın açıklaması yaptık. Ama ne olur bunu gündeme getirin. Bir yerde çıplak arama varsa bu tacizdir, bu bir suçtur. Bununla ilgili ben bir açıklama yapıyorsam, isyan ediyorsam buna milyonların katılması lazım. Muhalefet ne yapıyor ki? deniliyor. Biz de kötü muamele görüyoruz. Buna birilerinin destek vermesi lazım ”dedi.

    “80 DARBESİNİN BİR DARBE HUKUKU VARDI, AMA ŞİMDİ DAHA BETER”

    Başarır, “2011-2012 ‘de sayın Veli Ağbaba, Özgür Özel, yeni millet vekilleri, Pozantı’da, cezaevlerindeki tüm ahlaksızlıkları, çocuklara yapılan tecavüz olayını, kadınlara yapılan muameleleri ortaya çıkardı. Türkiye yıkıldı. Bugün de var. Neden tepkisiziz, tepki vermeliyiz. Çıplak arama kabul edilemez. Bir kez hukuksuzluğu kabul ederseniz, çığ gibi büyür. Yarın cezaevinde insanlar ölür, otopsi yaptıramazsın. Adli tıp kurumundan rapor aldıramazsın, eceliyle öldü derler. Ama o insanlar eceliyle ölmemiştir. İnsanları açlığa terk ederler. Bazı cezaevlerinden şikayet geliyor, hücrelere koyuyorlar ve hücrelerin yarısı su. 80 ihtilalinin bir darbe hukuku vardı, darbeci olduğunu biliyorduk ama şimdi daha beter bir durum var. Bu insanların ne olduğunu bilmiyoruz. Bu çok kötü bir şey, buna hep beraber tepki vermek zorundayız” ifadelerini kullandı.

    PİRHA / İSTANBUL

  • CHP’li Başarır: Alevilere yönelik nefrete karşı hukuksal mekanizma işletilmiyor-VİDEO

    CHP’li Başarır: Alevilere yönelik nefrete karşı hukuksal mekanizma işletilmiyor-VİDEO

    PİRHA- CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, Türkiye’de yaşanan Alevi nefretini değerlendirdi. Alevi toplumuna dönük hukuksal ayrımın da olduğunu belirten Başarır,  “Alevilere hakaret eden, ayrıştıran, kötü dil kullanan insanlar için bu maddelerden kaç tane iddianame hazırlanıyor bu ülkede? Kaç vali, idareci yargılanıyor? Kim görevden alınıyor?” diye sordu.

    Nefret suçu; bir kişiye veya gruba karşı ırk, dil, din, cinsiyet ve cinsel yönelim gibi ön yargı doğurabilecek nedenlerden dolayı işlenen, genellikle şiddet içeren suçlardır.

    Nefret suçu, insanlığa karşı işlenmiş olarak görülüyor ve uluslararası hukukta karşılığı var. Ancak günlük yaşamda özellikle inancı, kültürü, yaşam biçimi, dili vb. farklı olan toplum ve topluluklar nefret diline, baskısına ve saldırısına maruz kalıyor.

    Türkiye’de geçmişten günümüze nefret saldırılarına maruz kalan toplumlardan biri de Aleviler. Alevilere yönelik nefret saldırıları artarak sürüyor. Devlet tarafından inancı ve ibadethanesi kabul edilmeyen Aleviler, okulda, sokakta, işyerinde, hastane, mahallede, yaşadığı apartmanda aşağılanıyor, hor görülüyor, hakarete uğruyor.

    Türkiye’de nefret suçları ile ilgili kapsamlı bir yasal düzenlemenin eksikliği sistematik bir biçimde bu saldırıların devam etmesine de zemin hazırlıyor.

    Peki nefret suçu kaynağını nereden ve nelerden alıyor? Yargı Alevilere dönük nefret suçuna karşı ne yapıyor? Demokrasiyi ve eşitliği savunan kurum ve kuruluşlar Alevilere dönük nefret suçlarına karşı ne yapıyor? Tüm bu soruları ve daha fazlasını akademisyen, yazar, tarihçi, hukukçu, insan hakları savunucularına sorduk.

    CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, sorularımızı yanıtladı.

    ” BANA ‘MEZHEPÇİ KÖPEK’ İFADESİ KULLANILDI”

    PİRHA: Türkiye’de ve dünyada nefret söylemi ve buna bağlı olarak da nefret söyleminin ortaya çıkardığı şiddet artıyor. Nefret diline daha fazla sarılarak ötekileştirdikleri halkları, inanç kimliklerini, sınıfları, kadını düşmanlaştırıyor. Yine Ortadoğu’da sonu gelmeyen mezhep savaşları bunun en belirgin örneklerinden biri. Siz bu nefret söylemini neye bağlıyorsunuz?

    ALİ MAHİR BAŞARIR: Maalesef özellikle ülkemde son yıllarda ırkçı, mezhepçi, ayrıştırıcı dili yöneticilerin kullandığını görüyoruz. Zaten ne kadar farkındayız bilemiyorum ama iktidar bundan beslenerek bir şeyleri kazanmaya çalışıyor ve dünyada da belli ülkelerde de bunu görüyoruz. Yani aşırı milliyetçi, aşırı mezhepçi, insanları ayrıştıran bir dil, bir kesimde prim yapabiliyor ve o kesim de zaten bu dile uyarak gerek sosyal medyada gerekse toplumda ayrıştırıcı cümleleri kullanıyor. Mesela ordu konusunda bana atılan iftiradan sonra  bana ‘mezhepçi köpek’ ifadesi ve buna benzer cümleler kullanıldı. Niye kullanıldı? Çünkü, adım Ali Mahir, insanlar böyle bakıyor.

    Mersin’de yurttaşlarımızın bir bölümü beni Arap Alevi olarak düşünür, bir kısım Yörük düşünür, bir kısım Kürt düşünür. Ben hepsine de hayır değilim, demem. Çünkü, ben bir insanım. En önemli özelliğim insan olmak ve ne mutlu bana ki hepsini yakıştırabiliyorlar. Yakıştırabiliyorlar diyorum, çünkü, hepsi yakışır insan olana. Alevi olmak da yakışır, Sünni olmak da yakışır, Arap olmak da yakışır ama maalesef bundan beslenen, büyüyen, filizlenen bir yapı var. Çocuklarımıza, insanlığa, geleceğe, topluma bunun kısa sürede belki fayda sağlayabileceğini düşünebilirler kendi açılarından ama geniş bir yelpazede topluma büyük zararlar verir. Örneğin, neden Ortadoğu’da özellikle son 19 yıldır, en çok Müslüman kanının döküldüğü bir dönemi yaşıyoruz? Çünkü bundan beslenen insanlar oldu, bundan beslenen ülkeler oldu. Bu Amerika’ydı, bu İngiltere’ydi, bu Cumhurbaşkanıydı. Kime faydası oldu? Olan, oradaki yüzbinlerce insana oldu. Yüzbinlerce insan evinden yurdundan oldu. Amerika demokrasi getireceğim diye Irak’a girdi. Amerika askerleri tarafından tecavüzüne uğrayan kadınların doğurduğu binlerce bebek dünyaya geldi. İşte demek ki bu doğru bir şey değil. Biz barışı, kardeşliği, dili ne olursa olsun, rengi, ırkı ne olursa olsun onu o olduğu için sevmeliyiz ya da düşüncelerinden dolayı yargılayıp sevmemeliyiz diye düşünüyorum.

    “ALEVİ TOPLUMU HİÇBİR ZAMAN KENDİSİNE YAPILANA NEFRET VE KİNLE KARŞILIK VERMEMİŞTİR”

    Aleviler, Türkiye’de nefret söylemine en çok maruz kalan toplumsal kesimlerden biri. Evleri işaretleniyor. Zorunlu din derslerinde nefret söylemlerine maruz kalıyorlar. Alevi toplumuna dönük bu dil sizce kaynağını nereden alıyor?

    Anlattığım gibi Türkiye’de küçükte olsa böyle bir ırkçı yapı var ve insanları buradan etkilemeye çalışıyorlar. Oysa bence Alevileri tanımak durumundalar. Kimin cennete veya cehenneme gideceğini ben bilemem ama büyük oranda, bir Alevi kolay kolay cehenneme gitmez derler. Çünkü Alevi toplumu empati yapar. Empati kuran bir insan hiçbir dinde günah işlemez. Empati kuran bir insan zarar vermez. Çünkü onun yerine kendini koyar, bu çok önemli bir şey. Evet bu coğrafyada Alevilere karşı çok kötü saldırılar oldu. Maraş, Çorum, Sivas… Şimdi evler işaretleniyor ne kadar acı bir şey. Ama Alevi toplumu hiçbir zaman nefret ve kinle karşılık vermemiştir. Çünkü bir insanı kesemez, bir bebeği öldürmez, bir insanı yakamaz, bir eve çarpı koyamaz. Aklından geçmez. Onun yolu sevgidir, kardeşliktir, beraberliktir. İnsanların bunu bilmesi lazım. Bu hiçbir zaman iyi sonuç vermedi, hiçbir zaman karşılık görmedi ve herkes yaptığıyla kaldı.

    BARIŞ, SEVGİ, KARDEŞLİK BU DÜNYAYI KURTARACAK

    Ben Yalova’ya gittiğim zaman, ilk ziyaret ettiğim yer çarpı konulan evler oldu. O kadar iyi insanlardı ki, şaşkınlardı ve hala failleri bulunamadı. Arka caddede, ön caddede kameralar varken neden bulunamadı? Biz ne yaptık, başka bir yere büyük bir çarpı koymadık, o çarpıyı boyadık ve yerine bir kalp yaptık. Çünkü, herkesin şunu bilmesi gerekiyor. Barış, sevgi, kardeşlik bu dünyayı kurtaracak. Bakın koskoca bir dünya, füzeleri olan Amerika, paraları olan İngiltere, gemileri olan Almanya, ne oldu bir virüsün karşısında aciz kaldılar. Demek ki bizi akıl, bilim, sevgi, kardeşlik ve insanlığa yapılan yatırım kurtaracak. Mezhep savaşları, vekalet savaşları, petrol savaşları ne kazandırdı bu dünyaya? Biz her zaman için sevgiyi aşılayacağız. Sevgi aşısı için bilime paraya pula da ihtiyaç yok. Çok basit. Anlamak, konuşmak, anlaşmak, kaynaşmak, sevmek yeterli.

    70’lerden beri bu bir devlet politikasıydı, bunu kabul edelim. Yani Maraş olaylarında, Sivas olaylarında ya da bugün. Diyanet bile çirkin bir dil kullanıyor bazen. Biz hala cemevlerine ibadethane statüsü verememiş bir devletiz. Bunun utancını yaşıyoruz. Yani bu bir devlet politikasıdır. Bundan beslenen bir yapı var. Ne yapacaksın? Alevileri öcü gibi göstereceksin, düşman gibi göstereceksin, ayrıştıracaksın, kız alıp kız verdirmeyeceksin, onları katledeceksin ve burada birilerini mutlu edeceksin. Yine söylüyorum bunu ancak akıllı, dünyayı bilen, dünyayı tanıyan, insanı seven yöneticiler geldiği zaman başarabileceğiz.

    İstanbul Sözleşmesi diyoruz. İstanbul Sözleşmesi hiçbir zaman gelmedi. Biz okullarımızda o sözleşmenin altını dolduracak eğitimleri verebildik mi? Biz din dersinde Aleviliği anlatabildik mi? Aleviliği anlatabilseydik böyle olur muydu? Bu dediğim gibi bir devlet politikası ama bunu aştık, aşacağız, çok daha fazla yaşatacağız. Bunu söylememin nedeni, yeni bir kuşak var. Bu kuşağın ortak özelliği özgürlüğünü ve insanı sevmesi, birbirini sevmesi, nerelisin diye sormamasıdır. Biz nerelisin diye sormazdık. Bana Alevi misin diye sormadılar. Arkadaşlarım, adın neden Ali, neden adın Mahir diye sormadılar. Bu kuşak da böyle bir kuşak.

    “ALEVİ TOPLUMUNA HAKARET EDEN İDARECİLERDEN KAÇI YARGILANDI VEYA GÖREVDEN ALINDI?”

    Hali hazırdaki hukuk sisteminin Alevilerden veya ötekileştirilenlerden yana bir artısından bahsetmek mümkün değil. Hukuksal anlamda nefret söylemine ve eylemine dönük yeterli bir mekanizmanın devrede olduğunu düşünüyor musunuz?

    Hukukun en önemli özelliği genel olması. Yani iktidarı bir parça eleştirdiğin zaman halkı nefret eylemine itmekten iddianame düzenleniyor. Peki Alevi toplumuna hakaret eden, ayrıştıran, kötü dil kullanan insanlar için bu maddelerden kaç tane iddianame hazırlanıyor bu ülkede? Kaç vali, idareci yargılanıyor? Kim görevden alınıyor? Alınmıyor. Demek ki hukuki bir ayrım var. Bu çok yanlış, hala cemevleri ibadethane olarak kabul edilmiyor. İnsanlar cemevlerinde su faturası, elektrik faturası ödemek zorunda kalıyor. Suyu kesilen cemevi var. Cemevlerini hala biz yardımlaşarak yapmak zorunda kalıyoruz. Bir yerde cemevi inşaatına başlandığı zaman ne kadar sürüyor? Belki 5 yıl sürüyor. Çimentosunu bir yerden alıyoruz, taşını bir yerden alıyoruz. Ama şu an teknoloji biraz daha geliştiği için yardımlaşarak yapıyoruz. Bunları devletin yapması lazım.

    “İKİ GÜN KONUŞARAK SONRA SUSARAK HİÇBİR YERE VARAMAYIZ”

    Nefret söylemine ve suçuna karşı demokratik kurumlar yeterli refleksi ortaya koyuyor mu?

    Bu bağlamda partilerin, demokratik kurumların ve her şeyden önce vatandaşlarımızın daha tepkisel olması ve bu tepkinin sürekliliğinin, şiddet oranının iyi ayarlanması lazım. Yani İki gün konuşarak sonra susarak hiçbir yere varmadık varamayacağız da. Bu yüzden mecliste de sert konuşmalıyız, sürekli konuşmalıyız, sürekli gündeme getirmeliyiz. Her ay araştırmalar vermeliyiz, evet defalarca verdik. İbadethane için yüzlerce kez verdik. Ama ne oldu? Belli bir süre sonra unutuldu. Unutulmaması için sürekli eylemde bulunmak zorundayız.

    “NEFRET DİLİNİ KULLANANLAR MUTLAKA CEZASINI ÇEKECEK”

    Nefret dilinin topluma yayılmasında başta rol oynayan güçlerden biri de medya. Gücü, sermayeyi ve zor aygıtını elinde tutan hegemonik odakların ideolojik zehrini kusuyor, toplumu ideolojik bombardımana tutuyor. Medya bu dili neden kullanıyor, kaynağını nereden alıyor?

    Türkiye’de şöyle bir şey var. Bugün burada bir röportaj yapıyoruz ve bunun bir cümlesi iktidarın hoşuna gitmiyor. İktidar ne yapıyor? Şunu da net olarak ortaya koyalım bugün dünyada ki en büyük şirketlerden bir tanesi ki pandemide zarar etmeyen karına kar koyan Facebook, sosyal medya şirketleri. Demek ki bu bütçeyle oluyor. Konuya gelirsek burada konuştuğumuz bir cümleyi alıyor önüne troller, trollerden sonra sarayın bürokratları, sonra milletvekilleri, sonra beyefendi ne yapıyor? Linç yapıyor. Bir nefret söyleminde bulunuyor ve buna milyonlarca insan inanıyor. Sizin ne söylediğinizin bir önemi yok ama nasıl sunulduğu çok önemli. Bu saray rejiminde güç var, para var, trol var ve maalesef güçlü olarak gözükebiliyor. Ama dünyadaki nefret dilini kullanan hükümdarlar, liderler, gruplar her zaman bunun cezasını ödemiştir. Hiç bir zaman nefret kazanamamıştır. Nefret mutlaka bir bedel ödemiştir. Bugün bu nefret dilini kullananlar, iftira atanlar, ayrıştıranlar, yalan söyleyenler mutlaka bir yerde cezasını çekeceklerdir.

    “YENİ BİR SİYASET TARZI ŞART”

    Yeni bir siyaset yapma tarzı oluşturmak, geliştirmek, yaratmak gerekiyor; hatta yeni öznelerin sahaya inmesi, oluşturulması, bu sürece müdahale etmesi gerekiyor. Nefret söyleminin ortadan kalkması için ya da en azından azaltılabilmesi için neler yapılmalı?

    Yeni bir siyaset tarzı şart. Çok klasik yöntemlerle bir yere varamayız. Dünya değişiyor, sosyoloji değişiyor, gençler değişiyor ve yepyeni bir kuşak var. Siyasi partiler, onlara uygun söylemle, eylemle stratejiler geliştirmek ve onlara uymak zorunda. Özgürlük alanına saygı duymak zorundalar. Çünkü özgürlüğüne çok düşkün bir nesil yetişiyor. Arkasından gelecek olan nesil bence özgürlüğüne daha çok düşkün olacaktır. Saygı istiyorlar ve ona uygun adım atacak insanlar bekliyorlar. Bu sefer artık klasik salonları, lacivert takımları, ya da makam arabalarını kullanarak, salon siyasetinden daha çok sokağı kullanmak zorundayız. Bu sokak ne olabilir? Metro olabilir, metrobüs olabilir, otobüs veya park olabilir.

    İYİLİK KAZANACAK, İYİLER KAZANACAK

    Mesela Mersin’de Adnan Menderes Bulvarı’ndaki parkta cumartesi günü 3 bin tane genç var. Ne yapıyorlar? Bira, kahve içiyorlar, yemek yiyorlar. Kimisi şunu söyleyebiliyor: ‘2 saat kafamı dinleyeceğim git buradan diyor.’ Gülümsüyorum. İşte bunu yakalamak zorundayız. Yani siyasetçinin ondan birisi olduğunu, yarın orada, o olabileceğini, onun yerine gelebileceğini anlatabilmeliyiz. Bu topluma da güzel geliyor, insanlara da güzel geliyor. Ama bunu yapmak için de bundan zevk alan siyasetçilerin olması lazım, sokağı sevmesi lazım, yürümeyi sevmesi lazım. Bir mısır satan esnafla dondurma satan esnafla, işyeri sahibiyle, simitçiyle, ayakkabı boyacısıyla sohbet etmesi, dertleşmesi lazım. Tabi ki bunu üst perde de yapamazsın. Bu adam senle alay edebilir, sana kızabilir, seni sevebilir. Onun verdiği suyu da içeceksin, yemeği de yiyeceksin, ekmeği de bölüşeceksin. Bence bu yöntemler olmalı. Bu dönem grupta böyle milletvekilleri var. Bunu yapmayanlar yapanlara ilgi duyuyorlar, bu adamlar seviliyor diyorlar, onlar da yapmaya başlıyor. Yani iyilik kazanacak, iyiler kazanacak.

    “SEVGİYİ, KARDEŞLİĞİ, BARIŞI ANLATMALIYIZ”

    Sevgiyi, kardeşliği, beraberliği, barışı anlatmak zorundayız. Alevi kültürünü daha çok tanıtmak zorundayız. Mesela kadın cinayetleri söz konusu olduğu zaman hep şunu söyledim. Çocuğunuza bir çalgı aleti mutlaka çalmayı ilke edinin. Bu flüt olur, saz olur, zurna olur, piyano olur imkanınıza göre. Mutlaka kitap okusun, mutlaka şiir okusun. Konuyu getirmek istediğim yer, saz çalan biri eşini öldürmez, şiir okuyarak büyüyen bir çocuk büyüdüğü zaman eşine şiddet uygulamaz. İşte Alevi toplumunun en önemli özelliği nedir? Müzik, sanat, deyiş, söyleşi. Alevi toplumunda var. Bunlardan dolayı Alevi toplumunda kadın cinayeti çok az görürsünüz. Hatta son yıllara hiç tanık olmadım. Böyle bir ayrıştırma yapmak istemiyorum ama olayı şuraya bağlıyorum. Edebiyat, sevgi, barış, kardeşlik önemli bunu topluma anlatmamız lazım. Bunu daha fazla anlatmamız için iyi bir TRT’nin olması lazım. TRT’nin alt kanallarının daha açık, daha adil olması, daha düzgün bir medya akımının olması lazım. Sosyal medyada paylaşımların, devlet tarafından adaletli bir şekilde yapılması lazım.

    Diren KESER-Diren SATI/PİRHA

    1-Akademisyen Kaya: Alevilere yönelik nefret çok derinlerde, eskiye dayanıyor-VİDEO
    2-Avukat Eren Keskin: Alevilerin hakları birçok kez ihlal edildi-VİDEO
    3-Tarihçi-Yazar Erdoğan Aydın: Nefret suçu doğrudan rejimle bağlantılıdır-VİDEO
    4-‘Alevi örgütleri nefret saldırılarına karşı ortak tavır geliştirmeli’-VİDEO
    5-‘Aleviler, tarih boyunca nefret suçuna maruz kaldı’-VİDEO
    6-‘Alevi düşmanlığı bu toplumun genlerinde var; iflah olmaz’-VİDEO
    7-‘Aleviler kuşatmayı ve tecridi yaşıyor; nefret dili ile düşmanlaştırılıyor’- VİDEO
    8-‘Hak temelli bir anayasal düzenleme yapmadan nefret söylemi azalmaz’-VİDEO
    9-‘Nefrete karşı demokrat Sünniler, Aleviler, Ermeniler bir araya gelebilmeli’-VİDEO
    10-‘Nefret dilinden kurtulmanın tek yolu eşit vatandaşlıktan geçiyor’-VİDEO
    11-‘Nefret dilinin kayda geçmeyen yüzünde Alevi kadınlar var’-VİDEO

     

  • CHP, Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu

    PİRHA- CHP, geçtiğimiz hafta Meclis’ten geçtikten sonra yürürlüğe giren af (infaz ) yasasının usülden iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulundu.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanan ve Resmi Gazete’de yayınlamasının ardından yürürlüğe giren af ( infaz ) düzenlemesine tepkiler gelmeye devam ederken, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, düzenlemenin usül yönünden iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulundu.

    300 binin üzerinde tutuklu ve hükümlünün bulunduğu cezaevlerinde ağır hasta ve çocuklar başta olmak üzere siyasiler, gazeteciler, akademisyenler gibi düşüncelerinden dolayı bulunanların yararlanamadığı düzenlemede, cinsel suçlardan dolayı bulunanlar da dahil, adli hükümlü ve tutukluların salıverilmesi tepkilere neden olmuştu.

    (HABER MERKEZİ) 

  • ‘Rusya, Avrupa’ya 115 dolara sattığı doğalgazı Türkiye’ye neden 250 dolara satıyor?’

    ‘Rusya, Avrupa’ya 115 dolara sattığı doğalgazı Türkiye’ye neden 250 dolara satıyor?’

    PİRHA- CHP Milletvekili Başarır, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dönmez’e, Rusya’nın Avrupa ülkelerine bir metreküp doğalgazı 115-120 dolar civarında satarken, Türkiye’ye neden 250-280 dolar aralığında sattığını sordu.

    CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’e  Rusya’nın Avrupa ülkelerine bir metreküp doğalgazı 115-120 dolar civarında satarken, Türkiye’ye neden 250-280 dolar aralığında sattığını sordu.

    Konuyla ilgili Meclis’e soru önergesi veren Ali Mahir Başarır, Rusya’nın Avrupa ülkelerine bir metreküp doğalgazı 115-120 dolar civarında satarken, Türkiye’ye 250-280 dolar aralığında sattığını belirtti.

    “Aradaki bu ürkütücü farkın gerekçeleri nelerdir? diye soran Başarır, bu farklılığın Türkiye’nin doğalgaz anlaşmalarını petrol fiyatlarına dayalı ve uzun vadeli anlaşmalar yapmasından kaynaklandığını ifade etti. Başarır, “Doğalgaz alımında Avrupa ülkeleri kısa dönemli petrol endeksli araştırmalara yönelirken, Türkiye neden uzun vadeli petrol endeksli araştırmalar yapmaktadır?” dedi.

    “DAHA UCUZ DOĞALGAZ FATURASI YANSITILMASI İÇİN HANGİ ÇALIŞMALARI YAPIYORSUNUZ?”

    Temin edilen doğalgaz fiyatının yüksekliği sebebiyle çoğu vatandaşın faturasını ödemekte zorlandığı ve bu sebepten doğalgazların kesildiğini belirten Başarır, “Ekonominin dibe çöktüğü ülkemizde, halkımıza daha ucuz doğalgaz faturaları yansıtmak için ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?” diye sordu.

    CHP Milletvekili Ali Mahir Başarır, Akkuyu’da inşa edilen ve tamamı Rus Devlet Şirketi’ne ait olan nükleer santralden elde edilecek elektriğin de Avrupa ülkelerinden daha pahalıya alınmasını, bu konuda 15 yıl alım garantisi vermesini ve bunun Rusya’ya bağımlılığı arttırdığını belirterek, “Enerji yönünden bir tek ülkeye bu denli bağımlı olmak ileride tehlikeli sonuçlar doğurmaz mı?” diye sordu.

    (HABER MERKEZİ)

  • CHP’li Başarır: Cemevi ibadethanedir; Meclis’e yine kanun teklifi sunacağım-VİDEO

    CHP’li Başarır: Cemevi ibadethanedir; Meclis’e yine kanun teklifi sunacağım-VİDEO

    PİRHA- Cemevlerinin ibadethane statüsü için Meclis’e verilen kanun tekliflerinin dikkate alınmamasına tepki gösteren CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, “Bir kez daha teklif şeklinde meclise önümüzdeki günlerde sunacağım. Gelin mecliste bütün partiler bir araya gelip ortak karar alalım ve cemevleri ibadethane sayılsın” dedi.

    Haberin videosu

    Alevilerin uzun yıllardır ibadethane statüsü talep ettikleri cemevlerine dair AHİM’de ve yerel mahkemelerde alınan kararlar uygulanmazken, meclise verilen kanun teklifleri ise görüşülmüyor.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ile Yargıtay’ın “Cemevleri ibadethanedir” kararlarına karşın TBMM’de şimdiye kadar  sunulan 91 kanun teklifinin hiç birinin ilgili komisyonda ve genel kurulda görüşülmediği, tekliflerin 69’nun geçerliliğini yitirdiği, 22’sinin ise hâlâ görüşülmeyi beklediği ortaya çıktı.

    Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, cemevlerinin ibadethane olarak yasallaşması için önergeler verdiklerini, belirterek şunları ifade etti:

    “Cemevleri ibadethane olmalı ve elektrik, su gibi ihtiyaçları bütçeden karşılanmalı. Milyonlarca Alevi yurttaşın talebi budur. Bu talep dikkate alınmalı ve gereği yapılmalıdır. Kimsenin inancına ve düşüncesine sınır çizilemez. Cami neyse cemevi de odur. Bu konuda gerekli mücadeleyi veriyoruz, vermeye de devam edeceğiz. Bir kez daha teklif şeklinde meclise önümüzdeki günlerde sunacağım. Gelin mecliste bütün partiler bir araya gelip ortak karar alalım ve cemevleri ibadethane sayılsın.”

    Diren KESER/MERSİN

  • Mezitli Cemevinde Xızır lokmaları paylaşıldı-VİDEO

    Mezitli Cemevinde Xızır lokmaları paylaşıldı-VİDEO

    PİRHA- Mezitli Cemevi’nde Xızır lokmaları pay edildi. Etkinlikte konuşan AKD Mezitli şube başkanı Ferdi Koç, hem hükümet yetkililerini hem de yerel yönetimlerin eşit yurttaşlığı gereğini yerine getirmesi gerektiğini belirterek “Cemevimizin bir an önce tamamlanmasını istiyoruz. Aleviler, dostları ve kurumlar el ele verip sonuçlandıralım” dedi.

    Haberin videosu;

    22 Nisan 2017’de temeli atılan ve yapımına devam edilen Mezitli Cemevi’nde Xızır lokmaları pay edildi.

    İnşaat alanında gerçekleşen ve yurttaşlar yoğun ilgi gösterdiği etkinliğe siyasi parti, demokratik kitle örgütü temsilcilerinin yanı sıra Mezitli Belediye Başkanı Neşet Tarhan, CHP Mersin milletvekili Ali Mahir Başarır, AKD Genel Sekreteri Ali Özveren de katıldı.

    İlk olarak söz alan AKD Mezitli şube başkanı Ferdi Koç, Anadolu’da yaşayan tüm kadim inanç ve halklarla beraber eşit yurttaşlık temelinde yaşamak istediklerini belirterek “Cemevi semah dönüldüğü için Kırklar meydanı, ikrar yeridir. Cemevimizin bir an önce tamamlanmasını istiyoruz. Aleviler, dostları ve kurumlar el ele verip sonuçlandıralım” dedi.

    Koç’un konuşmasının ardından söz alan Mezitli Belediye Başkanı Neşet Tarhan da cemevi için belediye bütçesinden pay ayıracaklarını belirtirken, AKD Genel Sekreteri Ali Özveren ise Xızır ayının Aleviler için kutsal olduğunu ve Xızır’ın darda olana, zorda olana yetişeceğini ifade etti.

    CHP Mersin milletvekili Ali Mahir Başarır da “Cemevinde siyaset yapmayız. Ancak “cemevi ibadethane değildir” diyenlere de en ala siyaseti yapacağız” dedi.

    Başarır’ın ardından Kureyşan ocağı evladı Kazım Açıktepe’nin gulbang okumasının ardından lokmalar paylaşıldı, deyişler seslendirildi.

    Diren Keser/MERSİN

  • Soylu’ya: Cumartesi Anneleri’nin talepleri neden karşılanmamaktadır?

    Soylu’ya: Cumartesi Anneleri’nin talepleri neden karşılanmamaktadır?

    PİRHA – CHP Mersin Milletvekili ve Anayasa Komisyonu Üyesi Ali Mahir Başarır, Cumartesi Anneleri’ne yönelik iktidarın yapmış olduğu baskıcı uygulamaları meclis gündemine taşıdı.

    CHP’li Ali Mahir Başarır, Cumartesi Anneleri’ne yönelik iktidarın yapmış olduğu baskıcı uygulamaları İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yazılı olarak yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. Soru önergesinde; faili meçhul cinayetlerin neden araştırılmadığını ve Cumartesi Anneleri’nin taleplerinin hangi gerekçeyle karşılanmadığı sorularına yanıt aradı.

    CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır yazılı soru önergesinde ;

    “Cumartesi Anneleri, 27 Mayıs 1995’ten beri her Cumartesi saat 12.00’de kayıp yakınlarının akıbetini sormak için Galatasaray Meydanı’nda toplanıyorlardı. 1995-1999 yıllarında “Kayıplar son bulsun, kayıpların akıbeti açıklansın, kaybedenler bulunsun ve yargılansın” talebiyle Galatasaray lisesi önünde eylemlerine devam ederlerken, 170. haftadan 200. haftaya kadar 30 hafta boyunca polis saldırısına uğrayan anneler saçlarından sürüklenerek polis araçlarına bindirilmesinin yanı sıra toplam bin 93 kişi de gözaltına alınmıştır. 10 yıllık aradan sonra 31 Ocak 2009’da Cumartesi oturmaları yeniden başlamış ve kesintisiz olarak devam etmektedir.

    Yıllardır her Cumartesi yaz-kış, sıcak soğuk demeden kayıplarının akıbetini soran yakınlarına 25 Ağustos 2018 tarihinde yani 700. Haftasında izin verilmemiş ve ilk kez 27 Mayıs 1995’te Galatasaray Meydanı’nda oturma eylemini başlatan Hasan Ocak’ın annesi ile birlikte çok sayıda kişi gözaltına alınmıştı. 704 haftadır; bütün baskılara, gözaltılara ve dayaklara rağmen eylemlerinden vazgeçmeyen Annelerin oturmasına 705. Haftasında da izin verilmedi.

    700’üncü haftadan bu yana Galatasaray Lisesi önünde oturma eylemi yapmasına izin verilmeyen Cumartesi Anneleri, İnsan Hakları Derneği’nin bulunduğu Çukurluçeşme Sokağı’nda polisler tarafından engellenirken, Cumartesi Anneleri’ni İHD binasına girmesi için uyarmış basın mensuplarını ise alandan uzaklaştırmıştır. Basın emekçileri, görüntü alınması ve haber takibi yapmalarına izin verilmemesine rağmen İHD binasından çekim yapmışlardır. Cumartesi Anneleri ise polis kalkanlarının altında İHD binası önünde açıklamasını gerçekleştirmiştir.

    Unutulmasın ki ne anneler ne de yakınları, mücadelelerinde vazgeçmeyecektir. Yıllardır yakınlarının akıbetini sordukları ve hak aradıkları Galatasaray Meydanı’nda haklarını aramaya ve sorumlular yargılanmaktan kurtulamayacaklardır.”

    CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, Soylu’ya şu soruları yöneltti:

    • Faili meçhuller cinayetler neden araştırılmıyor veya araştırılmasına izin verilmiyor?
    • Cumartesi Anneleri’nin talepleri neden karşılanmamaktadır?
    • 705 haftadır yakınlarının akıbetini soran Cumartesi Anneleri’nin Galatasaray Meydanı’nda oturmasının tehlikesi/sakıncası nedir? Yasak ne kadar devam edecektir?
    • Cumartesi Anneleri’nin oturmasını yasaklayarak veya gözaltına alarak mücadelelerinden vazgeçireceğinizi mi düşünüyorsunuz?
    • Cumartesi Anneleri’nin eylemini izleyen basın emekçilerine görüntü, ses kaydı ve çekim yapma yasağı mı getirilmiştir? Eğer varsa yasağın gerekçesi nedir?
    • Basın emekçilerinin görüntü alması yasaklanan başka eylemler var mıdır? Varsa hangi eylemlerdir? Başka eylemlerde olmayan yasak neden Cumartesi Anneleri’nin eyleminde uygulanmaktadır?
    • Görevini yapmak isteyen basın emekçilerine neden sert ve kaba şekilde davranılmaktadır? (HABER MERKEZİ)