Etiket: ali özveren

  • Kete: Aleviler olarak, halkın iradesine ket vuran kayyımı kabul etmiyoruz- VİDEO

    Kete: Aleviler olarak, halkın iradesine ket vuran kayyımı kabul etmiyoruz- VİDEO

    PİRHA- Akdeniz Belediyesi önündeki kayyım protestosunda konuşan Demokratik Alevi Dernekleri Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, kayyımın ‘düşkünlük’ olduğunu söyledi. Kete, “Bizim kendi erkanımızda halkın tercihi tecelli etmedikçe onun adı gasptır, kayyımdır. Aleviler olarak kimden gelirse gelsin halkın iradesine ket vuran bu zihniyeti kabul etmiyoruz” dedi.

    Mersin’in Akdeniz ilçesinde belediyeye kayyım atanmasına karşı eylemler 8’nci gününde sürüyor. Belediye önünde yapılan nöbet eylemine Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Ahmet Asena, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) milletvekilleri Öznur Bartın, Mahmut Dindar, Perihan Koca ve Ali Bozan ile demokratik kitle örgütleri katıldı.

    “ALEVİLER OLARAK KAYYIM ZİHNİYETİNİ KABUL ETMİYORUZ”

    Nöbet eyleminde konuşan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, kayyımı “düşkünlük” olarak yorumlayarak, şunları söyledi:

    “Bizim kendi erkanımızda halkın tercihi tecelli etmedikçe onun adı gasptır, kayyımdır, kabul etmiyoruz. Bizler Aleviler olarak kimden gelirse gelsin halkın iradesine ket vuran bu zihniyeti kabul etmediğimizi belirtiriz. Bu kentte bir ruh var, o ruhu öldürmeye çalışıyorlar. Bize diyorlar ki; siz kendinizi yönetemezsiniz, iradenizi kıracağız. Biz de diyoruz ki direnmek yaşamanın başka bir adıdır inancımızda. Biz bu Hüseyini duruşu Kerbela’dan, Nesimi’den, Pir Sultan’dan, Hacı Bektaş’tan aldık. Hep beraber demokratik toplumu inşa etmek için nehak anlayışın karşısında ya Hızır ya Düzgün Baba diyerek duralım.”

    Alevi Bektaşi Federasyonu adına Ali Özveren, “Eş başkanların itibarsızlaştırılmasını ve kayyım atanmasını kabul etmiyoruz. Bu insanlığa, demokrasiye yapılmış bir yanlıştır” dedi.

    “KAYYIM BİR YÖNETİM BİÇİMİNE DÖNÜŞTÜ”

    HDK Eş Sözcüsü Ali Kenanoğlu, kayyım zihniyetinin bir yönetim biçimi haline dönüştüğünü belirterek, “1 Ekim’den bu yana süreci yürütenler barışa dinamit koyanlardır. Bu süreci sabote edenler Mersin’de Akdeniz Belediyesi’ne kayyım atayanlardır. Halk, iktidarın kayyım tehdidine rağmen belediyeyi kazanarak, iktidarı sandığa gömdü. Muhalefete kayyıma ses çıkarma çağrısı yaptı. Ancak kendilerinin başına gelmesiyle kayyımın bir yönetim biçimi olduğunu anladılar. İktidar, kendi yalananı yaymak için ilk önce özgür basını susturuyor ve kendi medyasını oluşturup, ‘yalanı halka kabul ettirmeye’ çalışıyor. Bu topraklarda barışı ve hakikati savunmaya devam edeceğiz” sözlerini kullandı.

    Kenanoğlu, ‘Barış için 1 milyon imza’ kampanyası başlattıklarını da hatırlatarak, “Akdeniz’de, Mersin’de ve Türkiye’de bütün coğrafyada, ortak vatanda bir arada yaşamayı savunmaya devam edeceğiz. Onlara rağmen savunacağız. Çünkü onlar gidici, biz kalıcıyız” diye kaydetti.

    PİRHA/ MERSİN

  • Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı-VİDEO

    Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı-VİDEO

    PİRHA- Maraş Katliamı’nda yaşamını yitirenler Mersin Cemevi’nde anıldı. Yapılan anmada, Alevilerin tarih boyunca katledildiğine dikkat çekilerek, Maraş Katliamı’nda yer alanların ve planlayanların açığa çıkarılması çağrısında bulunuldu.

    Maraş Katliamı’nın, 44’üncü yılında, katliamda yaşamını yitirenler için Mersin Cemevi’nde anma yapıldı.

    Anmaya Demokratik Alevi Dernekleri Mersin Şubesi, Emep İl örgütü, Haçova, Pazarcıklılar, Dersimliler Derneği, Haçova Derneği yöneticilerinin yanı sıra yüzlerce yurttaş katıldı. Katliamda yaşamını yitirenler için çerağ uyandırılırken, Mersin Cemevi İnanç Kurulu Başkanı Erdoğan Sevin Dede, gülbang okudu.

    Anmanın açılış konuşmasını yapan Mersin Cemevi Başkanı Pir Hasan Kılavuz, katliamların ne ilk ne de son olduğunun altını çizerek, Alevilerin tarih boyunca katledildiğini ama inancından vazgeçmediğini belirtti.

    Toros Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Ali Özveren de, yaptığı konuşmada, Maraş Katliamı’ndaki vahşetin tarih boyunca yapılmadığını aktararak, Maraş Katliamı’nın planlayıcılarının 44 yıl geçmesine karşın açığa çıkmadığını ifade etti.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Ali Öztunç ise, Maraş Katliamı’nın aydınlatılması için arşivlerin açılmasını ve gerçek sorumluların hesap vermesi çağrısında bulundu. İktidarın ‘Alevi açılımı’ adı altında kendine bağlı Aleviler oluşturmak istediğini belirten Öztunç, Aleviler olarak bunu kabul etmediklerini söyledi.

    Anma Mersin Cemevi Korosu’nun seslendirdiği deyişlerle sona erdi.

    PİRHA/MERSİN

  • ‘Alevi kurumları olarak Boğaziçili öğrencilerin yanında olmalıyız’

    ‘Alevi kurumları olarak Boğaziçili öğrencilerin yanında olmalıyız’

    PİRHA- Alevi örgütlerinin Boğaziçili öğrenci ve hocaları sahiplenmede yetersiz kaldığını belirten AKD Genel Sekreteri Ali Özveren, “ortaya konulan talepler haklı ve yerinde talepler ve biz Alevi kurumları olarak Boğaziçili öğrencilerin yanında olmalıyız’ dedi.

    Boğaziçi Üniversitesine rektör olarak atanan Melih Bulu’yu protesto eylemleri devam ederken, birçok kentte yapılan eylemlere polis müdahale ederek yüzlerce öğrenciyi gözaltına aldı, 10’nun üzerinde öğrenci de tutuklandı.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Sekreteri Ali Özveren, Boğaziçili öğrencilerin ve hocaların bir aydır devam eden protestolarını değerlendirdi.

    Alevi örgütlerinin Boğaziçili öğrenci ve hocaları sahiplenmede yetersiz kaldığını belirten Özveren, “ortaya konulan talepler haklı ve yerinde talepler ve biz Alevi kurumları olarak Boğaziçili öğrencilerin yanında olmalıyız’ dedi.

    “PROTESTO HAKKINI KULLANANLAR DEĞİL KATLİAM ÇAĞRISI YAPANLAR YARGILANSIN”

    Öğrencilerin gözaltına alınması ve 10’un üzerinde öğrencinin de tutuklanmasının kabul edilemez olduğunu vurgulayan Özveren, şunları dile getirdi:

    “Biri çıkıp protesto hakkını kullanırken, diğer taraftan elinde silahla tehditler savuran, ‘bir gece ansızın geliriz’ diyenler serbestçe dolaşabiliyor. Öğrenciler yerlerde sürüklenip, işkence görüp, gözaltına alınıp tutuklanırken, ölüm tehdidinde bulunanlara karşı herhangibir işlem yapılmıyor.

    Biz Aleviler bu tehditleri yakından biliyoruz. Evleri işaretlenip, ‘Alevilere Ölüm’ yazan İzmir’de, Malatya’dan, İstanbul’dan ve katliamlarla dolu tarihimizden tanıyoruz. Bu tehdit ve katliamların hesabının sorulmamasından ve üstünün örtülmesinden biliyoruz. Yeni Anayasa yapacağız diyenler öncelikle, mevcut yasaları eşit uygulanmasını sağlasın ve katliam çağrıları yapanları yargı karşısına çıkarsın.”

    Diren KESER/MERSİN

  • ‘Maraş Katliamı’nın acısı dinmedi, hesabı verilmedi’-VİDEO

    ‘Maraş Katliamı’nın acısı dinmedi, hesabı verilmedi’-VİDEO

    PİRHA-AKD Genel Sekreteri Ali Özveren, Maraş Katliamı’nın acısının aradan 42 yıl geçmesine karşın devam ettiğini belirterek, “Bir daha bu tür olayların yaşanmaması, katliamların olmaması için 21 Aralık Pazartesi günü Yörükselim Cemevi’nde bölgedeki yönetici arkadaşların katılımıyla anmamızı yapacağız” dedi.

    Haberin videosu;

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Sekreteri Ali Özveren, Maraş Katliamı’nın 42. yıl dönümüne ilişkin konuştu.

    Özveren, Maraş’ta bir hafta boyunca Alevilere katliam yapıldığını belirtip, “Maraş Katliamı’na gelinen süreçte Kırıkhan’dan başlayarak Erzincan, Malatya ve 1972 Elbistan olayları da hatırlanmalıdır. Adım adım 12 Eylül’e götürülen bir süreç yaşanıyordu” diyerek yaşanan katliamların bir plan çerçevesinde gerçekleştirildiğine dikkat çekti.

    “MARAŞ KATLİAMI DÜN OLMUŞ GİBİ HALEN BELLEKLERİMİZDE”

    “Maraş Katliamı, 42 yıl önce yaşandı ancak dün olmuş gibi halen belleklerimizde” diyerek sözlerine devam eden Özveren, “Maraş’ta başlayan olayların önüne bir hafta boyunca geçilmemişti. Bu da acı bir gerçek. Orada insanlar katledildi, çocuklar kaynak sulara atıldı ve bu vahşete karşı bir yıl boyunca süren yargılamalarda bir sonuç çıkmadı. Düşünebiliyor musunuz bir hafta boyunca Maraş kent merkezinde bu katliamlar yaşanacak, yüzlerce insan yargılanacak ve kimse ceza almayacak. Tam tersi bu olayları kışkırtan, organize eden insanlar daha sonra devlet tarafından ödüllendirildi, milletvekili yapıldı” dedi.

    “PANDEMİDEN DOLAYI MARAŞ’TA SEMBOLİK BİR ANMA OLACAK”

    Aleviler ve kurumları eskisinden daha örgütlü olduğunu ifade eden Özveren, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bu sene pandemiden dolayı Maraş’ta kitlesel bir eylem olmayacak. Sembolik bir anma olacak. Ayın 21’i Pazartesi günü Yörükselim Cemevi’nde bölgedeki yönetici arkadaşların katılımıyla anmamızı yapacağız. Bu anmaları yaparken bir daha bu tür olayların yaşanmaması, katliamların olmaması için yapıyoruz. Katliamda katledilen yüzlerce insanın yakınları, aileleri ve Alevi kurumları olarak anıt yapılmasını istiyoruz.”

    Diren KESER/MERSİN

  • AKD Genel Sekreteri Özveren: ‘Şeffaf genel merkez ve şubeler’ için 10 toplantı yaptık-VİDEO

    AKD Genel Sekreteri Özveren: ‘Şeffaf genel merkez ve şubeler’ için 10 toplantı yaptık-VİDEO

    PİRHA- AKD Genel Sekreteri Ali Özveren, yönetim olarak, pandemiden kaynaklı değişiklikler olsa da 10 bölgede toplantılar yaparak çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi. Özveren, belediyelerce kurulmaya başlanan ‘Alevi Masası’nın önemli olduğunu belirtti.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Sekreteri Ali Özveren, yaklaşık bir yıllık çalışmalarına dair değerlendirmelerde bulundu.

    “AKD OLARAK 10 BÖLGEDE TOPLANTILARIMIZI TAMAMLADIK”

    Doğan Demir’in Genel Başkanlıktan ayrılmasının ardından yönetim olarak bir araya geldiklerini ve önlerine bir plan koyduklarını, merkezi bir toplantı yapmak yerine şubelerle bölge toplantısı kararı aldıklarını ve Karadeniz dışındaki 10 bölgede 10-21 Ekim tarihleri arasında toplantı yaptıklarını söyleyen Özveren, şunları dile getirdi:

    “Toplantıdaki amacımız şeffaf genel merkez, şeffaf şubelerdi. İlk toplantımızı Pazarcık’ta başlayarak, Kadirli’de tamamladık. Karadeniz’deki şubelerimizde toplantıyı pandemi gerekçesiyle ileri bir tarihe erteledik. Toplantılarımızda mali durumumuzu şubelerimizle paylaştık, görüş ve önerilerini dinledik. Bu süreçte cemevlerimizdeki Hakk’a uğurlama erkanlarında ve lokma paylaşımında yürütülen hizmetlerin aksadığını tespit ettik. Eksikliklerin giderilmesi için çeşitli çalışmalar yapacağız.”

    “ALEVİ ÖRGÜTLERİ TÜRKİYE’DE YAŞANAN SORUNLARA KARŞI DA SÖZÜNÜ SÖYLEYECEKTİR”

    Alevi kurumlarının hem kendi arasında hem de demokratik kitle örgütleriyle mutlaka diyalog halinde olması gerektiğinin altını çizen Özveren, “Çünkü kendi sorunlarımız dışında sorunlar da var. Ekonomiden, pandemi sürecinin yürütülme biçimine kadar çeşitli sorunlar ortaya çıkıyor. Elbette ki saklanan, gizlenmek istenen bu ve benzeri sorunlara karşı Alevi örgütleri de sözünü söyleyecektir. Aynı zamanda İstanbul, İzmir gibi bazı belediyelerde ‘Alevi Masası’ kuruldu ve kurulmak üzere. Bu sevindirici bir çalışma. Bu tür çalışmaların diğer bölgelerdeki belediyeler tarafından da yürütülmesi gerekir. Artık düşünce ve söz düzeyindeki çalışmalar somuta dönüşmelidir” diye konuştu.

    Diren KESER/MERSİN

  • AKD Genel Sekreteri: Tüm kesimler ülkenin geriye gidişini durdurmalıdır

    AKD Genel Sekreteri: Tüm kesimler ülkenin geriye gidişini durdurmalıdır

    PİRHA- HDP’nin 15 Haziran’da Edirne ve Hakkari’den başlattığı “Darbeye karşı demokrasi yürüyüşü” nü değerlendiren AKD Genel Sekreteri Ali Özveren, yürüyüşün adaletin tesis edilmesi bakımından önemli olduğunu vurguladı. Özveren, “Tüm kesimler amasız bir araya gelmeli ve ülkenin adalet, özgürlük ve hukuk anlamında geriye gidişini durdurmalıdır” dedi. 

    Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Edirne ve Hakkari’den eş zamanlı başlattığı “Darbeye karşı demokrasi yürüyüşü” üçüncü gününde engellemelere karşın devam ederken, destek açıklamaları da geliyor.

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Sekreteri Ali Özveren, HDP’nin “Demokrasi Yürüyüşü” nü hukuksuzluklara karşı adaletin tesis edilmesi açısından önemli gördüğünü belirtti.

    Özveren, Türkiye’nin içinde bulunduğu yanlış gidişata dur denilmesi gerektiğini ifade ederek, “Türkiye’de yaşayan halklar ve inançlar üzerindeki ayrımcı politikalar kaldırılmalıdır ve eşit yurttaşlık sağlanmalıdır. Bunun için de en başta sendikalardan, demokratik kitle örgütlerine, siyasi partilerden, odalara kadar tüm kesimler amasız, fakatsız bir araya gelmeli ve ülkenin adalet, özgürlük ve hukuk anlamında geriye gidişini durdurmalıdır” dedi.

    Diren KESER/MERSİN

  • AKD Genel Sekreteri Özveren: İhtiyacı olan yurttaşlarla dayanışma içindeyiz

    AKD Genel Sekreteri Özveren: İhtiyacı olan yurttaşlarla dayanışma içindeyiz

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Sekreteri Ali Özveren, koronavirüs salgınına karşı Alevi örgütleri olarak yerelde çalışmalar yürüttüklerini ve ihtiyacı olan yurttaşlarla dayanışma içinde olduklarını söyledi. 

    Koronavirüs salgını dünyada ve Türkiye’de etkisini sürdürüyor. Salgınının yayılmasını engellemek için bir dizi uygulamalar hayata geçirilirken, Türkiye’de vaka sayısı yükselmeye devam ediyor. Hükümetin hafta sonu için alınan sokağa çıkma yasağı sürekli hale getirilirken, sağlık emekçileri ise sokağa çıkma yasağından ziyade katı izolasyon öneriyor.

    Koronavirüs salgını tedbirleri kapsamında Alevi kurumları da toplu etkinlikler başta olmak üzere birçok çalışmayı durdurdu. Türkiye’nin çeşitli merkezlerindeki cemevleri de kriz masaları kurarak, yurttaşların sorunlarını gidermeye çalışıyor.

    Konuya dair PİRHA’ya değerlendirmede bulunan Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Sekreteri ve Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı Ali Özveren, salgına karşı etkili tedbirlerin hükümet tarafından yeterince alınmadığını belirterek, Alevi kurumları olarak da gerekli çalışmaları yaptıklarını ve yerellerde yardıma ihtiyacı olan yurttaşların belirlendiğini ve ihtiyaçlarının karşılandığını ifade etti.

    Özveren, salgın günlerinin yardımlaşma ve dayanışma ile aşılacağını vurgulayarak, Hacı Bektaş Veli’nin “Bir olalım, iri olalım, diri olalım” sözünü unutmayalım ve birbirimize yardımcı olalım” dedi.

     Diren KESER/MERSİN

  • Ali Özveren: Alevi kurumları olarak iyi bir sınav verdik-VİDEO

    Ali Özveren: Alevi kurumları olarak iyi bir sınav verdik-VİDEO

    PİRHA- Elazığ’da yaşanan deprem sonrası bölgeye giden AKD Genel Sekreteri Ali Özveren, Alevi kurumları olarak iyi bir sınav verdiklerini belirterek, “Ancak deprem sonrası bazı yardım kamyonlarının durdurulmasına tanıklık ettik. Bu şık olmamıştır. Çünkü depremin dili, dini, ırkı yoktur. Gelen her türlü yardımın kabul edilmesi gerekiyordu” dedi.

    Haberin videosu;

    AKD Genel Sekreteri ve ABF Genel Başkan Yardımcısı Ali Özveren Elazığ’da yaşanan depreme dair izlenimlerini PİRHA’yla paylaştı;

    “Malatya Pötürge’ye bağlı köylere gittik. Bu köyler başka bölgelerdeki Alevi köyleri gibi, tarih boyunca ulaşılmaz veya zor ulaşılan yerlere kurulmuştur. Gittiğimiz köylerde böyle yerlerdeydi. Yollar depremden kaynaklı kapanmıştı. Her gittiğimiz köyde büyük bir hasar olduğunu gördük. Bir çok yıkılmış ve yaşamını yitiren ve yaralanan canlarımız olmuştu. Köylerde yaşayanların çoğunluğu yaşlılardan oluşuyordu. Artçı depremlerin yaşanıyor ve kış olmasından dolayı çok tedirginlerdi. Bizde hızlı bir şekilde kendi örgütlerimizi bilgilendirdik ve çalışmaya başladık. Çoğunlukla çadır ve konteyner talebi vardı. Kış koşullarında çadırın çokta işe yaramayacağını, konteynerin de devletin işi olduğu için biz farklı bir yol bulduk. Köy dışında yaşayan ve evi sağlam kalan evlerin sahipleriyle temasa geçtik ve mağdur olan ailelerin o evlere yerleşmelerini sağladık.

    “DEPREMİN DİLİ, DİNİ, IRKI YOK”

    Köylerdeki çalışmaları yaptıktan sonra Elazığ’a bağlı başta sun köyü olmak üzere birçok köye geçtiklerini belirten Özveren, “ Pötürge’de gördüğümüz manzara ile karşılaştık. Hızlı bir şekilde kurumlarımızı organize edip yardımları ulaştırdık. Dün itibariyle yardımlar yeterli olduğu için durdurduk. Ancak deprem sonrası bazı yardım kamyonlarının durdurulmasına tanıklık ettik. Bu doğru ve şık olmamıştır. Çünkü depremin dili, dini, ırkı yoktur. Gelen her türlü yardımın kabul edilmesi gerekiyordu. Alevi kurumları olarak iyi bir sınav verdiğimizi söyleyebilirim” dedi.

    Diren KESER/MERSİN

     

  • AKD Genel Sekreteri: Doğan Demir’in Gelecek Partisi’ne katılmasına karşı çıktık

    AKD Genel Sekreteri: Doğan Demir’in Gelecek Partisi’ne katılmasına karşı çıktık

    PİRHA- AKD Genel Sekreteri ve ABF Genel Başkan Yardımcısı Ali Özveren, Doğan Demir’in Gelecek Partisine katılmasına Yönetim Kurulu’ndan 19 kişi karşı çıktıklarını söyledi. Ancak Özveren, Demir’in kendilerine bu partiye katılmasının şahsi kararı olduğunu söylediğini kaydetti. 

    AKD Genel başkanlığından geçen günlerde istifa eden Doğan Demir’in Gelecek Partisi’ne katılmasının ve bu partiye kurucu olmasının yankıları sürüyor.

    Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan AKD Genel Sekreteri ve ABF Genel Başkan Yardımcısı Ali Özveren, Doğan Demir’in partilerle, hükümetle ve bakanlarda görüştüğünü ama Doğan Demir’in bu Davutoğlu’nun kuracağı partiye katılacağını hiçbir zaman tahmin etmediklerini söyledi.

    “DOĞRU OLMADIĞINI, ÖRGÜTTE SIKINTI YARATACAĞINI SÖYLEDİK”

    Ali Özveren neden tahmin etmediklerini ise şöyle açıkladı:

    “Davutoğlu’nun başbakanlığı döneminde olanları hepimiz biliyoruz. Davutoğlu’nun partisine kurucu üye olacağını söylediğinde Yönetim Kurulu olarak acil toplantı yaparak, bunun doğru olmadığını, örgütte sıkıntı yaratacağını söyledik. 19 arkadaşımız toplantıya katılarak bu kararı tasvip etmediğimizi söyledik. Kendisi de şahsi kararı olduğunu bizlere belirtti. 11 Aralık’ta bu toplantıyı yaptığımızda istifasını verdi. İki gün sonra da Davutoğlu’nun kurduğu Gelecek Partisi’nde kurucu üye oldu. İstifasını aldıktan sonra yedekteki arkadaşımızı çağırarak yönetimini oluşturduk ve ardından hizmet etmeye başladık. Şu anda bir sıkıntı yok. Örgütlerimizle birlikte konuşarak yol almaya devam edeceğiz.”

    “OLAĞANÜSTÜ KONGREYE GEREK YOK”

    Olağanüstü bir kongre gerektirecek bir durum olmadığını belirten Özveren, ilk etapta Doğan Demir’in Gelecek Partisi’nin kurucusu olmasından dolayı tepkiler oldu. Bizler şubelerimizle görüşerek bu süreci birlikte atlatacağımızı söyledik. Ocak ayının sonu ya da Şubat’ın başında bütün şube başkanlarımızla bir toplantı düzenleyeceğiz. Kurum başkanlarımızın görüşünü alacağız. Bazı sıkıntılar, sorunlar var onları en kısa zamanda gidereceğiz. Kardeş ve müsahip kurumlarla da irtibat halindeyiz, görüşüyoruz. Bundan sonraki süreçte bir sıkıntı olacağını tahmin etmiyorum” diye konuştu.

    Diren KESER/MERSİN

     

  • ABF Başkan Yardımcısı Özveren’den ihraçlarla ilgili açıklama

    ABF Başkan Yardımcısı Özveren’den ihraçlarla ilgili açıklama

    PİRHA- Son dönemde gündeme gelen Alevi kurumlarında ihraç konusu tartışılmaya devam ediyor. Alevi kurumları içinde yaşanan ihraçlara ilişkin ABF Genel Başkan Yardımcısı imzasıyla bir açıklama yapan Ali Özveren aynı zamanda AKD yönetiminde yer alıyor.

    Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı Ali Özveren, son dönemlerde gündeme gelen Alevi kurumlarında ihraçlar konusuyla ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Özveren’in açıklaması şu şekilde:

    “Alevi kurumlarının iç işleyişi ile ilgili böyle bir açıklamayı yapmaktan dahi üzüntülü olduğumu belirtmek isterim. Ancak Türkiye’nin önemli bir süreçten geçtiği, iktisadi, toplumsal ve siyasal sorunların giderek katlandığı bir dönemde, kamuoyunun bir süredir Alevi kurumlarının iç işleyiş/disiplin sorunları ile meşgul edilmesi ve bu açıklamaların kurumlarımıza zarar vermesi dolayısıyla bu açıklamayı yapma zorunluluğu doğmuştur.

    Kamuoyunun da çok iyi bildiği gibi, Alevi kurumları demokrasinin evrensel ilkelerine göre işlemektedir. Kurum içi seçimler şeffaflıkla yürütülmektedir. Adaylar-üyeler kurumlarımızın her kademesinde düşüncelerini dile getirmekte ve demokrasiye aşık üyelerimiz/Aleviler oylarını kullanarak bir sonraki seçime kadar kurumlarımızı yönetecek kişileri seçmektedir. Seçimler süresince düşüncelerin, projelerin dile getirilmesine hiçbir kısıtlama getirilmemektedir. Şüphesiz, adaylar arasında farklı anlayışlar bulunmaktadır; hangi anlayışın/adayın kurumu yöneteceğine üyeler karar vermektedir. Bir seçimde örgüt seçimini kaybedenler, bir sonraki seçimde düşüncelerini üyelerin takdirine sunmaları önünde hiçbir engel yoktur.

    Böylesine serbest ve adil yarışın yapılabildiği sürece rağmen, kurum içi tartışmaların dışarıya taşınmasını birçok üyemizin de doğru bulmadığını söylemek yanlış olmasa gerek. Eğer kurum içi tartışma ortamı kısıtlanmış olsa, kamuoyu baskısı oluşturmak amacıyla tartışmalar dışarı taşınabilir. Ancak böyle bir kısıtlama olmadan, üyelerin takdirine sunmadan kurum içi konuları kamuoyu önünde tartışmak yanlıştır.

    Demokrasi sınırsız özgürlük veya disiplinsizlik değildir. Hiçbir kurum veya kuruluş kendi mevzuatının çiğnenmesine, kurumları yıpratıcı davranışlara müsaade etmez. Hele de kurum mevzuatı ve işleyişi demokrasi çerçevesinde işliyorsa, disiplinin işletilmesi kaçınılmaz olur. Aksi takdirde kurumsallaşma sağlanamaz; kamuoyu nezdinde kurumların saygınlığı zarar görür. Bu, özellikle gönüllü olarak işleyen kurumlarda, gönüllü olarak çalışan insanlar açısından çok daha önemlidir; bu tür yapılara karşı eleştirilerde daha dikkatli olunması gerektiğini ileri sürmek yanlış olmasa gerek.

    Alevi kurumları adından da anlaşılacağı gibi, bir inanç örgütlenmesidir. Amaçları temel olarak Alevilere inanç hizmeti vermektedir ve bu sorumluluğu yerine getirenlerin, gönüllü olarak çalıştıkları asla unutulmamalıdır.

    Alevi örgütlenmesi, diğer inanç yapılarından farklı olarak sivil toplum örgütlenmesidir. Kurum içi seçimler, yukarıda da belirtildiği gibi, demokrasinin evrensel ilkelerine göre yapılmakta; işleyiş, üyelerinin talepleri doğrultusunda yürütülmektedir. Sivil toplum kuruluşları, siyasetle ne kadar ilgili ise, Alevi kurumları da o kadar ilgili olabilir. Alevi Kurumlarını hiç kimse, bir siyasal partinin veya ideolojinin arka bahçesi yapmaya çalışmamalıdır; yapamaz.

    Alevi kurumları tereddütsüz olarak demokrasi yanındadır; demokratik olmayan siyasal parti ve ideolojilerin karşısında yer alır. Ancak bu temel birlikten sonra kurumlarımızın üyeleri ve yöneticileri arasında farklılaşmalar olduğunu inkar edemeyiz. Eğer, bu farklılıklara eşit duracak bir yönetim sergilenmez ise, bir olmamız, iri olmamız, anti-demokratik uygulamalara karşı güçlü duruşumuz olanaksız olur. Bu yüzden de, Alevi kurumlarının/örgütlerinin hiçbir kişi, kurum, siyasal parti veya ideolojinin arka bahçesi olmaması konusunda titiz olmak gerekir. Aksi takdirde yıllardır gönüllülerin sırtlarında taşıyıp bu aşamaya getirdikleri kurumlarımız hızlı bir şekilde yok olma tehlikesi yaşayabilirler.” (HABER MERKEZİ)

  • ABF Avrupa ilişkilerinden sorumlu başkan yardımcılığına Ali Özveren getirildi

    ABF Avrupa ilişkilerinden sorumlu başkan yardımcılığına Ali Özveren getirildi

    PİRHA- Alevi Bektaşi Federasyonu yönetim toplantısını Hacbektaş’da gerçekleştirdi. Yapılan toplantıda Avrupa İlişkilerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevine Ali Özveren getirildi. 

    Alevi Bektaşi Federasyonu, geçtiğimiz günlerde yönetim kurulu toplantısını Hacıbektaş’da gerçekleştirdi. Pir’in huzurunda gerçekleştirdikleri toplantı hakkında Ali Özveren Pirha’ya açıklama bulundu. Toplantıda alınan kararla Alevi Bektaşi Federasyonu Avrupa İlişkilerinden Sorumlu Başkan Yardımcılığı görevine Ali Özveren getirildi.

    HACIBEKTAŞ ANMA ETKİNLİKLERİ 16-17-18 AĞUSTOS’DA YAPILACAK

    Hacıbektaş ilçesine  yeni seçilen belediye başkanına başarılar dilediklerini ve bu yıl yapılacak anma etkinlikleri hakkında olumlu görüşmeler yapıldığını kaydeden Özveren, şunları söyledi;

    “Alevi kurumları ile birlikte neler yapabileceğimize dair görüşlerimizi paylaştık. GYK toplantısında yol arkadaşlarım tarafından Avrupa İlişkilerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirildim. Verilen göreve layık olabilmek ve Alevi kurumları arasında dayanışmayı sağlamak üzere çalışacağım. Bu görevi layık gören herkese teşekkür ederim. ABF yönetim kurulu olarak Pirimize niyaz olduktan sonra, büyük halk ozanımız Aşık Mahzuni Şerif ölümünün 17 yılında mezarı başında andık. Hacı Bektaş Belediyesi’ne seçilen Yoldaş Altıok kutlayarak başarılar diledik. İlk meclis toplantısında Hacı Bektaş anma etkinliklerinin 16-17-18 Ağustos tarihlerinde yapılacağı bilgisini bizimle paylaştı. Bundan sonraki çalışmaları birlikte yapma konusunda hem fikir olduk. ABF toplantımızı belediye toplantı salonunda yaptık” diye konuştu. (HABER MERKEZİ)

  • AKD GYK’sından 5 istifa: Tek adamlıkla kurum yönetiliyor

    AKD GYK’sından 5 istifa: Tek adamlıkla kurum yönetiliyor

    PİRHA- Alevi Kültür Dernekleri’nin GYK üyeleri Canan Soykök, Serdar Altun, Yüksel Kapıkıran, Mehmet Şahin ve AKD Mersin Şube üyesi Abbas Tan, derneğin üst düzey yöneticilerini eleştirerek görevlerinden istifa ettiler. Derneğin Mersin Şubesi üyesi Tan, üyelikten de istifa etti. 5 AKD’li de yazdıkları istifa dilekçesinde dernekteki gidişatın iyi olmadığını belirterek, genel başkanı eleştirdiler. 

    Alevi Kültür Derneği’nin (AKD) GYK üyeleri Serdar Altun,  Mehmet Şahin, Canan Soykök, Yüksel Kapıkıran ve AKD Mersin Şube üyesi Abbas Tan, 16 Mayıs’ta yazdıkları dilekçelerle dernekteki görevlerinden istifa ettiklerini açıkladılar. Tan, ayrıca dernek üyeliğinden de istifa ettiğini belirtti.

    Bu arada istifa dilekçesi veren GYK üyeleri Ali Özveren ve Hasan Engin’in istifalarının kabul edilmediği öğrenildi.

    ABBAS TAN: YÖNETİCİLERİN TAVIRLARINA GÖZ YUMULMASI VİCDANIMI YARALIYOR

    Yazar Abbas Tan, Alevi Kültür Dernekleri Mersin Şube üyesi ve Bilim Kurulu Başkanı Tan, derneğin Mersin Şubesi Yönetim Kurulu’na sunulmak üzere yazdığı dilekçede, “Son dönemlerde Alevi kurumlarında görev alan, özellikle Genel Merkez düzeyinde hizmet veren yöneticilerin büyük bir kısmının Alevilik diye bir kaygısının olmadığını gözlemledim. Amaç, yönetimlerde olmak, siyasilere şirin gözükmek, kariyer sahibi birisi olarak dolaşmak. Alevi kurumlarında görülen örgütlenme modeli tamamen yöneticilerin inisiyatiflerine bırakıldı. Ben ne dersem o olur mantığı ile tüzükler değiştirildi” ifadelerini kullandı.
    Tan, “Eline, diline, beline ilkesine uymayan üst düzey yöneticilerin bu tavırlarına göz yumulması vicdanımı yaralamaktadır” dedi.

     

    SERDAR ALTUN: DERNEK TEK ADAMLIKLA YÖNETİLMEYE ÇALIŞILIYOR

     

    AKD GYK Üyesi Serdar Altun da, istifa dilekçesinde, “Genel Başkan Doğan Demir’in, GYK’dan alınan kararları yok sayması, tek adamlılıkla kurumu yönetmeye çalışması ve güç sarhoşluğu içinde her şeyi ben bilirim tavırlarından dolayı GYK üyeliğinde istifa ediyorum” ifadelerini kullandı.

    MEHMET ŞAHİN: GYK ÜYELİĞİ KARTVİZİTİNİ ZENGİNLEŞTİRMEK İÇİN KULLANILIYOR

    Mehmet Şahin de Basın ve Yayından Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı, Genel Yönetim Kurulu Üyeliği, Proje Koordinatörlüğü ve  SÜREK dergisi Sorumlu Yazı İşleri Müdürlüğü görevlerinden istifa ettiğini açıkladı.

    Şahin’in, Alevi Kültür Dernekleri Genel Yönetim Kurulu’na yazdığı dilekçede, “Alevi Kültür Dernekleri Yönetim Kurulu’nda görev alıp sorumluluklar üstlenen kıt kaynakları doğru kullanan, yeni kaynaklar üreten, şeffaf, hesap verebilir, hataları ve eksiklikleri ile yüzleşebilen, vizyon sahibi kişiler olmamız gerekirken geldiğimiz noktada benlikten vazgeçip biz olamadığımız için, üstlendiği sorumluluğun gereğini yerine getirmeyip GYK üyeliğini kartvizitini zenginleştirmek için kullanan, yarına dair proje üretemeyen günü kurtarmayı başarı sayan anlayışa ortak olmamak adına dernekteki görevlerimden istifa ediyorum” dedi.

    Şahin ayrıca, 2017 yılında “Haydi Canlar Birlikte Öğrenelim, Uygulayalım, Çalışalım” ismiyle yaptığı proje kapsamında İçişleri Bakanlığı Bütçesi’nden sağlanan 92.594,00 TL’lik maddi desteğin dernek hesabına 1 Mart 2018’de yatırıldığını ancak bu hesaptan 30 Nisan 2018’de 50.304,93 TL’nın dernek yetkilileri tarafından çekildiğini öne sürdü.
    Şahin bu nedenle de proje koordinatörlüğü görevinden istifa ettiğini kaydetti.

    CANAN SOYKÖK: KURUMSALLIK SORUNUMUZ VAR

    GYK Üyesi İzmir Bölge sorumlusu Canan Soykök de istifa ettiğini açıkladı. Soykök “Bizler iki yıldır bir cenaze erkânı ve dedeler kurulu konusunda somut hiçbir adım dahi atamazken, Kurumsallık sorunumuz varken. Genel Merkez olarak bir sürü borç ve maaşları dahi ödeyemezken. Anlayacağınız üzere kendi iç meselelerimize bile çözüm bulamazken GYK üyelerimizden herhangi birimiz ki ben de dahil, bırakın Büyük Millet Meclisinde Milletvekili olup derneğimize ve Milletimize yararlı iş yapmayı herhangi bir partide faydalı olabileceğine kim inanır?” ifadelerine yer vererek istifa gerekçelerini açıkladı.

    İşte 6 AKD yöneticinin istifa gerekçeleri ve dilekçeleri:

    ABBAS TAN:

    “Şubenizin  2458 nolu üyesiyim.
    Alevi hareketinin ülkemizde örgütlenmeye başladığı yıllardan (1992) bu yana Alevi örgütlülüğü içerisinde çeşitli görevlerde bulundum. Gerek siyasi ahlakım, gerekse Aile terbiyem ve Alevi öğretisi çerçevesinde hareket ederek hizmet vermeye çalıştım.
    Bu süre zarfında zaman zaman eksiklerim ve yanlışlarım olmuştur.
    Gördüğüm ya da uyarıldığım anda eksikleri ivedilikle tamamlamaya, yanlışlarımı düzeltmeye çalıştım. Aynı duyarlılığı kurumlarda hizmet veren gerek yöneticilerden gerekse inanç önderlerinden de bir Alevi olarak bekledim, bana yapılan uyarılar gibi ben de uyarılarda bulundum.
    Geldiğimiz noktada gerek şubelerde, gerekse Genel Merkez düzeyinde hizmet veren yöneticilerin büyük bir kısmında bu duyarlılığı ne yazık ki göremedim.
    Yaptığımız uyarılar gayet masumane ve Alevilik adına kazanımlar elde edilebilmesi için yapılan uyarılardı.

    Son dönemlerde Alevi kurumlarında görev alan, özellikle Genel Merkez düzeyinde hizmet veren yöneticilerin büyük bir kısmının Alevilik diye bir kaygısının olmadığını gözlemledim.

    Amaç, yönetimlerde olmak, siyasilere şirin gözükmek, kariyer sahibi birisi olarak dolaşmak temel ilke olmaktan öteye girmediğini görmekteyim.

    Alevi kurumlarında görülen örgütlenme modeli tamamen yöneticilerin inisiyatiflerine bırakıldı. Ben ne dersem o olur mantığı ile tüzükler değiştirildi.

    “TÜZÜK DEĞİŞİKLİĞİYLE ANTİDEMOKRATİK UYGULAMA BAŞLATILDI”

    Demokratik Alevi Hareketi olarak lanse ettiğimiz derneğimizin tüzüğünde yapılan değişiklikle antidemokratik uygulama başlatıldı. Bireysel seçilme hakkı üyelerin elinden alınarak çarşaf liste yerine Blok liste ile seçimlere gidilmesi esası getirildi.

    Elbette genel kurulda üyelerin talebi üzerine Blok liste ile de seçim yapılabilir ancak böyle bir talep gelmediği vakit normal seçimler çarşaf liste tabir edilen usulde seçim yapılır iken sadece Alevi Kültür Dernekleri tüzüğüne böyle bir madde yerleştirildi. Bu da yetmedi, delege olmayanın seçilme hakkının olmadığı da tüzüğe eklendi. Her şeyi çok iyi bildiğini iddia eden ve uzun yıllar yönetimlerde bulunan ya da postta oturan AKD üyelerinden bu antidemokratik uygulamaya karşı çıkan neredeyse olmadı (çok az insan hariç). Sade ve duyarlı üyelerin tepkileri de bu değişikliğe güçleri yetmedi.

    Alevi kurumlarına farklı düşüncelerle Alevi olmayan hatta Aleviliği yok etmeye çalışan düşünceden insanlar alınmaya başlandığı, bu da yetmiyormuş gibi Vakıf kurularak ve kurucular arasında bu tip insanlara yer verilirken ses çıkartanın kellesi alınır mantığı ile hareket edilmektedir.

    İstifa tek taraflı bir müessesedir, isteyen her yönetici şartlar uymadığı takdirde kuruma yararlı olamayacağı ya da daha fazla kalır ise zarar vereceği düşüncesi ile istifa edebilir ve buna da saygı duyulur.

    Ancak; beş (5) GYK üyesi (aynı ildeki şubelerin üyeleri) birden  topluca istifa etmesine rağmen bu olağanüstü durum nedir? Şayet olağanüstü bir durum ise nasıl çözülür diye kimsede bir kaygının olmadığını gözlemledim. Belli insanlar biraraya gelmişlerse de sorun en azından Danışma kurulu ya da Delegeler düzeyinde bilgilendirilip tartışılmadı.

    “ÖRGÜTLÜ ALEVİ HAREKETİ BİTME NOKTASINA GELDİ”

    Günümüzde Örgütlü Alevi Hareketi bitme noktasına gelmiştir.

    Halk tabiri ile “Dibe vurmuş” bir örgütlülük bu anlayışla ne Aleviliğe ne de Alevilere katkı sunabilir. Tam tersine geçmişten günümüze Devlet yöneticilerinin yapamadıklarını, siyasilerin ayak oyunları ile yapamadıkları asimilasyonu kurumlarımız kendi elleri ile yapmaktadırlar (istisnalar hariç).

    Cemevlerinde yapılan ritüellerde (cem ve Hakka yürüme erkanlarında salavat getirerek, kuranı Türkçe okuyarak).

    Şu an ABF, AKD’nin şubelerinin bir kısmı ve diğer Alevi kurumlarının büyük bir bölümü aynı noktada durmaktadır.

    Eline, diline, beline ilkesine uymayan üst düzey yöneticilerin bu tavırlarına göz yumulması vicdanımı yaralamaktadır.

    Sorumluluk bilinci ile hareket ettiğini iddia eden yöneticilerin yaşanan bu olumsuzluklar karşısında duyarsızlıklarının  hesabını bir gün mutlaka vicdanlarına vereceklerine olan inancımla, kendini bilmezlerin zorlaması ile değil  özgür irademle, Alevi adabından, inancımdan, onurumdan ödün vermemek için, Bilim Kurulu Başkanlığı’ndan ve Dernek üyeliğinden istifa ediyorum. Hızır herkesin yardımcısı olsun.”

    SERDAR ALTUN: 

    “Sevgili GYK üyesi arkadaşlarım
    Genel Başkan Doğan Demir’in, GYK’dan alınan kararları yok sayması, tek adamlılıkla kurumu yönetmeye çalışması ve güç sarhoşluğu içinde her şeyi ben bilirim tavırlarından dolayı GYK üyeliğinde istifa ediyorum.
    Yol cümleden uludur. Herkes hakkını helal etsin.
    Saygılarımla.

    MEHMET ŞAHİN: 

    “Yaşadığımız coğrafyada yıllardır Aleviler üzerinde yapılan baskı ve ötekileştirmelere karşı 25 yıldır mücadele eden Demokratik Alevi Hareketi örgütlülüğü içinde üzerime düşeni elimden geldiği kadarıyla her zaman yapma gayreti içinde oldum.
    Son olarak 12 Kasım 2016 tarihinde Genel Yönetim Kurulu’na seçildiğim ve bugüne kadar değişik zamanlarda değişik birimlerde görev almaktan onur duyduğum Alevi Kültür Dernekleri Yönetim Kurulu’nda görev alıp sorumluluklar üstlenen kıt kaynakları doğru kullanan, yeni kaynaklar üreten, şeffaf, hesap verebilir, hataları ve eksiklikleri ile yüzleşebilen, vizyon sahibi kişiler olmamız gerekirken geldiğimiz noktada benlikten vazgeçip biz olamadığımız için, üstlendiği sorumluluğun gereğini yerine getirmeyip GYK üyeliğini kartvizitini zenginleştirmek için kullanan, yarına dair proje üretemeyen günü kurtarmayı başarı sayan, kolektif çalışma anlayışını benimsemeyen “yapılan işin değil edilen lafın” daha önemsendiği ve işin parmak hesabına bırakıldığı, kurumsal anlamda kötüye gidişi durdurmak, ilkesiz davranışlara daha fazla ortak olmamak adına “Yola yoldaş ile gidilir” diyerek üstlendiğim başta Basın ve Yayından Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı, Genel Yönetim Kurulu üyeliği, Proje Koordinatörlüğü ve  SÜREK  dergisi Sorumlu Yazı İşleri Müdürlüğü görevlerimden ‘Ya yol açacaksın, ya da yoldan çekileceksin’ düsturuyla yoldan çekilerek istifa ediyorum.
    Bilginize sunar, herkese  gidebildiği yolda  sağlık ve başarılar dilerim.”

    İÇİŞLERİ BAKANLIĞI BÜTÇESİ’NDEN 92 BİN 594,00 TL’LİK YARDIM

    Mehmet Şahin, ayrıca Proje Koordinatörlüğü görevinden neden istifa ettiğini de yine AKD GYK’sına gönderdiği dilekçede belirtti:

    “Derneğimizin genel merkez ve şubelerimizde karşılaşılan ekonomik sorunlara çare bulmak, kaynak yaratmak üyelerimizin eğitim ve iş olanaklarını artırmak amacıyla projeler yapmanın önemine binaen 2017 yılında “Haydi Canlar Birlikte Öğrenelim, Uygulayalım, Çalışalım” ismiyle yaptığım proje, Dernekler Daire Başkanlığınca desteklenerek 15 Aralık 2017 tarihinde uygulamaya girmiştir.

    “50 BİN 304 TL PROJE AMACI DIŞINDA KULLANILMIŞTIR”

    Projeye derneğimizin katkısı yanında İçişleri Bakanlığı Bütçesi’nden sağlanan 92.594,00 TL’lik maddi destek derneğimiz hesabına 01.03.2018 tarihinde yatırılmıştır. Projemizin uygulama sürecinde yapılması gereken  sözleşme, protokol ve tanıtım, görünürlük faaliyetleri hiçbir bedel ödenmeksizin gerçekleştirilmiş olup, proje için gerekli makine ve ekipmanların alımı sürecine geçildiğinde derneğimiz proje hesabından 30.04.2018 tarihi itibariyle 50.304,93 TL para derneğimiz yetkilileri tarafından çekilmiş ve uyarılarıma rağmen üstlendiğim proje koordinatörlüğü bilgisi dışında, proje amaçları ve giderleri dışında harcanmıştır.
    Bugüne kadar bildirilen çalışma programının gerektirdiği harcamalar ve faaliyetler yapılamadığından, derneğimiz proje hesabında kalan 42.289,07 TL ile projenin yürütülmesi şartları ortadan kalktığından dolayı ücretsiz olarak üstlenmiş olduğum Proje Koordinatörlüğü görevinden istifa ediyorum.
    Bilginize sunarım.

    GYK ÜYESİ İZMİR BÖLGE SORUMLUSU CANAN SOYKöK: 

    “Sayın Başkanım ve GYK üyelerim,
    02.04.2016 ‘de önce Genel Sekreterlik ardından da İzmir Bölge Sorumluluğu makamına getirildim,
    Şahsım adına rahatsız olduğum birkaç konu var ki bunları arz etmek isterim. Bizler iki yıldır bir cenaze erkânı ve dedeler kurulu konusunda somut hiçbir adım dahi atamazken, Kurumsallık sorunumuz varken. Genel Merkez olarak bir sürü borç ve maaşları dahi ödeyemezken. Anlayacağınız üzere kendi iç meselelerimize bile çözüm bulamazken GYK üyelerimizden herhangi birimiz ki ben de dahil, bırakın Büyük Millet Meclisinde Milletvekili olup derneğimize ve Milletimize yararlı iş yapmayı herhangi bir partide faydalı olabileceğine kim inanır? Çünkü herkes bilir ki ‘iş kişinin aynasıdır’. Milletvekilli seçildiğinde kendi değerlerimizle beraber derneğimiz de yıpratmaktan başka hiçbir işe yaramaz ki yaramadı da. Son dönemlerde de buna bir zati şahit oldum.

    İki yıldır çok yetersiz iş yapıldığı kanaatindeyim. Bırakın iş yapmayı işler için bile bu kadar tartışmadık. Şahsen CHP’yi Alevi camiasında savunmak zorunda kalacağımı da asla düşünmezdim. Lakin eleştiriler gösterdi ki gerçekler dahi görmezden gelen arkadaşlarımız var. Geçen dönem CHP’nin 134 Milletvekilinin tam 36 tanesi Alevi kökenliydi. İstanbul da bulunan 186 delegenin 90’nı da Alevi kökenli mesela. Veriler bize şunu gösteriyor CHP çalışmadıysa Aleviler de çalışmadı. Hâl böyleyken ne diye kızıp küfreder arkadaşlarımız ve ne diye böyle bir ortama bu dernek çekilir anlamıyorum.

    Genel Merkez Parti işleri için dolup taşarken dernek sorunları ve faaliyetler için bir araya gelememek de ayrı bir tartışma konusu edilmeli. İsterdim ki bizler Başkanlarımızın destekleriyle, gençlerimiz ve kadınlarımızla her yıl aynı tarihte 101 şubemizle eşgüdümlü olarak alevi olmayanlara dahi bir kermes organizasyonuyla maddi sıkıntılarımızı giderelim görgü cemi yaparak inancımızı yayıp icra edelim. Ama başta ben bunu bile başaramadım, Böylece kitleler bizim birbirimize bağlılığımızı görüp saygı duysun istemiştim.

    İnancımızla alakalı etkinliklerimizi eşgüdümlü icra edebilseydik insanlar bizim parası ve gücü olan büyük ve güçlü bir dernek olduğumuzu görürlerdi ve tüm partiler Genel Merkezimizden icazet almadan Milletvekilli listesini açıklamaktan çekinir hale gelirlerdi. Bunlar olmadan ben imzamla ve ya varlığımla hiç kimsenin Milletvekilliği hayalinin bir parçası ve aracı olmam. Bunun için bu görevlere gelmedim, Bu sözlerim birilerini yerden yere vurmak değil. Bu sözlerim derneğimizin vizyon değiştirmesi gerektiğini vurgulamak ve gelecek arkadaşlara yön vermek içindir. İki yıllık çalışma dönemimde sizlere ve derneğime istediğim verimi veremediğim için özür dileyip çalışmak için sıra bekleyen arkadaşlarıma yol açmak istediğim için istifa ediyorum.

    Başta Başkanıma beni bu değerli makama getirdiği için teşekkürlerimi bir borç bilir onu yeterince çalışmalarımla destekleyemediğim için özür dilerim sonra da siz değerli çalışma arkadaşlarıma hoşgörüleriniz için ayriyeten teşekkür eder ve istifa ettiğimi böylelikle duyurup arz ediyorum.
    Saygılarıma/26.05.2018”


    AKD Genel Sekreteri ve Ankara Keçiören şubesi üyesi olan Canan Soykök.

    Yüksel Kapıkıran:


    Alevi Kültür Dernekleri GYK yedek listeden gelen Yüksel Kapıkıran aynı zamanda AKD Mersin şubesi üyesi. Kapıkıran’ın da katıldığı ilk GYK toplantısından çıktıktan sonra istifa ettiği kaydedildi. Kapıkıran’ın istifa dilekçesi elimize ulaşmadığı için yayınlayamıyoruz.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Perinçek’e Dersim tepkisi: Katliamı savunmak zalimlerin işidir, insanlık ayıbıdır!

    Perinçek’e Dersim tepkisi: Katliamı savunmak zalimlerin işidir, insanlık ayıbıdır!

    PİRHA- Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in, Seyit Rıza’nın ve arkadaşlarının idam edilmesini, Dersim Katliamı’nı,  “bütün devrimlerde aşırılıklar oldu” diyerek meşrulaştırması tepkiyle karşılandı. PİRHA’ya konuşan Prof. Dr. Ahmet Özer, Yazar Yusuf Baranbey, AKD Genel Merkez Yöneticisi Ali Özveren, Perinçek’in itibarını yitirmiş bir figür olduğunu ve tarihi çarpıtan bir açıklama yaptığını belirttiler ve “katliamı savunmak zalimlerin işidir, insanların değil” dediler.

    PİRHA’ya konuşan Prof. Dr. Ahmet Özer, Doğu Perinçek’in bu söylemini dikkate almak mümkün değil dedi. Özer bunun nedenini de şöyle açıkladı:

    “İki nedenden dolayı dikkate alınmamalı. Birincisi, tarihi çarpıtan bir açıklama, ikincisi de; tarihi boyunca söylemlerinde zikzaklar çizen ve itibarını yitirmiş bir figür. Dersimde bir isyan yoktur, direniş vardır. Seyit Rıza ve arkadaşları, kendilerini korumak için direnmiştir. Şeyh Sait ve Ağrı İsyanı sonrası çıban olarak görülen Dersim’e ve insanına yapılmış bir katliamdır. Dersim’i ve Dersimlileri incitmek yerine Dersim’den ve Dersimlilerden özür dilenmelidir. Bu özür de yüzleşmeyle olur. Yüzleşme ise hukuk çerçevesinde gerçekleşmelidir. Demokrasi ancak böyle sağlanır.”

    “DERSİM KATLİAMI TANRININ YERYÜZÜNDEKİ CEHENNEMİ”

    Yazar Yusuf Baranbey de, Doğu Perinçek’in bu söylemiyle kendisini şaşırtmadığını belirterek şunları belirtti:

    “Sistemi ve onun politikalarını savunacağı kesindir. Soykırım olarak tanınması gereken bir katliamı savunmak Perinçek’e yakışır. Dersim’de korkunç bir katliam yaşandı. Yaşanan katliamı Tanrının yeryüzündeki cehennemi olarak görüyorum. Katliamı savunmak insanlık ayıbıdır. Katliamı savunmak zalimlerin işidir, insanların değil. Bu söylem açık bir şekilde faşizmi savunmaktır.”

    “KATLİAMI SAVUNMAK İNSANLIĞA SIĞMAZ”

    AKD GYK üyesi Ali Özveren ise, Perinçek’in kendisine yakışanı söylediğini ifade ederek şunları kaydetti:

    “Hükümete yaranmak için elinden geleni yapıyor. 15 Kasım 1937’de kendi hukukunu bile ayaklar altına almış, Seyit Rıza’nın yaşını küçültüp, oğlunun yaşını büyütüp idam etmiş bir anlayışın savunuculuğunu yapmak insanlığa sığmaz. 80 yıl üzerinden geçmiş ve hala Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerini saklamanın mantığını Perinçek’in ifade etmesi gerekiyor. “Katliam olmasaydı kadınlar saçlarından tutulup yerlerde sürüklenecekti” diyor. Peki hamile kadınların süngülerle öldürülmesini, kadınlara tecavüz edilmesini, yakılmasını ve binlerce insanın mezar yerinin tespit edilememesini nasıl anlatacak?”

    Diren KESER/MERSİN

  • ‘Katliamların tekrarlanmaması için unutmayacağız, unutturmayacağız’-VİDEO

    ‘Katliamların tekrarlanmaması için unutmayacağız, unutturmayacağız’-VİDEO

    PİRHA- Madımak Katliamı’nın 24. yılında birçok kentten ve yurtdışından gelen Aleviler ve dostları katledilen canları andı. Mersin’den anmaya katılan kurum temsilcileri, “Madımak başta olmak üzere yaşanmış bütün katliamların hesabı verilene kadar adalet demeye devam edeceğiz” dedi.  

    2 Temmuz 1993’de Sivas’ta düzenlenen Pir Sultan Abdal şenliklerine katılan aydın ve sanatçıların kaldığı Madımak otelinin gerici faşist gruplar tarafından ateşe verilmesi sonucu 2 otel çalışanı da dahil 35 insan yaşamını yitirdi.

    Her yıl olduğu gibi bu yıl da binlerce Alevi ve dostları Madımak Katliamı’nı unutmamak ve unutturmamak için Sivas’ta buluştu. Anmaya Mersin’den katılan ve anma sonrası PİRHA’nın sorularını yanıtlayan kurum temsilcileri, yoğun güvenlik önlemine dikkat çekerek, “Her şeye rağmen Madımak önünde olmaya ve adalet talep etmeye devam edeceğiz” dedi.

    “MADIMAK’IN ATEŞİ HALA SÖNMEDİ” 

    Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Merkez yöneticisi ve Akdeniz bölge sorumlusu Ali Özveren, 24 yılın ardından Madımak da yanan ateşin hala sönmediğine dikkat çekerek şunları ifade etti;

    “Türkiye’de büyük adalet sarayları yapıldı, ancak içinde adalet yok. Madımak Katliamı davasının zaman aşımına uğratılmak istenmesine karşı bir mücadele yürütülüyor. Aynı zamanda Madımak otelinin utanç müzesi olması talebimiz hala karşılanmış değil.”

    Madımak Katliamı protestosuna giderken 3 noktada arandıklarını, bununla da “ne işiniz var” denmek istendiğine dikkat çeken Özveren,  “Bizim mücadelemiz adalet, hukuk ve eşit yurttaşlık mücadelesidir. Mücadelemiz sonuçlanıncaya kadar Maraş’a da, Sivas’a da, Çorum’a da gideceğiz” dedi.

    “ADALET YERİNİ BULANA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Mersin Cemevi Gençlik Kolları olarak Sivas’a yitirilen canları anmaya gittiklerini belirten Eren Ilıksoy da, arama noktalarının sıklığına dikkat çekerek, “Alevi gençler olarak, adalet yerini bulana kadar davamızın peşini bırakmadık, bırakmayacağız. Unutulan katliamlar tekrarlanır. Bizler de katliamların tekrarlanmaması için unutmayacağız, unutturmayacağız” dedi.

    “MADIMAK’IN HESABINI SORACAĞIZ”

    AKD Toroslar Şube Başkanı Hüseyin Değerli ise, binlerce yurttaşın “Sivas’ın ışığı sönmeyecek” diye haykırdığını belirterek, “ Ortaya çıkan tablo umut ışığı oldu. Madımak Katliamı’nın hesabını da soracağız” dedi.

    Diren Keser/MERSİN