Etiket: ali rıza bilir

  • GÜNCELLENDİ/Seyit Rıza ve yol arkadaşları katledilişinin 88. yılında Dersim’de anıldı-VİDEO

    GÜNCELLENDİ/Seyit Rıza ve yol arkadaşları katledilişinin 88. yılında Dersim’de anıldı-VİDEO

    PİRHA-88 yıl önce katledilen Seyit Rıza ve arkadaşları için Dersim’de Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş yapılıp açıklama yapıldı. 1937-1938’de Dersim’in tamamının kana bulandığını dile getiren DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Gerçek bir yüzleşme yaşanmadığı sürece bizler bu acıları ifade etmeye, bu konuda hak talebinde bulunmaya ve mücadele etmeye devam edeceğiz. Dersim Tertelesiyle yüzleşilmeli ve Dersim halkından özür dilenmeli” dedi.

    Seyit Rıza ve arkadaşları, idam edilişlerinin 88.yılında Dersim’de Sanat Sokağı’ndan Seyit Rıza Meydanı’na yürüyüş yapılıp açıklama yapılarak anıldı. Yürüyüşte “Însanê Kamılî Xo Vîr Ra Meke!” pankartı açıldı.

    Anmaya Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Genel Başkanı Ali Rıza Bilir, DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanları Birsen Orhan ile Cevdet Konak ile Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı. Basın açıklamasını Dersim Emek ve Demokrasi Platformu adına Emek Partisi Dersim İl Başkanı Ergin Tekin okudu.

    “88 YIL GEÇMESİNE RAĞMEN SEYİT RIZA VE YOL ARKADAŞLARININ MEZAR YERLERİ AÇIKLANMAMIŞTIR”

    15 Kasım 1937 tarihinin bir halkın, bir kültürün ve bir inanç dünyasının sistematik olarak hedef alındığı Dersim Katliamı’nın simgesel günlerinden biri olduğu belirten Ergin Tekin, “Bugün hâlâ yüzleşilmemiş bir tarih, kapanmamış yaralar ve adaleti bekleyen bir hafıza olarak karşımızda durmaktadır. Dersim ileri gelenlerinden Sey Rıza, Resik Wusen, Wusené Seydi, Fındıq Ağa, Hesen Ağa, Hesené İvrayimé Qıji, Aliyé Mırzé Sıli, savunma haklarının dahi olmadığı düzmece bir mahkemede yargılanarak idam edilmiştir. Cenazeleri ise teslim edilmediği gibi bugüne kadar mezar yerleri dahi açıklanmamıştır. İdamlardan bugüne 88 yıl geçti. Bugünün iktidarı AKP, yıllar boyunca Dersim’in acısını seçim malzemesi yapmış, sözde yüzleşme söylemlerini günübirlik, politik hesaplara kurban etmiştir. Bugün ortada ne açılmış arşiv vardır ne bulunmuş kayıp çocuklar ne de gerçek bir özür.

    Aksine; Dersim’in dağları maden şirketlerine, dereleri barajlara, halkı, baskıcı politikalara teslim edilmeye çalışılmaktadır. Halkın iradesi kayyımlarla gasp edilmekte, inanç değerleri yok sayılmakta, kimliği ve kültürü sistematik biçimde baskılanmaktadır. Seyit Rıza’nın sözleri hâlâ kulağımızdadır: “Ayıptır, zulümdür, cinayettir.” Bugün bu sözlerin muhatabı yalnızca tarihin karanlık sayfaları değil; yüzleşmekten kaçınan, hakikati erteleyen günümüz siyasal yaklaşımıdır. Kürt ve Alevi kimliklerimiz nedeniyle yaşatılan nice haksızlık ve travmaların ancak nitelikli bir yüzleşme temelinde eşit yurttaşlık hukukunun tanınarak aşılabileceğine olan inancımızı bir kez daha vurguluyoruz” denildi.

    “SOYKIRIM TANINMALIDIR”

    Ergin Tekin, talepleri şu şekilde sıraladı:

    -Seyit Rıza ve idam edilen diğer altı canımızın mezar yerleri açıklanmalı ve cenazelerinin Dersime nakli engellenmemelidir.

    -Arşivler açılmalı, Dersim ismi iade edilmelidir.

    – Sürgünler, kayıplar, el konularak götürülen çocuklarımızın listesi ve akıbetleri açıklanmalıdır.

    – Asimilasyon, zorunlu göç, doğa katliamı ve her türlü şiddet biçimine son verilmelidir.

    -Devlet tarafından açık ve resmi bir özür kamuoyu önünde ilan edilmelidir.

    -Soykırım tanınmalıdır.

    “DEĞİŞEN HİÇBİR ŞEY YOK BUGÜN DE ZORLA MESCİT VE CAMİ DAYATILIYOR”

    1937-1938 Katliamı’nın Dersim’in bağrına saplanmış bir hançer olduğunu belirten DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “O gün idam edilen Seyit Rıza ve yol arkadaşlarıyla birlikte Dersim’de on binlerce can katledildi. Bugün itibarıyla Dersim’de değişen nedir diye sorduğumuzda değişen hiçbir şey yok. Seyit Rıza ve yoldaşlarının boynundaki ilmik hala bizim boynumuzda durmaya devam ediyor. O gün bize medeniyet getiriyorlardı. Acaba bugün bundan vazgeçmişler mi? Bugün bunun adına ne koyuyorlar? Hala köylerimize, mezralarımıza, ilçelerimize nüfusunun %98’i Alevi olduğu halde mescitler ve camiler dayatılıyor” dedi.

    “DERSİM HALKI İLE YÜZLEŞMEK ZORUNDASINIZ”

    Siyasal iktidar ve kapitalist burjuva sisteminin geçmişten aldığı mirasla topraklarımız üzerinde inançları, kimlikleri ve düşünceleri nedeniyle on binlerce insanı katlettiğini vurgulayan DEDEF Genel Başkanı Ali Rıza Bilir, “Geçmişte yaşanan acılar halen devam ediyor. Yıllardır Dersimliler olarak devlete yaptığımız çağrı devam ediyor. Ancak mevcut siyasal iktidar kulaklarını tıkayarak bunu görmezlikten geliyor. Elbette ki bizim devletle bu konuda hesaplaşma gibi bir niyetimiz yok. Ancak devlete açıktan çağrımız var ve diyoruz ki Dersim halkı ile yüzleşmek zorundasınız” diye belirtti.

    “SEYİT RIZA’DAN SONRA KÜRDİSTAN’IN EVLATLARI ÖZGÜRLÜK İÇİN SAVAŞTILAR”

    Seyit Rıza ve arkadaşlarının kimliği, varlığı, dili ve inancını savunduğunu belirten DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Hükümet neyi düşünüyordu? Hükümet ‘Ben bir ulus devlet kurdum, bunun içinde yaşayan herkes Türk olmalı’ diyordu. İsmet İnönü’nün bir söylemi var: ‘Bizim birinci vazifemiz Türklüğe karşı gelen, Türkçülüğü kabul etmeyen bir kişi varsa onu bu vatandan atarız.” Dersim’de hem tertele hem katliam hem de soykırım vardı. Doğamız elimizden alındı, kız çocuklarımızı kendilerine hizmetkar yaptılar. Kim onları hizmetkar yaptı? Kazım Orbay, Celal Bayar yaptı. Kadınları, yaşlıları öldürdüler. Bu topraklar, bu derviş mekanı sadece bir kent değil, bizim hafızamızdır, inancızdır geleceğimizdir. Bundan sonra bizim bu toprakların diline sahip çıkmamız gerekiyor. Toprağın özgürlüğü için mücadele edenler bu hafızayı bize bıraktılar. Bu hafızayı bir miras olarak bıraktılar. O miras bitmedi, o yol kapanmadı. Seyit Rıza’dan sonra Kürdistan’ın evlatları özgürlük için savaştılar. Geçmişlerini, hafızalarını unutmadılar, özgürlük mücadelesinden taviz vermediler. Biz diyoruz ki; eğer bir toprakta insanlar yaşıyorsa özgür olmalılar. Bizim verdiğimiz mücadelenin özü budur. Bize devredilen mirası içselleştirmişiz. Onu mücadelemizde taşımışız” şeklinde konuştu.

    “DERSİM HALKINDAN ÖZÜR DİLENMELİ”

    1937-1938’de Dersim’in tamamının kana bulandığını dile getiren DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Gerçek bir yüzleşme yaşanmadığı sürece bizler bu acıları ifade etmeye, bu konuda hak talebinde bulunmaya ve mücadele etmeye devam edeceğiz. Dersim Tertelesiyle yüzleşilmeli ve Dersim halkından özür dilenmeli. Bugün Alevi canlarımıza tarih boyunca yaşatılan katliamlara ne yazık ki yenileri ekleniyor. Bakın 21. yüzyıldayız ve Suriye’de Alevi katliamları yaşandı. Bugün bu topraklar birçok Alevi katliamına ne yazık ki tanıklık etti. Koçgiri, Dersim, Sivas, Çorum ve Gazi. Bu katliamlarla hesaplaşılması gerekiyor. Bu acıların son bulması gerekiyor. Ama ne yazık ki  Alevi canlarımızı asimile etmek, inançlarını yok saymak, onları sünnileştirmek ve resmi ideolojiye adapte etmek için devletin oynadığı oyunlar bitmiyor. Yani Muaviye’nin oyunları bu topraklarda bitmiyor. Yenilerine yenileri ekleniyor.

    Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı tam da bu ülkede yaşanan bu kadar acının, bu kadar haksızlığın, tekçi, ırkçı, milliyetçi ve tek merkezci zihniyete karşı, bu topraklarda yaşayan 72 millete aynı nazardan bakan bir anlayışın, bir siyasi düzenin oluşması için yapılmış bir çağrıdır aynı zamanda. Bu çağrıda Alevi canlarımıza yer çoktur. Bu çağrımız Alevi canlarımızadır aynı zamanda. Bizler bu topraklarda eşit yurttaşlık hakkı temelinde her inançtan, her milletten insanın kendi ana diliyle konuşabilmesi ve eğitim görebilmesi ve kendi inancını bu topraklarda özgürce yaşayabilmesi için yeni bir düzen kurulana dek mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu çağrıyı aynı zamanda bu şekilde okuduğumuzu ve anladığımızı da sizlerle paylaşmak isteriz. Bizler bu topraklarda çok acı çektik. Bizler bu topraklarda dilimizden dolayı, inancımızdan dolayı çok acı çektik. Çok sayıda katliamlara maruz kaldık. Bunlara karşı bir olmak, beraber olmak ve mücadele etmek dışında bir seçeneğimiz yok değerli canlar. Ve bu nedenle özellikle demokratik toplum çağrısına hep beraber sahip çıkarak demokratik bir cumhuriyeti birlikte inşa etmek için elimizden gelen her türlü çaba içinde olmaya devam etmeliyiz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Ağuçan Ocağı’ndan çağrı: Dersim birleşmezse topraklarımız talan edilecek-VİDEO

    Ağuçan Ocağı’ndan çağrı: Dersim birleşmezse topraklarımız talan edilecek-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Hozat ilçesinin Bargini (Karabakır) köyünde bulunan Ağuçan Cemevi ve Kültür Merkezi’nde ‘Kızılbaş Alevilikte Doğa ve Sekasur’ konulu panel düzenlendi. Yaşadıkları toprakların yüzyıllardır tahrip edilmediğini belirten Ağuçan Ocağı Piri Mithat Güler, “Bugün maden çıkarmak için egemen güçler birleşmiş ve ruhsatlar verip topraklarımızı talan edilecek. O yüzden bütün köylülerin ve Dersim’in birleşmesi lazım” dedi.

    Dersim’in Hozat ilçesinin Bargini (Karabakır) köyünde bulunan Ağuçan Cemevi ve Kültür Merkezi’nde ‘Kızılbaş Alevilikte Doğa ve Sekasur’ konulu panel düzenlendi.

    Panelden önce Ağuçan Ocağı’nda Ağuçan Ocağı Piri Mithat Güler ve Ağuçan Ocağı Piri Abidin Bakır gülbeng okudu. 

    Ağuçan Ocağı Piri Mithat Güler, Ağuçan Ocağı Piri Abidin Bakır, Munzur Çevre Derneği Başkanı Hatun Esen, DEDEF Genel Başkanı Ali Rıza Bilir, Geyiksuyu Çevre Köyleri Sosyal Yardımlaşma ve Doğayı Koruma Derneği Başkanı Alişan Çelik, Avukat Sinan Can’ın konuşmacı olarak katıldığı panele DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak ile Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    “TOPRAKLARIMIZ TALAN EDİLECEK”

    Yaşadıkları toprakların yüzyıllardır tahrip edilmediğini belirten Ağuçan Ocağı Piri Mithat Güler, “Bugün maden çıkarmak için egemen güçler birleşmiş ve ruhsatlar verip topraklarımızı talan edilecek. Peki maden çıkartıldıktan sonra köylerin hâli ne olacak? Hayvanları nerede otlanacak? O yüzden bütün köylülerin ve Dersim’in birleşmesi lazım” dedi.

    Ağuçan Ocağı Piri Abidin Bakır ise konuşmasında şunları ifade etti:

    “Maden şirketleri sadece kendi menfaatlerini düşünerek doğamızı tahrip etmek istiyor. Türkiye’nin neresinde olursa olsun canlı yaşamını yok etmek isteyenlere karşı birlik içerisinde mücadele etmemiz gerekiyor.”

    “DİRENMEDEN DOĞAMIZI KORUYAMAYIZ”

    Türkiye’nin dört bir yanında maden projelerine karşı halkın direnişte olduğunu vurgulayan Munzur Çevre Derneği Başkanı Hatun Esen, “Direnmeden doğamızı koruyamayız. Bugün Sekasur’da köylüler direnmeseydi maden şirketi çoktan çalışmalara başlamıştı. Bir tarafında Ağuçan Ocağı diğer tarafında ise Sultan Hıdır Ocağı var, 1938’de katledilen 24 canımızın anıtının olduğu yere kepçe vurmak hangi vicdana sığar. Böyle bir yıkımı bizler asla kabul edemeyiz” diye belirtti.

    Pamza madenciliği ile birlikte bölgedeki su kaynaklarının, bitki örtüsünün ve coğrafi yapısının ciddi anlamda zarar göreceğini söyleyen DEDEF Genel Başkanı Ali Rıza Bilir, “Pomza madeni çalışmalarına izin verdiğimiz zaman bitki örtümüz tamamen yok olacak ve ancak 50 yıl sonra yeniden kendine gelebilecek. Dersim’in doğasını korumak için bütüne kadar mücadele ettik, bundan sonra da mücadele etmeye devam edeceğiz” diye ifade etti.

    “MADEN PROJELERİ YERELDEN DESTEK ALINARAK YAPILIYOR”

    Dersim’in muhalif kimliğinden dolayı defalarca katliamlara ve sürgünlere maruz kaldığını belirten Geyiksuyu Çevre Köyleri Sosyal Yardımlaşma ve Doğayı Koruma Derneği Başkanı Alişan Çelik, “Ama yapılan tüm saldırılara karşı Dersim dik durmayı başarmıştır. Egemenler ise artık Dersim’e yönelik yeni saldırı planlarıyla karşımıza çıkmaktadır. Dersim’in toprakları satın alınarak demografik yapının değiştirilmesi istenmektedir. Arazilerini satmak isteyen hemşerilerimiz iyice düşünsün daha sonra karar versin” şeklinde konuştu.

    Pomza maden şirketinin sahiplerinin Dersimli olduğunu söyleyen Avukat Sinan Can, “Dersim’deki maden projeleri iktidarın politikalarından bağımsız değil. Bunun da farkında olmak gerekiyor. Sadece şirketlere tepki gösterme yaklaşımı eksik olur. Dersim’deki maden projeleri maalesef yerelden destek alınarak yapılıyor” diye belirtti.

    “TOPRAKLARIMIZA SAHİP ÇIKIP, ÜRETİM YAPMAMIZ LAZIM”

    Meclis’ten geçen son yasa ile birlikte maden şirketlerine büyük rantlar sağladığını vurgulayan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Sekasur ve Geyiksuyu’nda yürütülen mücadele Dersim için doğayı korumak için önemli bir deneyim. Aynı zamanda doğasına sahip çıkan, nöbet tutan ve herkesi birliğe çağıran ruh çok önemli” dedi.

    Madencilik projelerine karşı yapmaları gereken tek şeyin birlikte mücadele etmek ve üretim yapmak olduğunu söyleyen Dersim Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Zeynel Erdoğan, “Eğer biz meralarımıza sahip çıkarsak, maden projelerini durdurabiliriz. 1990’larda ilimizde 860 bin hayvan varken şu anda 460 bin hayvan var. Onun için kendi topraklarımıza sahip çıkıp, üretim yapmamız lazım” diye konuştu.

    Panel konuşmaların ardından Murat Akar ve Grup Başak’ın müzik dinletisiyle sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

  • Aliboğazı’nda yapılmak istenen baraj projesine tepki: Dersim’in tarihsel hafızasını silmek istiyorlar-VİDEO

    Aliboğazı’nda yapılmak istenen baraj projesine tepki: Dersim’in tarihsel hafızasını silmek istiyorlar-VİDEO

    PİRHA-Dersim Dernekleri Federasyonu ve Munzur Çevre Derneği’nin öncülüğünde Aliboğazı’nda yapılmak istenen baraj projesine tepki gösterilerek Devlet Su İşleri önünde basın açıklaması yapıldı. Dersim’de talan ve yok etme politikalarıyla karşı karşıya olduklarını belirten Munzur Çevre Derneği Dersim İl Temsilcisi Yusuf Topçu, “Aliboğazı’na baraj yaparak Dersim’in belleğini, tarihsel hafızasını silmek istiyorlar” dedi.

    Dersim’in doğasına, kültürüne, diline, inancına yönelik saldırılar hız kesmeden devam ediyor. Dersim’in doğası yıllardır baraj, HES ve maden projeleriyle yok edilmek isteniyor. Dersim’in Çemişgezek ilçesinin Hazari (Anıl) köyü Gözeler Mevkiinde yapılmak istenen Tağar Barajı için Devlet Su İşleri tarafından, sondaj çalışması başlatıldı.

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) ve Munzur Çevre Derneği’nin öncülüğünde Aliboğazı’nda yapılmak istenen baraj projesine tepki gösterilerek Devlet Su İşleri önünde basın açıklaması yapıldı. Açıklamaya Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri, Dersim Barosu, Hozat Pertek Sekasur Doğa ve Çevre Koruma Platformu, Geyiksuyu ve Çevre Köyleri Doğayı Koruma Platformu, Çemişgezek Çevre Köyleri Kültür ve Dayanışma Derneği temsilcileri katıldı.

    Basın açıklamasını Munzur Çevre Derneği Dersim İl Temsilcisi Yusuf Topçu okudu. Açıklamada, ‘Aliboğazı’nda baraja; Sekasur’da, Geyiksuyu’nda, Cevizlidere’de madene geçit vermeyelim’ pankartı açıldı.

    “ALİBOĞAZI BARAJININ YAPIMINDAN VAZGEÇİN”

    Dersim’de talan ve yok etme politikalarıyla karşı karşıya olduklarını belirten Yusuf Topçu, “Tamamen Dersim’in temeline dinamit koymaya çalışıyorlar. Barajlarla, maden faaliyetleriyle toplumsal belleğimizi ve kutsal mekanlarımızı yok sayarak sulara boğmak istiyorlar. Maden şirketlerine doğamızı, yaşam alanlarımızı talan etmek için her türlü desteği veriyorlar. Aliboğazı’na baraj yaparak Dersim’in belleğini, tarihsel hafızasını silmek istiyorlar. Aliboğazı bir tarih, bir kültür ve bir yaşanmışlık. Tarihsel boyutuyla ele aldığımızda direnenlerin, inancından vazgeçmeyenlerin sevdasının olduğu bir yer. Dersim’in kapısıdır, flora ve faunasıyla oldukça zengin bir vadi hemen tam tepesinde bölge halkının kutsal saydığı üzerine yeminler edip adak adadıkları Kırklar ziyareti bulunur. Onlarca mağaraların bulunduğu, kilisenin olduğu çok ünlü bir vadi.

    Bu vadi barajın yapılmasıyla birlikte yok olmakla yüz yüze kalacaktır. Burada egemenlerin temel amacı bir hafızayı belleği tarihsel olarak en belirgin bir biçimde kendisini direngen hatlarıyla ispatlamış olan maddi gerçekliği yok etmektir. 90’lı yıllarda yakıp yıkıp zorla sürgün ettikleri bu halkın köylerini yeniden imar etmeleri gerekirken buralara bir daha yerleşim olmasın diye baraj yapmak istiyorlar. Aliboğazı barajının yapımından vazgeçin, bu halkın kültürünü, inancını, tarihsel geçmişini sular altında bırakmayın” dedi.

    “BARAJ PROJESİNİN DERHAL İPTAL EDİLMESİ LAZIM”

    Munzur havzasının böyle bir baraj projesini taşıyamayacağını ifade eden Avukat Barış Yıldırım, “Kesin korunması gereken bu havzanın korunması yerine bu havzanın tahrip edilmesi hukuka aykırıdır. Baraj projesinin derhal iptal edilmesi lazım, eğer bu proje hayat geçirilirse Munzur, Aliboğazı ve Tağar ekosistemi yok olur” diye belirtti.

    “DEMOKRATİK HAKLARIMIZI SONUNA KADAR KULLANACAĞIZ”

    DEDEF Genel Başkanı Ali Rıza Bilir ise, konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Aliboğazı’ndaki baraj projesi Dersim’i tahrip etme adına bir projedir. Dersim halkının yeniden sürgün edilmesine yol açacak bu tür projelerin halkın yararına olmadığını ifade ediyoruz. Biz Dersim halkı olarak bu tür projelere karşı demokratik haklarımızı sonuna kadar kullanacağız.”

    Açıklama ‘Dersim’de baraj istemiyoruz’ sloganlarıyla sona erdi.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Dersim’de baraj projesi için sondaj çalışması başlatıldı: Herkesi mücadeleye çağırıyoruz!

  • Zini Gediği’nde katledilen 97 kişi Erzincan’ın Kılıçkaya köyünde anıldı-VİDEO

    Zini Gediği’nde katledilen 97 kişi Erzincan’ın Kılıçkaya köyünde anıldı-VİDEO

    PİRHA-Zini Gediği’nde katledilen 97 kişi katliamın 87. yılında Erzincan’ın Kılıçkaya Köyü’nde anıldı. Anmada yüzleşme çağrısı yapılırken, Alevilerinde daha fazla örgütlenmesi gerektiği ifade edildi.

    1938’de Erzincan Kılıçkaya ve çevre köylerinden toplanarak Zini Gediği’nde katledilen 97 kişi anıldı. Zini Gediği İnisiyatifi’in düzenlediği anma programına Zini Gediği İnisiyatifi, Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Eşit Başkanı Hüseyin Mat, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, DEM Parti milletvekilleri Ayten Kordu ile Celal Fırat, Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Genel Başkanı Ali Rıza Bilir, siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda kişi katıldı.

    Anma, Derviş Cemal Ocağı Firaz Yalvaç ve Seyit Derviş Cemal Ocağı evladı Cevahir Altunok’un okuduğu gülbeng ile çerağların uyandırılmasının ardından yaşamını yitirenler için tutulan saygı duruşuyla başladı.

    “DERSİM KATLİAMI’NDA YAŞANANLARI İNSANLARA ANLATMAMIZ LAZIM”

    ‘Dünyada Toplumsal Travmalarla Yüzleşme Örnekleri ve Türkiye’ başlıklı sunum yapan Prof. Dr. Bedriye Poyraz, konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Acılar yarıştırılamaz, her acı tektir. Ama biliyorsunuz bize benzer çok benzer katliam ve soykırım yaşandı. Amerika kıtasında 90-120 milyon civarında insan katledildi. Ama bunlar dile getirilmiyor. Dünyanın her tarafında katliamlar yaşandı. Katliamlar daha çok ulus devletler tarafından yapılıyor. İspanya’da, Afrika’da, İngiltere’de ve Amerika kıtasında çok büyük soykırımlar yaşandı. Bizim ülkemizin dışındaki ülkelerde yapılan soykırımla yüzleşiliyor ama bizim ülkemizde yüzleşme gerçekleşmedi. En azından helalleşmenin gerçekleşmesi gerekiyor. Bütün mesele bizim dışımızdakilerin aynı acıları yaşamamasıdır. Eğer bir ülke geçmişiyle yüzleşemiyorsa o ülkede demokrasinin olmadığını söylemek mümkündür. Türkiye ve dünya kamuoyu zaten Dersim Katliamı’nı bilmiyor. Bizim yaşananların insanlara anlatmamız lazım.”

    “DEVLET, KOLLEKTİF TRAVMALARDAKİ SORUMLULUĞUNU AÇIKÇA ÜSTLENMELİDİR”

    Zini Gediği İnisiyatifi adına konuşan Kenan Düzgünkaya, şunları ifade etti:

    “Sorgusuz sualsiz, hiçbir yargıya tabi tutulmadan katledilen 97 mazlumu pak canı anmak; onların anısına çerağ uyandırmak, ağıtlar söylemek, yüzleşmek ve toplumu yüzleşmeye davet ederek iyileşmek için, bu kara günün 87. yıl dönümünde bir kez daha buradayız. Eğer o koca yürekler kırıma uğramasaydı, belki de toplumsal belleğimizde silinmeyecek güzelliklere imza atacak, umutlarını ve hayallerini gerçekleştireceklerdi. Ama tarih, susarak iyileşmez!

    Zini Kırımı’nı hatırlamak ve hatırlatmak; geçmişin acılarıyla yüzleşmek, adalet duygusunu diri tutmak ve katledilen atalarımızın anısını yaşatmak için buradayız. Taleplerimiz karşılanana dek de burada olacak, mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.

    Kayıp yakınları olarak taleplerimiz şunlardır:

    – Dereye yuvarlatılan Ateş Çember’i derhal yerine konmalıdır.

    – Kılıçkaya Köyü’nde, Zini İnisiyatifi tarafından “Anıt Mekanı” olarak projelendirilen yer için bütçe temin edilmelidir.

    – Devlet, kollektif travmalardaki sorumluluğunu açıkça üstlenmelidir.

    – Devlet kollektif travmaları tanıdığını, tören, anıt, müze vb. projelerle somutlaştırmalıdır.

    – Zini Gediği ve diğer kayıplarla ilgili arşivler mutlaka açılmalı ve bu konu siyasi hesaplar için istismar edilmemelidir.

    – Mal ve can kaybı olanların, yerinden edilmişlerin maddi kayıpları , gerçek kayba orantılı bir şekilde tazmin edilmelidir.

    – Zini Gediği ve diğer kayıpların ve yakınlarının onurları, itibarları ve haklarını iade eden resmi bir açıklama yapılmalıdır.

    – 38 süreci ve sonrasında meydana gelen olaylarla ilgili sorumlulukların kabülünü ve gerçeklerin tanınmasını içerecek şekilde, kamuoyundan özür dilenmelidir.

    – Meydana gelen ihlâllerin doğru bir anlatımı, uluslararası insan hakları hukuku ve uluslararası insancıl hukuk eğitimi ve çalışmalarına yönelik dokümanlara dahil edilmelidir.

    – En önemlisi ihlâllerin bir daha tekrar etmeyeceğine dair kamuoyuna garanti verilmelidir.”

    “ADALET SAĞLANANA KADAR MÜCADELEMİZE DEVAM EDECEĞİZ”

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu da, katliamların zaman aşımına uğratılmak istendiğine dikkat çekerek, “İnsanlık suçu olmasına rağmen bize yaşatılan katliamları zamanaşımıyla unutturmak istiyorlar. Bu ülkede barış ve demokrasi mücadelesi verenler olarak yaşanan katliamlarla yüzleşilmesi için mücadelemizde vazgeçmedik. Hakikatle yüzleşmek bu tekçi ve inkârcı anlayıştan vazgeçilmesi gerekiyor. Adalet sağlanana kadar mücadelemize devam edeceğiz” diye konuştu.

    “BARIŞ GELECEKSE YAPILAN KATLİAMLARLA YÜZLEŞİLMELİ”

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat ise, “İnancımız ve kimliğimizden dolayı geçmişten bugüne katledildik. Bugün Suriye’de on binlerce Alevi katledildi. Bu zihniyetin sonucu olarak 1938 Katliamı’nda Gazi’de ve Gezi’de katledildik. Eğer bu ülkeye barış gelecekse yapılan katliamlarla yüzleşilmesi gerekiyor” şeklinde ifade etti.

    “MÜCADELE ETMELİYİZ”

    ABF Genel Başkanı Mustafa Aslan, “87 yıl önce katliam yaşandı. Bugün de bu topraklardaki çok kültürlü yapıya bir saldırı var. Hepimizin üzerine büyük sorumluluklar düşüyor. Alevilerin yaşadığı topraklarda asimilasyon kırımına karşı sorumluluk almak gerekiyor. Bu topraklarda bir daha aynı katliamların yaşanmaması için mücadele etmeliyiz” ifadelerine yer verdi.

    “KATLİAM YAŞAYAN HERKESLE ORTAK HAREKET ETMELİYİZ”

    AABK Eşit Başkanı Hüseyin Mat, katliamları Alevi, Bektaşi, Kızılbaş oldukları için yapıldığının altını çizerek, “Tarihsel bir sorunla karşı karşıyayız. Aleviler hep tehlike olarak görüldü. Çünkü Aleviler her alanda örgütlü. Aleviler kendi ilkelerinden asla vazgeçmemeli. Bu topraklarda sadece Alevilere katliam yapılmadı, o yüzden acılarımızı ortaklaştırmamız lazım. Katliam yaşayan herkesle ortak hareket etmemiz lazım. Aleviler olarak en çok barışı isteyenleriz. Barış sadece Diyarbakır’dan değil Dersim’den ve Zini’den geçer” diye belirtti.

    PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, katliamlar ve soykırımların sadece öldürmekle yaşanmadığını vurgulayarak, “Roboski’de, Sivas’ta, Suruç’ta insanlar katledildi ve katledilmeye devam ediyor. Bugün ülkemizdeki zihniyet Hizbullah ve Sivas katillerini affediyor ama çocuklarımızı hapse atıyor. Bir yandan barış ve demokratikleşmeyi anlatıyorlar bir yandan da bizleri hapislerde çürütüyorlar” dedi.

    HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez, demokratik bir ülke sağlanacaksa geçmişle yüzleşilmeli diyerek, “1938 üzerinden kaç yıl geçmiş biz halen katledilen yakınları olarak anma yapıyoruz. Toprağa kefensiz düşenlerin huzurunda saygıyla eğiliyorum” diye konuştu.

    DEDEF Genel Başkanı Ali Rıza Bilir de, 1937’de Dersim’in imha edilmesi için operasyon kararı alındığını hatırlatarak, “Bunların asıl amacı kendileri gibi yaşamayan Alevi ve Kürtleri katletmektir. Haksız ve hukuksuz yere katledilen atalarımızın hesabını vermek zorundalar” ifadelerini kullandı.

    Anma, Metin Sarı, Simge Şahin ve Mikail Aslan’ın okuduğu deyişlerin ardından lokmaların pay edilmesiyle sona erdi.

    PİRHA/ERZİNCAN

  • DEDEF Genel Başkanı Ali Rıza Bilir: Barınma sorununun çözülmesi için yurtların açılmalı-VİDEO

    DEDEF Genel Başkanı Ali Rıza Bilir: Barınma sorununun çözülmesi için yurtların açılmalı-VİDEO

    PİRHA-23. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nde konaklama sorununun devam ettiğini belirten DEDEF Genel Başkanı Ali Rıza Bilir, “Biz festival tertip komitesi olarak yaklaşık 15 gün önce Tunceli Valiliği’ne gerekli müracaatımızı yapmıştık ancak yurt konusundaki sorun maalesef halen devam ediyor. Biz mağduriyet yaşanmaması ve insanların dışarıda kalmaması için yurtların açılmasını talep ediyoruz” dedi.

    Bu yıl “Dersim Yaşamdır; Doğama, İrademe, Dilime, İnancıma Dokunma” şiarıyla düzenlenen 23. Munzur Kültür ve Doğa Festivali başladı.

    Festivale katılmak için gelen yüzlerce kişi ise boş olan öğrenci yurtlarının açılmamasından dolayı barınma sorunu yaşıyor. Dersim Dernekleri federasyonu (DEDEF) Genel Başkanı Ali Rıza Bilir, barınma sorununa ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “YILLARDIR YAŞADIĞIMIZ KONAKLAMA SORUNU YİNE ÇÖZÜLMEDİ”

    Munzur Kültür ve Doğa Festivali yapmalarındaki amaçlarının tüm Dersimlileri yılda bir kez de olsa yan yana getirmek istediklerini vurgulayan Ali Rıza Bilir, “Her yıl çok sayıda insanımız bulunduğu yerden Dersim’e akın akın geliyor. Bu senede yaşanan ekonomik, sosyal ve siyasal krize rağmen halen insanlar akın akın gelmeye devam ediyorlar. Her yıl yaşadığımız konaklama sorunu bu yıl yine aynı şekilde devam ediyor. Sorunların çözümü için yetkililer bir adım atmıyor. Biz festival tertip komitesi olarak yaklaşık 15 gün önce Tunceli Valiliği’ne gerekli müracaatımızı yapmıştık ancak yurt konusundaki sorun maalesef halen devam ediyor. Bu durum kentimiz için son derece kötü bir durum. Çok sayıda insan festival için Dersim’e geldi ancak henüz konaklama yeri bulmuş değiller. Yurtlarla ilgili yaptığımız müracaat İl Gençlik Spor Müdürlüğü tarafından yurtların öğrencilerin daha iyi öğrenim yapabilmesi için bir tadilatın yapılacağını gerekçesiyle yurtların açılmayacağına dair resmi bir yazı tarafımıza tebliğ edildi” dedi.

    “YURTLARIN AÇILMASINI TALEP EDİYORUZ”

    Dersim coğrafyasını görmek ve festival için gelen insanların barınma sorununun çözülmemesinden dolayı endişe içerisinde olduğunu vurgulayan Bilir, konuşmasının devamında şunları dile getirdi:

    “4 gün boyunca festivalin etkinliklerinin ses sistemini kurmak için dışarıdan getirdiğimiz 4 işçi arkadaşımız barınma yeri olmadığı için maalesef dışarıda kaldı. Yine başka yerlerde gelen öğrenciler, aileler, dernek yöneticileri konaklama sorunu çözülemediği için endişe içerisinde. Yetkililerle yeniden bir görüştük ancak bize bunun mümkün olmadığını söylediler. Ama biz mağduriyet yaşanmaması ve insanların dışarıda kalmaması için yurtların açılmasını talep ediyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • 23. Munzur Kültür ve Doğa Festivali başladı: Kimliği olan bir festival- VİDEO

    23. Munzur Kültür ve Doğa Festivali başladı: Kimliği olan bir festival- VİDEO

    PİRHA-23. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin açılışını yaptı. Açılışta konuşan yerine kayyım atanan Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan, “Munzur Festivali, bir festivalin çok ötesinde kimliği olan bir duruştur. Bu anlamda Dersim inancını, kültürünü, hafızasını önümüzdeki dört gün boyunca sahneye söze, sese ve saza yansıtacağız” dedi.

    Bu yıl “Dersim Yaşamdır; Doğama, İrademe, Dilime, İnancıma Dokunma” şiarıyla düzenlenen 23. Munzur Kültür ve Doğa Festivali başladı. Dört gün sürecek olan festivalin açılışı Seyit Rıza Meydan’ında yapıldı.

    ESKİŞEHİR’DEKİ ÖLÜMLER SEBEBİYLE EĞLENCE İPTAL EDİLDİ

    Programda yer alan Varvara Grubu Silemanu davul ve zurna gösterisi, Eskişehir’deki yangında 10 kişinin yaşamını yitirmesi üzerine iptal edildi. Tertip Komitesi adına konuşan Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Genel Başkanı Ali Rıza Bilir, “Eskişehir’deki yangında 10 kamu görevlisini kaybettik. Bu büyük acıyı paylaşıyoruz. Bu nedenle davul zurna gösterisini iptal ettik ancak diğer programlarımız devam edecektir” dedi. Bilir, boş olan öğrenci yurtlarının misafirlere tahsis edilmemesini de eleştirerek, “Festival için şehir dışından gelen yurttaşlar KYK yurtlarında yer olmasına rağmen arabalarda, çadırlarda konaklamak zorunda kalıyorlar. Buradan yetkililere sesleniyoruz; bu uygulamadan vazgeçin, insanlarımız bu sıcak havada mağdur olmasın” diye konuştu.

    Ardından yerine kayyım atanan Dersim Belediye Başkan Yardımcısı Mustafa Taşkale de, “Eskişehir’de orman yangınında yaşamını yitiren kamu görevlilerine baş sağlığı diliyoruz. Bu bir iş cinayetidir, artık bu tür acıların yaşanmaması için gerekli tedbirlerin alınması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    “MUNZUR FESTİVALİ KİMLİĞİ OLAN BİR FESTİVALDİR”

    Son olarak konuşan yerine kayyım atanan Dersim Belediyesi Eş Başkanı Birsen Orhan da sözlerine Eskişehir’de yaşamını yitirenlere baş sağlığı dileyerek başladı. Orhan, Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin ticari bir faaliyet değil; kültür, inanç, dil açısından bir duruş olduğunu belirtti.

    Festivalin yıllardır kendini tekrar ettiğine dair eleştirilere de yanıt veren Orhan, “Bu festival bir karakterdir, bu karakter değişemez. Dersim, çoklu kimliklerin olduğu bir yer. Alevi inancının hala bir statüsü yok. Cemevleri hala ibadethane statüsünde kabul görülmüyor. Alevi inkarı hala mevcut, bu yüzden yapılan barış ve demokratik toplum çağrısı bunun için bir fırsattır. Bir rol model olacağı apaçıktır. Dersim halkı bu süreci özveri ile karşılamıştır” dedi.

    “KÖKLÜ MİRASIMIZI SÜRDÜRME MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEK”

    Dersim’in bir kadın kenti olduğuna da vurgu yapan Orhan, şu ifadeleri kullandı:

    “Tüm kadınların yaşadığı sorunları Dersim kadınları da yaşıyor. Ama direniş hafızasını ve köklü mirasını biz kadınlar devralarak her zaman sesimizi yükselteceğiz. Kadın haklarıyla birlikte toplumun demokratikleşmesi, eşit yurttaşlık hakkının da savunması noktasında mücadelemizi devam ettireceğiz. Bu anlamda festival programımızda kadın panelistlerimizden kadın sanatçılara kadar Dersim inancını, kültürünü, hafızasını sahneye söze, sese ve saza yansıtacağız.

    Dilimiz kültürel bir soykırım altında. Bugün bir çoğumuz kendimizi ifade etmekte güçlük çekiyoruz. Belediyeye kayyım atandığında kapattığı ilk kurum dil kurumları oldu. Bu anlamda bu festivalin bugün başka bir anlamı var. İradesi gasp edilen Dersim, Ovacık ve diğer tüm belediyelerin halka teslim edilmesi gerekmektedir. Bu belediyeler halkındır, geri verin! İrademizi gasp edemezsiniz!”

    PİRHA/DERSİM

  • Geyiksuyu’nda madenciliğe karşı halk toplantısı yapıldı: Doğamıza dokunamazsınız-VİDEO

    Geyiksuyu’nda madenciliğe karşı halk toplantısı yapıldı: Doğamıza dokunamazsınız-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Geyiksuyu köyünde, madencilik projelerine karşı halk toplantısı düzenlendi. Maden şirketlerinin geldiği Sin bölgesindeki maden projesinin aynı zamanda Munzur havzasına yönelik bir maden projesi olduğunu belirten Avukat Barış Yıldırım, “Bizler ziyaretlerimizin olduğu toprakları sizlerin kâr hırsı uğruna yapmak istediğiniz madencilik projelerine teslim etmeyeceğiz, doğamıza dokunamazsınız” dedi.

    Geyiksuyu ve Çevre Köyleri Doğayı Koruma Platformu tarafından, madencilik projelerine karşı Geyiksuyu Çevre Köyleri Cem ve Kültür Evi’nde halk toplantısı düzenlendi.

    Toplantıya DEM Parti Milletvekilleri Ayten Kordu ve Sinan Çiftyürek, Hozat Belediye Başkanı Aydın Kaya, Dersim Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Ali Rıza Bilir, Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.

    Kerbela ve tüm özgürlük şehitleri için saygı duruşunda bulunulduktan sonra Geyiksuyu Kültür Merkezi ve Cemevi Derneği Başkanı Nevin Aydın Yıldız, aşurenin önemine dair kısa bir konuşma yaptı.

    “TOPRAKLARIMIZ MADEN ŞİRKETLERİNE PEŞKEŞ ÇEKİLMEK ÜZERE RUHSATLANDIRILDI”

    Halk toplantısında ilk sözü alan Geyiksuyu ve Çevre Köyleri Doğayı Koruma Platformu Sözcüsü Hıdır Yıldız, “Siyasal iktidar siyasal alanda olduğu gibi doğaya karşı da savaş halindedir. Dersim’de barajlar ve HES’lerden sonra topraklarımızın üçte ikisi maden şirketlerine peşkeş çekilmek üzere ruhsatlandırılmıştır. Doğamıza yapılan rant ve talan saldırılarını engelleyemezsek yaşam alanlarımız artık yaşanamaz hale gelecektir” diye belirtti.

    “TOPRAKLARIMIZI MADENCİLİK PROJELERİNE TESLİM ETMEYECEĞİZ”

    Maden şirketlerinin geldiği Sin bölgesindeki maden projesinin aynı zamanda Munzur havzasına yönelik bir maden projesi olduğunu belirten Avukat Barış Yıldırım, “Munzur havzası ekolojik öneme sahip bir alan. Bu havza ekolojik alan dışında aynı zamanda proje yerinde pek çok ziyaret alanı var. O yüzden maden projesinin iptal edilmesi gerekiyor. Dersim’in kültürel, ekolojik, doğal mirasını koruyacağız. Biz bu toprakları atalarımızdan devraldık, bizler ziyaretlerimizin olduğu toprakları sizlerin kâr hırsı uğruna yapmak istediğiniz madencilik projelerine teslim etmeyeceğiz, doğamıza dokunamazsınız” dedi.

    “DERSİM’İ İNSANSIZLAŞTIRMAK İÇİN MADENCİLİK PROJELERİ UYGULANMAK İSTENİYOR”

    Topraklarımızı zehirleme ve Dersim’i insansızlaştırma adı altında madencilik projelerinin uygulanmak istendiğine vurgu yapan Dersim Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Ali Rıza Bilir, “Elbette siyasal ve yasal mücadelenin önemi vardır ama mücadelenin esasını halkın oluşturacağını bilmek zorundayız” diye ifade etti.

    “BİRLİK, MÜCADELE VE ZAFERDEN BAŞKA BİR YOLUMUZ YOK”

    Geçmişten günümüze kadar devletin Dersim üzerinde uyguladığı politikalara değinen Munzur Çevre Derneği Dersim İl Temsilcisi Yusuf Topçu, “Geçmişte fiziki olarak yok etme ve göç ettirme politikaları uygulanmıştır. Bugüne geldiğimizde ise madencilik projeleriyle az sayıdaki Dersim’i yeniden insansızlaştırma politikası uygulamak istiyorlar. Bizim birlik, mücadele ve zaferden başka bir yolumuz yok” diye konuştu.

    “MADERNCİLİK PROJELERİNE KARŞI BAŞTAN BİR KARŞI KOYUŞ ORTAYA KOYMAMIZ GEREKİYOR”

    Neo-liberal politikalarla birlikte coğrafyamızda kültürel soykırım gerçekleştirilmek istendi’ diyen DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “Ekolojik olarak yapılan her türlü müdahale dilimize, kültürümüze, yaşam biçimimize yapıldı. Madenlere parça parça mücadele ederken herkesi bir potada toplayan ekoloji hareketinin Dersim’de olması gerekiyor. Yereldeki kişiler madencilik projelerine karşı baştan bir karşı koyuş ortaya koymamız gerekiyor” dedi.

    Madencilik projelerine ilişkin yapılan halk toplantısının ardından aşure lokmaları pay edildi.

    PİRHA/DERSİM

  • İstanbul’da Dersim buluşması: Kültürümüzü yaşamak istiyoruz, susmayacağız!-VİDEO

    İstanbul’da Dersim buluşması: Kültürümüzü yaşamak istiyoruz, susmayacağız!-VİDEO

    PİRHA- Dersim Dernekleri Federasyonu’nun (DEDEF) İstanbul’da düzenlediği ‘Birlik ve Dayanışma Pikniği’ne yoğun ilgi oluştu. Halayların çekilip Kirmanckî ezgilerin seslendirildiği programda Dersim’e yönelik saldırılara da dikkat çekildi.

    İstanbul’da ikamet eden Dersimliler, Birlik ve Dayanışma Pikniği’nde buluştu.

    Fatih mesire alanında bir araya gelen Dersimliler, programın yapıldığı alana “Kadın cinayetleri politiktir. Dersim’de doğanın talanına geçit vermeyeceğiz. Kadın, yaşam, özgürlük” yazılı pankartları astı.

    Buluşmaya, DEM Parti il ve ilçe yöneticileri, Dersim Belediye Başkanı Birsen Orhan, Devrimci İşçi Partisi yöneticileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Programa, gırnata ve davul eşliğinde halaylar çekerek başlandı. Ardından Sanatçı Bülent Renkli, Kirmanckî seslendirdiği ezgilerle sahne aldı.

    “DERSİM’İ ÇIPLAK BIRAKMAYI AMAÇLIYORLAR”

    DEDEF Başkanı Ali Rıza Bilir, yaptığı konuşmada Dersim’e dönük baskı ve asimilasyon politikalarına değindi. Dersim Belediyesine atanan kayyum sonrası işten çıkarılanların eylemini selamlayan Bilir, şu konuşmayı yaptı:

    “Derneklerimizin amacı doğamızı, dilimizi, inancımızı korumaktır. Yıllardır Dersim’i sular altında bırakıp, tarihten silmek isteyen bir devlet anlayışı ile karşı karşıyayız. Barajlarla, madenlerle toprağımızı zehirlemek istiyorlar. Ekonomik ve sosyal olarak Dersim’i çıplak bırakmayı amaçlıyorlar. Gençlerimiz Avrupa’ya göç etmiş durumdalar.

    Öncelikle dilimizi korumalı, konuşmalıyız. Her yerde dilimizi aktif kullanmalıyız. Yüzümüzü mutlaka Dersim’e dönmeliyiz. Biz yıllardır topraklarımızın olumlu yönde işletilmesini istiyoruz. Ancak bunun tam tersi faaliyetler söz konusu. Biz, onların faşist anlayışlarına karşı çıkıyoruz. Dersim nüfusunun yüzde 80’ini göç vermişiz. İstanbul’da yaşayan Dersimli nüfusu 82 bin oldu. Topraklarımızdan bizi zorla süren anlayışa karşı çıkmayacak mıyız?

    Bizi birbirimizden kopartmak istiyorlar. Dersimliler olarak kendi dilimizi, inancımızı, kültürümüzü yaşamak istiyoruz. Şu an Sekasur’da maden çıkartmak istiyorlar. O proje sahibi Dersimli canımıza sesleniyoruz; lütfen toprağımızı kirletecek projeye imza atma! Biz bunu savunduğumuz için ‘DEDEF, her şeye karşı çıkıyor’ deniliyor. Bir dahaki etkinlikte daha çok haykırıp, daha çok birlikte olacağız. Coğrafyamızı koruyup, garanti altına alıncaya kadar mücadeleye devam edeceğiz.”

    “GÜLİSTAN DOKU NEREDE?”

    3 Mayıs’ta kurulan Dersim Kadın Meclisi de sahneye gelerek katılımcıları selamladı. Kısa konuşma yapan Yazgül Gül, “Dersimli kadınlar olarak 1 ay önce kurultay yaptık. Belediye başkanı Sevgili Birsen Orhan da bizimle omuz omuzaydı. Biliyoruz ki DEDEF, sıradan bir örgüt değildir. Derneğimizin önemini bilerek buradan yola devam ettik. Bizlerin sorunları çok. Gülistan Doku’nun akıbeti ne oldu? ‘Kadın cinayetleri politiktir’ demiştik. Kimliğimiz, çevremiz tehlike altında” diye belirtti.

    22 Kasım’da yerine kayyum atanan Dersim Belediye Başkanı Birsen Orhan ise “Bu kayyımlar hırsızdır” diyerek konuşmasına başladı. “Kayyım tüm değerlere saldırıdır” diyen Orhan, şunları söyledi:

    “Kayyumlar gelir gelmez emekçileri işinden etti. Gerçi kayyuma da kayyum atandı, biz Dersimlilerin ahı tuttu diyelim. İstanbul’da da kayyum pratiği var. İktidara diyoruz ki halkın iradesinden elinizi çekin.

    “HEPİMİZ KENDİMİZİ SORGULAMALIYIZ”

    Düzgün Baba’da çok üzücü bir durum yaşandı. 2 canımızı kaybettik. Bizler, inanç alanlarımıza kan bulaşsın istemiyoruz. Bugün Dersim’de ajanlaştırılan kişiler… Uyuşturucu en küçük yaşa inmiş, fuhuş baş göstermiş durumda. Eğer Dersim bu haldeyse hepimiz kendimizi sorgulamalıyız. Dersim’e sahip çıkın. Dersim’i özel savaş politikalarına terk etmeyin.

    “AMACIMIZ BARIŞ”

    Şimdi yeni bir süreçteyiz. Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı, bizim mücadele alanımızı belirleyen bir çağrıdır. Rotamızın pusulası budur. Bizler, iktidarın can suyu değiliz. Bizim, birilerinin koltuğunu garantiye aldırma gibi bir derdi yok. Bizim amacımız barış. Nerede olursak olalım biz Dersimliler direnmeye devam edeceğiz.”

    “SUSMAYACAĞIZ!”

    Yerine kayyım atanan Ovacık Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül de DEDEF’in düzenlediği buluşmada yer aldı. AKP Hükümetinin politikalarını eleştiren Sarıgül, “Birileri bizi susturmak istiyor diye susmayacağız. Dilimize, inancımıza kültürümüze sahip çıkmaya devam edeceğiz” vurgusunu yaptı.

    Dersim Pertekliler Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Umut Can Akyol da yaptığı konuşmada Pertek ilçesindeki Ponzataş maden ocağına dikkat çekti. Akyol, “Hiçbir rant uğruna doğamızın talanına göz yummayacağız. Bugün burada buluşmamız sadece bir piknik değil, aynı zamanda hep birlikte ses olmamız anlamına geliyor” diye belirtti.

    Program, Delal Kahraman, Hüseyin Türküdenizi, Domane Dersim ve davul zurna eşliğinde devam etti.

    PİRHA/İSTANBUL

  • DEDEF, Dersim’de direnişlerinin 14. gününde olan işçileri ziyaret etti-VİDEO

    DEDEF, Dersim’de direnişlerinin 14. gününde olan işçileri ziyaret etti-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de kayyımın işten çıkardığı işçilerin direnişinin 14. gününde Dersim Dernekleri Federasyonu ziyaret etti. İşçilerin işlerinden atılmasını hak gaspı olarak gördüklerini ifade eden DEDEF Genel Başkanı Ali Rıza Bilir, “İşçiler işlerine geri dönünceye kadar dost kurumlarımıza işçi arkadaşlarımızla dayanışma içerisinde olma çağrısı yapıyoruz” dedi.

    Dersim Belediyesi’nde kayyım tarafından ‘personel giderlerinin yüzde 40 yasal sınırının üzerinde’ olması gerekçesiyle işten atılan dört işçi, direnişe başladı. İşçiler, işlerine geri dönmek talepleriyle her gün saat 12:00 ile 14:00 arasında Yer Altı Çarşısı üzerinde oturma eylemi yapıyor.

    Dersim’de kayyımın işten çıkardığı işçilerin direnişinin 14. gününde Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) ziyaret etti.

    “İŞÇİLERİN YANINDAYIZ”

    Ülkenin her yerinde uygulanan işçi düşmanı politikaları reddettiklerini söyleyen DEDEF Kadın Meclisi Sözcüsü Hediye Zengin, “Dersim Belediyesi’nden işinden atılan işçi arkadaşlarımızın yeniden işine geri alınması için talepte bulunuyoruz. Dersim Dernekleri Federasyonu Kadın Meclisi olarak işçilerin yanındayız” diye belirtti.

    “İŞÇİ ARKADAŞLARIMIZLA DAYANIŞMA İÇERİSİNDE OLACAĞIZ”

    İşçilerin işlerinden atılmasını hak gaspı olarak gördüklerini ifade eden DEDEF Genel Başkanı Ali Rıza Bilir, “İşçilerin işlerinden atılması bütün haklarının da ellerinden alınması ve açlığa mahkûm edilmeleri demektir. İşçiler işlerine geri dönünceye kadar Dersim Dernekleri Federasyonu olarak dost kurumlarımızdan işçi arkadaşlarımızla dayanışma içerisinde olma çağrısı yapıyoruz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Kadıköy’den seslendiler: Kayyımlar gidecek, biz kalacağız! – VİDEO

    Kadıköy’den seslendiler: Kayyımlar gidecek, biz kalacağız! – VİDEO

    PİRHA – Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Kadıköy Rıhtım’da Dersim ve Ovacık Belediyelerine atanan kayyımlara karşı basın açıklaması ve oturma eylemi yaptı. Yapılan açıklamada, “Biz Dersimliler ve Dersim dostları olarak demokrasiye, emeğe, barışa ve doğaya karşı darbe anlamına gelen kayyımlara karşı hep birlikte verdiğimiz mücadeleden geri adım atmayacağız” denildi.

    DEM Partili Dersim Belediyesi ile CHP’li Ovacık Belediyesi’ne 22 Kasım akşamı kayyım atandı. Halkın, belediye binasına girmesine engel olan kolluk güçleri, belediye binasını beton bariyerlerle çevirdi. Belediyelere peş peşe atanan kayyımlara ülkenin dört bir yanından tepkiler yükseliyor.

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Dersim ve Ovacık Belediyelerine atanan kayyıma tepki amacıyla Kadıköy Rıhtım’da basın açıklaması ve oturma eylemi gerçekleştirdi. Basın açıklamasına DEM Parti MYK üyesi Musa Piroğlu, Sanatçı Pınar Aydınlar’ın yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

    ‘İrademe ve doğama dokunma, Kayyım rejimi halk iradesine darbedir’ pankartlarının açıldığı açıklamada sık sık “Kayyımlar gidecek biz kalacağız, Dersim’de kayyım istemiyoruz, Her yer Dersim her yer direniş, Direne direne kazanacağız, Dersim onurdur onuruna sahip çık” sloganları atıldı.

    Basın açıklamasını DEDEF Genel Başkanı Ali Rıza Bilir okudu.

    “KAYYIM REJİMİ İNANCIMIZIN ASİMİLE EDİLMESİ DEMEKTİR”

    Bilir, AKP-MHP iktidarının belediyeler üzerinde sallandırdığı kayyım sopasından vazgeçmediğini belirterek açıklamanın devamında şunlara yer verdi:

    “Kayyım rejimi en başta seçmen iradesine darbe demektir. Kayyım rejimi demokrasi ve hukukun askıya alınması demektir. Kayyım rejimi halka değil ihalecilere, rantçılara hizmet demektir. Kayyım rejimi iktidarın yolsuzluk düzeninin devamı demektir. Kayyım rejimi kamu hizmeti değil, sadaka düzeni demektir. Kayyım rejimi kadınların, gençlerin ve toplumun ezilen kesimlerinin haklarına sahip çıkan değil, her adımda onları kısıtlayan yerel yönetimler demektir. Kayyım rejimi baraj ve HES demektir, Kayyım rejimi madenlerle doğanın yağmalanması demektir. Kayyım rejimi inancımızın asimile edilmesi demektir. Kayyım rejimi dillerimizin yasaklanması demektir.

    “İKTİDARIN DAYATTIĞI KAYYIM REJİMİNİ KABUL ETMİYORUZ”

    Milletvekilleri türlü hukuksuzluklarla hapse atılırken, belediyelere siyasi operasyonlarla kayyım atanırken seçme seçilme hakkından söz edilemez. Seçme seçilme hakkının tanınmadığı bir durumda da demokrasiden söz edilemez. Dersim halkı olarak olarak iktidarın dayattığı kayyım rejimini kabul etmiyoruz. Haklarımızın gasp edilmesine alışmayacağız. Hukuksuz operasyonlara son verilmeli, seçilmiş belediye başkanları derhal görevlerine iade edilmelidir. Kayyım politikaları terk edilmeli ve halkın iradesi tanınmalıdır. Sandıkta kaybedileni demokrasi dışı yollarla gasp etmeye çalışmak, bunu alışkanlık haline getirmek, rejimin siyasal ahlak düzeyinin de göstergesidir.

    “KAYYIMLAR GİDECEK, BİZ KALACAĞIZ”

    Biliyoruz ki, kayyım politikası ülkede demokrasiden, barıştan, emekten yana olan herkese verilmiş bir gözdağıdır. Biz Dersimliler ve Dersim dostları olarak demokrasiye, emeğe, barışa ve doğaya karşı darbe anlamına gelen kayyımlara karşı hep birlikte verdiğimiz mücadeleden geri adım atmayacağız. Kazanana kadar direnişimize, mücadelemize devam edeceğiz. Kayyımlar gidecek, biz kalacağız.”

    “SEYİT RIZA’NIN TORUNLARI OLARAK DERSİM’İ HİÇBİR ZAMAN TESLİM ETMEYECEĞİZ”

    Yapılan açıklama sonrası Sanatçı Pınar Aydınlar söz alarak şunları söyledi:

    “Bizler burada halkların özgürlüğüne inanan, halkların iradesine saygı duyulması gerektiğine inanan aydınlar, sanatçı ve yazarlar olarak 38’den bu yana nice bedeller vermiş Dersim, bizim için sadece dört dağın arasına sığdırılamayacak kadar çok büyük bir yürek demektir. Bugün halkın iradesini yok sayanlar, kültürümüze, inancımıza göz koyanlar iktidarın bu politikasına karşı yerlerde sürüklenen canlarımızla dört bir yandan ses çıkarıyoruz. Bizler halkların iradesine saygı bekliyoruz. Bizler kayyım politikalarını, bu işgalci bu dayatmacı politikaları reddediyoruz. Bir kez daha diyoruz ki direne direne kazanacağız. Dersim’i hiçbir zaman teslim etmedik hiçbir zaman da Seyit Rıza’nın torunları olarak teslim etmeyeceğiz.”

    Yapılan açıklamaların ardından oturma eylemine geçilerek buradan sonra Dersim’e doğru yola çıkılacağı belirtildi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Polis Ovacık’ta suç işledi, cezasız kalmamalı-VİDEO

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu: Polis Ovacık’ta suç işledi, cezasız kalmamalı-VİDEO

    PİRHA- Ovacık’ta iki gün önce yaşanan polis şiddetine karşı, olayın yaşandığı kafeterya önünde bugün Dersim Emek ve Demokrasi Platformu bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Dünyanın her yanında barış talebi dile getirilirken, Ovacık’ta esnafa ve vatandaşlara baskı ve şiddet uygulanmış, silah kullanılmıştır. Bunu asla kabul edemeyiz” denildi.

    Ovacık’ta Çarşı Kafeterya’da 1 Eylül Pazar günü henüz bilinmeyen bir nedenle polis ile Erkan Kıl adlı genç arasında tartışma çıkmıştı. Bunun üzerine çay ocağına gelen özel harekat polisleri Erkan Kıl’ı darp edip gözaltına aldı. Saldırıya halkın tepki göstermesi üzerine polis havaya ateş açarak halkı tedirgin etmişti.

    Ovacık’ta bu polis şiddeti Çarşı Kafeterya önünde bugün Dersim Emek ve Demokrasi Platformu üyeleri tarafından protesto edildi.

    Platform adına basın açıklamasını Ali Rıza Bilir okudu.

    “BU OLAY HERKESİN HAFIZASINDA DERİN İZLER BIRAKTI”

    1 Eylül Dünya Barış Günü’nde, Ovacık’ta yaşanan olayın, herkesin hafızasında derin izler bıraktığını belirterek konuşmasına başlayan Bilir, “Kar maskeli kolluk güçleri tarafından bir mekana düzenlenen baskında, hukuka aykırı bir şekilde orada bulunan bir vatandaşımıza zor ve şiddet uygulanmış, masa ve sandalyeler dağıtılmış, insanlar tehdit edilmiş ve bir kişi darp edilerek gözaltına alınmıştır. Polis, yaşananlara tepki gösteren insanlara karşı silah kullanmış, havaya üç el ateş ederek olay yerinden uzaklaşmıştır” dedi. Bilir, bu olayın, Türkiye kamuoyunda geniş yankı bulduğunu, büyük tepkilere neden olduğunu da hatırlattı.

    Bu saldırının Dersim halkı üzerinde korku yaratmak, halkı sindirmek ve baskı altına almak amacıyla yapıldığının altını çizen Ali Rıza Bilir, “Bugün burada toplanmamızın sebebi, demokratik hakkımızı kullanarak yapılan bu saldırıyı kınamak ve protesto etmektir. Bir kez daha yüksek sesle haykırıyoruz. Şiddetle, Dersim halkının iradesini baskı altına alamazsınız!” ifadelerini kullandı.

    “YAŞANANLAR SIRADAN BİR OLAY GİBİ GÖSTERİLEMEZ”

    Ali Rıza Bilir, konuşmasının devamında şunları ifade etti:

    “Dünyanın her yerinde 1 Eylül Dünya Barış Günü kutlanırken, ne yazık ki Ovacık’ta insan hakları ihlalleri yaşanmış ve bugün, hak ihlaliyle anılmıştır. Dünyanın her yanında barış talebi dile getirilirken, Ovacık’ta esnafa ve vatandaşlara baskı ve şiddet uygulanmış, silah kullanılmıştır. Bunu asla kabul edemeyiz ve içimize sindiremeyiz. Gerekçesi ne olursa olsun, insan hakları ihlallerine yönelik her türlü eylem insanlık suçudur. Anti-demokratik, hukuka aykırı davranışlar asla kabul edilemez ve sıradan bir olay gibi gösterilemez.

    “KOLLUK KUVVETLERİ SUÇ İŞLEMİŞTİR”

    Olaylar adli bir vakayla başlamış olsa da zırhlı araçlar ve silahlarla mekana baskın düzenlenmesi, Ovacık halkı üzerinde bir korku atmosferi yaratma ve insanları sindirme amacı taşımaktadır. Yaşananlar bir kez daha göstermiştir ki, kolluk kuvvetleri halkın güvenliğini sağlamak yerine, gücünü halka karşı kullanarak suç işlemiştir.

    “HALKIMIZA KARŞI GELİŞTİRİLEN BU PERVASIZ DAVRANIŞLARI KABUL ETMİYORUZ”

    Hukuk kuralları çerçevesinde ifadeye çağırmak yerine, zor kullanarak kafe basılmış, halka zulmedilmiş, korku yaratılarak şiddet uygulanmış ve hukuka aykırı davranılmıştır. Dersim’de son dönemde giderek artan bu tür olaylar, özellikle gençliğimiz üzerinde planlananlar endişe vericidir. Uyuşturucu bağımlılığı gibi sorunlarla gençliğimizin hedef alındığı bir süreç yaşanmaktadır. Bireysel gelişen olaylar, medya tarafından bilinçli bir karalama kampanyasıyla Dersim halkının tamamıymış gibi yansıtılmaktadır. Buna izin vermeyeceğiz. Halkımıza karşı geliştirilmeye çalışılan bu pervasız davranışları kabul etmiyor ve kınıyoruz.

    DERSİM HALKINA VE YETKİLİ MAKAMLARA ÇAĞRI 

    Bir çağrımız da halkımıza! Dilimiz ve kültürümüz bize neyi emrediyorsa ona göre davranmalıyız. Gelişigüzel, hoyratça tutumlar toplumsal dayanışmayı zedeler. Uyuşturucu gibi tehlikeli alışkanlıklardan uzak durmalı, bu tür kişilerle aramıza mesafe koymalıyız. Dersim halkının bu tür olaylardan uzak durduğunu biliyor ve güveniyoruz.

    Bir çağrımız da yetkili makamlara! Yaşanan bu durum cezasız bırakılırsa, esnafımız ve vatandaşlarımız mağdur edilecek, bu hukuksuzluk meşrulaştırılacaktır.

    Biz Ovacık halkı olarak, adli makamlara sesleniyoruz: Bu ve benzeri olayların yaşanmaması için gerekli önlemler alınmalı, şiddet, korku, taciz ve insan hakları ihlallerinin önüne geçilmelidir. Unutulmamalı ki, insan haklarıyla insandır!”

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABER

    Ovacık’ta özel harekat polisleri bir genci döverek gözaltına aldı, havaya ateş açtı; halk tedirgin-VİDEO

  • Zini Gediği’nde katledilen Aleviler Erzincan’ın Kılıçkaya köyünde anıldı-VİDEO

    Zini Gediği’nde katledilen Aleviler Erzincan’ın Kılıçkaya köyünde anıldı-VİDEO

    PİRHA-Zini Gediği’nde katledilen 97 kişi katliamın 86. yılında Erzincan’ın Kılıçkaya Köyü’nde anıldı. Zini Gediği İnisiyatifi’nden, Alevilerin Sesi Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erdal Kılıçkaya, Zini Gediği’nde katledilen insanların sadece sayıdan ibaret olmadığını, hikayeleriyle hatırlanmasını istiyoruz. Çünkü o insanların hayalleri, umutları ve geleceğe dair planları vardı o yüzden o insanların hatırlamak gibi bir sorumluluğumuz var” dedi. Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak ise 1924 Anayasası ile Kürtler ve Alevilerle ilgili soykırım kararı verildiğini vurguladı.

    1938’de Erzincan Kılıçkaya ve çevre köylerinden toplanarak Zini Gediği’nde katledilen 97 kişi anıldı. Zini Gediği İnisiyatifi’in düzenlediği anma programına Zini Gediği İnisiyatifi, Alevilerin Sesi Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erdal Kılıçkaya, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak, DEM Parti İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu, Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Genel Başkanı Ali Rıza Bilir, siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile çok sayıda kişi katıldı.

    Anma, çerağların uyandırılmasının ardından yaşamını yitirenler için tutulan saygı duruşuyla başladı.

    “ZİNİ GEDİĞİ’NDE KATLEDİLEN İNSANLARI HATIRLAMAK GİBİ BİR SORUMLULUĞUMUZ VAR”

    Zini Gediği, Dersim, Gazi, Roboski’de yaşananların çok ağır olduğunu söyleyen Alevilerin Sesi Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Erdal Kılıçkaya, “Katliamları unutturmak isteyenin zulmü altında hatırlamanın ağır yükü altında katliamları hatırlamak emek istiyor. Biz de buna hafıza emeği diyoruz. Unutturmama borcunu dayanışma ve birlikte iyileşme çabasıyla birleştirmek istiyoruz. Aslında yapmak istediğimiz bu travmatik halden kurtulmak. Zini Gediği’nde katledilen insanların sadece sayıdan ibaret olmadığını, hikayeleriyle hatırlanmasını istiyoruz. Çünkü o insanların hayalleri, umutları ve geleceğe dair planları vardı o yüzden o insanların hatırlamak gibi bir sorumluluğumuz var” dedi.

    “KATLİAMCI ZİHNİYETE KARŞI BİRLİKTE MÜCADELE ETMEMİZ GEREKİYOR”

    Zini Gediği Katliamı’nın Dersim, Gazi ve Maraş Katliamlarından farklı olmadığını belirten DEM Parti İstanbul Milletvekili Çiçek Otlu, “Acılarımız ortak ama iktidarlar bize yaşatılan katliamları unutmamızı istiyor. Katliamcı zihniyete karşı birlikte mücadele etmemiz gerekiyor. Kaç yıl geçerse geçsin katliamları unutmayacağız” diye ifade etti.

    “KATLİAMLARI UNUTMAYACAĞIZ, UNUTTURMAYACAĞIZ”

    1924 Anayasası ile Kürtler ve Alevilerle ilgili soykırım kararı verildiğini vurgulayan Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak ise “Zini Gediği’nde ve Dersim’de katledilen canlarımızı saygıyla anıyoruz. Biz kimliğimizi, dilimizi, inancımızı, kültürümüzü koruduğumuz zaman toprağa düşenlere karşı sorumluluğumuzu yerine getirmiş oluruz. Bize yaşatılan katliamları unutmayacağız, unutturmayacağız” dedi.

    “HEP BİRLİKTE MÜCADELE ETMEKTEN BAŞKA ŞANSIMIZ YOK”

    Zini Gediği Katliamı’nın Cumhuriyet döneminde yaşanan katliamlardan sadece birisi olduğunu ifade eden PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, “Bugün burada olmak ve hafızayı tekrarlamak çok önemli. Bugün Alevilerin inancına saldıranlar bir taraftan Kürtlerin diline saldırıyor. O yüzden ezilenlerin hep birlikte mücadele etmekten başka şansı yok” diye belirtti.

    “ÖRGÜTLENEREK BİR OLMAMIZ GEREKİYOR”

    Türkiye’nin genetik kodlarında Alevileri ve Kürtleri katletme zihniyetinin olduğunu ve günümüzde de bu zihniyetin devam ettiğini söyleyen DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan da “Bizlerin örgütlenerek bir olmamız gerekiyor. Aksi halde geçmişte yapılanlar gelecekte de yapılacaktır” dedi.

    “KATLİAMLARA KARŞI DİZ ÇÖKMEDİK BUNDAN SONRA DA DİZ ÇÖKMEYECEĞİZ”

    DEDEF Genel Başkanı Ali Rıza Bilir, ise konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Bize yaşatılan katliamlara karşı şimdiye kadar diz çökmedik bundan sonra da diz çökmeyeceğiz. Biz Dersim Dernekleri Federasyonu olarak hem Türkiye hem de Avrupa’daki Alevi kurumlarıyla bir araya gelerek Dersim Katliamı’yla ilgili bir anıt yapmak istiyoruz.”

    Anma, konuşmaların ardından lokmalar pay edildikten sonra sona erdi.

    PİRHA/ERZİNCAN

  • Maden ocağı toplantısı yapılamadı; Dersimliler’den çağrı: Bakanlık bizi dikkate almalı -VİDEO

    Maden ocağı toplantısı yapılamadı; Dersimliler’den çağrı: Bakanlık bizi dikkate almalı -VİDEO

    PİRHA- Pülümür İlçesine bağlı Karagöz köyü mevkiinde Dimin Madencilik tarafından yapılması planlanan Krom Ocağı arama ve üretim projesi ile ilgili toplantı, katılım olmadığı için yapılamadı. Dersim sivil toplum örgütleri, köylüler ve muhtarlar tarafından proje protesto edildi. Köylüler, “Bu alanlar bizim hali hazırda üretim yaptığımız alanlar. Her yıl binlerce hayvanın otladığı, tonlarca süt, peynir üretilen, yoğun bir arıcılık faaliyetinin yapıldığı, yüzlerce çeşit bitkiye sahip alanlar” dedi. 

    Pülümür İlçesi Karagöz köyü mevkiinde Dimin Madencilik tarafından yapılması planlanan Krom Ocağı arama ve üretim projesi ile ilgili toplantı, katılım olmadığı için yapılamadı.

    Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından gönderilen yazıda şunlar belirtilmişti:

    “Pülümür İlçesi, Karagöz Köyü mevkiinde Dimin Madencilik San. ve Tic. A.Ş. tarafından yapılması planlanan) Krom Ocağı (arama+ üretim) projesi ile ilgili olarak, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği ÇED Genel Formatı çerçevesinde hazırlanan ÇED Başvuru dosyasının Bakanlığımıza sunulduğu, ÇED sürecinin 29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ÇED Yönetmeliği’nin 8. maddesi gereğince  başlatıldığı ve ÇED Yönetmeliğinin 9.maddesi gereğince de ÇED sürecine halkın katılımını sağlamak, halkı proje hakkında bilgilendirmek, görüş ve önerilerini almak amacıyla 27/06/2024 tarihinde Halkın Bilgilendirilmesi ve Sürece Katılımı Toplantısının gerçekleştirileceği bildirilmektedir.”

    KİMSE KATILMADIĞI İÇİN TOPLANTI YAPILAMADI

    Yapılamayan toplantı öncesi Dersim’deki sivil toplum örgütleri ile Pülümür köylüleri ve muhtarlar, toplantı saatinde salona girip ilgilerle görüşmek istedi ancak bir muhatap bulamadılar.

    “BURALAR BİZİM YAŞAM ALANLARIMIZ”

    Pülümür Karagöz ve çevre köylüleri ile muhtarlar toplantı öncesi bir açıklama yaparak, bölgenin krom madenciliğine açılmasına karşı olduklarını belirttiler. Yaşam ve üretim alanları ile kültürün ve tarihin şekillendiği alanlara yönelik yeni bir saldırıyla karşı karşıya olduklarını ifade eden bir köylü, “ÇED toplantısı organizasyonuyla bir madencilik faaliyetine resmiyet kazandırılıp süreç ilerletilmek isteniyor. Bu alanlar bizim hali hazırda üretim yaptığımız alanlar. Her yıl binlerce hayvanın otladığı, tonlarca süt, peynir üretilen, yoğun bir arıcılık faaliyetinin yapıldığı, yüzlerce çeşit bitkiye sahip alanlar” değerlendirmesinde bulundu.

    “BÖLGE BALLARINDA 35 BİN POLEN TÜRÜ VAR”

    6 yıldır Karagöz köyünde yaşayan ve bal üretimi yapan Onur Kaya, şunları kaydetti:

    “Her sene balımızı analize gönderiyoruz Ege Üniversitesi’ne. Geçen sene de ekstradan polen türü analizi yaptık. 34.851 adet polen türü keşfedildi ve bunların yüzde 13’ü henüz literatüre girmemiş, laboratuvar ortamında daha önce keşfedilmemiş. Yani endemik bitkilerin de yoğunlukta olduğu bir bölge. Bu analiz daha sonra haber de yapıldı ve daha sonra da coğrafi işaret almasında bölgemize yarar sağladı. Böyle çeşitliliğinin yüksek olduğu bölgeden bahsediyoruz.

    “GÖÇÜ ENGELLEMEK YERİNE BURANIN EKOSİSTEMİ BOZULMAK İSTENİYOR”

    56 bin hektar alanın maden sahaları için açıldığını söyleyen Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Başkanı Ali Rıza Bilir de “Dersim’de alabildiğine bir göç var. Bu göçü engellemek için üretimin arttırılması gerekirken, tüketime dayalı, toprakları zehirleyen, toprakları eşeleyen maden çalışmasıyla buranın ekosistemi bozulmak isteniyor” dedi.

    “BAKANLIK KÖYLÜLERİN GÖRÜŞLERİNİ DİKKATE ALMALIDIR”

    Köylüler ve muhtarlarla birlikte projeye dair gözlemlerini aktarmak için toplantı salonuna girdiklerinde, yetkililerin orada olmadığını vurgulayan Dersim Barosu Başkanı Fatma Kalsen ise “Köylüler ve muhtarlar biyolojik çeşitlilik açısından yaşam alanlarının, endemik bitki türlerinin olduğu bir coğrafyanın böylesine bir madencilik projesiyle birlikte yok edilmesine, talan edilmesine karşı olduklarını ifade ettiler. Bakanlık ve valilik eğer halkın görüşünü merak ediyorsa, değer veriyorsa köylülerin, muhtarlarımızın ve kurumlarımızın bu projeye dair görüşlerini mutlak şekilde dikkate almaları gerektiğini düşünüyoruz ve ÇED sürecinin bir an önce sonlandırılmasını talep ediyoruz” diye konuştu.

    “2 BİNDEN FAZLA BİTKİ TÜRÜ VAR, BUNLARIN BEŞTE BİRİ ENDEMİK”

    Bölgenin mevzuatsal açılan öneminin son derece büyük olduğunu ifade eden Avukat Barış Yıldırım da şu değerlendirmede bulundu:

    “Anadolu parsının orada yaşadığına ilişkin işaretler var. Yine yaban keçisi, çengel boynuzlu dağ keçisi, vaşak, ayı, kurt, tilki, kaya kartalı gibi koruma altına alınan pek çok tür orada, habitat buluyor. Yakın zamanda akademisyenler açıkladı. Munzur Havzası’nda 2.250’nin üzerinde bitki saptanmış durumda. Bunların beşte biri endemik. Projenin yürütülmek istenildiği saha yakın zamanda nitelikli doğal koruma alanı ilan edilen Pülümür Çayı’nın su kaynaklarını barındıran Haskar Deresi havzasında bulunuyor. Orada zehirli kimyasal atıkların kullanılması halinde ortaya çıkacak netice, Haskar Deresi’ne, oradan da Pülümür Çayı’na karışacak. Bu bakımdan derhal projenin ÇED sürecinin sonlandırılması gerekiyor. Buradan çok kararlı bir şekilde şunu ifade etmek isteriz ki projeye net olarak geçit vermeyeceğiz. Şirket yetkilileri de kamu kurum ve kuruluşlarına da bunu böyle bilsin.”

    Munzur Çevre Derneği Dersim Temsilcisi Yusuf Topçu ise “Kesinlikle örgütlü bir mücadeleyle maden şirketlerine geçit vermeyeceğimizi bir kez daha buradan haykırıyoruz. Sakın ola ki maden şirketleri Dersim topraklarına girmesin” dedi.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Munzur Çevre Derneği, Çernobil Faciası’nın 38. yılında etkinlik düzenledi-VİDEO

    Munzur Çevre Derneği, Çernobil Faciası’nın 38. yılında etkinlik düzenledi-VİDEO

    PİRHA-Munzur Çevre Derneği, Çernobil Faciası’nın 38. Yılında ‘Çernobil’den İliç’e Doğayı ve Yaşam Alanlarımızı Savunuyoruz!’ şiarıyla etkinlik düzenledi. Munzur coğrafyasının yüzde 50’sinin maden şirketlerine tahsis edildiğini belirten Munzur Çevre Derneği Başkanı Ali Ekber Barmagiç, “Hükümet bu uygulamalara karşı çıkanı vatan haini, işbirlikçi olarak suçlamaktadır. Maden şirketlerinin önlerinde şu an hiçbir engel yok tek bir engel var o da örgütlü halkın gücü” dedi.

    Munzur Çevre Derneği, Şişli Cemil Candaş Kültür Merkezi’nde Çernobil Faciası’nın 38. Yılında ‘Çernobil’den İliç’e Doğayı ve Yaşam Alanlarımızı Savunuyoruz!’ şiarıyla etkinlik düzenledi.

    Sinevizyon gösterimi ile başlayan etkinlikte Haluk Tolga İlhan, Grup İsyan Ateşi, Domane Dersim ve Muzaffer Acar türkülerini seslendirdi. Etkinliğe çok sayıda kişi katıldı.

    “BİZ BU VATAN HAİNLİĞİNİ YAPMAYA DEVAM EDECEĞİZ!”

    Türkiye coğrafyasının yüzde 60’ının maden şirketlerine tahsis edildiğini vurgulayan Munzur Çevre Derneği Başkanı Ali Ekber Barmagiç, konuşmasında şunları dile getirdi:

    “Maden rezervi köy sınırları içerisinde yer alıyorsa o alanları yaşanmaz hale getirecektir. Munzur coğrafyasının yüzde 50’si maden şirketlerine tahsis edilmiş. Hükümet bu uygulamalara karşı çıkanı vatan haini, işbirlikçi olarak suçlamaktadır. Oysa onlara göre geçmediğiniz köprünün, uçmadığımız havaalanının, girmediğimiz tünelin şirketlere peşkeş çekilmesine itiraz etmek vatan hainliği, onlara göre iş cinayetlerine, kadın cinayetlerine, işkencelere, tutuklamalara, çocuk tecavüzlerine karşı çıkmak vatan hainliği ise biz bu vatan hainliğini yapmaya devam edeceğiz. Maden şirketlerinin önlerinde şu an hiçbir engel yok tek bir engel var o da örgütlü halkın gücü. Sorun sadece madenler de değil karşı karşıya bulunduğumuz en önemli sorun kültürel yozlaşma. Bu saldırılara karşı bütün kurumlarımızla omuz omuza verip sermayenin saldırılarını püskürteceğiz. Sadece Munzur’da da değil Kazdağları’nda, Akdeniz’de yerellerin dayanışmasını hep birlikte büyüteceğiz.”

    “EZİLENLERİN ÖRGÜTLÜ MÜCADELESİNDEN BAŞKA YOLU YOK!”

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Genel Başkanı Ali Rıza Bilir ise devletin sopasını hep ezilenlere tuttuğunu, ezilenlerin ise örgütlü mücadelesinden başka yolu olmadığını vurguladı.

    Etkinlik, Haluk Tolga İlhan, Grup İsyan Ateşi, Domane Dersim ve Muzaffer Acar’ın seslendirdiği türkülerle son buldu.

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • DEDEF’ten Munzur Festivali’ne çağrı: Festival baskıya rağmen halkın çığlığı oldu-VİDEO

    DEDEF’ten Munzur Festivali’ne çağrı: Festival baskıya rağmen halkın çığlığı oldu-VİDEO

    PİRHA-20-24 Temmuz tarihlerinde yapılacak olan 20. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’ne çağrı yapan Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) konuya ilişkin bir açıklama yaparak, “Munzur Kültür ve Doğa Festivali devlet baskısına karşı halkın çığlığı oldu. Özgürlüğün ve mücadelenin kadim topraklarında Munzur’un coşkusuyla buluşuyoruz” ifadelerini kullandı.

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) İstanbul Taksim’deki bir otelde “Haydi Dersimliler, haydi Derdim dostları festivale” başlığıyla yaptığı açıklama ile 20-24 Temmuz tarihlerinde yapılacak olan Munzur Kültür ve Doğa Festivaline çağrı yaptı. DEDEF’e bağlı Munzur Koruma Kurulu sözcüsü Hasan Şen tarafından okunan açıklamada “Munzur Kültür ve Doğa Festivali bir halkın tarihine, kültürüne, inancına, diline ve doğasına sahip çıkma çabasıdır” denildi.

    “FESTİVAL, DEVLET BASKISINA KARŞI HALKIN ÇIĞLIĞI OLDU”

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Munzur Kültür ve Doğa Festivali 22 yıl önce OHAL koşullarında siyasi iktidarlar ile sermayenin; Dersim halkını doğasız, Dersim doğasını insanız bırakan zalim uygulamalarına karşı ortaya çıktı. Festival; sokağa çıkma yasaklarıyla oluşturulmaya çalışılan korku çemberini kırdı. Her şeyin karneye bağlandığı zamanlarda özgürleştiren unsurlardan oldu. Sürgüne ve toprağa özlemin bir nebze de olsa dermanı oldu. 1994 köy boşaltmalarına, barajlara, HES projelerine ve devlet baskısına karşı halkın çığlığı oldu. Bir kentin varoluş mücadelesinde yerini aldı. Halklarımızın ilgisini ve teveccühünü kazandı.

    Munzur Kültür ve Doğa Festivali; 22 yıldır tüm baskı ve engellemelere rağmen Dayanışma Kurulu’nun devamı olan DEDEF’in, devrimci ve demokratik kurumların çabasıyla ve seçilmiş belediyelerimizin katkılarıyla bugünlere kadar taşındı. Her yıl biraz daha güçlendi ve gelişti. Ülkenin ve dünyanın dört bir yanından on binlerce yurttaşın coşkulu buluşmasına dönüştü. 22 yıldır; devlet baskısına, sermayenin saldırganlığına ve sürgüne direnenlerin umudunun bir parçası oldu.

    “MÜCADELENİN KADİM TOPRAKLARINDA MUNZUR’UN COŞKUSUYLA BULUŞUYORUZ”

    Munzur Kültür ve Doğa Festivali Dersimlilerin tarihine, kültürüne, inancına, diline ve doğasına sahip çıkma çabasıdır. 22 yılı aşkın bir süredir kesintisiz olarak sürdürdüğümüz festivalimiz dönem dönem çeşitli engellenmelerle karşılaşmasına rağmen Dersim halkının ve kurumlarının ortak iradesiyle halkımızın büyük buluşmasını sağlamış ve başarıyla günümüze taşımıştır. Müzikten ekolojiye, felsefeden güzel sanatlara, tiyatrodan sinemaya, kadın atölyesinden çocuk atölyesine kadar birçok etkinlikle bu yılda 20 temmuz 2022 tarihinde Düzgün baba anma etkinliği ile başlayıp, 21-22-23-24 Temmuz tarihlerinde Dersim Merkez ve ilçelerinde köylerinde gerçekleşecektir. Dünden bugüne festivallerimizde bizim yanımızda olan, dilimize, kültürümüze, inancımıza katkı sunan sanatçı, aydın, yazar, akademisyen ve diğer sanat dallarından bize destek olan doğa ve sanatsever bütün dostlarımıza da teşekkür ediyoruz.

    Haydi Dersimliler, Haydi Dersim Dostları, Festivale…. Ülkenin ve dünyanın dört bir yanından on binlerce Dersimli ve Dersim dostunun büyük buluşması yaklaşıyor. Özgürlüğün ve mücadelenin kadim topraklarında Munzur’un coşkusuyla buluşuyoruz. Munzur Kültür ve Doğa Festivali; insansızlaştırılmak, talan edilmek ve teslim alınmak istenen bir kentin varoluş mücadelesidir. Munzur Kültür ve Doğa Festivali; bir halkın tarihine, kültürüne, inancına, diline ve doğasına sahip çıkma çabasıdır. Munzur Kültür ve Doğa Festivali, Dersim Halkının doğasız, Dersim doğasının insanız kaldığı, siyasi iktidarların ve sermayenin Dersim’e yönelik zalim uygulamalarına karşı çıkışıdır. Munzur Kültür ve Doğa Festivali, ülkenin ve dünyanın dört bir yanından on binlerce yurttaşın coşkulu buluşmasının adıdır.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • DEDEF’ten Dersim’de askeri operasyona ve Diyanet’in cemevi ziyaretine tepki-VİDEO

    DEDEF’ten Dersim’de askeri operasyona ve Diyanet’in cemevi ziyaretine tepki-VİDEO

    PİRHA-Dersim Dernekleri Federasyonu, Dersim’in Ovacık ilçesi Kakper köyü kırsalına dönük devam eden askeri operasyonlara ve Diyanet İşleri Başkanı’nın Tunceli Cemevi’ni ziyaret etmesine tepki gösterdi. Bir basın açıklaması yapan federasyon, “Dersim’e ve onu var eden her şeye düşman olanlar ormanımızı yakıyor. Bilcümle geleceğimizi yakıyor. Bu beyhude çabalarınızdan vazgeçin. Elinizi ‘Harde Dewreşten’ çekin” dedi. 

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Dersim’in Ovacık ilçesine bağlı Kakper köyü kırsalına yönelik geçen hafta başlatılan askeri operasyon kapsamında gerçekleştirilen bombardımana ilişkin basın açıklaması yaptı. İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde düzenlenen açıklamada ayrıca Dersim’de Alevi inancına dönük devam eden asimilasyon çalışmalarına da değinilerek, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın Tunceli Cemevi’ne ziyaretine tepki gösterildi.

    “ZOR BİR COĞRAFYANIN İNSANLARI VE KURUMLARIYIZ”

    Dersim’de yaşanan sorunlara değinen Munzur Koruma Kurulu Sözcüsü Hasan Şen, “Zor bir coğrafyanın insanları ve kurumlarıyız. Son dönemlerde Dersim’i bir kuşatma planı var. Ona karşı sokaklara çıkıyoruz. Bir tarafta madenler, HES’ler, barajlar, orman yakmaları diğer tarafta Diyanet aracılığıyla Dersim’in asimile edilme çabası, bir diğer tarafta ise Munzur Üniversitesi’nin bir cemaat ve tarikat merkezi haline dönüştürülmesi. 40-50 yıl önce yapılmış camilerden her gün beş vakit yüksek sesli ezan okutulması. Yaşadığımız sorunlar ile ilgili basın açıklaması yapıyoruz” dedi.

    “KAKPER KÖYÜ SAVAŞ UÇAKLARI TARAFINDAN BOMBALANIYOR”

    DEDEF Genel Başkan Yardımcısı Ali Rıza Bilir‘in okuduğu “Dersim’de baskı ve asimilasyon saldırıları devam ediyor” başlıklı basın metninde ise şu ifadelere yer verildi:

    “Geçtiğimiz hafta Dersim’de başlatılan askeri operasyon kapsamında Hozat ve Ovacık arasında bulunan Kakper köyü kırsal alanında havadan başlatılan yoğun bombardıman devam etmektedir.  Yerel kaynaklardan edinilen bilgiye göre Kakper köyünün etrafı savaş uçakları tarafından bombalanarak köye giriş ve çıkışlar yasaklanmıştır. Yerleşim yerlerine yakın ormanlık alanların bombalanması sonucu yükselen dumanlar, köylüler tarafından cep telefonu ile kaydedildi.

    Dersim-Ovacık-Hozat ilçeleri arasındaki Kakper, Zoğar, Tanzi, Kızıl Kilise ve Çamurek köylerinin bulunduğu bölgede operasyon köylere yakın alanda 6 gündür bombardımanla devam etmektedir. Geçtiğimiz yıl askeri operasyonlardan sonra haftalarca ormanlarımız yanmış ve uzun süre müdahale edilmemişti. Bu yangınlar doğal afet değil, devlet eliyle gerçekleşen bir afettir. Geleceğimiz yakılıyor. Buna hep birlikte dur diyelim. Dersim’de ve bölge illerde “terörle mücadele” adı altında uzun yıllardır binlerce hektar orman yok oldu ve aynı düşünce yapısıyla devam ederse yok olmaya da devam edecek görünüyor. Biz Dersimliler orman yakmakla hiçbir sorun çözülmeyeceğini çok iyi biliyoruz. Dersim’e ve onu var eden her şeye düşman olanlar ormanımızı yakıyor. Bilcümle geleceğimizi yakıyor. Gerekçe bildiğimiz hikaye; terör, asayiş…

    “BÖLGEDEKİ ASİMİLASYON SALDIRILARI DA HIZ KESMEDEN SÜRÜYOR”

    Ağaçlarımızı yakıyorsunuz ya, hani meşelerimizi. Sadece onları yakmıyorsunuz, umutlarımızı yakıyorsunuz mu diyeceğimizi sandınız? Asla umutlarımız hiç yok olmadı. Ağaçlarımızı yakarken onların üzerindeki börtü böceği, gölgesinde boy veren çiçeği, mantarı, sincapları, tavşanları, tilkileri, sakız yaptığımız kengerleri, kuşları ve sayısız mikro organizmayı yakıyorsunuz, topyekûn yaşam alanlarımızı bombalıyor ve yıkıyorsunuz, ne kadar baskı yapsanız da ne kadar bombalayıp yıksanız da Dersimlileri özgürlük, hak ve adalet mücadelesinden vazgeçiremezsiniz. Dersim de her ay yasaklı bölgeler oluşturulmasına ve köylülerin köylerine gitmesine izin verilmemesine rağmen, maden şirketleri Otlubahçe köyünde kolluk kuvvetlerinin kontrolünde hukuksuz ve izinsiz istedikleri çalışmaları yapmaktadırlar.

    Orman yangılarıyla, maden arama çalışmalarıyla yapılan baskıların yanında bölgedeki asimilasyon saldırıları da hız kesmeden devam ediyor. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Dersim’e gelerek Hz. Fatma Gençlik Merkezi, Hz. Ali Gençlik Merkezi, Ehlibeyt Kuran Kursu, hafızlık icazet merkezi adı altında asimilasyon merkezlerinin açılışını yaptı. Dersime ve Aleviliğe dair değer vermeyenler, halkın inanç değerleriyle oynayıp Alevi kutsallarını kendi inkarcı ve asimilasyoncu emellerine alet eden bir yaklaşım görüyoruz. boş camilerde yüksek sesle merkezi yayınla ezan okutulması, Alevi kutsallarını değersizleştirmeye çalışan bu yaklaşım yüz yıllardır sürmektedir. Geçmişten bugüne Alevi halkımızı sünnileştirme, olmadıysa şiileştirme çabaları aralıksız çeşitli yol ve yöntemlerle sürdürüldü ve sürdürülmektedir.

    “HARDE DEWREŞ’TEN ELİNİZİ ÇEKİN”

    Bugün jaru diyarlarımızı yok sayan, Munzur Bava’yı mesire yeri yapan, her biri halkımızın yüreğini fetheden kutsallarımız olan dağlarımızı maden şirketlerine açan, Düzgün Bava’da silahlarla fotoğraf çektiren bir yaklaşımla karşı karşıyayız. Alevilerin vergisinden maaş alıp, Alevileri yok sayan, cemevlerimizi inanç merkezi olarak kabul etmeyen, İslam’ı, İslamiyet’i kendi siyasi çıkarları doğrultusunda kullanan bu anlayışı reddediyoruz. Bu beyhude çabalarınızdan vazgeçin. Elinizi ‘Harde Dewreşten’ çekin.”

    “TOPLUMSAL MÜCADELEYİ BÜYÜTMEYE İHTİYACIMIZ VAR”

    İnsan haklarına dönük gerçekleştirilen her türlü saldırıya karşı mücadele ettiklerini kaydeden İHD İstanbul Şube Başkanı Avukat Gülseren Yoleri ise “İnsan haklarına yönelik ihlal oluşturan politikalara karşı sürekli mücadele ediyoruz. Devletin son dönemlerde güvenlikçi, savaş ve çatışma, asimilasyon politikaları insan haklarını bir bütün olarak doğasıyla birlikte tehdit ediyor. Bu uygulamaların bir an evvel sonlandırılması için çeşitli girişimlerde bulunduk. Ama toplumsal mücadelenin zorlayıcı etkiyi devleti yönetenlere yönlendirmesine olan ihtiyacı bir kere daha görüyoruz burada. Toplumsal mücadeleyi büyütmeye ihtiyacımız var” ifadelerini kullandı.

    “DOSTLARIMIZI DERSİM’E SAHİP ÇIKMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

    DEDEF üyesi Yusuf Ziya Demirçivi ise konuya ilişkin şunları söyledi:

    “Yüzyıllardır egemenlerin özelde Dersim genelde ise Kürdistan’ın bütün coğrafyasında uygulamaya koyduğu insansızlaştırma, kıyım ve yok etme politikaları Dersim üzerinde her geçen gün artmakta. Baharın en güzel ayında insanların yöresine dönük özlemlerini gidermek, yeniden yaşam kurmak adına yönelimlerinin her dönem orman yakmaları, maden arama faaliyetleri, yasak bölge ilanları ile engellemesiyle karşı karşıyayız. Bu sistemli bir şey. Her sene aynı şeyleri yaşıyoruz. Gerçekten canımız yanıyor. Buna karşı ortak ses olmanın gerekliliğine inanıyoruz. Tüm dostlarımızı Dersim’e sahip çıkmaya çağırıyoruz.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • DEDEF üyelerinden açıklama: Hukuk pervasızlığına son verin!

    DEDEF üyelerinden açıklama: Hukuk pervasızlığına son verin!

    PİRHA – DEDEF ve tutuklu aileleri, Silivri 2 No’lu Hapishanesi’nde bulunan DEDEF üyelerinin fiziki ve psikolojik baskıya uğradıklarını ifade ederek basın açıklaması yaptı. Açlık grevinde olanların taleplerine de biran önce kulak verilmesi gerektiğine vurgu yapıldı. 

    DEDEF ve tutuklu aileleri, Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) üyelerinin de içinde bulunduğu Silivri 2 No’lu Hapishanesi’ndeki tutuklulara yönelik hak gaspı, keyfi uygulamalar ve fiziki saldırı iddialarına ilişkin İHD İstanbul Şubesi’nde basın açıklaması yaptı.

    Açıklamaya ailelerin yanı sıra kitle örgütleri de destek verdi. DEDEF yöneticisi Ali Rıza Bilir’in okudu basın açıklamasında şu konulara değinildi:

    “FİZİKİ SALDIRILAR YOĞUNLAŞARAK DEVAM EDİYOR”

    “Ülkemiz hapishanelerinde yaşanan hak gaspları, keyfi uygulama ve fiziki saldırılar maalesef son süreçlerde de yoğunlaşarak devam etmektedir. Hapishanelerde uygulanan tecrit ve insanlık dışı uygulamalar, özellikle bu saldırılara direnme hakkıyla karşı koyan tutuklular ve onlara destek olan tutuklu aileleri ile duyarlı kamuoyu üzerindeki faşist baskılar artarak devam etmektedir. Hapishanelerde tutuklulara çeşitli insanlık dışı uygulamalar yapılmaktadır. Birçok hapishanede bu saldırılara ve tecride karşı, tutsaklar süreli-süresiz açlık grevleri, ölüm oruçları ile direnişlerini sürdürmektedir. Tutukluların bu faşizm karşısında başlatmış olduğu ölüm oruçları artık ölüm sınırına dayanmıştır. Acilen tutsaklara kulak verilmeli, tutsaklar üzerindeki tecridin ve baskıların kaldırılarak, istenmeyen ölümlerin önüne geçilmelidir.”

    Bilir, Silivri 2 No’lu Kapalı Hapishanesi’nde yoğun hak ihlallerinin yaşandığına dikkat çekerek şöyle devam etti:

    “Evleri basılarak gözaltına alınan ve akabinde yeri yurdu, işi gücü ortada iken haksız ve hukuksuz bir biçimde tutuklanan Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) üyelerimizin haklarında iddia edilen suçlamalar, halkın demokratik hakları kapsamında değerlendirilen etkinlikler olmasına rağmen, tüm bunlar suç olarak tasnif edilmiş ve adli kontrol gibi uygulamalar ile tutuksuz yargılanmaları mümkün iken hukuksuzca tutuklanarak özgürlükleri elinden alınmıştır.”

    “EVLATLARIMIZIN BAŞINA NE GELECEK KAYGISI İÇİNDEYİZ”

    Ali Rıza Bilir, gardiyanlar arasında oluşturulan özel ekiplerin, tutuklulara işkence yaptığını ifade ederek şunları söyledi:

    “Tutuklu arkadaşlarımızın müzik aletlerine el konulması, telefon vb. haklarını kullanmak üzere getirilirken ve götürülürken başlayan sözlü tacizler artık saldırı boyutuna ulaşmıştır. Gardiyanlar arasında oluşturulan özel ekiplerin tutuklulara yönelik adeta çetevari saldırıları hukuk ve insanlık onuru adına gelinen son noktayı özetlemektedir. Bizler Dersim Dernekleri Federasyonu(DEDEF) ve tutuklu üyelerimizin aileleri olarak Silivri 2. Nolu kapalı Hapishanesinde yapılan hak gaspları ile tutuklular üzerindeki tüm baskıların son bulması için yetkili mercilerin artık harekete geçerek sorumlu davranmasını, medya başta olmak üzere tüm toplum ve STK’ları duyarlı olmaya çağırıyoruz. Evlatlarımızın hapishanede hangi saat, hangi gün başına neler geldiği kaygısıyla sürekli çocuklarımız merak ediyor, öyle ki saldırılara maruz kalmışlar mıdır diye telefon ve görüş gününe dahi bin bir çeşit endişeyle katılıyoruz. Silivri hapishanesinde özellikle gardiyanlar arasında oluşturulan özel saldırı ekiplerinin sorgulanmasını talep ediyoruz. Darp edilen üyelerimizin ile tüm tutukluların baskılardan kaynaklı artık haklarını kullanmaz hale geldiğini ve arkadaşlarımızın darp edildiği için arkadaşlarımızın sağlık raporu alıp suç duyurusunda bulunmasına rağmen saldırıların artarak devam ettiğini kamuoyuna duyurmak istiyoruz.”

    “AÇLIK GREVİNDE OLANLARIN TALEPLERİNE KULAK VERİLMELİ”

    Bilir, açlık grevi eyleminin 161’nci gününde olan milletvekili Leyla Güven’in yanında olduklarını da belirterek, “başta Leyla Güven olmak üzere açlık grevlerine devam eden tutsakların taleplerine bir an önce kulak verilmelidir” dedi.

    Basın açıklamasının okunması ardından, tutuklu yakınlarından Erhan Demir söz alarak şunları söyledi:

    “Tutuklu arkadaşlarımızın müzik aletlerine el konulması, telefon vb. haklarını kullanmak üzere getirilirken ve götürülürken başlayan sözlü tacizler artık saldırı boyutuna ulaşmıştır. Gardiyanlar arasında oluşturulan özel ekiplerin tutuklulara yönelik adeta çetevari saldırıları hukuk ve insanlık onuru adına gelinen son noktayı özetlemektedir. Öyle ki saldırılara maruz kalmışlar mıdır diye telefon ve görüş gününe dahi bin bir çeşit endişeyle katılıyoruz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • DEDEF’ten hükümete çağrı: Festival izni bir an önce yazılı olarak bildirilmeli-VİDEO

    DEDEF’ten hükümete çağrı: Festival izni bir an önce yazılı olarak bildirilmeli-VİDEO

    PİRHA – Dersim Dernekleri Federasyonu, İstanbul’da basın açıklaması yaptı. Açıklamada hükumete çağrıda çağrıda bulunularak, “Festival izninin biran önce yazılı olarak tertip komitesine bildirilmesini talep ediyoruz” denildi. Öte yandan festivale sahip çıkma çağrısında da bulunuldu. 

    Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) İstanbul’da bulunan Hill Otel’de bilgilendirme toplantısı yaptı. ‘Özgürlüğün ve mücadelenin kadim topraklarında Munzur’un coşkusuyla buluşuyoruz’ pankartının asıldığı açıklamaya Dersim kurum temsilcileri katıldı.

    “DERSİM FESTİVALİ HALKIN FESTİVALİDİR”

    Açıklamada DEDEF Yöneticisi Hasan Şen konuştu. Şen, 18. Munzur Kültür ve Doğa Konseri’nin tanıtım programını yapmak için biraraya geldiklerini söyledi.

    2000 yılından bu yana devam eden bir festival olduğunu kaydeden Şen, festivalin Dersim’in ekonomik, kültürel ve sosyal sorunlarını, ülke gündemini dünya gündemine taşımak amacıyla yapıldığını söyledi.

    Şen, şunları kaydetti;

    2016 yılında İŞİD’in Ortadoğu’da ve ülkemizde olan saldırılarının bahane edilerek festivallerinin iptal edildiğini söyleyen Hasan Şen, “Geçtiğimiz dönemde yaşanan süreç, Dersim Belediyesi’ne atanan kayyum eliyle 2017 yılında Munzur Festiavli yapılmak istendi. Ancak Türkiye’nin bir çok yerinde yaşayan Dersimliler olarak festivalin halkın festivali olduğunu, yapılması gerektiğini düşünerek itiraz ettik ancak belediye festivali iptal etti. Ama Dersim halkı iradesini ortaya koydu” dedi.

    “YETKİLİLER İZNİ YAZILI OLARAK BİLDİRMELİ”

    18. Munzur Kültür ve Doğa Festivali için çalışma yaptıklarını söyleyen Şen, resmi başvuru yaptıklarını ancak şu ana kadar herhangi bir yazılı cevabın gelmediğini belirtti.

    Yetkililere seslenen Hasan Şen, “Festival izninin biran önce yazılı olarak tertip komitesine bildirilmesini talep ediyoruz” dedi.

    “HERKES DAVETLİDİR”

    Şen’in ardından DEDEF Yöneticisi Ali Rıza Bilir festival programını açıkladı. Bilir, eğer festivallerimiz iptal olmasaydı 20. Munzur Festivali olacağını söyledi.

    Bilir, Türkiye’nin dört bir yanında olan herkesi 18. Munzur Kültür ve Doğa Festivali’ne katılım çağrısında bulundu.

    Toplantı, açıklamaya katılanların kısa değerlendirmeleriyle son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Dersim Dernekleri Federasyonu: Gözaltı terörüne yabancı değiliz-VİDEO

    Dersim Dernekleri Federasyonu: Gözaltı terörüne yabancı değiliz-VİDEO

    PİRHA – Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Bursa’da sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek sabah saatlerinde yedi üyesinin gözaltına alınmasını yaptıkları açıklama ile protesto etti. Açıklamada, “Bu ülkede eşitlikten, adaletten, özgürlüklerden yana olan tüm muhalif kesimlere karşı AKP iktidarı tarafından gözaltı terörü uygulanmaktadır” denildi. 

    HABERİN VİDEOSU

    DEDEF Bursa’da sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek sabahın erken saatlerinde Bursa Dersim Dernekleri Başkanı Hediye Zengin ve Dersim Dernekleri Bursa Gemlik Şube Başkanı Ayhan Işık’ın da aralarında bulunduğu toplam yedi üyesinin gözaltına alınmasına ilişkin bugün İstanbul Taksim İnsan Hakları Derneği İHD’de basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasına Munzur Çevre Derneği üyeleri, Sanatçı Mehmet Ekici ve sivil toplum örgütleri  katıldı.

    “KAMUOYUNA GÖZDAĞI VERİLİYOR”

    İlk konuşmayı eski Dersim Dernekler Federasyonu DEDEF Başkanı Ali Rıza Bilir yaptı. Bilir, hiçbir gerekçe gösterilmeden üyelerinin gözaltına alınmasına tepki göstererek, “Kamuoyuna gözdağı vermek için demokratik alanda mücadele eden DEDEF üyelerine gözaltı yapılıyor” dedi.

    Bilir’den sonra söz alan Kağıthane Eyüp Göktürk Dersimliler Derneği Başkanı Metin Turhan ise, “AKP’nin yönlendirdiği baskıyı kınıyorum. 2019 seçimlerine doğru muhalif kamuoyunu bastırmak istiyorlar. Arkadaşlarımızın serbest bırakılmasını istiyoruz” şeklinde konuştu.

    “KINIYORUZ”

    Konuşmaların ardından DEDEF adına basın açıklamasını Genel Başkanı Ali Haydar Ben yaptı. Dernek üyelerinin hukuksuzca ve hiçbir gerekçe gösterilmeden sosyal medya paylaşımları bahane edilerek sabahın erken saatlerinde evlerine baskınla gözaltına alındıklarını söyleyen Ali Haydar Ben, “Dernek başkanlarımız ve üyelerimiz AKP’nin baskıcı ileri demokrasi safsatasının son kurbanı olmuştur. Bizler Dersim halkının örgütlü gücü olan Dersim Dernekleri Federasyonu olarak her türlü gözaltı, baskı ve yıldırma politikalarını pervasızca hayata geçirilmesini kınıyoruz” şeklinde konuştu.

    “TÜM MUHALİF KESİMLERE YÖNELİK GÖZALTI TERÖRÜ”

    DEDEF Başkanı Ben, “Dersim Dernekleri Federasyonu olarak bu tür gözaltı terörüne yabancı değiliz. Bu ülkede eşitlikten, adaletten, özgürlüklerden yana olan tüm muhalif kesimlere karşı AKP iktidarı tarafından gözaltı terörü uygulanmaktadır.  Gözaltına alınan arkadaşlarımızın tek suçları Dersim’in dili, inancı, kültürü ve doğasını sahiplenmektir. AKP iktidarı dün olduğu gibi bugün de muhalif kesimleri, demokratik kitle örgütlerini ve sendikalara dönük tekçi anlayışının doğası gereği operasyonlarla gözaltına almalarla, tutuklamalarla susturmanın gayreti içindedir. Ama bizler, her ne pahasına olursa olsun bu ülkede eşitlikten, adaletten, özgürlüklerden, demokrasiden yana tavır koyan kurumlar olarak, dün olduğu gibi bugünde, bugünden sonrada mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

    Ben, haksız ve hukuksuz bir şekilde gözaltına alınan herkesin bir an önce serbest bırakılmasını talep etti. (HABER MERKEZİ)

  • Dersim heyeti orman yangınlarının tahribatını yerinde gördü: Devlet Dersim’den elini çekmeli-VİDEO

    Dersim heyeti orman yangınlarının tahribatını yerinde gördü: Devlet Dersim’den elini çekmeli-VİDEO

    PİRHA- Dersim’deki orman yangınlarına ilişkin bir araya gelen Alevi kurumları ve demokratik kitle örgütleri adına oluşturulan heyet orman yangının gerçekleştiği iki bölge olan Kutuderesi ve Bali deresinde incelemelerde bulundu. İncelemenin ardından bir açıklama yapan heyet üyeleri, yangınların söndürülmesi konusunda Valinin tavrına dikkat çekerek, “Devlet elini Dersim’den çekmeli. Yangınların söndürülmesinde Vali vebal sahibidir” ifadesini kullandı.

    HABERİN VİDEOSU

    Aralarında Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Muhittin Yıldız, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Gani Kaplan, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Başkanı Tuncer Baş, Demokratik Alevi Derneği Eyüp Şube Eş Başkanı Nergiz Güzel, HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal’ın olduğu heyet orman yangının yarattığı tahribatı yerinde gözlemlediler.

    Orman yangını bölgesine giden heyet, incelemenin ardından Demokratik Alevi Derneği Genel Merkezi’nde açıklama yaptı.

    Munzur Çevre Derneği’nden Ali Yıldız, mücadeleyi yükseltme çağrısı yaparak, orman yangınları ile ilgili yaptıkları mücadelenin önemli olduğuna değindi.

    “DEVLET DERSİM’DEN ELİNİ ÇEKMELİ”

    Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Muhittin Yıldız da, Dersim’de geçmişte devlet eli ile çok acıların yaşandığına vurgu yaptı. Yıldız, “Devlet Dersim’den elini çekmeli. Batı’daki gibi Dersim’de de orman yangınları söndürülmeliydi. Olayın takipçisi olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “VALİ VEBAL SAHİBİDİR”

    HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü ise, gittikleri iki bölge dışında 18 yerde yangın çıktığını hatırlatarak, “Dersim yanıyor lafı çok abartılıyor deniliyor. Dersim’in her bölgesindeki 4-5 yerde yangın vardı. Vali abartılıyor dedi. Kamuoyu oluşturulunca örtemeyeceğini farketti ve müdahale etmek zorunda kaldı. Dersim’deki yangınları bir el çıkartıyor. Devlet ve AKP. Ve bu yangın halkın katkısı ile sönmüştür. Yangının tahribatları ise geçmiş değildir. Muaviye zihniyeti olduğu sürece bu yangın sürecektir. Vali bu yangını söndürmede pay değil vebal sahibidir. Hesap vermeliler” diye konuştu.

    “ORMAN YANGINLARI BİLİNÇLİ OLARAK ÇIKARILDI”

    Dersim Dernekler Federasyonu Yöneticisi Ali Rıza Bilir, orman yangınlarının bilinçli olarak çıkarılan politik tutumlar olduğunu söyleyerek, yaptıkları incelemeyi kapsamlı bir şekilde rapor haline getirerek basın ile paylaşacaklarını duyurdu.  Bilir ayrıca, güvenlikli bölgeler denilerek yayla yasaklarının devam ettiğini ve köylerde yaşayan halkın mağdur edildiğine de değindi.

    “DERSİM HALKI HAKİKAT YOLUNDA MÜCADELESİNİ SÜRDÜRMELİ”

    Demokratik Alevi Dernekleri Genel Başkanı Dursun Demirtaş da “Dersim 30 yıldır yanıyor. Dersim halkı ve dostları kendi özüne dönüp hak ve hakikat yolunda mücadelesini sürdürmelidir” ifadelerini kullandı.

    Açıklamanın ardından heyet üyeleri Dersim’den ayrıldı.

    Sevim KAHRAMAN/DERSİM