Etiket: Ali Sizer

  • Ali Sizer: Hakk deyişlerinin şiddet sahnelerinde kullanılması kültürel ihanettir- VİDEO

    Ali Sizer: Hakk deyişlerinin şiddet sahnelerinde kullanılması kültürel ihanettir- VİDEO

    PİRHA- Müzsyen Ali Sizer, Alevi nefesleri ve deyişlerinin şiddet, çatışma ve çete sahnelerinde kullanılmasının kültürel bir imha olduğunu söyleyerek, “Bu eserler ruhu, sözünü ve geleneği yok etmektir. İnanç ve emeğe saygı gösterilmelidir” dedi.

    Son yıllarda şiddet, çatışma, çeteleşme ve yozlaşma temalı film ve dizilerde Alevi nefesleri ile deyişlerinin sıkça kullanılması tartışma konusu olmaya devam ediyor. Özellikle çete başı karakterlerin sahnelerinde deyiş ve nefeslerin tercih edilmesine yönelik eleştirilere bir yenisi eklendi. Müzisyen Ali Sizer, konuya ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “BU, FİZİKİ DEĞİL KÜLTÜREL BİR İDAMDIR”

    Pir Sultan’ın zalime karşı durduğu için idam edildiğini hatırlatan Sizer, onun deyişlerinin bir çete başının sahnesinde kullanılmasını “yeniden idam” olarak nitelendirdi:

    “Pir Sultan zalimin zulmünü reddettiği için asıldı. Şimdi o deyiş bir çete başının sahnesinde çalınıyorsa bu bize şunu söylüyor; ‘Sizi yeniden idam ediyoruz.’ Bu biyolojik bir ölüm değil; kültürel, manevi bir yok etmedir. Fiziki olarak varsın ama ruhun alınmış, sözün tersyüz edilmiş. Eskiden Aleviler, Kızılbaşlar kırımdan geçerdi ama geride kalanlar inancını korurdu. Şimdi katliamın rengi değişti. Kültürel alan üzerinden bir imha söz konusu. Zulmü durdurmak için söylenmiş bir söz, zulmün fonuna dönüştürülüyor.

    Bir ozan bir nefesi katliamın önüne geçmek için besteler. Eğer o eser bir infaz sahnesinde çalınıyorsa, bu o ozanın sözünü tersyüz etmektir. Bu, ‘sen bunları boşuna söyledin’ demektir. O sözün ruhunu da nefesini de almak demektir. Bu, geleneği dipten yok etmenin başka bir biçimidir.”

    “DEYİŞLERİMİZİ POPÜLER KÜLTÜRE KURBAN EDEMEYİZ”

    Alevi inancında nefeslerin “Hakk sözü” olduğunu ve inanç değerlerinin popüler kültürle araçsallaştırılmaması gerektiğini vurgulayan Sizer, “Biz nefese ‘hak deyişi’ deriz. Nefes bizim için ayettir. Nasıl ki Müslümanlar için Kur’an ayeti, Hristiyanlar için İncil kutsalsa; Aleviler için de nefes aynı anlamı taşır. Sen o Hakk sözünü alıp bir katilin sahnesine koyarsan, bu inanca yönelik bir saygısızlık ve tahribattır. Bu nedenle artık rica etmek değil, açıkça söylemek gerekir; bu yolu sevenler kendilerine ihanet etmemelidir. Popüler kültürün beğeni ve izlenme ölçütleri uğruna bir inancın barış felsefesi araçsallaştırılmamalıdır. Diziye uygun müzik yapılabilir; ancak Alevi nefesleri, duaları ve ‘hu’ makamı şiddetin arka planı olmamalıdır” dedi.

    “Bu eserleri kullananlar emek veriyor, karşılığını da alıyor olabilir. Ancak seçici olmak zorundalar. Bir inancın, bir bütünlük makamının, bir barış öğretisinin bu kadar kolay harcanmaması gerekir. Aksi halde bu büyük bir ihanet olur ve bunun hesabı mutlaka sorulur” diyen Sizer, inanç, kültür ve emeğe saygı gösterilmesi çağrısında bulundu.

    Fatoş SARIKAYA-Diren KESER/ MERSİN

     

  • Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Adıyaman Şubesi yeni yerin açılışını yapıp, Xızır cemi tuttu-VİDEO

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Adıyaman Şubesi yeni yerin açılışını yapıp, Xızır cemi tuttu-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Adıyaman Şubesi, 2 yıl aradan sonra derneğinin açılışını yapıp, Xızır Cemi tuttu. Açılışta PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe’nin gözaltına alınmasına tepki gösteren PSAKD Adıyaman Şubesi Başkanı Ali Sekman, “Pir Sultan Abdal Kültür Derneği her türlü haksızlığın karşısındadır” dedi.

    Depremde yıkılan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Adıyaman (PSAKD) Şubesi, 2 yıllık bir süre sonunda yeni yerinin açılışını yaptı. Gulbang okunduktan sonra kurdelesi kesilen dernek, halkın hizmetine açıldı.

    Dernek açılışına Dede Kargın Ocağı evlatlarından Musa Kargın Dede, Ağuçan Ocağı evladı Hüseyin Güzel Dede siyasi temsilci üyeleri, sendika örgütleri, Diyarbakır Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Şubesi, Adıyaman Belediye Başkan Yardımcısı ve birçok yurttaş katıldı.

    Yurttaşlar evden getirdikleri lokmaları pay ederken, Xızır lokmasının gülbangını da Üryan Hızır Ocağı evlatlarından Pir Deniz Büyükşahin okudu.

    Açılış öncesinde depremde yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşuna geçildi. 12 hizmetin yürütüldüğü cemde, Adıyaman ve Diyarbakır’dan gelen ekipler semaha durdu.

    “PİR SULTAN ABDAL KÜLTÜR DERNEĞİ HER TÜRLÜ HAKSIZLIĞIN KARŞISINDADIR”

    Açılış konuşmasını yapan Pir Sultan Abdal Derneği Adıyaman Şubesi Başkanı Ali Sekman, açılışın toplumumuzda birleştiren, barış ve huzur getirmesini temenni ettiklerini belirterek şunları söyledi:

    “Hep birlikte daha iyi yarınlar için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bu anlamlı günde hep beraber olduğumuz için çok mutluyuz. Xızır’ın, Pir Sultan Abdal’ın ışığının yolumuza devam etmesini temenni eder, aramızda olduğunuz ve bu atmosferi bizimle paylaştığınız için teşekkür ederim.”

    Sekman, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe’nin gözaltına alınmasına da tepki gösterdi. Sanatçılara, gazetecilere, yazarlara yapılan baskılara da dikkat çeken Sekman, “Bu soruşturma başkanımızın sözde halkı kin ve düşmanlığa sevk etmiş olması, devlet kurumlarının aşağılamış olduğu idda edilmişti. Bu yapılan iddiayı kabul etmiyoruz. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği her türlü haksızlığa, eşitsizliğe karşı durup ruhu gereği mazlumun her daim yanındadır ve yanında olmaya devam edecektir” dedi.

    “ALEVİLER ASİMİLE EDİLMEK İSTENİYOR”

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Adıyaman İl Eş Başkanı Hüseyin Çoşkun, derneğin açılışında emeği geçen herkse teşekkür ettiğini ifade ederek, bundan sonra sonraki birçok cemde yine beraber olacağız mesajı verdi. Çoşkun, Aleviler’e yönelik asimilasyon politikalarına değinerek şunları söyledi: “Bugün her dönemde olduğu gibi Aleviler asimile edilmek isteniyor. Okullarda zorunlu din derslerinde asimile edilmeye çalışılıyor. Eşit yurttaşlık talepleri yıllardır görünmezden geliniyor. Artık bu taleplerin duyulması gerekiyor. Cemevlerimiz bile hala ibadethane olarak görülmüyor. Bugün Alevileri Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlamaya çalışıyorlar. Bu kararı aldıklarında Alevilere, dedelere sorulmadı.  Cemevinin statüsünü Aleviler belirler.

    “YENİ ANAYASADA ALEVİLERİ OLMASI GEREKİYOR”

    Alevilerin haklarını yapılmak istenen yeni anayasada olması gerektiğini belirten Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Genel Başkan Yardımcısı Mahmut Nedim Evli, “Bir birey de olsa bu ülkede herkesin eşit olmaya hakkı vardır. Bir birey bu ülkede kendini özgür değilse bu ülkenin kalkınması, büyümesi mümkün değildir. Türkiye’nin ikinci yüzyılında Alevilerle ilgili bir herhangi bir şey geçiyor mu? Bu yüzyılda yeni fırsatı kaçırırsak bir daha bulamayız. Burada bulunan herkesten talebimiz Alevi olduklarını her yerde haykırsınlar. Alevilerin haklarını istemesi ana sütü gibi haktır” diye ifade etti.

    “ALİ SİZER: XIZIR’IN OLDUĞU YERDE ADALET VARDIR”

    Yapılan açılışa katılan ancak türkü okuyamayacağını ifade eden Sanatçı Ali Sizer, Xızır ayına ilişkin konuşma yaptı. Sizer, “Hakk’ın olduğu yerde adalet vardır, Hakk’ın olduğu yerde marifet vardır, Hakk’ın olduğu yerde Xızır vardır. Ömür bir mevsimdir; sonbaharı, kışı, yazı yaşadığı gibi… Şimdi benim de geçirdiğim bir kış mevsimi var. 4-5 aydır elime sazımı almadım. Duygularım çok yoğun o yüzden çok verimli değilim” diye ifade etti.

    Diyarbakır’dan gelen semah ekibinin ardından Sanatçı Huriye Ahuzar, ağıt ve nefesleriyle programı sonlandırdı.

    PİRHA/ADIYAMAN

  • Hakk’a yürüyen Hüseyin Cem Sizer’in 40 lokması verildi-VİDEO

    Hakk’a yürüyen Hüseyin Cem Sizer’in 40 lokması verildi-VİDEO

    PİRHA- Geçirdiği kalp krizi sonrası Hakk’a yürüyen CAN TV programcısı Ali Sizer’in oğlu Hüseyin Cem Sizer’in kırk lokması verildi. 

    27 Ekim tarihinde kalp krizi geçirdikten sonra hastaneye kaldırılan CAN TV programcısı Ali Sizer’in oğlu Hüseyin Cem Sizer, 4 gün süren müdahalelere rağmen kurtarılmayarak Hakk’a yürümüştü.

    Hakk’a yürüyen Hüseyin Cem Sizer için bugün Adıyaman’a bağlı Paşamezrası Köyü’nde kırk lokması verildi.

    Kırk lokmasına Pir Sultan Abdal Derneği Adıyaman Şube Başkanı Ali Sekman, Alevi Kültür Dernekleri Rıza Tanrıverdi Cemevi Başkanı Hasan Çalış, Demokratik Alevi Dernekleri Adıyaman Şubesi Eş Başkanı Melek Ruşen, Ağuçan Ocağı evlatlarından Hüseyin Güzel, CAN TV ve Pir Haber Ajansı çalışanlarının yanı sıra çok sayıda kişi katıldı.

    Kureyşan Ocağı Pirlerinden Garip Bozkurt’un verdiği lokma gülbengi sonrasında lokmalar gelenlere pay edildi.

    PİRHA/ADIYAMAN

     

  • Hakk’a yürüyen Ali Sizer’in oğlu Hüseyin Cem Sizer için taziye kuruldu-VİDEO

    Hakk’a yürüyen Ali Sizer’in oğlu Hüseyin Cem Sizer için taziye kuruldu-VİDEO

    PİRHA- Geçirdiği kalp krizi sonrası Hakk’a yürüyen CAN TV program sunucusu Ali Sizer’in oğlu Hüseyin Cem Sizer için taziye kuruldu.

     

    27 Ekim günü kalp krizi geçirdikten sonra hastaneye kaldırılan CAN TV program sunucusu Ali Sizer’in oğlu Hüseyin Cem Sizer 4 gün süren müdahalelere rağmen kurtarılmayarak Hakk’a yürümüştü. Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde alınan Sizer’in cenazesi Yarmakaya (Çakal) köyünde sırlanmıştı. Sizer ailesi oğlu Hüseyin Cem Sizer için taziye kurdu.

    Ahmet Tohumcu Taziye Evi’nde 2’nci gününde devam eden taziyeye çevreden yurttaşlar, aileye taziyelerini dile getirdi.

    PİRHA/ADIYAMAN

     

  • CANTV programcısı Ali Sizer’in oğlu Hüseyin Cem Hakk’a yürüdü

    CANTV programcısı Ali Sizer’in oğlu Hüseyin Cem Hakk’a yürüdü

    PİRHA- CANTV programcısı Ali Sizer’in oğlu Hüseyin Cem Sizer geçirdiği kalp krizi sonucu Hakk’a yürüdü.

    CanTV’de program yapan Ali Sizer’in 21 yaşındaki oğlu Hüseyin Cem Sizer geçirdiği kalp krizi sonucu tedavi gördüğü Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Hakk’a yürüdü. Hüseyin Cem Sizer bugün Yarmakaya (Çakal) Köyü’ne sırlandı.

    Sizer Ailesi Ahmet Tohumcu Taziye Evi’nde taziyeleri kabul edecek.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Sizer: Hakk’a uğurlamayı inancımıza göre yapmalıyız, İslami yaşamdan kopmalıyız-VİDEO

    Sizer: Hakk’a uğurlamayı inancımıza göre yapmalıyız, İslami yaşamdan kopmalıyız-VİDEO

     PİRHA-Alevilerin Hakk’a uğurlama erkanının Alevi inancına göre yapılması gerektiğini belirten Zakir Ali Sizer, “Alevi Bektaşi ve Kızılbaşlar olarak bizler Hakk’a uğurlama erkânlarımızı kadın ve erkek bir arada, gülbenklerimizi, deyişlerimizi söyleyerek hep beraber cemal cemale yapıyoruz” dedi. Sizer Hakk’a uğurlamada İslam anlayışından kopmak gerektiğini vurguladı. 

    Zakir Ali Sizer, Alevi toplumunun Hakk’a uğurlama erkanı ile ilgili PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    Ali Sizer, “Bizim erkanımız, bizim muhabbetimiz nedir? Biz ne yaparız? Biz dem yaparız, muhabbet yaparız, cem yaparız. Hakk’a yürüme erkanımızı da her bölgenin kendi özgün halini katarak yaparız” dedi.

    HAKK’A UĞURLAMADA BÖLGE FARKLILIKLARI OLABİLİR”

    Kim hangi bölgede yaşıyorsa o bölgenin özelliklerine göre Hakk’a uğurlama erkanı yürütüldüğünü belirten Sizer, “Akdeniz Bölgesi’nde yaşıyorsan Abdal Musa’nın himmeti, hakkı için diyebilirsin, bağışla dersin. Üç tane nefes ya da kendi yöresine ait kutsalı neyse onunla Hakk’a uğurlama yürümelidir. Bölge farklılığı vardır elbette ama biz gülbenklerimizle, kendi nefeslerimizle Hakk’a yürüme erkanlarımızı yapmalıyız, bundan korkmamalıyız” diye ifade etti.

    “BİZİM İNANCIMIZDA ÖLÜM YA DA ÖTEKİ DÜNYA YOKTUR”

    Alevi Kızılbaşlar olarak İslami ritüellerden artık kopulması gerektiğini vurgulayan Sizer, şöyle devam etti:

    “Hakk’a yürüme erkanımız nedir? Biz Hakk’a yürüyen canımıza ölü demiyoruz. Onu koyuyoruz meydana, etrafında u şeklinde hep beraber cemal cemale yapıyoruz. Hakk’a yürüyen canımızın yanına musahibini koyuyoruz. Sorgusu suali varsa, Hakk’tan alacağı vereceği varsa soruyoruz. Çünkü öteki dünya yoktur.

    “ARTIK İSLAMİ YAŞAMDAN KOPMALIYIZ”

    “Alevilikte senede bir görgüden geçilir. O anlamıyla her bölge, her köy, herhangi bir şekilde kendilerine ait Hakk’a yürüme erkanı yapabilirler, korkmamalılar. Ben de Adıyaman’da bulunan bir cemevinde hizmet yürüteceğim. Cemevinde birkaç genç arkadaşlarımı da yanıma alıp gençlere ‘hem Hakk’a yürüme erkannamesini okuyun hem de bu hizmeti yürütün’ diyeceğim. Aynı zamanda bu gençleri inanç kuruluna göndereceğim. Bana göre artık İslami yaşamdan kopmalıyız.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • ‘Hükümet maaş vererek Alevileri kendi içinde kirletmek ve bölmek istiyor’-VİDEO

    ‘Hükümet maaş vererek Alevileri kendi içinde kirletmek ve bölmek istiyor’-VİDEO

    PİRHA-Zakir Ali Sizer, AKP hükümetinin kurduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı aracılığıyla dedelere maaş teklif edilmesine tepki gösterdi. Alevilere yönelik asimilasyon politikasının sadece bugüne özgü bir yaklaşım olmadığını belirten Sizer, “Alevilerin haklarını tanımıyorlar ama dedeleri maaşa bağlayarak Alevileri kendi içinde kirletmek ve bölmek istiyorlar” dedi.

    Türkiye’de Alevi inancının hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun, zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve nefret suçlarının önüne geçilmesi için hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzleşilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları uygulanmıyor.

    Alevi örgütleri, “Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kesinlikle kabul etmiyor. Yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir ögeye indirgeyen AKP hükümeti, oluşturduğu ekiple Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor!

    Zakir Ali Sizer “Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın maaşlı dedeler bulma girişimlerini PİRHA’ya değerlendirdi.

    Alevilere yönelik asimilasyon politikalarının sadece bugüne özgü bir yaklaşım olmadığını belirten Zakir Ali Sizer, “Aslında tarihten beri gerek Osmanlı gerek Türkiye Cumhuriyeti Aleviliği bitirmek ve başkalaştırmak istemişlerdir” dedi.

    “DEVLET ÖNCE ALEVİLİĞİ KABUL ETMELİ, ANAYASAL GÜVENCEYE KAVUŞTURMALIDIR

    Sizer, “Önce devlet Aleviliği, Kızılbaşlığı, Bektaşiliği, cemevlerinin ibadethane olduğunu kabul etmeli, anayasada yer almalı. Ondan sonra para ve diğer işler konuşulur. Sen hiçbir şey yapmıyorsun, kabul etmiyorsun ama parayla Alevileri kendi içinde kirletme çabasına giriyorsun. Eskiden daha güzeldik, temizdik. İktidar Aleviliğin içini boşaltma çabası içerisinde. Bunlar çok karşılık bulmadı. Ben Adıyamanlıyım. Bölgede çok karşılığı olmadı, karşılık bulmadı. Devletin böyle bir çabaya girmesi zaten kabul edilemez” diye belirtti.

    “ADIYAMAN’DA DEDELER DEVLETİN VERDİĞİ YARDIMLARI ALMADI”

    Adıyaman’da bulunan dedelerin, pirlerin ve mürşit ocaklarının hiçbirisinin devletin vermiş olduğu yardımları almadığını belirten Sizer, şöyle devam etti:

    “Hakk ve hakikat yoluna emek veren canlarımızın hiçbiri bu işin içerisinde yer almadılar. Devletin böyle bir çalışma yürütmesi asla tasvip edilemez. Bu tür girişimlere karşıyız. Hiçbir pir, devletin piri olamaz, pir devletin memuru değildir. Pir, bilge aynı zamanda taliplerine önderlik yapan bir kişidir. Pir taliplerinin piridir. Pirin talibi varsa pir pirliğini ancak o zaman  yapar. Pirlik önderliktir, bilgeliktir, birikimdir. Hakk ile hak olmaktır. Cahil ile sohbet edip cehaletini üzerinden atmaktır. Cahilliğin gömleğini yırtan kişilerdir. Devletin memuru olmuş dedeye bazı arkadaşlarımız pir diyebilirler ama devlet memurlarına biz pir diyemeyiz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

    İLGİLİ HABERLER

    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO
    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO
    10-‘Maaşı kabul etmiyoruz; nefsine yenik düşen olursa düşkündür’-VİDEO
    11-‘Devletten maaş aldığın zaman amir-memur ilişkisine dönüşür, maaş reddedilmeli’
    12- ‘Cemevi Başkanlığı bir tuzaktır; maaşı kabul edenler onurlu değildir’-VİDEO

    13- ‘Cemevlerini Diyanet bünyesine katmak ve içten fethetmek çabasındalar’-VİDEO
    14-‘Alevi Pirleri ve Bektaşi Babaları sadece talipleriyle yol alır’-VİDEO
    15-Çiçek: Dedelere, zakirlere maaşı devlet verirse ne inanç ne de yol kalır-VİDEO
    16-‘Maaş bağlamanın altında yatan Alevi inancını yok etmektir’- VİDEO
    17-‘Pirlerimiz yollarına sahip çıksınlar, kendilerini maaşa bağlamasınlar’-VİDEO
    18-‘Gülsev Kaya: Biz ulufeyle, parayla, maaşla tarif edilecek bir geçmişe sahip değiliz’ – VİDEO
    19-‘Büyükşahin: Alevileri kendi kirli işlerine ortak etmek istiyorlar ‘– VİDEO
    20-‘Karaoğullarından: Maaşı kabul eden ‘Hınzır Paşa’lara geçit vermeyeceğiz’- VİDEO
    21-Güleç: Hedefleri Alevi kurumsallaşmasının ulaşamadığı yerleri ele geçirmek – VİDEO
    22-‘Alevilerin bu kötü gidişata bir an önce dur demesi lazım’
    23-Sazcı: Dedelere maaş, makbul ve makul bir Alevilik yaratma girişimidir-VİDEO
    24-‘Dedelere maaş teklif edilmesi Aleviler üzerinde dayatmayı yaratır’- VİDEO
    25-‘Cemevi Başkanlığı’nın asimilasyonunu anlatmak için cemevlerine, köylere ulaşmalıyız’- VİDEO
    26-‘Nakibüleşraf rolü üstlenip secere dağıtmaya yeltenecekler!’
    27-‘Aleviliği yok etme politikası; o memura cemevi ziyareti için izin vermedim’
    28-‘Aleviliği yok etme politikası; o memura cemevi ziyareti için izin vermedim’
    29-‘Alevilik, korkunç bir yok edilme ile karşı karşıyadır; bu oyuna gelmeyelim’
    30-‘Alevi pirleri Cemevi Başkanlığı’na giderse, cemlerde ne yapılacağını başkaları tarif eder’-VİDEO
    31-Pir İsmail Alkan: Alevi pirlerine maaş ile topluma fetva verilmek isteniyor-VİDEO
    32-‘Bir dede parayla hizmet yürütmez; maaşı kabul edenleri cemevlerimize kabul etmiyoruz’-VİDEO
    33- ‘İnancımız tanımayanların maaşına ihtiyacımız yok’-VİDEO
    34- ‘Maaş alan dede devletin memuru olur; bunlar bizlere Hz. Yezid dedirtecekler’-VİDEO
    35- ‘Aleviliğin doğasında maaş yoktur; bizim ışığımıza, pirimize, yolumuza saldırıyorlar’ – VİDEO
    36- ‘Maaş alan dede emirleri uygular, Alevi toplumu bundan yara alır; direnç göstermeliyiz’- VİDEO
    37- ‘İçişleri Bakanlığı’nın gittiği Alevi köylerine gidemedik, o insanlara dokunamadık-VİDEO
    38-‘Cemevimizdeki hizmet, maddi karşılığı olmayan bir hizmettir, maaşa karşıyız’-VİDEO
    39-Dede Özgün: Yüreğimizdeki, beynimizdeki Aleviliği hiç kimse silemez-VİDEO
    40-Hüseyin Soysüren Dede: Ser verip sır vermeyenler maaşı kabul etmez-VİDEO

  • Sizer: İslam kendini yaşar ama Alevilik bambaşka bir şey ve kendini yaşamalıdır-VİDEO

    Sizer: İslam kendini yaşar ama Alevilik bambaşka bir şey ve kendini yaşamalıdır-VİDEO

    PİRHA- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun “Alevilik bağımsız, özgün bir inançtır” şeklindeki başvurusunu haklı bulmasını değerlendiren Zakir Ali Sizer, “Eğer o hak alınacaksa Türkiye gibi ülkelerde alınması gereklidir. İslam kendini yaşar ama Alevilik bambaşka bir şeydir ve kendini yaşamalıdır” dedi.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avusturya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun (AABF) “Alevilik bağımsız, özgün bir inançtır” şeklindeki başvurusunu 5 Mart 2024’te sonuçlandırdı ve Avusturya hükümetini haksız buldu. Avusturya hükümeti, ülkedeki Alevilere İslam dayatmasında bulunarak Aleviliğin bağımsız/özgür bir inanç olduğunu kabul etmiyordu.

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ‘nin(AİHM), Aleviliğin hiçbir dine bağlı olmadan kendine özgü bağımsız bir inanç olduğunu kabul edip, Alevilerin başvurusunu haklı bulmasını Zakir Ali Sizer, PİRHA’ya değerlendirdi.

    “EĞER HAK KAZANILACAKSA TÜRKİYE’DE KAZANILMALIDIR”

    Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarına rağmen Alevilerin ibadethanesi olan cemevlerinin tanınmadığı, kamusal haklardan faydalanmasının önüne geçildiği eleştirisinde bulunan Sizer, “Avrupa’nın kendi yasası zaten esnektir ve insan temellidir, biz bunu kazanımla aldık. Eğer o hak alınacaksa Türkiye gibi ülkelerde alınması gereklidir. Avrupa’da hak kazanılmaz Avrupa’da haklar var zaten sen yeter ki dilekçeni ver prosedürünü yerine getir bitmiştir” dedi.

    “ALEVİLİK KENDİNİ YAŞAMALIDIR”

    Alevilerin kendilerine ait bir yaşam biçimi olduğunu vurgulayan Sizer, “Kendimize ait bir inancız, doğayla bütünleşmiş bir halde tanrı, doğa, insan diyoruz. AİHM kararı elbette önemlidir. Biz elbette ki İslamiyet’in şunun veya bunun karşısında değiliz. İslam kendini yaşar ama Alevilik bambaşka bir şeydir ve kendini yaşamalıdır. Alevilerin yaşam alanı da yerkürenin hepsidir merkezi de insandır, kendi adı da vicdandır” diye konuştu.

    “ALİ’NİN MANADAKİ HAKİKATİN ARAMALIYIZ”

    Sizer şöyle devam etti:

    İslamiyet silindir gibi bizim üzerimizden geçmiş, seni preslemiş, senin onu atman belki yüzyıl alacak. Senin onu bir kenarda tutman belki yüz yılları aşacaktır. Ama şöyle bir şey var; onu söylerken isimlerden korkulmaması gerekiyor. Bizim erenlerimiz bizim Düzgün Babamız, Hacı Küreyişimiz, Derviş Cemalimiz, Ağuçanımız ya Ali deyip Hakk ile bütünleştiler. Ali’nin ismi ile hakikati buldular. İsimden korkmadan Ali’nin manadaki hakikatini aramak, onun yolundaki Aleviliğini Kızılbaşlaştırmaktır.

    “BİZİM ALİ’MİZ DİVANELERİNDİR”

    Sosyal medyadaki tartışmalara da değinen Ali Sizer, “Sizin Aliniz şeraitidir ve Müslümanlarındır dedim. Bizim Ali’miz hakikatindir ve divanelerindir, o bir divaneliktir. Onun için Avrupa’da her şey esnektir. Müslümanlıktan İslamiyet’ten kurtulalım derken kendinizden de bir sürü kayıp verip tahribat yaratıp gitmek çok tehlikeli bir şeydir. Onun için Muhammed’in Ali’nin, Hasan’ın, Hüseyin’in, Zeynel’in, Cafer’in, İmam Bakır’ın isimleri bizim her şeyimizdir. Biz onların biyolojik olarak yaşamlarına baktığımız zaman İranlıların hepsi Hüseynidir. Ama Hüseyin’i katledenlerdir. Hazreti Zeynep’in bedduasıdır bugün kendilerini dövmeleri. O günden kalan mirastır onlara. Siz ki dedi bedeninizden bir damla kan kalmayıncaya kadar kendinizi dövseniz de ben sizi affetmiyorum ve etmeyecek” ifadelerini kullandı.

    “BİRBİRİMİZİ TAMAMLAMALIYIZ”

    Zakir Ali Sizer, konuşmasının devamında, “Birbirimizi tamamlayabilecek güçteyiz, hiçbirimiz tamam değiliz. Tamam olanlarımız ermişlerimizdir, pirlerimizdir, enbiyadır, evliyadır. Onlar da bu zamanın içerisinde sırlandılar kesinlikle sır içinde kaldılar. Ama biz birbirimizi tamamlayabiliriz. Bunu da edeple, erkanla, muhabbetle kırarak dökerek ötekileştirerek değil. Kendi içimizdeki çoğulculuğumuzu esas alacağız. Abdallar kendi dilinde, Çepniler orada Yörükler burada, Kürtler orada, Türkler burada, Tahtacılar orada ama bunların hepsi eşittir, haktır.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

    İLGİLİ HABERLER

    AİHM’den emsal karar: AABF’nin ‘Alevilik bağımsız bir inançtır’ başvurusunu haklı buldu

  • Konyaaltı Cemevi’nde Newroz Cemi yürütüldü-VİDEO

    Konyaaltı Cemevi’nde Newroz Cemi yürütüldü-VİDEO

    PİRHA-Konyaaltı Alevi Bektaşi Cemevi Derneği’nde yürütülen Newroz ceminde dört mevsimin can olduğu bütün renklerin yeniden var olduğu Newroz’un bütün bayramların sultanı olduğu vurgulandı.

    Konyaaltı Alevi Bektaşi Cemevi Derneği’nde Newroz Cemi yürütüldü. Newroz cemine Kureyşan Ocağı Yol Yürütücüsü Kazım Açıktepe, Zakir Ali Sizer, Erhan Özdemir, Abdal Musa Kültür ve Tanıtma Derneği Eşit Başkanı Yol yürütücüsü Zakir Süleyman Demir, Kızıldeli Sultan Ocağı evlatlarından Yol hizmetkârı Mustafa Sazcı katıldı.

    “NEWROZ, DOĞADA BÜTÜN CANLILARA NEFES VERDİĞİ BİR GÜNDÜR”

    Hünkarın “ilimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” sözüyle konuşmasına başlayan Kureyşan Ocağı Yol Yürütücüsü Kazım Açıktepe, “Işık nurdur, ışık aydınlıktır, ışık sevgidir. Tamda bugün Newrozu kutlarken güneşin bugün dik olarak gelip evleri ısıtıp doğada bütün canlılara nefes verdiği gündür. Bu ışık cümlemizin gönlünde ışısın gönüllerinde sevgi muhabbet olsun, geleceğiniz aydınlık olsun cümlenize aşk olsun. Kadimden bugüne dilden dile, telden tele, gönülden gönüle, el ele el hakka düsturu ile bu yolu bu erkânı nefesleriyle telli bağlamalarıyla getiren yol ulularımızın bu konuda emek veren, bedel ödeyen cümle canlılara aşk olsun aşkını niyazımız olsun” diye belirtti.

    “BU YOLDA HİÇBİR OCAK DİĞERİNDEN ÜSTÜN DEĞİL”

    Her canın bu yolun talibi olduğunu yol içerisinde birbirlerine ikrar verdiğini belirten Açıktepe, “Her birimiz bir hizmeti yerine getirmeye çalışıyoruz. Esas olan talibin kendisiyle her yıl mutlaka dar-ı didar olması gerekiyor. Eskiden yapılan erkânları şehirleşme ile birlikte kaybettik. Erkanları yapmak için çok az da olsa belki buluşan vardır ama çoğumuz birbirimizin izini kaybettik. Buradaki cemlerimiz Aslında geçmişte büyüklerimizin yaşadığı yaptığı cemlerle aynı değil, çok eksiğimiz var” dedi.

    “NEWROZ ZALİMİN ZULMÜNE KARŞI BİR DURUŞTUR”

    Newroz’un Aleviler için kıymetli olduğunu belirten Zakir Ali Sizer, “Newroz zalimin zulmüne karşı bir duruştur. Newroz bizler için önemlidir dört mevsim tamamına erer, yeniden kendi kendinde var eder onun için Newroz önemlidir. Newroz bütün bayramların sultanıdır Newroz. Dört mevsimin can olduğu bütün renklerin yeniden var olduğu yaylaların ovaların süslendiği bir demdir Newroz” diye ifade etti.

    “İSMİMİZİ ÇOK DEĞİŞTİRDİLER AMA CİSMİMİZİ DEĞİŞTİREMEDİLER”

    Her canın ayrı ayrı bir değer olduğunu cevheri oluşturanın ise pirler, sadıklar ve âşıklar olduğunu belirten Sizer, ”Bu yol zerreyi cevherle buluşturan bir yoldur. Onun için adımız çok değişti bizim. İsmimizi değiştirdiler ama cismimizi hep aynı kaldı. Yani toprak ana gibi hiç değişmedi” dedi.

    Cemde gülbenglerin okunmasının ardından Kürtçe ve Türkçe söylenen deyişlerle semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

     

  • Sanatçı Sizer: Aleviler küllerinden yeniden doğacak ve Hak kapısını terk etmeyecek- VİDEO

    Sanatçı Sizer: Aleviler küllerinden yeniden doğacak ve Hak kapısını terk etmeyecek- VİDEO

    PİRHA-Maraş ve Adıyaman gibi kentlerde dünden bugüne ‘insansızlaştırılma’ politikalarının, deprem sonrasında daha da arttığına dikkat çeken Sanatçı Ali Sizer, “Benim ricam çağrım bütün kurumlara, partilere; gelsinler biraz yerellerde kalsınlar, her köyde bir komün oluştursunlar ve oradaki insanlar nasıl yaşıyorlar görsünler. Gelsinler de halimizi hal eyleyelim, yolumuzu yol eyleyelim. Her çiçekten de bal eyleyelim de biz olalım” dedi.

    6 Şubat 2023’te Maraş merkezli meydana gelen depremlerin en çok etkilediği kentlerin başında gelen Maraş ve Adıyaman’da yaşam yeniden kurulmaya çalışılırken, iktidarın 8 aylık pratiği tepki topluyor. Ağır hasarlı binaların kaldırılma işlemleri toz bulutlarına yol açarken, halkın sağlığını da olumsuz etkiliyor. Barınma, eğitim, sağlık alanında sorunlar büyürken, kışın yaklaşması yurttaşlardaki endişeyi arttırıyor.

    Aynı zamanda deprem bölgelerinde ‘insansızlaştırma’ politikasının uygulandığına dair görüşler de hakim.

    Önce Çocuklar Derneği de, deprem sorası yurttaşların yüzde 97,7’sinin psiko-sosyal destek alamadığını, insani yaşam koşullarına erişimde ciddi eksikliklerin tespit edildiğini, çocukların başta barınma, sağlık, eğitim ve oyun haklarının ihlal edildiğini kaydetti.

    Sanatçı Ali Sizer, 6 Şubat’ta yaşanan deprem felaketinin üzerinden geçen 8 ayı PİRHA’ya değerlendirdi.

    “DEVLETSİZLİK VARDI

    Yurttaşların deprem travmasından çıkmalarının uzun zaman alacağını vurgulayarak, “8 ay geçmesine rağmen depremin acıları hala ilk günkü gibi. İnsanlar canını verdi, sevdiklerini, evlerini kaybettiler. Orada bir yetersizlik var. Depremde halk elinden geleni yaptı ama orada bir devletsizlik vardı. Yıllardır süre gelen Kızılbaşların üzerinde hala onu yok sayan bir aygıt var. Devletsizliğin verdiği bir acı da eklenince insanlar biraz daha yalnızlık ve ötekileştirme hissetti” dedi.

    “BUGÜN YAS DEVAM EDİYOR

    Sadece Alevilerin değil depremi yaşayan bütün insanların devletsizlikle karşı karşıya kaldığına işaret eden Sizer, “Ama halkın birliği, dayanışması iyiydi. Bugün yas orada hala devam ediyor. Devleti zorlayıp imkanları halkın ihtiyaçları için kullanmaya nasıl zorlarız biraz bunu da düşünmek ve eyleme geçme zamanıdır. Önümüz kış. Orada zemheriyi yaşayan insanlar ikinci bir zemheriyi kaldıramazlar” diye belirtti.

    “ALEVİ KÖYLERİ ZULMÜN İÇİNDE”

    Maraş ve Adıyaman gibi kentlerde dünden bugüne ‘insansızlaştırılma’ politikalarının uygulandığını, deprem sonrasıda daha da arttığına dikkat çeken Sizer, şunları söyledi:

    “Ya kendine benzeyecek ya da o bölgeyi terk edecek anlayışı var. Ama bizim kutsalımız orası. Aleviler orayı terk etmedi, terk etmeyecekler. Çünkü orası bizim nazarımızda Hak makamıdır. Zelzeleye eyvallah deriz, Hak kendini elbette ki yeniler. Ama sen bunu tabiatı yerle bir ederek yaparsan sebebi sensindir. Kızılbaşlık incitmez, zalimin zulmüne dur der. Devlet ev yapıyor deprem bölgelerinde. Birkaç köye gittiğimde hiçbir yardım gitmediğini gördüm. Gittiğim köyde daha yollar açılmamıştı. Dağlık köylerin çoğu Alevilerin köyüydü ve yardım ulaşmadı oraya. Alevi köyleri o zulmün içinde.

    “KURUMLAR, PARTİLER, HER KÖYDE BİR KOMÜN OLUŞTURSUNLAR”

    Yitirdiklerimiz var. Kayıplarımızdan ders çıkarmamız gerekiyor. Bir daha aynı şeylerin yaşanmaması için neler yapmalıyızı konuşmalıyız. Bölge süreklerinin kendi içindeki özgün hali çok güzel. Kızılbaşlar kendi küllerinden doğup yeniden kendilerini var ederler. Doğa ile bütün haldeler. Var olduk var olacağız. Benim ricam, çağrım bütün kurumlara, partilere. Gelsinler biraz yerellerde kalsınlar, her köyde bir komün oluştursunlar ve oradaki insanlar nasıl yaşıyorlar görsünler. Oralara gelip iki fotoğraf çekip gitmek yetmiyor. Gelsinler de halimizi hal eyleyelim, yolumuzu yol eyleyelim, her çiçekten de bal eyleyelim de biraz biz olalım.

    Oradaki yeniden var oluşun şarkısını, türküsünü, barışa şarkı söylemeyi çok özledik. Devletin yaptığı bu şeyler devam ediyor. Ama ülkenin her yerinde devam ediyor. Bizim kimseye minnetimiz yoktur. Hakkımızı da söke söke alacağız.”

    “SANATIN DİLİYLE HEM EVLERİMİZİ İNŞA ETMELİYİZ, HEM ACILARIMIZI PAYLAŞMALIYIZ

    Depreme dair sadece müzikle anlatılan bir belgesel yapmak istediğini belirten Sanatçı Ali Sizer, kurumlara da “Sanatın diliyle hem evlerimizi inşa etmek, hem acılarımızı paylaşmak, sanatın diliyle onları unutturmamak, barışı sağlamak lazım. Bir anma etkinliği yapılmalı. Dostlarla gücümüzün yettiği yerlerde anıt yapmalıyız” çağrısında bulundu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Pir-Talip-Mürşid ilişkisini bozan yol düşkünüdür’-VİDEO

    ‘Pir-Talip-Mürşid ilişkisini bozan yol düşkünüdür’-VİDEO

    PİRHA- AKP hükümetinin asimilasyon politikalarını yürüten Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın dedeleri maaşa bağlama çağrısına tepki gösteren Seyyit Derviş Gevr Ocağı’nda Mahmut Dolaş, devletten alınan parayla dedelik yapılmacağının altını çizerken, Kureyşan Ocağı dedesi Garip Bozkurt, Alevi inancına, yoluna, kültürüne zarar veren kim olursa olsun yol düşkünüdür dedi. Sanatçı Ali Sizer ise Alevilerin dikkatli olması gerektiğini belirterek, “Ne zaman Türkiye Cumhuriyeti anayasası Aleviliği ayrı bir inanç olarak tanır, biz de payımıza düşene alırız” dedi.

    Türkiye’de Alevi inancının hala devlet tarafından tanınmadığı bir süreç yaşanıyor. Alevi toplumunun, zorunlu din dersinin kaldırılması, cemevine ibadethane statüsü verilmesi, eşit yurttaşlığı içeren yeni bir anayasanın yapılması, Alevilere karşı işlenen nefret suçlarının açığa çıkarılması ve nefret suçlarının önüne geçilmesi için hukuki tedbirlerin alınması, Alevilere karşı yapılmış kıyım, katliam ve asimilasyon uygulamalarıyla yüzletilmesi, gerek kamu kaynaklarının ve gerekse kamu kadrolarının liyakat, adalet ve eşitlik ilkelerine göre dağılımının sağlanması gibi temel talepleri var. Ancak bu talepler hükümet tarafından yerine getirilmiyor, mahkeme kararları tanınmıyor.

    Neredeyse tüm Alevi örgütleri, “Alevi Diyaneti” olarak adlandırılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ve üstelik de Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulmasına büyük tepki gösterdi.

    İki yıldır yüzlerce cemevini dolaşarak liste tutan, Aleviliği bir inanç olarak görmeyen ve kültürel bir öğeye indirgeyen AKP hükümeti, şimdi ise bir ekip oluşturup Alevi köylerini, cemevlerini ve dernekleri dolaşarak maaşlı dedeler, elemanlar arıyor.

    Aleviler ise, AKP iktidarının Alevileri, Alevi inancını kontrol altına almayı ve Alevileri bölmeyi hızlandıran bu çalışmalarına tepkileri yükseltiyor. CAN TV’ mikrofonunu Adıyaman’da dedelere ve sanatçı Ali Sizer’e uzattı.

    “BİR MAAŞ UĞRUNA NE KENDİNİZİ SATIN NE YOLUMUZU İNCİTİN”

    CAN TV mikrofonuna konuşan Kureyşan Ocağı dedesi Garip Bozkurt, Alevilik inancının temellerine vurgu yaparak “ Her şeyden önce dede, pir, rehber, mürşit olmanın haricinde ben bir Aleviyim. Aleviliğin bir yolu erkanı vardır. Alevilikte nasıl davranılacağı yolun kuralları içerisinde bellidir. Alevi toplumunu birbirinden, talibi pirden, piri rehberden, rehberi mürşitten ayırmak diye bir şey olmaz” dedi. Biz bir bütünlüğün arayışı içerisindeyiz. Alevi inancına, yoluna kültürüne zarar veren, bu bütünlüğü bozan kim olursa olsun yol düşkünüdür diyen Bozkurt, sözlerini şu ifadeler ile tamamladı:

    “Alevi Bektaşi Cemevi ve Kültür Başkanlığı bir asimilasyon politikasıdır. Bu ülkede yıllarca mücadele eden kurumlarımız egale edildi. Birden çıkıyor devletin kurmuş olduğu Alevi Bektaşi Kültür Başkanlığı Alevilerin hak, hukuklarını savunuyoruz diye dedeleri sus payı olarak bir maaşa bağlamaya çalıştı. Aleviler, dedelere hakkullahını yüzyıllarca verdi. Alevilik inancımızdır, cemevleri ibadethanemizdir. Bir maaş uğruna ne kendinizi satın ne yolumuzu incitin”

    Aynı program içerisinde yer alan Sanatçı Ali Sizer ise “Birkaç yıldır yoğun yapılan Alevi asimilasyon politikaları son iki üç ayda daha yıkıcı bir hale geldi ve alan çalışması başladı. Ben de bir Alevi yol severi olarak sizlere sesleniyorum çok önemli bir süreçten geçiyoruz. Dikkatli olmamız gerekiyor. Ne zaman Türkiye Cumhuriyeti anayasası Aleviliği ayrı bir inanç olarak tanır, biz de payımıza düşene alırız” dedi.

    “PARAYLA YAPARSAN PARAN KADAR İNANIRSIN”

    Seyyit Derviş Gevr Ocağı’nda Mahmut Dolaş dede,  devletten alınan parayla dedelik yapılmacağını şu sözlerle ifade etti:

    “Dedeler görev yaptığı müddetçe hakkullahını toplumdan alır. Hacı Bektaşı Veli çobanlık yaptı sırtını saraya dayamadı. Dedeler sırtını saraya dayayıp maaş alamaz o zaman devletin dedesi olur. Kim maaş veriyorsa ona hizmet ederler. Biz de diyoruz ki dedelerimiz özgür olmalıdır. Alevi din görevlisi gençler yetişmelidir cenaze yol erkanı yürütmelidir, ocak sahibi dedeler gelip son duasını vermelidir. Biz gönül gözüyle Allah’a inanıyoruz. Parayla yaparsan paran kadar inanırsın, zengin olursan zengin kadar inanırsın.”

    Dilan ŞİMŞEK- Serhat ÇELİK / ADIYAMAN

     

    İLGİLİ HABERLER:

    1-‘İnce bir Sünnilik yaparak Alevileri asimile etmek amaçlanıyor’- VİDEO
    2-‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, toplumumuza ‘Alevisiz Aleviliği’ vaat etmektedir’
    3-‘AKP üzerimizde at oynatıyor; bizi yok etmeye çalışan zihniyetle beraber olmayın’-VİDEO
    4-‘Maddi teklifleri reddettik; biz Alevi köyleriyle iletişim sağlamalıyız’-VİDEO
    5-‘AKP, Cemevi Başkanlığı’yla sinsice bir çalışma yapıyor, Alevileri avlamaya çalışıyor’-VİDEO
    6-‘Cemevi Başkanlığı’nda görev kabul edenler inancına ihanet içindedir’-VİDEO
    7-Baba Demir: Alevi kurumları birlikte hareket etmeli-VİDEO
    8-Pir Mustafa Mısır: Ulularımız hiç biat etmedi, lokmanın peşine düşmedi!
    9-‘AKP hükümetinin dedelere maaş projesi soykırım politikasıdır’-VİDEO
    10-‘Maaşı kabul etmiyoruz; nefsine yenik düşen olursa düşkündür’-VİDEO
    11-‘Devletten maaş aldığın zaman amir-memur ilişkisine dönüşür, maaş reddedilmeli’
    12- ‘Cemevi Başkanlığı bir tuzaktır; maaşı kabul edenler onurlu değildir’-VİDEO

    13- ‘Cemevlerini Diyanet bünyesine katmak ve içten fethetmek çabasındalar’-VİDEO
    14-‘Alevi Pirleri ve Bektaşi Babaları sadece talipleriyle yol alır’-VİDEO

    15-‘Çiçek: Dedelere, zakirlere maaşı devlet verirse ne inanç ne de yol kalır’-VİDEO

    CAN TV’DE YAYINLANAN PROGRAMIN TAMAMINA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ

  • Londra’daki gurbetçiler depremlerde hayatını kaybedenleri ağıtlarla andı -VİDEO

    Londra’daki gurbetçiler depremlerde hayatını kaybedenleri ağıtlarla andı -VİDEO

    PİRHA- Londra’daki gurbetçiler Maraş merkezli yaşanan depremlerde hayatını kaybedenleri ağıtlarla andı. Anmada yapılan konuşmalarda, “Öğretimizde olduğu gibi kimseyi ayırmadan herkesin ihtiyacına koşmalıyız. Üç-beş harami tüm kaynakları tekeline almış, üstüne de devlet örtüsünü geçirmiş. Devlet diye bir şey yokmuş bunu gördük. Acılarımızı birlikte saracağız, birlikte dayanışma göstererek bu zor süreçten çıkacağız” denildi.

    Londra’da ki gurbetçiler 6 Şubatta yaşanan Maraş merkezli depremlerde hayatını kaybedenleri ağıtlarla andı.

    İngiltere Alevi Kültür Merkezi (İAKM) ve Cemevi’nde bir araya gelen yurttaşlar, hayatını kaybedenler için ağıtlar yakarak toplu taziyede bulundu.

    “KİMSEYİ AYIRMADAN HERKESİN İHTİYACINA KOŞMALIYIZ”

    Anma gecesinin açılış konuşmasını yapan İngiltere Alevi Kültür Merkezi (İAKM) Eşit Başkanı İbrahim Has, “Atlatılması çok zor bir acı yaşıyoruz. Hayatını kaybedenleri toprak sarsın sarmalasın, incitmesin. Yaralılara da acil şifalar diliyorum. Zor bir süreç yaşıyoruz, ancak bunu dayanışma ile aşabiliriz. Acılar paylaşılınca azalır. Öğretimizde olduğu gibi kimseyi ayırmadan, herkesin ihtiyacına koşmalıyız. Depremin hemen ardından bölgeye yardımlarımızı gönderdik. Federasyon yetkililerimiz gitti. Tüm cemevlerimizi gezdik. Çaresizlik ne demek gerçekten gördük. Bu depremle birlikte Kürtlerle Türkler ve Alevilerle Sünniler ilk kez eşitlendiler. Enkazın altında kalan herkes devletin sorumsuzluğundan nasibini aldı” dedi.

    Gecede Yadigar Aslan Ana, gülbenglerle çıra uyandırdı. Ardından anmaya katılanlar yurttaşlar, hayatlarını kaybedenler için mumlar yakarak, saygı duruşunda bulundular. Bu sırada Doğan Erdoğan da gülbeng okudu.

    “TÜM HALKLAR İÇİN DEVLET DİYE BİR ŞEY YOKMUŞ BUNU GÖRDÜK”

    Sonrasında BAF Eşit Başkanı Dilek İncedal yürütmüş oldukları yardım kampanyasıyla ilgili bilgi verdi. İncedal yaptığı konuşmada, Diyanet’in, kimsesiz kalan çocukları evlatlık alanların bu çocuklarla evlenebilecekleri şeklinde verdiği fetvaya tepki gösterdi.

    BAF Eşit Başkanı Müslüm Dalkılıç ise yaptığı konuşmada, bu yaraların kısa sürede kapanmayacağını, yardımlaşmayı devam ettirmek zorunda olduklarının altını çizerek, “Bizler hiçbir devlete bağlı olmadan yaşamayı öğrendik. Çünkü hiçbir devlet bizi kabul etmedi. Devlet nerede, diyorlar. Biz zaten devleti aramadık. Bu depremde gördük ki devlet sadece bizim için, Kürtler için değil, halk için yokmuş. Halkın her kesimi için yokmuş. Devlet diye bir şey yokmuş. Üç, beş harami tüm kaynakları tekeline almış, üstüne de devlet örtüsünü geçirmiş. Bunu gördük. Üç, beş kişinin şahsi mülkü haline gelmiş devlet. Acılarımızı birlikte saracağız, birlikte dayanışma göstererek bu zor süreçten çıkacağız” ifadelerini kullandı.

    Adıyamanlı sanatçı Ali Sizer‘in, depremde hayatını kaybeden, elleri kınalı, hamile yeğeni Gülsüm’e yaktığı ağıtlar karşısında salondakiler gözyaşlarına hakim olamadı.

    Anma, Yadigar Aslan Ana’nın gülbengiyle uyandırılan çıranın sırlanmasıyla sona erdi.

    Elif TABAK/LONDRA

  • Kaşanlılar Festivali’nin 4’üncüsü 12 Ağustos’ta gerçekleşecek

    Kaşanlılar Festivali’nin 4’üncüsü 12 Ağustos’ta gerçekleşecek

    PİRHA- Ozanlar diyarı Kaşanlı köyleri 4‘üncü kez organize edilen Kaşanlılar Festivali’nde buluşacak. Festival çok sayıda sanatçının katılımıyla gerçekleşecek.

    Ozanlar diyarı Kaşanlı köylerinin 4‘üncü kez organize ettikleri Kaşanlılar Festivali 12 Ağustos 2019’da yurt içi ve yurt dışında çalışma yürüten tüm kurumların ortak çabalarıyla Maraş Afşin’e bağlı Haticepınar Köyü’nde yapılacak.

    Bu yıl festivale katılacak sanatçılar arasında Ahmet- Nurten Gül, Derviş Taş, İsmail Şeker, Hüseyin İpek, Hüseyin Palo, Nehir Güncay, Resul Palo ve Celal Bayar da bulunuyor.

    BİRÇOK OZAN KAŞANLILARIN OTANTİK KÜLTÜRÜYLE YOĞRULDU

    Daha öncelerde de Kaşanlı Festivali’ne Ali Sizer, Cemo Doğan, Emre Saltık, Fırat İmirza, Gülüş Meçhuli ve Ozan Vurali gibi sanatçılar katılmıştı.

    Dağın filozofları olarak Perişan Güzel, Aşık Meçhuli, Perişan Ali ve Kurdu Ali, Hemade Tule, Kefike Curma, Mustafa Cavus, Fatma Kür (Fatma Ana) ve Kale Kam gibi birçok ozan Kaşanlıların otantik kültürüyle yoğruldular. Siyasi arenada sözünü esirgemeyen ozanları ise Ozan Emekçi ve Ozan Vicdani Kaşanlı toplumun toplumsal sorunlara da kaygısız olmadığını gösteriyor. Kaşanlı toplumun bağrında yetişen birçok aşık ve ozanın besteleri pek çok sanatçı tarafında söylenmektedir. Ozan Vurali’ye ait ‘Saçlarını taramışsın sarı renge boyamışsın’, Ozan Emekçi’nin ‘İşkencede günlerce özgürlük mahkumları’ gibi sayısız eser var.

    Günümüzde Kaşanlı birçok sanatçı çalıp söylemekte. Ozan Emekçi, Fırat İmirza, Gülüş Meçhuli, İsmail İpek, Mehmet İpek, Hüseyin İpek, Ozan Vurali, Alişan Bulut, Nehir Güncay, Ahmet ve Nurten Gül gibi adını sayamadığımız sayısız sanatçıları olan Kaşanlı toplumu sanatın diğer alanlarında da yerini almış. Dünyaca ünlü sinema yönetmeni Hüseyin Tabak, tiyatro ve sinema oyuncusu Mahir İpek Kaşanlı’nın bağrında yetişen isimlerdendir.

    Kaşanlı toplumunun yol ve erkan hizmetine gerek yurt içinde ve yurt dışında hizmetini yürüten Pir Mustafa Mısır Dede Kaşanlı toplumunun içinde yetişen bir değerdir.

    Yurt içi ve yurt dışında kişisel ve karma sergiler açan ressam Cafer Ersus ve Cafer Tabak bu toplumun yetiştirdiği değerlerdir.

    KAŞANLILAR, KÜLTÜRÜNÜ YAŞATMA KONUSUNDA CİDDİ ÇABALAR İÇİNDE

    Kaşanlı köylerinde 1978 Maraş Katliamı’nda 17 kişi katledildi. Bu katliam ve 12 Eylül darbesi Kaşanlı köylülerinin önce Türkiye metropollerine ardından Avrupa’ya göç etmesine neden olmuştur. Kaşanlılar başta İstanbul olmak üzere Mersin ve İzmir’de örgütlü olarak çalışıyorlar. Avrupa’da Hamburg, Doğu Almanya, İngiltere ve Paris’te örgütlü çalışmalarını yürütüyorlar. Avrupa’ya göç etmiş Kaşanlılar, köylerine ciddi yatırımlar yaptılar. Köylerine yaptıkları evler tatil köylerini aratmayacak kadar güzel yapılardır. Tüm Alevi köyleri gibi Kaşanlı köyleri de yerel yönetimlerden yeterli desteği alamıyorlar. Köy yolları asfaltsız köylerin içinde kilitli taşlar yok. Köyler toz toprak içinde. Dolaysıyla çocuklar ve gençler için olumsuz etki yapmakta. Toplu taşıt ulaşımı yok denecek kadar az. Gelenek ve göreneklerine bağlı olan Kaşanlılar kültürünü yaşatma konusunda ciddi çabalar içindeler.

    Kaşanlı Köyleri Kültür ve Dayanışma Derneği, 12 Ağustos’ta yapılacak festival için şu tanıtım videosunu hazırladı.

    https://www.facebook.com/KKGP2014/videos/2342547155957961/

    Elif TABAK/MARAŞ

  • Demir Dede Türbesi’nde muhabbet cemi yapıldı-VİDEO

    Demir Dede Türbesi’nde muhabbet cemi yapıldı-VİDEO

    PİRHA-Adıyaman Demir Dede Türbesi’nde muhabbet cemi yapıldı. Kürtçe deyişler ile nefeslerin okunduğu ve semahların dönüldüğü cemde Alevi dergahlarına sahip çıkılması gerektiğinin vurgusu yapıldı.

    Adıyaman ve Maraş bölgesinde yapılan muhabbet cemlerinin üçüncüsü Demir Dede Türbesi’nde yapıldı. Cem için sabahın erken saatlerinde Demir Dede Türbesi’ne gelen canlar lokmalarını hazırlayıp pay ettiler.

    “DERGAHLARIMIZA SAHİP ÇIKMALIYIZ”

    Cem öncesi kısa bir konuşma yapan zakir Ali Sizer, “Dergahlarımız ve ziyaretlerimiz bizim kutsallarımızdır. Demir Dede de bunlardan biridir. Dergahlarımıza sahip çıkarsak yolumuza da sahip çıkmış oluyoruz. Bu nedenle buralara gelip niyazlaşarak bu dergahları ve ziyaretleri çocuklarımıza da anlatarak yaşatmamız gerekiyor” dedi.

    Muhabbet cemi okunan Kürtçe deyişlerle ve canların semaha durmasıyla sona erdi.

    DEMİR DEDE

     Adıyaman merkeze bağlı Çamgazi Köyü’nde türbesi bulunan Demir Dede hakkında kesin bir bilgi bulunmamaktadır.  Üstü kapalı olan türbeye bitişik olarak cemevi bulunmaktadır. Yöre halkı tarafından cemevine ibadet için gelindiğinde Demir Dede de ziyaret edilmektedir.

    ADIYAMAN/PİRHA

  • Mahmut Ensari Dergahı’nda muhabbet cemi yapıldı-VİDEO

    Mahmut Ensari Dergahı’nda muhabbet cemi yapıldı-VİDEO

    PİRHA-Adıyaman’da yaşayan Aleviler için kutsal bir mekan olan Mahmut Ensari Türbesi’nde canlar muhabbet ceminde bir araya geldi. Cemi yürüten Dewrişi Gewr Ocağı Pirlerinden Mahmut Dolaş, “İnsanlar kilometrelerce yol yalın ayak yürüyerek bu dergaha gelir kurbanlarını keserlerdi. Bizler de bu itikatı, yolu ve erkanı sürdürmeliyiz” dedi. 

    Adıyaman’da yaşayan Aleviler için kutsal sayılan kurbanların kesildiği lokmaların pay edildiği Mahmut Ensari Türbesin’de muhabbet cemi yapıldı. Ceme Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD), Alevi Kültür Derneği (AKD), Demokratik Alevi Derneği (DAD), Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği (HBVAKV) Adıyaman Şube temsilcileri, Dewrişi Gewr Ocağı Pirlerinden Mahmut Dolaş, Zakir Ali Sizer ve çok sayıda can katıldı.

    Cem Huriye ve Zeynel Tosun’un okuduğu deyişler ve nefeslerle başladı.

    “CEMEVLERİNE GİTMELİYİZ”

    Geçmişte bir çok yol ereninin Alevilik yol erkanı için bedel verdiğini ifade eden AKD Adıyaman Şube Başkanı Rıza Tanrıverdi, “Bizler de onların bize bıraktığı bu yola sahip çıkarak gelecek nesillere taşıyacağız. Bunun için Adıyaman’da iki cem evi bulunmakta. binlerce Alevi canın yaşadığı kentte maalesef cemevlerimiz boş kalıyor. Perşembe günü yani Cuma geceleri yapılan cemlere katılarak bu yola hem sahip çıkıp hemde çocuklarımıza aktarmalıyız.” dedi.

    “BASKI VE ASİMİLASYON POLİTİKALARINA KARŞI MÜCADELE ETMELİYİZ”

    “Aleviler olarak yolumuzu takip ederek gelecek nesillere aktarmalıyız” ifadelerini kullanan PSAKD Adıyaman Şube Başkanı Mahmut Yapıcı, “Bu yol çok zor bir yol herkes bu yolu yürütemez. Yolun gereğini ve şartlarını yerine getiremeyenler bugün atalarının dedelerin yolunu bırakmış farklı yollara sapmış ve yol düşkünü olmuş. Tarih boyunca bir çok katliam yaşayan ve ikrarından dönmeyen ve bugün de mücadele eden canlarımız var. Bizler de bu yolu ve ikrarı sürdürenlere bir parça olmalıyız ve her türlü baskı ve asimilasyon politikalarına karşı mücadele ederek yolumuzu gelecek nesillere aktarmalıyız” diye konuştu.

    “YALIN AYAK TÜRBEYE GELİNİRDİ”

    “Biz Aleviler olarak inanıyoruz ki bu coğrafyanın her parçasında dağında, taşında, dalında ve yaprağında er ve evliyalarımızın izleri var. Mahmut Ensari de onlardan biri” diyen Dewrişi Gewr Ocağı Pirlerinden Mahmut Dolaş, “Ben bu topraklarda büyüdüm. Buralarda çocukluğumu, gençliğimi yaşadım. Bu yolu ve erkanı büyüklerimizden öğrendik. Burada bir araya gelerek cemler yaptık. Gelenek ve göreneklerimizi burada öğrendik. O nedenle burası çok önemli ve kutsal bir yer bizler için. Bir dönem devlet buraya maaşlı bekçiler koydu ama biz bunu asla kabul etmedik. Bu yolu bilen tanıyan hiç bir karşılık beklemeden yola hizmet edecek canların burada bekçilik yaparak hizmet yapması gerekiyor. Bugün bu canlarımız bu hizmeti yürütüyor. Bu çok güzel bir şey. Geçmiş yıllarda canlarımız kilometrelerce yolu yalın ayak yürüyerek bu dergaha gelir kurbanlarını keserlerdi. Bizlerde bu itikatı, yolu ve erkanı sürdürmeliyiz.” diye ifade etti.

    Mustafa YÜKSEL-ADIYAMAN

  • Ali Sizer’in ‘Çıra’ albümü çıktı: Çalışmalarım, Alevi-Kızılbaş yol geleneğinin Kürtçesidir

    Ali Sizer’in ‘Çıra’ albümü çıktı: Çalışmalarım, Alevi-Kızılbaş yol geleneğinin Kürtçesidir

    PİRHA – Ali Sizer’in Çıra isimli çalışması KOM müzik imzasıyla çıktı. Söz ve müziği kendisine ait olan 7 eserden oluşan albüme Ali Sizer “Erlerin pirlerin hak divanelerinin himmetiyle, bizleri hak ve hakikat yolunda ayırmayasınız. Muhabbetle selamlıyorum sizi, aşk u niyaz” diye not düşmüş.

    Kendine özgü tarzıyla Kürtçe Alevi deyişlerini sazıyla nakış nakış işleyen Ali Sizer’in yeni albümü ‘Çıra’ çıktı. Albümünde kadının kutsallığına özel yer veren Sizer, Êzidî kadınların gördüğü zulüm üzerine de deyiş okudu.

    Toplamda sekiz eserden oluşuyor albüm. İkisi Türkçe, altısı Kürtçe olan eserlerin çoğu kendisine ait. Albümde iki semah deyişi de yer alıyor. Bir eser ise Alevi-Kızılbaş inancındaki kadını anlatıyor.

    Sizer, albümünü şöyle anlatıyor:

    “Bu albümüm sekiz tane klamdan oluşuyor. Altı tanesi Kurmanci, iki tanesi Türkçe. Projelerim devam edecek. Bundan sonraki çalışmamda biraz dengbejlik üzerinde yoğunlaşacağım. Birazda Helbest (şiir) çalışmalarım olacak. Benim çalışmalarım daha çok kayıt altına alınsın diye. Alevi-Kızılbaş yol geleneğinin Kürtçesidir. Bunlar çok bilinmiyor. Kızılbaş Alevi, Kürt Alevi olmaz diye bir algı var halk arasında. Oysa biz binlerce yıldır bu topraklarda yaşadık, yaşıyoruz ve yaşamaya devam edeceğiz. Kendi dilimizle ayetlerimizi, nefeslerimizi söyledik. Onları biraz devam ettirmek istiyorum.”

    “HERKES ANA DİLİNDE SÖYLEMELİ”

    Kürtçe düşündüğünü ifade eden Sizer, ana dile sahip çıkmaya çağrı yaparak bütün dillerin eşit olması gerektiğini ifade etti. Sizer, “Benim insanlığa dair ne marifetim varsa, inan ana dilimden aldım. Bir başka dilden bu kadar marifeti öğreneceğimi sanmıyorum. Herkesin ana dili onun ana sütüdür ve bütün marifeti oradadır. Benim önceliğim her zaman ana dilim olmuştur. Çünkü ben Kürtçe düşünüyorum, Kürtçe düşünüp Türkçe yazmaya gerek yok. Kürtçe rüya görüyorum. Kendimizi birilerine kabul ettirmek zorunda değiliz. Bunu korumamız bulunduğumuz bölgeyi yaşatmamız gerekiyor. O anlamda Kürtçeyi önemsiyorum. Çünkü onun için bir sürü mücadele veriliyor. Bu dil üzerinden bir sürü tahribat yaşayan aile var. Anlaşılır bir dünya için bütün dillerin eşit olması gerekir. O yüzden herkes kendi ana dilinde söylemeli bence. Benim yaşamımda bu vardı” dedi. (HABER MERKEZİ)

  • Mikail Aslan yeni albümünün tanıtımı için Londra’da

    Mikail Aslan yeni albümünün tanıtımı için Londra’da

    PİRHA-Dersimli sanatçı Mikail Aslan yeni albümünün tanıtımı için  Londra’da konser verecek.

    2018 yılının son aylarında Axpîn (Verimli Toprak) isimli yeni albümünü yayınlayan sanatçı bu albümünün tanıtım konserleri çerçevesinde 13 Ocak 2019 Pazar günü saat 19.30’da Ev Cafe ev sahipliğinde düzenlenecek olan konserde sahne alacak. Albüm tanıtım konserinde İngiltere’de yaşayan Kürt – Alevi sanatçı Ali Sizer de konuk sanatçı olarak sahne alacak.

    Bu güne kadar 9 albüm yayınlayan  sanatçı Mikail Aslan, son albümünde çoğunluğu kendi eserleri olan parçaları Kürtçe’nin Zazaca ve Kurmanci lehçeleri ile Türkçe seslendirdi. Kardeş Türküler ve Rojda’nın da yer aldığı ve Kalan Müzik tarafından yayınlanan albüm 11 eserden oluşuyor.

    Konser 97-99 Isabella Street, SE1 8DD adresinde gerçekleştirilecek.

    (HABER MERKEZİ)

  • Hakikatin klamlarına yolculuk – VİDEO

    Hakikatin klamlarına yolculuk – VİDEO

    PİRHA- “Adıyaman’ın kendi içerisindeki özgünlüğünde kaldım, orada da kalmak istiyorum. Bir klamda ‘Madde değil mana bizim ehlimiz, dost cemali olur açan gülümüz. Binbir donda ayan bizim halimiz o sebepten giden gelen üryan da biz oluruz.’ Biz kendimizde kalmak istedik. Ama zaman, teknoloji, değişim, dönüşüm bir şekilde insanları bir yerlere getiriyor ama köklerimizden kopmadan çağın içerisinde yaşamaya çalışıyoruz.”

    Adıyaman’lı bir hakikat aşığı Ali Sizer. Küçükken katıldığı muhabbet cemlerinde öğrendiği yol geleneğini sürdürmeye çalışıyor. Sizer öğrendiği hakikat geleneğini eserlerine yansıtarak kalıcılaştırmayı hedefliyor.

    Ali Sizer 3. albümü için kayıtlara başladı. Kayıt yaptığı stüdyoda ziyaret ettiğimiz Sizer ile albümüne yönelik koyu bir muhabbete başlıyoruz. O eserlerini seslendiriyor, biz ise o güzel deyişleri dinliyoruz.

    Okuma yaparken albümün adı netleşiyor aslında ‘Güla Makamê’…  Toplamda sekiz eserden oluşuyor albüm. İkisi Türkçe, altısı Kürtçe olan eserlerin çoğu kendisine ait. Albümde iki semah deyişi de yer alıyor. Bir eser ise Alevi-Kızılbaş inancındaki kadını anlatıyor.

    Ali Sizer ile yeni albümü ve hazırlıklarını konuştuk.

     Ali Sizer kendisini nasıl anlatır bize? 

    Adıyaman’ın merkeze bağlı Yarma Kaya Köyü’nde oturuyorum. İsterdim ki röportajlarımı kendi anadilimde yapayım ama burada sohbetimizi Türkçe yapıyoruz. Adıyaman’da doğdum, orada yaşıyorum. Çiftçi bir ailenin çocuğuyum. Bir taraftan rençberlik yapıyorum. Diğer taraftan, kültür sanat içerisinde harmanlandığım Adıyaman’ın kendine ait, benim içinde yer aldığım Safi dedikleri bir hakikatçi gelenek, bu geleneği sürdüren bir gurubun içerisinde büyüdüm. Oda cemlerinde, muhabbetlerinde büyüdüm. Oradan aldığım gıdayı şimdi insanlarla paylaştığım zaman mutlu oluyorum. Müzik alanında akademik bir eğitim almadım. Bizde usta çırak ilişkisi vardır. Oda muhabbetlerinde genelde üç telli tambur çalınırdı. Mehmet Ali amca vardı ondan feyzalırdım.

    “ADIYAMAN’IN KENDİ İÇİNDEKİ ÖZGÜNLÜĞÜNDE KALDIM”

    Adıyaman’ın kendi içerisindeki özgünlüğünde kaldım, orada da kalmak istiyorum. Bir klamda ‘Madde değil mana bizim ehlimiz, dost cemali olur açan gülümüz. Bin bir donda ayan bizim halimiz, o sebepten giden gelen üryan da biz oluruz.’ Biz kendimizde kalmak istedik. Zaman, teknoloji, değişim, dönüşüm bir şekilde insanları bir yerlere getiriyor ama köklerimizden kopmadan çağın içerisinde yaşamaya çalışıyoruz.

    “ALEVİLİK KENDİ İÇİNDE ÇOĞULDUR”

    Sözlü gelenekle aktarılan kültürlerde, aktarım oldukça önemli. Ne yazıkki bir çok Alevi deyişi kayboldu. Şimdilerde aktarma araçları çok daha gelişmiş. Gelecek kuşaklara kültürel hafızamızı aktarmak açısından, söylediğiniz klamları çocuklarınıza aktarıyor musunuz? İlgileri nasıl? 

    Kızım müzik öğretmenliği okudu. Batı müziğiyle ilgileniyor. Bizim geleneğimizde babadan oğula diye bir şey yok. Hak eden kişiye hak diyoruz. Alevi-Kızılbaş toplumunun da kendi içinde yer aldığı bir şeydir. Irkı, dili, dini ne olursa olsun fark etmiyor. Kimse bize bir şey bahşetmedi, bizim emeğimiz varsa biz de oradan marifet almışız. Ama tamamen emeğe ve hizmete dayalıdır. Geçmişten ne aldıysak çocuklarla paylaşıyoruz. Tıpkı halkımızla gittiğimiz yerlerde konser ve panellerde paylaştığımız gibi. Özelimiz bizim halkımız, irfanımız. Özelimiz bizim geçmişte aldığımız geleneğimizdir. O özelimizi bile şu anda herkesle paylaşıyoruz. Keşke biraz daha özel kalsaydı. Ben bazen diyorum; keşke bu kamera olmasaydı. Çünkü Alevilik- Kızılbaş- Bektaşi geleneği bunlar zaman içerisinde maddeleşiyor. Şu anda federasyonlar, konfederasyonlar “biz karar aldık” diyor. Cemlerde şu gülbeng okunacak, şu figür dönülecek. Bizim geleneğimizde böyle bir şey yok. Yani Diyanet İşleri Başkanlığı değil ki. Alevilik kendi içinde çoğuldur. Onun için bizde kendi ailemiz dahil, kendi içimizde çoğulculuğumuzu kabul ediyoruz. Bizim inancımız özgür bir inançtır. Biz Emevi-İslam iktidar gibi Müslümanlar gibi ‘Sen bunu yapmasan şöyle olursun’ gibi, öteki dünya gibi bir hayali yok. Burası yer küredir. Bütün bir varın zerrecikleriyiz.

    “ÜÇ TELLİ TEMBURDA HAYAT BULUYORDUM”

    Deyişlerle büyüdünüz. Peki müziğe ne zaman başladınız? 

    Şu yaşta bunu yaptım diyemiyorum, çünkü; evdeki muhabbetler vardı. Gözlerimi açtığımda bir gelenek vardı. Köydeki yaşlılar bir araya geldiği zaman yoğunlaşan bir muhabbet geleneği, bir zikir geleneği vardı. Bunların kayıtları var. İleri zamanlarda bu kayıtları yavaş yavaş paylaşacağım. 15 yaşından sonra temburla çalıyordum. 20 yaşına geldiğimde dört ay bağlama kursuna gittim. Ama klamlarımı söylerken bağlamayla söyleyemedim. Alışmıştım üç telli tembura, onu aldığımda onda hayat buluyorum.

    “TÜRKÜLERİ SÖYLERKEN DELİL OLDUM”

    Bir de bu bir hizmettir. Bu geleneğin dışında da bir hal’dir. O hali sana giydirdikleri zaman manada sen fark etmiyorsun. Ben türküleri söylerken, klamlarımı yaparken delil oldum. Ben bunları yazarken çoğuna diyorum ki, “Bu sözler benim değil.” Çünkü hakkın verdiğidir, bizimkilerin verdiğidir.

    Üçüncü albümünüzü çıkarıyorsunuz. Bu albümde neler var?

    Üç albümüm oldu. Biri demo gibi birşeydi. Ama iki tane profesyonel. Biri Ses Müzik’ten çıktı. ‘Sürek’. Bir tanesi de KOM Müzik’ten çıktı. Adı, ‘Sina Husên’. Şimdi üçüncü albümün çalışmasındayım.

    Bu albümüm sekiz tane klamdan oluşuyor. Altı tanesi Kurmanci, iki tanesi Türkçe. Projelerim devam edecek. Bundan sonraki çalışmamda biraz dengbejlik üzerinde yoğunlaşacağım. Birazda Helbest (şiir) çalışmalarım olacak. Benim çalışmalarım daha çok kayıt altına alınsın diye. Alevi-Kızılbaş yol geleneğinin Kürtçesidir. Bunlar çok bilinmiyor. Kızılbaş Alevi, Kürt Alevi olmaz diye bir algı var halk arasında. Oysa biz binlerce yıldır bu topraklarda yaşadık, yaşıyoruz ve yaşamaya devam edeceğiz. Kendi dilimizle ayetlerimizi, nefeslerimizi söyledik. Onları biraz devam ettirmek istiyorum.

    “ANLAŞILIR BİR DÜNYA İÇİN BÜTÜN DİLLER EŞİT OLMALI”

    Dilinizi ve inancınızı yaşatmak için çaba gösteriyorsunuz. Bir çok yer de de bunu dile getiriyorsunuz…

    Benim insanlığa dair ne marifetim varsa, inan ana dilimden aldım. Bir başka dilden bu kadar marifeti öğreneceğimi sanmıyorum. Herkesin ana dili onun ana sütüdür ve bütün marifeti oradadır. Benim önceliğim her zaman ana dilim olmuştur. Çünkü ben Kürtçe düşünüyorum, Kürtçe düşünüp Türkçe yazmaya gerek yok. Kürtçe rüya görüyorum. Kendimizi birilerine kabul ettirmek zorunda değiliz. Bunu korumamız bulunduğumuz bölgeyi yaşatmamız gerekiyor. O anlamda Kürtçeyi önemsiyorum. Çünkü onun için bir sürü mücadele veriliyor. Bu dil üzerinden bir sürü tahribat yaşayan aile var. Anlaşılır bir dünya için bütün dillerin eşit olması gerekir. O yüzden herkes kendi ana dilinde söylemeli bence. Benim yaşamımda bu vardı.

    Toplumun ve gençliğin ilgisi nasıl eserlerinize? 

    Aslında benim dinleyici kitlemi gençler oluşturuyor. Gençler arasında etnomüzikoloji alanında çalışan gençler ya da gelenekçi kendi ana dilleriyle özdeşleşmiş bir gençlik var. Aynı zamanda, yaş ortalaması 35-50 yaş arası dinleyi kitlem de var. Yurt dışında birkaç tane dinleti verdim. Dışarıda da ilgi güzel. Bizimki yol gereğidir, hak içindir, hukuk içerisindedir. Ben değil, bizlerin var olduğu bir yaşam için olduğunda çok fazla bir şey beklemiyorum. İnsanların kendini görmesi, kendini bulması bir klamın içerisinde bir demin bir muhabbetin içerisinde insanların ruh halinin anlaşılır olması onunda bize dönmesi sevindirici.

    “BİZLER KÜLTÜR ELÇİSİYİZ”

    Adıyaman deyince hakikat cemi, muhabbet cemleri geliyor aklımıza. O muhabbetler şimdilerde de yapılıyor, bunun devamlılığı nasıl sağlanabilir?

    Taşıyıcı olmak gerekir. Aslında biz bir kültür elçisiyiz. Bölgelerin bulundukları yerlerin kültürlerini, edebini, erkanını alanlar kültür elçileridir. Bir yerde onların özel yaşamları da bizleri ilgilendiriyor. Yani söylemi ile eylemi biraz birbirine yakın olmalı. Söylem ile eylem farklı olunca o gelenek de yaşamıyor. Adıyaman’da da son 50-60 yılda çok fazla ocak dedelerinin götürdüğü bir hizmet yoktu. Üryan Hızır Ocağı, Ağuçan Ocağı, Hacı Kureş Ocağı. Bundan 50-60 yıl önce verilen ikrarlar hala devam ediyor. Bizim sofi grubunun kendi içindeki bu dem muhabbetler vardı. Son dönemde de derneklerin kurulmasıyla birlikte biraz daha maddeleşti. İşte bazen istemediğimiz platformlarda bile semahların dönüldüğüne şahit oluyoruz. Bilmiyorum ne kadar yaşar ama ben yine söylüyorum biraz kendi tizinde kalmalıydı Alevilik. Çok fazla maddeleşmemeli.

    Bütün kurumlara; lütfen her bölge kendi dilini, her bölge kendi gelenekselliğini, her bölge kendi ocak piriyle, her pir kendi piriyle buluşsun. Yani tekil olduğu zaman bitersin, maddeleşirsin. Biz tekil değiliz. Alevilik kendi içinde çoğuldur. Çepnidir, Romandır, Yörüktür, Kürttür.

    Son olarak ne söylemek istersiniz?

    Albüm biraz geç kaldığım bir çalışma. Ama yine muhabbet dolu, yine dem dolu yine kendimize ait. Bize bağışlananın halkla buluşması diyeyim. Kendime ait bir şey yok, sadece bizlerin, toplumun halkın, yoldaşlarımızın, erlerimizin bize bağışladığını, bizlerde sevenlerimizle buluşturacağız. Dilerim insanlarda buna hak ettiği yeri verirler. Herkesin emeği hak katında kabul olsun. Biz ne dersek diyelim halkın bizi nerde gördüğü haktır. Kendimizi hiçbir yerde görmemize gerek yok. Halkın yüreğinde ne varsa sen osun.

    Semra ACAR/İsmet SEFER

    İSTANBUL

  • Croydon Alevi Kültür Merkezi Başkanı: Despot rejime asla teslim olmayacağız-VİDEO

    Croydon Alevi Kültür Merkezi Başkanı: Despot rejime asla teslim olmayacağız-VİDEO

    PİRHA – İngiltere’de Londra’nın Güneyinde yer alan Croydon Alevi Kültür Merkezi’nin 7. Olağan Kongresi dün gerçekleşti. Başkanlığa seçilen Mahmut Aydoğan, Türkiye’de Alevilere uygulanan baskılara tepki göstererek, “Alevileri ve Kürtleri hedef alan despot rejime asla teslim olmayacağız” dedi.  

    Haberin Videosu 

    İngiltere’de Londra’nın Güneyin’de yer alan Croydon Alevi Kültür Merkezinin dün gerçekleşen 7. Olağan Kongresi divanında Biritanya Alevi Federasyonu (BAF) Başkanı İsrafil Erbil, Nadide Köroğlu, Şükrü Taşçı ve Nottingham Cemevi Başkanı Mehmet Sağ yer aldı.

    Divan öncülüğünde yeni yönetim listesi belirlendi. Yeni yönetim listesinde Mahmut Aydoğan, Timur Bas, Şah İsmail Oget, Nurten Öztürk, Nurcan Bakan, Reyhan Resuli, Can Ocak, Esin Oltunok, Handan Yener, Mehmet Bezginsoy, Kerime Şahin, Hüseyin Arsalan, Seval Uzun, Musa Gül yer aldı.

    “ALEVİ VE KÜRTLERİ HEDEF ALAN BU DESPOT REJİME TESLİM OLMAYACAĞIZ”

    Croydon Alevi Kültür Merkezi’nin 7. Olağan kongresinde söz alan Croydon Alevi Kültür Merkezi Başkanı Mahmut Aydoğan, Türkiye’de iktidarı eleştirerek, “Önümüzdeki sürece bakmaksızın geriye dönüp yaşanan olaylara baktığımızda onlarca katliamla karşılaşıyoruz. Selefi canilerini destekleyerek oluşturdukları faşizan rejimle başta Aleviler ve Kürtler olmak üzere Türkiye ile Ortadoğu’daki azınlıkları hedef alan bu despot rejime asla teslim olmayacağız. Bu yüzden örgütlenmenin önemini belirtmek ve vurgulamak istiyorum. Örgütlenmek için ikrar verdik” dedi.

    Aydoğan’dan sonra söz alan Britanya Alevi Federasyonu (BAF) Başkanı İsrafil Erbil ise, “Her geldiğimizde bu kapıyı açık tutan Alevi canlar, Dersim’deki, Maraş’taki, Malatya’daki ve birçok yerdeki Alevilere cesaret vermektedir. Burayı güçlendirmek, burayı desteklemek bir bütünü güçlendirmek ve desteklemek demektir” dedi.

    Croydon Alevi Kültür Merkezi’nin 7. Olağan Kongresi sanatçı Ali Sizer’in deyişleri ve dönülen semahları ile son buldu.

    Elif TABAK/İNGİLTERE 

  • 1938’de katledilen Ağuçan evlatları anılacak

    1938’de katledilen Ağuçan evlatları anılacak

    PİRHA-Dersim’in önemli Pir ocaklarından Ağuçan’ın, Canan ve Baran ailesine mensup 24 evladının 14 Ağustos 1938 tarihinde yakılarak katledilmesine adanan Ağuçan Anma Etkinliği bu yıl da,  22 Temmuz 2017 Cumartesi günü Bargini köyünde gerçekleştirilecek.

    Ocak mensuplarının hiçbir koşulda silah bulundurmalarının, ocak geleneğine göre yasak olması bilinmesine rağmen çocuk, kadın, yaşlı hasta dinlemeden 24 canın katledilmesi 7 yıldır yaşadıkları köy olan Bargini’de gerçekleştiriliyor.

    PANEL DİNLETİ VE CEM

    Bu yılki anmaya araştırmacı yazar Erdoğan Aydın ‘Alevilik ve Ocaklar’ başlıklı panelde konuşmacı olarak bulunuyor. Lokma dağıtımının ardından, klam ve deyişler okunacak. Katılan sanatçılar ise Ali Sizer, Hüseyin Güneş ve Yılmaz Çelik.

    Anma son olarak Birlik ceminin yapılmasıyla son bulacak.

    Ahmet BAKIR/DERSİM