PİRHA – Varto Çalıdere Köyü’nde devam eden çadır nöbetini ziyaret eden Alibeyköy Cemevi Başkanı Hüseyin Güzelgül, yaşam alanları ve ziyaretlerin yok edilmeye çalışıldığını belirterek, “Davanızdan vazgeçmeyin” dedi.
Muş’un Varto ilçesine bağlı Çalıdere köyünde, ABD merkezli IGNIS H2 Enerji Üretim A.Ş., tarafından planlanan Jeotermal Enerji Santraline (JES) projesine karşı, Varto Ekoloji Platformu Gençlik Meclisi’nin başlattığı nöbet eylemi devam ediyor.
62’inci gününe giren çadır nöbetini İstanbul Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Eyüp Şubesi Alibeyköy Cemevi ziyaret etti.
“ASLA DAVANIZDAN VAZGEÇMEYİN”
Alibey Cemevi Başkanı Hüseyin Güzelgül, önce Sivas anmasına katıldıklarını ardından Varto’da bulunan Seyit Nesimi’nin mezarını ziyaret ettiklerini söyledi.
İki aydır süren Çadır nöbetini selamlayan Güzelgül, “Biz Kerbela’dan cesaret aldık. Nerde biz zalimlik varsa ona karşıyız” dedi.
Çadır nöbetinde güzel bir ikrar ve mücadele yürütüldüğünü kaydeden Güzelgül, “yaşam alanlarımıza, ziyaretlerimize ve ulularımıza dil uzattıkları gibi yok etmeye çalışıyorlar. Asla davanızdan vazgeçmeyin” dedi.
Çadır nöbetini 62’inci gününde Hemûg (Çayçatı) ve Çaxlek (Çağlek) köyü sakinleri devraldı.
PİRHA-Roza Kay Ma Sımayme tiyatro grubunun ‘Gağan’ isimli Kırmançki/Zazaca oyunu yarın PSAKD Alibeyköy Cemevi’nde oynanacak.
Fintoz Dikme tarafından dört yıl önce kurulan “Roza Kay Ma Sımayme” (Oyun Günü Biz Siziz) tiyatro grubu ‘Gağan’ isimli oyununu 21 Ocak Cumartesi günü saat 19.30’da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Alibeyköy Cemevi Konferans Salonu’nda oynayacak.
Kırmançki/Zazaca dilinde oynanacak ‘Gağan’ oyunu Fintoz Dikme tarafından yazıldı ve yönetiliyor. Dikme’nin yanı sıra Düzali Külahcı ve Cemal Akbayın da oyuncular arasında yer alıyor. Ayrıca Serbülent Güzeldere de konuk oyuncu olarak sahneye çıkacak. Oyunun müziğini ise Aydın Yağan yapıyor.
“ESKİ GELENEKLERİ ANLATAN BİR OYUN”
Oyuna ilişkin PİRHA‘ya bilgi veren Dikme, “Dört kişi bir araya gelerek grubu kurduk. ‘Gağan’ eski gelenekleri anlatan bir oyun. İlk defa oynayacağız. Başka yerlerde de oynayacağız. Dersim’in kaybolmak üzere olan Zazaca/Kırmançki dilinde sahneleyeceğiz. Dört yıl önce grup kurulduğunda ‘Adırê Çeyi’ isimli bir oyun yazdım. Kadınlarla beraber sahneye çıkacaktık ama koronavirüs başlayınca çıkamadık. Şimdi yeni bir oyun yazdım. Daha önce hiç tiyatro yapmamış kişiler ile oynayacağız. Provalarımızı yaptık. Oyunun müziğinde Aydın Yağan var.
PİRHA-İktidarın yeni ‘Alevi açılımına’ yönelik tepkisini Alibeyköy Cemevi’nde bir araya gelerek gösteren Aleviler, “Cemevleri ibadethanemizdir” hatırlatmasında bulundu. Aleviler; AKP’ye yaklaşılacağı beklentisini ise siyasi saflık olarak değerlendirdi.
AKP yıllar önce sonuçsuz olarak rafa kaldırdığı ‘Alevi açılımını’ yeniden masaya getirdi. İçişleri Bakanlığı yetkililerinin AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla Türkiye genelindeki birçok cemevini ziyaret ederek, fiziki ve maddi eksikliklerin tespiti ve karşılanması noktasında başlayan çalışmalar daha sonra genişleyerek sürdü. Beraberinde birçok tartışmayı da getiren bu faaliyetler, cemevlerinin “kültür merkezi” olarak tanımlanması, dedelere maaş bağlanması, cemevinin su ve elektrik giderlerinin karşılanması ve Diyanet benzeri “Alevi cemaati Başkanlığı” kurulması gibi başlıklar etrafında kamuoyuna yansıdı.
Aleviler; AKP ve Cumhur İttifakı’nın içinde bulunduğu krizden kurtulmak amacıyla bu adımları attığını ifade ederken; sorunların çözümü noktasında iktidarı samimi bulmadıklarını bir kez daha dile getirdiler. Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) öncülüğünde 13 Kasım Cumartesi günü İstanbul’daki Alibeyköy Cemevinde bir araya gelen Aleviler, cemevlerinin ibadethaneleri olduğunu hatırlatarak, yeni açılımlardan kaynaklı AKP’ye yaklaşılacağı beklentisini ise “siyasi saflık” olarak değerlendirdiler.
“DEVLET, KATLEDEREK ALEVİLİĞİ YOK EDEMEYECEĞİNİ ANLADI”
Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD) Genel Başkanı GaniKaplan, AKP’nin yeni “Alevi açılımını”değerlendirdi. “Devlet; katlederek Aleviliği yok edemeyeceğini anladı” diyen Kaplan, iktidarın ekonomik ve siyasi olarak zorda olduğunu söyledi.
Kaplan şöyle konuştu:
“Cemevlerini gezerken de düşündüler ki; örgütleri, genel merkezlerinden maddi olarak ayıralım. Ancak böyle yaparak, çökertebileceklerini düşünerek, yola çıktılar. İktidar, iktidara gelirken Kürtlerin ayağına yapışarak yukarıya doğru tırmandı. İnerken de bizim ayağımıza yapışıp, tutunmak istiyor. Ama Alevi toplumu serçe parmağını bile vermez. Her ne kadar Alevilere şirin gözükse de ortada bir zihniyet farklılığı var.
Bu zihniyet iktidarda kalmak için Osmanlı da babasını, çocuğunu boğduran bir zihniyettir. İktidar şu an ekonomik ve siyasi olarak çok zor durumda. Alevilere tutunmak istiyorlar. Cemevlerimizin önüne başka sıfatlar koyarak hiç adlandırmaya gerek yok. Alevilerin ibadethaneleri tüm dünyada cemevleridir. İktidar daha hamle yapmadan bunu dile getirmek için buradayız.”
“DİYANET’İN MEŞRULUĞUNU HİÇBİR ZAMAN KABUL ETMEDİK”
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen de AKP’nin daha önceki Alevi açılımlarına değindi. Açılımların sonuçsuz kaldığını belirten Özen, “Bugün de yapılmak istenen Alevi açılımı adı altında Alevileri bölüp, parçalayıp; kendi Alevisini yaratmak. Kurulduğu günden bugüne Diyanet’in meşruluğunu kabul etmedik. Diyanet bir asimilasyon ve inkar kurumudur. Diyanet’in çatısı altında kurulacak “Alevi cemaatler başkanlığı”nı ret ediyoruz.
Biz özgün bir inancız. Yolumuz, ritüellerimiz var. Bizde rızalık esastır. Dedeler veya başka kişiler maaş alacaksa devletin memurları sayılırlar. O zaman rızalık almaya da gerek yok. Aleviliğin bitişi demektir. Diyanet başta Aleviler olmak üzere tüm inançlar ve inançsızlar üzerinde bir tahakküm aracı olarak olmaktan çıkarılmalıdır. Sünni vatandaşlarımıza devredilmelidir. Her inanç da kendisini finanse etmelidir. İnancını özgürce yaşayabilmelidir” dedi.
“ALEVİLER, GERÇEK LAİKLİK MÜCADELESİNDE SESİNİ EN ÇOK YÜKSELTEN KESİM”
Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel ise Türkiye’deki inanç ayrımcılığının sürdüğünü dile getirerek; şunları söyledi:
“İktidarın hala bu kadar eylem ve istekten sonra Alevi inancının birleştiği bir yer olarak cemevini tanımayışı, onun yerine yıllardır sözler vererek, oyalayışı ve Türk-İslam anlayışını dayatması karşısında Aleviler bir araya gelerek tutumunu gösteriyor. 2021 Türkiye’sinde hala inanç ayrımcılığı var. Özellikle Aleviler’in, Osmanlı’dan günümüze kadar tanınmama ve katliamlarla bastırılmaya çalışılması hala devam ediyor. Bunun karşısında demokrasi, eşitlik, özgürlük ve gerçek laik bir toplum olabilme mücadelesinde en çok sesini yükselten kesimdir Aleviler.”
İstanbul PSAKD Ataşehir Şubesi ve Cemevi Başkanı Gülsev Kaya da “Her toplum kendisiyle ilgili sözü kendisi söyleyecek. Cemevlerinin statüsü ile ilgili söylenecek bir söz varsa onu Aleviler söylemeli. Farklılıklarımızla bir arada olduğumuzu göstereceğiz. Aleviler üzerinden siyaset yapılmasına karşı çıkmak gerek. Aleviler kendi siyasetini yapmalı ve bu siyaseti de bizler hak için mücadele yürütmek olarak görüyoruz” ifadelerini kullandı.
“KANUNA DAYANARAK ALEVİ KÖYLERİNE CAMİ YAPMAYA KALKIYORLAR”
Av. Zeynel Öztürk ise Türkiye’deki birçok kanunda yer alan “cami” ifadelerine dikkat çekti. Alevi köylerine cami yapılmasına dayanak olarak da yasalarda yer alan bu ifadelere dayanıldığını savunan Öztürk; şöyle konuştu:
“Sorun şuradan kaynaklanıyor. Birçok kanunda olduğu üzere mesela Köy Kanunu’nda, bir yerin köy olabilmesi için “cami, mezra, okul vb.” olması gerektiği yazılı. Bunun üzerine gidip, Alevi köylerine cami yapmaya kalkıyorlar. Bir köyün köy olabilmesi için kanundaki ifade “ibadethane” olarak yazılmalı. Türkiye’de sadece camiye giderek, ibadetlerini yapan insanlar yaşamıyor. Kanuna “ibadethaneler” kelimesini koyacaksın; parantez içinde cami, cemevi, sinagog, havra, kilise, mescit vs. yazacaksın.”
“HİÇBİR İNANÇ KENDİSİNİ DEVLET KARŞISINDA TANIMLAMAK ZORUNDA DEĞİL”
“Alevilerin inanç merkezleri cemevleri ve dergahlardır” diyen Öztürk, bu konuda ancak Alevilerin karar verebileceğini belirterek; şunları söyledi:
“Herhangi bir inanç içerisinde olmayan o inanç ile ilgili karar veremez. Hiçbir inanç kendisini devlet karşısında tanımlamak zorunda değil. Devletin bir görevi vardır. Ben başka bir şeye tapabilirim. Mesela cemevinin binasına da tapabilirim. Devletin görevi benim bu tapma özgürlüğümü sağlayacak ve benim ibadetimi yapacak yeri sağlayacak. Onun dışında hiçbir şeye karışamaz. Laik toplumlarda devletin dini olmaz. Cemevlerini ziyaret eden iktidar temsilcileri, cemevlerinin ne eksiği olduğunu soruyor. Biz o ihtiyaçları karşılarız. Duvarını da, çatısını da, boyasını da yaparız. Bizim inanç özgürlüğüne ihtiyacımız var.”
“ALEVİLİK, ÖZGÜN VE BAĞIMSIZ BİR İNANÇTIR”
Ağuçan Ocağı’ndan İbrahim Erdoğan, “Alevilerin isteklerinden neden korkuyorlar?” diye sorarken; “Devlet, inançların arasından çıkmalı. Bütün inançlar özgür olsun. Anayasada güvence altına alınsın. Alevilik, özgün ve bağımsız bir inançtır” diye konuştu.
“SEÇİM DÖNEMİ VERİLEN SÖZLER VAR”
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Eyüpsultan İlçe Başkanı Doğan Sarıtaş ise “Yıllardır Alevi yurttaşlarımıza uygulanan bir adaletsizlik var. Bunun karşısında da bir mücadele var. Bu mücadelede Alevilerin yanında olmamız gerekiyor. Her seçim döneminde Alevilere verilen sözler var. Seçim sonrası ise bütün bunlar unutuluyor” dedi.
HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu,ise, Türkiye’deki makbul vatandaş tanımına değinirken, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşundan bugüne Alevilere ve Aleviliğe yönelik bir yok sayma var. Bu devletin genetik kodları ve makbul vatandaş tanımı Türk ve Sünni Müslümanlık üzerine kurulu. Bunun dışındaki kimlik ve inançları yok sayan bir yaklaşım var. Bu yaklaşım anayasa ve tüm yasalara da dahil olmuş durumdadır” ifadelerini kullandı.
“Cemevleri meselesi devlet tarafından güvenlik konsepti çerçevesinden bakılan bir durum” diyen Kenanoğlu, meseleye yalnızca inançsal olarak yaklaşılmadığını belirtti. Kenanoğlu, cemevlerini ibadethane olarak kabul edilmesinin ayrı bir dinin ve yeni bir azınlık toplumunun oluşması olarak da görüldüğünü söyleyerek şöyle devam etti:
“Devletin bekası açısından tehlikeli bir durum olarak görüyorlar. Bu sadece AKP ile de sınırlı bir durum değil. Öncesinde de böyleydi. Örneğin 28 Şubat sürecinde de o dönemin askerlerinin “Cemevleri kültürel olarak çok iyi ama asla ibadethane olarak kabul edemeyiz” şeklinde beyanları var. Bu devlet refleksi haline dönüşmüş durumda.
Bir Alevi hakikati var. Bunun dışında oluşacak bir karar ve uygulama Alevi toplumu tarafından hiçbir şekilde kabul görmeyecektir. Alevilerin kendi hakikatini kabul etmeyen ve Alevilere dayatma bir tanım getiren anlayış var. Bu anlayıştan sağlıklı ve Alevilerin hayrına bir sonuç çıkmaz. Seçimlere doğru gidiyoruz ve hükümet zor durumda. Bu nedenle her topluma yönelik bir hamle başlatıyorlar. Kültür merkezleri statüsü yeni sorunlar çıkarır. AKP’nin bugüne kadar Alevi açılımlarından olumlu veya olumsuz hiçbir sonuç çıkmadı. Algı yaratıyorlar. Alevilerin etkileneceğini ve AKP’ye yöneleceğini beklemek siyasi saflıktır.”
“CEMEVLERİNİ TARTIŞMAYA KİMSENİN HAKKI YOK”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkan Danışmanı Murat Kantekin ise “Bir inanç topluluğu “Burası bizim ibadethanemizdir” diyorsa orası onun inanç merkezidir. Bir başkasının bir yer tarif etmesi ve tanımlaması olamaz. Aleviler için cemevleri ibadethanedir. Kimsenin bunu tartışmaya hakkı yoktur” dedi.
PİRHA-AKP’nin yeni Alevi açılımına karşı ABF öncülüğünde İstanbul’daki Alibeyköy Cemevi’nde bir araya gelen Alevi kurumları, iktidarın samimi olmadığını ifade ederken; yayımladıkları ortak bildiride “AKP 20 yıllık iktidarı boyunca hiçbir hak talebimizi yerine getirmemişken bugün cemevlerimize ‘kültür merkezi’ diyerek aslında bir hak gaspı daha yapmaktadır. Bizim ibadethanemize bir ad koymak, onu bir kalıba sokmak kimsenin haddi değildir” dedi.
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) öncülüğünde Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri (PSAKD), Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) ve Alevi Kültür Dernekleri (AKD) İstanbul’daki Alibeyköy Cemevi’nde bir araya gelerek AKP’nin yeni Alevi açılımına karşı ortak bir bildiri yayımladı.
AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 25 Ekim günü gerçekleşen kabine toplantısının ardından yaptığı basın açıklamasında; verilen talimatlar üzerine Türkiye’nin 58 ilinde bulunan toplam 1585 cemevinin ziyaret edildiğini açıklamıştı.
Alevi kurumları ve yöneticilerinin ifadelerine göre, İçişleri Bakanlığı danışmanının katılımıyla gerçekleşen ziyaretlerde; cemevlerinin fiziksel, maddi ihtiyaçlarının olup, olmadığı soruldu. AKP’nin üzerinde çalıştığı üç konu başlığı daha sonra basına da yansıdı. Buna göre iktidar içinde cemevlerine ‘ibadethane’ yerine ‘kültür merkezi’ statüsü verilmesi; dedelere maaş bağlanması ile cemevlerinin elektrik ve su giderlerinin devlet tarafından karşılanmasının tartışıldığı kaydedildi.
“DEDELER; AKP’NİN, DEVLETİN MEMURU DEĞİLDİR”
Dört kurum yayımladığı bildiride, Alevilerin 72 millete bir nazarla baktığını ifade ederken; şu sözlere yer verdi:
“Aleviler, tüm canlıları eşit ve kardeş görmekte,72 millete bir nazar ile bakmaktadır. İnancının gereği olarak kimsenin ibadetine, yaşam tarzı ve inancına asla müdahale etmemektedir. Uğradığımız tüm haksızlıklara, katliam ve asimilasyonlara rağmen insanlık adına barıştan ve eşitlikten asla vazgeçmemiştir. Bizi yok etmek istiyorlar, çocuklarımıza zorla öğretilen din dersleri ile, köylerimize ve mahallelerimize yapılan Camiler ile varlığımızı tamamen ortadan kaldırmak istiyorlar.
AKP 20 yıllık iktidarı boyunca hiçbir hak talebimizi yerine getirmemişken bugün cemevlerimize “Kültür merkezi” diyerek aslında bir hak gaspı daha yapmaktadır. Dedeler bizim yol önderlerimizdir. Ne AKP’nin ne de devletin memuru değildir. Nasıl ki tarih boyunca Alevi halkı dede ve pirlerine sahip çıkmışsa bu günde sahip çıkmasını bilir.”
“İBADETHANEMİZE BİR AD KOYMAK KİMSENİN HADDİ DEĞİLDİR”
Alevi kurumların taleplerinin belli olduğu kaydedilen bildiride; “Madımak Utanç Müzesi yapılmamışken, cemevlerimiz tanınmamış zorunlu din dersleri kaldırılmamışken, bugün AKP, Dedelere maaş vereceğini açıklıyor. Bu apaçık saygısızlıktır, Aleviliğin hassasiyet ve değerlerini görmezden gelmektir. Biz çok iyi biliyoruz ki, bir siyasi parti lideri Alevi olduğu için meydanlarda yuhalatanlar, Madımak katliamı davası zamanaşımına uğradığında “hayırlı olsun” diyenler asla ve asla samimi değildir.
Yakın tarihte “Alevi çalıştayları” yapılmış ve yine AKP’nin samimiyetsizliği nedeniyle daha ilk toplantıda görüşmeler tıkanmıştır. Bir başka örnek ise Madımak katili Ahmet Turan Kılıç Cumhurbaşkanının özel affı ile serbest bırakılarak adeta Madımak Oteli tekrar ateşe verilmiştir. Yazılı ve görsel basından sayısız hakaretlere uğrayan Alevilerin kapıları işaretlenmiş ve herhangi ceza alanda olmamıştır.
Herhangi bir halkın ibadethanesini yok sayıp ‘’kültür merkezi’’ demek saygısızlık ve hadsizliktir. Biz Aleviler olarak toplumsal adalet, eşitlik ve dayanışma için ibadet ederiz. Güçsüzlere, mazlumlara, yardım etmek, düşkün olanı kaldırmak, ağlayanı güldürmek için ibadet ederiz. Cem olmak can olmaktır, bir olmaktır. Bizim ibadethanemize bir ad koymak, onu bir kalıba sokmak kimsenin haddi değildir” ifadeleri kullanıldı.
PİRHA – Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren 33 can İstanbul Alibeyköy Cemevinde anıldı. Anmada, Madımak otelinin utanç müzesi olması istendi.
Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren 33 can İstanbul Alibeyköy Cemevinde anıldı. Cemevi bahçesinde yapılan anmada ‘Madımak Müze Olacak’ pankartı asıldı.
Gülbenglerin okunduğu anmada, çerağlar uyandırıldı. Sivas’ta yaşamını yitiren 33 can için deyişler söylendi, semah dönüldü. Anmada Madımak Oteli’nin utanç müzesi olması için çağrıda bulunuldu.
PİRHA- Alibeyköy Cemevinde Muharrem ayı nedeniyle oruç açımına bugün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve eşi Dilek İmamoğlu da katıldı. Dede Hüseyin Güzelgül “İmam Hüseyin’e verdiğimiz ikrardan dönmeyiz” dedi. İmamoğlu ise adalet duygusuna vurgu yaptı.
Haberin videosu
İstanbul’da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Eyüp Şubesi’ne bağlı Alibeyköy Cemevinde bugünkü oruç açımına İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve eşi Dilek İmamoğlu da katıldı.
Oruç açımı öncesi bir konuşma yapan Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Hüseyin Güzelgül Dede, “Hepinizi İmam Hüseyin aşkına, Hünkar Hacı bektaş Veli aşkına, Pir Sultan Abdal aşkına, siz talipler aşkına hepiniz hoş geldiniz” dedi.
“Kerbela, güçsüzün güçlüye karşı mücadelesi ve azmidir” diyen Güzelgül, “Bir yanda ikrarından dönenler, bir yanda da ikrarından dönmeyenler, ser verip sır vermeyenler var. 72 millete bir nazarla bakarız. İmam Hüseyin’e verdiğimiz ikrardan dönmeyiz” diye konuştu.
Dede Güzelgül’ün duasının ardından oruç açıldı.
“BU MASA UMUTLARI TAZELEME MASASI”
Cemevi bahçesine kurulan ve bin kişinin katıldığı oruç açımından sonra bir konuşma yapan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu da, “Bu akşam aslında burası dertleşme sofrası, paylaşma sofrası. Yaşanan o derin acılardan sonra birbirini hissetme sofrası. Dolayısıyla dostluğun, kardeşliğin, barışın, huzurun, hak ve hukukun adaletle birleştirilerek, mutlu yaşama adına ümitleri tazeleme, umutları besleme masası. Bu sofrada oruçlarımızın kabulünü diliyorum. Allah, tuttuğunuz oruçları kabul etsin” dedi.
“BİZİ DERİNDEN ÜZÜYOR”
Hazreti Ali’nin, “Devletin dini adalettir” sözlerini paylaşan İmamoğlu, “Bugün, en fazla susadığımız ve arzu ettiğimiz duygudur adalet duygusu. Herkese eşit davranılan bir yaşam. Sadece bu yaşadığımız alan değil, dünyaya dair de böyle. Yakın coğrafyaya da böyle. Dedemiz Kerbela’dan bahsetti. Oradaki derin acıdan bahsetti. Zalimi tanımak, zulmü bilmek ama yanı sıra, bir mazlumun hoşgörüsüyle toplumun beslenmesinden bahsetti. Bu derin acıların yaşandığı yakın coğrafyamızda, hala istemediğimiz olayların yaşanması da bizi derinden üzüyor. Onun için bütün iyi dileklerimiz sadece şehrimiz ve ülkemiz için değil. Yakın coğrafyamız için, özellikle İslam dünyası için ve bütün dünyamız için de geçerli” diye konuştu.
İmamoğlu, Alevi yurttaşların yoğun ilgisi altında Alibeyköy Cemevi’nden ayrıldı.
PİRHA- Tiyatro çalışmalarının sürdürüldüğü cemevlerinden biri de İstanbul’da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ne bağlı Alibeyköy Cemevi. Cemevinde gönüllü tiyatro eğitmenliği yapan Ozan Ali Doğu Arat, “Burada bir mücadele aracını örmeye çalışıyoruz aslında. İnsana insanla ve insanca yaklaşmayı öğretmek istiyoruz ve bu Aleviliğin felsefesinde de var” diyor.
Cemevlerinde ibadetin yanı sıra kültür sanat çalışmaları da devam ediyor. Çocuklar, gençler ve kadınlar olmak pek çok Alevi yurttaş cemevlerinde semah dönmeyi, bağlama çalmayı öğrenirken aynı zamanda tiyatro da oldukça ilgi gösterilen önemli etkinliklerden biri.
Tiyatro çalışmalarının sürdürüldüğü cemevlerinden biri de İstanbul’da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’ne bağlı Alibeyköy Cemevi.
Cemevi üyelerinden, aynı zamanda gönüllü tiyatro eğitmenliği yapan Ozan Ali Doğu Arat konuya ilişkin PİRHA‘ya konuştu.
İki yıldır çeşitli kurumlarda profesyonel olarak eğitim verdiğini söyleyen Arat, son bir yıldır Alibeyköy Cemevi’nde tiyatro eğitimi veriyor.
Birinci yılında dördüncü oyunu çıkartmaya hazırlandıklarını belirten Arat, bu süreçte kendisini de ayrıca eğittiğini söylüyor. Tiyatroya çok küçük yaşlarda başladığını belirterek birçok dalda eğitim gördüğünü ve hala eğitimlerinin sürdüğünü de ekliyor.
“BURADAKİ ASIL AMACIMIZ İYİ BİR TİYATRO İZLEYİCİSİ YARATMAK”
Kendi yaşadıkları semt ve çevresindeki insanların daha demokrat ve aydın insanlar olmasına rağmen bölgedeki kültür-sanat faaliyetlerinin eksikliğini dile getiren Arat, asıl amaçlarının oradaki bu boşluğu doldurmak olduğunu ifade ederek ekliyor, “Buradaki asıl amacımız iyi bir tiyatro izleyicisi yaratmak.”
Alibeyköy Cemevi yönetiminin yıllardır bu tür etkinliklere destek verdiğini söyleyen Ozan Arat, bunu gözönünde bulundurarak cemeviyle görüştüğünü ve bir yıldır da burada hem öğrenci hem öğretmen olarak çalışmalar yaptığını belirtiyor. 50’ye yakın gencin bugüne kadar çıkan oyunların bir parçası olduğunu belirten Arat, bunun sevindirici olduğunu ifade ediyor.
“İNSANA İNSANLA VE İNSANCA YAKLAŞMAYI ÖĞRETİYORUZ”
Arat, etkinliklerinin diğer cemevleri tarafından da görünür olduğunu belirtiyor ancak yine de imkanların kısıtlı ve dar olduğunu söylüyor. Cemevlerinin halen ibadethane statüsünde olmadığını, kültür dernekleri olarak geçtiğini ve bu sebeple belediyelerden bu atölye çalışmaları ve etkinlikler için ödenek alamadığını ifade eden Arat, “Yine de en asgari şekilde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Burada bir mücadele aracını örmeye çalışıyoruz aslında. İnsana insanla ve insanca yaklaşmayı öğretmek istiyoruz ve bu Aleviliğin felsefesinde de var” diyor.
Ayrıca kısa film senaryoları yazdığını da kaydeden Arat, önümüzdeki günlerde yine cemevi bünyesinde pedofili sorununa dikkat çekmek istedikleri bir kısa film çekmek istediklerini, diğer yandan bu ayın sonunda sahneleyecekleri Sivas Katliamı’nı farklı bir şekilde ele alan oyunlarının provasını yaptıklarını belirtiyor.
Ozan Ali Doğu Arat, kadın, genç ve işçilerle bir platform kurup gelecekteki faaliyetlerini Alibeyköy Cemevi’nde sürdürmek istiyor.
Arat, daha önce iki oyunu sahneleme imkanı bulduklarını ve bu ay sonunda Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anacakları oyunun ardından Muzaffer İzgü’nün “Sınır” adlı oyununu sahneleyecekleri bilgisini de veriyor. Arat, İzgü’nün “Sınır” adlı oyunuyla Ortadoğu coğrafyasında sürüp giden savaşlara dikkat çekmek istediklerini ifade ediyor.
“33 İNSANIN YANMASINA SEBEP OLAN DEVLET SİSTEMİNİ ELE ALACAĞIZ”
Haziran sonunda sahneleyecekleri Sivas oyunuyla katliamın başka bir yönüne dikkat çekeceklerini, katliama sebep olan güçlere odaklanacaklarını, mücadele ruhunu canlı tutan öğretici bir oyun olacağı bilgisini veren Arat, “2 Temmuz’da yanan 33 aydın dışında onların yanmasına sebep olan devlet sistemini ele alacağız. O gün valilik, bakanlıklar, mit ve bürokrasinin ne yaptığını işleyerek farklı bir pencereden ele alacağız” diyor.
30 Haziran’da Alibeyköy PSAKD Cemevi’nde Sivas’ı anmak adına konser ve tiyatro etkinliği yapacaklarını söyleyen Arat, etkinliğe katılım çağrısında da bulundu.
PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Alibeyköy Cemevi’ni ziyaret eden Kakai Alevi İnanç Heyeti, Alevi mücadelesinin kendileri için anlamalı olduğunu belirterek, “Yaresan dini sevgi dinidir” dediler.
Kakai Alevi İnanç Heyeti İstanbul’daki ziyaretleri kapsamında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Eyüp Şubesi Alibeyköy Cemevi’ni ziyaret etti. Heyeti cemevinde Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül ve cemevi yöneticileri karşıladı.
Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Hüseyin Güzelgül, cemal cemale olmaktan mutluluk duyduğunu söyledi. Alevi toplumunun felsefesi, yol ve erkanının daha ilerlediğini ama yine de yol erkan yürütmelerine karşı baskılar olduğunu kaydetti. Sergiledikleri mücadelenin sadece Alevi toplumu için değil tüm insanlar için olduğunu belirten Güzelgül, herkes için daha özgür bir dünya istediklerini kaydetti. Türkiye’de hak, hukuk, adalet ve demokrasiden yana hiçbir şey kalmadığını söyleyen Güzelgül, inanç özgürlüğünden, basın özgürlüğünden yana mücadelelerinin süreceğini ifade etti.
“SADECE FARKLI SÜREKLERDENİZ”
DAD Eş Genel Başkanı Selda Güneş ise Kakailerle iletişim kurmadan önce birbirlerinden çok farklı olduklarını düşündüklerini ancak temas kurunca önyargılarını yıktıklarını söyledi. Güneş, sadece süreklerin farklı yerlerinden olduklarını belirtti. Hacı Bektaş’a niyaz ettiklerinde barış dilediklerini dile getiren Güneş, Elbistan ve Dersim’deki ziyaretlerini anlattı.
“İNANCIMIZ KATLİAMLARDAN GEÇİRİLDİ”
“İster Yaresan, ister Alevi, Bektaşi, Kakai, Ehl-i Hak olalım inancımız iktidarlar tarafından katliamdan geçirildi. Yaşadığımız hiçbir yerde biz de inancımız da meşru değiliz” diyen Güneş, bunun için kaynak sorunları olduğunu ve kaynaklarını ortaklaştırmaları gerektiğini söyledi.
“EL ELE TUTUŞABİLİRSEK HAKK’IN ELİ DE ÜZERİMİZDE OLUR”
Bir süre önce Türkiye’de yaşayan birçok Alevi, Bektaşi Çepni gibi farklı süreklerden gelen pek çok baba, ana pir bir araya gelerek pirler meclisini oluşturduklarını dile getiren Güneş, bu çalışmanın eksikliklerini gördükçe geliştirdiklerini ifade etti. Güneş, “Eğer biz ele ele tutuşabilirsek hakkın eli de elimizin üzerinde olacaktır” dedi.
“YARESAN DİNİ SEVGİ DİNİDİR”
Kakailer yaptıkları konuşmalarda Türkiye’de olduğu gibi Irak’ta, İran’da, Suriye’de de yaşayan Alevilerin çok zorda olduğunu söylediler. Alevilik mücadelesi için kendileri için önemli olduğunu dile getiren Kakailer, “Yaresan dini sevgi dinidir” dedi. Irak’ta bulunan Kakailer ve Yaresanları bir araya getirmek için bir çalışma yaptıklarını söyleyen Kakailer, bu çalışmanın yakın zamanda tamamlanacağını kaydettiler.
PİRHA- İstanbul Eyüp’e bağlı Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Alibeyköy Cemevi’nde bulunan muhabbet odasında buluşan emekliler, zamanlarını kahvelerde olmak yerine burada sohbet ederek geçiriyor.
Köyden ekmek kavgasıyla gelip emekliliğini kentte yaşayanlar için zaman geçirecekleri alanlar oldukça sınırlı. Sıcak havalarda parkların yolunu tutan emekliler kış günlerinde de kendilerini rahat hissettikleri ortamlarda zaman geçiriyor. Farklı bölgelerden aynı kültürde buluşan Aleviler de cemevlerinde kendilerini var etmeye çalışıyor. İstanbul Alibeyköy’de bulunan cemevi de o yerlerden biri.
İstanbul Eyüp’e bağlı Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Alibeyköy Cemevi’nde bulunan muhabbet odası iki yıldır faaliyette. Emekliler, zamanını sokaklarda geçirmek yerine burada sohbet ederek geçiriyor. Tüm yöresel farklılıklara rağmen inançlarını ortak paydada buluştukları cemevlerinde olmaktan oldukça memnunlar.
“GENÇLER CEMEVİNE GELMİYOR”
Amasyalı Hasan Uysal 12 yıldır İstanbul’da. 12 yıldır bu cemevinde bir araya geldiklerini söyleyen Uysal, 2 yıldır da açılan muhabbet odasında sohbetlerini sürdürüyor. Uysal, “Alevilik üzerine, güzel ahlak üzerine kendi aramızda konuşuyoruz. Bazen de yaşamımızdan bazı olayları birbirimize anlatıyoruz. Böylece zamanımızda güzel geçmiş oluyor. 4-5 saatimiz burada geçiyor. Buradaki insanlar kahveye gitmiyorlar” diyor.
“Gençlerimizi getiremiyoruz ne yazık ki. Maalesef bundan da çok üzgünüm. Sadece cemlere geliyorlar. Aslında cemlere dahi 50 yaşın üzerindeki insanlarımız geliyor. Cemlerde en fazla 3-5 genç görebiliyorsunuz” diyen Uysal, gençlere cemevlerinde Aleviliğe ilişkin derslerin verilmesi gerektiğini söyleyerek, kurumların bunun üzerinde durması gerektiğinin altını çiziyor.
“ALEVİLİĞİ AKADEMİK BİR MECRAYA TAŞIMAK GEREKİYOR”
Cemevinde bağlama eğitmenliği de yapan Mehmet Ali Elitok, gençlerin müziğe ilgisinin oldukça iyi olduğunu söylüyor.
“Yetenek olduğu zaman işi iyiye götürebiliyor” diyen Elitok, cemevlerini gençler açısından cazip hale getirecek akademik çalışmaların yapılması gerektiğini aktarıyor:
“Gençlere Aleviliği Hz. Muhammed’e kadar götürüp de anlattığımız zaman onları doyurmuyor. Bir de bunun öncesi var. Aleviliğin bin yıllardır var olduğunu yolun sürüp geldiğini anlattığımız zaman gençlik buraya gelecektir. Bu kısır döngü içinde. Yaşlılarımız da dedelerimiz de böyle. Kimseyi suçlamıyorum çünkü Alevilik sözlü olarak bugünlere gelmiştir. Aleviliği artık akademik bir mecraya taşımak gerekiyor. Burada üniversitelerde Alevilik ile ilgili kürsülerin kurulması lazım. Bu oluştuğu zaman gençlerde buralara ilgi gösterecektir.
Ben Sivaslıyım, eskiden herkes bilir, cem sabaha kadar sürerdi. 12 hizmeti yerine getirdiğin zaman. 1-2 saate indirgenen cemler de kısırdöngüye giriyor. Kolunu bacağını budamış gibi kısaltarak. Bunu artık akademik bir şeye dönüştürdüğümüzde insanların ilgisini çekecektir.”
ZAMANI VERİMLİ KILMAK İÇİN CEMEVİNDELER
Çorumlu Hamdi Uzun da, “Burada birbirimizden bilgi alıyoruz. Böylece zamanımızı da doğru kullanmış oluyoruz.” diyor.
Sivas Hafikli Mustafa Kaya ise canı sıkıldığında cemevine geldiğini söylüyor. Kaya, “Allah buraya hizmet edenin işini rast getirsin. Her Perşembe günü ceme gelirim.” diyor.
83 yaşındaki İlhami Fırat 20 yıl önce Muş Varto’dan İstanbul’a gelmiş. Her gün cemevinin yolunu tutan Fırat, neden geldiğini ise şöyle anlatıyor:
“Orada kış zorluğu vardı. Önce çocuklar geldi biz de onların ardından geldik. Oraların havası suyu güzeldi bir defa. Oradayken koyunlara gidiyorduk. Buraya geldikten sonra da çalışmak istediğimde treni çoktan kaçırdın dediler. 65 yaşına bağladık. Oradan aldığımızla idare ediyoruz. Köyde bir şekilde vakit geçirdi. Burada geçmez.”
“ALEVİYİZ VE ALEVİCE YAŞAMAK İSTİYORUZ”
Nurettin Bozkurt da emekli. Bozkurt da emeklilikten yola çıkarak Türkiye’nin genel durumundan bahsetmeye başlıyor:
“Türkiye bataklığa doğru gidiyor. İnsanlar uyanırsa kendini toparlarsa bir yudum suda boğulmasalar kendini kurtarırlar. Öyle bir bataklığa yürüyor ki Türkiye maazallah. Emekliyim. Ama aldığımız para bize hak değildir. Maalesef ki hakkımızı vermiyorlar. Emekli olduğum sırada bana 2 buçuk milyon verildiğinde hakkım olurdu ancak. Ama bana 500 TL verdiler emekli parası. Onun için kanun nizam kalmadı. Adalet kalmadı. Adalet istiyoruz.
Maalesef ki kaşıkla aldıklarını kepçeyle alıyorlar. Fakirin bulduğu bir kuru soğan o da ateş pahası. Yani durum vahimdir. İnsanların haklarını vermiyorlar. Uyanın artık. Kendinizi dev aynasında görmeyin. Sizi kandırıp üstünüzden kimse yürümesin. Emekliyim, Aleviyim, Caferiyim. Ben hak düşmanı değilim. Şükür bizim cemevlerimiz var. İbadethanemiz var. Ama hala bu hükümet bizi tanımıyor. Biz Aleviyiz ve Alevice yaşamak istiyoruz.”
PİRHA-Alibeyköy Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Eyüp Şubesi’nde Sol ve 24 Haziran seçimleri” başlığıyla panel düzenlendi. Panelde, “Yüzde 10 barajı 12 Eylül rejimi tarafından Kürtler ve sosyalistler için getirildi. Ve HDP’nin baraj sorunu bütün muhalefetin baraj sorunudur. AKP’siz hayal kuran herkesin sorunudur. 24 Haziran akşamı bütün muhalif güçler olarak mutlaka oylarımızın sahip çıkıp sokaklarda demokrasi nöbetleri tutmalıyız” mesajları verildi.
İstanbul Alibeyköy Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Eyüp Şubesi’ndeki Bahar Şenliği ikinci gününde etkinlikler ile devam ediyor.
“Sol ve 24 Haziran seçimleri” başlıklı düzenlenen panelin moderatörlüğünü ÇEDF Genel Başkanı Ali Turan yaptı. Panele CHP Parti Meclis Üyesi Gökçe Gökçen, HDP MYK üyesi Ali Kenanoğlu, EMEP Başkan Yardımcısı Levent Tüzel katıldı.
EMEP Başkan Yardımcısı Levent Tüzel konuşmasına anneler gününe vurgu yaparak başladı. Tüzel, “Acı çekmeden, ah çekmeden mutlu eşit bir ülkede sağlama sözü veriyoruz. Ayrıca Soma şehitlerini andığımız bir gün. İş cinayetlerinde hayatlarını kaybedenlere bir avuç kömür bir lokma aş için bir ömür tüketmeye zorlayanlara karşı mücadeleden vazgeçmeyeceğimizi söylüyoruz. Geleceğin işçilerin elinde olduğunu hatırlatmak istiyoruz” dedi.
“16 YILLIK İKTİDARA SON VERME KOŞULLARI OLUŞTU”
16 yıldır despotizmle, açlık, işsizlikle ile yönetilen ülkenin seçime götürüldüğünü söyleyen Tüzel sözlerini şöyle sürdürdü:
“EMEP olarak seçimlere girdiğimizde bir ittifak olarak yer aldığımız kurtarıcılardan medet ummak değil kendi geleceğimizi barışı taleplerimizi kazanmak için birlikte mücadele etmenin gerekliliği söyledik. Halkın çok daha acilleşmiş talepleri etrafından, demokrasi kazanmak, birlikte ittifak kurmak içinde olduk.
Sürdürülemez bir ekonomi olduğu için savaş naraları atarak, seçim yasası da çıkartarak iktidarını yeniden sürdürmek için bu seçim tarihi ilan edildi. Demokrasi güçleri olarak artık yeter diyenler olarak TAMAM diyerek bu oyunu bozacağız. OHAL koşullarında bu iktidardan kurtulmanın güçleştiği ortamda bu hava hızlı şekilde dağılıyor. Halk daha farklı bir şey yapılabileceğini gördü, görüyor. Seçimlerdeki sandık güvensizliği ile hile ile AKP’nin oy kazanma ihtimaline karşı çaresiz olmadığımız ve 16 yıllık iktidara son verme koşulları oluşmuştur.”
“TÜM MUHALİFLER OYLARINIZA SAHİP ÇIKIN”
Tüzel, seçimlerde oluşan ittifaklara ve blokların dışına bırakılmasına karşı HDP’nin yanında olacaklarını söyledi.
Tüzel sözlerine şöyle devam etti:
“Bizlerin beklentisi demokrasinin kazanıp, HAYIR diyen güçlerin ortak hareket etmesini sağlamaktı. Bu yönde çağrılarımız oldu. Ama düzen güçleri HDP dışında bir millet ittifakı ortaya çıkardılar. Orada HDP problem, ayrıksı alan olarak gösterilip ittifak dışı tutuldu. Bakıyoruz ki cumhurbaşkanı adayları, artık Erdoğan ve onun oluşturduğu bloktan halkın sorunlarını büyüten iktidar seçeneğinden kurtulmak için güç birliği içerisinde. Ortak çalışmayı yürütme, sandıklara sahip çıkma koordinasyonunu sürdürüyorlar. Demokrasi güçleri olarak sosyalist güçlere ülkenin acil bir demokrasi için ortak aday çıkarmak ve seçimlerde ortak çalışma yürütmeye dönük süreci sürdürdük. Seçimlerde EMEP olarak tek adam rejiminin önlenmesi açısından, Kürt sorunun çözümü için mecliste HDP’nin olması gerekiyor, HDP’yi destekleyeceğiz.
Bu rejimin parti diktatörlüğü olarak devam etmesinin önlenmesinin Erdoğan’a karşı halk desteğinin önemini görüyor ve tek bir oyun bile ziyan edilmemesinin önemli olduğunu düşünüyoruz. 24 Haziran akşamı bütün muhalif güçler olarak mutlaka oylarımıza sahip çıkıp takipçisi olarak sandık başlarında, sokaklarda demokrasi nöbetleri tutmalıyız. Olabilecek müdahaleler karşısında dayanışma içerisinde olmak ve seçim güvenliğini sağlamak bugün esas alacağımız şey.”
“TEK ADAM REJİMİNİ ORTADAN KALDIRACAĞIZ”
CHP Parti Meclis Üyesi Gökçe Gökçen de Soma Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin annelerin ve cumartesi anneleri başta olmak üzere tüm kadınların anneler gününü kutladı.
11 yaşından beri AKP’nin iktidarda olmadığı bir gün yaşamadığını söyleyen Gökçen şöyle konuştu:
“80 darbesinden bu yana örgütlü olmak kötü bir şey olarak gösterildi bizlere yıllarca. Rekabetçi sistemde bireyselleştirildik. Sevgiyi yaşayamadık. Ve siyasetten uzaklaştırılmak zorunda kaldık. Kadınlar olarak iş yaşamından uzaklaştırıldık. Zenginliği eşit paylaşamadığımız bir adalet ortaya çıktı. Şimdi ise tek adam rejimi ve faşist bir düzen ile yaşamımızı sürdürmeye devam ediyoruz. Sorunlar da ortaya çıktı. Ekonomi bitti. İşsizlik yükseldi, toplumsal barış sorunu var. Sistem çökmüş durumda. 24 Haziran’a giderken hazırlıksız yakalamaya çalıştılar. Gençler ve kadınlar olarak her şeye rağmen kurduğumuz hayallerle örgütlendik. Oyunun kurallarını değiştirip tek adam rejimini ortak kaldırmak istiyoruz. Barajlara aşma ittifakını dönüştürdük. Temel ilkelerle bir araya geldik. Baraj antidemokratik bir sistem oluşturuyor. HDP’de baraj sorunu olmayacaktır. Hedefimize de ulaşacağız gibi görünüyor.
Biz tüm adayların eşit koşullarda yarıştığı bir Türkiye hayali kuruyoruz. Artık nefret, öfkeden sıkıldık. Gençler ve kadınlar olarak sıkıldık, bıktık. 25 Haziran’dan itibaren yapacağımız şeylerin de hayalini kurmalıyız. Önce demokrasiyi sonra da solu nasıl iktidar haline getireceğimizi düşünmemiz gerekiyor. Adaletin olduğu mutlu günleri düşünürken gariban, çöplük diyenlere, kadın düşmanlarına cevabımız çok net SIKILDIK, TAMAM.”
“BARAJ HDP’NİN DEĞİL TÜM MUHALİFLERİN SORUNUDUR”
HDP MYK üyesi Ali Kenanoğlu da seçimlerden HDP olarak neler hedeflediklerini, stratejisinin neler olduğunu anlattı.
Kenanoğlu, yüzde 10 barajının 12 Eylül rejimi tarafından Kürtler ve sosyalistler için getirildiğini söyledi. Kenanoğlu, “OHAL koşullarındayız. Bu koşullarda gidiyoruz seçimlere. HDP koruma kalkanının dışında bırakılmıştır bu ittifakın dışına itilerek. İktidar bunu hedefliyordu zaten. Onun derdi Saadet Partisi, Demokrat Parti değildi. Bütün derdi HDP’nin ne olacağı. HDP barajı geçemediğinde cumhurbaşkanlığı ikinci tura giderken baraj altında kalmış HDP seçmeninin, bu kırgınlığı ile nasıl oy verecek. HDP baraj sorunu bütün muhalefetin baraj sorunudur. AKP’siz hayal kuran herkesin sorunudur. Bu HDP’nin sırtına yüklenecek yük değildir. O koruma kalkanının dışında bırakıldığını neler olacağını hesap edebiliyoruz?” diye sordu.
Blok meselesinde HDP’nin zaten sol sosyalistler ile bir ittifak partisi olduğunu söyleyen Kenanoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
“HDP solda ezilenlerin yanında bir tavır sergiliyor. Baraj dışına atılmak istenen o kesimleri parlamentoya taşımak istiyoruz. Amacımız çokluğu savunan bir parti olarak halkların kardeşliğini savunanlar olarak meclis kürsüne getirmek hedefindeyiz. Biz Türkiye partisi olarak toplumsal tüm kesimlerin renklerini, hakikatini mecliste temsil ettirme hedefimiz var. Partiler arasında en çok kadın temsiliyetine sahip partiyiz. Aynı özelliğimizi koruyarak yarısını kadın olmak koşuluyla meclise taşımak istiyoruz. Sandık güvenliği konusunda muhalefetten beklentimiz var. Demokrasi, vicdan adına bize bizim seçmenlerimize sahip çıkmak zorundalar. Olmadığımız bölgelerde, standlarımıza sahip çıkmalarını istiyoruz”
Konuşmaların ardından panel soru cevap ile devam etti. (HABER MERKEZİ)
PİRHA-İstanbul Alibeyköy Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Eyüp Şubesi’nde “68’in 50. yılı” konulu panel düzenlendi. Panelde “Bu bir yürüyüştü. O yüz metre koşunun yenisini başlatmamız gerekiyor. Bu toprak hala Berkin Elvanları yetiştirebiliyorsa bizim hala bir şeyler yapabilme gücümüz ve kapasitemiz vardır. 68’den 50 yıl sonra diktatörlüğü alt edebilecek misiniz?” diye soruldu.
İstanbul Alibeyköy Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Eyüp Şubesi’ndeki ‘Bahar Şenliği’ kapsamında ‘68’in 50. yılı’ konulu panel düzenlendi.
Gazeteci yazarlar Temel Demirel ve İhsan Çaralan’ın katılımıyla gerçekleşen panelin moderatörlüğünü Mesut Gerçek yaptı.
İlginin yoğun olduğu panelde ilk konuşmacı Gazeteci -Yazar Temel Demirel, Berkin Elvan ve mücadeleden yaşamını yitirmiş tüm çocukların anneleri nezdinde tüm kadınların Annelerin Gününü kutlayarak başladı konuşmasına. Bugünün ayrıca 1980’de Karakoçan’da ölümüzleşen Orhan Bakır’ın ölüm yıldönümü olduğunu da hatırlattı. 68 konuşulacaksa Murathan Mungan’ın dizelerinin paylaşılması gerektiğini söyleyen Demirel, 68’in baharın isyancı olduğunu hatırlatan bir gerçek olduğunu söyledi.
Demirel, “68 isyanı hepimize önce eylem diyen Engels’i hatırlatır. Gerçekten 68 bir eylem, özgürlük hareketidir, kapitalist toplumun muhafazakarlığına karşı bir isyan hareketidir. İnsanlığın belleğinde derin izler bırakmıştır. Dünyanın hiçbir yerinde özgürlük hareketleri akıllı dengeli olamaz özgürlük hareketlerinden başka bir şey düşünmez. 68 radikal bir kopuştur. Bunların hepsi özgürlük talebidir” dedi.
“DİKTATÖRLÜĞÜ ALT EDEBİLECEK MİSİNİZ?”
Demirel konuşmasına şöyle devam etti:
“Söz konusu hareket elbette gökten zembille inmedi. Fransiz ihtilali, işçi ayaklanmaları vardır. Bir anarşi, başıboşluk değil, Avrupa’daki hareketin yansımasıydı. O günler özgürlük günleri idi. Çocukların daha çok ekmek yemek istemesinin mücadele günüydü. Kardeşlik öyküsüdür. Yoksulların yeniden tarihin sahnesine çıkıp zincirlerini kırdığı gündür.
Avrupa’daki ile bizim 68’imiz arasında fark idi. Başka bir 68 idi. Mahir Çayan, Deniz Gezmiş, İbrahim Kaypakaya’yı hatırlayın. Düzenin yıkılmasına yönelik bir özgürlük hareketiydi. En önemli karesi Deniz Gezmiş’in İstanbul Üniversitesi’ndeki boykot kararıydı benim için 68. Öğrenciler Amerikan emperyalizmine hayır, dedi.
“68, ÇARPIK DÜZENE KARŞI BİR MÜCADELEDİR”
Sadece bir özgürlük hareketi değil çarpık düzene karşı bir mücadeledir de 68. Bu hareketin vardığı yerde 6 Mayıs’ta idama giden Deniz, Yusuf, Hüseyin vardır. Kızıldere’de ‘teslim olmaya değil ölmeye geldik’ diyen Mahir Çayan var. Nurhak dağlarından ‘askerlere siz geri çekilin rütbeliler gelsin’ diyen Sinan Cemgiller var. 68 bizim için Mayıs ayıdır.
1 Mayıs ile başlar bizim mayısımız. 4 Mayıs tertele günleri vardır. Bütün Aleviler 4 Mayıs’ı bilir en iyi de Dersimliler bilir.
Bu bir yürüyüştü. O yüz metre koşunun yenisini başlatmamız gerekiyor. Bu topraklar hala Berkin Elvanları yetirtişebiliyorlarsa bizim hala bir şeyler yapabilme gücümüz ve kapasitemiz vardır. 68’den 50 yıl sonra diktatörlüğü alt edebilecek misiniz?”
“68; İSYAN, BAŞKALDIRI VE OKULDUR”
Gazeteci Yazar İhsan Çaralan ise şöyle konuştu:
“Geçmişte böyle mücadeleler oldu, bugün de oluyor. İçinde olduğumuzdan pek fark etmiyoruz. Geleceğe dair umutsuz olmak geçmiştekileri de unutmamamız gerekiyor.
68’in bir özelliği de emperyalist dünyanın geri cephesindeki bir isyan olmasıdır. Burjuvazinin şiddetini çekmiştir. Burjuvazinin bütün yerleşik değerlerine bir isyan olduğu gibi emperyaliste karşı arkadan kurulduğundan o dönemdekiler tarafından şiddetle cezalandırılmak istendi.
Bu kuşak 68 ile gökten inmedi. 68’e gelen dünyanın sosyalizme gelen mücadele ile şekillenmiştir. Çin, Cezayir, Küba ve Filistin devrimi gibi 68’in ateşi yükselmiştir.
Bunun önemi, Deniz’lerden bugüne 46 yıl geçmesine rağmen o günden bu yana her yıl anılmaktadır. Onların şahsında yaptığımız anma aslında bir muhasebedir. Her yıl yarım yüzyıllık bir dönem boyunca mücadelenin ön saflarında yer alanların geçmişteki mücadeleyi anmışlardır.
Geçmişte yaşadıklarını unutmayan bir toplum olduklarını da gösteriyor. Devrimciler ilericiler unutmuyorlar. Hafızalarını taze tutmak üzere bu mücadele içinde nerede olduklarını tartışmaya devam ediyorlar.
Baskının artmış olması, demokratik kazanımların ortadan kaldırılmış olması aslında bizim mücadelemizin önemini kavramak ve yeni kuşaklara da bunu aktarmalıyız.
Bu dönem en dikkat çekilecek şu: 68’deki antiemperyalist mücadeledir. 68, bir isyan, başkaldırı ve okuldur.” (HABER MERKEZİ)
PİRHA – Alibeyköy Cemevi’de iki gün sürecek ‘Bahar Şenliği’ söyleşiler, müzik ve şiir dinletileri ile bugün başladı.
İstanbul Alibeyköy’de bulunan PSAKD Eyüp Şubesi’nde ‘Bahar Şenliği’ etkinliğinin birinci günü sabah saatlerinden itibaren cemevi bahçesinde stantların kurulması ile başladı.
İlginin yoğun olduğu bahar şenlik alanındaki ağaçlara Mahzuni Şerif, Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, Yılmaz Güney, Aşık Veysel, Ahmet Arif’in fotoğrafları asıldı. ‘Güzel Günler Göreceğiz’ pankartının asıldığı şenlikte kitap, dergi, hediyelik eşyalar ve yöresel gıdaların yanı sıra Dersim’den gelen Jil sabunu stantları açıldı.
Şenlik ilk olarak ‘Türkiye’de Kadın Olmak’ konulu panel düzenlendi. Panelde konuşmacı olarak Avukat Devrim Avcı, Eğitim-Sen 3 No’lu Şubeden Meral Gülşen yer aldı.
“TÜRKİYE’DE HALA ÇOCUK EVLİLİKLERİ KONUŞULUYOR”
Eğitim Sen 3 No’lu Eğitim Sekreteri Meral Gülşen, konunun oldukça zor ve kapsamlı olduğu vurgusunu yaparak konuşmasına başladı. Meral Gülşen, bir cemevinde bunu konuşmanın oldukça anlamlı olduğunu, kadının Alevi camiasında çok değer gördüğü algısının yanında içine girince aynı sıkıntılarla karşılaşıldığını söyledi. Daha küçükken tarif edilen bir kadınlık kavramıyla yaşamaya başladıklarını söyleyen Gülşen, “Ne giyeceğimizin, nasıl konuşacağımızın, nasıl okuyacağımızın dahi” bu tarif etrafında şekillendiğini aktardı. Meral Gülşen hala Türkiye’de çocuk evliliklerin konuşulduğunun; çalışma hayatında kadınların geri plana itildiğinin, erkekle eşit ücret altında çalıştırılmadığının; eşleri, babaları, erkek arkadaşları tarafından şiddete, taciz ve tecavüze maruz kaldığının; siyasete aktif bir şekilde katılamadığının altını çizdi. Eğitim hayatında da bu eşitsizliğin devam ettiğini söyleyen Güneş, “Getirilen 4+4+4 eğitim sistemiyle eğitimine devam etmeyen çocukların yüzde 80’i kız çocuklarımız. Bu kız çocuklarının evde tarif edilemeyen bir iş yüküne hazırlanması sonucu oluşuyor.” dedi. Güneş “Bizim sorumluluğumuz bütün bu alanlardaki kadınlardan ortak bir kadın tasviri yaratmak ve ancak dayanışmayla var olur.” dedi.
“HALA NİYE BUNU GİYDİN DİYE SORGULUYORLAR”
Avukat Devrim Avcı ise çocukluktan itibaren kalıplaşmış bir şekilde karşılaşılan sorunlara dikkat çekti. 2002 yılında AKP’ nin iktidara gelmesiyle; kadınların eğitim, sağlık, hukuksal boyutta çok acımasız bir gerçeklikle yüzleştiğini söyleyen Avcı aynı zamanda kadına yönelik şiddete dikkat çekti. Kendisini “erkek” olarak ifade edenin kadını bir cinsel obje olarak görmesi sonucu ortaya çıkan taciz ve tecavüz olaylarının sürdüğünü aktaran Avcı, “Sıkıntı bu olaylara engel olması gereken adalet mekanizmasının gerekeni yapmaması. Bugün mahkemelerde sorgulanan sanık değil, kadın oluyor. ‘Niye oradaydın? Niye bunu giydin?” gibi sorular kadına yöneltiliyor” dedi. Devrim Avcı “Hukukun bu denli aile içine girmesine yanlış diyorlar ancak hukuk zaten toplumsal noktalara değinen bir mekanizmayken aileyi bunun dışında tutamazsınız.” dedi.
“SAVAŞTAN EN ÇOK KADINLAR ETKİLENİYOR”
Hülya Zabun ise Ortadoğu’da süren bir savaşın varlığının ve bu savaşlarda en çok katledilenlerin kadınlar ve çocuklar olduğunun ayrıca göçmen kadınların ve mevsimlik işçi kadınların olayın görünmeyen kısmında olduğunun vurgusunu yaptı.
Şiir dinletilerinin de yapıldığı şenlikte Soma da unutulmadı ve performans sergisi açıldı. Söyleşiden sonra şiir ve müzik dinletisi yapıldı.
Şairler Nesimi Aday, Ahmet Can Akyol ve Özgün Enver Bulut’un şiirlerini seslendirdiği dinletide ezgileriyle sanatçı Doğan Çelik yer aldı.
Dinletinin ardından, ‘En güzel şarkı kitap’ söyleşisi gerçekleşti. Kitap söyleşisinde, Ankara Katliamı’ndan yaralı kurtulan Günay Karakuş ve Yazar Ercüment Akdeniz iş cinayeti, çocuk işçiler ve emek sömürüsüne ilişkin görsellerle anlatım yaptı. Söyleşinin ardından da kitaplarını imzaladılar.
İlk günkü şenlik Tolga Sağ, Yılmaz Çelik, Taylan Yıldız, Cihan Çelik’in konseriyle sona erecek. (HABER MERKEZİ)
PİRHA – İstanbul’da Eyüp Alibeyköy’de Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Alibeyköy Cemevi, 12-13 Mayıs’ta 2 gün sürecek bir “Bahar Şenliği” düzenleyecek. Şenlikte söyleşiler, paneller ve müzik dinletisi olacak.
Alibeyköy Dersimliler Derneği, Cumhuriyet Halk Partisi, Çağdaş Erzurum Dernekleri Federasyonu, Devrimci Hareket, Eğitim Sen, Emek Partisi, Erzurum Kazancı Köyü Derneği, Erzurum Sıldız Köyü Derneği, Erzurum Tanır Köyü Derneği, Erzurum Çatkale Derneği, Ezilenlerin Sosyalist Partisi, Halkların Demokratik Partisi, Kaldıraç, Karadolap Spor Kulübü, Parseller Spor Kulübü, Sivas Banaz Köyü Derneği, Sivas Yağbasan Köyü Derneği, Toplumsal Özgürlük Partisi Girişimi, Varto İçmeler Köyü Derneğinin katılımcısı olduğu şenlikte çok sayıda söyleşi ve panel düzenlenecek. Ayrıca mahalleliler çeşitli konularda stand ve atölyeler açabilecekler.
İki gün sürecek Bahar Şenliği’nde ilk gün saat 15.00’te ‘Türkiye’de kadın olmak‘ söyleyişiyle başlayacak. Ardından saat 16.00’da ‘En güzel şarkı kitap’ söyleşisi olacak. Şölen, şiir ve müzik dinletisi ile devam edecek.
İkinci gün ise, saat 14.00’te çocuk oyunu, saat 15.00’te 68’in 50. yılı söyleşisi, saat 16.00’da Anneler Günü, saat 17.00’de de sol ve 24 Haziran seçimi paneli yapılacak. Ardından müzik dinletisi olacak.
Siyasi partilerin, gazetelerin ve yayın evlerinin de stand açacağı Bahar Şenliği ücretsiz olup akşam saatlerinde de konserlerle devam edecek.
PİRHA – KHK ile kapatılan TV10’un tekrar açılması için televizyon çalışanlarının her hafta Cumartesi günü yaptıkları eyleme 74. haftasında, İstanbul Alibeyköy Cemevi yöneticileri ve üyeleri destek verecek.
15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL kapsamında çıkarılan 668 Sayılı KHK ile birçok televizyon, radyo ve gazete kapatılmıştı. 668 sayılı KHK ile kapatılan televizyonlar arasında Alevilerin sesi TV10 da bulunuyor. 4 Ekim 2016’da mühürlendikten sonra TV10 çalışanları İstanbul Galatasaray Meydanı’nda eylem başlattı.
Eylemlerinin 73. haftasını geride bırakan televizyon çalışanları, her hafta olduğu gibi 74. haftasında da Cumartesi günü saat 14.00’te İstanbul Galatasaray Lisesi önünde eylemlerine devam edecek. Bu haftaki eyleme Alibeyköy Cemevi, Alevi kurum temsilcileri, Cumartesi Anneleri, çevreciler, kadınlar ve TV10 izleyicileri destek verecek.
Öte yandan eylemde, geçtiğimiz aylarda tutuklanıp Silivri Cezaevi’ne konulan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç ile TV10 kameramanı Kemal Demir’in serbest bırakılması da talep edilecek. (HABER MERKEZİ)
PİRHA – KHK ile kapatılan TV10’un tekrar açılması için televizyon çalışanlarının her hafta Cumartesi günü yaptıkları eyleme 73. haftasında bugün İstanbul Alibeyköy Cemevi yöneticileri ve üyeleri destek verecek.
15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL kapsamında çıkarılan 668 Sayılı KHK ile birçok televizyon, radyo ve gazete kapatılmıştı. 668 sayılı KHK ile kapatılan televizyonlar arasında Alevilerin sesi TV10 da bulunuyor. 4 Ekim 2016’da mühürlendikten sonra TV10 çalışanları İstanbul Galatasaray Meydanı’nda eylem başlattı.
Eylemlerinin 72. haftasını geride bırakan televizyon çalışanları, her hafta olduğu gibi 73. haftasında da Cumartesi günü saat 14.00’te İstanbul Galatasaray Lisesi önünde eylemlerine devam edecek. Bu haftaki eyleme Alibeyköy Cemevi, Alevi kurum temsilcileri, Cumartesi Anneleri, çevreciler, kadınlar ve TV10 izleyicileri destek verecek.
Öte yandan eylemde, geçtiğimiz aylar tutuklanıp Silivri Cezaevi’ne konulan TV10 Yönetim Kurulu Başkanı Veli Büyükşahin, Yayın Kurulu Üyesi Veli Haydar Güleç ile TV10 kameramanı Kemal Demir’in serbest bırakılması da talep edilecek. (HABER MERKEZİ)
PİRHA – Dersim Dernekler Federasyonu (DEDEF) 21 Şubat Dünya Anadil Günü vesilesiyle Alibeyköy Cemevi’nde Zazaca tiyatro ve müzik dinletisi etkinliği gerçekleştirecek.
21 Şubat Dünya Anadil Günü’nde Dersim Dernekler Federasyonu (DEDEF) Alibeyköy Cemevi konferans salonunda Zazaca tiyatro ve müzik dinletisi etkinliği düzenliyor.
Anadil’e dikkat çekmek için Yılmaz Arıkan’ın yazıp yönettiği Zazaca ‘Çerçi’ tiyatro gösterimi yapılacak. Öte yandan müzik dinletisi de olacak.
Etkinlik, 24 Şubat Cumartesi günü saat 18.00’de Alibeyköy Cemevi’nde yapılacak.
PİRHA – Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Hüseyin Güzelgül, yapacakları Xızır cemlerinde barış, insanlık, evren ve hak adına çerağları uyandırıp, barışın, huzurun sağlanması için dualar edip, lokma dağıtılacağını söyledi.
Haberin Videosu
Aleviler için kutsal olan Xızır ayında, birçok evde, cemevinde cem yapılıp lokmalar dağıtılıyor. Bölgelere göre farklılık gösteren Xızır oruçları ve cemleri İstanbul’da 13-14-15 Ocak’da tutuluyor. Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Hüzeyin Güzelgül PİRHA’ya Xızır’ın ne anlama geldiğini ve Aleviler için ne ifade ettiğini anlattı.
Xızır’ın Arapça’da el hazır, el hızır, yani yeşillik anlamına geldiğini söyleyen Güzelgül,”Xızır var olmadır” dedi.
Pir Güzelgül, “Musa Peygamber’e soruyorlar. Xızır’ı ne şekilde gördün? “İki denizin birleştiği yerde yemyeşil bir yaygı üzerinde gördüm” diyor.
Muhammed’e soruyorlar; “Her tarafı çöl olan bir yerde post üzerinde etrafı yemyeşil olarak Xızır’ı gördüm.”
Pir Güzelgül, Alevilerde yeşilin anlamını; varolma, ümit, hak ve yaşam deryası olarak tanımlıyor.
XIZIR: İNSANIN DARINA YETİŞENDİR
“Xızır, insanları yaşatan darda, zorda olan, hastayken darına, imdadına yetişen onu yaşatandır varedendir. Ona ümit verendir” diyen Pir Güzelgül, Aleviler için kutsal olan bu ayda birlik ve beraberliğin sağlanması gerektiğini söyledi.
“ESKİDEN YAPILAN BİRÇOK ŞEY ŞİMDİ YAPILMIYOR”
Xızır ayının öneminin bölüşmenin, kaynaşmanın, paylaşmanın önemine değinen Güzelgül, köyden kente göçle birlikte birçok şeyin değiştiğini söyleyerek şunları belirtti:
“Köyden kente göç ettikten sonra çoğu şeylerimiz değişti. Köydeyken Xızır ayı gelmeden bütün evlerde temizlik yapılırdı. Musahiplerin gelmesini beklerlerdi. Musahipler bir hafta önce gelirlerdi. Musahip hangi eve gelmişse köyün hepsi oraya toplanır, muhabbetler yapılırdı. Oruçlar tutulur, kurbanlar kesilirdi. Üç dört köy toplanıp dedenin bulunduğu köye gelirlerdi. O gece orada ibadet edilir, kurbanlar kesilirdi, görgüler yapılırdı. Fakat şimdi kentlere göç ettikten sonra bazı bölgelerde bunlar tekrar yaşatılıyor. Ama bazı bölgelerde de yapılmıyor. Bu da asimilasyonun bir parçasıdır.”
Dünyanın ikrar üzerine kurulduğunu söyleyen Pir Hüseyin Güzelgül, insanın hava, su, toprak ve ateşten meydana geldiğini belirterek, “bunlar birbirine ikrar vererek, insanoğlu yaratılmıştır”dedi.
Güzelgül, “İkrar verildiğinde bölüşmeyi, kaynaşmayı, birlikte yaşamı ve varolmayı sağlamış oluruz” şeklinde konuştu.
Pir Güzelgül, köylerde üç gün Xızır orucu iki gün de musahip orucunun tutulduğunu söyledi. Hızır orucunun ağır geçtiğini söyleyen Güzelgül, “Xızır orucu tektir. Muharrem orucu çifttir. Xızır orucu çok ağırdır. Yani eğer 366 azanı vererek nefsine hakim olabilirsen, hafif geçer. Eğer bir şüphe ve güman varsa öyle bir ağırlık basar ki işte o da Xızır’ın ağırlığıdır” ifadelerini kullandı.
“AFRİN’DE BİR YOKEDİŞ VAR, BİZLER BARIŞ İÇİN ÇERAĞ UYANDIRACAĞIZ”
Alevi Bektaşi İnanç Kurulu Başkanı Pir Güzelgül, son olarak Xızır ayının barışa ve huzur sağlaması dileklerinde bulunarak şu temennilerde bulundu:
“Eğer Xızır ayı varolma, yaşama, birlik ve beraberlik, dayanışma ayı ise o birlikteliği sağlayalım. Barıştan, haktan, hukuktan ve insan haklarından yana olalım. Bunu isterken, nasıl kendimiz için istediğimiz her şeyi dünya insanları için istiyorsak Xızır’da o isteklerimizi gerçekleştirsin. Barışı, huzuru sağlasın. İnsan haklarına adaletli olmamızı sağlasın. Temennimiz budur. Hızır ayında Xızır’dan dilediklerimizde bunlar olmalı.
Afrin’de bir zulüm var, yok ediş var. Ama biz devamlı barıştan yana olmuşuz. Barış çığlıkları atmamız lazım. Vereceğimiz lokmalar, uyandıracağımız cerağlar, keseceğimiz kurbanlar barışın, huzurun sağlanması adına olmalı. Çünkü biz zalimin zulmüne karşı mazlumun yanında olmuşuz. Yapacağımız Xızır cemlerinde barış adına çerağlarımızı uyandırıyoruz. İnsanlık adına, evren adına ve hak adına çerağlarımızı uyandıracağız. Barışın, huzurun sağlanması için dualar edip, lokmalar vereceğiz.”
OVACIK’DA XIZIR CEMİ: 22 ŞUBAT’DA
Öte yandan 13-14-15 Şubat’ta Xızır oruçları tutulacak. 15 Perşembe akşamı Alibeyköy Cemevi’nde, 22 Şubat’ta da Dersim Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ovacık Şubesi’nde cem yapılacak.
Pir Güzelgül, cemlere de katılım çağrısında bulundu. “Dersimdeki bütün canları, erenleri, babaları, dedeleri oraya davet ediyoruz. Madem birlik ayı ise herkes orada bulunsun, birlikte bizim ülkemize ve dünyaya barış gelsin. Barış sağlansın, insanlık sağlansın”dedi. (HABER MERKEZİ)
PİRHA – İstanbul PSAKD Eyüp Alibeyköy Cemevi’nde demokratik kitle örgütleri bir araya gelerek, Kudüs ile ilgili yaşananları kınadı. Aleviler ve Türkiye halkları, inkarcı zihniyetlere karşı hangi coğrafyada, hangi dinde olursa olsun, inançların, halkların yok sayılmasının kabul edilmeyeceği vurgulanan açıklamada, “ABD Kudüs’ün gerçekliğine yaptığı saldırgan, saygısız ve yok sayıcı bu tavrından biran önce vazgeçmelidir” denildi.
İstanbul Pir sultan Abdal kültür Derneği (PSAKD) Alibeyköy Şubesi’nde, Amasya Dernekleri Federasyonu, ÇEDF, Alibeyköy Dersimliler Derneği, CHP, HDP, EMEP ve Karadolap Spor Kulübü bir araya gelerek Kudüs ile ilgili basın açıklaması gerçekleştirdi. ‘Kudüs, Kudüs halklarınındır. Filistin halkı yanlız değildir’ pankartının açıldığı basın açıklamasını PSAKD Alibeyköy Cemevi yöneticisi, Nebahat Bektaş okudu.
“ALEVİLER YOK SAYILMANIN NE OLDUĞUNU İYİ BİLİYOR”
İnancından dolayı ayrımcılığa uğrayan Alevilerin, Kürtlerin ve muhalif kesimlerin yok sayılmanın ne olduğunu iyi bildikleri belirtilen açıklamada, “Bu inkarcı zihniyete sahip küresel güçler, Ortadoğu halkına müdahale ediyorlar. Filistin halkının inancını yok sayıyorlar. Ortadoğu’da barış ve huzur tohumunun filizlenmemesi için ellerinden geleni yapıyorlar” denildi.
Açıklamada, ABD Başkanı Trump’un Filistin topraklarında işgalci olan İsrail’in başkentini Kudüs olarak tanıdığını, bu tavrıyla, ne Kudüs’ü ne de Kudüs’ün diğer inançlar için sahip olduğu önemi umursamadığını açıkça dünyaya ilan etmiş olduğu belirtildi.
“YAHUDİLERİN, HRİSTİYANLARIN VE MÜSLÜMANLARIN EN ÖNEMLİ İNANÇ MERKEZLERİ KUDÜS TOPRAKLARINDA”
“Kudüs sadece Yahudilere ait değildir” denilen açıklamada, “Yahudilerin, Hristiyanlar’ın Müslümanların, en önemli inanç merkezleri Kudüs topraklarındadır. Kudüs’ü sadece Yahudiler’e ait gören zihniyet inkarcıdır. Bu topraklardaki diğer inançları yok saymaktır” ifadesi kullanıldı.
Aleviler ve Türkiye Halkları, inkarcı zihniyetlere karşı hangi coğrafyada, hangi dinde olursa olsun, inançların, halkların yok sayılmasının kabul edilmeyeceği vurgulanan açıklamada, “Bugüne kadar Filistin halkıyla yan yana gelmeyen Ortadoğu sorunlarının çözümüne kafa yormayan İsrail ile ticaret hacmini, siyasal ilişkilerini artırmanın çabası içinde bulunan iktidar, ‘Kudüs kırmızı çizgimizdir’ diyerek Filistin halkının yanındaymış gibi algı yaratmaya çalışmaktadır” denildi.
İktidarın, Kudüs’ü başkent ilan eden ABD olmasına rağmen ABD’ye değil, İsrail’e tavır aldığı vurgulanan açıklamada, “ABD’nin Kudüs’ü sadece kendi müttefiki olan Yahudilerin tekeline alma girişimi, ülkemizdeki inkarcı, asimilasyoncu politikalarla eşdeğer olarak görüyoruz. ABD Kudüs’ün gerçekliğine yaptığı saldırgan, saygısız ve yok sayıcı bu tavrından biran önce vazgeçmelidir” vurgusu yapıldı. (HABER MERKEZİ)
PİRHA-PSAKD Eyüp şubesi öncülüğünde Alibeyköy Cem evinde verilen Aşure lokmasına canlar yoğun ilgi gösterdi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Eyüp şubesi öncülüğünde aralarında HDP,CHP, EMEP Eyüp ilçe örgütleri, ÇEDF Amasya Dernekleri Federasyonu ve yöre derneklerinin de aralarında bulunduğu 22 kurum PSAKD Alibeyköy Cem evinde Aşure lokması verdi.
Aşure lokmasına canlar yoğun ilgi gösterirken, okunan deyişlerin ve dönülen semahların ardından Cem evine gelen canlara Aşure lokması dağıtıldı.
PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Eyüp Şubesi Alibeyköy Cemevi’nde Muharrem orucunun son günü olan 12. günde muhabbet yapıldı. Muhabbetin ardından verilen lokmalarla oruçlar açıldı. Muhabbet Cemevi’nde konuşan Kureyşan Ocağı Piri Hüseyin Güzelgül, Muharrem orucunun nasıl tutulduğunu anlatarak, Alevilere yönelik asimilasyonuna ve İzmir’de Yamanlar cemevine kayyım ataması yapılmasına tepki gösterdi.
Haberin videosu
İstanbul Alibeyköy Cemevi’nde Muharrem orucunun son gününde Muharrem muhabbeti gerçekleştirildi. Muhabbetin ardından lokmalar dağıtıldı ve oruçlar açıldı.
Muharrem Muhabbeti Kazım Tut’un çerağ uyandırması ve Kureyşan Ocağı Piri Hüseyin Güzelgül’ün dar duası vermesiyle başladı. Zakir Muharrem Tuncer ve Cihan Mert Taşdelen ise deyişleriyle eşlik ettiler. Katılımın yüksek olduğu muhabbette Pir Güzelgül birçok konuya değindi. Kerbela’da yaşanan katliamı kınayan Pir Güzelgül, 12 İmamlar orucunun Aleviler için ibadet olduğunu kaydetti.
“HAKTAN VE ÖZGÜRLÜKTEN YANA OLMALIYIZ”
“İmam Hüseyin ser verdi, ikrardan dönmedi” diyen Pir Güzelgül, “Önemli olan İmam Hüseyin’in duruşunu sağlamaktır. Bizler bu ayda paylaşımı bilmeliyiz. Sadece bu ayda değil 365 günde de Hüseyin’i olmalıyız. Haktan, hukuktan, barıştan ve özgürlüklerden yana olmalıyız. Bunu da İmam Ali’nin adaleti, İmam Hüseyin’in duruşuyla sağlayabiliriz ve onun mücadelesini sergilemeliyiz” dedi.
“ALEVİLERE YÖNELİK ASİMİLASYON DEVAM EDİYOR”
“Kerbela ve Kerbela şehitlerini yaşayarak ve yaşatarak Alevi olunur” diyen Pir Güzelgül, “Oruçlarımızı açarken ezana göre değil güneşin batışına göre açarız” dedi.
Birlikte mücadeleye ihtiyaç olduğunu vurgulayan Güzelgül, Alevilere yönelik asimilasyona da değindi:
“Alevilere yönelik asimilasyon devam ediyor. Zorunlu din derslerinin kaldırılmasını istedik. Yeni müfredat hazırlanırken yandaş Alevi kurumları ile görüştüler ve semahı halk oyunu diye geçtiler. Alevi asimilasyonunun önüne geçmek için cemevlerimiz okul olmalı, bilim yuvası olmalıdır. Cemevimizde 6-7-8. sınıflar için kurslar açtık çünkü çocuklarımız Alevi bilinciyle yetişsin istiyoruz. Desinler için hiçbir şey yapmadık. Alevilerde şekilcilik yoktur. Baskı gördük ama ikrarımızdan vazgeçmedik. Bu çerağı hiçbir zaman düşürmedik.”
Son olarak İzmir Yamanlar Cemevi’ne Büyükşehir Belediyesi tarafından atanan kayyuma tepki gösteren Pir Güzelgül, “Yamanlar Cemevine atama olmuş. Sizler Alevi oylarıyla o koltuklarda oturuyorsunuz. Atamayla Alevilerin elinden cemevlerini almaya kalkıyorsunuz. Önce cemevinin düğün salonunu yıktı, sonra müdür atadı. Bu yanlıştan biran önce dönülmesi gerekir” dedi. (HABER MERKEZİ)