Etiket: alican önlü

  • Dersimli yurttaşlar: Halep’te yaşananlar halklara karşı soykırımdır!- VİDEO

    Dersimli yurttaşlar: Halep’te yaşananlar halklara karşı soykırımdır!- VİDEO

    PİRHA- Suriye’nin Halep kentinde bulunan ve ağırlıklı olarak Kürtler’in yaşadığı Eşrefiye ile Şex Maqsud mahallelerine yönelik katliam saldırılılarına Dersimli yurttaşlardan tepki yükseldi. Yurttaşlar, artık sözün ve kınamaların işe yaramadığını, bu barbarlığa karşı topyekûn bir mücadele gerektiğini ifade ettiler.

    HTŞ ve ona bağlı çete gruplarının gerçekleştirdiği katliamlara tepkiler dinmiyor. Çeteler, Esad rejiminin devrilmesinden bu yana, Suriye’deki Alevi, Dürzi, Süryani ve Kürt halklarına yönelik soykırım saldırıları gerçekleştiriyor. Bu yönüyle dünya kamuoyunun tepkisine neden olan katliam saldırılarına bir tepki de Dersimli yurttaşlardan geldi.

    “SURİYE’DE ŞU AN TÜM HALKLARA KARŞI SOYKIRIM YAPILIYOR”

    Egemen sistemin halkların bir arada yaşama iradesini tanımadığını belirten Emir Ali Genç, “Suriye’de şu anda bütün halklara yönelik bir katliam söz konusudur. Egemen sistem halkların bir arada yaşamasına müsaade etmiyor. Çünkü bu yaşam her anlamıyla onların yaşamına ters düşen bir yaşamdır. Çünkü bireyselliği içermiyor. Egemen sistem ise bunun tam tersi olarak, ortak yaşamı benimsemiyor. Oradaki halklar da ortak yaşamı savundukları için mücadele veriyorlar” dedi. Konuşmasının devamında ise şunları dile getirdi:

    “Egemen sistem kendi varlığını kabul ettirebilmek için her türlü şiddetle insanların üzerine gidiyor. Biz bu şiddeti doğru bulmuyoruz, kınıyorum. Bütün halkların özgür ve eşit yaşam hakları tanınmalıdır. Egemen sistem de baskı ve şiddetinden vazgeçmesi gerekir. Suriye’de yaşayan sadece Kürtler ve Aleviler değildir. Araplar var, Süryaniler var, Dürziler var. Bu halklara yönelik şiddetin son bulmasını ve bir an önce onların kendini rahat ifade edebilecek şartlar ve koşulların sağlanmasını istiyorum.”

    “YAŞANAN KATLİAMLARIN YABANCISI DEĞİLİZ”

    Yaşanan katliamlara yabancı olmadıklarını ifade eden Kibar Köse, “Bugün Rojava ve Suriye’de meydana gelen katliamların çok da yabancısı değiliz. Daha önce bu katliamlar, Maraş’ta, Sivas’ta, Dersim’de Olan katliamlar da çok yabancısı değiliz. Rojava’da Kürtlere ve Alevilere yönelik yapılan zulmün hiçbirini kabul etmiyoruz ve karşısındayız” dedi. Bu katliamlara karşı sürekli mücadele içerisinde olacaklarına dikkat çeken Köse, “Biz bunlardan korkmuyoruz. Biz zaten korkumuzu Kerbela’da bıraktık. Bu katliamlara karşı sürekli direneceğiz, bunların karşısında olacağız” diyerek lanetlediklerini ifade etti.

    Köse, konuşmasının devamında ise Suriye’de Kürtlere, Alevilere, Süryanilere ve Dürzilere yapılan saldırılar soykırım niteliğinde olduğunu vurguladı, “Kadınlara yapılan işkenceler, işkence sonuçları balkonlardan aşağı atmalar, keza çocuklara aynı zulümler uygulanıyor. Bu görüntüleri gördüğümüzde tahammülümüz kalmıyor” dedi ve bu katliamların karşısında olmaya devam edeceklerini söyledi.

    “HALEP’TE HALKLARA YÖNELİK SOYKIRIM YÜRÜTÜLÜYOR”

    Baba Mansur Ocağı evlatlarından Sakine Cevahir, Halep’te yaşanılanların bir iç savaş olduğunu söyledi ve devamında, “Bu iç savaşta Alevi, Süryani, Kürt, Dürzi halkları katlediliyor. Bu saldılar, halklar topluluğuna yapılan bir zulümdür. Bir soykırımıdır aslında. Bu soykırımı insanlık adına lanetliyorum ve en başta bir insan olarak, bir anne olarak bu acıları içten duyuyorum. Bu acıların bir an önce sonlanmasını temenni ediyorum” dedi. Bu karanlığa karşı umutlarının tükenmediğini kaydeden Cevahir, “Ama umutlarımız tükenmiyor. Mücadele devam ettikçe umutta olacaktır. İnsanlığın bir gün huzura, umuda, yaşama kavuşacaklarını umut ediyorum” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

    “HALKLARIN BİRBİRİNİN HIZIRI OLMASI GEREKİYOR”

    Eski HDP Milletvekili Alican Önlü, “Bugün Ortadoğu’nun ortasında olan Suriye ve Suriye’nin de kalbi olan Rojava’da bir Kerbela yaşanıyor. Hem bir Kerbela yaşanıyor, hem de buna karşı bir direniş var” dedi. Önlü, konuşmasına Halep’te yaşanan savaşın sadece iki gücün çatışması olmadığını, bunun tam tersi iki zihniyetin bir çatışması olduğunu vurguladı: “Yani orada insanlığın başına bela olmuş bir zihniyet var. Bu bugünkü ismiyle İŞİD’dir. Tarih boyunca değişik isimlerle sahneye çıktı ama bugünkü bela olan zihniyet İŞİD’dir. Bir de ona karşı direnenler, sadece kendisi için değil, kendi kimliği, inancı için değil, tüm insanlığın onurunu savunanlar var. Bir bütün olarak dünyadaki tüm insanlığın onurunu kurtarmaya çalışan bir mücadeledir.”

    “Bu IŞİD zihniyeti sadece bir inanca, bir kimliğe de karşı değil. O coğrafyadaki yaşayan tüm inanç ve kimliklere karşı. Yani oradaki Dürzilerin, Alevilerin, Kürtlerin, Ermenilerin, Ezidilerin hepsinin bir aradaki ortak bir yaşamına, onurlu yaşamına karşıdır” diyen Önlü, konuşmasına halkların birbirinin Hızırı olması gerektiğini kaydetti; “Dürzi Alevi’nin Hızırı olması gerekiyor. Alevi Kürd’ün Hızırı olması gerekiyor. Kürd’ün Asuri’nin Hızırı olması gerekiyor. Ermeni’nin de Ezidi’nin Hızırı olması gerekiyor. Yani Hızır denen şey öyle soyut bir yerde değil. Tam tersine bu zulme karşı birbirine verilen destektir. Bu zulme karşı ayağa kalkmaktır.”

    Son olarak, ‘sözün bittiği yerdeyiz’ diyen Önlü, “Tabii Türkiye’deki bütün demokrasi güçlerinin, emek güçlerinin, sosyalist güçlerinin sadece bir açıklamayla, lanetlemeyle, kınamayla bu zulmün üstesinden gelinemez. Çünkü karşı taraf sadece lanet okuyarak yapmıyor. Bütün insanlık dışı vahşetini sergileyerek yapıyor. Özellikle de oradaki halklara karşı, oradaki direnen insanlara karşı bu zulmü yapıyorlar. O zaman buna karşı, buradan da sadece açıklamalarla olacak iş değil. Kınamayla olacak işler değildi. Başta tüm demokrasi güçleri, emek güçleri, sol-sosyalist güçler, insanım diyen herkesin, öncelikle Türkiye’nin bu cihatçı ittifak politikasına karşı durmak zorundadır” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

    PİRHA/DERSİM

  • Kürt Araştırmacı-Yazar Munzur Çem, mezarı başında anıldı-VİDEO

    Kürt Araştırmacı-Yazar Munzur Çem, mezarı başında anıldı-VİDEO

    PİRHA-11 Aralık 2022 tarihinde Hakk’a yürüyen Kürt araştırmacı-yazar Munzur Çem (Hüseyin Beysülen), Bingöl’ün Yayladere ilçesinin Seter köyündeki mezarı başında anıldı. Munzur Çem’in ablası Dilber Beysülen, “Munzur Çem, sürgünde olmasına rağmen mücadelesini devam ettirdi. Kürtlerin özgürlük mücadelesi ve dil üzerine çok ciddi emekleri oldu. Onun mücadelesini yaşatacağız” dedi.

    Almanya’nın Berlin kentinde 11 Aralık 2022 tarihinde Hakk’a yürüyen Kürt araştırmacı ve yazar Munzur Çem (Hüseyin Beysülen), Bingöl’ün Yayladere ilçesinin Seter köyünde toprağa sırlanmıştı.

    Kürt yazar, araştırmacı ve derleyici, Zazakî-Kirmancki’nin standardize edilmesine büyük katkı sunan dilbilimci Munzur Çem, sürgünde olmasına rağmen Kürtlerin dili, kültürü ve inancı için çok önemli çalışmalar yürüttü.

    Munzur Çem, Hakk’a yürümesinin 2. yılında mezarı başında anıldı. Anmaya Munzur Çem’in ailesi, dostları, Dersim Belediyesi Eş Başkanı Cevdet Konak ve 27. dönem HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü katıldı.

    “MUNZUR ÇEM, DİLİ, KÜLTÜRÜ VE TARİHİ İÇİN MÜCADELE ETTİ”

    CAN TV Programcısı Süleyman Ateş, “Munzur Çem dili, kültürü ve tarihi için mücadele veren birisiydi” diye belirtti.

    Munzur Çem’in kardeşi Veli Beysülen, “Sürgünde olduğunda da halkının dili, kültürü ve inancı için mücadele etti” dedi.

    “MUNZUR ÇEM, DERSİM TOPRAKLARININ SESİ OLDU”

    Munzur Çem’in 100 yıllık cumhuriyet döneminde Kürdistan coğrafyasında sürgünün adı olduğunu ifade eden Dersim Belediyesi Eş Başkanı Cevdet Konak, “Munzur Çem, Kürt halkının dili ve kültürü için büyük emekler verdi. Munzur Çem, sürgün yaşamında da Dersim topraklarının sesi oldu. Bizlerde verilen mücadeleyi daha da büyüterek bu topraklarda özgürlüğü ve barışı inşa edene kadar mücadele edeceğiz” diye konuştu.

    “MUNZUR ÇEM’İN BIRAKTIĞI MİRASI DEVAM ETTİRECEĞİZ”

    Munzur Çem’i saygıyla anarak sözlerine başlayan Alican Önlü, “Bir halkın üç temel değeri vardır dili, kültürü ve inancı. Eğer bu değerleri kaybederse o halk yaşayamaz. Devlet, Kürt halkını yok etmek için dili, kültürü ve inancı üzerinde asimilasyon politikası uyguladı. Asimilasyon politikasına karşı direnenler de vardı ve direnenlerin en başında da Munzur Çem geliyor. Munzur Çem’in bıraktığı mirasın devamcısı olacağız” dedi.

    “KÜRT HALKININ MÜCADELESİ İÇİN CİDDİ EMEKLER VERDİ”

    Dersim Araştırmaları Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Selman Yeşilgöz, “Dilimize, kültürümüze ve inancımıza verdiği emeklerden dolayı Munzur Çem’e teşekkür ediyoruz. Onun verdiği emeği kendisinden sonra gelenler sürdürecektir” diye ifade etti.

    Munzur Çem’in sürgünde olduğu için ailesine ve topraklarına hasret kaldığını belirten Munzur Çem’in ablası Dilber Beysülen, “Sürgünde olmasına rağmen mücadelesini devam ettirdi. Kürtlerin özgürlük mücadelesi ve dilleri üzerine çok ciddi emekleri oldu, biz onun mücadelesini yaşatacağız” diye belirtti.

    PİRHA/BİNGÖL

  • Yeşil Sol Parti Dersim’de seçim bürosunu açtı: Beraber başaracağız-VİDEO

    Yeşil Sol Parti Dersim’de seçim bürosunu açtı: Beraber başaracağız-VİDEO

    PİRHA-Yeşil Sol Parti, Dersim’de seçim bürosunu açılışını coşkulu bir şekilde gerçekleştirdi. Beraber başaracaklarını belirten Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Adayı Ayten Kordu, “Dersim’deki mücadelemiz sadece bu seçimle sınırlı kalmayacak ve bundan sonra da birlikteliğimiz devam edecek. Halkımızı dinleyerek hem eleştirileri hem de önerileri dikkate alarak çalışacağız. Dersim’de inkar, asimilasyon, işsizlik ve eğitimle ilgili sorunlar var” dedi.

    Yeşil Sol Parti, Dersim’deki seçim çalışmaları kapsamında Sanat Sokağı’nda seçim bürosunun açılışını coşkulu bir şekilde gerçekleştirdi. Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Adayı Ayten Kordu, yüzlerce kişinin katılımıyla Aktuluk Mahallesi’nde karşılanarak konvoy halinde Sanat Sokağı’ndaki seçim bürosuna geldi.

    Seçim bürosu açılışına HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, Yeşil Sol Parti Elazığ 2.sıra Milletvekili Adayı Nurşat Yeşil, Emek ve Özgürlük İttifakı Bileşenleri yöneticileri ve yüzlerce yurttaş katıldı.

    “İTTİFAKLARIMIZLA YOL YÜRÜYEREK, BİRLİKTE BAŞARACAĞIZ”

    Dersim’in büyük değerlerle dolu kadim bir kent olduğunu belirten Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekili Adayı Ayten Kordu, “Kadınlar olarak bu seçimde parlamentoda en yüksek temsiliyetle bulunacağımıza inanıyorum. Bileşenlerimiz ve ittifak güçlerimizle birlikte yol yürüyerek birlikte başaracağız. Şu anda 30 gün var ama Dersim’deki mücadelemiz sadece bu seçimle sınırlı kalmayacak ve bundan sonra da birlikteliğimiz devam edecek. Halkımızı dinleyerek hem eleştirileri hem de önerileri dikkate alarak mücadele edeceğiz. Dersim’de inkar, asimilasyon, işsizlik ve eğitimle ilgili sorunlar var seçim süreci içerisinde bu konularla ilgili paylaşımlarımız olacak. Demokratik cumhuriyet inşası içerisinde mecliste temsiliyeti en güçlü şekilde yaparak hep birlikte Türkiye halkları için haklarımızı kazanacağımıza inanıyorum, o günler yakındır. Bu süreç içerisinde en büyük görev kadın ve gençlerindir” dedi.

    “CUMHUR İTTİFAKI MUTLAKA YIKILMALI”

    Mutlaka kazanacakları yürüyüşün ilk adımını attıklarını söyleyen HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü de şöyle konuştu:

    “Kürtler, Aleviler, kadınlar ve ötekiler için zulüm olan inkar olan katliam ve soykırım olan bu yüzyılı geride bırakıyoruz ama herkes bu yüzyılı geride bırakırken yeni bir yüzyılı, yeni bir devleti, yeni bir cumhuriyeti yeni bir rejimi de inşa etmek istiyor. Bir taraf tekçi, faşist, tarikatçı olan bu rejimi devam ettirmek istiyor, diğer taraf ise inkârcı ve asimilasyoncu olan yüzyıllık rejimi korumak istiyor ama biz ikisini de kabul etmiyoruz. Cumhur İttifakı mutlaka yıkılmalı ama Millet İttifakı da halkların inançlarını ve kimliklerin kendini yeniden bulabileceği yeni bir demokratik cumhuriyetin inşasında yola gelmeli.”

    PİRHA/DERSİM

  • Önlü: Gülistan Doku soruşturmasındaki şüpheli Zaynal Abarakov şu an nerede yaşamakta?

    Önlü: Gülistan Doku soruşturmasındaki şüpheli Zaynal Abarakov şu an nerede yaşamakta?

    PİRHA – Milletvekili Alican Önlü, Gülistan Doku dosyasındaki tek şüpheli konumundaki Zeinal Abarakov’un adli kontrol altında olmasına rağmen 6 aydır imza atmaya gitmediğini belirterek, konuyu meclis gündemine taşıdı.

    Milletvekili Alican Önlü, Dersim’de 5 Ocak 2020’den bu yana kendisinden haber alınamayan ve şüpheli şekilde ortadan kaybolan Gülistan Doku’nun son görüştüğü kişi olan erkek arkadaşı Zeinal Abarakov’un akıbetine dikkat çekti.

    Milletvekili Önlü, adli kontrol altında olmasına rağmen 6 aydır imza atmaya gitmediği iddia edilen Abarakov hakkında soru önergesi hazırlayarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sundu. Önlü, Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun soruşturma dosyasındaki tek şüpheli konumunda olan Zeinal Abarakov’un “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçuyla 15 günde 1 imza atma şartı ve yurt dışı yasağıyla serbest bırakıldığı ancak adli kontrol şartlarını yerine getirmediği, telefonuna ulaşılamadığı ve adresinde olmadığı bilgilerini paylaştı.

    Konunun 24 Ağustos 2022’deki emniyet tutanaklarına da yansıdığını belirten Alican Önlü “Haberlere yansıyan bilgilere göre adli kaynakların 18 Mart’ta Alanya Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirildiği, kendisine ulaşılamadığı için Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın adli kontrol talebinin 3 kez ayrı tarihlerde yazı yazdığı, Alanya İlçe Emniyet Müdürlüğünü’nün ise 3 Ekim’de Zeinal Abarakov’a tebliği yazılı ve sözlü olarak aktarıldığı ifade edilmektedir. Ancak Doku’nun avukatı Ali Çimen kararın üzerinden 7 ay geçmesine rağmen hala kararın uygulanmadığını belirtmektedir” ifadelerini kullandı.

    BU KİŞİ VE POLİS MEMURU BABASINI HANGİ GÜÇLER KORUMAKTADIR?”

    Dersim Milletvekili Alican Önlü, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay tarafından cevaplandırılması talebiyle şu soruları yöneltti:

    “1000 günü aşkın süredir kendisinden haber alınamayan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun soruşturmasının baş şüphelisi konumunda bulunan Zeinal Abarakov’un 6 aydır adli kontrol şartlarını yerine getirmediği iddiaları doğru mudur?

    Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Adlî kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir.” 112. Maddesi neden Zeinal Abarakov için uygulanmamaktadır?

    Gülistan Doku hakkında devam eden soruşturma şu anda ne aşamadadır? Soruşturmada yeni bir bilgi, bulgu, delil veya veriye ulaşılmış mıdır?

    Gülistan Doku’nun şüpheli bir biçimde kaybettirilmesinden bir gün öncesinde Zaynal Abarakov tarafından alıkonulduğu ortaya çıkmışken Zaynal Abarakov’un ailesi hakkında neden bir soruşturma başlatılmamıştır? Zaynal Abarakov ve ailesinin olay gününe dair verdiği ifadelerin birbiriyle çelişmesine rağmen neden soruşturma bu kapsamda ele alınmamıştır? Bu kişi ve polis memuru babasını hangi güçler korumaktadır?

    Gülistan Doku’nun intihar ettiği algısı üzerinden yürütülen arama çalışmalarına gösterilen özen neden cinayet şüphesi üzerinden devam ettirilmemiştir? Gülistan Doku’nun kaybettirilmesi neden bir cinayet davası olarak değerlendirilmemektedir?

    Zaynal Abarakov şu an nerede yaşamaktadır? Yurt dışına kaçırıldığı iddiaları soruşturulmakta mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

     

  • HDP’li milletvekilleri, cemevlerine saldırılar hakkında araştırma komisyonu talep etti

    HDP’li milletvekilleri, cemevlerine saldırılar hakkında araştırma komisyonu talep etti

    PİRHA – HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu milletvekilleri, Ankara’da cemevlerine yönelik saldırılara ilişkin Meclis’e araştırma önergesi verdi. Vekiller önergede, saldırıların, nefret suçlarının cezasız bırakılması sonucu gerçekleştiğine dikkat çektiler. 

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Halklar ve İnançlar Komisyonu milletvekilleri 30 Temmuz 2022’de Alevi kurumlarına yönelik gerçekleşen saldırıların araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na araştırma önergesi verdi. HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları, HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, HDP İstanbul Milletvekilleri Zeynel Özen ve Ali Kenanoğlu’nun verdiği araştırma önergesinde, Ankara’da 30 Temmuz Cumartesi günü eş zamanlı gerçekleşen saldırıların Alevilere yönelik nefret suçlarının cezasız bırakılmasının bir sonucu olduğu ifade edildi.

    2012 ve 2021 yılları arasında Alevilere yönelik benzer 39 saldırıya dikkat çeken HDP Alevi Masası vekilleri, Meclis’e sundukları araştırma önergesinde Alevilere yönelik saldırıların araştırılması ve gerçek sorumluların yargı önüne çıkarılması amacıyla Meclis araştırma komisyonu kurulması gerektiğini belirttiler.

    “NEFRET SUÇLARININ CEZASIZ BIRAKILMASININ SONUCUDUR”

    TBMM Başkanlığına sunulan araştırma önergesinde Alevi toplumuna yönelik nefret söylemi, tehdit, ev veya işyerlerinin işaretlenmesi, cemevlerine saldırı gibi vakaların aralıksız devam ettiğine vurgu yapıldı. Gerekli önlem ve yaptırımların eksik olduğunu ifade eden HDP’li milletvekilleri, “Son olarak 30 Temmuz günü Ankara’da Şah-ı Merdan Cemevi, Tuzluçayır Ana Fatma Cemevi, Türkmen Alevi Bektaşi Vakfı ve Gökçebel Köy Derneği’ne eş zamanlı saldırı düzenlenmesi Alevi toplumuna yönelik nefret suçlarının cezasız bırakılmasının bir sonucudur. Bu nedenle 2012 yılından bu yana Alevilere yönelik yapılan tüm bu saldırıların bütün yönleriyle incelenmesi ve gerçek sorumlularının yargı önüne çıkartılması amacıyla Anayasanın 98. ve Meclis İçtüzüğünün 104. ve 105. maddeleri uyarınca Meclis Araştırma sürecinin başlatılması gereğini arz ve teklif ederiz” ifadelerini kullandı.

    39 VAKANIN SORUMLULARI HAKKINDA SORUŞTURMA YÜRÜTÜLMEDİ!

    HDP Halklar ve İnançlar Komisyonu üyeleri, sundukları araştırma önergesinin ‘Gerekçe’ kısmında, nefret suçu işleyenlerin üzerine ciddiyetle gidilmediğini vurgulayarak şu ifadelere yer verdi:

    “Bu durum Alevilere düşmanlık besleyenlere cesaret vermekte ve sonraki vakaların rahatlıkla yaşanmasına sebep olmaktadır. Nihayetinde 2012 yılından bu yana yaşanan toplam 39 vakanın sorumluları hakkında etkin bir soruşturma yürütülmemesi, hukuki yaptırımların uygulanmaması son olarak Ankara’da yaşanan saldırıların zeminini hazırlamıştır. En kısa zamanda güçlü bir irade ortaya konulmazsa, Sivas, Maraş, Çorum gibi Alevi katliamlarının acısını ve öfkesini üzerinden atamamış Alevi toplumunun, benzer trajedileri bir daha yaşamayacağı garantisini kimse veremeyecektir.

    2012 yılından bu yana Adıyaman, İzmir, Gaziantep, Erzincan, Aydın, Balıkesir, Mersin, İstanbul, Ankara, Malatya, İzmit, Elâzığ, Adana, Manisa, Yalova, Mersin ve Tunceli illerinde muhtelif tarihlerde, evler, kapılar, duvarlar, sokak başları, araçlar, apartmanlar, dernekler gibi onlarca ev veya mekâna işaretleme, hakaret gibi tehditler yazılmış ancak bunları yapanların hiçbiri ile ilgili ciddi bir soruşturma yürütüldüğü veya cezalandırıldığı ile ilgili kamuoyuna doyurucu bir açıklama yapılmamıştır. Diğer taraftan, bütün bu vakalarla ilgili İçişleri Bakanlığına Partimiz Milletvekillerince verilen soru önergelerinin hiçbirine bugüne kadar cevap verilmemiştir.

    Dolayısıyla, gerekçede de belirtilen 39 vaka ile birlikte 30 Temmuz 2022 tarihinde Ankara’da eş zamanlı yaşanan saldırıların gerçek faillerinin ortaya çıkarılması, Alevilere yönelik yapılan tüm bu saldırıların bütün yönleriyle incelenmesi ve gerçek sorumlularının yargı önüne çıkartılması amacıyla araştırma komisyonunun kurulmasını gerekli görmekteyiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Dersim’in doğası ‘ağaç kesimi’ adı altında katlediliyor!-VİDEO

    Dersim’in doğası ‘ağaç kesimi’ adı altında katlediliyor!-VİDEO

    PİRHA-Dersim’in Hozat ilçesine bağlı Şamoşi ve Zogar köyleri kırsalındaki ağaçlar bir buçuk aydır kesiliyor. Bölgede incelemelerde bulunan Dersim Milletvekili Alican Önlü, “Geçen sene yakamadıkları ağaçları bu sene de keserek yok etmek istiyorlar. Türkiye ve Kürdistan’da ki bütün doğaseverlerin Dersim’de yaşanan doğa katliamına ses çıkarması gerekiyor” dedi.

    Dersim’in doğasına, kültürüne, diline, inancına yönelik saldırılar hız kesmeden devam ediyor. Geçen yıl ‘operasyon’ gerekçesiyle yakılan ormanlar bu sene de ‘yeniden yeşertme’ bahanesiyle kesiliyor.

    Dersim’in Hozat ilçesine bağlı 1994 yılında boşaltılan Ali Boğazı ve Yılan Dağı bölgesindeki Şamoşi ve Zogar köyleri kırsalındaki ağaçlar, bir buçuk aydır kesiliyor. İhalede 30 hektarlık alan verilmiş ancak bir sonraki aşamada kesilecek alanın 400 hektara kadar ulaşacağı belirtiliyor.

    HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü ve HDP Dersim İl Eşbaşkanı Ferhat Yıldız, ağaç kesiminin yapıldığı alanda incelemelerde bulundu.

    “DERSİM’DE AĞAÇ KATLİAMI YAŞANIYOR”

    Ağaç katliamının yaşandığını belirten HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, “Geçen sene bütün bölge yakıldı ve bu senede ormanlar kesim adı altında katlediliyor. Yanan bölge değil yaş ağaçlar kesiliyor, ormanı yakanların ormanı yeşertme amacı olamaz. Bu coğrafyanın diline, kültürüne, inancına ve doğasına düşman olan zihniyet geçen sene operasyon adı altında ormanları yaktı bu senede yanan bölgeyi yeşertme adı altında katliam yapıyor. Geçen sene yakamadıklarını bu sene de ağaç katliamı yaparak yok etmek istiyorlar. Türkiye ve Kürdistan’da ki bütün doğaseverlerin Dersim’de yaşanan doğa katliamına ses çıkarması gerekiyor” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • HDP’li Önlü’den Özdağ’a Seyid Rıza tepkisi: Faşistlere dert olmaya devam edeceğiz!

    HDP’li Önlü’den Özdağ’a Seyid Rıza tepkisi: Faşistlere dert olmaya devam edeceğiz!

    PİRHA- HDP Milletvekili Alican Önlü, Dersim’e Seyit Rıza’nın heykelini yıkıp Diyap Ağa’nın heykelini dikeceğini söyleyen Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’a sert tepki gösterdi. Önlü, “Birazcık cesareti varsa Ümit Özdağ gelsin o açıklamayı Seyid Rıza meydanında yapsın” dedi.

    Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Dersim’e Seyit Rıza’nın heykelini yıkıp Diyap Ağa’nın heykelini dikeceğini söylemesi tepkilere yol açtı.

    Özdağ’ın bu açıklamasına karşı bir basın açıklaması yapan HDP Milletvekili Alican Önlü, “Birazcık cesareti varsa Ümit Özdağ gelsin o açıklamayı Seyid Rıza meydanında yapsın” dedi.

    Önlü açıklamasında şunları kaydetti:

    “SEYİD RIZA’YI DERSİM HALKININ YÜREĞİNDEN SÖKÜP ATAMAZLAR”

    “AKP-MHP Faşist Saray Rejiminin kripto maşası ırkçı şovenist kafatasçı Ümit Özdağ twitter’dan yaptığı açıklamada Dersim’de Seyid Rıza heykelini sökeceğini söylemiş. Seyid Rıza’nın hile ve yalanlara rağmen baş eğmeyen duruşu aradan geçen 85 yıla rağmen hala Abdullah Alpdoğan’ın mirasçısı faşistleri kudurtmaya devam ediyor.
    Seyid Rıza, Dersim halkının inandığı, uğruna her türlü bedelleri ödediği tüm değerlerin ve tarihi direnişin en önemli sembollerinden biridir. Seyid Rıza ne bir heykelden ibarettir ne de böyle dönemsel ucuz siyaset polemiklerinin öznesi durumundadır. Dersim halkı Seyid Rıza’yı, yoldaşlarını ve onun şahsında sembolleşen tarihi direnişi yürekten sahiplenmektedir. Değil Ümit Özdağ bu ülkede ki tüm faşistler bir araya gelse Seyid Rıza’yı ve Dersim hakikatini, Dersim halkının yüreğinden söküp atamaz.

    “SEYİD RIZA HEYKELİ, DERSİM TERTELESİ’YLE YÜZLEŞME ÇAĞRISIDIR”

    Size dert olanın heykel olmadığını çok iyi biliyoruz. Seyid Rıza heykeli Dersim halkının Dersim 38 Tertelesiyle yüzleşme çağrısıdır. Dersim Katliamı’yla yüzleşemeyenlerin Dersim halkına vereceği hiçbir şey olamaz. Bu işler öyle sosyal medya hesaplarından ucuz açıklama yapmaya benzemez, birazcık cesareti varsa Ümit Özdağ gelsin o açıklamayı Seyid Rıza meydanında yapsın. Dersim halkı ihanetçiyi de işbirlikçiyi de faşisti de çok iyi tanır.
    Asıl bizler söz veriyoruz. Halkların bir arada yaşama umudunu kırmaya çalışan, tekçi, inkârcı ve asimilasyoncu bu faşist zihniyeti ortadan kaldırıp yerine halkların ortak yönetimini kuracağız.
    Seyid Rıza ve onun mücadele mirasına karşı devreye konulan her türlü saldırıya karşı, bizler de Seyid Rıza ve arkadaşlarının direnişini ve mirasını sahiplenerek faşistlere dert olmaya devam edeceğiz.”

    (HABER MERKREZİ)

  • HDP’li Önlü, Dersim’de sürgün edilen Bozkurt ailesini ziyaret etti -VİDEO

    HDP’li Önlü, Dersim’de sürgün edilen Bozkurt ailesini ziyaret etti -VİDEO

    PİRHA –HDP’li Milletvekili Alican Önlü, köy boşaltmaları nedeniyle Kutudere Gökçek Köyü’ne sürgün edilen ve burada kaldıkları sağlık ocağından da gönderilmek istenen Bozkurt ailesini ziyaret etti.

    1994 yılındaki köy boşaltmaları nedeniyle Dersim’e bağlı Alacık Köyü’nden Kutudere Gökçek Köyü’ne sürgün edilen Bozkurt Ailesi, burada ikamet ettiği sağlık ocağından da sürgün edildi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dersim Milletvekili Alican Önlü, HDP Parti Meclisi üyeleri ve il yöneticileriyle birlikte Bozkurt ailesini ziyaret etti.

    Önlü ve beraberindeki heyet Bozkurt ailesinin yaşadığı sorunları dinledi.

    Önlü gerçekleştirdikleri ziyareti sosyal medya hesabından paylaşarak, “94 yılında evleri yakılıp, köyleri boşaltılarak Alacık Köyünden Kutudere Gökçek Köyü’ne sürgün edilen Bozkurt ailesi, 25 yıldır yaşadıkları atıl binadan da çıkarılarak tekrar sürgün edilmek isteniyor” dedi.

    ÖNLÜ, MECLİS GÜNDEMİNE DE GETİRDİ

    Milletvekili Alican Önlü, Bozkurt ailesinin durumunu geçen gün Meclis gündemine getirdi. Alican Önlü, Bozkurt ailesinin Gökçek Köyünde sağlık ocağı olarak yapılan ancak kullanılmayan ve âtıl durumda olan binaya yerleşmek zorunda kaldıklarını aktardı. Yaklaşık olarak 25 yıldır atıl binada ikamet eden Mehmet Bozkurt ve Elif Bozkurt çiftinin, son 15 yıldır işgaliye bedeli ödediklerini belirten Önlü, konuya dair şu bilgileri paylaşmıştı:

    “Bozkurt ailesinin ikamet ettikleri boş bina önce Milli Emlak Müdürlüğü’ne devredildi. Geçtiğimiz aylarda ise ikamet ettikleri binanın boşaltılması için kendilerine tebligat yapıldı. Basına ve kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, 23 Haziran 2022 tarihinde Milli Emlak Müdürlüğüne bağlı görevliler ve jandarma görevlileri Bozkurt ailesinin yaşadığı binaya gelerek boşaltma işlemlerine başlamak istediler. 1994 yılında köy boşaltmaları nedeniyle sürgün edilen Bozkurt ailesi 28 yıl sonra yeninden sürgün edilmektedir. Gidecek yeri olmayan Bozkurt ailesi binayı boşaltmak için kendilerine zaman tanınması için yetkililerden süre ve kalacakları yer için konteynır talep etti. Ancak Tunceli Valiliği tarafından bu talepleri yok sayılarak jandarmalar eşliğinde tahliye işlemi başlatıldı. Aynı zamanda hayvancılıkla uğraşan ailenin evlerinde çok sayıda süt ve süt ürünü de bu tahliye işlemleri nedeniyle kullanılamaz hale geldi. Sağlık Ocağı olarak yapılan binanın yeniden restore edilerek kamp alanı ve kültür merkezi olarak kullanılacağı ve bu kapsamda ihale edileceği iddia edilmektedir.”

    PİRHA/DERSİM

     

    İLGİLİ HABERLER

    > ‘Köyleri boşaltılan Bozkurt ailesi 28 yıl sonra yeninden sürgün edilmekte’

  • ‘Köyleri boşaltılan Bozkurt ailesi 28 yıl sonra yeninden sürgün edilmekte’

    ‘Köyleri boşaltılan Bozkurt ailesi 28 yıl sonra yeninden sürgün edilmekte’

    PİRHA – Milletvekili Alican Önlü köy boşaltmaları nedeniyle Kutudere Gökçek Köyü’ne sürgün gönderilen Bozkurt ailesinin mağduriyetine dikkat çekti. Önlü, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a “Gökçek Köyü’nde atıl durumda bulunan ve Bozkurt ailesinin işgaliye ücretini ödeyerek kaldıkları sağlık ocağı ne amaçla boşaltılmıştır?” sorusunu yöneltti.

    HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, 90’lı yıllarda yaşanan köy boşaltmalarından kaynaklı süren mağduriyetlere dikkat çekti. Önlü, Dersim coğrafyasının 90’lı yıllarda yaşanan çatışmalardan kaynaklı köy boşaltmalarının en çok yaşandığı coğrafyaların başında geldiğini ifade etti.

    Alican Önlü, OHAL Valiliğinin Kasım 1997 tarihli raporunda 1994 yılında Dersim’de 183 köy, 823 mezra ve 8 bin 439 hanenin boşaltıldığını ve 41 bin 929 kişinin yerinden edildiği bilgisini de paylaştı.

    ATIL BİNADA YAŞADIKLARI İÇİN İŞGALCİ SAYILDILAR!

    Milletvekili Alican Önlü, 1994 yılındaki köy boşaltmaları nedeniyle Merkeze bağlı Alacık Köyünden Kutudere Gökçek Köyü’ne sürgün gönderilen Bozkurt ailesinin durumunu Meclis gündemine getirdi. Alican Önlü, Bozkurt ailesinin Gökçek Köyünde sağlık ocağı olarak yapılan ancak kullanılmayan ve âtıl durumda olan binaya yerleşmek zorunda kaldıklarını aktardı. Yaklaşık olarak 25 yıldır atıl binada ikamet eden Mehmet Bozkurt ve Elif Bozkurt çiftinin, son 15 yıldır işgaliye bedeli ödediklerini belirten Önlü, konuya dair şu bilgileri paylaştı:

    “Bozkurt ailesinin ikamet ettikleri boş bina önce Milli Emlak Müdürlüğü’ne devredildi. Geçtiğimiz aylarda ise ikamet ettikleri binanın boşaltılması için kendilerine tebligat yapıldı. Basına ve kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, 23 Haziran 2022 tarihinde Milli Emlak Müdürlüğüne bağlı görevliler ve jandarma görevlileri Bozkurt ailesinin yaşadığı binaya gelerek boşaltma işlemlerine başlamak istediler. 1994 yılında köy boşaltmaları nedeniyle sürgün edilen Bozkurt ailesi 28 yıl sonra yeninden sürgün edilmektedir. Gidecek yeri olmayan Bozkurt ailesi binayı boşaltmak için kendilerine zaman tanınması için yetkililerden süre ve kalacakları yer için konteynır talep etti. Ancak Tunceli Valiliği tarafından bu talepleri yok sayılarak jandarmalar eşliğinde tahliye işlemi başlatıldı. Aynı zamanda hayvancılıkla uğraşan ailenin evlerinde çok sayıda süt ve süt ürünü de bu tahliye işlemleri nedeniyle kullanılamaz hale geldi. Sağlık Ocağı olarak yapılan binanın yeniden restore edilerek kamp alanı ve kültür merkezi olarak kullanılacağı ve bu kapsamda ihale edileceği iddia edilmektedir.”

    “MAĞDURİYETTEN HABERDAR MISINIZ?”

    Milletvekili Alican Önlü, Bozkurt ailesinin mağduriyetine dair soru önergesi hazırlayarak Meclis Başkanlığı’na sundu. Önlü, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay tarafından yanıtlanması talebiyle şu soruları yöneltti:

    “1994 yılında köy boşaltmaları nedeniyle yaşadıkları köyden sürgün edilen ve aradan geçen uzun yıllara rağmen aynı kaderi bir kez daha yaşayan Bozkurt ailesinin yaşadıkları mağduriyetten haberdar mısınız?

    Bu mağduriyetin giderilmesi noktasında şu ana kadar ne yapılmıştır?

    Kullanılmayan ve âtıl durumda olan binayı kullandığı için işgaliye ücreti ödeyen Bozkurt ailesi neden apar topar ve jandarma eşliğinde binadan tahliye ettirilmiştir?

    1994 yılında yaşanan köy boşaltmalarından en çok etkilenen kentlerin başında gelen Dersim’de Bozkurt ailesi gibi kaç aile devlete ait olan ve şu anda kullanılmayan binalarda yaşamaktadır?

    Dersim’de köy boşaltmaları nedeniyle doğup büyüdükleri coğrafyadan koparılan insanların yaşadıkları mağduriyetlerin giderilmesi noktasında son 30 yılda neler yapılmıştır?

    Gökçek Köyü’nde atıl durumda bulunan ve Bozkurt ailesinin işgaliye ücretini ödeyerek kaldıkları sağlık ocağı ne amaçla boşaltılmıştır?

    Sağlık ocağının restore edilerek kamp alanı veya Kültür Merkezi olarak kullanılacağı ve bu amaçla ihaleye çıkarılacağı doğru mudur?

    Sağlık Ocağını restore etmek yerine üzerinde yaşayan Bozkurt ailesine devredilmesi noktasında bir çalışmanız olacak mıdır?”

    PİRHA/ANKARA

  • Önlü: Aysel Doğan’ın cenazesine saldırının İsrail’de olanlardan hiçbir farkı yok-VİDEO

    Önlü: Aysel Doğan’ın cenazesine saldırının İsrail’de olanlardan hiçbir farkı yok-VİDEO

    PİRHA-HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, Barış Grubu Üyesi Aysel Doğan’ın Dersim’deki cenazesine yönelik saldırılara ve sonrasında, İçişleri Bakanı Soylu ve Tunceli Valiliği’nin açıklamalarına ilişkin düzenlediği basın toplantısında tepki gösterdi. Soylu’nun ve Valinin sözleri nedeniyle cenaze hakkına saldırıldığını belirten Önlü, “Aysel Doğan’ın cenazesine yönelik saldırının İsrail’de olanlardan hiçbir farkı yok” dedi.

    Almanya’da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren 2’nci Barış Grubu üyesi ve Kürt Siyasetçi Aysel Doğan’ın cenazesine gelenlere izin vermeyen polis sert müdahale etti.

    Cumartesi günü Diyarbakır’dan Dersim’e onlarca araçlık konvoyla götürülen Aysel Doğan’ın cenazesine kent girişinde cenaze aracını almak isteyen polislere karşı çıkan halk, oturma eylemi yaptı. Buna karşı tazyikli su ve biber gazıyla halka müdahalede bulunan polis, milletvekillerini ve yurttaşları darp etti.

    HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, Barış Grubu Üyesi Aysel Doğan’ın Dersim’deki cenazesine yönelik gerçekleştirilen saldırılar ve sonrasında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Tunceli Valiliği’nin açıklamalarına ilişkin HDP Dersim İl Binası’nda basın toplantısı yaptı.

    “AYSEL DOĞAN’IN EVİNDEN HELALLİK ALINMASI ENGELLENMİŞTİR”

    Aysel Doğan’ın Kürt halkının değerleri için mücadele etmiş, barış için bedel ödemiş Dersim’in değerli bir evladı olduğunu belirten HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, “Aysel bir gün olsun Dersim değerlerini savunmaktan vazgeçmedi, bizler de Aysel’in cenazesini tabi ki sahipleneceğiz. Cenazenin karşılanmasından, polislerin hukuksuz ve düşmanca saldırılarına rağmen cenazeyi yalnız bırakmayan başta kadınlar olmak üzere Dersim halkını, partimizin il ve ilçe yöneticilerini, Dersim’in dışından çevre illerden ve yurt dışından gelenleri ve cenazeyi sahiplenenleri kutluyorum. Aralarında belediye meclis üyemizin de olduğu onlarca kişinin yaralanmasına neden olanları, işkenceyle arkadaşlarımızı gözaltına alanları, saldırı kararını veren ve bu kararı uygulayanları kınıyorum. Almanya’da tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren 2’nci Barış Grubu üyesi ve Kürt siyasetçi Aysel Doğan’ın cenazesi İçişleri Bakanı ve Tunceli Valisinin provokasyonu sonucu polisin sert müdahalesiyle saldırıya uğramıştır. Cenaze Amed havalimanından Dersim’e gelene kadar herhangi bir olay yaşanmamıştır. Dersim halkı başta kadınlar olmak üzere Aysel hevali son yolculuğuna uğurlamak istemiş ancak bu en insani hak olan defin hakkı Dersim halkının elinden alınmak istenmiştir. Kitleye izin verilmemesine yönelik yapılan oturma eylemi sırasında polisin gazlı, plastik mermili, coplu saldırıları sonucunda onlarca kişi yaralanmış, 1938’den bu yana her türlü Yezidliği yapan, Dersim halkının inançlarına, diline, dinine saldıran Yezid kültürü, Dersim’in Dervişi Aysel Doğan’ın evinden, ocağından helallik almasını engellemiştir” dedi.

    “COĞRAFYALAR DEĞİŞSE DE FAŞİZMİN KARAKTERİ DEĞİŞMİYOR”

    Bir cenazenin sadece akrabaları tarafından gömüleceğine dair kararı kim hangi yasaya göre verebilir diyen Alican Önlü, şöyle devam etti:

    “Bu ancak düşmanlık hukukunun ve faşizmin yapabileceği bir kötülüktür. Suç işleri Bakanının Dersim’de ki yerel güçleri başta Tunceli Valisi olmak üzere insanlık değerlerini çiğneyerek cenaze hakkına saldırmıştır. Coğrafyalar ve sınırlar değişse de faşizmin karakteri ve yöntemleri değişmiyor. En temel haklardan olan ölüm hakkı gibi evrensel bir hak bile devletler tarafından faşizan yöntemlerle tanınmıyor. Aysel Doğan’ın cenazesine yönelik saldırının İsrail’de olanlardan hiçbir farkı yok. Aysel Doğan’ın cenazesine saldırı topluma, insanlık değerlerine, evrensel haklara saldırıdır. Dayatılan bu faşizmi kabul etmiyoruz. Taş egemen güçlerin düşmanca saldırısına karşı yurttaşın kendini savunmasının sembolüdür. Almanya’nın Köln kentinde tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren Barış Grubu üyesi Aysel Doğan’ın cenazesinde polisin kitleye saldırması ve sonrasında yaşananlara ilişkin 2 gündür şahsıma, partime ve kitleye yönelik sosyal medya üzerinden sistematik bir saldırı yürütülmektedir. Özellikle polisin gaz, plastik mermi ve coplarıyla gerçekleştirdiği saldırılar sonrasında TOMA’ya attığım taş üzerinden cenaze töreni kriminalize edilmek istenmektedir. Attığım taş egemen güçlerin bu kadar ağır ve düşmanca saldırısına karşı yurttaşın kendini savunmasının ve direnişin sembolüdür. Taş herhangi bir kişi ve canlıya zarar vermek için değil faşizmin kullandığı yönteme, zihniyete ve araca atılmıştır” dedi.

    “BİR TERÖRİST ARIYORSA KENDİSİNE BAKMALIDIR”

    Bütün suçlularla fotoğrafı olan Süleyman Soylu, Dersim’de valilik tarafından geliştirilen saldırı sonrasında attığı twitle kendisini terörist diyerek hedef gösterdiğini belirten Önlü, “Bilinmelidir ki bizler bugüne kadar savunduğumuz değerlerden hiçbir koşul ve şartta vazgeçmedik geri adım atmadık. Bizler tabi ki Aysel Doğan’ı sahipleneceğiz. Asıl suç işleri bakanı kendisi kamuoyuna yansıyan fotoğrafların ve işlediği suçların hesabını vermelidir. Bir terörist arıyorsa kendisine bakmalıdır. Hukuk devletinde iki tür emir vardır. Biri soylu emirdir, diğeri ise soysuz emirdir. Soylu emir hukuka uygun devletin devlet olmaktan kaynaklı olması gereken emirleridir.  Soysuz emir ise hukuka uygun olmayan kanunlara aykırı sadece kendi çıkarlarını korumak için verilen emirlerdir. Soysuz emiri veren de uygulayan da halk önünde mahkum olmuşlardır. Ülkede hukukun amasız, fakatsız uygulandığı günlerde mutlaka mahkum olacaklardır. Bizler bedeli ne olursa olsun değerlerimizi sahiplenmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

     

  • Milletvekili Alican Önlü, polis saldırısı sonrası hastaneye kaldırıldı!

    Milletvekili Alican Önlü, polis saldırısı sonrası hastaneye kaldırıldı!

    PİRHA – Milletvekili Alican Önlü, Barış Grubu üyesi Aysel Doğan’ın cenaze erkanına yapılan polis müdahalesi esnasında darp edildi. 

     

    Hakk’a yürüyen Aysel Doğan’ın cenaze erkanı için Dersim’de bir araya gelen kitleye polis sert müdahalede bulundu. Onlarca kişinin yaralandığı saldırıda HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü de polis şiddetine maruz kaldı. Aldığı darbeler sonucu hastanede tedavi altına alınan Önlü’nün vücudunun birçok yerinde darp izleri görüldü.

    Yapılan saldırıya ilişkin yazılı açıklama yapan Milletvekili Önlü, “Sakinelerin yoldaşı, hakikat savaşçısı, Bese ve Zarifelerin mirasçısı Aysel Doğan’ın cenazesine yapılan saldırı Saray iktidarının düşmanlık hukukunun vardığı son noktayı göstermektedir. Filistinli gazeteci Şirin Ebu Akile’nin cenazesine yapılanların benzeri şimdi Aysel Doğan’ın cenazesine yapılıyor. Cenazeye yönelik Saray polisinin gerçekleştirdiği saldırı sonucu HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü’ye başhekimin talimatıyla rapor verilmedi” ifadeleri kullanıldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Aysel Doğan’ın cenazesinin Dersim’e girişi engelleniyor-VİDEO

    Aysel Doğan’ın cenazesinin Dersim’e girişi engelleniyor-VİDEO

    PİRHA-Hakk’a yürüyen Barış Grubu üyesi Aysel Doğan’ın cenazesinin içinde bulunduğu konvoyun, Dersim’e girişi engelleniyor. 

    Kapatılan Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 2011 yılında KCK operasyonları kapsamında tutuklanan ve yumurtalık kanserine yakalanan Barış Grubu üyesi Aysel Doğan’ın tedavi için bulunduğu Almanya’da durumu son günlerde kritikleşmişti.

    Hakk’a yürüyen Barış Grubu üyesi Aysel Doğan, Diyarbakır’da kitlesel olarak karşılanan Dersim’e uğurlandı.

    Aysel Doğan için oluşturulan yüzlerce araçlık konvoy Dersim kent merkezi girişinde durduruldu. Kolluk güçlerinin sadece cenaze aracının geçişine izin verileceğini söylemesinin ardından araçlarından inen yurttaş oturma eylemine geçti.

    KCK operasyonları kapsamında 2011 yılında tutuklanan Doğan, cezaevinde yumurtalık kanserine yakalanmış, tahliye edilmesi yönünde yapılan başvurular üzerine 7 Mayıs 2015’te Yargıtay kararıyla serbest bırakılmıştı. Doğan, cezasının onanması sonrasında yurtdışına çıkmak zorunda kalmıştı.

    PİRHA/DERSİM

  • Önlü: Dersim’de bulunan devlet kurumları asimilasyonun yürütücüsü konumundadır

    Önlü: Dersim’de bulunan devlet kurumları asimilasyonun yürütücüsü konumundadır

    PİRHA-Munzur Üniversitesi’nde Tunceli Müftülüğü’nün ‘Hz. Ali Diyanet Gençlik Merkezi’ açmasına tepki gösteren HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, “Başta Munzur Üniversitesi olmak üzere Dersim’de bulunan devlet kurumları asimilasyon ve yıkım politikalarının yürütücüsü konumundadır. Nasıl ki Diyanet üzerinden Alevi toplumu asimile edilmek isteniyorsa Tunceli Müftülüğü üzerinden de Raye Haq inancı özünden ve kimliğinden koparılmak istenmektedir” dedi.

    Munzur Üniversitesi’nde Tunceli Müftülüğü’nün ‘Hz. Ali Diyanet Gençlik Merkezi’ açıldı. Tunceli Müftüsünün sosyal medya paylaşımlarında yakın zamanda Hz. Fatıma Gençlik Merkezi ve Ehl-i Beyt Kur’an Kursunun açılacağını da duyurdu.

    Munzur Üniversitesi’nde Tunceli Müftülüğü’nün ‘Hz. Ali Diyanet Gençlik Merkezi’ açmasına tepki gösteren HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü yazılı açıklama yaptı.

    “TUNCELİ MÜFTÜSÜ, SARAY REJİMİNİN MİSYONERLİĞİNE SOYUNMAKTADIR”

    Kurulduğu günden bu yana Munzur Üniversitesi’nin eğitim merkezi olarak değil de asimilasyon ve yozlaştırma kurumu olarak faaliyet yürüttüğünü belirten Önlü, “Tarikatlarla, cemaat kadrolaşmalarıyla stratejik bir konuma sahip olan Munzur Üniversitesi kampüsüne bu kez de Tunceli Müftülüğünün girişimleriyle “Hz. Ali Diyanet Gençlik Merkezi” açıldı. Tunceli Müftüsünün sosyal medya paylaşımlarından anlaşılacağı gibi yakın zamanda Hz. Fatıma Gençlik Merkezi ve Ehl-i Beyt Kur’an Kursunun da açılacağı ifade edilmektedir. Başta Munzur Üniversitesi olmak üzere Dersim’de bulunan devlet kurumları asimilasyon ve yıkım politikalarının yürütücüsü konumundadır. Nasıl ki Diyanet üzerinden Alevi toplumu asimile edilmek isteniyorsa Tunceli Müftülüğü üzerinden de Raye Haq inancı özünden v kimliğinden koparılmak istenmektedir. Nasıl ki Tunceli Valisi mülki idari amir gibi değil de Saray iktidarının Dersim’deki il başkanı gibi hareket ediyorsa Tunceli Müftüsü de saray rejiminin misyonerliğine soyunmaktadır” dedi.

    Önlü asimilasyona dikkat çekerek şöyle devam etti:

    “Dersim Raye Haq inancı ve kültürü üzerinde bu denli pervasızca yürütülen asimilasyon ve yıkım projelerini, inanç yerlerimizin restorasyon adı altında özünden koparanları, cemevlerini siyasi emellerine alet edenleri lanetliyoruz. Stratejik ve sistematik olarak 100 yıldır Dersim’in kadim inancını, dilini ve kültürünü yok sayan, inkâr ve asimile etmeye çalışan, barajlarla, kalekollarla, maden ocaklarıyla ve av turizmiyle doğasına ve canlılarına karşı yürütülen bu projeler geçmişte olduğu gibi bugün de başarıya ulaşamayacaktır.”

    PİRHA/DERSİM

     

  • Bingöl’de aylardır açılmayan köy yolları Meclis gündeminde!

    Bingöl’de aylardır açılmayan köy yolları Meclis gündeminde!

    PİRHA – Milletvekili Alican Önlü, Yayladere ilçesinde karla kaplı birçok köy yolunun aylardır açılmama gerekçesini Meclis gündemine taşıdı. Önlü, Bakan Soylu’ya yönelttiği önergede “Yollarının açılması ve köylere elektrik hizmeti verilmesi noktasında mevcut bir çalışma var mıdır? Var ise bu çalışmalar nelerdir? Yok ise çalışma olmamasının gerekçesi nedir?” diye sordu.

    Milletvekili Alican Önlü, Bingöl’ün Yayladere ilçesine bağlı Yavuztaş, Çalıkağıl, Çatalkaya köylerinin ve Dikilitaş (Maskan) mezrasının 7 Ocak’tan bu yana kar nedeniyle yollarının kapalı olduğunu aktardı. Önlü, köylülerin, hayvanlarına yem alamadığı ve bu nedenle yetersiz beslenmeden dolayı birçok hayvanın telef olduğu, birçok hayvanın da yavru düşürdüğünü belirtti.

    Alican Önlü, yaşanan sorunlara ilişkin Meclise soru önergesi sundu. Köylülerin taleplerini il ve ilçe özel idareye bildirdiklerini aktaran Önlü, önce “dozer yok” denildiğini, daha sonra ise  gelen dozerin arıza yaptığını, arıza giderildikten sonra da dozeri kullanacak bir operatör bulunmadığı bilgisini paylaştı.

    Alican Önlü, köylerin ayrıca yıl başından bu yana elektriklerinin de olmadığına işaret ederek köylülerin, buzdolabı, çamaşır makinası ve süt sağma makinalarını çalıştıramadıklarını ifade etti.

    “KÖY YOLLARININ AÇILMAMASININ GEREKÇESİ NEDİR?”

    Milletvekili Önlü, verilmeyen hizmetlere ilişkin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından yanıtlanması talebiyle şu soruları yöneltti:

    “Yaklaşık 4 ay gibi bir sürede köy yollarının açılmamasının gerekçesi nedir?

    Çalıkağıl ve Çatalkaya köylerinin yollarının açılması ve köye elektrik hizmeti verilmesi noktasında mevcut bir çalışma var mıdır? Var ise bu çalışmalar nelerdir? Yok ise çalışma olmamasının gerekçesi nedir?

    Köy yollarının kapalı olması nedeniyle hayvanlarına yem alamayan ve bu yüzden de hayvanlarını kaybeden köylülerin mağduriyetini giderme noktasında bir çalışma yürütüyor musunuz?

    Bingöl İl İdaresi ve Yayladere ilçe idaresi envanterinde kaç dozer bulunmaktadır?

    Bingöl il idaresi ve Yayladere ilçe idaresinde kaç dozer operatörü görev yapmaktadır?

    Bingöl il özel idaresi ve Yayladere ilçe idaresinin yıllık bütçesi ne kadardır? Bu bütçenin ne kadarı yıllık olarak köylülerin sorunları için harcanmaktadır?

    Bingöl’ün Yayladere ilçesine bağlı Yavuztaş, Çalıkağıl ve Çatalkaya köylerine daha sağlıklı hizmet götürülebilmesi Dersim’in Nazmiye ilçesine bağlanması noktasında bir çalışmanız olacak mıdır?

    Bu köylerin coğrafi sınırları nasıl belirlenmiştir? Sınırlar belirlenirken toplumsal ilişkiler, akrabalık ilişkileri, inanç, kültür ve dil dikkate alınmakta mıdır?

    Bu köylerin Dersim’e bağlanması hizmetleri götürmede ve kamunun kaynaklarının harcanması noktasında daha düşük maliyet oluşturmayacak mıdır?

    Dikilitaş mezrasında yaşayan köylülerin Nazmiye ilçesine bağlanmalarına ilişkin referandum yapılması isteğini gerçekleştirecek misiniz?”

    PİRHA/ANKARA

  • Dersim’de Doğukan Gül adlı gence yönelik polis şiddeti protesto edildi-VİDEO

    Dersim’de Doğukan Gül adlı gence yönelik polis şiddeti protesto edildi-VİDEO

    PİRHA- Dersim Emek ve Demokrasi Güçleri, Doğukan Gül’e yönelik polis işkencesini protesto etti. Eylemde konuşan HDP’li Alican Önlü, “Güvenlik gücü çete gibi davranıyorsa halkımız kendi güvenliğini alacaktır” dedi. Dersim İHD Şube Eşbaşkanı Gürbüz Solmaz, yaşanan haksızlıklara karşı hiçbir zaman kayıtsız kalmadıklarını söyledi.

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, 11 Nisan’da 3 arkadaşıyla birlikte polis tarafından gözaltına alınan Doğukan Gül’e götürüldüğü Tunceli İl Emniyet Müdürlüğü’nde işkence uygulanmasına tepki göstermek amacıyla Sanat Sokağı’nda açıklama yaptı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dersim Milletvekili Alican Önlü, Parti Meclis üyeleri, kentteki siyasi parti ile sivil toplum örgütü temsilcilerinin katıldığı açıklamada, “Faşizme boyun eğmeyeceğiz, işkenceci polisler hesap verecek”, “İşkenceye hayır” pankartları açıldı. Açıklamada, “Dersim faşizme mezar olacak”, “İşkenceci polisler hesap verecek”, “İnsanlık onuru işkenceyi yenecek” sloganları atıldı.

     SOLMAZ: İŞKENCE İNSANLIK SUÇUDUR

    İşkence sonrası Doğukan Gül’ün İnsan Hakları Derneği’ne (İHD) başvurduğunu ifade eden Dersim İHD Şube Eşbaşkanı Gürbüz Solmaz, yaşanan haksızlıklara karşı hiçbir zaman kayıtsız kalmadıklarını söyledi. Gül’e yönelik polis şiddetini kınadıklarını ifade eden Solmaz, Gül’ün uğradığı işkencenin insanlık suçu olduğunu kaydetti. Solmaz, “Bu ülkede adalet var, hukuk var, savcı var, hakim var, suçluysa suçunu adalet önünde hesabını vermelidir. Polis yapmış olduğumuz şiddeti bir kez daha kınıyoruz. Biz adalete, hukuka olan güvencemiz güvencemizle yapılan bu haksız ve hukuksuzluğun adalet önünde yapanların mutlaka hesabını vermesi gerektiğine inanıyoruz” dedi.

    ÇETİN: İHMALİ OLAN KAMU GÖREVLİLERİ BİR AN ÖNCE GÖREVDEN ALINMALI

    Olay sonrası yetkili kurum ve birçok kişi ile görüşme gerçekleştirdiklerini ifade eden Dersim Barosu Başkanı Kenan Çetin, insanın bedenine ilişkin her türlü müdahalenin “onur kırıcı” ve “insanlık suçu” olduğunu belirtti. Baro olarak yaşanan olayın adli ve idari takipçisi olacaklarının altını çizen Çetin, “Olay sonrası başka yurttaşlar da bizlere ulaştı. Bu da bize olayın ilk olmadığını gösteriyor. Bu başvurular resmiyete dönüştürüldüğünde bunu basına açıklayacağız. Kimse Dersim’i babasının çiftliği görmesin, külhan beyliğine soyunmasın. Buradan baro olarak ciddi olarak uyarıyoruz; Gerek kolluk kuvvetlerini, gerek adli ve mülki amirleri şunu söylüyoruz: Olayı şeffaf bir şekilde kamuoyu ile paylaşın ve idari anlamda ihmali olan kamu görevlilerin bir an önce görevden alın. Talebimiz budur” şeklinde konuştu.

    “POLİSLER SUÇ İŞLEMİŞTİR”

    Doğukan Gül’ün dayısı Mazlum Büyüktaş da, Tunceli Valisi’ne seslenerek, şunları söyledi:

    “Senin korumaların sana yalan söylemiştir. Karakolda öldü diye bırakıyorlar. Çocuğu hastaneye getirip diyorlar ki ‘Doğukan senden özür diliyoruz, biz seni yanlış getirdik.’ Bu bir suçtur. Valiye yalan söylemişler, doğruyu anlatmamışlar. Bu polisler suç işlemiştir. İkincisi, benim çocuğumun dün kolları uyuştu, elleri uyuştu. Dedik ki ben iyi değilim. Akşam hastaneye götürdük. 11-12 Nisan’da nöbetçi iki tane doktor var. Birinci doktor, polis korkusundan sadece bir gün rapor veriyor. Dün akşam getirdiğimiz doktor da bana şunu söyledi: Al çocuğunu getir Başakşehir’e. Ben senin çocuğunu muayene etmiyorum. Rapor vermiyorum. Biz de, S’en yeminli bir doktorsun. Benim çocuğumun vücuda hareket etmiyor. Muayene etmek zorundasın. Bana dedi ki ‘sen git Cumhurbaşkanına şikayet et. Ben bu çocuğu muayene etmeyeceğim. Rapor da vermeyeceğim. Benimle fazla uğraşma.”

    ÖNLÜ: BU OLAY ADLİ DEĞİL ADİ OLAYDIR

    HDP Milletvekili Alican Önlü ise “Bu faşizm sadece Dersim’de gençlerimize değil, Kürdistan ve Türkiye’nin her yerinde kadını, doğayı, insanı, emekçileri ve vicdanları katlediyor. Valiliğin yaptığı açıklama yaşanan olaydan daha vahim bir durumda. Bunlar halkın güvenliğini koruyan güvenlik güçleri değil. Bu olay adli bir olay değildir, adi bir olaydır. Bu halkın diline, kültürüne, inancına, her şeyine düşmanca saldırıdır. Bunlar çetedir. Vali görüntülü AKP’li il başkanı tehlikeli oynuyor. Siz eğer hak hukuk arayışını bu tür çetelere bırakırsanız, bu halk kendi tedbirini kendisi alır. Güvenlik gücü çete gibi davranıyorsa kendi gençlerimiz, halkımız kendi güvenliğini alacaktır” diye belirtti.

    PİRHA/ DERSİM

    İLGİLİ HABERLER
  • ‘Anadili Türkçe olmayan çocukların karşılaştıkları zorluklara ilişkin yaptığınız çalışma var mı?’

    ‘Anadili Türkçe olmayan çocukların karşılaştıkları zorluklara ilişkin yaptığınız çalışma var mı?’

    PİRHA-Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dersim Milletvekili Alican Önlü 21 Şubat Dünya Anadil Günü vesilesiyle Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yanıtlaması istemiyle Kırmançki ve Türkçe soru önergesi hazırladı. Önlü, “Türkiye’de konuşulan tüm anadillerde eğitimin anayasal ve yasal güvenceye alınmasına yönelik çalışmanız var mıdır?” diye sordu.

    21 Şubat Dünya Anadil Günü dolayısıyla hazırladığı soru önergesinde Önlü, “Anadil bireyin doğumuyla beraber kazandığı bir haktır ve hiçbir eğitime tabii tutulmaksızın ailesi, çevresi ve toplumu aracılığıyla öğrendiği dil olarak tanımlanır.

    Dil bireyin kimlik kazanmasında, kültürel değerleri içselleştirmesinde, toplumsallaşmasında önemli bir işleve sahiptir. Bu nedenle bireyin anadilinde eğitim alması evrensel bir haktır. Türkiye’de bireyin kendi anadilini eğitim dili olarak kullanmasının önünde ki yasal engeller hala devam etmektedir.

    UNESCO’nun yaptığı “Tehlike Altındaki Diller Dünya Atlası” çalışmasına göre Türkiye’de 18 dil tehlike altında bulunmaktadır. Bu diller arasında Kirmanckî, Ermenice, Hemşince, Süryanice ve Lazca da yer almaktadır” ifadelerine yer verdi.

    “ANADİLDE EĞİTİMİN YASAL GÜVENCEYE ALINMASINA YÖNELİK ÇALIŞMANIZ VAR MI?”

    Önlü‘nün Oktay’a yönelttiği sorular ise şöyle:

    “1- Dünyanın birçok ülkesinde dillerin korunmasına, yaşatılmasına yönelik programlar hayata geçirilmekte olup, Türkiye’de bu alanda yapılan bir program var mıdır?

    2- Kaybolma tehlikesi altında olan dillerin korunmasına yönelik çalışmanız var mıdır?

    3- Yaklaşık 4 -6 Milyon insanın anadili olarak kabul edilen Kirmanckî UNESCO´nun yayınladığı rapora göre kaybolma tehlikesi altında olan dillerden biridir. Türkiye’deki nüfus oranına göre Türkçe ve Kürtçe’nin Kurmanci lehçesinden sonra en çok konuşulan lehçe konumunda olan Kirmanckînin korunmasına ilişkin çalışmanız var mıdır? Varsa nelerdir?

    4- Türkiye’de konuşulan tüm anadillerde eğitimin anayasal ve yasal güvenceye alınmasına yönelik çalışmanız var mıdır?

    5- Anadilde eğitime geçilmesine yönelik eğitim sisteminde bir alt yapı çalışmanız var mıdır?

    6- Anadili Türkçe olmayan çocukların sosyal ve eğitsel hayatta karşılaştıkları zorluklara ilişkin yapmış olduğunuz çalışma var mı? Varsa sonuçları nelerdir?

    7- Anadilde eğitim görmemekten kaynaklı eşitsizliğin ortadan kaldırılmasına yönelik alınan önlemler var mıdır Bunlar nelerdir?”

    PİRHA / DERSİM

  • Önlü, Dersim’de ‘av turizmi’ adı altında hayvanların katledilmesini Meclis’e taşıdı

    Önlü, Dersim’de ‘av turizmi’ adı altında hayvanların katledilmesini Meclis’e taşıdı

    PİRHA-Halkların Demokratik Partisi Dersim Milletvekili Alican Önlü, “av turizmi”ne ilişkin Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. Önergede, “Av turizmi ve spor adı altında masum canlıların avlanmasının yasaklanması ve bu vahşete son verilmesi adına bakanlık olarak herhangi bir çalışmanız var mıdır? Son 1 yıl içerisinde Dersim’de katledilen Dağ Keçisi sayısı kaçtır?” soruları yer aldı.

    Dersim coğrafyası, inanç merkezlerine yapılan saldırılar, barajlar, HES’ler, maden projeleri, orman yangınları ve avcılık faaliyetleri adı altında çeşitli saldırılara maruz kalıyor.

    Yaban hayvanları katletmek için Dersim’e getirilen kalabalık bir avcı grubu, Tunceli Öğretmenevi’ne yerleştirildi.

    Konuya ilişkin HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin yanıtlaması istemiyle TBMM’ye soru önergesi verdi.

    “AV TURİZMİ BİR İNSANLIK SUÇUDUR”

    Önergenin gerekçesinde şu ifadeler yer aldı:

    “Dersim Raye Haq inancı, doğayı yaşamın ayrılmaz bir parçası olarak kutsallaştırır. Dersim Raye Haq inancına göre dağ keçilerinin, akarsuların, ağaçların, taşların bir ruhu olduğuna inanılır.  Harde Dewreş coğrafyasında doğa, inanç, kültür ve kimlikler iç içe geçmiştir ve birbirinden bağımsız düşünülemez. Bu yüzdendir ki Dersim halkı, doğasına yapılan bir saldırıyı inancına ve kültürüne yönelik bir saldırı olarak değerlendirmektedir.

    Özellikle son yıllarda Dersim’de “Av Turizmi” adı altıda Dağ Keçilerine ve yaban hayvanlarına, restorasyon ve düzenleme adı altında inanç mekanlarına, yatırım adı altında da doğasına yani bir bütün olarak Dersim kültürüne yönelik sistematik bir saldırı politikası gerçekleştirilmektedir. Bu saldırılardan sonuncusu dün kamuoyu gündemine yansımıştır. Av Turizmi adı altında ilimize gelen avcıların kutsal dağ keçilerini avladığına yönelik iddialar sonucu STK’lar, parti temsilcileri, doğa ve hayvan severler yoğun bir tepki göstererek açıklama yaptılar.

    Bilindiği gibi Türkiye’de avlanılmasına izin verilen yaban hayvanları, türlerine ve avlanma sürelerine göre yıldan yıla değişmektedir. Söz konusu av hayvanları Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünce belirlenmektedir. Nasıl ki kaçak avcılıkla hayvanların katledilmesi kabul edilemez ise aynı şekilde bakanlığın “av turizmi” adı altında ihale açması ve bunu “popülasyon kontrolü” ile gerekçelendirmesi de asla kabul edilemez bir durumdur. Av turizmi adı altında hayvanların katledilmeleri aynı zaman da bir insanlık suçudur. Bakanlığın Türkiye faunasını belirleyecek, tür sayımını yapacak kalifiye personeli dahi yokken bu tür yasal izinlerin verilmesi geri dönüşü olmayan zararların oluşmasına ve yaban hayatın tehlikeye girmesine neden olacaktır.”

    Bu bağlamda Önlü, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye şu soruları yöneltti:

    1-Bakanlığınız “spor” ve “av turizmi” adı altında canlıların öldürülmesini sadece bir gelir kalemi olarak mı görmektedir?

    2-Av turizmi ve spor adı altında masum canlıların avlanmasının yasaklanması ve bu vahşete son verilmesi adına bakanlık olarak herhangi bir çalışmanız var mıdır?

    3-Av turizminden yılda ne kadar gelir elde edilmektedir? Bu gelir hangi amaçlar için kullanılmaktadır?

    4-Av turizmi kapsamında yılda kaç yabani hayvan öldürülmektedir? Bu hayvanların türlere göre sayısı kaçtır?

    5-Dersim ili sınırları içerisinde hangi hayvanlar için avlanma izni bulunmaktadır?

    6-Dersim’de dağ keçilerinin koruma altına alınması noktasında ne tür çalışmalar yapmaktasınız?

    7-Son 1 yıl içerisinde Dersim’de katledilen Dağ Keçisi sayısı kaçtır?

    8-Son 1 yıl içerisinde Dersim’de dağ keçisi katleden kaç kişi yakalanmıştır? Bu yakalananlar hakkında ne tür işlemler yapılmıştır?

    9-Bakanlığınıza bağlı kurum ve kuruluşlarda tür sayımı yapabilecek personel sayısı kaçtır? Bu personellerin eğitim durumu nedir? Yılda kaç yabani hayvana yönelik tür sayımı yapılmaktadır?

    10-Son 1 yıl içerisinde Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne bağlı bölge müdürlüklerince av turizmi adı altında kaç ihale yapılmıştır? Bu ihaleler sonucu hangi yabani hayvanların avlanacağı belirtilmiştir?

    PİRHA/ ANKARA

  • Önlü: Dersim Soykırımı’na ilişkin TSK’nin arşivi neden açıklanmamaktadır?

    Önlü: Dersim Soykırımı’na ilişkin TSK’nin arşivi neden açıklanmamaktadır?

    PİRHA- Dersim Milletvekili Alican Önlü, Seyit Rıza ve arkadaşlarının 84 yıl önce idam edilmesini Meclis gündemine getirdi. Önlü, konuya ilişkin soru önergesi hazırlayarak “Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri aradan geçen 84 yıla rağmen neden hala açıklanmamaktadır?” diye sordu.

    HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, 15 Kasım 1937’de idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşlarına ilişkin bilinmeyenler hakkında Meclis’e soru önergesi sundu. Önlü, aradan geçen 84 yıla rağmen Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin bilinmediğine vurgu yaptı.

    Milletvekili Alican Önlü, önergesinde, Seyit Rıza ve arkadaşlarının idamı sonrasında Dersim’e yönelik soykırım harekatı yapıldığını, bağımsız araştırmacı ve tarihçilere göre 70 bin ile 100 bin civarında Dersimlinin katledildiğini not düştü. Önlü, yapılan soykırım operasyonlarında Dersim’in Raye Haq inancı, dili, kültürü ve doğasının da soykırıma uğratıldığının altını çizdi.

    Alican Önlü, hazırladığı soru önergesinde “Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında Dersim’e yönelik başlatılan bu soykırım, inkar ve asimilasyon zihniyeti bugün de Dersim coğrafyasına yönelik saldırılar, kültür ve inancının hedef alınmasıyla devam etmektedir. Öyle ki, Seyit Razı ve arkadaşlarının anmasına ilişkin afişlere dahi tahammül edilmemekte, anma etkinlikleri yasaklanmaktadır” ifadelerini de kullandı.

    DERSİM SOYKIRIMI İLE NEDEN YÜZLEŞİLMEMEKTEDİR?”

    Milletvekili Önlü, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay tarafından yanıtlanmasını istediği önerge ile şu soruları yöneltti:

    “*Cumhurbaşkanı Erdoğan dahi 2011 yılında Başbakanlığı döneminde, Dersim soykırımına ilişkin, “Eğer devlet adına özür dilemek gerekiyorsa ve böyle bir literatür varsa, ben özür dilerim ve diliyorum” ifadelerini kullanmasına rağmen Dersim soykırımı ile neden yüzleşilmemektedir?

    *Dersim Soykırımı’na ilişkin devlet tarafından özellikle TSK’nın arşivi neden açıklanmamaktadır?

    *Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri aradan geçen 84 yıla rağmen neden hala açıklanmamaktadır?

    *15 Kasım 1937 tarihinde Seyit Rıza ve arkadaşlarının idam edildikleri mahkeme tutanakları kamuoyuyla neden paylaşılmamaktadır?

    *1937/38/39 tarihlerinde Dersim’de kaç yurttaşımız katledilmiştir?

    *37-38 Dersim Soykırımı sonrasında kaç Dersimli zorla göç ettirilmiş, ne şekilde ve hangi bölgelere/yerlere sürgüne gönderilmiştir?

    *37-38 Dersim Soykırımı sonrasında kaç kız çocuğu ailelerinde koparılarak askerlere evlatlık verilmiştir? Evlatlık verilen kız çocuklarına ilişkin devlet arşivlerinde resmi kayıtlar bulunmakta mıdır?

    *Dersim’in tüm tarihsel arka planıyla, gasp edilen hakları, dili, inancı ve kültürüyle yüzleşmek amacıyla herhangi bir çalışma yürütmekte misiniz?”

    PİRHA/ANKARA

  • Kenanoğlu’ndan Gürsel Erol’a tepki: İsminizi yazmanız hadsizliğin ta kendisidir- VİDEO

    Kenanoğlu’ndan Gürsel Erol’a tepki: İsminizi yazmanız hadsizliğin ta kendisidir- VİDEO

    PİRHA- CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, adının yazılı olduğu tabelanın Ana Fatma Ziyaret yerine asılmasını eleştiren HDP Milletvekili Alican Önlü’ye Meclis’te yaptığı konuşma sırasında ‘hadsiz’ dedi. Parti grubu adına söz alan HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu Erol’a tepki göstererek; “Hayır yaptığınız yere isminizi yazmanız, oraya tabela asmanız hadsizliğin ta kendisidir” dedi.

    Dersim’de bulunan ve Aleviler için kutsal sayılan Ana Fatma Ziyareti’nin bulunduğu bölgeye, geçtiğimiz günlerde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Gürsel Erol tarafından ‘peyzaj’ adı altında restorasyon çalışması yapıldı. 28 Ekim’de biten restorasyon çalışmasının ardından Erol, ziyaret yerine, ‘Onarımı ve çevre düzenlemesi 2021 yılında 26’ncı dönem Tunceli ve 27’nci dönem Elazığ milletvekili Sn. Gürsel Erol tarafından yapılmıştır’ yazılı tabela astırdı. Gelen yoğun tepkiler üzerine Erol, isminin yazılı bulunduğu tabelayı kaldırmak zorunda kaldı.

    Yaşanan bu duruma Halkların Demokratik Partisi (HDP) Dersim Milletvekili Alican Önlü de twitter hesabından yaptığı bir paylaşımla daha önce kayyum olarak atanan Vali Tuncay Sonel’in de isminin verildiğini ancak daha sonra kaldırıldığını hatırlatıp tepki göstererek; “İnanç merkezlerimiz kendi isimlerinizi ve zihniyetinizi yaşatma yeri değildir” dedi.

    “BANA KARŞI HADDİNİZİ BİLECEKSİNİZ”

    Meclis’te yapılan kanun teklifi görüşmeleri sırasında söz alan CHP’li Gürsel Erol yaşanan bu olayı ve kendisine yönelik eleştirileri HDP’li Önlü’nün twitter paylaşımı üzerinden gündeme getirerek; “Ben evet, devletçiyim, cumhuriyetçiyim, Mustafa Kemal Atatürk’ün değerlerine sadık bir milletvekiliyim. Tunceli’de Ovacık Munzur Yolu üzerinde ‘Ana Fatma’ denilen bir ziyaretimiz var. Ana Fatma, peygamberimizin Hazreti Muhammed Efendinin, peygamberimizin kızıdır. Hazreti Ali’nin eşi, Hazreti Hasan’ın ve Hazreti Hüseyin’in annesidir. Toplumun inançlarından dolayı orada kurbanlar kesilir, adaklar adanır ve orada insanlar inançsal değerlerini yerine getirir. Ben bu yıl yine kurbanımı kestiğimde oranın çok bakımsız olduğunu görünce oranını onarımıyla ilgili tamamlamalar yaptım; kurban kesilecek alanlar, mum yakılacak alanlar diye. Bu onarım sonrası Tunceli Milletvekili Alican Önlü sosyal medyasından bir paylaşım yaparak, benim Elâzığ Milletvekili olarak insanların inanç değerleri üzerinden elimi çekmemi, kutsal değerler üzerinden elimi çekmemle ilgili bir değerlendirme yaptı sosyal medyasından. Bana karşı haddinizi bileceksiniz” şeklinde konuştu.

    “ORAYA TABELA ASMANIZ HADSİZLİĞİN TA KENDİSİDİR”

    CHP’li Erol’un konuşmasına tepki gösteren HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Meclis’te parti grubu adına söz alarak şunları dile getirdi:

    “Sadece Alican Önlü değil, hem Dersim’deki Alevi kurumları hem Türkiye’deki Alevi kurumları bu durum karşısında tepki göstermiştir. Yani orası sonradan yapılan bir cemevi, sonradan yapılan bir ibadet yeri, merkezi de değildir ki siz yaptırıp oraya hizmet ettiğiniz için adınızı yazdırasınız. Orası kadimden beri o topraklarda o insanların inanç, ibadet merkezi olarak kullandıkları doğal bir ibadet yeridir. Buradan kaynaklı olarak siz insani olarak bir hayır yapıyorsanız da bunu yapabilirsiniz ama hayır yaptığınız yere isminizi yazmanız, oraya tabela asmanız hadsizliğin ta kendisidir. Alican Önlü’ye de HDP Grubu’na da Alevi inancının temel değerlerine saygı duyan ve bu konuda mücadele eden bir partinin milletvekiline de bu söyleminizi asla onaylamadığımızı ve esas hadsizliği sizin yapmış olduğunu ifade ediyor, söylemlerinizin tamamını size iade ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Kürt ve Alevilere yönelik ırkçı makaleleri hazırlayanlar hakkında ne tür işlemler yapıldı?’

    ‘Kürt ve Alevilere yönelik ırkçı makaleleri hazırlayanlar hakkında ne tür işlemler yapıldı?’

    PİRHA- Milletvekili Alican Önlü, Prof. Dr. İbrahim Yılmazçelik ile Doç. Dr. Sevim Erdem’in birlikte yazdıkları makalelerde, “Kürt” kelimesini “adi” olarak çevirmelerine ilişkin Meclis’e soru önergesi sundu. Önlü, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a “Kürtler ve Alevilere yönelik ırkçı ve ayrımcı ifadeler içeren kaç makale bugüne kadar tespit edilmiştir? Bu makaleleri hazırlayanlar hakkında ne tür işlemler yapılmıştır?” diye sordu.

    Dersim Milletvekili Alican Önlü, Fırat Üniversitesi Tarih Bölümü’nden Prof. Dr. İbrahim Yılmazçelik ile Bitlis Eren Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Sevim Erdem’in nefret içerikli makalelerini Meclis gündemine taşıdı.

    Alican Önlü, her iki ismin birlikte yazdıkları “II. Abdülhamid Döneminde Dersim Sancağındaki İdari Yapı ve Ulaşım Ağı” başlıklı makalelerinde, 1892 tarihli Mamuretülaziz (Elazığ) vilayetine ait salnameden (yıllık) gerçekleştirdikleri doğrudan alıntıda “Kürt” kelimesinin “adi” olarak çevrildiğini belirtti. Önlü, konuya ilişkin hazırladığı önergenin, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay tarafından yanıtlanmasını talep etti.

    HDP’li Alican Önlü, “Bilindiği gibi bu tür ‘ırkçılık’ içeren ‘sözde çeviri’ hataları Kürtler ve Alevilere ilişkin yapılan araştırmalar ya da kaynak çevirilerinde sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Daha önceleri de farklı makalelerde ‘ensest’ gibi kelimeler ‘Kızılbaş’ olarak çevrilmiş ve kamuoyunun gündemine gelmişti. Yine 2018 yılında Eğitim Sen’in yaptığı incelemeler sonucu Milli Eğitim Bakanlığı’nın, 11-14 yaş arasındaki çocuklara şeriat ve cihat propagandası yapılan, Alevilere hakaretlerin yer aldığı ve günümüz yaşamının ‘cehennemlik’ sayıldığı bir kitap dağıttırdığı ortaya çıkmıştı. Çeviri konusunda uzmanların değerlendirmelerinde, İbrahim Yılmazçelik ve Sevim Erden’in birlikte yazdıkları makalenin kaynak gösterme noktasında tutarsızlıklar içerdiği ve bağlamdaki muğlaklıklar nedeniyle toplumsal infiallere yol açabileceği vurgusu yapılmıştır” ifadelerini de kullandı.

    Alican Önlü, konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a şu soruları yöneltti:

    *“Kürtler ve Aleviler başta olmak üzere Türk ve Sünni olmayan toplumlara ilişkin ırkçı ifadeler içeren araştırmaların denetimleri hangi kurul ve yapılar tarafından yapılmaktadır?

    *Kürtler ve Alevilere yönelik ırkçı ve ayrımcı ifadeler içeren kaç makale bugüne kadar tespit edilmiştir? Bu makaleleri hazırlayanlar hakkında ne tür işlemler yapılmıştır?

    *Bugüne kadar ırkçı ve ayrımcı ifadeler geçen kaç makale yayından kaldırılmıştır?

    *Kürtlere yönelik ırkçı ve ayrımcı ifadeler kullanan İbrahim Yılmazçelik ve Sevim Erden hakkında yürütülen bir soruşturma var mıdır? Varsa bu soruşturma hangi kapsam ve içerikle yürütülmektedir?”

    PİRHA/ANKARA