Etiket: alım gücü

  • Adıyamanlılar dertli, sorunlarına çözüm bekliyor!-VİDEO

    Adıyamanlılar dertli, sorunlarına çözüm bekliyor!-VİDEO

    PİRHA-6 Şubat depreminin ardından birçok can kaybı ve maddi zarar gören Adıyaman’da halk yaşadıkları sorunlardan dolayı mağdur olduklarını söyleyerek yaşanan sorunların giderilmesini istedi. Adıyamanlı bir vatandaş önceki yıllarda alım gücünün daha fazla olduğunu söyleyerek, “2013’te kendi emekli aylığımla 22 torba yem satın alıyordum, şimdi ise 10 torba alabiliyorum” dedi.

    6 Şubat’ta meydana gelen Maraş merkezli depremde ağır hasar alan Adıyaman’da sorunlar devam ediyor.

    Toplu konutların yapım aşaması sürerken yurttaşlar konteynırlarda yaşam mücadelesi veriyor. Halkın bir birçoğu ekonomik nedenlerden dolayı geçimini sağlayamazken depremin sarstığı şehirde insanlar konteynırlarda kalmaya devam ediyor. Aradan 1.5 yıl gibi bir zaman geçmesine rağmen 1 yılda teslim edilmesi gereken evlerin çoğunluğu hala teslim edilmedi.

    6 Şubat’ta birçok insanın canını kaybettiği Adıyaman’da ekonomik kriz, devamında alım gücünü de düşürdü. Alınan maaş ay sonunu çıkarmıyor. Yurttaşlar geleceğe dair güvenlerinin olmadığını söyledi.

    Adıyaman’lı yurttaşlar, deprem sonrası yaşadıklarını ve ekonomik krizin etkisiyle ortaya çıkan sorunları Pir Haber Ajansı’na (PİRHA) dile getirdi.

    “KÖYLÜ ARAZİSİNİ BOŞ BIRAKIYOR”

    Çiftçilik işi yapan İsmet Bozkurt, bir işçinin aldığı maaşla harcadığı masrafların aynı oranda olmadığına vurgu yaptı. Bozkurt, “İnsanlar asgari ücretle geçinemiyor. Köyde yaşayan insanlar mazot ve gübre pahalı olduğu için alım yapamıyor.  Tarlalarını sürmeyen köylüler arazisini boş bırakmak zorunda kalıyor” açıklamasında bulundu.

    “ESKİ EMEKLİ AYLIĞIMLA 22 TORBA YEM ALIRKEN ŞİMDİKİ AYLIĞIMLA 11 TORBA ALABİLİYORUM”

    Hayvancılıkla uğraşan Yusuf Akdoğan adlı yurttaş, ekonomik krizden etkilendiğini söyledi. Önceki yıllara göre karşılaştırma yapan Akdoğan, “İki sene önce 11 bin liraya aldığımız ineği bugün 180 bin liraya alamıyorum. 2013’te kendi emekli aylığımla 22 torba yem satın alıyordum, şimdi ise 10 torba alabiliyorum. O günden bugüne alım gücüm azaldı. Hayvan yemine zam geldiği zaman ben de süte zam yapıyorum. Maaşı sabit kalan asgari ücretli bir insan bu durumda bir şey alamıyor, çünkü maaşı yükseltilmiyor” dedi.

    “BÜYÜK ÜRETECİLER KÖYLÜ ÇİFTÇİYİ BİTİRME NOKTASINA GETİRDİLER”

    Ekonomik krizin küçük üreticiye yansıdığını söyleyen Akdoğan, büyük firmaların toptan hayvan ürünlerini satın alırken daha düşük fiyatlara denk getirdiğini şu sözlerle açıkladı:

    “Nasıl ki büyük marketler artıp, bakkalın işini bitirdilerse şimdi aynı şekilde hayvancılıkta da benzer durum var. Devletin hayvancılık için çıkardığı desteklemeler çok iyi görünse de halka yansımıyor. Devletin öne sürdüğü şartları ben bir çifti olarak yerine getiremiyorum. Bu şartları yerine getirecek ekonomik güce sahip değilim. Nasıl ki büyük marketler şehirlerde artış gösterip küçük esnafları bitirdilerse büyük esnaflar da köydeki çiftçilerin işlerini bitirme noktasına geldiler.”

    Depremden sonra kentte değişiklik olmadığını, şehrin toz içinde kaldığını belirten Akdoğan, “Böyle sürerse birkaç sene sonra insanlar veremden ölecek” şeklinde konuştu.

    “ÜLKEYE DAİR UMUDUM YOK”

    Depremde oturduğu apartman yıkıldığı için konteynırda yaşayan Aysel Demir, ekonomik kriz hakkında konuştu. Demir, “Ülkenin geleceği için bir umudum yok. Depremde yakınını kaybedenin canı gitti, mal kaybı olan da bu şehri terk etti. Çağın en büyük ahlaksız sürecini yaşıyoruz maalesef” diye konuştu.

    “ELİMDE EKMEK ALACAK PARA KALMADI”

    Elinde hiçbir işi olmayan bir kadın vatandaş ise pazarda aldığı ürünün pahalığından şikayet ederek, “Devlet bana sadece 3 bin lira veriyor o da bir şey yetmiyor. Şimdi 180 liraya bir kazak aldım. Para kalmadı ki ekmek alayım” diye ifade etti.

    “HEM ÜLKE HEM VATANDAŞ OLARAK ZOR DURUMDAYIZ”

    Toplum Yararına Programlar (TYP) bünyesinde çalışan güvenlik görevlisi işçisi Ahmet Bozkurt da, hem ülke olarak hem yurttaş olarak zor durumda olduklarına dikkat çekerek şu konuşmayı yaptı:

    “Soruna bir sebep aramaktan çok bir çözüm aramak lazım. İşsiz insanlara istihdam sağlanması gerekiyor. Herkes üniversite mezunu olmak zorunda değil. Sanayiye gittiğiniz zaman çalışacak kalifiyeli eleman yok. Bu da giderek üniversiteli işsizlerin sayısını artırıyor. Mesleki alandaki bu eksikliğin önüne geçmek için mesleki alanda istihdam alanı açmak gerekiyor. Önemli olan bizim sosyo-kültürel şekilde eğitilebilir olmamız.”

    Kamber YILDIZ/ADIYAMAN

  • ‘İnsanların eskisi gibi alım güçleri yok, bu şartlarda esnaflık çok zor’-VİDEO

    ‘İnsanların eskisi gibi alım güçleri yok, bu şartlarda esnaflık çok zor’-VİDEO

    PİRHA-Ardı ardına yapılan zamlar hem halkı hem de esnafı olumsuz etkiliyor. 4 yıl önce Elazığ’da bir kafeterya açtığını ancak şu anda insanların alım gücünün eskisi gibi olmadığını belirten Nurgül Kaya, “Bu şartlarda esnaflık çok zor” dedi.

    Ardı ardına yapılan zamlar tüm çalışma alanlarını etkilemeye devam ediyor. Hayat pahalılığı, artan fiyatlar, üst üste gelen zamlar yurttaşın alım gücünü iyice düşürürken, iktidar ise ekonomideki krizi görmezden geliyor.

    Ülkenin birçok yerinde ekonomik kriz ve zamlara karşı direnen esnaf kepenk kapatmayla karşı karşıya kalıyor.

    4 yıl önce Elazığ’da faaliyet yürüten Munzur Cafeterya’yı açan Nurgül Kaya ve birlikte çalıştığı Sibel Erdoğan dükkanın açılma süreci, yaptıkları işler ve ekonomik krizden nasıl etkilendiklerini PİRHA’ya anlattılar.

    “BU ŞARTLARDA ESNAFLIK YAPMAK ÇOK ZOR”

    4 yıl önce kahvaltı dükkânı olarak açtığını ancak pandemi döneminde zorluklar yaşadıklarını belirten Nurgül Kaya, “Sağlık sektöründe çalışıyordum. 7 yıl EYT’yi bekliyordum ve daha sonra bu dükkânı açtım ve şu an çok mutluyum. Her zaman aklımda böyle bir iş kurmak vardı, sıcak bir aile ortamı yaratmak istedim. Ancak insanlar çok zor durumda ve alım güçleri yok. İnsanlara yardım etmeye çalışıyorum çünkü alım gücü de eskisi gibi değil. Bu dükkanı 150 bin TL ile açtım ancak şu anda açsaydım 500-600 bin TL ile açabilirdim. İlk başladığım zamanlarda unun torbasının fiyatı 180 TL’ydi, şimdi ise unun torbası 500 TL, tereyağının kilosu 200 TL, peynir ise 350 TL olmuş bu şartlarda esnaflık çok zor” dedi.

    “GÜZEL ŞEYLER YAPACAĞIZ”

    Kendi dükkanının kapatıp Nurgül Kaya ile beraber çalışmaya başladığını söyleyen Sibel Erdoğan ise, “İkimiz şu anda beraber çalışıyoruz ve böyle giderse güzel şeyler yapacağız. Daha sonra ki süreçte ev yemekleri ve yöresel yemekleri de yapmayı düşünüyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/ELAZIĞ

  • Gamze Akkuş İlgezdi: 10 Yılda asgari ücret sadece 4 dolar arttı

    Gamze Akkuş İlgezdi: 10 Yılda asgari ücret sadece 4 dolar arttı

    PİRHA – Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, Bakan Vedat Bilgin’in “Cumhuriyet tarihinin en yüksek asgari ücret tablosu” paylaşımına karşılık “AKP iktidarı alım gücünü görmezden geliyor, hesaba katmıyor. Çünkü ancak enflasyonu yok sayarsa ortaya pembe bir tablo çıkıyor” dedi.

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin’in, sosyal medya hesabından “Cumhuriyet tarihinin en yüksek asgari ücreti” adı altında yayınladığı tabloya CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Dr. Gamze Akkuş İlgezdi’den yanıt geldi.

    “21 YILDA ASGARİ ÜCRET ERİDİ”

    Vatandaşın alım gücünün düştüğünü ve Türk lirasının dolar karşısında ne kadar eridiğini hesaplayan İlgezdi, şunları söyledi:

    “Alım gücünün ne kadar düştüğünü ortaya koyan şöyle bir örnek verebiliriz. 2002 yılında 184 liralık asgari ücretle 5 çeyrek altın alınabiliyorken, ‘Cumhuriyet tarihinin en yüksek asgari ücreti’ diye övündükleri 8.500 lira ile bugün 4 çeyrek altın alınabiliyor. Et fiyatlarına baktığımızda da durumun değişmediğini görmekteyiz. Sofralarda et yemeği görmek neredeyse imkânsız hale geldi. 2002 yılında 1 kilo eti 7 liraya alabiliyorken, 2022 yılında en ucuz eti 199 liraya alabiliyoruz. Kısaca 2002’den 2022’lere uzanan bir başarısızlık hikayesi…”

    “ASGARİ ÜCRETİMİZ SON 10 YILDA 4 DOLAR ARTMIŞ”

    Gamze Akkuş İlgezdi, 2023 ile 2013 yılını karşılaştırdı ve Türk lirasının nasıl değer kaybettiğini şöyle özetledi:

    “2013 yılında asgari ücret 803 liraydı yani 451 dolardı. 2023 yılında ise asgari ücret 8.500 lira olacak yani şimdiki kura göre karşılığı 455 dolar. İlk zamlı maaşların alınacağı şubat ayında kurun ne olacağı ise belli değil. Yani asgari ücretimiz son 10 yılda 4 dolar artmış. Böyle bir tablo ile karşı karşıyayız fakat AKP iktidarı alım gücünü, enflasyonu görmezden geliyor, hesaba katmıyor. Çünkü ancak enflasyonu yok sayarsa ortaya pembe bir tablo çıkıyor. Ama gelinen noktada halkın cebinden eksilen eksilene…

    AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında asgari ücret 184 lira, yani 126 dolara tekabül ediyordu. Bakan Vedat Bilgin’in ‘Cumhuriyet tarihinin en yüksek asgari ücret zammı’ diye övündüğü 8 bin 500 lira ise bugün 455 dolara tekabül ediyor. Üstelik çalışanlar bu zammı 1 Şubat’tan itibaren almaya başlayacaklar. Bu tablo, sayın bakanın dediği gibi Cumhuriyet tarihinin en yüksek asgari ücret tablosu değil dolar karşısında Türk lirasının nasıl eridiğinin tablosudur.”

    PİRHA/ANKARA

  • Karabağlar’da kadınlar kendi ürettiklerini satıyor: Zamlardan dolayı zorlanıyoruz!-VİDEO

    Karabağlar’da kadınlar kendi ürettiklerini satıyor: Zamlardan dolayı zorlanıyoruz!-VİDEO

    PİRHA- Büyük çoğunluğunu Tahtacı kadınların oluşturduğu pazarda çalışan esnaf kadınlar, kendi el emekleri ile üretmiş oldukları ürünlerini satarak yarattıkları istihdamla kendilerini daha özgüvenli ve güçlü hissettiklerini belirtiyorlar. Kadınlar, “Kendimiz kazanıyoruz, bu tarz pazarlar bizler için umut verici. Ancak ekonomik krizden kaynaklı eskisi gibi kazanamıyoruz” diye konuştular. 

    Kadınlar hayatın her alanında çalışıyor, üretiyor ve ekonomik bağımsızlıkları için savaş veriyor. Çoğunluğu Tahtacı olan kadınlar da böyle bir mücadelenin içinde.

    İzmir Karabağlar’a bağlı Uzundere Mahallesi’ndeki kadınlar, kendi el emekleri ile üretmiş oldukları oya, örgü, sebze, kışlık yiyecek, ekmek gibi ürünleri kurdukları pazarda satarak ekonomilerine katkı sağlıyorlar. Pazar, her perşembe günü açık oluyor. İlk olarak 5 kişi ile başlayan pazarda şimdi 70-80 kadar kadın var.

    Pazarda her kadının yeteneğine, ilgi alanına göre meyve sebze, giyim, şarküteri, kışlık konserveler, gözleme, çiçek ve kuruyemiş gibi ürünlerin satışının yapılacağı tezgahlar mevcut. Pazarda, ürünlerini satmak için bağrışma olmadığı için sakin bir hava hakim.

    Kadınlar, ekonomik krizden dolayı eskisi gibi çok şey yapamasalar da sınırlı imkanlarıyla kurutmalıkların yanı sıra salça, turşu, konserve, reçel yaparak bunları tezgahlarına koyuyor. Hem kendilerinin hem de müşterilerinin alım güçlerinin düştüğünü belirten kadın esnaflar, artan maliyetlerin kendileri için iyice yük olduğunu söylüyorlar.

    “HAZIRLIKLAR 3 GÜN ÖNCEDEN BAŞLIYOR”

    Gözleme ve börek gibi ürünler satan esnaf Zeynep Gül, aldığı yevmiye ile 1 haftalık ev ihtiyaçlarını karşıladığını söyleyerek, “Herkes kendi emeği ile yaptığı ürünleri pazar yerinde satarak yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Perşembe günkü pazar için hazırlıklara 3 gün önceden başlanıyor. Biz gözleme, börek yapıyoruz. O yüzden otlarımızı toplayıp 3 gün öncesinde hazırlığa başlıyoruz. Ekonomik kriz bize de yansıyor, can çekişiyoruz. Her şey çok pahalı. Aldığım yevmiye ile 1 haftalık ihtiyaçlarım çıkıyor. Yine de kadınlar olarak bir arada olmaktan mutluyuz. Bir şekilde buluşuyoruz” diye konuştu.

    “KAZANAMIYORUZ, MALZEME FİYATLARI PAHALI”

    Pazarda gözleme, börek satan tezgahın sahibi olan Türkan Okanlar da, ekonomik krizin yansıması olan zamlardan kaynaklı malzeme fiyatlarına yetişemediğini belirterek, “Az kişi ile ile bu pazara başladık ve sonrasında birçok kadın heveslenerek geldi. Pazar artık kadın pazarı oldu. Herkes elinden geleni yaparak burada satıyor. Perşembe sabah erken geliyoruz akşama kadar çalışıyoruz. Gözleme yapıyorum burada. Her şey çok pahalı. Çok kazanıyoruz gibi gözüküyor ama kalan 2-3 günün emeği. Malzeme parası almış başını gidiyor. Eskiden 1 lira artış yapıyorduk dünya kadar kazanıyorduk. Şimdi 5 lira artış yaptık cebimize bir şey girmiyor. Artış yapmasak zarar ediyoruz, yaparsak da müşteri gelmiyor. İnsanlar kadınların emeğini ve yiyeceklerini seviyor. Birçok insan dışardan buraya geliyor. Evimizin bütçesine katkı oluyor. Kendimiz çalışıyoruz, kazanıyoruz, geziyoruz; ne istersek onu yapıyoruz. Kadınların emeği hiçbir şeye benzemiyor. Farklı oluyor” dedi.

    “NE GELİRİMİZ, NE SİGORTAMIZ VARDI”

    Gülfer Konuk ise kendi girişimleri ile kadın pazarı kurduklarını söyledi. İstihdam alanı yaratılan kadın pazarlarıyla kadınların kendilerini daha özgüvenli ve güçlü hissettiğini sözlerine ekleyen Konuk şöyle devam etti:

    “Bu pazarı 5 kişi kurduk. Önce gözleme yapıyorduk. Dönemin belediye başkanına pazar için başvuruda bulunduk. Kabul gördü ve pazar alanı kurduk. Bu sayı giderek artınca kura çekerek herkese bir yer verdik. Kadınların hiçbirinin ne geliri ne de sigortası vardı. Perşembe günü bütün kadınlar emekleri ile ürettiklerini burada satıyor. Diğer günler ise kadınlar gelecek haftanın hazırlığını yapıyor.

    Dışardan birçok misafir geliyor. Kadınların çalıştığını görünce şaşırıyorlar. Kendi emeğimiz ile yemek çok farklı. Sabah işe giderken çok sevinçliyim. Elbette yoruluyoruz. Bir de pahalılık var. Kadınlar bu zamlardan dolayı çok zorlanıyor. Poğaça için lor alıyoruz diğer hafta yine pahalanıyor. Sürekli zam var ve biz bu zammı istemiyoruz. Bu kadın pazarı başka yerlerde de kurulursa kadınlar kazanır.”

    “SOĞUK YEDİK, YAĞMUR YEDİK”

    Eşi ile sokak aralarında seyyar satıcılık yaparak esnaflığa başlayan Gülsiye Kıran da, kadın pazarında zeytin, reçel, salça gibi kışlık yiyecekler sattığını dile getirerek, “İlk olarak ot satmaya başladım. Öğleye kadar bitirirdik. Eşim ile sokak aralarında satmaya başladık. Ekmeğimizi buradan kazandık. Bu pazar ilk açıldığından beri buradayım. Soğuk yedik, yağmur yedik. Bu aylarda genelde konserve yapıyorum. Zeytin, zeytinyağı, reçel, salça yapıyorum. Konserve şişeleri çok pahalı. Salçayı tüp ile yapıyorum ve zorlanıyorum. İnsanların alım gücü yok. Gönül istiyor ki pazarlık yapmadan insanlar alabilsin. Eski satışlar yok” ifadelerini kullandı.

    “BENZİN PAHALI, KEKİK TOPLAYAMAYA GİDEMİYORUZ”

    Fatma Gül isimli esnaf ise 1994 yılından beri kendi tarlasından biçtiği ürünlerin yanında nane, kekik gibi şifalı bitkiler satıyor.

    Geçmişte araçla giderek topladıkları nane, kekik gibi bitkileri artık benzin pahalılığından dolayı otobüsle giderek toplamak zorunda kaldığından dert yanan Gül, şunları kaydetti:

    “Kekik, nane, reçel, biber turşusu, üzüm ve zeytini kendi tarlamdan topluyorum. Naneleri kendi bahçemden, kekiği ise uzak yerlerden getirip kurutuyorum. Doğal olarak satıyorum. Zeytin hasadı yakında başlayacak ve onu hazırlayacağız. Bu pazar evimize katkı oluyor. Çoğu müşterimiz dışarıdan gelerek buradan ürün alıyor. Menderes’ten kekikleri toplayarak sırtımızda getiriyorduk. Eskiden araba ile gidip getiriyorduk. Şimdi ise benzin pahalı, artık araba tutamıyoruz, otobüsle gidip getiriyoruz. Bazı zamanlar iş olmuyor, bazı zamanlar ise işlerimiz iyi oluyor.”

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

  • Pazar durgun, esnaf şikayetçi, vatandaş yarım kilo ürün alamıyor-VİDEO

    Pazar durgun, esnaf şikayetçi, vatandaş yarım kilo ürün alamıyor-VİDEO

    PİRHA- Ekonomik krizin etkilerinin pandemiyle birlikte daha da ağırlaştığını belirten İzmir’deki pazar esnafı, “Ne alım gücü var ne de satan için kar var. Halk ancak yarım kilo alabiliyor. Hem halk hem de esnaf mağdur. Ya bu işin üzerinde tamamen dursunlar ya da çekip gitsinler” diye konuştular. 

    Ülkede yaşanan ekonomik kriz pandeminin de etkisi ile her geçen gün daha da derinleşerek sürüyor. Krizin etkilerinin en fazla hissedildiği yerlerden biri olan pazarda, esnaf satış yapamaz, yurttaş ise tezgahlara uğrayamaz durumda.

    Tezgahlar arası mekik dokuyarak en ucuz ürünü bulmaya çalışan vatandaş ise pandemi ile birlikte fiyatların daha da artmasından şikayetçi.

    İzmir’in Konak ilçesine bağlı Alsancak Mahallesi’nde kurulan pazarı esnafı, satışların yarı oranda düşmesinden yakınıyor. Vatandaşın her şeyden yarım kilo almak zorunda bırakıldığına vurgu yapan pazar esnafı, var olan borçlarından dolayı tükenmek üzere olduklarını belirtti.

    “MASRAFLARIMIZ AĞIR, ALTINDAN KALKAMIYORUZ”

    60 yıldır pazarcılık yapan Hikmet Karadut, ekonomik kriz ve yasaklardan kaynaklı masraflarının ağırlaştığını belirterek, “Bu pandemi kısıtlamasından dolayı işlerimiz çok berbat. İdare etmeye çalışıyoruz. Alım gücü yüksek, millet de para kalmadı. 1 kilogram domates alan insan yarım kilo alıyor. Neredeyse bir kavunun yarısını kesip verecek durumdayız. Sebze, meyve bize gelinceye kadar dört el değiştiriyor. Bu da fiyatı iki katına çekiyor ve halka iki kat pahalı satmak zorunda kalıyoruz. Masraflarımız ağır bunun altından kalkamıyoruz. Pandemi süreci daha sıkı tutulsaydı iyi olacaktı. Psikolojimiz bozulmuş durumda” dedi.

    “HALK ANCAK YARIM KİLO ALABİLİYOR”

    Döviz kurundaki yükselişe salgın sürecinin de eklendiğini belirten 20 yıllık pazar esnafı Rauf Subaşı ise insanların 3-4 kilo aldığı meyve, sebzede şimdi ise yarım kilo dahi alamadığını aktardı.

    Subaşı, şunları aktardı:

    “Pazar tamamen ölü durumda. Ne alım gücü var ne de satan için kar var. Halk ancak yarım kilo alabiliyor. Satıcının ürünü de elinde kalıyor. Hem halk hem de esnaf mağdur. Öğlen olmasına rağmen malımız hala duruyor. Pazarlar bomboş, fiyatlar yüksek. Devlet bu duruma el atmadıktan sonra halkta, esnafta ezilmeye, çile çekmeye mağdur.  Pandemide fiyatlar daha da arttı. Şu anda daha da berbat. Esnaf kan ağlıyor. Ne ödemelerimizi yapabiliyoruz, ne verdiğimizi alabiliyoruz. Vatandaş fiyatlara bakıp gidiyor. Artık nereye kadar dayanabileceğimizi bilemiyorum. Mazot, işçi parası, nakliye, yer kirası belimizi bükmüş durumda. Sadece seçim zamanlarımızda yanımıza gelmelerini istemiyoruz. Ya bu işin üzerinde tamamen dursunlar yada çekip gitsinler. Esnafın çoğu icralık, kimse yardım alamıyor.”

    “İHTİYACI KADAR DEĞİL GÜCÜ YETTİĞİ KADAR ALIYOR”

    Kendisi de 6 yıldır Alsancak Pazarı’nda esnaflık yaptığını söyleyen Necmettin, “Alım gücü yüksek. Pazardan bir şey alınmıyor, mallar tezgahta kalıyor. İnsanlar mağdur. Önceden 3-4 kilo alan vatandaş şimdilerde yarım kilo alıyor. İhtiyacı kadar değil gücü yettiği kadar alıyor” diyerek yakındı.

    Geçen yıllara oranla fiyatların daha da pahalandığını dile getiren Necla adındaki yurttaş, ekonomik krizle beraber alım güçlerinin düştüğünü vurgulayarak,  “Herkesin alım gücü düştü. He rşeyi istediğin gibi alamıyorsun. Pandemi bir taraftan, fiyatların yükselmesi bir taraftan. Bir iki bir şey alıp geri gidiyoruz. Emekli yapılan zam ne alabilir ki? Market, pazar nerede ucuz buluyorsak oradan alıyoruz. Baştakilerin buna çözüm bulması gerekiyor. Vatandaşın önüne ne konuyor ise onu almaya çalışıyor” şeklinde konuştu.

    “DEVLET TEZGAH KİRAMIZA DEĞİL İNDİRİM YAPMAK DAHA DA YÜKSELTİYOR”

    Alsancak Pazarı’nda balıkçılık yapan Şenol Bayram isimli esnaf da pandemi ile birlikte geriye çekilen kısıtlama saatlerinin işlerine etki ettiğini söyledi.

    Devletin kira yardımı bir yana tezgah kiralarına dahi zam yaptığını sözlerine ekleyen Bayram, “Hafta sonu olan pazarları hafta başına aldıkları için durumlarımız iyi değil. Av yasağı geldiği için balıkta pahalı. Yaşlılar evden dışarı çıkamıyor. Önceden kalan balıklarımız lokantalara gidiyordu. Şimdi ise lokantalar kapatıldı, mallar elimizde kalıyor. Devlet 3 ayda bir bizden tezgah kurduğun yerin parası alıyor. Yardımcı olmuyor. Değil indirim yapmak fiyatları daha da yükseltiyorlar. İşlerimiz düşmüş durumda. Yasaklardan dolayı saat 5 gibi tezgahlarımızı toplamak zorundayız. Malımız ister kalsın, ister kalmasın” diyerek tepki gösterdi.

    PİRHA/İZMİR