Etiket: alisiz alevilik

  • Şair Nadir Sayın: AKP’lilerin Aleviliği tanımlaması düşüncesizliğin, nadanlığın tam kendisidir!

    Şair Nadir Sayın: AKP’lilerin Aleviliği tanımlaması düşüncesizliğin, nadanlığın tam kendisidir!

    PİRHA – Şair Nadir Sayın, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı açılacak olmasını PİRHA’ya değerlendirdi. Sayın, AKP politikalarını “Ali Cengiz oyunu” olarak değerlendirerek “Lütfen artık insani değerlerinize gelin. Siz kimsiniz ki bizim inancımızı tarifleyip, değerlendiriyorsunuz?” diye sordu.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın cemevlerine gitmesinin ardından, Alevi inancını tanımayarak yeni projeler geliştirdiğini açıklaması ve akabinde “Kültürel faaliyet” şeklindeki yorumlar, toplumun tepkisine neden oldu.

    Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, cemevlerini Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlamayı öngören yasa teklifi çoğunluğun oyları ile TBMM Genel Kurulu’na gönderildi.

    Kritik aşamanın öncesinde ortaya atılan projeye yönelik tepkiler de gelmeye devam ediyor. Aynı zamanda TV programcısı olan Şair Nadir Sayın, gelişmelere dair PİRHA’ya konuştu.

    “DİKTA REJİMİNİN GEREKLERİ”

    Bakanlıklara bağlı bir cemevi başkanlığının kurulacak olmasını “Bu Ali Cengiz oyunlarının bir aşamasıdır” sözleriyle özetleyen Sayın, şu değerlendirmede bulundu:

    “Yani Ezelden bu yana devamlı karşılaştığımız, Aleviliği kendi güdümleri altına almaya çalışan girişimler. Biat kültürünü ortaya getiren ve kendi inançları güdümünde onun bir dalı yapmaya çalışan bir anlayış söz konusu. Ama bunların hepsi beyhude bir çabadır. Bu 1500’lerde Yavuz Sultan Selim zamanlarında da görüldü. Yani devletin buna benzer girişimleri oluyor. Zaten bu beklenen de bir şeydi. Türkiye toplumundaki o çeşitliliği, farklı inançları kabul etmemenin ve dikta rejiminin gerekleri diye düşünüyorum. Ancak Aleviler onun içerisine kesinlikle sığmaz.
    Görüşüm şudur ki Alevi toplumunun %95’i bu politikaların karşısındadır. Sadece nemalanmak isteyen, Aleviliğin yaşam felsefesini pek benimsemeyen, çıkar unsuru olarak gören kesimlerin bunlara yaklaşması da söz konusu. Aleviliğin gerçek değerlerini kendinize dert edinmemişsiniz, Pir Sultan’ın, Hallacı Mansur’un, Nesimi’nin nefesini kendi Alevilik yaşam felsefenize ve günlük yaşamınıza endekslemeden uzak yaşıyorsanız kandırılmaya biraz yatkın oluyorsunuz.”

    “HALKINI TEKÇİ ZİHNİYETLE GÜDÜMÜNE ALMAK İSTEYENLERİN OYUNLARI”

    Hollanda’da yaşayan Nadir Sayın, AKP hükümetinin Aleviliği bir inanç değil ‘kültür faaliyeti’ şeklinde yorumlamasını da eleştirerek, “Bunlardan farklı bir şey beklemek mümkün değildir. ‘Alisiz Alevilik’ tartışmalarını onlar bilinçli olarak toplumumuza yöneltmişlerdir. Esas olarak burada onların nasıl düşündüğü boyutundan ziyade bizim nasıl baktığımız önemli. Örneğin bizler 1950’lerden sonra Avrupa’ya geldik. İnsanlığı, özgürlüğü temele alan, anayasalarıyla şu anda hangi Avrupa ülkesinde belediye meclisinde Alevi kimliği ile bir üyemiz yok? Hangi ülkede milletvekilimiz, belediye başkanımız yok? Kendi yurdumuzda bunlardan mahrum kalmışız. Şu anda bir tane Alevi kaymakam ya da vali sayamazsınız Türkiye’de. Şimdi bu durumlar söz konusu iken yapılanlar gerçekten de Ali Cengiz oyunlarıdır. Baskıcı, kendi halkını tekçi zihniyetle güdümüne almak isteyen zihniyetin oyunlarıdır. Yani burada önemli olan onlar değil bizim nasıl bir duruş gösterdiğimizdir.”

    “GEÇMİŞTE PİR SULTAN ABDAL TALEPTE Mİ BULUNMUŞ?”

    Yaşanan gelişmeler doğrultusunda Alevi toplumunun nasıl hareket etmesi gerektiğine de değinen Nadir Sayın “Bizim esasen yapacağımız şey, AKP’yi hiçbir şekilde ciddiye, kayda almamız gerektiğidir” dedi. Sayın, toplum olarak AKP’den talepte bulunmanın yanlış bir tavır olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

    “Osmanlı’dan bu yana egemen güçlerin, bizi yok etme, kendilerine benzetme durumu varken bizler nasıl olur da AKP’ye gideriz de talepte bulunuruz? Yani bizimkisi talep değil, eşit yurttaşlık hakkı alınmalı. Örneğin bizlere daha özgür, her türlü olanaklar Avrupa’nın her ülkesinde sağlanıyor da Türkiye’mizde bu neden tırpanlanıyor? Bizim tavrımız, onları ciddiye almamak, onlara talep sunmamaktan geçiyor diye düşünüyorum.

    Bu taleplerin altında yatan ne ise strateji dahilinde olabilir ama Alevi toplumunun değerleri, yaşam felsefesi açısından diyelim ki Hallacı Mansur orada yok. Nesimi yok. Pir Sultan Abdal yok. Yani geçmişte Pir Sultan Abdal talepte mi bulunmuş? Bu isimlerin felsefesine bakarsak ‘Alevi değerleri, kendisine özgün, kendisine has bir yaşam felsefesi ve inancıdır’ diyor. Okunacak en kutsal kitap gezegendir, doğadır, insandır. Hünkar Hacı Bektaş Veli’miz ‘İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır’ diyor.

    Yani bu felsefe içerisinde olan bir düşünce değeri, AKP’yi, o abdestli kapitalist zihniyeti nasıl ciddiye alır ve talepte bulunur? Bana kalırsan mesele Alevi toplumu olarak bizleriz. Aleviliğin içeriği konusunda yöneticileri oldukça pişmeleri ve gerçekten de Alevi olmaları, erkanlarını iyi öğrenmeleri gerekir. Bu olmadığı için kendinizi siyasete kaptırırsanız; yani şu olmamalı siyaset odaklı talep isteme odaklı bir Alevi felsefesi düşünemezsiniz.
    Sonuç itibariyle siz tanınmış olsalar bile ki şu anda sizi inanç olarak bile tanımadılar, gerçekten Aleviliğin değerleri bünyesinde bir tavır ve tutum almak gerekiyor.

    Ne olacak peki şimdi Diyanet’in bir kolu mu olacağız. Daha önceki süreçte Diyanetin kaldırılmasını isteyen bir anlayışı vardı bütün bunları geniş çerçeve içerisinde ve bizim bu mücadelemiz sonuç itibari ile mutlaka bu toplumda yerini alacaktır. Çünkü gerçekten de 72 millete aynı nazarla bakan, Müslümanları, diğer ideolojileri, insani değerler temelinde kabul eden bir anlayışın mutlaka gelecekte yerleşeceğine gönülden inanıyorum. Ama bugün ama yarın ama 10 yıl sonra. Mücadelemizi biz kaptırır, yani bu anlayış içerisinde gidersek Alevi inancı erir, birisinin ya kolu olur ya belli olur ya eli olur. Bunlardan kesinlikle arınmanız gerekiyor.

    Bununla ilgili bir de şiir yazdım

    Faizsiz Vicdan!
    Bir yurttaşımın dert yanması:
    ‘Alnı açık; karın tokluğu,
    Huzurlu bir yașam, barınacak bir ev
    İsterken…
    Gün be gün, ay be ay, yıl be yıl
    Borcumu nasıl ödeyeceğimin
    İçsel hesabındayım.

    Adam ki saat bașı ahlak satıyor, tanım koyuyor.
    Alevilikten dem çalıyor, türbanla çağ atlıyor özgürlüğe.

    Kazılar kazıyor, madenler işletiyor, sosyal evlere rant işletmeleri, şirketleri ellerinde.

    Dolarlar bozduruyor, çevre temizliği esaslı zenginleri elek elek süzüyor.
    Dövizlerine garanti poliçeleri. Bankalar derseniz müşteriye ve kara doymuyor.

    Üstelik çok demokrat…
    Demokratlık tabii ki pazarlanmadan siyasi yaşam,
    Bir hiç bu memlekette.

    Öyle ki seçtiğimiz adamlar bize hükmetmiş.
    Lakin işim de yok, kimseye karışmayayım, inancımla uğraşayım diyorum amma, onu da adam elimden almış. Ona bol bol dua ediyorum bende!

    İhalelerden ihaleye, bazen şahsa düzenlenen ihaleye, torbalardan, anayasalara, yasaklar derseniz hiç mi hiç bitmiyor.
    Bir de şu malı nasıl götürürüm telaşları yok mu! Çok komik geliyor bana.

    Cennet, cehennemde para geçerli değil ki!

    Kulun midesinde, çukurundan, yatağına, din, imana varasıya inancına endekslenmiş, odaklanmış ve adam kendinden geçmiş.
    Ve benim karnım şu an aç,

    karnımın gürültüsü biraz da ondan.
    Ne olur kusuruma bakmayın.”

    Ve mahalle, aile içinde, kasaba, köylerde
    Şehirlerde, metropollerde makam arabalarıyla…
    Faizsiz külhanbeyler dolaşıyor, siyasetçilermiş.
    Vicdanı daha başka nasıl düzebilirdiniz ki…”

    “GERÇİ BUNA CÜRET DE DENMEZ”

    Nadir Sayın son olarak AKP’lilerin Aleviliği tarif eden sözlerini eleştirerek “Lütfen artık insani değerlerinize gelin. Siz kimsiniz ki bizim inancımızı değerlendiriyorsunuz? Bizim Yol önderlerimizden hiçbir tanesi kalkıp da o AKP’liye Müslümanların ne olduğunu anlatıyor mu? ‘Sizin inancınız budur’ diyor mu? Siz hangi vicdan ile kalkıp milyonlarca Alevi toplumuna ne olduklarını anlatma cüretini gösteriyorsunuz? Gerçi buna cüret de denmez bu düşüncesizliğin, nadanlığın tam kendisidir.” ifadelerini kullandı.

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Özen’den Erdoğan’a: Aleviler için taş üstüne taş koymadınız; asimile etmeyi iyi bilirsiniz-VİDEO

    Özen’den Erdoğan’a: Aleviler için taş üstüne taş koymadınız; asimile etmeyi iyi bilirsiniz-VİDEO

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Avrupa’daki örgütlü Alevileri hedef almasına tepki gösterdi. Meclis’te bir konuşma yapan Özen, Almanya devletinin Alevilere 30 milyon Euro vermesinin mümkün olmadığını belirterek, Erdoğan’ın iftira attığını söyledi. Erdoğan’ın Alevilere önyargılı olduğunu vurgulayan Özen, “Sizin Aleviler konusunda siciliniz bozuk. Aleviler için taş üstüne taş koymadınız. Sadece iftira atmayı, asimile etmeyi iyi bilirsiniz” dedi. 

    Uzun yıllar Avrupa’da Alevi hareketi içinde yer alan HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, bugün Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçen hafta Siirt’te Avrupa’daki Alevi örgütlülüğünü “Ali’siz Aleviler” olmak itham etmesine ve Alman devletinin Alevilere yıllık 30 milyon Euro verdiğini iddia etmesine tepki gösterdi.

    “Ben aslında bu konuşmamı Cumhurbaşkanı’nın yüzüne karşı yapmak isterdim. Fakat şu an karşımda olmadığı için yardımcısı Fuat Oktay’a yapacağım” diyen Özen,
    AKP Genel Başkanı Erdoğan geçtiğimiz haftalarda Siirt’te yaptığı konuşmada, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonunu kast ederek “Almanya’da özellikle Alevilikten öte Alisiz Alevilikle, adeta yeni bir din ihdası öne sürülüyor. Ve ciddi de onlara para desteği veriyorlar. Bundan 2 yıl öncesi rakamla 30 milyon Euro bunlara parasal destekleri olmuştur” ifadesini kullandı. Bir cumhurbaşkanı yalan söylemez, iftira atmaz, insanları ötekileştirmez. Ama AKP genel başkanı Erdoğan; Siirt’teki konuşmasında Avrupa’daki Alevi kurumlarına iftira attı. 30 milyon avro destek aldıkları iddiası külliyen yalandır” diye konuştu.

    “DİTİB’İN PROJELERİNE AKTARILAN BÜTÇE ALEVİ KURUMLARINA AKTARILAN BÜTÇENİN 13 KATI”

    Milletvekili Özen, Diyanete 7-8 bakanlığın bütçesine eşit pay ayırmalarından dolayı bütün diğer ülkeleri de kendileri gibi sanıyorlar. Oysaki laik-demokratik ülkelerde, devletler inançsal hizmetlere 1 kuruş vermez” hatırlatmasında bulunarak, şöyle devam etti:

    “O kurumların sadece sosyal, kültürel, eğitsel çalışmalarına maddi proje destekleri sunarlar. Bunun da inanç ve dini faaliyetle uzaktan yakından alakası yoktur.
    Bakın burada örnek amaçlı 2014-2017 yılları arasında, Alman resmi hükümet raporlarındaki, inançlara projeleri kapsamında aktarılan bütçeleri açıklayayım.
    4 yıl içinde Erdoğan’ın bahsi geçen Alevi kurumlarına aktarılan bütçe sadece 596 bin 117 euro. Buna karşın Diyanetin Almanya temsilciliğini yapan DİTİB ve diğer 4 çatı kuruluşun projelerine aktarılan bütçe ise tam 13 katı olarak; 7.645.221 euro.”

    “ERDOĞAN BİZ ALEVİLERE KARŞI ÖNYARGILARDAN KOPAMIYOR”

    Erdoğan’ın konuşmasında AABK Onursal Başkanı ve 25. Dönem HDP İstanbul Milletvekili Turgut Öker’i kast ederek, CHP aday yapmak istedi” sözlerine de tepki gösteren Özen, “Erdoğan bir başka iftira daha attı. Oysa Turgut Öker’in hiçbir zaman CHP ile alakası olmamıştır. 7 Haziran 2015 genel seçimleri öncesinde de Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’na bağlı 300 civarı cemevinin %98’nin onayıyla HDP’den aday gösterilip, Alevileri temsilen seçilmiştir.
    Siirt’teki bu iftira dolu açıklamalarından da anlaşıldığı üzere; Erdoğan biz Alevilere karşı tarihsel ön yargılarından asla kopamıyor. Biz Alevileri olduğu gibi kabul etmek yerine bizlerin değerlerini manipüle edip içini boşaltmakla uğraşıyor” dedi.

    “SİZİN ALEVİLER KONUSUNDA SİCİLİNİZ BOZUK”

    Şu anki iktidarın düşünce kodlarının kendi gibi olmayanların yaşam tarzlarını sapkın veya hastalıklı görme alışkanlığı üzerine kurulu olduğunu ifade eden Özen, şunları kaydetti:

    “Geçmişten günümüze mirasını taşıdıkları ve Alevi katliamlarıyla meşhur zihniyetlerinin tarihsel misyonlarını halen devam ettiriyorlar.
    Buradan Erdoğan’a sesleniyorum; sizin Aleviler konusunda geçmişten günümüze siciliniz bozuk. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı oldunuz, 1 hafta sonra belediye dozerlerini Karacaahmet Cemevi önüne yığıp, 500 yıllık bir inanç merkezini yıkmaya çalıştınız. Cemevinin önünde insanlar direnmeseydi bugün Aleviler için büyük öneme sahip olan böyle bir tarihi dergâh yok olacaktı. Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı dönemlerinizde de aynı yıkıcı tutumlarınıza devam ettiniz.
    Madımak katillerinin davasının zaman aşımına uğramasını “hayırlı uğurlu olsun” diyerek, sevinçle karşıladınız. Bu katliamın avukatlarının hepsine iktidarınızda makamlar, rütbeler, ödüller verdiniz. Katliam sanıklarını özel afla salıverdiniz.
    AİHM’de biz Aleviler lehine verilen kararların hiçbirini yerine getirmediniz.
    Bugüne kadar Alevilerin de Cumhurbaşkanı olduğunuzu gösteren tek bir olumlu adım attınız mı?
    Aleviler için bugüne kadar 1 tane bile; vali, kaymakam, emniyet müdürü ve üst düzey bir yönetici atadınız mı? Tek 1 tane somut örnek verebilir misiniz?
    Aleviler için taş üstüne taş koymadınız. Siz Aleviler konusunda sadece yıkmayı, yok etmeyi, asimile etmeyi ve iftira atmayı iyi bilirsiniz.
    Siz bugüne kadar Alevilerin hangi acısına veya mutluluğuna ortak oldunuz?”

    “Erdoğan’ın bu ‘Alisiz Alevilik’ yaygarasının neye hizmet ettiğini biz çok iyi biliyoruz. Bu, bizleri ayrıştırmak ve birbirimize düşürmek için ortaya atılan bir tartışma” diyen Zeynel Özen, “Alevilikte esas ‘Yol bir, sürek bin birdir.’ Biz o ‘Yol’ un yaşaması ve birliği için mücadele ederken, ‘Sürek’lerimizin farklılıklarını zenginliğimiz bildik. Kimse kimseye kendi süreğini dayatmaz. Herkes istediği gibi inancını yaşar. Tüm bunları, Aleviliği sadece ‘Ali’yi sevmek’ olarak anlayan Recep Tayyip Erdoğan’ın anlamasını tabi ki beklemiyoruz” ifadelerini kullandı.

    Alevileri ayrıştırmanın doğru olmadığını ifade eden HDP Milletvekili Zeynel Özen, “Sünni tarikatlar arasındaki farklara, fıkhi tartışmalara girmek bir Alevi olarak nasıl benim haddim değilse, Aleviler içindeki teolojik çeşitliliği nifak sokucu şekilde ayrıştırmakta kimsenin hakkı ve haddi değildir. Bu Tayyip Erdoğan olsa bile böyledir.
    Biz biliyoruz ki burada asıl sorun Alevilerin ana vatanlarında mahrum bırakılan eşit yurttaşlık haklarını Avrupa’da yaşadıkları ülkelerde elde etmesidir. Oralarda bir inanç topluluğu olarak kabul edilmesidir” diye konuştu.

    “ALEVİLERİN KAZANIMLARI BİAT KÜLTÜRÜNE ALIŞIK OLANLARIN KİMYASINI BOZDU”

    Zeynel Özen şöyle devam etti:

    “Benim de içinde yer aldığım Avrupa Alevi örgütlenmesinin bugüne kadar kazanımları, baş eğmeyen, biat etmeyen mücadele tarzı, biat kültürüne alışık olan zihniyetlerin kimyasını bozmuştur. Ve iftiralara sığınıp, gerçek dışı algılar yaratmaktan öteye gitmemişlerdir. Alevilik, insanın yaşamını da inancına göre yürütebilmesidir. Alevilik, kadın erkek eşitliğidir, rızalıktır, hoşgörüdür, kin ve nefret taşımamaktır, barıştan yana olmaktır, haram lokma yememektir, beşikteki ile eşiktekinin eşit olmasıdır. Ve insanı, doğayı, tüm canlı ve cansız varlıkları inancın temeline koymaktır. Buradan Erdoğan’a sesleniyoruz; artık yeter! Alevilerden, Kürtlerden, Ermenilerden, Êzidîlerden, kadınlardan, emekçilerden ve tüm farklılıklardan elini ve dilini çek! Bu nefret dili, kin ve düşmanlık yaymaktan başka bir işe yaramıyor. 20 yıldır bunu yaptınız da n’oldu?

    “ERDOĞAN İKTİDARINI SÜRDÜRMEK İÇİN DİNİ KULLANMAYA DEVAM EDİYOR”

    Erdoğan’a bu çağrıyı yapıyoruz, ama Erdoğan’ın ruh hali bu çağrıyı duyacak durumda değil. O kendine yeni kullar yaratma arayışına devam ediyor. İktidarını sürdürebilmek için dini kullanmaya devam ediyor. Biz Aleviler olarak biliyoruz ki nefret diline en iyi cevap; bu yezit ve muaviye oyunlarına düşmemektir.
    Bu topraklarda başta Kürtler-Türkler, Aleviler-Sünniler ve bütün cümle canların laik-demokratik çağdaş bir cumhuriyette barış ve kardeşlik içerisinde eşit haklar temelinde bir arada yaşamayı, Halkların Demokratik Partisi olarak er ya da geç mutlaka hayata geçireceğiz. Yaşasın halkların ve inançların kardeşliği.”

    PİRHA/ ANKARA

  • ‘Alisiz Alevilik’ sahte propagandasını İslamcı Aleviler yapıyor’

    ‘Alisiz Alevilik’ sahte propagandasını İslamcı Aleviler yapıyor’

    PİRHA – HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Ali’siz Alevilik söylemlerine ilişkin yazı yayımladı. Hiçbir Alevi kurumunun Ali’siz Aleviliği öne sürmediğini belirten Kenanoğlu, “Aleviliğin ne olup ne olmadığı geleneksel cemlerimizde ve o cemlerde aşıklarımızın söylediği hak kelamlarında sırlıdır” ifadelerini kullandı.

    Halkların Demokratik Partisi İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, son zamanlarda birçok yerde karşılaştığımız, yazılara ve söylemlere yansıyan ‘Ali’siz Alevilik’ söylemlerine ilişkin bir yazı kaleme aldı.

    ‘Ali’siz Alevilik söyleminden medet umanlar’ başlıklı yazıda Kenanoğlu, söylemlerin çıkış noktasının Faik Bulut’un yazmış olduğu ve ismi bu şekilde olan kitap olduğunu belirtti.

    “KİMİ GRUPLAR ALİ’SİZ ALEVİLİK ÜZERİNDEN KENDİNİ VAR ETMEYE ÇALIŞIYOR”

    Her yönüyle tartışmalı olan Faik Bulut’un kitabının Alevi dünyasında büyük gürültü koparttığını söyleyen Kenanoğlu, bu yılki Hacı Bektaş anma etkinliklerinde ise bunun yansımalarını şöyle aktardı:

    “Bu yıl yapılan Hace Bektaş Veli anma etkinliklerinde üç gün boyunca Hacıbektaş ilçesinde yaşadıklarım, duyduklarım ve kimi grupların ev ev yaptıkları çalışmalar, dağıttıkları kitaplar bu konuya dikkat çekmeme neden oldu. Kimi grupların sadece Ali’siz Alevilik üzerinden kendilerini var etmeye çalıştıklarına tanık oldum.
    Ali’siz Alevilik söylemini kullananların dertlerinin teolojik bir tartışma olmadığını da Hacıbektaş’ta yapılan kimi tartışmalarda gözlemledim. Çünkü birilerinin Ali’siz Alevilikten bahsetmesi ne cemlerimizden Şahı Merdan Ali’nin çıkartılmasına, ne de ibadetlerimizde, dualarımızda Şahı Merdan Ali’den vazgeçilmesine vesile olmamıştır, olmasına da imkan yoktur.”

    “HİÇBİR ALEVİ KURUMU ALİ’SİZ ALEVİLİKTEN BAHSETMEZ”

    ‘Sahada yaşanan gerçek bu olduğuna göre birileri neden bu Ali’siz Alevilik kavramını kullanmaya devam ediyor?’ sorusuna vurgu yapan Kenanoğlu, “Öncelikle bu kavramı kaşıyanların ve bu kavramı bir slogan haline getirenler Ali’siz Aleviliği savunduğu iddia eden kişiler değil, tam tersine Aleviliğin ne kadar çok İslam olduğunu, İslam’ın özü olduğunu savunanlardır. Bugün hiçbir Alevi kurumu Ali’siz Alevilikten bahsetmez, Ali’siz cem yürütmez, ibadet etmez, bunu da savunmaz. Ancak sosyal medyada yani sanal dünyada bulunan kimi kişi ve gruplar bu söylemin savunuculuğunu yapmaktadır” diyerek eleştirisini dile getirdi.

    “En son Hace Bektaş Veli Anma etkinlikleri esnasında bu konuda sohbet ettiğim kimi kişiler, Pir Sultan Abdal Derneği’nin, Avrupa Alevi kurumlarının cemlerinden Ali’yi çıkarttıklarını ve Ali’siz Aleviliği savunduklarını söylemişti” diyen Kenanoğlu, şunları belirtti:

    “Gerçekte böyle bir şey olmadığına göre bu sahte propagandayı kim neden yaymaktadır? Bunu yayanlar, bu propagandayı slogan haline getirenler İslamcı Alevilerdir ve bu propagandaya sarılmalarının iki ana nedeni vardır.

    • Bu yolla diğer Alevi kurumlarını ve topluluklarını kolaylıkla dışlayıp kendilerini meşru bir zemine oturtabilmektedirler. Bu yolla da toplumun içerisine kolay nüfuz edebilmektedirler.
    • Ali’siz Aleviliği gerçek Alevi kurumlarına karşı bir marjinalleştirme aracı olarak gören AKP başta olmak üzere tüm sisteme yaranma aracı olarak, bu yolla yamanma ve destek alma aracı olarak görmektedirler. Ali’siz Aleviliği kullananlar iktidara karşı “Biz o Alevilerden değiliz, biz makul ve makbul Aleviyiz” söylemine sığınmakta ve bu yolla kendilerini iktidarın gözünde de kabul edilebilir Alevi olarak gösterme eğilimi yatmaktadır.”

    “ALEVİLİĞİN NE OLUP OLMADIĞI GELENEKSEL CEMLERİMİZDE SIRLIDIR”

    “Nitekim Tayyip Erdoğan başta olmak üzere Diyanet İşleri Başkanlığı ve tüm iktidar kanadının Alevilikle ilgili her söz söylediğinde mutlaka Aleviler arasında bir ayrıştırmayı öne koymayı ve bunu da Ali’siz Alevilik söylemini kullanarak yapmayı elden bırakmadıklarını görebilmekteyiz” ifadelerini kullanan Kenanoğlu, şunları kaydetti:

    “İktidar ve aslında bir bütün olarak Türkiye Cumhuriyetinin Devlet aklı Aleviliğin İslam çerçevesinden ayrılmasını bir güvenlik ve bölünme gerekçesi olarak değerlendirmektedirler. Aleviliğin İslam dışı olduğunu savunanlara karşı en büyük tepkinin İslami kesimden değil, ulusalcı, kemalist ve ülkücü ya da AKP gibi iktidar kanadından gelmesi şaşırtıcı değildir.

    Aleviliğin İslam dışı söyleminin en sadık saldırganlığını Perinçekgillerin üstlenmesi ve bunu dile getirenleri hedef gösteren tarzda yayınlar yapmaları da tesadüfi bir refleks değildir.

    Aleviliğin ne olup ne olmadığı geleneksel cemlerimizde ve o cemlerde aşıklarımızın söylediği hak kelamlarında sırlıdır.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ateş’ten sert tepki: Perinçek Alevi toplumuna ‘inancınızdan vazgeçin’ diyor

    Ateş’ten sert tepki: Perinçek Alevi toplumuna ‘inancınızdan vazgeçin’ diyor

    PİRHA-Alevilerin Sesi Dergisi Genel Yayın Yönetmeni  Fuat Ateş Habertürk’te Eski Genelkurmay İstihbarat Başkanı Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin’in Avrupa’daki Alevi hareketine yönelik Alman istibahratının güdümünde olduğu iddialarına tepki gösterdi. Ateş, “Açıklıkla ifade etmeliyim ki; Devletin ve bu çevrelerin derdi “Alisiz Alevilik değil, Devletsiz Aleviliktir.” Yüzyıllardır aynı emelin peşinde koşan bu çevreler, peki neden şimdi yeniden harekete geçtiler?” diye sordu.

    Alevilerin Sesi Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Fuat Ateş Habertürk’te Eski Genelkurmay İstihbarat Başkanı Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin’in Avrupa’daki Alevi hareketine yönelik Alman istibahratının güdümünde olduğu iddialarına yönelik bir yazı kaleme aldı.

    “Doğu Perinçek’e bağlı Aydınlık Gazetesi ve Ulusal Kanal çevresinin uzun bir süredir Alevi kurumlarını hedef alan bir yayıncılık anlayışını sistematik bir şekilde uyguladıklarına şahit oluyoruz” diye yazan Ateş,  “Açıklıkla ifade etmeliyim ki; Devletin ve bu çevrelerin derdi “Alisiz Alevilik değil, Devletsiz Aleviliktir.” Yüzyıllardır aynı emelin peşinde koşan bu çevreler, peki neden şimdi yeniden harekete geçtiler?” diye sordu.

    Ateş’in ilgili yazısı şöyle:

    Öncelikle ‘Bu çevrelerin Aleviliğe bakışı nedir? Son dönemlerde neden Alevi kurumlarını kendilerine hedef seçtiler?’ sorularının cevaplarını arayalım. Bu cevapları ararken sübjektif yorumlardan ziyade doğrudan Doğu Perinçek’in yazılarına başvurmakta fayda var.

    Doğu Perinçek, 3 Kasım 2018 tarihinde Aydınlık Gazetesi için kaleme aldığı “Hz. Ali ve Muaviye”* başlıklı yazıda Alevi toplumunun değerlerine açıktan açığa saldırmakta beis görmüyor. İlk olarak Hz. Ali ve Muaviye arasında karşılaştırma yapan Perinçek, Hz. Ali’nin Muaviye’den farkı olmadığını şu cümlelerle ifade ediyor:

    “Hz. Hasan ve hele Hz. Hüseyin’in katledilmelerinin, derin acısı hepimizin yüreğinde yaşar. Ne var ki, olaylara tarihsel süreç açısından bakarsak, o savaşı Hz. Ali de kazansa, Muaviye de kazansa, kuracakları toplumlar arasında bir fark bulunmuyordu.(…) Hz. Ali kazansa, yine Muaviye’nin programını uygulayacaktı.”

    “PERİNCEK ALEVİ TOPLUMUNA ‘YOLUNUZDAN VAZGEÇİN’ DİYOR”

    Perinçek, yazısında adeta bugün Muaviye’nin mirasçısı olan IŞİD ile Alevi toplumu arasında fark görmediğini eksik bırakmış. Yazıda karşımıza çıkan diğer bir karşılaştırma ise Şah İsmail ile Yavuz Sultan Selim’in karşılaştırılması… Perinçek, Şah Hatayi mahlasıyla Alevi inancında kutsal kabul edilen “Yedi Ulu Ozan”dan biri olan Şah İsmail ile ilgili şu ifadelere yer veriyor:

    “Pir Sultan Abdal’ın “Ol sahip sultan” dediği Şah İsmail’dir. Osmanlı’yı yenip İstanbul’da tahta otursaydı, o da Yavuz Sultan Selim gibi “Devlet tacını giyerek” hükümdarlık yapacaktı. Yöneteceği toplum ve devlet, Yavuz Selim’in yönettiği toplum ve devletten toplumsal-ekonomik ilişkiler, kültür, ideoloji, siyaset bakımından farklı olmayacaktı. Zaten bu ispatlanmıştır.”

    Yazının finalinde ise Perinçek ağzındaki baklayı zorda olsa çıkarıyor. Alevi toplumuna ‘Yolunuzdan vazgeçin!’ diyor:

    “Bugün Türkiye Millî Demokratik Devrim sürecindedir, Türkçesi Kemalist Devrimi tamamlama sürecindedir. Bu tarihsel koşullarda çözüm, ne Hz Ali’dir, ne de Muaviye’dir. Zaten ikisi aynı çözümdür ve Yavuz Selim ile Şah İsmail’in çözümleri de o kavgalarla aynı zemindeydi. Bu seçenekler, feodal medeniyet çerçevesindeki seçeneklerdi. Artık arkada kalmıştır.”

    “YENİ HEDEF ALEVİ KURUMLARI”

    Hem Doğu Perinçek’in hem de hamiliğini yaptığı çevrelerin yıllardır demokrasiye verdikleri zararın farkındayım. Bu yazıyı kaleme almamdaki amacım ise hala bu çevrelerin medya organlarından duydukları çarpıtılmış bilgiler nedeniyle Alevi dünyasını doğru okuyamayan canlarımıza gerçekleri aktarmaktır. Zira yıllardır sol ve sosyalist çevreleri hedef alan bu zihniyetin, kendine belirlediği yeni hedef: Alevi toplumu ve kurumları… Sıradan bir projeden bahsetmiyorum. Ergenekon kanadı destekli bir proje…

    Yüzyıllık bir Asimilasyon Projesi olarak “Türk-İslam Senteziyle Uyumlu Alevilik”

    “Ulus Devlet” modelinin temelini oluşturan homojenliğin önündeki engellerden biri de mezhebi rekabettir. Yeni şekillenen Türkiye Cumhuriyeti’nin Sünni çoğunluğun dahil olduğu Hanefi mezhebini baz almasının nedeni de budur. Bu yaklaşımda “çoğunluğun çoğunluğu” temel alınarak kolektif kimlik inşa edilir. Türk-İslam Sentezi’nin temelinde de İslami sembollerin devlet anlayışına dâhil edilmesi ulus devlet yaklaşımının temelini oluşturdu. Böylelikle devlete ait bir İslam anlayışını benimseyen her birey aynı zamanda devleti ayakta tutan birer nefer olması planlandı. Menderes Hükümetiyle başlayan dini mitlere dayalı “İslam Milleti” kurgusunun bugünkü adı ise AKP’nin “Yeni Türkiye” söylemidir. Bu söylem üzerinden topluma giydirilmek istenen gömleğin “dikiş tutmaz” yeri ise Aleviler oldu.

    “BU ÇEVRELERİN DERDİ ALİSİZ ALEVİLİK DEĞİL, DEVLETSİZ ALEVİLİK”

    Özellikle Avrupa’daki Alevi hareketi için uzun bir süre ‘Ateist Aleviler’ kavramını kullanan bu çevreler istedikleri verimi alamayınca, inanç referanslı bir başka kavrama başvurdular: ‘Alisiz Aleviler.’ Açıklıkla ifade etmeliyim ki; Devletin ve bu çevrelerin derdi “Alisiz Alevilik değil, Devletsiz Aleviliktir.” Yüzyıllardır aynı emelin peşinde koşan bu çevreler, peki neden şimdi yeniden harekete geçtiler?

    Cem Vakfı’ndan boşalan alana talipler…

    Hikâyeyi 2014 yılından başlatmakta fayda var. Mayıs 2014 tarihinde Ergenekon davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Doğu Perinçek tahliye edildi. Gülen Cemaati – AKP çekişmesinin su yüzüne çıktığı bu dönemde, en dikkat çeken tahliyelerden biri olmuştu. 15 Temmuz kontrollü darbe ile finali gerçekleşen Gülen Cemaati’nin devlet kurumlarından tasfiye sürecinde bu kanadın hatrı sayılır bir katkısı oldu.

    “İLK AŞAMADA ALEVİ KURUMLARININ ZAYIFLATILMASI HEDEFLENDİ”

    Bu süreçte kaybeden sadece Gülen cemaati olmadı. Cumhuriyetçi Eğitim Merkezi (CEM) Vakfı, Gülen Cemaatiyle ortaklaşa gerçekleştirdikleri ‘Cami-Cemevi Projesi’ nedeniyle hem Alevi toplumu nezdinde hem de hükümet kanadında önemli bir itibar kaybına uğradı. Perinçek ve çevresi, işte CEM Vakfı’nın boşalttığı bu alanda yeni bir oluşumun var edilmesi için çaba veriyorlar.

    İlk aşama olarak Alevi kurumlarının diğer demokrasi güçleriyle bağının zayıflatılması hedeflendi. Zira 7 Haziran 2015 seçimlerinden ders çıkaran tek kesim AKP değildi. AKP gibi Türk-İslam Sentezi’nin hamisi olan bu kesim, tek derdi devletin bekası olan ve Türk-İslam Sentezi’ne uyumlu ehlileştirilmiş bir Aleviliğinin hayallerini yıllardır kuruyor. Daha sonraki aşamalarda Alevi toplumunun kırmızı çizgilerinin silinmesi ve sindirilmesi planlandı. Öyle ki; çıkardığı fetvalar eşliğinde Alevi toplumuna olmadık hakaretlerde bulunan Diyanet İşleri Başkanı’nın sadece camilerde değil, cemevi kapısında el-pençe-divan karşılandığı bir Alevi toplumu inşa etmek istiyorlar. Projenin planlayıcıları tarafından ‘Muhafazakâr Aleviler’ olarak tanımlanan bu yapılara bilinçli -veyahut bilinçsiz- destek çıkan bazı kesimlerin varlığından söz etmemiz gerekiyor. Bu noktada çıkar ilişkileri doğrultusunda bilinçli bir şekilde bu çevrelerle işbirliği içerisinde bulunanlara söyleyecek bir sözüm yok. Lakin Aleviliğin inanç değerleri kullanılarak manipüle edilen Alevi canlarımıza anlatacak çok şey var. Bu konuyla ilgili ayrıntıları ‘Alevi inancına giydirilmek istenen deli gömleği: Alevi Muhafazakârlığı’ başlıklı yazımda yer vereceğim.

    Doğu Perinçek’in ilgili yazısı:

    *https://www.aydinlik.com.tr/hz-ali-ve-muaviye-dogu-perincek-kose-yazilari-kasim-2018

    (HABER MERKEZİ)