Etiket: alman istihbaratı

  • Sivas Katliamı’nın firari sanığı Murat Songur’un Alman istihbaratındaki sicil numarası ortaya çıktı

    Sivas Katliamı’nın firari sanığı Murat Songur’un Alman istihbaratındaki sicil numarası ortaya çıktı

    PİRHA-Sivas Katliamı’nın firarı sanığı Murat Songur’un Alman istihbaratında sicil numarasının olduğunu gösteren belge ortaya çıktı. Avukat Erdem, “Bu kişi hem Alman, hem de Türkiye istihbaratında görev yaptı” dedi.

    33 kişinin yakılarak öldürüldüğü Sivas Katliamı’na ilişkin üç firari sanık hakkındaki davanın zamanaşımından düşürülmesinin ardından, söz konusu sanıklardan birinin hem Almanya’da hem de Türkiye’de istihbarata kaynak olarak görev yaptığı ortaya çıktı. Buna göre, latliamın firari sanıklarından olan 56 yaşındaki Murat Songur’un, Alman istihbarat birimi olan Federal Kriminal Dairesi’nde sicil numarası var.

    Sivas’taki Madımak Oteli’nde 2 Temmuz 1993’te 33 kişinin yakılarak öldürüldüğü katliamın firari sanıkları Murat Songur, Eren Ceylan ve Murat Karataş yönünden Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde süren dava, zaman aşımı gerekçesiyle düşürülmüştü. Davanın düşürülmesine kadar gelen süreçte, mağdur avukatlarının defalarca iadesini istediği bu üç sanık da ülkeye getirilememişti. ANKA ajansı ise sanıklardan Murat Songur’un, Alman istihbaratında sadece “işbirliği içinde olanlar ve personele verilen” kriminal daire sicil numarasının olduğunu gösterdiği belirtilen belgeye ulaştı.

    SİCİL NUMARASI ‘BYLKGD 124243:1601’

    Avukat Mahmut Erdem, Songur’un Almanya’daki adresini tespit etti ve 2017 yılında Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi Songur’un iadesini sağlayamadı. Erdem bu sefer Sungur’un Türkiye’ye iadesi için Bavyera Eyalet Savcı’na başvurdu. Savcılık, Sungur’un durumunu Federal Kriminal Dairesine sordu. Daireden savcılığa 2 Şubat 2018’de yanıt verildi. Bu yanıtta Songur’un kriminal dairede sicil numarası olduğu ortaya çıktı. Dairenin verdiği yanıtın ekinde ise Songur’a ilişkin “Devlet güvenliği içerikli bilgiler vardır” diye yazıldı. Songur’un sicil numarası “bylkgd 124243:1601”di.

    “SADECE KRİMİNAL DAİRESİYLE İŞBİRLİĞİ İÇİNDE OLANLARA VERİLİR”

    Avukat Erdem, bu sicil numarasının sadece Alman istihbaratı olan Federal Kriminal Dairesi’nde görevli personellere verildiğini açıkladı. Erdem, “Sadece kriminal dairesiyle işbirliği içinde olanlara verilir. Geçici olarak işbirliği içinde olabilir ya da personel olarak görev yapıyor olabilir. Herkese verilmez” dedi.

    “HEM ALMAN, HEM DE TÜRKİYE İSTİHBARATINDA”

    Avukat Erdem, Songur’un defalarca iltica başvurusu yaptığını ancak Almanya tarafından bu başvurunun reddedilmesine rağmen, 2016 yılında Interpol tarafından da arandığı sırada Hamburg’da süresiz oturum izni aldığını açıkladı. Erdem, Songur’un durumuna ilişkin şunları söyledi:

    “Bu kişi hem Alman istihbaratına bir kaynak olarak görev yaptı, hem de Türkiye istihbaratına kaynak olarak görev yaptı. Bu kişi iki birime de görev yaptığı için burada da rahatlıkla oturum alabildi. Kırmızı bülten ile aranırken rahatlıkla oturum alabilmesi için özel bir kişi olması lazım… Bu kişinin Almanya’da 3-4 sene resmi kayıtları yok, kayboluyor. 3-4 sene resmi kaydı olmamasına rağmen rahatlıkla oturum alıyor. Bir kişi 4-5 kere iltica başvurusu yapacak, reddedilecek ve oturum alacak. Burada rahatlıkla bu kadar alınamaz böyle oturum.”

    “TÜRKİYE’DEN DOSYA GELMEYİNCE SALIVERİLDİ”

    Erdem, sözlerine şöyle devam etti:

    “Kırmızı bültenle arandığı için Almanya’da kaçarken, 2004’te Münih’te tutuklanıyor. Interpol aramasından dolayı gönderilmesi isteniyor. Türkiye’den bir güvence isteniyor idam edilmemesi için bir de suçunun ne olduğu isteniyor. Bayern Eyaleti Kriminal Dairesi Ankara’ya faks gönderiyor. Burada tutuklu olduğunu söylüyor ve Türkiye’den dosya istiyor. Interpol araştırmasında Madımak Olayına karıştığı için soruyor. Türkiye’den bu dosya gelmiyor. Savcı Türkiye’den bu dosya gelmeyince salıveriyor.

    “NORMALDE İLTİCA BAŞVURUSU REDDEDİLEN UÇAĞA BİNDİRİLİR GÖNDERİLİR”

    Bu kişi yine 2004’ten sonra 3-4 sene kayıplara karışıyor. 2006 yeniden Almanya’ya iltica başvurusu yapıyor. Bu başvurusu da reddediliyor. Oturum hakkı olmamasına rağmen Türkiye’ye iade edilmiyor. Normalde başka birisi olsa iltica başvurusu reddedildiğinde tutuklanır ve uçağa bindirilerek ülkesine gönderilir. Ancak yapılmıyor.

    “HER GİTTİĞİ YERDE KONAKLAMA İMKANI BULUYOR”

    Sonra birer yıl arayla geçici oturumlar alıyor. Almanya’da o kadar dolanıyor ki kalmadığı kasaba ve kent yok. Özellikle Bavyera eyaletinde kalıyor. 2015-16’da kısa süre Hamburg’da kalmış. Augsburg kentine geri dönüyor. Enteresan olan her gittiği yerde konaklama imkanı bulabilmesi. Normalde kiralık ev zor bulursunuz, hele ki yabancıysanız. Ben öğrenci olarak 6 ay orada burada yattığımızı bilirim. Geçimini sağlıyor ama nereden sağladığını da bilemiyoruz.”

    “INTERPOL ARAMASI DA BİTTİ, TÜRKİYE’YE RAHATLIKLA GELEBİLECEK”

    Avukat Erdem, dava zaman aşımına uğramadan önce 2 Temmuz 2023’te Songur hakkındaki Interpol aramasının da sona erdiğini belirterek, Sivas katliamı davasının zaman aşımına uğramasıyla firari üç sanığın Türkiye’ye rahatlıkla gelebileceğini ise şöyle açıkladı:

    “2 Temmuz 2023’de de Interpol ile aramasına son verildiği ortaya çıktı. İnterpol aramasına rağmen bu oturum verildi. Kırmızı bülten var hem de hakkında. Türkiye’de 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde ciddi bir dava olsaydı, Türkiye bu kişileri isterdi. Bu kişileri isteyebilirdi. Bu üç kişiyi de hemen Türkiye’ye iade ettirebilirdi. Çünkü 2017’den itibaren Türkiye’deki ağır ceza mahkemesi adresine kadar biliyordu. Ben bu adresi bildirmiştim. 2017’den itibaren bu kişinin nerede kaldığını ağır ceza mahkemesi biliyordu. Hatta 2018’de Akit gazetesi bu adam ile röportaj yaptı.

    Şimdi artık dava düştüğü için bu üç kişi de rahatlıkla Türkiye’ye gelecek. Onların hiçbir sıkıntısı kalmadı ortada. Murat Sungur’un bir özelliği var. Sıradan biri değildir. Katliamda ortalığı galeyana getiren biridir. Elinde benzin bidonu ile önde giden bu kişi. Ben Alman ve Türkiye istihbaratına görev yaptığını düşünüyorum. Kimse bu kadar rahat hareket edemez, arada birileri bu kişileri korumasa. Bir koruyan güç vardı bunları her zaman.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Abla Aygül Doku’dan çağrı: Video çözülsün, baraj boşaltılsın-VİDEO

    Abla Aygül Doku’dan çağrı: Video çözülsün, baraj boşaltılsın-VİDEO

    PİRHA – Dersim’de üniversite öğrencisi Gülistan Doku’dan 123 gündür haber alınmazken ablası Aygül Doku, Uzman Çavuş Yılmaz Güneş için yapılan sistemli arama çalışmalarının kardeşi Gülistan için de yapılmasını istedi. 

    21 yaşındaki Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’dan 5 Ocak’tan bu yana haber alınamıyor.

    Doku’nun bulunması için yürütülen arama çalışmaları sonuç vermezken, olayla ilgili sürdürüldüğü belirtilen soruşturmada ise bir gelişme sağlanamadı. Olayda tüm şüphelerin işaret ettiği Zainal Abarakov ile ilgili etkin bir araştırma yapılmadığı belirtildi. Sivil toplum örgütleri, bir cinayete işaret ederken, devlet yetkilileri de intihar olgusunu seslendiriyor. Tüm bu gelişmelerin yanında her cadde ve sokağında mobese kameralarından geçilmeyen kentte 4 aydır Gülistan Doku’dan haber alınamıyor.

    Doku’nun kaybolmasının üzerinden 120 gün geçti ve koronavirüs nedeniyle arama çalışmaları yavaşlatıldı. Doku’nun ailesinin elinde saat 12.00-14.00 arasında üniversite kamerasına ait köprünün tamamını tam arkadan gösteren görüntüler var. Aile bu görüntülerin çok uzak olduğu için çözülmesini istiyor.

    UZMAN ÇAVUŞ 44 GÜN SONRA BULUNMUŞTU

    Uzman Çavuş Yılmaz Güneş’in bedeni arama çalışmaları sonucu 44 gün sonra Munzur Nehri’nin döküldüğü Uzunçayır Barajı’nda, 11 Mart’tan sonra kendisinden haber alınamayan Esma Kılıçarslan’ın bedeni ise 7 Nisan’da bulunmuştu.

    Günlerdir sosyal medya aracılığıyla kadınlar, Doku’nun ne olduğunu öğrenmek için baraj suyunun minimuma indirilmesi ve intihar iddialarının ortadan kalkması için arama çalışmalarının su dışında yürütülmesini istedi. Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku, artık etkin bir çalışma yürütülmesi gerektiğini söylüyor.

    “VİDEO ÇÖZÜLSÜN”

    Gülistan’ın kaybolduğuna ait bir videonun ellerinde olduğunu söyleyen abla Doku, “11.29’da otobüse biniyor. 12.00-14.00 arasında bir görüntü var elimizde. İki saatlik olan bu videoyu nereye gönderdiysek hiç çözümleyen olmadı. Hatta dedik köprünün üzerinde biri var mı? Bir cisim var mı? Suya düşen bir şeyler var mı? ‘Yok, biz bilmiyoruz, çıkmıyor böyle bir şey dediler’’ dedi.

    “BARAJ BOŞALTILSIN”

    Uzun Çayır Baraj Gölünde Uzman Çavuş Yılmaz Güneş’in bedeninin dalgıçlar tarafından 44 gün sonra bulunduğunu hatırlatan abla Doku, “Ki o kadar akar ve zor bir suda Yılmaz Bey bulunmuşsa Gülistan da bulunabilir” diyerek, Gülistan’ın arama çalışmalarının köprü kenarlarıyla sınırlı kalmamasını istedi. Uzman Çavuş Güneş için yapılan sistemli arama çalışmalarının Gülistan için de yapılamasını talep eden abla Doku, “Savcılığın ve Süleyman Soylu’nun ekibi eğer barajı gösteriyorlarsa, bunun neticesinde Gülistan buradaysa akıbetini bilmemiz için gerekirse baraj boşaltılır. Köprünün ayaklarından barajın kapaklarına kadar arama çalışmalarının aynısı Gülistan için de yapılmasını istiyoruz” dedi.

    “ENGİN YÜCEL YALAN İFADE VERDİ”

    Zainal Abakarov’un üvey babası Engin Yücel’in polis olduğunu hatırlatan Aygül Doku, “Bir polisin görevi suçluları aramak, gerçekleri ortaya çıkarmak. Engin Yücel, Gülistan’ın o gece darp  olduğundan, hiçbir şeyden bahsetmiyor. Ta ki Gülistan olayı hocasına anlattıktan sonra ortaya çıkmış. Engin Yücel ve ailesinden istediğimiz eğer masum olduklarını söylüyorlarsa, ki masum olduğunu söylemesinler. Engin Yücel darp olayından hiç bahsetmemiş. Üstüne yalan ifade veriyor. Gece polisleri çağırıyor ve aracın tekerleri çamura battığı için gittiğini söylüyor. Onun için değil çocuğun üzerinde kimlik olmadığı için gidiyor. Ayrı bir de yalan ifadeye, şeffaf olamayan bilgilere gerek yok. Aynı durum bizim başımıza gelse biz olayın aydınlatılması için elimizden geleni yapardık. Eveleyip, gevelemenin bir anlamı yok. Engin Yücel ve ailesi masum olduklarına inanıyorlarsa desinler ki ‘ben şu gün şuradaydım’” şeklinde konuştu.

    “GÜLİSTAN KAYBOLDUĞUNDA ZAİNAL NEREDEYDİ?”

    Gülistan’ın kaybolduğu gün Zainal Abakarov’un 16.00-19.00 saatleri arası hiçbir görüntüsünün olmadığını dile getiren abla Doku, Zainal Abakarov’un bu saatler arasında nerede olduğunu sordu. Bunların ortaya çıkmasını isteyen abla Aygül Doku, “İspatlasınlar, kendilerini aklasınlar. Sadece bir ara sokağa girdiği görüntüsü var. Suda aramaktansa Engin Yücel kendini gelip anlattıktan sonra biz başka yöne bakarız, kızımıza ne oldu diye. Zainal’ın görüntüsünü neden basına yansıtmadılar bilmiyorum. Eğer masum olduklarına inanıyorlarsa bütün görüntüleri de basına yansıtabilirler. Hatta halkı geçtim kendi arkadaşlarına ve akrabalarına kendilerinin haklı olduğunu göstersinler” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Alman istihbaratı Diyanet’i izlemeye aldı

    Alman istihbaratı Diyanet’i izlemeye aldı

    Almanya İçişleri Bakanlığı’nın ‘bazı cami cemaatlerinin anayasaya düşman faaliyetler geliştirdiği’ görüşü çerçevesinde, Alman istihbaratının ülkedeki Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı birimlerini resmen izlemeye başlamayı gündemine aldığı bildirildi.

    Süddeutsche Zeitung, Kuzey Alman Radyo ve Televizyon Kurumu (NDR) ve Batı Alman Radyo ve Televizyon Kurumu (WDR) tarafından yayınlanan bir habere göre Alman iç istihbarat servisi, Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’ni (DİTİB) izlemeyi gündemine aldı.

    Deutsche Welle’nin aktardığı haber Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın (Almanya’nın merkezi istihbarat birimi) eyalet yönetimlerine gönderdiği ve DİTİB hakkında bilgiler içeren, gizli olarak sınıflandırılmış bir dosyaya dayandırıldı. Eyalet yönetimlerinden ekim ayı ortasına kadar DİTİB ile ilgili ellerindeki materyalleri paylaşmaları ve görüş bildirmeleri isteniyor.

    Haberlerde DİTİB’in resmi olarak ‘şüpheli durum’ ya da ‘izleme nesnesi’ olarak sınıflandırılıp sınıflandırılmayacağına dair istihbarat servisi içerisinde bir tartışma yapılmasının beklendiği ifade edildi. Haberde bazı eyalet yönetimlerinin DİTİB’in izlenmesi konusunda çekince sahibi olduğu belirtildi.

    “ANAYASAYA DÜŞMAN, MİLLİYETÇİ VE DİNCİ FAALİYETLER”

    Almanya İçişleri Bakanlığı’nın konuyla ilgili açıklamasında “Anayasayı Koruma Teşkilatı güncel gelişmeler (özellikle Suriye’nin kuzeyindeki Türk askeri operasyonu) bakımından tek tek bazı DİTİB cami cemaatlerinin anayasaya düşman, milliyetçi ve dinci faaliyetler geliştirdikleri ve bu kapsamda açıklamalarda bulunduklarını tespit etmiştir” dendi.

    Merkezi Köln’de olan DİTİB, Almanya’da 900’den fazla camiyi koordine ediyor. Resmi olarak bağımsız Alman derneği olarak geçen DİTİB’in camilerindeki imamlar Ankara’daki Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından belirleniyor.

    Diyanet imamları son dönemde Alman medyasında sık sık dini faaliyetlerden çok MİT’e çalıştıkları yönündeki haberlerle gündeme geliyor.

    DİYANET’İ GÜNDEME OTURTAN ETKİNLİKLER

    DİTİB en son düzenlenen bir etkinlik nedeniyle Alman kamuoyunda eleştirilere hedef olmuştu.

    Kuzey-Ren Vestfalya eyaletinin Herford kentindeki DİTİB camisinde Çanakkale Savaşı’nın yıldönümü vesilesiyle düzenlenen etkinlikte küçük çocukların asker üniforması giyip oyuncak silah taşıması Almanya’da tepki çekmişti. Kuzey-Ren Vestfalya Aile Bakanlığı, söz konusu görüntülerin şiddetten uzak bir eğitim ruhuna tamamen aykırı olduğunu belirterek, etkinlikte yer alan çocukların psikolojilerinin olumsuz etkilenmiş olma ihtimalinin Gençlik Dairesi tarafından değerlendirilmesini talep etmişti.

    DİTİB camilerinde daha önce de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Afrin harekâtında zafer kazanması için dua edildiği iddiası Almanya’da tepki toplamıştı. Ayrıca DİTİB’e bağlı camilerde görev yapan bazı imamların 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında Türk konsolosluklarına ‘FETÖ’ yapılanması hakkında bilgiler içeren raporlar sunduğu yönündeki iddialar, Berlin ile Ankara arasında gerilime yol açmıştı.

    Süddeutsche Zeitung, NDR ve WDR’in haberine göre, Anayasayı Koruma Teşkilatı açısından tüm bunlar Türkiye’nin DİTİB’i kendi hedeflerini Alman topraklarında gerçekleştirmek için bir enstrüman olarak kullandığını gösteriyor.

    Almanya İçişleri Bakanlığı ağustos ayı sonunda Alman hükümetinin DİTİB projelerini desteklemeyeceğini açıklamıştı. Almanya’da cami cemaatleriyle işbirliği ise asıl olarak eyalet yönetimlerinin tercihleri üzerinden şekilleniyor. (HABER MERKEZİ)