Etiket: Alper Taş

  • Cumartesi Annelerine destek veren çok sayıda kişi adliye önünde gözaltına alındı-VİDEO

    Cumartesi Annelerine destek veren çok sayıda kişi adliye önünde gözaltına alındı-VİDEO

    PİRHA- Cumartesi Annelerinin yargılandığı Çağlayan Adliyesi önünde yapılmak istenen basın açıklamasını engelleyen polis, kitleye müdahale ederek çok sayıda kişiyi yaka paça gözaltına aldı.

    Cumartesi Anneleri/İnsanlarının 700’üncü hafta eylemine yönelik polis saldırısı sonucu darp edilerek gözaltına alınan ve aralarında kayıp yakınlarının da olduğu 46 kişi hakkında “İzinsiz toplantı ve gösteri yapmak” iddiasıyla açılan davanın 5’inci duruşması İstanbul Adliyesi 27’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor.

    Duruşma öncesi Çağlayan Adliyesi önünde yapılmak istenen basın açıklamasına polis, Kağıthane Kaymakamlığı’nın bir günlük yasak kararını gerekçe göstererek izin vermedi.  

    Milletvekillerinin de aralarında bulunduğu kitleye polis müdahale etti. Kitlenin arasında bulunan SOL Parti Meclis üyesi Alper Taş, Cumartesi İnsanı ve DİSK Basın-İş Genel Başkanı Faruk Eren, Av. Meriç Eyüpoğlu, Av. Efkan Bolaç, İnsan Hakları İstanbul Şube Eş Başkanı Gülseren Yoleri, İHD İstanbul Şube yöneticisi Leman Yurtsever, Uğur Tuncer, Yalçın Köse, Murat Akbaş, Ümit Sezer, Cumartesi Annesi Newroz Tosun, Burcu Bingöllü ve daha bir çok isim yaka paça gözaltına alındı.

    Adliye önünde bulunan yurttaşlar “Bu kanunsuzluk” diyerek polise tepki gösterdiler.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Erdoğan adaylığını duyurdu; Muhalefet: Ekonomiyi çökertmekle anılan kişi işimize gelir

    Erdoğan adaylığını duyurdu; Muhalefet: Ekonomiyi çökertmekle anılan kişi işimize gelir

    PİRHA – Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeniden Cumhurbaşkanı olmak üzere adaylığını açıkladı. CHP, HDP, DEVA, EMEP ve Sol Parti, “Son kez aday olacak” vurgusunda bulundular. Peki muhalefet cumhurbaşkanı adayını ne zaman açıklayacak?

    Uzun zamandır 2023 Haziran Genel Seçimi’nde ittifakların kimi aday göstereceği tartışılıyordu. MHP Genel Başkanı Bahçeli, Kızılcahamam’da partililerle yaptığı kampta cumhurbaşkanlığı seçimini hatırlatıp, “Bizim cumhurbaşkanı adayımız nettir, o da Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır” demişti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da İzmir’de gündeme dair konuşurken adaylığını ilan etti. Erdoğan, “Cumhur İttifakı’nın adayı Tayyip Erdoğan.” dedi.

    Konuya ilişkin ayrı ayrı muhalefet partilerinin yönetimindeki isimler ile konuştuk. 

    Erdoğan’ın kendi adaylığını ilan etmesi muhalefeti şaşırtmadı. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları Erdoğan dışında birinin adaylığını öncesinden de beklemediklerini söyledi. Sebebinin ise; AKP’nin MYK’sından kabinesine kadar Erdoğan dışında kimsenin konuşamadığını ve herkesin işlevsiz kaldığını sonuç olarak orada da tek adam olduğunu belirtti.

    “Baştan beri Cumhurbaşkanlığı sistemine karşı çıkmamızın sebebi buydu. O bir tek şahıs. Ülkeyi de partisini de böyle yönetmek istiyor” diyen Hatimoğulları, bu açıklamayı aynı zamanda muhalefetin bütününe bir meydan okuma olarak yorumladı.

    “ERDOĞAN’IN MUHTEŞEM FİNALİ OLACAK”

    Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkan Yardımcı ve Parti Sözcüsü İdris Şahin, Erdoğan için, “Ömrünün sonuna kadar o koltukta kalmak için mücadele edeceğini gayet iyi biliyoruz. O yüzden normal sandık sonuçları aleyhinde olmadığı müddetçe kendi iradesiyle aday olmama gibi bir durum asla olmaz” dedi.  Şahin, 2014 yılındaki ilk Cumhurbaşkanlığı seçiminin “Erdoğan’ın muhteşem finali” olabileceğini ancak onun bu sonu seçtiğini belirtti.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Ali Öztunç da, “İsmi Türkiye ekonomisini çökertmekle, yoksullukla anılan bir kişinin aday olması bizim işimize gelir.” dedi.

    Emek Partisi Genel Başkanı Ercüment Akdeniz ise, yüksek enflasyon ve durdurulamayan faizlere dikkat çekti. Başka bir ismin çıkabileceğini düşünmediğini belirten Akdeniz, “Bu çöküş tablosunda tek isim Erdoğan olabilirdi zaten. Yine de Erdoğan’ın adaylığı iktidar bloğuna kazanma garantisi vermeyecektir” dedi.

    Cumhur İttifakı’nın kazanamayacağını ittifakın kendisinin de düşündüğünü belirten Akdeniz, bunun göstergesinin de ilk olarak seçim yasasını değiştirmeleri olduğunu hatırlattı. Akdeniz, “Erdoğan tek başına kazanabilecek olsaydı bunu yapmazlardı. İkincisi, sürekli muhalefeti hedef tahtasına koymazlardı. Üçüncüsü de OHAL koşulları yaratıp seçime gitmezlerdi.” dedi.

    Sol Parti Parti Meclis üyesi Alper Taş da, Erdoğan’ın siyasi kariyerini böylelikle mağlubiyet ile kapatacağını söyledi. 

    ÜÇÜNCÜ DEFA CUMHURBAŞKANI OLABİLİR Mİ?

    Erdoğan kanunda açıkça belirtildiği üzere üçüncü defa cumhurbaşkanı olamaz. Bundan ötürü, aday da olmaması gerekirdi. Kanunun içeriğinde buna istisna tanıyan noktalar var ki biri meclisin çoğunluğunda erken seçimin çıkmasıdır. Ankara kulisleri erken seçimi konuşuyor. Sorularımızı yanıtlayan siyasiler Erdoğan’ın bu seçeneği kullanacağını böylelikle Kasım’da erken seçime gidileceğini düşünüyorlar. Kaldı ki siyasilerin ortaklaştığı noktalardan biri de Erdoğan’ın kanunları tanımadığı oldu.
    Alper Taş, erken seçim olmadığı durumda “yeni sistemde ikinci defa cumhurbaşkanı olabilir” şeklinde kanunu yorumlayacaklarını düşünüyor. Zaten adaylığına değil siyaseten kazanmamasına karşılık verilmesi gerektiğinin altını çizdi.

    Ercüment Akdeniz ise, iktidarı ‘yargı tanımaz tek adam rejimi’ olarak nitelendirerek, “Gezi Davası’nda beraat edenleri yeniden yargılatan ve ağır cezalar veren bir atmosferdeyiz. Bununla daha öncesinde 2 milyon oyu mühürsüz olmasına rağmen sayan, 7 Haziran’da kaybedip iktidarı bırakmamış, ülkeyi kanlı bir kaosa sürükleyen siyasal yapı var. Dolayısıyla yasanın tanınmasını beklememek gerekir” şeklinde konuştu. Akdeniz, erken seçimin garanti olmadığını söyledi. 

    “GÜNDEMİ ERDOĞAN DEĞİL BİZ BELİRLERİZ”

    Akdeniz, esas olanın isimden önce nasıl bir program ile gidileceğini söyledi. Bu kapsamda partisi ve ilişkide oldukları hareketlerle bu konuda çalışıldığını aktardı. EMEP Genel Başkanı, “Tek adamın gitmesine ve rejiminin yıkılmasını hedef alan bir seçim platformu ile olmaz. Yerine ne geleceğini de konuşmak gerekir. Kürt sorununun çözümü ve inançların dışlanmadığı bir program üzerine çalışıyoruz.” dedi.

    Bu arada, HDP’nin ve oluşturulmaya çalışılan birliğin henüz kendi adayını açıklayıp açıklamayacağı belli değil. HDP Genel Başkan Yardımcısı Tülay Hatimoğulları, “Biz adayın şahsından ziyade hangi ilkeler etrafında cumhurbaşkanlığı düşünüldüğüne bakarız. Yeni cumhurbaşkanının ilkeleri ile ilgileniyoruz. Cumhurbaşkanlığı sistemi ile mücadelede yetkilerini kullanacak mı? İsim üzerinden yapılacak tartışma asıl tartışılması gerekenleri gözden kaçırtabilir.” dedi.

    Hatimoğulları da Cumhur ittifakı’nın “Biz açıkladık, Millet ittifakı da açıklasın” diyeceğini düşünüyor.

    Bahçeli de geçtiğimiz aylarda TBMM’de partisinin grup toplantısında konuşurken “Adayınızı açıklayın, boyunuzun ölçüsünü alalım” demişti.

    DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcı ve Parti Sözcüsü İdris Şahin, “6’lı masa, Erdoğan, adayınızı açıklayın, dedi diye hamle yapmaz. Biz kendi programımızı biliyoruz. Seçim günü açıklansın, 48 saat içerisinde adayımızı açıklarız.” dedi. Ancak tabandan ya da basınç yapmaya çalışabilecek kesimlerden eğer “Cumhur ittifakı açıkladı, siz de açıklayın” ısrarı gelirse cevaplarının net olduğunu söyledi ve Biz Cumhur İttifakı’nın kuyruğuna takılmayacak kadar güçlüyüz.” şeklinde konuştu.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Ali Öztunç da aynı vurgularla seçim günü açıklanana kadar buna ihtiyaç duymadıklarını belirtti.

    Tülay Hatimoğulları da, Erdoğan’ın seçim öncesi 6’lı masanın adayını öğrenip o isme kaybettirmenin yol haritasını bulmak için de bunu yapabileceğini belirtiyor.

    Helin YILMAZ /PİRHA 

     

     

  • Teslim Töre binlerce kişi tarafından son yolculuğuna uğurlandı-VİDEO

    Teslim Töre binlerce kişi tarafından son yolculuğuna uğurlandı-VİDEO

    PİRHA- 68 kuşağının devrimci önderlerinden Teslim Töre, binlerce kişi tarafından, mücadele arkadaşı olan Sinan Cemgil’in de kabrinin bulunduğu Karacaahmet Mezarlığı’nda son yolculuğuna uğurlandı. 

    HABERİN VİDEOSU

    Dünyaya yön veren 1968 kuşağının devrimci hareketin önemli isimlerinden Deniz Gezmiş ve arkadaşlarıyla birlikte THKO (Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu) kuran, sonrasında THKO MB ve TKEP (Türkiye Komünist Emek Partisi) kurucularından olan Teslim Töre Üsküdar’da son yolculuğuna uğurlandı. İlk olarak Karacaahmet Sultan Cemevi’nde dini vecibeleri yerine getirilen Töre, daha sonra binlerce kişi tarafından, mücadele arkadaşı olan Sinan Cemgil’in de kabri bulunan Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa verildi.

    Birçok kurum ve derneğin çelenk gönderdiği cenaze merasimi saygı duruşuyla başladı.

    KIZI MUAZZEZ TÖRE: BİR ÖMÜR BABAMI ÖZLEYEREK GEÇİRDİM

    Merasimde ilk olarak konuşan Teslim Töre’nin kızı Muazzez Töre, anmaya katılanlara teşekkür etti. Babasını uğurlarken kendi aralarındaki anılardan bahsetmek istediğini ama Türkiye’deki sorunların her yeri kapladığını ifade eden Töre, “Bir ömür babamı özleyerek geçirdim. Hiçbir zaman yan yana kalamadık. Babam ya illegal hayattaydı ya da hapishanedeydi” dedi. Babasının kendisine “Benim geri vitesim yoktur, ben hep ileriye giderim” sözünü söylediğini hatırlatan Töre, “Ben bunu öğrendim ve hayatımda uygulayacağım. İki gün önce mezar bakmaya geldiğimde çok ümidim yoktu. Sinan yoldaşının yanında belki mezar bulumayız dedim. Ama çok yakınında bulduk. Babam sağlığında devlet tarafından hiç torpil görmemişti. Ama bugün Sinan’ın yanına defnedilecek” diye konuştu.

    TEMELLİ: FAŞİZMİ YIKACAĞIZ, ZULMÜ BİTİRECEĞİZ

    Ardından konuşan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, Töre ailesine ve yoldaşlarına baş sağlığı dileyerek, 68 kuşağının büyük bir devrimcisini yitirdiğini söyledi. Töre’nin Devrim mücadelesinin en önünde yürüdüğünü belirten Temelli, “Aslolan tarihi değiştirmektir. Çok az bir süre kendisi ile çalışma olanağı buldum. Umut yüklü mücadelesi ile hepimize örnek oldu. 68 kuşağı olarak anılıyor ama her kuşakta mücadelesi ile var oldu. Kuşaklar arası kopukluğu gideren bir anlayışın öncüsüydü. Türkiye demokrasiye, barışa ve Teslim Töre’ye hasret. Anısı önünde saygıyla eğiliyorum. Yitip gidenler bize faşizme karşı omuz omuza olmayı bıraktı. Bu mirasa kıskançlıkla sahip çıkmalıyız. Faşizmi yıkacağız, zulmü bitireceğiz. O günden önce ölenlere sözümüz bu olsun. Mahir’in, Deniz’in, İbrahim’in yoldaşına şimdi ışıklar yoldaşlık etsin diyorum” diye belirtti.

    TAŞ: MUTLAKA BİR GÜN FABRİKALAR TARLALAR EMEĞİN OLACAK

    Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Genel Başkanı Alper Taş ise, Teslim Töre’nin partilerinin kurucusu olduğunu hatırlatarak, “Onu tanıdığım günden beri moralliydi. Umut ve sevgi doluydu. Ve her zaman anlamaya ve uygulamaya yatkın bir kişiliği vardı. Geçmişe yaslanmayan bir insandı” dedi. Özeleştiride bulunan Taş, “Bugün kendimizi daha fazla geliştirebilseydik, bugün Türkiye bu durumda olmazdı. Buna yürekten inanıyorum. Önem verdiği Kürt meselesi bu noktada olmazdı. Bunu el birliği ile beceremedik. Hayat ve tarih devam ediyor. Mutlaka ama mutlaka bir gün fabrikalar tarlalar, emeğin olacak” diye konuştu

    KOÇYİĞİT: ANISI MÜCADELEMİZDE YAŞAYACAK

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit de, bütün devrimci mücadelesine baş sağlığı dileyerek konuşmasına başladı. Teslim Töre ile birebir tanışmamanın kendisi için bir kayıp olduğunu belirten Koçyiğit, “Ama mücadelesini ve yaptıklarını hepimiz çok iyi biliyoruz. Bize onurlu bir yaşamı, mücadeleyi, toplumsal bir hayat, kurtuluşumuz için bir miras bıraktı. Bugün burada hepimizin bu mirasa sahip çıkması gerekir. Bizim Teslim Töre’ye mücadele sözümüz bu bayrağı ilerletmektir. Ne olursa olsun halklarımızın kurtuluşu için dün de olduğu gibi bugünde, yarın da mücadele edeceğiz. Yıldızlar yoldaşı olsun. Anısı mücadelemizde yaşayacak. Sözü sözümüzdür”  diye belirtti.

    GÜNAY: YİTİRİLENLERE SELAM OLSUN

    Türkiye devrim tarihinin en önemli önder isimlerinden birinin uğurlandığını söyleyen Halkevleri Eşbaşkanı Nuri Günay, “Verdikleri mücadeleyi biliyoruz. Sosyalist ve devrimci olmak en yüce değerimizdir. Teslim Töre yoldaşımızdır. Abimizdir. Anısını mücadelemizde yaşatacağız. Yitirilenlere selam olsun, mücadelemizde yaşamaya devam edecekler” dedi.

    Anma etkinliğinden sonra mezarlığa doğru yürüyüş gerçekleşti. Defin sırasında binlerce kişi tarafından slogan ve enternasyonal şiirlerle Töre son yolculuğuna uğurlandı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Sevenleri Haydar İlker’i son yolculuğuna uğurladı-VİDEO

    Sevenleri Haydar İlker’i son yolculuğuna uğurladı-VİDEO

    PİRHA – ÖDP kurucularından Haydar İlker için Ankara’da anma töreni yapıldı. Yoldaşları, İlker için “Kendi derdinden çok başkalarının derdini kendine dert eden, devrimci hareketin marabasıydı” dedi.

    Akciğer kanseri nedeniyle yaşamını yitiren siyasetçi Haydar İlker, Ankara’da sevenleri tarafından son yolculuğuna uğurlandı.

    İlker için İnşaat Mühendisleri Odası Teoman Öztürk Toplantı Salonunda yapılan anma törenine çok sayıda siyasetçinin yanı sıra meslek örgütlerinden de yoğun katılım oldu.

    Anmanın ardından İlker’in naaşı Cebeci Asri Mezarlığında toprağa verildi.

    “YÜREĞİMİZİN DERİNLİKLERİNE UĞURLUYORUZ”

    İlker’le birlikte uzun yıllar siyasi mücadele yürüten ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş, “Aağabeyimizi yüreğimizin derinliklerine uğurluyoruz” diyerek duygularını şu cümlelerle anlattı:

    “Haydar İlker politik ağabeyimizdir. Kendisi hiçbir zaman mücadeleden vazgeçmedi. Onunla tanışıklığım 90’lı yıllarda oldu. Özgürlük ve Dayanışma Partisi’nin kuruluş süreci ve kurulunda birlikte yer aldık. Çok mütevazi, içten, sevgi dolu ve coşkulu bir devrimciydi. Ağabeylik ona yakışıyordu. Yol gösterdi, yol açtı. Onunla tanışmaktan ötürü çok mutlu olduk. Keşke omuz omuza daha uzun mücadele yürütebilseydik. Bugün yüreğimizin derinliklerine uğurluyoruz onu. Özgürlük ve dayanışma ülkesi kurma mücadelemizde hep yanı başımızda olacaktır.”

    Hulusi Sarıkaya ise “Hem ağabeyim de hem meslektaşımdı” dediği Haydar İlker’i şu sözlerle anlattı:

    “80’li yıllarda ‘bu mücadeleye katkı koyman gerekiyor’ diyerek sahaya sürülmeme sebep oldu. O gün bugündür demokrasi mücadelesinde saf tutuyoruz. Sevdiğimiz, mücadelesinden taviz vermeyen, emek mühendislik alanında mücadele yürüten bir arkadaşımızdı.”

    “DEVRİMCİ HAREKETİN MARABASIYDI”

    İlker’in yol arkadaşlarından bir diğeri ise Orhan Örücü. Haydar İlker ile Mimar ve Mühendisler Odası’nda yollarının kesiştiğini anlatan Örücü şöyle devam etti:

    “Devrimci mücadelede buluştuk. 75’ten beri süregelen ve hiç kopmayan, hep üstüne koyduğumuz bir hayat yaşamış olduk. Son derece neşeli, hayatın içinde, hep devrimci mücadelesi olan, herkese sahip çıkan, kendi derdinden çok başkalarının derdini kendine dert eden, bu nedenle kendine çok da vakit ayıramayan bir arkadaşımızdı. Son ana kadar mücadelede yer aldı. Bir sıra neferi, yani devrimci hareketin marabasıydı. Bu açıdan herkese örnek olması lazım. Bazı insanlar solculuğu, devrimciliği bir yerlerde yer almak gibi bilirler ama Haydar İlker asla öyle bir insan değildi. Tam ihtiyacımız olan bir devrimci modeliydi. Anısı mücadelemize rehber olsun.”

    İlker ile üniversite yıllarında yollarının kesiştiğini anlatan Fahrettin Çuğ’un aktarımları ise şöyle:

    “Haydar İlker 1967’de üniversiteye geldi. Birkaç ay sonrasında da Haydar’ı tanıdım. O gün bugündür hala dostumdur, yoldaşımdır. Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde Haydar’ın anti-faşist mücadelede önemli bir yeri vardır. O dönemde faşistler örgütlü bir şekilde saldırırken devrimciler henüz örgütlü değildi. Haydar’ın dönem arkadaşlarıyla birlikte Karadeniz’deki anti-faşist mücadelede çok özel yeri vardır. Yiğit insan olarak ciddi şekilde mücadele yürüttü.”

    Eren GÜVEN-Cebrail ARSLAN/
    ANKARA

     

  • Sanatçılardan Alper Taş’a destek: Taş, umutlarımızın kardelenidir

    Sanatçılardan Alper Taş’a destek: Taş, umutlarımızın kardelenidir

    31 Mart yerel seçimlerine 2 gün kala CHP’nin Beyoğlu Belediye Başkan Adayı Alper Taş’a bir destek de sanatçılardan geldi. Çok sayıda oyuncu, şair, müzisyen ve aydın katıldıkları basın toplantısıyla Alper Taş’ın, özlenilen Beyoğlu için büyük bir fırsat olduğu belirtildi. 

    Füsun Demirel, Levent Yılmaz, Levent Üzümcü, Edip Akbayram, Genco Erkal, Nur Sürer, Güneş Duru Yaşar Miraç, Demir Karahan ve Baran Seyhan’ın katıldığı basın toplantısında ilk olarak konuşan Alper Taş, sanatçı ve aydınlarla bir araya gelmenin kendilerini daha da güçlendirdiğini söyledi.

    “Beyoğlu’nda bugüne kadar çok iyi bir rüzgâr yakaladık. 8 puan farkla başladığımız yarışta şu an başa başız. Mahalle çalışmalarında ise tüm halkımızın desteğini arkamıza aldık ve almaya da devam ediyoruz. Bugün ise halkın sanatçıların da desteğini yanımızda hissetmenin mutluluğunu yaşıyoruz” dedi.

    Alper Taş, kamuoyunda büyük beğeni toplayan Beyoğlu’nda çocuklara Küçük Kara Balık kitabının dağıtımıyla alakalı ise “Beyoğlu’na umut olduk. Bize ‘Yoksul, muhafazakâr mahallelere nasıl gireceksiniz?’ diye sordular. Biz bu halkın çocuklarıyız. Nasıl bir ilişki kurduğumuzu, kurabileceğimizi herkese gösterdik. Bizim halkımızla muhabbetimizi engellemeye çalıştılar ama başaramadılar. Seçim sonrasında da kazandığımızda da neler yapacağımızı görecekler” diye konuştu.  (BirGün)

  • Alper Taş: Dönem yeni bir başlangıç yapma dönemidir-VİDEO

    Alper Taş: Dönem yeni bir başlangıç yapma dönemidir-VİDEO

    PİRHA- CHP Beyoğlu Belediye Başkan Adayı Alper Taş, Ses Tiyatrosu’nda, Yerel Eylem Programı’nı kamuoyuyla paylaştı ve seçilmesi durumunda yapacaklarını anlattı.

    Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Belediye Başkan adayı Alper Taş, bugün Beyoğlu Ses Tiyatrosu’nda Yerel Eylem Programı’nı açıkladı.

    Alper Taş’tan önce sahneye çıkan CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu Alper Taş’ın geçmişteki yaptıklarının gelecekte yapacaklarının ipucu olduğunu belirtti.

    Tanıtım videosunun ardından sahneye çıkan Alper Taş, Yerel Eylem Programı’nı açıklamadan önce bir konuşma yaptı. Konuşmasından bazı bölümler şöyle:

    “BİZ YÜZDE 99’UZ”

    “Burada çoğunluğuz. Halkı soyanlar halkçı oldu. Biz bunu değiştirmeye geliyoruz. Halkçılığın ne olduğunu onlara göstermeye geliyoruz.

    Alnımız ak bizim. Hırsızlığımız, yolsuzluğumuz yok. Onlar yalan söyleyip iftira atmaya biz de halkımızla kucaklaşmaya devam edeceğiz. Bu salonun küçüklüğüne bakmayın. Burada az görünebiliriz ama biz çoğunluğuz. Biz yüzde 99’uzuz. Yüzde 99 ile kazanıp bu Beyoğlu’nu yöneteceğiz. Yüzde 1 bizim dışımızda kalsın biz yüzde 99 ile yürüyeceğiz. Bizi yani yüzde 99’u bölmeye çalışıyorlar.

    “BEYOĞLU’NU BİRLEŞTİRECEĞİZ”

    Bütün oyunun kurallarını belirlemek isteyenlere karşı duran çocukların geleneğinden geliyoruz. Biz Beyoğlu’nu birleştireceğiz. Bunlar Türkiye’yi böldü parçaladı herkesi ötekileştirmeye çalıştı. Bizden ve bizden olmayanlar şeklinde ayrım yaptı. Maalesef farklı inançlar ve farklı kültürlerle bir mozaik olan Beyoğlu’nda kimse kimseye temas etmiyor. İnançları kültürleri ne olursa olsun bütün Beyoğlu’nu birleştirmeye geldik ve birleştireceğiz. Çoğunluğuz ve bunu anlatma şansımız da var. Biz istersek yarınları değiştirebiliriz.

    “HEP DEVRİMCİ OLMAK İÇİN UĞRAŞTIM”

    Bir politikacı olmayacağım. Zaten politikacı olmak için de uğraşmadım. Ben hep devrimci olmak için uğraştım ve devrimci olmaya da devam edeceğim. Ama yalnızca kendi mahallemin devrimcisi değil bizimle aynı fikirde olsun olmasın bütün Beyoğlu halkının devrimcisi olacağım. Asla ve asla yalan söylemeyeceğim. Yalan söyleyen bir kültürden gelmiyoruz. Bu ülkeye gönül vermek için yola çıktık ve bunun gereğini yerine getireceğiz.

    “BEYOĞLU’NUN ZENGİNLİKLERİNDEN YÜZDE 1 YARARLANIYOR”

    Kıymetli bir kent Beyoğlu. İstanbul’un kalbi. Ama bu kentin kimliğini yok ettiler. Çok değerlimizi değersiz hale getirdiler. Bu kent Bizans’tan Osmanlı’ya, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e kadar bir aradalığın kenti. Bu kent AKP’nin kendine uygun bir kent yaratma projesi olarak bütün kimliğini yitirdi. Büyük haksızlık etiler Beyoğlu’na. Biz Beyoğlu’nu alıp Beyoğlululara vermek için geliyoruz. Beyoğlu aslında zengin bir ilçe ama sadece yüzde 1 bu zenginlikten yararlanıyor. Bunlar bizi elit olmakla suçlar fakat Beyoğlu’nu elit bir kent haline getirmeye çalışıyorlar. Sadece belirli bir kesimin Beyoğlu’na gireceği bir kent haline getirmeye çalışıyorlar.

    “HERKESİN YAŞAMAK İSTEYECEĞİ BİR BEYOĞLU YARATACAĞIZ”

    Bize diyorlar ki ‘Kaynakları nereden bulacaksınız?’ Kaynak zaten Beyoğlu’nun içinde. Emeğin mi sermayenin çıkarlarını gözetiyorsun kaynakları ona göre çıkarırsın. Biz kaynakları işsizden, halktan yana kullanacağız. Çünkü onlar da tanıyor bizi. Bizim halkın içinden geldiğimizi biliyorlar. Bir kültür aldık sağlam bir kültür. Halka gönül verme, makam mevki peşinde koşmama, mal ve mülk biriktirmeme kültürü. Çünkü bizim gerçekten değerlerimiz var. Dayanışma, demokrasi örneği yaratmak için aday olduk ve bunun için çok uğraşacağız. Genç yaşta yitirdiğimiz güzel kardeşlerimiz geliyor gözümüzün önüne. Aramızda olamayan kardeşlerimi, arkadaşlarımı utandırmayacağım. Tarihimiz buna tanıktır bundan sonra da herkes bunu görecek. Herkesin yaşamak isteyeceği bir Beyoğlu yaratacağız. Hep beraber bir demokrasi örneği sunacağız. Herkes diyecek ki ‘İstanbul’un kalbi Beyoğlu’nda başka bir demokrasi var.’

    “MESELE ÖZGÜRLÜĞÜN, EŞİTLİĞİN KAZANMASI”

    Sloganımız ‘Yaşasın Beyoğlu’. Öldürdüler Beyoğlu’nu, insanıyla mimarisiyle kültürüyle. Beton denizi yaptılar Beyoğlu’nu. Kasımpaşa’dan Okmeyadnı’na kadar her yerini yok ettiler. Tarlabaşı’nı yok ettiler. Biz Beyoğlu’nu yeniden yaşatmak için geliyoruz. Mesele şu veya bu partinin kazanması meselesi değil, mesele Alper Taş’ın kazanması meselesi de değil. Mesele herkesin kazanması, Beyoğlu’nun kazanması özgürlüğün eşitliğin kazanması meselesi.

    “YEREL YÖNETİMLER ÜZERİNDE BİR VESAYET VAR”

    31 Mart akşamı kazanmaya başladığımızda bütün Beyoğlu kazanmaya başlayacak. Beyoğlu’na insanlar öyle bir coşku ile gelecek ki Beyoğlu yeniden canlanacak. Bir vaat yarışının içerisine girmedik. Eylem ve çalışma programını birlikte yapmayı siyaset anlayışı olarak benimsiyoruz. Biliyorsunuz yerel yönetimler yerel demokrasi kavramından gelir. Ama bir merkezi vesayet var yerel yönetimlerin üzerinde. Bir mücadelenin parçası yapmaya çalışacağız yerel yönetimlerimizi. Yerel demokrasiyi büyütmeye çalışacağız.

    YEREL EYLEM PLANI

    Taş, konuşmasının ardından Beyoğlu Belediye Başkanı seçilmesi halinde uygulayacağı Yerel Eylem Programı’nı 16 başlıkla kamuoyuyla paylaştı.

    1. Barınma ve kentsel dönüşüm

    İmar kuralları ve planlar
    Tapuların verilmesi
    İnşaat yapım süreci
    Kiracıların hakları

    2. Ekonomik krize karşı halkı koruyacağız

    İş bulma dayanışma ağı
    Üretim tüketim kooperatifleri
    Sağlıklı ucuz gıdaya ulaşım
    Sosyal yardımlar
    Aile sigortası ve yurttaş kartı
    Semt mutfakları
    Kreş ve yaşlı bakım evi

    3. Kent kimliği, kültür ve sanat

    Kent müzesi
    Kent araştırma merkezi
    Tarihi yapıların hayata kazandırılması
    Muammer Karaca tiyatrosu
    Ulusal ve uluslararası festivaller
    Beyoğlu emek festivali

    4. Kadınlar mutlu olacak

    Kadın meclisleri
    Mahalle kadın evleri
    Kadın kooperatifi
    Kadın emeğini değerlendirme pazarı
    Sığınma evleri

    5. Engelliler hayatla barışacak

    Engelliler hayatla barışacak
    Sesli ve görsel uyarılar
    Evde sağlık hizmetleri

    6. Yaşlılar ve emekliler için huzurlu Beyoğlu

    Evde bakım sağlık ve temizlik hizmetleri
    Beyoğlu belediyesi Alzheimer merkezi
    Huzur ve dayanışma merkezi

    7. Çocuklar için güvenli bir Beyoğlu

    Eğitim sağlık ve beslenme hakları
    Oyun alanları
    Koruyucu sağlık hizmetleri
    Mahalle kreşleri
    Her gün bir şişe süt

    8. Gençler için özgür Beyoğlu

    Gençlik meclisleri
    Kültür sanat evleri
    Ücretsiz konuk evleri
    Madde bağımlılığıyla mücadele

    9. Esnafın yüzü gülecek

    Beyoğlu yeniden çekim merkezi olacak
    Turizm canlanacak
    Sokaklar masalarla güzelleşecek

    10. Afete hazır Beyoğlu

    Afet riski olan bölgeler belirlenecek
    İmar planları revize edilecek
    Afet toplanma alanları belirlenecek
    Arama kurtarma birimleri kurulacak

    11. Nitelikli eğitim

    Bilim atölyeleri
    Hazırlık akademileri
    Okullara güvenli oyun alanları
    Kırtasiye ve kıyafet yardımı
    İhmal ve istismara karşı koruma
    Yetişkinlere dil kursları

    12. Mülteciler ve göçmenler

    Mülteci hakları merkezi
    Türkçe dil kursları
    Kayıt dışı çalışmaya son
    Kadın mültecilere özel barınma ve psikolojik destek
    Mülteci çocuklara eğitim
    Nefret söylemine karşı mücadele

    13. Hayvanlar ve hakları

    Bakım merkezleri
    Takip sistemi
    Aşı ve yıllık sağlık kontrolü
    Ücretsiz mama
    Evcil hayvan ticaretine engel
    İlkokullarda eğitim

    14. Doğayla barışık Beyoğlu

    Yeşil alanların çoğaltılması
    Kent parklarının sosyal etkinlikler için yeniden düzenlenmesi
    Hava kirliliğini önleyici düzenlemeler
    Enerji kaynaklarının verimli ve akılcı kullanımı

    15. Sağlıklı gıdaya kolay ve doğrudan erişim

    Dayanışma kooperatifleri
    GDO’lu ürün satışına engel
    Üretici pazarları
    Sağlıklı beslenme için toplum bilinci

    16.Halkın doğrudan katılımı ve yönetimi

    Mahalle meclisleri ile doğrudan demokrasi
    Belediye bütçesine halk denetimi
    Karar süreçlerine sivil toplum örgütleri ve bilim insanlarının katılımı
    Katılımcı bütçe

    “DÖNEM YENİ BİR BAŞLANGIÇ YAPMA DÖNEMİDİR”

    Taş, “Gittiğimiz yerlerde şunu gördük insanlar da bir değişim istiyor. Hepimize düşen Beyoğlu’nu kazanmak için sokak sokak mahalle mahalle fikirlerimizi inşalarla paylaşmak ve anlatmak. Beyoğlu’nu kazanmak elimizde, bu mümkün. Beyoğlu’nu kazanarak yeni bir umut dalgasını yaratalım. İstanbul’u da Beyoğlu’nu da hep beraber kazanalım. Dönem yeni bir başlangıç yapma dönemidir. Yeni bir başlangıç vardır” dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Alper Taş: Halkı yöneten değil halkın yönettiği bir anlayış getireceğiz

    Alper Taş: Halkı yöneten değil halkın yönettiği bir anlayış getireceğiz

    CHP İstanbul Beyoğlu Belediye Başkan Adayı Alper Taş, halkla buluşmaya Sütlüce’de devam etti. Esnaf ziyaretlerinde bulunan Alper Taş yurttaşlarla konuştu. “Beyoğlu’nda yönetim anlayışını değiştireceğiz” diyen Taş, mahallelinin sorunlarını dinlerken sık sık mahalle meclislerine vurgu yaptı.  

    Taş en temel meselenin yönetim tarzı ve anlayışı olduğunu belirtirken şu ifadeleri kullandı: “Beyoğlu’nda yönetim anlayışını değiştireceğiz. En temel mesele yönetim tarzı ve anlayışı. İnsanları sürece katmayan, dinlemeyen, önemsemeyen, insanların mahalleye dair sorunlarını onları dinlemeden çözen değil de mahalleliyle birlikte çözen ve onlarla yöneten bir anlayış bizim için esastır.”

    MAHALLEYİ BİLEN MAHALLELİNİN KENDİSİDİR

    Bizim adımıza birileri yukarıdan bizim hayatımızı planlıyor. Biz böyle olmamalıyız. Mahallede meclislerde hep birlikte alınacak kararları uygulamalıyız. Burada bize düşen görev alınan kararları uygulamak. Bu süreçte mahalle muhtarı da olacak, azalar da olacak. Çünkü zaten mahalleyi esas bilen mahallede yaşayan insanlar.”

    SORUNLARI MECLİSLERDE ÇÖZECEĞİZ

    Sütlüce’de yaptığı ziyaretler sırasında, bir yurttaşın “Bizim yol sorunumuz var, onu da çözeceğine söz veriyor musun?” sorusu üzerine Alper Taş şöyle konuştu: “Söz verilir tabii ki. Ancak biz halkı yöneten değil halkın yönettiği bir anlayış istiyoruz. Buradaki meseleleri şöyle çözmeliyiz. Burası Sütlüce. Sütlüce’nin bir meclisi olacak. Oraya gelip diyeceksin ki burada yol sorunu var ve mahalleliyle birlikte bunu çözeceğiz. Yerel yönetim anlayışı budur.”   (BirGün)

  • Demokrasi güçleri pusulayı demokrasiden yana çeviriyor-VİDEO

    Demokrasi güçleri pusulayı demokrasiden yana çeviriyor-VİDEO

    PİRHA- Demokrasi güçleri, baskının arttığı, Türkiye’de demokrasi krizinin derinleştiği bu dönemde yapılan 31 Mart seçimlerinin krizden çıkmak için önemli bir fırsat olduğuna dikkat çekti. 

    Demokrasi İçin Birlik, Diyalog Grubu ve Yurttaş Girişimi ortak bir basın toplantısı düzenledi. “Demokrasi güçleri pusulayı demokrasiden yana çevirme çağrısı yapıyor” şiarıyla yapılan toplantıya Hukukçu Rıza Türmen, tarihçi-yazar Erdoğan Aydın, Nesteren Davutoğlu, Makine Mühendisleri Odası (MMO) İstanbul Şube Başkanı Battal Kılıç, Avukat İbrahim Sinemillioğlu, Prof. Dr. Gençay Gürsoy, CHP Beyoğlu Belediye Başkanı Adayı Alper Taş, Şişli Belediye Başkanı Adayı Muammer Keskin ile HDP GOP Belediye Başkanı Adayı Sinan Zincir katıldı.

    İstanbul Beyoğlu’nda bulunan TMMOB binasında gerçekleşen açıklamada merkezin yerel yönetimler üzerindeki vesayetinin kaldırılması, kent hakkı ve katılımcı demokrasi olmak üzere 3 başlıkta 31 Mart yerel seçimlerinde krizden çıkmanın yöntemleri anlatıldı.

    Eski AİHM yargıcı Rıza Türmen konuşmasında yapılacak olan yerel seçimin demokratik olmayan baskı rejimiyle yönetilen bir ülkede yapıldığını söyledi. Türmen, “Türkiye’de bir demokrasi mücadelesi veriliyorsa bu seçim bunun bir parçası olarak görülmelidir. Demokratik mücadele vermek boynumuzun borcu bir etik sorumluluktur. Kendi insani değerlerimizi korumak için verilen bir mücadeledir. Yerel seçimler de bunun bir parçasıdır. Ama bu direnişin başarıya ulaşması için yeni bir siyaset anlayışı yaratmak zorundayız. Başka türlü bu mücadeleyi başarıya ulaştıramayız. Yerel seçimler işte tam da bunun için bir fırsattır.” ifadelerini kullandı.

    “HALKI SİYASETİN BAŞ AKTÖRÜ YAPMAK GEREKİR”

    AKP’nin halka “Siz kendiniz bu işe karışmayın. Kendinizi siyasetin öznesi yapmayın. Sizin için ben yaparım. Sizin yapmanız gereken şey sorgulamadan 4 yılda bir oy vermeniz ve bir kişiye biat etmeniz” dediğini ifade eden Türmen, “Bizim vereceğimiz mesaj bunun tersi olmalıdır. Bu bakımdan bu seçim önemlidir. Katılımcı demokrasinin temellerini atmanın ve kapı açmanın zamanıdır. Halkı siyasetçinin baş aktörü yapmak gerekir” dedi. Adaylardan beklentilerinin olduğunu söyleyen Türmen, “Bizim adaylardan beklentilerimiz nasıl projeler yapacaklarını anlatmalarından çok bu projeleri nasıl hayata geçireceklerini anlatmalarıdır.” diye konuştu.

    “31 MART KRİZDEN ÇIKMAK İÇİN BÜYÜK FIRSAT” 

    Hazırlanan ortak basın metnini ise DİB Koordinasyon Kurulu Üyesi Nesteren Davutoğlu okudu.
    “Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi ile otoriter rejimin kurumsallaştırılmaya çalışıldığı bir dönem yaşıyoruz.” diyen Davutoğlu, baskının arttığı, Türkiye’de demokrasi krizinin derinleştiği bu dönemde yapılan 31 Mart seçimlerinin krizden çıkmak için önemli bir fırsat olduğuna dikkat çekti.
    Muhalefet adaylarının tutarlı bir yerel demokrasi projesiyle halkın önüne çıkmaları, yeni bir yönetim zihniyeti sergilemeleri, yeni bir merkez-yerel ilişkisi tanımı yapmalarının gerekli olduğunu düşündüklerini söyleyen Davutoğlu, “Böylelikle yerel seçimler AKP iktidarının kurduğu tahakkümcü sistemi reddetme, sisteme meydan okuma niteliği taşıyacaktır. Mevcut sistemin çizdiği çizgiler içinde kalarak yürütülen bir seçim kampanyası ‘Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi’ ile inşa edilen baskıcı hegemonyayı daha da pekiştirecektir. O nedenle, seçimlerde elde edilen sonuç kadar seçim kampanyası sırasında halka verilecek mesajın da önem taşıdığına inanmaktayız.” dedi.

    “İKTİDARA, ‘YEREL YÖNETİMLERDEN ELİNİ ÇEK’ DEMELİYİZ”

    Merkezin yerel yönetimler üzerinde vesayet kuran yasa ve uygulamalarının ağırlaştığını dile getiren Davutoğlu, şöyle devam etti:

    “Biz, merkezin yerel yönetimler üzerindeki idari ve mali vesayeti kaldırılmadan, seçilmiş belediye başkanlarının yargı kararı olmadan görevden alınması ve yerlerine kayyum atanması gibi demokrasiyle bağdaşmayan uygulamalara son verilmeden, Türkiye’nin demokratikleşemeyeceğini düşünüyoruz. İktidara ‘Elini yerel yönetimlerden çek’ demek gerekiyor.”

    “KENTLE İLGİLİ PROJELERE HALKIN KATILIMI SAĞLANMALI” 

    Kentte yaşayan herkesin kent yönetimine katılması bir temel insani hak olduğunu vurgulayan Davutoğlu, “Yerel seçimlere giren adayların, kentle ilgili projelerini anlatırken; projelerle ilgili halk katılımının nasıl sağlanacağını, bütün toplumsal kesimlerle nasıl bir müzakere süreci yürütüleceğini açıklamaları gerekir. Karar alma sürecinin demokratikleştirilmesi, projelerden daha da önemlidir.” dedi.

    “TEMSİLİ DEMOKRASİ TIKANMIŞTIR”

    Adaylardan katılımcı demokrasiyi gerçekleştirecek bir yerel yönetim planlaması yapmaları yönünde beklentilerinin olduğuna işaret eden Davutoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
    “Halka siyaset yapacak bir alan açmak gerekir. Bunların başında mahalle meclisleri gelir. Bu meclislerde, halk konuşarak, tartışarak kendi gereksinimlerini saptar. İktidar bloku seçim kazanması durumunda ekonomik ve siyasal kriz daha da derinleşecek, buna karşılık seçimleri muhalefetin kazanması durumunda siyasal ve ekonomik sorunlar çözüm yoluna girecektir. Yerel seçimlere hazırlık döneminde tüm demokrasi güçlerinin ortak kaygısı olan sandık güvenliğini sağlayıcı adımları özen ve dayanışma içinde kurgulamak hepimizin görevidir. Devletin tüm olanaklarını kullanarak barışa ve kendinden olmayanlara saldıran iktidar blokunu yerel dayanaklardan yoksun kılma zamanı gelmiştir. Ekonomik krizin yükünü emekçi ve ezilenlere ödettirmek isteyenlere ‘Dur!’ deme zamanı gelmiştir.”

    “31 MART GECESİ DEMOKRASİ GÜÇLERİ ALACAK” 

    Konuşmaların ardından belediye başkan adayları kısa birer konuşma yaptı.

    HDP Gaziosmanpaşa Belediye Eş Başkan Adayı Sinan Zincir, “Türkiye tarihi bir evreden geçiyor. O yüzden bu anlamlı birliktelikler çok büyük önem taşıyor. Bugün birileri halkın beka problemi var diyerek halklarımızı kutuplaştırmaya çalışıyor. Bu ülkenin tek problemi var o da AKP-MHP faşist blokudur ve bu bloka karşı halkların yerelde demokratik birlikteliği çok önemlidir.” ifadelerini kullandı.

    CHP Şişli Belediye Başkan Adayı Muammer Keskin, toplumun yerel yönetimlerde çektiği sıkıntıları ortadan kaldırmak için kent anayasası ile yönetmen için aday olduklarını söyledi. Demokrasi güçlerine karşı bir direncin oluştuğunu ifade eden Keskin, “Aşağıdan yukarıya sokağı örgütleyen birlikte mücadeleyi egemen kılan bir örgütlülükten geliyoruz. Oluşturduğumuz mahalle meclisleri ile Şişli’de demokrasiyi inşa ederek geliyoruz. 31 Mart gecesi demokrasi güçleri alacak.” dedi.

    CHP Beyoğlu Belediye Başkan Adayı Alper Taş da şu ifadeleri kullandı:

    “Bir öykü yaratmaktır aday olma nedenimiz. Aday olmam AKP-MHP faşizmine karşı demokrasi güçlerinin talebidir. Bu dirence olumlu yanıt verdik. Kazanırsak güzel bir tarih yaratmak istiyoruz. Yerel yönetimler iki tahakküm altında saray ve sermaye. Bundan kurtarmamız gerekiyor. Beyoğlu’nu birlikte kazanmak istiyoruz.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • 1. İslam ve Sol Çalıştayı yapıldı

    1. İslam ve Sol Çalıştayı yapıldı

    Antikapitalist Müslümanların düzenlediği 1. İslam ve Sol Çalıştayı sona erdi. 2 gün süren çalıştayda yapılan konuşmalarda dinin insanlar üzerindeki etkisi ve günümüz iktidarlarının dini nasıl kullandıkları gibi konulara vurgu yapıldı. Ayrıca çalıştayda günümüzde İslamın özünden saptırılmaya çalışıldığı da belirtildi. 

    Antikapitalist Müslümanlar, Fatih’te bulunan İnşa Kültürevi’nde, 1’inci İslam ve Sol Çalıştayı’nı gerçekleştirdi. 2 gün süren olan çalıştayın birinci gününde konuşmacı olarak, ilahiyatçı İhsan Eliaçık, Prof. Dr. Tayfun Atay, Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu, Prof. Dr. Yüksel Taşkın, Prof. Dr. Zeki Kılıçarslan, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Hüda Kaya ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Abdullatif Şener yer aldı.

    ÇALIŞTAY FAKLI KESİMLERİ BİR ARAYA GETİRDİ

    Çalıştayın açılış konuşmasını yazar Lütfü Oflaz yaptı. Çalıştayın farklı kesimleri bir araya getirdiğine dikkat çeken Oflaz, Müslüman bir toplumda solun yaygınlaşmasını isteyenlerin Müslümanları dışlamaması gerektiğini ifade ederek, Müslümanlığın da sol gibi toplumculuğu öncelediğini söyledi.

    “ÇATIŞMALAR HAKİKATİN ORTAYA ÇIKMASINI ENGELLİYOR”

    Daha sonra konuşan ilahiyatçı İhsan Eliaçık, ortamın gerildiği, insanların birçok fraksiyona ayrıldığı ve gerilime sokulduğu bir ortamda “İslam ve sol çalıştayı”nda bir araya gelip yüz yüze konuşmayı çok önemli gördüğünü ve bugün bu buluşmanın bile Türkiye’ye bir mesaj olduğunu ifade etti. Türkiye’de yaşayan insanlar olarak bir sükunet ortamı istediklerinin altını çizen Eliaçık, “Memleketin gerilmesini istemiyoruz. Çalışmalar yapıyoruz. Bir şeyler hakkında fikirler üretiyoruz ama ortam gerilince, silahlar konuşunca düşünceler göç ediyor. İnsanlar bir araya gelip konuşamaz hale geliyor. İnsanlar birbirlerine öfkeyle bakıyorlar. O zamanda fikirlerin çatışmasından hakikat ortaya çıkmıyor” dedi.

    “EŞİTLİK İSLAMİYETİN ÖZÜNDE VARDIR”

    “Çağımız da sol fikirler diye bilinen emek, eşitlik, özgürlük, ezilenlerin yoksulların alta kalanların korunması kollanması ve insanların eşitliği fikri İslamiyet’e sonradan yamanan bir fikir değildir” diyen Eliaçık, “Bizzat bu fikirler İslam’ın birinci dereceden temsili olan Kuran-ı Kerim-in özünde vardır. Ve bana göre Kuran-ı’n bundan başka davası da yoktur. Dolayısıyla ‘İslamiyet’e solculuk sokmaya çalışıyorlar. Kuran-ı Kerim-i komünist yorumluyorlar’ lafları tamamen boştur.

    “MARKS DİN DÜŞMANI OLARAK ORTAYA ÇIKMADI”

    Kendinin ve kendi kuşağının 1970’lerin ikinci yarısından geçtiğini belirten Prof. Dr. Tayfun Atay, “O dönemde dine ilişkin sol ve sosyalist bağlam içerisinde olanlar dini Marks’ın ‘Din halkın afyonudur’ sözü üzerinden ele alıyordu. Bu dönem aynı zamanda bizim Marks’a çok haksızlık yaptığımız bir dönemdi. Çünkü biz Marks’ın ne dediğini yanlış anladık. O dönemde sosyalist literatürü ve sorunlu çevirileri çok anlamadan içselleştirme çabalarından uzak bir takım klişeler üzerinden arayışlarla sola yön vermeye çalışıyorduk. Marks’ın bir din düşmanı olarak ortaya çıkmadığının altını çizen Atay, “Marks’ın afyon mecazı insanların gerçeği görmesini engelleyen bir şey değildi. Marks’ın afyondan kastı bir tür müsekkin yani bir anlamda aspirindi. Ama baş ağrısından çok ruhu iyileştirmek için kullanılan bir aspirindi. Marks için din hayatta insanların içinde bulunduğu koşuları değiştiremediği noktada onlara direnç katan bir ağrı kesicidir” dedi.

    “DİN İNANÇ DEVRİMİDİR”

    Daha sonra söz alan HDP Milletvekili Hüda Kaya da, Türkiye gündeminde ilk defa böyle bir konunun tartışıldığını ve buna çok ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi. “Önce hangi din diye başlarsak” diyen Kaya, “Kuran-da geçen kavramlar yüzyıllar içerisinde çok ciddi anlamda tahrifata uğramıştır ve çarpıtılmıştır. Kuran’daki kavramlar bugün ‘Müslümanım, muhafazakarım’ diyen insanların dilinde, gündeminde yoğun bir şekilde kullanılır, istismar edilir. Bu sadece Türkiye’nin sorunu değil. Bu problemler son 16 yılda gelişen problemler de değil. Yüzyılların getirdiği virüslü bir zihniyetin bugün başımıza bela olmuş sonuçlarıyla karşı karşıyayız. Örneğin; kafir, müşrik gibi kavramlar Kuran’da kullanıldığı şekliyle İslam dünyasında kullanılmıyor. Kafir deyince dinsiz, ateist zannediyorlar ama hayır değil. Bütün bu ithamların tamamı dine inanan, dini yaşayan insanlar için ‘bunlar bizden sorulur’ diyen egemenleri ve bu zihniyete tabi olanları ifade eder. Öyle dinsiz imansızlar değildir bunların muhatapları. Din toplumsal, doğal, kurumsallaşmamış, markalaşmamış, iktidarcılığa ve tahakküme karşı insanlığın değişmez ortak evrensel ahlaki değerlerinin adıdır. Din yani inanç devrimidir” diye konuştu.

    “SÖMÜRÜCÜLER DİNİ SİYASALLAŞTIRIYOR”

    Çalıştayın ikinci gününde ise önce panele katılamayan ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş’ın gönderdiği metin okundu. Tek gerçeğin sol ve sosyalizm anlayışı olmadığını ifade eden Taş, solun dindar halkla barışık olmadığı algısının doğru olmadığını vurguladı. Bu topraklarda sol- sosyalist kesimle dindar halk kesimlerinin iç içe mücadeleler geliştirdiğini kaydeden Taş, “1980 öncesindeki sol hareket, dindar halk kesimi hareketlendirdi. Devrimciler için dinde zorlama olamaz. Din ve devlet işleri birbirinden ayrı olmalı, kişilerin nüfus kaydında din, mezhep olmamalı, biz din özgürlüğünden yanayız. Ama sömürücüler dini siyasallaştırıyor biz buna karşı mücadele ediyoruz. Aslında bu mücadele yoluyla siyasallaştırılmış din özgürleştirilir” dedi.

    “SOL VE İSLAM NEDEN BİR ARAYA GELMELİ?”

    HDP Milletvekili Ayhan Bilgen de, “Sol ve İslam kavramını hangi ihtiyaç bir araya getirir?” sorusunun öncelikle sorulması gerektiğini ifade ederek, “Soruyu doğru yerden sormazsak çözüm diye önümüze koyduğumuz şey, yeni hayal kırıklıklarını beraberinde getirir. Eğer sadece hedef, ‘iktidar imkanlarına kavuşmak, iktidar imkanlarını kendi yakınlarımızı korumak için kullanmanın bir yolunu bulmak’ ise solda iktidar olabilir kendine göre” dedi.

    Bilgen sözlerini şu şekilde sürdürdü: “İslam iktidar olunca bütün sorunlar çözülecek’ diye böyle bir dönüm noktası yok. Ya da ‘devrim gerçekleşince bütün sorunlar çözülecek’ diye bir şey de yok. Ama bu öteleyen tarzın kendisi aslında bugünü sorgulamayan, dünün pratiğinin öz eleştirisini yapmak istemeyen herkese ‘Bekleyin kadın hakları sorunu çözülecek. Ne zaman? Sosyalizm başarılı olunca. Bekleyin toplumsal yozlaşma çözülecek. Ne zaman? Müslümanlar iktidar olunca.’ Olmuyor ama. Tam tersi oluyor. Bakın işte pratiğe. 18 yılda fuhuş ve çocuk istismarıyla ilgili rakamlara baktığınızda anlıyorsunuz ki muhafazakarlığın bütün iddiaları iflas etmiştir. Diğer her şeyi bıraktık. Muhafazakarlık insanlara daha çok yol yapmayı mı vaadetmekti? Başarı diye sayılan şey bundan ibaret. Ama toplumsal çürümeyle ilgili iddiasının bir karşılığı yok. Ortadoğu’ya baktığınızda da aynı pratiği görüyorsunuz” diye konuştu.

    “BİRLİKTE ÇÖZÜM ARAMALIYIZ”

    Bu kötü sınavdan hareketle aslında dönüp “İnsanlığın sorunu ne? Dünya nasıl bir krizle karşı karşıya? Ve biz kendi durduğumuz yerden kendimizi sol mu İslam mı görüyoruz?” sorularını sormak gerektiğini ifade eden Bilgen “Başka kavramlar da olabilir. Hangi kavramı kullanıyor olursanız olun. Bizim eteğimizdeki taştan bu derde, bu insanlığın bunalımına nasıl bir reçete çıkar? Bu reçeteyi nasıl hazırlarız ve çözeriz? Bence böyle bir yerden bakmak lazım. Yoksa kavramlardan çıkarak buluşmak iletişimi zorlaştırır. Kavramlara yüklediğiniz anlamları tartışmak zorundasınız” ifadelerini kullandı.

    Bilgen, “Solun içindeki kavram tartışmaları tüketilememiş. İslamın içindeki tartışmalar da tüketilememiş. İki tane kargaşayı bir araya getireceksiniz. Buradan kavramlarda ortak anlamlandırma çıkaracaksınız. Bu, neredeyse ipe un sermektir. İmkansızı zorlamaktır. Öncelikle, sorunun analizini ortaya koymak gerekiyor. Daha sonra da nasıl bir dil kuracağımız konusunda kimse diğerine kavram dayatması yapmadan birlikte çözüm aramalı” şeklinde konuştu.

  • Taş: 24 Haziran seçimleri ile AKP ve MHP ittifakı resmileşti-VİDEO

    Taş: 24 Haziran seçimleri ile AKP ve MHP ittifakı resmileşti-VİDEO

    PİRHA – 24 Haziran seçimlerini PİRHA’ya değerlendiren ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş, “Bizim de gözlemimiz sokaktaki hareketliliğin sandığa yansımadığı doğrultusundadır. Çünkü sokakta canlı olan, coşkulu olan, heyecanlı, kitlesel olan muhalefet ve muhalefetin çeşitli bileşenleriydi” diye konuştu. 

    ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş 24 Haziran seçimlerine ilişkin Pir Haber Ajansına konuştu.

    Taş, “AKP-MHP koalisyonu 7 Haziran 2015’ten beri zaten var. Ülke bu koalisyonla yönetiliyor ve 10 Ağustos 2014’ten itibaren Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçilmesiyle beraber zaten fiili bir başkanlık rejimi de söz konusuydu. Yapılan 24 Haziran seçimleriyle bu fiili koalisyon resmileşti artık” dedi.

    “SOKAKTAKİ HAREKETLİLİK SANDIĞA YANSIMADI”

    Bizim de gözlemimiz sokaktaki hareketliliğin sandığa yansımadığı doğrultusunda. Çünkü sokakta canlı olan, coşkulu olan, heyecanlı ve kitlesel olan muhalefetti. Ve muhalefetin çeşitli bileşenleriydi. Sokakta zayıf olan, etkisiz olan, coşkusuz olan AKP-MHP bloku dediğimiz Cumhur ittifakıydı. Gerek HDP gerekse İnce özellikle HDP Kürt bölgelerinde, İnce de İstanbul, Ankara, İzmir gibi Anadolu’nun değişik yerlerinde gerçekten çok kitlesel, coşkulu mitingler gerçekleştirdiler. Fakat sahaya yansıyan bu tablo sandıkta çıkmadı. Bu bizi şaşırttı. Bizim çok olumlu bulduğumuz, çok olumlu yaklaştığımız sahadaki hava bizim aleyhimize işledi gibime geliyor” diyen Taş şöyle devam etti:

    “İnce, AKP’nin en iyi olduğu dönemlerde bile Erdoğan’ın yapamadığı mitingleri yaptı. Mesela İstanbul ve Ankara’da böyle bir mitingi Erdoğan yapmamıştı. Bu düzeyde bir miting yapmasının ve bu mitingde oluşan havanın çözülmekte olan AKP tabanını konsolüde etme konusunda özellikle AKP yanlısı medya ve AKP’li yöneticiler tarafından iyi kullanıldığını düşünüyorum. Yani çok büyük bir güçle geliyorlar, bütün kazanımlarımızı elimizden alacaklar, bizi eskiye döndürecekler. Bu açıdan reisin etrafında kenetlenme vaktidir. Çelişkileri, eleştirileri bir yana koyma vaktidir diye bir propagandanın çok etkili olduğunu düşünüyorum. Bu çerçevede çözülen AKP oyları bu korkuyla konsolüde edildi ve dindar, muhafazakar, milliyetçi kesimlerin oyları Erdoğan üzerinde yeniden konsolüde edildi. Bu tür korkular onların yan yana gelmesini zorunlu kıldı. Bunun bir nedeni onlardan oy alabilecek Saadet Partisi ve İYİ Parti’nin medyada devre dışı bırakılması ve kavganın, mücadelenin, sahnenin AKP ile CHP arasında bir sahne olarak kurgulanması bu geleneksel sağ sol ekseninde eskiden beri bir tarafta Alevileri komünistler, bölücüler diğer tarafta da milliyetçi, mukaddesatçı, dindar kesimler gibi o eskilerden beri kurulmuş olan algının bir kez daha kamuoyu nezdinde algılatılması bu algıdan hareketle ‘Şer güçleri’ karşısında Erdoğan’ın etrafında kenetlenme siyasetinin çok belirleyici olduğunu düşünüyorum.”

    “MİLLİYETÇİLİK BU SEÇİMDE BELİRLEYİCİ BİR FAKTÖRDÜ”

    Milliyetçiliğin bu seçimde belirleyici bir faktör olduğunu belirten Taş, “HDP’nin Millet İttifakı’na alınmaması çeşitli boyutları tartışıldı ama şunu söylemek gerekiyor: Millet İttifakı HDP ile sanki gizli bir koalisyon kurmuş gibi de görüldü, algılandı. Bunu da AKP-MHP  milliyetçilikte kullandı. Bu Millet İttifakı HDP ile ortaklık geliştiriyor noktasından hareketle bu milliyetçi kesimin oylarının İYİ Parti’de, Saadet’te veya CHP’de toplanmasına değil AKP ve MHP’de yoğunlaşmasına yol açtı” diye konuştu.

    “HDP HİÇBİR ZAMAN SEÇİME RAHAT GİRMEDİ”

    “HDP’nin faaliyetik propaganda dönemi  HDP açısından her zaman dezavantajlı oldu hiçbir zaman seçime rahat girmedi” diyen Taş şunları ifade etti:

    “HDP bu kez daha dezavantajlı bir konumdaydı ama doğrusunu söylemek gerekirse boş bir kampanya yaparak  politik olarak çok etkili bir propaganda süreci yaratmadı. Mesela 7 Hazirandaki gibi kitlede ideolojik bir etki hegemonya yaratan faaliyet yürütemedi. HDP bütünüyle kendisinin barajın altında kalmasını yaratacağı sonuçlara odaklanan bu tehlikeye işaret eden bir noktadan hareketle bir seçim kampanyası yürüttü. Bunda da başarılı oldu sonuç itibariyle de barajı aştı. Yani HDP’nin barajı aşması elbette ki olumludur, kazanımdır. En azından Kürt sorununun demokratik, parlamento içerisinde çözümü açısından yine de bir kapının açık tutulması manasında önemlidir. Ama HDP’nin barajı aşmasının da var olan tabloyu değiştirmediğini de görmemiz gerekiyor. O yüzden HDP’nin barajı aşması iyi ama HDP’nin kampanyasının çok etkili bir politik kampanya olduğunu söyleme durumumuz olmadığını belirtmek isterim.”

    “24 HAZİRAN SEÇİMLERİ İLE AKP VE MHP KOALİSYONU RESMİLEŞTİ”

    Alper Taş, “AKP-MHP koalisyonu 7 Haziran 2015’ten beri zaten var. Ülke bu koalisyonla yönetiliyor ve 10 Ağustos 2014’ten itibaren Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçilmesiyle beraber zaten fiili bir başkanlık rejimi de söz konusuydu. Yapılan 24 Haziran seçimleriyle bu fiili koalisyon resmileşti artık. Bugün AKP-MHP koalisyonu ve bir faşizm bloku var. Bu resmileşti, Türkiye’yi bunlar yönetecek. Burada garip bir tablo ortaya çıktı. AKP referandumda yaptığı propagandalarda başkanlık sistemi koalisyona izin vermeyecek, istikrar sağlayacak diyordu. Ancak 16 Nisan referandumuyla resmi bir koalisyon ortaya çıktı. Şimdi bir koalisyon Türkiye’yi yönetecek ve bu koalisyon da Bahçeli’ye bağımlı bir Erdoğan var. Yani bu önemli bir nokta. Sonuçta tek başına yönetme olanağını yitiren ve bunu Bahçeli’yle paylaşmak zorunda kalan bir Erdoğan var. Böyle de bir çelişki ortaya çıktı. Bunu da görmek ve not etmek gerekiyor. Bunlarında Türkiye’yi yönetebilme kabiliyeti zayıf” ifadelerini kullandı.

    “AKP-MHP İTTİFAKI SORUNLARI BARINDIRIYOR”

    AKP-MHP ittifakı çelişkili olduğunu vurgulayan Taş, “AKP ve MHP ittifakı kendi içinde çeşitli sorunları barındırıyor. Önümüzdeki süreç özellikle ekonomik krizin derinleşeceği bir süreçte idam, OHAL ve af konularında kendi içlerinde çelişkileri barındıracaklar. Önümüzdeki dönem ise ekonomik krizin yaratacağı yıkımın sonuçlarını göğüslemek zorunda kalacaklar ve bunu emekçi, yoksul ve AKP’yi destekleyen ona oy veren toplumsal kesimlerinde içinde yer aldığı büyük yıkıcı sonuçların doğacağı bir sürece doğru gidiyoruz” diye konuştu.

    “GEZİ’DEN BU YANA TOPLUMSAL BİR DİRENİŞ VAR”

    “Bizim artık 24 Haziran noktasındaki tabloyu değerlendirmenin ötesine geçip özellikle ulaşamadığımız AKP’ye oy veren yurttaşlarımızla ekonomik krizin derinleştireceği ve bütün yıkım süreçlerinin üzerine yükleneceği bir süreçte daha kalıcı ilişkiler, bağlantılar politikalar geliştirmemiz gerekiyor” diyen ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş son olarak şunları kaydetti:

    “Bunu bir bitiş olarak asla görmememiz gerekiyor, Gezi’den bu yana ortaya çıkmış olan bir toplumsal direnç var. Bu direnç hala daha kendisini koruyor, kendisini ifade ediyor yani 7 Haziran’da 2015’te korudu, 16 Nisan referandumunda korudu, Adalet Yürüyüşü’nde korudu. Bugün ise ‘Tamam’ sloganı etrafında korudu. Bu direnci güçlendirmek ve büyütmek lazım. AKP’nin etkilediği toplumsal kesimleri etkileyebilecek bir siyasete doğru bu direnci geliştirmemiz lazım. Özellikle gençlik ve kadınlar burada çok belirleyici. O yüzden yeniden uzun dönemi kapsayacak bir yerden planlı programlı hedefli kendi içimize seslenen değil kendi dışımızdakilerle buluşmayı ve onları kapsamayı, kazanmayı içeren yeni bir siyaset tarzına ihtiyacımız olduğu açık.”

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Sanatçı, sendikacı ve siyasetçilerden Sivas anmasına katılım çağrısı-VİDEO

    Sanatçı, sendikacı ve siyasetçilerden Sivas anmasına katılım çağrısı-VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, yazarlar, sanatçılar ve kurum başkanlarının da yer aldığı bir video hazırladı. 25. yılında Sivas anmasına çağrı yapılan videoda, “2 Temmuz’da Sivas’ta buluşalım” denildi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin hazırladığı video ile 2 temmuz 1993’te Sivas’ta katledilen 35 canın anmasına katılım çağrısı yapıldı. Aralarında yazar, siyasetçi, kurum başkanı, sendikacının olduğu kişiler, anmaya katılım çağrısı yaptı.

    HDP Hatay Milletvekili Barış Atay, “25. yılında Sivas’ın ateşi hala yanıyor içimizde. Katledilen canlarımızın adalet taleplerini daha yüksek dile getirmek için 25. yılında 2 Temmuz’da Sivas’tayız. Sen yoksan bir kişi eksiğiz” çağrısında bulundu.

    ABF Yöneticilerinden Müslim Metin de “Tam 25 yıl oldu yine Madımak’tayız. Madımak’ın önünden tüm dünyaya sesleniyoruz. Madımak utanç müzesi olacak. Siz değerli canları 2 Temmuz’da Sivas’a bekliyorum” dedi.

    ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş, “2 Temmuz insanların ortak acısıdır. İnsanlık için 2 Temmuz’da Madımak’ta buluşalım” dedi.

    KHK ile işinden ihraç edilen Sosyolog Veli Saçılık ise “2 Temmuz 1993 Sivas’ta yaktılar canlarımızı. 25. yılında hala yürekte sızısı” şeklinde konuştu.

    CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, “Sivas Katliamı ülkemize, yüreğimize kor gibi düştü. O katliamı yapanları lanetliyorum” dedi.

    Oyuncu Levent Üzümcü de2 Temmuz 1993, bu toplumun vicdanına atılan en büyük neşterlerden bir tanesidir. Günümüzün cehennemini anlamak için o günün gerçeğini çok iyi bilmek gerekir” dedi.   (HABER MERKEZİ)

     

     

     

     

  • İlk duruşması yapılan Yüksekdağ: Haram oy haram para yemedik

    İlk duruşması yapılan Yüksekdağ: Haram oy haram para yemedik

    PİRHA- HDP Eş Genel Başkanı iken AKP, CHP ve MHP’nin ittifakıyla geçen ‘dokunulmazlığın kaldırılması’ yasası üzerine tutuklanan Figen Yüksekdağ 242 gün sonra ilk kez mahkeme karşısına çıkarıldı. Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davaya 1200 avukat Yüksekdağ’ı savunmak için başvuruda bulundu. Savcı Emre Giray Keskin ise OHAL kanununu gerekçe göstererek 3 avukat sınırlaması getirilmesini istedi. Mahkeme bu isteği kabul etmeyerek avukatlara sınırlama getirmeyi reddetmesine karşın, Yüksekdağ’ı 125 avukatın savunmasına izin verdi.

    BİRÇOK PARTİ VE SENDİKA BAŞKANLARI MAHKEMEYİ İZLEDİ

    Saat 14’de başlaması gereken dava yaklaşık 2,5 saat sonra ancak başlayabildi. Mahkemeyi izleyenler arasında HDP Milletvekilleri, EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, ÖDP Genel Başkanı Alper Taş,  HTKP Genel Başkanı Erkan Baş, KESK Eşbaşkanı Şaziye Köse ve çok sayıda Sivil Toplum Örgütü ve Sendika temsilcileri vardı.

    KEMALBAY: BU TUTUKLAMA KADINLARA SALDIRIDIR

    Mahkeme öncesi HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay ve Osman Baydemir birer açıklama yaptı. Kemalbay açıklamasında, Yüksekdağ’ın konuşmalarından dolayı tutuklandığını belirterek, “Figen Yüksekdağ ne yapacaktı peki, konuşmayacak mıydı?” dedi.

    Yüksekdağ’ın  partisinin genel çizgisi olan barışı savunduğunu, belirten Kemalbay, “bu tutuklama kadına, kadının siyaset yapma hakkına bir saldırıdır” dedi. Baydemir ise mahkemeyi izlemeye gelenlerin engellenmesine tepki gösterdi.

    YÜKSEKDAĞ SAVUNMA YAPIYOR

    Figen Yüksekdağ savunmasına, “Bütün engelleri aşıp buraya gelen başta kadınlar olmak üzere tüm katılımcıları avukatlarımızı selamlıyorum” diyerek başladı. Yüksekdağ savunmasında şunları söyledi:

    “Bu dava siyasal bir taarruzdur. Benim temsil ettiğim partime, dünya görüşüme bir taarruz, bir hücum vardır. Türkiye’de bu faciayı sadece ben yaşamıyorum. Ülke sınırları içinde soluk alan çabalayan herkese bu acılar yaşatılıyor. Kriz yaratıp o krizi, o sorunu başka birilerinin önüne atma konusunda bu iktidar kadar mahir başa bir iktidar yoktur.

    “BU YARGILAMANIN HUKUKLA İLGİSİ YOKTUR”

    Benim, bizim yargılanmamızın hukukla hiçbir alakası olmadığını herkes biliyor. 100 yıl ceza isteniyor. Birkaç ömrüm daha olsa aynı şeyleri yeniden yaparım, yeter ki bir asra değecek davamız olsun. Bizim bir asra değecek davamız var o da barış ve demokrasi davası. Biz HDP olarak Türkiye için bir çıkış projesi önerdik. HDP, siyaset sahnesine Türkiye’de çözümün demokratik yaşamın partisi olmak için çıktı. Bu mahkeme salonlarına geleceğimizi çok önceden biliyorduk. Barışı kazanabileceğimizi göstermenin sonucunun bu olduğunu biliyorduk. Figen Yüksekdağ’ı da HDP’yi de kimse unutmayacak. Zulüm ne kadar pervasız ise direniş de o kadar güçlüdür ve bunların mutlaka hesabı sorulacak.

    HARAM OY, HARAM PARA YEMEDİK

    Beni bu mahkeme salonlarına zorla getirenler de beni bugün yargılamaya çalışanlar da bir gün mutlaka yargılanacaktır. Bizi buralarda yargılamak isteyenler; çok iyi biliyoruz ki yine bu salonlarda yargılanacaklar ve verecek hesap bulamayacaklar. Bizim saklayacağımız, gizleyeceğimiz bir şey yok. Haram oy haram para yemedik. Bir o tarafa bir bu tarafa dönmemişiz. Biz gayet rahat mahkemede bulunuruz ama onlar rahat edemeyeceklerdir”

    Yüksekdağ’ın tutukluluğunun devamına karar veren mahkeme, duruşmayı 18 Eylül’e erteledi

    HABER MERKEZİ