Etiket: alsancak

  • Sivas için İzmir’den seslendiler: Acımız da mücadele ruhumuzda ilk günkü tazeliğini koruyor – VİDEO

    Sivas için İzmir’den seslendiler: Acımız da mücadele ruhumuzda ilk günkü tazeliğini koruyor – VİDEO

    PİRHA – Alevi kurumları, 2 Temmuz 1993 yılında Sivas Madımak Oteli’nde katledilen 33 can için 33’üncü yılında İzmir’den seslendi. Sivas davasında zaman aşımı kararına tepki gösteren Alevi kurumları, Madımak Oteli bir “Utanç Müzesi” olana dek, bu katliamın arkasındaki derin yapılar açığa çıkıp yargılanıncaya kadar mücadeleye devam edeceklerini söyledi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi, Sivas Madımak Katliamı’nın 33. yılında ‘Unutmadık, unutturmayacağız’ şiarıyla alanlarda basın açıklama yaptı. İzmir Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde yapılan açıklamaya çok sayda yurttaş katıldı. Saygı duruşuyla başlayan açıklamada sık sık “Sivas’ı unutma unutturma” “Madımak’ı yakanlar AKP’yi kuranlar” “Sivas’ın hesabı sorulacak” sloganları atıldı.

    Alevi Bektaşi Federasyonu Ege Sorumlusu Mehmet Bozkurt kısa bir değerlendirme yaptı. Bozkurt, Sivas davasında etkin bir soruşturmanın yapılmadığını belirterek, davada zaman aşımının kabul edilmediğini belirtti.

    Basın açıklamasını PSAKD Genel Merkez GYK Üyesi Kenan Yaşatürk okudu.

    2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak Oteli’nde gerici güçler tarafından 33 aydının katledildiğini belirten Yaşatürk, aradan geçen 33 yıla rağmen o acının ilk günkü tazeliğini koruduğunu söyledi.

    Madımak Oteli’nde işlenen insanlık suçuna verilen zaman aşımı kararını kabul etmediklerini söyleyen Yaşatürk “Madımak’ın eli kanlı katillerinin tek tek, sudan bahanelerle sırtları sıvazlanarak, cumhurbaşkanının iki dudağı arasından çıkan “affettim” sözüyle serbest bırakılmasını, tahliye edilmesini asla kabul etmiyoruz. Bizler biliyoruz ki bu katliamlar sadece gelip geçici iktidarların değil, faşist sistemlerin bir sorunudur” diye konuştu.

    “CEMEVLERİ DOĞRUDAN ANAYASADA İBADETHANE OLARAK TANIMLANMALI”

    Yaşatürk, AKP-MHP bloğunun ses çıkaran herkesi abluka altına almaya çalışan, milyonların iradesini, tek adam rejiminin anti demokratik uygulamaları ile “Mutlak Butlan” kararları ve kayyum darbeleriyle meşrulaştırmaya çalışan sisteme karşı mücadele çağrısı yaptı.

    Alevi inancını asimile etmenin çeşitli yollarını denediklerini belirten Yaşatürk,  Cemevlerinin imar mevzuatında “kültürel tesis” olarak tanımlamasına tepki göstererek, “İbadetimizi yok saymaya, cami, kilise, havra gibi diğer ibadethaneler ile eşit statüye getirmekten kaçarak, anayasal haklarımızı ihlal etmeye yelteniyorlar. Cemevleri yönetmeliklerle geçiştirilemez, doğrudan Anayasa’da ibadethane olarak tanımlanmalıdır. Bizler asla devletin Alevisi olmayacağız!” ifadelerini kullandı. 

    “NATO’YU ANKARA’DA İSTEMİYORUZ”

    NATO zirvesinin Ankara’da yapılmasının coğrafyanın yeni savaş senaryolarının merkezi haline getirme çabası olduğuna dikkat çeken Kenan Yaşatürk, bu savaş örgütünün ve zirvesini istemediklerini belirterek, Suriye’deki Alevilerin cihadist barbarlar eliyle katledilmesi de bu emperyalist projelerin bir sonucu olduğunu söyledi. Yaşatürk, başka Lazkiye, Tartus, Hama ve Humus’ta olmak üzere Alevilere yönelik katliamlarını sistematik bir soykırıma dönüştüğünü ifade etti.

    “MADIMAK OTELİ UTANÇ MÜZESİ OLUNCAYA KADAR MÜCADELEMİZ SÜRECEK”

    Madımak Katliamı’nın adalet mücadelesini ve eşit yurttaşlık talebini “33 Can, 33 Yıl” şiarıyla yıl boyunca devam edeceklerini belirterek, Madımak Oteli bir “Utanç Müzesi” olana dek, bu katliamın arkasındaki derin yapılar açığa çıkıp yargılanıncaya kadar mücadeleye devam edeceklerini söyledi.

    2 Temmuz Sivas Madımak Katliamı’nın insanlığa karşı işlenmiş bir suç olduğunu ve insanlığa karşı işlenmiş suçların zaman aşımı olmayacağını belirten Yaşatürk, “Sivas davası bir insanlık davasıdır. Bu dava, biz bitti demeden bitmez. Hesabını soracağız…Unutmadık, Unutturmayacağız!” diyerek konuşmasını tamamladı.

    Açıklama sloganlarla son buldu.

    PİRHA/İZMİR

  • İzmir’de binlerce kadın erkek şiddetine karşı ‘Jin, Jiyan, Azadi’ ile öfkeyi kuşandı!-VİDEO

    İzmir’de binlerce kadın erkek şiddetine karşı ‘Jin, Jiyan, Azadi’ ile öfkeyi kuşandı!-VİDEO

    PİRHA- İzmir’de alanlara çıkan binlerce kadın, erkek/devlet şiddetine karşı dünya kadınlarının sloganı olan “Jin, Jiyan, Azadi” ile öfkeyi kuşandıklarını belirttiler. Kadınlar; şiddetsiz, krizsiz, savaşsız bir dünya istediler.

    İzmir Kadın Platformu (İKP) öncülüğünde kadınlar “25 Kasım’a gel mücadele en güvenli yer” şiarıyla Alsancak Garı önünde bir araya gelerek, Türkan Saylan Kültür Merkezi’ne kitlesel yürüyüş gerçekleştirdi.

    Binlerce kadının katıldığı yürüyüşte, “Haklarımız ve hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz. Mücadelede bir aradayız” pankartı açılırken, “Tek adama karşı çok kadın”, “Kadının direnişi kadına mirastır”, “Teslimiyet ihanete direniş zafere götürür”, “Tanrım eril kullarını sen affetsen ben affetmem” dövizleri taşındı. Yürüyüşe katılan kadınlar alkışlar, ıslıklarla “Savaşa hayır, barış hemen şimdi”, “Kadınlar kayyım istemiyor”, “Kadın cinayetleri politiktir” “Kadınlar sokağa özgürleşmeye” ve “Kadınlar yürüyor mücadele büyüyor” sloganları ile yürüdü.

    Yürüyüşe birçok kadın örgütü oluşturdukları kortejlerle katıldı.

    “ERKEKLER 327 KADINI ÖLDÜRDÜ”

    Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde İzmir Kadın Platformu adına basın metninin Türkçesini Eylül Deniz Argun, Nesil Dinçer ve Pınar Çetinkaya, Kürtçesini ise Emine Bozdağ okudu.

    Dünyanın dört bir yanında faşist diktatörlüklere, erkek-devlet şiddetine, yoksullaştırma ve aile politikalarına, savaşa karşı emekleri, bedenleri, hakları ve hayatları için sokaklarda olduklarını vurgulanan açıklamada, “2024 Ocak ayından bu yana erkekler, 327 kadını, en az 39 çocuğu öldürdü, 240 kadının ölümüyse ‘şüpheli’ olarak kaydedildi. Türkiye’de katledilen kadınların sayısı en yüksek sayılara ulaşmışken yüzde 90’ı iktidarın kutsadığı ailenin üyesi olan erkekler tarafından katledildi” denildi.

    “DİRENEN KADINLARI SELAMLIYORUZ”

    Kayyım atamalarına dikkat çekilen açıklamada, “İradelerine kayyım atanan kadınlarla yan yanayız. Kayyum politikalarının 2019 yılından bugüne kadar en çok kadınların kazanımlarına saldırdığını biliyoruz. Ülkenin en yüksek oyunu alan Batman Belediyesi Eş Başkanı Gülistan Sönük’ün iradesi ile kayyuma karşı direnen kadınların isyanını buradan selamlıyoruz” diye belirtildi.

    “JİN JİYAN AZADİ”

    Diyarbakır Valiliği’nin “Jin jiyan azadi” sloganını yasaklanmasına da değinilen açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “Diyarbakır Valiliği’nin yasaklamaya gücünün yeteceğini sandığı tüm dünyada kadınların direnişinin sloganı olan ‘Jin, Jiyan, Azadi’ sloganı ile kuşandık öfkemizi, katledilen, hikayesi yarım bırakılan tüm kadınların kanat çırpışında mücadelemiz. Birbirimizin elini sıkıca tutuyor, sokaklardan, meydanlardan haykırıyoruz. Ben, sen, o birbirimizin çaresiyiz. Hayatlarımızdan ve haklarımızdan vazgeçmiyoruz. Dünyada kadınlar otoriter, faşist ve muhafazakâr iktidarlara direniyor. Kadın bedeni ve kazanımlarına yönelik politikalara karşı saldırılar arttıkça kadın mücadelesi ve direnişi de artıyor.”

    Açıklama, yüksek sesle “Jin Jiyan Azadi” sloganıyla son buldu.

    PİRHA/İZMİR

     

     

     

  • İzmir’de Gar katliamcıları lanetlendi: Failleri gizleyenler bu suçun ortağıdır!- VİDEO

    İzmir’de Gar katliamcıları lanetlendi: Failleri gizleyenler bu suçun ortağıdır!- VİDEO

    PİRHA- İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda hayatının kaybeden 104 kişiyi andı. Alsancak Garı önünde toplanan demokrasi güçleri, “İnsanlığa karşı işlenen bu suçların faillerini gizleyenler, bu suçların ortağıdır. İktidarını korumak için toplumu kaos ve şiddet sarmalına sürükleyenleri asla unutmayacağız. Barış savunucusu dostlarımızın hayatlarından, acılarımızdan oy devşirenleri asla affetmeyeceğiz” dedi. 

    Ankara Gar Meydanı’nda 10 Ekim 2015 tarihinde düzenlenen “Barış ve Demokrasi” mitingine katılanlara yönelik IŞİD’in gerçekleştirdiği canlı bombalı saldırının üzerinden 9 yıl geçti.

    İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, 10 Ekim 2015’te Ankara Garı önünde IŞİD saldırısı ile gerçekleştirilen saldırıda katledilenleri anmak için Alsancak Garı önünde 10 Ekim Barış Derneği’nin “10 Ekim’i unutmayacağız, unutturmayacağız” pankartını açtı. Sık sık “Savaşa hayır barış hemen şimdi”, “Faşizme karşı omuz omuza” ve “Amed, Suruç Ankara katil sarayda”, “Katil IŞİD işbirlikçi AKP” sloganları atıldı.

    Katliamda yaşamını yitirenlerin ailelerinin yanı sıra, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda kişinin katıldığı anmada yaşamını yitirenlerin isimleri okunarak bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

    “ASIL FAİLLER YARGI ÖNÜNE ÇIKARILMADI”

    Açıklamada, Gar Katliamı’nın ülke tarihinde en büyük sivil katliamı olduğuna vurgu yapılarak, “Saldırganları sınırdan başkentin ortasına kadar getiren asıl failler ve buna göz yumanlar, ihmali olanlar hiçbir zaman yargı önüne çıkarılmadı. Türkiye tarihinin en fazla can kaybının yaşandığı bu saldırıda, polisin görevlerinin gereğini yapmak yerine yaralılara yardım etmeye çalışan halka yönelik müdahaleleri ve ambulansların alana girmesinin engellenmesi ve bu yüzden daha fazla sayıda insanın ölmesi toplumun hafızasında canlılığını korumaktadır. Firari sanıklar yakalanamadı. Ve yine bizlerin, barış ve demokrasi savunucularının, adaletin tecelli ettiğine inanmamız bekleniyor. Kamu görevlilerinin saldırıdan önceki ve saldırı sırasındaki kasıt ve ihmalleri hakkında hiçbir zaman etkin bir soruşturma  yürütülmedi. Katliamda yaşamını yitirenlerin, yaralananların, onların yakınlarının ve bizlerin acılarını ve vicdanlarını tatmin edecek bir soruşturma, bir yargı süreci asla yürütülmedi” denildi.

    “ACILARIMIZDAN OY DEVŞİRENLERİ ASLA AFFETMEYECEĞİZ!”

    10 Ekim Ankara Garı Katliamı’nın gerçekleştiği süreçte, AKP iktidarının gücünün erimeye başlayarak Haziran 2015 seçimlerinden tek başına hükümeti kuracak oyu sağlayamamış durumda olduğu hatırlatılarak, şöyle devam edildi:

    “Bir yandan istikşafi görüşmeler adı altında toplumu oyalayan iktidar, bir yandan da kazanacağı yeni bir seçimin zeminini hazırlıyordu. 5 Haziran 2015 Diyarbakır, 20 Temmuz 2015 Suruç ve 10 Ekim 2015 Ankara Garı katliamları bu süreçte yaşandı. Türkiye’yi özgürlükler-güvenlik ikileminde güvenlik yönünde tercih yapmaya zorlayan iktidar, Kasım 2015’de yapılan yeni seçimi kazandı ve yaşanan saldırılar, bombalı eylemler bıçak gibi kesildi. İlan ediyoruz ki; insanlığa karşı işlenen bu suçların faillerini gizleyenler, bu suçların ortağıdır. İktidarını korumak için toplumu kaos ve şiddet sarmalına sürükleyenleri asla unutmayacağız. Barış savunucusu dostlarımızın hayatlarından, acılarımızdan oy devşirenleri asla affetmeyeceğiz.”

    “KATLİAMIN HEDEFİ, DEMOKRASİ VE BARIŞ TALEP EDENLERDİ”

    Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin barış ve demokrasi mücadelelerinin devam ettirileceğine değinilen açıklamada, “Şu husus açıkça ortadadır ki; Ankara Garı Katliamı’nın hedefi demokrasi ve barıştır, demokrasi ve barış talep edenlerdir. Hedef bizleriz. Tarih boyunca barışı ve demokrasiyi savunanlara yönelik saldırılar barış ve demokrasiye olan talebi, umudu ve mücadeleyi hiçbir zaman ve hiçbir şekilde yok edemedi, engelleyemedi. 10 Ekim 2015’de, Ankara Garı’nda yapılan saldırıda yitirdiğimiz canlar, yaralanan dostlarımız, bize bu uğurda verilen mücadelenin bayrağını devrettiler. Bizim görevimiz, gerici faşist saldırılar karşısında birlikte mücadele etmek, barışa ve demokrasiye dair umudu diri tutmak, umudumuzu gerçekleştirmektir. Bu süreçte asla yılmayacağız, asla teslim olmayacağız. Katliamda yaşamını yitiren canlarımızı bitmeyen bir özlemle ve sevgiyle anıyoruz” ifadeleri kullanıldı.

    Açıklama alkış ve sloganlarla son buldu.

    PİRHA/İZMİR

  • 8 Mart İzmir’de binlerce kadını sokaklarda birleştirdi: Birlikte güçlüyüz!-VİDEO

    8 Mart İzmir’de binlerce kadını sokaklarda birleştirdi: Birlikte güçlüyüz!-VİDEO

    PİRHA- 8 Mart Dünya Kadınlar Günü sebebiyle İzmir’de bir araya gelen kadın örgütleri taleplerini yükseltti. Yürüyüşte kadın cinayetlerine ve savaşa karşı, yaşam ve barışın savunulacağı belirtilerek, “Bugün de yıllardır olduğu gibi erkek sömürüsüne, yoksulluğa, şiddete, savaşa karşı hep bir arada mücadeledeyiz. Hep birlikte güçlüyüz” denildi.

    İzmir’de kadınlar 8 Mart dolayısıyla alanlara çıktı.

    İZMİR KADIN PLATFORMU ÖSYM ÖNÜNE YÜRÜDÜ

    İzmir Kadın Platformunun (İKP) çağrısıyla Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde bir araya gelen kadınlar, “Eşit, özgür bir yaşamı birlikte kazanacağız” yazılı pankart ile ÖSYM binası önüne yürüdü. Yürüyüşte kadınlar, sık sık “Kadın işçiler yalnız değildir”, “Dayanışma sürüyor mücadele büyüyor” ve “Asla yalnız yürümeyeceksin”, “Direne direne kazanacağız” sloganları attı.

    Kadınlar haklarından vazgeçmeyeceklerini dile getirirken, Lezita ve Gates’de grevde olan kadın işçilere selam gönderildi. Ayrıca yürüyüşe İzmir Kemalpaşa’da Abalıoğlu Holding’e ait Lezita piliç eti işleme fabrikasında grevde olan kadın işçiler de katıldı.

    Açıklamada, kadınların dünyanın dört bir yanında kazanılmış haklarını gasp etmeye çalışan iktidarlara karşı, halkları daha da yoksullaştırmayı hedefleyen uygulamalara karşı, emperyalist savaşlara karşı seslerini yükselttiği ifade edildi.

    ALSANCAK İSKELEDEN YÜRÜYÜŞ

    Tevgera Jinen Azad (TJA) İzmir ve Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İzmir Kadın Meclisi’nden kadınlar ise Alsancak Vapur İskelesi önünden Türkan Saylan Kültür Merkezi önüne yürüyerek kitleye katıldı. “Bi jin jiyan azadîyê ber bi azadîyê ve” yazılı pankart taşıyan kadınlar, katledilen Kürt kadınlarının, siyasi tutukluların ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Gültan Kışanak’ın resimlerini taşıdı.

    Erbane ve davullar eşliğinde yürüyen kadınlar sık sık, “Jin jiyan azadî”, “Biji berxedana jinan”, “Kadınlar birlikte güçlü”, “Tecride hayır barış hemen şimdi”, “Zindanlar yıkılsın tutsaklara özgürlük” sloganları attı.

    Yürüyüşe DEM Parti İzmir Milletvekili Burcugül Çubuk, DEM Parti İzmir Büyükşehir Belediye Eş Başkan Adayı Türkan Aslan Ağaç, İzmir Barış Anneleri İnisiyatifi ve çok sayıda kadın katıldı.

    FEMİNİST GECE YÜRÜYÜŞÜ

    Öte yandan Feminist Gece Yürüyüşü için yine Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde bulunan eski Leman Kültür önünde yüzlerce kadın bir araya geldi.

    “Patriarkal kapitalizme, kutsal aileye, savaşa karşı gücümüz feminizmden” yazılı pankartın taşındığı açıklamada sık sık “Erkek adalet değil, gerçek adalet”, “Jin jiyan azadi” sloganları atıldı. Basın açıklamasının Kürtçesini Belkısa Süleymanoğlu, Türkçesini Dilek Sav, Arapçasını ise İpek Karanfil okudu.

    “KAZANILMIŞ HAKLARIMIZ SALDIRI ALTINDA”

    Dünyanın birçok yerinde sağ-muhafazakarlığın yükselişiyle toplumsal cinsiyet karşıtlığı üzerinden kadın düşmanlığının geliştiği belirtilen açıklamada, Türkiye’de de bu sağ popülist söylemleri üreten AKP-MHP iktidarı ve Yeniden Refah Partisi’nin kadınları ve LGBTİ+’ları hedef aldığı dile getirildi. Açıklamada “Kadınları ev içi ücretsiz emek, kutsal aile ve annelik üzerinden evlere hapsetmeye çalışan AKP-MHP ittifakı, İstanbul Sözleşmesi’nin de feshedilmesinin ardından 6284 Sayılı Kanun’a saldırılarını sürdürüyor. Dişimizle tırnağımızla kazandığımız haklarımızı ataerkiye teslim etmeye niyetimiz yok. Medeni Kanun’a yönelik düzenlemelerle makbul aile ve makbul kadınlık anlayışını Anayasal düzlemde kalıcılaştırmak isteyen iktidar, nafaka hakkımızdan soyadı kanununa kadar kazanılmış haklarımızı gasp ediyor” denildi.

    DEPREMDE KAYBOLAN ÇOCUKLARA DİKKAT ÇEKİLDİ

    Eğitim sisteminin dincileştirilmesi, hilafet çağrılarıyla laikliğe, yaşamlarımıza yöneltilen tehditleri gördükleri ve kabul etmedikleri belirtilen açıklamada, “AKP’nin inşa ettiği emek rejiminde hayatlarımız da emeğimiz de gün geçtikçe ucuzluyor. Yoksullukla birlikte kadınlar ve LGBTİQ+’lar evlere de şiddete de daha çok hapsoluyor. Pandemiden itibaren oldukça artan kadınların ev içi ücretsiz emeği deprem süreciyle birlikte katbekat arttı. Konteyner kentlerdeki kadınlar hala temel ihtiyaçlarına ulaşamıyor, konteynerın ve ailenin, hatta birlikte yaşanan tüm akrabaların bakım emeği kadınların sırtında” denildi. Açıklamada ayrıca Arap Alevilere yönelik asimilasyon ve mülksüzleştirme politikalarına değinilerek, “Depremde kaybolan çocuklara dair bir yıldır resmi bir açıklama yapılmıyor. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş”ın tek açıklaması bu durumu yalanlamak oldu. Halbuki bu çocukların devlet eliyle çetelere, tarikatlara verildiğini biliyoruz” sözlerine yer verildi.

    SİYASİ TUTUKLULARA ÖZGÜRLÜK ÇAĞRISI

    AKP’nin siyasal İslam’ı ve faşizmi bir rejim olarak inşa etmeye çalışırken kadın hareketine ve devrimcilere, Kürtlere saldırmaya devam ettiğine vurgu yapılan açıklamada, “Tutsak yakınlarını ziyaret etmek, para göndermek çeşitli biçimlerde terörize edilerek sesini çıkaran ve devrimcilerle, tutuklularla dayanışan herkesin üzerinde bir korku mekanizması kurulmaya çalışılıyor. Cezaevlerindeki insanlık dışı koşullara, tecrite, hasta mahkumlara karşı gerçekleştirilen hak ihlallerine karşı ses çıkarıyoruz. Çıplak arama başta olmak üzere kadınlara ve lubunyalara yönelik cinsel şiddet biçiminde gerçekleştirilen saldırılara karşı susmuyoruz” denilerek siyasi tutuklulara özgürlük talep edildi.

    ÖĞRENCİ İNTİHARLARINA DİKKAT ÇEKİLDİ

    Yoksulluğun derinleşmesiyle öğrencileri kötü koşullara mahkûm etmeye çalışan, soruşturmalarla öğrencilerin protesto haklarını engelleyen üniversite yönetimleri ve AKP iktidarının öğrenci intiharlarından sorumlu olduğu ifade edilen açıklamada, “Yoksulluk sebebiyle üniversite eğitimine erişemeyen, aile evinde şiddete maruz kalan, erken yaşta zorla evlendirilen genç kadınlar seçeneksizliğe ve intihara sürükleniyor. Zeren Ertaş’ın katledilmesinden sonra dahi yurtlarda hiçbir önlem almayan, bozuk yemekleri öğrencilerin önüne koyan, yurtlarda ahlak bekçiliğinden vazgeçmeyen, trans öğrencilerin barınma hakkını gasp eden transfobik yurt ve üniversite yönetimlerden hesap soruyoruz. Genç kadın ve lubunya intiharları politiktir” diye belirtti.

    SAVAŞ POLİTİKASI VE MÜLTECİLERE YÖNELİK DÜŞMANLIK

    Yoksulluk ve savaş politikaları sebebiyle toplumun desteğini alamayan iktidarın, yoksulluğun öfkesini mültecilere, LGBTİQ+’lara, hayvanlara, kadınlara yönlendirdiği kaydedilen açıklamada, “Toplumsal çürümeyi de derinleştiren bu adımlarla, mülteci düşmanlığını hat safhaya ulaştırıldı. Zafer Partisi gibi iktidar artığı partilerce propagandası yapılan mülteci düşmanlığına karşı eşit ve adil bir barışı, insan haklarını savunmaya devam edeceğiz. Krizlerin faturasını mültecilere, sizden olmayan herkese kesmenizi kabul etmiyoruz” denildi.

    Eylem sloganlarla sona erdi.

    PİRHA/İZMİR

  • İzmir’de kadınlar, Gülistan Doku için yarın sokağa çıkıyor

    İzmir’de kadınlar, Gülistan Doku için yarın sokağa çıkıyor

    PİRHA – Kadın örgütleri, ‘Bir kişi daha eksilmeyeceğiz’ şiarıyla Gülistan Doku’nun akıbetini sormak için sokağa çıkacak.

    İzmir’de kadınlar, 5 Ocak tarihinden bu yanan haber alınamayan Gülistan Doku için yarın sokağa çıkacak.

    Alsancak’ta bir araya gelecek kadınlar, ‘Bir kişi daha eksilmeyeceğiz’ şiarıyla saat 18.00’de Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde olacak.

    (HABER MERKEZİ)