Etiket: altın

  • Altın ve dövizde vergi 5 kat arttı

    Altın ve dövizde vergi 5 kat arttı

    Döviz ve altın alım-satımında uygulanan vergi, binde 2’den yüzde 1 düzeyine yükseldi. Bundan sonra her 100 dolar alımında 1 dolar vergi olarak verilecek. Bireysel yatırımcılar için finansman bonosunun vergisi de yükseltilirken, kurumsal yatırımcılar için vergi ‘0’ olarak uygulanmaya devam edecek.

    Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanan Cumhurbaşkanı kararlarına göre, ağırlıklı olarak bankaların mevduat yerine çıkardığı ve vergisi daha az olduğu için bireysel yatırımcıların tercih ettiği finansman bonosundan alınan yüzde 10 düzeyindeki vergi yüzde 15’e çıkarılarak, mevduatın vergisi ile eşitlendi. Döviz ve altın alım satımında uygulanan Banka Sigorta ve Muamele Vergisi de (BSMV) ie binde 2’den yüzde 1.0 düzeyine yükseltildi. Alınan karar, bayramın ilk günü olan bugünden itibaren geçerli olacak.

    Banka Sigorta Muamele Vergisi’nde ise, altın ve döviz almak isteyenlere, banka, yetkili müessese (döviz büfeleri) ve diğer finansal kuruluşlar tarafından satılan dolar, euro vb yabancı paralar ile yine bankalarda açılan altın mevduat/yatırım hesapları için fiziki olmayan altın satış tutarı üzerinden kambiyo işlem vergisi alınıyor.

    Bu vergi önceki yıl döviz işlemleri için binde 2 olarak uygulanıyordu. Cumhurbaşkanlığına bu oranı 10 katına kadar (yüzde 2) artırma yetkisi verilmişti. Altın alım satımı ise bu kapsamda değerlendirilmiyordu. Önceki gün Hazine tarafından bankalara gönderilen yazıda altın alım satımının da kambiyo işlemi olarak değerlendirileceği açıklandı.

    KURUMSAL YATIRIMCILAR İÇİN DEĞİŞMEDİ

    Kurumsal yatırımcılar için ise finansman bonolarında stopaj oranı yüzde sıfır olarak uygulanmaya devam edecek.

    Şu kambiyo işlemlerinde BSMV sıfır oranında uygulanıyor.

    1) Bankalar ile yetkili müesseselerin kendi aralarında veya birbirlerine yaptıkları kambiyo satışları,

    3) Döviz kredisinin ödenmesine yönelik olarak, döviz kredisi kullanılan ya da kullanımına aracılık eden banka tarafından kredi borçlusuna yapılan kambiyo satışları,

    4) Sanayi sicil belgesini haiz işletmelere yapılan kambiyo satışları,

    5) İhracatçı Birliklerine üye olan ihracatçılara yapılan kambiyo satışları.

    2) Hazine ve Maliye Bakanlığına yapılan kambiyo satışları.

  • Maden zehirliyor, Balıkesir belediyesi temize çekiyor!

    Maden zehirliyor, Balıkesir belediyesi temize çekiyor!

    Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, çevreye vereceği zararın ÇED ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’na verilen raporlarla itiraf edildiği altın ve gümüş madenleri için ‘temiz raporu’ verdi.

    Geçtiğimiz hafta Ayvalık’taki demir madeni ile gündeme gelen Balıkesir’de Büyükşehir Belediyesi,  İvrindi ve Madra bölgesinde bulunan TÜMAD Madencilik’e ait altın ve gümüş madenleriyle ilgili, maden faaliyetlerinin olumsuz bir etkisinin olmadığına karar verdi.

    Yeşil Gazete’den Cem Bahtiyar’ın haberine göre Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Çevre ve Sağlık Komisyonu tarafından yapılan incelemeler neticesinde Madra bölgesinde bulunan altın madeni sahası ve İvrindi ilçesine bağlı Değirmenbaşı ve Küçükılıca Mahallelerinde bulunan altın ve gümüş madeni ve zenginleştirme tesisinin çevreye hiçbir olumsuz etkisinin bulunmadığı belirtildi.

    Komisyon tarafından hazırlanarak Büyükşehir Belediye Meclisi’nde CHP ve AKP‘li üyelerin ‘oy birliği’ ile kabul edilen raporla ilgili konuşan Burhaniye Çevre Platformu dönem eş sözcüleri Hatice Engin ve Süleyman Eryılmaz ise, meselenin böyle oldubitti’ye getirilemeyecek kadar önemli olduğuna dikkat çekiyor.

    KAZDAĞLARI’NDAKİ MADEN SAHASINDAN DAHA BÜYÜK BİR ALAN

    Söz konusu maden sahaları, Çanakkale’de Kazdağları bölgesinde bulunan ve çevre aktivistlerinin yoğun protestolarıyla kamuoyuna yansıyan Kirazlı’daki 613 hektarlık maden sahasından yaklaşık 1/3 oranında daha büyük; toplam 856 hektar bir araziyi kapsıyor. Bu alan içinde İvrindi ilçesine bağlı Değirmenbaşı ve Küçük Ilıca mahallelerinin yanı sıra Burhaniye ilçesine bağlı Karadere ve Korucaoluk mahalleleri de bulunuyor. Burhaniye ilçesindeki birçok mahalleye içme suyu sağlayan Düdüklü Suyu’nun kaynağı da bu alan içinde yer alıyor.

    ÇED İÇİN AYRI KREDİ İÇİN AYRI RAPOR

    Madenlerin 2015 yılında hazırlanan ÇED raporlarında bile ifade edilen çevresel olumsuz etkilerine dikkat çeken BURÇEP sözcüleri, ÇED Raporu ile Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (AİKB)’ndan alınacak kredi için 2017’de hazırlanan raporda birçok farklılık görüldüğüne vurgu yapıyor.

    ÇED hazırlık raporunda toplamda ortalama derinlikleri 200 metre olan dört adet çukur açılacağı belirtilmesine rağmen AİKB’e hazırlanan raporda bu çukurlardan ikisinin su temini için kullanılacağı belirtilmiş. Oysa ilk raporda 100 hektarlık alana yığılacak ‘pasa’ olarak adlandırılan; prosesten geçen değerli madenlerin alındığı cevherin ilk açılacak iki çukur işlevini yitirince, bu iki çukura doldurulacağı yazılı. Kredi için AİKB’e hazırlanan raporda ise pasa ile doldurulacak çukurlar, yağmur ve kar sularının biriktirileceği ve su temini için kullanılacak çukurlar olarak gösterilmekte.

    YILDA 2 MİLYON METREKÜPE YAKIN SU KULLANILACAK 

    Yine ilk raporda söz konusu maden işletmelerinde yıllık 743 bin 230 metreküp su kullanılacağı kabul edilerek belirtilen miktarda suyun temin için üç adet kuyu açılacağı ifade ediliyor. Ancak üç vardiya ile 24 saat çalışacak olan işletmeler için AİKB’e gönderilen raporda, kullanılacak su miktarı saniyede 58 litre olarak belirtilmiş. Bu durumda günde 5 milyon 11 bin 200 litre yani yılda 1 milyon  804 bin 32 metreküp su kullanılacağı ve bu suyun temini için altı adet kuyunun açılacağı ifade ediliyor. 10 yıllık ruhsatı bulunan işletmenin toplamda kullanacağı su miktarı ise 18 milyon 40 bin 320 metreküp.

    ZARARI SINIRLARI AŞMIŞ DURUMDA

    Her iki rapor da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın web sitesinde yer alıyor. Raporlarda Avrupa Kalkınma Bankası’nın kredi kriterleri kullanıldığı için söz konusu tesislerin kaçınılmaz olarak vereceği zararlar da belirtiliyor.  Burhaniye kent merkezi, İvrindi kent merkezi ve bu havzalarda bulunan yeraltı ve yer üstü su kaynaklarının risk alanı kapsamında olduğu ifade edilen raporlarda, Türkiye sınırları içerisinde yer almadığı için belirtilmese de Midilli adası da etki alanı içinde.

    ÇEVREYE VERECEĞİ ZARARI KENDİ RAPORLARINDA BELİRTMİŞLER

    BURÇEP eş sözcüleri Engin ve Eryılmaz, TÜMAD’ın nasıl bir ekolojik yıkımın olacağını aslında kendi hazırladığı raporlarla ortaya koyduğu görüşünde. Eryılmaz “Daha cevherin çıkarılması sırasında ortaya çıkacak ağır metaller ve patlatmalar ile oluşacak tozun bitkilere, hayvanlara ve insanlara zararları göz önüne bile alınmamış. Siyanürlü liç yönteminin risklerinden bahsetmiyorum bile. Üstelik de bu havza 1. derecede deprem bölgesi. Olası bir depremde yaşanacak ekolojik yıkımı düşünmek bile istemiyoruz” diyor. Eryılmaz, maden ile ilgili olarak açıklanan ve ne yazık ki oybirliği ile Büyükşehir Meclisinden geçen raporun bilimsellikten uzak olduğunu belirtirken yaşanan ekolojik yıkımın üzerini örtmek için yazıldığını söylüyor.

    HDP’Lİ KENANOĞLU: TAHRİBATI DURDURACAK VERGİ YOK

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu da İvrindi’de söz konusu maden faaliyetlerinin durdurulması için meclise sunduğu araştırma önergesiyle bölgede yürütülen maden faaliyetlerinin ekosisteme yönelik ciddi riskler barındırdığı ve Maden Atıkları Yönetmeliği’ne uyulmadığı belirtmişti. Yeşil Gazete’ye konuşan Kenanoğlu şunları söyledi:

    “Bu kapitalist yaklaşım maalesef ki ülkemizin doğasını, suyunu, yaşam alanlarını da hoyratça tahrip etmektedir. Balıkesir coğrafyası da bu tahribatın yaşandığı bölgelerin başında gelmektedir. İvrindi ve Madra bölgesinde geçmişten günümüze birçok maden sahası bulunmaktadır. İvrindi bölgesinde 1950’li yıllarda kullanılan ve etkileri günümüze kadar süren altın maden sahaları bulunmaktadır. AKP iktidarının tüm yetkileri tek elde toplama siyaseti sonucunda doğanın tahribatı daha da artmıştır. AKP’li yöneticilerin aldığı kararları, yaptığı ihaleleri iptal edecek ne bir kurum ne de bir yargı kalmıştır. Balıkesir bölgesinde Kazdağları’nda, Madra Dağları’nda, İvrindi bölgesinin tahrip edilmesini durduracak bir yargı yok. Belediye Başkanı’nın aldığı kararları şikâyet edecek bir merci kalmamıştır. Ama maalesef ki İvrindi ve Madra bölgesinde yeni altın ve gümüş sahalarının açılması AKP Belediye Başkanını ve şirket sahiplerini değil orada yaşayan halkı ve bölgesinin geleceğini mahvedecektir. Şirket sahipleri doğayı tahrip edip alacağını aldıktan sonra çekip gidecekler tıpkı kendilerinden öncekilerin yaptığı gibi. Bölge halkının tarım alanlarını, hayvanların yaşam alanlarını, sularını tehlike altına sokacak bu karara karşı tüm yaşam savunucularının ortak bir mücadele ile karşı durmaları gerekmektedir.”

    Raporu hazırlayan komisyonun CHP’li üyesi Selim Panç, sorularımıza yanıt vermekten kaçındı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Bakanlık tepkiler üzerine 1102 maden ihalesini iptal etti

    Bakanlık tepkiler üzerine 1102 maden ihalesini iptal etti

    Gökçeada’nın da dahil olduğu 1102 maden sahası ihalesi Bakanlık tarafından iptal edildi. CHP’li Mahmut Tanal “Yine de temkinliyiz, tetikteyiz” dedi.

    CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal’ın gündeme getirmesinin ardından Gökçeada’nın da dahil olduğu 1102 maden sahası ihalesi iptal edildi.

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) tarafından yapılan açıklamada, “156. grupta ilan edilen 1102 adet sahanın ihalesi ileri bir tarihe ertelenmiştir” denildi. İptal kararını Twitter hesabından paylaşan Tanal, “Basının ve duyarlı kamuoyunun da desteğiyle turizm cenneti Gökçeada’nın da dahil olduğu 1102 maden sahası ihalesinin iptalini sağladık. Yani küresel şirketler bedavadan madenlerimize konup doğamızı katletmemiş oldu. El ele verip Kaz Dağları’nı da kurtarabiliriz” ifadelerini kullandı.

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’le görüştüğünü söyleyen AKP Grup Başkanvekili ve Çanakkale Milletvekili Bülent Turan’ın da “Gökçeada’da altın maltın aranmayacak. Gökçeada turizm için önemli” ifadelerini hatırlatan Tanal, “Gökçeada için Ak Parti’ye geri adım attırdık. Yine de temkinliyiz, tetikteyiz. Deşifre etmeseydik acaba Bülent Turan yine ‘Altın maltın aranmayacak’ der miydi? Gökçeada’nın turizm cenneti olduğunu yeni mi anladılar?” dedi.

  • Tarım Orkam Sen: Rant uğruna ne gözleri doyuyor ne vicdanları sızlıyor

    Tarım Orkam Sen: Rant uğruna ne gözleri doyuyor ne vicdanları sızlıyor

    PİRHA – Tarım ve Ormancılık Hizmet Kolu Kamu Emekçileri Sendikası (Tarım Orkam Sen) başta Kaz Dağları olmak üzere çevre felaketlerine yol açan hükümet kararlarına tepki göstererek “Yaşam kaynaklarımız katledilmek üzere devlet eliyle sermayenin denetimine veriliyor” dedi.

    Günden güne artan çevre felaketlerinin son bulması adına tepki gösteren bir kurum da Tarım Orkam Sen oldu. Yazılı açıklama yapan sendika yönetimi, hükümetin çevre politikalarını eleştirerek başta Kaz Dağları olmak üzere birçok ilde süren doğa kıyımına dikkat çekti.

    Merkez Yönetim Kurulu Adına Genel Başkan Hamit Kurt’un paylaştığı yazıda “Tüm karşı çıkışlarımıza rağmen hükümet ve sermaye ısrarla doğa katliamlarına her gün bir yenisini ekliyor. Cerattepe, Allianoi, Hasankeyf, Karadeniz dağları ve dereleri, Munzur Dağları, İznik ormanları, Salda Gölü, Kaz Dağları ve daha onlarca doğa harikasına rant ve para uğruna saldırıyorlar. Yaşam kaynaklarımız katledilmek üzere devlet eliyle sermayenin denetimine veriliyor. Ağaçları kesiyor, maden arama adı altında sularımızı ve derelerimizi kirletiyor, toprağımızı zehirliyorlar, çölleşiyor.” denildi.

    Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

    “GÖZLERİNİ RANT BÜRÜMÜŞ”

    Kaz dağlarında 195 bin ağacı bir çırpıda kesenler “tam olarak o kadar değildi” diyerek ağaç katliamının boyutunu gizlemeye çalışırlarken kendi verdikleri rakamın bile korkunçluğunun zerre kadar farkında olmuyorlar. Çünkü gözlerini rant bürümüş…

    Madencilik faaliyetleriyle ilgili alınan onlarca, yüzlerce yargı kararını hiçe sayıyor, her seferinde farklı yöntemlerle ormanlarımıza, yaylalarımıza iş makineleriyle, kimyasal maddelerle güvenlik güçlerinin korumasında yeniden yeniden girmeye çalışıyorlar.

    Altın ve diğer metaller çıkarılırken doğaya zarar vermeden işleneceğini iddia ediyorlar. Oysa; Kaz Dağları ve civarı bırakın siyanürle altın aramayı, hiçbir şekilde dokunulmaması gereken bir coğrafyadır. Binlerce yıllık bir geçmişi olan Kaz Dağları bölgenin can damarıdır, nefes borusudur. Flora ve fauna olarak oldukça zengin içeriğe sahip bölgenin maden arama adı altında kıyıma uğraması ileride telafisi imkansız sonuçlar doğuracaktır. Bölgedeki madencilik faaliyeti yaşamsal öneme sahip olan su başta olmak üzere diğer kaynakları da doğrudan etkileyecektir. Hakeza Hasankeyf, gerek endemik bitki yapısıyla ve gerekse de binlerce yıl onlarca uygarlığa ev sahipliği yapmasıyla dünyada eşi benzeri olmayan, geçmişi bugüne bugünü geleceğe bağlayan bir tarih köprüsüdür.

    Kanadalı maden şirketi Alamos Gold’un açıklamasına göre söz konusu alanda 3 milyon ons altın bulunmuş. Değeri 4 milyar dolar yani 22 milyar 640 milyon lira. Yaptıkları yatırım sadece 100 milyon dolar ve ekliyor: ‘Mütevazi bir yatırım yaptık. Üretime 2020 yılında başlayacağız ve 15 sene sürecek. TL’nin değer kaybetmesi maliyetleri düşürdü. Yabancı işçi çalıştırmıyoruz. Türkler taş taşımakta çok iyiler. Türklerin çok iyi yaptığı bir şey, hatta dünyada en iyilerden biriler; hafriyat ve taşları bir yerden bir yere taşımak. Dünyada onların tecrübesinde çok az ülke bulabilirsiniz.” İfadelerini kullanıyor. Yani diyor ki1 koyup 100 alacağız!..

    Yerli ve yabancı şirketlerin zenginliğine zenginlik katan bu yağma yasadışı ya da hukuk dışı mı? Hayır! Minareyi çalan kılıfını kendince uyduruyor. Alenen Anayasa’ya aykırı değişikliklerle yağmanın önünü açılıyor, yağmanın nitelik ve nicelik sınırlarını genişletiliyor. 6831 sayılı Orman Kanunu AKP hükümetleri döneminde 15 kez değiştirildi. Değişikliklerin çoğu da aynı kanunun 16, 17 ve 18. maddeleri. Yani, ormanların ormancılık dışı amaçlarla kullanımına ilişkin izin ve irtifak işlerini düzenleyen maddeler. ÇED raporları ise sadece ‘yatırımların doğaya/çevreye zarar vermediğini’ gösteren uyduruk manzumelere dönüşmüş durumda. Ormanlar göz göre göre katlediliyor ama Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde apaçık desteklediklerini beyan eden Orman Mühendisleri Odasının sesi çıkmıyor. Yaşadığı ülkenin doğasına sahip çıkmak bir insanlık görevidir.

    Bugün Kaz Dağlarına, Salda Gölüne, Hasankeyf’e, Munzur dağlarına sahip çıkanlar aynı zamanda emek ve demokrasi mücadelesi de vermektedirler. Çünkü biliyoruz ki, doğamıza saldıranlarla ekmeğimizi elimizden almak isteyenler aynı çevrelerdir, aynı güçlerdir. Deresine, ormanına, dağına, yaylasına sahip çıkan insanlarımıza saldıranlar şunu bilmeli ki, tarihine ve coğrafyasına sahip çıkmayanlar asıl o zaman ölürler.

    Hükümet yetkilileri Kaz Dağlarındaki madencilik faaliyetinin etkileriyle ilgili olarak hem yargıyı hem de kamuoyunu yanıltacak açıklamalar yapmaktan vazgeçmeli, doğanın talanına son verilmelidir. Bizleri zehirleyecek, nefessiz bırakacak, doğamızı telafisi mümkün olmayacak zararlara uğratacak projeler derhal durdurulmalıdır. Bu tür projelerden rant sağlayan ve sağlamak isteyenlerin tüm ticari faaliyetleri yasaklanmalıdır.

    Tarım Orkam-Sen ve konfederasyonumuz KESK olarak doğamıza ve tarihimize sahip çıkmaya devam edeceğiz. Bunun için verilen mücadelenin asli unsuru olacak; yaşlısı, genci, kadını, erkeği ile doğasına, yaylasına, ormanına, suyuna, Enerjisine sahip çıkanlarla omuz omuza mücadele edeceğiz.

    Doğamız, toprağımız ve suyumuz için bütün herkesi mücadele etmeye çağırıyoruz.

    PİRHA / ANKARA

  • Ölüm fermanı gibi; Hozat Uzundal Köyü’ne gölet yapılıyor

    Ölüm fermanı gibi; Hozat Uzundal Köyü’ne gölet yapılıyor

    PİRHA – Dersim’de Hozat Kültür ve Kalkınma Derneği Yönetim Kurulu, Uzundal Köyü’ne gölet yapılmasına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, “Bölgede işletilmeye açılması düşünülen altın madenlerinin siyanürle ayrıştırılması için gerekli su rezervinin karşılanması amacıyla yapılması düşünülen gölet, Hozat’ın ve Hozat’taki yaşamın sonu demektir” ifadeleri yer aldı.

    Hozat Kültür ve Kalkınma Derneği, Uzundal Köyü’nde yapımı düşünülen gölete ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, “Hozat’ın ölüm fermanı imzalandı. Tehlikenin farkında mısınız? Yaşamımıza ve geleceğimize sahip çıkmalıyız” ifadeleri kullanıldı.

    “BU ÖLÜM FERMANINA DUR DEMELİYİZ”

    Açıklama şöyle devam etti:

    “Hozat XOŞAN (Uzundal) Köyüne gölet yapılıyor.
    Bölgede işletilmeye açılması düşünülen altın madenlerinin siyanürle ayrıştırılması için gerekli su rezervinin karşılanması amacıyla yapılması düşünülen gölet Hozat’ın ve Hozat’taki yaşamın sonu demektir.
    Ayrıştırılmada kullanılacak olan siyanürün göletteki suyla buluşması durumunda bölgedeki yaşamın sonunun başlangıcı olacaktır.
    Doğamıza
    Topraklarımıza
    Suyumuza
    Börtü böceğimize
    Atalarımızın kemiklerine
    İnanç yerlerimize
    Değerlerimize
    Kısacası
    YAŞAM ALANLARIMIZA
    YAŞAMIMIZA ve GELECEĞİMİZE
    SAHİP ÇIKMAK için
    YARIN ÇOK GEÇ OLMADAN
    BU ÖLÜM FERMANINA DUR DEMELİYİZ.”

    Dersim/PİRHA

  • Dolar ve Euro rekor tazeledi

    Dolar ve Euro rekor tazeledi

    Dolar 4.1483, euro ise 5.1366 lirayla yeni tarihi rekor düzeye tırmandı. Gram altın da son 24 saatte 173 liradan 178 liraya tırmandı.

    Küresel gelişmeler ve jeopolitik risklerle son günlerde rekorlar kıran dövizler yeni güne rekorlarla başladı. Dolar 4.1483, euro ise 5.1366 lira ile yeni tarihi rekor düzeyine tırmandı. Türk Lirası’nda (TL) ise kayıplar sürüyor.

    Dövizlerdeki hızlı tırmanış Borsa İstanbul’a da satış olarak yansıdı ve BIST100 Endeksi, Salı gününü yüzde 2.16  düşüşle 110 bin 712 puandan kapadı.

    Gram altın güne 178 lira satış fiyatıyla başladı. Çeyrek altın da 293 liraya yükseldi.

    BENZİNE 17 KURUŞ ZAM 

    Öte yandan benzin fiyatlarına geçen ay yapılan 12 kuruşluk zammın ardından bir zam daha geliyor. Bu akşamdan geçerli olmak üzere benzine 17 kuruş zam yapılacak. Bu zammın ardından İstanbullular motorinin litresini 5,46 TL’ye alacak.

    Petrol Ürünleri İşverenleri Sendikası’ndan yapılan açıklamada motorin fiyatı 12 Nisan gece yarısından itibaren 17 kuruş daha artacak.

    Petrol Ürünleri İşverenler Sendikası (PÜİS) tarafından yapılan açıklamada, “12.04.2018 Salı gününden geçerli olmak üzere motorin grubunda 17 kuruş fiyat artışı beklenmektedir. Benzin grubunda fiyat değişikliği beklenmiyor” denildi.

     

    (HABER MERKEZİ)

  • Yasemin Adar: Madalyayı öldürülen, şiddet, taciz ve tecavüz mağduru kadınlara armağan ediyorum

    Yasemin Adar: Madalyayı öldürülen, şiddet, taciz ve tecavüz mağduru kadınlara armağan ediyorum

    PİRHA- Fransa’nın Başkenti Paris’te düzenlenen Dünya Güreş Şampiyonası’nda altın madalya kazanan Türkiyeli kadın sporcu Yasemin Adar “Kazandığım bu madalya ezilen, öldürülen, şiddet gören, taciz ve tecavüz mağduru olan tüm kadınlara armağan ediyorum” dedi.

    Dünya Güreş şampiyonasında Türkiye adına bir ilk yaşandı. Dünya şampiyonalarında finale çıkan ilk Türkiyeli kadın güreşçi olan Yasemin Adar, Belaruslu rakibi Marzaliuk’yi yenerek altın madalya kazandı. Kadınlar 75 kiloda altın madalya kazanan Yasemin Adar, kazandığı müsabaka sonrası sosyal medya hesabından “Kazandığım bu madalya ezilen, öldürülen, şiddet gören, taciz ve tecavüz mağduru olan tüm kadınlara armağan ediyorum” paylaşımında bulundu.