PİRHA- Varto’’nun jeotermal santral projesiyle katledilmek istediğini, ülke kaynaklarının sermaye baronlarına peşkeş çekildiğini vurulayan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Altınova Şube Başkanı Adnan Arslan, “Varto’da doğa katliamına karşı kitlesel bir miting gerçekleştirilecek. Gönlümüz, yüreğimiz Varto’da olacak” dedi.
Varto’da JES projesi altında doğa ciddi bir şekilde katledildiğini belirten Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şube Başkanı Adnan Arslan, “Arazi katlediliyor insanların arazilerine el konularak sermaye baronlarına peşkeş çekiliyor” diye belirtti.
Sadece Varto’da değil Çorum Karakaya köyünde, Akbelen’de, Sivas’ın Zara ilçesinde, Bolucan’da, Bartın’da olmak üzere ülkenin her tarafında bir doğa katliamı yaşandığını ifade eden Arslan, “Her yerde eylemler yapıldı yine de biz sesimizi yeterince duyan olmadı. Sadece Varto’da değil, Türkiye’nin dört bir yanında nerede bir doğa katliamı varsa, nerede insan katliamı nerede bir zulüm varsa Alevi, Sünni fark etmez, biz mazlumun yanında zalimin karşısındayız” dedi.
“JEOTERMAL ALTIN MADENİ VE TAŞ OCAKLARININ HEPSİ ALEVİ YERLEŞİM YERLERİNDE Mİ BULUNUYOR”
Doğayı katleden projelerin Alevi köylerine yapılmasını düşündürücü olduğunu vurgulayan Arslan, “Nasıl oluyor? Hep buralarda mı maden ocakları bulunuyor? Çünkü Çorum’un Karakaya köyünde İbrahim Kaypakkaya’nın köyüne doğa katliamı yapılıyor” diye belirtti.
“Her şeyi bitirdiler şimdi doğayı katlediyorlar. Ülkede pahalılığın önüne bir türlü geçilemiyor, ekonomi bitmiş vaziyette. Hangi birini anlatalım? Gerçekten ülkemiz çok kötü yönetiliyor, çok kötü bir noktaya doğru gidiyor. Kimse sesini çıkaramıyor. çıkaranları da alıp içeri atıyorlar. Ama biz susmayacağız, mücadeleye devam edeceğiz.”
PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şube Başkanı ve Akdeniz Bölge Sorumlusu Adnan Arslan, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın yürüttüğü “davet” trafiğine sert tepki gösterdi. Arslan, Alevi kurumlarına çağrıda bulunarak; “Arka planda karşıyız diyip ön planda esnek konuşmak bir Alevi kurumuna yakışmaz, tavrımız net olmalı” dedi.
Alevi toplumunun “Alevi Diyaneti” olarak tanımladığı ve kurulduğu günden bu yana tartışmaların odağında yer alan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, cemevlerine ve inanç önderlerine yönelik müdahalelerini sürdürüyor. PSAKD Altınova Şube Başkanı Adnan Arslan, kurumun son dönemde yoğunlaşan davetleri ve Alevi örgütlülüğünü bölmeye yönelik adımları hakkında önemli açıklamalarda bulundu.
“2 NİSAN RESEPSİYONU İÇİN TELEFON TRAFİĞİ YÜRÜTÜLÜYOR”
Cumhurbaşkanlığı tarafından 2 Nisan’da gerçekleştirilecek resepsiyon için birçok dede, ana ve kurum temsilcisinin arandığını belirten Arslan, iktidarın Alevi toplumunu kendi kurduğu yapı üzerinden dizayn etmeye çalıştığını vurguladı:
“Ali Arif Özzeybek’in birçok kurumu aradığını, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın 2 Nisan’da Çankaya Köşkü’nde bir resepsiyon veya sarayda bir yemek, tanışma vesilesiyle kurumları, dedeleri, anaları, babaları kim varsa aradıklarını biliyoruz. Bizleri arayamıyorlar. Çünkü biz duruşumuzu en başta gösterdik. Özzeybek cemevimize geldiğinde 45 dakika tartıştık. Kendisine; ‘Bende Aleviyim’ demesi üzerine, ‘Aleviyim demeyle Alevi olunmuyor; Alevi’nin özüne, sözüne, yoluna ve erkanına sahip olması gerekir’ diyerek tavrımızı koyduk.”
“TANIMADIĞIMIZ BİR KURUMUN TEMSİLCİSİYLE SOHBET ETMEYİZ”
Kurumun yerel düzeydeki temas çabalarını da reddettiklerini ifade eden Arslan, Antalya’da yaşanan bir diyalogu şöyle aktardı:
“Antalya’ya Fatoş Hanım diye birini görevlendirmişler. Bu kişi bizi 5-6 kez ısrarla aradı, ziyarete gelmek istediğini söyledi. Kendisine onu tanımadığımı söyleyince, ‘Ben de Varto’lu bir Alevi canınızım’ dedi. Eyvallah ama böyle bir kurumun yöneticisiyle bizim görüşmemiz söz konusu değil. Tanımadığımız bir kurumun yöneticileriyle ne konuşur ne de sohbet ederiz. Bizim nezdimizde bu kurumun meşruiyeti yoktur.”
“MÜSAİT DEĞİLİM DEMEK YETMEZ, REDDETMEK GEREKİR”
Arslan, bazı Alevi kurumlarının ve temsilcilerinin sergilediği “esnek” tutumu da eleştirerek, samimiyet çağrısında bulundu:
“Eğer bu başkanlığı tanımıyorsanız ona göre tavır koyacaksınız. ‘Müsait değilim, gelemiyorum, zamanım yok’ gibi geçiştirme cümleleri kabul edilemez. Arka planda karşıyız tanımıyoruz diyip, ön plana geldiğimiz zaman esnek konuşmak bir Alevi kurumuna yakışmaz. Önce samimi olmak lazım. Bizim talebimiz nettir: Önce cemevlerinin yasal statüsü verilsin. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı genelgesinde her şey açık; cami, havra, kilise nasıl ibadethaneyse cemevleri de öyle olmalıdır. Sen bunu yapmıyorsun ama ‘gel bizi tanı’ diyorsun. Bu samimiyetsizliktir.”
“PSAKD ÖRGÜTLÜLÜĞÜNDE BİR TANE BİLE BAĞLI ŞUBE YOK”
Başkanlığın paylaştığı “bize bağlı cemevleri” listesinin gerçeği yansıtmadığını savunan Arslan, sözlerini şu uyarıyla tamamladı:
“Önceki başkan Ali Rıza Özdemir, ‘şu kadar cemevi bize bağlı’ diye haberler yayınladı; bunların hepsi asılsızdır. PSAKD örgütlülüğü içinde oraya bağlı bir tek şubemiz yoktur. Eğer varsa çıksın açıklasınlar. ‘Buraya bağlanın, yardım alın’ mantığı Alevi inancına bir saldırıdır. Tanımıyorum diyip de kapalı kapılar ardında gizli gizli görüşenler de akıllarını başlarına alsınlar. Bu topluma ve yola ihanettir, kabul edilecek bir tarafı yoktur.”
PİRHA-İzmir’in Urla ilçesine bağlı Alevi köyü olan Bademler Köyüne İlçe Müftülüğü tarafından cami yapılma girişimine tepki gösterenPir Sultan Abdal Kültür Derneği Altınova Şube Başkan Yardımcısı Abdurrahman Karadağ, bunun Alevi köylerini asimile etme girişimi olduğunu belirtti.
Sanatsal faaliyetleriyle tanınan İzmir’in Urla ilçesindeki Alevi köyü Bademler’de cami yapılması için kaymakamlığa başvuru yapıldı. Cami talebinin, köye yakın zaman öncesinde dışarıdan göç eden yurttaşlar tarafından yapıldığı iddia edildi.
“KÖYLÜNÜN KÜLTÜR MERKEZİ TALEBİ GÖRMEZLİKTEN GELİNEREK CAMİ YAPILMAK İSTENİYOR”
Bademler Köyü’ne cami yapımına ilişkin konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şube Başkan Yardımcısı Abdurrahman Karadağ, “3 kişi cami istiyor diye cami değil, 100 kişinin kültür merkezi talebinin kesinlikle dikkate alınmalıdır” dedi.
“ALEVİ KÖYÜNE CAMİ YAPMA GİREİŞİMİ BİR ASİMİLASYON POLİTİKASIDIR”
Bademler köyüne cami yapılması girişiminden dolayı insanların rahatsız olduğunu belirten Karadağ, bu tür uygulamaların Alevi köylerini asimile etme girişimi olduğunu vurguladı.
“TOPLUMUN GENEL TALEBİ HER NE İSE ORAYA O HİZMET YAPILMALIDIR”
“Alevi yerleşim yerlerine cami yaparak insanları Sünnileştiremezsiniz” diyen Karadağ, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çoğunluğun talebi ihtiyacı camiyse cami olmalıdır. Biz camiye karşı değiliz. Ama doğru olan doğru yerde yapılmalıdır. Bununla ilgili İzmir’den bağlantı kurduğum arkadaşlarımız da çok rahatsızlar. Kesinlikle bunu kabul etmediklerini söylüyorlar. Bunun da kamuoyuyla paylaşılmasını istediler.”
PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şube Başkan Yardımcısı Abdurrahman Karadağ, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın cemevlerini “kültürel tesis” olarak tanımlamasına tepki gösterdi. Karahan, “Cemevleri Alevilerin ibadethanesidir. Kültürevi de deseniz, sosyal faaliyet alanı da deseniz, Alevilik inancını kabul etmeseniz de biz bu inancın mensuplarıyız. İnancımızı ve haklarımızı sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz” dedi.
Bakanlığın 22 Ocak’ta yayımladığı “Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği” değişikliğiyle birlikte cemevleri, imar mevzuatında “Kültürel Tesis Alanı” olarak tanımlandı. Düzenlemeye Alevi kamuoyundan tepkiler sürüyor.
PSAKD Altınova Şube Başkan Yardımcısı Abdurrahman Karadağ, yönetmeliğe ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.
“CEMEVLERİ BİZİM İBADETHANELERİMİZDİR”
Bakanlığın tanımını kabul etmediklerini belirten Karadağ, “Siz cemevlerine kültürevi de deseniz, sosyal faaliyet alanı da deseniz, biz Aleviyiz. Cemevleri bizim ibadethanelerimizdir” ifadelerini kullandı.
Hükümetin Aleviliği tanımamasına rağmen Alevilerin bu inancın mensubu olduğunu vurgulayan Karadağ, “Hükümet olarak Aleviliği kabul etmeseniz de biz bu inancın mensuplarıyız. İnancımızı sonuna kadar yaşamaya ve savunmaya devam edeceğiz” dedi.
Aleviliğin yalnızca bir kültür değil, bir inanç olduğunun altını çizen Karadağ, “Biz sadece bir kültür değiliz aynı zamanda bir inancız. Bizi tanımlamayın, bizi tanıyın. Bizi tanımlamak kimsenin haddi değildir. Biz kimseyi tanımlamadığımız gibi, bizim dışımızda kimse de bizi tanımlayamaz” diye konuştu.
Karadağ, bir Alevi olarak inancını ve kültürünü çocuklarına aktarmakla yükümlü olduğunu belirterek, bunun asli bir sorumluluk olduğunu ifade etti.
“ALEVİ BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞINI SAMİMİ BULMUYORUZ”
Hükümetin Aleviliği kültürel bir çerçeveye indirgediğini savunan Karadağ, bu yaklaşımın Aleviliği inanç olarak tanımadığının göstergesi olduğunu söyledi. Mücadelelerini sürdüreceklerini vurgulayan Karadağ, hükümet tarafından kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı kabul etmediklerini belirterek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarına rağmen Alevi çocuklarının zorunlu din derslerinden muaf tutulması ve cemevlerine statü verilmesi konusunda somut adım atılmadığını dile getirdi.
“Soruyoruz; Aleviler için ne yaptınız? Hangi faaliyetlerde bulundunuz?” diyen Karadağ, Suriye’de Alevilere yönelik katliamlara ilişkin de herhangi bir açıklama yapılmadığını savundu.
Başkanlığın yalnızca isimden ibaret olduğunu ileri süren Karadağ, “Sizleri samimi bulmuyoruz. Bırakın biz kendi kimliğimizi, öz benliğimizi ve inancımızı yaşayalım. Sizden ne maaş ne de bağış istiyoruz. Gölge etmeyin yeter” ifadelerini kullandı.
PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Altınova Cemevi’nde yoğun katılımla gerçekleşen Hızır Cemi’nde, Hızır’dan yardım beklemek yerine önce kişinin kendisinin Hızır olması gerektiği vurgulandı.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Cemevi’nde Hızır Cemi yürütüldü. Yoğun katılımın olduğu cem erkanını Hasan Dede Ocağı evlatlarından Hüseyin Doğan ile Kızıldeli Sultan Ocağı evlatlarından Dede Mustafa Sazcı yürüttü.
“HIZIR BİRLİĞİN BERABERLİĞİN DAYANIŞMANIN ADIDIR”
Sözlerine Alevi Bektaşi inancında Hızır’ın anlamına değinerek başlayan Hüseyin Doğan şunları söyledi:
“Alevi Bektaşi inancında Hızır, kelime anlamı olarak yeşil manasında telaffuz edilir. Farsçada yol gösterici ve kurtarıcı olarak bilinir. Hızır uyanışın, var oluşun, birliğin, beraberliğin, dayanışmanın, paylaşmanın, bolluğun bereketin, kolaylaştırıcılığın, iyiliğin, sevginin ve merhametin sembolüdür.”
Aleviler arasında güçlü bir birliğin yaratılması gerektiğine vurgu yapan Doğan, “Toplumsal dayanışma yaratabilirsek kimse bize karşı güç getiremez. Dayanışmayla, birlikte toplumsal barışı pekiştirirsek bizim sırtımızı kimse yere getiremez” dedi.
Dünyanın her bir yerinde ciddi gelişmelerin yaşandığına dikkat çeken Doğan, “Suriye’de kardeşlerimiz katledildi. Ama biz ne yapıyoruz? Sessiz kalıyoruz. Sokağa dökülün. Senin anayasal hakların var, bunu kullan. Bu bir hak, suç değil. Biz bunları yaparsak bir olursak, iri olursak, diri olursak ancak o zaman başarabiliriz” diye belirtti.
İnsanın önce kendisinin Hızır olması gerektiğini vurgulayan Doğan, “İnsanların bunu, kendine ilke edinmesi gerekir ki Hızır da ona yoldaş olsun. Eğer siz mazluma, yetime, açta, açıkta kalana, dostunuza, kardeşinize, arkadaşınıza, yakınlarınıza Hızır olmazsanız inanın Hızır da sizin yanınızda olmaz” dedi.
“ALEVİLERE KARŞI YOĞUN BİR ASİMİLASYON POLİTİKASI UYGULANIYOR”
Doğan’ın ardından söz alan PSAKD Altınova Şube Cemevi Başkanı Adnan Arslan ise yaptığı konuşmasında, Cemevinin sadece cem yapılan veya Hakk’a yürüme erkanlarının yapıldığı yer değil. Tabii ki bunları yapacağız bunlar bizim olmazsa olmazlarımızdır. Önemli olan dayanışmayı büyütmek çünkü üzerimizde baskı ve asimilasyon politikaları uygulanıyor. Bunlara karşı direnmemiz gerekiyor”
Suriye’de Alevilerin soykırımdan geçirildiğini belirten Arslan, “Bugün kardeşlerimiz katlediyorlar. 7 Mart 2025 yılında başlayan ve bir yıldır devam eden katliam hala tüm hızıyla devam ediyor. Bunu yapan da dinci gerici HTŞ örgütü. HTŞ’nin başındaki Colani’yi getirip Suriye’nin başına cumhurbaşkanı yaptılar ve Suriye’yi kan gölüne çevirdiler. Öfkeliyiz. Buna karşıda birlik ve beraberlik içinde olmamız lazım” dedi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının cemevlerini kreş, futbol sahası ve yaşlı bakımeviyle aynı görmesine tepki gösteren Arslan, “Cemevlerini ibadethane olarak görmeyen, kültür merkezi şeklinde böyle bir uygulamayı hayata geçiriyorlar. Cemevlerinin ibadet yeri olup olmamasını bunlara mı soracağız?” dedi.
Alevileri Alevi inancının dışında hiç kimsenin tanımlama hakkının olmadığını belirten Arslan, “Biz diyoruz ki bizi tanımlamayın, bizi tanıyın. Aleviler bu ülkede vardır. Bundan dolayı da ciddi bir asimilasyon politikasıyla karşı karşıyayız. Bu konuda gençlerimiz çok uyanık olmalıdır. İçimize sızmaya çalışıyorlar. Bunlara müsaade etmeyelim. Nasıl cemlerde birlik oluyorsak, cenazelerde birlik oluyorsak, bu konularda da birlik olalım.
Hızır ceminde gülbenglerin okunmasın ardından semahlar dönüldü. Çerağların sırlanması ile lokmalar pay edildi.
PİRHA- PSAKD Altınova Şube Başkanı Akdeniz Bölge Sorumlusu Adnan Arslan, Suriye’de Alevilere yönelik şiddet eylemleri ve katliamın HTŞ’nin iş başına geldiği günden bugüne devam etmesine rağmen dünya kamuoyunun ve insan hakları kuruluşlarının seyretmeye devam etmesini anlamadığını belirterek, “Alevilere yönelik yapılan katliamlara karşı çıkmak bir insanlık görevidir!” dedi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şube Başkanı Adnan Arslan, Suriye’de Alevilere yönelik yapılan saldırılarla ilgili PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.
“SURİYE’DE HTŞ VE ÇETELERİNİN ALEVİLERE YÖNELİK KATLİAMI HİÇİR ZAMAN DURMADI”
Suriye’de HTŞ göreve getirildiğinden bugüne Alevi katliamının hiçbir zaman durmadığını belirten Adnan Arslan, “Artık Suriye’de bir Yavuz var. Nasıl ki Osmanlı döneminde bir Yavuz Sultan Selim geldi. Resmi rakamlara göre 40 bin Alevi katlettiyse Suriye’de de bugün o yaşanıyor. Ama maalesef dünya buna seyirci kalıyor” dedi.
“SURİYE’DE ALEVİLERE DÖNÜK SOYKIRIM YAPILIYOR”
Suriye’de bir insanlık suçu işlendiğinin altını çizen Arslan, “Bir soykırım yapılıyor. Evler kundaklanıyor evinde insanlar diri diri katlediliyor. Sebep ne? Niye yapıyorlar? Alevilik inancı yok edilmek isteniyor, yapılan ırkçılık başka bir şey yok” diye belirtti.
“ALEVİLER KARŞI YAPILAN KATLİAMLARA KARŞI ÇIKMAK BİR İNSANLIK GÖREVİDİR”
Uluslararası insan hakları örgütlerinin bu yaşanan katliam karşısında sessiz kaldığına dikkat çeken Arslan, “Hiç kimse sesini çıkartmıyor. Türkiye’deki Alevi kurumları daha öncesinde yaşanan katliamla ilgili Suriye’ye gitme taleplerini Dışişleri Bakanlığına iletmelerine rağmen izin çıkmadı. Ne yazık ki orada insanlar suçsuz yere öldürülüyor. Türkiye rejimi ve dünya buna seyirci kalıyor. Kimse sesini çıkartmıyor ve de halen bu katliamlar devam ediyor. Nerede bu insan hakları kurumları? Ne yapıyor? Niye sessizler?” diyerek sessizliğe tepki gösterdi.
Alevi örgütleri olarak Suriye’de yaşanan katliamlara karşı sessiz kalmayacaklarını belirten Arslan, “Gereken tepkimizi tüm Türkiye’ye yayacağız. Bütün şubelerimizde ‘Suriye’de soykırım var, soykırım devam ediyor ‘diye pankartlar asacağız. Halkımızı bu yönde de bilgilendirmeye çalışacağız. Önümüzdeki günlerde geniş katılımlı bir basın açıklaması planlıyoruz. Antalya’da Alevi çatı örgütlerimizin aldığı karar doğrusunda hareket edeceğiz. Eğer yapılan soykırıma sessiz ve seyirci kalırsak Alevilik‘ten öte insanlığımızı kaybederiz. Binlerce on binlerce insan yurtlarında oldu. Nereye gittikleri, nereye götürdükleri bilinmiyor. Bu kabul edilecek bir durum değil” diye konuştu.
” MÜCADELE ETMEKTEN GERİ DURMAYACAĞIZ”
Suriye’deki mevcut rejimin Aleviler yok etmek için soykırım yaptığını ifade eden PSAKD Altınova Şube Başkanı Adnan Arslan, konuşmasının devamında şunları belirtti:
“Nasıl ki Kerbela’da Muaviye Alevilerin soyunu bitirin demişti, bunlar da aynı bu zihniyetin devamı. Onun için Alevilerin soyunu tüketmeye çalışıyorlar. Bu zihniyete karşı gereken tavrı ve mücadeleyi sürdürecek bu duruşumuzdan asla ve asla vazgeçmeyeceğiz.”
PİRHA- Kızıldeli Ocağı Yol Yürütücüsü Mustafa Sazcı, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Altınova Şubesi Dedesi Hüseyin Doğan’ın Ocakzadeler Meclisi toplantısına katılıp ardından Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanı Ali Rıza Özdemir’i ziyaret etmesine tepki gösterdi. Sazcı, “Hüseyin Doğan’ın hizmet yürüttüğü hiçbir yerde bulunmayacağız, yaptıklarını toplumun önünde yüzlerine vuracağız” dedi.
Alevi örgütlerinin ve Alevi toplumunun karşı çıkmasına rağmen bazı derneklerin temsilcileri ve bazı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı ve kurumun başına getirilen Ali Rıza Özdemir’i ziyaret ediyor, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın toplantılarına katılıyor.
Geçen haftalar AKD Antep Şubesi yönetiminin ardından Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Altınova Şubesi dedesi Hüseyin Doğan’ın da Cemevi Başkanlığı’na gittiği ortaya çıktı.
Söz konusu ziyaretlere ve görüşmelere tepki gösteren Kızıldeli Ocağı Yol Yürütücüsü Mustafa Sazcı, PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.
Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kurulduğu dönemde “Alevi uzmanlara” dedelere, zakirlere maaş bağlanacağı konusunun kamuoyuna yansıdığını belirten Kızıldeli Ocağı Yol Yürütücüsü Mustafa Sazcı, “Tüm ocaklar gibi Şah Kalender Veli Ocağı, Baba Mansur Ocağı gibi Anadolu’da bulunan Kızılbaş Ocaklar bu konuya ilişkin tepkilerini ortaya koydular. Ancak içimizde çürük elmaların ve Hızır paşaların olduğunu biliyorduk. Bugün bizimle birlikte tepkisini ortaya koyanlar sarayın o yağlı ekmeğini gördükten sonra nitekim dediğimiz gibi oldu” dedi.
“CEMEVİ BAŞKANLIĞI’NIN DOĞRUDAN DESEKÇİLERİ”
Sazcı, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na Ali Rıza Özdemir’in atanmasıyla birlikte Alevi toplumunun reddettiği Ocakzadeler Meclisi’nin Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı içerisinde daha etkin rol aldığına dikkat çekti. Sazcı, “Ocakzadeler Meclisi’nin, daha önce de Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı destekler nitelikte söylemleri vardı, ancak Ali Rıza Özdemir’in gelmesi ile birlikte doğrudan müdahil ve destekçisi oldular” dedi.
Hüseyin Hürrem Ulusoy’un, Ali Timurtaş Özmen’in, Ocakzadeler Meclisi’nin, Üniversiteli Alevi Gençlik Derneği’nin doğrudan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı çalışmasının bileşen haline geldiğini belirten Sazcı, Üniversiteli Alevi Gençlik Derneği’nin Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın alacağı her karara ortak olacakları yönünde açıklama yaptıklarını hatırlattı.
Sazcı, “Bu süreçte genel merkezlerin günlük siyasete müdahil olma veya yerel seçimlerde alınacak tavırlar gibi gündemlere boğulmaması gerekiyor. Çünkü bizim daha acil ve daha önemli bir sorunumuz var. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Ali Arif Özzeybek’e nazaran daha tehlikeli bir boyuta geldi. Bu tehlikeyi bertaraf edebilmek için denetimli bir süreç işletmek gerekiyor” dedi.
Alevi Kültür Dernekleri’ne bağlı Antep Şubesi yöneticilerinin, depremde yıkılan cemevinin tadilatı için Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na yaptığı ziyareti hatırlatan Mustafa Sazcı, Cemevi Başkanlığı’ndan ödenek istemesine tepki gösterdi.
Geçen hafta içerisinde Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Altınova Şubesi’nin dedesi Hüseyin Doğan’ın Ankara’da yapılan Ocakzadeler Meclisi toplantısına katılmasının ardından Ali Rıza Özdemir’i ziyaretine ilişkin de Sazcı, şunları kaydetti:
“PSAKD Altınova Şubesi; gerici, doğrudan devlet destekli Ocakzadeler Meclisi’ne katılan Hüseyin Doğan’ın şaibeli bu sürecini nasıl aydınlatacaklar? Görevden alacaklar mı? Cemlerde dedelik yaptıracaklar mı? Antalya’da örgütlü bulunan Alevi kurumlarının ve Alevi Bektaşi topluluğunun aklındaki temel soru ve merak edilen konu bu.”
“HER YERDE TEŞHİR EDECEĞİZ”
Hüseyin Doğan ile hiçbir şekilde ilişki geliştirmeyeceklerini belirten Kızıldeli Ocağı Yol Yürütücüsü Mustafa Sazcı, “Bizim tepkimiz açık ve net. Hüseyin Doğan’ın hizmet yürüttüğünü iddia ettiği hiçbir yerde bulunmayacağız. Bulunduğumuz yerlerde de Hüseyin Doğan ve Tarık Etçioğlu gibi isimleri teşhir edeceğiz ve toplumun önünde yaptıklarını yüzlerine vuracağız” dedi.
PİRHA- PSAKD Altınova Şubesi’ni ziyaret eden DİSK Emekli-Sen Antalya Şubesi, insanca yaşam ve sendikal hakları için 10 Aralık’ta Ankara’da düzenleyecekleri mitinge dair görüş alışverişinde bulundu.
Emekliler Dayanışma Sendikası, Tüm Emeklilerin Sendikası ve DİSK Emekli Sen, insanca yaşam ve sendikal hakları için 10 Aralık saat 13.00’te Ankara Anıt Park’ta Büyük Emekli Mitingi düzenleyecek.
Miting öncesi Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şubesi Cemevini ziyaret eden DİSK Emekli-Sen Antalya Şubesi, emeklileri sorunlarına dair ileriki süreçte ortaklaşma ve mücadele etmeye dair görüş alışverişinde bulundu.
10 ARALIK EMEKLİ MİTİNGİ
Ziyarette konuşan DİSK Emekli -Sen Antalya Şube Başkanı Seracettin Saraç, “Altınova Cemevi ile birlikte emeklilerin mücadelesi ile ilgili olarak önümüzdeki süreç içerisinde nasıl mücadele edebiliriz, neleri paylaşabiliriz, mücadele şeklimiz neler olabilir diye görüş alışverişinde bulunduk. Önümüzdeki 10 Aralık’ta Ankara mitingimiz var. Bu konuda birbirimize nasıl katkıda bulunabiliriz diye bir görüşme istemiştik. Karşılıklı olarak hem önümüzdeki emeklilerin Ankara’daki mitingi hem de daha sonraki süreçte Kepez bölgesinde birbirimize ne tür katkılarımız olabiliriz konusunu konuştuk, paylaştık. Emeklinin bin bir türlü derdi var. Emekliler zaten tek bir katman değil. İşçisi var, köylüsü var, memuru var, milletvekili var. Birçok katmandan oluşan zor bir yapı. Bütün bunlarla ilgili olarak süreç içerisinde Türkiye genelinde DİSK Emekli-Sen olarak neler yapabileceğimiz konusunda karşılıklı görüş birliği içerisinde bu mücadelemizin devamını sağlayacağımıza inanıyorum” dedi.
“ALEVİLER DE SNDİKALAR DA AYNI GEMİDE”
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Altınova Şube Başkanı Adnan Arslan ise sendikaların da Alevi örgütlerinin de ekonomi kriz, işsizlik gibi konulardan etkilendiğini söyledi. Arslan, “Özellikle ekonomik sıkıntıların olduğu bir dönemde emeklilerin 7.500 lira maaşa talim ettiği bir ortamda nasıl sahada birlikte mücadele veririz, nasıl örgütlenebiliriz konusunda görüşlerini belirttiler. Bizde bu konuyu yönetim kurulları ile birlikte sahada nasıl ortaklaşırız, hangi çalışmaları yürütürüz gibi konuları paylaştık. Çok önemli konuları konuştuk, önemli konulara vurgu yaptık. Sonuçta sendikalarda, Alevi örgütleri de hepimiz aynı geminin içindeyiz. Bu gemiyi batırmadan su aldırmadan karaya yanaştırmak lazım. Çünkü Türkiye’nin sistemi de kötü bir yönetimle gidiyor. Bir yanda ekonomik kriz, bir yanda işsizlik bir yanda, ötekileştirme ve bir yanda insan hakları ihlalleri var. Bundan dolayı da konuştuk tartıştık ve bazı konularda hem fikir olduk. Ziyaretlerinden dolayı geldikleri için kendilerine teşekkür ediyorum” diye konuştu.
PİRHA-Hükümetin okullara imam atamasının ardından mescit zorunluluğunu getirmesine tepki gösteren Hasan dede Ocağı’ndan Hüseyin Doğan, “Türkiye laik ve sosyal bir hukuk devleti ise bir okulda mescit olması doğru bir şey değil” dedi.
Millî Eğitim Bakanlığı’nın 2022-2023 örgün eğitim istatistikleri de gösteriyor ki kamusal eğitim yıldan yıla geriye gidiyor. Buna yerine özel öğretim ve dini eğitim odaklı okullar teşvik ediliyor. Eğitim alanındaki ticarileşme ve dinselleştirme politikaları ise yeni yüzü ile günden güne kamuoyuna açıklanıyor.
14 Ekim’de yapılan duyuru ile Millî Eğitim Bakanlığı, Okul Öncesi Eğitim Yönetmeliğinde bir değişiklik yaparak ‘Katkı payı’ alınmasını zorunlu hale getirdi. Bununla birlikte ÇEDES projesiyle okullarda imamların derse girmesine olanak sağlayan MEB, şimdi de okul öncesi eğitim kurumlarında mesciti de zorunlu kıldı.
Uzmanlar, devlete ait olan 60 bin 734 okulda bu uygulamaların hayata geçirilmesinin yeni krizlere de sebep olacağına vurgu yapıyor.
AKP hükümeti tarafından okullara imam atanması ve ardından anaokullarına mescit açılmasının zorunlu hale getirilmesine ilişkin Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şubesinde hizmet yürüten Hasa Dede Ocağı evlatlarından Hüseyin Doğan, PİRHA’ya açıklamada bulundu.
“BİZİM İNANCIMIZA UYMAYANI KABUL EDEMEYİZ”
Mevcut idarenin, öğrencilerin ve ailelerin sahip olduğu inançlarını görmezden geldiğini söyleyen Doğan, “Bizim anayasamızın 2’inci maddesinde ‘ülkemiz laik, demokratik, sosyal ve hukuk devletidir’ olarak geçiyor. Eğer bir hukuk devleti isek herkes inancını rahat bir şekilde yaşaması gerekir. Yine anayasanın 24. maddesinde din ve vicdan özgürlüğü vardır. Zaten dinde kesinlikle zorlama yoktur. Onun içindir ki bizim inancımıza uymayan bir şeyi kabul etmemiz kesinlikle imkansızdır. Evet din kültürü ve ahlak bilgisi zorunlu eğitim olarak anayasada vardır ama din dersi milli eğitimin müfredatında o branşa tabi öğretmenler tarafından verilmesi gerekir diye geçiyor. Yani 4 yıllık üniversiteyi bitirmiş din kültürü ve ahlak bilgisi okumuş olan bir kişinin vermesi gerekiyor. İmam hatip lisesini bitirip gelen bir imamın vermesi gerekmiyor” dedi.
“OKULLARA MESCİT PROJESİ DOĞRU DEĞİL”
Doğan, okullara mescit açılmasının kabul edilemeyeceğini söyleyerek, “En önemlisi de inanç olarak biz zaten çocuklarımızı akıl bali olana kadar okula gitmeden önce çocuklarımıza edebimizi, erkanımızı, yolumuzu, inancımızı zaten öğretiyoruz. Bize uymayan inancı da başkasının bize öğretmesini asla müsaade etmeyiz. Türkiye laik ve sosyal bir hukuk devleti ise bir okula mescidin yapılması bizim inancımıza ve kültürümüze göre doğru bir şey değil. Zaten herkes inancını camilerde, cemevlerinde istediği şekilde yapıyor” diye konuştu.
PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Altınova Şubesi’nde kahvaltılı toplantıda Akdeniz Bölge Gençlik Meclisi oluşturuldu. Kahvaltılı toplantıda konuşan PSAKD Genel Başkanı Cuma Erçe, gençlerin önünün açılması gerektiğini vurguladı.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PPSAKD) Altınova Şubesi’nde Akdeniz Bölge Gençlik Meclisi oluşturuldu.
PSAKD Altınova Şubesi’nde gerçekleştirilen Akdeniz Bölge Gençlik Meclisi toplantısı öncesi verilen kahvaltıya, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe, Genel Sekreter İsmail Ateş, Örgütlenme Sekreteri Ezgi Türkyılmaz, Genel Merkez Gençlik Sorumlusu Erdal Aksoy, Genel Merkez Disiplin Kurulu Başkanı Metin Hakverdi, Alanya Şube Başkanı Meral Altun ve yönetim kurulu üyeleri, Antalya Şube Başkanı Hasibe Akpınar, HBVAKV Genel Başkan Yardımcısı Döşemealtı Cemevi Başkanı Binali Efe, PSAKD Gençlik Meclis Sorumlusu Arif Can Koçer, Marmara Gençlik Meclis üyesi Berk İğdeli, Yeşil Sol Parti Antalya Milletvekili Adayı Fırat Eren ve Yeşil Sol Parti Gençlik meclis üyeleri katıldı.
“GENÇLERİN ÖNÜNÜ AÇALIM”
Kahvaltı sonrasında PSAKD Altınova Şube Cemevi Başkanı Akdeniz Bölge Sorumlusu Adnan Arslan, yaptığı konuşmada, “Altınova şubesi olarak gençliğe çok önem veriyoruz. 6 yaş ile 13 yaş arası 17 çocuk var. 12 tanesi hizmet ve semah hizmeti yürütüyor. Artık örgüt gençleşsin. Gençlerin önünü açalım. Biz tecrübelerimizi gençlere aktaralım onlara maddi manevi destek vererek görevlendirip bu yolu sürdürelim” dedi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Cuma Erçe de, “Özellikle gençlere söylüyorum 20’li yaşlarda ben Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası’nda (Eğitim Sen) başkanlık yaptım. Alevi kurumlarında Adnan başkanın da söylediği gibi genç canlara, gençliğe ihtiyacımız var” dedi.
“GENÇLERİN YOLA SIKI SIKIYA SARILMASI GEREKİYOR”
Erçe şöyle devam etti:
“Gençlik gelecektir ifadesini edebiyat olmaktan çıkarmak zorundayız. Gençlerin bu yola sıkı sıkıya sarılması, sahip çıkması gerekiyor. Adnan başkanım da siz de burada söz verdi ben de sözümü veriyorum. Antalya muhafazakâr bir kent, acaba Antalya’da kaç Alevi yaşıyor? diye insanlara sordum. 250 bin diyen, 300 bin diyen, 500 bin diyen oldu. Sayısal olarak bilmiyoruz ama yüz binlerce Alevinin yaşadığı bir kentteyiz. Alanya’da şu anda bir cemevi yükseliyor, inşaatı devam ediyor. Oraya yardımcı olalım, orayı da Altınova gibi güzel bir cemevine kavuşturalım.
Niçin Antalya’da bir cemevimiz olmasın Hasibe başkana (Hasibe Akpınar) yönetime yardımcı olalım. Orada da bir cemevi yükseltmek için gayret ve çaba içerisinde olalım. Antalya’da örgütlenemediğimiz ilçeler var biliyorsunuz. Manavgat’ta bir örgütümüz vardı. Ne yazık ki Şube başkanımız Hakk’a yürüdü sonra da toparlayamadık.Niçin Manavgat’ta, niçin Kumluca da olmasın. Adnan Başkanın yanında yer alın ve Antalya’nın dört bir yanında örgütümüzü büyütelim.”
Hala örgütlenemedikleri bölgeler olduğunu söyleyen Cuma Erçe, “Hem de buralar Alevi yoğunluğunun çok olduğu yerler. Birçoğunuzun memleketi. Niçin Kozan’da, Adana’da, Ceyhan’da örgütlenemeyelim. Niçin Çorum’da, Amasya’da, Elazığ’da Erzurum’da bunun gibi Alevilerin yoğun yaşadığı yerlerde örgütümüz yok? El birliği ile güç birliği ile buralarda çoğalalım. Niçin Zara’da İmranlı da şubemiz yok? Buralarda çoğalalım. Benim inancım çok yüksek, umudum çok büyük yapabilir örgütlenebiliriz” diye konuştu.
“TARİH BU DÖNEMİ YAZACAK”
“100 yıllık cumhuriyetin 21 yılını alan bir hükümet tek adam rejimiyle, bir diktatöryal sistemle karşı karşıyayız ve bu sistemi sona erdirecek olan bir iradenin açığa çıktığı bir dönemdeyiz” diyen Erçe şunları kaydetti:
“Tarih bu dönemi yazacak ve bu görevi zaferle taçlandıracağız ya da söylemek istemiyorum başımıza neler geleceğini herkes biliyor. Elbette ki mücadele bitmeyecek ama bir zaferle taçlandırmanın arifesinde olduğumuzu bilmenizi isterim. O nedenle 14 Mayıs seçimlerinde o günü işim çıktı, o gün falanca yere gidecektim, dişim ağrımıştı, bizim torun gelmişti gerekçelerinden kurtularak nerede olursak olalım sandık başına gideceğiz, sandık başına gitmek zorundayız. Sandık başına gittiğimizde de ne yapmanız gerektiğini zaten biliyorsunuz. Aleviler tarih boyunca bunun hep farkında olmuştur Hakk ve hakikat mücadelesi yanında yer almıştır. Mazlumun yanında, zalimin karşısında durmuştur.
Bugün bir zalimi gönderme arifesindeyiz. Bu zalimden kurtulmak için gerçekten emekten, demokrasiden, özgürlükten de yana olan milletvekillerimizi meclise göndereceğiz Ama bu ceberut yapıyı da tarihte hak ettiği yere göndereceğiz. Kemal Kılıçdaroğlu’nun yolu açık olsun.”
Gençlikten Sorumlu Genel Merkez Yöneticisi Erdal Aksoy ise, “Bizler PSAKD Genel Merkez yöneticileri olarak bu yola baş koymuş sizler de bu yola baş koymuş canlarız. Dedelerimizin emeklerine sağlık, burada güzel çalışmalar yürütüyorlar, gençlerimize, kendi yolumuza, erkânımıza, inancımıza dair öğretileri oluyor emeklerinize sağlık” dedi.
“YOLUMUZDAN TAVİZ VERMEDİK”
Aksoy şunları ifade etti:
“Tarihten bugüne kadar biz yok sayılmış bir topluluğuz. Bizler bu koşullara kolay gelmedik, bedeller ödeyerek bu hale geldik ve inancımızdan yolumuzdan erkânımızdan hiçbir zaman kimseye taviz vermedik. Bizim dedelerimiz, atalarımız, büyüklerimiz, nasıl ki bir yol için, erkan için kendi canlarını ortaya koymuşlar ise bizler de bu yolun neferleri olarak, bu yolun gelecek kuşaklarla devam etmesi için biz de kendi bedellerimizi ortaya koyuyoruz.”
Konuşmaların ardından Akdeniz bölgesinin farklı illerinden gelen gençlerle PSAKD Genel Merkez Yönetimi’nin, Akdeniz Bölge Gençlik Meclisi’nin seçimi için kapalı toplantı gerçekleştirildi.
PİRHA- PSKAD Altınova Şube Başkanı Adnan Arslan, Akdeniz Gençlik Meclisi kuracaklarını belirterek, “Artık örgüt gençleşsin. Gençlerin önünü açalım. Biz tecrübelerimizi gençlere aktaralım onlara maddi manevi destek vererek görevlendirip bu yolu sürdürelim” dedi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Altınova Şubesi Cemevi Başkanı Adnan Arslan 29 Nisan’da kurulacak Akdeniz Gençlik Meclis’ini PİRHA’ya anlattı.
“ARTIK ÖRGÜT GENÇLEŞSİN”
PSKAD Altınova Şube Başkanı Adnan Arslan, şunları söyledi:
“Altınova şubesi olarak gençliğe çok önem veriyoruz. 0-6 yaş ile 13 yaş arası 17 tane gencimiz var. 12 tanesi hizmet ve semah hizmeti yürütüyor. 18 ve 25 yaş arasında 25 civarında gencimiz var. Biz gençlerle bir ay önceden de toplantı yaptık. Belli periyotlarla belli konular üzerinde tartışıyoruz. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak yaptığımız tüzük değişikliği ile gençlik ve kadın meclisi oluşturulması için tüzüğe bir ibare koyduk. Marmara Gençlik Meclisimiz kuruldu, Ege Gençlik Meclisi kuruldu şimdi Akdeniz Gençlik Meclisi’ni kuruyoruz. 29 Nisan’da cumartesi günü Altınova Cemevi’nde kahvaltının ardından genel başkanımız ve gençlik sekreterimizin katılımıyla Akdeniz Gençlik Meclisi’ni kuracağız. Burada Alanya şubemiz var, Antalya şubemiz var. Tarsus şubemiz gelebilirse çok iyi olur. Onun ötesinde diğer canlarımıza da mesaj atacağız Akdeniz gençlik meclisi kuruluyor diye. Onları da kahvaltıya davet edeceğiz. Artık örgüt gençleşsin. Gençlerin önünü açalım. Biz tecrübelerimizi gençlere aktaralım onlara maddi manevi destek vererek görevlendirip bu yolu sürdürelim.”
“1MAYIS’TA ALANLARDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Seçim güvenliği ve 1 Mayıs için çalışmalarını sürdürdüklerini ifade eden Arslan, “Önümüzde 1 Mayıs var 1 Mayıs’ta biz hep alanlarda olduk olmaya da devam edeceğiz. 1 Mayıs için de gençlere görev vereceğiz. Ayrıca seçim güvenliği ile ilgili de toplantılar yaptık. Seçim güvenliğini sağlamak için Altınova genelinde gençlere görev vereceğiz. Nerede hasta yaşlı var veya aracı yok gelemiyorsa gençler alıp getirip oylarını kullandırıp götürüp bırakacak. Çünkü Altınova’yı biz biliyoruz ve bunu sağlayacağız. Bu konuda da ciddi çalışmalar yapıyoruz” dedi.
PİRHA- PSAKD Antalya Altınova Şubesi’ndeki Birlik Ceminde konuşan Dede Hüseyin Doğan, “Bize düşen görev kinden, nefretten uzak durmaktır. Bunlara uyarsak birliği de, beraberliği de sağlamış oluruz. Huzuru da, güveni de bulmuş oluruz. O zaman da bir oluruz diri oluruz” dedi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Altınova Şubesi’nde Birlik Cemi yapıldı.
Cem, Baba Mansur Ocağı Dedesi Hüseyin Moğultay, Hüseyin Doğan ve Zakir Cemil Per tarafından yürütüldü.
“KİNDEN, NEFRETTEN, KİBİRDEN UZAK DURMALIYIZ”
Dede Hüseyin Doğan, birlik olan yerde dirlik olduğunu, birlik olan yerde huzur, sevgi, barış ve kardeşlik olduğunu belirterek, “Peki, bunları yapmak için bize düşen görev nedir? Bize düşen görev kinden, nefretten uzak durmaktır. Gururdan, kibirden, senlikten, benlikten uzak durmamız, kimseye garez, iftira atmamamız, yalan söylememiz, zinadan uzak durmamız, kimsenin malına, ırzına, namusuna, göz dikmememiz gerekir. Senin olmayan bir şeyi zorla veya gizlice almamamız, çalmamamız, insanlara tepeden bakıp üstünlük taslamamamız gerekir. Adam kayırıp, insan ayrımı yapmamak gerekir. Sana inanan, bel bağlayan insanları asla ve asla satmamak, inkarcı olmamak, insanları aşağılayıcı, alaycı davranmamak, büyüklere saygısızlık etmemek, haram lokma yememek, küfür ve nefret söylemlerinden uzak durmamız gerekir. 1000 kere mazlum olsanız da her ne sebeple olursa olsun herkesi can bilmek ve asla bir cana kıymamak gerekiyor” ifadelerini kullandı.
“BİRLİK OLURSAK HER ZAMAN DAHA GÜÇLÜ OLURUZ”
Doğan sözlerine şöyle devam etti:
“Bu saydığımız şıklara uyarsak birliği de, beraberliği de sağlamış oluruz. Huzuru da, güveni de bulmuş oluruz. O zaman ne oluruz bir oluruz diri oluruz. Her zaman her yerde hakkımızı savunur ve hakkımızı fazlasıyla alırız. Çünkü Şah-ı Merdan Ali diyor ki, ‘Haksızlık karşısında susmayınız, susarsanız hakkınızla birlikte şerefinizi de kaybedersiniz’ diyor. Ve yine Muhammed Mustafa diyor ki, ‘Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.’”
Birlik Ceminde yapılan konuşmaların ardından 12 hizmet erkanı görüldü. Çerağlar uyandırıldı, deyişler söylenip, semahlar dönüldü.
Dedenin lokma gülbengi vermesinin ardından lokmalar pay edildi.
PİRHA-Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şubesi ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şubeleri’nde Muharrem Orucunun sona ermesiyle birlikte aşure lokması paylaştırıldı.
Aleviler, 12 gün boyunca tuttukları Muharrem (Yası Kerbela) Orucunu tamamladı ve aşure lokmaları paylaştırılıyor.
Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Antalya Şubesi’nde Muharrem Orucunun sona ermesiyle birlikte aşure lokması paylaştırıldı.
Antalya Muratpaşa kaymakamı Dr. Orhan Burhan HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, PSAKD Antalya Şube Başkanı Adnan Arslan ve YK üyeleri HDP Antalya il YK üyeleri İyi parti il, ilçe YK üyeleri, Antalya Tahtacılar Derneği Başkan ve YK üyeleri çok sayıda yurttaşın katıldığı Aşure lokması Arzuman ocağı mensuplarından Şehriban Acar Mutluer’in okuduğu gülbeng ve ardından yakılan çerağlarla başladı.
“MATEM ORUCU SADECE KERBELA’DA YEZİD’İN ZULMÜYLE KATLEDİLEN 72 CAN İÇİN DEĞİLDİR”
Alevilerin matem ayında olduğunu belirten HBVAKV Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, “Aleviler Kerbelayı anlatmak, günümüzün Kerbela’larına dikkat çekmek, zalimler ile mazlumlar arası yaşanmış ve yaşanan hakikatleri göstermek için, her yıl Matem ayını muhabbet içinde yaşarlar. Kerbela’da Hüseyni duruş direnişin, Hür ise Yezid’e biat ederek ölmek yerine, haklının ve mazlumların yanında hak ve adalet için ölümü göze almanın adıdır. Zeyneb ise KerBela’nın dilidir. Zalimin zulmüne zalimin sarayında haykıran cesaretin adıdır. Akıl ile vicdanın, masumiyet ile mazlumun, geçmişin acılarından geleceğin aydınlık kapılarına açılan muharrem erkanlarındaki muhabbettir. Matem orucu sadece Kerbela’da Yezid’in zulmü ile canlara zalimce kıyılmış yetmiş iki can için değildir. Bu yeryüzünde keder-acı-hüzün ve zulmün ve belaların buluştuğu, Dersim, Sivas, Çorum, Maraş, Suruç, Ankara Garı, Taksim 1 Mayıs, Gezi, Roboski, 6-7 Eylül olayları, Ortadoğu, Afrika, Asya’da ve son günlerde yaşadığımız bölgelerdeki yangın ve sel felaketlerinde yitirdiğimiz canların, yeryüzünde yaşanmış ve yaşanan tüm KerBela’larda katledilmiş insanlar ve tüm canlıların davası içindir. Bu niyetle; Kerbela’da yitirdiğimiz Hüseyin ve yoldaşları için, Kerbelalaşan tüm coğrafyalarda yitirdiğimiz canlar için, zalimlerin zulmüne karşı, mazlumun, adaletin, barışın, sevginin ve insan haklarının yanında olanlar için, tuttuğumuz yas ve orucumuz, aydınlık bir gelecek için yaptığımız muhabbetler, paylaştığımız hak lokmaları kabul ve makbul olsun” dedi.
“BUGÜNDE HER YER KERBELADIR”
HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül ise şunları söyledi:
“Aşure lokmasının hizmetini ve de aşure lokmasını pay etmek üzere burada bulunmak ibadetlerden birisidir. Yatsı Kerbela hizmeti niyeti ve ibadeti yürütülürken günümüz tabiriyle final hizmeti, final ibadeti niyetinde aşuremizi pay edeceğiz. Canlar lakin aşureyi pay etmeden önce şu hakikati ifade etmek lazım. Kerbela‘nın Abbasi döneminde yasaklandığında nasıl ki her yer kerbela her yer aşure idiyse bugün de her yer Kerbela her yer aşuredir. Antalya hakkın, hakikatin, aşıklarının, sadıkların yurdudur. Şah Kulunun yurdu, Aptal Musa’nın yurdu, hakka hizmet için, hakka vasıl olmuşların yurdu, bu hakikati de bilmek lazım. Bu anlamda 72 millete bir nazarda bakan Hünkâr Hacı Bektaş Veli aşkına Türkiye’nin tüm halklarına, tüm inanç gruplarına, eşit bakan, eşit algılayan, özgürlüklere, varlığa, birliğe, hizmet edenler aşkına hepinizin sevgi ve saygıyla selamlıyorum” dedi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şubesi’nde aşure lokması paylaştırıldı. Buradaki ekinliğe HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, HBVAKV Antalya Şube başkanı Nurettin Erdoğan ve YK üyeleri HDP Antalya İl YK üyeleri ve kurum temsilcileri katıldı.
Pandemi koşullarından dolayı sınırlı sayıda Alevi canların katılım gösterdiği aşure lokması Baba Mansur mensuplarından dede Hüseyin Moğultay lokma gülbengi ardından çerağ uyandırtılmasıyla başlayan etkinlik Zakir Cemil Perin söylediği nefeslerle devam etti.
“KERBELA’DA VAHŞET YAŞANDI”
Pir Sultan Abdal Altınova Şubesi başkanı Adnan Arslan yaptığı konuşmada, “Takvimlerle 10 Ekim 680’i gösterdiğinde Kerbela’da vahşet yaşandı. Kerbela’dan Hz. Muhammed’in torunları Fatma anamızın ciğer pareleri şehit edildi. O günden bugüne biz onların yasını tutmaya devam ediyoruz, edeceğiz de. 2 senedir pandemiden dolayı Muharrem etkinliklerimizi, cemlerimizi ve aşurelerimizi gerçekleştirememiştik. Umarım ülkemiz bu koronavirüs belasından kurtulur ondan sonra etkinliklerimizi yapabiliriz” dedi.
“KERBELA HER AN, HER DAKİKA OLUYOR”
Kerbela ile olan uzaklığımız yüreğinizle diliniz arasındaki mesafe kadar kısa olduğunu belirten Kemal Bülbül, “Aklınızla ve duygunuzla mesafeyi kapsayacak kadardır. Kerbela her an, her dakika oluyor Kerbela’da sadece 72 insanın katledilmesinden ibaret bir katliam değil, o Kerbela’da hakikat, adalet, metamet, inayet ve insanlığa dair ne varsa o zalimler tarafından katledildi. Kerbelada katledilenleri, Hüseyin’i anmak öyle bir şey ki susamış bir çocuğun dilinde yarattığı duygunun su ile buluşması, bir ananın yüreğinde evladını acını yaşamasıdır, sıradan bir şey değildir. Kerbela‘nın devri daimleri vardır şu anda içinde bulunduğumuz makamla, mekanla çok ilgisi vardır. Sivas’ta katledilen 33 canımız Hüseyin’in devri daimleridir. O katliamda yaşamını yitirenlerin en küçüğü olan Koray Kaya masumu parktır. Bugün Berkin Elvan, Ali İsmail Korkmaz günümüzün masunu parklardır. Bu mazlumu parklara zulmedenler, katledenler günümüzün yezitleridir diyerek konuşmasını tamamladı.
Ardından Hüseyin Moğultay Dede tarafından okunan lokma gülbenginin ardından lokmalar gelen canlara pay edildi.