PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şubesi, yıl sonu dolayısıyla kahvaltı etkinliği düzenledi. Cemevinde gerçekleştirilen kahvaltıya Alevi kurumlarının başkan ve yönetim kurulu üyeleri, siyasi parti temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.
Etkinlikte konuşan PSAKD Altınova Şube Başkanı ve Akdeniz Bölge Sorumlusu Adnan Arslan, ülkede yaşanan hukuksuzluklara dikkat çekti.
2025 yılında haksız ve hukuksuz uygulamaların arttığını belirten Arslan, “Suçsuz insanların gözaltına alınıp cezaevine atılması asla kabul edilemez. Cezası olan cezasını çeksin ama suçsuz insanlara yapılanlar yazıktır, günahtır” dedi.
2025 yılının son pazarında canlarla bir araya gelmek istediklerini ifade eden Arslan, etkinliğin birlik ve beraberliği güçlendirmek amacıyla düzenlendiğini belirterek, “Birlik ve beraberlik içerisinde cemevinde canlarımızla buluşarak 2025 yılını uğurlamak istedik” diye konuştu.
“2026’YI BİRLİK VE KARDEŞLİKLE KARŞILAYALIM”
2026 yılına dair temennilerini de paylaşan Arslan, “Birlik, beraberlik ve kardeşlik içerisinde; dostluk ve güzelliklerle dolu bir ülkede yaşamak için hep birlikte 2026 yılını karşılayalım” ifadelerini kullandı.
Konuşmasında Roboski Katliamı’na da değinen Arslan, 28 Aralık 2011’de çoğu çocuk 34 yurttaşın yaşamını yitirdiğini hatırlatarak şunları söyledi:
“Ekmeği ve emeği için, devletin bilgisi dâhilinde katırlarla geçimini sağlayan 34 can bombalarla katledildi. Roboski’de yaşamını yitiren canların devirleri daim, mekânları cennet olsun. Bir daha ülkemizde böyle katliamlar, zulümler ve acılar yaşanmasın.”
Arslan, konuşmasını “Birliğimiz, beraberliğimiz daim olsun. Yolumuz daim, Hakk yardımcımız, Hızır yoldaşımız olsun” sözleriyle tamamladı.
PİRHA- Antalya PSAKD Altınova Şubesi Kadın meclisi sabah kahvaltısı etkinliği düzenledi. Dernek sorunlarının da konuşulduğu etkinlik programında “Türkiye’de kadın olmak çok zor. İstanbul sözleşmesinin iptal edildiği bir ülkede kadın olmak çok daha zor. Biz kadınlar bir araya gelirsek daha güçlü oluruz” denildi.
PSAKD Altınova Şubesi, Kadın Meclisi sabah kahvaltısı düzenledi
“TÜRKİYEDE KADIN OLMAK ÇOK ZOR, KADINLAR BİRLİKTE OLURLARSA DAHA GÜÇLÜ OLURLAR “
PSAKD Altınova Şubesi Kadın Meclisinin düzenlediği kahvaltıda konuşan kadın meclis üyesi Özcan Ercan, Türkiye’de kadın olmak çok zor. İstanbul sözleşmesinin iptal edildiği bir ülkede kadın olmanın çok daha zor olduğunu ifade ederek şunları söyledi:
“Derneğimizde kadın olarak bu kahvaltıyı düzenledik. Kadınlarımızı daha çok burada görmek istiyoruz. Biz kadınlar olarak güçlüyüz. Türkiye’de kadın olmak çok zor. İstanbul sözleşmesinin iptal edildiği bir ülkede kadın olmak çok daha zor. Bu nedenle sizleri daha çok burada görmek istiyoruz. Biz kadınlar birlikte olursak daha güçlü oluruz” dedi.
PSAKD olarak ülke genelinde kadın meclislerine sahip olunduğunu da belirten Ercan, Altınova’da kadın meclislerimizi daha da güçlü hale getirmek için Whatsapp grubu oluşturup mahallelerde kadınlar olarak iletişim halinde, birbirimizden haberdar olursak yapacağımız eylem ve etkinliklerde kadın iradesini daha güçlü bir şekilde alanlara yansıtmış oluruz diye belirtti.
“GÜN BİRLİK OLMA GÜNÜDÜR”
PSAKD Altınova Şube Başkanı ve Akdeniz Bölge sorumlusu Adnan Arslan da çok kritik günlerden geçildiğini belirterek, “Gün birlik günüdür. Bugün Suriye’de kan gövdeyi götürüyor. Tüm ülkeler tarafından terör örgütü olarak görülen HTŞ geçen hafta cumhurbaşkanı tarafından karşılandı. Suriye de Alevi katliamı yapılıyor. Gün birlik günüdür bir olalım güçlü olalım, gücümüzü her alanda herkese karşı gösterelim” dedi.
PİRHA- 31 Mart Yerel Seçim sonuçlarını değerlendiren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Altınova Şube Cemevi Başkanı Akdeniz Bölge sorumlusu Adnan Arslan, ülkede bir dönemin kapandığını yeni bir dönemin başladığını belirtti. Arslan, “AKP iktidarı ve tek adam rejiminin yavaş yavaş kan kaybetmeye başladığının işaretidir” dedi.
31 Mart Yerel Seçim sonuçlarına ilişkin Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD)Altınova Şube Cemevi Başkanı Akdeniz Bölge sorumlusu Adnan Arslan PİRHA’ya konuştu.
Yerel seçimlerle birlikte ülkede artık bir dönemin kapandığını yeni bir dönemin başladığını belirten Adnan Arslan, “Seçimden önce birkaç arkadaşımız ve dostumuzla sohbet ederken, dediler ki ‘ne olacak bu seçim?’ Ben de ‘Her seçim kaybedildi 1 Nisan’da güneş yeniden doğacak dedim ve doğdu” dedi.
“AKP VE TEK ADAM REJİMİ KAN KAYBEDİYOR”
AKP iktidarı ve tek adam rejiminin kan kaybettiğinin ortaya çıktığını vurgulayan Arslan, “Bugün Cumhuriyet Halk Partisi önündeki belediyelere sahiplensin yeter deniliyordu ama onu da aştı. Daha çok ve farklı yerleri aldılar. Yani Türkiye’nin birinci partisi oldu. Türkiye’nin %65’ini yönetiyor. Bu memnuniyet vericidir” diye konuştu.
Alevi kurumları olarak hiçbir partinin arka bahçesi olmadıklarını vurgulayan Arslan, “Biz laik ve demokrat bir yönetimin olduğu ülke arzusundayız. Cemaatlerin, tarikatların olduğu bir yapıyla bu ülkenin yönetilmesini istemiyoruz. Bizim yolumuz rızalık yolu, biz eşit yurttaşlık hakkı istiyoruz. Oy verdik diye bize taraf olan bir belediye istemiyoruz. Eşit bir şekilde hizmet yapsınlar biz bundan yanayız.
Cemevleri bizim ibadet yerimizdir, cem ibadetimizdir. Eğer belediyeler bugün her yerde cami yapıyorsa tabii ki biz de cemevi yapmalarını talep ederiz. Cami yapmıyorlarsa cemevi de yapmasınlar. Ama bakıyoruz ki belediyede bir mahallede 1 tane değil 5 tane cami yapılıyor. Geçmiş dönemde Kepez Belediyesi’nde bir dönemde 5 tane cami yaptığını biliyorum.”
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in cami yaptığını seçimlerden öncede açılışını gerçekleştirdiğini belirten Arslan, “Cami yapılırken bu ülkede Aleviler de yaşıyor ve belediyelere vergi veriyorlarsa bu hizmetin Alevilere de gelmesi gerekir. Camilere hangi hizmeti götürüyorsa cemevlerine de yapsınlar bu da bizim hakkımızdır” ifadelerini kullandı.
“TEMENNİMİZ İKTİDARIN DA DEĞİŞMESİDİR”
Adnan Arslan, yerel seçimlerin çok iyi şekilde sonuçlandığını, iktidarın da değişmesini arzuladıklarını belirterek, “İnsanlar ötekileştirilemez insanlar düşüncelerinden dolayı hapse atılmaz. Bir ülkede düşünce özgürlüğü varsa herkes düşüncesini söylemeli. Bugün birçok gazeteci, aydınlarınlar, siyasetçiler neden suçsuz yere içeri atılıyorlar? Bu ülkede artık demokrasinin, ifade özgürlüğünün taçlandırılması gerekir. Son dönemlerde ülkemiz öyle bir hale geldi ki ne laiklik ne demokratlık kaldı. Barış, kardeşlik, dostluk içerisinde yaşam sürdürmek temennimizdir” diye belirtti.
PİRHA-Sivas Katliamı davasının zaman aşımına uğratılarak düşürülmesine tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şube Başkanı Akdeniz Bölge Sorumlusu Adnan Arslan, “Bunun da siyasi bir karar olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle de bu kararı tanımıyoruz. Götürebildiğimiz yere kadar götüreceğiz” dedi.
Sivas Madımak Oteli’nde 2 Temmuz 1993’te 33 aydının yakılarak öldürülmesine ilişkin davada mahkeme heyeti davanın düşmesine karar verdi.
Alevi kurumları, siyasi partiler, milletvekilleri ve hak savunucuları başta olmak üzere toplumun büyük bir kesiminden karara ilişkin tepkiler yükseliyor.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şube Başkanı Akdeniz Bölge Sorumlusu Adnan Arslan, konuya dair PİRHA’ya konuştu.
“DAVAYI, ZAMAN AŞIMINA UĞRASIN DİYE BİLİNÇLİ OLARAK UZATTILAR”
Davanın zaman aşımına uğraması için bilinçli bir şekilde uzatıldığını söyleyen Arslan, “Davayı bilinçli bir şekilde uzatarak 30 yıla getirdiler, zaman aşımından dolayı düşürdüler. Zaten daha önce de bugünün Cumhurbaşkanı o dönemin Başbakanı 2012 yılında yaptığı konuşmada ‘ülkemize hayırlı olsun’ demişti. O yetmedi, suçu işleyen insanları affettiler” şeklinde ifade etti.
Kırmızı bültenle aranan katilin emniyette 100 metre mesafede oturmasına rağmen bulunamadığını, öldükten sonra açığa çıktığını hatırlatan Arslan, ”Bunlar planlı yapılan şeylerdir. Biz zaman aşımını asla ve asla tanımıyoruz. Bunun arkasında duracağız. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak gidebileceğimiz yere kadar gideceğiz” dedi.
“ZAMAN AŞIMINI KARARI SİYASİ BİR KARARDIR”
Davayı Anayasa Mahkemesi’ne, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne götürmekte kararlıyız diyen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şube Başkanı Akdeniz Bölge Sorumlusu Adnan Arslan konuşmasını şu cümlelerle sonlandırdı:
“Çünkü bu dava çok önemli bir davadır, bir insanlık suçu işlenmiştir. Gencecik çocuklar, aydınlar, yazarlar, katledilmiş, diri diri yakılmıştır. Onun için zaman aşımını asla kabul etmiyoruz. Bunun siyasi bir karar olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle de bu karar tanımıyoruz. Bunu da götürebildiğimiz yere kadar götüreceğiz, mücadelesini vereceğiz.”
PİRHA-PSAKD Altınova Şubesi Cemevi Başkanı Adnan Arslan, AYM’nin Madımak Katliamı hükümlüsü Yunis Karataş’a tahliye yolunu açan kararına tepki gösterdi. Arslan, “Bu kesinlikle siyasi bir karardır. Bunun arkasını bırakmayacağız. Seçim arifesinde birilerine şirin gözükmek, birilerinden oy almak için bırakıyorlar” dedi.
Anayasa Mahkemesi (AYM) geçtiğimiz günlerde 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas Madımak’ta gerçekleştirilen ve 33 kişinin yakılarak öldürüldüğü katliamda yangını başlattığı belirtilen Yunis Karataş‘a tahliye yolunu açmıştı.
AYM’nin kararına tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şubesi Cemevi Başkanı ve PSAKD Akdeniz Bölge Sorumlusu Adnan Arslan, “Seçim arifesinde birilerine şirin gözükmek, birilerinden oy almak için birilerini bırakıyorsun. Bunun başka bir açıklaması olur mu? Kesinlikle siyasi bir karardır” dedi.
“AYM’NİN KARARI SİYASİDİR”
Madımak Katliamı’nın insanlık suçu olduğunu belirten Arslan, şunları söyledi:
“Hükümlü Yunis Karataş her yolu denemiş, önce 1 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne (DGM) başvuruyor, reddediyorlar. Başka bir mahkemeye başvuruyor, reddediyorlar. Hepsi reddedince bu sefer Anayasa Mahkemesi’ne başvuruyor. Anayasa Mahkemesi’nin, böyle bir vahşeti yapan kişiyi salıvermesi açık söylemek gerekirse siyasi bir karardır. 33 canımız yanmış, otel ateşe verilmiş. Yüzlerce insan oraya toplanmış. Bu terör suçu değil de nedir peki? Nasıl oluyor? Buna terör suçu demiyorsan hangisine terör suçu diyeceksin? Normal bir vatandaş sokakta silah sıksa terör suçu işledi diye alıp götürüyorsun. Biri sosyal medyada bir şey paylaşsa terör propagandası yaptı diye alıp götürüyorsun.
“BUNUN ARKASINI BIRAKMAYACAĞIZ”
Dünyanın gözleri önünde sekiz saat boyunca süren bir vahşet. O kadar insan katliama uğramış, yaralanmış. Anayasa Mahkemesi olarak “Bu bir terör suçu değil” diye bırakıyorsun. Bu kesinlikle siyasi bir karardır. Bu Anayasa Mahkemesi’nin iradesi de değil. Talimat gitti bir yerlerden ve o doğrultuda bıraktılar. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak bunun arkasını bırakmayacağız. Şu anda hukukçularımız hazırlık yapıyorlar. Bununla ilgili gerekli girişimler yapılacak.”
Gerekirse uluslararası yargıya gideceklerini söyleyen Adnan Arslan, “Arkasını bırakmayacağız. Bu insanlık suçu değilse hangisi insanlık suçu? İnsan bir kere vicdanen rahatsız olur. Bu kararı veren Anayasa Mahkemesi Başkanı veya üyesi her kim olursa olsun sizin vicdanınız nasıl rahat ediyor? İnsan Allah’tan korkar. Siyasi bir karar olduğunu düşünüyorum ve öyledir. Bunun başka bir açıklaması yoktur. Seçim arifesinde birilerine şirin gözükmek, birilerinden oy almak için birilerini bırakıyorsun. Bunun başka bir açıklaması olur mu? Kesinlikle siyasi bir karardır” dedi.
PİRHA – PSAKD Altınova Şube Başkanı Adnan Arslan, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Hüseyin Gazi Cemevine gitmesine ve cemevinin Erdoğan’a göre dizayn edilmesine sert tepki gösterdi. Arslan, “Cumhurbaşkanı için cem odasında iftar sofrası kuranlar ihraç edilmeli. Bu Yol bedellerle buraya kadar geldi. Biz bu Yol’u basit insanlarla, böyle ufak tefek hesaplara peşkeş çekemeyiz” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Hüseyin Gazi Cemevine gitmesiyle birlikte sırasında yaşananlara bir eleştiri de Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şube Başkanı ve aynı zamanda Akdeniz Bölge sorumlusu olan Adnan Arslan’dan geldi.
“Cemevlerimizi kimse kendisine göre şekillendiremez” diyen Arslan “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile Yargıtay’ın kararını tanımayıp, cemevlerini de tanımıyorsun ve ardından cemevlerini ziyarete gidiyorsun” sözleriyle eleştirilerini dile getirdi.
“ZİYARETE GELMENİN DE BİR ADABI VARDIR”
Adnan Arslan, Cumhurbaşkanının önce cemevlerini tanıması gerektiğini vurgulayarak şu yorumda bulundu:
“Cemevlerinin yasal statüsünü ver, ondan sonra ziyarete gel. Ziyarete gelmenin de bir yolu, yöntemi, adabı vardır. Kendine göre şekillendiremezsin. Gelirsin, biz seni nerede oturtursak, nerede ağırlarsak ağırlarız. Cem salonlarımızda pirlerin oturduğu bir posta oturuyor veya oturtuluyor ve orada yemek yeniliyor. O da yetmiyor orada bizim pirlerimiz Hünkâr Hacı Bektaş Veli, Hazreti Ali ve bu ülkenin kurucusu Atatürk’ün posterleri kaldırılıyor. Arapça, bilmediğimiz, anlamadığımız yazılar asılıyor. Bu neyin nesi, ne yapmaya çalışılıyor? Kendilerince Alevileri asimile etmeye mi çalışıyorlar? Bu şekilde Alevilere hiçbir şey yapamazsınız.
Cemevinde posta sadece pir oturur. Orada cem erkanı yapan pirler, ocakzadeler oturur. Kurum başkanı olarak ben bile oturamam. Herhangi bir Alevi oturamazken, cemevlerini tanımayan cumhurbaşkanı gelip oraya oturuyor. Ne hakla oturuyor onu da anlamış değiliz. Hiç kusura bakmasınlar önce cemevlerini tanısınlar, cemevlerinin yasal statüsünü versinler ondan sonra kapımız herkese açık.”
“ALEVİLERDEN OY ALAMAZSINIZ”
Adnan Arslan’ın dikkat çektiği bir diğer konu ise cemevlerinde misafir ağırlanamayacağı konusu oldu. Aslan, iktidarın yaklaşan seçimler sebebiyle Alevi toplumuna yakınlık gösterdiğini ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bize bir misafir geldiği zaman biz onu mihman biliriz. Mihman Ali’dir. ‘Ali demandır’ deriz. Misafirperverliğimizi yaparız ama onun arzuladığı şekilde değil, bizim istediğimiz şekilde. Cem salonunda misafir ağırlanmaz, orası bir ibadet yeridir. Olacak kabul edilebilecek bir şey değildir. Bu kimin aklı, kim yönlendirdi, kim yaptı onu da bilmiyoruz. Onun için biz bunu samimi görmüyoruz.
2023 yılında seçimler olacak bir seçim yatırımı kendilerince yapmaya çalışıyorlar. Bu tutmayacak. ‘Alevilere yaklaşalım, şirin gözükelim. Alevilerden biz nasıl alabiliriz’ hesabı var. Kusura bakmayın sayın cumhurbaşkanım. Alevilerden oy alamazsınız. Alevilerden oy almanız için o üç temel işi yapmanız lazım;
1- Cemevlerinin yasal statüsü
2-Zorunlu din derslerinin kaldırılması
3-Madımak otelinin utanç müzesi olması.
Eğer bunları yapar ve samimi olursanız o zaman Alevilerden oy alabilirsiniz. önce Alevilerin ibadet yerlerine saygı duyun. Alevilerin cemevlerine ‘cümbüş evi’ dediniz daha önce. Dersiniz ki ‘O zaman bilmiyordum da şimdi öğrendim’ veya ‘değiştim’. Değiştiyseniz buyurun bu ülkeyi siz yönetiyorsunuz, cemevlerinin yasal statüsünü verin. Olması gelen bütün haklarımızı verin biz de ‘eyvallah’ diyelim. Bunu sadece bir seçim yatırımı ve asimilasyon politikası olarak görüyoruz.”
“YOL İÇİN HİÇ TAVİZ VERMEYECEĞİZ”
PSAKD Altınova Şube Başkanı Adnan Arslan, Cumhurbaşkanı için cem odasında iftar sofrası kuranların ihraç edilmesi konusuna da değindi. Aslan, “Oradaki yöneticiler ne akla hizmet ederek anahtarı verip kafalarına göre dizayn ediyorlar, bu kabul edilebilecek bir şey değil. Bence cemevi hangi kurumumuza bağlıysa o kurum gereğini yapmalıdır. Bunların yönetimdeki ihraçlarını yapmalılar. Çünkü bu Yol’umuza, inancımıza aykırı bir davranıştır. Alevi inancına büyük bir saygısızlıktır. Bu Yol öyle basit bir Yol değildir. Bu Yol bedellerle buraya kadar geldi. Biz bu Yol’u basit insanlarla, böyle ufak tefek hesaplara peşkeş çekemeyiz, buna müsaade de etmeyiz. Bedel ödedik ödemeye de hazırız. Ama bu Yol için hiç taviz vermeyeceğiz, kim olursa olsun.”
PİRHA- 1991 yılında Sivas’tan gelip Antalya Altınova’ya yerleşen PSAKD Antalya Altınova Şube Başkanı Adnan Arslan ve ailesine mihman olduk. Oruç açma sonrasında sohbete koyulduğumuz Arslan ailesi uzun yıllardır Alevilik yol erkanını yaşamaya ve çocuklarına öğreterek yaşatmaya devam ediyorlar.
30 yıl önce Sivas’tan çıkarak Antalya’ya yerleşen Arslan ailesi geçen uzun yıllara rağmen yola olan aşklarını ve bağlılıklarını kaybetmeden erkanlarını ve gelenekleri sürdürmeye çalışmış.
Arslan ailesi, Alevilere yönelik hak ihlalleri, baskı ve ayrımcılığın sonucu olarak uzun yıllar toplum olarak kendileri gizlemek zorunda kaldıklarını dile getirdi. Alevilerin artık örgütlü ve kurumları olduğuna vurguda bulunan Arslan ailesi tüm zorluklara rağmen yola sahip çıkma çağrısında bulundu.
1991 yılında ilk aşurelerini pişirerek dağıtan Arslan ailesi sonrasında lokma kültürünün gelişmesine ve Alevilerin birbiri ile tanışmasına aracılık etmiş. Daha sonraki yıllarda Alevi komşuları da aşure yapıp paylaştırmış.
Arslan ailesi o günden bu yana Alevi toplumunun hak arayışları sonucunda oluşan kurumlarda yola hizmet ediyor.
“İLK AŞUREMİZİ DAĞITTIK VE SONRAKİ SENE HERKES DAĞITMAYA BAŞLADI”
1991 yılında Sivas’tan gelerek Antalya’ya yerleştiklerini ve atalarından gördüğü, bildiği yol erkanı sürdürmeye çalıştıklarına değinen Adnan Arslan, “O zaman annem babam sağ idi, yaşları ilerlemişti. 12 imamların orucunu tutuyorduk. Annem, “12 imamların çorbasını yapacağız, nasıl yapacağız buradakiler bilmez bunları. Oğlum sen bizi bu çöllere getirdin de biz burada yalnız ne yapacağız falan” diyordu. Sonuçta biz yine inancımızı yerine getirir lokmamızı yaparız mahalledekilere dağıtırız. Tabii oruçlarını tuttular, aşure çorbamızı kaynattık hanımlar bakraçlara koydular tek tek mahalleyi dolaşıp dağıtmaya başladılar. Komşularımız Alevi olduğunu böyle anladık. Yol erkanı bilmiyorsan, inancını yerine getirmiyorsan ben Aleviyim demek ile Alevi olunmuyor. Bir sene sonra baktık mahallede herkes 12 imamların çorbası aşureyi kaynatmaya ve dağıtmaya başladılar” diye konuştu.
Alevi örgütlülüğün gelişmesi ile birlikte kurumların oluşmaya başladığını ve insanların birbiri ile tanıştığını dile getiren Adnan Arslan o günden bu yana Alevi kurumlarında hizmet ettiklerini söyledi. Arslan, “Ondan sonrada Antalya’da dernekler oluştu. Kurumlara insanlar gidince de insanlar birbirini tanımaya başladı. Bizim buradaki Altınova Şubesi kuruldu. Burada bir araya geldik ve odur o günden bu güne birlikteliğimizi sürdürmeye çalışıyoruz. Biz aynı oradaki geleneği buraya da taşıdık yaşamaya çalışıyoruz. Köyde herkes birbirini tanıyor biliyor” dedi.
“ALEVİLER BÜTÜN KORKULARINI ÖRGÜTLERİYLE AŞTILAR”
Adnan Arslan, Alevilerin üzerlerindeki korku ve çekingenlikleri örgütlü kurumları ile attığına vurguda bulunarak, “Geçmişte Aleviler üzerinde baskılar vardı, bir korku imparatorluğu yaratılmıştır bu gerçektir. Nereye gidiyorsan Alevi köyleri derenin içinde, dağın ormanın içinde yapmış. Korkudan kendini anlatamamış, gizlemiş ama biz artık o korkularını yendik onlar geçti örgütlendik artık, derneklerimiz var. Anlatıyoruz anlattıkça onlarda anlıyorlar. Bu yola ne kadar hizmet edersen o kadar şefaat bulursun. Bu yolda şefaat var, bu yolda keramet var bu yolda erenlerin evliyaların kerameti vardır. Onun için bu yola inanarak inancını yerine getirecek, hizmetini yapacaksın. Alevi insanı inancın, erkanın o yolun gereğini yerine getirmeli, bazı şeylerden kendini arındırmalı.
“90’LARDA ALEVİLER KENDİLERİNİ SAKLIYORLARDI”
Ailenin annesi Yıldız Arslan ise 90 yıllarda Antalya’da Alevi olmanın büyük zorlukları olduğuna işaret ederek, “1991 yılında Antalya geldik. O tarihte buraya geldiğimizde burası o kadar kalabalık değildi. Buraya geldiğimizde biraz zorluklar çektik. Aşure yaptığımızda burada Aleviler vardı fakat kendilerini açığa çıkarmamışlardı. Aşuremizi yaptık ilk dağıtığımızda önce bir yadırgadılar. Hepsi Aleviymiş ama kendilerini saklıyorlarmış böylelikle kaynaşmaya başladık” ifadelerini kullandı.
“BİRLİK, BERABERLİK, BARIŞ OLSUN İSTİYORUM”
Cemlere katılarak cemevi mutfağında ayrıca hizmet ettiğini söyleyen Yıldız Arslan, “Cemlere katılıyorum ama daha çok mutfakta görev yapıyorum. Aşure yapıyoruz, kurbanları kesiyor, lokmaları dağıtıyoruz. Birlik ve beraberlik içerisinde hizmetlerimizi yerine getiriyoruz. Kadınlar birlik beraberlik olsun, ne kadar birlik ve beraberlik olursa o kadar güzel bir yaşam olur. Daha güzel kenetlenme olur. Herkesin oruçlarını, lokmalarını Allah kabul etsin; birlik beraberlik ve barış olsun başka bir şey istemiyorum” şeklinde konuştu.
“KÜÇÜKLÜKTEN BERİ ALEVİ İNANCIYLA YETİŞTİM”
Şafak Arslan ise Antalya’da dünyaya gelmiş. Küçüklüğünden beri cemevinde semah çalışmalarına katılmış, şimdilerde ise kendisi semah eğitimi vermeye başlamış. Aslan, “Ben 11-12 yaşından beri cemevinin içerisindeyim. Semah çalışmalarına, kurslarına katıldım, semah dönmeye öğrendim. Küçüklükten beri bu işin içerisindeyim yani kemikten yetişiyoruz. Cemevine girmeden önce de geçmişte dedem, babaannemle büyüklerimizle birlikte yaşıyorduk. Tabii biz onlardan da bu yolun erkanını öğrendik, kitaplar okudum. Babamda yoluna çok düşkün bir insan olduğu için hep okuyun derdi. Babam anlatırdı, dedem anlatırdı. Bizim içimize küçüklükten işlediği için biz de bu yolu aşk ile sarıldık devam etmeyi çabalıyoruz, amacımız da hedefimizde bu” diye belirtti.
“BU YOLA İNANMAYAN BU YOLDA BARINAMAZ”
Şafak Arslan son olarak şunları kaydetti:
“Neden bizim gençliğimiz yolunu öğrenmesin diyoruz. Bizim Antalya Altınova’da ciddi bir Alevi potansiyeli olduğunu öğrendik. Gençlerle tanıştık tanıştıkça da çok birbirimize daha çok bağlandık. Bu yol öyle bir yol ki gerçekten canı gönülden inanmak ve sevmek gerek. Zaten bu yola inanmayan insan bu yolda barınamaz. Bende üniversite okudum bazıları korkuyor, çekiniyor. Her ne olursa olsun yolunuzu bırakmayın, kesinlikle herkes gibi sizde yolunuza sahip çıkın Çocukluğumdan bu yolun eri içerisindeyim hiçbir zaman bu yoldan vazgeçmedim vazgeçmeyi de düşünmüyorum ki, bu yolu daha da bu yolu gelecek kuşaklara aktarmak istiyorum. Bu yolu sürdürün hiçbir zaman yalnız kalmayacaksınız.
PİRHA- PSAKD Antalya-Altınova Şube Başkanı Adnan Aslan, Alevi yerleşkelerinde yüksek sesle ezan okunmasını eleştirerek; “Biz kimseye inancımızı dayatmıyoruz. Kimse de bize dayatmasın” dedi. Aslan, Alevilerin yargıya başvurması gerektiğini belirterek, “Yargıya başvururuz bunu kim astı bulun deriz, bulamadılar mı söker atarız. Alevilerin net olarak tavır almaları lazım” diye konuştu.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya-Altınova Şube Başkanı Adnan Aslan, Alevi yerleşim yerlerine hoparlör asılarak yüksek sesle ezan okunmasına tepkisini dile getirdi. Alevilerin kimseye inancını dayatmadığını belirten Aslan, ‘Kimse de bize inancını dayatmasın. Biz saygı duyuyorsak onlar da bize saygı duyacak’ diye konuştu.
“KİMSE BİZE İNANCINI DAYATMASIN”
Osmanlı’dan günümüze kadar Alevilere çeşitli şekillerde dayatmalar yapıldığını ifade eden Aslan şunları dile getirdi:
“Bunlar kabul edilebilecek durum değildir. Aleviler 72 millete bir nazarla bakıyor, insan ayrımı yapmıyor. Yani dini, inancı, düşüncesi, ırkı ne olursa olsun bizim için insandır. Ama biz bunu düşünürken, böyle bakarken karşıdaki insanın da bize böyle bakmasını istiyoruz. Bize inancını dayatıp illa ezan okunacak, illa ben buraya cami yapacağım, siz camiye gidin derlerse biz bunu kabul etmeyiz. Kabul edilebilecek bir durumda değildir.
Biz camiye karşı değiliz, yapsınlar. İnananlar camiye gitsinler inanmayanlar gitmez. Benim ibadet yerim cemevidir, cemevine gidiyorum. Sen nasıl camiye gidiyorsan ben sana saygı duyuyorsam sen de bana saygı duyacaksın. Toplumu rahatsız etmenin hiçbir anlamı yoktur. Bütün kâinatı yaratan Cenabı Allah’tır. Sen Cenabı Allah’ın yarattığı canlıya saygı duymazsan Cenabı Allah’ın her türlü durumuna karşı gelmiş olursun. Bu kabul edilmez.”
“BU YOL KILDAN İNCE KILIÇTAN KESKİNDİR”
Alevi köylerine cami yapılmasını ve hoparlörlerden ezan okunmasını asla kabul etmeyeceklerini söyleyen Aslan; “Bu dayatmaları kabul etmiyorum ve doğru da bulmuyorum. Böyle bir durumu reddediyoruz. Gitsinler camiye ibadetlerini yapsınlar karşı değiliz saygı duyarız. Ama onlarda bize saygı duysun dayatmasınlar. Biz inancımızı dayatıyor muyuz illa cemevine gel veya illa şunu yap, bunu yap diyor muyuz? Hayır. Hatta Sünni kesimi boş verin biz kendi Alevi canlarımıza bile illa gelin demiyoruz, inanan gelsin.
Bu Yol kıldan ince, kılıçtan keskindir. Bu Yola inanan gelsin. Bu Yola dedikodu ile kimse gelmesin. İnanıyorsan geleceksin, ibadetini özünle yapacaksın. Öyle göstermelik değil. Eğer kalben inanıyorsan ibadetini yapacaksın, kalben inanıyorsan cemevine geleceksin, lokmanı vereceksin. Burası hak yoludur, rızalık yoludur. Rızalık olmadan bu Yola girilmez. Onun için biz o tür durumları Altınova Şubesi olarak kabul etmiyor ve reddediyoruz” dedi.
“ALEVİLERİN NET OLARAK TAVIR ALMASI LAZIM”
Alevi yerleşkelerinde ezan okunması olayını kimin yaptığını soran Aslan sözlerine şu şekilde devam etti:
“Bunu kim yapıyor ise vali mi, kaymakam mı, Diyanet mi yapıyor? Kim yapıyor bunu bulmak lazım. Mesela adam geldi ben bu Altınova da Alevilerin yoğunlukta olduğu yere cami yapıyorum dedi. Kim gelir? Diyanet İşleri Başkanlığı yapıyor ise biz onunla müzakere ederiz, bu doğru değil deriz. Buradaki toplumun inancı farklı, zorlayamazsın, Anayasada da böyle bir şey yoktur deriz. Böyle bir durum yaşandığında bence Alevilerin şunu yapması lazım: Örneğin cemevinin önüne hoparlör asıyorlar. Kim astı belli değil, kimse kabul etmiyor. Yargıya başvururuz bunu kim astı bulun, bulamadınız mı söker atarız. Söküp attığın zaman onun sahibi çıkar. Alevilerin net olarak tavır almaları lazım.
Ben buradan örnek veriyorum bizim tabelayı indiriyorlar bulamıyoruz, gittik birileriyle görüştük. Demek ki bunu birileri yapıyor ki birileri de görüyor ama üstlenen yok. Üstlenen yoksa o hoparlörü kim getirip benim cemevimin önündeki direğe astı ise üstlenen de yoksa o hoparlörü kırar çöpe atarım. O zaman bir sahibi çıkar, böyle tavır alınmalıdır.”
PİRHA- Altınova Cemevi Başkanı Adnan Aslan, Türkiye’de şu ana kadar hiçbir belediye başkanının direkt cemevi olarak proje yapıp da tabela asmadığını, bu açıdan Altınova’nın bir ilk olduğunu söyledi. Aslan, “Hem meclis kararından cemevi olarak geçmiştir hem de parkın adı Pir Sultan Abdal Parkı olarak geçmiştir” dedi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Altınova Şube Başkanı Adnan Aslan, şubenin kuruluşu, pandemi öncesi ve pandemi sürecinde yürüttükleri faaliyetlere dair PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.
“CEMEVİ TABELASINI ASTIĞIMIZDA BİRKAÇ KEZ İNDİRDİLER”
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Altınova Şubesi olarak 2009 yılında şube açılışı yaptıklarını belirten Aslan, “Bizim önceki şubemiz Menderes Mahallesi’nde küçücük bir yerdeydi. Biz yönetime geldikten sonra orayı büyüterek tadilat yaptık. Daha sonra eski tabelamızı indirerek PSAKD Altınova Şubesi Cemevi olarak tabelasını astık ancak birkaç sefer tabelamızı indirdiler, biz tekrar astık. Mahalle muhtarıyla bir görüşme yaptık ve bir daha indirilmedi” dedi.
“CEMEVİMİZ TÜRKİYE’DE BİR İLK”
Antalya’nın Alevi kesiminin en yoğun yaşadığı yerlerden birinin Altınova olduğunu vurgulayan Aslan, “Onun için Altınova’da böyle bir cemevi çok ihtiyaçtı ve cemevi yapıldıktan sonra gerçekten Altınova’da bulunan canlarımız dışında Varsak’tan canlarımız 20 km uzaktan gelip buradaki cemevimizi görüyorlar ve gördükleri zaman da gerçekten gözleri yaşarıyor. Niçin yaşarıyor biliyor musunuz? Çünkü bu proje Türkiye’de bir ilk. Birincisi yola, erkâna uygun bir cemevi. İkincisi cemevinin ismi. Türkiye’de şu ana kadar hiçbir belediye başkanı direk cemevi olarak proje yapıpta tabela asmamıştır. Burada hem meclis kararından cemevi olarak geçmiştir hem de parkın adı Pir Sultan Abdal parkı olarak geçmiştir” ifadelerini kullandı.
“BİR TEMEL ATMA TÖRENİ YAPTILAR SEÇİMLERDE, ÖYLE KALDI VE YAPILMADI”
İnanca dair hizmetleri yerine getirdiklerini söyleyen Aslan, zaman içerisinde faaliyetlerinin yoğunlaşması sonucunda mevcut yerlerinin kendilerine yetmediğini aktararak, “Bunun üzerine biz de Kepez Belediyesi’nden bir cemevi talebinde bulunduk. Bu görüşmeler çok uzun sürdü ve sonunda bir yerde karar kıldık. Ama üzülerek söylüyorum ki Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir başta olmak üzere bazı isimler Ak Parti belediye başkanı Menderes Türel‘le görüşmeye başladılar ve bu yeri sahiplenmeye kalktılar. Bir temel atma töreni yaptılar, seçimlerde öyle kaldı ve yer yapılmadı” diye konuştu.
“PANDEMİ SÜRECİNDE CEMEVİNİ AÇIK TUTTUK, SADECE CENAZE ERKANLARINI YAPIYORUZ”
Kepez Belediyesi ile görüşmeler sonucunda yeni bir cemevi inşa ettiklerini dile getiren Aslan, “Anahtarı alır almaz çalışmalara başladık ve bağlama, semah kursları düzenledik. Aynı zamanda altı dönümlük bir alan üzerine kurulu cemevimizin etrafında park yeri yapılacak ve parkın adı da ‘Pir Sultan Abdal Parkı’ olacak. Ne yazık ki pandemiden dolayı çalışmalar durdu” diye belirtti.
Pandemi sürecinde cemevini açık tuttuklarını ve sadece cenaze erkanlarını yaptıklarını aktaran Aslan, Hacı Bektaş Veli Dergahı’ndan başlayarak Dersim’e, Munzur Baba’ya kadar sürecek bir planlama yaptıklarını, pandeminin bitmesiyle harekete geçeceklerini ifade etti.
“CANLARIMIZ CEMEVİNİ SAHİPLENİYORLAR”
Aslan, sözlerine şöyle devam etti:
“Burada canlarımız da gerçekten inançlılar geliyorlar, gidiyorlar, sahipleniyorlar. Örneğin bir çağrı yaptık ve çağrımızda ‘Kurban Bayramı’nda kurbanlarımızı kesmiyoruz, cemevimize bağışlıyoruz’ diyerek mesaj attık. Çağrımız karşılık buldu ve eksikliklerimizi giderdik, borcumuzu harcımızı ödedik, kasada paramız oldu. Onun için diyorum ki sen hizmet edeceksin. Bu toplum duyarlıdır, bu toplum inançlı bir toplum, ibadet yerine sahip çıkar, gelir, gider her şeyi yapar.
Ben buradan tüm Alevi kurumlarına seslenmek istiyorum, yerel yönetimlerle görüşeceğiz, vali ile görüşeceğiz, kaymakamla görüşeceğiz. Dik duracağız. Taleplerimizi net olarak ortaya koyacağız, bizim taleplerimiz doğrultusunda hizmet oluyorsa olsun. Olmuyorsa olmasın kabul etme.”
Gözaltına alınarak yerine kayyım atanan Altınova Belediyesi Eşbaşkanı Casim Budak tutuklandı.
İçişleri Bakanlığı kararıyla 15 Mayıs’ta yerine kayyım atanmasının ardından gözaltına alınan Muş’un Korkut ilçesi Altınova Belde Belediyesi Eşbaşkanı Casim Budak, emniyetteki işlemlerinin ardından dün adliyeye çıkarıldı. Savcılık ifadesi ardından tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edilen Budak, “Örgüt propagandası yapma” iddiasıyla tutuklandı.
Tutuklanan Budak, Muş E Tipi Kapalı Cezaevi’nde götürüldü.
PİRHA – Antalya Kepez Orta Mahalle’de Altınova Kültür Merkezi ve Cemevi’nin temel atma töreni gerçekleşti. Törende konuşan AKD Başkanı Demir, CHP İzmir Büyükşehir Başkanı Kocaoğlu’na eleştiride bulunarak, “İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı 5 tane kültür merkezine, cemevi yazdıramadı. Sadece kültür merkezi yazıyor. 200 yılla yargılanıyorsun, 20 yıl da Aleviler için yargılan” dedi.
Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin yapımını üstlendiği Kepez Orta Mahalle’de yapılan Altınova Kültür Merkezi ve Cemevi projesinin temeli atıldı. Törene Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü, Alevi Kültür Dernekleri Başkanı Doğan Demir, Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Saymanı Ali Aktaş, Alevi Kültür Dernekleri yöneticileri ile çok sayıda yurttaş katıldı.
Temel atma töreninde konuşan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel, 3 yıl önce cemevi sözü verdiklerini, ancak imarla ilgili sıkıntılar nedeniyle geç kaldıklarını söyledi. Her kesimin ihtiyaçlarına cevap verecek hizmetler gerçekleştirmenin asli görevi olduğunu belirten Türel, Alevilerin cemevi ihtiyacının görmezden gelinemeyeceğini söyledi.
DEMİR’DEN KOCAOĞLU’NA: 20 YIL DA ALEVİLER İÇİN YARGILAN
Türel’den sonra Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanı Doğan Demir de kısa bir konuşma yaptı. Demir, Antalya’da daha fazla cemevine ihtiyaç olduğunu söyledi.
Demir, “Cem ve kültür merkezleri adı altında cemevleri yapıyoruz. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı 5 tane kültür merkezine, hatta bir tanesi bizim tapulu arazimizde olan bu merkezlerin üstüne cemevi yazdıramadı. Sadece kültür merkezi yazıyor. 200 yılla yargılanıyorsun, 20 yıl da Aleviler için yargılan. 10 yıldır bu Aleviler sana oy veriyor. cemevi, cami, kilise, havra yazmaya korkmamak lazım. Türkiye’nin olağanüstü dönemden geçtiğini biliyoruz. Bizim toplumumuz, ülkesine karşı hiçbir zaman düşman olmamıştır. Ekonomik savaşı bertaraf etmek zorundayız. Ama acı olan şu: Biz solcular 70 ve 80’li yıllarda ‘Kahrolsun Amerikan emperyalizmi’ diye bağırdığımızda bize ‘Hain’ diyenler bugün ‘Kahrolsun Amerikan emperyalizmi’ diyor” diye konuştu.
“BU CEMEVİ BÜTÜN ALEVİLERİN YERİDİR”
Cemevinin hangi kuruma verileceğine yönelik Antalya’da tartışma yaşandığını söyleyen Demir, şöyle devam etti:
“Protokol kimin adına yapılacak kavga var. Burası bütün Alevilerin olacak. Alevi bir yurttaş önce düzgün olacak, edep, yol bilecek sonra ibadetini yerine getirecek. Burada günlerdir yaşanan sıkıntıyı asla ciddiye almayın. Cemevi kime verilecek kavgasına şube başkanları izin vermesin. Bazı arkadaşlar bize ‘işbirlikçi’ diyor ama biz ülkemizin işbirlikçisiyiz. Bütün partilere eşit mesafedeyiz. İktidara oy verir vermez siz bilirsiniz, ben de vermedim. Ama insanları kutuplaştırmaya hakkı yok. Yeri geldiğinde bütün partilerle konuşuruz. Bize iftira atanlara, bizi ötekileştirenlere karşıyız.”
4500 METREKARE
Konuşmaların ardından Güzelşah Dede’nin gülbenk ile cemevinin temeli atıldı. Altınova cemevi, 4 bin 500 metrekarelik toplam inşaat alanı ve donatılarıyla ihtiyaca cevap verecek. Projede 2 konferans salonu, ibadethane, kütüphane, kurban kesim merkezi, sergi alanı, kurs alanları ve kafeterya olacak.