Etiket: amed

  • Diyarbakır’da Alevi Çalıştayı başladı-VİDEO

    Diyarbakır’da Alevi Çalıştayı başladı-VİDEO

    PİRHA- Diyarbakır’da Alevi Pir ve Anaların yanı sıra araştırmacı ve yazarların katılımıyla Alevi Çalıştayı başladı.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Alevilerin sorunlarını, karşı karşıya bulundukları riskler, buna karşı örgütlenme, demokratik toplum sürecinde Alevilerin rolü gündemiyle Diyarbakır’da düzenleyeceği 2 günlük “Alevi Çalıştayı” başladı.

    Çalıştaya, birçok kentten Alevi pirleri, analarının yanı sıra Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, demokratik kitle örgütü temsilcisi ve siyasetçi de katıldı.

    “İnancımızla örgütleniyor, demokratik toplum inşasında ikrar veriyoruz” şiarıyla yapılan çalıştayda “Ortadoğu kaosunda Aleviler, riskler ve çıkış yolları”, “Demokratik toplum inşası sürecinde Aleviler”, “Anacıl toplum ve komünal yaşam”, “Genel Alevi toplumunda sosyolojik değişim ve örgütlenme sorunları”, “Demokratik Alevi örgütlenmemizde yaşanan sorunlar”, “Yeni dönem örgütlenme modelimiz nasıl olmalıdır?” başlıkları tartışılacak.

    “ALEVİLİK SİYASETTİR”

    Çalıştay, Ağuçan piri İnanç Dolu ve Kader Uzun’un çerağ uyandırmasıyla başladı. Çalıştayın açılış konuşmasını yapan DAD Eş Genel Başkanı Kadriye Doğan, “Bizlerin amaç edindiği bir konu var. Aleviler ve Alevilik. Bu iki konuyu çalıştayda tartışacağız. Mezopotamya’nın, Anadolu’nun, Ortadoğu’nun zenginliklerinin binlercesinin ise yok edildiğini biliyoruz. Bizler bu yok oluşa maruz kalmamak için Aleviliği ve Alevileri tartışacağız. Aleviliğin, sadece inanç olarak kendi özgünlüğü ile egemenler içinde eritilmesini bertaraf edilmesi Alevi örgütleri için önemlidir. Aleviliğin, sistemin pençesinden kurtulmasını, bu anlamıyla demokrasiye eşitliğe girmesi için bir gayretimiz olmalı. Demokratik, eşit, özgür bir şekilde yaşamanın tartışmasını yürüteceğiz. Alevilik inançtır, siyaset yapmasın yaklaşımını kabul etmiyoruz. Alevilik siyasettir. Eşitliği, özgürlüğü, demokrasiyi talep eder ve bunun siyasetini de yapmalıdır” diye konuştu.

    Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Doğan Hatun ise Alevilerin demokratik toplumdan ve mücadeleden vazgeçmediğini belirterek, “Aleviler bin yıldır mücadele ediyorlar. Bende Alevilerin bu mücadelesine yoldaş olmak için buradayım. Aleviler bulundukları her yerde demokratik cumhuriyetin inşası için mücadele ettiler” dedi.

    Konuşmaların ardından çalıştay, Ali Sizer’in deyişleri ile devam etti. Basına kapalı olarak devam eden çalıştaya yarın da devam edilecek.

    Alevi Çalıştayı Ali Sizer’in okuduğu deyişlerle devam etti.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • AKP, Diyarbakır’da cemevi açmaya hazırlanıyor; PSAKD’den tepki: İzin vermeyeceğiz-VİDEO

    AKP, Diyarbakır’da cemevi açmaya hazırlanıyor; PSAKD’den tepki: İzin vermeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA- PSAKD Diyarbakır Şubesi Eşit Başkanı Ayfer Artan, AKP hükümetinin Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı eliyle Diyarbakır’da bir cemevi açma hazırlığında olduğunu söyledi. AKP’nin kurduğu bu başkanlığın Alevilere atanmış bir kayyım olduğuna dikkat çekerek, Aleviler olarak Diyarbakır’da Alevileri bölme girişimlerine izin vermeyeceklerini kaydetti.

    AKP hükümetinin kurduğu Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Diyarbakır’da yürüttüğü faaliyetlere dair Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Şubesi Eşit Başkanı Ayfer Artan, PİRHA’ya konuştu.

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevilere atanmış bir kayyım olduğuna dikkat çeken Ayfer Artan, “Pir Sultan Abdal’ı idama götüren süreç, onu sarayın Alevisi yapamayışlarından dolayıydı. Duymaktan korktukları “Şah” kelimesi, aslında devletin Alevisi olma baskısına karşı Alevilerin direnç sembolüdür. Günümüzde devletin güdümüne girmeyen Aleviler, birçok baskı tehdit ve şantajla karşı karşıya kalmaktadırlar. Kayyım olarak değerlendirdiğimiz başkanlığı kurarak bunu gerçekleştirmeye çalışıyorlar” dedi.

    “ALEVİLER OLARAK İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Diyarbakır’da alternatif bir cemevi yapacağı duyumunu aldıklarını belirten Ayfer Artan, “Kendi güdümüne girmeyen, kendine biat etmeyen Alevileri, kendi Alevisini, kendi cemevini yaratarak ayırmaya çalışıyorlar. Bu konuda yaptığımız toplantılarda hiçbir dedemiz, canlarımız bu yönde biat etmeyeceklerini, kesinlikle karşı çıkacaklarını bize söylediler” diye konuştu.

    “BUNU BOŞA ÇIKARACAĞIZ”

    Ayfer Artan, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Diyarbakır’da bir cemevi açarak, Alevi toplumunu bölmeyi amaçladığını vurgulayarak, şunları dile getirdi:

    “Bunu yaparak buradaki direnişi kırmaya çalışıyorlar. Toplumu bölüp parçalayıp ayrıştırma derdindeler. Yoksa bu yola hizmet etme derdinde değiller. Ama buna izin vermeyeceğiz. Kesinlikle bu asimilasyon politikasından, böl, parçala, yönet politikasında Aleviler olarak Diyarbakır Pir Sultan Abdal Kültür Derneği/Cemevi olarak kesinlikle sesimizi duyuracağız. İleriki süreçlerde de bunu zaten gündemleştireceğiz ve bir kamuoyu oluşturmaya çalışacağız.

    Belki binanın yapılışına engel olamayabiliriz ama hiçbir canımızın da oraya gitmeyeceğinin garantisini verebiliriz. Hiçbir Alevi canımızın, hiçbir yurttaşımızın kesinlikle ayağı gitmeyecektir ve bunu boşa çıkaracağız. Çünkü bizler direndiğimiz, baş eğmediğimiz, özümüzü koruduğumuz için yakıldık, katledildik. Sivas, Maraş, Dersim’deki tüm canlarımızın direnişini boşa çıkarmamamız lazım. O gün nasıl katliamlar yapılıyorsa bugün de sistemin getirdiği farklı katliamlarla karşı karşıyayız. Kesinlikle buna izin vermeyeceğimizi söylemek isterim.”

    Ferhat GÜRGEN/DİYARBAKIR

  • Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nden Dersim Belediyesi’ne otobüs desteği!-VİDEO

    Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nden Dersim Belediyesi’ne otobüs desteği!-VİDEO

    PİRHA- Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Dersim halkının toplu taşıma konusunda yaşadığı mağduriyeti azaltmak için Dersim Belediyesi’ne otobüs desteğinde bulundu.

    Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Serra Bucak ve beraberindeki heyet, Dersim Belediyesi’ni ziyaret etti. Bucak ve beraberindeki heyeti Dersim Belediye Eş Başkanları Cevdet Konak ile Birsen Orhan karşıladı.

    Yapılan ziyaretle ilgili basına konuşan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Serra Bucak, Dersim’de toplu ulaşımda eksiklerin olduğunu, bu sebeple dayanışma amacıyla otobüs teslimatı yaptıklarını söyledi.

    10 YILLIĞINA OTOBÜS DESTEĞİ!

    Serra Bucak, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi olarak 10 yıllığına Dersim Belediyesi’ne bir adet otobüs hibe ettiklerini belirterek şu açıklamayı yaptı:

    “Dêrsim halkı ile dayanışıyor olmanın mutluluğunu paylaşmak isteriz. 31 Mart’ta seçilen Dersim Belediye Eş Başkanlarını tebrik ediyor ve buradaki bileşen partilerin kazandığı bu mücadeleyi canı gönülden selamlıyorum. Önümüzdeki 5 yılın Dersim’e hizmet açısından şimdiden hayırlı olmasını, çok verimli bir 5 yıl geçmesini diliyorum. 31 Mart seçimleri ‘başka bir belediyecilik mümkün’ diyen tüm belediyeler için önemli bir seçim dönemiydi. Bizler bu seçim dönemini önemli bir başarıyla atlattık. Ve bundan sonra da önümüzdeki 5 yıl sonra halklarımızın bize gösterdiği yol ile birlikte çoğulcu, katılımcı, halkımızla birlikte karar alarak yine halkımızla birlikte hizmet edeceğiz. Yine bu hizmetlerin şeffaf ve denetlenebilir olmasını sağlayarak önemli bir çalışmayı açığa çıkaracağız. Bugün buraya sadece Amed’ten selamlarımızı getirmedik, Eş Başkalarımızın Dersim halkı için bizden istediği bir adet belediye otobüsünü de getirdik. Hazırladığımız protokol ile meclis kararıyla bu otobüsü 10 yıllığına Dersim halkının hizmetine getirmek bizi mutlu etti. Umuyoruz bunun devamını kadın kooperatifleri, üretim kooperatifleri, ekoloji çalışmaları ve benzeri pek çok çalışmayla sürdürebiliriz.”

    “BİZİM OLANI TEKRARDAN GERİ ALACAĞIZ”

    Dersim Belediye Eş Başkanı Birsen Orhan ise yapılan destekten ötürü teşekkürlerini sunarak şu konuşmayı yaptı:

    “DEM Parti belediyeleri ile dayanışacağımızı seçim öncesinde de duyurmuştuk. Bugün özellikle Amed Büyükşehir Belediyesi bunu bize göstermiş oldu. Dersim halkı ve belediyesi olarak eş başkanlarımıza, tüm Amed halkına teşekkürlerimizi sunuyoruz. 78 belediyemiz var, kaldı iki tane; bunlardan biri Peri diğeri Hilvan. Eş başkanımız da ifade etti 2 Haziran’da yapılacak seçimlerde bizim olanı tekrardan geri alacağız. Peri bizimdir. Her seferinde kayyum korkusunu önümüze koydular ama somut olarak gördük her ne kadar o alanları talan etseler de belediyelerimizi sadece ekonomik değil, kültürel olarak da kadın kazanımlarımıza, gençliğimize saldırsalar da belediyelerimizde milyarlarca dolar borç bıraksalar da bugün Dersim Belediyesi ile olan bu dayanışma ve bu hediye çok değerli, kıymetlidir. Dolayısıyla yılmayacağız, hep çalışacağız. Peri bizim ve bizim kalacak.”

    “KATILIMCI BELEDİYECİLİK RUHUNU PRATİĞE DÖKÜYORUZ”

    Dersim Belediye Eş Başkanı Cevdet Konak da yapılan ziyaretten ötürü duyduğu memnuniyeti dile getirerek şunları söyledi:

    “Bizler 25 yıllık yerel yönetim geleneğinden geliyoruz. Yani 1978 Edip Solmaz’dan başlıyor bu süreç ve 2000’li yıllardan sonra da 22 yıldır toplumcu, demokratik, ekolojik belediyecilik pratiklerimizle bölgede görev yaptığımız her alanda halkımızla birlikte şeffaf, katılımcı belediyecilik ruhunu pratiğe döküyoruz. Sadece Türkiye halkları değil, dünyadaki tüm ezilen halklar tarafından kabul görmüş; 2016 Kasım’ın 16’sında Dersim Belediyesi’ni de kayyım gasp etti. 12 yılda demokratik, toplumcu belediyecilik pratiğimizin açığa çıkarttığı tüm kazanımları yağmaladılar. Geçen hafta çıkan tahliye olan geçmiş dönem Amed Belediye Eş Başkanımız Sayın Gülten Kışanak ve Nurhayat Altın’ı da buradan selamlıyor, saygılarımızı gönderiyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • DEM Parti Diyarbakır’da Newroz startını verdi

    DEM Parti Diyarbakır’da Newroz startını verdi

    PİRHA- Diyarbakır surlarında, DEM Parti öncülüğünde erbane ve meşaleli Newroz startı verildi. Surlara doğru yürüyen yurttaş da buna eşlik etti.

    Diyarbakır’da Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), öncülüğünde erbane ve meşalelerle newroz startı verildi. DEM Parti Diyarbakır İl Eş Başkanları, Diyarbakır DEM Parti Belediye Eş Başkanları ve Milletvekili Adalet Kaya katıldı. Surlara doğru yürüyen birçok yurttaş da eşlik etti.

    Kutlamada erbane eşliğinde Kürtçe Newroz şarkıları seslendirildi, uzun süre zılgıt çekildi.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Amed Emek ve Demokrasi Platformu: ÇEDES Projesi eğitim bilimlerine aykırı!-VİDEO

    Amed Emek ve Demokrasi Platformu: ÇEDES Projesi eğitim bilimlerine aykırı!-VİDEO

    PİRHA – Amed Emek ve Demokrasi Platformu, okullara imam atanması kararını protesto etti. Yapılan basın açıklamasında “Eğitim alanı ile inanç alanlarının birbirine karıştırılmasına yönelik ÇEDES ve benzeri uygulamalardan derhal vazgeçmelidir” denildi.

    Eğitim-Sen Amed Şubesi ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Diyarbakır Cemevi, okullara imam atanmasına tepki gösterdi.

    Hazal Park’ta yapılan basın açıklamasında “Anadilde, parasız, demokratik ve laik eğitimden vazgeçmiyoruz” pankartı açıldı.

    “DOĞRUDAN LAİK EĞİTİMİ HEDEF ALAN UYGULAMALAR”

    Eğitim Sen Amed Şube Eş Başkanı Emine Akşahin, yaptığı basın açıklamasında “Laikliği ve laik eğitimi hedef alan politika ve uygulamalara derhal son verilmelidir!” vurgusunu yaptı. Akşahin, siyasi iktidarın, eğitim sistemini ideolojik hedefleri doğrultusunda yönettiğini belirterek şunları söyledi:

    “Son yıllarda, Millî Eğitim Bakanlığı ile Diyanet İşleri Başkanlığı, dini vakıf ve dernekler arasında çok sayıda iş birliği protokolü imzalanmıştır. Bu ortak projeler üzerinden eğitimi dinselleşme süreci hızlandırılmış, doğrudan laik eğitimi ve laik yaşam tarzını hedef alan uygulamalar hayata geçirilmiştir.

    Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı ortaokullar ve imam hatip okulları, Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı il/ilçe spor müdürlükleri/Gençlik merkezleri ile Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Diyanet Gençlik Merkezleri iş birliğinde yürütülmekte olan “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum Projesi” (ÇEDES) kapsamında bir süredir ülke çapında toplantılar yapılmakta ve çeşitli kararlar alınmaktadır.

    ÇEDES Projesinin amacı “Öğrencilerimizin millî, manevi, ahlaki, insani ve kültürel değerlerimizi benimseyen, koruyan, geliştiren ve kendi yaşantılarında inşa eden fertler olmalarına, çağın ve geleceğin becerileriyle donanmış, bu donanımı insanlık hayrına sarf edebilen, bilime sevdalı, kültüre meraklı ve duyarlı, aklı selim, kalbi selim ve zevki selim sahibi, bedensel ve sosyal bakımdan dengeli bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlamak” olarak ifade edilmektedir. Dini ve manevi değerleri merkeze alan ÇEDES Projesi, etkin bileşeni din referanslı kurumlar olması nedeniyle laik-bilimsel eğitim anlayışına ve eğitim bilimlerine aykırı bir çerçevede hazırlanmış ve uygulanmaya başlamıştır. Bu proje kapsamında, Milli Eğitim Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı hem programa katkı sağlayan hem de “temsilci öğretmen” kanalıyla öğrencileri bulan ve kamu mekânlarını kullandıran kurumlar olarak işlev görmektedir.”

    “DİNİ REFERANSLI EĞİTİM ANLAYIŞI”

    Emine Akşahin, pedagojik eğitimi bulunmayan vaiz, imam hatip, Kur’an kursu öğreticilerinin İzmir ve Eskişehir başta olmak üzere çeşitli illerde görevlendirilmeye başlandığının altını çizdi. Akşahin, ‘manevi danışman’lara atfedilen işlevlerin, dört yıllık eğitim fakültesi mezunu psikolojik danışmanlarla, zaten yıllardır sürdürüldüğünü belirterek şöyle devam etti:

    “ÇEDES Projesi, 1739 sayılı kanuna aykırı olarak eğitim hizmetinin yürütülmesini, gözetilmesini ve denetlenmesini Diyanet İşleri Başkanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı ile paylaşarak gözetim, yürütme ve denetim görevini ihlal etmektedir. MEB, böylece okulların çocuğun üstün yararı ve kamu yararına işlev görme niteliğini sekteye uğratmaktadır.

    Manevi değerler eğitimi altında kız öğrencilere toplumsal cinsiyet kodları aşılanarak okullardan, kamusal alanlardan, sosyal yaşamdan tecrit ederek okuldan kopuşlara neden olunacağı kaygısını taşıdığımızı belirtmek isteriz. Bütün bu kaygılarımız ve ön görümüzle ÇEDES Projesinin de, iktidarın eğitim sistemini siyasal-ideolojik çizgisi ve dini-kültürel ihtiyaçları doğrultusunda biçimlendirme hedefinin son örneği olarak karşımıza çıkarıldığını görüyoruz.

    Eğitim kurumlarının herhangi bir şekilde dini içerikli proje ve etkinliklerin mekânı haline getirilmesinin okullara ve eğitim sistemine olumlu anlamda en küçük bir katkısının olmadığı açıktır. Okullarımız, farklı inanç gruplarının her birinin eşit değerde görülmesi gereken, hiçbir öğrencinin inancı ya da felsefi düşüncesi nedeniyle ayrımcılığa uğramadığı kurumlar olmak zorundadır. Öğrencilerin inancı ya da kimliği nedeniyle ötekileştirilmesine ve ayrımcı uygulamalarla karşı karşıya kalmasına neden olacak her türlü girişime son verilmelidir.”

    “ORTAK MÜCADELEYE DAVET EDİYORUZ”

    ÇEDES ve benzeri uygulamalardan derhal vazgeçilmesi gerektiğini söyleyen Eğitim Sen Amed Şube Eş Başkanı Emine Akşahin, sözlerini şu cümlelerle sonlandırdı:

    “Laikliğin varlığı, din ve mezhep farklılıkları üzerinden farklı inançtan ve mezhepten insanların birbiriyle çatışmalarına son vermek, her inancın kendisiyle ve diğer inançlarla eşit haklar temelinde ilişki kurmasını güvence altına almak açısından önemlidir. Değişik din, mezhep, inanç ve dünya görüşünden insanların gerçek anlamda “eşit yurttaş” olarak kabul edilmesi, devletin bütün inançlara eşit mesafede ve tarafsız yaklaşmasına, günlük yaşamın her alanında okulda, üniversitede, işyerinde, sokakta, farklı kimlik, inanç ve dünya görüşleri arasında ayırım yapılmamasına bağlıdır. ÇEDES projesi bu yönüyle hem laikliğe hem de laik eğitim anlayışına temelden aykırılıklar içeren bir düzenlemedir.

    Türkiye’de eğitim politikalarının merkezinde yer alan “tek din, tek mezhep” anlayışının, farklı kimlik ve inançlara karşı önyargıları diri tutan ve milliyetçilik temelinde yükselen resmî ideolojiyi besleyen ‘manevi değerler eğitimi’ uygulamasının okullardan başlayarak ülkede yaratılan kutuplaştırmayı derinleştirmesi kaçınılmazdır. Böylesi bir uygulama hem çocukların sağlıklı gelişiminin hem de eğitim sisteminde eşit, özgür ve bilimsel düşüncenin ilerlemesinin önünde önemli bir engeldir.

    Milli Eğitim bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı, bizzat iktidar eliyle hayata geçirilen ve birbirinden ayrı olması gereken eğitim alanı ile inanç alanlarının birbirine karıştırılmasına yönelik ÇEDES ve benzeri uygulamalardan derhal vazgeçmelidir.

    Çocuklarımız, ÇEDES ve benzeri projelerle siyasi iktidarın siyasal-ideolojik hedeflerinin parçası haline getirilemez! Bu konuda eğitim emekçileri başta olmak üzere, öğrencilerimizi, velilerimizi ve demokratik kamuoyunu birlikte tavır almaya ve ortak mücadeleye davet ediyoruz.”

    “MÜSAADE ETMEMELİYİZ”

    PSAKD Diyarbakır Şubesi Eşit Başkanı Aydın Atlı ise yaptığı konuşmada tüm toplumsal kesimleri, uygulamaya karşı çıkmaya davet ederek şunları söyledi:

    “Laik, demokratik, bilimsel eğitim ile laik yaşam tarzını doğrudan hedef alma uygulamaları hayata geçirilmeye çalışılmıştır. ÇEDES projesi adı altında eğitimin tarikatlara, çocuklarımızın imamlara bırakılması projesine müsaade etmemeliyiz. Din görevlilerinin, öğrencilere değerler eğitimi vermesi doğru değildir. Laik, demokratik ve bilimsel eğitim Alevilerin yaşamında, ülkemizin aydınlık geleceğinde olmazsa olmazımızdır. On yıllardır zorunlu din derslerine karşı çıkan biz Aleviler, tüm paydaşlarımızla okullarımızı, çocuklarımızı ve geleceğimizi bu gerici zihniyete asla ve asla teslim etmeyeceğiz.”

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Diyarbakır’da Kemal Kurkut anıldı, Newroz ateşi yakıldı-VİDEO

    Diyarbakır’da Kemal Kurkut anıldı, Newroz ateşi yakıldı-VİDEO

    PİRHA- Gençlerin ve kadınların yoğun katıldığı Diyarbakır final Newroz’unda Kemal Kurkut vurulduğu yerde anılırken, yapılan konuşmalarda, birlik vurgusu öne çıktı.

    Diyarbakır’da on binlerin bir araya geldiği Newroz meydanında, gençlerin ve kadınların yoğun katılımı dikkat çekiyor. Ulusal kıyafetlerin yoğunlukta olduğu Newroz’da, halka seslenen Kürt siyasetçi Ahmet Türk, “Newroz özgürlük, direniş günüdür. Bugün bir kez daha büyük bir coşkuyla Newroz kutlanıyor. Demirci Kawa Zagros dağlarında Newroz ateşini yaktı. O günden bugüne Çağdaş Kawa ve yoldaşları Newroz ateşini harladı. Bu nedenle Newroz Kürtler için önemli bir gündür. Önümüzdeki seçimlerde bu faşizmi yıkmak, Demokratik Cumhuriyeti gerçekleştirmek için sizlerle birlikte mücadelede kararlıyız. Bu seçim Demokratik Cumhuriyeti inşa etmek için Newrozla birlikte faşizmi yıkmak için çabalarımızı büyütmek zorundayız. 24 yıldır zindan esaretine son vermeliyiz. Bu dönem özgürleşme günü olacaktır. Kürt halkının kendi kaderini belirleme dönemi olacaktır” dedi.

    Newroz kutlaması sırasında öldürülen üniversite öğrencisi Kemal Kurkut, vurulduğu Evrim Alataş Caddesi’nde DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk, DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Kürt siyasetçi Ahmet Türk tarafından karanfillerle anıldı.

    “BU ATEŞİN ADI KEMAL KURKUT’TUR”

    Anmada kısa bir konuşma yapan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, “Newroz yeni yaşamın umut günüdür. Newroz yaşam coşkusunun canlandığı gündür ama 2017’den beri, her Newroz’da yüreğimizde acıyla yanan da bir ateş var. Bu ateşin adı: Kemal Kurkut’tur. Kemal Kurkut, gencecik bir insanımız, yaşam coşkusuyla, yeni yaşam coşkusuyla Newroz meydanına gelmişti. Göz göre göre, dünyanın gözü önünde, burada katledildi. Sevgili Kemal, sana bu sözümüzü tutmak için bütün halklarımız, en çok da gençler, mücadelenin her alanındalar ve bu mücadele mutlaka başarıya ulaşacak. Sen de bu mücadelenin başarısının sembolü olarak yüreklerimizde yaşayacaksın” diye belirtti.

    Görkemli 2023 Newrozu’na ev sahipliği yapan Amed Newrozu’na akın devam ediyor. Diyarbakır Emniyeti’nin tel örgülerle kuşattığı Newroz meydanında, gençler sloganlarını tel örgülerin üstüne taşıdı. Konuşmaların ardından Rap grubu Kejoo, Reqso ve Roni Artin sahne aldı. Şarkılarını depremde yaşamını yitirenlere atfeden rap grubunun seslendirdiği şarkılar, Newroz meydanında coşkuyu yükseltti.

    Kürdistani İttifak Çalışması’nda yer alan partiler, Kürdistan Demokrat Partisi-Türkiye (KDP-T) Genel Başkanı Mehmet Emin Kardaş, İnsan ve Özgürlük Partisi Genel Başkanı Mehmet Kamaç, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Azadî Partisi Genel Başkanı Ayetullah Aşiti, Kürdistan Komünist Partisi (KKP) Genel Başkanı Sinan Çiftyürek, Devrimci Demokrat Kürt Derneği’nden (DDKD) Halim İpek, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Berdan Öztürk, Birleşik Kürt Kadın Platformu’ndan Nesrin Askar, sahneden Amed Newroz meydanını selamlayarak, ulusal birlik mesajı verdi.

    “FAŞİZM JİN JİYAN AZADİ FELSEFESİYLE YIKILACAK”

    TJA aktivisti Gülistan Sönük, kadınların ve annelerin Newrozu’nu kutlayarak, “‘Jin jiyan azadî’ felsefesinin sahibinin Nerwozu’nu kutluyoruz. Yasaklara karşı bedenini ateşe veren Semaların Newrozu’nu kutluyoruz. Binlerce yıldır erkek egemen sisteme karşı bu topraklarda mücadele ediyoruz. Bu zihniyete karşı Kürtler, halklar, ‘Jin jiyan azadî’ paragidmasıyla mücadele ediyor. Yasaklarla, katliamlarla, ölümlerle kadın devrimini engellemeye çalışanlar iyi bilsin ki bu devrim başarıya ulaşacaktır. 1982’de faşizm, ırkçılık, cinsiyetçilik üç kibrit çöpüyle yıkıldıysa, bugün de sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada erkek egemen sistem yıkılacaktır. Faşizm, ‘Jin jiyan azadî’ felsefesiyle yıkılacaktır” ifadelerine yer verdi.

    PİRHA/DİYARBAKIR

     

     

     

  • Diyarbakır’da halk Newroz’a akın ediyor-VİDEO

    Diyarbakır’da halk Newroz’a akın ediyor-VİDEO

    PİRHA- Maraş ve Hatay merkezli depremde yaşamını yitirenlere adanan ve 2023 Newrozu’nun finalinin gerçekleştirildiği Diyarbakır’da kadın ve gençlerin yoğunlukta olduğu yurttaşların Newroz Parkı’na gidişi sabahın erken saatlerinden itibaren başladı.

    Bu yıl “Her der Newroz, her dem azadî” ve “Newroz ateşiyle özgürlüğe” şiarıyla gerçekleştirilen ve Maraş, Hatay merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerde yaşamını yitirenlere adanan Newroz’un finali Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde bulunan Newroz Parkı’nda gerçekleştiriliyor. Sabah saatlerinden itibaren Newroz Parkı’na doğru gençler ve kadınların yoğunluklu olduğu yurttaşlar arama noktalarının önünde bekledi.

    Yurttaşların zılgıtlar, alkışlar ve sloganlar eşliğinde Newroz meydanına gidişi devam ediyor.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Taksi plakaları var ancak trafiğe çıkamıyorlar; kayyumdan rüşvet gibi ‘bağış’ talebi!

    Taksi plakaları var ancak trafiğe çıkamıyorlar; kayyumdan rüşvet gibi ‘bağış’ talebi!

    PİRHA- Kayyum yönetiminde olan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Başkanlığı, taksi plakalarını aktifleştirme karşılığında yüzlerce taksiciden 300 bin TL “gönüllü ve şartsız bağış” talebinden bulundu. Milletvekili Garo Paylan, durumun hukuksuz olduğunu belirterek konuyu Meclis’e taşıdı.

    Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Başkanlığı, taksi plakalarını aktifleştirme karşılığında hak sahiplerinden 300 bin TL “gönüllü ve şartsız bağış” talebinden bulundu. Bu bağış miktarının doğrudan Belediye’nin hesabına aktarılması istenmesi ardından Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan, talebin hukuksuz olduğunu belirterek konuyu Meclis gündemine taşıdı.

    İSTENEN PARA BAĞIŞ KATEGORİSİNDE KABUL EDİLEMEZ”

    HDP Milletvekili Garo Paylan, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunduğu soru önergesinde, Diyarbakır’da 528 taksi plakası sahibinin, trafiğe çıkması için verdikleri hukuki mücadeleyi 2018 yılında Danıştay’ın kararıyla kazandığını belirtti. Paylan, bu kazanıma karşı Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ni yöneten kayyumun, taksicilere yönelik mağduriyet yarattığını da aktardı.

    Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Başkanlığı’nın, plakaları aktifleştirme karşılığında hak sahiplerinden 300 bin TL “gönüllü ve şartsız bağış” talebinden bulunduğunu aktaran Paylan, soru önergesinde şu ifadelere yer verdi:

    “Daha önce bu bağış iddialarını reddeden ve 16 Aralık 2022 tarihine kadar müracaat eden hak sahiplerinin plakalarının aktifleştirileceğini duyuran Belediye’nin, bu bağış miktarı ödenen plakaları aktifleştireceği beklenmektedir.

    5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15. ve 59. maddeleri uyarınca, belediyelerin bağış kabul etmesi mümkündür. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 18. ve 23. maddeleri gereğince, bağış kabul etmek belediye başkanının onayı ve yetkisi dahilindedir. Fakat hukuken bağış icap ve kabule bağlıdır ve dolayısıyla bağışçının teklif etmesiyle gerçekleşebilir. Ancak, yukarıda belirtilen şartlar altında belirli bir işlemi yerine getirmek için istenen para bağış kategorisinde kabul edilemez.”

    KAYYIMI GÖREVİNDEN ALACAK MISINIZ?”

    Milletvekili Garo Paylan, konu dahilinde hazırladığı soru önergesinin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından cevaplandırılmasını istedi. Paylan, şu soruları yöneltti:

    “Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ni yöneten kayyımın taksi plakalarının aktifleştirilmesi karşılığında hukuka aykırı olarak bağış toplaması hakkında soruşturma başlatacak mısınız?

    Büyükşehir Belediye Başkanı makamını işgal eden kayyımı bu hukuksuz eyleminden dolayı görevinden alacak mısınız?

    Taksi plakası bağışını ödemeyen taksi esnafını mağdur edecek misiniz?

    Bu hukuksuz işlem çerçevesinde zorla bağış yaptırılan taksi plakası sahiplerinin paralarını iade edecek misiniz?”

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Siz kadınsınız, pazar işi yapamazsınız’ diyen erkekler, Kadın Semt Pazarı’na ortak edildi-VİDEO

    ‘Siz kadınsınız, pazar işi yapamazsınız’ diyen erkekler, Kadın Semt Pazarı’na ortak edildi-VİDEO

    PİRHA – Diyarbakır’da kadınlara ait Pazartesi Semt Pazarı’nın, perşembe günü de erkeklere tahsis edileceği yönündeki karar gerginliğe yol açtı. Duruma tepki gösteren kadınlar, “Erkek pazarcılar, ‘Kadınlar pazar işi yapamaz. Kadınsınız, evinize gidin’ gibi tacizlerde bulunmaya başladılar. Bizleri eve yollamak istiyorlar” diyerek belediye kararını eleştirdi.

    Diyarbakır’ın Bağcılar Mahallesi’nde yaklaşık 9 yıldır pazartesi günleri kurulan Kadın Semt Pazarı şimdi erkek pazarcıların hedefinde.

    Bağlar Belediyesi’ne atanan kayyum tarafından yapılan açıklamada aynı pazarda perşembe günleri de erkeklerin tezgah açacağı yönündeki karar tepkiyle karşılandı. Durumu protesto eden kadınlar, 30 Kasım akşamı pazar yerinde ateş yakarak tepkisini dile getirdi.

    1 Aralık sabahı bölgeye gelen polis ve zabıtalar, eylemin sona ermesi için kadınlarla görüşme yaptı. Yaşanan gerginlik sonrası pazar yerine gelen belediye başkanı, konunun çözümü için görüşmelerin sürdüğünü belirtti.

    “BELEDİYE DAYATMASIYLA ERKEKLERLE ÇALIŞMA ZORUNLULUĞU GETİRİLDİ”

    Bir hafta içerisinde 2 gün pazar kurulmasının kazançlarında büyük zarara sebep olacağını belirten Bağcılar Kadın Semt Pazarı Derneği Başkanı Güler Deniz, PİRHA’ya konuştu.

    Kadın pazarcıların, Bağlar Belediyesi’nden yetkili isimlerle görüştüklerini ancak olumlu bir yanıt alamadıklarını aktaran Deniz şunları söyledi:

    “En son belediye başkanı ile yaptığımız görüşmede şu sözü verdi: Bugün ve haftaya erkekler için pazar kurulmasına izin verilmeyecek. Erkekler için başka bir yer belirlenecek. Ancak o yerin neresi olacağını bilmiyoruz. Eğer yine bizi etkileyecek alan olursa tekrar eylemimize devam edeceğiz.
    Normalde burası kadın semt pazarıydı. Belediyenin dayatmasıyla erkeklerle çalışma zorunluluğu getirildi. Bu karar yaklaşık bir buçuk yıl önce alındı ve bizler erkeklerle beraber çalışmaktayız. İtirazlarımıza, direnmemize rağmen meclis kararı alındı ve erkeklerle şu an ortak çalışılıyor. Normalde biz 212 kadın çalışan vardık. Sonra bu sayı 350’ye çıkarıldı şimdi erkek gelince haliyle rahatsız olan kadın arkadaşlarımız da oldu. Yaşlı anneler, genç kadınlar vardı. Birçoğu yerini satıp veya kiraya verip gitmek zorunda kaldı.

    ERKEK PAZARCILARDAN ‘SİZ KADINSINIZ EVİNİZE GİDİN’ TACİZİ!

    ‘Kadın Pazarı’ projesinin 2013 yılında HDP’li belediye tarafından hayata geçirildiğinin altını çizen Güler Deniz, “Bizler daha önceden kapalı bir alanda bir yıla yakın çalıştık. Orada iş olmayınca gezici pazar olarak çıktık. Her gün farklı bir mahallede pazar kuruyorduk. Şiddetten mağdur olan, kendi ayağı üzerinde durması için kadınlara yönelik bir projeydi bu. 7-8 yıl boyunca çok güzel ilerledi. Ama kimse Bağcılar’daki bu pazar yerinin bu potansiyele ulaşacağını ummuyordu. Şu anda da Bağcılar ilçe olma yolunda aday. Böyle olunca erkek pazarcılar da ayaklanmaya başladılar ve ‘Kadınlar pazar işi yapamaz. Siz kadınsınız evinize gidin’ gibi tacizlerde bulunmaya başladılar” ifadelerini kullandı.

    “DEMEK Kİ GÜÇLERİ BİZE YETTİ”

    Geçmişte civarın çamur içerisinde olduğunu ifade eden Güler Deniz “Buralara yeni yollar yapılıp alan oluşunca işlerimiz yeni yeni iyiye gitmeye başladı. Bunun üzerine erkek pazarını buraya getirdiler. Yani işimizin %50’sini bitirdiler” diye belirtti. Deniz, eylemlerinin devam edeceğini de söyleyerek şöyle devam etti:

    “Durum o hale geldi ki kavgalar yaşandı. Biz kadınlar da kimsenin burnu kanamasın diye uzatmadık. Belediye Başkanı, kadınları makamına davet etti. Başkan, pazarcı kadınlara ‘Biz arkadaşları ikna edemiyoruz, buyurun siz gelin ikna edin’ demiş. Belediye Başkanı alana da gelmiş ve erkeklerin artık bu alana pazar kurmayacağını ancak görüşmelerin devam ettiğini belirtmiş. ‘Daha sonra görüşeceğiz’ demek erkeklere o pazarı vereceği anlamına geliyor. Ülkenin ekonomisi belli. İnsanların alım gücü de belli. İnsanlar artık pazara gelemiyor ve bizim de bu haliyle işlerimiz düştü. Benim şahsi görüşüm tamamen kadınları eve yollamak istiyorlar. Biz belediye başkanıyla bütün görüşmeleri tükettik. Defalarca yanına gidip ‘yapmayın, sıkıntı çıkacaktır’ diye konuştuk. Çalışanların çoğunun anne olduğunu, ekmeği için mücadele verdiklerini söyledik. Belediye başkanı ise ‘Biz herkesi memnun edemeyiz’ dedi. Demek ki bizi üzmek istediler. Yani güçleri bize yetti.”

    GERGİNLİĞİN SEBEBİ BELEDİYE KARARLARI DEĞİLMİŞ!

    Tüm bu yaşananların ardından Bağlar Belediyesi, yazılı açıklama yaparak, ilçe halkı ve pazarcı esnafının hakları korunarak kararlar alındığını belirtti. Açıklamanın devamında, kadın ve erkek pazarcılar arasındaki anlaşmazlığa belediyenin sebep olmadığı savunularak, “Belediyemiz tarafından, kadın ve erkek pazarcı esnafının haklarının yanı sıra ilçemizin ve pazarların kurulduğu semtlerdeki vatandaşlarımızın huzurunu gözetecek şekilde kararlar alınmıştır. Belediye meclisimizin aldığı karar doğrultusunda pazar düzenlemesi yapılmaktadır” denildi.

    Eren GÜVEN/DİYARBAKIR

  • Üniversite hocasından ‘Festivale gelmezseniz dersimden kalırsınız’ tehdidi!

    Üniversite hocasından ‘Festivale gelmezseniz dersimden kalırsınız’ tehdidi!

    PİRHA – Milletvekili Remziye Tosun, Dicle Üniversitesi öğrencilerinin “Sur Kültür Yolu Festivali”ne katılması halinde derslerden muaf tutulacağı, ders yoklamasının festival alanında alınacağı ve öğrencilerin festivale katılmaması halinde tehditlere maruz kaldığı iddialarını Meclis gündemine taşıdı.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı ile kayyım atanan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi (DBB)’nin ortaklığıyla düzenlenen Sur Kültür Yolu Festivali’ne tepkiler sürüyor. Diyarbakır Milletvekili Remziye Tosun, Dicle Üniversitesi öğrencilerinin 8-16 Ekim tarihleri arasında festivale katılmaları takdirde derslerden muaf tutulup, ders yoklamasının ise festival alanında alınacağı bilgisini paylaştı.

    HDP’li Tosun, öğrencilerin festivale katılmaması halinde tehdit edildiğine ilişkin de bilgi edindiklerini belirterek konuya dair İçişleri Bakanı, Milli Eğitim Bakanı ve Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a soru önergesi yöneltti.

    “FESTİVALE GELMEZSENİZ DERSİMDEN KALIRSINIZ”

    Milletvekili Remziye Tosun, 2015 yılında Sur’da yaşanan çatışmalara işaret ederek “tahribatların yaşanmasının ardından travmaların henüz aşılamadığını dile getiren yurttaşlar, festivale dair halkın düşüncesinin alınmadan yapıldığını aktarmıştır. Söz konusu festivale Dicle Üniversitesi Öğretim Üyesi İrfan Yıldız, festivale katılacak öğrencilerin derslerden muaf tutulacağını açıklamıştır. Bununla birlikte festival programına katılan öğrencilerin yoklamasının alınacağı, ‘Cüneyt Hocanın talimatı’ şeklinde öğrencilere mesaj yollandığı basına yansımıştır. Ayrıca Dicle Üniversitesi öğrencileri festival alanında yoklama alınarak öğretim üyelerinin ‘Festivale gelmezseniz dersimden kalırsınız’ şeklinde tehdidi ile zorla etkinliğe götürülmek istendiklerini beyan etmiştir.” ifadelerini kullandı.

    “ÖĞRENCİLERİN TEHDİT EDİLMESİNE İLİŞKİN İŞLEM BAŞLATACAK MIDIR?”

    Milletvekili Remziye Tosun, üç bakanlığa şu soruları yöneltti:

    “Dicle Üniversitesi öğrencilerinin 8-16 Ekim 2022 tarihleri arasında Kültür ve Turizm Bakanlığı ile kayyım atanan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi (DBB)’nin ortaklığıyla düzenlenen “Sur Kültür Yolu Festivali”ne katılması halinde derslerden muaf tutulacağı, ders yoklamasının festival alanında alınması Bakanlığınızın bilgisi dâhilinde midir? Festivale katılmaya yönelik yapılan bu uygulamanın yasal gerekçesi nedir?

    Dicle Üniversitesi öğrencilerinin festivale katılmaması halinde tehdit edilmesi Bakanlığınızın bilgisi dâhilinde midir? Öğrencilerin tehdit edilmesi ve festival alanında yoklama alınmasına ilişkin Bakanlığınız işlem başlatacak mıdır?

    Dicle Üniversitesi öğrencilerine Sur Kültür Festivaline katılması konusunda gönderilen “Cüneyt Hoca’nın talimatı” mesajında ismi geçen Cüneyt Hoca kimdir? Söz konusu talimat DBB tarafından mı gönderilmiştir?

    Bakanlığınız veya Bakanlığınıza bağlı DBB, Dicle Üniversitesi öğrencilerinin Sur Kültür Yolu Festivaline katılmasına zorlanmasına ilişkin açıklama yapacak mıdır?

    2015 yılında Sur’da yaşanan tahribatın ardından yurttaşların hassasiyetleri neden dikkate alınmamıştır? Kayyım atanan belediyelerin kente dair yapılan tüm uygulama ve çalışmalarında yurttaşların fikrinin almamasının gerekçesi nedir?”

    PİRHA/ANKARA

  • Diyarbakır Newroz’unda ‘Kürt sorununun çözümü için somut adımlar atın’ vurgusu!-VİDEO

    Diyarbakır Newroz’unda ‘Kürt sorununun çözümü için somut adımlar atın’ vurgusu!-VİDEO

    PİRHA – Polis engeline rağmen yüzbinlerce yurttaş, Diyarbakır Newroz alanını doldurdu. DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk, “Newroz meydanı onların bitişidir. Newroz bizim için varlık bayramıdır” derken, HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’da, “Herkes bu meydana iyi baksın, buradan çıkan mesajları iyi okusun. Sizler ‘Şimdi Kazanma zamanı’ diyerek, büyük bir fotoğrafın çıkmasını sağladınız. Tarihi, kimliği, kültürü yasaklı, bu düzeni kabul etmeyeceğimizi bir kez daha herkese gösterdiniz.” diye konuştu.

    Diyarbakır başta olmak üzere 21 Mart’ta Ağrı, Siirt, Kars, Muş ve Cizre’nin de aralarında olduğu 14 merkezde Newroz kutlamaları gerçekleştirildi. 15 Mart’tan bu yana yapılan Newroz kutlamalarının finali niteliğinde olan Amed Newroz kutlamasına Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk, DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, Siyasetçi Ahmet Türk, Azadî Partisi Genel Başkanı Ayetullah Aşitî ve Kürdistani ittifak partilerinin temsilcileri ile çok sayıda yabancı delegasyon katıldı.

    Newroz programı dahilinde 2017 yılında öldürülen Kemal Kurkut için de anma yapıldı. Kurkut’un vurulduğu yere karanfiller bırakıldı.

    Newroz kutlamasına polis sık sık müdahale etti. Özellikle arama kapılarında ulusal kıyafetler gerekçe gösterilerek uzun süre kitlenin alana girmesine izin verilmedi. Buna rağmen Diyarbakır Newroz alanı son yılların en kalabalık, coşkulu ve görkemli kutlamasına sahne oldu.

    Coşkunun hep dorukta olduğu meydanda, Sanatçı Servet Kocakaya ezgileriyle Newroz’a renk kattı. Polis kurşunuyla katledilen Kemal Kurkut anısına şarkı söyleyen Kocakaya’nın ardından yapılan Kürtçe ve Türkçe konuşmalarda birlik mesajı verildi.

    “İKTİDAR AKLI DEMOKRASİYE TECRİT UYGULADI”

    HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Newroz Bayramı’nın sadece Kürtlerin değil, bugün her yerde direnen işçilerin, emekçilerin, milyonların bayramı olduğunun altını çizerek, şunları dile getirdi:

    “Newroz aynı zamanda zalimlere boyun eğmeyen mazlumların bayramıdır. Onurlu bir yaşam için mücadele eden halklarımızın bayramıdır. Bugün Amed halkı bir kez daha tarih yazdı. Sizler bir kez daha Newroz’da hiç kimseye boyun eğmediğinizi gösterdiniz, tarih yazdınız. Bu tarih elbette demokrasinin, barışın, adaletin bir yol haritasıdır. Bu yol haritasına hep birlikte sahip çıkacağız. Asla adaletten, barıştan, demokrasiden vazgeçmeyeceğimizi, sizler bir kez daha ilan ettiniz. Barış, eşit ve ortak yaşamda sonuna kadar kararlı olduğunuzu bir kez daha dünyaya gösterdiniz, Türkiye halklarına gösterdiniz.

    Herkes bu meydana iyi baksın, buradan çıkan mesajları iyi okusun. Ankara bu meydanı görsün, Ankara Amed’i görsün. Sizler ‘Şimdi Kazanma zamanı’ diyerek, büyük bir fotoğrafın çıkmasını sağladınız. Tarihi, kimliği, kültürü yasaklı, bu düzeni kabul etmeyeceğimizi bir kez daha herkese gösterdiniz. İnkarla, yok saymayla, kayyımla, cezaevine koymakla, katletmekle, bizleri bitiremeyeceklerini bir kez daha gösterdiniz. Bu yüzyıl büyük acılarla geçti, tarihe zulümlerle geçti, cezaevlerine atılan siyasetçilerle geçti, kayyımların iradeyi gasp etmesiyle geçti. Önümüzdeki yüzyıl tarihin bir kez daha tekerrür etmeyeceğine bu alanda bir kez daha söz veriyoruz.

    HDP ve Kürtler olarak 2013 yılında, Amed Newrozu’nda okunan mektubun arkasında olduğumuzu bir kez daha ilan ediyoruz. Çözümden korkan bir iktidarın bu ülkeyi ne hale getirdiğini hepimiz gördük, hepimiz tanıklık ediyoruz. Bu iktidar aklı, barışa tecrit uyguladı. Bu iktidar aklı demokrasiye tecrit uyguladı, halkların kardeşliğine, kimliğimize, dilimize tecrit uyguladı. Demokratik siyasete karşı olan bir iktidar var. İşte bu ülkeyi bugün getirdikleri durum ortada. Bu ülkenin halklarını, emekçisini, kadınını, gencini, açlığa işsizliğe mahkum eden bir iktidar var karşımızda. Bu iktidarın yaptığı bütün zulümlere, haksızlıklara, hukuksuzluklara karşı hep birlikte ses çıkarmaya, itiraz etmeye, bu iktidarı göndermeye buradan bir kez daha söz veriyoruz.

    3 gündür Türkiye’nin her yerinde milyonlarca insan size bir kez daha gösterdi: Size boyun eğmeyeceğiz, size biat etmeyeceğiz, sizin önünüzde diz çökmeyeceğiz. Elbette bu sorunları, toplumla çözeceğiz. Omuz omuza, yürek yüreğe, her türlü baskıya rağmen, asla taviz vermeden, korkmadan, cesaretle bütün bu sorunları çözmek için birliğimizi ve beraberliğimizi, mutlaka direnerek sonuna kadar götüreceğiz.”

    “NEWROZ BİZİM İÇİN VARLIK BAYRAMIDIR”

    Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Berdan Öztürk, Kürtçe yaptığı konuşmada 21 Mart 2017’de Diyarbakır Newrozu’nda Kemal Kurkut’un katledilmesini hatırlatarak “Kemal’i katledenler, mahkeme salonlarında suçsuz ilan edildi. Suçluları biliyoruz, bu sistemdir, faşist sistemdir, ırkçı sistemdir. Kürt halkına hesap vereceksiniz. Kemal Kurkut şahsında bütün Newroz şehitlerini saygıyla anıyorum” dedi.

    Yasaklara rağmen Newroz alanlarının dolduğuna vurgu yapan Öztürk, şunları ifade etti:

    “Annelerimiz, gençlerimiz özgürlük meydanına aktılar. Newroz bizim için varlık bayramıdır. Newroz bizim için tarihi mesajların verildiği meydanlardır. Her dönem böyle olmuştur. Gittiğiniz yol yol değil. Yanlışta ısrar ediyorsunuz. Kürt halkı diz çökmedi, işte bu meydanda. Kürt sorunu çözülmelidir. Demokrasinin de özgürlüğün de yolu İmralı’dan geçer. Ne kendinizi, ne Kürt halkını kandırmayın. Kürtler size birçok şans verdi. Gelip oturacaksınız, Kürt sorununun çözümü için somut adımlar atmalısınız. Eski günler geçti. Kimseyi kandıramazsınız. Bu Newroz ‘Şimdi kazanma zamanı’ Newrozudur. Newroz pîroz be.”

    Öztürk’ün konuşması ardından Sanatçı Azad Bedran ve Rojda sahne aldı. Halay ve marşların ardından Newroz programı sona erdi.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Zürih/Amed Kardeşlik Köprüsünden, Tuğluk ve Narin için Uluslararası Kızılhaç Komitesine mektup

    Zürih/Amed Kardeşlik Köprüsünden, Tuğluk ve Narin için Uluslararası Kızılhaç Komitesine mektup

    PİRHA- Zürich/Amed Kardeşlik Köprüsü, Aysel Tuğluk ve eski Sur Belediye Eşbaşkanı Seyit Narin için Uluslararası Kızılhaç Komitesini harekete geçmeye çağırdı.

    Zürih/Amed Kardeşlik Köprüsü, önceki dönem HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk ve eski Sur Belediye Eşbaşkanı Seyit Narin için Uluslararası Kızılhaç Komitesini harekete geçmeye çağırdı.

    Kardeşlik Köprüsü adına Dr. Bigna Rambert ve Dr. Maja Hess tarafından Kızılhaç’a gönderilen mektupta şu ifadeler yer aldı:

    “Uluslararası Kızılhaç Komitesine (ICRC),

    Sayın Bayanlar ve Baylar,

    Dayanışma örgütü olan Zürih-Diyarbakır/Amed Kardeşlik Köprüsü adına size yazıyoruz. Kardeşlik Köprüsü, 2016 yılında Zürih Belediye Meclisinde Türkiye’deki sivil toplumu ve demokratik yapıları desteklemek için bir meclis önergesiyle kuruldu.

    Biz iki doktoruz ve siyasi tutsak olan ağır hasta Aysel Tuğluk ve Seyit Narin’in akıbetinden derin endişe duyuyoruz. Kürtleri temsil eden Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) eski milletvekili olan Aysel Tuğluk ve eski Sur Belediye Eşbaşkanı Seyit Narin, tutuklu kalmalarının sağlık açısından uygun olmamasına rağmen halen cezaevinde tutuluyorlar. Elimizde Türkçe tıbbi dosyalar var. Her iki vakadan da uluslararası basından haberdar olduğunuza inanıyoruz.

    ICRC’nin tıbbi gerekçelerle iki mahpusun serbest bırakılması için çalışacağını ve çabalarınız ve gelişmeler hakkında Kardeşlik Köprüsünü ve HDP İsviçre’yi bilgilendireceğinizi umuyoruz.

    İlginiz için çok teşekkürler.

    Saygılarımızla,

    Bigna Rambert ve Maja Hess”

    PİRHA/ANKARA

  • Amed Şehir Tiyatrosu ‘Don kixot’ oyunu ile Ankara’ya geliyor!

    Amed Şehir Tiyatrosu ‘Don kixot’ oyunu ile Ankara’ya geliyor!

    PİRHA- Amed Şehir Tiyatrosu’nun “Don kixot” adlı oyunu Ankaralı sanatseverlerle buluşacak. 23 Aralık’taki tiyatro eseri Nazım Hikmet Kültür Merkezi Genco Erkal Salonu’nda sahnelenecek.

    Amed Şehir Tiyatrosu, uzun bir aradan sonra “Don kixot” oyunu ile Ankara’da olacak. Miguel De Cervantes’in eserini Kürtçe’ye uyarlayan Amed Şehir Tiyatrosu, 23 Aralık saat 20:00’de Ankaralı sanatseverlerle bir araya gelecek.

    Yenimahalle Belediyesi Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde sergilenecek oyunun biletleri Destar Cafe, Narin Cafe ve Bahar Cafe Restorant’tan temin edilebilecek.

    PİRHA/ANKARA

  • Kitlesel Newroz mitingleri iptal edildi

    Kitlesel Newroz mitingleri iptal edildi

    PİRHA – HDP MYK yaptığı açıklamada, koronavirüs (kovid-19) nedeniyle kitlesel Newroz mitinglerinin iptal edildiği duyurdu.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK), olağanüstü gündemle parti genel merkezinde toplandı. HDP, koronavirüs nedeniyle Newroz etkinliklerini iptal etme kararı aldı.

    Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre; Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Özgür Kadın Hareketi (TJA), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Azadî Partisi, Devrimci Demokratik Kürt Derneği (DDKD), İnsan ve Özgürlük Partisi (PİA), Kürdistan Komünist Partisi (KKP) ve Kürdistan Demokrat Partisi (KDP-Bakur), 21 Mart’ta kutlanacak Newroz’a ilişkin DTK binasında basın açıklaması yaptı.

    Açıklamaya, DTK Eşbaşkanları Leyla Güven ve Berdan Öztürk, Demokratik Bölgesi Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz ve Keskin Bayındır, TJA Sözcüsü Ayşe Gökkan ve Kürdistani İttifak Çalışması’ndaki Kürt partilerinin temsilcileri katıldı.

    Açıklamada, koronavirüs (kovid-19) nedeniyle kitlesel Newroz mitinglerinin iptal edildiği duyuruldu.

    HDP Eş Genel Başkanlar Pervin Buldan ve Mithat Sancar başkanlığında toplanan MYK’nin gündeminde koronavirüsü, yerine kayyım atanan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi (DBB) Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı’ya verilen hapis cezası, MİT üyesinin cenazesini haber yaptıkları için tutuklanan gazeteciler ve gözaltına alınan avukatlar vardı. Yapılan tartışmaların ardından koronavirüs nedeniyle Newroz etkinliklerini erteleme kararı alındı.

  • Diyarbakır’da Xızır cemi ve lokması-VİDEO

    Diyarbakır’da Xızır cemi ve lokması-VİDEO

    PİRHA – PSAKD Diyarbakır Şubesi ve Cemevi’nde Xızır lokmaları paylaşıldı, Xızır cemi bağlandı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Diyarbakır Şubesi ve Cemevi’nde Xızır cemi bağlandı.

    Dede Karkın Ocağı’ndan Musa Karkın cemi yürütürken zakirliği ise Halil İbrahim Erkul yaptı.

    Xızır ayına ilişkin aktarımlarda bulunan Pir Musa Karkın, “Xızır farklı farklı anlatılır ama hepsi bir bütündür. İnançların dinlerin hepsinde, tüm kitaplarda Xızır’ın varlığı kabullenilerek ifade edilmektedir. Xızır bir nebidir, aynı anda bir velidir, yani Xızır 124 bin Nebi içinde sadece ve sadece Hakk’ın gizli ilmine, gizli sırlarına vakıf olabilecek bir yapıdadır ki bu da ona Hakk tarafından verilmiştir canlar” dedi.

    Pir Karkın, “Diğer bir rivayete göre Alevi toplumunun ve bu inanca tâbi olan canların ifadelerine göre Xızır ile İlyas kardeştir. Birisi karada, birisi deryada darda, zorda olanların imdadına yetişecek olan erenlerdir bunlar. Bizim mevsimlerimizin belirlendiği tarihte birleştikleri anlatılmaktadır. Bu tarihte Xızır Ellez diye veya Xızır İlyas diye adlandırılır ki bu tarihler arasında bu erenlerin evleri gezdiği ifade edilmektedir. Bunların bazı nişangahları ispat edilmiştir, anlatılmıştır.
    Bir ifadede bulunacağım Bozatlı Xızır olarak geçer. Aleviler Ali’yi bu şekilde de değerlendirirler ki gaipten gelen her bir canın varlığı Xızır’dır” diyerek Xızır muhabbetini gerçekleştirdi.

    Deyişlerin okunup semahların dönüldüğü cemden sonra pirlerin gülbeng vermesiyle Xızır lokmaları paylaştırıldı.

    PİRHA/DİYARBAKIR

  • Mızraklı: Alevi kurumlarından büyük katkı ve güç aldık-VİDEO

    Mızraklı: Alevi kurumlarından büyük katkı ve güç aldık-VİDEO

    PİRHA – HDP’li belediyelere atanan kayyımlara karşın 3 ilde süren Demokrasi Nöbetleri’nde 50 gün geride kaldı. Görevden alınan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Adnan Selçuk Mızraklı, “Alevi kurumlarından büyük katkı ve güç aldık” diyerek her kurumun, söz konusu eylemlere destek vermesi gerektiğini söyledi.

    Haberin videosu

    HDP’li Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediyelerine atanan kayyımların ardından 19 Ağustos’ta başlatılan Demokrasi Nöbetleri devam ediyor. Eylemlerde 50 gün geride kaldı.

    “ALEVİ DOSTLARIMIZIN DA GÜÇLÜ BİR DESTEĞİNİ GÖRDÜK”

    Diyarbakır’da Lise Caddesi’nde yurttaşlarla birlikte nöbet tutan, görevden alınan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Adnan Selçuk Mızraklı, “Demokrasi mücadelesinde, irade gaspına karşı toplum, bir bütün olarak itirazını yükseltti. Alevi kurumlarından da güç aldık” dedi. Mızraklı ayrıca “Bu zor zamanlarda siyasetten, ideolojiden bağımsız olarak insanlık değerleri test edilir” diyerek şunları dile getirdi:

    “Buradaki eylemle demokrasi ve hukuka inanan çevrelere de bir çağrı oluştu. Bu çağrı şuydu: Bu süreç, bu irade gaspı sadece Amed’de, Van’da ve Mardin’de yaşanmadı. Bu bir bütün olarak Türkiye’deki demokrasi değerlerinin, seçmen iradesinin ve hukuk rejiminin ortadan kaldırılmasıdır. Bu adeta bir gece yarısı darbesidir. Bu noktada Türkiye’deki birçok kesimden karşılık aldık. Geldiler ve dostluklarını bu kavgaya, mücadeleye olan yakınlıklarını ortaya koydular. Özellikle geçmişten bu yana gerek bir inanç grubu olarak gerekse de demokrasi değerleri ile beraberindeki insan hakları mücadelesinde ciddi katkısı olan ve bunu da her ortamda yapmaktan çekinmeyen Alevi dostlarımızın da güçlü bir desteğini gördük. Gerek kent içinde yaşayanlardan gerekse de kent dışından gelen Alevi kurumlarından büyük bir katkı ve güç aldık.

    “VİCDANDAN YANA TUTUM ALMA GÜNÜDÜR”

    Zor zamanlar adeta bir turnusol gibidir. Bu zor zamanlarda siyasetten, ideolojiden bağımsız olarak adeta insanlık değerleri test edilir. İnsanlığın 21. yüzyıla kadar biriktirdiği büyük hak kavgaları ile elde edilmiş değerlerdir. Bu değerlere sahip çıktıkça insanlık kendisini daha da ileriye taşır. Ama bu değerlere yabancılaştıkça insanlığın da adeta bir tür çürümeye doğru gittiğine tanık oluyoruz. Dünya çok farklı süreçlerden geçiyor. Acaba 1 Eylül 1939’da Nazi Almanyası Polonya’ya saldırırken bunun on milyonlarca insanın ölümüne, milyonların göçüne ve milyonlarca insanın sakat kalmasına ve hepsinin ötesinde insanlık değerleri açısından bu kadar yıkıcı durumların yaşanabileceğine kimse inanabilir miydi? Ama hepsi yaşandı. İçinde bulunduğumuz günlerde yine insanlığın moral değerleri ve bugüne kadar kazanmış oldukları değerler açısından da adeta bir turnusol işlevi görüyor. Burada etnisite ve inanç ayrımı kullanmaksızın bir bütün olarak insanlıktan adeta bir Kırklar Meclisi gibi çok farklı inançları, kimlikleri olsa bile bir arada ortak bir kaygı için bir araya gelmiş olanların tutumuna vurgu yapmak istiyorum. Şunu çok iyi biliyoruz; kaybedeceğimiz sadece kendimize dair bir şeyler olmayacaktır; bir bütün olarak ileride telafisi oldukça güç olan kayıpların yaşanabileceği bir sürecin arifesindeyiz. Bu noktada herkesin insanlıktan, vicdandan yana; ahlakın, insanlık değerlerinin korunduğu çerçeveden yana tutum alma günüdür. Buradakiler oldukça onurlu ve namuslu halktır. Bu namuslu, izzet-i nefsine saygı duyan, onuruna sahip çıkan duruşu her çevrenin geliştirmesi ve her kurumun burada bir duruş göstermesi gerekiyor. Hep zulme maruz kalmış ama hiçbir zaman zalimleşmemiş, her zaman erdemini korumuş olan bütün çevrelerden olduğu gibi Alevi kurumlarının da bu süreci bu çerçevede telâkki edeceğine inanıyor, yolumuz açık ve aydınlık olsun diyorum.”

    Kemal ALKAŞ/DİYARBAKIR

  • HDK’den Koçyiğit’e yönelik linç kampanyasına kınama

    HDK’den Koçyiğit’e yönelik linç kampanyasına kınama

    PİRHA – HDK, Eşsözcüleri Gülistan Kılıç Koçyiğit’e yönelik AKP’ye yakın basında başlatılan linç kampanyasını kınayarak, konuya ilişkin hukuksal mücadele yürüteceklerini duyurdu.

    Halkların Demokratik Kongresi (HDK) yürütme kurulu, HDK Eşsözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit’in 17 Eylül 2019’da Diyarbakır’daki kayyım eylemlerin 30’uncu gününde yaptığı konuşma nedeniyle ana akım medya tarafından hedef gösterilmesini kınadı.

    Yazılı yapılan açıklamada, “Eylemlerin 30’uncu gününde konuşan HDK Eşsözcümüz Gülistan Kılıç Koçyiğit’in konuşması, havuz medyası tarafından çarpıtılarak günlerdir süren bir linç kampanyasına dönüştürüldü” denildi.

    “KONUŞMADA DEMOKRATİK SİYASET VURGUSU VAR”

    Açıklamanın devamında şunlara yer verildi:

    “Konuşmada da görüleceği üzere, AKP iktidarının Kürtlerin demokratik siyaset içinde mücadele etme kanallarını kapatmaya çalıştığına yönelik eleştiriler var. Yine AKP iktidarının Kürtlere silah ve dağ dışında bir seçenek bırakmaması karşısında demokratik siyasette sonuna kadar ısrar edileceği, Türkiye halklarının bir arada yaşaması ve Türkiye’nin demokratikleştirilmesi için her türlü bedele rağmen inançla ve ısrarla mücadele edileceğine dair vurgular dışında hiçbir şey yok.

    Bu konuşmada, Türkiye halklarının birliği için demokratik zeminde ve demokratik siyasetle mücadele edileceğine dair ısrar vurgusundan başka bir şey yok.

    Bizler şuna eminiz ki, Eşsözcümüzün yaptığı konuşmayı olduğu gibi dinleyen ve Türkiye halklarının birliğini savunan her yurttaş, gönülden katılacaktır. Maalesef, rant, savaş, ayrıştırma ve zulümden beslenen iktidarın medyası milliyetçi histeriyi körüklemek, halkları düşmanlaştırarak çatıştırmak ve kongre partimiz olan HDP’yi kriminalize ederek örgütlülüğünü dağıtmaya yönelik kampanyaları ahlaksızca yürütmektedir. Bu ülkeyi yönetenlerin, toplumun gerçek sorunlarını çözmek gibi bir niyeti yoktur. İktidarın, HDP Amed il binasının önüne taşıdığı annelere söyleyecek sözü de yoktur.  Çünkü kayyım darbesi çökmüş, halktan onay almamıştır!”

    “HUKUKSAL MÜCADELE BAŞLATACAĞIZ”

    “Havuz medyasının ahlaksızca yürüttüğü linç kampanyasını şiddetle kınıyoruz. Bu konuda hukuksal mücadele başlatacağımızı da belirtmek istiyoruz.

    HDK olarak bu vesileyle, demokratik bir toplum ve yaşamı inşa etme kararlılığımızı bir kez daha basına ve kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.”

    PİRHA / ANKARA

  • ‘Önceliğimiz kayyumun yarattığı tahribatı düzeltmek’-VİDEO

    ‘Önceliğimiz kayyumun yarattığı tahribatı düzeltmek’-VİDEO

    PİRHA- HDP, kayyum atanarak elinden alınan birçok belediyeyi yapılan yerel seçimlerle geri aldı. Diyarbakır Kayapınar Belediyesi de bunlardan biri. Kayyımların seçim öncesi ve seçim sonrası durumlarını değerlendiren Kayapınar Belediyesi Eşbaşkanı Keziban Yılmaz, “Seçilmemize rağmen hala mazbatalarımızı alamadık ve mevcut kayyumun belediyede talancılık yaptığını görüyoruz. Gece vakti belediyenin önüne tırları getirip burayı yağmaladılar” dedi. 

    2014 yılında yapılan yerel seçimlerde Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) aldığı birçok belediyeye AKP hükümeti 2016 yılında kayyum atamıştı. 31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde ise HDP kayyum atanan birçok belediyeyi yine kazandı. Kazanılan belediyeler arasında bulunan Diyarbakır’ın Kayapınar Belediye Eşbaşkanı Keziban Yılmaz, kayyumlarla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

    “BELEDİYELER AKP’NİN MEMUR ANLAYIŞIYLA YÖNETİLMEYE ÇALIŞILDI”

    Diyarbakır’ın ikinci büyük ilçesi olan Kayapınar’da bu seçimlerde en yüksek oyu HDP’nin aldığını belirten Yılmaz, Diyarbakır ve ilçelerine atanan kayyımların bölgenin insanı olmadığına merkezden ya da kaymakamlar tarafından atanan kişiler olduğuna dikkat çekti. Yılmaz, “Amed’in sosyoekonomisini ve halkın taleplerini bilmeyen kişiler tarafından yönetildi. Bürokratik kişiler tarafından yönetilmeye çalışılan belediyeler AKP’nin memur anlayışıyla yönetilmeye çalışıldı. Hizmet içermeyen, halkın sorunlarına inmeyen devlet anlayışı AKP’nin siyaset anlayışıyla hareket eden yaklaşımla yönetilmeye çalışıldı. Bu yöntem halkta ciddi oranda tepkiye yol açtı. Ortaya çıkan bu seçim sonuçları da bunu doğrular nitelikte oldu.” diye konuştu.

    “GECE YARISI BELEDİYE ÖNÜNE TIRLARI GETİRİP YAĞMALADILAR”

    Seçilmelerine rağmen hala mazbatalarını alamadıklarını ve mevcut kayyımın belediyede talancılık yaptığını gördüklerini ifade eden Yılmaz, “Gece vakti belediyenin önüne tırları getirip burayı yağmaladılar. Kayapınar’a bağlı 13 eğitim kurumu ve Cigerxwin Kültür Merkezi’ni aniden başka devlet kurumlarına peşkeş çektiler” dedi.

    “ENKAZA DÖNEN BELEDİYEYİ TESLİM ALIYORUZ”

    Öncelikli hedeflerinin kayyumun yarattığı ağır tahribatı düzeltmek olduğunu dile getiren Yılmaz, “Çünkü  fütursuzca kullanılan kamu malları bu halkın malıydı. Bu anlamıyla en büyük projemiz 2 buçuk senedir talan edilen belediyeyi tekrar toparlamak olacak” diye belirtti.

    Kayyumun yıktığı Roboski anıtını eskisinden daha büyük bir şekilde yapacaklarını söyleyen Yılmaz, halkın hafızası olan sosyal ve siyasal durumları tekrar canlandıracaklarını kaydetti.

    “KADINLARI TEKRAR SÖZ SAHİBİ YAPACAĞIZ”

    Kayyumun kazanılan tüm kadın kurumlarını kapattığını hatırlatan Yılmaz, “Bu durum bile AKP’nin ve onun bürokratlarının kadına olan yaklaşımını göstermektedir. Biz kapatılan bu kurumları tekrar hayata geçirip kadınların kendilerini ifade etme olanaklarını sağlayacağız. Kadın istihdam alanını geliştirip belediyemizi örnek bir belediye haline getireceğiz. Kadınları tekrar her alanda söz sahibi yapacağız.” dedi.

    Dilan MORSÜMBÜL/DİYARBAKIR

  • Amed’de Newroz ateşi yakıldı

    Amed’de Newroz ateşi yakıldı

    PİRHA – “Mutlaka kazanacağız, tecridi kıracağız” sloganlarıyla Newroz Parkı’nı dolduran yurttaşlar kutlamalara başladı.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) tarafından düzenlenen Newroz kutlamalarının bu yılki sloganı “Mutlaka kazanacağız, tecridi kıracağız” oldu. Sabah erken saatlerinde alana akın eden binlerce yurttaş, halay ve zılgıtlarla Newroz Parkı’nı doldurdu.

    Programda ilk olarak sahneden tutuklu HDP’li siyasetçilerin isimleri okunarak selam gönderildi. Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Bedran Öztürk, konuşmasında Newroz’un Kürt halkı için önemine değindi. Öztürk ayrıca, Leyla Güven’in başlattığı ve cezaevlerinde devam eden açlık grevlerinin de ciddi evreye vardığını söyledi.

    Tekirdağ Cezaevi’nde açlık grevindeyken yaşamına son veren Zülküf Gezen’i hatırlatan Öztürk, başka ölümler olmaması için mücadele edeceklerini ifade ederek, hükümetin biran önce adım atması gerektiğini söyledi.

    Newroz programında, sembol isimlerin aileleri de davetli olarak yerini aldı. Diyarbakır’da 2017 Newroz kutlamasında polis kurşunuyla yaşamını yitiren Kemal Kurkut’un ailesi, 28 Haziran 2013’te Lice’de kalekol yapımını protesto ederken askerin açtığı ateş sonucu yaşamını yitiren Medeni Yıldırım’ın ailesi, Gezi Direnişi sırasında öldürülen Ethem Sarısülük ve Berkin Elvan’ın aileleri ile yakınlarını kaybeden birçok yurttaş protokol sırasında yerlerini aldı.

    Newroz kutlamalarına ayrıca yine yoğun basın ilgisi oldu. Programı takip etmek için en az 268 yeerli ve yabancı gazeteci akreditasyon başvurusu yaptı.

    NEWROZ COŞKUSU HALAYA DÖNÜŞTÜ

    Newroz ateşinin yakılmasıyla birlikte sanatçılar da sahnede yerlerini aldı. Koma Pel, Pınar Aydınlar ve Bajar grubunun ezgileriyle coşan halk, halaylar çekerek Newrozu karşıladı.

    HABER MERKEZİ

  • Katliam siyasetine karşı adalet isteyenler ‘Vazgeçmiyoruz’ şiarıyla buluştu-VİDEO

    Katliam siyasetine karşı adalet isteyenler ‘Vazgeçmiyoruz’ şiarıyla buluştu-VİDEO

    Katliam siyasetine karşı adalet isteyenler ‘Vazgeçmiyoruz’ şiarıyla bugün Taksim Hill Otel’de buluştu. Sempozyumda yaşanan katliamların unutulmayacağı ve unutturulmayacağı mesajı verildi. 

    Suruç Aileleri İnisiyatifi ile 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği’nin “Katliam siyasetine karşı adalet isteyenler buluşuyor: Vazgeçmiyoruz” çağrısıyla düzenlediği etkinlik bugün İstanbul Taksim’de bulunan Hill Otel’de yapıldı.

    Suruç İçin Adalet Platformu, İnsan Hakları Derneği, TMMOB, DİSK ve KESK’in de destekçi kurumlar olarak katıldığı etkinliğe Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekilleri Murat Çepni, Oya Ersoy, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun yanı sıra, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Genel Başkanvekili Şahin Tümüklü, Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) Eşbaşkanı Okan Danacı, DİSK Yönetim Kurulu üyesi Kamber Saygılı, Sosyalist Kadınlar Meclisi MYK üyeleri, HDP PM üyesi Ahmet Ayva, Berkin Elvan’ın ailesi Gülsüm Elvan ve Sami Elvan, Cumartesi Anneleri, Hasan Ocak’ın kardeşi Ali Ocak, Diyarbakır Katliamı’ndan yaralı kurtulan Lisa Çalan da katıldı.

    3 oturumdan oluşan etkinlikte ‘Yaşadık’ oturumunun açılış konuşmasını düzenleyici kurumlardan Suruç Aileleri İnisiyatifi adına Yoldaş Aydın yaptı. Aydın, “Katliamlara maruz kalanlar olarak yan yana gelmeliyiz, seslerimizi daha güçlü haykırmalıyız” diyerek başladığı konuşmasında, katliam siyasetinin yüzbinlerce insanın hayatını etkilediğini ifade etti.

    ‘Yaşadık’ oturumunda, Suruç Aileleri İnisiyatifi, 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği, Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF), Ankara Barış Mitingi çağrıcılarından KESK Yürütme Kurulu, Diyarbakır patlamasında yaralı kurtulan Lisa Çalan, Sultanahmet patlaması tanıkları konuştu.

    ÇAĞDAŞ AYDIN’IN BABASI: BİZ ÖLMEDİK DİYE BİZİ DE ÖLDÜRMEYE ÇALIŞIYORLAR

    Suruç Aileleri adına, katliamda hayatını kaybeden Çağdaş Aydın’ın babası Fethi Aydın  konuşma yaptı. Aydın, SGDF’nin çağrısıyla, savaşın etkilerini silmeye çalışan Kobane halkıyla dayanışmaya gitmeye karar verdiklerini, kaymakamlıkla yaptıkları görüşmelerde peyder pey Kobane’ye gidebileceklerinin söylendiğini ifade etti.

    Buna rağmen katliamın yaşandığını anlatan Aydın, “Biz mahkemelere giderken cep telefonlarımız dahi elimizden alınıyor, acılı ailelere joplarla saldırılıyor. Geride kalan bizleri, ölmedik diye öldürmeye çalışıyorlar. Bu katliam siyaseti değil de nedir? Mahkeme sonralarında yapmak istediğimiz basın açıklamalarını dahi engellemeye çalışıyorlar” dedi. Aydın, insanlık için Suruç’a, Kobane’ye giden gençlerin ideallerinin gerçekleşmesi için mücadelenin sürdürücüsü olacaklarını söyledi.

    “KOBANE İÇİN ‘DÜŞTÜ, DÜŞECEK’ DİYORLARDI, DÜŞEN AKP VE ORTAKLARI OLDU”

    Kobane çağrıcısı Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) adına Okan Danacı konuştu. “Kaybettiklerimizi sevgi ve özlemle anıyoruz” diyen Danacı, şunları söyledi:

    “Kobane için, ‘Düştü, düşecek’ diyordu IŞİD’in ortakları, düşen AKP ve onun ortakları oldu. Ezilenlerin ve halkların sahip çıktığı bir kent oldu Kobane. Biz de “Beraber savunduk, beraber inşa edeceğiz” diyerek yola çıktık. 20 Temmuz’la başlayan sürecin arkasından Suruç yaralılarına yönelik tutuklamalar, ailelere tehditler de yaşadığımız savaş konseptini gösteriyordu. Tüm bu atmosferde, adalet mücadelesinde birleşmemiz gerektiğini gördük. Suruç’un 1’inci yılında adalet talebiyle bir buluşma gerçekleştirmek istedik, Valilik tarafından yasaklandı. Bu da adalet talebi ile bir araya gelmemizden korktuklarını bir kez daha gösterdi.”

    “YAŞAMAYA DEVAM EDİYORUZ, BİZ UNUTMUYORUZ”

    10 Ekim Barış ve Demokrasi Derneği adına konuşan Mehtap Ekinci Çoşgun da, “Ayrı ayrı çokça etkinlik ve anma yapmış olsak da IŞİD çetesinin hedefindekiler olarak ilk kez bugün burada buluştuk ve yalnız olmadığımızı gördük” dedi.

    Çoşgun, salonda duyulan çocuk sesleri için “Sesini duyduğunuz çocukların bugün babası yok ama çok büyük bir ailesi var. Barışa ve kardeşçe yaşamaya dair umutları var” diye belirtti.

    Ardından 10 Ekim dava dosyasına da giren ve daha önce basına çok az bir kısmı düşmüş olan, polis kamerasından çekilmiş görüntülerden oluşan bir sinevizyon gösterimi yapıldı. Görüntülerde ambulansın katliamdan 50 dakika sonra alana geldiği, IŞİD’lilerin şehirde nasıl rahatça dolaşabildiklerinin görüldüğünü ifade eden Coşgun, “Biz bu katliamı unutturmayacağız, unutturmaya çalışanlara da hatırlatacağız. Yaşadık demekle de bitmiyor, yaşamaya devam ediyoruz. Biz unutmuyoruz” dedi.

    “100 YILLIK KATLİAMLAR VE ORTAK ACILAR TARİHİ”

    10 Ekim Barış ve Demokrasi mitinginin düzenleyecilerinden KESK Yürütme Kurulu adına söz alan Mehmet Bozgeyik bu topraklardaki 100 yıllık sürecin katliamlar ve ortak acılar süreci olduğunu ifade etti. Bozgeyik, mitingi düzenleme kararı almalarına giden süreci şöyle ifade etti:

    “AKP’nin son 10 yılda Ortadoğu’da izlediği saldırgan politikalar, emperyalistler aracılığıyla Ortadoğu halklarının birbirine kırdırılması ve IŞİD eliyle zulme uğratıldığı bir dönemde, bu savaş politikasına karşı ses çıkarmaya karar verdik.”

    “BİRLİKTE MÜCADELE ETMEK ZORUNDAYIZ”

    Bozgeyik, 10 Ekim katliamından önce Diyarbakır ve Suruç katliamları ile başlayan sürecin Ankara ile devam ettirildiğini, Türkiye’de işçi ve emekçilerin sendikal haklarına karşı yapılan saldırıların, siyasetçilere dönük baskının da bu savaş politikaları aracılığıyla hayata geçirildiğini kaydetti. Bozgeyik, önümüzdeki dönem hem katliamlara hem AKP’ye karşı birlikte mücadele etmenin zorundalık olduğunun altını çizdi.

    LİSA ÇALAN: DİYARBAKIR KATLİAMININ SORUMLULARI BULUNMALI 

    Bozgeyik’in ardından sözü, 5 Haziran 2015’te Diyarbakır’da HDP mitingine yönelik bombalı saldırıdan yaralı kurtulan Lisa Çalan aldı. Çalan, açlık grevindeki Leyla Güven’i selamlayarak konuşmasına başladı.

    Aradan geçen 4 yılda Suruç, Nusaybin ve Cizre başta olmak üzere birçok katliamın yaşandığını ifade eden Çalan, Kürt halkının adalete olan inancının kaybolduğunu ve bu inancın ortak mücadele sonucu kazanılması gerektiğini söyledi. Çalan, Diyarbakır katliamının sorumlularının bulunmasının tüm katliamların düğümünün çözülmesi için önemli olduğunu ifade etti.

    POLİS SALDIRIDAN 1 SAAT SONRA BOMBACININ FOTOĞRAFINI GÖSTERMİŞ!

    Lisa Çalan’ın ardından söz alan, Sultanahmet’te turist kafilesini hedef alan katliamın tanığı ve grubun rehberi Sibel Şatıroğlu, katliamdan 1 saat sonra polisin bombacının fotoğrafını kendisine gösterdiğini aktardı. Sık sık sesi titreyen ve gözleri dolan Şatıroğlu, Türkiye’de bu katliamı konuşabileceği kimse olmadığını söyledi.

    Gaziantep’te bir düğüne yönelik bombalı saldırıda hayatını kaybeden Orhan Yavuz’un babası Kasım Yavuz da söz alarak adalet talebini yineledi.

    ‘GÖRDÜK’: YÜZLEŞMEDİĞİMİZDE, HESAP SORAMADIĞIMIZDA BİZİ HAREKETSİZ BIRAKAN SÜREÇ BİZİ DE KATLEDİYOR

    “Gördük” oturumunda ise HDP Milletvekili Oya Ersoy, Adli Tıp Uzmanı Dr. Şebnem Korur Fincancı, Avukat Kazım Bayraktar, gazeteci Arzu Demir, yazar Erdoğan Aydın söz aldı.

    İlk konuşmayı yapan, Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, sözlerine dayanışmanın son derece kıymetli olduğunun altını çizerek başladı. “Yüzleşmediğimizde, hesap soramadığımızda ardı ardına bizi hareketsiz bırakan süreç bizi de katletmeye devam ediyor. Tanıklıkları paylaşan tüm dostlar çok kıymetli bir iş yapıyor” diyen Fincancı, Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın da Suruç Katliamı ile sürece dahil olduğunu söyledi.

    2015-2016 yılında yaşanan katliamlarda hayatını kaybeden, yaralanan yurttaşların sayısının yaklaşık rakamlarla ifade edildiğini söyleyen Fincancı, bunun sebebinin de katliamlara gelen yayın yasağı olduğunu söyledi.

    “İMAR AFFI ADI ALTINDA KATLİAM YAŞANDI VE YİNE YAYIN YASAĞI GETİRİLDİ”

    Fincancı, “Kartal’da yaşanan bina çökmesinde de imar affı adı altında bir katliam yaşandı ve yine yayın yasağı getirildi.” dedi.

    Fincancı’nın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

    “Bu sürecin bir başka yansıması da sokağa çıkma yasaklarıydı. Bütün büyük illerde yokmuş gibi görünen yasaklar küçük yerlerde sürüyor. İnsanlar günlerce aylarca hapis hayatı yaşıyor. Büyük bir göç süreci yaşadı Türkiye, Sokağa çıkma yasakları bir yandan, ölümler bir yandan, şehirlerin ortasında patlayan bombalar bizi aslında evlerimize doğru kapatmaya zorladı.”

    “BU KATLİAMLARIN HİÇBİRİSİNİN FAİLİ MEÇHUL DEĞİL”

    Fincancı’dan sonra sözü alan Avukat Kazım Bayraktar toplumsal davalardaki hukuki süreci anlattı. Bayraktar, sözlerine “Bu katliamların hiçbirisinin faili meçhul değil. Katliamlarda kullanılan, tetikçilerin yanında kamu kurumlarının içindeki işbirlikçileri, devletin hangi kamu görevlilerini nerelerde konumlandırdığı artık meçhul değil” diyerek başladı.

    Bayraktar, katliamların organize bir suç örgütü olarak örgütlendiğini ve bunun Emniyet, MİT ve Yargı aracılığıyla yapıldığını söyledi. Ankara ve Suruç katliamlarında adları geçen Mustafa Delibaşlar, Yunus Durmaz gibi isimlerin 2012 yılında Antep Vali Yardımcısı ve Emniyet Müdürü’yle yapılan ortak bir toplantıda takibe alındığını aktaran Bayraktar, 2014 yılına kadar takibin devam ettiğini, biriken tüm delillere rağmen operasyon yapılmadığını ifade etti.

    2 YIL BOYUNCA TAKİP EDİLDİLER, SAVCILIK OPERASYON İZNİ VERMEDİ!

    AKP’nin 7 Haziran 2015 seçimlerine giden süreçte korku ve kaos ortamı yaratarak oylarını artırmak istediğini söyleyen Bayraktar, şunları söyledi:

    “2 yıl boyunca takip edilen çeteler için, 2015 Mayıs ayında yani Diyarbakır katliamından 1 ay önce Emniyet Başsavcılığı’ndan operasyon için yazılı izin istendi. Savcılar katiller için talimat vermedi. Katilleri, katliamın ertesi gününde Gaziantep’te elleriyle koymuş gibi buldular. Katliamdan bir gün sonra nasıl yakaladınız? Gün gelip yargılandıklarında o kamu görevlilerine bunları soracağız”

    Tüm bu katliamların devlet takibi altında yapıldığını söyleyen Bayraktar, “Tarih bir gün hesap soracak, bu yüzden kayıtlarını tutmaya devam edeceğiz” dedi.