Etiket: amerika

  • Gülistan Doku soruşturmasında Amerika’da bulunan Umut Altaş için kırmızı bülten süreci başladı

    Gülistan Doku soruşturmasında Amerika’da bulunan Umut Altaş için kırmızı bülten süreci başladı

    PİRHA- Dersim’de 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana kendisinden haber alınamayan üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında, dosyanın seyrini değiştirecek somut bir  adım daha atıldı. Adalet Bakanlığı, soruşturmanın şüphelisi olan ve bir süredir firari durumda bulunan Umut Altaş hakkında uluslararası yakalama kararı için resmi süreci başlattı.

    DOSYA ABD VE İNTERPOL’E İLETİLDİ

    Adalet Bakanlığı tarafından yürütülen çalışmalar sonucunda, şüpheli Umut Altaş’ın geçici tutuklanması ve uluslararası seviyede aranması amacıyla hazırlanan iade dosyası tamamlandı. Bakanlık, söz konusu dosyayı iki koldan işleme koydu:

    ABD makamlarına iade talebi: Şüphelinin bulunduğu değerlendirilen Amerika Birleşik Devletleri makamlarına, iade sürecinin işletilmesi ve şahsın geçici olarak tutuklanması için gerekli bildirimler yapıldı.

    Kırmızı Bülten Talebi: Dünya genelinde aranmasını sağlamak amacıyla, INTERPOL Genel Sekreterliği tarafından Kırmızı Bülten yayımlanması için dosya ilgili birimlere iletildi.

    DOKU AİLESİNİN MÜCADELESİ ULUSLARARASI BOYUTTA

    Gülistan Doku’nun ailesinin ve avukatlarının yıllardır dile getirdiği “etkin soruşturma” ve “şüphelinin ifadesinin alınması” talepleri, bu hamle ile uluslararası bir hukuk sürecine evrildi. Ailenin daha önce sık sık dile getirdiği; şüphelinin yurt dışına çıkışının engellenmemesi ve soruşturma aşamasındaki eksikliklere dair eleştirilerin ardından gelen bu karar, dosyanın yeniden hareketlenmesini sağladı.

    PİRHA/DERSİM

  • Mersin Emek ve Demokrasi Platformu’ndan ABD’ye Venezuela tepkisi- VİDEO

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu’ndan ABD’ye Venezuela tepkisi- VİDEO

    PİRHA- Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, ABD’nin Venezuela’ya yönelik askerî müdahalesinin uluslararası hukuku ve Birleşmiş Milletler Şartı’nı açıkça ihlal ettiğini belirterek, saldırıların derhal durdurulması ve yaptırımların kaldırılması çağrısı yaptı.

    Mersin Emek ve Demokrasi Platformu, ABD’nin Venezuela topraklarına yönelik saldırısını ve Latin Amerika halklarını hedef alan girişimlerine tepki göstermek amacıyla Özgür Çocuk Parkında basın açıklaması yaptı. “Amerikan emperyalizmine hayır, Venezuela halkı yalnız değildir” pankartının açıldığı eylemde “Katil ABD Venezuela’dan defol” ve “Emperyalist ABD işbirlikçi AKP” sloganları atıldı.

    Platform, özellikle sivil yerleşim yerlerine yapılan saldırıların ve Cumhurbaşkanı Nicolás Maduro’nun esir alındığına dair açıklamaların uluslararası hukukun ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın açık ihlali olduğunu belirtti.

    “ABD’NİN SALDIRILARI ULUSLARARASI HUKUKU İHLAL EDİYOR”

    Platform adına basın açıklamasını okuna dönem sözcüsü Kemal Göksoy, bu saldırıların ABD emperyalizminin bir ürünü olduğuna dikkat çekerek, Latin Amerika’daki ilerici hükümetlere ve halkların bağımsızlık iradesine yönelik müdahalelerin tehlikelerini vurguladı. Venezuela’ya yönelik yapılan saldırıların sadece bir ülkenin egemenliğine değil, tüm uluslararası topluma yönelik tehlikeli bir tehdit oluşturduğunu beliren Göksoy, şunları dile getirdi:

    “Bu saldırı, ABD emperyalizminin ürünüdür. Latin Amerika’daki ilerici, kamucu hükümetlere ve halkların bağımsızlık iradesine dönük bir müdahaledir. ABD, uzun süredir Venezuela’nın kaynaklarını, özellikle kamulaştırılmış petrol sektörünü hedef almakta; bölgede yürüttüğü askerî faaliyetler, baskı ve abluka politikalarıyla Venezuela’da ve Karayipler’de on binlerce emekçiyi yoksulluğa sürüklemektedir. Venezuela topraklarına yönelik saldırılar Venezuela’nın egemenliğine yönelik ağır bir saldırı olduğu kadar, tüm uluslararası toplum için son derece tehlikeli bir emsal oluşturmaktadır. Uluslararası hukuku açıkça ihlal ederek ülkelere saldırmak, çok taraflılığın yerini en güçlünün hukukunun aldığı, şiddet, kaos ve istikrarsızlıkla dolu bir dünyaya doğru atılmış bir adımdır.”

    Son olarak uluslararası dayanışma çağrısı yapan Göksoy, Venezuela halkının ve Latin Amerika’daki emekçilerin mücadelesini desteklemeye devam edeceklerini belirtti. Birleşmiş Milletler başta olmak üzere, tüm uluslararası toplumun bu saldırılara karşı güçlü ve kararlı bir tutum sergilemesi gerektiğinin altını çizdi.

    PİRHA/ MERSİN

  • Amerika’dan Adıyaman’a dayanışmaya geldi: Kötülüğe karşı iyilik için buradayım-VİDEO

    Amerika’dan Adıyaman’a dayanışmaya geldi: Kötülüğe karşı iyilik için buradayım-VİDEO

    PİRHA- Amerika’dan Adıyaman’a gelerek depremzede çocuklara gönüllü olarak müzik eğitimi veren Sam Leaemmle , “Dünyada kötülüğü destekleyen o kadar çok şey var ki ben de iyiliği desteklemek için buradayım dedi. Sam müzikle uğraştığım için çocuklara müzikle dokunmak istedim” dedi.

    Adıyaman’da yaşanan depremden etkilenerek Türkiye’ye gelme kararı alan Laemmle , depremde yaşanan olayları televizyondan takip ettiğini belirterek, tanıdığı Kürt arkadaşlar aracılığıyla Amerika’dan Türkiye’ye gelme kararı alan Laemmle Adıyaman’a geldiğini ifade etti. Himayalarda aldığı meditasyon eğitimiyle de ilgilenen Laemmle, dünyada yeteri kadar kötülüğün olduğunu buna karşılık iyiliği, barışı, sevgiyi destekleyen şeylerin de olmasını gerektiğini ifade etti.

    Amerika’da müzik ilgilenen Laemmle, çocuklara müziği sevdirmek için burada olduğunu söyledi.

    “KÖTÜLÜĞE KARŞI İYİLİĞİ SEÇTİM”

    Dünyayı gezdiği esnada Himalaya’lardaki Budist keşişlerden aldığı eğitimle meditasyon yaptığını ve kendini bu şekilde örgütlediğini söyleyen Laemmle , “Dünyada yeteri kadar kötülük var ve kötülüğü destekleyen çok şey var. Burada olmamın sebebi iyiliği desteklemek. Sevgi için, aşk için, barış, huzur için buradayım. Deprem olduğu zamanlarda buralarla ilgili bilgi alıp Adıyaman’a gelmeye karar verdim” diye konuştu.

    “DEPREMİN ACISIN ORADA HİSSETTİM”

    Adıyaman’da olma sebebinin insana dokunmak olduğunu ifade eden Laemmle, “Dünyadaki, faşizmi, ırkçılığı, farklı etnik milletlere yaklaşımı ve bütün kötülükleri yok edeceğime inanıyorum. İnsani olarak hissettiğim ilk şey acı oldu. Ben buradaki insanların acısını orada hissetim. Depremde insanlara yardım eden gönüllü insanlara destek olmak için tercih ettim burayı. Amerika’da çalıştığım esnada Kürt arkadaşlarımdan bilgiler alarak buraya gelme kararı verdim. Sonrasında yine onların yönlendirmesi ile konteynerlerde çalışan gönüllü kişilere ulaştım. Buraya geldiğimde insanların acılarını, geçmişte yaşadıkları travmaları dinledim. Onların hikayelerini dinlediğim zaman kendimi buraya, bu ailenin içinden birisi olarak hissettim” şeklinde konuştu.

    “ÇOCUKLARA EĞİTİMDEN DAHA ÇOK MÜZİĞİ SEVMEYİ ÖĞRETMEK İSTEDİM”

    Amacının çocuklara müzik eğitimi vermekten daha çok sevdirmek istediğini dile getiren Leaemmle , devamında şunları söyledi: “Çocuklarla müzikten nasıl zevk alındığını göstermeye çalışıyorum. Çocuklar beni kendi dünyalarına aldı ve yüreklerini bana açtılar. Bu acı coğrafyada, depremin insanlarda bıraktığı sorunların içinde kendilerini bırakıp benimle eğlenebiliyorlar. Bu yaşadığım olay benim için büyük bir deneyim. Burayı terk etmek istemiyorum, umduğum şey onlara daha fazla zaman ayırabilmek.”

    “YAPMAK İSTEDİĞİM EN ÖNEMLİ ŞEY DİNLEMEK”

    Kürt coğrafyasından birçok tecrübe edindiğini ifade eden Laemmle, “Kürtlerin ve Türklerin hikayesini, Kürtlerin yaşadığı acıların hikayesini, çocuklarla yaşadığım hikayesini dinledim. Burada yapmak istediğim en önemli şey insanları dinleyebilmek. Onları anlamak, onları hissetmek. Yaşadığım bu onur ve mutlulukla Amerika’ya gideceğim” dedi.

    Kürtler ilgili açıklamada bulunan Laemmle , “Sahip olduğu köken kültür sanat ve güçlü insanları sayesinde Kürt kültürünün devam edeceğine inanıyorum” ifadelerini kullandı.

    Kamber YILDIZ/ ADIYAMAN

  • Amerikalı ve Kürt güçleri Rojava’da ortak devriyelere başladı

    Amerikalı ve Kürt güçleri Rojava’da ortak devriyelere başladı

    Amerikan askerleri Suriye’nin kuzeydoğusundaki Kürt güçlerle ara verilen ortak devriyelere yeniden başladı.

    AP’nin haberine göre Hasake vilayetindeki ABD üssünden 4 Amerikan ve 1 Suriye Demokratik Güçleri’ne ait zırhlı aracın birlikte devriyeye çıktığı görüldü. Devriye’nin Irak sınırı yakınlarındaki bir diğer Amerikan üssüne doğru hareket ettiği bildirildi.

    Suriye Demokratik Güçleri Başkomutanı Mazlum Kobani, ABD öncülüğündeki koalisyonun IŞİD’le mücadele kapsamında yürüttüğü ortak devriyelere Türkiye’nin hava saldırıları nedeniyle ara verildiğini açıklamıştı.

    Suriye’de şu an 900 civarında Amerikan askeri bulunuyor. Amerikalı yetkililer, 11 Aralık’ta yeniden başlayan devriyelerin IŞİD militanlarının tespiti için yapılmadığını, IŞİD’li esirlerin tutulduğu hapishaneler ve bağlantılı ailelerin tutulduğu kampların etrafıyla sınırlı olduğunu duyurdu.

    Türkiye 13 Kasım’da İstanbul’da düzenlenen bombalı saldırıya misilleme olarak Suriye’nin ve Irak’ın kuzeyinde saldırıdan sorumlu tuttuğu Kürt güçlere (PYD/YPG) yönelik yoğun bir hava harekatı düzenlemişti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan her an kara harekatı da yapılabileceğini söylemişti.

    Kaynak: AP

  • Amerika’dan gelip Samut Baba Türbesini ziyaret etti: Aleviler darlığı bolluk ediyor-VİDEO

    Amerika’dan gelip Samut Baba Türbesini ziyaret etti: Aleviler darlığı bolluk ediyor-VİDEO

    PİRHA- Amerika’dan gelerek Urla’da bulunan Samut Baba türbesini ziyaret eden Mutlu Uğur, Alevi toplumunda sevgi, kardeşlik ile karşılaştığını dile getiriyor. Uğur, “Aleviliğin ne kadar güzel inanç olduğunu gördüm. Sofraları açıktır, darlık olsa da bolluk vardır. Bu ziyaretlerde huzur buluyorum” diye konuşuyor.

    ABD’de yaşayan Mutlu Uğur ile İzmir Urla’da bulunan Samut Baba Ziyaretinde karşılaştık. Gelininin Alevi olduğunu ifade eden Uğur, Aleviler ile tanışma hikayesini Can TV mikrofonuna duygulanarak anlattı.

    Gelini ile birlikte Amerika’da yaşayan Mutlu Uğur, Urla’da bulunan Samut Baba Türbesine ikinci kez uğramış. Bu ziyaretlerde kaygı ve korkudan uzak olarak dileklerde bulunduğunu ifade eden Uğur, Alevi dostları ile tanışmasını ise, “Onlar, kim gelirse gelsin herkesi kabul ediyorlar, sofraları açıktır. Darlık olduğu zaman bile bolluk vardır, sevgi vardır.” sözleri ile anlatıyor.

    “BU ZİYARETLERDE HUZUR BULUYORUM”

    Samut Baba Türbesini ikinci kez ziyaret ettiğini belirten Uğur, “Urla’ya ilk geldiğimde gezilecek yerlerin neresi olduğunu sormuştum. Buranın Alevi türbesi olduğunu duymuştum ve gelmek istedim. Buraya gelir gelmez başka hisler duydum; sevgi, kardeşlik, kadınlara saygı. Benim için bunları ifade ediyordu. Kaygılardan, korkulardan uzak, huzur var. Dua edip dileklerde bulunuyorum. Çok huzur veren bir yer, çok mutlu oluyorum” dedi.

    “SOFRALARI AÇIK, DARLIĞI BOLLUK EDİYORLAR”

    Tanıştığı Alevi dostlarını, “Onlar, kim gelirse gelsin herkesi kabul ediyorlar, sofraları açıktır. Darlık olduğu zaman bile bolluk vardır, sevgi vardır” diye tarif eden Uğur şöyle konuştu:

    “Eskiden beri Alevi komşularımız vardı. Alevi bir gelinimiz var ve Amerika’da beraber oturuyoruz. Gelinimizin Alevi olduğunu duyunca havalara uçtuk. Bütün ailesiyle kardeş gibiyiz. O yüzden Alevilik benim için çok önemli. Ne kadar güzel bir inanç ve insan olduklarını gördüm. Gelinimin annesi ve babası ile olduğum gibi burada kendimi öyle hissettim. Onlar, kim gelirse gelsin herkesi kabul ediyorlar, sofraları açıktır. Darlık olduğu zaman bile bolluk vardır, sevgi vardır. Birbirimize sarılırız, destek oluruz. Umarım torunlarım da aynı onlara benzer ve büyürler.

    Bu ilk ziyarete gelişim olmayacak. Kendimi daha çok geliştirmeye, farklı ziyaretleri gezmeye devam edeceğim. Bir Alevi arkadaşım, “Biz birbirimizin yüzüne bakarak ibadet ederiz” demişti. Hakikaten öyle. Ben de artık yüz yüze bakarak sohbet etmek istiyorum. Çok güzel bir kültür.”

    PİRHA/İZMİR

  • Karakaya: Bizlerin şu anda en hayati görevi Aleviliği genç kuşaklara aktarmak

    Karakaya: Bizlerin şu anda en hayati görevi Aleviliği genç kuşaklara aktarmak

    PİRHA- Kuzey Amerika’daki Alevi dernekleri, burada yaşayan 6-35 yaş arası Alevi çocuk ve gençlere yönelik bir dizi yarışma düzenledi. Yarışmaya katılacak eserlerin 12 Ekim’e kadar Aleviyouthaward@gmail.com adresine gönderilmesi gerekiyor. Yarışmanın yapılması konusunda öncülük eden Yrd. Doç. Dr. Ayfer Karakaya, “Bizlerin şu anda en hayati görevi bu güzel inancı, bu güzel kültürü genç kuşaklara aktarmak. Biz Amerika’daki Aleviler olarak, derneklerimizin işbirliği ile bu güzel yarışmaları organize ettik” dedi. 

    Kuzey Amerika’daki Alevi dernekleri (Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Orta Batı Alevi Kültür Merkezi ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Washington D.C.),  ülkede yaşayan 6-35 yaş arası Alevi çocuk ve gençlere yönelik bir dizi yarışma düzenledi. Yarışma kategorileri, katılma şartları ve ödülleri geçen haftalar açıklandı. Birçok kategoride Alevi gençlere ödül verecek.

    Ödül kategorileri ve gereksinimlerine ilişkin açıklamaya göre, her bir birey istediği kadar kategoride yarışabilecek ancak en fazla bir kategoride bir ödüle layık görülecek. Tüm ödüller için başvuru ve adaylık son başvuru tarihi 12 Ekim 2020.

    Yarışmaya katılacak eserlerin 12 Ekim’e kadar Aleviyouthaward@gmail.com adresine gönderilmesi gerekiyor.

    Kazananların isimleri ve tüm katılımcılar ise 25 Ekim’de açıklanacak.

    “ŞU ANDA Kİ EN HAYATİ GÖREVİMİZ”

    Kuzey Amerika’daki Alevi derneklerinin Alevi çocuk ve gençlere yönelik yarışma düzenlemesi konusunda öncülük eden isimlerden Yrd. Doç. Dr. Ayfer Karakaya, PİRHA’ya yaptığı açıklamada, “Bizlerin şu andaki en hayati görevi bu güzel inancı, bu güzel kültürü genç kuşaklara aktarmak” dedi.

    “ÇOCUKALRIMIZA ULAŞMAMIZ GEREKİYOR”

    Amerika Birleşik Devletleri’nde de yaşayan Karakaya, şunları ifade etti:

    “Bunu da sadece sempozyumlar, konserler düzenleyerek yapamayız. Gençlere yönelik yaratıcı etkinlikler organize edip, ne yapıp yapıp çocuklarımıza ulaşmamız gerekiyor. Yurtdışında yaşayan Alevilerin de bütün bu işleri artık mecburen yaşadıkları yerin dili veya çift dilli yapmaları gerekiyor. Biz Amerika’daki Aleviler olarak, derneklerimizin işbirliği ile bu güzel yarışmaları organize ettik. Bu benim bir süredir hayalimdi, şimdi gerçekleşecek olması beni çok mutlu ediyor. Umarım katılımı bol olur. Destekleri ve işbirlikleri için dernek başkanlarımız ve temsilcilerimiz Zeki Yeşilyurt, Cemal Yılmaz ve Ali Yapıcı canlarımıza çok teşekkür ediyorum.”

    Yarışmaya katılma koşulları ve kategoriler:

    1) ÇİZİM YARIŞMASI
     Şu anda ABD’de ikamet eden 6-10 ve 11-13 yaşındaki Alevi çocuklar.
    2) FOTOĞRAF YARIŞMASI
    Şu anda ABD’de ikamet eden 14 yaş arası Alevi gençliği.
    3) ŞİİR YARIŞMASI
    Şu anda ABD’de ikamet eden 14 yaş arası Alevi gençliği
    4) GENÇLİK HİZMET ÖDÜLÜ
    Bu ödül, Kuzey Amerika’daki Alevi kuruluşlarından bir veya daha fazlasında hizmet ve gönüllü çalışma kaydı ile 15-35 yaş arası bir Alevi gençliğini tanımak için kuruldu. Alevi cemaatinin her üyesi bu ödüle bir Alevi genç aday gösterebilir. Bireyler de kendi kendini aday gösterebilir.
    (Kendi Kendine) Adaylık Son Başvuru ve Gereklilik.
    5) KÜLTÜREL ELÇİ ÖDÜLÜ
    Bu ödül, Alevi geleneğinin bir veya daha fazla yönüyle ustalık yapmış 15-35 yaş arası bir Alevi gençliğini tanımak için kurulmuştur. Kuzey Amerika’daki Alevi kültürünün görünürlüğüne ve itibarına katkıda bulundu. Alevi cemaatinin her üyesi bu ödüle bir Alevi genç aday gösterebilir. Bireyler de kendi kendini aday gösterebilir.
    (Kendi Kendine) Adaylık Son Başvuru ve Gereklilik

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Amerika’da uçak kazası: 9 ölü, 3 yaralı

    Amerika’da uçak kazası: 9 ölü, 3 yaralı

    ABD’nin Güney Dakota eyaletinde meydana gelen küçük uçak kazasında 2’si çocuk 9 kişi öldü.

    Amerikan medyasında yer alan haberlere göre, Güney Dakota’nın Chamberlain kentindeki havalimanından havalanan uçak, kalkıştan kısa süre sonra düştü.

    Yetkililer, Pilatus PC-12 tipi tek motorlu küçük uçakta 12 kişinin bulunduğunu, kazada 2’si çocuk 9 kişinin hayatını kaybettiğini, 3 kişinin ise yaralı olarak kurtarıldığını açıkladı. Ölenler arasında pilotun da bulunduğu kaydedildi.

  • Mehmet Tüm Deniz Gezmiş’i övdüğü gerekçesiyle hakim karşısına çıkacak-VİDEO

    Mehmet Tüm Deniz Gezmiş’i övdüğü gerekçesiyle hakim karşısına çıkacak-VİDEO

    PİRHA- CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, Deniz Gezmiş’i övdüğü gerekçesiyle yarın Balıkesir Adliyesi’nde hakim karşısına çıkacak. Tüm, “Deniz Gezmişler ile ilgili gelecek her türlü ceza başım üstüne. Biz Denizleri her zaman sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz. Denizler dün bizim için kahramandı bugünde kahramandır” dedi.

    HABERİN VİDEOSU

    CHP Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm hakkında, CHP Altıeylül İlçe teşkilatının Balıkesir Şoförler Odası toplantı salonunda yaptığı konuşmada MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya hakaret ettiği iddiasıyla ve Deniz Gezmiş’i övdüğü gerekçesiyle 2018 yılında soruşturma açılmıştı.

    “Hakaret, suç ve suçluyu övmek” gerekçesiyle hakkında soruşturma açılan CHP’li Mehmet Tüm yarın saat 13:30’da Balıkesir Adliyesi’nde hakim karşısına çıkacak. Tüm, herkesi bu davaya sahip çıkmaya çağırdı.

    Kendisine açılan davaların tamamının milletvekilliği döneminde yaptığı konuşmalardan dolayı olduğunu aktaran Tüm, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “O dönem hem Balıkesir 25-26 dönem milletvekiliydim hem de parlamentoda görev yapıyordum. Parlamento da konuştuğum dile getirdiğim sorunları, konuları bir ilçe kongresinde dile getirdim. O ilçe kongresinde yaptığım bir konuşmadan 4-5 tane dava açıldı. Bunlardan biri  Cumhurbaşkanı tarafından açılan hakaret davasıdır. Ayın 6’sında hakim karşısındaydım. 9 Temmuz’da da Deniz Geçmişlere ‘kahraman’ dediğim için yine hakim karşısında olmuştum. Süleyman Soylu ve Devlet Bahçeli’yi eleştirdiğim için ayrı davalar açıldı. FETÖ darbesinden sonra Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclis Üyesi olarak bir bildiri yayınlamıştık. Ondan dolayı da dava açıldı. Aslında toplu bir dava. Tek bir bildirim ama nedense  hepimize tek tek dava açıldı. Ama ilk davayı bana açtılar.”

    Kendisine açılan davaların amacının belli olduğunu ifade eden Tüm, sözlerine şöyle devam etti:

    “Bu davaların amacı belli. Benim o ilçe kongresinde konuşma yaptığım dönemde gündemde Man Adaları ile ilgili tartışmalar vardı. Süleyman Soylu ağza alınmayacak sözlerle sayın genel başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’na hakaretlerde bulundu. Bu hakaretlere cevap verdim. Bir de Devlet Bahçeli Deniz Gezmiş’e ‘terörist’ dedi ona cevap verdim. Bir İçişleri Bakanı’nın görevi vatandaşın can ve mal güvenliğini sağlamaktır. Ve o ülke huzurunu sağlamaktır. Bir İçişleri Bakanı ana muhalefet partisi genel başkanını tehdit ediyorsa bu ülkede kimsenin güvencesi olamaz. Ve bir İçişleri Bakanı çete reisi ağzı ile konuşmamalıdır. Sizin soy isminiz ‘Soylu’ ama ‘soylu davranmıyorsunuz’ dediğim için dava açıldı. Bunun dışında Rıdvan Dilmen Tayip Erdoğan için ‘Tayip Erdoğan’a baktığım zaman parkasız Deniz Gezmiş’i görüyorum’ demişti. Devlet Bahçeli’de ‘Türkiye Cumhuriyet’i Cumhurbaşkanını nasıl bir teröriste benzetirsiniz’ demişti. Ben ise tüm bunlara karşılık ‘Deniz Gezmiş bu ülkenin bağımsızlığı için demokratik bir Türkiye için emperyalizme karşı idam sehpasına gitti. O bir kahramandır, o bir devrimcidir, o bir sosyalisttir’ dediğim için bana dava açıldı.”

    “DENİZ GEZMİŞLER MİLYONLARCA İNSAN İÇİN KAHRAMANDIR”

    Deniz Gezmişler’in tam 47 yıl önce inandığı dava için idam sehpasına gittiğini hatırlatan Tüm, şöyle devam etti:

    “Bildiğiniz gibi yukarıdan bir emirle idam sehpasına gittiler. O dönemde bağımsız bir yargı yoktu. Deniz Gezmişler hiç kimsenin burnunu kanatmadı. Ama kendi davalarının uğruna idam sehpasına gitti. Yani Deniz Gezmiş birileri için terörist olabilir ama milyonlarca insan için kahramandır. Milyonlarca insan kendi çocuklarına Deniz’in adını koydular. Deniz’in adı şu an parklarda toplumun değişik yerlerinde anıtlarda, kitaplarda ve şiirlerde yaşıyor. Deniz Gezmiş bırakın Türkiye’yi Dünya tarafından bilinen bir kahramandır. Onları yargılayan adaleti bugün sorgulamak gerekiyor. Bu ülkenin aslında Deniz Gezmişlere özür borcu var. Eğer suç işlemişlerse bu suçun karşılığı idam değildi. Adnan Menderes’te o dönem idam edildi. Biz bütün idamlara karşıyız. Çünkü o da doğru değil. Adnan Menderes’i kahraman ilan ediyorsunuz ama Deniz Gezmiş’i halen terörist ilan ediyorsunuz. Deniz Gezmişler o dönem idam edilen Adan Menderes’e karşılık yapıldı. Yani intikam alındı.”

    “DENİZLER İLE İLGİLİ GELECEK HER TÜRLÜ CEZA BAŞIM ÜSTÜNE”

    47 yıl sonra Denizler’e kahraman dediği için yargının önüne çıkmasının aslında kendisini yargılayanlar için utanç verici olduğunu sözlerine ekleyen Tüm, “Çocuklarıma bırakacağım bundan daha büyük bir onur olamaz. Denizleri onların sayesinde yeniden yeniden öğrenmeye başladım. Yeniden anlamaya başladım. Denizler ile ilgili ne kadar kitap makale varsa onları okudum. Ve bu davalar sonucu yaptığım savunmayı da kitap haline getireceğim. Denizler ile ilgili gelecek her türlü ceza başım üstüne. Biz Denizleri her zaman sonuna kadar savunmaya devam edeceğiz. Deniz dün bizim için kahramandı bugünde kahramandır” şeklinde konuştu.

    “DENİZLERİN DÜNYA GÖRÜŞÜ İLE BÜYÜDÜK”

    Denizlerin dünya görüşü ile büyüdüklerini söyleyen Tüm, “Biz Denizlerden etkilenerek devrimci ve sosyalist olduk. Onlar demokratik bir Türkiye istiyorlardı. Emperyalizme ve 6. Filo’ya karşıydılar. Bugün Denizlerin ne kadar haklı olduğunu yaşadığımız dönemde görüyoruz. Trump ‘Ben istediğim zaman sizi bitirim’ diyor. İşte eğer Denizlerin görüşüne ve davasına sahip çıksaydık bugün Amerika bunları yapmazdı. Bugün ekonomik, siyasi ve askeri anlamda Amerika’ya bağlıyız ve Denizler bunları o gün söylediler. Amerikan emperyalizmine karşı ondan mücadele ettiler. Bağımsız, demokratik bir Türkiye istedikleri için o gençleri anlamak yerine astık.  Aynı dönem Avrupa’da 68 hareketine önderlik eden insanlar bugün Avrupa’yı idare ediyorlar. Onlar da o dönem isyan ettiler baş kaldırdılar. Çünkü gençlik budur, gençlik tabi baş kaldıracak düzeni sorgulayacak. Sınıfsız sömürüsüz bir dünya için mücadele ettiler. Dünyanın her yerinde Denizler  gibi herkes ayağa kalkmıştı” diye konuştu.

    Tüm, son olarak yarın Balıkesir Adliyasi’nde saat 13:30’da tekrar yargılanacağı davaya destek vermesi ve sahiplenmesi için tüm dostlarına  çağrı yaptı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘AKP, Suriye üzerinden iktidarını sürdürmeyi hedefliyor’-VİDEO

    ‘AKP, Suriye üzerinden iktidarını sürdürmeyi hedefliyor’-VİDEO

    PİRHA- Türkiye’nin Suriye’ye yönelik askeri operasyonunu ve yapılan ateşkesi değerlendiren PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Hasan Gülüm, AKP hükümetinin bir kriz içerisinde olduğunu ve bu krizi Suriye üzerinden kamufle ederek iktidarını sürdürmeyi amaçladığını belirtti.

    Haberin videosu

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şube Başkanı Hasan Gülüm, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusuna yönelik askeri operasyonu ve ardından yapılan ateşkesi değerlendirdi. Ortadoğu coğrafyasında uzun yıllardır benzeri savaşların yaşandığını hatırlatan Gülüm, başka bir ülkenin halklarına, inançlarına ve kültürüne müdahaleyi kabul etmemek gerektiğini kaydetti.

    “AKP HÜKÜMETİ KRİZDE”

    17 yıldır iktidarını sürdüren AKP hükümetinin bir kriz içerisinde olduğunu ifade eden Gülüm, AKP’nin yaşadığı bu krizi Suriye üzerinden kamufle ederek iktidarını sürdürmeyi amaçladığını belirtti.

    Esas meselenin Kürtlerin Ortadoğu’da inançları ve kültürleri için verdikleri mücadelenin bir sisteme kavuşmama meselesi olduğunu söyleyen Gülüm, “Yani yaşadığın toprağı kendin için tarif etme şansını ortadan kaldırmak için müdahaleler yapılıyor. ABD’nin de Rusya’nın da bütün ülkelerin de aslında bütün hesapları bu alan üzerine yapılmaktadır müdahaleler de ittifaklar da birlikte olmak da ateşkes de” diye konuştu.

    “KAZANAN AMERİKA”

    Yapılan ateşkesi herkesin kendi bulunduğu alana çekilme olarak değerlendiren Gülüm, bu çekilmenin sınırlarını Amerika’nın belirlediğini ve dolayısıyla burada kazananın Amerika olduğunu söyledi. “Türkiye ile Suriye arasında bir denge varsa neden muhatabı Amerika’dır?” sorusunun cevabının Amerika’nın çıkarı olduğunu ifade eden Gülüm, “Dolayısıyla Amerika elinde bulunan gücü bu çıkarı doğrultusunda kullanmak istiyordu. Ateşkesi de uzun vadeli çıkarı için kullandığını düşünüyorum” dedi.

    “BİRİNİN BUNA SAVAŞ DEMEMESİNİN BİR KARŞILIĞI YOK”

    Alevilerin yüzyıllardan beri ezilenin yanında ezenin karşısında durduğunu belirten Gülüm, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bugün de nedeni ne olursa olsun öldürülen mazlum ise, bir haksızlık varsa Aleviler buna ‘hayır’ der. Birinin buna savaş dememesinin bir karşılığı yok. Ortadaki tabloyu Amerika açıkladı ‘biz ateşkes ilan ettik’ demiş. Ateşkes taraflar arasında oluşur. Dolayısıyla ortadaki tablonun kendisinin savaş olduğunu Amerika bir biçimde söyledi. Aleviler açısından baştan beri bu böyleydi. Birinin hayır demesi, siyasal anlamda bir baskı unsuru oluşturarak toplumu baskı altına alması söylenmesi gereken cümlelerin söylenmeyeceği anlamına gelmez. Ortadaki gerçek bu çünkü.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Almanya’dan alınan zehirli gazlar ile Dersim’de soykırım yapıldı’-VİDEO

    ‘Almanya’dan alınan zehirli gazlar ile Dersim’de soykırım yapıldı’-VİDEO

    PİRHA -Dersim Gazetesi’nin yayınladığı ‘gizli’ ibareli Mustafa Kemal Atatürk imzalı belgelere göre Almanya’dan 20 ton zehirli gaz, Amerika’dan da bombardıman uçakları satın alındığı ortaya çıktı. Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Dersim Araştırmalar Merkezi’nden Hüseyin Ayrılmaz, “Bu topraklarda bir soykırım yapıldı. Bu durum Türkiye’yi de aşan bir durumdur” ifadelerini kullandı.

    Dersim Gazetesi, ‘gizli’ ibareli Mustafa Kemal Atatürk imzalı belgelere göre Almanya’dan yirmi ton zehirli gaz, Amerika’dan da bombardıman uçakları satın alındığını ortaya çıkardı.

    “BİLİYORDUK AMA ELİMİZDE BELGELER YOKTU”

    Konuya ilişkin PİRHA‘ya konuşan Dersim Araştırmalar Merkezi’nden Hüseyin Ayrılmaz, “Biz Dersim’de 37-38 yıllarında zehirli gaz kullanıldığını biliyorduk ama elimizde belgeler yoktu. İlk defa 2014 yılında bir belge geçti elimize” diyerek şunları aktardı:

    “1942 yılında dönemin Başbakanı Refik Saydam, Genelkurmay Başkanı’na telgraf çekiyor; aldığım bilgiler Dersim’de zehirli gazın kullanıldığı yönünde. Bir devletin ya da bir insanın kendi düşmanına dahi kullanamayacağı zehirli gazı kendi vatandaşlarımıza karşı nasıl kullandık diyor. Bir başbakan, hekim olarak bundan utanç duyuyorum, tekrarı durumunda olayı meclise taşıyacağıma dair bilgilerinizin olmasını istiyorum mealinde bir belge yayınladı. Biz bu belgeyi televizyonlara verdik. Gerçekten de deklare edildi bu, biliyorduk.”

    “ZEHİRLİ GAZLARIN DERSİM’DE KULLANILDIĞINA EMİNİZ”

    “Refik Saydam’ın Fevzi Çakmak’a çektiği o telgraftan sonra bu sene Dersim Gazetesi’ne altı tane belge geldi. Bu belgeler 3 aydır elimizde. 4 Mayıs’ı bilerek seçtik; Mayıs sayımızda yayınlayacağız dedik. Altı belgenin tamamında o dönemin yöneticileri, Maliye Bakanı, Almanya Konsolosluğu, girilen pazarlıklar, Amerika’dan alınan uçaklar, Almanya’dan alınan 20 ton gaz. Bütün bunların ne amaçla alındığını biliyoruz. Beşinci ayda başlıyor alınmaya. 1937 5-6 ve 7. aylarda satın alınıyor. Akabinde de bunların Dersim’de kullanıldığına eminiz. Sadece bir tanesinde gaz yüklü bombaların Edirne’den kalkacak uçakların Elazığ’a gitmesi yönünde talimat veren belge de onların içerisinde var. Dönemin Nazi Almanya’sından bu gazlar alındı. Deneme amaçlı ilk kez Dersim’de kullanıldı diye düşünüyoruz” ifadeleriyle dönemde yaşananları aktaran Ayrılmaz, olayın hukuksal boyutuna ilişkin aktarımlarda bulundu:

    “Bunları hukukçularla görüşeceğiz. En önemlisi uluslararası ilişkilerde, özellikle Almanya’da bulunan arkadaşlarla görüş alışverişi içerisindeyiz. Türkiye boyutuyla ne yapacağımızı konuşmamız gerekiyor. Ne tür cevap verecek bu devlet bize. Tahmin ediyoruz. Bu topraklarda bir soykırım işlendi. Zehirli gazlar kullanıldı. Bunun mahkeme yoluyla mı, uluslararası ilişkiler boyutuyla mı güzergah izlenecek onu zamanla netleştireceğiz. Türkiye’yi de aşan bir süreç, konuşup birlikte bunu değerlendireceğiz. İzleyeceğimiz güzergahı biraz daha önümüzü görerek ve doğru bir yöntem belirleyerek yürümek istiyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim Katliamı ile ilgili yeni belgeler ortaya çıktı: Dersim’de Nazi gazları

    Dersim Katliamı ile ilgili yeni belgeler ortaya çıktı: Dersim’de Nazi gazları

    PİRHA- Dersim Katliamı’nda kimyasal gaz kullanıldığı yeni çıkan belgelerle kanıtlandı. Dersim Gazetesi’nin yayınladığı ‘gizli’ ibareli Mustafa Kemal Atatürk imzalı belgelere göre Almanya’dan 20 ton zehirli gaz, Amerika’dan da bombardıman uçakları satın alındığı ortaya çıktı. 

    Dersim’de zehirli gazların kullanıldığını ilk olarak, Koçgiri ve Dersim’in önemli siyasi aktörlerinden biri olan M.Nuri Dersimi yazmıştı. Daha sonra Türk Dışişleri Bakanlığı da yapmış olan İhsan Sabri Çağlayangil, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na verdiği bir röportajda açıklamıştı. Fakat tüm bu bilgilere rağmen olayın gerçekliğini kanıtlayacak bir belge bulunamamıştı. Dersim Katliamı’nda zehirli gazların kullanıldığına dair ilk belgeyi 2014 yılında Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM) kamuoyu ile paylaşmıştı.

    19.02.1942 tarihli bu belgeye göre, eski başbakanlardan İbrahim Refik Saydam, dönemin Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak’a yazdığı telgrafta, Dersim’de kullanılan gazların toplu sivil ölümlere yol açtığını yazmıştı. Aynı zamanda hekim de olan Saydam, bu zehirli gazlar için “düşmana karşı bile kullanılmasına karşıyım” diyerek tepki göstermiş. Yazar Nesimi Aday ise geçtiğimiz yıl PİRHA’ya “Dünya kan akan Munzur’un sesini duymadı” başlığıyla verdiği demecinde, Dersim Katliamı’nda kullanılan zehirli gazların İngiltere’den mi, Almanya’dan mı alındığına dikkat çekip “Türkiye, Dersim Soykırımı’nda kullandığı gazları Almanya’dan almış olabilir mi? Naziler bu zehirli gazları Türkiye aracılığıyla mı test ettiler?” diye sormuştu.

    Araştırmacılar Hüsnü Gürbey ve Mahsuni Gül’ün Dersim Gazetesi’nde yayımladığı belgeler ise zehirli gazların 1937 yılında Almanya’dan alındığını kanıtlıyor. İlk belge Dördüncü Umumi Müfettişliğine ait. Müfettişlik Tayyare Alay Kumandanı”ndan yangın, Milli Müdafaa Vekalet’inden de yakıcı ve boğucu gaz bombaları istiyor. Dördüncü Umumi Müfettişi General Alpdoğan, resmi yazışmaların dışına çıkacak şekilde oldukça samimi ve duygusal bir telgrafı Başvekalete (Başbakana) çekiyor ve şunları yazıyor:

    “C: 27/3/937 gün ve 263 sayılı yüksek buyruklarına:

    1-Tayyare Bölüğü bu gün Elaziz’e(Elâzığ’a) geldi. Çanakkale’den tertibine emir buyrulmuş olan jandarmaların Balıkesir’den bindikleri trenin dün hareket ettiği haberi de alındı. Her sıkıntılı zamanlarda vazifelerimizi kolaylaştırıcı ve bizleri kuvvetlendirici yüksek eli, yardımı yetiştirmekle minnetimizi artıran Hükümetimizin kudretli başı siz büyüğümüzü arzı şükrana müsaraat ederim.

    2-Tayyare Alay Kumandanından yangın ve Milli Müdafaa’dan yakıcı ve boğucu gaz bombaları istedim.”

    Bu talep üzerine Milli Müdafaa Vekilliği (Milli Savunma Bakanlığı) Hükümet ve Maliye Bakanlığı nezdinden harekete geçer ve aşağıdaki gizli kararname çıkartılır. 

                                                                     Kararname

    Hava Silahlanma Programının tahakkukunu temin maksadile muhtelif cins Tayyare bombaları için muhtelif evsaftaki -Chloracetophenon, İperit ve saire gibi- gazlardan yirmi tonunun ve bunları bombalara koymağa mahsus Komple otomatik doldurma tesisatının Berlin Büyük Elçiliğimiz emrinde Vekalet Gaz Mütahassısı ile Ateşemiliter veya hava ateşemiz tarafından yapılacak inceleme üzerine verilecek kararla tayin edilecek. Almanya’daki firmalarından, tahmini tutarları olan 150.000 lirayı geçmemek üzere Almanya ile aramızda mevcut Kliring Mukavelesi hükmüne göre Kliring Volile tediye edilmek şartı ile ve mahremiyet ve hususiyetine binaen 2490 sayılı Artırma, Eksiltme ve İhale Kanunu’nun 46’ıncı maddesinin (K) fıkrası mucibince gizli pazarlıkla satın alınmasına izin verilmesi; Milli Müdafaa Vekilliğinin 26/ 7/ 1937 tarih ve 871 sayılı tezkeresi ile yapılan teklif ve Maliye Vekilliğinin 5/ 8/ 1937 tarih ve 3930 sayılı mutalaanamesi üzerine İcra Vekilleri Heyetince 7/ 8/ 1937 de onanmıştır. 

    7/ 8/ 1937

    ATATÜRK İMZALI BELGELERDE ZEHİRLİ GAZ NAZİ ALMANYA’SINDAN

    Reisicumhur Kemal Atatürk, Nazi Almanya’sından 20 ton Chloracetophenon ve İperit vs. gazları ve bu gazları bombalara koymaya yarayacak otomatik tesisatları almak için Maliye Bakanlığı’na 26/7/1937 tarihinde 871 sayılı tezkere ile başvurur. Maliye Bakanlığı, o zamanlar ticari ilişkilerin oldukça iyi olduğu Almanya’dan, 150 bin Türk lirasını geçmemek ve takas (klering) usulü ile ve eksiltme ve artırma yoluyla bu gazın alınmasına 5/8/937 tarihinde onay verir.

    Ayrıca Milli Müdafaa Vekilliği hükümetçe bir karar alınması için 27/7/1937 tarihinde Başbakanlığa’ da başvurur. 7/8/1937 tarihinde Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’in başkanlığından toplanan hükümet Nazi Almanya’sından 20 ton Chloracetophenon ve İperit vs. gazları ve bu gazları bombalara koymaya yarayacak otomatik tesisatları almayı hükme bağlar. Maliye Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı’nın istediği 150 bin Türk lirasının kullanmasını serbest bırakır.

    Tabii bu gazı kullanacak uçaklara da ihtiyaç duyulacaktı. İlk uçaklar Marten cinsi olup ABD’den 1937 yılında 200 bin dolara satın alınacaktır. Bu konuda Milli Savunma Vekilliği, Hava Müsteşarlığı 2’ci Şube Müdürlüğü 20/10/1937 tarihinde Başvekalete yazdığı yazıda:

    “Amerika’dan satın alınan Marten Bombardıman Tayyareleri son partisi müsteana diğerleri yurdumuza gelmiştir. Bu tayyarelerle yakında uçuşlara başlanacaktır. Bu Tayyareler için lazım olan bir yıllık malzeme cetvelleri tanzim edilmiştir. Bu listeler tutarı 200 bin Amerikan dolarıdır. Bu miktar paradan 90 bin dolarının [1]937 takvim yılında, mütebaki 110 bin dolarının da [1]938 takvim yılında serbest döviz olarak sarf edilmesi ve bu malzemenin Vaşington Büyük Elçiliği tarafından alınması hususunda gereken Vekiller Heyeti kararının alınmasına müsaade ve yüksek buyruklarınızı arz ederim.  

    M.M. V./Kazım Özalp”

    Belgede kaç uçağın satın alındığı belirtilmiyor. 12 Mayıs 1938 tarihli Reisicumhur Atatürk’ün ve Vekiller Heyeti’nin imzasını taşıyan kararnamede, Heinkel bombardıman uçakları için muhtelif cins ve ebatta ve bedeli 300.000 Lirayı geçmemek üzere, İstanbul Zeytinburnu’nda kâin Nuri Killioğlu demir eşya fabrikasından pazarlıkla satın alınması için onay veriliyor. 12 Mayıs 1938 tarihli, Reisicumhur Atatürk ve Vekiller Heyeti’nin (Hükümet üyelerinin) imzasını taşıyan kararnamede şunlar yazılı:

    “Heinkel bombardıman tayyareleri için lüzum olan muhtelif cins ve ebatta Heinkel tayyare bombasının bedeli 300 bin lirayı geçmemek kaydıyla 2490 sayılı arttırma, eksiltme ve ihale kanununun 46’ıncı maddesinin K fıkrasına tevfikan İstanbul’da Zeytinburnu’nda kain Nuri Killioğlu demir eşya fabrikasından pazarlıkla satın alınması; Milli Müdafaa Vekilliğinin 20/4/938 tarih ve 151/470 sayılı teklifi ve Maliye Vekilliğinin 11/5/938 tarih ve 13163/251/2595 sayılı mütalanamesi üzerine İcra Vekilleri Heyetince 12/5/938 tarihinde onanmıştır.

    12/5/1938

    Reisicumhur/Atatürk  ve Vekiller Heyeti”

    OLAYLAR GERÇEKTEN BÖYLE Mİ GELİŞMİŞTİ? ATATÜRK’ÜN DERSİM HADİSESİNDEKİ ROLÜ NEYDİ?

    İlk başta böyle bir sorunun sorulması bile abesle iştigaldir. Nedeni ise o sıralar ülke tek parti rejimi ile yönetiliyordu, partinin ve rejimin başında ise Atatürk bulunuyordu. Ülkenin hakim-i mutlakı olan Atatürk’ten izinsiz ülkede kuş bile uçmazdı. Dersim hadisesinde Atatürk sadece haberdar değildi, bu katliam için bizzat emir veren, planlar yapan kişiydi. Trabzon’daki müzede, Atatürk’ün üzerinde çalıştığı harekat planını rahatlıkla görülebilir. Atatürk harita üstünde birliklerin gideceği yerleri belirlemişti. Bunun öncesi de var. En net açıklaması 1 Kasım 1936 tarihinde TBMM açılışında yaptığı konuşmadır. Atatürk 1 Kasım 1936’da Meclisin açılışında yaptığı konuşmasında şunları diyecekti:

    “Dâhili işlerimizden en mühim bir safha varsa o da Dersim meselesidir. Dahilde bulunan iş bu yarayı, bu korkunç çıbanı, ortadan temizleyip koparmak ve kökünden kesmek işi her ne pahasına olursa olsun yapılmalı ve bu hususta en acil kararların alınması için hükümete tam geniş salahiyetler verilmelidir.”

    Arşivde bulunan 4 Mayıs 1937 tarihli bir ek (ek 4) belge aynen şöyle:

    1937 YILINDA YAPILAN TUNCELİ TENKİL HAREKÂTINA DAİR BAKANLAR KURULU KARARI

    Başvekâlet Kararlar Müdürlüğü/Sayı:                        4 Mayıs 1937

    Son günlerde Tunceli’de vukua gelen hadiselere dair raporlar 4.5.1937 tarihinde Atatürk’ün ve Mareşal’in huzurları ile tetkik ve mütalaa edilerek aşağıdaki sonuca varılmıştır:

    1.Toplanan kuvvetlerle Nazimiye, (okunmadı), Aşağı (okunmadı), Sin, Karaoğlan hattına kadar, şedit ve müessir bir taarruz hareketi ile varılabilir.

    2. Bu defa isyan etmiş olan mıntıkadaki halk toplanıp başka yere nakil olunacaktır. Ve bu toplanma ameliyesi de köylere baskın edilerek hem silah toplanacak, hem bu suretle elde edilenler nakledilecektir. Şimdilik (2000)kişinin nakli tertibatı hükümetçe ek alınmıştır.

     

    Mülâhaza:

    Sadece taarruz hareketiyle ilerlemekle iktifa ettikçe isyan ocakları daimi olarak yerinde bırakılmış olur. Bunun içindir ki, silah kullanmış olanları ve kullananları yerinde ve sonuna kadar zarar veremeyecek hale getirmek, köyleri kâmilen tahrip etmek ve aileleri uzaklaştırmak lüzumlu görülmüştür.

    Not: Malatya’dan ve Ankara’dan gönderilen kuvvetlerin cepheye vasıl olmaları ve cephedeki kuvvetlerin ufak tefek talimleri ve istirahatleri ve bundan başka Diyarbakır’dan gelecek taburun tavzifi, bütün bunlar düşünülerek bir hafta sonra yani 12 Mayısta ileri harekete başlanabileceği anlaşılmaktadır.

    Not: Paraya acımaksızın içlerinden çok adam kazanıp kullanmaya çalışmak lazımdır.

    Atatürk’ün son başbakanı ve Dersim hadisesinin önemli mimarlarından Celal Bayar şunları anlatır:

    “Şimdi, Mareşal Erkan-ı Harbiye Reisi (Genelkurmay Başkanı), ben başbakanım, Atatürk malum….Üçümüz Dersim’de yapılan büyük ordu manevralarındayız. Manevranın da sonuna gelmek üzereyiz. Üçümüz bir arada ‘ordunun emniyeti bakımından strateji ne olmalıdır?’ onu görüşüyoruz. Oradaki her şeyi biliyorlar. Hatta şahsen casusları bile biliyorlar. Dersim’in o halde kalırsa her zaman ordunun emniyeti bakımından tehlikeli olacağını görüyorlardı. O sırada biz konuşurken, Dersimlilerin jandarma karakollarımızdan üç-dört tanesini bastıkları haberi geldi. Atatürk’le göz göze geldik. Birbirimizi anlıyorduk. Atatürk benim yüzüme baktı ‘ne olacak?’ dedi. Anlıyorum, orada emniyet tesis edilecek. Ne olursa olsun bana hitap edecekler. Hükümet reisi benim. ‘Anlıyorum bana hitap edişinizin manasını’ dedim. Atatürk; ‘sorumluluğu üzerime alıyorum, vuracağız Dersim’i dedi ve vurduk” (Tercüman 17 Eylül 1986)

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Kasım ayı ihracat ve ithalat rakamları açıklandı

    Kasım ayı ihracat ve ithalat rakamları açıklandı

    Türkiye İstatistik Kurumu ile Ticaret Bakanlığı işbirliğiyle oluşturulan geçici dış ticaret verilerine göre; ihracat 2018 yılı Kasım ayında, 2017 yılının aynı ayına göre yüzde 9,4 artarak 15 milyar 529 milyon dolar, ithalat yüzde 21,3 azalarak 16 milyar 180 milyon dolar olarak gerçekleşti.

    Kasım ayında dış ticaret açığı %89,8 azalarak 651 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2017 Kasım ayında %69,1 iken, 2018 Kasım ayında yüzde 96’ya yükseldi.

    Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ihracat yüzde 0,8 arttı. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre; 2018 Kasım ayında bir önceki aya göre ihracat yüzde 0,8, ithalat yüzde 0,6 arttı. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise; 2018 yılı Kasım ayında önceki yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 9,4 arttı, ithalat yüzde 21,2 azaldı.

    AVRUPA BİRLİĞİ’NE İHRACAT YÜZDE 10,9 ARTTI

    Avrupa Birliği’ne (AB-28) yapılan ihracat, 2017 yılının aynı ayına göre yüzde 10,9 artarak 7 milyar 730 milyon dolar olarak gerçekleşti. AB’nin ihracattaki payı 2017 Kasım ayında yüzde 49,1 iken, 2018 Kasım ayında yüzde 49,8 oldu.

    EN FAZLA İHRACAT ALMANYA’YA

    Almanya’ya yapılan ihracat 2018 Kasım ayında 1 milyar 430 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla 983 milyon dolar ile Birleşik Krallık, 871 milyon dolar ile İtalya ve 855 milyon dolar ile Irak takip etti.

    İTHALATTA İLK SIRAYI RUSYA ALDI

    Rusya’dan yapılan ithalat, 2018 yılı Kasım ayında 1 milyar 756 milyon dolar oldu. Bu ülkeyi sırasıyla 1 milyar 566 milyon dolar ile Almanya, 1 milyar 391 milyon dolar ile Çin ve 1 milyar 107 milyon dolar ile ABD izledi.

  • CHP’li Aksünger:  AKP, CHP nasılsa PYD’de öyle bir siyasi partidir

    CHP’li Aksünger:  AKP, CHP nasılsa PYD’de öyle bir siyasi partidir

    PİRHA – Daha önce partisinin kongresinde “AKP ve CHP nasılsa PYD de siyasi bir partidir” diyen CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdal Aksünger, Türkiye’nin operasyonlar ile tehdit ettiği ve yer yer denetimindeki bölgeleri hedef aldığı Suriye’deki PYD’nin Rusya’da temsilcileri olan, Avrupa Birliği ile devamlı görüşen bir parti olduğunu ifade etti. CHP’li Aksünger, “Suriye de PYD’yi tanımanın ötesinde, kantonları yöneten siyasi parti olarak tanımlıyor” dedi. Aksünger, “AKP öyle diyor diye çekinmemeliyiz; ortada bir gerçek var” diye konuştu.

    Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Erdal Aksünger, Kürt sorununda çözüm için 2019’un ‘kırılma noktası’ olacağını söyledi.

    Aksünger, tutuklu siyasetçiler ile Türkiye’nin Suriye’deki Kürtlere karşı tutumunu Artı Gerçek’ten Bahar Kılıçgedik’e değerlendirdi.

    “DEMİRTAŞ’SIZ ÇÖZÜM TARTIŞMALARI BİR YERE VARMAZ”

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş cezaevindeyken yapılacak çözüm tartışmalarının bir yere varmayacağını da savundu. “Selahattin Demirtaş, Türkiye’de aslında etnik kökenli bir partinin ülke üzerinde ne kadar derin bir şekilde izler bırakacağını gösterdi” diyen Aksünger ayrıca Kürtlerin ‘duygusal kopuşuna’ da dikkat çekti:

    “Olağan Üstü Hal’in getirdiği baskılar, seçilmişlerin içeri alınması, tutsak tutulması bir duygusal kopuşa neden oluyor. Bu duygusal kopuş, Türkiye’deki ortak yaşam açısından en büyük sorunlardan bir tanesi… Üstelik, iktidar böyle yaptığı sürece bu sorun sınırları aşıyor. Kürtlerin, sınır ötesindeki akrabalarına karşı yapılmış eziyetler de içeriyi etkiliyor. Bu da duygusal kopuşu hızlandırıyor. Çünkü hükümet bunların hepsini kendi iç iktidar refleksleri üzerinde yapıyor.”

    “PYD’DE SİYASİ BİR PARTİDİR”

    Aksünger, röportajında, Türkiye’nin ‘terör örgütü’ dediği, operasyonlar ile tehdit ettiği ve yer yer denetimindeki bölgeleri hedef aldığı Suriye’deki Demokratik Birlik Partisi’ne (PYD) ilişkin de kimi açıklamalarda bulundu. Parti kongresindeki “AKP, CHP nasılsa PYD de siyasi bir partidir” sözlerine açıklık getiren Aksünger, CHP’nin ve kendisinin PYD’ye nasıl baktığını şöyle açıkladı:

    “Ortada reel bir gerçek var. Ben bunu MYK’da da söyledim, diğer kurumlarda da… AKP bir şey diyor diye onun arkasından bunu söylememiz, efendim Türk toplumu bize tepki duyar diye çekinmemiz bence çok yanlış. Bir ülkeyi yönetmeye talipseniz, muhakemenizle bunu görmek zorundasınız. Ortada bir gerçek var. PYD bir partidir zaten. PYD, Rusya’da temsilcileri olan, hatta Avrupa Birliği ile devamlı görüşen bir partidir.”

    “SURİYE PYD’Yİ SİYASİ BİR PARTİ OLARAK TANIMLIYOR”

    Suriye PYD’yi tanımanın ötesinde, kantonları yöneten siyasi parti olarak tanımlıyor. Keza Amerika için de öyle. Amerika’nın kutsadığı Kürt toplulukları var. Kim ne derse desin bu böyle. Kendi varlığı ile birlikte onların varlığını eşgüdüm halinde götürmeye çalışıyor. Hem Rusya tehdidine hem Suriye’deki başka oluşumlara ve Irak’ın tamamen İran’ın güdüsüne girme meselesine karşı Kürtler, Amerika için denge unsuru. Bunları bir barış sağlanması olasılığı üzerinden söylüyorum. (HABER MERKEZİ)