Etiket: ana dilde eğitim

  • Eğitim Sen Antalya Şube Başkanı Öztürk: Ana dilde eğitim almak anayasal haktır-VİDEO

    Eğitim Sen Antalya Şube Başkanı Öztürk: Ana dilde eğitim almak anayasal haktır-VİDEO

    PİRHA-AKP hükümetinin eğitimde sürekli müfredat ve yönetmelik değişikliklerine tepki gösteren Eğitim Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, “İktidar kendi çıkarına uygun gerici ve biatçı bir eğitim sistemi yaratmaya çalışıyor. Buna karşı eğitim emekçileri olarak laik, bilimsel, ana dilinde eğitim hakkını savunuyoruz. Bu bizim en temel ilkelerimizden, amaçlarımızdan biridir” dedi.

    AKP hükümetinin ÇEDES projesiyle imamların derslere girmesi, seçmeli din derslerinin zorunlu hale getirilmesi gibi politikalar ile eğitimin dincileştirilmesine tepkiler sürerken 2024-2025 eğitim öğretim yılında yeni müfredat uygulamaya konuldu.

    Konuya ilişkin Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    “DERSLERDE SAVAŞI DEĞİL, BARIŞI ANLATMALIYIZ”

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) okullara gönderdiği genelgeyle Çanakkale ve Gazze temalı dersin anlatılmasının yanlış olduğunu belirten Eğitim Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, “Bütün okullarda savaşı değil, barışı savunur şekilde ders anlatılmalıdır. Biz Eğitim-Sen olarak okullar açıldığında her derste barış anlatılmasını savunuyoruz” dedi.

    “AKP BİAT EDEN GERİCİ BİR TOPLUM YARATMAK İSTİYOR”

    AKP hükümetinin özellikle eğitimde sürekli müfredat ve yönetmelik değişikliklerine gittiği vurgulayan Öztürk, “AKP kendi çıkarına uygun gerici ve biatçı bir eğitim sistemi yaratmaya çalışıyor. Biz Eğitim Sen olarak laik, bilimsel ana dilinde eğitim hakkını savunuyoruz. Bu bizim en genel ilkelerimizden, amaçlarımızdan biridir” diye belirtti.

    “TÜRKİYEDE EĞİTİM HERKES İÇİN EŞİT OLMALI”

    Yıllardır eğitim hakkının herkes için eşit olması gerektiğini savunduklarını ifade eden Öztürk, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Bunlardan biri ana dille ilgilidir. Bir diğeri ise ortak kullandığımız dille ilgili herkes eğitim almalı. Bu tüm çocukların tüm okuyan öğrencilerin eğitim hakkıdır. Nasıl ki dünyada tüm canlılar kendi dillerinde konuşuyorlarsa insanlar da kendi ana dilinde konuşmalı, kendi ana dilinde eğitim almalıdır. Hiçbir ana dilin yok edilmemesi gerekiyor. Bunlar bizim kültürel zenginliğimiz ve bunu savunmak zorundayız ve bu bizim en temel ilkemizdir.”

    “BU ÜLKEDE TARİKATLARA VE CEMAATLERE HER ŞEY SERBEST

    Bugün ülkenin gerici bir eğitimle karşı karşıya olduğunu vurgulayan Öztürk, “AKP, bilimsel, laik, ana dilde eğitimi savunmuyor. Tam tersi bilimi, ana dilini, laikliği, kamusal eğitimi reddeden bir eğitim sistemi oturtturmaya, biatçı ve gerici bir eğitim sistemini yaratmaya çalışıyor. Bu ülkede tarikatlara, cemaatlere her şey serbest iken, laik ve bilimsel eğitimi savunanların ise önünü tıkıyorlar. Daha geçtiğimiz günlerde bir kadın sokakta açıklama yaptı diye gözaltına alındı ve tutuklandı” dedi.

    “ÜLKEYİ TEK DİL TEK İNANÇ ÜZERİNDEN YÖNETMEYE ÇALIŞIYORLAR”

    İnsanları gözaltına alıp tutuklamalarının arkasında yatan nedenin korku toplumu yaratmak olduğunun altını çizen Eğitim Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, konuşmasının devamında şunları kaydetti:

    “Ülkeyi gerici, tek dil, tek din, tek inanç gibi bir niteliğe büründürmeye çalışıyorlar. Halbuki kendi ana dilinde eğitim yapan ülkeler var. İsveç, İsviçre, Hollanda ve buna benzer birçok ülke var. Bu ülkelerde görüldüğü gibi ne ülke bölünüyor ne herhangi bir olumsuzluk yaratıyor. Bu ülkelerde eğitim gerçekten daha nitelikli, daha bilimsel, daha kaliteli oluyor. Çünkü öğrenci kendi ana dilinde eğitim aldığı zaman daha başarılı oluyor. Herkes kendi ana dilinde konuşmalı, kendi ana dilinde eğitim alabilmelidir. Bu herkesin anayasal hakkıdır.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • ‘AİHM ve AYM’nin zorunlu din dersleri ile ilgili verdiği kararlar açık biçimde ihlal edilmektedir’-VİDEO

    ‘AİHM ve AYM’nin zorunlu din dersleri ile ilgili verdiği kararlar açık biçimde ihlal edilmektedir’-VİDEO

    PİRHA-Eğitim-Sen Dersim Şubesi, 2022-2023 eğitim öğretim yılında yaşanan sorunlara ilişkin Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada, “AİHM ve Anayasa Mahkemesi’nin zorunlu din dersleri ile ilgili verdiği kararlar açık biçimde ihlal edilmektedir. Alevi öğrencilere zorunlu din dersi dayatmaları din hürriyetine aykırılık teşkil etmektedir” denildi.

    Eğitim-Sen Dersim Şubesi, 2022-2023 eğitim öğretim yılında yaşanan sorunlara ilişkin Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Naciye Turan okudu. Açıklamada, ‘Kamusal eğitim haktır’, ‘Ana dilde, laik, bilimsel, cinsiyet eşitlikçi eğitim istiyoruz’ pankartı açıldı.

    “ÇÖZÜMSÜZLÜK POLİTİKALARI İKTİDAR VE MEB ELİYLE SÜRDÜRÜLMEKTEDİR”

    2022-2023 eğitim öğretim yılının büyüyerek gelen sorunların gölgesinde başladığını belirten Naciye Turan, “Türkiye’de eğitim sistemi uzun süredir ciddi sorunlarla karşı karşıya bırakılırken, eğitimin temel sorunlarına yönelik çözümsüzlük politikaları bizzat iktidar ve MEB eliyle yapılan yasal düzenlemeler ve fiili dayatmalar eşliğinde sürdürülmektedir. Siyasi iktidarın eğitim alanında, uzun süredir kendi siyasal-ideolojik hedefleri doğrultusunda attığı adımlar, çeşitli vakıf ve derneklerle iş birliği halinde hayata geçirilen ‘piyasacı’ ve ‘dini eğitim’ merkezli uygulamalar, başta öğrenciler olmak üzere, öğretmenler, eğitim emekçileri ve velileri doğrudan etkilemektedir” dedi.

    “ANA DİLDE EĞİTİM HAKKI ENGELLENMEKTEDİR”

    Türkiye’de eğitimin bilimsel ve laik bir içeriğe sahip olmadığını vurgulayan Turan, “Din ve vicdan özgürlüğünün tanımı açıkken, tek dinli yapıyı pekiştirme konusundaki ısrar sürmektedir. Türkiye, taraf olduğu Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne aykırı hareket etmekte, AİHM’in son olarak Anayasa Mahkemesi’nin zorunlu din dersleri ile ilgili verdiği kararlar açık biçimde ihlal edilmektedir. Şehrimiz özelinde de bu durum Alevi çocukları üzerinden sürdürülmektedir. Alevi öğrencilere zorunlu din dersi dayatmaları din hürriyetine aykırılık teşkil etmektedir. Ayrıca yaşadığımız bölgede ana dilinde eğitim hakkı engellenmektedir. Ana dilde eğitim hakkı seçmeli derslere indirgenemez. İktidarın bu yöndeki samimiyeti Kurmanci ve Kırmancki öğretmen atamalarında ortaya çıkmaktadır. Her yıl yapılan öğretmen atamalarında bu iki branş birkaç kadro ile geçiştirilmekte asimilasyon bilinçli bir şekilde sürdürülmektedir” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Ana dilde eğitim hakkımız yasaklandı, bu kadar zulüm bu halka yeter’-VİDEO

    ‘Ana dilde eğitim hakkımız yasaklandı, bu kadar zulüm bu halka yeter’-VİDEO

    PİRHA-HDP, DBP ve TJA Dersim’deki Sanat Sokağı’nda okulların açılmasıyla birlikte ana dilde eğitim ve zorunlu din dersleri konularına dikkat çekmek için basın açıklaması yaptı. Kırmanckî yapılan açıklamada, “Ana dilde eğitim hakkı herkesin hakkıdır ve son yıllarda inancımız üzerinde artan asimilasyon politikaları devam ediyor. Bu kadar zulüm yeter” denildi.

    Türkiye’de okullar bugün, yıllardır çözüme kavuşturulamayan sorunlar, zorunlu din dersleri tartışmaları, laik, bilimsel, ücretsiz ve ana dilde eğitim talebi ile açıldı.

    HDP, DBP ve TJA Dersim’deki Sanat Sokağı’nda 2022-2023 eğitim yılının başlamasıyla ana dilde eğitim ve zorunlu din dersleri konularına dikkat çekmek için Kırmanckî basın açıklaması yaptı.

    Basın açıklamasını HDP Dersim İl Eş Başkanı Ferhat Yıldız okudu. Açıklamada, ‘Ma Perwerdeyê Zonê Kırmanckî Wazanime’ ve ‘Kürt Dili Eğitim Dili Olsun’ yazılı pankart açıldı.

    “BU KADAR ZULÜM BU HALKA YETER” 

    2022-2023 yılında okula korkuyla ve endişeyle gidenlerin kendi ana dilinde eğitim alınmasından mahrum bırakılan Kürtlerin ve diğer halkların çocukları olduğunu vurgulayan HDP Dersim İl Eş Başkanı Ferhat Yıldız, “Bu zulüm asırlardır devam ediyor, 2023 yılında 100 yaşına girecek Cumhuriyet döneminde bizi katlettiler, bizi sürgün ettiler, ana dilde eğitim hakkımızı elimizden aldılar, inancımızı inkâr ettiler ve bizi asimile ettiler” dedi.

    Yıldız şunları kaydetti:

    “Ana dilde eğitim hakkı herkesin hakkıdır ama bizim hakkımız yasaklandı. Dersim bir Alevi kentidir ve son yıllarda inancımız üzerinde artan asimilasyon politikaları devam ediyor. Elektrik direklerine hoparlör koyarak günde beş kez ezan dinletiyorsunuz, bu halka yaşatılan bir zulümdür, işkencedir. Bizi asimile etme çabanızdan vazgeçin, bu kadar zulüm bu halka yeter.”

    PİRHA/DERSİM

  • Kulu: Okullar açıldı, kendimize ait dilin ve inancın hakkının teslim edilmesini istemeliyiz-VİDEO

    Kulu: Okullar açıldı, kendimize ait dilin ve inancın hakkının teslim edilmesini istemeliyiz-VİDEO

    PİRHA-Yüzyıllardır Türkiye’de Kürt ve Alevi sorununun tartışıldığını belirten DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Bu ülkede yeni eğitim dönemi başladı ama hala kendi ana dili yasak olan 25 milyon Kürt toplumsallığı var. İnsanlığın ilk ayağa kalktığı günden bugüne kadar var olan Rea Heq inancının asimile edilmesi, ibadethanelerinin yasak olması bir zulümdür ve halen devam ediyor” dedi.

    2022-2023 eğitim-öğretim döneminin açılmasıyla birlikte çözülmeyen sorunlar ve yıllardır devam eden zorunlu din dersleri ve anadilinde eğitim gibi talepler bu yıl da karşılanmadı. Ekonomik kriz ile birlikte eğitim emekçileri de yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi verirken, özlük haklarını korumak, geliştirmek ve iktidarın ‘Öğretmenlik Yasası’na karşı sokaklarda mücadele yürütmeye devam ediyor.

    Eğitim-Sen ve Alevi örgütlerinin yanı sıra demokratik kitle örgütleri, eğitim alanındaki dinselleştirmeye dikkat çekerken, Alevi toplumunun ve kurumlarının, zorunlu din derslerinin kaldırılması için çabaları ise sürüyor.

    Okullar bugün (12 Eylül), yıllardır çözüme kavuşturulamayan zorunlu din dersleri tartışmaları, laik, bilimsel, ücretsiz ve ana dilde eğitim talebi ile açıldı. DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, eğitim-öğretime ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “İNKARCI BİR SİSTEMDEN TALEPTE BULUNMAK BEYHUDE BİR İSTEKTİR”

    Türkiye nüfusunun yarısından fazlasını oluşturan farklılıkların kendi ana diliyle ve inancıyla eğitim görme haklarını talep etme çabası olduğunu söyleyen Musa Kulu, “Sadece talep etmek sorunları çözmeyecek, bunun imkanlarını yaratarak kendi dilini, inancını ve kültürünü insan kendisi üretmeli. Sömürgeci, zalim, asimilasyoncu ve inkarcı dediğiniz bir sistemden talepte bulunursanız sadece beyhude bir istek olduğunu görürsünüz. Hak olana, sizin olana sahip çıkarak, yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak, dilimize, kültürümüze sahip çıkmadığımız zaman bu talep sadece bir istek olur. Siyasi partiler, inanç kurumları ve sivil toplum örgütleri, talep etmenin dışında yeni bir üretme alanı yaratmadığı sürece bizi bir yere götürmeyecek” dedi.

    “YÜZYILLARDIR KÜRT VE ALEVİ SORUNU TARTIŞILIYOR”

    Yüzyıllardır Türkiye’de Kürt ve Alevi sorununun tartışıldığını belirten Kulu, şunları kaydetti:

    “Bu ülkede yeni bir eğitim dönemi başladı ama hala bu ülkede kendi ana dili yasak olan 25 milyon Kürt toplumsallığı var. Her dil bir insandır ve farklılıktır. Hakkı ve hakikati anlatmak için kendi ana diliyle yaşaması en doğru olandır. İnsanlığın ilk ayağa kalktığı günden bugüne kadar var olan Rea Heq inancının asimile edilmesi, ibadethanelerinin yasak olması bir zulümdür ve halen devam ediyor. Eğer inancımız, itikatımız, yolumuz, dilimiz ve tarihsel hafızamız elimizden alınırsa gelecek kuşaklara aktaracağımız bir şey kalmaz. Türkiye’de yaşayan her halkın dili, kültürü ve inancıyla yaşaması konusunda söz söyleme gayreti içerisinde olunmalıdır. Demokrasi sadece kendi hakkını değil başkasının hakkını da savunmaktır. Çünkü kendi hakkınızı alabilmeniz için başkasının diline, kültürüne ve inancına da saygılı olmak zorundasınız.”

    “DİLİMİZİN VE İNANCIMIZIN HAKKININ TESLİM EDİLMESİNİ TALEP ETMELİYİZ”

    Türkiye’de asimilasyon ve inkâr politikasının doruk noktasına ulaştığını vurgulayan DAD Eş Genel Başkanı Musa Kulu, “Bizim inancımızı ve kimliğimizi kabul etmeyen sistem bütün baskı unsurlarını kullanarak bizi yok etmeye çalışıyor. Kendi hakkımız olanı talep etmek yerine hayata geçirmek için rıza anayasası ve eşit yurttaşlık anayasası gerekir. Herkesin kendi kimliğiyle, kendi inancıyla ve kendi diliyle yaşadığı bir ülke demokrasi ülkesidir. Mevcut yasalar ve yasaklarla geleceği kurmak mümkün değildir. Bugün ülkenin yaşadığı ekonomik ve siyasi kaosun nedeni inkar ve asimilasyonun sonucudur. Kendimize ait olan dilin ve inancın hakkının teslim edilmesini talep etmeliyiz yoksa hiç kimse bize lütuf olarak ne dilimizi, ne inancımızı ne de kültürümüzü teslim etmeyecek” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM