Etiket: ana dili

  • Kürt Dil Bayramı, Mersin’de kutlandı!

    Kürt Dil Bayramı, Mersin’de kutlandı!

    PİRHA- Mersin’de Kürt Dil Bayramı yapılan açıklamayla kutlandı.

    15 Mayıs 1932… Celadet Ali Bedirhan ve arkadaşlarının Şam’da Hawar dergisini çıkararak Kürtçenin Latin alfabesiyle yazıya döküldüğü o tarihi gün bugün bir halkın varoluş mücadelesinin simgesi: Kürt Dil Bayramı.

    Kürt Dil Bayramı, birçok kentte yapılan açıklama, yürüyş ve etkinliklerle kutlandı.

    Mersin’de de, İHD, Sanatolia ve ÖHD’in çağrısıyla bir araya gelen yurttaşlar, Özgür Çocuk Parkı’nda Kürt Dil Bayramı’na dair açıklama yaptı.

    Açıklamada, ana dilin önemine dikkat çekilere, Kürtçe’nin resmi dil olması gerektiği ifade edildi.

    PİRHA/MERSİN

  • Fahrettin Kılıç: Ana dili toplumun hafızasıdır!-VİDEO

    Fahrettin Kılıç: Ana dili toplumun hafızasıdır!-VİDEO

    PİRHA- Ana dilin konuşulmasında ve yaşatılmasında medyanın önemli bir rolü olduğunu vurgulayan Gazeteci Fahrettin Kılıç, “Beklentimizde yurttaşların ana dilini konuşması ve sahip çıkmasıdır” diye belirtti.

    15 Mayıs 1932… Celadet Ali Bedirhan ve arkadaşlarının Şam’da Hawar dergisini çıkararak Kürtçenin Latin alfabesiyle yazıya döküldüğü o tarihi gün bugün bir halkın varoluş mücadelesinin simgesi: Kürt Dil Bayramı. Ajansa Welat İmtiyaz Sahibi Gazeteci Fahrettin Kılıç, 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı’na dair konuştu.

    “KÜRTÇENİN GÖRÜNÜR OLMASINI SAĞLIYORUZ”

    Dilin her alanda kullanılmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Kılıç, “Ajansa Welat’ı bu önem üzerine kurduk. Çünkü Kürtçe yasaklı bir dil, statüsü tanınmıyor. Bundan kaynaaklı bizlerde bunun önüne geçmek ve Kürtçe’nin görünür olmasını sağlamak için Ajansa Welat’ı kurduk” dedi.

    “MEDYA DİLİ CANLI TUTMANIN ARACIDIR”

    Fahrettin Kılıç, ana dilinin toplumun hafızası olduğunu vurgulayarak, medyanın hafızayı canlandırmada ve geleceğe taşımadaki önemini dile getirdi.

    “ANA DİLİMİZE SAHİP ÇIKALIM”

    Ana dilinde haber okumanın, konuşmanın dilin yaşatılmasına katkıda bulunduğunu ifade eden Kılıç, ” Bizler haberciliğimizle yasaklı olan bir dili canlı tutmaya çalışıyoruz. Ana dilin korunması ve konuşulmasında medyanın rolü büyük. Beklentimizde yurttaşların ana dilini konuşması ve sahip çıkmasıdır” diye belirtti.

    PİRHA/DİYARBAKIR

     

  • Hakkı Demir: Ana dilin yasaklanması insan hakkı ihlalidir!-VİDEO

    Hakkı Demir: Ana dilin yasaklanması insan hakkı ihlalidir!-VİDEO

    PİRHA- İHD Genel Başkan Yardımcısı Hakkı Demir, Türklerin yok sayılan, yasaklanan dilleri konuşanlarla empati kurması gerektiğini vurgulayarak, ana dilin mutlaka yaşatılması çağrısında bulundu.

    Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) 1999 yılında aldığı kararla 21 Şubat gününü, “Uluslararası Anadili Günü” olarak kabul etti. “21 Şubat Dünya Anadili Günü” ilk kez 2000 yılında, dünya çapında çok dilli yaşamı ve kültürel çeşitliliği desteklemek amacıyla kutlanmaya başlandı.

    UNESCO verilerine göre, dünyada 5 bini yerli dili olmak üzere 7 binden fazla dil konuşulmaktadır. UNESCO’nun Dünya Tehlike Altındaki Diller Atlasına göre Türkiye’de 18 dil yok olmuş veya yok olma tehlikesi altındadır.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkan Yardımcısı Hakkı Demir, 21 Şubat Dünya Anadili Günü’ne ilişkin konuştu.

    Dünyada konuşulan aşağı yukarı yedi bin dil olduğu söyleniyor ve bunun iki bininin risk altında olduğunu ifade edildiğini belirten Hakkı Demir, “Türkiye’de Kürtçe’nin Zazaki lehçesi ne yazık ki yok olma riskiyle karşı karşıya. Şimdi bunu önlemenin yolu aslında bir dili yaşatmak devletin sorumluluğundandır. Çünkü sonuçta bu halk bu ülkede yaşıyor ve bu devletin yurttaşı. Dolayısıyla devletin bu halkın kimliğini taşıyan, kültürünü taşıyan, aslında bütün varoluş sebebini oluşturan o dil dünyasını koruma görevi var” dedi.

    Hakkı Demir, halkın kendi ana dilini kullanması, kullanabiliyor olması ya da kullanma ortamının yaratılması temel bir hak olduğunu vurguladı.

    “ANA DİLİNDE KONUŞMAK CEZALANDIRILMANIN GEREKÇESİ”

    Türkiye’de ana diller üzerinde bir yasaklama politikasının uygulandığının altını çizen Demir, “Öyle ki yani Kürtçe bir cümle kurmanız, hatta yazılı bir metinde Kürtçe sözcüğünü kullanmanız bile bir kovuşturma ya da o günün sabahında gecesinde kapınızın çalınmasına neden olabilirdi” diye belirtti.

    “ANA DİLİN YASAKLANMASI ÇOL AĞIR İNSAN HAKKI İHLALİDİR”

    Hakkı Demir, çocukların ana dilinden uzaklaşmasının risklerine işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Köylerde çocukların oynadığını görüyoruz. O çocuklarla konuşmaya çalışıyoruz, kendi anadillerinde konuşmaya çalışıyoruz. Ama çocukların ana dillerinden uzaklaştığına tanıklık ediyoruz. Oysaki babası, anası Kürt, köy Kürt köyü ama çocuk sokakta oynarken kendini asimile eden dille oynuyor. Bu bütün dil bilimcilerin ortak görüşüdür. Eğer sokakta çocuklar kendi anadillerinde oynamıyorlarsa o dil artık bir risk altına gitmiş demektir.

    Bir bunun temel bir insan hakkı olduğunu düşünüyoruz. Bu hakkın hayata geçirilmesi noktasında yaşamın her alanında mücadeleyi yükseltmek durumundayız.

    Aynı zamanda devletten bazı şeyleri talep ederken kendi yaşamımızda da bunu geliştirmek durumundayız. Yani ben mesela kendinden bunu başlatmak durumundayım. Kendi ana dilimde siyaset konuşamıyorum, ekonomik konuşamıyorum, politika yapamıyor, insan hakları dilini kullanamıyorum.

    Bu benim de mutlaka bir eksikliğimdir ama ki işte düşün yedi yaşından itibaren kendi aradığımdan koparılmış bir insanım. İnsan dünyayı yedi yaşına kadar öğrenir. Tam böyle somutlamadan soyutlamaya geçiş sürecindeyken bıçakla kesilir gibi yepyeni bir dille eğitime başlıyorsunuz. Ve o diliniz bir yandan da köreltilmişte oluyor. Bu bir dil soykırımıdır. Bu çok ağır bir insan hakkı ihlalidir.”

    EMPATİ ÇAĞRISI!

    Çocukluğunda yaşadığı bir hikayeyi paylaşan Demir, Türklerin yok sayılan, yasaklanan dilleri konuşanlarla empati kurması gerektiğini vurgulayarak, ana dilin mutlaka yaşatılması çağrısında bulundu.

    PİRHA/MERSİN

  • ‘Anadilimiz geleceğimizdir!’

    ‘Anadilimiz geleceğimizdir!’

    PİRHA- Dünya Anadili Günü’ne dair açıklama yapan Demokratik Alevi Federasyonu ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği, devletin halkının dillerine eşit mesafede yaklaşması gerektiği vurgulayarak, “Xızır dili, bize sevgiyle, barışla ve eşitlik anlayışıyla bakmayı öğretir. Anadilin, inancın ve kültürün korunması, hepimizin birlikte yaşadığı toplumun temelini güçlendirir. Diller yaşasın, kültürler özgür kalsın. Anadilimiz geleceğimizdir” dedi.

    Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) 1999 yılında aldığı kararla 21 Şubat gününü, “Uluslararası Anadili Günü” olarak kabul etti. “21 Şubat Dünya Anadili Günü” ilk kez 2000 yılında, dünya çapında  çok dilli yaşamı ve kültürel çeşitliliği desteklemek amacıyla kutlanmaya başlandı.

    UNESCO verilerine göre, dünyada 5 bini yerli dili olmak üzere 7 binden fazla dil konuşulmaktadır. Ancak bu dillerin yüzde 40’ı yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır. UNESCO’ya göre, yüz yıl içinde bir dili konuşacak çocuk kalmayacak durumda ise o dil tehlikede, bir dili konuşan hiç çocuk kalmamışsa o dil ölü olarak kabul edilmektedir. UNESCO’nun Dünya Tehlike Altındaki Diller Atlasına göre Türkiye’de 18 dil yok olmuş veya yok olma tehlikesi altındadır.

    “DİLLERİN ÇOĞULCULUĞU TOPLUMSAL ZENGİNLİĞE DÖNÜŞTÜRÜR”

    Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), Dünya Anadili Günü’ne dair açıklama yaptı.

    Türkiye’de Kürtçenin lehçeleri (Kurmancî, Kırmanckî/Zazakî, Soranî) ve diğer anadiller, eğitim hakkı yasada güvenceye alınmadığı için kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu belirtilen açıklamada, “Son süreç raporunda da  Kürtçe, Arapça, Süryanice, Lazca, Abhazca  ve Türkiye’de konuşulan diğer tüm dillerin statüsü, anadilde eğitim hakkı ve Alevi inancı ile ibadet özgürlüğünün eksik kaldığı görülmektedir. Oysa dil bir halkın  yaşaması için varlığını koruması için en önemli unsurdur. Örneğin çocuklar dünyayı önce kendi anadiliyle öğrenir ve tanır. Daha sonra anadilde eğitim bilişsel gelişimlerini destekler, akademik başarılarını artırır, özgüven ve aidiyet duygusunu güçlendirir ve devlet dilini öğrenmelerini de kolaylaştırır” denildi.

    Devletin halkının dillerine eşit mesafede yaklaşması gerektiği vurgulanan açıklamada, “Böylece  aidiyet duygusu güçlenir, güven artar. Dillerin çoğulculuğu toplumsal zenginliğe dönüştürür ve barış ile demokratik entegrasyonu derinleştirir. Bu nedenle gerçek entegrasyon, ana dilimizi kaybetmeden, kimliğimizi ve kültürümüzü koruyarak topluma eşit biçimde katılmaktır. Tam tersi egemen dilin kendini dayatması, dillerin itibarsızlaştırılmasına ve böylece bireylerin kendini tanınmaması hissi devletten kopuş ve uzaklaşması sonucunu getirir” şeklinde ifade edildi:

    “DİLLER YAŞASIN, KÜLTÜRLER ÖZGÜR KALSIN”

    Demokratik Alevi Federasyonu ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği , açıklamının devamında şunları dile getirdi:

    “Alevi inancı ve kültürel mirasımız da anadilimizle doğrudan bağlantılıdır. Alevi inancı büyük ölçüde sözlü kültüre dayanır. Deyişlerimiz, gülbanglarımız, nefeslerimiz, cem erkânımız ve Xızır geleneğimiz, çoğu bölgede Kürtçenin lehçeleri üzerinden yaşatılmıştır. Dilimiz; Xızır dili, sadece bir iletişim aracı değil; sevgi, barış ve eşitlik dilidir. Bu dil, tüm dilleri, kimlikleri ve inançları eşit görür. Bu nenledir ki kadim dilimiz ve inancımızı korumak herkesin sorumluluğudur.  Anadilin kaybı, inanç dilimizin anlamını yitirmesine, sözlü hafızanın kopmasına, ibadet ve Xızır geleneğimizin özgünlüğünün kaybolmasına, kimlik ve toplumsal aidiyetimizin zedelenmesine yol açar.

    Sevgili Canlar, bu nedenle  diyoruz ki; anadilimiz ve kültürümüz korunmalı, eğitim hakkımız ve inancımızın özgürlüğü güvence altına alınmalı, Xızır geleneğimiz ve sözlü mirasımız gelecek kuşaklara aktarılmalıdır. Farklılıklarımız zenginliğimizdir. Xızır dili, bize sevgiyle, barışla ve eşitlik anlayışıyla bakmayı öğretir. Anadilin, inancın ve kültürün korunması, hepimizin birlikte yaşadığı toplumun temelini güçlendirir. Diller yaşasın, kültürler özgür kalsın. Anadilimiz geleceğimizdir.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Dilimizi konuşarak, eserler üreterek yaşatabiliriz’-VİDEO

    ‘Dilimizi konuşarak, eserler üreterek yaşatabiliriz’-VİDEO

    PİRHA- KESK Dersim Şubeler Platformu, 21 Şubat Dünya Ana Dili Günü için panel düzenledi. Bir dille üretim yapılmazsa o dilin öleceğini ifade eden Yazar Bedriye Topaç, “ Biz sürekli asimilasyon politikalarından bahsediyoruz ama evimizde kendi kendimizi asimile ediyoruz” dedi.

     

    “KONUŞULMAZSA DİL YOK OLUR”

    Dersim’de ana dil konusunda halen standardın olmadığını belirten KESK Dersim Şubeleri Platformu Üyesi Şahin Karabut, “Ana dil dersimde diğer bölgelere göre eksik değil ancak bir standardının oluşması gerekiyor. Dersimde birçok zorluk yaşadık ve bunlar kendisini dilde daha çok belli ediyor. Dersimde dil canlıdır ama eğer konuşmazsan yok olur.” dedi.

    “KENDİ KENDİMİZİ ASİMİLE EDİYORUZ”

    Kendi diliyle okuyup konuştukça kendi ana dilinin farkına varacaklarını ifade eden Yazar Bedriye Topaç, “Bir dille üretim yapılmazsa o dil ölür ama o dille üretim yapılırsa o dil yaşar ve ömrünü uzatır. 1938 katliamından sonra dil yine yaşamaya devam etti ancak 1993-1994 köy yakılması ve boşaltılmasıyla birlikte insanlar dilden uzaklaşmaya başladılar. Biz sürekli asimilasyon politikalarından bahsediyoruz ama evimizde kendi kendimizi asimile ediyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • İzmir’de Kırmancki tiyatro: Dilimiz varlık sebebimizdir-VİDEO

    İzmir’de Kırmancki tiyatro: Dilimiz varlık sebebimizdir-VİDEO

    PİRHA- 21 Şubat Dünya Ana Dili Günü dolayısıyla Arêyê Kay Tiyatro Grubu Kırmancki tiyatro oyununu İzmir’de sergiledi.

    21 Şubat Dünya Ana Dili Günü’nde farkındalık yaratmak amacıyla İzmir’de Arêyê Kay Tiyatro Grubu’nun katılımıyla Kırmancki/Zazaca tiyatro oyunu sahnelendi.

    İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği’nin organizasyonunda gerçekleşen tiyatro oyunu  Çiğli Belediyesi Konferans Salonu’nda sahnelendi.

    Oyunun sergilendiği sahneye “Weşiya Xosere Ebe Zonê Maye Ra Ramîna’, ‘ Anadili Yaşamı Özgürleştir’, ‘Anadilimiz, Kültürümüz, İnancımız Varlığımızdır Sahip Çıkalım’ pankartları asıldı.

    Tiyatro gösterimi öncesinde Baba Mansur Ocağından Ana Elif Hurustan’ın gülbeng vermesi ve çerağ uyandırması sonrasında Hızır lokmaları pay edildi.

    “DİLİMİZ HIZIR’IN DİLİDİR, BİZE EMANETTİR”

    Etkinlikte Kırmancki konuşan İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Eş Başkanı Hasan Ali Kılıç, anadilin önemini vurgu yaparak, “Biz bugün anadil günü vesilesi ile bir araya geldik. Bu ay aynı zamanda Xızır ayıdır. Ana dilimiz Hızır’ın dilidir. Annelerimizden ninelerimizden emanettir bize kalan. Gerekli ki biz anadilimizi çocuklarımıza öğretelim, konuşalım. Dil insanın dünyasıdır; insan en iyi anadiliyle anlatır, konuşur. Ana dilimiz bizim için önemlidir. Bu yüzden çocuklarımızla, torunlarımızla anadilimizi konuşmalıyız, onlara dilimizi öğreterek büyütmeliyiz” dedi.

    “ANA DİLİMİZ VARLIK VE YOKLUK MESELESİDİR”

    Ardından Kurmanci konuşan Yasemin Elban ise anadilin varlık ve yokluk meselesi olduğunu belirterek, “Dilimiz varlığımızdır. Dünya anadil günü kutlu olsun. Dilin savunması insanlığın savunmasıdır. Anadil annemizin sütü kadar helaldir. Kimse ana dilinden koparılmamalıdır. Bir insanın ana dilinden men edilmesi dünyadaki en büyük hakarettir. Türkiye’de anadilimizi ya yok sayıyorlar, ya da yasaklıyorlar. Bizi dilsiz ve vatansız bırakıyorlar. Anadilimiz varlık ve yokluk meselesidir. Varlığımızın kabul görülmesi için anadilimiz üzerindeki baskı son bulsun” diye konuştu.

    Etkinlik farklı dillerde anadili günü üzerine yapılan konuşmalar devam ederken sonrasında ise Areye Kay Tiyatro Grubu ‘Kanada’ isimli Kırmancki oyunu sergilendi.

    Oyunun sahnelenmesinin ardından etkinlik son buldu.

    PİRHA/İZMİR

  • ‘Alevilerin ana dilinde ibadetlerini yürütmesi inancımızı yaşatmaktır’- VİDEO

    ‘Alevilerin ana dilinde ibadetlerini yürütmesi inancımızı yaşatmaktır’- VİDEO

    PİRHA- Alevilerin kendi ana dillerinde dua ve gülbeng okumasının, cem yürütmesinin Aleviliği yaşattığını söyleyen Seyit Sabun Ocağı’ndan Mehmet Seyitalioğlu, “İnatla kendi ana dilimizde ibadetlerimizi yapmak hem ana dilimize hizmettir hem de geleneğimizi korumak, inancımızı var etmektir” dedi.

    21 Şubat 1952’de Bangladeş’in başkenti Daka’da, Bengal alfabesiyle yazabilme ve Pakistan’ın Bengal dilini de resmi dil olarak tanıması talepleriyle yapılan protestolarda Bengal Dil Hareketi’nden öğrencilerin polisler tarafından öldürüldü.

    Bengal’de anadilini sahiplenme mücadelesinde hayatını kaybeden öğrencilere saygı olarak 21 Şubat, UNESCO tarafından Uluslararası Ana Dil Günü ilan edildi.

    Türkiye ve dünyanın birçok yerinde ana dilinin konuşulması ve korunmasına dönük mücadeleler sürüyor. Aleviler de bu mücadeleyi kendi inanç ve kültürlerini yaşatmak adına sürdürüyor.

    21 Şubat Dünya Ana Dili Günü’ne dair Seyit Sabun Ocağı’ndan Mehmet Seyitalioğlu, PİRHA‘ya değerlendirmelerde bulunarak, Alevilerin kendi ana dilinde ibadetlerini yapmalarının önemine vurgu yaptı.

    “ANA DİLİNDE İBADETİN ENGELLENMESİ ASİMİLASYONDUR”

    Ana dilinin inançta büyük bir yeri olduğunu belirten Mehmet Seyitalioğlu, bunun Türkiye’de çeşitli engellere takıldığını kaydetti. Alevilerin hem inanç hem de ana dili konusunda iki kez asimilasyonla karşı karşıya olduklarının altını çizen Seyitoğlu, “İnatla kendi ana dilimizde dua ve gülbenglerimizi okumak, cem ve cemaatlerimizi yürütmek, hem ana dilimize hizmettir hem de geleneğimizi korumak, inancımızı var etmektir. Bizim varlığımız bizim kültürümüzde yaşar. Kültürümüz bizi var eder, ilerletir. Bu dayanışma bizi halk olarak, inanç olarak, kültür olarak da bu dünyada var olmamızı sağlar. Birisi kendi dünya görüşü olarak bir anlayışla vardan var olduğunu savunur, biz o cephedeyiz. Yani biz Vahabi ve vahiy dinlerden değiliz. Bizim pirimiz, sultanımız rehberimiz, mürşidiimiz yine bizden biridir ve ocakzadedir. Bu ocakzadeler kendi inanç ve ibadetilerini kendi dilinde yürütüyorlar ancak bunu yapınca çeşitli engelleri takılıyorlar. Burada da bir asimilasyon var” diye konuştu.

    “ALEVİLER DE ASİMİLASYONDAN ETKİLENMİŞTİR”

    Bazı Alevilerin Sünni mezhebine ait kalıplaşmış ifadeleri günlük yaşamında kullandığını söyleyen Mehmet Seyitalioğlu, söz konusu asimilasyondan Alevilerin de etkilendiğini dile getirdi. Asimilasyon başlangıcını pantolondaki ufak bir söküğe benzeten Seyitalioğlu, “O sökük bir başlarsa bütün pantolana, bedene sirayet eder. Asimilasyon önemsemediğimiz küçük şeylerle başlar, o boşlukları doldurur, yeni bir bir fikriyat yaratır. Bu fikriyat da zulmedenin, yasaklayanın anlayışıdır. Bu nedenle asimilasyonun önüne geçmek için kendi dilimizde inanç ve kültürümüzü yürütmeliyiz, ritüellerimizi yerine getirmeliyiz. Bunu yapmazsak yok oluruz” sözlerini kullandı.

    Fatoş SARIKAYA/ MERSİN

  • DEM Parti Grup Toplantısı-CANLI

    DEM Parti Grup Toplantısı-CANLI

    DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin TBMM’deki Grup Toplantısında konuşuyor.

    HABER MERKEZİ

  • DAD, Dersim’de Kırmanckî ve Kurmancî ana dili atölyesi başlatacak-VİDEO

    DAD, Dersim’de Kırmanckî ve Kurmancî ana dili atölyesi başlatacak-VİDEO

    PİRHA-Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Dersim’de Kırmanckî ve Kurmancî ana dili atölyesi başlatacak. Unutulmaya yüz tutmuş ana dilleriyle ilgili bir eğitim atölyesi başlatacaklarını söyleyen DAD Kadın Sekreteri Nadide Yallı, “21 Şubat Dünya Ana Dili Günü’nde bu atölyenin startını vereceğiz. Ana dilini konuşmak isteyen herkesi eğitim atölyesine davet ediyoruz” dedi.

    UNESCO Dünya Tehlike Altındaki Diller Atlası’na göre Türkiye’de 18 tane yok olmuş veya yok olma tehlikesi altında olan dil olduğunu gösteriyor. 21 Şubat Dünya Ana Dili Günü, Türkiye’de özellikle ana dili Kürtçe, Arapça, Lazca, Ermenice, Hemşince, Çerkezce, Çeçence, Süryanice gibi dillerden olan milyonlarca çocuğun kendi ana dillerinden koparıldığı ortamda kutlanmaktadır.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Dersim’de Kırmanckî ve Kurmancî ana dili atölyesi başlatacak.

    DAD Kadın Sekreteri Nadide Yallı, açmayı planladıkları ana dili atölyesine ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “ANA DİLİNİ KONUŞMAK İSTEYEN HERKESİ EĞİTİM ATÖLYEMİZE DAVET EDİYORUZ”

    Demokratik Alevi Derneği olarak unutulmaya yüz tutmuş ana dilimizle ilgili bir eğitim atölyesi başlatmayı düşündüklerini ifade eden DAD Kadın Sekreteri Nadide Yallı, “Biz ana dilimizi Hızır’ın dili olarak görüyoruz ancak demokratik anlamda bu konuda mücadele etmemize rağmen karşılık bulamadık. Biz de Demokratik Alevi Dernekleri olarak dil atölyesi başlatmayı karar verdik ve 21 Şubat Dünya Ana Dili Günü’nde bu atölyenin startını vereceğiz. Kırmanckî ve Kurmancî dil eğitiminde bize bu konuda öncülük edecek öğretmen arkadaşlarımızla birlikte bir eğitim atölyesi başlatacağız. Bizimle birlikte olmak isteyen ve ana dilini konuşmak isteyen herkesi eğitim atölyesine davet ediyoruz” dedi.

    Cihan BERK/DERSİM

  • Mersin’de 21 Şubat çok dilli şarkılarla kutlandı: Dillerimizi korumak için mücadele edeceğiz-VİDEO

    Mersin’de 21 Şubat çok dilli şarkılarla kutlandı: Dillerimizi korumak için mücadele edeceğiz-VİDEO

    PİRHA- ÖHD, İHD ve Eğitim Sen Mersin Şubeleri tarafından düzenlenen ‘Ana Dili Haktır’ etkinliği çok dilli şarkı ve şiirlerle kutlandı. Etkinlikte yapılan konuşmalarda ana dillerin zenginlik olduğu ve korunması gerekliliğine vurgu yapılarak,”En temel hakkımız olan anadil anayasal güvence altına alınana kadar mücadele edeceğiz” denildi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD), Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD), Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Mersin Şubeleri 21 Şubat Dünya Ana Dili Günü sebebiyle etkinlik düzenledi. Etkinliğe Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Milletvekili Perihan Koca, DEM Parti Akdeniz Belediye Eş Başkanı Nuriye Arslan, Emek ve Demokrasi Platformu temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Etkinlikte, Sözyüzü Edebiyat Derneği ve Sanatolia sanatçıları sahne aldı.

    “ANA DİLLERİNİ YAŞATMAK İÇİN MÜCADELE EDECEĞİZ”

    Etkinlik öncesi ÖHD Mersin Şube Başkanı İbrahim Kaya, İHD Mersin Şube Başkanı Gazi İnci ve Eğitim Sen Şube Başkanı Mahmut Sümbül, ana dilinin önemine ilişkin kısa bir konuşma yaptı. Başkanlar, “Keşke ana diller yaşasa da bu günleri o nedenle kutlasak ama maalesef ana dilleri kurtarmaya çalıştığımız bir süreçteyiz. Vereceğimiz mücadele ile bu günleri kutlamaya dönüştüreceğimiz bir yaşam diliyoruz” diye konuştular.

    KOCA: TÜRKİYE DİL MEZARLIĞINA DÖNÜŞMÜŞ DURUMDA

    Milletvekili Perihan Koca Türkiye’nin bir dil mezarlığına dönüştürüldüğünü belirterek, “Geçtiğimiz günlerde mecliste anadil günü dolayısıyla anadilde konuşma yapan vekillerin sesi kısıldı. Bugün faşizmin kurumsallaşma hamlelerin atıldığı yerden halkların sesini, sözünü, dilini ve kültürünü yaşatmak için adımlar attığını biliyoruz. Biz bu imha, inkar, tasfiye politikalarına karşı barışın, adaletin dilini söylemeye halkın sesi olmaya devam edeceğiz. En temel hakkımız olan anadil anayasal güvence altına alınana kadar mücadele edeceğiz” sözlerini kullandı.

    “ANA DİLİNİ KONUŞAMAYAN ÖZGÜR DEĞİLDİR”

    Ardından sonra söz alan DEM Parti Akdeniz Belediye Eş Başkanı Adayı Nuriye Arslan, her insanın özgür bir yaşam içerisinde dilini konuşması gerektiğini belirterek “Sadece Kürtçe için değil, tüm diller için bir mücadele yürütülecekse bizler de üzerimize düşeni yapacağız. Bu gün çok dilli çok ulusu bir araya getirdiniz. Bu çok kıymetlidir. Her dil yaşamını sürdürmelidir. Bizler de bunun için mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.

    DEM Parti Toroslar Belediye Başkan Adayı Abdurrahman Yıldız ise ana dilin bir hak olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Ülkemizde her birey ana dilini konuşuncaya dek bu hakkın takipçisi olmaya devam edeceğiz. Çünkü ana dilini konuşamayan hiçbir insan özgür değildir”

    Konuşmaların ardından Sözyüzü Edebiyat Derneği üyeleri Kürtçe, Türkçe, Kırmancki, Azerice ve Arapça şiirler okudu. Sanatolia’dan kadın sanatçılar ise Kurmanci ve Kırmancki şarkılar seslendirdi.

    PİRHA/ MERSİN

     

  • Mersin Dersimliler Derneği, Dünya Ana Dil Günü’nü klamlarla kutladı-VİDEO

    Mersin Dersimliler Derneği, Dünya Ana Dil Günü’nü klamlarla kutladı-VİDEO

    PİRHA-Mersin Dersimliler Derneği 21 Şubat Dünya Ana Dili Günü vesilesiyle etkinlik düzenledi. Etkinlikte, ailelerin çocuklara ve gençlere ana dilini öğretmesi gerektiği vurgulandı.

    21 Şubat Dünya Ana Dili Günü dolayısıyla Mersin Dersimliler Derneği, anadilin önemine dikkat çekmek amacıyla dernek binasında etkinlik düzenledi.

    Mersin Dersimliler Derneği Başkanı Nurşen Çığlık, ana dili ile yaptığı konuşmada dilin geleceğe taşınması için yaşamın her alanında ana dilin kullanılması çağrısında bulundu.

    Mersin Dersimliler Derneği yöneticileri de, ana dilin önemine dikkat çekerek, çocukların ve gençlerin ana dilini öğrenmesi için ailelerin çocuklarına öğretmesini istedi.

    Kureyşan Ocağı’ndan Kazım Açıktepe de, Alevi inancının dilinin Xızır’ın dili olduğunu belirterek, her alanda ana dilin kullanılması gerektiğini ifade etti.

    Konuşmaların ardından Kürtçenin Kurmanci ve Kurmancki lehçelerinde klamlar seslendirildi, hikayeler anlatıldı.

    PİRHA/MERSİN

  • DAD Eş Genel Başkanı Kete: Dil bizim toplumsal hafızamızdır, sahip çıkalım-VİDEO

    DAD Eş Genel Başkanı Kete: Dil bizim toplumsal hafızamızdır, sahip çıkalım-VİDEO

    PİRHA- DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, 21 Şubat Dünya Ana Dili Günü’ne dair konuşarak, “İnancımızda dil sadece bir iletişim aracı değildir. Dil aynı zamanda ikrar verme aracıdır. Dilimize sahip çıkalım” dedi.  

    21 Şubat Dünya Ana Dili Günü’ne dair açıklama yapan DAD Eş Genel Başkanı Zeynel Kete, ana dile sahip çıkma çağrısında bulundu.

    “Raa/Reya Heq-Alevi inancının mensupları olarak, Hakk yolunda dilimizin de yok edildiğini, inanç dilimizin yok edildiğini biliyoruz. Dilde kullanılan kelimeler bu kelime ve kavramların fonetik ve etimolojik kökeni o toplumun hangi zihniyet yapılanmasının içerisinde olduğunun en önemli göstergesidir” dedi.

    Dildeki kavramlara baktığımızda inanç dilinde, Reya Heq Alevi inancı diline sahip olmak aynı zamanda bir zamana ve mekana ve sahip olmak anlamına geldiğini belirten Kete, “Dil kavramı kültür kavramıyla sıkıca bağlantılı olup dar anlamda kültürün en başat unsurudur. Alevi inancında, Alevi sürekleri kendi inançlarını zaman ve mekan içerisinde tanımlarken sesin söze dönüştüğü günden itibaren kendi inançlarını tarihini alırlar. Alevi terminolojisindeki bu kavramların aynı zamanda bir kimlik olduğunu da belirtmeliyim” diye konuştu.

    “XIZIR’IN DİLİ BARIŞIN DİLİDİR

    Reya Hakk Alevi inanç mensuplarının yakın zamana kadar kendi ana dilleriyle erkanlarını yürüttüklerini vurgulayan Kete, şunları ifade etti:

    “İnancımızda dil sadece bir iletişim aracı değildir. Dil aynı zamanda ikrar verme aracıdır. Sözün kutsallığı, sözün gücü söyleniş şeklinde hitabetinde retoriğinden değil, anlam derinliğinden kaynaklanıyor.
    Dersim bölgesinden “Zımen me zımane Xızıre” derler. Xızır’ın dili neotiliğin dilidir, barışın dilidir, ana kadının kemaletinin dilidir. Alevi kavramlarının mana deryası sadece Alevilere seslenmez, bütün kainatlara seslenir. Çünkü inancımızın dili, barışın, aşkın, direnişin, sevdanın dilidir. İnancımızın kavramları, kurallarının hemen hemen büyük bir çoğunluğu Kürtçedir ve bir kısmı Farsçadır. Xızır’ın dili özgür toplumun zihin dünyasında bütün kavramları bu inancın içinde bulmak mümkündür. Özgür toplumun dilini unutmak demek, özgür toplumun hafızasını unutmak demektir. Bu bağlamda dil bizim toplumsal hafızamızdır, kültürümüzdür.”

    “ANA DİLİMİZ XIZIR’IN DİLİDİR”

    Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte toplumlara tekçiliğin dayatıldığını aktaran Zeynel Kete, “Yakın zamana kadar Alevi coğrafyasında, kendi cemlerini, cıvatlarını, erkanlarını kendi ana dillleriye yürütürlerdi. Fakat kültürel asimilasyon ve baskıyla beraber inançta Türkleştirme ve İslamlaştırma dayatma süreci yaşandı. Şu anda Türk İslam Aleviliği dayatılıyor. Bunlara karşı kendi dilimizde cemlerimizi, erkanlarımızı yürütelim, ana dilimize sahip çıkalım. Çünkü ana dilimiz Xızır’ın dilidir” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM 

  • Dersim’de açıklama: Yasaklamalara karşı ana dilimizi her yerde konuşalım-VİDEO

    Dersim’de açıklama: Yasaklamalara karşı ana dilimizi her yerde konuşalım-VİDEO

    PİRHA- 21 Şubat Dünya Ana Dili Günü’ne dair açıklamada konuşan DEM Parti Dersim Belediyesi Eş Başkan adayı Cevdet Konak, yüzyıldır ana dillerin yasaklandığına dikkat çekerek, “Bütün bu baskılara karşı köyümüzde, sokağımızda, kurumlarımızda, bulunduğumuz her yerde ana dilimizi konuşmalıyız. Bu dili çocuklarımıza öğretmemiz lazım. Bu zulme diz çökmemeliyiz” diye konuştu. 

    Dersim Emek ve Demokrasi Platformu 21 Şubat Dünya Ana Dili Günü’ne dair Yeraltı Çarşısı’nda basın açıklaması yaptı.

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, DEM Parti Dersim Belediyesi Eş Başkan adayları Birsen Orhan ve Cevdet Konak’ın yanı sıra platform bileşeni kurumların katıldığı açıklamayı DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Özcan Gürtaş okudu.

    “ENGELLER KALDIRILMALI”

    DEM Parti Dersim İl Eş Başkanı Özcan Gürtaş, Türkiye’de ana dilde eğitimin olmamasının bir çok dilin ve lehçenin yok olmasına yol açtığını belirterek, “21 Şubat Dünya Ana Dili Günü’nde milyonlarca çocuk kendi ana dilini kullanamadığı, ana dilinde eğitim göremediği için başta eğitim süreçleri olmak üzere, toplumsal yaşamın bütün alanlarında mağduriyet yaşamayı sürdürmektedir. Farklı ana dilleri üzerindeki sınırlamalara son verilmeli, her bireyin kendi ana dilini öğrenmesi ve eğitim almasının önündeki engeller kaldırılmalıdır” dedi.

    “ÇOCUKLARIMIZA ÖĞRETMEMİZ LAZIM”

    DEM Parti Dersim Belediyesi Eş Başkan adayı Cevdet Konak da, 100 yıl önce Kürtçe başta olmak üzere bir çok dilin yasaklandığını hatırlatarak, “Dilimiz üzerinde büyük bir baskı var. 1924 yılından bu yana dediler ki ‘dilinizi konuşmayın, konuşursanız yasaklarız.’ Dilimizi sadece köylerde konuşabildik. Son 40 yılıdırda dilimize karşı konuştuğumuz her yerde düşmanlık yaptılar. 80 Darbesi’nden de zindanlarda ‘Türkçe konuşun, uzun konuşun’ baskısı oldu. Bütün bu baskılara karşı köyümüzde, sokağımızda, kurumlarımızda, bulunduğumuz her yerde ana dilimizi konuşmalıyız. Bu dili çocuklarımıza öğretmemiz lazım. Bu zulme diz çökmemeliyiz” diye konuştu.

    Açıklama alkışlarla son buldu.

    PİRHA/DERSİM

  • Demokratik Alevi Dernekleri: Ana dillerimizle ve barış içinde yaşamakta ısrar ediyoruz

    Demokratik Alevi Dernekleri: Ana dillerimizle ve barış içinde yaşamakta ısrar ediyoruz

    PİRHA-21 Şubat Dünya Ana Dili Günü’ne dair açıklama yapan DAD Genel Merkezi, “Dil, Hakk hakikati olarak kabul ettiğimiz ve haklarını tartışılamaz, gasp edilemez olarak gördüğümüz halkların temel belirleyenidir. Dilimiz Xızır dilidir ve Xızır dili rızalaşmanın-ikrarlaşmanın, toplumcu yaşam biçiminin, cümle insan ve varlıkla barışın dilidir. Ve dillerimizde, anlam dünyamızda ısrar ediyoruz” dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi, 21 Şubat Dünya Ana Dili Günü vesilesiyle yazılı açıklama yaptı.

    Dünyanın dört bir yanında mazlum halklar rızasız yolun hegomonik türevleri tarafından vahşice baskılandığı, toplumsal var oluş hakları çeşitli soykırım yöntemleriyle hedef alındığı, insan olmaktan kaynaklı hakları bir bütün olarak çiğnendiğine dikkat çekilen açıklamada, şunlar ifade edildi:

    “Direniş içinde olan mazlum halkların, insan olabilmenin kemaletine eren canların, vicdani akılla donanıp hak temelli fikriyat ve mücadele pratiği olan siyasal yapıların çabası ve sahiplenmesiyle 21 Şubat, Dünya Ana Dili Günü olarak kutlanmaktadır. Bugün vesilesiyle kültürel soykırım boyutuna da dikkat çekilmekte, mazlum halklarla dayanışma ve duyarlılık daha da derinleştirilmek amaçlanmaktadır. 21 Şubat, her türlü tahakkümcü zihniyet ve oluşumun karşısında mazlumların rızalı ve ikrarlı birliğini sahiplenmenin, mücadeleyi yükseltmenin, güçlü bir katılımın gerekçesi olmalıdır.

    Dil, Hakk hakikati olarak kabul ettiğimiz ve haklarını tartışılamaz, gasp edilemez olarak gördüğümüz “halkların” temel belirleyenidir. Dil, bir halk gerçekliğinin tüm tarihi boyunca yarattığı birikimlerinin hazinesidir, kolektif yaratımıdır.

    Tahakkümcü, hegomonik zihniyetin sızamadığı, zehirleyemediği her dil toplumcu bir içeriğin, duygu ve anlam dünyasının aynasıdır. Yok edilen her bir dil, tarihsel birikimleriyle, anlam dünyasıyla yok edilen bir halk anlamına gelmektedir. Bu saldırı hakikatte insanlık ağacınadır, onun kolektif yaratı ve birikimlerinedir.

    Anadolu ve Kürt coğrafyası halklar bahçesiyken, tek tipçi-tahakkümcü zihniyet bu toprakları halklar mezarlığına çevirmiştir. Bu toprakların birçok kadim dili yok edildiği gibi, halklarımızın dillerinden olan Kürtçe’nin Kırmancki ve Kurmanci lehçeleri de asimilasyon çarkında öğütülmektedir.

    TAHAKKÜMCÜ ZİHNİYET TAHAKKÜM DİLİ YARATIR Kİ BU DA KÖTÜLÜĞÜN DİLİDİR

    Dile saldırı; ötekileştirilen halkların dillerini bir bütün olarak yok etmeye odaklıyken; bir boyutuyla da dillerin içeriğine yöneltilmektedir. Rıza ve ikrar içeren, toplumcu yaşam biçimini daha mümkün kılan özünden koparmayı esas almakta; halklarımızı düşürüp edilgenleştiren, hafızasızlaştırarak bilinçleri ve iradeleri esir alan bir yönde evriltmeyi hedeflemektedir. Tahakkümcü zihniyet tahakküm dili yaratır ki bu da kötülüğün dilidir.

    ANA DİLLERİMİZLE VE BARIŞ İÇİNDE YAŞAMAKTA ISRAR EDİYORUZ

    Biz Raa/Reya Heq-Alevi süreklerini yaşamakta olan halklar, Hakk aynası olarak bildiğimiz halklara ve dillerine saldırıları, bu dillerin rıza ve ikrar içeren manalarından koparılarak tahakkümcü-hegomonik bir içeriğe büründürülmesini reddediyoruz. Dilimiz Xızır dilidir ve Xızır dili rızalaşmanın-ikrarlaşmanın, toplumcu yaşam biçiminin, cümle insan ve varlıkla barışın dilidir. Ve dillerimizde, anlam dünyamızda ısrar ediyoruz.

    Rızalı-İkrarlı birlik ve demokratik cumhuriyet temelinde; halk gerçekliklerimizle, ana dillerimizle ve barış içinde yaşamakta ısrar ediyoruz.

    Ana dili ve ana dilinde eğitim haktır, gasp edilemez. 21 Şubat Dünya Ana Dili Günü halklarımıza kutlu olsun, direnç, umut ve mücadele gerekçesi olsun! Hakk aynamız, Xızır yardımcımızdır”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Bugün Dünya Ana Dili Günü: Türkiye’de 18 dil yok olmak üzere!

    Bugün Dünya Ana Dili Günü: Türkiye’de 18 dil yok olmak üzere!

    PİRHA- Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Genel Kurulu, 1999 yılında aldığı bir kararla 21 Şubat gününü, “Uluslararası Ana Dili Günü” olarak kabul etti ve ilk kez 2000 yılında, dünya çapında kültürel çeşitliliği ve çok dilliliği desteklemek amacıyla “21 Şubat Dünya Ana Dili Günü” kutlanmaya başladı. Türkiye’de 18 dil yok olma tehlikesi altında. 

    Ana dilin korunmasında ve geliştirilmesinde uluslararası alanda en büyük sorumluluk devletlere veriliyor. BM, Avrupa Konseyi ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Türkiye’nin de içinde yer aldığı, ana dil ile ilgili en kapsamlı düzenlemeleri yapan kurumlardan.

    Ana dil ile ilgili tartışmalar daha çok insan hakları ve kültürel haklar kapsamına giriyor. Azınlık hakları da insan hakları çerçevesi içinde değerlendiriliyor, dolayısıyla hayat hakkı, eşit olma hakkı, ayırımcılık yapılmaması, din, ifade ve kültür özgürlüğü gibi devletlerin korumakla yükümlü olduğu bireysel haklar çerçevesinde ele alınıyor. Fakat azınlık kavramının bir gruba vurgu yapması dolayısıyla kolektif bir boyutu da var. Pek çok uluslararası anlaşma ile de vurgulandığı üzere etnik/dilsel/dinsel azınlıkların sadece devletler tarafından kabul edilmesi yeterli değil. Devletler bu dil, din ve kültürlerin gelişmelerine elverişli koşulların yaratılmasından ve kolektif olarak azınlıkların, hâkim kültürün tamamen etkisi altına girmeden varlığını sürdürebilmesinden de sorumlu.

    TÜRKİYE’DE DİLLER NE DURUMDA?

    UNESCO Dünya Tehlike Altındaki Diller Atlası’na göre Türkiye’de 18 yok olmuş veya yok olma tehlikesi altında olan dil olduğunu gösteriyor. Bunların üçü tamamen yok olmuş durumda: Ubik, Mlahso ve Kapadokya Yunancası. Hertevin ise yok olmak üzere. Hertevin ve Mlahso dilleri Süryani dilleri ailesinden, bir diğer Süryani dili olan Turoyo da UNESCO listesinde ciddi olarak tehlikede olarak görülüyor.

    Bu dilleri Ladino ve Gagavuzca dilleri takip ediyor. Bunlar da UNESCO listesinde ciddi olarak tehlikede olan diller arasında. Romanca, Batı Ermenicesi, Hemşince, Lazca, Pontus Yunancası, Abazaca, Suret de yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olan dillerden.

    UNESCO; Adigece, Abhazca, Kabar-Çerkes dilleri ve Zazaca’yı da “kırılgan” diller kategorisinde görüyor.

    Dil çalışmaları ve envanterinde bir diğer önemli kaynak olan Ethnologue adlı internet sitesi ise Türkiye’de hali hazırda konuşulmakta olan 39 dil olduğunu yazıyor.

    Listede Osetçe, Uygurca, farklı Arapça lehçeleri, Sırpça ve Arnavutça gibi kimisi Türkiye’de yerli kimisi de göçler sonucunda ülkenin dağınık bölgelerinde konuşulan diller de yer alıyor.

    21 Şubat Dünya Ana Dili Günü, Türkiye’de özellikle anadili Kürtçe, Arapça, Lazca, Ermenice, Hemşince, Çerkezce, Çeçence, Süryanice gibi dillerden olan milyonlarca çocuğun kendi ana dillerinden koparıldığı ortamda kutlanıyor.

    (HABER MERKEZİ)

  • İHD İstanbul Şubesi’nde 21 Şubat’ta Ana Dili söyleşisi yapılacak

    İHD İstanbul Şubesi’nde 21 Şubat’ta Ana Dili söyleşisi yapılacak

    PİRHA-İHD İstanbul Şubesi’nde 21 Şubat’ta saat 18.00-21.00 saatleri arasında ‘Ana Dili’ söyleşisi gerçekleştirilecek. 

    “Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Genel Kurulu, 1999 yılında aldığı bir kararla 21 Şubat’ı “Uluslararası Ana Dili Günü” olarak kabul etmiş ve ilk kez 2000 yılında, dünya çapında kültürel çeşitliliği ve çok dilliliği desteklemek amacıyla “Dünya Ana Dili Günü” kutlanmaya başlamıştır.

    UNESCO’nun 2018’de yayınladığı raporda dünyada konuşulan 6 bin dilden 2 bin 500’ü tehdit altında. Türkiye’de ise konuşulan 15 dil tehlike altındayken 3 dil ise çoktan yok oldu. 21 Şubat Dünya Ana Dili Günü, Türkiye’de özellikle ana dili Kürtçe, Arapça, Lazca, Ermenice, Hemşince, Çerkezce, Çeçence, Süryanice gibi dillerden olan milyonlarca çocuğun kendi ana dillerinden koparıldığı ortamda kutlanmakta.

    İHD’DE SÖYLEŞİ GERÇEKLEŞTİRİLECEK

    İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi’nde 21 Şubat’ta ‘Ana Dili’ söyleşisi gerçekleştirilecek. 18.00-21.00 saatleri arasında yapılacak söyleşide Kürt Araştırmaları Derneği Eş Başkanı Remziye Alparslan, Agos Gazetesi Yazarı Pakrat Estukyan, Kürtçe öğretmeni Mutlu Can, Araştırmacı-Yazar Hüseyin Ayrılmaz konuşmacı olarak katılacak.

    PİRHA/İSTANBUL

  • DAD’dan Ana Dili açıklaması: Her dil, her inanç haktır, ana sütü kadar helaldir

    DAD’dan Ana Dili açıklaması: Her dil, her inanç haktır, ana sütü kadar helaldir

    PİRHA-21 Şubat Dünya Ana Dili Günü nedeniyle yazılı bir açıklama yayımlayan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) “Birbirlerine can olanlar; farklılıklarımız zenginliğimizdir. Varız. Dilimiz inancımız vardır. Her dil, her inanç haktır. Ana sütü kadar helaldir. Farklı dil, inanç, kültürlerin, yasaksız, eşit, özgür yaşayacağı bir geleceğe inançla; 21 Şubat Dünya Anadil Günü Kutlu Olsun!” dedi. 

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkezi 21 Şubat Dünya Ana Dili Günü nedeniyle yazılı bir açıklama yayımladı. DAD açıklamasında “Ana dili haktır! Ana sütü kadar helaldir!” diyerek şu ifadelere yer verdi:

    “İnsan anasından doğar, onun koruması, sıcaklığı, bakımı ile büyür. Can veren ananın sesi ile de; duyguları ile algıladığını anlamlandırır, seslendirir, iletişim kurar, öğrenir, öğretir. Yaşamın kaynağı olan ana, aktardığı ana dille yaşamın devamlılığını sağlar. Ana dili ile bağın kesintiye uğraması insan evladının yaşamla bağının da kesintiye uğramasıdır. İletişim, algılama, anlama, duygu karmaşasına yol açar.

    Bir çoğumuz deneyimlemişizdir. Dilini anlamadığın, dilinin anlaşılmadığı durumları. Yabancılık duygusu, yalnızlık hissi. Hele bunu ana kucağı ve ana ocağının çeperini kuşatan, kamusal alan diye tabir ettiğimiz, sosyal yaşamda zor gücüyle, yasakla, senden çalınıyor, elinden alınıyorsa anlamak, normal insan olarak yaşamak, yaşama tutunmak, yeryüzündeki en zorun sorunu başarmak demektir.

    “HER DİL, HER İNANÇ HAKTIR”

    Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan bu yana resmi dil Türkçe’nin dışındaki tüm dillerin kamusal alanda kullanımına yasaklar getirmiştir. Eğitim çağına gelenler, anlamadıkları bir dille eğitime zorlanmış, ana dili yasağı ile fırsat eşitliğinden, bireysel kişilik gelişiminden ne yazık ki mahrum edilmişlerdir. Milyonlarca insandan şunu duyarız. Okula gittiğimde tek kelime Türkçe bilmiyordum Ana dilim Kürtçe okulda yasaktı. Yasakla başlayan öyküler, direngenlikler, var olmanın onur mücadelesi dileğiyle kimliğine sahip çıkma.

    Zindanlar! Zindanlara ziyarete gelen anaların evlatlarına seslenecekleri sesi engel, ana oğul olma haline engel. Zihinlerde kalan zulüm tortusu. 6 Şubat; Pazarcık ve Elbistan merkezli 7.7 ile 7.6 şiddetinde iki büyük depremi tecrübe ettik. Evrenin devinimi, çarkı pervaz hali. Yerkürenin devinimi sonuçları. Tüm insanlığın “Can” olma hali bunlar onların doğal haliydi.

    Doğal olmayan onların doğasına uygun olmayan yapılaşma ve kutsal devlet, değersiz vatandaş yaklaşımıydı. Depremde iktidar üç gün boyunca görmedi, duymadı, işitmedi. Birbirine can olabilenler gördük ki; bizi tanımlayanlar, doğal yaşamımıza, doğamıza, dilimize, inancımıza müdahale edip, kendilerini kutsayıp zor aygıtı ile yaşamla bağımızı kesenlerdir. Yaşamın doğal akışını kavrayıp, var olana saygı, ahlaklı ve adil bir yaşam yerine bu akışı tersine çevirmeye çalışanlar on yıllardır kendi yurttaşı ile kavgalı savaş halinde olanlardır.

    Birbirlerine can olanlar; farklılıklarımız zenginliğimizdir. Varız. Dilimiz inancımız vardır. Her dil, her inanç haktır. Ana sütü kadar helaldir. Farklı dil, inanç, kültürlerin, yasaksız, eşit, özgür yaşayacağı bir geleceğe inançla; 21’ê Sibatê Roja Zimanê Zikmakî a Cihanê pîroz be! 21’ê Gujige Roja Zoné Dayîkê ye Dîna bimbarek bo! 21 Şubat Dünya Anadil Günü Kutlu Olsun!”

    PİRHA / İSTANBUL

  • HDP’li Temel’den Kürtçe için araştırma önergesi

    HDP’li Temel’den Kürtçe için araştırma önergesi

    PİRHA – HDP Van Milletvekili Tayip Temel, Anadilinde eğitimin önündeki engellerin araştırılması ve ortaya çıkarılması, Kürtçe üzerindeki baskıların son bulması için gerekli tedbirlerin alınması amacıyla bir araştırma komisyonunun kurulmasını istedi. 

    21 Şubat Uluslarası Anadil Günü vesilesiyle meclise araştırma önergesi veren HDP Van Milletvekili Tayip Temel, Kürtçe üzerindeki baskılara dikkat çekti.

    Bir dilin varlığını sürdürebilmesinin o dilin kamusal alandaki görünürlüğü ile doğru orantılı olduğunu söyleyen Temel, Kürtçenin kamusal alanda maruz kaldığı baskıların ortaya çıkartılması, bu baskılar nedeniyle yaşanan mağduriyetlerin tespit edilmesi için mecliste bir araştırma komisyonun kurulmasını istedi.

    Dilin sadece bir iletişim aracı olmadığını her dilin, o dili konuşan toplumun tarihinin ve kültürünün taşıyıcısı ve kimliğinin kaydı olduğunu belirten Temel, Türkiye’de konuşulmakta olan dil sayısının 39 olduğu ancak 15’nin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı belirtildi.

    Türkiye’de konuşulan Kürtçe dilinin üzerindeki baskılara değinen Temel, “Meclis kayıtlarına hala “bilinmeyen dil” olarak geçen milyonların konuştuğu Kürtçenin bu şekilde tanımlanmasının tabii ki tarihsel bir arka planı vardır” dedi.

    “ASİMİLASYON POLİTİKASININ EN ÖNEMLİ HEDEFİ KÜRTÇE’DİR”

    Temel, meclis araştırma önergesinin gerekçesinde şunlara değindi:

    “Cumhuriyetin ilanından sonra girişilen ulus-devlet inşası süreci ile ülkenin çok kimlikli/kültürlü yapısını zedeleyecek politik müdahaleler gerçekleştirilmiştir. Ortaya atılan Türk Tarih Tezi, Türk Dili Tezi ve Güneş Dil-Teorisi ile bir yandan bu topraklarının esas sahiplerinin Türkler olduğu ispat edilmeye çalışılmış, diğer yandan da Türkleştirmeye yönelik politikalar uygulanmaya başlanmıştır. 1930’lardan itibaren Türkiye’de yalnızca Türklerin yaşadığı görüşü yaygınlaşmaya başlamış ve bu görüş 1990’lara kadar resmi söylemde geçerli olmuştur. “Çokluk” “her alanda “tek”liğe indirgenerek etnik göstergelerin kamusal alandaki görünürlükleri mutlak yasak kapsamına alınmış, kamusal alan böylece homojenleştirilmek istenmiştir. Kamusal alandaki bu homojenleştirmede dilsel asimilasyon çok büyük bir rol oynamıştır. Bu dönemden itibaren ‘‘Türkçe konuş çok konuş’’ söylemiyle kamusal alandan Türkçe dışındaki diller yasaklanmıştır. Bu nedenle, Türkiye’de konuşulan 39 dil arasından 3’ünün tamamen yok olması ve 15’inin de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalması şaşırtıcı değildir. Nitekim, Türkiye’de bugün Türkçeden sonra en fazla konuşulan dil olan Kürtçe de resmi ideoloji tarafından bir tehdit olarak görülmüş ve baskı altına alınmıştır. Bu nedenle dilsel asimilasyon diğer dillere yönelik olarak uygulanmış olsa da asimilasyon politikasının en önemli hedefi Kürtçe olmuştur.”

    “KÜRTÇE YASAL STATÜYE KAVUŞMALI”

    Kayyımlara da değinen Tayip Temel, kayyımların ilk işinin sokak adlarını Türkçeleştirmek, Kürtçe tabelaları indirmek ve Kürtçe hizmet veren tüm kurumları kapatmak olduğunu söyledi.

    Temel, toplumsal barışın sağlanmasının, Kürtçe’nin kamusal alanda özgürce yaşayabilmesinden ve yasal statüye kavuşmasından geçtiğini kaydetti.

    (HABER MERKEZİ)