Etiket: ana sevim yalıncakoğlu

  • Ana Yalıncakoğlu: Dersim ve Hacıbektaş çok ciddi asimilasyon saldırısı ile karşı karşıya!-VİDEO

    Ana Yalıncakoğlu: Dersim ve Hacıbektaş çok ciddi asimilasyon saldırısı ile karşı karşıya!-VİDEO

    PİRHA- Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Hakis (Büyükyurt) köyünde İlçe Müftülüğü tarafından cami yapılmak istenmesine tepki gösteren Yalıncak Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Ana Sevim Yalıncakoğlu, son zamanlarda Dersim’e yönelik yoğun bir asimilasyon girişimlerinin olduğunu belirterek iktidarın tamamen zorlamalarla bu işleri yapmalarının kabul edilebilir bir yanı olmadığını söyledi.

    Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Hakis (Büyükyurt) köyünde planlanan cami yapımına ilişkin PİRHA’ya konuşan, Yalıncak Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu, Aleviliğin ve ocaklarımızın en önemli merkezi olan Dersim ve Hacıbektaş’ın çok ciddi asimilasyon saldırısı altında olduğunu belirtti.

    “ALEVİLERİ SELÇUKLUDAN GÜNÜMÜZE KATLETİLER BİTİREMEDİLER ASİMİLASYONLAMI BİTİRECEKLER”Alevileri

    asimile etme telaşının yeni olmadığını vurgulayan Yalıncakoğlu, “Alevi inancını, yolunu, erkanını kabul etmeme, yok edemiyorsa da değiştirme asimile telaşı aslında çok yeni değil, geçmişten bugüne devam ediyor. Selçuklu, Osmanlı, Cumhuriyet denedi, başaramadı. Biz aslında bugünü yaşarken sanki geçmişte tarihin aynısını yaşıyoruz” dedi.

    Alevilerin yürüttükleri mücadeleler sonucunda cemevlerinin ibadethane olduğunu artık inkâr edilemez bir noktaya geldiğini ifade eden Yalıncakoğlu, “Alevileri bitiremediler tersine Aleviler daha da güçlendi. Alevileri bitiremeyeceğini anlayan zihniyet asimilasyon politikalarına hız vererek tarihte görülmemiş bir şekilde Alevi köylerine cami yapma girişimlerine başvurdu” diye konuştu.

    “DİYANETİN ALEVİ KÖYLERİNE CAMİ YAPMA GİRİŞİMİ BİR ZULÜMDÜR”

    Diyanetin geçmişte cumhuriyet kanunlarında var olan köy olma statüsünden hareketle Alevi köylerine cami yapma hamlesine giriştiğini belirten Yalıncakoğlu, “Köy kanununda mutlaka camisi de olacak yazdığı için müftülük bu noktadan tutarak zorla Alevi köyüne cami yapmaya çalışıyor. Zaten ben vergimi her türlü harcımı veriyor vatandaşlık görevimi de yapıyorum. Çocuklarımı askere de alıyorsun. Dolayısıyla ben verdiğim verginin karşılığı olarak yol, su, elektrik vb hizmetlerin hepsi benim hakkım. Sen bunu bana vermek için camiyi şart koşuyorsun” diyerek tepki gösterdi.

    “DÜZGÜN BABA TÜRBESİNE MESCİT YAPILMASI KABUL EDİLEMEZ”

    Son zamanlarda Dersim’e yönelik yoğun bir asimilasyon girişimlerinin olduğunun altını çizen Yalıncakoğlu, “Aleviliğin ve ocaklarımızın en önemli merkezi olan Dersim’e ve Hacıbektaş’a çok ciddi bir asimilasyon saldırısı altında. Alevilerin ziyaretgahı olan Munzur Baba’nın girişine müftülük tarafından mescit yapıldı. Neden mescit yaptılar? Orası bir Alevi ziyaretgahı. Mescit Alevilerin ibadethanesi değil ki. Alevilerin ibadethanesi cemevidir İhtiyaç olan camilerin bulunduğu mekanlara elbette yapılabilir. Ama Alevi yaşam alanlarının bulunduğu yerlere ibadet yeri yapılacaksa bu cemevi olmalıdır” diye belirtti.

    “DEVLETİN ALEVİLERİN İBADETHANESİNİ KABUL EDİP ETMEMESİNİN HİÇBİR ÖNEMİ YOK”

    Devletin Alevilerin ibadetini kabul edip etmemesinin kendileri açısından hiçbir öneminin olmadığına işaret eden Yalıcakoğlu, “Burada devletin bize saygı göstermesi gerekiyor. Çünkü ben bu ülkede eşit yurttaşım. Yurttaş olmanın gerekliliklerini yerine getirirken almam gereken hizmetleri almıyorsam bu ayrımcılıktır, bu zalimlik, bu açık açık hak yemektir” dedi.

    “TÜRBELERİMİZE, ZİYARETGAHLARIMIZA TARİKATLAR YERLEŞTİRİLİYOR”

    Diyanetin Alevilerin ziyaretgahlarına restorasyon yapma anlayışından vazgeçmesi gerektiğini belirten Yalıncak Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu, konuşmasının devamında şunları sıraladı:

    “Alevilerin cemevlerini kriminalize etmekten vazgeçin. Ziyaretgahlarımızı tarihten günümüze gelen tekkelerimizi bağlamından koparmaktan vazgeçin. Türbelerimize, nişangahlarımıza tarikatları yerleştirmekten vazgeçin. Bırakın Anadolu’yu Balkanlarda dahi yapıyorsunuz. Cami beraber yaşadığımız Sünni canların ibadethanesi sonuna kadar saygı duyuyoruz. Ama bizim ibadethanemiz cemevidir. Siz de artık bizim cemevimize saygı duymak zorundasınız.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Ana Yalıncakoğlu: Zorunlu din derslerine karşı sivil itaatsizlik eylemleri geliştirmeliyiz-VİDEO

    Ana Yalıncakoğlu: Zorunlu din derslerine karşı sivil itaatsizlik eylemleri geliştirmeliyiz-VİDEO

    PİRHA- Yol Yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu, 2023-2024 yeni eğitim öğretim yılında artarak devam eden zorunlu din derslerine ilişkin konuştu. Ana Yalıncakoğlu, “Zorunlu din dersleri ile ilgili mahkemelerin verdiği kararları mevcut hükümet tanımıyor. Sokak hareketliliği ve sivil itaatsizlikle beraber, topluca bir direniş dışında hiçbir şansımızın olduğunu düşünmüyorum” dedi.

    Uluslararası mahkeme kararları olmasına rağmen zorunlu din dersleri hala okullarda okutulmaya devam ediyor.

    Yalıncak Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Sevim Yalıncakoğlu, 2023-2024 eğitim ve öğretim yılında ders sayısı arttırılan zorunlu din derslerine ilişkin konuştu.

    “EĞİTİM SİSTEMİNİ DEĞİŞTİRMEYİ HEDEF HALİNE GETİRMELİYİZ”

    Zorunlu din derslerine karşı alternatif okul açmanın doğru bir yöntem olmadığını belirten Yalıncak Sultan Ocağı mensubu Sevim Yalıncakoğlu, “Bütün okullar bizim vergilerimizle yapılıyor, orası bizim hakkımız. Alternatif bir yer hakkımız değil, bizim hakkımız orası. Orada olanı değiştirmeyi hedef haline getirmek zorundayız. Mevcut eğitim veren okullara karşılık alternatif okul yapılsa, oradan mezun olan çocuklarımız sonra ne yapacaklar, iş bulabilecekler mi? Mesela üniversite yaptık, oradan aldığın hangi diplomayla hastanede doktor olabilirsin? Nasıl avukat olabilirsin? Yapılması gereken, devlet mekanizması içinde sosyal demokrat bir hukuk devleti tanımını hayata geçirmek. Kenardan, köşeden kaçak işler bize uygun işler değil, sonuç getirmez zaten” diye ifade etti.

    “TEK YAPILMASI GEREKEN SİVİL İTAARTSİZLİK EYLEMLERİDİR”

    Zorunlu din derslerine karşı tek yapılması gerekenin sivil itaatsizlik yöntemi olduğunun altını çizen Yalıncakoğlu, “Başka hiçbir yöntemi yok. Hiçbir mahkeme bu iktidarı yolundan çeviremeyeceğine göre ancak sivil itaatsizlikle… Bizler toplumun çok büyük bir kesimiyiz. Biz vergi vermede itaatsizlik yaparsak; çocuklarımızı bir sene okula göndermeyin bakın ne oluyor. Önemli olan bu sivil itaatsizlikleri örgütleyecek güce sahip olmak” diye ifade etti.

    “HALK GÜCÜYLE İKTİDARA KARŞI GÖZDAĞI VEREBİLİRİZ”

    Ana Sevim Yalıncakoğlu, sözlerini şu cümlelerle sonlandırdı:

    “Yapılabilecek tek şeyin sivil itaatsizlik olduğunu düşünmüyorum. Ancak halk gücüyle siz hükümete bir gözdağı verirsiniz. Onun dışında mahkemeler, şunlar bunlar hiçbir şey bu gücün önüne geçemiyor. Bu devlet sosyal demokrat bir hukuk devleti değil. Bu hükümet, bir siyasal İslam devleti. Siyasal İslam devletine ancak halkla karşı çıkarsınız. Gücümüzü, enerjimizi başka şeylere harcamaya gerek yok. Sokak hareketliliği, sivil itaatsizlik ve topluca bir direniş dışında hiçbir şansımız olduğunu düşünmüyorum.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Yalıncakoğlu: Yönetimde olmak erkekler için müthiş bir konfor alanı-VİDEO

    Yalıncakoğlu: Yönetimde olmak erkekler için müthiş bir konfor alanı-VİDEO

    PİRHA-Cemevlerinde her türlü hizmeti yürüten kadınlara Alevi kurumlarında yeterli temsiliyet verilmemesine tepki gösteren Yalıncak Sultan Ocağı’ndan Ana Sevim Yalıncakoğlu, yönetimde olmanın erkekler için bir konfor alanı olduğunu söyledi. Yalıncakoğlu, “Üzerimizden bir çığ gibi geçen asimilasyon şiddetini, bu Muaviye zihniyetini bir atalım. Bu Yol’un bize öğrettiği zaten bizi doğru yolda götürür” dedi. 

    Yalıncak Sultan Ocağı’ndan Sevim Yalıncakoğlu, cemevlerinde her türlü hizmeti yürüten kadınlara yönetimlerde yer verilmemesine ilişkin PİRHA’ya değerlendirmede bulundu.

    “HİÇBİR ERKEK KADINDAN DAHA AKILLI DEĞİL”

    Hiçbir erkeğin kadından daha akıllı olmadığına vurgu yapan Yalıncakoğlu, “Biz de sizden yüksek akıllı değiliz ama sizin kadar bizim de analiz gücümüz var. Siz politika konuşuyorsunuz, biz de konuşuyoruz. Ekonominin en babasını, en dibini biz biliyoruz. Bunun içinde yaşıyoruz, hayatı biz yaşıyoruz. Bırakın biraz da buraların nasıl yöneteceğine de azıcık biz karar verelim” dedi.

    Yalıncakoğlu, “Ait olduğunuz bir yerde eğer siz yoksanız bu, haklarınızın elinizden alındığı anlamına gelir” diyerek “Zamanın ruhu, zamanın baskısı nedeniyle bu haklar bizden alınmış demektir. Şimdi erkekler yönetmeyi, konforu, sahip olmayı sever. Eğer boşluk bırakırsanız, meydan verirsiniz, talep etmezseniz erkekler yayılmayı da sever. Erkeklerin karakteri yayılmacı bir karakterdir” diye ekledi.

    Kadınların cemevlerinin birçok hizmetinde olduğu gibi yönetimlerde de olmaları gerektiği noktasında kadınlara çağrıda bulunan Yalıncakoğlu, “Yaşamın tüm alanlarında olduğu gibi gelip almayı bileceksin. Nasıl cemevlerinin temizliğinde varsınız, merdivenlerin temizliğinde, çay dağıtımında, kermeslerde, sosyal alanlarda, cemlerde, Hakk’a yürüme ekranlarında nasıl saf tutuyorsanız yönetim mekanizmasında da olacaksınız” diye belirtti.

    “BU TOPRAKLAR BACIYAN-İ RÛMİ’NİN OLDUĞU TOPRAKLARDIR”

    Bacıyan-i Rumi’nin bulunduğu bu topraklarda, onun ruhu ile kadınların birbiriyle dayanışması gerektiğini vurgulayan Sevim Yalıncakoğlu, “Tarihte toplumlar, topluluklar ileriye dönük yaşamlarını sürdürdükçe daha da çağdaşlaşır. Halklar özgürlüğünü genelde yaşayarak kazanır. Biz gerçekten ‘Kara Kazan’ı birlikte kaynatıp özgür çağdaş ve birbirine rızalık veren bir halk olacaksak, bizim geriye dönüp bakmamız lazım. Bizi oradan buraya getiren ve bizi biz yapan o değerlerin yaşam pratiklerine baktığımız zaman biz bu işi çözeriz” dedi.

    Eski kaynaklara bakıldığında Fatma Ana’nın, Kadıncık Ana’nın, Bacıyan-i Rûmi’nin karakterlerinin daha rahat görülebileceğini belirten Yalıncakoğlu, şunları kaydetti:

    “Hünkârın sözü olan ve tek başına ‘Eline, beline, diline sahip ol’ demekle bitmiyor. Biz genelde diğer 3 öğüdü söylemiyoruz. ‘Eline beline, diline, aşına, eşine, işine sahip ol’ Bu öğüt kadına ve erkeğe söylenir. Sanki bunu sadece erkeklere verilmiş bir öğüt olarak görülmesi doğru bir şey değil. Sonundaki o 3 öğüt nedense kesilmiş. ‘Aşına, eşine, işine sahip’ çık sözü hepsi bir arada kadına ve erkeğe birlikte verilmiş bir öğüttür” diye konuştu.

    “ALEVİLİK HER ŞEYE BİR MİSYON YÜKLER”

    Cemevlerinin Alevi inancını bugünden yarına taşıyacak olan yerler olduğunu belirten Yalıncakoğlu, “Buraları bina olarak düşünmemek lazım. Alevilik her şeye misyon yükler. Siz burayı Hakk’a ulaşmanın bir mekânı olarak görürseniz burası Hakk’a ulaşmanın bir mekânıdır artık. Mevcut taleplerin ya da hizmet bekleyen Alevi canlara ne yapılması gerektiğine de kadın ve erkek birlikte karar verecek. Çünkü o hizmeti alan, talep eden canlarda kadın erkek ayrımı yok” şeklinde ifade etti.

    “YÖNETİMLER ERKEKLER İÇİN MÜTHİŞ KONFOR ALANI”

    Erkeğe de kadına da Hakk’a yürüme erkanı yapıldığının altını çizen  Yalıcakoğlu, şöyle devam etti:

    “Nasıl her mertebede eşitsek, nasıl ki burada kadının da, erkeğin de lokmasını yediriyorsak, bu hizmetlerin nasıl yürüyeceği, bu politikaların nasıl yapılacağı, devlete karşı nasıl durulacağı ve başımıza bela çıkarılan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na karşı nasıl politikalar geliştirileceğine karşı kadın erkek aklıyla hep beraber çözmemiz lazım.”

    “KADINLARI ÇAĞIRMAYIN, KADINLARIN YERİNİ BOŞ BIRAKIN”

    Yönetimlerde 7 kişinin hepsinin de erkeklerden oluştuğunu, sorulduğunda ise’ kadınlar gelmiyor’ denilmesinin doğru olmadığını belirten Yalıncakoğlu, “Soruyorum, ‘hiç mi biri yoktu’ diyorum, ‘biz çağırdık ama kadın arkadaşlardan kimse gelmedi’ diyorlar. Çağırmayın, kadınların yerini boş bırakın. Siz bir boş bırakın, biriniz kalkın ki biz oturalım. Oradan biz mi kaldıralım sizi, bunu mu istiyorsunuz? Gelin alın yerinizi. Siz gelip almazsanız kimse yerinden yer açmıyor, onu bir kere söyleyeyim. Buralar erkekler için müthiş konfor alanı” diyerek tepki gösterdi.

    “ÜZERİMİZDEN ÇIĞ GİBİ GEÇEN ASİMİLASYON ŞİDDETİNİ ATALIM”

    Erkeklerin hiçbirisinin kadınlardan daha akıllı olmadıklarını vurgulayan Sevim Yalıncakoğlu, şunları ifade etti:

    “Biz de erkeklerden yüksek akıllı değiliz, ama erkekler kadar bizim de analiz yapma gücümüz var. Siz politika konuşuyorsunuz, biz de konuşuyoruz. Ekonominin en babasını, en dibini biz biliyoruz. Bunun için de hayatı biz yaşıyoruz. Bırakın biraz da buraları nasıl yöneteceğine de azıcık biz karar verelim.
    Kadınlar bir şeye canı gönülden bağlılarsa, onu bugünden yarına götürülmesi için canla başla çalışırlar. Kadınlar var olan işini sessiz sedasız ama düzenli yürütürler. Üzerimizden bir çığ gibi geçen asimilasyon şiddetini, bu Muaviye zihniyetini ve tarihten günümüze gelen siyasal İslam zihniyetini, üstümüzdeki o tortusunu bir atalım. İnanın biz baş başa kaldığımızda hiç kimsenin bir şeyi dizayn etmesine gerek yok. Bu Yol’un bize öğrettiği zaten bizi doğru yolda götürür. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA