Etiket: anasınıfı

  • Mahkeme suç duyusunu ret etmişti; bugün yeniden itiraz edildi: AİHM’ye kadar götüreceğiz

    Mahkeme suç duyusunu ret etmişti; bugün yeniden itiraz edildi: AİHM’ye kadar götüreceğiz

    PİRHA-4-6 yaş grubu çocukların eğitimine din dersi eklenmesi tavsiyesini kabul eden Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer ve diğer bürokratlar hakkında Laikliğe Çağrı Birlikteliği, suç duyurusunda bulunmuştu. Savcılık ise suç duyurusunu ‘söz konusu kararın suç teşkil etmediği’ gerekçesiyle reddetmişti. Ret kararına bugün itiraz edildi. 

    20. Milli Eğitim Şûrası’nda 4-6 yaş grubu çocukların eğitimine din dersi eklenmesi tavsiye edilmiş ve Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer başkanlığında toplanan Şura Genel Kurulu, okul öncesi eğitime din eğitiminin eklenmesini oylama yaparak kabul etmişti.

    Geçtiğimiz Aralık ayında bir araya gelen Eğitim İş, ADD, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD), Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Vakfı ve Kadın Komisyonu, İlerici Kadınlar Derneği (İKD), Karaözü Şahruh Derneği’nin oluşturduğu Laikliğe Çağrı Birlikteliği, 20. Milli Eğitim Şûrası’nda 4-6 yaş grubu çocukların eğitimine din eğitimi eklenmesini protesto ederek, bu kararı alan Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer ve diğer bürokratlar hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.

    Geçtiğimiz Şubat ayında ise söz konusu suç duyurusunu karara bağlayan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu savcısı, Şura’nın kararlarının incelendiğini, ceza yasaları anlamında suç ve suç unsurunun mevcut olmadığını belirterek ‘soruşturmaya yer yoktur’ kararı vermişti.

    Laikliğe Çağrı Birlikteliği, savcılığın verdiği ret kararına itiraz etti. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Kurucu Başkanı Murtaza Demir’in de aralarında olduğu Laikliğe Çağrı Birlikteliği, bugün saat 14:00’te Ankara Adliyesi’ne giderek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na itiraz dilekçelerini verdi.

    Dilekçede, söz konusu ret kararının hukuka uygun olmadığı, soruşturmanın yapılması istendi.

    “YURTTAŞLIK BİLİNCİYLE HAREKET EDİYORUZ VE HAKLARIMIZA SAHİP ÇIKIYORUZ”

    Bu itirazlarının da reddedilmesi halinde bir üst mahkemeye başvuracaklarını söyleyen Murtaza Demir, “Bu konu bizim için çok önemli. Bu davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar götüreceğiz. Bu karar tam bir garabet” dedi.

    Demir sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Biliyorsunuz çocuklarımızın önce beyinlerini ele geçiriyorlar, işgal ediyorlar daha sonra da bedenlerini kullanıyorlar. Medyaya çok sık yansıyor tarikat yurtlarında, dini kurslarda küçücük çocuklara tecavüz ediliyor. İnsani açıdan kabul edilemez bir durum. İnsan olan buna tahammül edemez. Bizler yurttaşız. Yurttaşlık yurduna, milletine sorumlu olmak demektir. Değerlerimize sahip çıkmazsak, iktidarın keyfi davranışlarına sessiz kalırsak bunları abartarak sürdürüyor. Bizler yurttaşlık bilinciyle hareket ediyoruz. Haklarımıza, adalete, hakka, hukuka sahip çıkarsak eğer ülkemize, yurdumuza, çocuğumuza, emeğimize olan tecavüzlerin sayısı azalır. Bu tür durumlar yaşandığında da hukuki haklarımızı her zaman kullanıyoruz ve bundan sonra da kullanmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Yazar Erdoğan Aydın: Türkiye’nin Alevilere büyük bir teşekkür borcu var

    Yazar Erdoğan Aydın: Türkiye’nin Alevilere büyük bir teşekkür borcu var

    PİRHA-Okul öncesi çocuklarına yönelik alınan din eğitimi kararı ve buna karşı Alevilerin öncülüğünde başlatılan imza kampanyasını değerlendiren Tarihçi- Yazar Erdoğan Aydın, “Vicdan özgürlüğü ufkunun kaybedildiği koşullarda toplumu koşullandırmaya yönelik bir karardır. Sorun, Alevilerin sorunu olmaktan da öte bütün Türkiye’nin sorunudur. Türkiye’nin bu kampanya nedeniyle Alevi örgütlerine büyük bir teşekkür borcu var” dedi.

    4-6 yaş grubu çocuklara yönelik 20. Milli Eğitim Şûrası’nda alınan ‘okul öncesi din eğitimi’ tavsiye kararı ile ilgili tartışmalar devam ederken; Tarihçi-Yazar Erdoğan Aydın konuya ilişkin PİRHA‘ya değerlendirmelerde bulundu. Aydın, alınan şura kararını “Vicdan özgürlüğü ufkunun kaybedildiği koşullarda toplumu koşullandırmaya yönelik bir karar” şeklinde yorumladı.

    Alevi örgütlerinin bu konuda gösterdiği hassasiyetin önemli olduğunu belirten Aydın, “Sorun, Aleviler tarafından başlatılan bir kampanya ile kamuoyuna ulaştırılıyor ama sorun, Alevilerin sorunu olmaktan da öte, bütün Türkiye’nin sorunudur. Türkiye’nin bu kampanya nedeniyle Alevi örgütlerine büyük bir teşekkür borcu var” dedi.

    “TÜRKİYE’NİN, KAMPANYA NEDENİYLE ALEVİLERE TEŞEKKÜR BORCU VAR”

    Aydın şunları söyledi:

    “Söz konusu karar gelecek, çağdaşlaşma ve vicdan özgürlüğü ufkunun kaybedildiği bir atmosferde toplumu koşullandırmaya, gütmeye yönelik olan bir karar. Uygulamayı öneren sendika da aslında ismi sendika, üyeleri de öğretmen olmasına rağmen çocuklara, ülkenin geleceğine karşı sorumluluktan kopmuş olan, çocuklara bilgi, evrensel rekabet, bilim üretme kapasitesi yaratma yerine çocukları birer tebaa haline getirmeye çalışan ve kendilerini de bir partinin militanları gibi gören aklın ürünü diye düşünüyorum.

    Sorun, Aleviler tarafından başlatılan bir kampanya ile kamuoyuna ulaştırılıyor ama sorun Alevilerin sorunu olmaktan da öte bütün Türkiye’nin sorunudur. Kuşkusuz Alevilerin, Alevi örgütlerinin bu konuda gösterdiği hassasiyet çok kıymetli ve bütün Türkiye’nin bu kampanya nedeniyle Alevi örgütlerine büyük bir teşekkür borcu var. Sorun yalnız Alevilerin değil; Sünni inançlı ailelerin ve çocuklarının gelecekte başarılı, üretken, bilimin normlarına hakim olmalarını engellemeye çalışan bir uygulama aslında.”

    “ALEVİLER İÇİN SORUN İKİ KAT DAHA BÜYÜK”

    Aydın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) alınan kararlara da değindi. İlkokul öncesi çocuklarına din dersi verilmesinin altında siyasal İslam ideolojisinin hakim kılınma çabasının yattığını öne sürdü. Aydın şöyle konuştu:

    “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin, 1948 İnsan Hakları Bildirgesi’nin, Çocuk Hakları Bildirgesi’nin yani insanlığın; çağdaşlık, özgürlük, inanç özgürlüğü adına ürettiği tüm değerlerin ihlal edilmesi anlamına geliyor. Zaten Türkiye’de hukuka ve pedagojiye rağmen çok fazla din dersi bulunmaktadır. Normal koşullarda din dersinin ailelerin tercihine bağlı olarak verilmesi gerekir. Eğitim müfredatı tarafından asla zorunlu kılınmaması gereken bir derstir.

    “SİYASAL İSLAM İDEOLOJİSİ”

    Türkiye’de daha üst birimlere girmek için zorunlu bir kademe haline getirilmiş. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi şimdide ilkokul öncesi çocuklara yönelik bu doğrultudaki bir koşullandırma o çocukların geleceğini, ruh sağlığını düşünmek değil; tam tersine siyasal İslam ideolojisinin denetiminde tutma düşüncesi var. Bu normal bir eğitim sisteminin davranışı olamaz. Fikri, vicdani özgürlüğü ortadan kaldıran bir anlam taşıyor.

    Türkiye’deki eğitim sistemi ve sendikaları “Neden çocuklarımıza iyi matematik, fen bilgisi öğretemiyoruz?” gibi bir dert edinmesi gerekirken, dünya bilim ve hukuk standartlarından koparan bir uygulamada ısrar edilmektedir. Aleviler için sorun burada iki kat daha büyük. Çünkü sadece çocuklarının ellerinden alınması ile sınırlı kalınmamakta, aynı zamanda Alevi inancına da karşıt bir pozisyona da sokulması gibi insan hakları açısından hiçbir şekilde kabul edilemez bir uygulama da söz konusu. Bu sorun yalnız Alevi örgütleri ve Alevi ailelerinin değil bütün Türkiye yurttaşlarının sorunu olarak görülmesi ve bu doğrultuda adımlar atılması gerekiyor.”

    Barış KOP / İSTANBUL

     

    İLGİLİ HABERLER

    >AABK Eşit Başkanı Kamilağaoğlu: Tüm Alevi kurumları kampanyanın motor gücü olmalı
    > Doç. Dr. Karakaya: Zorunlu din dersi kaba bir asimilasyon aracıdır, hak ihlalidir-VİDEO
    > AVF Genel Başkanı Doğan: Ana sınıfında din dersi çocukta korku ve kaygı yaratır-VİDEO
    > Kampanya 4. gününde: Milli Eğitim Bakanlığı kararını geri çekmelidir-VİDEO
    > Zorunlu din dersine karşı başlatılan kampanya 3. gününde-VİDEO
    > Demokrasi güçlerinden büyük kampanya: Ana sınıfında din eğitimi faciadır; asimilasyona hayır!
    > Kampanya 8. gününde: Zorunlu din dersleri ile asimilasyona hayır