Etiket: anıttepe

  • Ankara Büyükşehir Belediyesi, okul arazisini cami alanına dönüştürdü!

    Ankara Büyükşehir Belediyesi, okul arazisini cami alanına dönüştürdü!

    PİRHA – ABB, yargı kararlarını tanımayarak, yıkılan Beşevler Otelcilik Okulu’nun olduğu parseli, okul alanından ibadet alanına dönüştürmek için plan değişikliği yaptı. Mimarlar Odası duruma tepki göstererek “Eğitim yapılarını göz kırpmadan yıkanlar, mekana ideolojik müdahalede bulunmak istemektedir” ifadelerini kullandı.

    Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), yargı kararları yok sayılarak yıkılan Beşevler Otelcilik Okulu’nun olduğu parseli, okul alanından ibadet alanına dönüştürmek için yine plan değişikliği yaptı.

    Beşevler’de cami yapımına olanak tanıyan imar planlarının, yargı tarafından iptal edilmesine rağmen, Büyükşehir Belediyesi’nin, yargı kararlarını hiçe sayarak yine cami kararı aldığı bilgisi verildi.

    “AKIL ALIR GİBİ BİR DURUM DEĞİL”

    Konuya dair açıklama yapan Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, şunları söyledi:

    “Gökçek döneminde Beşevler’de Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi’nin olduğu alan eğitim alanından dini tesis alanına çevrilmiş, Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi yıkılmıştı. İlk plan değişikliği yargı tarafından iptal edilmişti. Aynı alanda 2019 yılında, yerel seçimlerden 15 gün önce Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından aynı içerikle ikinci kez plan değişikliği yapılmış, bu plan değişikliğini de Mimarlar Odası Ankara Şubesi yargıya taşımıştı. Beşevler’in merkezinde, eğitim alanının dini tesis alanına çevrilmesine yargı yine izin vermemiş ve söz konusu plan değişikliğini iptal etmişti. Mülkiyeti hazineye ait olan 9953 metrekare yüzölçümlü Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi ile Hacettepe Konservatuarı’nın olduğu 24.850,00 m² yüzölçümlü alan, Diyanet işlerine tahsis edilmişti. Bu iki alandaki yapılar, dava devam ederken hukuksuz şekilde yıkıldı. Şimdi, yine bu iki alanın ibadet alanına dönüştürülmesi için Belediye Meclisi oy birliği ile karar aldı. Akıl alır gibi bir durum değil, iki kez yargı tarafından iptal edilmiş cami plan kararları, şimdi üçüncü kez aynı içerikte Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından onaylanıyor. Bölgenin bilimsel karakteristiğini değiştirecek, Anıtkabir’e 300 metre mesafede bir İslam külliyesi yapılması hem üst ölçekli planlara aykırı, hem de bölgenin bilimsel karakteristiğine aykırı.

    “YARGIYA TAŞIYACAĞIZ”

    Candan, bölgede bir camiye ihtiyaç olmadığını da söyleyerek sözlerine şöyle devam etti:

    “Cami yapmakta ısrar etmenin altında, Cumhuriyet’in bilim aksı olan, üniversiteler ve eğitim yerleşkesi alanı Beşevler bölgesinin eğitim karakterinin mekansal olarak değiştirilmesi yatmaktadır. Eğitim yapılarını yargı kararlarına rağmen göz kırpmadan yıkanlar, mekana ideolojik müdahalede bulunmak istemektedir. Beşevler’de camiye değil eğitim alanına ihtiyaç olduğunu gösteren yargı kararlarını yok sayıp, yeni plan değişikliği yapmak hukuku tanımazlıktır.”

    Candan daha önceki yargı kararlarında yer alan “Eğitim dengesi bozulur, cami yapımı teknik gerekçeye dayanmamaktadır. Plan değişikliğini gerektiren zorunlu bir durum yoktur” ifadelerini de hatırlatarak şöyle konuştu:

    “Yargı defalarca alanda camiye değil eğitim alanına ihtiyaç olduğunu ortaya koyarken, yargı süreci devam ederken eğitim yapılarını yıkanların plan değişikliğindeki amacı ortadadır. Cumhuriyetle mekan üzerinden hesaplaşma devam etmektedir. Mimarlar Odası Ankara Şubesi olarak, bilim ve teknikten aldığımız güçle Cumhuriyet değerlerini ve Cumhuriyet yapılarını korumaya devam edeceğiz. Bu plan değişikliğini de yargıya taşıyacağız.”

    PİRHA/ANKARA

  • Binlerce emekli, talepleri için Ankara’da buluştu: Sorunlarımıza çözüm, insanca bir yaşam istiyoruz-VİDEO

    Binlerce emekli, talepleri için Ankara’da buluştu: Sorunlarımıza çözüm, insanca bir yaşam istiyoruz-VİDEO

    PİRHA – Tüm Emekliler Sendikası ile Emekliler Dayanışma Sendikası, “Aylıklara ek zam ve sendikal hakların tanınması” başta olmak üzere taleplerini duyurmak için Ankara’da miting yaptı.

    Ülkenin birçok ilinden Ankara’ya gelen binlerce emekli, artan hayat pahalılığına “Hayır” demek için Anıtpark’ta buluştu.

    Yakın zamanda yapılan zamlara karşı dövizlerle miting alanına giren Emekliler Dayanışma Sendikası ve Tüm Emekliler Sendikası üyeleri, “Zam, zulüm, işkence işte AKP. Savaşa hayır barış hemen şimdi. Bu zamlarla yaşanmaz zamlar geri alınsın” sloganları atarak iktidarı protesto etti.

    “KREDİ KARTLARI YAŞAMIMIZI ESİR ALMIŞ DURUMDA”

    Tüm Emekliler Sendikası Genel Başkanı Mahinur Şahbaz, yaptığı konuşmada iktidarın, ekonomik krizi algı karmaşası yaparak gizlemeye çalıştığını ifade etti. Şahbaz, “Yoksulluğu, açlığı, sefaleti, dışlanmışlığı yaşıyoruz” diyerek şu konuşmayı yaptı:

    “Dün söylendiği gibi küreselleşmenin, özelleştirmenin ülkenin ve bizim bütün sorunlarımızı çözmediğini çalışıyorken de emekli olduktan sonrada gördük. Bizleri yanıltarak, aldatarak, korkutarak irademizi sakatlayanları da artık fark ediyoruz, biliyoruz.

    Bağımsız, özgür irademizle kolektif akıl ve bilinç yürüttüğümüz birlik olma çalışmalarımızın bugünkü adımı olarak sorunlarımıza çözüm istemek taleplerimizi iletmek için Ankara’dayız.

    7 Haziran 2015 tarihinden bu yana seçme seçilme hakkına kayyumlarla el koyarak, KHK’larla çalışma hakkını engelleyerek, adil yargılanma ve savunma hakkını yok sayarak siyasi iradeleri tutsak eden, sağlıklı çevrede yaşama, barınma hakkına kadar yapılan saldırıların hızı artarak devam ediyor. Gelir adaletsizliğine, eşitsizliğe ayrımcılığa kimliklerin çatıştırılmasına hizmet eden, ülke kaynaklarının yerli ortaklı uluslararası sermaye çevrelerine aktaran, halkı yoksullaştıran, çocuklarımızın torunlarımızın bugününü karartan, geleceğine ipotek koyan politikaların, sınırlarımızın içinde dışında şiddetin ve savaşın tarafı değiliz karşısındayız.

    Biz emekliler, yaşlılar toplumsal yaşamın önemli bir parçasıyız, toplumun vicdanıyız. Eşitlikten, özgürlükten, barıştan, hukuk devletinden adaletten, demokrasiden yanayız.

    Bütçede yok sayılmayı, yoksulluğu, ayrımcılığı eşitsizliği hak etmiyoruz! Bizler birilerini zengin etmek için sözde reformla ekonomik sağlık, sosyal haklarımızı kaybettik muhtaç duruma düşürüldük. Yoksulluk şiddeti, insanlarımızın onurunu kırıyor bunalıma sokuyor içten içe çürütüyor. Demans alzheimer hastalarının sayısında patlama yaşanıyor. Açlık sınırının altındaki aylıklar kiraya faturalara gıda ihtiyacına yetmiyor. Aylığımızın yüzde 42’si vergilere gidiyor. Kredi kartları yaşamımızı esir almış durumda. 4 milyon emekli dul ve yetimin aylığı 2500 lira ve altında. Bununla yaşamaya zorlanırken bir bakan yardımcısı 125 emeklinin aylığını alıyor bir ayda. Buna vicdanınız kurumuş denmez de ne denir?

    İhtiyacımız olan sağlık hizmeti için bugün on dört kalemde ödeme yapıyoruz. Emekli aylığı artışlarının on bir yıldır enflasyon oranına bağlanması, milli gelirden ve ülkenin büyüme hızından pay verilmemesi, emekli aylığının güncellenmemesi, ekonomik güvencemizi yok etti.

    Aynı prim-gün çalışmış işçilerin emekli aylık ve ikramiye hesabını değiştirip ayırım yaparak dünyada benzeri olmayan eşitsizliğe imza atıp yıllardır ‘intibak yasası çıkaracağız bekleyin’ diye çaresizlik üretildi. Kazandığımız emeklilik hakkımızı; hukuk geriye doğru işletildiği için kullanamaz olduk, yaşa takıldık. EYT’li olduk.

    Bizleri görmezden gelen, sorunlarımızı çözmeyen, erteleyen siyasilere sesimizi duyurmak, sorumluluklarını hatırlatmak ve taleplerimizi iletmek için Ankara’dayız. Kamu emekliliği hakkımızdan asla vazgeçmiyoruz, sorunlarımıza çözüm istiyoruz. İnsanca onurlu bir yaşam için Ankara’dayız.

    Emekli aylıklarımızın güncellenmesi için,

    Ücretsiz erişilebilir güvenli sağlık hakkımız için,

    Bayram ikramiyelerimizin, bayram yaptıracak düzeyde olması için,

    Akaryakıt doğalgaz, elektrik ve temel gıda ürünlerine yapılan zamların geri alınması için,

    Sendikal haklarımızın önündeki engellerin kaldırılması için,

    Türkiye’nin her yerinden Ankara’ya geldik.”

    PİRHA/ANKARA

  • Karabudak: Newroz, Aleviler için barışı ifade ediyor-VİDEO

    Karabudak: Newroz, Aleviler için barışı ifade ediyor-VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak, 20 Mart’ta Ankara’da kutlanacak Newroz’a katılım çağrısı yaptı. “Günümüz Dehak’ları, Alevilerin inancını tanımıyor, cemevlerini ticarethane olarak görüyor” diyen Karabudak, 20 Mart’ta kadın cinayetleri ve doğa talanı da olmak üzere birçok itirazı dile getireceklerini söyledi.

    Mezopotamya ve Anadolu halkları için dirilişi ifade eden Newroz bayramı Ankara’da 20 Mart’ta Anıttepe’de kutlanacak.

    DAD Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak, 2022 Newroz’unun önemine vurgu yaparak “Newroz, Aleviler için barışı ifade ediyor” dedi. Karabudak, Newroz’un Alevi toplumu için bir bayram niteliği olduğunu belirterek, “Biz Re Hakk süreği olarak, Gaxan ile başlayıp Xızır orucu ve Heftamel ile Newroz’u taçlandırıyoruz. Tüm canlıların, börtü böceğin toprakla rızalaşmasıdır Newroz. Toprağın uyanması, dört mevsimin rızalaşmasıdır. Biz Demokratik Alevi Dernekleri olarak Newroz’a bu pencereden bakıyoruz” ifadelerini kullandı.

    “NEWROZ’DA UMUTLARIMIZI DİRİ TUTMANIN ÇAĞRISINI YAPACAĞIZ”

    Mustafa Karabudak, Newroz’a dönük hazırlıklar ve kutlama günü alanlarda verecekleri mesajları da şu şekilde aktardı:

    “Zor zamanlardan geçiyoruz. ‘Birlikte, güçlü ve iri olalım’ yönünde mesajımız olacak. Çünkü günümüz Dehak’ları, Alevilerin inançlarını tanımıyor, cemevlerine ‘ticarethane’ yakıştırması yapıyor. Yaşam hakkımız kısıtlanıyor, doğa yok ediliyor, kadın cinayetleri süregidiyor. Bunların hepsini Newroz’da dile getireceğiz. Gülistan Doku 800 gündür kayıp. Emine Şenyaşar ana 374 gündür adalet arayışında. Aysel Tuğluk başta olmak üzere hasta tutukluların durumu ortada. Ne tedavi ediliyor ne cezaları öteleniyor. Cezaevlerinde insan haklarının yaşam koşulları yok. Tecrit ve yaşam koşulları çok ağır. Bunların hepsini Newroz’da dile getireceğiz. NeHakk zihniyet sürerken halkları barışa, tekrar tüm insanlığı sahiplenmeye, Newroz’da iri olmaya, ortak yaşamı, umutlarımızı diri tutmanın çağrısını yapacağız.
    Mamak’taki tüm faaliyet yürüten kurumlarla birlikte ortak bir Newroz çağrısı olacak.
    Muradımız Alevilerin bir arada olmasıdır. Diğer örgütlerden de artık ‘gün birlikte olma günüdür’ yönünde çağrılar oldu. Birlikte olunursa çok anlamlı ve değerli olur. Newroz halkların ve inançların bayramıdır. Birlikte en güzel şekilde kutlayalım diyoruz. Buradan tüm canları her yerde yapılacak olan Newroz’a davet ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Birleşik Kamu-İş’ten ‘Zam, kriz, yoksulluk, tükeniyoruz’ mitingi!-VİDEO

    Birleşik Kamu-İş’ten ‘Zam, kriz, yoksulluk, tükeniyoruz’ mitingi!-VİDEO

    PİRHA-Birleşik Kamu İş Görenleri Sendikaları Konfederasyonu’na (Birleşik Kamu-İş) bağlı 9 sendikanın üye ve yöneticileri, Ankara’da “Tükeniyoruz” mitinginde buluştu. Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Mehmet Balık, yaptığı konuşmada “2022 yılı bütçesi emekçiden yana revize edilsin. Zamlar geri alınsın. Toplu sözleşme masası yeniden kurulsun. Asgari ücretli, emekli maaşlarına insan onuruna yaraşır bir düzenleme yapılsın” dedi.

    Birçok ilden Ankara’ya gelen Kamu-İş üye ve yöneticileri, “Zam, kriz, yoksulluk, tükeniyoruz” diyerek ekonomik krize karşı yapılan mitinge buluştu. Anıtpark’ta düzenlenen mitingte bir araya gelen yüzlerce emekçi, “Bu memleket bizim, yobaza hırsıza bırakmayız. Emek, eylem, direniş. Emperyalistler, işbirlikçiler, geldikleri gibi gidecekler” sloganları attı.

    Programın açılışı Grup Direniş’in müzik dinletisi ile başladı. Protest ezgileri ile kitleyi coşturan Grup Direniş’in ardından sendika yöneticilerinin konuşmalarına geçildi.

    EKONOMİK KRİZ VE YOKSULLUK DERİNLEŞMEKTE”

    Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Mehmet Balık, yaptığı konuşmada “Ekonomik krizin yükünü kabul etmiyoruz emekçiye bütçe istiyoruz” diyerek ülke ekonomisinin çöktüğünü ifade etti. “Memleketin hazinesi boşaltılmış” diyen Mehmet Balık, “Ülke kaynakları ve birikimleri yandaş şirketlere peşkeş çektirilmiş. Hukuk ve yargı yok edilerek hırsızlık ve usulsüzlüklerin hesabının sorulması engellenmektedir. Enflasyon hızla artmakta ekonomik kriz ve yoksulluk derinleşmektedir. Kamu çalışanlarının ve işçilerin hiçbir talebi karşılanmadı. Ekonomik kriz kime yaradı derseniz maaşlı çalışan, emekli, işsiz ve gariban hariç herkese yaradı. Kriz bankalara, müteahhitlere ve yandaş şirketlere ve iktidar bürokratlarına yaradı” ifadelerini kullandı.

    “MİLYONLARCA EMEKÇİ, BORÇ BATAĞINA SÜRÜKLENDİ”

    Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Mehmet Balık, yaptığı konuşmada AKP’nin, öğretmenleri ‘iyi ve kötü’ olarak ayrıştırdığını ifade ederek “Eğitim emekçilerinin mesleki onurunu ve itibarını zedelemektedir. Öğretmenleri sınava alacaklarmış. Doktorların maaşlarına 2500-5000 TL ve öğretmenlerin maaşlarına 1000-2000 TL zam yapılacakmış, anlaşılır gibi değildir” dedi. AKP iktidarı döneminde eğitimde 8 bakan değişikliğine işaret eden Balık, şu konuşmayı yaptı:

    “Milli Eğitimde, onlarca kez müfredat değişti. Sınav sistemi bir kaosa sürüklendi. Adliye, Maliye, SGK, TSK, Nüfus, İş-Kur, Ormancılık, Belediye gibi kurum çalışanlarının ekonomik, sosyal ve özlük hakları sorunları vardır.

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin’in, üye sayısı az ve sözleşmeye muhalif sendikalar için ‘merdiven altı sendikalar’ ifadelerini kullanmasını bir kez daha kınıyoruz. Bakan Bilgin’in, toplu sözleşme ikramiyesinden yararlanma şartını da ‘hizmet kollarında’ yüzde 1 örgütlenme barajını koymasını da kabul etmiyoruz. Bakan Bilgin’in ifadeleri Anayasaya ve uluslararası sözleşmelere aykırıdır.

    Kamu emekçileri ve emekçiler, işsizliğe ve açlığa sürüklenmektedir. Yoksullar daha yoksul; zenginler daha zengin olmaktadır. Hükümetin oluşturduğu bütçe ve cari açığın bedeli de milyonlarca emekçiye KDV ve ÖTV olarak dönmekte ve çarşıda pazarda kendini göstermektedir. Ülke tarihinin en ağır ekonomik kriziyle karşı karşıyadır başta ücretli emekçiler olmak üzere, geniş halk kesimleri açısından son derece zorlu bir dönem yaşanmaktadır.

    Ülkede yalıda oturmak, fabrikatör olmak, şirket sahibi ve toprak sahibi olmak zenginlik göstergesidir.  Şimdi ise AKP sayesinde ekmek, un, et, makarna, yağ, bulgur, pirinç, salça almak market poşeti, diş macunu, su şişesi almak zenginlik göstergesi sayılmaktadır.

    Son aylarda gündeme gelen yağ, un, şeker gibi bazı temel ihtiyaç maddelerinin bazı marketlerde hiç bulunamaması, bazı marketlerde ise 1 ya da 2 kilo ile sınırlandırılması gıda kıtlığının habercisidir.

    Gıda fiyatlarında yıllık olarak Kasım’da % 51 oranında artış yaşandı. Kasım’da ekmek, un, bulgur, makarna fiyatlarında yüzde 45,7, et-balık fiyatlarında 37,6, süt ve süt ürünleri ile yumurta fiyatlarında yüzde 41,5 oranında artış oldu. Bir yıl öncesine göre yağ fiyatları yüzde 39,6 oranında arttı. Meyve fiyatları yüzde 89,2, sebze fiyatları ise yüzde 79,4 oranında artış gösterdi. Bakliyat fiyatları son bir yılda yüzde 25,9 oranında zamlandı.

    Ülkemizde işçilerin çok büyük bölümü asgari ücret ve asgari ücrete yakın bir ücretle çalışmaktadır. Asgari ücret bırakın geçinmeyi, açlık sınırının bile oldukça altında kalmaktadır.  Bugünkü haliyle asgari ücret açlık ücreti haline gelmiştir. Asgari ücret ile asgari yaşam koşulları arasında sıkışıp kalan milyonlarca emekçi, ailesinin ihtiyaçlarını karşılamak için borç batağına sürüklenmiştir.

    2022 yılı başında en düşük memur maaşı 4 bin 978 lira olmasını bekliyoruz. Asgari ücretin en düşük memur maaşına getirilmesini sadece çalışanların değil ailelerinin de temel ihtiyaçları dikkate alınmasını istiyoruz.

    Sadece ekonomi çökmüyor, yurttaşlarla birlikte ülke de bataklığa dönüşmüştür. Ekonomimizin ve paramızın itibarı kalmadı. AKP iktidarının 19 yıldır hazırladığı bütçe gibi, 2022 bütçesinin de sermayeye cömert, emekçiyi yoksulluğa mahkûm eden bütçedir.”

    “İNSAN ONURUNA YARAŞIR BİR DÜZENLEME YAPILMALIDIR”

    Mehmet Balık, son olarak iktidara seslenerek şu ifadeleri kullandı:

    “2022 yılı bütçesi emekçiden yana revize edilsin. Elektrik, doğalgaz, köprü, hastane, otoyollar kamulaştırılsın. Zamlar geri alınsın. Toplu sözleşme masası yeniden kurulsun. Emekçiler için vergi dilimi oran % 10’da sabitlensin, asgari ücret vergi dışı bırakılsın. 3600 Ek gösterge ayrım yapılmadan herkese verilsin. Emeklilikte yaşa takılanların mağduriyeti giderilsin. Asgari ücretli, emekli, dul ve yetim maaşlarına insan onuruna yaraşır bir düzenleme yapılmalıdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • 100 yıllık bisiklet tamiri tutkusu – VİDEO

    100 yıllık bisiklet tamiri tutkusu – VİDEO

    PİRHA – İbrahim Hakan Tiryakioğlu, aile mesleği olan bisiklet tamirciliğini Ankara’da ayakta tutan nadide isimlerden birisi. Aile olarak 100 yıldır tamircilik yaptıklarını ifade eden İbrahim Hakan, mesleği için “Bağımlılık yapan bir uğraş” yorumunu yapıyor. Asırlık dükkanda Avrupa’nın ilk bisiklet örneklerinin yanı sıra İsmet İnönü’nün motorlu aracı da bulunuyor.

    Tiryakioğlu, dededen toruna uzanan tam 100 yıllık bir işletmenin adı. Baba İbrahim Hakan ile oğlu Erencan Tiryakioğlu’nun işlettiği dükkan, Ankara’nın en eski tamir adresi olarak da biliniyor.

    Anıttepe’de bulunan ve halen yoğun ilgi gören dükkanın özelliklerinden birisi de birçok antika bisiklet türünün olması.

    Tamir dükkanlarının 100 yıllık geçmişi olduğunu söyleyen İbrahim Hakan Tiryakioğlu, bisiklet kullanımının sağlığa faydalı olduğuna işaret ederek “Son yıllarda turlar düzenlenmeye başlandı. Bu organizasyonları takdir ediyorum. Özellikle kadınların bisiklet kullanmasını da çok güzel buluyorum” diye de ekliyor.

    “TAMİRCİLİĞİ HEVESLE VE GİZLİ GİZLİ YAPARDIM”

    Özel bir hevesle mesleğini yürüttüğünü söyleyen İbrahim Hakan’ın anlatımları şöyle:

    “Burayı gecekondu iken önce dedem yapmış. Sonrasında babam birkaç kat çıkmış. 1987 senesinde evimiz müteahite verilerek bina yapıldı. 1990 yılından itibaren de bu dükkan faal. Fakat 1993 senesinde beyaz eşya işine girdik ama başarılı olamadık. Sonrasında tekrardan bisiklet, motosiklet tamir ve yedek parça işine devam ettik. Fakat babam, motosiklet yapmayı sevmezdi. Sıhhıye’de o yıllarda Serçe Sokaktaydık. Şu an o sokağın ismi Strazburg Caddesi oldu. O zamanlar insanlar motosikletin gürültüsüne rahatsız oluyordu, bu sebeple de babam motosiklet tamiri yapmazdı. Ama ben, özel bir hevesle, gizli gizli yapardım.”

    “ANNE KARNINDAYKEN İŞE BAŞLAMIŞ OLDUK”
    Tamirciliğe çok küçük yaşta başladığını ifade eden İbrahim Hakan Tiryakioplu, hikayesine şöyle devam ediyor:

    “Baba mesleği deyince yaş vermem mümkün değil. Annemin karnındayken bu işe başlamış olduk. Kendimi bildim bileli 2-3 yaşından beri babamın yanındayım. Küçük yaşlarda lastik şişirmek ile başladım. Hiç unutmam boyum pompaya yetmezdi. Babam bana özel bir pompa yapmıştı. Herkese şunu söylüyorum; bizim mesleğimiz hem yükselen hem de yok olan bir meslek. Yükselmesi, herkesin bisiklet ve iki tekerlek ihtiyacını doğurduğu için. Yok olması ise gelirini kaybetmesi sebebiyle oluştu. Eskiden parça kıymetliydi. Şimdi alım gücü de düştü. Şu an ayrıca ‘bozuldu at, yenisini tak’ oldu. Rahmetli babam ‘biz tamir yaparak para kazanırız’ derdi. Fakat insanlar artık kredi kartına taksit yapıyor, yenisini alınıyor. Ama halen eskiye kıymet verip arızalı bisiklet getirenler de oluyor.”

    “TAMİRCİLİK GENETİK İŞİ”

    Bisiklet tamirciliğinin bir tutku olduğunu ifade eden Hakan usta, mesleğini oğlu Erencan’a da öğretmiş durumda. “Oğlumun tamirci olmamasının şansı yoktu” diyen Hakan usta şöyle devam ediyor:

    “Aynı evde oturup, aynı hayatı paylaştığın zaman böyle oluyor. Bilgisayar bilişimi üzerine eğitim aldı ama içerisinde tornavida tutma hevesi var. Bu işi genetik olarak görüyorum. Hatta kızım da tamirciliğe çok hevesli. İşi zevk ile yapmak önemli. Bu iş sadece para için yapılmaz. İnsanların 5-10 sene sonrasında ‘sen, bizim çocuklarımızın bisikletini tamir ediyordun, yine geldik’ demeleri paradan daha kıymetli. Bizim için yürüyebilen her şey tamir edilebilir. Zaten mesleğimizin bir üstü saatçiliktir. İkinci sırada bisikletçilik bulunuyor. Şimdi bunların da üzerine geçen elektrikli bisiklet ve motorlar çıktı. Bunların hepsi özveri, hassasiyet ve iyi niyet istiyor. Ve özeleştiri yapacaksak eğer bir parça bozulduğu zaman ‘neden bozuldu?’ diye düşünmemiz gerekiyor. Bozuldu mu atıp hemen yenisini takma alışkanlığı var. Fakat ürünün bozulmaması için ne yapabilirim diye düşünmek gerek. Bu yönümüz geliştirilmemiş maalesef. Yolda tesadüfen gördüğümüz bir pulu sadece pul olarak kullanmayıp, dolgu ya da genişletme malzemesi gibi işlerde de kullanabiliriz. Parça varken iş yapmak kolay. Rahmetli babam hep eski parçaları saklar ve ‘biz bunlardan para kazanırız’ derdi. Çünkü yeni olana güç yetmiyor. Şimdi piyasada Çin ürünleri var. Kalite düştü. Ama kalite aynı zamanda kalıcı bir şeydir. Yeter ki insanlarda kalite bozulmasın. Parçanın kalitesi bozulsa ne olur ki?”

    “DAYANAMAYIP BEYAZ GÖMLEĞİMLE İŞ YAPARDIM”

    İbrahim Hakan, babasının yıllar önce tamir yaptığı çalışma tezgahını da hiç bozmadan koruyor. Eski aletlerin büyük kıymet barındırdığını söyleyen Hakan usta, mesleğin bağımlılık yaptığını söyleyerek şöyle devam ediyor:

    “Örneğin babamdan kalan eski bir kahve makinesi mevcut. Uzun yıllar kullanıldı. Burası aynı zamanda bizim evimizin alt katı. Ben bir ara belediyede işe başladım. Babam o dönem yalnız çalışıyordu. Ara ara gelip yardımcı oluyordum ama tamircilik hep beni çağırıyordu. Beyaz gömlekle çok gelip tamire giriştiğimi bilirim. Bu meslek insanı bırakmıyor. Kimi zaman karşıdan geçen bir ürün dahi seni ‘gel tamir et’ diye çağırabiliyor. Aletler adeta benimle konuşuyor. İnsanları yoldan çevirip bisikletlerini tamir ettiğim çok anım var. Bu meslek yani bağımlılık yapıyor.”

    1920’LERE AİT İLK VİTESLİ BİSİKLETLER

    Tiryakioğlu ailesinin dükkanında birçok antika bisiklet de bulunuyor.

    “Örneğin elimde doğu blok ülkelerinden Çekoslovakya menşeili çok eski bisikletler var. Onları çocukken kiraya verip para kazanıyordum. Biz eskinin kıymetini biliyoruz. Gençler ise bize ‘eskide ne var’ diyerek kızıyor. Biz de zamanında aynı şekilde büyüklerimize kızıyorduk. Umarım anlayacaklardır bizi. Örneğin pedalı ileri çevirdiğinde düz yol gidip geri çevirdiğiniz takdirde yokuş çıkan bir bisiklet saklıyorum. 1920’lere ait ilk vitesli bisikletlerden yani.”

    Koleksiyonunda dönemin başbakanı olan İsmet İnönü’ye ait bir motorlu aracın da olduğunu söyleyen Hakan Usta şunları anlattı:

    “Bir vatandaş, Rahmetli İnönü, şehir içindeki gezilerinde kullansın diye el yapımı bir araç üretip Cumhuriyet Halk Partisi’ne hediye ediyor. Bu araç daha sonra satışa çıkarılıyor ve babam alıyor. Tam bir otomobil modeli… İnönü bindikten sonra babam da bir süre kullanıyor. Ardından da kiraya dahi veriyor. Aracı yapan usta motoru soğutmak için ayakkabı çekeceğini Pervane haline getirerek kullanmış. Çok büyük bir emek var yani, şimdi kullanmaya kıyamıyorum.”

    Eren GÜVEN – Cebrail ARSLAN / ANKARA