PİRHA-Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin 2021-2024 yıllarında düzenlediği konser harcamalarında 154 milyon TL’lik “kamu zararı” iddiasıyla 13 kişi gözaltına alındı.
Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin 2021-2024 yılları arasında düzenlediği konserlere ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında düzenlenen operasyonda 13 kişi gözaltına alındı.
“KAM ZARARI” İDDİASI
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından “2021–2024 yılları arasında düzenlenen konserlere ilişkin harcamalarda kamu zararına yol açıldığı” iddiaları üzerine soruşturma başlattı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan operasyona ilişkin olarak yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından 2021-2024 yılları arasında düzenlenen konserlere yönelik yapılan harcamaların kamu zararına sebebiyet verdiği iddialarına ilişkin Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen soruşturma kapsamında; İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişliği tarafından düzenlenen tevdii raporu, MASAK incelemesi, Sayıştay incelemesi, bilirkişi raporlarına göre 32 adet konser hizmet alımında idarenin 154.453.221,60 TL zarara uğratıldığı tespit edilmiştir.
Soruşturma kapsamında şüpheliler; Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı Eski Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı H. A. B, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı Eski Kültür Etkinlikleri Şube Müdür Vekili / Eski Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkan Vekili H. E., Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı Eski Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkan Vekili H. Z, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı Eski Kültür Etkinlikleri Şube Müdür Vekili A. A. Ç, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı Kültür Etkinlikleri Şube Müdür Vekili C. A, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı Kültür Etkinlikleri Şube Müdür Vekili K. B, Evren Teknik Grup Müzik Organizasyon San. Tic. Ltd. Şti sahibi O. E, Universe Production Organizasyon San. Tic. Ltd. Şti. sahibi S. E, Festiva ve Enfest Organizasyon Turizm San. Tic. Ltd. Şti. ortakları K. A ve S. Ç, Gurudan Turizm Danışmanlık Organizasyon Reklam San. Tic. A.Ş ortağı A. A, Yalınayak Gıda Organizasyon Turizm. San. Tic. Ltd. Şti. ortakları E. D ve L. E hakkında Görevi Kötüye Kullanma ve İhaleye Fesat Karıştırma suçlarından 23.09.2025 tarihinden itibaren eş zamanlı olarak gözaltına alınmalarına karar verilmiş ve şüphelilerin tamamı gözaltına alınmıştır.
Şüphelilerin yakalanmasına ve Cumhuriyet Başsavcılığımıza sevklerine yönelik işlemlere Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce devam edilmektedir.”
PİRHA – Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, ABB tarafından düzenlenen konserlerle ilgili ihbarlar üzerine inceleme başlattı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) tarafından düzenlenen konserlerle ilgili ihbarlar üzerine inceleme başlattı. Gelen ihbarları dikkate alan Başsavcılık, Memurların Yargılanması Hakkında Kanunun uyarınca İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu’na müzekkere yazdı. Müzekkerede; konunun araştırılması istendi. Suç unsuru ve şüpheli tespiti yapılması halinde durumun Savcılığa bildirilmesi istendi.
Savcılık ayrıca gelen şikayet dilekçelerini de detaylı inceleme için İçişleri Bakanlığı’na gönderilmesini kararlaştırdı. İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu, Savcılığın talebi üzerine ABB konserleri ile ilgili iddiaları müfettiş eliyle inceleyerek, rapor hazırlayacak.
Savcılığın soruşturması rapor doğrultusunda şekillenecek.
YAVAŞ’TAN AÇIKLAMA
Sanal medya hesabından açıklama yapan ABB Başkanı Mansur Yavaş, 11 Kasım’da bakanlıktan gelen 2 müfettişin incelemelere başladığını aktardı.
Yavaş, “11 Kasım tarihinde konuyla ilgili basına açıklama yaptığım gün İçişleri Bakanlığı tarafından 2 mülkiye müfettişi konuyu incelemek üzere gönderilmiştir. Bu inceleme halen devam etmektedir. Yeni bir durum söz konusu değildir. Hesap verebilirlikte bizim üstümüze kimse yoktur. Sözümüzün arkasındayız suçu olan varsa cezasını çekecektir. Aynı davranışı tüm kamu ve belediyelerden de bekliyoruz” dedi.
Ankara Büyükşehir Belediyesi, ‘aşırı sıcaklar’ gerekçesiyle arazide ve sahada çalışan belediye personelinin zorunlu haller haricinde 10.30 ile 15.30 saatleri arasında çalıştırmama kararı aldı.
Yurt genelinde bunaltan sıcak hava Ankara’da da etkisini sürdürüyor. Yoğun sıcaklık çalışma koşullarını da olumsuz etkiliyor.
Meteoroloji Genel Müdürlüğü’ne göre, Ankara’da hava sıcaklığı 33 derece seviyesinde seyrederken gün içinde 38 dereceyi görmesi bekleniyor.
Ankara Büyükşehir Belediyesi, aşırı sıcaklar nedeniyle mesai saatlerinde düzenlemeye gitti.
Karara göre, arazi ve sahada görev yapan belediye personelini zorunlu haller dışında 10.30-15.30 saatleri arasında çalıştırmama kararı alındı.
PİRHA- Ankara Büyükşehir Belediyesi, Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) toplantısında alınan yeni kararla ulaşıma zam yapıldığını açıkladı. Gelen zamma ilişkin konuşan yurttaşlar, “Çoğu yere yürüyerek gidiyoruz. Bütçemizin çeyreğini ulaşıma harcıyoruz. Bu bir haktır ve ücretsiz olmalıdır” dedi.
Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) toplantısında alınan yeni kararla ulaşıma zam yapıldığını açıkladı.
Gelen zammın ardından tam bilet fiyatı 6,5’tan 9,5 TL’ye, öğrenci bileti 4,75’ten 3,5 TL’ye, öğrenci abonmanı ise aylık sınırsız 90’dan 140 TL’ye yükseldi.
Artan maliyetler gerekçesiyle yapılan zam 15 Ocak 2023 tarihi itibarıyla geçerli olacak.
“BÜTÇEMİN ÖNEMLİ BİR KISMINI ULAŞIMA AYIRIYORUM”
Ankaralı yurttaşlara gelen zammı sorduk. İşte verilen yanıtlar:
-Emekliyim, dışarı çıkmamaya çalışıyorum. Şu yaşıma kadar bir sürü hükümet gördüm böyle rezilini görmedim. İnsanları bu kadar mağdur eden bir iktidar olmadı. Çok rezil bir durumdayız. Az kaldı umarım gidecekler.
-Ulaşım pahalı. Sadece ulaşıma değil her şeye zam geldi. Ben çalışıyorum. Her gün otobüse biniyorum. Bütçemin önemli bir kısmını buna ayırmak zorunda kalıyorum. Bu zam ekonomimi daha da zorlayacak.
-Ben çok kullanmıyorum ama her gün kullananlar var. Onlara yazık. Bir asgari ücretli 9,5 lira verip de her gün nasıl otobüse binsin? Bu hükümetin problemi.
“ZAMLARA KÖKTEN BİR ÇÖZÜM BULUNMALI”
-Biz öğrenciyiz. Günde üç aktarma yapıyoruz. Bütçemizin büyük kısmını ulaşıma harcıyoruz. Bu bizi çok olumsuz etkileyecek.
-10 lira çok fazla. Maaşımın çeyreği ulaşıma gidiyor. Ben her gün otobüse biniyorum. Bundan sonra nasıl yapacağım bilmiyorum.
-Mazota, benzine her şeye zam geldi. Ulaşıma gelmesi de normal. Bu zamlara kökten bir çözüm bulunmalı.
“ULAŞIM HAKTIR, ÜCRETSİZ OLMALI”
-Geldiği iyi olmuş. Bu millet hak ediyor.
-Genel anlamda bir kontrolsüzlük var. Herkes kafasına göre zam yapıyor. Ulaşım bir haktır ve ücretsiz olmalıdır. Bunu hangi parti yaparsa bu ülkeyi de o düzeltir.
-Belediye zam yaptı ama belediyenin elinde olan bir şey değil. Bu iktidarın ekonomiyi yönetememesinin sonucunda oluyor. İktidar değişmediği sürece her şeye zam gelmeye devam edecektir.
“ÇOĞU YERE YÜRÜYEREK GİDİP GELİYORUZ”
-Ben öğrenciyim. Mecburen okula giderken dolmuşa biniyorum. Ailem bu parayı verirken zorlanıyor. Biz de isteyemiyoruz. Çoğu yere yürüyerek gidiyoruz.
-9.50 lira olması çok yüksek. Bir yere gidip gelmek 20 lira. Bunu herkes veremez.
-Belediye başka yerlerden kısıp bunu tedarik edebilirdi. Artan maliyetleri vatandaşın sırtına yüklemesi hiç olumlu bir şey değil.
-Daha asgari ücret cebimize girmeden her şey iki, üç kat arttı. Bu iktidarı halk seçti. Sonuçlarına da katlanmak zorundalar.
PİRHA – Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) çalışanları, Ramazan ayı sebebiyle Altınpark’taki yemekhanenin kapatılıp, yemek ücretlerinin ise yatırılmadığını iddia etti. Çalışanlar, “Yönetim, oruç tutmamız için din dayatmasında bulunuyor” açıklamasını yaptı.
Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne (ABB) bağlı ANFA şirket çalışanları, Ramazan ayı sebebiyle yemekhanenin kapatıldığını, ödenmesi gereken gıda ücretlerinin ise yemek kartlarına yüklenmediğini iddia etti.
Söz konusu uygulama ile ilk kez karşılaştıklarını anlatan çalışanlar, “İlk defa bu yıl yemek verilmedi. Hatta bundan önceki yönetimde de yemek veriliyordu. Yemek verilmeyeceği yönünde bizlere hiç kimse bilgi de vermedi” dedi.
İşten atılma korkusu nedeniyle isim belirtmeyen işçiler, Ramazan dayatmasına karşı itiraz edemediklerini de ifade etti. ANFA çalışanları, 750 personelin büyük bir kısmının oruç tutmadığını vurgulayarak şunları söyledi:
“Altınpark İşletmeler Müdürü Fevzi bey, Altınpark içerisindeki bütün işletmelere, hatta Çubuk Barajı’ndaki kamping alanına dahi bakan kişidir. Buradaki bu despot yapıyı oluşturan İşletme Müdürü Fevzi beydir. Kendisi aynı zamanda yemekhaneyi basarak çalışanlara hakaret edebilecek yapıya sahip. Çalışanlara sürekli ülkücülükten bahseder ve 1980’li yılları anlatır. İşçilere bir yandan siyasi propaganda yapıyor diğer yandan oruç tutacaksınız diye din dayatmasında bulunuyor.
Altındağ’da 1050 personel var. Bu sayı içerisinde 750 kişi Altınpark’taki yemekhaneden faydalanıyordu. Birçok çalışanın da Multinet yemek kartı var ancak Ramazan ayında Multinet kartlarımıza da yemek ücretleri yatmadı. Alanda çalışan 700 küsür kişinin ücretleri yatmadı. Hem Multinet’lere para yatırılmıyor hem de yemekhane kapatılıyor. Bu süreçte Büyükşehir Belediyesi’nin hizmet binaları; cam bina ve ASKİ yemekhaneleri ise açık. Hatta belediyeye bağlı olan Belpa, evlere dahi yemek dağıtabiliyor. Bu nedir yani? Eğer şeriat geldiyse bilelim. Çalışanların işinden olma korkusu var. O nedenle kimse gidip itirazda da bulunamıyor.”
Çalışanların aktarımı üzerine Altınpark İşletmeler Müdürü Fevzi Yılmaz da açıklama yaptı. Yılmaz, her yıl Ramazan ayında yemekhaneyi tadilat sebebiyle kapattıklarını söyleyerek “Bakım, onarım sebebiyle çalışanlara bir aylık ücretlerini yatırıyoruz. Zaten yemekhaneden 130-140 çalışan yararlanıyordu. Mevcut kafeler şu an açık. Bu işin sorumlusu ANFA muhasebesidir ve muhasebede çalışanların yemek ücretlerinin yatırıldığını belirtiyor” ifadelerini kullandı.
PİRHA-Akaryakıta gelen zamları protesto etmek için kontak kapatan ulaşım esnafı Ankara Büyükşehir Belediyesi önünde toplanarak tepkilerini dile getirdi. Çaresiz kaldıkları için böyle bir eylem yaptıklarını kaydeden ulaşım esnafı, sorunları çözülene kadar kontak açmayacaklarını vurguladı.
Ankara’da akaryakıta ardı ardına gelen zamlar sonrası giderlerini karşılayamadıklarını ve zarar ettiklerini belirten Özel Halk Otobüsleri ile dolmuşlar kontak kapattı. Ankara genelinde belediyeye bağlı EGO otobüsleri dışında ulaşım hizmeti verilmemesinin ardından duraklarda yığılma ve aksaklıklar yaşandı.
Trafiğe çıkmayan onlarca özel halk otobüsü ve dolmuşçu esnafı Ankara Büyükşehir Belediyesi önünde toplandı. ‘Esnaf burada Mansur nerede’ sloganları atan esnaf belediyenin sorunlarına çözüm üretmesini talep ederek Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile görüşmek istediklerini dile getirdi.
“SORUN ÇÖZÜLENE KADAR ARABAMI ÇALIŞTIRMAYACAĞIM”
Belediye önünde açıklama yapan esnaf çaresiz kaldıklarını ifade etti. Son aylarda sürekli zarar ettiklerini, günlük masraflarını karşılayamadıklarını, araçlarını tamir dahi ettiremediklerini belirten Özel Halk Otobüsü sahibi Hacı Kıvanç; “Sorun çözülene kadar arabamı çalıştırmayacağım. Dayanacak gücümüz kalmadı. İnsanlar mağdur oluyor biliyoruz ama biz de mağduruz. Sesimizi duymazlarsa arabamı trafiğe çıkartmayacağım. Akaryakıta gelen zamların altında ezildik ve kimse sesimizi duymuyor” dedi.
“YILLARDIR HİÇ BÖYLE BİR ŞEY YAŞAMAMIŞTIK”
Dolmuş şoförü Mehmet Alkan ise; “Yıllardır hiç böyle bir şey yaşamamıştık. Günlük topladığımız para arabanın yaktığı mazotun tutarını karşılamıyor. Yetkililerin kulak tıkamamasını, bize destek olmasını talep ediyoruz” şeklinde konuştu.
“BU BİR EYLEM DEĞİL BU BİR ÇARESİZLİK”
Ankara Minibüsçüler Esnaf Odası Başkanı Murat Yılmazer de yaşadıkları sorunlara ilişkin şunları dile getirdi:
“Öncelikle şunu söylemek istiyorum. Bu bir eylem değil. Bu bir çaresizlik. Biliyorsunuz akaryakıtla alakalı ulaşım sektörünün ciddi manada etkilenmesinden dolayı, fiyat güncellenmesinin acilen yapılması gerekiyor. Bu konuyla alakalı bugünkü çalışmama kararını akaryakıt alamadığımızdan dolayı uygulamak zorunda kaldık. Öncelikle Ankara halkından özür diliyoruz. Bizi anlayışla karşılayacaklarına eminiz. Diğer taraftan da bir az önce bahsettiğim gibi acilen Ankara’daki ulaşım sektörünün fiyat güncellenmesinin yapılması, diğer taraftan da ticari araçlarla ilgili minibüs, otobüs vs. gibi araçlarla alakalı KDV’siz ve ÖTV’siz yakıt desteği sağlanması için sesimizi duyurmak amacıyla böyle bir toplantı düzenledik.
“TOPLU TAŞIMA 10 LİRA OLMALI”
Ankara’da tam bilet fiyatının 4,50, dolmuşların ise 5 lira olarak tarifelendirildiğini aktaran Yılmazer; “Belediyeye bağlı EGO’da da ciddi sorun var. Bu konuyla ilgili Mansur başkanımızın 9 lira 17 kuruş şeklinde bir maliyet açıklaması var. Esasına bakarsanız, EGO Genel Müdürlüğü’nün de bu konuyla ilgili zam yapma zarureti var. Tabi ki Mansur başkan şunu düşünüyor olabilir ve bu düşüncededir, Ankara halkını mağdur etmemek… Yalnız Ankara halkının içerisinde esnaf teşkilatı olarak bizler de varız. Bu konuyla ilgili de zam talebimizi kendilerine ilettik. En kısa sürede de çözüleceğine inanıyoruz” dedi.
Yılmazer son olarak, sonuç alamazlarsa eylemlerine devam edeceklerini vurguladı.
PİRHA- 1. Derece doğal SİT alanı olan Kurtuluş Parkı’nın yeniden işlevlendirilmesi için Ankara Büyükşehir Belediyesi ile TED Üniversitesi arasında imzalanan protokole tepki geldi. Mimarlar Odası Ankara Şube yönetimi, “Burada yapılan bir üniversitenin kamusal alana sızma hareketidir” dedi.
Mimarlar Odası Ankara Şubesi, TED Üniversitesi ile Ankara Büyükşehir Belediyesi arasında imzalanan Kurtuluş Parkı protokolünün iptali için basın açıklaması yaptı. TED Üniversitesi önünde yapılmak istenen açıklama, polis mensuplarınca engellendi. Basın mensuplarının çekim yapmasına izin vermeyen kolluk güçleri, Cumhurbaşkanlığı tarafından verilen basın kartını şart koştu.
Yaşanan arbede sonrasında Mimarlar Odası Ankara Şube yönetimi ile yurttaşlar, basın açıklamasını Kurtuluş parkı içerisinde yaptı.
“KAMUSAL ALANA SIZMA HAREKETİ”
Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, 1. derece doğal SİT alanı olan Kurtuluş Parkı’nın yeniden işlevlendirilmesi için Ankara Büyükşehir Belediyesi ve TED Üniversitesi arasında imzalanan protokolün hukuksuz olduğunu söyledi. “TED’in kaldırımında dahi durmamıza izin verilmezken, parkın ileride de halka açık olacağını söylüyorlar. Bu bir tür aldatmacadır” diyerek şunları söyledi:
“Kurtuluş Parkı 1. derece doğal sit alanı ve belediye, bu parkın bakımını, onarımını, her şeyini yapmakla yükümlü. Kendi yükümlülüğünü bir vakıf üniversitesine devredemez. Dolayısıyla bu protokolün iptali için dava açtık.
Burada yapılan bir üniversitenin kamusal alana sızma hareketidir. Doğal olarak bizim nefes alanımız, kamunun alanı olan burayı parça parça TED’in insiyatifine verecekler. Açıklamalarında ‘Kurtuluş’a Oxford gelecek’ diye duyurular yapmışlardı. TED Üniversitesi vefa borcunu Ankaralıya ödemek istiyorsa binalarını boşalsın, Kurtuluş Parkına bıraksın ve bir kamusal alan yaratsın. Kamusal alana ‘Yok ben oraya itibar veriyorum, orayı ihya edeceğim, açık derslik yapacağım’ diye sızma harekatının içerisinde olmasın. Çünkü biz bunu anlayacak düzeyde eğitimler aldık. Parkın ileride de halka açık olacağını söylüyorlar ama bir düşünün, bizler TED Üniversitesi’nin kaldırımında dahi duramıyoruz. Bu aldatmaca, belediyenin bu bakış açısı, kendi yapması gereken görevleri başkalarına devretme yaklaşımı için Ankaralı bu belediyeye oy vermedi. Bizim nefes koridorlarımızı verecekseniz babamızın oğlu olsa karşı çıkarız. Bu yanlış kentleşme politikalarına geçmişte nasıl ‘dur’ dediysek bugün de ‘dur’ demeyi bileceğiz.
Kurtuluş Parkı bizim nefes alanımız, piknik yaptığımız yer, çocuklarımızı getirdiğimiz bir yer. Dolayısıyla buraya TED’in parası var diye TED burayı temizleyecek diye bizim varlığımız peşkeş çekilmez.”
PROTOKOLÜN KAMUOYUNA AÇIKLANMAMASI YÖNÜNDE KARAR ALINMIŞ!
Tezcan Karakuş Candan’ın konuşmasının ardından Ankara Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Tabiat Varlıkları Biriminde yetkili Çetin Ünal, söz aldı.
Protokolün halkın yararına olduğunu savunan Ünal, “Akademik toplumla ve üniversitelerimiz ile işbirliği yapmak istedik. Çağdaş başkentimize dair kültürel ve sosyal nitelik kazandırması, halkımıza daha yararlı hizmet sunmak için üniversitelere davette bulunduk” dedi. Ünal’ın bu açıklamasına tepki gösteren yurttaşlar, söz konusu sözleşmenin gizli tutulduğunu ve parkın TED üniversitesine peşkeş çekildiğini ifade etti.
Mimarlar Odası yönetimi, Çetin Ünal’dan protokolün 13. Maddesini okuması için ısrarcı olsa da Ünal, söz konusu maddeyi kamuoyu ile paylaşmadı. Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği Başkanı Ahmet Demirtaş, “13. Maddede protokolün kamuoyuna açıklanmaması imza altına alınmış. Her iki taraftan birisi açıklarsa suçlu duruma düşüyor. Arkadaş o nedenle okuyamadı” dedi.
Ahmet Demirtaş, yaptığı konuşmada şu hususlara dikkat çekti:
“Protokolün üç yerinde Kurtuluş Parkı’nın, üniversitenin ihtiyaçları doğrultusunda planlanacağı öngörülüyor. Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin onlarca mimar-mühendis, plancı ve diğer mesleklerden çalıştırdığı insanlar var. Bu insanlar, Kurtuluş Parkı’nın planını yapamayacakmış! TED Üniversitesi bunu yapacakmış, buna inanıyor musunuz? Kurtuluş Parkı Ankara’daki halkın 80 yıldır nefes alabildiği, Kızılay çevresindeki tek ve en büyük park. Böyle bir park sadece insanlara oksijen vermekle yetmiyor aynı zamanda bu bölgedeki hava kirliliğini de engelliyor. Dolayısıyla böyle bir parkın bir üniversitenin kullanımına açılması demek zaman içinde halkın buraya girememesi anlamına gelir. Kurtuluş Parkı Ankara halkınındır. Ankara Büyükşehir Belediye yetkilisi utanmadan protokolü savunmaya kalktı ama yapılan protokolü daha kendisi tarafından okunmadığını gördünüz.”
PİRHA- Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin Dikmen Vadisi’ndeki yeşil alanların yapılaşmaya açılması konusundaki itirazları yargı mercilerince de haklı görüldü. Ankara 11. İdare Mahkemesi, Dikmen Vadisi Son Etap imar planları değişikliğine dair Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin kararına ilişkin dava konusu işlemleri iptal etti.
Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Dikmen Vadisi’nin yeşil alanlarını yapılaşmaya açan plan değişikliklerini yargıya taşımıştı. Ankara 11. İdare Mahkemesi, kamu yararına ve planlama esaslarına aykırı Dikmen Vadisi Son Etap imar planları değişikliğine ilişkin Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 2019 tarihli kararına ilişkin dava konusu işlemleri iptal etti.
Kararı değerlendiren Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, “Pandemide en büyük ihtiyaç duyduğumuz nefes alanlarımız betona ve ranta kurban edilmek isteniyor. Ankara’da kamu yararına ve planlama esaslarına aykırı plan değişiklikleriyle vadiler yapılaşmaya açılıyor. Başkent’in tüm doğal ve kültürel varlıklarını korumak için dün olduğu gibi bugün de hukuksal mücadelemizi sürdürüyoruz. Dikmen Vadisi’ni beton duvarlarla çevirecek, vadiler sistemini bitirecek ve kenti nefessiz bırakacak plan değişikliklerini yargıya taşımaya devam ediyoruz. Yargı kararları da verdiğimiz mücadelenin haklılığını ortaya koymaya devam ediyor” diye konuştu.
Candan, mahkeme gerekçesinde yer alan “Dava konusu plan değişikliğinde planlama alanına gelecek nüfusa uygun olarak sosyal donatı alanının ayrılmadığı, plan notlarında belirsizliklerin yer almasının mevzuata uygun olmadığı, yapılaşmaya yasaklı alanların imara açıldığı, vadi tabanının daraltıldığı anlaşıldığından, plan değişikliklerinde şehircilik ilkelerine, planlama tekniklerine, imar mevzuatına ve kamu yararı ilkesine uyarlık bulunmamaktadır” ifadelerine dikkat çekti.
“KAMU YARARINA VE ŞEHİRCİLİK İLKELERİNE AYKIRI”
Tezcan Karakuş Candan, sözlerine şöyle devam etti:
“Bilirkişiler de söz konusu planlarda alana getirilen nüfus ve yapı yoğunluğu hususlarında yargı kararlarının gereği yerine getirilmediğini ifade etmiş, bu durumun Dikmen Vadisi’nin sürdürülebilirliği yönünden önemli bir tehdit oluşturduğunu vurgulamıştır. Bilirkişiler, mahkemeye sundukları raporda ‘Ankara’nın önemli hava koridorlarından biri olan Dikmen Vadisi’nin detaylı analizler yapılmaksızın yapılaşmaya açılması; raporda yer alması gereken plan nüfusu, yoğunluklar, vb. temel planlama bilgilerinin açık olmaması ve plan notlarında yer alan yapılaşmaya yönelik belirsizlikler ilgili mevzuata, planlama ilke ve esaslarına aykırıdır. Ayrıca, vadinin kentsel yeşil sistemin bir parçası olarak değerlendirilmesine engel olacak yapılaşma koşulları getirilmesinin ve vadinin doğal değerlerini koruma kullanma dengesi içinde ele alınmamasının kamu yararına, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına aykırıdır’ diyerek, vadi yamaçlarına yapılaşmanın yanlışlığına işaret etmişlerdir.
Ankara vadilerini kaybediyor. Başkent’in nefesini kesmelerine ve rant vadilerine geçit vermeyeceğiz. Özellikle İmrahor, Şirindere, Hacıkadın, Zir, Dikmen, Kıbrıs, Büyükesat vadilerindeki plan değişiklikleriyle bir rant organizasyonu söz konusu, bir dolu yapılaşma ile vadiler sistemini bozdular. Yapılaşma yasaklı bölgeleri imara açmak ciddi felaketleri de beraberinde getirmektedir. Bunun örneklerini pek çok kez yaşadık. Bilime ve tekniğe aykırı plan değişikliklerinde ısrar etmek akla ziyan bir durumdur. Coğrafyanın yol göstericiliğinde Ankara’nın vadiler sistemi ve ekolojik dengesi korunmalıdır.”
PİRHA-Mimarlar Odası Ankara Şubesi, tarım alanlarını yapılaşmaya açan plan değişikliklerini yargıya taşıdı. Bilim insanları, açıkladıkları raporlarla Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin kamu yararı mücadelesinin haklılığını ortaya koydu. Bu doğrultuda Ayaş ilçesindeki tarım arazilerinin yapılaşmaya açılmasının kamu yararına olmadığı dile getirildi.
Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Ayaş Başbereket Mahallesi’nde tarım alanını yapılaşmaya açan Nazım İmar Planı değişikliğinin kabulüne dair Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 11/03/2020 tarih 334 sayılı kararının iptali için dava açmıştı. Davada bilirkişi raporu sunuldu. Bilirkişiler, Ankara 10. İdare Mahkemesi’ne sundukları raporda söz konusu plan değişikliğine ilişkin, dava konusu işlemin ilgili mevzuata, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olmadığı yönünde görüş sundu. Başkent’te tarım alanlarını artırmayı hedeflediğini belirten Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin ise bilirkişi raporuna itiraz etmesi dikkat çekti.
Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, “Tarım alanlarına ve güvenilir gıdaya büyük ihtiyaç duyduğumuz bugünlerde, plan değişiklikleriyle tarım alanları yapılaşmaya açılıyor. Mimarlar Odası Ankara Şubesi olarak, AOÇ başta olmak üzere Başkent’in tüm tarım alanlarının Ankara’ya tekrar kazandırılması için mücadele ediyoruz” dedi.
“PLAN DEĞİŞİKLİĞİ KAMU YARARINA AYKIRI”
Tezcan Karakuş Candan, dava konusu planın raporu içinde ve plan lejantında (haritalarda kullanılan alansal simge) gelişme konut alanı (Seyrek yoğunlukta) ibaresinin yer aldığı fakat brüt yoğunluk değerine yer verilmediği, dolayısıyla nazım imar planlarının bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını belirlenmesi ilkesine aykırı bir nazım imar planı üretildiğine dikkat çekti.
PİRHA – Dünya Belediye Başkanı Jüri Ödülü bu yıl Rakka Belediye Başkanı Leyla Mustafa’ya verildi. Dünya Belediye Başkanı Başkent Ödülü ise Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın oldu.
Belediye Başkanları Vakfı tarafından düzenlenen ‘2021 Dünya Belediye Başkanı’ organizasyonu ödülleri sahiplerini buldu.
Kuzey ve Doğru Suriye’nin Rakka kentinin Belediye Başkanı Leyla Mustafa ise ‘IŞİD sonrası yeniden yapılanma çalışmaları ‘nedeniyle ‘Jüri Ödülü’ kazandı. Almanya’nın Mannheim Belediye Başkanı Peter Kurz, ‘Dünya Belediye Başkanı Uluslararası Ödülü’ne, Portekiz’den Braga Belediye Başkanı Ricardo Rio da, ‘Belediye Sürdürülebilirlik Ödülü’ne layık görüldü. Hollanda’nın Rotterdam Belediye Başkanı Ahmed Aboutaleb ile Fransa’nın Grigny Belediye Başkanı Philippe Rio da Dünya Belediye Başkanı Ödülü’nü kazandı.
21 ülkeden seçilen 32 belediye başkanının aday olduğu organizasyonda Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, ‘2021 Dünya Belediye Başkanı Başkent Ödülü’nü kazandı. Ödülün, ‘Avrupa ve Asya’nın büyük başkentlerine eşit bir metropol inşa etme çabası ve vizyonu nedeniyle’ verildiği kaydedildi. Ödül açıklamasında, Yavaş’ın ‘halkın güvenini esas alan şeffaf bir liderlik tarzı benimsediği’ ifade edildi. Yavaş’ın yolsuzluğa karşı mücadele ettiği kaydedilirken, toplumun yoksul ve savunmasız kesimini desteklediği belirtildi.
Sosyal medyadan bir ileti paylaşan Yavaş, “2021 Dünya Belediye Başkanı Başkent Ödülü’nü kazanmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Size hizmet etme fırsatını bana sunduğunuz için teşekkür ediyorum.” dedi.
PİRHA- 10 Ekim Ankara (Gar) Katliamı’nda oğlu Güney’i yitiren Baba Mustafa Doğan, artan ırkçı eylemlere karşılık “Dileğimiz barışın bu ülkede egemen kılınması ve artık katliamların yaşanmamasıdır. Kerbela Katliamından sonra Aleviler, hep Muharrem yasını tutmuşlardır. Muharrem, barışa, kardeşliğe vesiledir” dedi.
Güney Doğan, 10 Ekim 2015’te Ankara’daki Barış Mitingi’ne IŞİD tarafından düzenlenen bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Dersimli Doğan ailesinin çocuğu olan Güney, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde inşaat mühendisliği öğrencisiydi.
Güney Doğan, 10 Ekim 2015’te henüz 23 yaşındayken, başkentin ortasında, 102 kişi ile birlikte yaşamını yitirdi. Baba Mustafa Doğan da katliamın yaşandığı gün oğluna “Nefes aldığım sürece bu alana geleceğim” sözünü verdi.
“ELBET BİR GÜN DEVRAN DÖNER”
Her ayın 10. gününde yapılan anma için Ankara’ya gelen Mustafa Doğan ile patlamanın yaşandığı alanda buluştuk. Muharrem ayı sebebiyle Alevi katliamlarına değinen Doğan, “Ülke tarihine bakacak olursak, birçok katliamın yaşandığını görürüz. Bu ülkede Alevilerin fırınlarda diri diri katledildiğini biliriz. Bunlar ülkenin kara tarihidir” diyerek söze başladı. Mustafa Doğan, Cumhuriyet tarihi boyunca Türk ve Sünni olmayan kesimlere dönük daimi saldırıların yapıldığını anlatarak şunları söyledi:
“Devleti eline geçiren erk, ne yazık ki sürekli farklı gruplara, etnik kökenlere, mazlumlara yönelik öldürme planları yapmıştır. Amaçları hep saltanatlarını var edebilmek olmuştur. Ama ezilen kesim, tüm yoksulları düşünerek, herkesin eşit paydada faydalanabilmesi için mücadele vermiştir. Ve bu mücadelenin karşısında hep katliamlara, sürgünlere tanıklık etmişlerdir. Ama ne yaparlarsa yapsınlar o tarihi yok edemezler. Gün gelecek ve bu zulümkarlar hesap verecek. Elbet bir gün devran döner ve hesap sorulur.
10 Ekim’de oğlumu defnederken ona bir söz verdim, ‘Senin kanının döküldüğü yeri bırakmayacağım. Nefes aldığım sürece bu alana geleceğim’ dedim.
“BARIŞ BAYRAĞI YERDE KALMAYACAK”
Peki katledilenler ne istediler? ‘Ülkede barış, eşitlik, özgürlük olsun; analar ağlamasın, çocuklar ölmesin; çocuklar, babasız kalmasın, babalar çocuklarını genç yaşta toprağa vermesin’ diyerek Ankara’nın göbeğine gelip barışı haykırdılar. Ama onlara sözümüz sözdür. O barış bayrağı yerde kalmayacak.”
Mustafa Doğan, 10 Ekim Katliamı’nın 6. Yılında bir çok acı olayla karşılaştıklarını da dile getirerek “Bu ülke, her güne değişik gündemlerle uyanıyor. Orman yangınları, katliamlar… Siyasi erkin o kötü, şoven dili sebebiyle ülkede gitgide insanlar tetikleniyor” dedi. Doğan, orman yangınlarının da bir tür “canlı katliamı” olduğunun altını çizerek şöyle devam etti:
“Doğa tahrip ediliyor, ormanlar yakılıyor. Cayır cayır yanan o börtü böceklerin hesabı mutlaka sorulur. Doğa, bu yapılanlara bir anlamda cevap da veriyor. Ama olan yine yoksullara oluyor. Sel baskınları yine yoksul insanları vuruyor, Zulümkarlara yine bir şey olmuyor. Çünkü onlar, saraylarında saltanatlarını sürüyor. Ama yoksul, emekçi halk, ekmeğe muhtaç kalmış durumda.”
“EĞER GERÇEKTEN DEMOKRASİYİ SAVUNUYOR İSE ANITI YAPMALI”
Baba Mustafa Doğan, bu yıl oğlu Güney’in doğum gününde onun bir talebini yerine getirdiğini de sözlerine ekledi. Baba Doğan, oğlu Güney’in “Okulu bitirdiğim zaman, yoksul, emekçi çocuklarını okutmak ve kazandığımın hepsini onlara harcamak istiyorum” dediğini belirterek “Biz de bu seneki doğum gününde onun anısına iki çocuğu giydirip, sevinirdik. O çocukların gülüşü bizlere dünyaları verdi” dedi.
Mustafa Doğan, şimdi ise 103 kişi anısına anıt mücadelesi verdiklerini söyleyerek Melih Gökçek dönemindeki Belediye Meclis kararının uygulanması gerektiğini söyledi. Doğan, “Belediye Meclisi tarafından bir karar alınıyor ve resmileştiriliyor. Ondan sonra sözüm ona demokrasiyi savunan Mansur Yavaş, buraya o anıtı yaptırmıyor. Artık barış şehitlerine yakışır bir anıt istiyoruz. Mansur Yavaş mutlaka bu konunun üzerinde durmalı. Eğer gerçekten demokrasiyi savunuyor ise barış için, burada şehit düşenler için mutlaka bir anıtın dikilmesini sağlamalı” dedi.
“MUHARREM, BARIŞA, KARDEŞLİĞE VESİLEDİR”
Mustafa Doğan, Konya’da Dedeoğlu ailesinden 7 kişi ile İzmir HDP İl binasında katledilen Deniz Poyraz’a işaret ederek ırkçı eylemlerin arttığını söyledi. “İktidarı elinde tutan güçler, insanları ötekileştiriyor” diyen Doğan, şöyle devam etti:
“Bunun sonucunda gericiler, diğer bir toplumdan olanlara saldırıyor. Devletin gücünü arkasına alarak polisin gözü önünde HDP binasının içerisine girip bir kadını acımasızca katlediyor. Bu kötü dilin kullanımı sonucu Konya’da da ırkçılık körüklendi ve 7 insanımızı katlettiler. Dileğimiz barışın bu ülkede egemen kılınması ve artık bu katliamların yaşanmamasıdır. Ortak paydada, eşit vatandaşlık düzeyinde bu ülkede yaşamak istiyoruz. Artık yeter, ‘Barış gelsin ve bu ülke barış ülkesi olsun’ diyoruz.
Kerbela Katliamı’nın üzerinden geçen sürede Aleviler hep Muharrem yasını tutmuşlardır. Muharrem, barışa, kardeşliğe vesiledir. Her Muharrem ayı geldiğinde mutlaka herkesin bu süre zarfında bütünleştirici ve ortak paydada bir dil kullanmalarını talep ediyorum.”
PİRHA- 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitiren 103 yurttaş, katledildikleri yerde anıldı. 10 Ekim Barış Derneği Yöneticisi Mehtap Sakinci, katliamın üzerinden 70 ay geçmesine rağmen bir anıt dikilmemesini eleştirerek, “Buraya bir anıt yapılıncaya kadar geleceğiz. Halen belediyeden bir bildirim bekliyoruz. 6. yılında anıt yapılması konusunda verilen sözün tutulmasını istiyoruz. Bugün buraya boşuna gelmedik 70. aydayız ve öfkemiz çok” dedi.
IŞİD’ın bombalı saldırısı sonucu 10 Ekim 2015’te Ankara’da yaşamını yitiren 103 yurttaş, katledildikleri Ankara Tren Garı önünde anıldı.
10 Ekim Barış Derneği tarafından yapılan anmada ilk olarak katliamın yaşandığı 10:04’te bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.
“10 Ekim’i unutma, unutturma. Gün gelecek, devran dönecek, katiller, halka hesap verecek” sloganları atan aileler adına 70. ay basın açıklamasını Mehtap Sakinci yaptı. Sakinci, “Bizler her ayın 10’unda buradan aynı talepleri dile getirmek istemiyoruz” diyerek adaletin doğru işletilmesi gerektiğini söyledi.
“ANLAŞILMAYAN TEK ŞEY ACIMIZIN VAR OLDUĞU”
Mehtap Sakinci, “7. yıla giriyoruz ve halen öfkemiz geçmedi diyerek” şu açıklamayı yaptı:
“6 yıldır burada her ayın 10’unda anma gerçekleştiriyoruz. Aynı zamanda devam eden bir de Adalet mücadelemiz var. Fakat hiç ilerlemeyen bir adalet talebi bu. Bu zamana kadar sadece bir kısım tutuklu sanıklar yargılandı ve cezalar aldı. Ama bunlar yetmiyor halen firari 16 sanık var.
Hangimiz her ayın 10’unda şu alana öfkesiz geliyor? Sadece yılda bir kere kitlesel olarak bu katliama sahip çıkmak yetmiyor. Aileler olarak bu süreçten hiçbir zaman vazgeçip pes etmeyeceğimizi söylemiştik. Bugün 70. ayda da buradayız.
10 Ekim, katliamlar silsilesinin 3. ayağı idi. 5 Haziran Diyarbakır, 20 Temmuz Suruç, 10 Ekim Ankara… Bunlar adım adım gelen katliamlardı. Şimdi kalkıp rutin bir anma yapıp buradan çıkıp gidecek değiliz. Bizler taleplerimizi dile getirip yine ‘Adalet’ demek zorundayız. Anlaşılmayan tek şey acımızın var olduğudur. O nedenle buraya ne zaman bir anıt yapılırsa o zaman huzurla ‘Orada artık bir anıt var ve acımızı kimse yok sayamaz’ diyebileceğiz. Ne zaman ki bu ülke bizim acımızı kabul eder ve saygı duyar ve gerçek anlamda başsağlığı dilerse belki biraz daha huzur bulur, her ayın 10’unda evimizde otururuz. Sadece yıldönümlerinde hatırlanan bir katliam değil, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük katliamı ise yaşamını yitirenleri her daim anmamız gerekiyor.
“ANIT YAPILINCAYA KADAR GELECEĞİZ”
Ne yazık ki Türkiye felaketler ülkesi. Ne yazık ki Her gün başka bir gündemle uyanıyoruz. Duyarlılığı yüksek insanlar olarak bu ülkede yaşamını kaybeden ağaca, kuşa, bitkiye, herkese karşı farkındalığı yüksek olmaya devam edeceğiz. Çünkü biz katliamın yaşandığı o gün de buraya barış için gelmiştik ama katledildik. Nasıl öldürüldüğümüze takılmıyorum ama neden öldürüldüğümüze, kimsenin hesap vermediğine hep takılacağız. Gerçek adalet talebimiz karşılanıncaya ve buraya bir anıt yapılıncaya kadar geleceğiz. Halen Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden bir bildirim bekliyoruz. 6. yılında anıt yapılması konusunda verilen sözün tutulmasını istiyoruz. Bugün buraya boşuna gelmedik 70. aydayız ve öfkemiz çok.”
PİRHA-İstanbul Sözleşmesi Ankara kampanya grubuna üye kadınlar İstanbul Sözleşmesi’nin yerelde belediyeler eliyle desteklenmesi ve konu ile ilgili gerekli adımların atılması için Ankara Büyükşehir Belediyesi meclis üyeleriyle görüştü. Görüşme sonrası açıklama yapan grup üyeleri; “Belediyenin kreş sayılarını arttırmasını, belediyenin kadın sığınma evleri açmasını, çalışanlarına toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi vermesini istedik” dediler.
İstanbul Sözleşmesi Ankara kampanya grubuna üye kadınlar 10 Haziran Perşembe günü saat 16:00’da Ankara Büyükşehir Belediyesi önünde bir araya gelerek meclis üyeleri ile görüşmek istediler. Meclis üyeleri ile görüşme taleplerini belediye görevlilerine ileten kadınlar bir saat bekletilerek görüşmeleri engellenmek istendi.
GÖRÜŞMEK İSTEYEN KADINLAR ENGELLENMEYE ÇALIŞILDI
Kadınların ellerinde ‘Büyükşehir belediyesi kadın sığınakları açsın’, ‘İstanbul Sözleşmesi’ni belediye uygulasın’ dövizleri olduğunu gören belediyenin güvenlik görevlileri görüşmede ısrarcı olan kadınların dağılması için uyarılarda bulunarak polise haber verdi. Belediye önüne gelen Güvenlik Şube polisleri kadınlara ve kadınların görüşmesini haber yapmak isteyen basın emekçilerine müdahale etti.
Kadınların direnişi ve ısrarı sonucu belediye meclis üyeleri ile görüşme gerçekleştirildi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve İyi Parti grup üyeleriyle bir görüşme gerçekleştiren kadınlar, yerelde belediye olarak İstanbul Sözleşmesine dair uygulamaları, belediyenin sözleşmeye ilişkin açık bir tutum alarak açıklama yapmasını istediklerini belirttiler.
Yapılan görüşmeye basın emekçileri alınmadı. Görüşmenin ardından belediye önünde açıklama yapmak isteyen kadınlara Güvenlik Şube polisleri izin vermedi. Görüşmeye ve konuya ilişkin bir açıklama yapamayan kadınlar Mor Mekan adlı kafeye geçti.
Burada PİRHA’ya görüşmeye dair açıklama yapan grup üyeleri şunları dile getirdi:
“Bugün İstanbul Sözleşmesi Kampanya Grubu olarak taleplerimizi belirttiğimiz dövizlerimizle Ankara Büyükşehir Belediyesi’ndeydik. Meclis üyeleriyle görüşme talebimizi kabul eden CHP ve İyi Parti belediye meclis üyeleri ile görüştük.
İstanbul Sözleşmesi maddelerinin, belediye yerel eşitlik eylem planına eklenmesini istedik. Böylece sözleşmenin fiili olarak uygulamasını devam ettirebileceğimizi belirttik. Buna göre belediyeden taleplerimiz şunlar oldu; Belediyenin kreş sayılarını arttırması, belediyenin kadın sığınma evleri açması, çalışanlara toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi verilmesi.
Ayrıca Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın açıkça İstanbul Sözleşmesi’ni desteklediğini; kadınların ve LGBTİ+ların tüm renkleri ve güzellikleriyle özgürce yaşamalarından yana olduğunu ifade etmesini talep ettik.
Ayrıca 19 Haziran’da İstanbul’da yapılacak ‘İstanbul Sözleşmesi’nden Vazgeçmiyoruz’ mitingi için ihtiyaçlarımızı da ilettik. Görüşmeden taleplerimizin değerlendirileceği sözü ile ayrıldık. Sözlerini tutup tutmayacaklarını yaşayıp hep birlikte göreceğiz.”
PİRHA-10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 68’inci ayı sebebiyle anma töreni yapıldı. 10 Ekim-Der Başkanı Mehtap Sakinci Coşgun, “Yitirdiğimiz canlar için vazgeçmiyoruz” diyerek katliam anıtının biran önce yapılması için büyükşehir belediyesine de çağrıda bulundu.
Ankara’da, 10 Ekim 2015’te IŞİD’in bombalı saldırısı sonucu yaşamını yitirenler 68’inci ayında anıldı. Katliamın yaşandığı Ankara Tren Garı’nda yapılan anmaya, yaşamını yitirenlerin aileleri ve katliamda yaralıları katıldı.
10 Ekim-Der Başkanı Mehtap Sakinci Coşgun, 10 Ekim 2015 öncesinde Diyarbakır ve Suruç’ta benzer katliamların yaşandığını hatırlatarak, “Tüm katliamlar bir an önce aydınlatılsın” dedi.
“KATLİAMLAR SİLSİLESİ GÖZ GÖRE GÖRE YAŞANDI”
Mehtap Sakinci Coşgun, 10 Ekim Ankara Katliamı Davası’nın 9 Haziran’da görülen son duruşmasına değinerek şunları ifade etti:
“Daha yeni tanıklar dinleniyor. Mülkiye müfettişleri raporu gündeme daha yeni geldi. Ama dava seyrini değiştirmeyeceği gerekçesiyle taleplerimiz reddedildi. Katliamlar silsilesi önlenebilecekken göz göre göre yaşandı. Yaşam hakkını, adaleti savunuyoruz. ‘Kamusal sorumluluk var’ diyoruz. Dahil olan herkesin, her kurumun yargılanmasını talep ediyoruz. 68 aydır adalet mücadelesini takip ediyoruz. Yitirdiğimiz canlar için vazgeçmiyoruz. 3 Eylül’de dava devam edecek. Bu zamana kadar dayanışma içindeydik, dayanışmanın güzelliğini yaşıyoruz ve devam eden süreçte de dayanışma içinde olmayı dileriz.”
ANIT TALEBİ
10 Ekim-Der Başkanı Mehtap Sakinci Coşgun, katliamın yaşandığı noktaya yapılması planlanan anıta da değindi. Sakinci Coşgun, Ankara Büyükşehir Belediyesi ile görüşmelerin olumlu neticelendiğine işaret ederek “Katliamın altıncı yılında anıt istiyoruz” diye konuştu.
PİRHA-Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde Beden Eğitimi Öğretmenliği yapan Berat Atış, yardım kampanyası dahilinde patates çuvalı ve erzak paketlerinin dağıtılması görevini kabul etmediği için Kod-29 gerekçesiyle işten çıkarıldı. Atış, “CHP’li milletvekilleri Meclis kürsüsünden Kod 29’a dair konuşmalar yaptılar ancak kendi belediyelerindeki mağduriyeti görmek istemiyorlar” diyerek hukuki yollara başvurdu.
Kod 29 ile işten çıkarma yöntemine Ankara Büyükşehir Belediyesi de başvurdu.
‘Yardım Paketi’ adı altında patates ve kömür dağıtım işini kabul etmeyen spor eğitmeni Berat Atış, Kod 29 ile yani; ‘işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı’ gerekçesiyle işten çıkarıldı.
Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde 2019 yılında ‘usta öğretici’ olarak işe başladığını belirten Berat Atış, iş tanımının beden eğitimi öğretmenliği olduğunu ancak birçok mobbing ile karşı karşıya geldiğini anlattı.
Pandemiyle birlikte belediyeye bağlı spor merkezlerinin kapandığını belirten Berat Atış, aynı süre içerisinde idarecileri tarafınca ilgili olmayan birimlerde görevlendirildiğini anlattı. Atış, 3 ay kadar belediyede kurulan Mavi Masa’daki çağrı merkezinde çalışmak zorunda kaldığını belirterek “Kanser hastası bir babam ve 65 yaş üzerinde olan annemin varlığını idarecilerime anlatmama rağmen bu işte çalışmak zorunda bırakıldım. Belediye binasının yemekhanesinde çağrı merkezi için bir bölüm oluşturulmuştu. İlk gittiğimizde kesinlikle hiçbir hijyen kurallarına uyulmuyordu. 80 kişi bir arada çalışıyorduk” ifadelerini kullandı.
Berat Atış, çağrı merkezinde yaptığı görevlendirmenin ardından idareci Begül Demir tarafından farklı işlerde çalıştırılmak istendiğini anlatarak şunları dile getirdi:
“İdareci Begül Demir, emir kipi ile ‘belediyenin dağıttığı yardım kartlarını dağıtacaksınız’ dedi. Mesleğimle ilgisi olmadığı için sivil itaatsizlik hakkımı kullanarak o görevi reddettim fakat bir süre sonra yine beni çağırarak bu kez de belediye binasının giriş bölümlerinde HES kodu sorgulama ve ateş ölçümü görevi verildi. Bir kez daha verilen görevi reddettim.
Bir süre sonra görevlerin şekli de değişti. Örneğin yapılan bir toplantıda “Dağıtım ekibi olarak işlere yetişemiyoruz. Gölbaşı’nda 3000 ton patatesimiz var. Bunlar 25’şer kiloluk çuvallara paketlenecek. Ayrıca başkanımız kavurma ve maske dağıtıyor. Mesleğiniz ne olursa olsun 3 aylık bir süreliğine patates, kömür, kavurma dağıtmak için yardım edeceksiniz’ denildi. Günlük her kişiye 30 kiloluk poşet verilecek ve herhangi bir araç da yok. Kapı kapı dolaşarak paketler teslim edilecek. Ben bu görevi kabul etmedim ama mecburen kabul eden bir çok eğitimci arkadaşım oldu.”
“OXFORD MEZUNU OLSAN DA O ÇUVAL TAŞINACAK!”
Berat Atış, konuyu belediye binasına giderek Sosyal İşler Daire Başkanı Halit Özdilek’e anlattığını, karşılığında, “Siz ek dersli öğretmen statüsündesiniz. İsterseniz sizi sözleşmeli bir personel yapabilirim’ teklifi aldığını aktardı. Berat Atış, söz konusu yöneticiden “Maalesef elimden bir şey gelmiyor. İster Oxford’dan ister ODTÜ’den mezun olun, patates ya da kömür çuvalları taşınmalı. Çünkü olağanüstü bir durum” cevabını aldığını söyledi.
Berat Atış, görevlendirmelerin bunlarla sınırlı olmadığını vurgulayarak “Yine bir başka gün emir kipi ile ‘Yarın saat sekiz buçukta meyve sebze halinde olacaksınız’ denildi. Soğuk hava deposunda görevlendirilmiştim” dedi.
ÇUVAL TAŞIMAYI KABUL ETMEYİNCE SÜRGÜN EDİLDİ!
Spor Eğitmeni Berat Atış, yaşadıklarını CHP Grup Sekreteri Muzaffer Kara’ya da anlattığını, haklı görüldüğünü ancak çözüm konusunda herhangi bir gelişme olmadığını söyledi.
Berat Atış, itirazları sonucu sürgün niteliğinde görev yerinin Çankaya’dan Sincan’a taşındığını da sözlerine eklerken kısa bir süre sonrasında da Kod 29 ile işten çıkarıldığı bilgisini verdi.
“MECLİSTEN KOD 29’A DİKKAT ÇEKEN VEKİL, BENİ GÖRMEDİ”
Konu ile ilgili CHP ve iyi Parti Genel merkezlerine de gittiğini anlatan Berat Atış, “Partilerin genel merkezlerinden randevu aldım ama 2 ay geçmesine rağmen halen bir dönüş olmadı. Ayrıca CHP Milletvekili Süleyman Bülbül’ün Mecliste Kod 29 ile ilgili bir konuşmasına rastladım. Ardından kendisine ulaştım. Müsait olmadığını söyleyerek başka bir zamanda aramamı belirtti. Defalarca kez kendisini aramama rağmen bir türlü karşılık alamadım. Halkın oyları ile milletvekili seçiliyorlar ama halkın sorununa çözüm üretip ve bu konuları dile getirmiyorlar. Kürsüde Kod 29 ile ilgili konuşma yapıyorsunuz ve ben Kod 29 ile sizin belediyemizden atılmış bir işçiydim” diye konuştu.
Berat Atış, belediye bünyesinde ‘Eğitimci’ olup baskı ve mobbinge maruz kalan çok sayıda arkadaşının olduğunu belirterek yaşadığı mağduriyeti hukuki yollardan çözmek adına dava açtığı bilgisini de paylaştı.
PİRHA – İçişleri Bakanlığı’ndan yayınlanan genelgenin ardından İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediyelerinin Vakıfbank hesabına bloke konulduğu öğrenildi.
İçişleri Bakanlığı tarafından koronavirüs bağışlarına ilişkin bugün yayınlanan genelgenin hemen ardından İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediyelerinin başlattıkları yardım kampanyalarına Vakıfbank üzerinden bağış yapılamadığı görüldü.
Genelgede yer alan “Yasalarımızda belediyelerin Yardım Toplama Kanunu’ndan muaf olduklarına dair herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Dolayısıyla belirli banka hesapları ilan ederek vatandaşlardan yardım talep etmek gibi yardım toplama faaliyetlerine ilişkin tüm iş ve işlemleri Yardım Toplama Kanunu’nu hükümlerine uygun olarak yapmak zorundadırlar” ifadeleri yer almıştı.
Bakanlık yazısının hemen ardından hesapların bloke edilmesi dikkat çekti. Sosyal medyada da çok sayıda yurttaş bağış yapamadıklarını duyurdu.
Tepkiler de yükseliyor. TBMM 27. Dönem CHP İstanbul Milletvekili, Parti Örgütü ve Örgüt Yönetiminden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı, “Halka evde kal deyip ekonomik destek vermeyen hükümet, bir de halka yardım eden belediyeleri engellemeye çalışıyor” dedi.
PİRHA – Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, 103 kişinin yaşamını yitirdiği 10 Ekim Katliamı anısına gar önüne dikilecek anıt için Kent Konseyi’ni görevlendirdi.
IŞİD saldırısında hayatını kaybeden 103 kişinin anısına anıt dikilmesi talebiyle ilgili Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın görevlendirme yaptığı öğrenildi. 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği (10 Ekim-Der) Başkanı Mehtap Sakinci Coşgun, HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile 9 Temmuz tarihinde görüşme yaparak taleplerini ilettiklerini belirtti. Coşgun, Kılıçdaroğlu ile yaptıkları görüşme sonrası Mansur Yavaş’ın, ailelerin Tren Garı önünde yapılmasını istedikleri anıt sürecinin belediyenin Kent Konseyi tarafından yürütülmesi yönünde görevlendirdiği bilgisini verdi.
Coşgun, Ankara Büyükşehir Belediyesi Kent Konseyi Başkanı Halil İbrahim Yılmaz’ın kendisini aradığını ve anıtın yapılması yönündeki süreçle ilgili müzakere yürütmek istediğini söyledi. Coşgun, emek, barış, demokrasi bileşenlerinin de içinde olacağı bir komite kurarak, Kent Konseyi’yle anıt sürecine ilişkin görüşme gerçekleştireceklerini aktardı.
Ankara Büyükşehir Belediyesi ile ODTÜ yönetiminin anlaşmasının ardından 2017 yılında, ODTÜ ormanındaki ağaçlar yol yapımı için bir gecede kesildi. Mahkeme ağaçların kesilmesinden 678 gün sonra planların yürütmesinin durdurulmasına karar verdi.
Ankara Büyükşehir Belediyesi ile Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Rektörlüğü arasında imzalanan protokolün ardından 8 Eylül 2017 tarihinde, ODTÜ arazisindeki ağaçların bir gecede kesilmesiyle açılan yolla ilgili yeni bir gelişme yaşandı. TMMOB Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi’nin açtığı davada Ankara 9’uncu İdare Mahkemesi planların yürütmesinin durdurulmasına karar verdi.
Yaptığı yazılı açıklamada, “Hiçbir nesnel ve bilimsel gerekçe olmaksızın, gerekli analiz ve ön çalışma yapılmadan sadece noktasal olarak problemleri çözme amaçlı yol ve katlı kavşak projeleri sonucu ODTÜ ormanı zarara uğratılmış ancak hukuksuzluğu açık olan bir projeye mahkeme dur demiştir” ifadesine yer veren Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi, mahkemenin kararının ardından atılması gereken adımları ise şöyle sıraladı:
Ankara Büyükşehir Belediyesi bu projeyi durdurmalı, önceki dönemin enkaz haline getirdiği bu ekolojik alanı ağaçlandırmalı ve eski haline getirmelidir.
Kent bütününü ilgilendiren ulaşım projeleri bütüncül bir Ulaşım Ana Planı olmadan yürütülmemelidir.
Ulaşım problemlerine yönelik projeler kapalı kapılar ardında Belediye bürokratlarının kontrolünde değil, şeffaf ve katılımcı süreçler sonu ortaya çıkarılmalı, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerin karar alma süreçlerinde yer alması sağlanmalıdır.
ODTÜ yönetimi, tüm Ankara için önemli bir değer olan ODTÜ’nün korunması için bu ve benzer süreçlerdeki farklı bileşenleri dışlayan ve görmezden gelen tavrını değiştirmeli ve karar alma süreçlerine, öğrenci, mezun, personel ve kentte çalışmalar yürüten meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarını da dahil etmelidir.
GÖKÇEK ‘REKORA İMZA ATTIK’ DEMİŞTİ
Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek döneminde imzalanan protokolde, ODTÜ Teknokent Kavşağı ile 1071 Malazgirt Bulvarı arasındaki bağlantıyı sağlayacak olan tünelin yapımı için anlaşılmıştı. Protokolün ardından belediyeye ait iş makineleri bir gecede yüzlerce ağacı kesmiş, bu duruma tepki olarak milletvekilleri ve öğrencilerin katılımıyla protesto gösterileri düzenlenmişti.
Melih Gökçek ise ODTÜ’de yapılan yol çalışması ve ağaçların kesilmesiyle ilgili Twitter üzerinden yaptığı paylaşımda, “ODTÜ rektörlüğü ile yapılan protokol gereği açılacak 4,5 km’lik yolu bir gecede açarak büyükşehir belediyesi bir rekora daha imza attı” ifadelerine yer vermişti.
PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ankara Şubesi öncülüğünde Çankaya Belediyesi ekiplerince yapılan 2 Temmuz Şehitler Anıt mezarının onarım ve bakım çalışması Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından durduruldu. Ancak PSAKD yöneticilerinin belediyeyle görüşmesi sonrası müdahaleden vazgeçildi.
Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ankara Şubesi öncülüğünde Çankaya Belediyesi ekiplerince 2 Temmuz günü Sivas’ta katledilen canlar için şehitler anıtı yapılıyordu.
Bugün onarımı yapılan 2 Temmuz Şehitler Anıtı mezarına Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından müdahale edilerek onarım ve bakım çalışması durduruldu. Ancak PSAKD yöneticilerinin belediyeyle görüşmesi sonrası müdahaleden vazgeçildi. Onarım çalışmaları yarın yeniden başlayacak.