Etiket: ankara dersimliler derneği

  • Dersim Tertelesi’nin 88. yılında Ankara’da anma yapıldı -VİDEO

    Dersim Tertelesi’nin 88. yılında Ankara’da anma yapıldı -VİDEO

    PİRHA-Ankara’da, Dersim Tertelesi’nin 88. yılında yaşamını yitirenler anıldı. Yapılan açıklamada, ”Katliamı yapanlardan hesabı sorulmadı. Aksine bütün siyasi iktidarlar, inkâr ve imha siyasetiyle katliamın sürdürücüsü oldular” denildi.

    Ankara Dersimliler Derneği ve Dersim 37/38 Ortak Bellek Platformu, Dersim Katliamı’nın 88’inci yıldönümünde “kefensiz yatanlarımızı unutmuyoruz” diyerek anma programı düzenlendi. Anma, çerağ uyandırılmasın ardından dara duruş ile devam etti.
    Basın metnini, Ankara Dersimliler Derneği Başkanı Çiğdem Camkıran okudu.

    “DERSİM’DE ÖTEKİLEŞTİRMENİN EN ÖNEMLİ ÖZELLİKLERİNDEN BİRİSİ ALEVİ-KIZILBAŞLIKTIR”

    Dersim Tertelesi ‘nin Cumhuriyet tarihin en karanlık olaylarından birisi olduğunu belirten Çiğdem Camkıran şunları kaydetti:

    ” O gün devletin en üst mercileri tarafından verilen kararlarla kentin, köylerin, dağların isimleri değiştirilmiş, sosyal ve kültürel kırımla sürdürülmüştür ve halen de sürdürülmeye devam etmektedir. Katliamın yapılmasına kadar devlet otoriteleri tarafından hazırlanan hemen bütün raporlarda açıkça görülmektedir ki Dersim’de sorun ya da düşman olarak kodlanan kimlik, yani ötekileştirmenin en önemli özelliklerinden birisi Alevi-Kızılbaşlıktır. Dersim’in etnik, inançsal ve sosyal konumu dikkate alındığında, onlarca insanın öldürülmesiyle, kız çocuklarının askerlere küçük yaşta verilerek jenerasyonun devamının engellenmesiyle, kalanların zorla başka yere sürgün edilmesiyle, günümüze kadar gelen travmasıyla bu katliamdır.”

    “KATLİAM İLE YÜZLEŞİLMEDİ”

    “Dersim’de 37- 38 yıllarında, Birleşmiş Milletlerin 1948’de tanımını yaptığı soykırım kriterleri uygulanmıştır” diyen Camkıran şunları ekledi:

    “Bu sözleşme bakımından, ulusal, etnik, ırksal veya dinsel bir grubu, kısmen veya tamamen ortadan kaldırmak amacıyla işlenen fiillerden her hangi biri, soykırım suçunu oluşturur ve bu fillerin her biri Dersim 37-38 da yaşanmıştır.
    Bu acıyla yüzleşilmedi. Katliamın üzerindeki sis perdesi kaldırılıp gerçeklerin gün yüzüne çıkarılması sağlanmadığı gibi, sorumlulardan hesabı da sorulmadı. Aksine bütün siyasi iktidarlar, inkâr ve imha siyasetiyle katliamın sürdürücüsü oldular. Dersim halkı ve kurumları yıllardır bu katliamın bütün yönleriyle aydınlatılması ve hesabının sorulması için mücadele ediyorlar ve mücadelelerini sürdürmeye devam edecekler.”

    “SEYİT RIZA İLE ARKADAŞLARININ MEZAR YERLERİ AÇIKLANSIN”

    Katliamda yaşamını yitirenleri saygı ile anarak taleplerini sıralayan Çiğdem Camkıran, “Bozulan adaletin sağlanması için devlet arşivlerinin açılarak yüzleşilmesini, 4 Mayıs’ın Dersim Tertelesi günü olarak kabul edilmesini, Dersim isminin iade edilmesini, sürgünler, kayıplar ve evlatlık alınan çocukların listesinin ve Seyit Rıza ile arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanmasını talep ediyoruz. Yüzleşmeyle bir daha aynı olayların yaşanmaması için alınacak önlemlerle iyileşmesi mümkün olduğunu hatırlatıyoruz” dedi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mamak İlçe Başkanı Mustafa Kartal, sadece anmalar ile yetinmeyerek ötekileştirilenlerin bir araya gelerek öz savunmalarını oluşturmalarının önemine vurgu yaptı. Kartal, “Osmanlı Dönemi’nde de, Yavuz Dönemi’nde de Alevilere katliamlar yapılmıştır. Ancak Cumhuriyet Dönemi’nde katliam defalarca kez yapılmıştır. Biz öz savunmamızı oluşturmak zorundayız. Bunu başaramazsak yeniden katliamlar yaşarız. Demokratik toplumu inşa edebilmek için bizim, yani ötekileştirilmişlerin kendi öz yönetimlerini, öz savunmalarını oluşturmaları gerekiyor” diye konuştu.

    “ÇOK İNSANSI TALEPLERİMİZ VAR”

    Ankara Dersimliler Derneği Eş Başkanı Hüseyin Arat, “Amacımız kim tazelemek değil, hafızaları yenilemektedir. Seyit Rıza’nın yaşı küçültülerek, oğlunun ise yaşı küçültülerek idam ediliyor. Üstün koru özürler duyduk. Biz berrak bir şey istiyoruz. Dersim’in adının iade edilmesi, köylerimizin isimlerinin iade edilmesi ve kaybettiğimiz canlarımızın yerlerini öğrenmek istiyoruz. Çok insanı taleplerimiz var” diye konuştu.

    “KATLİAMLARI ENGELLEYECEK OLAN BİZİM ÖRGÜTLÜLÜĞÜMÜZDÜR”

    Dersim 37/38 Ortak Bellek Platformu adına konuşan Bülent Akdağ ise şunları ifade etti:

    “Bu katliamın gelecekte tekrar etmemesi ve hafızamızı yenilemek için bir araya geldik. Dersim Soykırım Kanunu’nun kabul edilmesi gerekiyor. Bu katliamları engelleyecek olan bizim örgütlülüğümüzdür. Taleplerimizi daha güçlü bir dil ile anlatmamız gerekiyor.”

    “ACILARI ANLATABİLMEK GEREKİYOR”

    Şair Mehmet Özer de, “Dersimli değilim, Alevi de değilim ama kalbi Dersimli olan biri olarak konuşuyorum. Sayıların vicdanı yoktur, kalbimi yoktur. Dersim’de yüzbinler öldü demek hiçbir ifade etmiyor. Acıları anlatabilmek gerekiyor. Biz diğer hakların acılarımıza ortak olmasını da sağlayabiliriz” diyerek Dersim’e ilişkin okuduğu şiir ile konuşmasına son verdi.

    Anma, çerağın sırlanması ve lokmaların pay edilmesi ile sona erdi.

    PİRHA/ANKARA

  • Dersim Tertelesi’nin 87. yılında, Ankara’da anma yapıldı -VİDEO

    Dersim Tertelesi’nin 87. yılında, Ankara’da anma yapıldı -VİDEO

    PİRHA-Ankara’da, Dersim Tertelesi’nin 87. yılında yaşamını yitirenler anıldı. Yapılan açıklamada, ” Yaklaşık olarak iki yıl süren askeri operasyonlarda on binlerce Alevi Kürt katledilmiş, binlercesi sürgün edilmiş, çocukları evlatlık verilmiştir. İnancımızın son kalesi düşürülmüş ve ardından  kültürel  soykırım hayata geçirilerek bu soykırım günümüze kadar sürdürülmektedir” denildi.

     

    Ankara Dersimliler Derneği, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Ankara Varto Kültür ve Dayanışma Derneği; Dersim Tertelesi’nin 87. yılı anmasında ortak açıklama yaptı. Ortak açıklamayı kurumlar adına  Dersimliler Derneği Eş Başkanı Hüseyin Arat okudu.  Anma Çerağ uyandırmanın ardından Dara duruş ile devam etti.
    “DERSİM 37-38 SOYKIRIMINI UNUTMADIK”
    Hüseyin Arat’ın okuduğu açıklamada, Dersim Katliamının,Koçgiri’den Dersime en büyük, en kanlı Alevi katliamı olduğu vurgulanarak şu ifadeler yer verildi:
    “Tam 87 yıl önce Cumhuriyet tarihinin Koçgiri’den Dersime en büyük en kanlı Alevi katliamı Dersim Harekatı gerçekleşti.  Reya Haq Kızılbaş Kürt olan Dersimliler, egemen Osmanlı-Türk devlet geleneği ile çelişen yaşam tarzları, sosyal-siyasal ve kültürel kimlikleri nedeniyle sistemli olarak baskı ve asimilasyon altında yaşamış, bu nedenle de devletin planlı imha politikasının hedefi olmuşlardır. Devlet, 4 Mayıs 1937’de Bakanlar Kurulunda ‘Tunceli Tenkil Harekatı’ kararı alarak binlerce kadın, erkek, yaşlı ve çocuğun katledilmesinin fermanını vermiştir. Yaklaşık olarak iki yıl süren askeri operasyonlarda on binlerce Alevi Kürt katledilmiş, binlercesi sürgün edilmiş, çocukları evlatlık verilmiştir. İnancımızın son kalesi düşürülmüş ve ardından  kültürel  soykırım hayata geçirilerek bu soykırım günümüze kadar sürdürülmektedir.
    “HAKLARIMIZI ALMAK İÇİN MÜCADELEYİ YÜKSELTMEK ZORUNDAYIZ”
     Alevi katliamları, topraklarımızın tamamında sadece Dersim ile kalmamış, ardından Maraş, Sivas,  Çorum, Madımak ve Gazi gibi birçok yerde devam etmiştir. Bu aklın günümüz temsilcileri hala aynı inkâr ve imhacı tavırlarında ısrar ediyor. Öyle ki pervasızca haritadan şehirler silerek, ekolojik kırımlarla, inanç yerlerimize, ziyaretlerimize  saldırılarla ve kadın kırımlarıyla soykırımlarına devam ediyorlar. Aleviler ve tüm ötekileştirilenler bunun karşısında çaresiz değiller, örgütlü güçlerini yükselterek, talep eden değil hesap soran olmak durumundadırlar. Nasıl ki Seyit Rıza diz çökmediyse bizler de zulmü ebedi mirası olarak bırakan nahak aklın ürünü devletin karşısında dik durup haklarımızı almak için mücadelemizi yükseltmek zorundayız. Soykırımı, devlet aygıtlarını ellerinde bulunduran kadrolar yapmıştır. İnsanlık suçunu işleyenler hesap vermek zorundadırlar. Ocaklarımızın, halkımızın gaspedilen topraklarımızın sürgünlere mecbur bırakılan canlarımızın haklarının tahkimi ve bedelini ödemek zorundadırlar. İnsanlık suçu işleyenlerin tüzel veya fiziki kişiliklerinin hepsi uluslararası mahkemelerde yargılanmalıdır”
    “DERSİM’İN ADI İADE EDİLMELİDİR”
    Ortak basının metinin ardından Arat, taleplerini şöyle sıraladı:
    “Dersim’in adı iade edilmelidir. Seyitlerimizin mezar yerlerini açıklayın ve ailelerine teslim edin. 1937 soykırımını kabul edip yüzleşerek Dersim halkından özür dileyin. Başta Dersim ismi olmak üzere köy ve mezra isimlerini iade edin. Dersim’in kayıp kızları ve çocukların akıbetini açıklayın. 1937’de Elazığ İstiklal Mahkemelerinde mahkûm edilen canlarımızın akıbetini açıklayın. Genelkurmay, TBMM soykırım dönemi arşivlerini açın ve açıklayın. Ocaklarımızdan, ziyaretgâhlarımızdan, suyumuzdan, coğrafyamızdan ellerinizi çekin! Hiçbir şeyi unutmadık, hiç bir şeyi affetmedik”
    “TÜM ÖTEKİLER SESLERİNİ DAHA GÜR ÇIKARMALI”
    DEM Parti Van Milletvekili Sinan Çiftyürek, “Ben Kürdistan tarihinin, Anadolu tarihinin katliamlar tarihi olduğunu düşünmekteyim. Devlet kendisini iyi şey üzerinden kurdu; tek mezhep, tek ırk. Anadolu ve Kürdistan yıllar boyunca halklar ve inanclar bahçesi oldu. O bahçeyi kurutmak için elinden geleni yaptılar” dedi.

     

    “DEVLETİN YÜZLEŞME SÜRECİNE GİRMESİ GEREKİYOR” 

    DEM Parti Hukuk Komisyonu Eş Sözcüsü Öztürk Türkdoğan, “Toplum bir yüzleşme sürecine girdi. Devletin de bir yüzleşme sürecine girmesi gerekiyor. Türkiye’de yalan tarih ile yüzleşmesi gerekiyor. Aleviler ve tüm ötekileştirilenler seslerini daha gür çıkarsınlar” şeklinde konuştu.

    “HER ALEVİ SOYKIRIMIN TANIMINI BİLMELİ” 

    2 Temmuz Sivas Katliamında kardeşi Gülsüm Karababa’yı kaybeden Hüseyin Kababa ise “Kendini ifade edemeyecek haline getirmektir soykırım. Her Alevi soykırımın tanımını bilmek zorunda” dedi.
    “DERSİM KATLİAMI İNSANLIĞA KARŞI İŞLENMİŞ BİR SUÇTUR”
    Ankara Dersimliler Derneği Başkanı Çiğdem Camkıran ise “Dersim insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Hala asimilasyon devam etmektedir. Yüzleşmemiz lazım, unutmamız lazım, taleplerimizi dile getirmemiz gerekiyor.” dediç
    “PİRLERİMİZİN MEZAR YERİNİ SÖYLEMİYORLAR”
    Son olarak söz alan DAD Ankara Şube Başkanı Mustafa Karabudak, “ÇEDES politikaları katliamlardan ayrı düşünülemez. Hala asimile etmeye çalışıyorlar. Hala pirlerimizin mezarlarının yerini söylemiyorlar. ÇEDES projesi sadece Alevilerin sorunu değildir, bilimsel eğitim isteyen herkesin sorunudur” dedi
    Okunan ağıtların ardından anma, çerağ sırlanması ve lokmaların pay edilmesi ile sona erdi.
    PİRHA/ANKARA
  • Ankara Dersimliler Derneği’nin Başkanı yeniden Çiğdem Camkıran oldu

    Ankara Dersimliler Derneği’nin Başkanı yeniden Çiğdem Camkıran oldu

    PİRHA-Ankara Dersimliler Derneği, 15.Olağan Kurulu’nu yaptı. Dernek başkanı yeniden Çiğdem Camkıran seçildi.

    TMMOB Makine Mühendisleri Odası Eğitim ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen kurula çok sayıda Dersimlinin yanı sıra, siyasi parti temsilcileri ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri katıldı.

    Dersim’de kaybedilenler adına saygı duruşu ile başlayan kurul, divanın belirlenmesi ile devam etti. Divana; Kamil Ateşoğulları, İbrahim Elveren ve Elif Gül seçildi.

    Faaliyet ve denetleme raporunun oylamaya sunulmasının ardından yapılan seçimde başkanlığa yeniden Çiğdem Camkıran seçildi.

    “15.DÖNEM YÖNETİM LİSTESİ”

    YÖNETİM KURULU :
    1.ÇİĞDEM CAMKIRAN
    2.AYSEL EKMEKÇİ
    3.SEMRA TURHAN
    4.SEMRA KAYA
    5.HÜSEYİN ARAT
    6.UĞUR BOĞAN
    7.CEMGİL SARITAŞ
    8.ÖZGÜN YILMAZ
    9.KENAN DOĞRUL
    10.PINAR FAKİR
    11.HAMZA YILMAZ

    DENETİM KURULU:
    1.BÜLENT AKDAĞ
    2.DİLEK DOĞAN
    3.ALİ HIDIR TEKİN

    DİSİPLİN KURULU:
    1.ERCAN İĞİT
    2.ALİ MUTLU
    3.YAŞAR KILAVUZ
    4.MÜRVET SALTIK
    5.AHMET YILMAZ

     

    ANKARA/PİRHA

  • Ankara Dersimliler Derneği 15.Olağan Kurulu’nu yaptı-VİDEO

    Ankara Dersimliler Derneği 15.Olağan Kurulu’nu yaptı-VİDEO

    PİRHA-Ankara Dersimliler Derneği, 15. Olağan Kurulu başladı. Konuşma yapan Ankara Dersimliler Derneği Başkanı Çiğdem Camkıran,”38’i yaşamış bir halk olarak bizim dayanışmaya ihtiyacımız var” diyerek mücadelede ortaklaşma çağrısı yaptı.

    TMMOB Makine Mühendisleri Odası Eğitim ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen kurula çok sayıda Dersimli’nin yanı sıra DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Yönetimi, Demokratik Alevi Dernekleri, Ankara Vartolular Derneği, AKADER, Cumhuriyet Halk Partisi ve Türkiye İşçi Partisi’nden de temsilciler katıldı.

    Salonda, “Dilimize, kültürümüze, inancımıza yönelik asimilasyona hayır. Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklansın” yazılı pankartlar yer aldı. Dersimde kaybedilenler adına saygı duruşu ile başlayan kurul, divanın belirlenmesi ile devam etti. Divana; Kamil Ateşoğulları, İbrahim Elveren ve Elif Gül seçildi.

    “ALEVİLER VE KÜRTLER İÇİN HER DÖNEM ÇOK ZORDU”
    Açılış Konuşmasını yapan Ankara Dersimliler Derneği Başkanı Çiğdem Camkıran,“Derneğimiz yaklaşık 30. yılına girecek. Kurucumuz Kemal Yıldız nezdinde bütün arkadaşlarımızı saygıyla anmak istiyoruz. Ben 14. Dönemde görev alan ve derneğe emeği geçen herkese teşekkür etmek istiyorum. Aleviler için, Kürtler için her dönem çok zordu. Geçtiğimiz iki yıl boyunca elimizden gelen her şeyi yapmaya çalıştık. Hepimizin örgütlenmeye bir arada olmaya ihtiyacımız. 38’i yaşamış bir halk olarak bizim bu dayanışmaya ihtiyacımız var. Süreç bir kadın başkan olarak ilk defa beni getirdi, ama ne yazık ki feodal yapıyı geride bırakamamışız, bu konuda hepimizin desteğini istiyorum. Kadın sayısını arttırmak istiyorum. Bazı kurumlar, Dersim ismini duyunca ne yazık ki bizi uzakta bırakıyorlar. Bunu kırmamız ve birbirimize destek olmamız lazım” dedi.

    “ASİMİLASYON POLİTİKALARINA KARŞI BİRLİKTE MÜCADELE ETMELİYİZ”

    Konuşmasına Kırmancki başlayan DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, “ Biz 38’den beri asimilasyona tabi olmuş bir halkız. Özgürlük mücadelesi için topraklarımızda mücadele etmiş herkesi saygı ile anıyorum. Biz bu hakikat yolunda mücadele edenlerin yolundan gidiyoruz. Bütçe görüşmeleri devam ediyor biliyorsunuz, bu bütçe ne kadının bütçesidir, ne Alevinin bütçesidir, ne Kürt’ün bütçesidir.
    Dersim yoğun bir göç vermekte, çok fazla bir nüfus problemi var. İşsizlik çok fazla şehrimizde. Sorunlarımıza karşı ortaklaşmamız gerekmektedir. ÇEDES Projesi ve Dedelerimizin, Pirlerimizin maaşa bağlanması özel savaş politikalarının parçasıdır. Bu asimilasyon politikalarına karşı birlik olmamız gerekir. Kendi itikadımıza, kendi önderlerimize yüzümüzü daha çok dönmemiz gerekiyor” diyerek yeni seçilecek yönetime başarılar diledi.

    “DERSİM DİK DURUŞUN SEMBOLÜDÜR”

    PSAKD Kadın Örgütlenme Sekreteri Rukiye Kara ise, “Dersim benim için çok değerli, mücadelesi ile değerli. Dik duruşun sembolüdür Dersim. AKP’nin bu ülkeyi karanlığa gömmesine izin vermeyeceğiz. AKP önce kadınlara boyun eğdiremedi, Alevilere boyun eğdiremedi. Bu ülkeyi hep beraber kurtaracağız.” diye ekledi.

    İnsan Hakları Derneği’nden Fatin Kanat, “Dersim bizim büyük yaramız, sevdamız. Dersim benim için çok özel bir yer. Başarılar diliyorum, yeni seçilecek arkadaşlar da Alevilerin dertlerini, bölgenin dertlerini öne çıkaracaklarına inanıyorum” diye konuştu.

    Kurul, faaliyet raporlarının okunması ile devam ediyor.

    ANKARA/PİRHA

     

     

     

  • Seyit Rıza ve arkadaşları Ankara’da anıldı: Dersim halkından özür dilensin-VİDEO

    Seyit Rıza ve arkadaşları Ankara’da anıldı: Dersim halkından özür dilensin-VİDEO

    PİRHA- Ankara Dersimliler Derneği, 85 yıl önce idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşlarını andı. Anmada, “Arşivler açılsın, Seyid Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri, sürgünler, kayıplar ve evlatlık alınan çocukların listesi açıklansın, Dersim ismi iade edilsin, Dersim halkından özür dilensin” talepleri dile getirildi. 

    Pir Seyit Rıza ve arkadaşları, “85 yılında kefensiz yatanlarımızı anıyoruz. Dersim 37-38’i unutma” çağrısı ile Tüm Bel-Sen toplantı salonunda anıldı.
    Ankara Dersimliler Derneği tarafından düzenlenen anmaya Demokratik Alevi Derneği Ankara Şubesi, Pir Sultan Abdal KültürDerneği, Ankara Vartolular Derneği, HDP, EMEP, CHP, Yeşil Sol Parti ve Kızıl Bayrak temsilcileri de katıldı.
    Anmanın yapıldığı salona “Pirimiz Seyid Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklansın” pankartının yanısıra “Dersim ismi iade edilsin. Dersim Katliamı aydınlatılsın” dövizleri de asıldı.

    Dersim Katliamı’nda yaşamını yitirenler için 1 dakikalık saygı duruşunun ardından Şair Mehmet Özer ile Hatice Çevik, Dersim Katliamı sürgünleri ve tanıklarının mektuplarını seslendirdi.

    “DERSİM HALKINDAN ÖZÜR DİLENSİN”

    Ankara Dersimliler Derneği Başkanın Çiğdem Camkıran, tüm katılımcı kurumlar adına basın açıklamasını okudu. “Dersim 85 yıldır eşit yurttaşlık hakkı için mücadelesini sürdürüyor” diyen Camkıran, şunları kaydetti:

    “İdam edilişlerinin 85. Yılında Seyid Rıza ve yol arkadaşlarını unutmadık!
    1937/38 Dersim Tertelesi…
    Dersim toplumunun kanaat önderleri, 1935’te TBMM’de çıkarılan ‘Tunceli Kanunu’nun tahakkümcü uygulamalarına direndikleri için tutuklanarak, sonucu önceden belirlenmiş sözde yargılamadan sonra Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edildiler.

    Tertelede kurşunlanan, süngülenen, bombalanan, uçurumlardan atılan, yakılan, kimyasallar ile zehirlenen, sürgün edilen, mezar hakları bile çiğnenen on binlerce insanımızın acılı hatıralarını yüreğimizin en derininde hissediyoruz.
    Bu katliam, Dersimlilerin belleğinde tesellisi olmayan ve kabul edilemez bir yara olarak günümüzde dahi kanamaya devam etmektedir.
    Dersim kimliğinin ve kültürünün temel taşıyıcısı konumundaki başta Seyid Rıza olmak üzere kanaat önderlerimiz, Alîyê Mirzê Silî, Fındık Ağa, Hesen Ağa, Hesenê Îvraîmê Qijî, Resik Uşen ve Uşenê Seydî’ yi hileyle katlettikten sonra devlet, başsız ve çaresiz kalan Dersim Halkına karşı eşine az rastlanılır bir kırım, müsadere ve saldırganlıkla tartışmasız bir tertele uygulamıştır.

    “TÜM İNSANLIĞA KARŞI SUÇ İŞLENMİŞTİR”

    4 Mayıs 1937 bakanlar kurulu kararıyla Dersim’de köy boşaltmaları ve sürgünler başlatılmış; direnenler yakılıp, bombalanmış; çocuklar, bilhassa da kız çocuklar ailelerden kopartılarak başta subay olmak üzere Türk ve Sünni ailelere kültürel kıyım için evlatlık verilmişlerdir.
    Tektipleştirici devlet iradesi, 1937’den başlayarak Dersim kimliğini yok etmeye çalışmış ve bunu başarabilmek için de yerel önderliklerin imhasına yönelmiştir.
    Mağaralara sığınan kadın ve çocukların zehirli gazlarla katledilmesinin yanı sıra, köylerinden toplanan masum insanlar ayırım gözetilmeksizin kurşuna dizilmiş, süngülenmiş, uçurumlardan atılmıştır.
    Bu eylemler ile sadece Dersim’e karşı değil aynı zamanda tüm insanlığa karşı suç işlemiştir.
    Bugün başta bizlere ve bütün demokratik kamuoyuna; insanlığa karşı işlenmiş bu suçun teşhir edilmesi ve bütün insanlık huzurunda lanetlenmesini sağlama sorumluluğu düşmektedir.
    Dersim’de gerçekleştirilen soykırımın başlıca sorumlusu, kendinden olmayanı düşman olarak kodlayıp, onu yok etmeyi amaçlayan ırkçı ideolojidir. Onun günümüzdeki devamı ise, aynı uygulamayı 85 yıl sonra bile sürdüren mevcut devlet aklıdır.
    1937/ 1938, Dersim halkına yönelik baskı ve asimilasyon politikalarının toptan bir imha haline dönüşme tarihidir.
    Dersim, 85 yıldır yaralarını sarmaya, inkar edilmişliğini aşmaya, eşit yurttaşlık hakkını kazanmaya ve atalarının mezar yerlerini bulmaya çalışıyor.
    Tarihi hatırlamanın ve katledilenlerin anıları önünde saygıyla eğilmenin, ülkemizde ileride benzeri kitlesel katliamların engellenmesi; insan haklarına saygılı, barışı sağlamış demokratik bir toplumun kurulabilmesi için çok önemli olduğuna inanıyoruz.

    TALEPLER

    DEDEF, ADEF ve DAM olarak daha önce de birçok kez dile getirdiğimiz taleplerimizi bir kez daha ifade ederek, bu taleplerinizin karşılanabilmesi için her inanç ve ulustan halklarımızı Dersim halkı ile birlikte ortak mücadeleye çağırıyoruz.
    *Arşivler Açılsın.
    *Seyid Rıza ve arkadaşlarının mezar yerleri açıklansın.
    *Sürgünler, kayıplar ve evlatlık alınan çocukların listesi açıklansın.
    “Dersim” ismi iade edilsin.
    *Dersim halkından özür dilensin.
    *Dillerimize ve inancımıza özgürlük tanınsın.
    *Dersim’de Ekolojik ve Kültürel tahribata yol açacak projeler iptal edilsin.
    *Eşit yurttaşlık hakkımız tanınsın.”

    Anma programında Zakir Hıdır Çelebi ile Nimet Yıldız da deyiş ve ağıtlar seslendirdi. Lokmaların dağıtılmasının ardından anma programı sona erdi.

    PİRHA/ANKARA

  • Ankara’daki Dersimliler, yöresel yemek programında bir araya geldi-VİDEO

    Ankara’daki Dersimliler, yöresel yemek programında bir araya geldi-VİDEO

    PİRHA-Ankara Dersimliler Derneği üyeleri, yöresel yemek etkinliğinde bir araya geldi. Dernek sorunlarının da konuşulduğu programda “Bu dernek bir anlamda bizim memleketimiz. Buraya sahip çıkmalıyız” denildi.

    Ankara Dersimliler Derneği, üye toplantısı ve yöresel yemek etkinliği düzenledi. Yoğun katılımın olduğu programda, dernek ihtiyaçları ve üyelerin talepleri dinlendi.

    TEK OLUNCA HİÇBİR ŞEY ANLAM KAZANMIYOR”

    Ankara Dersimliler Derneği Başkanı Çiğdem Camkıran, yeni yönetim olarak, kadın ve gençlik komisyonunu tekrar hareketlendirmek istediklerini ifade ederek şunları söyledi:

    “Yaz tatili ardından eylül ayı itibariyle çalışmalarımıza başlayacağız. Yapmış olduğumuz etkinliklerde her birinizi görmek istiyoruz. Çünkü desteğinize ihtiyacımız var. Tek olunca maalesef hiçbir şey anlam kazanmıyor.
    Yönetim olarak sizlerden birkaç talebimiz de olacak. Maalesef her örgütün, derneğin nasıl ki ihtiyacı varsa, bizim derneğin de maddi desteğe ihtiyacı var. Maalesef hala göreve başladığımız günden beri aidatını vermeyenler var. Sadece 44 kişi aidat veriyor. Bunu arttırmamız gerekiyor. Çünkü bu kapının açılması ve sizlerle buluşmamız için buna ihtiyacımız var. Ayrıca erkek üyelerimiz alınmasın ama bir kadın bu yönetime ilk defa seçilmişken de kadın üyelerin sayısının bu dönem daha da arttırılmasını istiyorum.”

    “BU DERNEK BİR ANLAMDA BİZİM MEMLEKETİMİZ”

    Dernek yönetiminden Gökhan Akyol da daha fazla birliktelik kurulması gerektiğini belirterek “Bu dernek bir anlamda bizim memleketimiz. Buraya sahip çıkmalıyız. Kendimiz ve çocuklarımız için buradan kimi beklentilerimiz olabilir. Bunların neler olduğunu bize iletin ki bizler de üretmeye çalışalım.” dedi.

    Yapılan konuşmalar ardından yöresel yemek olan ‘babuko’nun hazırlanıp katılımcılara sunumuna geçildi. Programın sonunda derneğe yeni üye katılımlarının yanı sıra maddi yardım ve bağışta bulunuldu.

    PİRHA/ANKARA

  • Ankara Dersimliler Derneği aşure lokması dağıtacak!

    Ankara Dersimliler Derneği aşure lokması dağıtacak!

    PİRHA – Ankara Dersimliler Derneği, 20 Ağustos’ta aşure lokması dağıtacak.

    Ankara Dersimliler Derneği, 20 Ağustos Cumartesi, saat 18:00’de aşure lokması dağıtacak. Batıkent Pir Sultan Abdal Cemevinde dağıtılacak lokmalar için “Derneğimizin Aşure lokmasına tüm hemşehrilerimizi ve dostlarımızı bekliyoruz” denildi.

    PİRHA/ANKARA

  • Ankara Dersimliler Derneği, kahvaltı, belgesel ve kitap söyleşisi etkinliği düzenledi -VİDEO

    Ankara Dersimliler Derneği, kahvaltı, belgesel ve kitap söyleşisi etkinliği düzenledi -VİDEO

    PİRHA- Ankara Dersimliler Derneği Gençlik Komisyonu, kahvaltı, belgesel ve kitap söyleşisi etkinliği düzenledi. Etkinlik kapsamında yönetmen Medet Dilek’in katılımıyla ‘Taş Düğmeler’ isimli belgeseli izlenirken, Yazar Müslüm Kabadayı ‘Munzur’a koşan çocuk’ adlı kitabının sunumunu yaptı.

    Ankara Dersimliler Derneği Gençlik Komisyonu, kahvaltı, belgesel ve kitap söyleşisi etkinliği düzenledi. Etkinlik Ankara Dersimliler Derneği Başkanı Çiğdem Camkıran’ın birlik ve dayanışma mesajı verdiği konuşmasıyla başladı.

    ‘TAŞ DÜĞMELER’ BELGESELİ İZLENDİ

    Dernek binasında bir araya gelen gençler, imece usulü hazırladıkları kahvaltılarını yaptı. Kahvaltı ve sohbetin ardından yönetmen Medet Dilek’in katılımıyla ‘Taş Düğmeler’ isimli belgesel izlendi.

    Belgesel gösteriminin ardından söz alan Yönetmen Medet Dilek, Koçgiri Katliamı’nı anlatan belgeselini anlattı. Koçgiri Katliamı’nın tarihinden bahseden Dilek, üç yıl boyunca Dersim bölgesinde gezdiğini belirterek dönemin tanıklarıyla yaptığı görüşmeleri anlattı. Belgesel çekimi sırasında katliamın canlı tanıklarından sadece iki kadın kaldığını ve onlarında artık hayatta olmadığını kaydeden Dilek, tarihin tüm gerçekliği ile bilinmesini istediği için bu belgeseli çektiğini söyledi.

    DOĞANIN VE SUYUN ÖNEMİ ANLATILDI

    Belgesel gösteriminin ardından Yazar Müslüm Kabadayı’nın ‘Munzur’a koşan çocuk’ adlı kitabının imza ve söyleşi etkinliğine geçildi. Kabadayı, hazırladığı slaytlarla kitabının tanıtımını yaptı. Kitabının yanı sıra Dersim’de yaşanan doğa talanına değinen Kabadayı, emperyalist güçlerin kar uğruna en temel ihtiyaç olan suyu yok ettiğini aktardı. Yapılan doğa talanlarının önünün alınmadığı takdirde doğa ile birlikte insanlığında yok olabileceğini ifade eden Kabadayı, duyarlı tüm kesimlerin birlik olup doğa için mücadele etmesi gerektiğini vurguladı.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Ankara Dersimliler Derneği, yöresel yemek etkinliği gerçekleştirdi -VİDEO

    Ankara Dersimliler Derneği, yöresel yemek etkinliği gerçekleştirdi -VİDEO

    PİRHA- Ankara Dersimliler Derneği, yöresel yemek etkinliği gerçekleştirdi. Etkinlikte konuşan dernek başkanı Çiğdem Camkıran; “Çeşitli etkinlikler yapmaya devam edeceğiz. Önümüzde 1 Mayıs var. Bu ve buna benzer eylemlere dernek üyeleri olarak güçlü katılımlar gösterelim. Dayanışma sağlamak çok önemli” dedi.

    Ankara Dersimliler Derneği, yöresel yemek etkinliği gerçekleştirdi.

    Dernek üyelerinin ortaklaşa hazırladıkları Dersim yöresine ait babuko yemeği hazırlandı ve masalara dizildi.

    Çok sayıda yurttaşın katıldığı etkinlik dernek başkanı Çiğdem Camkıran’ın konuşmasıyla başladı.

    “DAYANIŞMA SAĞLAMAK ÇOK ÖNEMLİ”

    Camkıran konuşmasında; “Biz yeni yönetim olarak pandemiden kaynaklı yitirdiğimiz enerjimizi yeniden yakalamaya çalışıyoruz. Etkinliklerimiz artarak devam edecek. Gençlik alanında çalışmalarımız var, atölyelerimiz var. Demokratik eylem ve etkinliklere de dernek olarak katılmaya çalışıyoruz. Önümüzde 1 Mayıs var. Bu ve buna benzer eylemlere güçlü katılımlar gösterirsek dernek üyeleri olarak daha iyi olur. Dayanışma sağlamak çok önemli” dedi.

    Camkıran’ın konuşmasının ardından ortaklaşa yapılan babuko yemeği pay edilerek yenildi.

    PİRHA/ANKARA

  • Ankara Dersimliler Derneği, iki belediye ile ortak etkinlik gerçekleştirecek

    Ankara Dersimliler Derneği, iki belediye ile ortak etkinlik gerçekleştirecek

    PİRHA- Ankara Dersimliler Derneği’nin, Tunceli Belediyesi’nin ve Çankaya Belediyesi’nin sergi, panel ve dinletilerin yer aldığı ortak etkinliği, 12 Mart Cumartesi günü saat 11:00 ile 17:00 arasında Çankaya Belediyesi’ne ait Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde gerçekleşecek.

    Ankara Dersimliler Derneği, Tunceli Belediyesi ve Çankaya Belediyesi sergi, panel ve dinletilerin yer aldığı ortak etkinlik gerçekleştirecek.

    Çankaya Belediyesi’ne ait Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde gerçekleşecek olan etkinlik 12 Mart Cumartesi günü saat 11:00 ile 17:00 arasında olacak.

    Etkinlik kapsamında, Tunceli Belediyesi Vecihi Timuroğlu Kütüphanesi Yusuf Cengiz Sergi Salonu’ndan getirilen yazma eserler, şiar ve yazar mektupları, belgeler ve fotoğraflar sergilenecek.

    Ankara Dersimliler Derneği Çiğdem Camkıran ve Tunceli Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu’nun açılış konuşmalarıyla başlayacak olan etkinlik panellerle devam edecek. Panellerde şair Ahmet Telli, Atilla Aşut, Serpil Güvenç, Çağlar Deniz ve yazar Mesut Özcan konuşacak.

    Panellerin ardından sanatçılar Gülseren Kılıç ve Çetin Gül’ün sahneye çıkarak müzik dinletilerini sunacak.

    PİRHA/ANKARA

  • ‘PİRHA’ya yapılan hukuksuzluk derhal son bulmalı’ -VİDEO

    ‘PİRHA’ya yapılan hukuksuzluk derhal son bulmalı’ -VİDEO

    PİRHA- Ankara Dersimliler Derneği ve Ankara Vartolular Derneği, PİRHA’ya Hatay 1. Sulh Ceza Hakimliği kararıyla hiçbir gerekçe gösterilmeden erişim engeli getirilmesine tepki gösterdi. Dernek başkanları; “Alevilerin ve ötekilerin sesi olan PİRHA’ya yapılan bu hukuksuzluğun derhal son bulmasını talep ediyoruz. Özgür basın susturulamaz” dedi.

    2016 yılından bu yana yayın hayatını sürdüren, Alevi toplumuna ait bir haber ajansı olması açısından bir ilk olan ve ‘pirha.net’ adresi üzerinden yayın yapan Pir Haber Ajansı’na (PİRHA) dün (9 Mart) Hatay 1. Sulh Ceza Hakimliği kararıyla hiçbir gerekçe gösterilmeden erişim engeli getirildi.

    PİRHA’ya erişim engeli getirilmesine yönelik tepkiler gelmeye devam ediyor. Ankara’da bulunan Ankara Dersimliler Derneği ve Ankara Vartolular Derneği, erişim engelinin hukuksuzluğuna vurgu yaparak, özgür basının susturulamayacağını dile getirdiler.

    “ALEVİLERİN VE ÖTEKİLERİN SESİ OLAN PİRHA KAPATILAMAZ”

    Ankara Dersimliler Derneği Başkanı Çiğdem Camkıran dayanışma amacıyla yayınladığı videoda şunları ifade etti:

    “Alevilerin sesi olan PİRHA’ya yapılan erişim engelini kınıyoruz. Biz Ankara Dersimliler Derneği’nin her zaman yanında olan ve Alevilerin, ötekilerin sesi olan PİRHA’ya yapılan bu hukuksuzluğun derhal son bulmasını talep ediyoruz. PİRHA susturulamaz.”

    Ankara Vartolular Derneği Başkanı Özgür Yetiş Aslan ise dayanışma mesajında; “Ortada hiçbir gerekçe yokken hatta bir gerekçe bile belirtilmeden Alevilerin sesi Pir Haber Ajansı kapatılıyor. Pir Haber Ajansı kapatılamaz. Özgür basın susturulamaz” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Ankara Dersimliler Derneği: Nazımiye Kaymakamı istifa etmeli

    Ankara Dersimliler Derneği: Nazımiye Kaymakamı istifa etmeli

    PİRHA- Ankara Dersimliler Derneği, Nazımiye Kaymakamı Uğur Tutkan’ın, Düzgün Baba Cemevi Başkanını “devletin gücünü size göstereceğim, göreceksiniz” sözleriyle tehdit edip silahlı fotoğraf paylaşmasını kınadı. Yapılan açıklamada, “Kaymakam haddini aşmış ve kabul edilemez bir durum” denilerek, kaymakamın istifasını istendi. 

    Nazmiye Kaymakamı Uğur Tutkan’ın, Düzgün Baba Cemevi Başkanı Sinan Kırmızıçiçek’i tehdit etmesine tepkiler sürüyor.

    Ankara Dersimliler Derneği konuya ilişkin yazılı bir açıklama yaparak, Nazmiye Kaymakamı Uğur Tutkan’ın, Düzgün Baba Cemevi Başkanını tehdit ederek silahlı şahıslarla çekilmiş fotoğrafını yayınlamasına tepki gösterdi.

    “Kaymakam haddini aşmış ve kabul edilemez bir durum” diyen dernek yönetimi, Tutkan’ın istifasını isteyerek şu açıklamayı yaptı:

    “Halkın güvenliğini sağlamakla yükümlü olanların bir kez daha bunu sağlamamakla birlikte inancımıza ve inancımızı temsil eden kutsal mekânlarımızdan biri olan Düzgün Baba Cemevine yönelik yapılan bu saldırgan ve kindar tutumda bulunan Nazmiye Kaymakamı hakkında derhal cezai ve idari soruşturma başlatılmasını istiyoruz.

    Ya Xızır, Ya Duzgin Bawa…

    İnsan; kültürü, inancı, doğası ile bir bütündür. İnanç da sözlü, yazılı ve mekansal unsurlar içerir. Bu inançsal unsurlar gerek ulusal, gerek uluslararası düzeyde koruma altındadır.

    Hal böyleyken Alevilik inancı için en önemli zamanlardan olan Xizir ayında, yöremiz kutsal mekânlarından Duzgin Bawa ziyaretimizden basına yansıyan görüntüler inançlara, kutsallara saygı duyan herkesi, Aleviler ve Dersimliler olarak bizleri derinden etkilemiştir.

    Biz inançlara saygı duyan vatandaşlar, Aleviler, Dersimliler, Ankara Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği olarak hiçbir gerekçe ile kurumlarımızda ve kutsal mekanlarımızda silahlı pozlar verilmesini kabul etmiyoruz, etmeyeceğiz.

    Konunun muhattabı kutsal mekanımızda silahlı fotoğraf çekerek paylaşan Nazımiye Kaymakamı’nın derhal görevden alınmasını veya istifa etmesini istiyoruz.

    Kutsalımıza ve inancımıza yapılan bu saldırı ortadan kaldırılıncaya kadar takipçisi olmaya devam edeceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Ankara Dersimliler Derneği’nin ilk kadın başkanı Camkıran, yapacakları faaliyetleri anlattı -VİDEO

    Ankara Dersimliler Derneği’nin ilk kadın başkanı Camkıran, yapacakları faaliyetleri anlattı -VİDEO

    PİRHA- Ankara Dersimliler Derneği’nin ilk kadın başkanı Çiğdem Camkıran, başkan seçilme sürecini ve önümüzdeki dönemde yapacakları faaliyetleri anlattı. Camkıran, “Ülkemizde insanları sivil toplum örgütlerinden, derneklerden koparan bir süreç yaşandı. Bir arada olmak ve dayanışmak çok kıymetli. Bu bakış açısıyla derneğimizi güçlendirmeyi hedefliyoruz. Atölye çalışmaları da başlatacağız. Zazaca, tiyatro eğitimi ve müzik atölyesi de kuracağız” dedi.

    Ankara Dersimliler Derneği’nin ilk kadın başkanı Çiğdem Camkıran, başkan seçilme sürecini ve önümüzdeki dönemde yapacakları faaliyetleri anlattı.

    Peyzaj mimarı olarak belediyede çalışan Camkıran, şimdiye kadar birçok sivil toplum kuruluşunda görevler aldığını, birlikteliğin ve dayanışmanın önemli olduğunu vurguladı. Dernek faaliyetleri kapsamında gençlere, kadınlara ve çocuklara yönelik atölyeler kuracaklarını da açıklayan Camkıran, ilerleyen süreçte Dersim’de yaşayan yurttaşlarla dayanışmak için de kampanyalar başlatacaklarını söyledi.

    “İLK KADIN BAŞKAN OLMAK İSTEDİM”

    26 yıl önce kurulan Ankara Dersimliler Derneği’nin ilk kadın başkanı olmak istemenin kendisini başkanlık için motive ettiğini ve aday olmaya karar verdiğini dile getiren Camkıran; “Dersimliler Derneği açısından geç kalınmış bir kadın başkan adaylığı süreci oldu. İlk kadın başkan olmak istedim. Bu kararım, derneğimiz ve dernek çevremizde çok olumlu karşılandı. Üniversiteyi bitirip tekrar Ankara’ya geldiğimden bu yana birçok kurumda görev aldım. Öncelikle kendi meslek örgütümde teknik personel olarak çalıştım. Daha sonra yönetimde genel sekreterlik yaptım. 2015 yılında da dernekle tanıştım ve yönetimine girdim. Derneğe gelip gitmeye başladıktan sonra da hep yönetimde oldum ve elimden geldiği kadar katkı sunmaya çalıştım” ifadelerini kullandı.

    “HEMŞERİLERİM ARACILIĞIYLA DERNEKLE TANIŞTIM”

    Derneğe gelip gitmeye başladıktan sonra zamanla kadınların yönetimde çok az görev aldığını fark ettiğini söyleyen Camkıran sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Ege Üniversitesi’nde Peyzaj Mimarlığı bölümünden mezunum. Doğma büyüme Ankaralıyım. Ailem Dersimli. İlk defa 2001 yılında Dersim’e gittim. O süreçten sonra da her yaz gitmeye çalışıyorum. Dersimliler Derneği ile üniversiteden döndükten sonra, peyzaj mimarı olarak çalışırken hemşerilerim aracılığıyla tanıştım. Derneğe gelip gitmeye başladıktan sonra zamanla kadınların yönetimde çok az görev aldığını fark ettim. Şu anda 11 kişilik bir yönetim kurulumuz var. 7 erkek ve 4 kadından oluşuyor. Yönetim kurulundaki kadın sayımızı artırmaya çalıştık ama maalesef başarılı olamadık. Önümüzde ki dönemde umarım başarırız.”

    “DERNEKLER VE SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ YALNIZLAŞTI”

    Ankara’daki Dersimli nüfusunun kalabalık olduğunu da belirten Camkıran, bu kalabalığın derneğe yansımadığını dile getirdi. Başkan seçildikten sonraki süreçte yaptıkları faaliyetleri anlatan Camkıran şunları aktardı:

    “Ülkemizde insanları sivil toplum örgütlerinden, derneklerden koparan bir süreç yaşandı. Pandemi ile birlikte bu kopuş daha da arttı. Dernekler ve sivil toplum örgütleri yalnızlaştı. İnsanların bu kopuşunu ortadan kaldırmamız gerekiyor. İnsan sosyal bir varlıktır ve bu ilişkilerden beslenir. Sosyal ilişkilere ihtiyacımız var. Bir arada olmak ve dayanışmak çok kıymetli. Bu bakış açısıyla derneğimizi güçlendirmeyi hedefliyoruz. Pandemiden biz de tüm alanlar gibi etkilendik. Faaliyetlerimiz kısıtlanmıştı ancak normalleşmeye geçildikten sonra etkinliklerimize kaldığımız yerden devam ettik. Gençlik ve kadın komisyonlarımızı kurduk. Yöresel yemek etkinliği yaptık, gençlerle kahvaltıda buluşma etkinliği yaptık. Maddi ve manevi koşullarımız uygun olduğu sürece etkinliklerimizi yapmaya devam edeceğiz.”

    “12 ŞUBAT’TA HIZIR CEMİ YAPACAĞIZ”

    Önümüzdeki süreçte yapacakları faaliyetlere de değinen Camkıran şunları kaydetti:

    “Bir kadın olarak, bir peyzaj mimarı olarak, bir Dersimli olarak, bir genç olarak her alanda yapmak istediğimiz faaliyetlerimiz var. En başta üye örgütlülüğümüzü arttırmaya ve kurumsal ilişkilerimizi geliştirmeye çalışacağız. Burası kültür ve dayanışma derneği olduğu için kültür başlığı altında inancı da barındırıyor. Hızır ayı içerisindeyiz. 12 Şubat’ta Vartolular Derneği ve Demokratik Alevi Dernekleri Ankara şubesi ile birlikte Batıkent’teki Serçeşme Cemevi’nde saat 18:00’de Hızır Cemi yapacağız. Tüm canları cemimize davet ediyoruz.”

    “DERSİM’DE YAŞAYAN YURTTAŞLARLA DAYANIŞMAK İÇİN KAMPANYALAR YAPACAĞIZ”

    Dersim’in yıllardır talana, yıkıma maruz bırakılmış bir kent olduğunu, doğasının ve kültürel yapısının da tahrip edilmiş olduğunu vurgulayan Camkıran son olarak; “Dersim’in peyzaj mimarisinin yapılması gerekiyor. Tahrip edilenlerin, yıkılanların onarımının yapılması gerekir. Bunların onarımına ilişkin projelerde olmaya ve katkı vermeye çalışıyorum. Dersim’de yaşayan yurttaşlarla dayanışmak için çeşitli etkinlikler yapacağız. Geçtiğimiz yıllarda gençlik komisyonumuzun okullara kitap ve kırtasiye desteği sağlama kampanyası vardı. Biz de ilk etapta eğitimden başlamak istiyoruz. Eğitim bizim için çok önemli. O yüzden ilk olarak okullarla dayanışmak istiyoruz. Ayrıca derneğimizde atölye çalışmaları başlatacağız. Gençlere, kadınlara ve çocuklara açık olacak. Şu anda 3 atölyemizi belirledik. Zazaca, tiyatro eğitimi ve müzik atölyesi kuracağız. Zamanla bunları çeşitlendirip çoğaltacağız” dedi.

    Eren GÜVEN-Melis CİDDİOĞLU/ANKARA

     

  • Ankara Dersimliler Derneği, yöresel yemek etkinliği düzenledi -VİDEO

    Ankara Dersimliler Derneği, yöresel yemek etkinliği düzenledi -VİDEO

    PİRHA- Ankara Dersimliler Derneği, yöresel yemek etkinliği düzenledi. Etkinlikte söz alan Ankara Dersimliler Derneği’nin ilk kadın başkanı Çiğdem Camkıran, bu tür etkinliklerin düzenlenmesi için yurttaşların maddi ve manevi desteklerini beklediklerini aktardı.

    Ankara Dersimliler Derneği, yöresel yemek etkinliği düzenledi. Düzenlenen etkinlikte yurttaşların getirdiği malzemelerden Dersim’in yöresel yemeklerinden ‘babuko’ yapılarak dağıtıldı.

    Lokma dağıtımı öncesinde söz alan Ankara Dersimliler Derneği’nin ilk kadın başkanı Çiğdem Camkıran, pandemi döneminde etkinliklere ara verildiğini ancak bundan sonra her alanda çeşitli etkinlikler gerçekleştireceklerini belirtti. Bu tür etkinliklerin düzenlenmesi için yurttaşların maddi ve manevi desteklerini beklediklerini de aktaran Camkıran, 23 Ocak tarihinde ‘Gençlik kahvaltıda buluşuyor’ toplantısı düzenleyecekleri bilgisini verdi.

    Camkıran’ın konuşmasının ardından imece usulü yapılan ‘babuko’ paylaşılarak, sohbetler edildi.

    PİRHA/ANKARA

  • Ankara Dersimliler Derneği’nin ilk kadın başkanı seçildi!-VİDEO

    Ankara Dersimliler Derneği’nin ilk kadın başkanı seçildi!-VİDEO

    PİRHA- Ankara Dersimliler Derneği, 14. Olağan Kongresi’ni yaptı. Çiğdem Camkıran, derneğin ilk kadın başkanı seçildi. DEDEF Başkanı Özcan Tacar, genel kurulda yaptığı konuşmada Dersim’e dönük yapılan saldırıları dile getirerek, “İktidarı elinde bulunduranların Dersim’de Alevilere, genelde Kürtlere ve nihayetinde Türklere bile zülüm yapmakta” dedi.

    Ankara Dersimliler Derneği, 14. Olağan Kongresi’ni yaptı. Ankara Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası’nda yapılan kongrede, Dersim coğrafyasında süren çevre talanı anlatılarak, Alevi inancı ve siyasi baskılara karşı mesajlar verildi.

    Salona asılan Kürtçe, Ermenice ve Türkçe pankartlarda ise “Dilimize, kültürümüze, inancımıza yönelik asimilasyona hayır. Kadın ve çocuk şiddetine, istismarına hayır” sözleri yer aldı. Katılımın yüksek olduğu genel kurula birçok yöre ve inanç derneği temsilcilerinin yanı sıra HDP Ankara İl yönetimi de katıldı.

    Kongrenin açılışı Dede Cemal Şahin‘in okuduğu gülbeng ile yapıldı. Cemal Şahin Dede, verdiği gülbengte “Haksızlıkların olmadığı, evsiz, barksız, mekansız kimsenin kalmadığı, zor şartlar altında çalışan insanların ihmalkarlık nedeni ile hayatlarını kaybetmediği, sokaklarda insanların öldürülmediği, katliamlar nedeni ile anaların ağlamadığı, çocukların istismara uğramadığı, insan haklarının bir yaşam biçimi olması için tüm canlardan dileğimiz mücadele etmeleridir. Dil bizden ola, çalışma da canlardan ola” ifadelerini kullandı.

    Kongrenin sonraki aşamasında ise Zakir Hıdır Çelebi, Kürtçe deyişler seslendirdi.

    “KATLİAMLARA KARŞI MÜCADELEMİZDEN GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ”

    Kongrenin açılış konuşmasını yapan Ankara Dersimliler Derneği Başkanı Yaşar Kılavuz, geçmişten günümüze Dersim coğrafyasına dönük devlet baskısını eleştirdi. Kılavuz, “Katliamlara karşı mücadelemizden geri adım atmayacağız” diyerek şu konuşmayı yaptı:

    “Sistemin, özelde Dersim üzerinde oynanan baskı ve yıldırma politikası biz Aleviler, Dersimliler ve Dersim dostları olarak çektiğimiz acıların son bulmasını yürekten arzu ederiz.

    Genel politikamızın amaçları arasında Dersim Katliamı üzerinden 84 yıl geçmesine rağmen saldırı ve asimilasyon politikaları hala devam etmektedir. Tekçi, inkârcı zihniyet, geçmiş ve Hakikat ile yüzleşmekten hala kaçınmaktadır.

    Dersim’de yapılan doğa tahribatı barajlar, HES’ler, maden arama, uyuşturucu ve fuhuşa hala yaygın bir şekilde devam etmektedir. Son zamanlarda Dersim’de genelleştirilmeye çalışılan orman yangınları ve yaban hayvanlarının avlanması, Hızır’ın mallarına yapılan bu katliamlara karşı olan mücadelemizden geri adım atmayacağız.

    Rejimin bu kadar vurdum duymaz, görmemezlikten gelme ve üstünü örtbas etme girişimlerinin karşısında bizler, sivil toplum örgütlerine büyük görevler düşmektedir. Bu sadece yöresel bir sorun olmayıp ülkemizin genelini kapsamaktadır.

    Seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınıp yerlerine kayyumları dikte etmeleri, seçilmiş halkın vekillerinin kumpaslar ile zindanlara atılmaları halkın iradesine vurulan bir darbedir.

    Dersimliler Derneği olarak genel politikamız şunlardır:

    Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanması

    1937/38 Dersim arşivlerinin açılması

    Dersim isminin iade edilmesi

    Sürgünler, kayıplar ve evlatlık alınan çocukların listesinin açıklanması

    Dilimize, kültürümüze ve Alevi-Kızılbaş inancımıza özgürlük tanınması

    Munzur’da yapılmak istenen baraj, HES, maden arama projelerinin iptal edilmesi ve doğa katliamına son verilmesi.”

    “BİZLERİN ACILARI BÜYÜK, DERTLERİ ÇOK”

    Yaşar Kılavuz’un konuşması ardından divan başkanlığı seçildi. Hukukçu Kamil Ateşoğulları, İbrahim Elveren ve Elif Gül, kongrenin divan kurulu oldu. Divanın, kongre katılımcılarını selamlaması ardından yaşamını yitiren devrimciler adına saygı duruşunda bulunuldu.

    Kongrenin devamında Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Başkanı Özcan Tacar, konuşmacı olarak kürsüye çıktı. Tacar, ülkede ciddi bir siyasi ve ekonomik krizin olduğuna vurgu yaptı. Özcan Tacar, “İktidarını elinde bulunduranların Dersim’de Alevilere, genelde Kürtlere ve nihayetinde Türklere bile zülüm yapmakta” diyerek şunları söyledi:

    “Bizlerin acıları büyük, dertleri çok, sorumlulukları fazla. Biz, bunları sadece dernek ve federasyon yönetimleri ile yapmamızın mümkün olmayacağını biliyoruz. Bu ülkede kardeşliğe, birliğe, beraberliğe üyelerimizin gücü ile tüm Dersimli ve Dersim dostları ile bu işi götürme mücadelesini vermeye ihtiyacımız açık. O yüzden bu ülkenin kurtuluşunun tek başına olmayacağını bildiğimiz için Dersimlilerin kurtuluşunun da tek başına Dersimlilerden olmayacağını biliyoruz.”

    “HUKUKSUZLUKLARA ‘DUR’ DEMEK ZORUNDAYIZ”

    Kongrenin sonraki konuşmacısı ise HDP Ankara İl Eş Başkanı Pakize Sinemillioğlu oldu. Başta Aysel Tuğluk olmak üzere cezaevinde tutulan hasta tutuklulara işaret eden Pakize Sinemillioğlu, şu konuşmayı yaptı:

    “Aysel Tuğluk, biliyorsunuz ki bir an önce serbest bırakılması gerekiyor. Ona da buradan bir selam göndermek istedim. Dersim için süren günlerdir bir kampanya söz konusu. Yurtdışından avcılar çağrılarak doğa katlediliyor. Avcılık bir tür katliamdır; spor değildir. Yani devlet eliyle doğamız katlediliyor. Öylesine ceberrut bir devlet ile karşı karşıyayız ki kadınlara, doğaya hayat hakkı tanınmıyor. Bütün bunlara karşı kurumlarımız, derneklerimiz, partilerimiz ile hep birlikte bütün bu haksızlıklara, hukuksuzluklara ‘dur’ demek zorundayız.”

    CAMKIRAN, DERNEĞİN İLK KADIN YÖNETİCİSİ SEÇİLDİ!

    Yapılan konuşmalar ardından dernek yönetiminin belirlenmesine geçildi. Tek listenin oluştuğu kongrede Ankara Dersimliler Derneğinin yeni başkanı Çiğdem Camkıran olarak açıklandı. Dernek içerisinde bu güne kadar seçilmiş ilk kadın başkan olan Camkıran ile birlikte yönetimde yer alan diğer isimler ise şu şekilde sıralandı:

    Mürüvet Saltık, Rıdvan Kalmaz, Nureddin Vara, Aysel Ekmekçi, Hıdır Boğan, Emre Deniz, Semra Turhan, Özcan Sarısaltık, Gökhan Akyol, Kenan Doğrul.

    PİRHA/ANKARA

  • Halk ozanı Feyzullah Çınar Ankara’da anıldı-VİDEO

    Halk ozanı Feyzullah Çınar Ankara’da anıldı-VİDEO

    PİRHA- Alevi kurumları ve yöre dernekleri, Tuzluçayır Mahallesi’nde düzenledikleri etkinlikle halk ozanı Feyzullah Çınar’ı andı.

    Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şubesi, Ana Fatma Cemevi, Ankara Dersimliler Derneği, Ankara Vartolular Derneği ve Yuva ve Külahlı Köyleri Derneği, düzenledikleri etkinlikle halk ozanı Feyzullah Çınar’ı andı.

    Mamak Tuzluçayır Mahallesi’ndeki Feyzullah Çınar Parkı’nda yapılan anmaya çok sayıda yurttaş katıldı.

    ‘Feyzullah Çınar Bin Yıldır Saz Çalan Ozandır’ sloganıyla düzenlenen etkinlik programı dara duruşla başladı. Anma programının açılış konuşmasını Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şube Başkanı Mustafa Karabudak yaptı. Karabudak sunumunda; “Bizde yol vardır. Yol süren ozanlarımız vardır. Şiir okuyan, deyiş söyleyen, Cem tutan… Yol bugüne kadar onların sayesinde gelmiştir. Feyzullah Çınar da bu yolun evlatlarından birisidir” dedi.

    “DİK DURUŞU, HALKI TARAFINDAN ÖDÜLLENDİRİLDİ VE HALK OZANI KİMLİĞİNİ KAZANDI”

    Ana Fatma Cemevi yöneticilerinden Melahat Teke, halk ozanı Feyzullah Çınar’ın biyografisini okudu. Teke şunları dile getirdi:

    “Hak ve hakikat için dünden bugüne bedel ödeyen, işkence gören, bu yolda canını veren tüm canlarımız için özümüz dardadır. Feyzullah Çınar, 15 Kasım 1937 yılında Sivas’ın Divriği ilçesi Çamşıh yöresi Gürpınar (Çamoağa) köyünde doğdu. Küçük yaşta saza merak saran ozanımız dönemin aşıklık geleneğini sürdüren, Çamşıh’a gelen büyükIerini ilgiyle takip etti. Ayrıca Avrupa ülkelerinde Alevilik ve halk ozanlığı hakkında konferanslar verdi. Radyo ve televizyonlarda programlar yaptı, konserler düzenledi. Çınar örgütlenmenin gereğine inandığı için OZAN-DER kuruluşunda da yer aldı. Bu arada plak ve kaset çalışmaları, konserler, dergi ve gazetelerle söyleşiler ve çok kısıtlı da olsa TRT’de programları devam etti. Tiyatro çalışmalarında Pir Sultan Abdal’ı canlandırdı.

    Toplumsal açıdan zor yıllardı. Devrimci ve emekçilerin üzerindeki baskılar Çınar’ı deyişlerin yanında bugün dahi söylenmeye cesaret edilemeyen ağıt ve türküleri söylemeye itti. Çınar’ın bu çıkışları, dik duruşu, halkı tarafından ödüllendirildi ve halk ozanı kimliğini hak ederek kazanan ender kişilerden oldu. Bu başkaldırısı, halkının sevgisi yanında Çınar’a yasaklar, işkence ve cezaevi kapılarını açtı. Türlü baskı ve yasaklara rağmen Çınar, kısa yaşamına 80 tane 45’lik plak, 4 adet Long Play, 20’ye yakın kaset 200 yakın eser, sayısız halk konseri ve turne sığdırdı.

    Hakk’a yürümesinin ardından Feyzullah Çınar’a Tuzluçayır’da adını taşıyan bir park yapıldı ve içine de heybetini yansıtan heykeli dikildi. Yaşar Kemal ‘Feyzullah Çınar bin yıldır saz çalan bir ozandır’ demiştir. Alevi hakikatinin sırrına eren, hak ve hakikat yolunda emek veren bedel ödeyen, bin yıldır saz çalan büyük ozanımız Feyzullah Çınar’ı bir kez daha saygıyla anıyoruz.”

    “FRANSA’DA HALK OZANLIĞI KÜRSÜSÜ VARDI, BURADA ÇÖPÇÜLÜK YAPIYORDU”

    Çınar’ın biyografisinin okunmasının ardından kendisini tanıyan yakınları ve arkadaşları söz alarak duygu ve düşüncelerini dile getirdiler.

    Madımak Katliamı’nda kardeşini yitiren Hüseyin Karababa, şu aktarımda bulundu:

    “Feyzullah amcayı yakından tanıyan birisiyim. Feyzullah amcanın heykelini bu parka koyduk anısını yaşatmak için ancak geçtiğimiz yıllarda bu heykelin sazını kırdılar. Uzun bir süre de yapılmadı. Uzun süre kırık saz yerde kaldı. Biz tekrardan sahip çıktık ve heykeli yeniden yaptırdık.

    Feyzullah Çınar nerede ne konuşacağını bilen çok iyi bir adamdı. Saygıdeğer bir insandı. Üzülerek şunu söylemeliyim ki Feyzullah Çınar’ın Fransa’da kürsüsü var, halk ozanlığı kürsüsü… Bu kadar değer kazanmış bir adamdır. Ama maalesef sosyal demokratların belediye başkanlığını aldıkları Ankara’da Feyzullah Çınar’a çöp toplamayı layık gördüler. Feyzullah Çınar çöpçü olarak öldü. Elinde çöp süpürgesi vardı öldüğü zaman. Alevi Dede geleneğini bilinçli olarak ayaklar altına alan, itibarsızlaştıran bir mantıkla çok uzun zamandan bu yana uğraşıyoruz. İçinde bulunduğumuz durum da yol büyüklerimizin eline çöpçü süpürgesini vererek aşağılayarak, küçümseyerek, onu ozanlık geleneğinden kopartan bir mantıktır. O da bunu kaldıramadı ve kahrından öldü. Çünkü sistem onu o kadar çok sıkıştırmıştı ki ekmek yiyecek hali bile yoktu. Hiç kimsenin sahip çıkmadığı bir ortamdaydı. Gidebileceği her yer kesilmişti, izole edilmişti. Belediyede dedi ki, ‘Gel sana çöpçülük vereyim, sen buraları süpür. Ekmeğini de öyle kazan’. Böyle onurlandırdılar büyük ozanı. Saygı ile anıyorum kendisini.”

    “BATIDA ÇOK SATANLAR LİSTESİNDE BİZDE ESAMESİ OKUNMUYOR”

    Feyzullah Çınar’ın akrabası Şehriban Metin ise; “Buradaki bu sessizlik, kimsesizlik beni çok yaralıyor. Heykeli merak edip gelen bile yok. Feyzullah amca bizim yakın akrabamızdı. Çocukluğumuzda biz Divriği’de otururken evimize gelirdi. Babamın inanılmaz saygı duyduğu, saatlerce dinlediği, benim onların muhabbetlerine defalarca tanık olduğum büyük bir isim. Akrabamdan öte edebiyatın içerisinde halk ozanlığı geleneği olan birisidir. Çok güçlü bir ses biliyorum ama hepsinden önemlisi çok güzel bir yüreği vardı ve çok cesurdu. Feyzullah Çınar, yurtdışında 60’ların 70’lerin 80’lerin seslerinden çok satanlar listesine giriyor. Batı ile kendimizi sanat anlamında kıyaslarsak çok geriyiz ama bizde esamesi okunmuyor. Yaşadığı yerde de kimse merak edip de heykelin etrafında toplanıp bir şey yapmıyor. Bu çok üzüyor beni. Saygı ile anıyorum kendisini” ifadelerini kullandı.

    Konuşmaların ardından yapılan anma etkinliğine Murat Yılmaz, Hüseyin Karababa ve Hıdır Çelebi’nin söylediği deyişlerle son verildi.

    Alevi kurum ve yöre derneklerinin gerçekleştirdiği etkinliğe Mamak Halkevi, Alınteri, Divriği Kültür Derneği ve Türkiye İşçi Partisi de destek verdi.

    Sabri MERAL

     

  • Aleviler, Ankara’da Halk Ozanı Feyzullah Çınar’ı anacak

    Aleviler, Ankara’da Halk Ozanı Feyzullah Çınar’ı anacak

    PİRHA- Ankara’da bulunan Alevi kurumları ve yöre dernekleri 23 Ekim’de Tuzluçayır Mahallesi’nde düzenleyecekleri etkinlikle Halk Ozanı Feyzullah Çınar’ı anacak.

    Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şubesi, Ana Fatma Cemevi, Ankara Dersimliler Derneği, Ankara Vartolular Derneği Ve Yuva Ve Külahlı Köyleri Derneği yarın (23.10.2021) düzenleyecekleri bir etkinlikle halk ozanı Feyzullah Çınar’ı anacak.

    Tuzluçayır Mahallesi’nde bulunan Feyzullah Çınar Parkı’nda yapılacak anma ekinliği saat 11:00’de başlayacak.

    ‘Feyzullah Çınar Bin Yıldır Saz Çalan Ozandır’ sloganıyla düzenlenecek etkinlik programı dara duruşla başlayacak. Ardından sunumlar ve konuşmalar yapılarak, deyişler söylenecek.

    PİRHA/ANKARA

  • Sivas Katliamı davasına 6 Ekim’de devam edilecek; DAD’tan duruşmaya katılım çağrısı-VİDEO

    Sivas Katliamı davasına 6 Ekim’de devam edilecek; DAD’tan duruşmaya katılım çağrısı-VİDEO

    PİRHA- Sivas’ta Madımak Katliamı’nı gerçekleştiren 3 firari sanığın yargılandığı davanın duruşmasına 6 Ekim Çarşamba günü Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edilecek. DAD Ankara Şubesi, duruşmaya katılım çağrısı yaparak, “Saldırı sadece Alevilere değil, ezilen, ötekileştirilen her kesime yapıldı” dedi.

    2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından organize edilen Pir Sultan Abdal etkinlikleri sırasında Madımak Oteli’nin binlerce gerici tarafından yakılması ve çoğunluğu Alevi 33 yazar, ozan, düşünür ile 2 otel çalışanının yaşamını yitirmesinin üzerinden 29 yıl geçti.

    2012 yılında zaman aşımına uğratılan Sivas’ta Madımak Katliamı davasında dosyası ayrılan üç firari sanığın yargılandığı davanın duruşmasına 6 Ekim Çarşamba günü Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edilecek.

    Demokratik Aleviler Derneği (DAD) 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta bulunan Madımak Otel’inde 33’ü sanatçı, aydın, yazarın yakılarak katledilmesine ilişkin yarın görülecek duruşma öncesi Ankara Dersimliler Derneği’nde basın açıklaması yaptı.  Açıklamanın yapıldığı salona, katledilen 33 kişinin fotoğrafları asılarak, ‘Madımak Kerbalamızdır’ pankartı asıldı.

    Açıklamaya, İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi, Ankara Dersimliler Derneği, Madımak Müze Komitesi ve Ankara Vartolular Derneği de destek verdi. Açıklamayı DAD Ankara Şube Eş Başkanı Mustafa Karabudak okudu.

    “MUHALİF KESİMLERE YAŞAM HAKKI TANINMAMAKTA”

    Madımak Katliamı’nın bundan 29 yıl önce devletin organize ettiği ve gerici, tekçi güruhun hayata geçirdiği bir katliam olduğuna dikkat çeken Karabudak şunları dile getirdi:

    “Saldırı sadece Alevilere değil, ezilen, ötekileştiren her kesime yapıldı. Devletin yıllardır sürdürmekte olduğu tekçi, ötekileştirici bu zihniyetin getirisi olarak devam eden katliam politikaları, gittikçe saldırganlaşarak, muhalif kesime hiçbir can güvenliği ve yaşam hakkı tanımamaktadır. Benimsedikleri bu korkutma üzerine dayalı ayrımcı tutumları, gündelik hayatta dahi varlığını korumaktadır. Örneğin cemevlerimize yapılan saldırılar ve Alevi köylerine camii yapma pazarlığı, zorunlu din dersleri, ev işaretlemeleri, asimilasyon politikaları, okullarda Alevi öğrencilere, inancımıza hakaretler, Alevilerin kutsal mekânlarına işgal ve saldırılar olarak devam etmektedir.”

     “DEVLET KENDİ KATİLLERİNİ GÖRMEZDEN GELİYOR”

    Türkiye’de hangi siyasi parti iktidara gelmişse sadece Alevilere, Kürtlere değil, demokrat muhaliflere karşı baskı zulüm, katliam ve sindirme politikalarının aralıksız devam ettirdiğini vurgulayan Karabudak sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Kendi iktidar bekası için, ülkede ağır bir baskı rejimi kurmuştur. Bu süreçte çıkarılan KHK’larla yüz binlerce insan haksız yere işinden atılmış, muhalif basın yayın organları kapatılmış, binlerce insan hukuksuz kararlarla tutuklanmıştır. Bu haksızlığa boyun eğmeyip direnenler, iktidarının saldırgan politikalarının hedefi olmuşlardı. Roboski, Ankara Gar, Suruç, Diyarbakır, Antep, Sur, Cizre ve Nusaybin’de yaşanan katliamlara bakın. Yine bu devlet kendi katillerini görmezden gelerek, cezaevlerini siyasi tutsaklarla doldurup, bir iradeyi dize getirme planları yaparak baskı, zulüm, işkencelerle, yaşanmaz olan cezaevi koşullarını, hak ihlallerini ve tecridi devam ettirerek insanlık suçu işlemektedir. Evet, bugün 2 Temmuz katliamının üzerinden 29 yıl geçti, 2012 yılında Madımak ana davası zaman aşımına uğratılarak kapatılmıştır. Gelinen süreç firari üç katil yakalanmadığı için onlar üzerinden devam etmektedir. Üç katil Almanya’dadır ve adresleri bellidir, Türk devleti can alan katilleri, katliam sanığı olarak kırmızı bülten çıkartmadığı için, yakalanıp iade edilmemektedir.”

    Karabudak, yarın Ankara Adliyesi 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde saat 14.00’te görülecek olan Madımak duruşmasına katılım çağrısında bulundu.

    PİRHA/ANKARA

  • Madımak Katliamı’nı protesto ettikleri için yargılanan Alevilerin ikinci duruşması yarın-VİDEO

    Madımak Katliamı’nı protesto ettikleri için yargılanan Alevilerin ikinci duruşması yarın-VİDEO

    PİRHA-Ankara’da geçen yıl Madımak Katliamı’nı protesto ederken gözaltına alınan 8 Alevi yurttaş hakkında açılan davanın 22 Eylül’de Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde ikinci duruşması görülecek. Demokratik Alevi Dernekleri Ankara Şubesi ve diğer demokratik kurumlar, bir basın açıklaması yaparak, “Haklı davamızda, sanık sıfatıyla hakim karşısına çıkarıldık. Tüm duyarlı canları duruşmaya davet ediyoruz” dedi.

    Sivas Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenler için 2 Temmuz 2020’de Ankara’da yapılmak istenen anma nedeniyle gözaltına alınan 8 kişi hakkında dava açılmıştı.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Ankara Şubesi, Ankara Dersimliler Derneği, Ankara Vartolular Derneği, Kürdistan Komünist Partisi, Devrimci Parti ve Madımak Müze Komisyonu, yaptıkları ortak basın açıklamasıyla, 2 Temmuz 2020’de Madımak Katliamı’nı protesto etmek isteyenlere karşı açılan davanın yarın görülecek olan ikinci duruşmasına çağrı yaptı.

    Ankara Dersimliler Derneği’nde yapılan basın açıklamasını DAD Ankara Şubesi Başkanı Mustafa Karabudak okudu.

    “HAKLI DAVAMIZDA, ‘SANIK’ SIFATIYLA HAKİM KARŞISINA ÇIKARILDIK”

    Karabudak açıklamasında demokratik haklarını kullanarak Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin anmasını yapmak isteyenlere karşı açılan davanın ikinci duruşmasının yarın Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüleceğini hatırlatarak şunları dile getirdi:

    “2 Temmuz 1993 tarihinde yaşanan, insanlık tarihinin yüz karalarından, günümüzün Kerbelası olan Madımak Katliam’ında yitirdiğimiz 33 canımızı anmak için, 2 Temmuz 2020 tarihinde bir araya geldik. Daha önceki yıllarda da mitinglerle ve eylemlerle anmalar düzenlerken, pandemiden kaynaklı son anmamızı Sakarya Caddesi’nde dost kurumlarımızla bir basın açıklaması halinde gerçekleştirmek istedik. Ancak daha alana dahi varmadan, polisin ceberut bir şekilde müdahalesine uğradık. 8 canımızı darp ederek gözaltına alan polis, açıklama yapmamıza izin vermedi. En demokratik haklarımızdan olan basın açıklamasına dahi tahammül edemeyen zihniyeti kınıyoruz. 25 Şubat 2021 tarihinde haklı davamızda, sanık sıfatıyla hakim karşısına çıkarıldık. Devam eden davamızın ikinci duruşması da 22 Eylül 2021 tarihinde (Yarın), 2. Asliye Ceza Mahkemesinde, saat 10.00’da görülecektir. Tüm demokratik güçleri, duyarlı canlarımızı duruşmaya davet ediyoruz.”

    “BU DÖNEMİN İKTİDARI, MADIMAK KATLİAMI’NI GERÇEKLEŞTİREN İKTİDARIN DEVAMCISIDIR”

    Karabudak’ın ardından söz alan Madımak Müze Komisyonu üyesi Hüseyin Karababa da 6 Ekim’de görülecek olan Madımak Katliamı davasını hatırlatarak katılım çağrısında bulundu.

    Devrimci Parti üyesi Doğan Koç ise söz alarak şunları ifade etti:

    “Bu dönemin iktidarı, Gazi Katliamı, Maraş Katliamı ve Madımak Katliamı’nı gerçekleştiren iktidarın devamcısıdır. Günümüzde Alevilere yönelik saldırılar hala devam etmektedir. Hem bu saldırılara hem Madımak Katliamı’nı unutturmaya çalışanlara karşı, faşizme karşı birleşik mücadeleyi yükselteceğiz.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • DEDEF ve Ankara Dersimliler Derneği’nden açıklama: Geleceğimiz yok oluyor

    DEDEF ve Ankara Dersimliler Derneği’nden açıklama: Geleceğimiz yok oluyor

    PİRHA- Munzur Koruma Kurulu (DEDEF) ve Ankara Dersimliler Derneği bir basın açıklaması yaparak, orman yangınlarına ve müdahale edilmemesine tepki gösterdi. “Ormanlar yanıyor, çiğerlerimiz kanıyor, geleceğimiz yok oluyor” denilen açıklamada, “Alınterimiz ve irademizle var ettiğimiz bu toprakları haramilere teslim etmeyeceğiz. Börtü böceğin, nice sessiz canlının sesi olacağız ve haykıracağız. Maviliği ve yeşiliyle, horonu halayı ile bu memleket bizim” ifadeleri kullanıldı.

    Munzur Koruma Kurulu (DEDEF) ve Ankara Dersimliler Derneği, orman yangınlarına ilişkin ortak bir basın açıklama yaptılar.

    “28 Temmuz itibarı ile Antalya Manavgat- Gündoğmuş, Muğla’nın Marmaris, Köyceğiz, Milas, Seydikemer ilçeleri, Adana, Denizli, Isparta illeri ve 30 Temmuz’daki askeri operasyon sonrası Dersim’in Hozat- Ovacık- Çemişgezek ilçeleri arasında kalan bölgede çıkan orman yangınları, doğamızı acı bir yıkımla karşı karşıya bırakmaktadır” denilen açıklamada, yangınlarda 8 kişinin yaşamını yitirmesine de tepki gösterildi.

    Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli’nin kontrol altına alındığını iade ettiği bölgelerdeki yangınların bazılarının ise hala devam ettiğinin hatırlatıldığı açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Yakın dönemde ilgili kişiler, yükselecek hava sıcaklıkları ve bulunduğu konum itibarı ile ülkemizin olası yangınlara hazırlık yapması konusunda uyarılarda bulunmuşlardı. Uyarılar dikkate alınmadığı gibi, özellikle THK’nın ülkedeki en hazır kurum olmasına rağmen kayyum eli ile işlevsizleştirilmesi, müdahalede gecikilmesine, yetersiz kalınmasına, dolayısıyla da yangınların büyümesi ve yıkımın artmasına neden olmuştur. Devleti yönetenlerin, yerel yönetimleri yeterince desteklememesi de diğer bir önemli etkendir. Vatandaşlarımızın yangına müdahaleye yardımcı olmaya çalışması, bazı bölgelerde kolluk güçlerince engellenmiştir ki bu kabul edilemez bir tutumdur.”

    “DOĞAYA, İNSANA SALDIRILAR KABUL EDİLEMEZ”

    Yangınlar bahanesiyle Kürt vatandaşlara saldırıların olduğu belirtilen açıklamada, “Vatanın harcını birlikte kardığımız gün gibi ortadayken binlerce yıldır bu topraklarda alınteri dökmüş ve kök salmışken, hala insanlarımızın ötekileştirilmesi kabul edilebilir değildir. Bu ırkçı tutumu reddetmek, evrensel insan hakları ve demokrasiye inanan herkesin sorumluluğudur. Her ne gerekçe ile olursa olsun doğamıza, insanımıza yapılan saldırılar kabul edilemez. Kanun koyucuları ve kolluk güçlerini sorumluluğa davet ediyoruz. Koordinasyonun hızlı bir şekilde kurulması ve yerel imkanlarla birleştirilerek yıkımın acilen durdurulması sağlanmalı ve sonrasında ivedilikle tahribatın boyutları tespit edilerek rehabilitasyon çalışmalarına başlanması gerekmektedir” ifadeleri kullanıldı.

    Sel ve su baskınlarının da hatırlatıldığı basın açıklamasında, şunlar kaydedildi:

    Önce Artvin ve Rize’de ardından Van ve Hakkari’de yaşanan sel felaketleri ciddi tahribatlara neden olmuştur. Yaşamını yitiren vatandaşlarımız olmuş ve pek çok hayvanın telef olması ile sonuçlanan bu yıkım da rant hesabı ile hareket edenlerin yarattığı bir manzaradır. Sermayedarların kar hırsı uğruna doğayı tahrip ederek bu felaketlere neden olan bütün projeler derhal durdurulmalıdır. Maden arama ruhsatları, HES projeleri iptal edilmelidir. Cudi’de aylardır süren ağaç katliamına son verilmelidir. Yaylaların uluslararası sermayeye açılmasına, Irmaklarımızın yataklarının değiştirilmesine izin verilmemelidir.

    “ANADOLU HALKI DİRENİYOR”

    Aladağlar’dan Munzur Dağlarına, Cudi Dağı’ndan Kaçkarlar’a kederimize, sevincimize, aşklarımıza, cesaretimize tanıklık etmiş, ruhlarımızı renklendirmiş doğamıza, rant uğruna, güç kullanarak kıyıyorlar. Evrensel insanlık mirasımız, bir avuç sermaye sahibinin hırsına kurban ediliyor. Binlerce canlısı, endemik bitki örtüsü ile ekolojimiz haramilere kurban ediliyor. Ancak Karadeniz’den Ege’ye Anadolu halkı, en önde kadınlarımız olmak üzere direniyor. Sığla ağaçları direniyor. Meşe ağaçları her seferinde yeniden yeşeriyor.

    “BU MEMLEKETİ SAHİPSİZ SANANLAR YANILIYOR”

    Bu memleketi sahipsiz sananlar yanılıyor. Sabahın ilk ışıkları ile sadece günebakan çiçekleri güneşe yüzünü dönmüyor. Karadeniz’de bir dağ köyünde inadına sabahın ilk ışıklarına tohumlayan kadınlarımız var. Ege’de sığla ağaçlarına sırtını yaslayarak büyüyen genç kızlarımız var.
    Evinin verandasında tanyerini karşılayıp avuçlarıyla gökyüzünü selamlayan Dersimli insan-ı kamillerimiz var. Biz, alınterimiz ve irademizle var ettiğimiz bu toprakları haramilere teslim etmeyeceğiz. Sığla ağaçlarının meşe yapraklarının, börtü böceğin, nice sessiz canlının sesi olacağız ve haykıracağız. Maviliği ve yeşiliyle, horonu halayı ile bu memleket bizim.”

    Açıklamaya katılan diğer kurumlar ise şöyle:

    KESK Ankara Şube Platformu
    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği
    Hacıbektaş Anadolu Kültür Vakfı
    İHD Ankara Şube
    Ankara Artvinliler Derneği
    Malatya Çevre Platformu
    Demokratik Alevi Derneği
    Vartolular Derneği
    Divriği Kültür Derneği
    HDP
    Halkevleri
    EMEP
    Sol Parti
    TİP
    ESP
    SYKP

    PİRHA/ ANKARA