Etiket: ankara gar katliamı

  • 10 Ekim anmasına Ankara’da müdahale

    10 Ekim anmasına Ankara’da müdahale

    10 Ekim Ankara Katliamı’nın yıldönümünde Gar önünde yapılmak istenen anmaya polis müdahale ederek çok sayıda kişiyi gözaltına aldı. 

    DAİŞ’in bombalı saldırısı sonucu 103 kişinin yaşamını yitirdiği 10 Ekim Ankara Katliamı’nın yıldönümünde, Gar önünde yapılmak istenen anma, polisin müdahalesiyle başladı.

    Katliamın yaşandığı saat 10.04’te saygı duruşuyla başlayacak olan etkinliğin yapılacağı Ankara Gar önü, yüzlerce polis tarafından ablukaya alındı.

    Elinde bir liste bulunduran polis, yaşamını yitirenlerin ailesi dışında kimseyi Gar önüne almayacağını söyledi. Bu duruma itiraz eden 30 kişilik bir grup, Ulaştırma Kavşağı’ndan alana girmek istedi. Gruba müdahale eden polis, çok sayıda kişiyi yerlerde sürükleyerek gözaltına aldı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı-VİDEO

    10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı-VİDEO

    PİRHA-10 Ekim Ankara Katliamı’nın yıldönümünde Gar önünde yapılmak istenen anmaya polis müdahale ederek çok sayıda kişiyi gözaltına alırken, anmaya katılanlar emek, demokrasi, barış, eşitlik mücadelesini sürdüreceklerini ifade etti.

    DAİŞ’in bombalı saldırısı sonucu 104 kişinin yaşamını yitirdiği 10 Ekim Ankara Katliamı’nın yıldönümünde, katliamın yaşandığı saat 10.04’te saygı duruşuyla başlayacak olan etkinliğin yapılacağı Ankara Gar önü, yüzlerce polis tarafından ablukaya alındı.

    Elinde bir liste bulunduran polis, yaşamını yitirenlerin ailesi dışında kimseyi Gar önüne almayacağını söyledi. Bu duruma itiraz eden 30 kişilik bir grup, Ulaştırma Kavşağı’ndan alana girmek istedi. Gruba müdahale eden polis, çok sayıda kişiyi yerlerde sürükleyerek gözaltına aldı.

    Ankara Gar önünde bir araya gelen siyasi parti, sendika, demokratik kitle örgütü temsilcileri ve katliamda yaşamını yitirenlerin yakınları siyah balonlar taşıdı.

    Sık sık katliamda yaşamını yitirenler anılırken, “Katiller halka hesap verecek’ sloganı atıldı.

    Katılımcılar adına ortak açıklamayı 10 Ekim Dayanışma Derneği Başkanı Mehtap Sakinci okudu.

    “KARARLI MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    Sakinci, 10 Ekim Katliamı’ndan önceki 5 Haziran 20 1 5 Diyarbakır ve 20 Temmuz 2013 Suruç katliamlarının gerçek anlamda araştırılması ve faillerinin yakalanması durumunda olmayacağının altını çizerek, “ 2021 yılı Temmuz ayında Danıştay tarafından verilen katliamlardan dolayı “kusursuz” olduğu ve ölenlerin, yaralananların kusurlu ve borçlu çıkarıldığına dair kararı, katliamın 6. Yılında vicdanları yaralamaktadır” dedi.

    Sakinci, “Eşitlik, özgürlük, demokrasi ve barış mücadelesi yitirdiğimiz arkadaşlarımızın en büyük emanetidir. Bizler bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu doğrultuda kararlı mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    Sakin’in ardından DİSK, KESK, TMOBB, TTB adına söz alan katılımcılar, sürdürülen yargılamada adaletin yerini bulması gerektiğine dikkat çekerek, barış, özgürlük, demokrasi mücadelesine devam edeceklerini ifade ettiler.

    PİRHA/ANKARA

  • HDP’li Kenanoğlu, Ankara Gar Katliamı’nın araştırılmasını istedi

    HDP’li Kenanoğlu, Ankara Gar Katliamı’nın araştırılmasını istedi

    PİRHA- HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Türkiye tarihinin en kanlı intihar saldırısı olarak kayıtlara geçen 10 Ekim 2015 Ankara Gar Katliamı’na ilişkin Meclis Başkanlığı’na araştırma önergesi vererek, katliamda sorumluluğu olanların yargılanması gerektiğini belirtti.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, 10 Ekim 2015 tarihinde ‘Emek, Demokrasi ve Barış mitingi’ sırasında İŞİD tarafından gerçekleştirilen ve 103 insanın yaşamını yitirdiği, 391 kişinin de yaralandığı Ankara Gar Katliamı’na ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na araştırma önergesi verdi.

    Kenanoğlu, Ankara Gar Katliamı’ndan yaklaşık sekiz ay sonra, Haziran 2016’da iddianame hazırlandığını belirterek, “Yargılama sürecinde mağdur avukatları, özelikle İçişleri Bakanlığı’nın mülkiye müfettişlerinin hazırladığı rapora dayanarak saldırıda kamu görevlilerinin ihmali olduğunu savunmuştur. Söz konusu rapor ve basına daha önce yansıyan bilgilere göre; IŞİD’e bağlı bir grubun Ankara dahil bazı illerde HDP’ye yönelik saldırı düzenleyebileceği istihbaratının, saldırıdan önce emniyet birimlerine verildiğine ve kalabalık yerler ile mitinglerin özel olarak hedef olabileceği uyarısının yapıldığına işaret edilmektedir” dedi.

    “DEVLET GÖREVLİLERİ İLE ÖRGÜT MENSUPLARI AÇIĞA ÇIKARILMALIDIR”

    Hiçbir kamu görevlisinin yargılanmadığı davanın karar duruşmasında heyetin, dokuz sanık için ‘anayasal düzeni ihlal’ suçundan birer kez, ‘kasten öldürme suçundan’ da 100’er kez olmak üzere toplam 101’er kez ağırlaştırılmış müebbet, diğer sanıklar içinse 7 ile 12 yıl arasında değişen cezalar verildiğini hatırlatan Kenanoğlu, şunları belirtti:

    “Buna rağmen, IŞİD saldırısında hayatını kaybedenlerin aileleri, bu saldırının yaşanmasında idarenin hizmet kusuru olduğu, maddi ve manevi zarara uğradıklarını ileri sürerek davalar açmaya başlamış ve Ankara 17. İdare Mahkemesi, “Saldırıyı önlemekle yükümlü olduğu halde önleyemeyen” İçişleri Bakanlığı’nı 350 bin TL maddi-manevi tazminata mahkûm etmiş, yine aynı gerekçe ile Ankara 12. İdare Mahkemesinde açılan başka bir davada 2018 yılında karara bağlamış ve İçişleri Bakanlığı ile Ankara Valiliğinin 400 bin lira manevi tazminat ödemesine hükmetmiştir.

    Mevcut delillerin, kamu görevlilerinin ihmaline işaret ettiğini savunan dava avukatları “Biz bu arada geçen zamanda IŞİD’in Türkiye’de ne kadar kolay örgütlendiğini, nasıl da bu katliamları kolay gerçekleştirebildiğini öğrendik. Her şeyden önce, bu katliamların önlenebilir olduğunu öğrendik. Tüm adli makamların, yargı makamlarının, valiliğin, emniyetin ve istihbaratın,10 Ekim Ankara Katliamı konusunda, hiçbir aşamada bilgi paylaşmadığını, hatta bilgiyi kararttığını gördük. Gelinen aşamada bazı bilgilerin hem emniyet hem yargı makamları hem de savcılık tarafından ortaklaşa saklandığını, dolayısıyla delillerin karartıldığını görebiliyoruz” ifadelerini kullanmıştır.
    Öte yandan, Kasım 2018’de firari sanıklarla ilgili açılan 10 Ekim Ankara Katliamına ilişkin ikinci bir dava da halen Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam etmektedir.

    Halkların Demokrasi Partisi Grubu olarak yukarıda açıkladığımız üzere, Türkiye tarihinin en kanlı saldırısı olarak tarihe geçen 10 Ekim Ankara Gar Katliamının yaşanmasında sorumluluğu olan devlet görevlileri ile örgüt mensuplarının açığa çıkarılması, vicdanlarda ve hukuk önünde yargılanıp mahkûm edilmesi amacıyla araştırma komisyonunun kurulmasını çok önemli ve gerekli görmekteyiz.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Ankara Gar Katliamı protestosu online ortamda yapılacak

    Ankara Gar Katliamı protestosu online ortamda yapılacak

    PİRHA-Ankara Gar Katliamında yaşamını yitirenler için her ayın 10’unda düzenlenen anma, sokağa çıkma yasağı nedeniyle online yapılacak.  
    10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği (10 Ekim-Der), 103 kişinin anısına her ayın 10’unda Ankara Tren Garı önünde yaptığı anma törenini bu ay online düzenleyecek.
    Sokağa çıkma yasağına denk gelmesi üzerine online yapılacak 63. Ay anması ‘#10Ekim63ayunutmadık’ etiketiyle saat 20:00’de yapılacak.
  • AKP’li vekil şikayet etti, Ankara Katliamı’nda kızını kaybeden babaya soruşturma açıldı

    AKP’li vekil şikayet etti, Ankara Katliamı’nda kızını kaybeden babaya soruşturma açıldı

    İçişleri Bakanlığı Müfettişliği, AKP’li Serkan Bayram’ın şikayeti üzerine Ankara Katliamı’nda kızını kaybeden Faik Deli hakkında  soruşturma başlattı.

    IŞİD’in düzenlediği ve 103 kişinin hayatını kaybettiği 10 Ekim Ankara Katliamı’nda yaşamını yitiren Dicle Deli’nin babası Faik Deli hakkında AKP’li Milletvekili Serkan Bayram’ın şikayeti üzerine İçişleri Bakanlığı Müfettişliği tarafından soruşturma başlatıldı.

    Faik Deli’nin Meclis’e ziyarete gittiği bir gün Dicle Deli’ye “terörist” diyen AKP İstanbul Milletvekili Serkan Bayram’a “rahatsız edici sözler” söylediği öne sürüldü. Cumhuriyet’ten Seyhan Avşar’ın haberine göre baba Faik Deli’nin avukatı Nesrullah Oğuz, “Esas rahatsız edici olan Türkiye tarihinde meydana gelen en büyük katliamda yaşamını yitiren gencecik bir insanın cenazesini ‘terörist cenazesi’ olarak adlandırmaktır” dedi.

    AKP’Lİ VEKİL, İMAMOĞLU’NUN ‘TERÖRİST CENAZESİNE GİTTİĞİNİ’ SÖYLEMİŞTİ

    AKP Milletvekili Serkan Bayram, Dicle Deli’nin cenazesine giden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “terörist” cenazesine gittiğini söylemişti. Faik Deli, bu ifadelerin ardından AKP’li Bayrak hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.

    Bakırköy Belediyesi’nde memur olarak çalışan Faik Deli, 9 Temmuz 2019 günü TBMM’ye bazı milletvekillerini ziyarete gitti. İçişleri Bakanlığı Mülkiye Müfettişleri baba Faik Deli’nin Meclis’in ana binası kapısında yanında bulunan 4 kişi ile beraber AKP’li vekil Serkan Bayram hakkında “rahatsız edici şekilde” konuştuğunu öne sürerek, Deli’nin savunmasının alınmasını istedi.

    Söz konusu evrakta “rahatsız edici sözlerin” ne olduğu ise belirtilmedi.

  • İHD Mersin Şubesi’nde şair buluşması-VİDEO

    İHD Mersin Şubesi’nde şair buluşması-VİDEO

    PİRHA- İHD Mersin şubesi’nde şiir dinletisi düzenlendi. Şiirlerle, Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı.

    İHD Mersin şubesi yılın ilk etkinliğine şiir dinletisiyle start verdi. Dernek binasında gerçekleşen etkinliğe, şairler, Tülin Şahin Okay, Jana Med İnanç ve Erdal Dalgıç katıldı. Dinletide şiir başta olmak üzere edebiyatın gücüne dikkat çekilerek, şairle okuyucunun buluşmasının önemi vurgulandı. Etkinlikte yer alan şairler, şiirleriyle duygusal anlar yaşattı. Şair Dalgıç, Anakara Gar katliamında orda olduğunu ve tesadüfen yaşadığını belirterek, o günden bugüne yaşadığından utananlardan olduğunu söyleyerek, katliamda yaşamını yitirenler için yazdığı şiiri okudu.

    Ardından etkinliğe katılan Tülin Şahin Okay ve Jana Med İnanç’ın şiirlerini paylaşmasıyla son buldu.

    Diren KESER/MERSİN

  • ‘Kaybettiklerimizi unutmayacağız, unutturmayacağız! Sorumlularını affetmeyeceğiz!’-VİDEO

    ‘Kaybettiklerimizi unutmayacağız, unutturmayacağız! Sorumlularını affetmeyeceğiz!’-VİDEO

    PİRHA – Dersim’de sendikalar öncülüğünde 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenler anıldı. Açıklamada, “Eşitlik, özgürlük, demokrasi ve barış mücadelesi yitirdiğimiz arkadaşlarımızın en büyük emanetidir. Bizler bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu doğrultuda kararlı mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz” denildi.

    Dersim’de KESK ve DİSK, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’na ilişkin basın açıklaması yaptı.

    Seyit Rıza Meydanı’nda gerçekleşen açıklamaya siyasi parti ve kurum temsilcileri, sendika temsilcileri ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “TÜRKİYE TARİHİNİN EN BÜYÜK KİTLE KATLİAMI”

    Açıklamayı okuyan Eğitim SEN Dersim Şube Başkanı Eylem Eslek, “10 Ekim 2015 sabahında , Ankara garında, yüreklerinde sevgi, gözlerinde gülücük, dillerinde barış türküleri olan on binlerce kişi kardeşçe yan yana bulunuyordu. O karanlık dönemde hepimize umut veren bu coşkulu birliktelik saat 10’u 4 geçe birbiri ardına patlayan iki bomba ile kana bulandı. IŞİD üyesi iki canlı bomba tarafından gerçekleştirilen bu kanlı saldırı sonucunda 103 arkadaşımız hayatını yitirdi. 500’e yakın arkadaşımız yaralandı ve sakat kaldı. Türkiye tarihinin en büyük kitle katliamında kaybettiğimiz bütün arkadaşlarımızı saygı ve özlemle anıyoruz. Arkadaşlarımıza olan hasretimiz, her geçen gün daha da büyüyor” ifadelerini kullandı.

    “MAHKEME CESUR ADIM ATMADI; VİCDANLARDA ADALET TECELLİ ETMEDİ”

    10 Ekim davasına ilişkin aktarımlarda bulunan Eslek, şunları kaydetti:

    “Bildiğiniz gibi geçtiğimiz yıl Ağustos ayında 10 Ekim Davası karar bağlandı ve 9 kişi hakkında 101 kez ağırlaştırılmış müebbet cezası verildi. Dosyaları ayrılan 16 firari sanık hakkındaki davanın üçüncü duruşması 21 Kasım’da görülecek.

    Katliama ilişkin dava iddianamesi mahkemeye sunulduğu günden itibaren yürütülen soruşturmanın olayı tüm boyutlarıyla açıklığa kavuşturmaktan uzak olduğunu ifade ettik.

    3 yıldır yapılan her duruşmada, katliamda ihmali olan kamu görevlilerinin ve sorumlulukları bulunan siyasetçilerin de yargılanması gerektiği dile getirildi. Ne yazık ki mahkeme bu doğrultuda cesur bir adım atmadı ve bu eksik karar sonucunda kamuoyu vicdanında adalet tecelli etmedi.

    Saldırı sonrasında yaptığı “patlama sonrasında oylarımız yükseliyor” sözleriyle hafızalarımızda yer eden dönemin Başbakanı, geçtiğimiz aylarda “7 Haziran-1 Kasım seçimleri arası dönemdeki defterler açılırsa birçok siyasetçi insan içine çıkamaz” açıklamasında bulundu.

    Bu sözler,katliamın siyasal boyutları konusundaki endişe ve iddialarımızın haklılığını göstermiştir.Buradan davanın görülmekte olduğu mahkeme heyetini bir kez daha göreve çağırıyoruz: Bu açıklama hem bir ihbar, hem de itiraf kabul edilmelidir. Başta dönemin başbakanı ve içişleri bakanı olmak üzere dönemin siyasileri davaya dahil edilmelidir.”

    “KARARLI MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

    “Yakın tarihimizin en karanlık döneminin aydınlığa kavuşması için siyasetçileri de ellerine vicdanlarına koymaya, gerçekleri açıklığa kavuşturmaya çağırıyoruz: Türkiye’nin barış umuduna darbe vuran, insanları sokağa çıkamaz hale getiren 7 Haziran ile 1 Kasım 2015 seçimleri arasında yaşanan olayların arkasında hangi siyasetçiler var? Suruç ve Ankara Garı’nda yaşanan katliamların siyasal sorumluları kim? Bilinmelidir ki, insanlığa karşı işlenen bu suçların faillerini gizleyenler, bu suçların ortağıdır. İktidarını korumak için toplumu kaos ve şiddet sarmalına sürükleyenleri asla unutmayacağız. Kardeşlerimizin hayatlarından, bizlerin acılarından oy devşirenleri asla affetmeyeceğiz” diye konuşan Eslek, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Eşitlik, özgürlük, demokrasi ve barış mücadelesi yitirdiğimiz arkadaşlarımızın en büyük emanetidir. Bizler bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu doğrultuda kararlı mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.,

    Katliamın dördüncü yılında, bombaların patladığı bu günde,  bir kez daha sesleniyoruz: Kaybettiklerimizi unutmayacağız, unutturmayacağız! Sorumlularını unutmayacağız, affetmeyeceğiz! Yaşasın Emek, Barış ve Demokrasi Mücadelemiz. Yaşasın Halkların Kardeşliği.”

    PİRHA/DERSİM

  • PSAKD: Ankara’da yaşamını yitiren yoldaşlarımıza ‘Barış’ sözümüz var

    PSAKD: Ankara’da yaşamını yitiren yoldaşlarımıza ‘Barış’ sözümüz var

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği 10 Ekim Ankara Katliamı’nın 4. yıldönümüne ilişkin yaptığı açıklamada, “Barış ve kardeşlik uğruna 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Garı katliamında canlarını vermekten çekinmeyen yoldaşlarımıza ‘Barış’ sözümüz var. Onları gerçek anlamda anmak ‘Barış’ şiarını yükseltmekten geçer” denildi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ankara Gar katliamına ilişkin yazılı bir açıklama yaparak katliamda yaşamını yitirenler andı.

    Açıklamada, 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Garı önünde barış uğruna katledilen yoldaşlarının acısını halen yüreklerinde taşıdıklarını aktararak, o günden bugüne siyasal iktidarın savaş politikalarında bir değişiklik olmadığı kaydedildi.

    “SAVAŞ; ACI, KAN VE GÖZYAŞI DEMEK”

    TSK’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik askeri operasyonuna tepki gösterilen açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Siyasal iktidar ömrünü uzatmak ve yönetememe krizinin üstünü örtmek için savaş politikalarında ısrar etmektedir. Başka bir ülkenin topraklarına müdahale etmek doğru değildir. Bu varolan sorunları daha da ağırlaştırmaktan başka bir işe yaramaz. Suriye’nin geleceğine Suriye halkları karar vermelidir. Ayrıca Kürt sorunu güvenlik eksenli baskıcı ve inkarcı politikalarla değil demokratik ve özgürlükçü politikalarla çözülebilir. Batılı emperyalist ülkeler ise Suriye’de izledikleri kışkırtıcı politikalarla Suriye’nin yıkımında önemli rol oynamışlardır. Bu yüzden Ortadoğu halkları emperyalizme karşı biraraya gelmeli; savaş ve sömürü politikalarına karşı Ortadoğu’da özgür, eşit, demokratik, kardeşçe bir yasam inşa etmelidirler. Savaş acı, kan ve gözyaşı demektir. Savaş halklar arasına kin ve nefret tohumları ekmektir. Savaş emperyalistlerin ve bölge egemenlerinin çıkarları uğruna masum insanların ölmesidir. Kısacası halkların savaştan bir kazancı yoktur. Halkların lehine olan barış ve kardeşliktir.”

    “KATLİAMIN GERÇEK SORUMLULARI HALA YARGILANMADI”

    “Barış ve kardeşlik uğruna 10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Garı katliamında canlarını vermekten çekinmeyen yoldaşlarımıza ‘Barış’ sözümüz var” denilen açıklamada son olarak şunlar kaydedildi:

    “Onları gerçek anlamda anmak ‘Barış’ şiarını yükseltmekten geçer. 10 Ekim katliamında yitirdiğimiz yoldaşlarımız da bu savaş politikalarının kurbanı olmuş, bütün istihbarat bilgilerine rağmen önlem alınmamış, katiller emniyet birimlerinin gözü önünde miting alanına girmiş ve katliamı gerçekleştirmişlerdir. Katliamdan sonra insanlarımızın üzerine gaz sıkılmış ve ambulanslar bekletilmiştir. Katliamdan sonra açılan davada bir avuç kişiye göstermelik olarak ceza verilmiş, ama katliamın gerçek sorumluları yargılanmamışlardır. Hiçbir kamu görevlisine bu katliamdaki sorumluluklarından dolayı işlem yapılmamıştır. Katliamın üzeri kapatılmıştır. Katliamın gerçek sorumluları yargı önüne çıkarılıp hesap verinceye kadar mücadelemiz devam edecektir. 10 Ekim Katliamında yitirdiğimiz canlarımızı saygıyla anıyoruz. Barış ve kardeşlik bayrağını onların bıraktıkları yerden daha da yükseğe taşıyacağız. Anıları mücadelemizde yaşayacak. 10 Ekim katliamını unutmadık, unutmayacağız!” (HABER MERKEZİ)

  • Ümit Balın: Girdiğimiz alanda güvenlik görevlilerinin olmaması dikkatimizi çekmişti-VİDEO

    Ümit Balın: Girdiğimiz alanda güvenlik görevlilerinin olmaması dikkatimizi çekmişti-VİDEO

    PİRHA- 10 Ekim 2015 yılında Ankara’da “Emek, Barış, Özgürlük” talebiyle düzenlenen mitingde yaşanan patlamada yaralanan CHP Malatya Gençlik Kolları üyesi Ümit Balın, “Ankara gibi bir yerde Türkiye’nin başkentinde böyle bir alçaklık yapılacağını hiçbirimiz tahmin edememiştik” dedi. 

    10 Ekim 2015 yılında Ankara’daki Emek Barış Demokrasi mitingine katılmak için Tren Garı’nda başlayan yürüyüşte peş peşe iki canlı bomba saldırısı gerçekleşti. Saldırıda 103 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi yaralandı. Yaşanan patlamada yaralanan CHP Malatya Gençlik Kolları üyesi Ümit Balın yaşadıklarını PİRHA’ya anlattı.

    “GİRDİĞİMİZ ALANDA GÜVENLİK GÖREVLİLERİNİN OLMAMASI DİKKATİMİZİ ÇEKTİ”

    “Öncelikle bu mitinge katılmamın nedenlerinden biri 7 Haziran 2015 seçimlerinden önce bir güç ülkemizde provokasyonlar yapmaya başladı” ifadelerini kullanan Balın, “Bir siyasi partiye ait yüzlerce seçim bürosu yakılıp yıkıldı. En son olarak Diyarbakır’da bir mitingde canlı bomba saldırısı, ardından Suruç ülkemiz bir uçuruma doğru yuvarlanıyordu. O süreçlerde emek, demokrasi, barış mitingi düzenlenecek diye haberimiz oldu. Bizde katılma kararı aldık. 3 otobüs yola çıktık.  Malatya’dan Ankara’ya vardıktan sonra garın içinden BTS Malatya Şube başkanı Kasım abi bizimle orada bir müddet kaldıktan sonra 10.00 gibi alana doğru gittik.Benim ve arkadaşlarımın dikkatini çeken en önemli şey ise hiç bir yerde ne bir polis, ne de bir güvenlik görevlisi vardı” dedi.

    “PATLAMA İLE BİRLİKTE SURUÇ KATLİAMI GÖZÜMÜN ÖNÜNE GELDİ”

    “Alana vardık. Üst geçidin yukarısından Haziran hareketinin halayını izliyorduk. O anda video ile çekim yapmaya başladım ardından geriye döndüm alanı çekmeye devam ettim. Bir anda çok yakınımda çok şiddetli bir patlama sesi duydum. İlk önce bomba olacağını hiç tahmin edemedim. Sadece şiddetli bir ses duyduğumu sesle birlikte bir kâğıt parçası gibi savrulduğunu hissettim” diyen Balın şunları ifade etti:

    “Vücudumun sanki bir çamaşırı sıkarsın gibi baştan yukarıya doğru sıkılmış gibi bir his vardı ve o bombanın patlamasından dolayı kulağımda aralıksız hiç bitmeyen bir çınlama sesi vardı. Gözlerimde lekeler oluşmaya başladı ve o an yere düşerken binlerce düşünce aklımdan geçiyordu. Çünkü daha önce Suruç’taki katliamda pankartın arkasından o katliamı yapan zat gözümün önünden geçti. Yere düştüğüm andan itibaren düştüğüm yer yumuşak ve insanlar üst üste yığılmıştı. Hareket etmeye çalışıyordum hareket edemiyordum. Ne kadar yara aldığımın da farkında değilim. Bir tek sağ kolumu oynatabiliyorum. Ayağa kalkmaya çalıştım elimin altında yumuşak dokular vardı elime yapışıyordu. Telefonum aklıma geldi bari telefondaki o şeyleri kurtarırım diye çok mücadele ettim. Telefonum  bir adım ilerideydi ama alamamıştım. Daha sonra fotoğrafta gördüm gar alanında kalmıştı” diye ifade etti.

    “AİLEMDEN HABERSİZ ANKARA’YA GELMİŞTİM”

    “Ailem aklıma geldi. Onlardan habersiz Ankara’ya gelmiştim. Onların bu büyük travmayı kaldıramayacağını, onlar için çok büyük bir yıkım olacağını düşünmüştüm. Daha sonra yardım bekledim çok yardım istediğimi hatırlıyorum. Bir süre sonra sesleri falan duymaya başladım” diyen Balın şunlara vurgu yaptı:

    “Hep bir duygu vardı. Biri bizi duyacak mı? Hep o umutla bekledim. Bir süre sonra artık vücudum hafifledi. Gözlerim karardı, kap karanlık bir ortam sesleri duymaya başladım.Sesleri duymaya başladığımda gelen seslerin anladığım kadarıyla Güney Doğudan gelen insanlar olduğunu şivelerinden anladım. Güneydoğuda çok büyük katliamlar oluyor evler yıkılıyor, insanlar evlerin altında kalıyor onlar o acıyı yaşayarak mı o alana geldiler ve o acıyla yine karşılaşıyorlardı. Ben o katliamda acı çekmiyordum.Bende hiç acı yoktu. Çok keskin ve kötü bir koku vardı orada kurbanları keserler ya sonra bir süre can çekişir gibi hani onu hissettim. Kaç saniye daha yaşayacağız, ellerimle vücudumu yoklamaya çalışıyorum. Kopan bir yerim var mı? Hareketsiz bir şekilde hiç bir şey yapamıyorum. Kafamı hafif oynatabiliyordum.”

    “ŞU ANA KADAR 10 AMELİYAT GEÇİRDİM

    “Çok ağır süreçlerden geçtim. Şuana kadar yaklaşık 10 ameliyat geçirdim. CHP Gençlik kollarından 8 arkadaşımızı kaybettik. Ben ve birkaç arkadaş çok ağır yaralandık. Birkaç arkadaşımız yara almadan kurtuldu, psikolojik olarak ağır travmalar geçirdiklerini” ifade eden CHP Malatya gençlik kolları üyesi Ümit Balın “Halkta bir korku oluşturmanın zeminini hazırlıyorlardı. Bu konuda da kısmen başarılı oldular. 1 Kasım seçimleri öncesi yaşatılanlar seçimlerin sonucuna etki etti. 1 Kasım seçimlerinde AKP büyük oranda oy artırdı.Hastanede yattığım çevrelerde insanların artık korktuğunu yeter ki bu terör bitsin diye AKP oy verdiklerini milliyetçi çevreden çoğu tanıdığım bildiğim onun dışında çoğu yerde de bundan dolayı oy verildi”  dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

     

     

  • Şengal Katliamı 4. yılında: Katliamın sorumluları yargılanmalı-VİDEO

    Şengal Katliamı 4. yılında: Katliamın sorumluları yargılanmalı-VİDEO

    PİRHA – IŞİD’in binlerce Ezidiyi öldürdüğü, binlerce kadını esir aldığı Şengal Katliamı’nın 4’üncü yıldönümünde yapılan ortak açıklamalarda, “Tarihin karanlık sayfalarına geçen 3 Ağustos, ‘Kadın Kırımı ve Soykırıma Karşı Uluslararası Eylem Günü’ olarak kabul edilene kadar mücadeleye devam edeceğiz” denildi. 

    IŞİD’in Ezidilere yönelik 3 Ağustos 2014’te Şengal’de gerçekleştirdiği katliamda binlerce insan öldürüldü, binlerce Ezidi kadın IŞİD’liler tarafından esir alındı. 4’üncü yıl dönümünde Adana’da biraraya gelen kadınlar,  “Sadece Şengal’de değil, 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın, Diyarbakır’da HDP mitingine yapılan bombalı saldırının, Antep’teki düğünü kana bulayanların, Suruç’ta Kobani’deki çocuklara oyuncak götürmek isteyen gençlerin katillerinin peşinde olduğumuzu, adil yargılamanın yapılmasını ve katiller ile destekçilerine hak ettikleri cezanın verilmesi için çabamızı sürdüreceğiz” dediler.

    “İNSANLIK  BÜYÜK BEDELLERLE DENEYİMLENMİŞ DURUMDA”

    Birçok ilde Şengal Katliamı’nın 4. yılına ilişkin Zorla Alıkonulan Kadınlar İçin Mücadele Platformu basın açıklaması gerçekleştirdi. Adana’da HDP il binasında Şengal Katliamının 4. yıldönümü için bir araya gelen kadınlar adına basın açıklamasını HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları okudu. Hatimoğulları, “İnsanlığın, Srebrenitsa’dan, Arjantin’den, Şili’den, Bolivya’dan, Ermenilerden, Süryanilerden, Halepçe’den, Myanmar’dan, Yemen’den, Kobani’den, Afrin’den, Musul’dan, Raqqa’dan ve Filistin’den bu yana yaşadıklarından beri tarihin hangi sayfasına karanlığı, hangi sayfasına aydınlığı yerleştireceğini korkunç acılar ve büyük bedellerle deneyimlemiş durumdadır” dedi.

    “ŞENGAL’İN GERÇEK SAHİPLERİ EZİDİLER”

    Ezidilerin onbinlerce yıllık tarihine yetmiş üç ferman sığdırdığını söyleyen Hatimoğulları, “Ezidiler, 21. yüzyılın en korkunç soykırımına uğramakla kalmadı; binlerce kadın ve çocuk radikal cihadist çete örgütü IŞİD tarafından kaçırıldı. köle pazarlarında satıldı ve halen sayılarının üç bin civarında olduğunu bildiğimiz kadın ve çocukların akıbeti bilinmiyor. Aradan geçen dört yılda başta Ortadoğu olmak üzere savaşın ve silahlı çatışmaların ilk ganimeti görülen kadınlar arasında yine Şengal’in gerçek sahipleri Ezidiler gelmektedir” dedi.

    “EZİDİ KADINLAR SAVAŞ GANİMETİ OLARAK SATILDI”

    Hatimoğulları sözlerini şöyle sürdürdü:

    “3 Ağustos 2014 tarihli soykırımın yanı sıra, Ezidi kadınların IŞİD tarafından ‘savaş ganimeti’ görülerek Arap ülkelerindeki şeyhlere satılması, sistematik cinsel saldırıya maruz bırakılması ya da öldürülerek toplu mezarlara gömülmesi, Ezidi kadın kırımına da yol açmıştır. Benzer şekilde Ermeni, Süryani, Şii Şabak ve Şii Türkmen halklara dönük IŞİD’in saldırıları tüm dünyanın gözleri önünde ve egemen devletlerin korkunç sessizliği içinde gerçekleşmiştir ve halen de devam etmektedir.

    “KADINLAR DİRENİŞİ SEÇTİ”

    Ezidi kadınların, soykırımının ardından susmak, yaşananları kader olarak görmek yerine direnişi, özgürleşmeyi, doğup büyüdükleri toprakları canları pahasına savunmayı seçtiğini söyleyen Hatimoğulları, “Nitekim bu mücadele sayesinde, 2016’da 3 Ağustos tarihinin Kadın Kırımına Karşı Mücadele Günü olarak kabul edilmesi için öncülük yapmışlar, Avrupa’dan Kanada’ya, Avustralya’dan Afrika ülkelerine, Türkiye’den Irak’a kadar dünyanın birçok ülkesinde kadın hareketleri yapılan bu çağrıyı sahiplenmiş, aynı gün aynı dakika tek yürek olarak barbarlığa, vahşete, kıyıma karşı ortak mücadele kararlılığını sergilemişlerdir.

    Zorla Alıkonulan Kadınlar İçin Mücadele Platformu olarak, sadece Şengal’in değil, 10 Ekim Ankara Gar katliamının, Diyarbakır’da HDP mitingine 5 Haziran 2015’de yapılan bombalı saldırının, Antep’teki düğünü kana bulayanların, Suruç’ta Kobaneli çocuklara oyuncak götürmek isteyen gençlerin katillerinin peşinde olduğumuzu; adil yargılama yapılması ve katillerle destekçilerine hak ettikleri cezanın verilmesi için çabamızı sürdüreceğimizi tekrar ediyoruz.”

    “EZİDİLERİN SIĞINDIĞI KAMPLAR KAPATILDI”

    Zorunlu göçe maruz kalan Ezidilerin sığındığı DBP’li belediyelerin kamplarının, atanan kayyımlarca kapatıldığını hatırlatan Hatimoğulları, “Kayyımlar öncesinde kamplarda kendi inançlarını ve kültürlerini özgürce yaşamalarına olanak sağlanan, sağlık, beslenme ve temizlik gibi temel insani ihtiyaçları merkezi hükümetten hiçbir destek almaksızın karşılanan Êzidîler, bir anda ortada bırakılmıştır. Platform olarak AFAD kamplarına yapmak istediğimiz ziyaretler bugüne kadar her seferinde engellenmiştir” dedi.

    “KADIN KIRIMI VE SOYKIRIMA KARŞI ULUSLARARASI EYLEM GÜNÜ”

    Kadınların, tarihin karanlık sayfalarına geçen 3 Ağustos, ‘Kadın Kırımı ve Soykırıma Karşı Uluslararası Eylem Günü’ olarak kabul edilene kadar mücadeleye devam edeceğini söyleyen Hatimoğulları, “Bir kez daha Şengal’de, Rojava’da, Suruç’da, Ankara Garında, Süveyda’da, Stockholm’de yitirdiğimiz kadınları saygıyla, sevgiyle, minnetle anıyoruz” dedi. (HABER MERKEZİ)

  • Ankara Katliamı’nda yaşamını yitirenler 30. ayında anıldı-VİDEO

    Ankara Katliamı’nda yaşamını yitirenler 30. ayında anıldı-VİDEO

    PİRHA – 10 Ekim 2015’te Ankara Gar önünde gerçekleştirilen katliamda yaşamını yitirenler anıldı. Anmaya yaşamını yitirenlerin aileleri, yaralı olarak kurtulanlar, KESK’e bağlı sendika üyeleri ve HDP Van Milletvekili Lezgin Botan katıldı.

    2015 Ankara Gar Katliamı’nda yaşamını yitirenler katliamın 30. ayında anıldı. Katliamda yaşamını yitirenlerin aileleri, yaralı olarak kurtulanlar, emekçiler, KESK’liler ve HDP Van Milletvekili Lezgin Botan’ın katıldığı anmada demokrasi özgürlük ve barış mücadelesinde yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

    “TALEPLERİMİZİ TOPLUMUN VİCDANINA ULAŞTIRMAYA ÇALIŞIYORUZ”

    Anmada, 10 Ekim Derneği yöneticilerinden İhsan Seylan yaptığı açıklamada, “Türkiye’nin 81 ilinden Türkiye’nin başkentine, “Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi” için gelen on binlerce yurttaşın toplandığı alanda, tüm kamu sorumlularının gözü önünde binlerce kilometre öteden taşınan canlı bombalarla, bir katliam gerçekleştirildi. Neredeyse 30. Ayı geride kalan katliamdan, 103 kişi yaşamını yitirdi. Yüzlerce kişi yaralandı. Katliamın üzerinden geçen zamana rağmen an itibariyle tedavisi devam eden 30’dan fazla yaralımız, ağır tedavisi hala hastanelerde devam eden arkadaşlarımız bulunmaktadır. 8 yaralımız ömür boyu engelli kalmıştır. Onlarca insan bedeninde katliamda kullanılan “bilyelerle” yaşamını sürdürmektedir. 10 Ekimde yaralandığı için ihraç edilen, tutuklanan, gözaltına alınan onlarca arkadaşımız bulunmaktadır” diye konuştu ve şöyle devam etti:

    “Bu süreçte 10 Ekim anmasına katıldığı için gözaltına alınanlar yargılandı. 10 Ekim katliamı ile ilgili haber yapan gazeteciler yargılandı. Hatta 10 Ekim mitingine katılanlar bile yargılandı. Bu süreçte bazı prosedürler bahane gösterilerek 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği kapatıldı. 10 Ekim’de eşini, çocuklarını, anne-babasını, arkadaşlarını, can ciğer yoldaşlarını yitiren insanlara, bu alanda yıl dönümlerinde anma yapma imkanı bile hukuka ve ahlaka aykırı bir şekilde engellendi. Bize karşı açılan bunca davaya karşın 10 Ekim katliamında açık sorumluluğu bulunan kamu görevlilerine ilişkin açılan herhangi bir dava bulunmamaktadır. Bizler, 10 Ekim Barış Aileleri olarak temel taleplerimizi toplumun vicdanına ulaştırmaya çalışıyoruz.”

    “EMEĞİN HAKKI, DEMOKRASİ VE BARIŞ İÇİN TALEPLER”

    Seylan, emeğin hakkı ve demokrasi, barışın tesis edilmesi için en öncelikli taleplerini şöyle açıkladı:

    “-10 Ekim Katliamı davası 9. Tur duruşması 12-13 Haziran 2018 tarihinde “Ankara Adalet Sarayında, 4. Ağır Ceza Mahkemesinde” görülecektir. Kamuoyunun bu davayı takip etmesini talep ediyoruz. Her zaman ifade ettiğimiz gibi 10 Ekim davasında ortaya konulacak adalet veya adaletsizlik, Türkiye’nin hangi yöne doğru savrulduğunun bir göstergesi olacaktır. OHAL ve savaş koşullarında her şey kısıtlanmaya ve bastırılmaya çalışılmaktadır. Tüm bu koşullara ve geçen zamana rağmen biz davamızın peşini bırakmayacağız ve bu dava gerçek sorumlular da yargılandığı gün kapanacaktır.

    -10 Ekim Davasının ve bu davanın benzerleri olan Suruç, Antep, Diyarbakır, İstanbul gibi davaların sadece tetikçilerinin değil başta kamusal sorumluluğunu yerine getirmeyen kamu görevlileri olmak üzere tüm sorumluların yargılanarak adil bir şekilde tamamlanmasını talep ediyoruz. O gün o alanda katliamcıların binlerce kilometreden gelmesine göz yuman, katliam anında gerekli sağlık desteğini sundurmayan, ambulans göndermeyen, gelen ambulansı bekleten, bir nefesin can kurtardığı yerde biber gazı sıkıp ilk yardım ve müdahaleyi engelleyen ve diğer tüm kamusal sorumluları bu katliamdaki ihmal ve kasıtları nedeniyle hesap vermelidir.

    -Diyarbakır 5 Haziran IŞİD katliamının davası bugün Sincan Adliyesi, 2. Ağır Ceza Mahkemesinde, Suruç Katliamı Mahkemesi de 29 Mayıs 2018 tarihinde Hilvan Cezaevi kampüsünde görülecektir. 10 Ekim Aileleri olarak bu davaların tarafı olduğumuzu bir kez daha duyuruyor, kamuoyuna duyarlılık çağrısı yapıyoruz.

    Seylan, “Bitirirken yine ifade ediyoruz; 10 Ekim hepimizin davasıdır. Emeğin, barışın ve demokrasinin davasını takip etmeye, bu dava yolunda düşenlere “bin selam” demeye devam edeceğiz. Barışın yolunda mücadele eden tüm yoldaşlara, düşen tüm dostlara barış ve adaletin sözünü veriyoruz. Onlara sözümüz barış ve adalet olacaktır” diyerek sözlerini tamamladı.

    “FAİLİN KİM OLDUĞUNU BİLİYORUZ”

    Daha sonra söz alan HDP Van Milletvekili Lezgin Botan, “Şu an yerde fotoğraflarını gördüğümüz yoldaşlarımız bize bakışlarıyla bize bir emir veriyorlar, diyorlar ki Türkiye ve Türkiye halkları karanlığa gömülmesin diye biz canlarımızı feda ettik. Vasiyetlerini hedefe ulaştırmaktır. Hepimiz failin kim olduğunu biliyoruz. Tetikçilerin kim olduğunu biliyoruz, azmettiricinin kim olduğu çok açıktır. Bir ülkenin başkentinde sadece barış istediği için 100 üzerinde insan katlediliyorsa şunu sormak lazım eğer siyasi otoritenin bu işte parmağı yoksa o gün yapılması gereken şunlardı. İçişleri Bakanı, MİT müsteşarının, Emniyet Genel Müdürü’nün, Ankara Valisi’nin görevden alınması gerekirdi, bunlar görevlerinden alınmadı. Bunun parmak izi şu an parlamentodadır, bunun parmak izi siyasal iktidardır.  Bir gün Mutlaka ama mutlaka hesap vereceklerdir” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • ’10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği’ni kapatmak vahşeti yok saymaktır’

    ’10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği’ni kapatmak vahşeti yok saymaktır’

    PİRHA – 10 Ekim  Barış ve Dayanışma Derneği’nin  Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından kapatılmasına ilişkin dernek yöneticileri Tüm Bel-Sen Genel Merkezi’nde basın toplantısı gerçekleştirdi. Yapılan açıklamada “Dernek en çok da barışa ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde kapatılmasına karar verilen bir dernektir” denildi.

    Geçtiğimiz gün 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği, Ankara 7.Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından kapatıldı. Konuya ilişkin sivil toplum kuruluşları ve KESK, DİSK, TMMOB, TTB temsilcilerinin katıldığı basın açıklaması gerçekleştirildi.

    Açıklamayı okuyan dernek başkanı Mehtap Sakinci Coşgun okudu. Coşgun, “10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği, 09.03.2016 tarihinde 54 kurucu üye ile adalet talebi ve dayanışma duygusuyla 10 Ekim 2015’de yaşanan Cumhuriyet tarihinin en büyük katliamı sonrası kurulmuş ve yaklaşık 23 aydır aileler, sivil toplum örgütleri ile siyasi partilerin verdiği güçle faaliyetine devam etmektedir. 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği; katliamın 91. gününde acılı ailelerin bir araya gelerek bir dernek kurma fikrinden hareketle, gözyaşı ile kurulan ve gücünü on binlerce 10 Ekim yoldaşından alan bir dernektir” dedi.

    “DERNEK, YURTTAŞLARIN BARIŞ VE DEMOKRASİ TALEBİNİN KENDİSİDİR”

    Coşgun, 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği’nin halihazırda 30’u aşkın yaralının tedavisine katkı sunulması, mağdurların hukuki işlemlerinden doğan yargılama giderlerinin karşılanması, ceza davasının teminatı olan ailelerin Türkiye’nin dört bir yanından gelerek davalara devamlılığının sağlanması, ailelerin kendi içinde kenetlenmesi ile örgütlü gücünün oluşturulması ve daha da önemlisi belleklerden bu katliamı silmeye çalışanlara inat, her ayın 10. gününde 10:04’te Ankara Garı’nda anmaların kesintisiz olarak gerçekleştirilmesi gibi elzem konuları hayata geçiren bir dernek olduğunu ifade etti.

    Coşgun, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği; dünden bugüne kadar acı, savaş ve yıkımlar ile yoğrulan bu coğrafyada emeğin hak talebi ve yurttaşların barış ve demokrasi talebinin ta kendisidir.
    10 Ekim 2015’te yarım kalan barış şiarı; katliam sonrasında derneğimiz sayesinde on binlerin yüksek sesle ifade edebilmesine imkan tanımıştır. Türkiye’de barış mitinginde yaşanan bir katliamın akabinde kurulan ve amacı adalet talebinin dışında “barışın hemen tesisi” olan başka bir dernek de bulunmamaktadır.”

    “KAPATILMAYA SEBEBİYET VERECEK USUL EKSİKLİĞİ YOK”

    “10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği, adında “barış” olan ve en çok da barışa ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde kapatılmasına karar verilen bir dernektir. Derneğimiz; Ankara İl Dernekler Masası’na dernek tüzüğünün sunulmasından itibaren yaşadığı zorluklardan; iki defa tüzük değişikliği yapılması talebine kadar, başından itibaren hukuki iradesi sekteye uğratılmak istenen bir dernektir” diye konuşan Coşgun, şunları kaydetti:

    “Derneğin kurulduğu günden bu yana kadar önümüze konulan her engelde hukuken gereken ne ise dernek olarak yerine getirmiş isek de; kesinlikle bir derneğin kapatılmasına sebebiyet verecek usuli bir eksikliğimiz olmamıştır. Dernek Tüzüğümüzün 5. maddesindeki “üyeliğin askıya alınması” ile ilgili düzenleme, Dernekler Masası tarafından yasaya aykırı addedilerek, mahkeme tarafından da aynı gerekçe ile 13.02.2018 tarihinde derneğimiz hakkındaki fesih davası aleyhimizde kabul edilmiştir.
    Hemen belirtmek gerekirse, dernek üyeliğinden çıkarma prosedürünün bir devamı niteliğinde olan ve bir üyenin haklarından geçici olarak mahrum bırakılması anlamına gelen bu düzenlemede hukuken hiçbir engel yoktur. Üstelik tüzük değişikliğinin gerçekleşebilmesi için yeniden genel kurul yapılması yönündeki talebimizde İl Dernekler Masası tarafından ret edilmiştir. Gelinen aşamada Derneğimizin kapatılması kararının hukuki saiklerle verilmediği kanaatindeyiz.”

    “DERNEĞİ KAPATMA KARARI YAŞANAN VAHŞETİ YOK SAYMAKTIR”

    Coşgun, 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği’nin kapatılmasına dair bu kararın, aslında bir ülke tarihinde yaşanan en büyük katliamda yaşamını kaybeden 103 canın ve yaralanan 450’nin üzerindeki insanın yaşadığı vahşeti yok saymak olduğunu belirtti.

    Toplum vicdanında 10 Ekim katliamının açtığı yarayı yeniden kanatmak ve aynı zamanda geride kalan bizlerin “unutmama, unutturmama” iradesini de tanımamak olduğunu dile getiren Coşgun, şöyle devam etti:

    “Herkes tarafından bilinsin ki; 10 Ekim adalet ve barış talebimiz kapsamında siyasetler üstü kurduğumuz örgütlü mücadele, hız kesmeden ve kurumsal başka bir yapıyla devam edecektir.
    10 Ekim aileleri, yine aynı amaçlar doğrultusunda ve vakıf tüzel kişiliğiyle yoluna devam etme kararı almıştır. Bu aşamadan sonra örgütlü mücadelemizin; değil herhangi bir menfi kararla sonlandırılması, bir an dahi bile durdurulması mümkün değildir. Bizi yan yana ve bu mücadeleden geri durmaktan hiçbir karar alıkoyamaz. Çünkü 28 ay, 850 gün önce yüreklerimize o gün düşen ateş sönmedi, öfkemiz hala devam etmektedir.”

    Mehtap Sakinci Coşgun, “10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği’nin kurucuları da olan ve kurulduğu günden bu yana her türlü destek ve dayanışmayı esirgemeyen; örgütsel bir bütün olarak KESK, DİSK, TMMOB ve TTB’ye, yanımızda duran ve dayanışma gücümüzü arttıran emek, barış ve demokrasi bileşenleri tüm örgütler ile siyasi partilere teşekkür ediyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA

  • ‘Ankara Katliamı davası gerçek sorumlular yargılandığında kapanacak’-VİDEO

    ‘Ankara Katliamı davası gerçek sorumlular yargılandığında kapanacak’-VİDEO

    PİRHA – 10 Ekim 2015’te gerçekleşen Ankara Gar Katliamının 7. duruşması bugün görülüyor. Duruşmayı izlemek için 10 Ekim Derneği Şehit Aileleri, yakınları, KESK ve KESK’e bağlı sendikaların MYK üyeleri, TMMOB, TTB, DİSK, HDP, CHP, EMEP, SYKP, Halkevleri, AKA-DER temsilcileri katıldılar. Duruşma öncesi adliye kapısı önünde bir basın açıklaması gerçekleştirildi.

    Haberin Videosu 

    10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nın 7. duruşması için kurumlar basın açıklaması yaptı. Açıklamayı 10 Ekim Barış ve Demokrasi Derneği adına Dernek Başkanı Mehtap Sakinci Coşgun okudu. Katliamda eşi avukat Uygar Coşgun’u kaybeden Coşkun yaptığı açıklamada şunları dile getirdi:

    “10 Ekim 2015’te Türkiye’nin 81 ilinden Türkiye’nin başkentine, “Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi” için gelen on binlerce yurttaşın toplandığı alanda, tüm kamu sorumlularının gözü önünde binlerce kilometre öteden taşınan canlı bombalarla bir katliam yapıldı. 27. ayı geride kalan katliamdan sonra hayatta kalanların yaşamı; 10 Ekimden önce ve 10 Ekimden sonra diye ikiye ayrıldı. O gün alanda olan on binlerin 81 ilden getirdiği güneşli aydınlık, o sonbahar gününü ısıtmıştı ancak IŞİD ve destekçilerinin karanlığı, Türkiye’nin barışını kaybettirdi. Evet, biz yakınlarımızı, Türkiye de barışını 10 Ekim’de Ankara’nın kalbinde kaybetti. Türkiye adaletini, aydınlığını ve barışını 10 Ekim 2015’te o alanda, Ankara Garı’nda kaybetmiştir.”

    YARALANANLAR İHRAÇ EDİLDİ, GÖZALTINA ALINDI, TUTUKLANDI

    Coşgun, “Katliamın üzerinden geçen zamana rağmen an itibariyle tedavisi devam eden 30’dan fazla yaralımız bulunmaktadır. 8 yaralımız ömür boyu engelli kalmıştır. Onlarca insan bedeninde katliamda kullanılan “bilyelerle” yaşamını sürdürmektedir. 3 yaralımızın kopan ayakları yerine takılan protez ayaklar ile yaşamı devam etmektedir. 497 yaralının olduğu bu katliamda yaralılarımızın çoğu adil olmayan bu siyasal yapının mağduru olmuşlardır. 10 Ekimde yaralandığı için ihraç edilen, tutuklanan, gözaltına alınan onlarca arkadaşımız bulunmaktadır” dedi.

    Coşgun, 30 Kasım 2017’de, 10 Ekim anmasına katıldığı için gözaltına alınanların yargılandığını hatırlatarak şunları belirtti:

    “15 Ocak 2018’de 10 Ekim katliamı ile ilgili haber yapan gazeteciler yargılanmaya çalışıldı. 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği ile ilgili halen devam eden bir dava bulunmaktadır. Bize karşı açılan bunca davaya karşın 10 Ekim katliamında açık sorumluluğu bulunan kamu görevlilerine ilişkin açılan herhangi bir dava bulunmamaktadır. Biz, 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği olarak temel taleplerimizi toplumun vicdanına ulaştırmaya çalışıyoruz.”

    DAVA GERÇEK SORUMLULAR YARGILANDIĞI GÜN KAPANACAK

    Coşgun açıklamayı emeğin hakkı, barış ve demokrasinin tesis edilmesi için öncelikli taleplerini sıralayarak tamamladı. Talepler şöyle sıralandı:

    “-10 Ekim Katliamı davası 7. Tur duruşması 31 Ocak – 1 Şubat tarihlerinde bu katliam yerine 300 metre uzaklığındaki “Ankara Adalet Sarayında, 4. Ağır Ceza Mahkemesinde” görülecektir. Kamuoyunun bu davayı takip etmesini talep ediyoruz. 10 Ekim davasında ortaya konulacak adalet veya adaletsizlik, Türkiye’nin hangi yöne doğru savrulduğunun bir göstergesi olacaktır. Dava gerçek sorumlular da yargılandığı gün kapanacaktır.

    -10 Ekim Davasının ve bu davanın benzerleri olan Suruç, Antep, Diyarbakır, İstanbul gibi davaların sadece tetikçilerinin değil başta kamusal sorumluluğunu yerine getirmeyen kamu görevlileri olmak üzere tüm sorumluların yargılanarak adil bir şekilde tamamlanmasını talep ediyoruz. O gün o alanda katliamcıların binlerce kilometreden gelmesine göz yuman, katliam anında gerekli sağlık desteğini sundurmayan, ambulans göndermeyen, gelen ambulansı bekleten, bir nefesin can kurtardığı yerde biber gazı sıkıp ilk yardım ve müdahaleyi engelleyen ve diğer tüm kamusal sorumluları bu katliamdaki ihmal ve kasıtları nedeniyle hesap vermelidir.

    -Ankara Garı önündeki meydan adının “10 Ekim Emek, Barış ve Demokrasi” meydanı olarak değiştirilmesi ve bu meydanda 10 Ekimin taleplerine uyumlu bir anıtın yapılmasını talep ediyoruz.

    -10 Ekim yaralıları ile kamuoyunun dayanışmasını ve bu yaraların hepimizin yarası olduğunu belirtmek istiyoruz. Emek, Barış ve Demokrasi için bedenlerini siper ederek bedel ödeyenleri asla yalnız bırakmamalıyız.

    (HABER MERKEZİ)

  • Ankara Garı Katliamını planlayan firari sanık, polis takibindeymiş

    Ankara Garı Katliamını planlayan firari sanık, polis takibindeymiş

    Ankara Katliamının firari sanığı Edremit Türe’nin el Kaide üyesi olarak emniyet tarafından 2012’de takibe alınmasına rağmen yakalanmadığı ortaya çıktı.

    Evrensel’den Birkan Bulut’un haberine göre, 10 Ekim Ankara Katliamı’nın firari sanıklarından Edremit Türe’nin, el Kaide üyesi olarak emniyet tarafından 2012 yılında takibe alınmasına rağmen yakalanmadığı ortaya çıktı!

    O dönem Suriye’den Kırıkkale ve Kırşehir’e gelip gittiği tespit edilen ancak gözaltına alınmayan Edremit Türe, bugün 10 Ekim Katliamı’nın organizatörlerinden biri olarak aranıyor.

    10 Ekim 2015 tarihinde Ankara Tren Garı’nda gerçekleşen katliama ilişkin açılan davaya, katliamın firari sanıklarından Edremit Türe hakkında yeni belgeler girdi. 1 Haziran 2012 tarihli Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığınca yazılan yazıda, Türe’nin Suriye’de silahlı olarak faaliyet gösterdiği, Hatay’dan Türkiye’ye girerek Kırıkkale’deki oğlu Hasan Tayip Türe ile görüşmek için 2 şahısla irtibat kurduğu kaydedildi. Türe’nin irtibat kurduğu şahıslardan A.Ş, oğlu Hasan Tayip Türe’yi Hatay’a götürdü. İkili buradan Suriye’ye geçti ve Edremit Türe’yle görüştü. Türe oğlu Hasan Tayip’e Türkiye’ye dönmesini söyledi ve Hasan Tayip, 25 Mayıs 2012 tarihinde Kırıkkale’ye döndü. Savcılık Hasan Tayip’in, babası Edremit Türe’den aldığı talimatı C.A. kod isimli örgüt üyesine ilettiğini ve C.A’nın da talimat doğrultusunda 26 Mayıs günü el Kaide’nin Suriye’de bulunan kamplarına gittiğini tespit etti.

    BABASININ KIRIKKALE’YE GELDİĞİNİ BİLDİRDİ

    Bu Edremit Türe ile oğlu arasında tek irtibat değildi. Türe, oğlu ile konuştuktan sonra onun adına çıkarılan hattı kullanmaya başladı. Kırıkkale İl Emniyet Müdürlüğünün Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığına 14 Haziran 2012 tarihinde yolladığı yazıya göre 13 Haziran günü Edremit Türe Kırıkkale’ye geldi. Öte yandan Hasan Tayip, çevre illerdeki örgüt üyelerine babasının geldiğini bildirdi. 14 Haziran günü X şahsı ile Hasan Tayip arasında şu diyalog geçti:

    Hasan: Selamün Aleyküm
    X şahıs: Aleyküm selam
    Hasan: Ben Edremit’in oğluyum
    X şahıs: Buyur kardeş
    Hasan: Babam şu anda yanımda, onun numarasını vereyim de sen onu bir ara olur mu?
    X şahıs: Tamam. (…)

    KIRŞEHİR’E TEDAVİ OLMAYA GELMİŞ

    Edremit Türe, haziran ayında Türkiye’ye girdikten sonra tekrar Suriye’ye gitti. Kırıkkale İl Emniyet Müdürlüğünün Kırşehir Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesine 8 Ağustos 2012 tarihindeki yazdığı yazıya göre, Edremit Türe 8 Ağustos günü Kırşehir’deki diğer oğlu Veysel Karani Türe’nin yanına tedavi olmak için gitti. 9-10 Ağustos tarihlerinde oğlu Veysel Karani’nin Merkez Nasuhhadede Mahallesi’ndeki evinde kalan Edremit Türe, 71 EF 359 plakalı Ford Connect marka mavi renkli araçla ilden ayrıldı.

    Edremit Türe, 10 Ekim Ankara Katliamı İddianamesi’nde katliamı organize eden isimler arasında yer alıyor. Öte yandan katliamın kritik isimlerinden Yunus Durmaz, İlhami Balı gibi onun da MİT ajanı olduğu yönünde iddia bulunuyor. İddianın sahibi; HDP’nin Adana ve Mersin il binalarına saldırı düzenleyen Savaş Yıldız.

    Saldırılar sonrasında Suriye’de YPG’ye yakalanan Yıldız, ANHA’ya konuşmuş ve Durmuz, Balı ve Türe’nin MİT ajanı olduğunu ileri sürmüştü.

    BOMBACILAR MİTİNG ALANINA GİRERKEN POLİS ARAMASINDAN GEÇMEMİŞLERDİ

    Yine güvenlik birimlerine ulaşan 62 istihbarat notuna rağmen yaşanan katliamda, bombacıların 10 Ekim günü, Ankara’nın en merkezi noktalarında nasıl rahat rahat dolaştıkları ve miting alanına girerken polis aramasından geçmedikleri, MOBESE görüntülerinden alınan fotoğraflarla ortaya çıkmıştı. Bu fotoğrafların ardından görüntülerin kendisi de dava dosyasına girmişti.

  • ‘Yaşıyorsak Borçluyuz o halde unutturmayalım’-VİDEO

    ‘Yaşıyorsak Borçluyuz o halde unutturmayalım’-VİDEO

    PİRHA – “Yaşıyorsak Borçluyuz” 10 Ekim katliamında yaşamını yitirenlerin anısına geride kalanların vicdani sorumluluğuyla yazılmış kitabın adı. İki bölümden oluşan kitabın ilk bölümü patlama alanında bulunanlar üzerinden şekillendirilmiş. İkinci bölümde ise yaşanan travma analitik süzgeçlerden geçirilmiş. Kitaba emeği geçen isimlerden Hülya Kendir, İlhami Şahbaz ve Yücel Demirer PİRHA’ya konuştu.

    10 Ekim 2015’te Ankara Tren Garı’nda yaşanan katliamda 102 insan yaşamını yitirmiş, dönemin konsept ve ihtiyaçlarına göre planlanan katliamın altına da IŞİD imzası atılmıştı. Katliamın sorumlularının açığa çıkarılması, yaşanan bu toplumsal travma ile yüzleşmek bir yana sağ kurtulanların işinden edildiği, çeşitli baskılara maruz kaldığı, birçok hakkının gasp edildiği bir döneme tanıklık ettik.

    10 Ekim Katliamı’nın Kocaeli tanıkları bir araya gelerek ‘Yaşıyorsak Borçluyuz’ dedikleri bir kitap hazırladı.

    İlhami Şahbaz ve Doç. Dr. Yücel Demirer’in birlikte yayına hazırladığı ve Kocaeli’den miting için Ankara’ya giderek katliamın tanıklığını yaşayan 21 insanın yazılarının bulunduğu kitap raflardaki yerini aldı.

    “Yaşıyorsak Borçluyuz” kitabını hazırlayan akademisyenler aynı zamanda Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile işinden edilen isimler.

    “DAHA YAŞANILIR BİR ÜLKE İÇİN HAYATLARINI KAYBETTİLER”

     

    Hülya Kendir bu döneme tanıklık eden ve “Yaşıyorsak Borçluyuz” kitabına emeği geçen isimlerden biri. Kocaeli Üniversitesinde Akademisyen iken KHK ile işinden edilen Hülya Kendir kitaba ilişkin şunları belirtiyor.

    “10 Ekim katliamında hayatını kaybeden ve yaralananlara karşı borcumuz olan ama bu borcumuz büyük sözün sadece bir küçücük damlası aslında. Bu 10 Ekim katliamında ve daha önceki katliamlarda ne yazık ki daha sonraki katliamlarda kaybettiğimiz pek çok yoldaşımız barış için, özgürlük için, bu ülkenin yaşanılır daha güzel bir ülke olması için, dünyanın bütünüyle öyle olması için, hayatlarını kaybettiler, öldürüldüler.”

    “GEÇMİŞİMİZDEN GÜÇ ALMALIYIZ”

    Kendir Peki, bu durum karşısında ne yapmalı? Bu bizi korkutmalı mı, yoksa yine de kararlılıkla ısrarla mücadele etmeye mi itmeli? Sorusuna yine kendisi cevap veriyor “Barışı, özgürlüğü, eşitliği, talep etmeye, hep beraber, kardeşçe, bu topraklarda paylaşma isteğimize devam etmeliyiz. Güç almalıyız geçmişimizden, birikimimizden ve geleceğe bu birikimle bakmalıyız” diyor.

    “BARIŞ İSTERKEN ÖLDÜRÜLENLER UNUTULMASIN İSTEDİK”

    Biz bu kitabı hazırlarken amaç barış isterken, öldürülen yoldaşlarımızın, dostlarımızın unutulmamasını sağlamaktı. “Yaşıyorsak Borçluyuz” böyle bir emeğin sonucunda ortaya çıktı diyen İlhami Şahbaz “10 Ekim katliamı tarihimizde yaşadığımız en travmatik en kapsamlı katliamlardan birisi” ifadelerini kullanıyor.

    Dönemin konseptine vurgu yaparak katliamın adım adım nasıl örüldüğüne işaret eden Şahbaz “Özellikle AKP’nin o dönemde yani 7 Haziran’dan sonra uğradığı seçim kaybı AKP ve karanlık güçleri yeni iktidar arayışlarına itmiştir. Bunu AKP’nin çeşitli açıklamalarında görmek mümkün. Bunu çeşitli şekillerde AKP’li yetkililerde çeşitli biçimde söylediler. Biz bu kitabı hazırlarken amaç barış isterken, öldürülen yoldaşlarımızın, dostlarımızın unutulmamasını sağlamak. Bu kitap böyle bir emeğin sonucunda ortaya çıktı.Çünkü kitabı hazırlayanlar da katkı sunanlar da kitaba konu olanlar da aslında birçok alanda barış meselesine katkı koyan arkadaşlarımız. Bugün birçoğu KHK’lerle mesleklerinden ihraç edilmiş kürsüden ayrılmış üniversite hocalarından oluşuyor” diyor.

    Şahbaz “Bizim kitaptaki derdimiz ve amacımız biraz bunu barış meselesi haline getirmek ve yoldaşlarımıza karşı barışı kazanma mücadelesine olan inancımızla barışa katkı sunmaktı. Bu amaçla hazırlanan bir kitaptır. Umarız bu görevimizi yerine getirmeye katkı sunar böyle olmasını diliyoruz” ifadeleriyle bitiriyor sözlerini.

    “BU ACI UNUTULMASIN İSTEDİK”

    “Yaşıyorsak Borçluyuz” Kitabını hazırlayan bir diğer isim ise Yücel Demirer. O da Kocaeli Üniversitesinden KHK ile atılan Akademisyenlerden biri. Kitabın hangi ihtiyaçtan doğduğunu şu cümlelerle anlatıyor.Kocaeli Üniversitesinde 2016 tarihinde ihraç edildim. “Yaşıyorsak Borçluyuz” kitabı bir ihtiyaçtan doğdu. Entelektüel bir kitap yazalım diye yazılmış bir kitap değil. Bu vahim bir saldırı, herkesin yüreğini dağladı ve bu travmayla baş edebilmek için İzmit Kocaeli’nde yaşayanlar ne yapalım diye düşünürken ortaya çıkan bir fikirdi. Çünkü pek çok insan hayatının çeşitli dönemlerinde karşılaşmadığı, umarım bir daha karşılaşmayacağı travmayı, bu acıyı gelecek kuşaklara iletmek için bir kitap çalışması düşündük.”

    “BİRLİKTE ÜRETİLMİŞ BİR ÇALIŞMA”

    Kitap iki bölümden oluşuyor diyen Demirer “ilk bölümde alanda bulunan öğrenci, öğretmen, sağlıkçı, işçi arkadaşlarımızın üzerinden ilk bölümü oluştu. Kitabın ikinci yarısında ise bu travmayı değişik alanlara göre kendi alanlarından analitik kavramlar kullanarak değerlendirdik. Onun için bir yanıyla da siyasi mücadele içinde olan arkadaşlar bir yanıyla da akademisyen arkadaşların birlikte ürettiği bir çalışma oldu” değerlendirmesinde bulunuyor.

    “KATLİAMLARIN YOK SAYILDIĞI BİR ÜLKEDE SÖZÜMÜZÜ SÖYLEMEK İSTEDİK”

    Demirer  10 Ekim katliamında yaşamını yitirenlerin anısına hazırlanan “Yaşıyorsak Borçluyuz” adlı çalışmalarına ilişkin son olarak şunları belirtiyor. “Daha bireysel boyutta ben bireysel olanla kamusal olan ilişkinin bu tür çalışmalara da okunduğunu düşünüyorum. Özellikle Türkiye siyasi tarihinde Çorum. Maraş, Sivas katliamlarının hepsi yaşandı, ama ne yazık ki yeni kuşaklar açısından bunların bilinmediğini dahi görüyoruz.

    Özellikle bu derin kaybın gelecek kuşaklara aktarılması, bunun anlamlandırılması ve bunların olmadığı, bunların garipsendi, bunların ayıplandığı bir Türkiye’de yaşadığımızı anlatmak için böyle bir çalışma yaptık. Bu yapılan diğer çalışmaların yanında mütevazı bir çalışma. En azından ölenlerin anısına, biraz yaşamlarının boşa gitmediğine yönelik bir sözde biz söyleyelim dedik.”

    Cebrail ARSLAN/ANKARA