Etiket: ankara kadın platformu

  • Ankara’da 8 Mart yürüyüşü: Karanlığı kadınların isyan ateşi aydınlatacak!-VİDEO

    Ankara’da 8 Mart yürüyüşü: Karanlığı kadınların isyan ateşi aydınlatacak!-VİDEO

    PİRHA – Ankara’da yüzlerce kadın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü sebebiyle bir araya geldi. Kadınlar, “8 Mart kadınların alanlarda itirazlarını yükselttiği, isyanın ve mücadelenin günüdür. Geçmişten bugüne, birbirimize güç vermeye, ilham olmaya devam ediyoruz! Sokakta, evde, iş yerinde, bulunduğumuz her yerde ve mücadele ediyoruz!” dedi.

    Ankara Kadın Platformu’nun çağrısıyla; demokratik kitle örgütleri, siyasi parti temsilcileri, kadın örgütleri ve çok sayıda kadın bir araya geldi. Kolej Meydanı’nda buluşan kadınlar, Güvenpark’ta basın açıklaması yapmak istedi, kadınların yürüyüşüne polis barikatlar ile engel oldu. Yaşanan arbedenin ardından kadınlar basın açıklamasını yürüyüş esnasında yaptılar. Aynı zamanda polislerin LGBTİ+ bayraklarını indirmek istediği bilgisine ulaşıldı.

    Eyleme katılan Barış Anneleri ise artık barış istediklerini dile getirdi.

    Ankara Kadın Platformu adına metni, Buse Üçer ve Nebahat Çalpan okudu. Aynı zamanda Nebahat Çalpan basın metninin Kürtçesini de okudu.

    “8 MART RUHUYLA BİR ARADAYIZ”

    8 Mart’ın, kadınların emek, eşitlik ve özgürlük mücadelesinin en önemli sembollerinden birisi olduğu belirtilirken “ Bu mücadele; ataerkil sistemin yanı sıra, kapitalist sistem, sömürgecilik, ırkçılık, milliyetçilik, LGBTİ+ düşmanlığına karşı mücadelenin tarihidir. 8 Mart kadınların alanlarda itirazlarını yükselttiği, isyanın ve mücadelenin günüdür. Geçmişten bugüne, birbirimize güç vermeye, ilham olmaya devam ediyoruz! Sokakta, evde, iş yerinde, bulunduğumuz her yerde ve mücadele ediyoruz! Hakkımız olanı almak için, direnişimizi sürdürmek için, 8 Mart ruhuyla bir aradayız” denildi.

    “KADIN DÜŞMANI POLİTİKALARA KARŞI SESSİZ KALMAYACAĞIZ”

    “AKP İktidarı 2002 yılından itibaren kadın düşmanı politikaları ile kadınların kazanımlara saldırıyor” denilen açıklamada şunlar eklendi:

    Kadını birey olarak görmeyen, aile içine hapsetmeye çalışan cinsiyetçi politikalarıyla, kadını kamusal alandan uzaklaştırmaya çalışıyor. Patriyarka ve sağlamcılık el ele vererek engelli kadınları yok sayıyor, şiddete karşı korunmasız bırakıyor, eve hapsediyor. 2025 yılını ‘Aile Yılı’ olarak ilan etmesi ile bu politikalar katmerlendi. AKP’nin ‘Aile Yılı’, kutsallaştırılmış aile söylemi; kadınları geleneksel aile yapısı içinde ev içi rollerle sınırlandırmayı ve sosyal devletin yapması gereken bakım ve yeniden üretim emeğini kadınların omuzlarına yüklemeyi hedefliyor. Varolan yasakları daha da arttırarak LGBTİ+ düşmanlığını derinleştiriyor ve nefret söylemlerine zemin hazırlanıyor. Bizler; ‘aile’ denilerek içerisine hapsedildiğimiz tüm uygulamalara karşı tekrar haykırıyoruz ‘Aile Değil Kadınız! İsyandayız!’

    Kadınların kendi yaşamları üzerinde karar verme hakları gasp edilirken ekonomik ve sosyal yükleri de artıyor. İstanbul Sözleşmesi’ni feshederek, 6284’ü hedef alarak kadınların yaşamlarını riske atan, cezasızlık politikaları ile failleri güçlendiren, kadına yönelik şiddet ve katliamları meşrulaştıran kadın düşmanı politikalara karşı sessiz kalmayacağız.”

    “MADIMAK ANNELERİNİN MÜCADELESİ MÜCADELEMİZDİR”

    Sivas Madımak’ta 33 canı katleden katillerin serbest bırakıldığının hatırlatıldığı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “İktidarın tüm adaletsizliklerine, düşmanca politikalarına karşı bir aradayız. Madımak annelerinin mücadelesi mücadelemizdir. Sivas’ı unutturmadık, unutturmayacağız. Yaşamlarımıza saldıran gericilik karşısında eşitlik ve özgürlük mücadelesini yükseltelim. Yaşamımızın her alanı gerici uygulamalarla kuşatılmış durumda. Çocukların geleceği tarikat ve cemaatlere iktidar tarafından teslim edilmeye çalışıyor. Fakat biliyoruz ki bu karanlığı kadınların isyan ateşi aydınlatacak! Yaşama dair her şeyi metalaştıran sistemin yarattığı ekonomik krizin faturasını kadınlara kesemezsiniz demek için buradayız!”

    “EŞ BAŞKANLIĞA YÖNELİK SALDIRILARA KARŞI BİR ARADAYIZ”

    Kadınlar, “Kadın iradesini gasp ederek eş başkanlık ve eşit temsiliyet ilkesini hedef alan kayyımlara karşı irademizi en güçlü şekilde ortaya koyacağız” diyerek, “Eş başkanlığa yönelik saldırılara karşı bir aradayız. Eşit temsiliyet ilkesi etrafında kenetleniyoruz. AKP iktidarının kadın düşmanı tüm politikaları karşısında direnmeye devam edeceğiz” dedi.

    “SURİYE’DE ALEVİ KADINLARIN ÜZERİNDEKİ KATLİAM POLİTİKALARI HALA DEVAM ETMEKTE”

    Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi:

    “Afganistan’da kadınların odalarında pencere bulunmasın diyen Taliban Rejimi, İran’da Kürt kadınlarına idam cezası veren faşist Molla Rejimi ve Suriye’de rejimin çökmesi ile yönetime gelen HTŞ güçlerinin kadınların haklarını ve kazanımlarını yok sayan düzenlemeler yapmak istemesi bunun göstergesidir.

    Bunun bir örneği de yakın tarihte Humus kentinde sırf Alevi inancından ötürü Rasha Al-ali’nin işkenceyle katledilmesidir. Suriye’de Alevi kadınların üzerindeki baskı ve katliam politikaları hala devam etmektedir. Türkiye’de siyasi iktidarın 23 yıldır kadınların haklarına ve kazanımlarına yönelik saldırıları bu savaş siyasetinden bağımsız değil. Barışın öncüleri barış annelerine, direnişini sürdüren cumartesi annelerine selam olsun. Rojava Kadın Devrimi’ne selam olsun! Rojava Kadın Devrimi’nden aldığımız ilhamla 8 Mart’a alanlardayız.”

    PİRHA/ANKARA

  • Ankara’da kadınlar Hakkâri için nöbette: Kayyım düzenini tanımıyoruz-VİDEO

    Ankara’da kadınlar Hakkâri için nöbette: Kayyım düzenini tanımıyoruz-VİDEO

    PİRHA-Ankara Kadın Platformu, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) yerel seçimlerde kazandığı Hakkâri Belediyesi’ne atanan kayyımı protesto etti. Yapılan açıklamada, “Kadınlar kazanılmış haklarını savunmaya kararlıdır. Hakkâri’de ve Kürt illerinde eş başkanlık sistemini var eden, kadın mücadelesine doğrudan saldırı olan kayyım düzenini tanımıyoruz” denildi.

    Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) yerel seçimlerde kazandığı Hakkâri Belediyesi’ne atanan kayyıma karşı nöbet eylemleri ve protestolar devam ediyor.

    Ankara Kadın Platformu, DEM Parti Hakkâri Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ın tutuklanması ve yerine kayyım atanmasını protesto etti.
    Eylemde; “Hakkâri için kadınlar nöbette “ yazılı pankart açılırken, “Hakkâri Van olur, kayyumlar yok olur”, “Gün gelecek, devran dönecek, AKP halka hesap verecek”, “Faşizme karşı omuz omuza” sloganları atıldı. Platform adına açıklamayı Buse Üçer okudu.

    “KAYYIM, ÜLKEDE HALK İRADESİNİN TANINMADIĞININ BİR KEZ DAHA İLANIDIR”

    Buse Üçer, “AKP –MHP koalisyon Hükümeti’nin, devletin karakterini de oluşturan kadın düşmanı politikaları, devletin kendini yeniden yapılandırma ve tahkim sürecinde öncelik haline geldiği somut bir şekilde açığa çıkmıştır” diyerek şunları söyledi:

    “Siyasal iktidar kadınların direnerek ve mücadele ederek elde ettikleri kazanımları yok ederek yerine kadına yönelik şiddetin, taciz ve tecavüzlerin alabildiğine sıradanlaştırıldığı erkek egemen bir yaşam inşa etmeye çalışmaktadır. 03-06-2024 günü erken saatlerde Hakkari Büyükşehir Belediye Başkanı gözaltına alınması yetmemiş ve anında görevden alınarak, yerlerine kayyım atanmıştır. Belediye binası polisler tarafından basılmış, bina abluka altına alınmıştır.

    31 Mart 2024 günü yapılan seçim sonucunda göreve gelen, halkın verdiği oylarla seçilmiş eş belediye başkanlarının tamamen hukuksuz ve hiçbir kural tanımaksızın görevden alınmış olması bu ülkede seçimin, demokrasinin, halk iradesinin tanınmadığının bir kez daha ilanıdır. 31 Mart seçimleri öncesinde başlatılmış olan seçilmişleri görevden alıp, belediyeleri kayyumla yönetme uygulamasına halkın oyları ile son verilmişken, seçimden daha 3 ay geçmeden siyasal iktidarın yine aynı yönteme başvurmuş olması faşizan iktidarında ısrardan başka bir şey değildir.”

    “KADIN MÜCADELESİNE DOĞRUDAN SALDIRI OLAN KAYYIM DÜZENİNİ TANIMIYORUZ”

    Belediyelere kayyım atanmasının yolsuzluk ve çıkar düzeninde ısrar etmek anlamına geldiğini belirten Üçer, “Kayyım demenin ne demek olduğunu biz kadınlar daha önceki dönemlerde olduğu gibi bu dönemde de kayyumların ilk icraatı kadınların kurdukları yapıları dağıtmak oldu. Diyarbakır’da kadın daire başkanı kayyım tarafından görevden alındı ve gözaltına alındı. Kayyım demek halka ait olanı kendi menfaati için kullanan, sığınma evlerini, kadın derneklerini, kreşleri, klinikleri, kız öğrenci yurtlarını, şiddet merkezlerini, kadın emeği pazarlarını kapatan demektir. Kayyım, kadınların kazanılmış haklarını ellerinden alan, lüks makam odalarından kadınların hayata katılımlarını engelleyen ve yaşam hakkına saldıran AKP-MHP koalisyonunun vücut bulmuş halidir. Ne itaat ederiz ne de rahat ettiririz. Kadınlar kazanılmış haklarını savunmaya kararlıdır. Hakkari’de ve Kürt illerinde eş başkanlık sistemini var eden, kadın mücadelesine doğrudan saldırı olan kayyım düzenini tanımıyoruz” diye belirtti.

    “KAYYIM DERBESİ ERKEK EGEMEN AKLIN SAVAŞ HAMLESİDİR”

    Kadınları kayyıma karşı kadın dayanışmasını büyütmeye çağıran Üçer, “Savaş, zorbalık, kadın düşmanlığı ile AKP-MHP koalisyonu eş başkanlık sistemi ile kadınların siyasete katılmasını hedef haline getirmiştir. Kazanımlarımızı elimizden almaya çalışmaktadır. Kayyım düzeni aynı zamanda eş bakanlık sistemini de ortadan kaldırmaya çalışmaktadır. Öte yandan önceki kayyım döneminden biliyoruz ki kadınlara hizmet eden hangi kurum var ise kayyım önce onu hedef almaktadır. Biz kadınlar kazanımlarımızı korumaya erkek egemen devlet politikalarının karşısında dayanışmayı büyütmeye devam edeceğiz. Eş başkanlık sistemini kriminalize etmeye çalışan AKP-MHP koalisyonu bilsin ki kadınların iradesine kayyım atanamaz. Halkın varlığının görmezden gelindiği bu kayyım darbesi erkek egemen aklın savaş hamlesidir. Biz kadınlar, kadın düşmanı, kayyımlara karşı halk iradesini, demokrasiyi, cinsiyet eşitliğini savunuyoruz. Artık yeter! Savaş politikaları ile yaşanan ekonomik krizi, yoksulluğu unutturmak isteyenlerin karşısında direnen kadınlar ve lgbti’ler var. Cinsiyetçi, kadın düşmanı politikaları ile kadınların, lgbt+ların haklarını gasp etmek isteyenlerin karşısında direnen kadınlar var” dedi.

    “SADECE KAYYIM DEĞİL, BU SİSTEM GİDECEK”

    Açıklamanın ardından konuşan KESK Kadın Sekreteri Döne Gevher ise “Bugün kayyım sadece Kürt halkının iradesine atanmış değil, her yerde. AKP-MHP iktidarının sistemselleşmiş rejimidir. Mardin ve Diyarbakır’da yaşanan yangın bugün yaşamımızın her alanında. Bugün bir arada yaşamaya daha çok ihtiyacımız var. Kayyım politikaları aynı zamanda kadın düşmanlığıydı, kadının sesinin kısılmasıydı, kadın kurumlarının askeriyeye, tarikatlara, cemaatlere verilmesiydi. Sadece kayyım değil, bu sistem, bu iktidar da gidecek” dedi.

    Konuşmaların ardından şarkılar söyleyen kadınlar, alkışlar ve zılgıtlar eşliğinde nöbete son verdi.

    PİRHA/ANKARA

  • ‘Kadına yönelik şiddetin failleri cezasız kaldıkça hiçbirimiz güvende değiliz’-VİDEO

    ‘Kadına yönelik şiddetin failleri cezasız kaldıkça hiçbirimiz güvende değiliz’-VİDEO

    PİRHA-Ankara Kadın Platformu, kadınlara yönelik şiddetin cezasız kalması sonucu kadın ölümlerinin artması ve Mahsa Amini’nin ölüm yıl dönümü nedeniyle açıklama yaparak, “Mahsa Amini’nin anısına ve İranlı kadınların hayatı için mücadelelerini sürdürme kararlılığından aldığımız güçle İran’da, Türkiye’de ve tüm dünya genelinde geleceğimiz için birlikte mücadeleye devam edeceğiz” dedi.

    Ankara Kadın Platformu Mahsa Amini’nin ölüm yıl dönümü nedeniyle basın toplantısı düzenledi.  Basın toplantısında AKP-MHP iktidarının baskı ve zor aygıtlarını kullanarak başta Kürt kadın hareketi olmak üzere, feminist harekete, LGBTİ+ ve bir bütünen kadın hareketine yönelik şiddet ve saldırganlığı körüklediği vurgusu yapıldı. Açıklamada geçen yıl 16 Eylül’de İran’ın Rojhilat bölgesinde öldürülen Jina Mahsa Amini’ni de anıldı.

    “JİN JİYAN AZADİ SLOGANI HER SINIFTAN KADININ TALEBİNİN ORTAK SESİ OLDU”

    Kadın Platformu adına Sibel Göktaş açıklamayı okudu.

    Göktaş, yaptığı açıklamada, Jina Amini’nin ölümünün İranlı kadınların özgürlük mücadelesinde bir dönüm noktası olduğuna vurgu yaparak, “Kadınlar, örgütlü bir şekilde sokaklara çıkarak seslerini duyurdu ve toplumsal muhalefeti güçlendirdi. Türkiye’de Kürt kadınların da yıllardır özgürlük mücadelesinin sesi olan ve İranlı kadınların da direnişinin önemli bir parçası olan “Jin Jiyan Azadi” sloganı bölgede ve tüm dünyada yankılandı. “Kadın, Yaşam Özgürlük” her dilde, her sınıftan kadının ortak talebi ortak sesi oldu” dedi.

    “BU SALDIRILAR TÜMÜYLE KADIN MÜCADELESİNE YÖNELİK”

    Sibel Göktaş, ülkede yaşanan kadın katliamlarını hatırlatarak, iktidar eliyle kurumsallaşan ve artan erkek şiddetinin cezasızlık politikaları ile körüklendiğini belirtti.

    Sibel Göktaş, açıklamanın devamında şunları ifade etti:

    “Bugün Kürt kadınlar üzerinde özel savaş politikaları devam ederken, Türkiye’nin batısında da kadınları katleden fail erkekler çeşitli bahanelerle erkek yargı tarafından salıveriliyor. Cinsel saldırı ya da kadın cinayeti faili erkekler türlü bahanelerle ceza indirimi alıyor ya da serbest bırakılıyor. ‘Çok seviyordum, beni aldattı’, ‘kadınlık görevlerini yapmadı’ dedikleri için serbest bırakıldılar. Takım elbise giymek, milliyetçi duyguları besleyen anlatılar iyi hal indirimine sebep; kadın düşmanı iktidarın faillere sağladığı bir çıkış yolu olarak sunuluyor.

    AKP-MHP iktidarı eliyle kurumsallaşan, artan erkek şiddetini görüyoruz, biliyoruz, tanıyoruz. Bu saldırılar tümüyle kadın mücadelesine yönelik; özellikle Kürt illerinde de devletin özel savaş politikasının bir yansıması olarak sürmektedir. Kadına yönelik şiddetin failleri cezasız kaldıkça, devlet bu faillerin arkasında durdukça hiçbirimiz güvende değiliz. Ancak bizler bu örgütlü şiddete karşı nerede olursak olalım kadın mücadelemizi büyüterek ve şiddete maruz bırakılan tüm kadınlarla yan yana durmak zorundayız.

    DEVLET DESTEĞİYLE NEFRET VE AYRIMCILIK YAYGINLAŞTIRILIYOR

    Kadınlar, LGBTİ+’ların iktidar tarafından hedef gösterildiğinin altına çizerek, onur yürüyüşlerine katılanlar işkenceyle gözaltına alınarak, LGBTİ+ların barınma, sağlık, iş yaşamı, eğitim hakları engellenerek devlet desteğiyle nefret ve ayrımcılık yaygınlaştırılıyor. Çocukların istismar edildiği, gençlerin, kadınların LGBTİ+’ların şiddet, baskı ve katledildiği aile karşısında hayatımızı nasıl yaşayacağımız, kimi sevip sevmeyeceğimizi biz seçeriz.

    Nefret eylemi için yapılan kamu spotu RÜTÜK tarafından onaylanıyor, yürüyüşleri valilik tarafından destekleniyor. LGBTİ+’lara karşı ayrımcılık, şiddet ve nefret devletin tüm kurumları ile güçlendiriliyor. Devletin işlediği bu nefret suçu karşısında bizler de hayatın her alanında birlikte ve bir arada mücadele etmeye devam edeceğiz. Birlikteyiz, bir aradayız.”

    “DEVLET ALENEN NEFTER SUÇU İŞLİYOR”

    AKP-MHP iktidarının kadın düşmanı politikalar uyguladığını belirten Sibel Göktaş, şunları aktardı:

    “Aile politikaları ile Diyanetin bütçesini artıyor, tarikatlara kaynak aktarıyor. Kadın dayanışma merkezlerini kapatırken aile irşat bürolarının sayısını her geçen gün artırıyor. Din ile aile üzerinden toplumsal yaşam dizayn etmeye çalışıyor.

    Aileyi merkezine koyan AKP-MHP faşist iktidarı, Kürtlerin 5-10 çocuk yaptığını söyleyerek milliyetçiliği körüklüyor. Kadınlara biçtiği annelik görevini milliyetçilik üzerinden pekiştiriyor.

    Mücadele ederek kazandığımız İstanbul Sözleşmesi’nden aileler dağılıyor bahanesiyle çıkarak, kadınları şiddet dolu ilişkilere mahkum ederek boşanmaları engelleyerek nafaka hakkını gasp etmeye çalışan devlet alenen nefret suçu işliyor.
    İstismarcılara af getirmeye çalışırken, çocuk istismarının yaşandığı aileler birer suç şebekesi gibi çalışıyor.

    Biz kadınlar, bu ayrımcılığa karşı durmaya ve nefreti reddetmeye, nefrete ve şiddete karşı dayanışma içinde mücadele etmeye birbirimizin yaşamını ve özgürlüklerini savunmaya kararlıyız.”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Ankara Kadın Platformu: 28 Mayıs’ta tek adam rejimini yıkacağız-VİDEO

    Ankara Kadın Platformu: 28 Mayıs’ta tek adam rejimini yıkacağız-VİDEO

    PİRHA-Ankara Kadın Platformu, 28 Mayıs seçimlerine ilişkin bir basın açıklaması yaparak, “Tek adam rejimini yıkacağız” dedi. Açıklamada, “Kadınlar olarak, bizleri yok sayanları, haklarımıza göz dikenleri, Gonca Kuriş’i katledenleri, İstanbul Sözleşmesi’ni kaldıranları, çocuk yaşta evliliği onaylayanları, yani bu erkek ittifakı ve erkek egemenliğini yıkacak güce sahibiz” denildi. 

    Ankara Kadın Platformu, Mülkiyeliler Birliği’nde yaptığı basın toplantısı ile 28 Mayıs’ta yapılacak seçimlere ilişkin tavrını açıkladı.
    Basın toplantısının yapıldığı salona “Kadın düşmanlarına geçit yok” pankartı da asıldı.

    KADIN HAREKETİNİN GÜCÜ SANDIĞA SIĞMAZ

    Platform adına yapılan açıklamayı Ayşe Uğurlu okudu. Uğurlu, açıklamasında “Bu sistemi yıkacak gücümüz var!” diyerek şunları kaydetti:

    “AKP iktidarının kadın düşmanı politikalarının 21 yıllık geçmişinde; kürtajın yasaklanması, kadınların nafaka hakkının gasp edilmek istenmesi, bir gecede İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesi, her geçen gün artan kadın cinayetleri, LGBTİ+ düşmanlığı, anadilinin yok sayılması ve daha pek çok hak gaspı var. Tacizin, tecavüzün cezasız kalması, ayrımcılığın ve eşitsizliğin körüklendiği nefret dili ve yaşam alanları kısıtlanarak evde, işte, sokakta artan erkek şiddeti karşısında sesini çıkaramayan kadınların çaresizliği var.

    Bunlar yetmezmiş gibi şimdi de kadın düşmanı politikalarını yakından bildiğimiz ırkçı, gerici, sağ partilerin meclisteki sayısı daha da arttı!
    Biz kadınlar, biliyoruz ki kadın hareketinin gücü sandığa sığmaz. Kadınları “sahiplendirmek” isteyen, 6284’ü kaldırmak isteyen, kadınların çalışmasından, sokakta olmasından korkan erkek egemenliği ve erkek ittifakına cevabımızı sokaklar başta olmak üzere tüm alanlarda vermeye hazırız.
    Bugün, insan hakları savunucularının, siyasi partilerin, üniversite öğrencilerinin, sendikal faaliyet yürütenlerin ve sivil toplum örgütlerinin çalışmaları tehdit altına alınıyor ve her an daha da güvencesiz hale getiriliyor. Mülteciler bir siyasi pazarlık malzemesi olarak kullanılarak oy devşirme aracı haline getiriliyor. LGBTİ+lar hedef haline getiriliyor. Hiçbir ayrım gözetmeksizin insanca yaşamak isteyenlerin en temel yaşam haklarını, her canlının yaşam hakkını savunanlar cezalarla, hukuk dışı yaptırımlarla karamsarlığa sürükleniyor. Yaşanan seçimler tek çare ve bir son gibi yansıtılıyor. Oysa biz biliyoruz ki mücadele seçim öncesinde olduğu gibi seçim sürecinde ve sonrasında da sürecek. Sonuç ne olursa olsun bu topraklarda yaşayan kadınlar olarak umutsuzluk tohumlarının ekilmesine izin vermeyeceğiz. Bir kadın olarak asla özgür hissetmedim diyen, yalnız, çaresiz hisseden tüm kadınlara çağrımızdır:
    Gelin birbirimize sarılalım, dayanışmamızı yükseltelim, mücadelemizi büyütelim.

    “ERKEK İTTİFAKI VE ERKEK EGEMENLİĞİNİ YIKACAK GÜCE SAHİBİZ”

    Bizler, kadın mücadelemizden aldığımız güçle diyoruz ki: Yıkacağız!
    Kadınlar olarak, bizleri yok sayanları, haklarımıza göz dikenleri, Gonca Kuriş’i katledenleri, İstanbul Sözleşmesi’ni kaldıranları, çocuk yaşta evliliği onaylayanları, yani bu erkek ittifakı ve erkek egemenliğini yıkacak güce sahibiz.
    Bu nedenle, özellikle can güvenliği başta olmak üzere tüm hakları tehdit altında olan kadınlar ve çocuklar için çok kritik olan bu süreçte yaşamımız, bedenimiz, kimliğimiz bizim demek için, kadın dayanışması ile güç aldığımız tüm kadınlarla beraber tek adam rejimini yıkacağız!
    Sevgili kadınlar, umutsuzluğa kapıldığımızda bize cesaret veren kalabalığımızı hatırlayarak, bir kişi daha eksilmemek için bulunduğumuz her yerden tek adam rejimini yıkmak için harekete geçelim. Biliyoruz ki sandıklardan çıkacak sonuç her ne olursa olsun bizler için mücadele bitmeyecek. Kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesinde kendi gücümüze, örgütlülüğümüze ve kararlılığımıza güveniyoruz.

    “KARANLIĞA TESLİM OLMAYACAĞIZ”

    Seçime giden bu süreçte kadınlar olarak kazanılmış haklarımıza sahip çıkalım, kendi bağımsız politikalarımızı, taleplerimizi örgütlemeye devam edelim ve kadın düşmanlarına geçit yok demek için diktatörü gönderelim!
    Haydi her gün olduğu gibi bugün yine ve yeniden mücadeleye ve özgürleşmeye!”

    Platform üyeleri, basın açıklamasının sonunda “Karanlığa teslim olmayacağız. Jin, Jîyan, Azadî. Kadın, yaşam, özgürlük” sloganlarını attı.

    PİRHA/ANKARA

  • Ankara’daki 25 Kasım eyleminde 7 kadın gözaltına alındı -VİDEO

    Ankara’daki 25 Kasım eyleminde 7 kadın gözaltına alındı -VİDEO

    PİRHA- Ankara’da kadınlar, 25 Kasım dolayısıyla ‘Erkek ve devlet şiddetine itaat yok, isyan var’ sloganıyla alanlardaydı. Eylem yerine gelmek isteyen 7 kadın taşıdıkları dövizlerin ‘yasak’ olduğu gerekçesiyle gözaltına alındı.    

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü’nde Ankara’da da kadınlar alanlardaydı.

    Sakarya Caddesi’nde toplanan kadınlar burada basın açıklaması yaptı. Caddeye çıkan sokaklarda polisler tarafından kapatıldı. Eyleme katılmak isteyen kadınlar polis aramasından geçtikten sonra alana alındı.

    7 KADIN GÖZALTINA ALINDI  

    Polis arama noktalarında bazı pankart ve dövizlere el koydu. Özellikle LGBTİ+ bayrak ve simgelerine izin vermeyen polis alana dövizleriyle girmek için direnen 5 kadını gözaltına aldı. Basın açıklaması yapıldıktan sonra dağılan kadınlardan 2’si daha gözaltına alındığı bilgisi verildi.

    Alanda bulunana avukatlar, gözaltına alınan kadınların Ankara Terörle Mücadele Şubesi’ne götürüldüğünü bildirdi.

    İranlı kadınların mücadelesine selam gönderen kadınlar, ana pankartlarının polis tarafından alana alınmadığını da ifade ederek duruma tepki gösterdi. Yapılan müzakere sonucu üzerinde ‘Erkek ve devlet şiddetine itaat yok, isyan var’ yazılı pankart içeriye alındı.

    Ankara Kadın Platformu’nun çağrısıyla bir araya gelen ve alana giren kadınlar ‘Erkek ve devlet şiddetine itaat yok, isyan var’ pankartı açtı. Kadınlar sık sık ‘Direne direne kazanacağız’, ‘Dünyayı yerinden oynatacağız’, ‘İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz’, ‘Kadınlar savaş istemiyor’, ‘Kadınları değil katilleri yargıla’ sloganları attı.

    “GEÇTİĞİMİZ 25 KASIM’DAN BU YANA 376 KADIN ERKEK ŞİDDETİYLE KATLEDİLDİ”

    Pankartın alana alınmasıyla Türkçe ve Kürtçe olarak yapılan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

    “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde; AKP-MHP ittifakının, kadın mücadelesinin kazanımlarını hedef alan politikalarıyla mücadele ediyoruz. Kadına yönelik şiddeti önleme yükümlülüğü olan devlet; kadınlara yönelik işkenceye varan özel savaş uygulamalarıyla, cezasızlık politikasıyla, erkek yargı mekanizmasıyla, İstanbul Sözleşmesi başta olmak üzere kadın kazanımlarını hedef alan hukuksuz uygulamalarıyla şiddetin bizzat faili durumunda. Geçtiğimiz 25 Kasım’dan bu yana 376 kadın erkek şiddetiyle katledildi. Kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri her geçen gün artarken, bu ölümlere ilişkin etkin soruşturma yürütülmüyor, cinayetlerin üstü kapatılmaya çalışılıyor.

    “İTAAT YOK İSYAN VAR DEMEK İÇİN SOKAKLARDAYIZ!”

    Kadın mücadelesini her alanda yargılamaya çalışanlar, kadın ve LGBTİ+ katillerine kol kanat geriyor. Gözaltılarla, tutuklamalarla kıramadıkları kadın iradesini, hapishanelerde çıplak aramayla, işkenceyle, tecritle kırmaya çalışıyorlar. Mirabel Kardeşler’in de, Mahsa Amini’nin de, Nagihan Akarsel’in de failini yüzyıllardır tanıyoruz. Bu yüzden gücümüzü birbirimizden, sınırları aşan dayanışmamızdan alıyoruz. İran’da özgürlüğü için mücadele eden, yaşamları ellerinden alınan, idamla yargılanan kadınların her bir saç teli için isyanı büyütüyoruz. İran’da, Türkiye’de dünyanın her yerinde yaşamlarımızı karartmak isteyenlere karşı itaat yok isyan var demek için sokaklardayız!

    “İKTİDAR İSE HÂLÂ ILO 190’I İMZALAMIYOR”

    Kadını aileden ibaret görenler; boşanmaları zorlaştırıp, Aile İrşad Büroları eliyle kadınları susmaya zorluyorlar. Aileye hapsedilmeyi reddediyoruz! Bizler aile değil kadınız! Anayasa değişikliği ile kadınların özgürlüğünü diline dolayanlar, kadınların nafaka hakkına dâhi göz koyuyorlar. ‘Kadın erkek eşitliğine inanmıyorum’ diyen Erdoğan’ın izinden gidenler, kadına yönelik şiddetin nedeni olarak yine kadınları gösterdi. Kadınlar hâlâ eşit işe eşit ücret alamıyor, iktidar ise hâlâ Çalışma Yaşamında Şiddet ve Tacizin Önlenmesi Sözleşmesi olan ILO 190’ı imzalamıyor. Eşitliğe inanmayanlara, emek düşmanlarına karşı itaat yok isyan var demek için sokaklardayız!

    “SAVAŞ VE NEFRET POLİTİKALARINA BÜTÇE AYRILIYOR

    Açıklanan 2023 bütçesinde sadece savaş ve güvenlik harcamalarına ayrılan pay 2022 bütçesini ikiye katlıyor. Diyanete 7 ayrı bakanlıktan daha fazla bütçe veriliyor. Savaş ve nefret politikalarına karşı itaat yok, isyan var demek için sokaklardayız. Eşit ve adil bir dünya kurana kadar, var gücümüzle haykırmaya devam ediyoruz; erkek ve devlet şiddetine karşı itaat yok isyan var!”

    PİRHA/ANKARA

     

  • Ankara Kadın Platformu’ndan 25 Kasım çağrısı: Haklarımız için sokaklarda olacağız-VİDEO

    Ankara Kadın Platformu’ndan 25 Kasım çağrısı: Haklarımız için sokaklarda olacağız-VİDEO

    PİRHA- Ankara Kadın Platformu, yaklaşan 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne ilişkin açıklama yaparak, “Haklarımızı savunmak için, ‘Erkek ve devlet şiddetine karşı itaat yok isyan var’ demek için sokağa çıkıyoruz!” dedi.

    Tüm dünyada başta kadınlar olmak üzere birçok kesim 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde alanlarda olacak.
    Ankara Kadın Platformu üyeleri de, ‘Erkek ve devlet şiddetine karşı itaat yok isyan var!’ sloganıyla 25 Kasım’da alanlarda olacaklarını açıkladı.
    TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nde yapılan basın açıklamasını platform üyesi Ece Türközü okudu.

    “KADIN CİNAYETLERİ VE ŞÜPHELİ KADIN ÖLÜMLERİ HER GEÇEN GÜN ARTIYOR”

    ‘25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’ne, Dominik’te Mirabel Kardeşleri katleden Trujillo diktatörlüğünün kadın düşmanı politikalarını aratmayan AKP-MHP ittifakının, kadın mücadelesinin kazanımlarını hedef alan politikalarıyla gidiyoruz’ denildi.

    Kadın cinayetlerine dikkat çekilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Kadınlara yönelik saldırıların her geçen gün derinleştiği ve kadınların dünyanın dört bir yanında diktatörlere karşı örgütlendiği, direndiği, isyan ettiği bir süreci yaşıyoruz. Kadına yönelik şiddeti önleme yükümlülüğü olan devlet; kadınlara yönelttiği işkenceye varan özel savaş uygulamalarıyla, cezasızlık politikasıyla, erkek yargı mekanizmasıyla, İstanbul Sözleşmesi başta olmak üzere kadın kazanımlarını hedef alan hukuksuz uygulamalarıyla şiddetin faili durumunda. Kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri her geçen gün artarken, bu ölümlere ilişkin etkin soruşturma yürütülmüyor, cinayetlerin üstü kapatılmaya çalışılıyor. için sokağa çıkıyoruz!

    “KADINA KARŞI ŞİDDET COĞRAFYALARA GÖRE ŞEKİL DEĞİŞTİRSE DE ÖZ OLARAK AYNI”

    Yaşamak istiyoruz diyen kadınlara sokakları yasaklayanlar, aynı sokaklarda şeriat propagandası yapanların, nefret yürüyüşüne çıkanların güvenliğini sağlıyor. Gözaltılarla, tutuklamalarla kıramadıkları kadın iradesini, hapishanelerde çıplak aramayla, işkenceyle kırmaya çalışıyorlar. Kadın mücadelesine yönelik baskı ve yok etme politikalarına itaat yok isyan var demek için sokağa çıkıyoruz! Coğrafyalara göre biçim değiştirse de erkek ve devlet şiddetinin aynı sistemden beslendiğini biliyoruz. Mirabel Kardeşler’in de, Mahsa Amini’nin de, Nagihan Akarsel’in de failini yüzyıllardır tanıyoruz. Bu yüzden gücümüzü birbirimizden, sınırları aşan dayanışmamızdan alıyoruz.

    “TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTSİZLİĞİNE KARŞI SOKAĞA ÇIKIYORUZ”

    Kadını aileden ibaret görenler; boşanmaları zorlaştırıp, Aile İrşad Büroları eliyle kadınları susmaya zorluyorlar. Aileye hapsedilmeyi reddediyor ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğini savunanlara itaat yok isyan var demek için sokağa çıkıyoruz! Tarikat yurtlarında çocuklar istismara maruz bırakılırken çocukları korumayanlar, bugün aileyi koruduklarını söylüyorlar. Anayasa değişikliği ile kadınların özgürlüğünü diline dolayanlar, kadınların nafaka hakkına dâhi göz koyuyorlar. Nefret yürüyüşleriyle LGBTİ+ düşmanlarına kol kanat gerenlere, onur yürüyüşlerine saldıranlara, homofobiye, taransfobiye itaat yok isyan var demek için sokağa çıkıyoruz!

    “HAKLARIMIZI SAVUNMAK İÇİN SOKAĞA ÇIKIYORUZ”

    Siyasal iktidarın erkek devlet ittifakı, kadın emeğini değersizleştirerek emek sömürüsünü her geçen gün daha da derinleştiriyor. Kadınlar için esnek ve güvencesiz çalışma biçimi kalıcı hale getirilirken, kadının kariyeri çocuk doğurmaya indirgeniyor. Açıklanan 2023 bütçesinde sadece savaş ve güvenlik harcamalarına ayrılan pay 2022 bütçesini ikiye katlıyor. Diyanete 7 ayrı bakanlıktan daha fazla bütçe veriliyor. İktidarın savaşı ve sermayeyi besleyen ekonomi politikaları yoksulluğu her geçen gün daha da derinleştiriyor. Kadınlar en temel ihtiyaçlarına bile ücretsiz ulaşamıyor. Kürtaj yasağı, kadınları merdiven altı yerlerde kürtaj olmaya mecbur bırakarak yaşamlarını tehdit ediyor.

    “ERKEK VE DEVLET ŞİDDETİNE KARŞI SENİ DE SOKAĞA ÇAĞIRIYORUZ”

    Biz kadınlar, kadına yönelik şiddetin her türlüsü ile mücadele ettik, etmeye devam ediyoruz. Ankaralı kadınlar olarak; 25 Kasım Cuma günü saat 18.30’da Sakarya Meydanı’nda erkek ve devlet şiddetine karşı sesimizi yükseltiyoruz. Umutsuzluğu birlikte yok edip, cesareti kenetlenen ellerimizde hissediyoruz. Erkek ve devlet şiddetine karşı itaat yok isyan var demek için seni de çağırıyoruz!”

    PİRHA/ANKARA

  • Ankara’da Mahsa Amini için yapılmak istenen eyleme sert müdahale!-VİDEO

    Ankara’da Mahsa Amini için yapılmak istenen eyleme sert müdahale!-VİDEO

    PİRHA – Ankara Kadın Platformu’nun İran’da katledilen Jîna Mahsa Amini için yapmak istediği eyleme polis izin vermedi. Yapılan müdahale sonucu çok sayıda yurttaş gözaltına alındı.

    Tahran’da 13 Eylül’de gözaltına alındıktan sonra 16 Eylül’de öldürülen 22 yaşındaki Mahsa Jîna Amini için Ankara’da da eylem yapılmak istendi.

    Ankara Kadın Platformu üyeleri “İran’da, Türkiye’de ve her yerde ‘özgürlük’ demek için buluşuyoruz” çağrısını günler öncesinden yapmıştı.

    ÇOK SAYIDA GÖZALTI!
    Sakarya Caddesinde yapılmak istenen eylem, valilik izni olmadığı gerekçesiyle engellendi.
    Ankara Emniyeti, 16:00’da yapılması planlanan eylem için saatler öncesinden Sakarya caddesine yüzlerce polisi konuşlandırdı. Tüm sokak başlarını tutan polisler, 15:40’ta ilk müdahaleye başlayarak yaklaşık 10 kadın yurttaşı bölgeden uzaklaştırmak istedi. Kalkanlarla müdahaleye geçen polislere “Jin, Jiyan, azadi” sloganıyla tepki gösterildi.
    Polis kalkanları arasında yürüyen kadınlar, Yüksel Caddesine gelindiğinde hazırladıkları pankartları açmak istedi. “Mahsa Amini İsyanımızdır. Kadın dayanışması sınır tanımaz” yazılı pankartları yırtan polisler, sert müdahalede bulundu. Gazetecilerin görüntü almasını da engelleyen kolluk güçleri, en az 5 kadını gözaltına aldı.

    PİRHA/ANKARA

  • Ankara Kadın Platformu da katledilen İranlı Amini için sokağa çıkıyor!

    Ankara Kadın Platformu da katledilen İranlı Amini için sokağa çıkıyor!

    PİRHA – Jîna Mahsa Amini’nin katledilmesinin ardından başlayan gösteriler günden güne artıyor. Ankara Kadın Platformu da Amini için eyleme geçeceğini duyurdu.

    İran’da “ahlak” polisi tarafından katledilen 22 yaşındaki Jîna Mahsa Amini için dünya genelinde protestolar sürüyor.

    Amini’nin 16 Eylül’deki ölümünden bu yana kadınların öncülüğünde düzenlenen protestolar devam ederken, Ankara Kadın Platformu da 2 Ekim Pazar saat 16:00’da Sakarya Caddesi’nde eylem yapacağını duyurdu.

    Açıklamada “İran’da, Türkiye’de ve her yerde özgürlüğümüz için Mahsa Amini ve katledilen tüm kızkardeşlerimiz için EYLEMDEYİZ ! Direnişteyiz İsyandayız!” denildi.

    PİRHA/ANKARA

  • Ankara Kadın Platformu: Kazanılmış haklarımıza göz diken bu düzeni yıkacağız! -VİDEO

    Ankara Kadın Platformu: Kazanılmış haklarımıza göz diken bu düzeni yıkacağız! -VİDEO

    PİRHA- Ankara’da Kadın Platformu’nun çağrısıyla bir araya gelen kadınlar, Olgunlar Caddesi’nde bulunan Madenciler Anıtı’ndan Sakarya Caddesi’ne yürümek istedi ancak polis tarafından engellendi. Sakarya Caddesi’nde buluşan kadınlar engellenen yürüyüşlerini ve eylemlerini burada gerçekleştirdi.

    Ankara’da Kadın Platformu’nun çağrısıyla kadınlar Olgunlar Caddesi’nde bulunan Madenci Anıtı’ndan Sakarya Caddesi’ne doğru ‘Gece yürüyüşü’ gerçekleştirmek istedi. Polis Sakarya Caddesi’ne kadar yapılacak olan yürüyüş öncesinde anıt çevresini barikatlarla kapatarak kadınların eylem yapmasına izin vermedi.

    Polisin Kızılay çevresinde yoğun güvenlik önlemi almasının ve anıt çevresine girişe izin vermemesinin ardından kadınlar Sakarya Caddesi’nde buluşarak engellenen yürüyüşlerini ve eylemlerini burada gerçekleştirdi.

    ‘Ataerkiye kafa tutuyoruz’, ‘Erkek egemenliğe karşı öz savunmayı kuşan’, ‘Fiyatlar kanatlandı uçuyor’, ‘Yoksulluğun bedelini biz ödemeyeceğiz’, ‘Kadınlar barışta ısrarcı’ dövizleri taşıyan kadınlar, ‘Jin, Jiyan, Azadi’, ‘Yaşasın kadın dayanışması’ sloganları attı.

    “HEYECANIMIZLA, COŞKUMUZLA, UMUDUMUZLA YAN YANA BURADAYIZ”

    Munzur Üniversitesi öğrencisi olan ve yaklaşık 800 gündür haber alınamayan Gülistan Doku’nun akıbetini de soran kadınlar, ‘Gülistan Doku nerede’ diye haykırdı. Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı savaşa da değinen kadınlar, ‘Feministler savaş değil barış istiyor’ dedi.

    Kadınlar Sakarya Caddesi’nde sloganlarla yaptıkları yürüyüşün ardından basın açıklaması yaptı. Yapılan basın açıklaması, ‘Heyecanımızla, coşkumuzla, umudumuzla ama en çok da öfkemizle ve isyanımızla yan yanayız buradayız! Kazanımlarımızın bütününe yönelik dört bir yandan saldırılar karşısında feminist mücadelemizle varız buradayız’ sözleriyle başladı.

    “EMEĞİMİZE EL KOYANLARIN YAKASINI BIRAKMAYACAĞIZ”

    Kadınlar yıllardır haklarının gasp edildiğini vurgulayarak şunları dile getirdi:

    “Evde, işte, sokakta, kampüste, fabrikada emeğimiz sömürülüyor, kayıt dışı esnek saatlerde güvencesiz çalıştırılıyor ve yoksullaştırılıyoruz. İşten attığınız, emeklerine çöktüğünüz işçi kadınlar fabrikalarda, malzeme depolarında, konfeksiyonlarda, belediyelerde nasıl direniyor, görüyor musunuz? Hayatı var eden, karşılıksız bakım emeği vererek çocukların, yaşlıların bakımını üstlenen, içlerine hapsetmeye çalıştığınız evlerin bitmeyen işlerini üstüne yıktığınız kadınların isyanını duyuyor musunuz? Emeğimize sahip çıkmak için buradayız! Emeğimize el koyan kocaların, babaların, patronların yakasını bırakmayacağız!”

    “KAZANILMIŞ HAKLARIMIZA GÖZ DİKEN BU DÜZENİ YIKACAĞIZ!”

    İstanbul Sözleşmesi’nden asla vazgeçmeyeceklerini belirten kadınlar; “Gece yarısı kararnamesiyle İstanbul Sözleşmesi’ni yürürlükten kaldırdınız. Yetmedi nafaka hakkımıza saldırdınız! Yetmedi kürtaj hakkımızı gasp ettiniz! Yaşamlarımızın teminatı olan İstanbul Sözleşmesi’nden ve haklarımızdan vazgeçmeyeceğimizi tekrar tekrar haykırıyoruz. Kadınları sömürmeye doymayan kutsal aileyi ve erkekleri korumak için boşanmayı zorlaştıran, kazanılmış haklarımıza göz diken bu düzeni yıkacağız!”

    “SAVAŞLARDAN EN ÇOK ZARAR GÖREN BİZLERİZ”

    Üniversiteleri ve belediyeleri ele geçiren işgalci kayyım zihniyetle her alanda mücadele ettiklerini ve etmeye devam edeceklerini aktaran kadınlar sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Üniversitelerdeki eril bilim diline, cinsiyetçi akademik kültüre, heteronormatif eğitim sistemine karşı isyanımız var! İtirazımız var! Biz Rojova’da, Filistin’de, Afganistan’da, Suriye’de, Ukrayna’da, dünyanın dört bir yanında savaştan en çok etkilenen, göçe zorlanan, yara alan savaşın bütün kirli yüzünü gören ve açığa çıkaran Kürt, Türk, Arap, Ermeni, Çerkes kadınlarız. Bizler emeği sömürülen dışlanan mültecileriz. Savaşlardan en çok zarar görenleriz. Herkes şunu bilsin ki yüzyıllardır farklı coğrafyalarda sürdürülen savaşlara karşı biz kadınlar barışı haykırmaya devam edeceğiz. Bu topraklardaki kadınlar olarak, savaşın ne olduğunu bizler çok iyi biliriz. Biz, barışı örgütlemek için mücadele eden kadınlarız.”

    “BU BİR YAŞAM MÜCADELESİDİR: FEMİNİST İSYANDAYIZ!”

    ‘Birbirimizi bu erkek şiddetine karşı sarıp sarmalayacağız, koruyup kollayacağız’ diyen kadınlar son olarak; “Yılın her günü sürdürdüğümüz yaşama mücadelemizi her 8 Mart’ta olduğu gibi bu 8 Mart’ta da feminist isyanla sokağa taşıyoruz. Kadınlara, çocuklara, LGBTİ+’lara yönelik şiddet, ayrımcılık, nefret söylemleri biz feministleri asla yıldırmadı, yıldırmayacak. Birbirimizden güç alarak birbirimize umut olarak feminist mücadelemizi sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. Sokaklar, meydanlar, geceler, bu hayat bizim!  Bu bir yaşam mücadelesidir: Feminist isyandayız!” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Ankaralı kadınlar: Her alanda mücadele ederek yaşamlarımızı kazanmaya devam edeceğiz -VİDEO

    Ankaralı kadınlar: Her alanda mücadele ederek yaşamlarımızı kazanmaya devam edeceğiz -VİDEO

    PİRHA- Ankara Kadın Platformu’nun çağrısıyla Anıtpark’ta bir araya gelen kadınlar, 8 Mart mitingi gerçekleştirdi. Kadınlar yaptıkları basın açıklamasında; “Geçmişten bugüne, kadınlar birbirine güç vermeye, ilham olmaya devam ediyor! Sokak, ev, iş yeri, okul her yerde ve her alanda mücadele ederek yaşamlarımızı kazanmaya devam ediyoruz” dedi.

    Ankara Kadın Platformu’nun çağrısıyla Anıtpark’ta bir araya gelen kadınlar,  ‘Erkek ve devlet şiddetine, krize ve yoksulluğa karşı yaşasın 8 Mart’ sloganıyla miting gerçekleştirdi.

    Kadınların gerçekleştirdiği mitingde, ‘Kadınlar savaş istemiyor’, ‘Biji tekoşina jinan’, ‘Şiddetinize boyun eğmeyeceğiz’ pankartları açılırken, katledilen kadınlar ve cezaevinde olan milletvekili kadınların isimleri okunarak ‘burada’ denildi.

    Ardından kadınların taleplerini dile getirdiği basın açıklaması okundu. Açıklama Kürtçe, Türkçe ve Arapça olmak üzere 3 dilde okunurken, açıklamada 8 Mart’ın tarihsel önemine değinildi.

    “GEÇMİŞTEN BUGÜNE, KADINLAR BİRBİRİNE GÜÇ VERMEYE DEVAM EDİYOR”

    Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Ankara Şube Eş Başkanı Nazan Karacabey Türkçesini okuduğu basın metninde 8 Mart’ın tarihinin kadınlar tarafından yazıldığını ifade etti. Karacabey; “1857’de 40 bin dokuma işçisi kadın, New York’ta daha iyi çalışma koşulları ve yaşam hakkı için greve çıkma kararı aldı. Fabrikada devam eden grev sırasında polisin kadınları fabrikaya kilitlemesi sonucunda çıkan yangında 129 kadın işçi yakılarak katledildi. 165 yıl önce mücadelelerini isyan tarihine yazdıran kadın işçilerin direnişi, 165 yıl sonra hâlâ tüm dünya kadınlarıyla birlikte bugün bu alanda sürüyor. Geçmişten bugüne, kadınlar birbirine güç vermeye, ilham olmaya devam ediyor! Sokak, ev, iş yeri, okul her yerde ve her alanda mücadele ederek yaşamlarımızı kazanmaya devam ediyoruz” şeklinde konuştu.

    “TARİHİN EN BÜYÜK SUÇ ÖRGÜTÜ DEVLETTİR”

    Gerçekleşen işçi direnişlerinin birbirine ilham verdiğini vurgulayan Karacabey, kadınların her direnişte en ön saflarda mücadele ettiğine dikkat çekerek; “Ocakta Mersin Tarsus Sebze Meyve Hali, şubatta Oppo, Alpin Çorap, Darinda Çorap, Farplas ve Migros Depo kadınların öne çıktığı direnişler oldu. Kadınların kazancı yöneticiler tarafından ailenin ek geliri olarak görülüyor, hamile ve regl olan kadınlar yüksek tempoda çalışmaya zorlanıyor, daha az ücrete mahkûm bırakılıyor, iş yerlerinde kreş ihtiyacı karşılanmıyor. Şule Çet, Emine Bulut, İpek Er, Ceren Damar, Aleyna Çakır, Fatma Altınmakas, Hande Kader ve daha nice kadın arkadaşımız aramızdan alınırken, biz faillerden de, failleri cezasız bırakanlardan hesap sorduk. Tarihin en büyük suç örgütü olan devlet şiddetine, bu suç örgütünün, kamusal alandan özel alana meşru kılmaya çalıştığı erkek şiddetine karşı birbirimizi savunduk. Siyasal iktidar, bir kez daha kadınlara saldırarak iktidarının bekasını korumaya çalışırken bizi susturmak isteyen erkek egemen sistemle pazarlık yapmıyoruz” dedi.

    “ŞİDDETİN KAYNAĞI OLAN PATRİARKAL KAPİTALİZMİ TARİHİN ÇÖPLÜĞÜNE GÖNDERECEĞİZ”

    Kürt kadınları başta olmak üzere, birçok kadının hapishanelerde çıplak aramaya ve birçok işkenceye maruz bırakıldığına da değinen Karacabey sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Aysel Tuğluk gibi, hapishanelerde tutulan çok sayıda kadının sağlıklarının hapishanede kalmaya uygun olmadığı halde tahliye edilmiyor. Hasta kadın tutsakların sağlığa erişim hakkı engelleniyor. Garibe Gezer, hapishanede cinsel şiddete ve her türlü işkenceye maruz bırakıldı, intihar ettiği söylendi. Deniz Poyraz, 24 saat polis gözetiminde olan parti binasında katledildi. Gülistan Doku 2 yıldır kayıp. Kürt kadınlarına karşı düşman hukuku işleten, özel savaş yöntemleri uygulayan erkek egemen devletten hesap sormak için buradayız.

    165 yıl öncesinden bugüne toplumsal cinsiyet eşitliği için, yaşamlarımız için, bedensel söz hakkımız için, eğitim hakkımız için, boşanma, kürtaj hakkımız için tırnaklarımızla kazıyarak mücadele verdik. İstanbul Sözleşmesi de bu mücadelenin sonucunda doğdu. 18 yıllık AKP iktidarının kadın düşmanı tüm politikaları karşısında sokakları mor bir cümbüş haline getirdik. Erkek şiddetinin türlü biçimlerine karşı kocasına, sopasına, hocasına, babasına isyan ederek kendi biricik özerk varlıklarımızı inşa ettik. Biliyoruz, erkek egemenliğini nasıl alaşağı edeceğimizi, şiddetin kaynağı olan patriarkal kapitalizmi tarihin çöplüğüne birlikte mücadele ederek göndereceğimizi biliyoruz, bu yüzden buradayız.”

    “SUSMAYACAĞIZ, KORKMAYACAĞIZ, DÜNYAYI YERİNDEN OYNATACAĞIZ”

    Karacabey son olarak; “Birbirimizi savunduğumuz, direniş dolu bir yılın ardından kaybettiğimiz tüm kadınlara, LGBTİ+lara, hapishanelerdeki tüm tutsaklara; sokakta, evde, işte, okulda, tacize, tecavüze, erkek şiddetine karşı yaşamak için mücadele veren tüm kadınlara 8 Mart alanından bir kez daha söz veriyoruz: Susmayacağız, korkmayacağız, dünyayı yerinden oynatacağız” diye konuştu.

    Okunan basın açıklamalarının ardından miting, 2 Temmuz Sivas Katliamı’nda yitirilen Gülsüm Karababa’nın ablası Zeynep Karababa’nın, İlker Kadın Korosu’nun, Kızçeler Müzik Grubu’nun müzik dinletileriyle ve çekilen halaylarla son buldu.

    PİRHA/ANKARA

  • İHD Ankara Şubesinin çağrısıyla kadınlar, tutuklu kadınlara kart gönderdi

    İHD Ankara Şubesinin çağrısıyla kadınlar, tutuklu kadınlara kart gönderdi

    PİRHA- İHD Ankara Şubesi’nin çağrısıyla bir araya gelen kadınlar, ‘8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ kapsamında İç Anadolu bölgesindeki cezaevlerinde bulunan tutuklu kadınlarla dayanışmak için kart gönderdi.

    İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi, ‘8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ kapsamında İç Anadolu bölgesindeki cezaevlerinde bulunan kadın tutuklulara, dayanışmak amacıyla kart gönderdi.

    Ankara Kadın Platformu’nun da destek verdiği etkinlik, İHD Ankara Şubesinde yapıldı. Bir araya gelen kadınlar cezaevinde bulunan kadınlar için hazırladıkları kartpostalların arkasına 8 Mart mesajları yazdı.

    Renkli kağıtlardan mektuplar ve kartlar hazırlayan kadınlar, daha sonra PTT Yenişehir Şubesi’ne giderek hazırlamış oldukları kartları Sincan ve Bünyan Kapalı cezaevlerinde bulunan kadınlara gönderdi.

    PİRHA/ANKARA

  • Ankara Kadın Platformu: Her türlü yasağa ve baskıya karşı isyandayız-VİDEO

    Ankara Kadın Platformu: Her türlü yasağa ve baskıya karşı isyandayız-VİDEO

    PİRHA- ‘25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’ nedeniyle Ankara Kadın Platformu’nun çağrısı üzerine Sakarya Caddesi’nde bir araya gelen kadınlar, “Kadınlar bir taraftan katledilme politikalarıyla hedef alınırken, diğer bir yandan gözaltında çıplak arama işkencesi ve kaybedilme tehditti ile sindirilmek isteniyor. Her yeri bir isyan alanına çevirmeye, birlikte mücadeleye çağırıyoruz” dedi.

    Kadınlar Ankara’da ‘25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü’ nedeniyle Ankara Kadın Platformu’nun çağrısı üzerine Sakarya Caddesi’nde bir araya geldi.

    ‘Savaşa, yoksulluğa, erkek ve devlet şiddetine karşı birlikte mücadeleye’ yazılı pankart açan kadınlar, ‘İsyanımız bitmedi bitmeyecek’, ‘Erkek, devler şiddetine karşı her yerdeyiz’, ‘Şiddeti üreten devlet şiddeti yok edemez’ yazılı dövizler taşıdı. Eylemde sık sık ‘Deniz Poyraz ölümsüzdür’, ‘Jin Jiyan azadî’, ‘Yaşasın kadın dayanışması’, ‘Dünya yerinden oynar, kadınlar özgür olsa’, ‘Hükümet istifa’, ‘Sokakları da meydanları da terk etmiyoruz’ sloganları atıldı. Kadınlar, erkekler tarafından öldürülen kadınların isimlerini okuyarak, ‘isyan’ diye haykırdı.

    Eyleme çok sayıda kadının yanı sıra Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekilleri Filiz Kerestecioğlu, Serpil Kemalbay, Gülistan Kılıç Koçyiğit, Semra Güzel, Birleşik Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun Öneren ve Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan katıldı.

    Eylemde yapılan açıklamanın Türkçesini İlkay Ersuz Kürtçesini ise Türkan Demir okudu. Şiddetin her türlüsüne karşı kadınların isyanının büyüdüğüne dikkat çeken kadınlar, patriarkal ve kapitalist sistemin doğa ve insan üzerindeki sömürüsünün her geçen gün katmerleştiğini vurguladılar.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NDEN VAZGEÇMİYORUZ”

    Ersuz, sözlerine; “Şiddetin her türlüsüne karşı, dünyanın dört bir yanından kadınların isyanı büyüyor. 2021 yılında, ‘İstanbul Sözleşmesi bizim ve asla vazgeçmiyoruz, sokaklarda uygulatacağız dedikten sonraki ilk 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nü, erkek ve devlet şiddeti karşısında birbirimiz için isyanı büyüterek karşılıyoruz” diyerek başladı.

    “ERKEKLER DEVLET ELİYLE CESARETLENDİRİLİYOR”

    Ekonomik krizle beraber kadın işsizliğinin de arttığını ifade eden Ersuz, savaşa değil kadınlara bütçe ayrılması gerektiğini belirtti. Ersuz şunları dile getirdi:

    “Kadınların eşit ve özgür bir yaşaması mücadele verenler ise iktidar bloğu tarafından terörist ilan ediliyoruz. Doların 13’e ulaştığı bir ülkede, kadınların yoksulluğuna yoksulluk eklenirken; cinsiyetçi iş bölümü ile kadınlar hem evde çalışmak zorunda hem de eve ek gelir getirmek için güvencesiz çalışma koşullarına itilmektedir. Evde, sokak ortasında, işyerinde katledilen veya devletin kolluk güçleri desteğiyle kaçırılan ve kaybedilmeye çalışılan kadınlara her gün bir yenisi daha ekleniyor. Neredeyse 2 yıla yakındır Gülistan Doku’dan haber alınamıyorken, Nadira ve Yeldana’nın katilleri korunmaya devam ediyor. Kürt illerinde savaş ve işgal politikalarının bir parçası olarak, İpek Er’in katili Musa Orhan devlet zırhı ile korunurken erkekler devlet eliyle cesaretlendiriliyor. İzmir’de devletin kontrgerilla örgütü SADAT ile ilişkili olan Orhan Gencer Deniz Poyraz’ı katletti. Kadınlar bir taraftan katledilme politikalarıyla hedef alınırken, diğer bir yandan gözaltında çıplak arama işkencesi ve kaybedilme tehditti ile sindirilmek isteniyor.”

    “KADIN DÜŞMANI TEKMİLİ BİRDEN TÜM ERKEKLİĞİN KARŞISINA DİKİLİYORUZ”

    Dünyada dinsel baskılarla kadınların bedenlerine ve yaşamlarına, LGBTİ+ların var oluşlarına yönelik saldırıların arttığını aktaran Ersuz sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Fetvalarla bizim yaşamımızı kuşatmaya çalışan Diyanet’in karşısına dikiliyoruz. Diyanet kapatılsın! Yaşamlarımıza saldıran kontrgerilla ittifakının karşısına dikiliyoruz: İttifakınız bozulacak, kadınlar yaşayacak. Kadın düşmanı tekmili birden tüm erkekliğin karşısına dikiliyoruz: Uykularınız kaçsın, erkek ve devlet şiddeti son bulacak! İstanbul Sözleşmesi’nin fesih kararına karşı isyandayız! Her türlü yasağa ve baskıya karşı isyandayız! Her gün erkek devlet şiddetiyle katledilen kadınlar için isyandayız! ‘Ev işi kadın işidir’ diyen ataerkiye karşı bakım hizmetlerinin toplumsallaştırılması için isyandayız!”

    “HER YERİ BİR İSYAN ALANINA ÇEVİRMEYE ÇAĞIRIYORUZ”

    Binlerce yıllık erkek egemen sömürü düzenine karşı isyanda olduklarını ve birlikte mücadele etmenin önemli olduğunu söyleyen Ersuz; “Her türlü yasağa ve baskıya karşı isyandayız. Her gün erkek devlet şiddetiyle katledilen kadınlar için isyandayız. Birlikte mücadele ile sokaklarda meydanlarda, yeniden kuracağız cinsiyetsiz, eşit ve özgür bir ülkeyi. Birbirimiz için birlikte mücadele ediyoruz, etmeye devam edeceğiz ve bir kez daha 25 Kasım alanlarından erkek şiddetine, yoksulluğa, AKP-MHP ittifakına, kadın düşmanlığına karşı başta kadınlar olmak üzere tüm toplumu, her yeri bir isyan alanına çevirmeye, birlikte mücadeleye çağırıyoruz” dedi.

    Yapılan açıklamanın ardından eylem türküler, şarkılar ve zılgıtlar eşliğinde çekilen halaylarla son buldu.

    PİRHA/ANKARA

  • İhraç edilen Dr. Benan Koyuncu: Sömürü oldukça bir karşı koyuş da olmak zorunda!-VİDEO

    İhraç edilen Dr. Benan Koyuncu: Sömürü oldukça bir karşı koyuş da olmak zorunda!-VİDEO

    PİRHA- Uzman Doktor Benan Koyuncu, 30 Eylül’de ihraç edildi. Üçüncü kez işinden uzaklaştırılan Koyuncu, mesleğe geri dönmek için mücadelesinin süreceğini belirterek, “Sömürü oldukça karşı koyuş da olmak zorunda. Topluma ‘sus’ mesajı verilmek isteniyor ama şu saatten sonra ihraç edilen arkadaşlara ulaşıp birlikte hareket etmeye çalışacağım. Geri adım atmayacağım” dedi.

    Çankırı Devlet Hastanesi’nde Uzman Doktor olarak çalışan Benan Koyuncu, 30 Eylül’de ihraç edildi. Bu ihraç kararıyla birlikte Koyuncu, üçüncü kez mesleğinden uzaklaştırılmış oldu.

    Son iki yıldır Acil tıp Uzmanı olarak görev yapan Benan Koyuncu, 11 yıllık meslek hayatında 3 soruşturma ile karşı karşıya kalmasının detaylarını anlattı. Koyuncu, ilk ihraç haberini aldığındaki hissiyatını şu sözlerle aktardı:

    “İki kez ihraç olduğum için açıkçası güvencesiz çalışmaktan kaynaklı ‘her an gidebilirim’ diye zaten düşünüyordum. Çünkü iş yerinde de hayatta da muhalif bir insanım. Herhangi bir soruna karşı sessiz kalmıyorum. O nedenle her an sallantıda olan kişilerden biriyim. Verilen karara çok da şaşırmadım. Ama kendimi güçlü hissediyorum. Belki de bu sistemle biraz daha bağlarım koptuğu içindir. Tabii ki mesleğimi, çalışma arkadaşlarımı çok seviyorum. O nedenle zaten ‘geri döneceğim’ diyorum. Bu süreçte yol arkadaşlarım yanımda, bu da beni daha güçlü kılıyor. Yani şu dönemde her zamankinden daha güçlü hissediyorum.”

    “ÇOCUKLARIN ÖLDÜRÜLMESİNE KARŞILIKSIZ KALAMAZDIM”

    Doktor Benan Koyuncu, ilk ihraç kararında sunulan gerekçelerin temelsiz olduğuna da vurgu yaptı. İlk olarak 2016 yılında açığa alındığını belirten Koyuncu 2 aylık bir soruşturma sürecinden geçtiğini aktardı. Koyuncu, “O dönemde sol kesimden açığa alınan ilk doktorlardan biriydim” diyerek şunları söyledi:

    “Benimle ilgili her yerde ‘solcu doktor açığa alındı’ haberleri çıktı. İktidar yanlısı sitelerde ise hakkımda Twitter hesabım incelenip özellikle Kürt halkı ile ilgili attığım twitleri terör örgütü mensubuymuşum gibi yansıttılar. Bu twitler o kadar acıydı ki bölgede ölen çocuklarla ilgiliydi. Bu sebeple beni terör örgütü üyesi gibi göstermeye çalıştılar. Bu twitlerim sorgulandı ve biz avukatımla savunmamızı verdik. Attığım tweetlerin gayet demokratik tepkiler içerisinde olduğunu söyledik. Bunun üzerine işime geri döndüm.

    O dönemlerde Diyarbakır’da çalışıyordum ve bulunduğum ilçede çocuklar öldürülüyordu. Ve ben bir hekim olarak bu olaylara tabii ki karşılıksız kalamazdım.

    10 Ekim Katliamı ile ilgili twitlerimi dahi sakıncalı görmüşlerdi. Savunmamda, ‘bu yapılan bir katliamdır’ dedim.

    AK Parti’ye ilişkin attığım bir twit vardı. Onu da sorguladılar ve ben ‘Bizler AK Parti’yi, hükümeti eleştirilebiliriz’ diyerek cevabımı verdim. Ve ben tüm bunlar sonrasında geri döndüm. Bu olanlar asistanlık sürecinin başında yaşandı.

    Asistanlıktan sonra atamaya katıldım ve tüm sağlık çalışanları gibi bir de güvenlik soruşturmasından geçtim. 2018 yılı Aralık ayında atandım. 2019 yılı boyunca da güvenlik soruşturmam sürdü. Mayıs ayı gibi de red cevabı aldım. Ve mesleğimin yapılması yine engellenmiş oldu. Ardından üç farklı suçlamayla karşı karşıya kalıp mahkeme süreci başladı. Doğrusu bu bir tür fişleme dosyasıydı. Bu arada hakkımda hiçbir dava ya da sonuçlanmış bir şey de yok.

    2008 ile 2019 yılları arasında katıldığım eylemlerin çeşitli örgütlerle bağlantılı olduğunu söylediler. Ama hangi eylem, hangi örgüt hiçbir detay yoktu. İkinci suçlamada attığım twitler ‘terör örgütünü övücü’ mesajlar olarak yorumlandı. Üçüncü olarak; eski eşimin beraat ettiği dosyayı da iddianameye koymuşlardı. ‘Her birey Anayasaya göre kendinden sorumludur’ olmasına rağmen savunmamı yaptım ve emniyetten cevap geldi; ‘Şahsın herhangi bir örgütle ilişkisi bulunmamaktadır’ denildi. Bunun üzerine yürütmeyi durdurma kararı aldım. Sonrasında da mesleğime geri döndüm ve mahkemeyi de kazandım.”

    “VERİLMEK İSTENEN MESAJ TOPLUMA ‘SUS’ DEMEKTİR”

    Benan Koyuncu, kendisi gibi birçok hekimin de ihraç edildiğine işaret etti. “Muhalif olursanız biz 10 kez de sizi ihraç ederiz’ diyorlar” açıklamasını yapan Koyuncu, şöyle devam etti:

    “İşin kötü tarafı, aslında ben tek değilim. Şu anda belki de 100’e yakın sağlık çalışanına bu tarz haberler gitti. Ama maalesef artık insanlar da çok yoruldu. Bu durumu ben nasıl 3 kez yaşadıysam o insanlar da iki kez yaşamıştır. Ki bu arkadaşlarımızın çoğu mahkeme kararlarıyla geri dönen insanlardı. Bu yıpratma süreci tabii ki insanların biraz sessiz kalmasına da sebep oluyor. Bizler üzerinden verilmek istenen mesaj topluma ‘sus’ demektir.”

    “GERİ ADIM ATMA GİBİ BİR ŞANSIM YOK”

    Aynı zamanda önceki dönem Ankara Tabip Odası yöneticisi olan Benan Koyuncu, şu anda ise kadın hekimlik ve insan hakları kolunda görev yürütüyor. Koyuncu, ihraç kararından sonra mesleki dayanışmanın önemine vurgu yaparak şu aktarımda bulundu:

    “Şu saatten sonra diğer arkadaşlara ulaşmaya çalışacağım. Bizler ‘geri döneceğiz’ dedik. 2016 yılında arkadaşlarımız ilk KHK ile ihraç olduklarında ‘geri döneceğiz’ demiştik bugün de ‘geri döneceğiz’ diyoruz. Bunun için mücadele etmeye devam edeceğim. Geri dönünce de var olan sistemin daha iyi, daha adil olması için elimden geleni yapacağım.

    Farklı bir ülkeye gitmeyi asla düşünmedim. Beni henüz o kadar travmatize edecek bir sonuç olmadı. Burada bir mücadele alanım var. TTB, SES ve Ankara Kadın Platformu’nun da aktivistiyim. Onlar bana son yıllarda çok güç verdi. Kadınların direnci bana çok şey öğretti. Yani mücadele edeceğim alanlar olduğu için gitmeyi düşünmüyorum.

    Ben acil hekimiyim. Mesleğim gereği sürekli bir yoksullukla karşılaşıyorum. Hele ki Çankırı gibi bir bölgede yoksullukla daha da çok karşılaşıyordum. Bu sebeple benim geri adım atma gibi bir şansım olmuyor. Çünkü sömürü oldukça bir karşı koyuş da olmak zorunda. O nedenle mücadele ettiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum.”

    Eren GÜVEN/ANKARA

  • Ankara Kadın Platformu: Özgürlüğümüz için isyandayız-VİDEO

    Ankara Kadın Platformu: Özgürlüğümüz için isyandayız-VİDEO

    PİRHA-Ankara Kadın Platformu, İstanbul Sözleşmesi’nin Cumhurbaşkanı tarafından feshedilmesini protesto etti. Yapılan açıklamalarda “Sözleşmeden çekilenler karşımıza çıkıp tek kelime edemiyorlar. Suçlarını örtmek için ‘kadına yönelik şiddete sıfır tolerans göstereceğiz’ diyorlar. Sıfır toleransın ilk haftasında bu ülkede tam 9 kadın katledildi” açıklaması yapıldı.

    Ankara Kadın Platformu, “İstanbul Sözleşmesini sokakta kazandık, sokakta savunacağız” diyerek Sakarya Caddesinde eylem yaptı.

    Polis barikatı arasında yapılan eylemde kadınlar, “Özgürlük için isyandayız. İsyanımız sokaklara taşıyor. Geleceğimizi istiyoruz” dövizleri taşıdı.

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ SÖKE SÖKE KAZANDIĞIMIZ HAKTIR”

    Ankara Kadın Platformu adına yapılan basın açıklamasında iktidarın “Kadına yönelik şiddete sıfır tolerans göstereceğiz” sözü eleştirilerek şu ifadeler kullanıldı:

    İşte yine meydanlardayız. Ülkenin ve dünyanın birçok yerinde kadınlar, bugün bizimle birlikte meydanları dolduruyor. Dünyanın her yerinde sesimiz yankılanıyor. Bir kez daha birbirimize söz veriyoruz; bir kişi daha eksilmeyene dek eşit ve özgür bir yaşamı kurana dek mücadelemizi büyüteceğiz. Özgürlüğümüzü, emeğimizi, geleceğimizi, hakkımız olanı alana kadar sokakları terk etmiyoruz. Mücadeleden, birbirimizden, İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz.

    Bu kararı tanımadığımızı ve İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmediğimizi ülkenin her yerinde sokaklarda haykırdık. Sözleşmeden çekilenler karşımıza çıkıp tek kelime edemiyorlar. Suçlarını örtmek için ‘kadına yönelik şiddete sıfır tolerans göstereceğiz’ diyorlar. Sıfır toleransın ilk haftasında bu ülkede tam 9 kadın katledildi.

    Neredeyse her gün kadın cinayetleri ile uyanıyoruz. Bu sabah karnındaki bebeği ile katledilen 17 yaşındaki bir kadının haberini aldık. LGBTİ bireylerin canlı yayında işkenceye uğramasına tanık olduk. Boğaziçi’nde gökkuşağı bayrağı taşıyan üniversitelileri gözaltına aldınız.

    Göz göre göre geliyor cinayetler. Kamu görevlileri görevlerini yapmıyor. Polis, kadınları yanlış yönlendiriyor. ‘Yuvanı yıkma. Kocandır olur böyle şeyler’ tavsiyeleriyle ölüme gönderiyorlar. Bütün bunlar olurken gözünü, kulağını ve vicdanını kapatıp failleri cezasızlıkla ödüllendirenler üstüne bir de ‘İstanbul Sözleşmesinden çekildik’ diyorlar. ‘Gireriz. Girdiğimiz gibi de çıkarız’ diyen Cumhurbaşkanının kadın düşmanı politikalarını kabul etmediğimizi bir kez daha söylüyoruz. ‘Ankara Sözleşmesi hazırlıyoruz’ diyorsunuz. Ankaralı kadınlar olarak bizim sizin palavralarınıza karnımız tok. Önce gereğini yapıp şüpheli kadın ölümlerini aydınlatın.

    Failler içimizdeyken kadınlara yalan söylemenizi kabul etmiyoruz. Akla, mantığa, hukuk anlayışına sığmayan kadın düşmanı tüm politikaları kabul etmiyoruz. Failleri yargılamak yerine cezasızlık, hukuksuzluk ve keyfilikle ülkeyi yönetenleri kabul etmiyoruz.

    Bizler biliyoruz ki şiddete maruz kalan, öldürülen her kadının sorumlusu faili kadar devlettir. Ve biliyoruz ki İstanbul Sözleşmesi bize bahşedilen bir hak değil, mücadelemiz ile söke söke kazandığımız haklarımızdır.”

    PİRHA/ANKARA

  • Ankara Kadın Platformu: İsyanımızla 8 Mart’ta sokaklarda olacağız-VİDEO

    Ankara Kadın Platformu: İsyanımızla 8 Mart’ta sokaklarda olacağız-VİDEO

    PİRHA-Ankara Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliklerine ilişkin açıklama yaparak “Yaşamın her alanında; ayrımcılığa, yoksulluğa, erkek ve devlet şiddetine karşı direnmeye ve örgütlü mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz. Tüm kadınları 8 Mart’ı coşkumuzla, isyanımızla sokaklarda karşılamaya çağırıyoruz” dedi.

    Ankara Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü etkinliklerine ilişkin Büro Emekçileri Sendikası Ankara Şubesi’nde basın toplantısı düzenledi.

    Daha iyi çalışma koşulları ve yaşam hakkı için mücadele yürüteceklerini dile getiren Ankara Kadın Platformu, “Yaşamlarımızı çalmak isteyenlere karşı buradayız” diyerek AKP iktidarının kadın politikalarını eleştirdi.

    Platform adına basın metnini Esma Çağlak okudu. “AKP, elde ettiğimiz kazanımlarımıza saldırıyor, haklarımızı gasp ediyor, erkekleri cesaretlendiren cinsiyetçi söylemlerde bulunuyor” diyen Esma Çağlak, kadın cinayetlerinde cezasızlığın kural haline getirildiğine vurgu yaptı.

    “PEKİ KADINLAR KATLEDİLİRKEN AKP NE YAPIYOR?”

    Esma Çağlak, kadın cinayetlerindeki artışa da işaret ederek şöyle devam etti:

    “Kadına yönelik her türlü şiddetin önlenebilmesi için bütün mekanizmalarıyla mücadele etmesi gerekirken erkek egemen yargı İpek Er’e tecavüz eden uzman çavuşu serbest bırakıyor, Nadira Kadirova cinayetinde birincil şüpheli olan AKP İstanbul Milletvekili Şirin Ünal milletvekilliğine devam ediyor; ancak Melek İpek gibi hayatını savunan, ölmemek için öldürmek zorunda kalan kadınlar haksız ve hukuksuzca cezalandırılıyor!

    Devlet, bir yandan cezasızlık ile faillere cesaret verirken, diğer yandan koruma kararlarını yerine getirmeyerek, kadına şiddet konusunda önlem almayarak, 6284 sayılı Kanun ve İstanbul Sözleşmesi’ne açıkça saldırarak kadınları savunmasız bırakmaya çalışıyor, bu da yetmez gibi fetvalarla kadınların hayatı kuşatılıyor. İşte bu yüzden diyoruz ki kadın cinayetlerinin ve kadınlara yönelik saldırıların faili devlettir!

    Biz kadınlar biliyoruz ki eşit ve özgür bir yaşam mücadelemiz devletin erkek egemen hukukuna ve yasalarına sığmaz! Bu yüzden dünyayı yerinden oynatacak cesaretimizle, eşit ve özgür bir yaşamı kurma kararlılığımızla 8 Mart’ta sokaklarda olacağız!”

    “KADINLAR EV İÇİ EMEK SÖMÜRÜSÜNE DAHA FAZLA MARUZ KALDI”

    Açıklamada, kadınların pandemi sürecinde daha çok olumsuz etkilendiklerinin de altı çizildi. “Pandemiyle birlikte kadın işsizliği arttı diyen Esma Çağlak, açıklamanın devamında şunları söyledi:

    “İktidar, toplumu kendi istediği şekilde yeniden inşa etmeye çalışıyor. Türk-sünnî, heteroseksüel, beyaz ve erkek kimlikleri dışında kalan herkesi kriminalize etmeye adeta ant içmiş halde, kadınları ve LGBTİ+ları nefret söylemleriyle hedef gösteriyor, saldırıya uğramalarına ve öldürülmelerine göz yumuyor. Ne yaparlarsa yapsınlar bizler tüm renklerimizle yan yana olmanın coşkusuyla tüm LGBTİ+ saldırılara, homofobiye, heteroseksizme karşı birlikte direneceğiz!”

    “KADINLAR İŞKENCEYLE YILDIRILMAYA ÇALIŞILIYOR”

    Kürt illerinde kadınlar, tecavüz politikalarıyla sindirilmeye çalışılıyor. Örgütlü mücadele veren kadınlar her alanda devlet şiddetinin hedefi oluyor.

    Genç kadınlar; ‘Kadın üniversiteleri istemiyoruz’ diyerek eylem yaptıkları için polis taciziyle, çıplak arama işkencesiyle yıldırılmaya çalışılıyor! Boğaziçi direnişine katılan LGBTİ+’lar iktidar yetkilileri tarafından hedef gösterilerek nefret söylemlerine, saldırılara maruz kalıyor! Kadınların uzun mücadeleleri sonucu elde ettikleri eş başkanlık kazanımı iddianamelerde ‘suç’ olarak gösteriliyor! Belediyelere atanan kayyımlar, kadınların erkek ve devlet şiddetine karşı ulaşabilecekleri, dayanışabilecekleri merkezleri kapatarak, kadınları güçsüzleştirmeye ve yalnızlaştırmaya çalışıyor, kentleri erkekleştiriyor!”

    KADIN DAYANIŞMASI VURGUSU!

    İstanbul Sözleşmesi’ni uygulatacağız. Kadın dayanışmasını yargılatmayacağız! Kadın cinayetlerine son vereceğiz! Kadınların eşit ve özgür yaşayacağı bir dünyayı da biz kuracağız!

    Yaşamın her alanında; ayrımcılığa, yoksulluğa, erkek ve devlet şiddetine karşı direnmeye ve örgütlü mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz. Tüm kadınları 8 Mart’ı coşkumuzla, isyanımızla sokaklarda karşılamaya çağırıyoruz. 8 Mart pazartesi günü saat 14.30’da Sakarya meydanında buluşuyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Ankara’da kadın buluşmasına polis engeli-VİDEO

    Ankara’da kadın buluşmasına polis engeli-VİDEO

    PİRHA-Ankara Kadın Platformu öncülüğünde sokağa çıkan kadınlara, polis izin vermedi. Çankaya Belediyesi önünde açıklama yapmak isteyen kadınların dövizleri de polislerce yırtıldı.

    25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü sebebiyle kadınlar Ankara’da da sokaktaydı.

    Çankaya belediyesi önünde bir araya gelmek isteyen kadınlara polis izin vermedi. Emniyet güçleri, GMK bulvarı üzerinde eylem ve etkinlik yapmanın yasak olduğunu anons geçerek, Selanik ve Bayındır Caddesi’nde toplanan kadın gruplarının bir araya gelmesine izin vermedi.

    Kadınlar, “Jin, Jiyan, Azadî. Korkmuyoruz, susmuyoruz, itaat etmiyoruz. Gelsin devlet, gelsin koca, gelsin jop, inadına isyan inadına özgürlük” sloganları atarken, “Gülistan Doku nerede? Nadira Kadirova’ya ne oldu? Şiddete karşı direniş savunmasını kuşan” pankartları taşıdı.

    Yaklaşık 1 saat süren müzakereler sonucunda kadınların Çankaya Belediyesi önünde yapmak istediği eyleme izin verilmedi. Ankara Kadın Platformu’nun yaptığı açıklamada “Bu devlet, bu polisler, kadınlara dönük şiddet karşısında hiçbir şey yapmadı. Bugün karşımıza çıkan polisler, bizlerin yürümesini de istemiyor. Sesimizi kısmak istiyorlar. Ama bilsinler ki katledilen, şiddet gören her bir kadının isyanı olduk. Sokaklara sığmıyoruz, meydanlardan da taşacağız. Siz bu görüntüye alışın. Kadınların sesini bastıramazsınız. Yaşasın kadın dayanışması” denildi.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Ankara Kadın Platformu: Hayatlarımız için İstanbul Sözleşmesi uygulansın-VİDEO

    Ankara Kadın Platformu: Hayatlarımız için İstanbul Sözleşmesi uygulansın-VİDEO

    PİRHA- Ankara Kadın Platformu  öncülüğünde Kızılay Sakarya Meydanı’nda kadınlar “Haklarımızdan vazgeçmiyoruz, İstanbul Sözleşmesi uygulansın” dedi. 

    Ankara Kadın Platformu “Haklarımızdan vazgeçmiyoruz, İstanbul Sözleşmesi uygulansın” şiarıyla Kızılay Sakarya Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Ankara Kadın Platformu adına Tülay Devrim Kılınç okudu.

    Açıklamada, “Bu ülkede her gün kadınlar katlediliyor! Erkek şiddetiyle aramızdan ayrılan kadınların isimlerini ezbere sayıyoruz. O isimler akıllarımızda, kalplerimizde, hiç birini unutmuyoruz. Eğer İstanbul Sözleşmesi uygulansaydı, hayatta olabilirlerdi. İşte bu yüzden “Hayatlarımız için İstanbul Sözleşmesi uygulansın diyoruz” denildi.

    Açıklamada, şunlar kaydedildi:

    “Kadına yönelik şiddet her gün arttığı halde İstanbul Sözleşmesi’nin etkin şekilde uygulanmasını değil kaldırılmasını gündeme getirenler kadın cinayetlerinin suç ortaklarıdır.

    Sözleşme imzalandığı gün hükümette olup imza attığı halde, kadına yönelik şiddeti önleme, şiddete maruz kalanları koruma, failleri gerektiği şekilde cezalandırma sorumluluğundan  vazgeçeceğini ilan eden siyasal iktidar, her gün uğradığımız şiddetin failidir.

    İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkin karalama kampanyalarına göz yumanlar, bizzat bu kampanyalara sözcülük yapar hale gelenler, kadınların, LGBTİ +’ların, göçmenlerin, mültecilerin, engellilerin, yaşlıların, çocukların haklarını tarikat ve cemaat çevreleriyle pazarlık konusu haline getirenler kadın cinayetlerinin, nefret cinayetlerinin, çocuk istismarlarının, göçmen, mülteci kadınlara dönük saldırıların suç ortağıdır…

    “KADINLARI VE ÇOCUKLARI ATEŞE ATMAKTIR”

    Biz kadınlar yaşamak istiyoruz!

    Tekrar ediyoruz:

    İstanbul Sözleşmesi, kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere, herhangi bir ayrım gözetmeksizin, bir insanın cinsiyeti üzerinden şiddete maruz bırakılmasının önlenmesi, şiddete uğrayanların korunması ve şiddet faillerinin gerektiği şekilde cezalandırılması için somut hukuki ve toplumsal adımları tanımlayan, devlete açık ve net yükümlülükler getiren uluslararası bir metindir.

    İstanbul Sözleşmesi kadınların ve çocukların hayatlarını korumak için verilen bir sözdür ve bu “sözden dönmek”, her yıl yüzlerce kadının öldürüldüğü, şikayet edilen en az 28.360 çocuk istismarı vakasının olduğu bir ülkede kadınları ve çocukları ateşe atmaktır.

    Sözleşmeden çekilmek, sözleşmenin referans aldığı ve Türkiye’nin de taraf olduğu tüm diğer temel insan hakları sözleşmelerini de tartışmalı hale getirmek, kadınların mücadeleyle kazandığı tüm hakları tartışmaya açmak demektir.

    Sözleşmeden çekilmek, “Kadınlarla erkekler fıtratları gereği eşit değildir” sözüyle her fırsatta saldırıya uğrayan eşit haklarımızın, yasal güvencelerimizin tümüyle terk edileceğinin dünyaya ilan edilmesidir.

    İstanbul Sözleşmesi’nin iptalini bir partinin yönetim kurulunda karar altına almak isteyenlere haklarımız ve hayatımız için bir araya gelerek, mahalle mahalle, park park, meydan meydan, iş yeri işyeri, üniversite üniversite buluşarak, forumlar yaparak, sesimizi duyurabileceğimiz, sesimizi birleştirebileceğimiz her yöntemi kullanarak yanıt verdik. Bu kararın tartışılacağı toplantının ertelenmesini kadınların bu mücadelesi, birlikteliği ve kararlılığı sağladı.

    İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmeyeceğiz, haklarımız ve hayatlarımızdan vazgeçmeyeceğiz demiştik. Buradan yine sesleniyoruz, İstanbul Sözleşmesi tartışmalarına nihai olarak son verin ve kadınlar ve çocuklarla ilgili yapmanız gerekenleri yapın, sorumluluklarınızı yerine getirin.

    Çünkü sadece sözleşmenin iptali gündeminin ortadan kalkmasını değil, sözleşmenin devleti yapmakla yükümlü kıldığı tüm koruma, önleme, tazminat, Kürtçe çevirmen desteği, eşitlik politikaları geliştirme ve uygulama sorumluluklarının da hemen yerine getirilmesini istiyoruz!”

    Açıklamada talepler de şöyle sıralandı:

    • İstanbul Sözleşmesi ile ilgili tartışmalara derhal son verilsin, İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Şiddetin Önlenmesi Yasası’nın uygulanmasındaki eksiklikler giderilsin, kadına yönelik şiddete karşı acil önlem planı yapılsın.
    • Kadınların 7/24 ulaşabileceği, farklı dillerde hizmet, ücretsiz, sadece kadın yönelik şiddet alanında çalışan ayrı bir Alo Şiddet Hattı kurulsun.
    • Kadına ve çocuğa yönelik şiddetle ilgili bağımsız bir veri toplama yöntemi geliştirilsin ve kamuoyuna düzenli olarak bu veriler açıklansın.
    • Devletin tüm kademelerinde eşitliği sağlayacak, ayrımcılığa son verecek düzenlemeler yapılsın. Eşit yurttaşlığın tüm gereklerini sağlamak için acilen somut adımlar atılsın.
    • Cinsel şiddetle mücadele koordinasyon ve kriz merkezleri kurulsun.
    • Dijital şiddet ve ısrarlı takip yasalarda tanımlansın ve cezası belirlensin.
    • Toplumsal cinsiyet eşitliği, eğitimin her kademesinde zorunlu ders olarak müfredata eklensin.
    • İstanbul Sözleşmesi’nin de hükme bağladığı üzere, ülkemizde mülteci ve sığınmacı olarak yaşayan bütün kadın ve çocukların şiddete karşı korunmasında eşit haklara sahip olması için açık ve net düzenlemeler yapılsın.
    • Her mahallede kolay ulaşılabilir, ücretsiz, nitelikli ve 24 saat hizmet verebilecek kreşler açılsın.
    • Kadınların rahatça 7/24 ulaşabileceği kadın danışma merkezleri ve yeterli sayıda sığınak açılsın.
    • Nafaka tartışmalarına, boşanma süreçlerinde arabuluculuk vs uygulamalarına, boşanma süreçlerinin zorlaştırılmasına kısacası kadınların kazanılmış haklarına yönelik tüm tartışmalara bir son verilsin. Boşanma süreçlerinde kadınlara istihdam, barınma, sağlık ve eğitim olanakları sağlansın. Kadınları şiddete karşı güçlendirecek politikalar hayata geçirilsin.
    • Kadın / Toplumsal Cinsiyet Bakanlığı kurulsun.

    PİRHA/ANKARA

  • Ankara’dan Gültekin için seslendiler: Kadın katili AKP – VİDEO

    Ankara’dan Gültekin için seslendiler: Kadın katili AKP – VİDEO

    PİRHA – Muğla’da katledilen Pınar Gültekin için Ankara’da bir araya gelen binlerce kadın, AKP iktidarına seslenerek “Suçlu sizsiniz” dedi.

    Muğla’da 5 gündür kayıp olan üniversite öğrencisi 27 yaşındaki Pınar Gültekin’in ormanlık alanda ölü olarak bulunmasına ilişkin Ankara Kadın Platformu ve Kadın meclisleri Çankaya belediyesi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.

    Ziya Gökalp Caddesi üzerinde bulunan Çankaya Belediyesi önünde bir araya gelen binlerce kadın Gültekin’in katledilmesini kınadı. Açıklama öncesi polislerin geniş güvenlik önlemleri alması ve çevrede durakta otobüs bekleyen yurttaşları alandan uzaklaştırması dikkat çekti. Polisin açıklama esnasında haber takibi yapan gazetecilerden sık sık basın kartı istemesi ve çekim yapmalarını engellemesi kadınların tepkisine neden oldu.

    “#PınarGültekin Yasta değil; İsyandayız” pankartı ve  “Kadın cinayetlerine acil önlem, Kadın cinayetleri politiktir, 6284 ve İstanbul Sözleşmesi yaşatır, Kadın katili AKP” dövizleri açıldı.

    Platform adına açıklamayı Pırıl Kurtepe yaptı. Kurtepe, “Bugün Muğla’da 5 gündür kayıp olan üniversite öğrencisi 27 yaşındaki Pınar Gültekin’in ormanlık alanda cenazesine ulaşıldı. Katilin Cemal Metin Avcı’nın, bir süre önce kendisini terk eden Pınar Gültekin’in eski erkek arkadaşı olduğu ve Pınar ile yeniden birlikte olmak istediği; ancak genç kadın arkadaşımızın reddetmesi üzerine cinayeti işledi öğrenildi” dedi.

    “SUÇLU SİZSİNİZ”

    Katledilen Özgecan Aslan, Şule Çet, Ceren Özdemir ve Dersim’de kaybolan Gülistan Doku’nun isimlerini dile getiren Kurtdere, “Erkekler onlar sırf hayır dediği için, kendilerinden boşandığı veya ayrıldığı için veya hiç birlikte olmak istemediği için kadınları öldürme cesaretini nereden, kimden alıyor?” diye sordu. Kurtdere, devamında şunları dile getirdi:

    “İyi biliyoruz; Kadınlar öldürüldüğünde dahi yine o kadınların hayatını mercek altına alan, yine kadınların tercihlerini sorgulayan, öldüreni değil; öldürüleni suçlayan savcılardan, hakimlerden, medyadan, iktidardan, toplumdan bir bütün erkek egemenliğinden. Her gün kadınların yaşam güvencesini elinden alan AKP iktidarından alıyor. AKP iktidarı ve onun erkek egemen kurumları; kadınların yaşam güvencesi olan haklarına saldırarak artık sadece kadın düşmanı politikaları uygulamakla kalmıyor, kadın katili oluyor. Suçlu Sizsiniz!”

    “FAİLİ SADECE ÖLDÜREN ERKEKLER DEĞİL”

    İstanbul Sözleşmesi’nin kadınların uzun zamandır mücadele sonucu elde ettiği bir kazanım olduğunu belirten Kurtdere, “Kadına yönelik şiddetle mücadelede en etkin yasa iken bunu uygulayacağınız yerde kaldırmayı düşünüyorsunuz. Oysa İstanbul Sözleşmesi, hukuki güvencemizdir. İstanbul Sözleşmesini hedef alıp Sözleşmeden çekileceğini söylemek kadına yönelik şiddeti teşviktir. Sesimizin duyulması için daha kaç kadının ölmesi gerek? Bu kadın cinayetlerinin faili sadece öldüren erkekler değil, onca uyarımıza rağmen İnfaz Yasasıyla bu erkekleri salıverirken hiçbir önlem almayan, kadın örgütlerini görmezden gelen hatta bununla yetinmeyip kreminize eden yetkililerdir. Ama hayatlarımızı ailenin bütünlüğüne feda edilebilir görenler çok yanılıyor. Biz kadınların susmaya, itaat etmeye, birbirimizi yalnız bırakmaya, şiddetle yaşamaya ya da canımızdan olmaya niyetimiz yok, çok zamandır yok!” diye konuştu.

    Kurtdere son olarak, “Bugünden itibaren kadın mücadelemizden aldığımız güçle erkek egemenliğine karşı yeni bir yaşamı kadınların eşit ve özgür olduğu bir dünyayı kurmak adına adımlarımızı hızlandıracağız” ifadelerini kullandı.

    Açıklama, “Katledilen kadınlar isyanımızdır”, “Erkek vuruyor devlet koruyor”, “Jin jyan azadi” sloganları ve 26 Temmuz Pazar günü Kurtuluş Parkı’nda İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkin kadınların yapacağı etkinliğe katılım çağrısı ile son buldu.

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • ‘Çocuklara karşı şiddeti durdurun, kadınların haklarını tehdit etmekten vazgeçin’-VİDEO

    ‘Çocuklara karşı şiddeti durdurun, kadınların haklarını tehdit etmekten vazgeçin’-VİDEO

    PİRHA- Ankara Kadın Platformu, çocuk cinsel istismarı suçunu düzenleyen TCK 103. maddesi ile ilgili af girişimlerini kaygı ile izlediklerini belirterek, “devletin asli ve öncelikli görevi, çocukların cinsel istismara maruz kaldığı şartları ortadan kaldırmak, koruyucu ve önleyici hizmetleri kurumsallaştırmaktır” dedi.

    Haberin videosu;

    Çocuklara karşı işlenen cinsel istismar affına dair tasarıya karşı Ankara Kadın Platformu tarafından basın açıklaması gerçekleştirildi. Kızılay Sakarya Meydanında yapılan basın açıklamasını kadın aktivist Betül Koca okudu.

    “Kadın örgütleri olarak çocuk cinsel istismarı suçunu düzenleyen Türk Ceza Kanun’unun (TCK) 103. maddesi ile ilgili af girişimlerini kaygı ile izliyoruz” diyen Koca, şunlar dile getirildi:

    “İnfaz Yasası Nisan ayında TBMM’de görüşülürken gündeme geldiğinde öğrendik ki 13 yaşındaki kız çocuklarına istismardan yargılanan ve hatta mahkûmiyet kararı kesinleşip cez evine konmuş kişilerin resmi nikah yaptığı takdirde serbest kalmaları, bu evlilik 5 yıl sürdüğü takdirde cezanın tamamen ortadan kalkması, cinsel istismar gibi ciddi bir suçun cezasız bırakılması hedefleniyordu. Üstelik tüm dünyada 3-4 yaş farkı olan akran kavramı ile oynanarak 15 yaş farkın bile ‘akran’ sayılabileceği iddia ediliyordu. Affın da 15 Temmuz’da Meclis kapanmadan önce çıkacağı açıklanmıştı. Bu nedenle, kadınlar olarak Meclis açık kaldığı sürece gece yarılarına dek süren yasamayı izleme nöbetimiz sürüyor, sürecek. Çünkü 2016 yılında bir gece yarısı birkaç milletvekilline verdirilen bir teklif ile bu af çıkarılmak istenmişti. Kadınlar olarak o günden beri bu konunun gece nöbetçileriyiz.”

    “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NE KARŞI ÇIKMAK ŞİDDET UYGULAYAN ERKEKLERE TEŞVİK, TÜM KADINLARA TEHDİTTİR” 

    Koca, açıklamanın devamında 2 Temmuz günü Numan Kurtulmuş’un Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çıkması yönünde hazırlıklarının olduğunu açıklamasına da değinilerek, şunları ifade etti:

    “TBMM Boşanma Komisyonu Raporu’ndan beri İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasaya karşı sistematik bir karalama kampanyası yürütülüyor. Bu kampanya nedeniyle ne İstanbul Sözleşmesi ne de 6284 sayılı yasa etkili bir biçimde uygulanıyor. Numan Kurtulmuş’un son açıklaması da, sözleşmeyi ve yasayı uygulamamak için zaten direnmekte olan tüm kamu görevlilerine en üst düzeyden bağlayıcı bir “talimat” niteliği taşıyor. Bu gibi açıklamaların, şiddet uygulayan erkekleri teşvik etmek; şiddete maruz kalan birçok kadının devlet mekanizmalarına başvurma cesaretlerini kırmak; yargı ve kolluğun görevlerini yerine getirmesine engel olmak gibi olumsuz sonuçları olacak. Bu yüzden sesleniyoruz: Kadınlara ve kız çocuklarına yönelik fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddet ile ayrımcılığı körükleyen bu söylemlerinize son verin. İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı yasanın etkin bir biçimde uygulanmasını ve işlevli bir Alo şiddet Hattı, ülke çapında yeterli sayıda kadın danışma merkezi, sığınaklar, cinsel şiddet kriz merkezleri ile şiddetle mücadelenin ulusal mekanizmasının yeterli sayı ve nitelikli destek kapasitesine ulaştırılmasını sağlayın. Çocuk İstismarcılarına Af Girişimlerinin Gündemde Tutulması istismarcılara Teşvik, Tüm Çocuklara Tehdittir, çünkü bu af söylentisi olduğu sürece, Ceza Kanun’undaki 15 yaş altı çocuklarla hiçbir koşulda cinsel ilişkiye girilemeyeceği ve Medeni Kanun’daki 17 yaşın altında evlilik yapılamayacağı konusundaki yasal düzenlemeler kağıt üzerinde kalıyor, uygulanmıyor, uygulanamıyor. Çocuk cinsel istismarcıları işledikleri suçtan mahkum olsalar bile, kız çocuğunu ya da ailesini ikna edip resmi nikah yaptırdıkları takdirde cezadan kurtulabileceklerini düşünebiliyorlar.”

    Af söylentisi çeşitli kişi ve kurumların, kız çocuklarının evlendirilme yaşının 12 hatta 9 olabileceği yönündeki propagandalarının sürüp gitmesine neden olduğuna dikkat çeken Koca, “bu af girişimi ertelenmekle kalmamalı; bir daha asla gündeme gelmemek üzere ülkenin gündeminden tamamen çıkartılmalı” dedi.

    Koca, devletin asli ve öncelikli görevi, çocukların cinsel istismara maruz kaldığı şartları ortadan kaldırmak, koruyucu ve önleyici hizmetleri kurumsallaştırması gerektiğini vurgulayarak, “Adaletsizlikleri giderecek değişiklikler yerine adaletsizliği derinleştirecek söylem ve politikalarla karşı karşıya kalıyoruz. Bu nedenle bir kez daha tekrar etmek istiyoruz. Çocuk cinsel istismarcılarına yönelik af girişimlerinden tamamen vazgeçin ve bunu kamuoyuna derhal ilan edin! İstanbul Sözleşmesini ve 6284 sayılı Şiddet Yasasını karalamaktan vazgeçin! Kadınlara ve çocuklara karşı şiddeti durdurun! Kadınların kazanılmış haklarını tehdit etmekten vazgeçin” dedi.

    PİRHA/ANKARA

     

  • Ankara Kadın Platformu: 8 Mart’ta sokakları ve meydanları isyanla dolduruyoruz-VİDEO

    Ankara Kadın Platformu: 8 Mart’ta sokakları ve meydanları isyanla dolduruyoruz-VİDEO

    PİRHA- Ankara Kadın Platformu, “Kadınların katledilmediği ve özgürce yaşadığı bir ülkeyi de bugün burada toplanan kadınlar mutlaka kuracak” diyerek, tüm kadınları, 8 Mart Pazar günü saat 14.00’te Ted Üniversitesi önünde başlayacak yürüyüşe ve saat 15.00’te Sakarya Meydanı’nda yapılacak mitinge çağırdı.

    Haberin videosu;

    “Emeğimiz, kimliğimiz, özgürlüğümüz, hayatımız ve barış için tüm dünyada ayaktayız” diyen Ankara Kadın Platformu, Mülkiyeliler Birliği’nde, 8 Mart öncesi basın toplantısı gerçekleştirdi. Basın metnini platform adına Aysun Gençtanır okudu.

    Gençtanır, yaptığı açıklamada, kadın direnişlerini tüm dünyayı sarstığını söyleyerek şunları belirtti:

    “Dünyanın her yerinde kadınlar emeklerinin sömürülmesine, esnek-güvencesiz çalışma koşullarının dayatılmasına, ırkçılığa, şiddete ve kadın cinayetlerine, özgürlüklerini ellerinden almak isteyenlere karşı mücadele ediyor. Bizler de bu ülkenin kadınları olarak, 8 Mart’ta ülkenin her yerinde sokaklarda olacağız. Tüm dünya kadınları olarak, hakları için direnirken bir mücadele meşalesi yakan 120 kadın işçiden aldığımız cesaretle her 8 Mart’ta sokakları, meydanları isyanla dolduruyoruz.”

    “KADINLARIN ÖZGÜRCE YAŞADIĞI BİR ÜLKEYİ MUTLAKA KURACAĞIZ”

    “İsyandayız çünkü; yasalarla, fetvalarla ne giydiğimizden nasıl yaşadığımıza kadar uzanan bitmek bilmeyen kadın düşmanı politikalarla yaşamlarımıza saldırılıyor” diyen Gençtanır, sözlerine şöyle devam etti:

    “2019 yılında tam 474 kadın katledildi. Sadece Şubat ayında 22 kadın, kadın cinayetlerinde hayatını kaybetti. Üstelik kadınlar göz göre göre katledildi. Koruma talepleri reddedildi. Katillerle uzlaştırıldı. Bizler kadın katillerine ve onları koruyup aklayan AKP İktidarına inat bir kişi daha eksilmemek için mücadele ediyoruz. Hayattan kopartılan tüm kadınlar için adalet istiyoruz. Mahkeme salonlarında katledilen kadınları yargılayanlara, katillere ödül gibi indirim yağdıranlara geçit vermedik. Kadınların katledilmediği ve özgürce yaşadığı bir ülkeyi de bugün burada toplanan kadınlar mutlaka kuracak.”

    “PAZAR GÜNÜ SAAT 14:00’DE SAKARYA MEYDANINDA OLALIM”

    Her savaştan ve ekonomik krizden kadınların etkilendiğine dikkat çeken Gençtanır, “Kadınları susturmaya çalışanlara inat içerde ve dışarda kadın düşmanı politikalara karşı yan yana gelerek, kadın mücadelesini yükseltiyoruz. Teslim olmuyoruz” diyerek şunları söyledi:

    “Emeğimiz, özgürlüklerimiz ve hayatlarımız için yan yana gelelim. Örgütlenelim, direnelim. Dayanışmayı büyütelim. Birlikte olduğumuzda dünyayı yerinden oynatacak gücümüz var. Gücümüzü sokakta olmaktan alıyoruz. Bu yüzden 8 Mart’ta yine sokaklarda olacağız. Ankara’daki tüm kadınları 8 Mart Pazar günü saat 14.00’te Ted Üniversitesi önünde başlayacak yürüyüşümüze ve saat 15.00’te Sakarya Meydanı’nda toplanmaya çağırıyoruz.”

    PİRHA/ANKARA