Etiket: ankara şubeler platformu

  • KESK’ten Özak Tekstil işçilerine destek

    KESK’ten Özak Tekstil işçilerine destek

    PİRHA-Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Ankara Şubeler Platformu, Urfa’da sendikalaşma mücadelesi yürüttükleri için işten çıkarılan Özak Tekstil işçilerine destek verdi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Ankara Şubeler Platformu, baskılara karşı iş bırakma eylemini sürdüren Özak işçilerine ilişkin Sakarya Caddesi’nde basın açıklaması yaptı.

    KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü İbrahim Kara, AKP iktidarının yanlış ekonomi politikaların faturasını işçilere, emekçilere ve yoksul halka çıkarttığını belirterek, enflasyonist politikalara karşı halkın her geçen gün yoksullaştığını ve halkın yoksullaşmaya karşı itirazlarını yükselttiğini kaydetti.

    “İktidar yükselen itirazları bastırmak için her türlü aracı kullanıyor” diyen Kara, her türlü saldırıya rağmen işçi ve emekçilerin mücadele kararlılığının bastırılamadığına dikkat çekti. “Fabrikalardan, iş yerlerinden sendikalaşma haberi, direniş haberi gelmeye devam ediyor” diyen Kara, “Tam da bu günlerde biz işçilerin, emekçilerin en çok ihtiyaç duyacağı araç sınıf dayanışması olacaktır” şeklinde konuştu.

    “ZAFERE KADAR DİRENİŞİ SÜRDÜRME KARARI ALDILAR”

    Özak Tekstil işçilerinin mücadelelerinin kararlılıkla sürdüğünü söyleyen Kara, işçilerin taleplerinin kabul edilmesini istedi. Kara, ayrıca Urfa Valisi’nin işçilere dönük tutumunu eleştirerek, “Urfa Valiliği, 10 Aralık İnsan Hakları Günü’nde yaptığı insan haklarına saygı içerikli basın açıklamasında Özak Tekstil işçilerini hariç tuttu. Urfa Valiliği ya Özak Tekstil işçilerini insan olarak görmüyor ya da Vali Bey’e göre haklar sadece patronlar için var” dedi.

    (MA)

  • KESK’liler maaş bordrosunu yaktı: İnsanca yaşamaya yetecek bir ücret istiyoruz -VİDEO

    KESK’liler maaş bordrosunu yaktı: İnsanca yaşamaya yetecek bir ücret istiyoruz -VİDEO

    PİRHA- KESK Ankara Şubeler Platformu, memur maaşlarına Temmuz ayında yapılan zammın yükselen enflasyon karşısında şimdiden eridiğini belirterek eylem yaptı. Yapılan açıklamada, “Halkın yaşadığı gerçek enflasyon TÜİK rakamlarını katlayarak aşmış durumda. Halkın yaşadığı yoksullaşma gizlenemez boyutlara ulaşmıştır. İnsanca yaşamaya yetecek bir ücret istiyoruz” dedi.

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Ankara Şubeler Platformu, yaptığı basın açıklamasında TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranının doğru olmadığını belirterek yükselmeye devam eden enflasyon karşısında çalışan ve emekli memurların maaşlarına yapılan zammın yetersiz kaldığını dile getirdi.

    Eğitim Sen 5 Nolu Şubesi önünde yapılan eylemde sık sık “İnsanca yaşamak istiyoruz”, “Emekçiyiz haklıyız kazanacağız”, “Gün gelecek, devran dönecek, AKP halka hesap verecek” sloganları atıldı.

    Basın açıklamasını KESK Ankara Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü İhsan Gülhan okudu.

    “ZENGİN TABAKA İLE DAR GELİRLİNİN YAŞADIĞI ENFLASYON FARKLI”

    TÜİK’e göre enflasyonun altı aylık yüzde 42,35, yıllık yüzde 78,62 arttığını hatırlatarak sözlerine başlayan Gülhan, resmi gıda enflasyonun yüzde 94’e, ulaştırma enflasyonun ise %123’e ulaştığını söyledi.

    Bağımsız iktisatçılardan oluşan Enflasyon Araştırma Grubu (ENAGrup) verilerine göre ise enflasyonun 6 aylık yüzde 71,43, yıllık ise yüzde 175,55 arttığını ifade eden Gülhan, “TÜİK ve ENAGrup verileri arasındaki uçurum iktidarın yıllardır sürdürdüğü yaşanan gerçek enflasyonu perdeleme amacından kaynaklanmaktadır. Ancak halkın çarşıda, pazarda, mutfakta yaşadığı gerçek enflasyon TÜİK rakamlarını katlayarak, emekçilerin, işçilerin, emeklilerin, halkın yaşadığı yoksullaşma gizlenemez boyutlara ulaşmıştır. Zengin tabaka ile toplumun neredeyse yüzde %95’ini kapsayan dar gelirli kesimlerin yaşadığı enflasyon farklıdır. Bugün dar gelirli kesimler gelirlerinin en az %85’ini sadece üç kaleme;  gıda, kira ve ulaştırmaya harcamak zorunda kalmaktadır. Üstelik bu kalemlere yaptıkları harcamaları asgari düzeye indirmek zorunda kalan milyonlar ne yeterince beslenebilmekte, ne de barınma, ısınma gibi ihtiyaçlarını yeterince karşılayabilmektedir” diye konuştu.

    “MAAŞ ARTIŞLARI BİLE EKSİK VE HATALI HESAPLANIYOR”

    Dört kişilik bir ailenin açlık sınırının 6 bin 400 TL’yi, yoksulluk sınırının 20 bin 500 TL’yi aştığını kaydeden Gülhan sözlerine şöyle devam etti:

    “Ortalama kamu emekçisi maaşı 6 bin 750 TL’de, ortalama kamu emekçisi emekli maaşı ise 4 bin 674 TL’de kalmıştır. Tüm bunlara rağmen resmi enflasyon yıllardır TÜİK vasıtası ile düşük gösterilerek milyonlarca kamu emekçisinin, işçinin, emeklinin ekmeğiyle oynanmakta, alın teri çalınmaktadır. Emeği ile geçinen tüm kesimler gibi kamu emekçilerinin ve emeklilerinin de ağır bir yoksulluk girdabına sürüklendiği koşullarda söz konusu artışı ‘memura, emekliye müjde’ diyerek allayıp pullayanları kınıyoruz. Resmi enflasyon farkı hesaplamasında bile hile yapılıyor! Maaşları gerçek enflasyonla buharlaşan kamu emekçilerinin ve emeklilerinin resmi enflasyona göre maaş artışı bile eksik ve hatalı hesaplanmaktadır.”

    TALEPLERİNİ SIRALADILAR

    Gülhan açıklamasında şu talepleri sıraladı:

    “İnsanca yaşamaya yetecek bir ücret için:

    -Tüm kamu emekçilerine, emeklilere en az vergi, artışı kadar %86 enflasyon farkı ödenmelidir.

    -Mevcut durumdaki gelir vergisi tarifesinde, dilim tavan-tabanlarında veya vergi oranlarında ek bütçeye paralel artış yapılmalıdır. Aksi durumda maaş artışları cebimize girmeden gelir vergisine gidecektir.

    -İktidarın bütçeyi tek başına belirleyip ardından toplu sözleşme masasında ‘bütçe imkanlarımız el vermiyor’ diyerek bizleri hedeflenen çarpık enflasyon rakamlarına mahkum bırakma politikasına artık son verilmelidir.

    -Emekçilerin, sendikaların, halkın bütçeye katılma hakkı önündeki engeller kaldırılmalıdır.

    -2023 bütçesi hazırlıklarına başlanacak olan önümüzdeki Ekim ayında toplu sözleşme masası kurulmalıdır.

    -En düşük kamu emekçisinin geliri maaşında ve eş yardımı, çocuk yardımı, kira yardımı, ulaşım yardımı gibi sosyal ödemelerde yapılacak artışlarla yoksulluk sınırı üzerine çıkarılmalıdır.”

    MAAŞ BORDROLARINI YAKTILAR

    Emekçiler, ‘Başta kamu emeklileri ve emeklileri olmak üzere maaşları, ücretleri resmi enflasyon çarkı ile ufalanarak yok edilen, yoksulluğa, sefalete itilen tüm kesimleri emeğimizin çalınmasına artık yeter demeye, insanca yaşamaya yetecek bir ücret ve güvenli bir gelecek için omuz omuza vermeye çağırıyoruz’ diyerek açıklama sonrasında maaş bordrolarını yaktılar.

    PİRHA/ANKARA

     

  • KESK, TÜİK önünde eylem yaptı: Rakamlar yalan, yoksulluk gerçek -VİDEO

    KESK, TÜİK önünde eylem yaptı: Rakamlar yalan, yoksulluk gerçek -VİDEO

    PİRHA- KESK Ankara Şubeler Platformu, açıklanan enflasyon rakamlarının ardından TÜİK önünde eylem yaptı. TÜİK önüne siyah çelenkle gelen KESK üyeleri yaptıkları açıklamada; “TÜİK enflasyon verilerinin yerine bağımsız kuruluşlarca hesaplanan gerçek enflasyon oranları baz alınsın” dedi.

    Son dönemde açıkladığı verilerle kamuoyunda ciddi bir güven kaybeden TÜİK, bugün (3 Ocak 2022) enflasyon rakamlarını açıkladı. Bağımsız araştırmacılar ve iktisatçılardan oluşan Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAG) yüzde 82 olarak açıkladığı yıllık enflasyon, TÜİK’e göre yüzde 36’da kaldı. TÜİK’in bu verisine bağlı olarak kamu emekçilerinin zam oranı da belli olacak.

    TÜİK’in yanlış veri açıkladığını vurgulayan KESK Ankara Şubeler Platformu, TÜİK önüne gelerek açıklama yaptı. Yapılan açıklamada KESK üyeleri sık sık ‘Zam, zulüm, işkence işte AKP’, ‘AKP’den hesabı emekçiler soracak’ sloganları atarken ‘Rakamlar yalan, yoksulluk gerçek’ pankartı açıldı.

    KESK Şubeler Platformu adına açıklamayı okuyan Osman Özyurt, TÜİK’in hesapladığı ve gerçeği yansıtmayan enflasyon verileriyle, milyonlarca emekçinin düşük zamlara mahkum edildiğini belirtti.

    “HER SENE ALINAN ZAMLAR ENFLASYONUN ALTINDA KALIYOR”

    TÜİK’in kamuoyunda ciddi bir güven kaybettiğini vurgulayan Özyurt, şunları ifade etti.

    “Enflasyon rakamlarının hesaplanış biçimindeki usulsüzlükler, “pinpon toplu veri sepetlerinden“ belirlenen oranlar, internet üzerinden en ucuz fiyatların seçilerek veriler yaratıldığı bunun neticesinde istenen her rakamı belirleyen TÜİK, vatandaşların yüzde 93’ünün güvenini kaybetmiş, yaptığı iş ekonomik felaketin müsebbibi olanların minarelerine kılıf hazırlamak olan bir kuruma dönüşmüştür. İktidarın sendikasının iktidarla yaptığı pazarlık sonucunda iktidarın belirlediği rakamlarla yüzdelik maaş artışı kararlarına ek olarak, enflasyon farkının ödenecek olması kararı ve her sene alınan zamların enflasyonun altında kaldığı gerçeği, verilerin güvenilirliğinin ötesinde aslında kamu emekçilerinin hiçbir zaman ücretlerine zam almadığı en iyi ihtimalle enflasyon oranında bir ücret aldığını göstermektedir.”

    “BAĞIMSIZ KURULUŞLARCA HESAPLANAN GERÇEK ENFLASYON ORANLARI BAZ ALINSIN”

    TÜİK’in bugün açıkladığı enflasyon oranının gerçeği yansıtmadığını söyleyen Özyurt, yapılan bu manipülasyonun yoksulluğu daha da büyüttüğünü aktardı.

    TÜİK’in manipülatif verileri yerine bağımsız kuruluşların hesaplayacağı enflasyon verilerinin maaş artışlarında baz alınması gerektiğini belirten Özyurt son olarak şunları kaydetti:

    “Hiçbir geçerliliği olmayan TÜİK enflasyon verilerinin yerine bağımsız kuruluşlarca hesaplanan gerçek enflasyon oranının açıklanmasını, maaş artışlarında bu oranın kullanılmasını halka yalan söyleyen sorumluların hesap vermesini istiyoruz.”

    Açıklamanın ardından TÜİK önüne siyah çelenk koymak isteyen KESK üyelerini polis engelledi. Kısa süreli yaşanan arbededen sonra açıklamaya katılan KESK üyeleri polis eşliğinde alandan ayrıldı.

    PİRHA/ANKARA

  • KESK Ankara Şubeler Platformu: OHAL Komisyonu suç işliyor, lağvedilsin-VİDEO

    KESK Ankara Şubeler Platformu: OHAL Komisyonu suç işliyor, lağvedilsin-VİDEO

    PİRHA- KESK Ankara Şubeler Platformu, OHAL döneminde işlerine son verilen emekçilerin mağduriyetlerine ilişkin yaptığı açıklamada, OHAL Komisyonu’nun tarafsız davranmayarak suç işlediğini belirtti ve lağvedilmesi çağrısı yaptı.

    KESK Ankara Şubeler Platformu, AKP iktidarının 15 Temmuz darbe girişimini fırsata çevirerek OHAL ve ardından çıkardığı KHK ile on binlerce kamu emekçisinin ihraç edilmesini protesto etmek için Eğitim-Sen 5 No’lu Üniversiteler Şubesi önünde basın açıklaması yaptı.

    İhraçlarınıza, açığa almalarınıza,  baskılarınıza, teslim olmayacağız, Biz kazanacağız geri döneceğiz pankartı açılırken, açıklamayı Büro Emekçileri Sendikası Şube Başkanı Ercan Erdoğan okudu.

    Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı İletişim Başkanı 15 Temmuz’u diriliş olarak tanımladığını hatırlatarak, “Bu açıklama erimekte, bitmekte olan iktidarın 20 Temmuz sivil darbesi ile 15 Temmuz darbe girişimini fırsata çevirdiklerinin açıkça itiraf edilmesidir” dedi.

    “OHAL KOMİSYONU OYALAMA ARACI OLARAK KURULDU”

    Komisyonun kurulmasının üzerinden yaklaşık 4 yıl geçmiş olmasına rağmen komisyonun önünde hala 18.100 dosyanın karara bağlanmayı beklediği belirtilen açıklamada, “Komisyon oluşum şekli, yetkisi ve aldığı kararlar itibariyle mevcut anayasamızın başta 6., 10., 70., ve daha birçok maddesine aykırılık içermektedir. AİHM’in “nasıl olursa olsun bir an önce bir mekanizma kur, bizi de kendini de bu yükten kurtar” mesajı sonrası, iç ve dış baskıların sonucu ve bir oyalama aracı olarak kurgulanmış ve kurulmuştur” denildi.

    Açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Kişilerin herhangi bir cezai ya da idari soruşturma dosyası bulunmasa da veya yapılan cezai ve idari soruşturmalar neticesinde kişiler aklanmış olsa dahi komisyon somut olarak tarif edemediği her türlü durumu bu iki kavramı ret kararına dayanak yapmıştır. Hem OHAL komisyonu aşaması hem de idari mahkeme boyutu ile “kollektif bir hak ihlali mekanizması” işletilmektedir.

    Komisyonun son açıklaması 3 Temmuz 2020 tarihlidir. Komisyon bu tarih itibariyle; OHAL kapsamında yayımlanan KHK’ler ile 125.678’i kamu görevinden çıkarma olmak üzere toplam 131.922 tedbir işlemi gerçekleştirildiğini, Komisyona yapılan başvuru sayısının 126.300 olduğunu açıklamıştır. Açıklamanın devamında 12.200’ü kabul, 96.000’i ret olmak üzere yaklaşık 4 yıldır alınan karar sayısının 108.200 ve halen incelemesi devam eden başvuru sayısının ise 18.100 olduğu belirtilmiştir.

    “BİNLERCE KESK’LİNİN DOSYASI BEKLETİLİYOR”

    3 Temmuz 2020 tarihinde yapılan açıklamaya göre OHAL komisyonuna yapılan ihraç başvurularının yüzde 86’sı hakkında karar verilmiş yüzde 14’ü hakkında “Dosya İncelemesi” yaklaşık 4 yıldır devam etmektedir. İncelemesi tamamlanan yüzde 86’nın yüzde 10’u Kabul, yüzde 76’sı Ret şeklindedir. Bu kapsamda alınan her yüz kararın yüzde 89’u ret şeklindedir. 3 Temmuz 2020 tarihinde yapılan açıklamaya göre KESK’li ihraçların dosya incelemeleri geciktirilmektedir. OHAL komisyonuna yapılan KESK’li ihraç başvurularının yüzde 40’ı hakkında karar verilmiş yüzde 60’ı hakkında “Dosya İncelemesi” 4 yıldır devam etmektedir. İncelemesi tamamlanan yüzde 40’ın yüzde 13’u Kabul, yüzde 27’si ret şeklindedir. Bu kapsamda alınan her yüz kararın yüzde 68’i ret şeklindedir.

    OHAL Komisyonunun KESK’li İhraçlar hakkında neredeyse “kategorik ret” kararı aldığı, bunun dışındaki iş kollarında KESK’li ihraç dosyalarını da “kategorik” olarak beklettiği görülmektedir. Özellikle barış akademisyenleri gibi mahkemeler tarafından beraat almış, hakkında soruşturma/kovuşturma açılmamış binlerce KESK’linin dosyaları hakkındaki kararların bekletildiği görülmektedir.”

    “İHRAÇLAR DEVASA TOPLUMSAL BİR SORUN”

    İhraçların devasa toplumsal bir sorun olduğu ifade edilen açıklamada, “Nazi Almanya’sı politikalarını andıran bu politikayla insanların çalışma hakkının yanı sıra seyahat hakları, sağlık hakları, eğitim hakları, düşünce ve ifade özgürlükleri başta olmak üzere anayasal hakları ellerinden alınmış, kısıtlanmıştır. Özelde bile çalışmaları, işyeri açmaları engellenmiştir. Kendilerine “geçmiş olsun”a gidilmesi kimi kamu emekçilerinin ihraç edilmesine gerekçe yapılmıştır. Bankalardan- bırakalım kredi çekmelerini, yakınlarının hesaplarına yatırdıkları parayı çekmeleri dahi engellenmiş, zorluk çıkarılmıştır. İhraç edilen arkadaşlarımız aşiret/kabile devletlerinde dahi görülmeyecek uygulamalarla karşılaştılar, halen de karşılaşıyorlar” bilgisi yer aldı.

    İHRAÇ EDİLENLERİN YAŞAMINI YİTİRMESİ

    KHK ile ihraç edilen bazı emekçilerin strese bağlı hastalıklar nedeniyle yaşamlarını yitirdiği dile getirilen açıklamada şunlar kaydedildi:

    “Hakkında açılan davadan beraat etmesine rağmen uzun süre pasaport verilmeyerek tedavisi geciktirilen ve hastalığın geri dönülmez noktaya gelinmesine neden olunan Prof. Haluk Savaş’ı kısa süre önce yitirdik. KESK’li ihraçlardan SES Malatya eski şube eş başkanı Bülent Uçar, BES Diyarbakır Eski Şube Başkanı Ahmet Çoban, BES üyesi Necdet Kalkan, Mücahit Karataş, SES Diyarbakır şubesi üyelerinden Abdulhafiz Filiz, Eğitim Sen Tekirdağ şube sekreteri Kazım Ünlü, SES Diyarbakır şube üyesi Zeynep Binen’in de aralarında olduğu onlarca ihraç edilen kamu emekçisi yoğun stresin tetiklediği hastalıklar nedeniyle aramızdan ayrıldılar.

    “GÖREVDEN UZAKLAŞTIRMA BAĞIMSIZ YARGI ORGANLARINCA YÜRÜTÜLMELİ”

    Bu arkadaşlarımızdan bazılarının evlerine yaşamlarını yitirdikten sonra göreve iade kararları gönderildi! Daha birkaç gün önce Aydın’da bir arkadaşımız da aralarında olmak üzere yüzlerce ihraç edilmiş insanımız intihar girişiminde bulundu, kimisi yaşamını yitirdi. Geçimlerini sağlamak üzere çalıştıkları inşaat vb. işlerde iş cinayeti nedeniyle yaşamlarını yitiren arkadaşlarımız oldu. Tüm bu yaşananların sorumlusu ve hesap verecek olanı iktidardır, iktidarın kurduğu komisyondur. Bu zulme artık bir son verilmelidir. Komisyon derhal lağvedilmeli, aldığı ret kararları iptal edilmelidir. Haklarında herhangi bir yargı kararı bulunmayan, hukuken suç olmayan gerekçelerle ihraç edilen tüm kamu görevlileri bütün haklarıyla birlikte derhal görevlerine iade edilmedir.Görevden uzaklaştırma süreçleri bağımsız yargı organlarınca yürütülmelidir.”

    MÜCADELEDE KARARLILIK

    KESK Ankara Şubeler Platformu, hukuksuz ihraç edilen tüm kamu emekçileri görevlerine iade edilinceye, yaşatılan haksızlıkların, nefessiz bırakmayı, sosyal ölü haline getirmeyi amaçlayan politikaların hesabı verilinceye kadar mücadele etmeye devam edeceklerini vurguladı.

    PİRHA/ANKARA

  • KESK’in insanca yaşam için ücret talebi eylemine polis engeli-VİDEO

    KESK’in insanca yaşam için ücret talebi eylemine polis engeli-VİDEO

    PİRHA- TÜİK’in enflasyon rakamlarına yansımayan yoksulluk ve hayat pahalılığına karşı insan yaşanacak bir ücret için açıklama yapmak isteyen KESK Ankara Şubeler Platformu üyeleriyle polis arasında arbede yaşandı. Arbede sonrası açıklama yapan platform “Krizden çıkışın tek çözümü, dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi, devam eden olağanüstü koşullardan en çok etkilenen kesimleri, koruyucu sosyal devlet politikalarının hızlı bir şekilde hayata geçirilmesidir” dedi.

    Hbaerin videosu;

    KESK Ankara Şubeler Platformu, TÜİK Enflasyon rakamlarına yansımayan yoksulluk ve hayat pahalılığına karşı insan yaşanacak bir ücret için yapmak istedikleri basın açıklamasına, polis pandemi ve Valilik kararını göstererek izin vermedi.

    Yaşanan arbede sonrası yapılan görüşmeler sonucu platform, Eğitim-Sen Üniversiteler şubesi önünde basın açıklamasını gerçekleştirdi. Açıklamayı, Platform adına dönem sözcüsü Eğitim Sen 1. Nolu Şube Başkanı Sultan Saygılı okudu.

    “HAYAT PAHALILIĞI İLE TÜİK ENFLASYON VERİLERİ ARASINDA UÇURUM VAR”

    Tüm dünyayı saran pandemi süreci ile artan haya pahalılığı TÜİK enflasyon rakamlarına yansımadığını ifade eden Saygılı, şunları dile getirdi:

    “Tüm dünyayı saran pandemi süreci ile artan hayat pahalılığı TÜİK enflasyon rakamlarına yine yansımadı.Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Haziran ayı enflasyon verilerine göre enflasyonda aylık %1,13, altı aylık%5,75,yıllık%12,62 artış gerçekleşmiştir. TÜİK pandemi sürecinde başta gıda fiyatlarında olmak üzere yaşanan astonomik artışları yine görmezden gelmiştir. Üstelik TÜİK’e göre Haziran ayında gıda enflasyonu %1,60 düşmüştür! TÜİK enflasyon rakamlarının açıklanmasının hemen ardından iktidara yakın medya her zaman olduğu gibi yine “Memura üç zam birden”, “en düşük memur maaşı şu kadar TL” oldu türünden kamuoyunu yanıltıcı “müjde” manşetleri atmaya başlamıştır. Oysa milyonlarca insan sokakta, pazarda, mutfakta karşılaştığı hayat pahalılığı ile TÜİK enflasyon verileri arasında uçurum olduğunu, TÜİK’in pandemi sürecinde yaşanan işsizliği bile hesap oyunları ile nasıl düşük gösterdiğini görmektedir. Enflasyon hesabında dar gelirlilerin, emekçilerin gelirlerinin yüzde altmış beşini harcadığı gıda ve konut (kira, elektrik, su, doğalgaz vb) giderlerini yarı yarıya düşük tutma başta olmak üzere rakamlara nasıl takla attırdığını tüm vatandaşlar görmektedir. Kısacası siyasal iktidarın siparişine göre rakam açıklar hale gelen TÜİK verilerine artık itibar eden kalmamıştır.”

    “TEMEL BİR YURTTAŞLIK GELİRİ SAĞLANMASINI İSTİYORUZ”

    “Tek çözüm, dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi, devam eden olağanüstü koşullardan en çok etkilenen kesimleri, koruyucu sosyal devlet politikalarının hızlı bir şekilde hayata geçirilmesidir” diyen Saygılı, şu önerilerde bulundu:

    “ Kamu hizmetlerinin piyasalaştırılmasına ve özelleştirme soygununa son verilmesini, bütçe hakkımız önündeki engellerin kaldırılmasını, ülke kaynaklarının kullanılmasında herkese ücretsiz, nitelikli, ulaşılabilir, anadilinde bir kamu hizmeti sağlanmasına öncelik verilmesini, başta salgın koşullarından en çok etkilenen kadınlara olmak üzere, herkese yaşanabilir bir ücret düzeyinin altında olmamak üzere “temel bir yurttaşlık geliri” sağlanmasını, bütçede toplumsal cinsiyet eşitliğinin temel alınmasını, ücretli kesimler olarak bizlerin omuzlarına yıkılan vergi adaletsizliği yükünün hafifletilmesi için; gelir vergisi adaletsizliğine son verilmesini -tüketimden alınan dolaylı vergilerin düşürülmesini-kar, faiz ve servet gelirlerine tanınan ayrıcalıkların kaldırılmasını-asgari ücretin vergi dışı bırakılmasını, geçsek de geçmesek de, hizmet alsak da almasak da otoyolların, köprülerin, şehir hastanelerinin müteahhitlerine parası bizim cebimizden çıkan hazine garantilerine son verilmesini, temel tüketim maddelerine son bir yıl içinde yapılan zamların geri alınmasını, söz konusu maddelerden alınan KDV’nin sıfırlanmasını, yoksulluk sınırı altında geliri olan hanelerin elektrik, doğalgaz, su, internet giderlerinin pandemi tehdidi ortadan kalkıncaya kadar Hazineden karşılanmasını, ülke kaynaklarının daha fazla silahlanma için değil, barış ve demokrasi için kullanılmasını, yaşanan hayat pahalılığı karşısında çoktan hükmünü yitirmiş olan 2020-2021 yıllarını kapsayan ‘toplu sözleşme’nin iptal edilmesini, başta ILO sözleşmeleri olmak üzere uluslararası sözleşmelerle, evrensel sendikal hak ve özgürlüklerle uyumlu, grev hakkı ile tamamlanmış gerçek bir toplu pazarlık sistemine geçilmesini, iş güvencemizi ortadan kaldırmayı hedefleyen her türlü güvencesiz istihdam uygulamasına son verilmesini, herkese güvenceli iş ve güvenli gelecek sağlanmasını, hukuksuz bir şekilde gece yarısı KHK’larla işlerine son verilen arkadaşlarımızın biran önce işlerine geri döndürülmelerini, kıdem tazminatı fonu, zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ve Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) dayatmalarından vazgeçilmesini, yıllardır tahrip edilen kamusal sosyal güvenlik ve emeklilik sistemimizin güçlendirilmesini talep ediyoruz.”

    PİRHA/ANKARA

     

     

  • ‘Seçme ve seçilme hakkının gaspına karşı sandıkları sahipleniyoruz’-VİDEO

    ‘Seçme ve seçilme hakkının gaspına karşı sandıkları sahipleniyoruz’-VİDEO

    PİRHA – KESK Ankara Şubeler Platformu, 31 Mart yerel seçimlerine yönelik tutumunu açıkladı. “Demokratik, katılımcı, şeffaf, toplumsal cinsiyet eşitliğini esas alan, ekolojik bir yerel yönetim anlayışını savunuyoruz” diyen emekçiler, iktidarın yerel seçimlerinden galip gelerek tek adam rejimini kurumsallaştırma amacında olduğunu söyledi. 

    Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Ankara Şubeler Platformu, seçimlerde hangi yönde tercih kılacaklarını kamuoyu ile paylaştı. “Demokratik, katılımcı, şeffaf, toplumsal cinsiyet eşitliğini esas alan, özgürlükçü ve ekolojik bir yerel yönetim anlayışını savunuyoruz” diyen emekçiler, tek adam rejiminin kurumsal hale getirilmek istendiğini ifade etti.

    Ankara Şubeler Platformu adına basın açıklamasını okuyan Eğitim-Sen 2 Nolu Şube Başkanı Fevzi Yılmaz, belediye seçim sürecinin genel seçim havasında geçtiğine vurgu yaparak, “31 Mart 2019 yerel seçimleriyle sadece yerel yöneticiler seçilmekle kalmayacak aynı zamanda yasama-yürütme-yargıdaki kuvvetler ayrılığı ilkesinin iktidar lehine ortadan kaldırıldığı, parlamentonun etkisiz ve göstermelik olarak varlığını koruduğu bir seçim olacaktır” dedi.

    “KARANLIK GİDİŞATI DURDURMAK İÇİN…”

    Yılmaz, AKP’nin topluma gericiliği dayattığına da vurgu yaparak şunları söyledi:

    “Tekçi, otoriter, dinci, mezhepçi ve etnik politikalara dayalı karanlık gidişatı durdurmak için yerel seçimler elbette ne ilk ne son olacaktır. Ancak bu seçimlerin, önümüzdeki yılların gidişatını belirleyecek oldukça önemli bir seçim olacağı da açıktır. Toplumsal mücadelenin her düzeyde gittikçe daha da yoğunlaştığı bir süreçte yaşanacak yerel yönetim seçimleri, bütün toplumun geleceğini ilgilendiren bir mücadele alanı haline gelmiştir. Bu bağlamda emekten, demokrasiden, laiklikten, özgürlüklerden ve barıştan yana bütün toplumsal güçler gibi kamu emekçileri de bu seçimlerde ‘nasıl bir yerel yönetim’ ve ‘nasıl bir gelecek’ istediğini ortaya koyacaktır. Egemenliğin kaynağı olarak referans verilen halktan yükselecek ve kendi otoritelerini sarsacak her tür tepkiyi bastırmaya, halkın kendi hakkındaki kararların öznesi olmasını engellemeye dönük pratikler giderek artmaktadır. AKP özellikle bu pratikleri hayata geçirirken genel kabul gören evrensel değerleri dahi hiçe saymaktadır.”

    “KAYYUM, HALK İRADESİNİN GASPIDIR”

    Yılmaz, AKP’nin kayyum politikasına da işaret ederek “Kayyum politikası halk iradesinin reddi ve gaspı üzerine kurulmuştur. Tek adam rejiminin yereldeki izdüşümü olan kayyumlar eliyle halkın seçme ve seçilme hakkı elinden alınmıştır. Üstelik yapılacak seçim sonuçları ne olursa olsun yeniden kayyum atama tehdidi de en yetkili ağızdan sıklıkla ifade edilmektedir. Dolayısıyla önümüzdeki seçim aynı zamanda seçme ve seçilme hakkının gaspına karşı bu hakkın korunma ve halkın kendi iradesine sahip çıkma mücadelesidir” dedi.

    “KADINLARI TEHDİT EDEN BİR ANLAYIŞ İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Yılmaz, katılımcı yönetim anlayışının yerelden başladığına işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Mahallelerden, semtlerden, köylerden başlayacak demokratik, eşit ve bir arada yaşam doğru bir yerel yönetim anlayışıyla mümkün ve kalıcı olacaktır. Adil, eşitlikçi, laik, demokratik, şeffaf ve katılımcı yerel yönetim anlayışının hakim kılınması makro sorunlarımızın çözüm zeminini de güçlendirecektir. Toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin giderek derinleştiği, kadınlar açısından sömürünün, her tür şiddetin hayatlarını her geçen gün daha fazla tehdit ettiği bir anlayış ile karşı karşıyayız. Kadınların tıpkı ülkemizin genel siyasetinde de özlemini duyduğumuz üzere yönetimlerde daha fazla söz sahibi olması, toplumsal cinsiyet eşitliğini ilke edinen ve kadınların eşit temsiliyetine de önem veren yerel yönetimlerin oluşması tekçi, milliyetçi, gerici zihniyet ve yönetim anlayışını bir o kadar daha geriletecektir. Konfederasyonumuz; devletin ve sermayenin mutlak iktidarına, toplumun ve doğanın talan edilerek nesneleştirilmesine, insanın ve toplumun güvencesiz kılınmasına, piyasanın dokunulmazlık zırhına büründürülmesine, yaşam alanlarımız üzerinde denetim kurulmasına karşı demokrasi mücadelesi yürütmektedir. Toplumsal cinsiyet eşitliğini ve özgürlüğü, sermayeden ve devletten bağımsız sendikacılığı savunan, eşit ve özgür yurttaşlığı yeni anayasanın esası olarak gören, düşünce ve ifade özgürlüğünü, bilimselliği, laikliği vazgeçilmez ilke olarak kabul eden, farklılıklarımızla birlikte yeni bir yaşamı inşa eden bir anlayışı savunmaktadır. KESK üyeleri olarak görev aldığımız sandıklardan çıkan sonuçlara sahip çıkacağımızı, oy sayım işlemleri bitinceye kadar ve tutanakların teslim edilmesi, son kontrollerin tamamlanması sürecinde sandıklarımızın başında olacağımızı tüm kamuoyu ile paylaşıyoruz.”

    PİRHA / ANKARA