Etiket: ansiklopedi

  • Engin: Cemevi Başkanlığı’nın hazırladığı ‘Alevi Ansiklopedisi’ni ciddiye almıyorum – VİDEO

    Engin: Cemevi Başkanlığı’nın hazırladığı ‘Alevi Ansiklopedisi’ni ciddiye almıyorum – VİDEO

    PİRHA – Kureyşan Ocağı evlatlarından Dede Musa Kazım Engin, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın ilahiyatçılara, Sünni akademisyenlere  hazırlattığı Alevi Bektaşi Ansiklopedisi’ni ciddiye almadığını belirtti. MHP’de, Ülkü Ocakları’nda yetişmiş Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanının Alevilere verecek hiçbir şeyi olmadığını da ifade eden Engin, toplumun da ansiklopediyi ciddiye almayacağını söyledi.

    AKP-MHP hükümeti “Alevi Bektaşi Ansiklopedisi” adını verdiği çalışmasını sürdürüyor. Ansiklopediyi hazırlayan kadronun Sünnilerden/ilahiyatçılardan oluşması, Alevi inancı üzerindeki asimilasyon politikaların bir parçası olarak değerlendiriliyor.

    Kureyşan Ocağı evlatlarından Musa Kazım Engin, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın aralarında bir iki kendi belirledikleri Alevi olsa da ağırlıklı olarak İslamcı akademisyenlere ve ilahiyatçılara hazırlattığı Alevi Bektaşi Ansiklopedisi’ni PİRHA’ya değerlendirdi.

    “ALEVİ BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞI TAMAMEN ASİMİLASYON ODAKLI BİR YAPI”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Aleviliğin asimile edilmesini amaçlayan, tamamen asimilasyona odaklı bir kurumsal yapı olduğunu ifade eden Engin, “İçinde maalesef biyolojik olarak Alevi olanlar var ama zihniyet olarak Alevi olanların çok az olduğunu ya da etkisiz eleman pozisyonunda olduğunu biliyoruz. Esas yöneten zihniyetin devlet aklıyla, devletin görünen ve görünmeyen güçlerinin ortak aklıyla Alevileri asimile etmek için bir araç olarak kullanılıyor” dedi.

    “ESAS BÜYÜK TEHLİKE, CEMEVLERİNE MADDİ DESTEKLER VE DEDELERE KADRO VERİLMESİ”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından hazırlanan Alevi ansiklopedisini ciddiye almadığını söyleyen Engin, şöyle devam etti:

    “Ama esas mesele, ‘1585 cemevi ile görüştük, hepsiyle irtibat halindeyiz, onların ihtiyaçlarını karşılıyoruz, onlara maddi destekler veriyoruz, Alevi dedelerine kadro veriyoruz. Ve onlara bir takım maddi menfaatler karşılığında çeşitli programları bunlara entegre ediyoruz’ deniyor. Esas tehlikeli olan nokta bu. Örneğin Alevi dedelerini toplayıp hacca, umreye götürüyorlar. Bu, 1980’li yıllarda İran başbakanının ‘Türkiye’deki Kızılbaşları, Alevileri ya siz Sünnileştirin ya da bırakın biz Şiileştirelim’ politikasının bugünkü yansımasıdır. Devlet Sünnileştirebildiği kadar Türk-İslam sentezine bağlı bir Alevilik enjekte ediyor. Sünnileştiremediği yerlerde de Şii misyonerlerin çalışmalarına alan açıyor ve geri kalanını da onların talan etmesini sağlamaya çalışıyor. Esas tehlikeli nokta burasıdır.
    İkincisi dedelere kadro veriyor, üçüncüsü cemevlerini kendisine maddi bağlarla bağlıyor. Uzun vadede çok büyük tahlikeli olan asimilasyonun kapılarını böylece açıyor.”

    “ANSİKLOPEDİYİ CİDDİYE ALMIYORUM”

    Engin, Alevi ansiklopedisini ciddiye almadığını yineleyerek “Çünkü MHP’de, Ülkü Ocakları’nda yetişmiş bir Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanının Alevilere verecek hiçbir şeyi yoktur. Yani o kendi faşist zihniyetlerini bize empoze etmek dışında başka düşünceleri yoktur zaten. O nedenle genel anlamda kaale almıyorum. Toplumun da o çalışmayı kaale alacağını zannetmiyorum” diye konuştu.

    “EN BÜYÜK ASİMİLASYON EĞİTİM ALANINDA”

    Engin, en büyük asimilasyonun ise eğitim alanında yapıldığına da dikkat çekerek şunları ifade etti:

    “Diğer noktada en büyük problem olarak zorunlu din dersleri var, yanında ÇEDES var. ÇEDES projesiyle okullarımızda Diyanet görevlileri, müftüler, hocalar, imamlar, müezzinler, abiler ve ablalar adı altında öğrencilerimizi ve velileri çepeçevre kuşatıp yine asimilasyon çalışmaları yürütüyorlar. Bir diğer asimilasyon çalışması da Milli Eğitim Bakanlığı’nın Maarif politikasıdır. Şimdi müfredat değişikliği yaptılar. 22 yıllık AKP döneminde 16 kez müfredat değişti. Ve her değişen müfredat, şeriatçı kafa yapısını, İslamcı kafa yapısını onların tabiriyle dindar ve kindar nesil yetiştirme projesini her gün yeniden ama yeniden inşa etme sürecidir.

    “EN ŞERİATÇI MİLLİ EĞİTİM BAKANI İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Türkiye Cumhuriyeti tarihinin tanıdığı en şeriatçı Milli Eğitim Bakanı ile karşı karşıyayız. Açıktan şeriatı savunan ve çağdaş değerler ile laikliğe düşman olan bir Milli Eğitim Bakanı ile karşı karşıyayız. Onun için önümüzdeki yıllar Aleviler açısından da çağdaş ve demokrat insanlar (Sünni kökenli) açısından da çok zorlu yıllar olacak. Çünkü onların da çocukları okula gidiyor. O nedenle velilerimize, çağdaş, demokrat ve laik insanlara çağrım hep birlikte omuz omuza durmak zorundayız. Bu gerici yobaz ve faşist anlayışa karşı mücadele etmek zorundayız.”

    Devrim FINDIK-Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • PSAKD Genel Sekreteri Ateş: Alevi kurumları olarak projelere ihtiyacımız var

    PSAKD Genel Sekreteri Ateş: Alevi kurumları olarak projelere ihtiyacımız var

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD) Genel Sekreteri İsmail Ateş, Alevi Ansiklopedisi hazırlıklarını PİRHA’ya değerlendirdi. Ateş, “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Aleviliği inkar ve asimile etme çabalarını kendi belgelerini kendileri yaratarak sağlamaya çalışacaklar. Alevi kurumları olarak biz gündem yaratmak zorundayız” dedi.

    MHP destekli AKP hükümetinin kurduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın son projelerinden biri olan “Alevi Ansiklopedisi” hazırlığı, toplumun tepkisine neden oldu. Cemevi Başkanlığı, kuruluşundan bugüne Alevi toplumu tarafından kabul görmemekle birlikte, Aleviler adına sözde projelerle tepki çekiyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki başkanlık, inanca dair tarif ve tanımlamalarını şimdi Alevi Ansiklopedisi ile sürdürüyor.

    Gelişmelerin ardından ise Rıza Şehri Akademisi,Aleviler Kendi Ansiklopedisini Yazıyor” şiarı ile düzenleyecekleri ansiklopedi yazılım kampanyasını 27 Nisan’ da başlatacağını duyurdu.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği(PSAKD) Genel Sekreteri İsmail Ateş konuya ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞI KENDİ BELGELERİNİ YARATARAK ALEVİLERİ ASİMİLE ETMEYE ÇALIŞACAK”

    İsmail Ateş, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın hazırladığı “Alevi Bektaşi Ansiklopedisi”ni değerlendirdi.

    Ateş, “Bir kere bir mutfak var. Mutfak yanlış yerde, aşçı yanlış, garsonlar yanlış. Dolayısıyla oradan sağlıklı bir şey çıkacağına ben inanmıyorum. Hiçbir şeyin yerinde ve doğru olmadığını biliyoruz. Bunu defalarca kamuoyuyla da paylaştık. Kültür Bakanlığı’nın düzenleyeceği, hazırlamaya çalıştığı bu Alevi Ansiklopedisi  yazılı olacak, yani basılı kaynak olacak. Dijital bir kaynak olmayacak. Ne yazacaklar Alevilik hakkında? Aleviliği insanlara anlatıyoruz. Bakın çok da güzel yapıyoruz diyerek yine Sünniliğe bağlamaya çalışacaklar. Çünkü bu kurum başladığı günden itibaren, göreve geldiği günden bugüne, zaten kuruluşunda da bize hiç danışılmadı. Dolayısıyla da böyle bir çalışmada da bize danışılmıyor. İslam’ın altında, Sünniliğin altında bir Alevi inancını bir ansiklopediye, yazılı bir kaynağa aktararak bunu da insanlara sunarak, -hep söylemiş olduğumuz gibi- Aleviliği inkar ve asimile etme çabalarını belgelerle, kendi belgelerini kendileri yaratarak sağlamaya çalışacaklar” dedi.

    “ALEVİ KURUMLARI OLARAK PROJELERE İHTİYACIMIZ VAR”

    Gelişmeler sonucunda Alevi kurumlarınında Alevi Ansiklopedisi için çalışmalara başlamasını değerli bulduğunu belirten Ateş, ancak gündemi takip etmektense gündem oluşturmanın daha önemli olduğunun altını çizdi.

    İsmail Ateş, “Konuşması zor, bu çalışma çok kıymetli olabilir ama doğru bulmuyorum. ‘Siz yapıyorsanız, biz de yapıyoruz’ gibi algılıyorum ben bu çalışmayı. Bunu biz daha önceden başlatabilmiş olsaydık, Alevi kurumları olarak ama bizim başka başka projelere, başka başka işlere ihtiyacımız var. Bunu da küçümsemiyorum ayrıca. Ama sanki Kültür Bakanlığı’nın kuyruğuna takılmışız gibi hissettiriyor bu çalışma bize. Bu noktada da biraz temkinli yaklaşıyorum. Sözlerimin yanlış anlaşılmasını da gerçekten istemiyorum. Elbette ki çok kıymetlidir” diye ekledi.

    “ALEVİLERİN CİDDİ YAZILI KAYNAKLARI VAR”

    Alevilerin ciddi yazılı kaynaklarının olduğunu belirten Ateş, şunları ifade etti:

    “Mesela Madımak Katliamı’yla ilgili bir belgesel hazırlandı, özellikle Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu tarafından. Biz bütün enerjimizi buna ayırdık, bütün enerjimizi Alevilerin eşit yurttaşlık taleplerini savunmak ve bunları elde etmek üzerine ayırdık. Biz bütün enerjimizi Kültür Bakanlığı altındaki bu başkanlık kurulmasın diye harcadık. Biz bütün enerjimizi Alevilerin kutsal mekanlarına yapılan saldırılar için harcadık. Burada sadece Mamak’taki fiziki saldırıdan bahsetmiyoruz, Cumhurbaşkanı’nın Hüseyin Gazi Dergahı’na gidip de hünkarımız Hacı Bektaş Veli’nin, Şahı Merdan Ali’nin, Mustafa Kemal Atatürk’ün portrelerini oradan kaldırıp başka bir duvara aktarmasını da biz bu şiddetin içerisinde sayıyoruz.
    Hacıbektaş’a gidip Hacıbektaş’ta Alevi örgütlerine muhalif olacak şekilde anma etkinlikleri düzenlemelerine karşı durmaya çalıştık. Biz bunları yaparken de şunun da farkındayız. Alevi geleneğinin yazılı kaynağı yoktur denir ama Alevi inancının yazılı kaynakları vardır. Ciddi de kaynaklar vardır. Sadece bunları ortaya çıkartacak Farsça, Osmanlıca, Arapça bilecek insanlara bence bizim biraz daha fazla ihtiyacımız var.

    “ARKADAŞLARIMIZIN DEĞERLİ BİR ÇALIŞMA YAPACAKLARINA İNANCIM TAM”

    Bunun dışında da bu gelenek zaten erenlerin, sadıkların, aşıkların aracılığıyla dedelerimizin, pirlerimizin önderliğinde zaten nesilden nesile aktarılıp geliyor. Ama elbette bu çalışma da kıymetlidir. Ama bu kadar öncelikli midir? Ben bilemiyorum. Hele hele Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bu çalışmasından sonra onun kuyruğuna takılmak gibi algılanacağı için belki zamanlama yanlış diyebilirim. Değerli bir çalışma yapacaklarına inancım tam ama biz gündem yaratmak zorundayız.”

    Buse Nehir DEMİR/PİRHA

    İLGİLİ HABERLER:

    Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na Diyanet ayarı!

    Prof. Dr. Bedriye Poyraz: Cemevi Başkanlığı’nı kuranlar ancak Aleviliği yok edebilir-VİDEO

    Erçe: Dost partilerin, Alevileri bir parmak hesabı üzerinden görmesi üzücü-VİDEO

    Alevi kurumları: Alevi Ansiklopedisi yazmak biat edenlerin haddi değildir

    Pir Haydar Buga’dan, İslamcılara ‘Alevi Ansiklopedisi’ hazırlatılmasına tepki!

    Yurdakadim: Cemevi Başkanlığı’ndan bir mum ışığı dahi göremedik, umarım görmeyiz-VİDEO

    Mustafa Sazcı: Alevi Bektaşi Ansiklopedisi boşluğu vardı, iktidar bunu kullandı-VİDEO

     Erdoğan’dan asimilasyon tepkisi: Alevilerin İslam ansiklopedisine ihtiyacı yoktur -VİDEO

    Rıza Şehri Akademisi, ‘Aleviler Kendi Ansiklopedisini Yazıyor’ kampanyası başlatıyor

    Dersim İnşa Kongresi: Alevi Ansiklopedisi girişimine destek verilmeli

  • Rıza Şehri Akademisi, ‘Aleviler Kendi Ansiklopedisini Yazıyor’ kampanyası başlatıyor

    Rıza Şehri Akademisi, ‘Aleviler Kendi Ansiklopedisini Yazıyor’ kampanyası başlatıyor

    PİRHA-Rıza Şehri Akademisi, “Aleviler Kendi Ansiklopedisini Yazıyor” şiarı ile düzenleyecekleri ansiklopedi yazılım kampanyasını 27 Nisan’ da başlatıyor. Yapılan açıklamada, “Alevi Ansiklopedisi ile Alevilik tarihi, sosyolojisi, antropolojisi, kültür-sanat ve edebiyatı, coğrafyası, teolojisi, siyaseti ve tüm boyutlarıyla Alevilik gerçekliğini dünden bugüne ve geleceğe taşımayı hedeflemekteyiz” denildi.

    Almanya’nın Dortmund kentinde Kültürel soykırıma karşı Alevi inancının hak ve hakikatini açığa çıkarmak şiarıyla kurulan Rıza Şehri Akademisi açılışını 12 Ocak’ta gerçekleştirmişti.

    Rıza Şehri Akademisi, “Aleviler Kendi Ansiklopedisini Yazıyor” şiarı ile düzenleyecekleri ansiklopedi yazılım kampanyasını 27 Nisan’ da başlatacağını duyurdu. Rıza Şehri Akademisi, konuya ilişkin yazılı açıklama yaptı.

    “HEDEFİMİZ ALEVİ İNANCINI ASİMİLASYONA KARŞI KORUMAK”

    Rıza Şehri Akademisi, yaptığı yazılı açıklamada şunları dile getirdi:

    “Alevi Ansiklopedisi ile Aleviler kendi tarihine, inancına, kültürüne ve hafızasına sahip çıksınlar, kendi anlam ve duygu dünyalarını geleceğe taşısınlar, hakikatleri ile buluşsunlar istiyoruz. Bugüne kadar biz Alevilerin tarihini, kültürünü ve inancını egemenler ve iktidarı elinde bulunduranlar yazdı. Her seferinde bize katliam ve soykırımları dayatan bu nahak zihniyet, şimdi de bizim kadim hafızamızı silmek, kendi Alevi’sini oluşturmak istiyor. Alevi Ansiklopedisi, devletlerin ve Alevi düşün dünyasının dışındaki kesimlerin Alevilik hafızasına ve tarihsel hakikatine dönük manipülasyon, yok etme, zorla dönüştürme gibi müdahalelerine karşı, Alevilerin ilk kez birlikte kendi bilgi üretiminin girişimi olacaktır.

    Alevi Ansiklopedisi, Alevilerin düşün dünyasından süzülerek derlenmiş tarihsel ve güncel bilgilerin, çağın ve Alevi toplumunun ihtiyaçları gözetilerek düzenlenen, işlevsel bilgi-aktarım çabası ve girişimidir. Alevi Ansiklopedisi, Alevilik üzerinde farklı hesap ve planları olanların manipülasyonlarına, yönlendirmelerine, zorla dönüştürme girişimlerine karşı güçlü itirazın ve bilimsel kaynak oluşturmanın arayışıdır. Alevi Ansiklopedisi ile Alevilik tarihi, sosyolojisi, antropolojisi, kültür-sanat ve edebiyatı, coğrafyası, teolojisi, siyaseti ve tüm boyutlarıyla Alevilik gerçekliğini dünden bugüne ve geleceğe taşımayı hedeflemekteyiz. Alevi toplumsallığının ürettiği yeni kavramları da kapsayacak tarzda, Alevilerin dinamik bilgi ve hafıza kaynağı olacaktır. Alevilerin temel başvuru kaynağı olsun diye çalıştaylar, konferanslar, seminerler vb. etkinlikler düzenleyerek, akademi dünyası ile yazılım sürecini birlikte yürüteceğiz. Alevi Ansiklopedisi, “Yol Bir Sürek Bin bir” hakikatinden hareketle Alevi toplumunun çok dilli, çok kültürlü yapısını esas alan, Aleviliği tüm boyutlarıyla resmetmeyi hedeflemektedir.

    Alevi Ansiklopedisi, farklı akademik yaklaşımlara kapı aralayan, Alevi toplumunun kültürel zenginliğini farklı pencerelerden değerlendiren, Alevilik üzerine çalışan uluslararası akademik-entelektüel çevrelerle buluşturmanın, bilimsel yöntem ve araçlarla kalıcı, güvenilir, çok sesli bilgi kaynağını oluşturmanın girişimidir. ‘Bir Kelime de Sen Söyle!’ Kampanyası ile silinmek istenen Alevi hafızasını canlı tutmak ve inanç değerlerimizi Alevi canlarımızla buluşturmak istiyoruz. Her kelime, bize ait olan hakikat hikayemizi ve tarihi kadim hafızamızı anlatsın ki, geleceğimiz karartılmasın diye tarihe not düşmek istiyoruz. Bu anlamda Alevi Ansiklopedi kampanyasının amaç ve ana hedefi; Alevi kültürünü, tarihini, inanç değerlerini ve öğretilerini asimilasyona karşı korumak, Alevilerin kendilerinin yazdığı temel başvuru kaynağını her sürekten Alevilere kazandırmaktır.

    BİR KELİMEYE BİR EURO LOKMA ÇAĞRISI

    Her Alevi canı; ‘Bir Kelimeye Bir Euro’ lokmasıyla geleceğimizi birlikte belirlemeye çağırıyoruz. Çocuklarımızı sosyal medyadaki kirli bilgilerden ve egemenlerin asimilasyonundan korumak istiyorsak, bize dayatılan çaresizlik ve çözümsüzlük sarmalında birbirimizin Xızır’ı olalım istiyoruz. Biz, bize dayatılan asimilasyonu ve kültürel kuşatmayı aşabilir, Yol önderi Pirlerimizin öncülüğünde inancımızın tarihsel hakikati ile canlarımızın temel başvuru kaynağı yarınlara ışık olsun istiyoruz. Tüm duyarlı kamuoyunu Xızr’ın himmeti ile sesimize ses olmaya, hakikat arayışımıza haldaş olmaya çağırıyoruz.

    PİRHA/ALMANYA

  • Mustafa Sazcı: Alevi Bektaşi Ansiklopedisi boşluğu vardı, iktidar bunu kullandı-VİDEO

    Mustafa Sazcı: Alevi Bektaşi Ansiklopedisi boşluğu vardı, iktidar bunu kullandı-VİDEO

    PİRHA-AKP hükümeti tarafından kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın Alevi Bektaşi Ansiklopedisi hazırlamasına tepki gösteren Kızıldeli Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Mustafa Sazcı, aslında bu çalışmayı Alevi kurumlarının yapması gerektiğini söyledi. 

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın duyurusuyla ve Prof. Dr. Ali Yaman’ın PİRHA’ya verdiği röportajla Alevi Bektaşi Ansiklopedisi’nin İslamcı akademisyenlere ve ilahiyatçılara hazırlatılmasının ortaya çıkması tepki çekti.

    Kızıldeli Sultan Ocağı Yol Yürütücüsü Mustafa Sazcı, “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı önümüzdeki süreç içerisinde Alevi Bektaşi Ansiklopedisi oluşturmayı düşünüyor. Bu çalışmanın içerisindeyse Ali Rıza Özdemir’in sıkı bir İslamcı ve muhafazakar olan eşi de dahil olmak üzere, birçok İlahiyatçı doçent, doktor, profesör bulunmaktadır” dedi.

    ABDALLARI EKSİK MÜSLÜMANLAR OLARAK TARİF EDİYORLAR”

    Sazcı, “Bu çalışmayı yapanlar Konya’nın Doğanlar ve Yeni Mahallesi’ndeki Abdalları, yarım yamalak Müslüman olarak, eksik Müslüman olarak tabir ediliyor. Eksik Müslümanların, tefsir, kelam öğrenerek öz Müslümanlığı yani onların tabiriyle Sünni İslam’ı öğrenmesi hususunda bir çalışma yapıyorlar” diye belirtti.

    Sazcı, toplumun laik veya ılımlı Müslüman olarak gördüğü yazarlar İhsan Eliaçık, Mustafa Kurtulmuş gibi isimlerin, Alevi Bektaşilik konusunda yazan, çizen, araştıran araştırmacılar ve akademisyenler başta olmak üzere hiç kimseden ses çıkmamasını eleştirdi.

    “KAYGUSUZ ABDAL, VİRANİ VE FUZULİ’NİN KELAMLARI DİYANET VAKFI TARAFINDAN TAHRİP EDİLEREK YAYINLANDI”

    Yakın dönemde Kaygusuz Abdal, Virani ve Fuzili’nin kelamlarının Diyanet Vakfı tarafından yayınlandığına dikkat çeken Sazcı, “Alevi Bektaşi klasikleri olarak yayınlanan bir set vardı, Diyanet Vakfı tarafından yayınlanmıştı. Bugün Google’dan aradığında bu klasikler ya doğrudan ya da kısmen tahrip edilerek yayımlanmış klasikler” diye ekledi.

    “ANSİKLOPEDİ BOŞLUĞU VARDI, ALEVİ BEKTAŞİ CEMEVİ BAŞKANLIĞI BU BOŞLUĞU KULLANDI”

    Birkaç yıl sonra Alevi Bektaşilik üzerine araştırma yapmak istendiğinde Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın hazırladığı kaynakların görüneceğini belirten Sazcı, “Buna karşı Alevi kurumların ciddi bir tedbir alması gerekir. Demek ki bir ansiklopedi boşluğu vardı ve iktidar bunu kullandı” dedi.

    “BOŞ BIRAKTIĞIMIZ ALANLARI KENDİ İNANCIMIZ VE KENDİ ÖZGÜN KİMLİĞİMİZLE  DOLDURMALIYIZ”

    Alevi Bektaşi Aşık-ı Sadıkların kelamlarını anlayabilmek için ansiklopediye başvurmak zorunda olduğunu vurgulayan Sazcı, konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Buna ilişkin Alevi Bektaşi kurumlarının çıkarmış oldukları herhangi bir kaynak yok. Dolayısıyla bu boşluğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı böyle doldurmaya yeltendi. Biz Alevi kurumlarının yapması gereken, onlardan bir adım önde giderek aslında onların doldurabilecekleri o alanları önceden kendi inancımız ve kendi özgün kimliğimizle doldurmamız, alternatif bir çalışmanın içerisine girmemiz gerekiyor.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA