Etiket: antalya emek ve demokrasi güçleri

  • Antalya’da 1 Mayıs öncesi Arif Koparan anması: Mücadelemizde Yaşıyor-VİDEO

    Antalya’da 1 Mayıs öncesi Arif Koparan anması: Mücadelemizde Yaşıyor-VİDEO

    PİRHA- Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri, 1 Mayıs öncesi yaptığı açıklamada 1980 yılında Antalya’daki yürüyüş sırasında polis kurşunuyla 13 yaşında yaşamını yitiren Arif Koparan’ı andı. Açıklamada, Koparan’ın ölümünün “cezasız bırakılan bir cinayet” olduğu vurgulanırken, 1 Mayıs’ın baskı ve yasaklara rağmen emekçilerin mücadele günü olarak sürdüğü ifade edildi. Yapılan çağrıda, yurttaşlar yarın Aydın Kanza Parkı’ndan Cumhuriyet Meydanı’na yürüyüşe davet edildi.

    Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü öncesinde Attalos heykeli önünde yaptığı açıklamada, 1980 yılında Antalya’da 1 Mayıs yürüyüşü sırasında yaşamını yitiren 13 yaşındaki Arif Koparan’ı andı. Basın açıklamasını Hak-Der Antalya Şube Başkanı Furkan Acıkgöz okudu.

    Açıklamada, 1 Mayıs’ın Türkiye tarihinde hem mücadele hem de yasaklar ve çatışmalarla anıldığı vurgulandı. 1980 yılında Antalya’da yürüyüş ve mitinglerin yasaklanmasına rağmen işçi, genç ve kadınların Muratpaşa Camisi önünden başlayarak Cumhuriyet Meydanı’na yürümek istediği hatırlatıldı. Kalekapısı civarında güvenlik güçlerinin müdahalesi sırasında açılan ateş sonucu Arif Koparan’ın hayatını kaybettiği ifade edildi.

    Açıklamada, Koparan’ın ölümüne neden olan polislerin yargı önüne çıkarılmadığı ve dosyanın kapatıldığı belirtilerek, olayın “faili belli ancak cezasız bırakılan cinayetlerden biri” olduğu vurgulandı.

    Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri, her yıl 1 Mayıs’ta Arif Koparan’ı andıklarını belirterek, “Arif Koparan 1 Mayıs mücadelemizde, azmimizde ve inadımızda yaşamaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.

    “1 MAYIS’TA AYDIN KANZA PARKI’NDA BULUŞALIM”

    Açıklamada ayrıca günümüzde çocukların savaşlarda ve çeşitli olaylarda yaşamını yitirdiğine dikkat çekilerek, emek sömürüsü ve savaş politikalarına karşı 1 Mayıs’ın öneminin sürdüğü vurgulandı.

    İktidarın 1 Mayıs etkinliklerini engellemeye yönelik baskılarına rağmen, meydanların her yıl daha güçlü şekilde dolduğu ifade edildi.

    Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri, yurttaşları yarın saat 14.00’te Aydın Kanza Parkı’nda buluşarak Cumhuriyet Meydanı’na yürümeye ve taleplerini haykırmaya çağırdı.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri:Bizim çocuklarımız sizin sarayınızdan daha kıymetlidir!-VİDEO

    Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri:Bizim çocuklarımız sizin sarayınızdan daha kıymetlidir!-VİDEO

    PİRHA- Urfa Siverek ve Maraş’ta eğitim camiasına yönelik yaşanan ölümlü saldırılar, Antalya’da kitlesel bir eylemle protesto edildi. Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri tarafından Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilen “Yaşam Hakkı Nöbeti”nde, şiddetin sorumlusu olarak iktidarın politikaları gösterildi ve Milli Eğitim Bakanı istifaya çağrıldı.

    “SORUMLU ÇEYREK ASIRLIK İKTİDARDIR”

    Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri adına ortak açıklamayı Tüm Bel-Sen Antalya Şube Başkanı İlhan Karakurt okudu. Karakurt, okullarda yaşanan şiddetin münferit bir güvenlik zafiyeti olmadığını vurgulayarak, “Geleceğimizi emanet edeceğimiz gençlerimizin nasıl bu noktaya sürüklendiği sorusunun muhatabı, çeyrek asırdır ülkeyi yöneten iktidarın kendisidir” dedi.

    ŞİDDET SARMALI BİR TESADÜF DEĞİL”

    Açıklamada, ekonomik krizin derinleşmesiyle oluşan boşluğun mafya ve çeteler tarafından doldurulduğuna dikkat çekildi:

    Gençlerin geleceksizliğe mahkûm edildiği, şiddetin sıradanlaştırıldığı ve cezasızlık politikasının toplumsal bir çürüme yarattığı belirtildi.

    Suça sürüklenen çocukların ve büyüyen şiddet sarmalının kapitalist sistemin ve mevcut yönetim anlayışının doğal bir sonucu olduğu ifade edildi.

    MİLLİ EĞİTİM BAKANI’NA İSTİFA ÇAĞRISI

    Eğitimin piyasaya ve tarikatlara açıldığını savunan Emek ve Demokrasi Güçleri, ÇEDES ve MESEM projelerini sert dille eleştirdi:

    “Bunca can kaybına rağmen, eğitimi gerçek sorunlarından koparan Milli Eğitim Bakanı’nın hala görevde kalması kabul edilemez. Bakan derhal istifa etmelidir! Çocuklarımızın ve eğitim emekçilerinin hayatı bu kadar değersiz değildir.”

    “KARANLIĞI BİRLİKTE DAĞITACAĞIZ”

    Eylemin sadece bugüne değil, geleceğe sahip çıkma iradesi olduğunu belirten İlhan Karakurt, tüm velileri, işçileri ve kamu emekçilerini dayanışmaya çağırdı. Açıklama, meydanda yankılanan şu sloganlarla sona erdi:

    “Çocuklar mezara değil okula!”

    “Okulda şiddet, sorumlusu hükümet!”

    “Bizim çocuklarımız sizin sarayınızdan daha kıymetlidir!”

    Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri, şiddet iklimine karşı “Yaşam Hakkı Nöbeti”ne devam edeceklerini ilan etti.

    PİRHA/ANTALYA

  • Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri: NATO kapatılsın,üstler dağıtılsın!-VİDEO

    Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri: NATO kapatılsın,üstler dağıtılsın!-VİDEO

    PİRHA-  Antalya Attalos Meydanı’nda Emek ve Demokrasi güçleri tarafından yapılan açıklamada, İran’a yönelik saldırıların emperyalist bir müdahale olduğu vurgulandı. Açıklamada Türkiye’nin fiilen savaşın parçası haline geldiği belirtilerek NATO’ya karşı çağrı yapıldı.

    NATO’nun 77’nci kuruluş yıl dönümü dolayısıyla bir çok kentte basın açıklamaları yapıldı.

    Antalya’da ise Attalos Meydanı’nda Emek ve Demokrasi güçleri adına ortak basın açıklaması gerçekleştirildi. Açıklamayı Antalya Halkevi Başkanı Gülcan Şahin okudu.

    Son 25 yıldır bölgede süren savaş politikalarının yeni bir aşamaya geçtiği belirtilen açıklamada , İran’a yönelik müdahalenin “özgürlük” söylemiyle meşrulaştırılmaya çalışıldığı ancak bunun gerçeği yansıtmadığı vurgulandı. Açıklamada, saldırıların esas amacının bölgenin yeniden şekillendirilmesi ve emperyalist çıkarların korunması olduğu ifade edildi.

    “BU SAVAŞIN AMACI YENİDEN SÖMÜRGELEŞTİRME”

    Açıklamada, İran’a yönelik saldırıların sivilleri hedef aldığına dikkat çekilerek, binlerce insanın yaşamını yitirdiği ve ülkenin altyapısının tahrip edildiği belirtildi. Emperyalist müdahalenin aynı zamanda küresel ölçekte ekonomik krizleri derinleştirdiği, halkların artan hayat pahalılığı ile karşı karşıya kaldığı ifade edildi.

    Açıklamada ayrıca, savaşın emperyalist güçler arasındaki çelişkileri de büyüttüğü ve ABD’nin dahi beklediği uluslararası desteği bulamadığı vurgulandı.

    “TÜRKİYE SAVAŞIN İÇİNDEDİR”

    Açıklamada Türkiye’nin savaşın dışında olduğu yönündeki resmi söylemlerin gerçeği yansıtmadığı belirtildi. Son dönemde yaşanan askeri kazalar, düşen uçaklar, vurulan gemiler ve hava sahasında imha edilen füzeler hatırlatılarak Türkiye’nin fiilen savaşın parçası haline geldiği ifade edildi.

    İktidarın emperyalist güçlerle işbirliği içinde hareket ettiği belirtilen açıklamada, İran’ı kınayan uluslararası bildiriye imza atılması eleştirildi. Bu durumun Türkiye’nin dış politikasında bağımlılığı gösterdiği vurgulandı.

    “NATO HALKLARIN KATİLİDİR”

    4 Nisan 1949’da kurulan NATO’nun tarihine de değinilen açıklamada, örgütün dünya halklarına savaş ve yıkım getirdiği ifade edildi. Türkiye’nin NATO’ya katılım süreci hatırlatılarak, ülkedeki pek çok olayda NATO’nun rolü olduğu ileri sürüldü.

    Ayrıca Türkiye’de kurulması planlanan çok uluslu kolordu (MNC-Türkiye) projesine tepki gösterildi. Bu girişimin ülkeyi daha fazla savaşın içine çekeceği ifade edildi. Temmuz ayında Ankara’da yapılması planlanan NATO zirvesinin de yeni askeri planların gündeme geleceği bir toplantı olacağı belirtildi.

    Açıklamanın sonunda, bölgede barışın sağlanabilmesi için emperyalist müdahalelerin son bulması gerektiği vurgulandı. Emek ve Demokrasi güçleri, NATO’dan çıkılması, çok uluslu kolordu projesinin iptal edilmesi ve başta İncirlik ile Kürecik olmak üzere askeri üslerin kapatılması çağrısında bulundu.

    PİRHA/ANTALYA 

     

  • Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri: Ezilen tüm Ortadoğu halklarının yanındayız!-VİDEO

    Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri: Ezilen tüm Ortadoğu halklarının yanındayız!-VİDEO

    PİRHA- Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri, Suriye’de son dönemde yaşanan gelişmelere ilişkin Attalos Meydanı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamayı, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Antalya İl Eş Başkanı Vahide Doğan okudu.

    Basın açıklamasında, Suriye’de yaşananların bölgeyi yeniden topyekûn bir çatışma ve savaş sarmalına sürüklediği belirtilerek, Ortadoğu’nun emperyal planlar doğrultusunda yeniden dizayn edilmek istendiği ve bunun bedelinin halklara savaş ve katliam olarak dayatıldığı ifade edildi.

    Geçici Şam yönetiminin işbaşına gelmesinden bu yana Suriye’de farklı halklar ve inançların saldırılara maruz kaldığına dikkat çekilen açıklamada, Lazkiye ve kıyı şeridinde Arap Alevilere yönelik katliamların yaşandığı, Süveyda’da ise Dürzi halkının açık bir katliam tehdidiyle karşı karşıya bırakıldığı vurgulandı. Açıklamada, geçici yönetimin halkların eşit ve özgür birlikteliğine dayanan anayasal-demokratik bir rejimi bilinçli olarak reddettiği, çatışma ve şiddet yoluyla tekçi iktidarını kalıcılaştırmayı hedeflediği ifade edildi.

    “KÜRT HALKINA YÖNELİK PLANLI SALDIRI”

    Açıklamada, HTŞ ve bağlantılı silahlı gruplar eliyle Kürt halkına yönelik kapsamlı ve planlı bir saldırı sürecinin başlatıldığı belirtilerek, bu saldırıların halkların eşit ve özgür yaşam iddiasını hedef aldığı kaydedildi. Kürt halkının varlığının ve demokratik, çoğulcu yaşam modelinin hedef alındığı vurgulanan açıklamada, Kürt ve Arap halkları arasına düşmanlık tohumları ekilmek istendiği ve bunun büyük bir kırım ile bölgesel kaosa yol açacağı ifade edildi.

    Kürt halkının, IŞİD barbarlığına karşı insanlığın onurunu savunan tarihsel bir mücadele verdiği hatırlatılan açıklamada, bugün hedef alınanın yalnızca Kürt halkı değil; kadın özgürlüğü, halkların eşitliği ve demokratik ortak yaşam kazanımları olduğu belirtildi.

    “SALDIRILAR YALNIZCA YIKIM VE KARANLIK GETİRİR”

    Kürtlerin Suriye iç savaşı boyunca kuşatmalar, ambargolar ve çete saldırılarıyla sınandığı, ancak her seferinde direnişle ayakta kaldığı ifade edilen açıklamada, silah zoruyla halkların iradesini teslim almaya çalışan anlayışın insanlığa yalnızca yıkım ve acı getirdiği vurgulandı.

    AKP-MHP iktidarının geçici Şam yönetimine verdiği destekle Suriye politikasının açıkça ortaya çıktığı belirtilen açıklamada, hedefin Kürtlerin Suriye’de statü elde etmesini ve demokratik kazanımlarını engellemek olduğu ifade edildi.

    “SUSMAYACAĞIZ, GERİ DURMAYACAĞIZ”

    Açıklamada, Suriye’de açık katliam tehdidi altında bulunan Kürt halkının yanında olunduğu vurgulanarak, “Bu saldırılar karşısında susmayacağız, geri durmayacağız” denildi. Demokratik kazanımların savunulmasının yalnızca Kürt halkının değil, tüm bölge halklarının özgür, eşit ve onurlu geleceğinin savunulması olduğu ifade edildi.

    Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri, Türkiye’deki tüm devrimci, demokratik ve barıştan yana güçleri halkların kardeşliği temelinde Kürt halkıyla dayanışmaya çağırdı. Açıklamanın sonunda Ortadoğu ve dünya halklarına da seslenilerek, emperyal planlara, savaş ve katliam politikalarına karşı barış, eşitlik ve özgürlüğün savunulması çağrısı yapıldı.

    PİRHA/ANTALYA

  • Antalya Emek ve demokrasi Güçleri: 28 Mayıs’ta geleceğimize sahip çıkacağız-VİDEO

    Antalya Emek ve demokrasi Güçleri: 28 Mayıs’ta geleceğimize sahip çıkacağız-VİDEO

    PİRHA- Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri, yaptıkları basın açıklamasında 28 Mayıs’ta yapılacak seçimlerin önemine değinerek “Yeni oluşan meclis, ağırlıklı olarak emek, doğa ve kadın düşmanı. Yağmacı politikaları önümüzdeki süreçte daha pervasız şekilde sürdürülecektir” denildi.

    Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri, Attalos Meydanında basın açıklaması düzenleyerek 28 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminin önemine değindi.

    Emek ve demokrasi güçleri adına basın açıklamasını KESK Antalya Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Nurettin Sönmez okudu. Sönmez, “Daha önceki seçim süreçlerinde yaşadığımız gibi seçim sisteminde yapılan değişikliklerden devlet olanaklarının ve kaynaklarının iktidar ortakları tarafından hoyratça kullanılmasına kadar hemen her yönü ile daha baştan adil olmayan bir yarış sürecini hep birlikte yaşadık” dedi.

    “28 MAYIS’TA YAĞMA, TALAN VE SÖMÜRÜ DÜZENİNİNE SON VERELİM”

    Nurettin Sönmez, iktidar ortağı partilerin, seçim çalışmalarını, halkı kutuplaştırma üzerine kurguladığını belirterek şunları söyledi:

    “Ülkede seçime değil, adeta savaşa gider gibi bir atmosfer yaratılmıştır. Bu atmosfer demokratik bir seçim sürecinden ne denli uzak olunduğunun göstergesidir.

    Başta işçiler ve emekçiler olmak üzere, halkı daha fazla yoksulluk ve işsizlikle karşı karşıya bırakan, her geçen gün derinleşen ekonomik kriz, güvencesiz çalışma ortamı ve 6 Şubat depreminin iktidar eliyle felakete dönüşüp daha fazla ölüm ve yıkım yaşatması gibi yakıcı sorunlar iktidar blokunun yarattığı bu atmosfer ile perdelenmiştir. Oysa ülke nüfusunun çok büyük bir bölümü açlık sınırının altında ücret alarak yaşam mücadelesi vermektedir. Gençlerimiz üniversite mezunu olsalar dahi iş bulamıyor. Açlık ve yoksulluk ülkenin en temel sorunu olmasına rağmen, sahte gündem ve tartışmalar yaratılarak bu sorunların üstü örtülmektedir.

    21 yıllık iktidarında AKP’nin ülkeyi sürüklediği uçurum, geçim derdi, şiddet, sömürü ve deprem felaketi bu zihniyetle ve rejimle devam edilemeyeceğini ortaya koymuştur. Seçim sonuçları halkın çoğunluğunun AKP’nin yarattığı bu yağma, talan, sömürü ve felaket düzenini değiştirme iradesi gösterdiğini ortaya koymuştur.

    “HAYATINA, GELECEĞİNE SAHİP ÇIK”

    14 Mayıs seçimi sonucunda şekillenen meclis bileşimi de düşünüldüğünde Cumhurbaşkanlığı seçiminin önem kazandığını görmek mümkündür. Çünkü yeni oluşan meclis ağırlıklı olarak emek düşmanı, kadınların yaşamına kast eden kadın düşmanı ve doğayı talan eden yağmacı politikaların önümüzdeki süreçte daha pervasız şekilde sürdürüleceğini göstermektedir. Cumhurbaşkanlığı seçiminde yapacağımız doğru tercih, insana düşman politikaların uygulanmasını engelleyecektir.

    28 Mayıs seçiminin Tek Adam Rejimine karşı bir referandum olma niteliğinde olduğunu net olarak söyleyebiliriz. Buradan hareketle çok daha önemli hale gelen, 28 Mayıs’ta gerçekleştirilecek olan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde tercihimizi bir kez daha demokratik parlamenter sistemden ve demokrasiden yana kullanacağız.

    Tek adam rejiminin devamının daha çok baskı, sömürü, iş cinayetleri, yoksulluk, şiddet, savaş, gericilik, yağma ve talan demek olduğunun bilincindeyiz. İşte 28 Mayıs’ta asıl seçim baskı, sömürü rejimi ile eşit ve özgür bir yaşamın filizlenmesinden yana olanlar arasında yapılacaktır.

    Emekçiler, ezilenler, kadınlar, gençler bu gidişatı tersine çevirebilecek, halka umut olabilecek güce sahiptir. Biz bu seçimi kaybetmedik! Şimdi geleceğimizi ve gençleri kazanma zamanıdır. Emekçiler, ezilenler, kadınlar, gençler bu kalan sürede bir seferberlikle bu umudu büyütmek, emekçilerin ve halkın taleplerini dillendirmek ve değişimi sağlamakla yükümlüyüz.

    Bir kez daha oyların türlü hilelerle çalınmasına izin vermemek için seçim ve sandık güvenliği ile ilgili her türlü dayanışmayı göstermek sorumluluğumuzdur. Karamsarlığa ve umutsuzluğa kapılmadan önümüzdeki bir hafta içinde bu karabasana son verebilir ve kötülüğü sonlandırabiliriz. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda yeni bir başlangıç yapma fırsatı elimizdedir. Şimdi geleceğimizi ve gençleri kazanma zamanıdır.

    Buradan 14 Mayıs’ta oy kullanmamış yurttaşlarımıza çağrımızdır. Sizin vereceğiniz oylar çocuklarımızın, gençlerimizin geleceği için belirleyici olacaktır. 28 Mayıs’ta sandığa giderek yeni bir başlangıç yapalım.”

    PİRHA/ANTALYA

  • Maraş’ta katledilenler Antalya’da anıldı: Alevilere bu kadar düşman olmak hangi inancın ürünüdür?

    Maraş’ta katledilenler Antalya’da anıldı: Alevilere bu kadar düşman olmak hangi inancın ürünüdür?

    PİRHA-Maraş katliamının 43’üncü yılında yaşamını yitirenleri düzenlediği bir basın açıklaması ile anan Antalya Alevi Bileşenleri ile Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri, “Alevilere bu kadar düşman olmak, kin duymak hangi aklın ve inancın ürünüdür? Yıllarca komşuluk yaptığı insanları, çocukları vahşice katletmek hangi vicdana sığar? 90 yaşındaki bir kadını işkenceyle katletmek hangi ahlakın ifadesidir? Alevilere kin ve nefret duyanlar nasıl bir psikoloji içindesiniz? Biz biliyoruz ve onun için örgütleniyor, demokrasi, eşitlik, özgürlük ve laiklik mücadelesi veriyoruz” dedi.

    Antalya Alevi Bileşenleri ile Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri, 43’üncü yılında Maraş katliamında hayatını kaybedenleri yaptığı bir basın açıklaması ile andı.

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan‘ın okuduğu basın açıklamasında, “Bundan tam 43 yıl önce, devlet Maraş’ta Alevilere karşı suç işlemiştir” denildi.

    “‘ALLAH İÇİN SAVAŞA’ DİYEN MHP ÖNCÜLÜĞÜNDE, DEVLET GÖZETİMİNDE YAPILDI”

    Açıklamanın tamamı şöyle:

    “Tüm Alevi katliamlarında olduğu gibi o gün de camilerden anonslar yapılarak Aleviler hedef alınmıştır. Önceden hazırlanmış silahlar, baltalar, benzin bidonları katil sürüsüne dağıtılmış ve kentte Alevi katliamı başlatılmıştır. Bu katliamda tıpkı diğer Alevi katliamları gibi devletin gözetiminde gerçekleşmiş, şehirdeki kolluk kuvvetleri herhangi bir müdahalede bulunmamıştır. Maraş’ta yaşlı, genç, çocuk yüzlerce insan sadece Alevi oldukları için hunharca katledildi. Evler yakılırken canını kurtarmaya çalışan insanlar baltalarla öldürüldü. Tüm bunlar ve daha fazlası o dönemde, “Allah için savaşa” diye slogan atan MHP öncülüğünde, devlet gözetiminde yapılmıştır.

    Alevilere bu kadar düşman olmak, kin duymak hangi aklın ve inancın ürünüdür? Yıllarca komşuluk yaptığı insanları, çocukları vahşice katletmek hangi vicdana sığar? 90 yaşındaki bir kadını işkenceyle katletmek hangi ahlakın ifadesidir? Alevilere kin ve nefret duyanlar nasıl bir psikoloji içindesiniz? Biz biliyoruz ve onun için örgütleniyor, demokrasi, eşitlik, özgürlük ve laiklik mücadelesi veriyoruz.

    “ARADAN GEÇEN ZAMANA KARŞIN HİÇBİR ŞEY DEĞİŞMEDİ”

    Aradan geçen bunca zamana karşın hiç bir şey değişmemiş tam tersi, bu 43 yılın 20 yılında iktidar olan AKP’de Alevi düşmanlığının odağı halindedir. Çünkü, herkesin Türk ve Sünni olduğunu iddia eden ve Diyanet İşleri Başkanlığını devletin merkezine alanlar huzurdan, adaletten, eşitlikten bahsedemezler.

    Bugün ülkede bir tek bakan Alevi değilken, vali, rektör, ordu komutanı yokken Alevi güzellemesi yapılması tam da AKP pişkinliğidir. Tarih boyunca Alevileri katledenler, bugün dedelere maaş, cemevlerine ise “kültür merkezi” gömleğini giydirerek Aleviliği katletme peşindeler. Bu vesileyle belirtelim ki, devletten maaş alan ya da alacak olan dedeler, Kerbela’da Ali Askeri, Maraş’ta Ali Traş’ı, Madımak’ta Koray Kaya’yı katledenlerle el sıkışmış sayılacaktır.

    Faşizm, iktidarını korumak için her dönemde Alevileri hedef almıştır. Çünkü tekçi, ırkçı ve siyasal İslamcıların korkulu rüyası 73 millete bir nazarla bakan Alevilerdir. Bu bağlamda Malatya, Maraş ve Çorum’da Alevi katliamları yaparak 12 Eylül faşist darbesini gerçekleştirmiştir.

    Milliyetçi ve siyasal İslam’ın ülkeyi getirdiği yer ortadadır. Kan, gözyaşı, açlık, sürgün ve yok saymaktır. Biz Aleviler, her türden tekçiliğe ve ırkçılığa karşı 73 millete bir nazarla bakmaya devam edeceğiz. Biz Aleviler, şeriata, yobazlığa ve her türlü gericiliğe karşı Laikliği savunmaya devam edeceğiz. Başta Alevi katliamları olmak üzere hiçbir katliamı unutmadık, unutturmayacağız.”

    PİRHA / ANTALYA

  • Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri: Barış, yaşam hakkının temel güvencesidir-VİDEO

    Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri: Barış, yaşam hakkının temel güvencesidir-VİDEO

    PİRHA-Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısı ile Attalos Heykeli önünde basın açıklaması yaptı. İnsan haklarının ayaklar altına alındığı bir ortamda ne yazık ki olmayan barışın gününü de kutlayamadıklarını vurgulayan İHD Antalya Şubesi Eş Başkanı Erdal Gilgil, “2020 ve 2021 yılları pandemi bahanesiyle merkezi hükümetlerin otoriterlersek insan hakları ihlallerini yoğunlaştırdığı, ırkçılığı ve ayrımcılığı devlet politikası haline getirdiği, insan hayatını ve ekolojik bütünü hiçe saydığı bir dönem olmuştur” dedi.

     

    1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısı ile Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri, Attalos Heykeli önünde basın açıklaması yaptı.

    Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri adına açıklamayı İHD Antalya Şubesi Eş Başkanı Erdal Gilgil okudu. İnsan haklarının ayaklar altına alındığı bir ortamda ne yazık ki olmayan barışın gününü de kutlayamıyoruz diyen Gilgil, “2020 ve 2021 yılları pandemi bahanesiyle merkezi hükümetlerin otoriterlersek insan hakları ihlallerini yoğunlaştırdığı, ırkçılığı ve ayrımcılığı devlet politikası haline getirdiği, insan hayatını ve ekolojik bütünü hiçe saydığı bir dönem olmuştur” dedi.

    “PANDEMİYE RAĞMEN ÇATIŞMALAR DEVAM ETTİ”

    Pandemiye rağmen dünyanın çeşitli yerlerindeki çatışmalar devam etti, 2020’de en az 39 ülke/ülkeler arası askeri silahlı çatışma meydana geldiğini dile getiren Gilgil, “Bu çatışmaların başlamasından günümüze kadar milyonlarca insan hayatını kaybetti.  Gıda ve sağlık hizmetine erişim mümkün olmadığı için, yüz milyonlar büyük bir insani felaketle yüz yüze kaldı. Afganistan, Yemen, Etiyopya-Sudan, Ermenistan- Azerbaycan çatışması, Myanmar, Suriye, Libya, Türkiye, insanlık dramı yaşanan, bu çatışma bölgelerinden ilk akla gelenlerdir. Savaş, saldırı veya devlet terörü nedeni ile 11 milyonu 2020 yılında olmak üzere; zorla yerlerinden edilmiş 82 milyon kişi, yaşam alanlarını terk etti, yeryüzünün her yerine dağıldı. Özellikle Türkiye, Yunanistan, Lübnan, Bangladeş, Kolombiya, Uganda’da çok ağır şartlar altında, mülteci olarak yaşama tutunmaya çalışmaktadırlar. İçinde bulunduğumuz yılda 1.240’ı mezarlık haline gelen Akdeniz’de olmak üzere, en az 2.600 mülteci göç yollarında can verdi. Yine içinde bulunduğumuz yılda İran’da 246 kişi, Mısır’da 107 kişi, ABD’de 5 kişi olmak üzere 483 kişi idam edildi. Çin’de ise idamın devlet sırrı sayılması nedeni ile tam olarak bilinememekle beraber 1.000 kişinin idam edildiği sanılmaktadır. Afrika’da Boko Haram ve Eş-Şebab gibi örgütlerin saldırılarında bu yıl içerisinde 494 kişi hayatını kaybetti.”

    “EKONOMİK KRİZ KÜRT SORUNUNDA YAŞANAN ÇATIŞMALI ORTAM GÖZ ARDI EDİLEREK AÇIKLANAMAZ”

    Türkiye’de de Kürt sorununun çözümsüzlüğünün yarattığı silahlı çatışma hali, hayatın tüm alanlarını etkilediğini vurgulan Gilgil, “Halen Türkiye’nin içerisinde bulunduğu ekonomik kriz, Kürt sorununda yaşanan bu çatışmalı ortam göz ardı edilerek açıklanamaz. Devletin silahlı çatışma ve savaş halini sürdürmek için ülke içinde ve ülke dışında (Suriye, Irak ve Libya) yürüttüğü askeri faaliyetlerin ekonomik maliyeti oldukça yüksektir. Kürt sorunu çözülmediği için Türkiye’nin ülke içinde yürüttüğü askeri operasyonlar Suriye’ye ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimine kadar uzanmıştır. Bu çatışmalarda sivil can kayıplarının yanı sıra, orman tahribatı ve yangınların meydana geldiği ve çatışma bölgelerinde ekolojik felakete yol açtığı belirtilmektedir. En son acı örnek Dersim’de yaklaşık 2 haftadır devam eden orman yangınları olmuştur. Türkiye’nin izlediği militarist savaş politikaları, ülkede Kürtlere ve mültecilere yönelik ırkçı iklimi beslemektedir. Konya’da, Ankara’da, Elmalı’da Kürtlere ve mültecilere yönelik ırkçı saldırı ve provokasyonlar bu gidişatın son acı örnekleridir. Belli başlıklarla saydığımız bu savaş, küresel ısınma ve hak ihlâlleri, ülkemizi ve dünyamızı yaşanır olmaktan çıkarmaya doğru götürüyor olsa bile, umudumuzu kaybetmek istemiyoruz; önümüzdeki sürecin bütün insanlığın barış, insan hakları ve ekoloji bilincinin ve mücadelesinin büyüdüğü güçlü bir süreç olmasını umut ediyoruz” diye konuştu.

    “ANTALYA VALİSİ’Nİ ARIYORUM TELEFONA ÇIKMIYOR”

    Elmalı’da ki Kürt emekçisi buraya ekmek parası için geliyor yoksa kimse Mardin’den kalkıp bu sıcakta buraya gelmez diyen HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, “Adamı dövdüler, adamı linç ettiler ve apar topar parasını da almadan terk etti Mardin’e gitti. Mutlu mu oldunuz ırkçı faşistler, ayıp değil mi? Antalya Valisi’ni arıyorum telefona çıkmıyor, Elmalı Kaymakamı’nı arıyoruz telefona çıkmıyor, yetkilileri arıyoruz telefona çıkmıyorlar. Kim oluyorsunuz da telefona cevap vermiyorsunuz. Biz halkın iradesiyle seçilmişiz, siz atanmışsınız. Bakın size saygı duyuyoruz, çözüm bulmak için arıyoruz telefona çıkmıyorsunuz. Ayıp değil mi, hiç utanmıyor musunuz? HDP’li vekil olarak sayın Antalya Valisi’nin makamına gideceğim. Kahveyi çayı hazırla, makamına çiçekle geleceğim sen de barıştan ne anlıyorsun onu hazırla” dedi.

    PİRHA/ANTALYA

  • ‘HDP’yi kapatma girişimi Türkiye’yi kapatmaktır, direneceğiz’ -VİDEO

    ‘HDP’yi kapatma girişimi Türkiye’yi kapatmaktır, direneceğiz’ -VİDEO

    PİRHA- Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri, Attalos Meydanı’nda gerçekleştirdiği açıklamayla HDP’ye yönelik saldırıları protesto etti. Açıklamada konuşan HDP Milletvekili Kemal Bülbül, ” HDP’yi kapatma girişimi Türkiye’yi kapatmaktır. Direneceğiz, bu ırkçı çemberi kıracağız. Biz kazanacağız, halklar kazanacak” dedi.

    “Halkın iradesi gasp edilemez” pankartı açılan açıklamaya, HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül de katıldı. “Baskılar, gözaltılar bizi susturamaz”, “HDP umuttur, umut dimdik ayakta” sloganları atılan açıklamada demokrasi güçleri adına konuşan Semra Yeşilyurt, sivil darbeye karşı halk iradesini ve demokrasiyi savunacaklarını söyledi.

    AKP iktidarının uyguladığı politikalarla hem ekonomik olarak hem de siyasal olarak ülkeyi uçurumdan attığını kaydeden Yeşilyurt, insan hak ve özgürlüklerini, demokrasiyi talep edenlere yönelik her türlü sindirme ve şiddet yönteminin kullanıldığını dile getirdi. 

    “İÇİŞLERİ BAKANI HEDEF GÖSTERDİ GÖZALTINA ALINDI”

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun İHD’yi hedef alan konuşmasının ardından İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan’ın gözaltına alınmasını kınayan HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, “İnsan Hakları Derneği bizimle dayanışmak için burada. İnsan Hakları Derneği Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, AKP polisince göz altına alındı. Her türlü terör uygulaması yapan İçişleri Bakanı hedef gösterdi ve talimatla gözaltına alındı. AKP-MHP eliyle ülkede adalet, hukuk ve siyaset tüketilmiştir. Bu ırkçılık ve faşizmdir” dedi.

    “HDP YÖRÜKTÜR, TAHTACIDIR, ALEVİDİR, İŞÇİDİR, YOKSULDUR”
    HDP’nin kapatılması girişimlerini, demokrasiye yargı eliyle yapılmış bir darbe olarak değerlendiren Bülbül,” Vekilimiz Ömer Faruk Gergerlioğlu çıplak aramayı, KHK ile ihraç edilip ekmeğe muhtaç edilenleri, cezaevindeki hak ihlallerini dile getirdiği için uyduruk bir gerekçe ile vekilliği düşürüldü. Kendisi mecliste eylemine devam ediyor. Anı gün partimize kapatma davası açıldı. HDP’yi Ankara’da bir apartman dairesi sanıyorlar. HDP, Yörüktür, Tahtacıdır, Alevidir, işçidir, emekçidir, yoksuldur, halktır. Siz kimsiniz?” diye konuştu.

    ” HDP’Yİ KAPATMA GİRİŞİMİ TÜRKİYE’Yİ KAPATMAKTIR”

    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından HDP’nin kapatılması için hazırlanan iddianamede, evindeki kitaplıkta Dörtlerin Gecesi kitabının yer almasını değerlendiren Bülbül, “Yargıtay başsavcısı kapatma davası açmakla suç işlemiştir. 2008 yılında ben henüz vekil değil iken evim arandı ve  Diyarbakır zindanındaki katliamı anlatan ‘Dörtlerin Gecesi’ adlı kitabı almışlardı. Onu iddianameye koymuşlar. Ben o zaman ne vekildim nede HDP üyesiydim. Bunu Hitler, Mussuloni yapıyordu” şeklinde konuştu.

    “HDP’yi kapatma girişimi Türkiye’yi kapatmaktır” Bülbül, saldırılara karşı direneceklerine vurgu yaparak, “Yarından itibaren meydanlarda emekçiler, kadınlar, gençler, yoksullar ile meydanları Newroz’un rengine boyayacağız. HDP’ye kim terörist diyorsa o teröristtir.  Direneceğiz, bu ırkçı çemberi kıracağız. Biz kazanacağız, halklar kazanacak. Eşitlik, adalet, özgürlük kazanacak. HDP’ye yapılan saldırının sebebi budur” ifadelerini kullandı.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Antalya’da, 10 Ekim Gar Katliamı davasının karar duruşmasına çağrı-VİDEO

    Antalya’da, 10 Ekim Gar Katliamı davasının karar duruşmasına çağrı-VİDEO

    PİRHA- Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri, 31 Temmuz-2 Ağustos tarihlerinde Sincan Ceza İnfaz Kurumu’nda görülecek olan 10 Ekim Katliamı davasının karar duruşmasına katılım çağrısı yaptı. 

    10 Ekim’de Ankara Garı önünde IŞİD tarafından düzenlenen bombalı intihar saldırısında katledilen 103 insanın davasının karar duruşması 31 Temmuz-2 Ağustos tarihlerinde Sincan Ceza İnfaz Kurumu’nda görülecek.

    Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri bir basın toplantısı düzenleyerek, karar duruşmasına kitlesel katılım için çağrısında bulundu.

    Antalya Emek ve Demokrasi Güçleri adına basın açıklamasını okuyan Kadir Öztürk, “10 Ekim davasının 31 Temmuz-2 Ağustos tarihlerinde görülecek karar duruşmasına kitlesel olarak katılım için çağrıda bulunuyoruz, Antalya’dan da otobüs kaldıracağımızı kamuoyuyla paylaşıyoruz ve tüm dostları bu davaya sahip çıkmaya çağırıyoruz” dedi.

    “BİNLERCE POLİSİN GÖZÜ ÖNÜNDE GERÇEKLEŞTİRİLDİ”

    10 Ekim Katliamı’nın Ankara Garı’nda, binlerce polisin gözü önünde gerçekleştirildiğini ve 101 kişinin katledildiğini belirten Öztürk, “Yüzlerce arkadaşımız yaralandı ve sakat kaldı. Sadece ülkemiz değil, dünya tarihinin en acımasız, en vahşi katliamlarından biri olan 10 Ekim Ankara katliamının üzerinden iki buçuk yıl geçti. Buna rağmen katliamla ilgili açılan davada sorumluların tamamının yargılanması ve katliamın gerçek faillerinin yargı önüne çıkarılması konusunda somut bir ilerleme sağlanamamıştır. 12-13 Haziran tarihlerinde yargılamanın 9. duruşmasının gerçekleştirildiği davada, katliamın gerçekleşmesinde sorumluluğu olan kamu görevlilerini koruyan ve yargılamayı sadece tutuklu sanıklarla sınırlayan bir yargılama sürecinin yaşandığı görülmektedir” dedi.

    Açıklamada, şunlar hatırlatıldı:

    “Katliamla ilgili tüm istihbarat bilgileri emniyet birimlerine ulaşmış ve failler mahkeme kararları ile teknik ve fiziki takip altındayken katliam gerçekleştirmiştir. Dolayısıyla yaşanan bu vahşette sorumluluğu olanlar sadece yargılanan tutuklu sanıklar değildir. İlk duruşmadan bu yana 10 Ekim ailelerinin avukatlarının ısrarlı taleplerine rağmen, dosyaya kamu görevlileri maalesef eklenmemiştir. Ayrıca suçun kapsamı ve sonuçları dikkate alınarak “insanlığa karşı işlenen suç kapsamına” alınması gerekirken alınmamış, savcılık mütalaası sınırlı tutulmuştur. Gelinen bu noktada ise, mahkeme heyetinin yargılamayı bir an önce sonlandırma telaşını anlamak ve kabul etmek mümkün değildir.

    Savcının, tüm itirazlara rağmen 10 Ekim katliamı davasında esasa ilişkin mütalaa vermesi ve sadece tutuklu sanıklarla sınırlı bir yargılama yapılmak istenmesi, ailelerin ve davayı takip eden kurumların büyük tepkisini çekmiştir. Karar duruşması mahkeme heyeti tarafından salonun yetersiz olduğu gerekçesiyle Sincan Ceza İnfaz Kurumu’na alınmış, bir sonraki duruşmanın 31 Temmuz- 1-2 Ağustos 2018 tarihlerinde yapılmasına karar verilmiştir.”

    “DAVANIN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ”

    Ülke tarihine kara bir leke olarak geçen 10 Ekim Katliamı’nda sadece sanıkların cezalandırılmasıyla sınırlı bir yargılama yapılıp dosyanın kapatılmasına izin vermeyeceklerinin belirtildiği açıklamada, davanın takipçisi olunacağının altı çizildi.

    Açıklamada ayrıca, Yunanistan’daki yangın faciasından duydukları üzüntü dile getirilerek, “Yunan halkının acılarını paylaşarak, her türlü destek ve dayanışma içinde, yaralarını sarmaya yardımcı olmaya çalışacağız. Yunan halkına ve emekçilerine üzüntülerimizi iletiyor, hayatını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz” denildi.

    KORKMAZ TETİK’İN BABASI ERDOĞAN TETİK’TEN ÇAĞRI

    Basın toplantısında, 10 Ekim Katliamı’nda yaşamını yitiren Korkmaz Tetik’in babası Erdoğan Tetik de bir konuşma yaptı.

    Tetik, şunları dile getirdi:

    “Bilindiği gibi ülkenin dört bir yanında IŞİD’liler tarafından patlatılan bombada yüzlerce insanımızı kaybettik. Ama en son 5 Haziran’da Diyarbakır’da 20 Temmuz’da Suruç’ta ve 10 Ekimde Ankara’da patlatılan bombalar aslında sadece IŞİD’in tezgahladığı değil, bu işin içinde devletin de parmağının olduğu görüldü. Onlar, seçim kazanmaya yönelik halkı korku panik havasına büründürerek siyasi bir patlama yaptı.

    Biz de, emek barış demokrasi güçleri DİSK, TTB gibi yerlerin çağrısı ile 10 Ekim’de Ankara’da savaşa hayır barış hemen şimdi mitingine katıldık. Arka arkaya IŞİD tarafından patlatılan 2 bomba ile 103 canımızı kaybettik. 450’nin üzerinde de yaralı vardı ve birçoğu hala tedavi görmekte, psikolojileri bozulmuş durumda. Ama 3. yılın içindeyiz bin günü aşan bir süre oldu. Devlet veya adalet mekanizması bu davayı kapatmaya çalışıyor. 31 Temmuz ve 1-2 Ağustos’ta karar duruşması var. Bu karar duruşmasına biz aileler ve 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği olarak tüm insanları bize destek vermeye çağırıyoruz. Dün bizi çağıran kurumlar kuruluşlar partiler odalar sendikalara şimdi de biz barış davası için karar davası için Antalya halkını demokrasiden yana insan haklarından yana tüm halkımızı davet ediyoruz. 10 Ekimi unutmamalarını unutturmamalarını istiyoruz.”

    PİRHA/ANTALYA