Etiket: armutlu

  • Cemevinin kapılarını kıran polis protesto edildi: Suç duyurusunda bulunacağız-VİDEO

    Cemevinin kapılarını kıran polis protesto edildi: Suç duyurusunda bulunacağız-VİDEO

    PİRHA-Aleviler, cemevine yapılan polis baskınını ve şiddetini protesto etmek için PSAKD Sarıyer Şubesi/Zeynep Yıldırım Cemevi’nde basın açıklaması yaptı. Açıklamada konuşan PSAKD Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, “Cemevleri bizim ibadethanemizdir hiç kimsenin saygısızlık yapma hakkı yoktur. Suç duyurusunda bulunacağız” dedi.

    Sarıyer Armutlu Mahallesi’nde bulunan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Şubesi/ Zeynep Yıldırım Cemevi, sabah saat 06.00 sıralarında polis tarafından basılarak kapıları kırıldı. Cemevi yöneticisi Dursun Çiçek ile birlikte birçok kişi gözaltına alındı. Polis, PSAKD Sarıyer Şubesi/Zeynep Yıldırım Cemevi’nde bulunan bazı evraklara da el koydu.

    Gözaltına alınan Dursun Çiçek, daha sonra serbest bırakıldı.

    Aleviler, cemevine yapılan polis baskınını ve şiddetini protesto etmek için PSAKD Sarıyer Şubesi/Zeynep Yıldırım Cemevi’nde basın açıklaması yaptı.

    “PSAKD VE ALEVİ ÖRGÜTLERİ OLARAK BU DURUMU KINIYORUZ”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, cemevine yapılan polis baskınını protesto ederek, “Cemevleri bizim ibadethanemizdir, hukuk devletinde bütün inanç merkezlerine gösterilen saygının cemevlerine de gösterilmesi zorunludur. Devletin suç işleme hakkı yoktur. Ama bugün burada bir suç işlenmiştir” dedi.

    Polis hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını belirten Karakaya şöyle devam etti:

    “Geçmişte de burada bizim kabul etmediğimiz olaylar yaşanmıştı ve bu duruma tepki gösterdiği için Zeynep Yıldırım tutuklanmıştı. Cemevi yöneticileri aransaydı, cemevinin kapısı açılıp bulunmak istenen ne ise arama yapılırdı ama cemevinin yöneticisi olmadığı bir saatte kapıları kırarak içeri girip arama yapıyorsunuz. Cemevi başkanı ve saymanı tutuklu şu anda. Acaba bu kişilerle ilgili elde edemedikleri kanıtları bulmak için mi baskın yapıldı? Eğer cemevine bir suç unsuru bırakıldıysa bunun tespiti nasıl yapılacak? Böyle bir hukuksuzluk olabilir mi? Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Alevi örgütleri olarak bu durumu kınıyoruz ve yasal olarak da suç duyurusunda bulunacağız. Cemevleri bizim ibadethanemizdir hiç kimsenin saygısızlık yapma hakkı yoktur.”

    Gözaltına alınan cemevi yöneticisi Dursun Çiçek ise sabah 06.00’da emniyetten arandığını ve cemevine gelmesinin istendiğini söyleyerek, “Cemevine gittiğimde kapılarımızın kırıldığını gördüm. İçeride bir şey bulamadıkları için beni emniyete götürdüler. Bana cemevinde örgütsel dokümanlar olduğunu söylediler. Ben onlara öyle bir şey olmadığını söyledim. İfademi aldıktan sonra beni serbest bıraktılar. İlerleyen zamanda neler olacağını bilemiyorum, belki yine operasyon olabilir” diye konuştu.

    Açıklamanın canlı yayınına buradan ulaşabilirsiniz.

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:
    > PSAKD Zeynep Yıldırım Cemevi’ne polis operasyonu: Kapıları kırdılar, gözaltılar var

    > ABF’den polis baskınına ve şiddetine tepki: Cemevine kapıları kırarak giremezsiniz!

  • ABF’den polis baskını ve şiddetine tepki: Cemevine kapıları kırarak giremezsiniz!

    ABF’den polis baskını ve şiddetine tepki: Cemevine kapıları kırarak giremezsiniz!

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD Sarıyer Şube/Zeynep Yıldırım Cemevi’ne yapılan polis baskını ve şiddetine Alevi Bektaşi Federasyonu sert tepki gösterdi. Yazılı açıklama yapan ABF, polise tepki göstererek, “Bir ibadethaneye kapıları kırarak giremezsiniz. Cemevleri milyonlarca Alevi’nin ibadethanesidir” dedi. 

    Polisin Sarıyer Armutlu Mahallesi’nde bulunan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Şubesi/ Zeynep Yıldırım Cemevi’ne sabah saat 06.00 sıralarında operasyon yaparak cemevinin kapılarını kırmasına Alevi kurumlarından tepkiler yükseliyor.

    Yazılı bir açıklama yapan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), “Bileşenimiz olan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin Sarıyer Şubesi’ne yönelik polis baskınını kınıyoruz. Bir ibadethaneye kapıları kırarak giremezsiniz. Cemevleri milyonlarca Alevi’nin ibadethanesidir” hatırlatmasında bulundu.

    “CEMEVLERİMİZİ KRİMİNALİZE ETMENİZE İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Polisin bu şiddetinin Alevi inancına saldırı olduğunu vurgulayan ABF, şu açıklamayı yaptı:

    “Cemevleri ibadethanedir!
    Eşitlik ve özgürlük mücadelesi insan onurunun da mücadelesidir. Özellikle son dönemde örgütlülüğümüze karşı yürütülen baskı, gözdağı ve algı operasyonları Alevi hareketini durduramayacaktır. Çünkü bizim hareketimiz, ırkçı ve şeriatçılara karşıdır.
    Bileşenimiz olan, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin Sarıyer Şubesi’ne yönelik polis baskınını kınıyoruz. Bir ibadethaneye kapıları kırarak giremezsiniz. Cemevleri milyonlarca Alevinin ibadethanesidir. Hatırlanacağı üzere kısa bir süre önce, PSAKD Genel Başkanı, Genel Sekreteri ve Örgütlenme Sekreteri de dahil MYK üyeleri, çağlayan adliyesi önünde ters kelepçeyle gözaltına alınmıştı.
    Alevi Bektaşi Federasyonu olarak diyoruz ki; cemevlerimizi kriminalize etmenize izin vermeyeceğiz. Bu yaklaşım aynı zamanda inanç özgürlüğüne yapılan saldırıdır. Herkes için adalet, herkes için özgürlük mücadelemiz devam edecektir.”

    PİRHA/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER

    > PSAKD Zeynep Yıldırım Cemevi’ne polis operasyonu: Kapıları kırdılar, gözaltılar var

  • PSAKD Zeynep Yıldırım Cemevi’ne polis operasyonu: Kapıları kırdılar, gözaltılar var

    PSAKD Zeynep Yıldırım Cemevi’ne polis operasyonu: Kapıları kırdılar, gözaltılar var

    PİRHA-Armutlu’da bulunan PSAKD Sarıyer Şubesi/Zeynep Yıldırım Cemevi’ne sabah saatlerinde polis operasyon başlattı. Cemevinin kapılarını kıran polisin bir çok kişiyi gözaltına aldığı öğrenildi. 

    Sarıyer Armutlu Mahallesi’nde bulunan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Şubesi/ Zeynep Yıldırım Cemevi, sabah saat 06.00 sıralarında polis tarafından basılarak kapıları kırıldı. Cemevi yöneticisi Dursun Çiçek ile birlikte bir çok kişi gözaltına alındı. Çiçek, daha sonra serbest bırakıldı.

    Polisin PSAKD Sarıyer Şubesi/Zeynep Yıldırım Cemevi’nde bulunan bazı evraklara el koyduğu bildirildi.

    Aleviler, bugün saat 13.00’te cemevine yapılan polis baskınını ve şiddetini protesto etmek için PSAKD Sarıyer Şubesi/Zeynep Yıldırım Cemevi’nde basın açıklaması yapacak.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Zeynep Yıldırım’ın Hakk’a yürümesinin 2. yılı-VİDEO

    Zeynep Yıldırım’ın Hakk’a yürümesinin 2. yılı-VİDEO

    PİRHA- Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım, Hakk’a yürümesinin 2’nci yılında anılıyor. Yıldırım, İstanbul’da yakalandığı koronavirüs nedeniyle hastaneye kaldırılmış ve 22 Nisan tarihinde Hakk’a yürümüştü.

    Koronavirüs nedeniyle Sarıyer Hamidiye Etfal Devlet Hastanesi’nin yoğun bakım ünitesinde tedavi gören Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım 22 Nisan 2021 tarihinde Hakk’a yürümüştü. Yıldırım, Hakk’a yürümesinin 2’nci yılında sevenleri tarafından anılıyor.

    Armutlu Cemevi’nde Hakk’a uğurlanan Zeynep Yıldırım, Gazi Mezarlığı’nda kardeşinin yanında toprağa sırlanmıştı.

    Zeynep Yıldırım’ın hemen ardından eşi Haydar Yıldırım da tedavi gördüğü Sarıyer Hamidiye Etfal Devlet Hastanesi’nin yoğun bakım ünitesinde 29 Nisan 2021 tarihinde Koronavirüs nedeniyle Hakk’a yürümüş ve Ankara’da bulunan annesinin yanında toprağa sırlanmıştı.

    2018 YILINDA TUTUKLANMIŞTI

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği İstanbul Sarıyer Şube’ye bağlı Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım, Temmuz 2018’de cemevine yapılan baskında polisin cemevine işemesine sert tepki verdiği için aynı hafta içinde gece yarısı evine düzenlenen polis baskınında gözaltına alınmıştı.

    Zeynep Yıldırım, 26 Temmuz 2018’den tutuklanmış, Silivri Cezaevi’ne konulmuştu. Yıldırım daha sonra Gebze Cezaevi’ne sürgün edilmişti.

    20 Nisan 2020’de İstanbul Çağlayan Adliyesi, 35. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmasında Yıldırım tahliye olmuştu.

    Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım, “Ben baskını teşhir ettim. Cemevine işediklerini, duvarlara hakaretler küfürler yazdıklarını, üç hilal yaptıklarını teşhir ettim. Tüm Alevi kurumlarına çağrıda bulundum. Hepsi de geldiler. Büyük bir tepki gösterdik ve bunu kaldıramadılar” diye konuşmuştu.

    “EMPERYALİZME VE FAŞİZME KARŞI ONURUMUZU KORUMAK İÇİN MÜCADELE VERİYORUZ” DEMİŞTİ

    Zeynep Yıldırım, Can TV’ye verdiği mülakatta da neden tutuklandığına dair şöyle konuştu:

    “Alevi bir aileden geliyorum. Alevi geleneklerine göre yetiştirildim. Bu suçların en büyüğünü işlemiş durumdayım. Niye alındım? Toplumumuza bakıyorsun, Alevilere yönelik gerçekleştirilen zulme bakınca hiç yadırgamadım. Maraş’a bakıyorsun, Maraş katliamcıları bugün meclisteler. Hem de baş tacı olmuş bir şekilde. Çorum’a bakıyorsun Çorum öyle… Dönüp arkamıza baktığımızda Kerbela’dan beridir böyle bu durum. Sivas’ta 35 insanı diri diri yaktılar ve katilleri bulamadılar, yargılamadılar. Oraya anmaya giden, oranın anıt olması için direnen insanlar gözaltına alındı işkenceler gördüler. 12 yaşındaki çocuğu yaktılar. Suçu  bağlama çalmak. Yani Alevi olmak bu ülkede başlı başına suçtur. Alevilik aydınlığı beraberinde getirir, bilimi beraberinde getirir. Biz aydınlığı temsil ettiğimiz için bizi karanlıkta boğmak, şükürcü mantığını güçlendirmek istiyorlar. Bunlara karşı çıkacak kimler var? Aleviler var, demokratlar var… Benim alınmamım en büyük nedeni Yezid’e karşı mücadele etmemizdir. Hz. Hüseyin efendimizin dediği gibi mazlumdan yana olacağız. Hz. Hüseyin Yezid’e ne için direndiyse, mazlumun hakkını korumak için kendi canından vazgeçtiyse biz de şimdi emperyalizme ve faşizme karşı halkımızı ve onurumuzu korumak için mücadele veriyoruz.”

    HEP İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜ İSTEDİ

    Alevilerin inanç özgürlüğünü savunmak için mücadele ettiğini belirten Zeynep Yıldırım, “Biz inanç özgürlüğü istiyoruz. İnancımızı istediğimiz gibi yaşamak istiyoruz. Cemevlerimizde ibadet etmek istiyoruz. Bizlere hakaret ediyorlar, cemevine cümbüş evleri diyorlar. Ne kadar çirkin bir üslup bu. Biz hiç kimsenin kutsalına dil uzatmayız. Herkesin inancına sonuna kadar saygı duyarız. Herkes nasıl inanıyorsa öyle yaşasın isteriz. Bu demokrasidir zaten. Olması gereken budur. Demokrasi ve adalet yoksa o ülke de yoktur” demişti.

    ZEYNEP YILDIRIM KİMDİR?

    Amasya doğumlu Zeynep Yıldırım, soğuk bir kış günü 1972’de ailesiyle birlikte İstanbul’a göç etti. Yıldırım, tekstil sektöründe çalışarak hayatını sürdürdü. Yaşadığı yoksulluğa, zorluklara, baskılara, haksızlıklara hep başkaldırdı, mücadele etti.

    Annesi Kezban Bektaş İstanbul’a nasıl geldiklerini ve nasıl yaşadıklarını PİRHA’ya şöyle anlatmıştı:

    “Amasya’dan İstanbul’a gelip Kasımpaşa’da indiğimde çok soğuktu, kar vardı. Gideceğimiz yeri de bilmiyorduk. Geldik bir gecekonduya. Biz köyde mal, davar ile uğraşırken buraya geldik bir kuşun kafese girmesi gibi kafese girdik. Elin malı, davarı, ineği gelince biz ağlardık. Köyde ineği, davarı olan birinin gelip şehire yerleşmesi çok zor bir durum. 30 yıldır Armutlu’da açlıkla, yoksullukla, çamuru ile yaşadık. Su yoktu, yol yoktu, biz burada yaşamımızı sürdürdük. Armutlu’ya geldiğimizde çok yoksulluk yaşadık. Sudan, yemekten, giymekten her şeyden yoksulluk gördük. Burada ayağımız yarıya kadar çamura batardı. Burada bir bardak çayı kırk kişi içerdik. El ele bir dayanışma içindeydik. Birbirimizi yıllarca destekledik, yaşadık. Sonra toplandık Armutlu cemevini yaptık.”

    DİLAN ŞİMŞEK/ İSTANBUL

  • Kimliği henüz belirlenemeyen cenazeler sokaklarda kaldı!

    Kimliği henüz belirlenemeyen cenazeler sokaklarda kaldı!

    PİRHA – Depremin vurduğu illerdeki enkaz çalışmalarının ardından çıkarılan cenazeler sokaklarda kaldı.

    Maraş’ın Pazarcık ilçesinin merkez üssü olduğu 7,7 şiddetindeki deprem, birçok kentin yıkımına neden oldu. Şiddetli depremin ardından kamu hizmetleri de adeta çöküntüye uğradı.

    Enkaz çalışmalarının sürdüğü birçok ilde cenazeler, önce hastane koridorlarına serilmişti. Depremin beşinci gününde ise afet bölgesinin adeta kaderine terk edildiği görüldü. Birçok ilden paylaşılan fotoğraf karelerinde çok sayıda cenazenin sahipsiz olduğu belirtildi.

    CENAZELERİ GÜNLERDİR AYNI YERDE!

    Arama kurtarma çalışmalarının devam ettiği Hatay’ın Armutlu Mahallesi’nden paylaşılan bir fotoğrafta, çok sayıda cenazenin, kaldırımda bekletildiği görüldü. Duruma tepki gösteren yurttaşlar, “Dirisine saygı duymadınız ölüsüne bari saygı duyun bu insanların! Hatay Armutlu Mahallesi’ndeki Jandarma Sosyal Tesis Müdürlüğü önünde 2 gündür cenazeler bekletiliyor” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

    https://twitter.com/Gokaybascan/status/1623962471592493056?s=20&t=DGqb5TWAisNSufJQb9du1g

  • ‘Songül Çimen serbest bırakılsın; bizi potansiyel suçlu olarak görüyorlar’-VİDEO

    ‘Songül Çimen serbest bırakılsın; bizi potansiyel suçlu olarak görüyorlar’-VİDEO

    PİRHA- Armutlu Şubesi ve Cemevi Yöneticisi Songül Çimen’in, Silivri Cezaevi’ndeki oğlunu ziyaret ettikten sonra tutuklanmasına Armutlu Cemevi Yönetim Kurulu Üyesi Şeften Boybaş tepki gösterdi. Boybaş, kendilerine ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneklerine yönelik baskıların fazla olduğunu belirterek, Armutlu’da oturdukları için kendilerine potansiyel suçlu olarak bakıldığına işaret etti. 

    Haberin Videosu

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Sarıyer Armutlu Şubesi ve Cemevi Yöneticisi Songül Çimen’in, önceki gün Silivri Cezaevi’ndeki oğlunu ziyaret ettikten sonra ifade eksikliği gerekçesiyle gözaltına alınıp tutuklandı. Çimen’in tutuklanmasına ilişkin PSAKD Sarıyer Armutlu Şubesi ve Cemevi Yönetim Kurulu Üyesi Şeften Boybaş Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    PSAKD Sarıyer Armutlu Şubesi ve Cemevi Yöneticisi Songül Çimen’in oğlunu ziyaret ederken gözaltına alındığını ve tutuklandığını belirten Boybaş, “Dört gün gözaltında tutulduktan sonra geçtiğimiz Pazartesi günü mahkemeye çıkarıldıktan sonra tutuklanıyor. İfadesi alınıp bırakılması gerekirken tutukladılar. ‘Gizli tanık ifadesi var’ diyerek dosyayı avukatına göstermemişler. Neyle suçlanıyor, neden tutukladılar bilmiyoruz” dedi.

    “BİZE POTANSİYEL SUÇLU OLARAK BAKIYORLAR”

    Yaşadıkları mahalleye göre değerlendirip gözaltına aldıklarına dikkat çeken Boybaş,”Bir buçuk yıldır da cemevimizin başkanı Zeynep Yıldırım’ı bir basın açıklaması yüzünden gözaltına alıp tutukladılar. Annesi 475 gündür oturma eyleminde ancak kızının halen iddianamesi hazırlanmadı ve mahkeme günü belli olmadı. Sorgusuz sualsiz tutuyorlar. Şimdi ise yönetim kurulumuzda olan Songül Çimen’i aldılar. Bize ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneklerine yönelik baskılar daha fazla. Ama mahallede (Armutlu) oturduğumuz için bizlere potansiyel suçlu olarak bakıyorlar” şeklinde konuştu.

    “ÇARIKLILAR BURADA OTURMAYI HAK ETMİYOR”

    Ranttan kaynaklı yıllardır yaşadıkları mahallede baskı gördüklerini ve kendilerine ‘Çarıklılar burada oturmayı hak etmiyor’ denildiğini dile getiren Boybaş, inancından dolayı Alevi yurttaşlara her yerde baskı olduğunu ancak yaşadıkları yerde kendilerine yönelik baskıların daha fazla olduğunu söyledi.

    “BÜTÜN HERKESİ DUYARLI OLMAYA ÇAĞIRIYORUM”

    Herkesin birbirine destek vermesi gerektiğini belirten Boybaş birlik ve beraberlik çağrısı yaptı:

    “PSAKD genel merkezimizden ve şubelerimizden tutun bütün Alevi, devrimci, demokrat olan kesime çağrımız var. Çünkü biz burada gerçekten çok baskı altındayız. Çocuklarımız tek başına akşama kadar sokağa çıkamıyor. Cemevinin etrafında özellikle akrepler dönüyor. Zeynep Başkan gözaltına alınmadan bayağı kapsamlı bir operasyon olmuştu. Ve 6-7 kez cemevine girmişlerdi. Şimdi de sürekli dönüyorlar ve korkutuyorlar. Burada herhangi bir şey olduğunda halk buraya gelemiyor. Çünkü halkı korkutuyorlar. İnancımız gereği Aleviler için kutsal olan 12 İmamlar’da yani matem ayında oruç tutar daha sonra kurbanlar keseriz. Kurban kestiğimiz gün kalabalık katılımlar olur ve aşure günlerimiz oluyor. Bunlara katılımları engelliyorlar ve belli köşelerde arama noktaları oluşturuyorlar. Halkı korkutup gelmesini engelliyorlar. Bütün herkesi duyarlı olmaya çağırıyorum. Gelin canlar bir olalım.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • PSAKD Üyesi Yıldırım’ın duruşması 18 Eylül’de

    PSAKD Üyesi Yıldırım’ın duruşması 18 Eylül’de

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Şube üyesi Haydar Yıldırım’ın duruşması 18 Eylül’de İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde bulunan 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde saat 14.15’te görülecek.

    İstanbul Küçük Armutlu’daki evinden 4 Ekim 2017 tarihinde gözaltına alınan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Şube Üyesi Haydar Yıldırım, o tarihten bu yana hala tutuklu. İki yıla yakın bir süredir tutuklu bulunan Yıldırım, şu an İzmir Şakran Cezaevi’nde.

    Örgüt üyeliği ile suçlanan Yıldırım’ın cezaevinde olduğu süreçte önceki dosyası ile birleştirilen dava kapsamında 150’ye yakın kişi yargılanıyor.

    16 Temmuz’da İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde bulunan 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde duruşması görülen Yıldırım, duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlanmıştı.

    Mahkeme başkanı, Yıldırım hakkında ifade vermeyen iki tanığın bir sonraki celsede dinlenmek üzere zorla getirilmesine ve Yıldırım’ın yüzde 80 engelli olduğuna dair Adli Tıp Kurumu’na sevk edilerek rapor getirmesine karar vererek duruşmayı 18 Eylül’e ertelemişti.

    Yıldırım’ın duruşması 18 Eylül tarihinde Çağlayan Adliyesi’nde bulunan 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde saat 14.15’te görülecek. (HABER MERKEZİ)

  • ‘Tutuklamalar ve gözaltılar ile Alevilere bir mesaj verilmeye çalışılıyor’ – VİDEO

    ‘Tutuklamalar ve gözaltılar ile Alevilere bir mesaj verilmeye çalışılıyor’ – VİDEO

    PİRHA- Son süreçte artan tutuklamalara tepki gösteren Alevi Yazar Süleyman Zaman, “Özellikle Alevilere yönelik baskıların hızla arttığını görüyoruz. İnsanların artık hak aramaya korkmaya başladığı bir dönemdeyiz” dedi.

    Alevi Yazar Süleyman Zaman son dönemlerde Alevi kurumlarına yönelik yapılan baskılara ve artan tutuklamalara ilişkin konuştu.

    Alevilere yönelik baskıların hızla arttığına dikkat çeken Zaman, “Adaletsizliğin üst noktalara vardığını insanların artık hak aramaya korkmaya başladığı bir dönemdeyiz. Daha doğrusu toplumsal baskı uygulayarak insanların hak aramasını önlemeye dönük bu tutuklamaların bu baskıların aslında son dönemde daha fazla arttığını görüyoruz. Bu sadece günümüzde yaşanan bir durum değil. Geçmişte de Alevilere yönelik bu tür tutuklamaların, kıyımların, baskıların olduğunu biliyoruz” diye konuştu.

    “ALEVİLERE DÖNÜK BİR MESAJ VERİLMEYE ÇALIŞILIYOR”

    Aleviliğin ortaya koymuş olduğu eşitlikçi, özgürlükçü, dayanışmacı ve demokratik anlayışın, egemen anlayışı rahatsız ettiğini dile getiren Zaman, “Bir toplumsal hareketlilik oluşturabilir mi diye Alevi aydınlarından, Alevi yazarlarından, Alevi yöneticilerinden, korkulmaya başlandığını görüyoruz. Özellikle Alevilerin bu tür toplumsal olaylarla karışmaması için Alevilere dönük bir mesaj verilmeye çalışılıyor” şeklinde konuştu.

    Eğitimci ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği yöneticilerinden Songül Tunçdemir ile 9 aydır tutuklu olan Armutlu Cemevi Başkanı  Zeynep Yıldırım’ın halen neden yargılandıklarını bilmediklerini, dosyalarının dahi hazırlanmadığını söyleyen Zaman, “Yine bir yıldan fazladır TV 10 yöneticisi ve programcısı Veli Büyükşahin ve Veli Haydar Güleç tutuklu bulunmakta. Dolayısıyla tutuklu bulunanların varsa suçları bir an önce dosyası hazırlanıp mahkemeye çıkarılmaları, suçları yoksa da bir an önce serbest bırakılmaları gerekiyor. Adalet bunu diyor” dedi.

    “ADALETİN YOK EDİLDİĞİ TOPLUMSAL BİR YAPIYA DOĞRU GİDİYORUZ” 

    Adalet duygusunun yok edildiği toplumlarda kaosun oluşabileceğini dile getiren Zaman, konuşmasını şu cümlelerle noktaladı: “Kaos olmaması için adalet duygusunun insanların vicdanlarında öne çıkması gerekiyor. AKP, 17 yıl önce adalet anlayışı ile iktidara geldi. Fakat bunların hiç birisini yerine getiremediğini görüyoruz. Adaletin hızla yok edildiği toplumsal bir yapıya doğru hızla gidiyoruz. Özellikle Alevilere yönelik son dönemde baskıların artmasının altında bir mesaj olduğunu ve bir an önce bu tutuklamaların sona erdirilmesi gerektiğini düşünüyorum.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • PSAKD İstanbul Şubeleri Kadıköy’den seslendi: Tunçdemir ve Yıldırım onurumuzdur

    PSAKD İstanbul Şubeleri Kadıköy’den seslendi: Tunçdemir ve Yıldırım onurumuzdur

    PİRHA-Tutuklu PSAKD yöneticileri Zeynep Yıldırım ile Songül Tunçdemir için basın açıklaması düzenleyen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği İstanbul Şubeleri, “Songül Tunçdemir ve Zeynep Yıldırım nezdinde zindanlardaki tüm kadın tutsaklarımızın onurlu direnişini selamlıyoruz ve diyoruz ki mücadeleniz, mücadelemizdir” dedi.

    PSAKD İstanbul Şubeleri tutuklu olan Eski PSAKD Kartal Şube Başkanı Songül Tunçdemir, PSAKD Sarıyer Şube Başkanı Zeynep Yıldırım, tutuklu yöneticileri ve üyeleri için Kadıköy Süreyya Operası önünde basın açıklaması yaptı.

    Basın açıklamasında “Acıyla yoğrulan sabırla bilenen kadınlar bir gün acıları ile güzelleştirecek yaşamı, Songül Tunçdemir ve Zeynep Yıldırım yalnız değildir” yazılı pankart açıldı.

    PSAKD İstanbul Şubeleri adına basın açıklamasını Pendik Şube Yöneticisi Nebahat Ağbayır yaptı.

    Dünden bugüne yaşam alanlarına dair hiçbir şeyin değişmediğini belirten Ağbayır, “Özellikle sömürünün, baskıların, zulümlerin, kadınlara yönelik şiddetin, eşitsizliğin ve de kadın cinayetlerinin daha da arttığı dönemlerden geçiyoruz. Bunun dünyadaki örnekleri de ülkemizden pek farklı değil, özellikle de AKP iktidarı döneminde kadına yönelik cinsiyetçi, çağ dışı uygulamalar kadın cinayetlerinin, baskının, zulmün, eşitsizliğin dozu her geçen gün daha da artmaktadır” dedi.

    “KADINLAR KENDİ KİMLİĞİNE YABANCILAŞIYOR”

    Kadınların kendi kimliğine her geçen gün daha da yabancılaştığını kaydeden Ağbayır, “Tam da bu sebeple bugün kadın emekçilerinin sömürüye, baskıya, zulme, haksızlığa ve eşitsizliğe karşı tüm dünyada ve ülkemizde mücadele ve dayanışma günüdür. Bugün özgür birey olma ve de geleceği hep birlikte inşa etme ve mücadele günüdür. Bu düzenin hep böyle sürmemesi ve yürümemesi için hep birlikte adım atacağız. Gelecek güzel günleri birlikte inşa edeceğimiz gündür bugün” şeklinde konuştu.

    “İKTİDARIN ANLAYIŞI ÜLKEYİ KADINLARA CEHENNEME ÇEVİRDİ”

    Ağbayır, “Hepimizin de çok iyi bildiği gibi iktidarın gerici, cinsiyetçi, çağ dışı bir iktidar anlayışı bugün ülkemizi kadınlar için bir cehenneme çevirmiştir. Ülkemizde her yıl yüzlerce kadın katlediliyor, binlerce kadın tacize ve tecavüze maruz kalıyor. Egemen sistem ise iktidarıyla, yargısıyla, medyasıyla kadınlara dönük şiddeti teşvik eden kadın düşmanlığını toplumsal, siyasal ve ekonomik hayatın tamamına yayıyorlar. Yargı katilleri ve tecavüzcüleri ya aklamaya çalışıyor, aklayamadığı koşullarda ise çeşitli bahanelerle önemli ceza indirimlerine gidiyor, iktidar yetkilileri sürekli olarak kadınları aşağılayan nefret söylemlerinde bulunuyorlar. Yandaş medya ise kadın cinayetleri ile kadınlara dönük cinsel saldırıları aşağılık bir tavırla, içini boşaltıp magazinleştirerek haber yapıyor” dedi.

    “YAŞAMI YARATAN KADINLAR YAŞAMIN HER ALANINDA DIŞLANIYOR”

    Yaşamı yaratan kadınların yaşamın her alanından dışlandığını ifade eden Ağbayır, şöyle devam etti:

    “Gerici ve cinsiyetçi iktidar kadınlara kaç çocuk doğurmaları gerektiğinden tutun nasıl gülmeleri gerektiğine kadar akla gelebilecek her konuda dayatmalarda bulunuyor. İsteniyor ki; kadınlar eve kapansınlar, eğer çalışma zorunlulukları varsa da toplumsal yaşamda görünmez olsunlar. İsteniyor ki; kadınlar egemenlere ucuz iş gücü olması için çocuk yapsınlar ve çocuk yetiştirsinler. İsteniyor ki; kadınlar cinsiyetçiliğe dayalı, ilkel arkaik ve çağ dışı karanlık bir zihniyetten beslenen gerici ve ataerkil bir sömürü düzenine itaat etsinler.

    Ama kadınlar itaat etmiyorlar. Kadınlar yaşamın her alanında özgürlükleri için savaşıyorlar. Kadınlar her türlü zulme karşı örgütleniyorlar. Kadınlar hiç kimsenin kendilerine ne yapmaları, nasıl davranmaları gerektiğini söyleyemeyeceğini haykırıyorlar. Kadınlar ailenin korunması ve yüceltilmesi bahaneleriyle kendilerine biçilen geleneksel toplumsal rolleri kabul etmiyorlar. Kadınlar erkek baskısına ve şiddetine boyun eğmiyorlar. “

    “SONGÜL TUNÇDEMİR VE ZEYNEP YILDIRIM ONURUMUZDUR”

    Egemenlere boyun eğmeyen ve itaat etmeyen, onların kendilerine biçtikleri kalıpları reddeden kadınların egemenler tarafından sürekli hedef alındığını dile getiren Ağbayır, “Bu baskıların en son örneğini Pir Sultan Abdal örgütlülüğümüzün iki kadın emekçisi ve yöneticisi özelinde yaşadık. Sarıyer Şube başkanımız Zeynep Yıldırım ile önceki dönemlerde örgütümüzde Malatya ve Kartal Şube başkanlıkları ile GYK üyeliği görevlerinde bulunmuş olan Songül Tunçdemir canlarımız tamamen haksız, hukuksuz ve keyfi bir uygulamayla, asılsız ve temelsiz suçlamalarla tutuklandılar. Erkek şiddetine karşı kadınlan koru(ya)mayan devlet, söz konusu Alevi-ilerici-muhalif kadınlar olunca deyim yerindeyse aslan kesildi. Kerbela katliamından sonra bin bir eziyetle götürüldüğü Şam’da Yezidin yüzüne karşı yaptığı zulümleri cesurca haykıran Zeynep Ana’nın direngenliğini ve boyun eğmez duruşunu günümüze taşıyan Songül Tunçdemir ve Zeynep Yıldırım onurumuzdur” dedi.

    “TÜM TUTSAK KADINLARIN ONURLU DİRENİŞİNİ SELAMLIYORUZ”

    Songül Tunçdemir ve Zeynep Yıldırım’a dönük zulme son verilerek derhal serbest bırakılması gerektiğini vurgulayan Ağbayır, “Bugün burada bulunma sebebimiz Songül Tunçdemir ve Zeynep Yıldırım nezdinde zindanlardaki tüm kadın tutsaklarımızın onurlu direnişini selamlıyoruz ve diyoruz ki mücadeleniz, mücadelemizdir. Ve yine diyoruz ki Roboski annelerinin Cumartesi Anneleri’nin mücadelesi, mücadelemizdir. Dini, dili, ırkı fark etmez tüm kadınların mücadelesi, mücadelemizdir. Ve dünyanın bütün kadınlarının uğradığı zulme, haksızlığa, baskıya, zorbalığa karşı mücadeleye çağırıyoruz. Gelecek için söyleyecek sözümüz, değiştirecek gücümüz var şiarıyla selam olsun zulme karşı direnenlere” diyerek sözlerini şöyle tamamladı.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Armutlu Cemevi Başkanı Yıldırım’dan mektup: Cezaevi soğuk, üşüyoruz

    Armutlu Cemevi Başkanı Yıldırım’dan mektup: Cezaevi soğuk, üşüyoruz

    PİRHA – Yaklaşık bir yıldır Silivri Cezevi’nde tutuklu olan İstanbul Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım Alevi Dernekler Federasyon’u Başkanı Celal Fırat’a bir mektup göndererek, cezevinde yaşadığı hukuksuzluklara dikkat çekti. Yıldırım cezaevinin soğuk olduğunu, giyindikleri kalın elbiselerin bile kendilerinden alındığını kaydetti. 

    İstanbul’da evine yapılan baskınla gözaltına alınan Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım yaklaşık bir yıldır Silivri Cezevinde tutuklu bulunuyor.

    Alevi Dernekler Federasyon’u Başkanı Pir Celal Fırat yaklaşık bir yıldır Silivri Cezaevinde tutuklu olan Zeynep Yıldırım’ın kendisine gönderdiği mektuba ilişkin Pir Haber Ajansına konuştu.

    “CEZAEVLERİ SOĞUK ÜŞÜYORUZ”

    Yıldırım’ın gönderdiği mektupta cezaevindeki hukuksuzluklara ve yaşadığı sıkıntılara değindiğini kaydeden Fırat, Yıldırım’ın ‘Cezaevinin soğuk olduğunu ve giydikleri kalın elbiselerin dahi kendilerinden alındığını, üşüdüklerini ve kendisini kimse ile görüştürmediklerini’ belirttiğini ifade etti.

    Pir Celal Fırat’ın aktardığına göre, Zeynep Yıldırım, cezaevinde yaşadıkları sıkıntıların son bulmasını, toplumun buna yönelik duyarlı olmasını istedi.

    “HERKES YAN YANA VE BERABER OLMALI”

    Yıldırım’ın cezevinde yaşadıkları tüm hukuksuzluklardan Adalet Bakanının ve cezaevi yönetiminin sorumlu olduğunu ifade ettiğini söylen Fırat, Yıldırım’ın mektubunda, ‘Türkiye’nin bugünkü gidişatına ilişkin üzüldüklerini, herkesin yan yana olmasını, beraber olmasını ve geçmişten ders çıkarılmasını istediğini kaydetti.

    ” TUTUKLU ARKADAŞLARIMIZIN TALEPLERİNİ HAYKIRMALIYIZ”

    Armutlu Cemevi Başkanı Zeynep Yıldırım ile tutuklu TV10 çalışanları Veli Büyükşahin, Veli Haydar Güleç ve Kemal Demir arkadaşlarımızın talep ve isteklerini daha gür bir şekilde haykırmamız ve iletmemiz lazım” diyen Fırat, “Veli Büyükşahin, Zeynep Yıldırım ve diğer arkadaşlar için Pazar günü Ankara’da tüm Alevi kurumları ile birlikte cezaevinden gelen mektuplara, hak taleplerine ve eğitime ilişkin bir açıklama yapacağız. Tüm Alevi kurumları ile bundan sonra ne yapabiliriz, nasıl çözüm üretebiliriz şeklinde aramızda tartışma yürüteceğiz” diye konuştu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Her bir tuğlasında emekleri olan gecekondularından olmak istemiyorlar-VİDEO

    Her bir tuğlasında emekleri olan gecekondularından olmak istemiyorlar-VİDEO

    PİRHA- İmar kıskacı altında olan İstanbul Armutlu’daki gecekondularda yaşayan halkın sorunları bitmek bilmiyor. Burada yaşayan Süleyman Şener, “Bizi de insan olarak görsünler. Hep zenginlerin mi güzel yerde oturması lazım. Şimdiye kadar asfaltımız yoktu, çamurlar içerisindeydik. Çocuklarımızı bu şeklide yetiştirdik” diyor. 

    İstanbul’un boğaz manzarasına sahip Armutlu, imar kıskacında. Her iktidar döneminde çıkartılan yasalarla kendi elleri ile yaptıkları gecekondularının durumu devamlı değişiklik gösteriyor. Yaşam alanlarını kurdukları, Alevilerin yoğun olarak yaşadığı Armutlu gibi yerlerdeki ev sahiplerinin durumları hala muğlak.

    Sarıyer’de tüm gözlerin çevrildiği imar barışı yasasının kimleri vuracağı merak konusu olmaya devam ederken, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bürokratları, 25 bin kişinin yaşadığı (Fatih Sultan Mehmet Köprüsü) FSM-Baltalimanı bölgesinde kalan Armutlu’da imar barışının olup olmayacağını açıkladı.

    40 yıl önce köyden kente göç ederek her bir tuğlasında emeklerinin olduğu gecekondularının bahçesinde Şener ailesine konuk olduk. Şener ailesi dünden bugüne değişen imar koşullarını ve yaşadıkları sıkıntıları anlattı.

    1949’da Malatya Kalekozlu köyünde doğan Süleyman Şener, 1956 yılında Malatya merkezde liseyi bitirdikten sonra 1969 yılında ailesi ile birlikte İstanbul’a göç etmiş. Senelerdir esnaflık yapan babası yoksulluk içinde 5 çocuğunu okutmaya çalışmış.

    1969’da temelini attıkları boş düz bir arazi üzerine o dönemlerde gurbete gelen bir çok insan gibi evlerini kendi elleriyle yaptılar.

    “Bu toprakların hepsi de para ile satın alındı. Biz buraya harcama yapmasaydık bir iki tane dairemiz vardı rahat rahat oturuyorduk. Ama ne yazık ki geldik girdik buraya bir daha da çıkamadık” diyor 40 yıldır acısı tatlısı ile oturdukları gecekondu için.

    “ELEKTİRİĞİMİZİ, SUYUMUZU KENDİ İMKANLARIMIZ İLE GETİRDİK”

    Kentlerde apartmanlara sıkışmış insanlara nazaran evlerinin bahçeli olmasının avantajını yaşayan Şener, bunun mutluluğunu unutturan dezavantajını da ise şöyle sıralıyor:

    “Elektriğimiz yoktu gariban babamla beraber elektrik çektirdik. Suyumuz yoktu suları taşıyarak getiriyorlardı. Su istedik. Dediler ki ‘parasını verirseniz size boruları döşeriz.’ O zamanın parası ile 578 bin lira ödedik. Böylelikle suyumuza kavuşmuş olduk. Elektriğimiz de geldi. Gecekonduda normal bir hayat yaşantısı olamaz. Sobayla ısınıyorduk.”

    “HEP ZENGİNLER Mİ GÜZEL YERDE OTURACAK”

    Şener’in konuşmasının arasına giren 95 yaşındaki annesi de ‘su getirdik biz derelerden’ diye de oğlunu onaylıyor.

    Şener sözlerine şöyle devam ediyor:

    “Bizi de insan olarak görsünler. Hep zenginlerin mi güzel yerde oturması lazım. Şimdiye kadar asfaltımız yoktu, çamurlar içerisindeydik. Duvarlarımızı belediye gelip yıktı. Akşam yaktılar sabah tekrar yeniden yaptık. Çocuklarımızı bu şeklide yetiştirdik. Derler ya el emeği göz nuru. Buraya gerçekten çok büyük emekler verildi. Yolumuz toprak yoldu. Bir arabamız çamurdan yukarıya çıkamazdı. Komşunun kamyonunu getirirdik arkasına bağlar çekerdik. Zaman geldi asfalt döküldü. Yollar yapıldı. Bu arada 2000 yılından itibaren bir yapılaşma başladı. Ama buna müsaade edenler de vardı. O yapıları yapan hiç kimsenin de evi yıkılmamıştır. Ama biz tek katlı olanlar çatılarını dahi tamir edemez.”

    “HER GELEN İKTİDAR KENDİ POLİTİKASINI UYGULADI”

    40 yıl boyunca gelen tüm iktidarların kendi politikalarını uyguladıklarını söyleyen Şener, belediye başkanlığını alan AKP hükümeti ile birlikte sorunların daha da katmerleştiğine dikkat çekti.

    Şener yaşam alanlarına ilişkin bu zamana kadar verilen kararları ve sorunlarını şöyle anlatıyor:

    “İyi kötü insanlar birbirleriyle kaynaştılar. Burada doğan çocuklar birlikte okula gittiler. Evlendiler. İnsanların çoğu buralarda birbirleri ile akraba oldular. Bir köyün çocuklarıymış gibi. Yeni bir dostluk doğuyordu. Buraya kadar her şey güzeldi.

    AKP iktidarında artık bizim buraların yıkılacağı, satılacağı söylenmeye başlandı. 1984 yılında Turgut Özal’ın burayı ziyaret etmesinden sonra bir çok eve de tapu tahsis belgeleri verilmişti. Bu tapu tahsis belgelerinin de geçersiz olduğu sayıldı.

    AKP hükümeti dönemindeki o tutum ve davranışlar karşısında mahkemelere vermek zorunda kaldık. Bu mahkemelerin hepsini de kazandık. Danıştay onaylı olan mahkemelerin hepsini de kazandık. Bunun yanında bugünkü mevcut Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç de bu imar durumlarını dile getirerek burada 50 bin kişinin yaşadığını ve 10 binin üzerinde ev olduğunu defalarca açıklamıştı.”

    “DİKEN ÜSTÜNDEYİZ, BIÇAK SIRTINDAYIZ”

    Tapularını isteyen Şener sözlerini şöyle sonlandırıyor:

    “Diken üstündeyiz, bıçak sırtındayız. Artık bize de bir parça insaf eylesinler. Bırakın oturduğumuz yerde oturalım. Bugün Sarıyer’in bütün tepelerinde yüzlerce binlerce villa yapıldı. Ve hepsi ruhsatsız. Bunların hepsi gecekondu idi. Niye bunlara göz yumuyorsunuz?”

    “O ZAMAN İNSAN DEĞİLDİK ŞİMDİ Mİ VAR OLDUK”

    Süleyman Şener’in kardeşi Zeynep Şener de her iktidar döneminde çıkartılan yasalar ile durumlarının sürekli değişmesine tepki gösteriyor. Şener, “Ne yazık ki her dönem gelen iktidarlar bu konuyu ele alıyor ama çaresi yok. Bizim için zor bir durum” diyor.

    Tedirginlik yaşadıklarını söyleyen Şener, sözlerini şöyle sürdürüyor:

    “Su, elektrik, yol yoktu o zamanlar. O zaman insan değildik şimdi mi var olduk. Sen başka ülkelerden insanları dolduruyorsun hak sahibi ediyorsun. Niye biz kendi toprağımıza sahip olamıyoruz. Bizim hakkımız. Bu da bizim hakkımız, savunmaya da devam edeceğiz.”

    “YASALAR HER ZAMAN YOKSULLARA KARŞI ÇIKARILDI”

    Her zaman yoksullara karşı yasaların çıkarıldığını aktaran Şener, “Adalet, demokrasi yok. İllaki ayrıcalık yapacaklar. Adalet, demokrasi istiyoruz. Sonuçları bekliyoruz. Aslında buranın 40 yıldır vergisini veriyoruz. Bir kuruş para da vermek istemiyoruz. Bu da bizim hakkımız. İnsanları boş buldukça tepesine çıkıyorlar. Kendi topraklarımızda rahat edemiyoruz” diyor.

    PİRHA/İSTANBUL

  • 15. Armutlu Güz Şenliği’nde asimilasyon konuşuldu: İleri düzeyde Şiileştirme var-VİDEO

    15. Armutlu Güz Şenliği’nde asimilasyon konuşuldu: İleri düzeyde Şiileştirme var-VİDEO

    PİRHA-Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Şubesi’nde 15. Geleneksel Armutlu Güz Şenliği kapsamında yapılan panelde Alevilere yönelik asimilasyon politikalarının hız kesmeden devam ettiği belirtildi. 

    15. Geleneksel Armutlu Güz Şenliği bugün yapılan panel ile başladı. Moderatörlüğünü Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sultangazi Şubesi Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Göksel Fidan yaparken, konuşmacı olarak Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği’nin kurucu başkanı ve HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Topçu Baba Dergahı Başkanı Mustafa Can ve Boğaziçi Cemevi Derneği Başkanı Ali Birer katıldı.

    Alevi yol mücadelesinde başını veren canların anısına saygı duruşu ile başlayan panelde PSAKD Sarıyer Şube Başkanı Zeynep Yıldırım’ın güz şenliği ile ilgili cezaevinden gönderdiği faks okundu. Yıldırım’ın mesajında birlikte mücadele etme vurgusu dikkat çekti.

    “KÜRSÜ, SORUNLARI DİLE GETİRMEK İÇİN VAR”

    Alevi inancına, kültürüne ve Küçük Armutlu Mahallesi’ne yönelik saldırıların konu edindiği panelde ilk olarak Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği’nin kurucu başkanı ve HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu söz aldı. Kenanoğlu, milletvekili kimliğinden öte toplumun kendisini inançsal anlamda verdiği mücadeleyle tanıdığını ve kendisinin de milletvekili ünvanıyla meclis kürsüsünü Alevi kültürünü yarınlara taşımak, sorunlarını dile getirmek için var olan bir kürsü olduğunu vurguladı.

    “TARİHE POPÜLER KÜLTÜRÜN ETKİSİYLE BAKILMAMALI”

    Alevi inancına yönelik saldırılara karşı kendi gelmiş olduğu coğrafya olan Hubyar’dan örnek veren Kenanoğlu, tarihe, tarihi olaylara ve kişilere popüler kültürün etkisiyle bakmamak gerektiğini kaydetti. Anadolu’da Celali İsyanları ile başlayan ve 120 yıl süren isyanlarda Alevilerin etkin rol oynadıklarını ifade eden Kenanoğlu, bu isyanların tek hedefinin zulme isyan olduğunu, yeni bir devlet kurmak gibi bir hedefi olmadığı için bir sonucu olmadığını belirtti.

    “İLERİ DÜZEYDE BİR ŞİİLEŞTİRME POLİTİKASI YÜRÜTÜLÜYOR”

    Tarihin bütün akışı inanca karşı saldırılar ve o saldırılar karşısında halkın verdiği tepkilerle dolu olduğunu ifade eden Kenanoğlu, bu tepki ve önlemlerin zaman zaman gizlenmeyi, zaman zaman da açık bir şekilde diğer toplumsal kesimlerle birlikte mücadeleyi gerektirdiğini vurguladı.

    Egemen sistemin kendini inançları asimile ederek var ettiğini söyleyen Kenanoğlu, sistemin sadece kendi çizdiği Alevilik çerçevesini kabul ettiğini de vurguladı. Alevilik ve Bektaşiliğin günümüze kadar birkaç koldan saldırı altında olduğunu dile getiren Kenanoğlu, şu anda çok ileri düzeyde bir şiileştirme politikasının yürütüldüğünü, kabul ve makbul görülen bir Alevi-Bektaşiliğin yaratılmaya çalışıldığını belirtti.

    “TOPLUMSAL ZEMİNDE ORTAK MÜCADELE BİLİNCİ OLUŞTURULMALI”

    Asimilasyonun birinci adımının toprağından, yerinden yurdundan, kökeninden etmeyle başladığını ifade eden Kenanoğlu, insanların topraklarından göçtüğü anda asimilasyonla karşı karşıya kaldıklarını sonrasında toplandıkları yerlerin de dağıtılmaya çalışıldığını kaydetti. Genel olarak Alevi mahallelerinde bir dağıtma politikası olduğuna işaret eden Kenanoğlu, “Muaviye siyasetinin uygulandığı dönemlerde bizim birlikteliklerimizi artırmamız gerekiyor. Boyun eğmekten vazgeçeceğiz. Yaranma siyaseti bizi bitiren siyasettir. Öncelikle toplumsal zeminde ortak mücadele bilinci oluşturulmalı. Biz de devletin dilini kendi ezberimiz haline getirip konuşuyoruz. Bundan vazgeçmeliyiz. Kadınıyla, Kürdüyle, Bektaşisiyle ortak mücadele vermemiz gerekiyor” dedi.

    “YASAKLI İNANÇLARIN TÜMÜ DİNİ YAPILARI REDDEDER VE BEDELİNİ ÖDER”

    Kenanoğlu’nun ardından söz alan Topçu Baba Dergahı Başkanı Mustafa Can, insanların tarih sahnesine çıktığı ilkel komünal toplumlar dinin olmadığını, insanların bilmedikleri, ürktükleri doğa olaylarına karşı bir yönelim içinde olduklarını belirtti. “Ne zaman ki devlet, güç ortaya çıkar o zaman baskı, zor ve şiddet çıkar. Şiddetin yetmediği yerde tanrı bunun da yetmediği yerde din baronları çıkar” diyen Can, şöyle devam etti:  “O sırada bir itiraz çıkar ortaya. En-el Hak. ‘Tanrı ile halk arasındaki ilişki bir tek onu ilgilendirir’ der ve bedelini öder. Aklınıza gelen yasaklı inançların tümü bu yapıyı reddeder ve bedelini öder.”

    Alevi inancından yavaş yavaş uzaklaşıldığını ve sevgi, dostluk gibi değerlerin kaybedildiğini vurgulayan Can, “Biz ne yapıp yapıp yolumuzun güzel erdemlerini ete kemiğe büründürüp geleceğe taşımalıyız” dedi.

    “SORUNDAN KAÇARAK, KORKARAK YAŞAYAMAYIZ”

    Boğaziçi Cemevi Derneği Başkanı Ali Birer de Küçük Armutlu’ya yapılan saldırılara değindi. Küçük Armutlu’da sürekli bir mücadele verildiğini ifade eden Birer, son süreçte Aleviler olarak varlıklarını devam ettirebilmek için çeşitli dernekler ve cemevleri açtıklarını belirtti. Birer, muharrem ayında Küçük Armutlu’da oruç tuttukları 12 gün boyunca polisin cemevinin önünden ayrılmadığını bu yüzden de insanların kendilerini baskı altında hissettikleri ve korktukları için cemevine bile gelemediklerini kaydetti. Polisin cemevine baskın yaptığı ve yazılar yazdığını eleştirdiği için PSAKD Sarıyer Şube Başkanı Zeynep Yıldırım’ın tutuklu olduğunu söyleyen Birer, “Biz sorundan kaçarak, korkarak yaşayamayız, var olamayız. Aleviliğin özünde insanlık var zaten. Faşizm bugün bütün gücüyle bizi asimile etmeye çalışıyor. Bizi yok sayıyor. Bizim mahalle çok önemli bir yer işgal ediyor. Rantsal değeri de yüksek bir yer” dedi.

    15. Geleneksel Armutlu Güz Şenliği yarın da sanatçıların sahneye çıkacağı konserlerle devam edecek. Konserler saat 15:00’te başlayacak.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Cemevi başkanı kızının özgürlüğü için nöbette; sesini duyan var mı?-VİDEO

    Cemevi başkanı kızının özgürlüğü için nöbette; sesini duyan var mı?-VİDEO

    PİRHA- 80 yaşında oldukça kararlı bir şekilde Armutlu Cemevi önünde oturma eylemi yapıyor. PSAKD Armutlu Cemevi Başkanı olan kızı Zeynep Yıldırım’ın tutuklanmasını protesto etmek için 2 ayı aşan bir süredir nöbette Kezban Bektaş. “Kızım için, halkım için, tutuklu avukatlar, gazeteciler için oturuyorum” diyor Kezban Anne ve başı dik bir şekilde ekliyor: Kızımla onur duyuyorum!

    Kezban Bektaş, İstanbul Armutlu’da yaşıyor. Kamuoyu onu tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne konulan kızı Zeynep Yıldırım için cemevi önünde sürdürdüğü oturma eylemiyle tanıyor.

    80 yaşında olan Kezban Anne, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Sarıyer Şube ve Armutlu Cemevi Başkanı olan kızı Zeynep Yıldırım’ın bir an önce cezaevinden çıkarılması, özgürlüğüne kavuşması için sıcak soğuk demeden, sağlık sorunlarına rağmen tüm gücüyle oturma eylemi yapıyor.

    Tokat’tan, Deniz Gezmiş’lerin idam edildiği yıl (1972) İstanbul’a göçüp geldiklerini çok yoksulluk çektiklerini ancak dayanışmayla yaşama tutunduklarını büyük bir onurla anlatıyor.

    Kızı Zeynep Yıldırım’ın bir emekçi olduğunu, cemevi başkanı ve mücadeleci kişiliğinden dolayı da kızıyla gurur duyduğunu vurgularken gözleri ışıldıyor Kezban Anne’nin.

    İki ayı aşkın bir süredir Armutlu Cemevi önünde oturan Kezban Bektaş’a en çok desteği ise Armutlu’da oturan Aleviler, komşuları, dostları, kızının yoldaşları veriyor. Yanından bir an olsun ayrılmayan komşularıyla birlik içinde ve dayanışma duygularıyla yaşadıklarını, baskılara karşı birlikte tavır aldıklarını dile getiriyor.

    Oturma eylemi süresince Alevilerden, kurumlardan yeterince destek alıp almadığını sorduğumuzda ise “Sahip çıkıldı ama yeterince destek almadım” diyor.

    Kezban Anne, tek isteklerinin eşitlik ve inançta özgürlük olduğunu ifade ediyor.

    İşte, tutuklu Alevi Başkan Zeynep Yıldırım’ın annesi Kezban Bektaş’ın sorularımıza verdiği o içtenlikli yanıtlar:

    Öncelikle size tanıyabilir miyiz Kezban Anne? Nerede doğdunuz, İstanbul’a ne zaman, nasıl geldiniz?

    Kezban Bektaş: Deniz Gezmişlerin idam edildiği yıl İstanbul’a geldim. Amasya’dan İstanbul’a gelip Kasımpaşa’da indiğimde çok soğuktu, kar vardı. Gideceğimiz yeri de bilmiyorduk. Geldik bir gecekonduya. Biz köyde mal, davar ile uğraşırken buraya geldik bir kuşun kafese girmesi gibi kafese girdik. Elin malı, davarı, ineği gelince biz ağlardık. Köyde ineği, davarı olan birinin gelip şehire yerleşmesi çok zor bir durum. Bir daha köyümüzden çıkıp gelmeyelim. 30 yıldır burada açlıkla, yoksullukla, çamuru ile yaşadık. Su yoktu, yol yoktu, biz burada yaşamımızı sürdürdük.

    Küçük Armutlu’yu neden tercih ettiniz? Burada çok yoksulluk çektiniz mi?

    Armutlu’ya geldiğimizde çok yoksulluk yaşadık. Sudan, yemekten, giymekten her şeyden yoksulluk gördük. Burada ayağımız yarıya kadar çamura batardı. Burada bir bardak çayı kırk kişi içerdik. El ele bir dayanışma içindeydik. Birbirimizi yıllarca destekledik burada yaşadık. Sonra toplandık bu cemevini yaptık ve buraya yerleştik.

    Armutlu’da yaşamaktan mutlu musunuz?

    Armutlu’da yaşamaktan gurur duydum. Doğduğum, büyüdüğüm memleketimden daha çok yaşadım burada. Çoluğumuz, çocuğumuz, komşumuz hep birlikte yaşadık. Cemevini, bir dozer getirip gecekondu olarak yaptık. Herkesin burada bir emeği, bir tuğlası ve bir maşrafa suyu var. Yeni yaptığımız cemevinde de herkesin emeği ve çorbada bir tuzu var. Yoksa o yeni yapılan cemevi oraya yapılamazdı. Erkek kadın birbirimizle dayanışma içindeydik. Biz de kadın erkek ayrımı yok. Alevilerde ayrım yok.

    80 yaşındasınız. (Alevi) inancınızı rahatça yaşayabiliyor musunuz burada?

    Buraya gelmeden önce yaşayabiliyorduk ama şimdi yaşayamıyoruz. Çünkü artık gün geçtikçe kısıtlanıyoruz. Cemevi dediler cümbüş evi dediler şunu dediler bunu dediler ama biz tüm bunlara rağmen hiç kimseyi dinlemedik bu işi yürüttük ve daha da yürüteceğiz. Canımız sağ oldukça hepsini de yürüteceğiz. Kimseden korkumuz yok.

    Kızınız Zeynep Yıldırım bir kadın olarak cemevi başkanı ne düşünüyorsunuz?  

    Biz Alevilerde ayrımcılık, kadın erkek ayrımı yok.

    Kızınız cezaevine konuldu ne hissettiniz?

    Öyle bir evladım olduğu için gurur duydum. Halkımla da gurur duydum. Bu cemevlerinin yapılışından,  halkımızla gurur duymasak el ele olmasak hiçbir şey yapamazdık. Hem kızımla, hem halkımın çocuğu ile ve gelip bizi soran herkesle gurur duyuyorum. Buradan herkese çağrı yapıyorum. Buyurun gelin başka cemevleri böyle olmasın. Biz bir çığır açtık gelin hep beraber direnelim ve birlikte olalım. Ben bir anneyim 80 yaşındayım burada kaç haftadır oturuyorum. Ne kadar oturacağımı da bilmiyorum.

    Peki hangi hisle ve düşünce ile burada oturma kararı aldınız?

    Kendim oturma kararı aldım. Kızımı suçsuz yere alıp götürdüler. Kızımı cemevinin kapısında alayım diye oturmaya karar verdim. Ben buraya oturunca da konu komşu ziyaretime geldi.

    Yeterince destek aldınız mı?

    Destek almasam bu halkın burada ne işi var. Herkes gücü yettiği kadar buraya geliyor. İstemeyeni de buraya zorla getiremem. Zamanla onlar da gelecek.

    Kızınız ile birlikte damadınız da yüzde 80 engelli olmasına rağmen tutuklu. Buna ne diyorsunuz?

    Bu bizim şansımız ve kaderimiz diyorum. Sadece benim damadım yüzde 80 engelli değil, kimi kanser, kimi yemek yiyemiyor ve sağlık sıkıntıları daha kötü olanlar var. Ve Ekim ayının 23’ünde mahkemesi var. Ama tahliye ederler mi etmezler mi bilmiyorum. Umarım tahliye olur.

    Kızınız Zeynep Yıldırım tutuklandı Alevi kurumlarından yeterince destek aldınız mı?

    Sahip çıkıldı ama yeterince destek almadım. Alevi kurumları destek oldu ama yeterli değil.

    PSAKD’YE ÇAĞRI

    Buradan Alevi başkanlara, kurumlara nasıl bir çağrı yaparsınız?

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneğine buradan çağrı yapıyorum. Benim kızım Pir Sultan için içeride. Kızımı herkes desteklesin çıksın içeriden. Herkes direniş yapsın beni desteklesin kızım çıksın hapisten.

    İktidarın baskısını hissediyor musunuz?

    Bu iktidar döneminde baskı hissediyoruz. Kimse özgür değil, herkes cezaevlerinde kim özgür ki? Herkes  korku ile yaşıyor. Buradan iktidara sesleniyorum herkesin çocuğunu bırakın, tahliye edin. İyi bir ortam kurun. Halk ile el ele yürüyün çünkü o da bizim içimizde çıkan bir halkın çocuğu. Herkes Türkiye’nin çocuğu. Herkes özgür olsun, herkes inancını özgür olarak yaşasın. Camiye de gitsin cemevine de gitsin her yere de gitsin. Cemevimizin kapısını kırdılar, dozer ile girdiler ve her şey yaptılar.

    Siz eşitlik ve özgürlük istiyorsunuz.

    Eve biz eşitlik istiyoruz. Camilerin suyu, elektriği nasıl ödeniyorsa bizim de öyle olsun istiyoruz. Nasıl namaz kılmak için camilere ihtiyaç duyuluyorsa cemevlerine de ihtiyaç var. İsteyen cemevine isteyen camiye gider. Biz kimseyi kısıtlamıyoruz.

    Bu direncinizin ilham kaynağını nereden alıyorsunuz?

    Biz bu direncin kaynağını Pir Sultan’dan, İmam Hüseyin’den, İmam Hasan’dan ve Kerbela’dan aldık. Fadime analarımız ve bütün analarımız Kerbela’dan bu yana aç, susuz kaldı ve yerlerde sürüldü. İşte bize bu yol oradan kaldı.

    Nilgün METE-Haber
    İsmet SEFER-Kamera