Etiket: arnavutluk

  • Suriye İnsan Hakları İnisiyatifi, Arnavutluk’ta Baba Mondi’yi ziyaret etti

    Suriye İnsan Hakları İnisiyatifi, Arnavutluk’ta Baba Mondi’yi ziyaret etti

    PİRHA- Suriye İnsan Hakları İnisiyatifi’nden bir heyet Arnavutluk’taki Bektaşi Babası Baba Mondi’yi ziyaret ederek, Suriye’deki Alevi soykırımı uluslararası platformlara taşımaya dair fikir alışverişinde bulundu.

    Suriye İnsan Hakları İnsiyatifi’nden bir heyet Arnavutluk’ta bir dizi temaslarda bulundu. Avukat, Avcılar Eski Belediye Başkanı Turan Hançerli, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu yönetim kurulu üyesi Seydi Koparan, İş İnsanı Tevfik Aslan, yazar Kazım Gündoğan, yönetmen Necati Şahin, Psikolog Dr. Ali Kemal Gün, Romanya Alevi Kültür Merkezi Başkanı Şakir Aydoğan ve Makedonya eski savunma bakanı, tarihçi Prof. Alben Hoca’dan oluşan heyet Bektaşi Babası Baba Mondi’yi ziyaret etti.

    Görüşmede Suriye’deki Alevi soykırımının uluslararası platformlarda, Birleşmiş Milletler nezdinde, İnsan Hakları Mahkemelerinde nasıl bir strateji ile gündeme getirilmesi üzerine fikir alışverişinde bulunuldu.

    “SOYKIRIM DOSYASI HAZIRLANMASINA GÖRÜŞMELER YAPILACAK”

    Yönetmen Necati Şahin görüşmeye dair şu bilgi notunu paylaştı:

    Arnavutluk’ta MONDİ BABA ile Suriye Alevi Soykırımı’nı konuştuk….

    Suriye İnsan Hakları İnisiyatifi, bir heyet ile  Arnavutluk’ta Bektaşi Babası MONDİ BABA ve Makedonya eski Savunma Bakanı Prof.  ALBEN Hoca ile

    Suriye’deki Alevi SOYKIRIMI’nın uluslararası platformlarda, Birleşmiş Milletler nezdinde, İnsan Hakları Mahkemelerinde nasıl bir Strateji ile  gündem getirilmesi üzerine uzun bir görüşme yaptık.

    Mondi Baba,xMuharrem günlerinde de Suriye’deki Alevi Soykırımı’nı gündemine aldığını, acının büyük  olduğunu, uluslararası ilişkilerini seferber edeceğini, Arnavutluk Hükümeti ile konuyu görüşeğini; soykırım ispatının uzun bir yol olduğunu, bu uzun yürüyüşte kurulma aşamasında olan Arnavutluk Bektaşi Devleti’nin öncü rol üstleneciğini söyledi. Eyvallah…

    Alben Hoca ve Suriyeli Alevi temsilcilerin içinde olduğu bir çalışma grubunun oluşmasına, bir soykırım dosyası hazırlanmasına, bu görüşmelerin periyodik olarak yapılmasına karar verildi…

    Mondi Baba ve Alben Hoca’nın ev sahipliğine eyvallah…”

    PİRHA/ARNAVUTLUK

     

  • ‘Alevi Bektaşi toplumunun devlete ihtiyacı yok, oyunlara alet olmayalım’ – VİDEO

    ‘Alevi Bektaşi toplumunun devlete ihtiyacı yok, oyunlara alet olmayalım’ – VİDEO

    PİRHA – Yazar Ayhan Aydın, Arnavutluk’ta kurulacağı duyurulan Bektaşi Devleti’ni değerlendirdi. Aydın, Alevi Bektaşi toplumunun bir devlete ihtiyacı olmadığını belirterek, “Arnavutluk’taki Bektaşilik ve Bektaşi merkezi sadece Arnavutlukla ilgilidir. Dünya Bektaşi Merkezi olarak kendilerini isimlendirmeleri bile olaya ne kadar yanlı ve hedef gözeterek baktıklarını da bize göstermektedir. Biz devletleri, ayrılıkları, cinsiyet ayrımcılığını, zengin-fakir ayrımını ortadan kaldırmak istiyoruz. Lütfen uyanalım” dedi.

    1826 sürecindeki Osmanlı’nın Alevi Bektaşiler üzerinde uyguladığı yıkım politikaları, Dedebabalık makamının Arnavutluk’a taşınmasına neden oldu. 1925 Tekke ve Zaviyeler Kanunu ile de Dedebabalık makamı Türkiye’yi terk etmek zorunda kaldı.

    Geçen hafta Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, başkent Tiran’da Bektaşi tarikatı için Vatikan benzeri, egemen bir mikro devlet kurmayı planladıklarını söyledi. Mini devletin ülkenin sayıca en büyük dördüncü dini topluluğu Bektaşilerin siyasi merkezi olması planlanıyor.

    Edi Rama, mikro devlet planından, BM Genel Kurulu’ndaki konuşmasında “Amacımız, Tiran’daki Bektaşi Dünya Merkezini egemen bir devlete, yeni bir ılımlılık, hoşgörü ve barış içinde birlikte yaşama merkezine dönüştürmek” dedi.

    Arnavutluk’ta geçen yıl yapılan nüfus sayımına göre Bektaşi toplumunun, nüfusun yüzde 10’unu oluşturduğu tahmin ediliyor.

    Yazar Ayhan Aydın, Arnavutluk’ta kurulacağı duyurulan Bektaşi Devleti’ni PİRHA’ya değerlendirdi.

    “ARNAVUTLUK’TAKİ BEKTAŞİLİK SADECE ARNAVUTLUKLA İLGİLİDİR”

    Arnavutluk’taki Bektaşiliğin tüm Bektaşileri temsil etmediğini dile getiren Ayhan Aydın, “Aleviliğin merkezi Anadolu olduğu gibi Bektaşiliğin de merkezi Anadolu’dadır. Dünyanın farklı coğrafyalarındaki Bektaşilik de Hacıbektaş Dergahı’ndaki Babagan Bektaşi koluna da dahil olmak üzere Dedebabalık sistemine bağlıdır. Dolayısıyla bugün 1925 yılında Tekke ve Zaviyeler Kanunu ile Türkiye’de Tekkelerin kapatılmasından dolayı herkes kendisine göre bir yorum yürütmüş, Bektaşiliğin birden çok merkezi varmış gibi bir algı yaratılmıştır. Bu gerçek değildir. Hala bugün Türkiye’de birçok babamız Dedebaba’ya bağlı olmak üzere meydanlarını açmaktadır. Binlerce Bektaşi aynı Yolda aynı erkanda hizmetlerini yerine getirmektedir. Dolayısıyla Arnavutluk’taki Bektaşilik ve Bektaşi merkezi sadece Arnavutlukla ilgilidir” dedi.

    “İYİ NİYET GÖREMİYORUM; ALEVİLİĞİN, BEKTAŞİLİĞİN EVRENSEL DEĞERLERİNE AYKIRIDIR”

    “Dünya Bektaşi Merkezi olarak kendilerini isimlendirmeleri bile olaya ne kadar yanlı ve hedef gözeterek baktıklarını da bize göstermektedir” diyen Ayhan Aydın şöyle devam etti:

    “Çünkü Tiran’daki Bektaşiler birliği sadece Arnavut Bektaşilerini kapsar. Fakat bu merkez Arnavut devletinin desteği ile örneğin Makedonya’daki, Kosova’daki tekkeleri de kendisine bağlamak için büyük bir mücadele vermiştir. Fakat bugün Kuzey Makedonya olarak isimlendirdiğimiz tekkelerin önemli bir kısmı Arnavutluk’a bağlanmayı reddetmektedir. Kesinlikle kabul etmemektedir. Arnavutluk’un içindeki bazı Bektaşi tekkeleri de Tiran merkezindeki Dünya Bektaşi Merkezi’ne bağlı değildir. Burada iyi niyet göremiyorum. Dolayısıyla Bektaşiliğin, Aleviliğin evrensel değerlerine de aykırıdır. Hacı Bektaş Veli, Bektaşilerin de Alevilerin de Serçeşme olarak kabul ettikleri büyük bir Pir’dir. Dolayısıyla Türkiye, Bektaşiliğin ana merkezidir. Bugün tekkeler kapatılmış olsa bile Bektaşiler, meydanlarını kendi evlerinde veya daha büyük merkezlerde açmaktadırlar. Hacı Bektaş Dergahı’na giderek kendi özel ibadetlerini yerine getirmektedirler.”

    “BEKTAŞİLİK; ALEVİLİĞİN ÖZÜNDE VARDIR, ALEVİLİKTEN DOĞAN BİR SİSTEMDİR”

    Alevi Bektaşi toplumunda bir devlet kurma düşüncesinin olmadığını da söyleyen Aydın, “Yaşadığı toplumu, ülkeyi kendi inançları çerçevesinde değiştirme gibi bir düşünceleri de yoktur. Aleviler Bektaşiler sadece yüzyıllar boyunca hayatlarında ilke edinmiş oldukları değerler çerçevesinde yaşamak istemişlerdir. Dede talip ilişkileriyle, ocaklarla, tekkelerle, dergahlarla yollarını, inançlarını, kültürlerini yaşamak istemişlerdir. Hangi ülkede olurlarsa olsunlar o ülkenin daha insancıl bir yönetime kavuşması için ancak kendi özlerinden gelen enerjiyi oraya katmışlardır. Ama bu da onların felaketi olmuştur. Hümanizm, barış, kardeşlik, sevgi Bektaşiliğin özünde vardır. Zaten Bektaşilik, Aleviliğin özünde vardır. Bektaşilik, Alevilik inancından doğan bir sistemdir” dedi.

    “ALEVİ BEKTAŞİ TOPLUMUNUN BİR DEVLETE İHTİYACI YOK”

    Alevi Bektaşi toplumunun bir devlete ihtiyacı olmadığını da belirten Aydın şunları kaydetti:

    “Alevi Bektaşi toplumu zaten Rıza Şehri’ni kendi cemlerinde yaratıyorlar. Dışarıdan gelen dayatmalar sadece Alevi Bektaşi toplumunu yozlaştırmak ve yok etmek için kurgulanmış sistemlerdir. Arnavutluk’taki yapıyı da ben bu çerçevede değerlendiriyorum. Arnavutluk’ta Bektaşiler, hiçbir ülkede olmadığı kadar rahat ve özgür bir şekilde ibadetlerini yerine getiriyorlar. Dolayısıyla bu kadar özgürlüğün olduğu bir yerde tekrar bir devlet kurma düşüncesinin bir oyundan başka bir şey olmadığını herkesin görmesi gerekir. Biz devletleri, ayrılıkları, cinsiyet ayrımcılığını, zengin-fakir ayrımını ortadan kaldırmak istiyoruz. Bu sefer milliyetçilikle toplumları ayrıştırma yoluna gidiliyor.

    “OYUNLARA ALET OLMAYALIM”

    Yani Alevi Bektaşi toplumunun devlete ihtiyacı yok. Kendi kimliğiyle özgün, özgür bir şekilde kendi varlığıyla var olma sürecine ihtiyacı var. Devletler bizi sevdikleri için bizimle ilgilenmiyorlar. Bizi kullanmak için bize yaklaşıyorlar. Lütfen uyanalım. Türkiye’dekiler, Yunanistan’dakiler, Bulgaristan’dakiler, Makedonya’dakiler, Kosova’dakiler, Arnavutluk’takiler ve her yerdeki Alevi Bektaşi toplumu, devletlerin bize zararı olmuştur. Bizim kanımızı akıtmışlardır. Bize yararları olmamıştır. Biz kendi sorunlarımızı kendimiz çözmek zorundayız. Oyunlara alet olmayalım.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • Kenanoğlu: Arnavutluk Bektaşilerini yok sayan tutum doğru değil, erkanname ve kurallar yok sayılıyor!-VİDEO

    Kenanoğlu: Arnavutluk Bektaşilerini yok sayan tutum doğru değil, erkanname ve kurallar yok sayılıyor!-VİDEO

    PİRHA- Ali Kenanoğlu, Türkiye ve Arnavutluk Bektaşileri arasındaki Baba-Dede tartışmalarında Hacı Bektaş erkannameleri ve Balım Sultan kurallarının yok sayıldığını ifade etti. Kenanoğlu, 1925 Tekke ve Zaviye Kanunu’nun Bektaşileri bölen en büyük felaket olduğuna işaret ederek, “Türkiye’deki  Bektaşilerin kendi eksiğini ve sonradan oluşturduklarını görmeden bütünüyle Arnavutluk Bektaşiliğini yok sayan bir tutuma girmelerinin doğru olmadığını ifade etmek isterim. 1925 Tekke ve Zaviye Kanunu’nun ikinci büyük değil en büyük felakettir. Ama Türkiye’deki Bektaşiler, 1925 Tekke ve Zaviye Kanunu’na bir cümle olumsuz laf etmek yerine tam tersi bunu öven, ‘iyi ki de olmuş’ dedirten bir tavır içerisindeler” diye konuştu.

    Arnavutluk Başbakanı Edi Rama, başkent Tiran’da Bektaşiler için egemen bir mikro devlet kurmayı planladıklarını söyleyerek yeni bir tartışma başlattı.

    Bektaşilerin Babagan kolundan İzmir’deki Postnişini Ali Haydar Ercan Dede Baba’nın talimatıyla açıklama yapan Halife Baba Hacı Dursun Gümüşoğlu, Baba Mondi’nin kendisini ‘Dede Baba’ olarak lanse etmesi hakkında, “Bektaşilik erkânına göre geçersizdir” ifadelerini kullanmıştı.

    27. Dönem HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Arnavutluk’ta kurulacağı duyurulan Bektaşi Devleti söylemi sonrasında ortaya çıkan ‘Baba Dede’  tartışmalarına dair değerlendirmede bulundu.

    “BEKTAŞİLERİN İNANÇLARINI YAŞAYABİLECEĞİ ÖZGÜRLÜKÇÜ ORTAMA İHTİYACI VAR”

    Kenanoğlu, Bektaşiliğin bir devlete değil inançlarını serbestçe yerine getirebilecekleri özgürlükçü bir ortama ihtiyacı olduğunu kaydederek, “Arnavutluk’taki Bektaşiliğin nasıl önemli bir yere dönüştüğünü anlatmak ve bir devlet kurma gücüne eriştiğini tarihsel süreçlerle anlatarak ifade etmekti. Birçok izleyen doyurucu yorumlar yaparak yeterli bilgiye sahip olduklarını ifade ettiler. Arnavutluk’taki Bektaşi devletinin kurulmasına karşı Türkiye Bektaşilerinden yoğun itiraz var. Bu itirazlar bir takım siyasi nedenlerle yürütülebilir. Bizlerde bazı konularda bunun doğru olmadığını söylüyoruz. Bektaşiliğin bir devlete değil, kurumsal yapılarını koruyabilecekleri, inançlarını özgürce yerine getirebilecekleri özgürlükçü bir ortama ihtiyaçları var. Türkiye’de Ali Haydar Ercan Baba’ya bağlı olan Bektaşi dergahlar, babalar yazılı ve sözlü olarak bir takım itirazlarda bulundular” dedi.

    “BABA-DEDE SEÇİMLERİNDE ERKANNAME VE KURALLAR YOK SAYILIYOR”

    Türkiye ve Arnavutluk Bektaşilerinde Baba-Dede seçimlerinde Hacı Bektaş erkannamesi ve Bektaşilik kriterlerinin yok sayıldığının altını çizen Kenanoğlu, “Türkiye’deki Bektaşilerin itirazların bir boyutu da Balım Sultan erkannamesine göre Baba Mondi’nin Baba olamayacağı, Salih Baba’nın babalığını bırakarak oraya gittiğini ifade eden mektuptan bahsediliyor. Salih Niyazı Baba’nın mektupları ve karşılıklı mektuplaşmaları okudum. Halife Baba Turgut Koca’nın oğlu olan Şevki Koca bu konularda çok üstad biridir ve herkesin zaman zaman kaynak gösterdiği çalışmaları var. Dursun Gümüşoğlu’nun çalışmalarında da bir çok yerde kaynak olarak gösteriliyor. Şevki Koca, Balım Sultan erkannamesine göre Dede-Babalık seçiminde önemli kriterler sayıyor. Bu kriterlerden iki tanesi çok önemli. Birincisi; Bektaşi Babası makamına ulaşabilmek için mücerret yani hiç evlenmemiş olması gerekiyor. Her şeyden önce bu kural yok sayılıyor. İkincisi; Dede-Babanın Hacıbektaş ilçesinde oturması gerektiği kuralı var. Dede-Babalığın Türkiye’de olduğunu söylüyorsunuz ama Hacıbektaş’ta neden değil? Seçiminin bir kere Hacıbektaş’ta yapılması gerekiyor. Bunu kendinizde uygulamıyorsunuz” ifadelerini kullandı.

    “BEKTAŞİK KURALLARI YENİDEN OLUŞTURULDU, KABUL ETMEK DURUMUNDAYIZ”

    Kenanoğlu şöyle devam etti:

    “Örneğin Arnavutluk Babaları, 1925 Tekke ve Zaviyeler Kanunu’nu ikinci büyük felaket olarak tanımlıyorlar. Birinci felaket ise 2. Mahmut döneminde Yeniçeri Ocağı’ın kapatılması ve Bektaşi tekkelerinin yıkıma uğramasıdır. Tekke ve Zaviye Kanunu’ndan sonra Bektaşiliğin kuralları herkes tarafından yeniden oluşturuluyor. Bunu kabul etmek durumundasınız. Yani Arnavut Bektaşileri oturup kendilerine yeni kurallar, Türkiye Bektaşileri de kendilerine yeni kurallar belirliyorlar. 1925 Tekke ve Zaviye Kanunu’nu neredeyse övülecek duruma getirdiler. 2 Mahmud döneminden daha fazla tahribat yaratan ve Bektaşilere 3 bölerek tarumar eden bir kanun var.

    “TEKKE ZAVİYE KANUNU’NU ÖVEN BİR TAVIR İÇERİSİNDELER!”

    Arnavutluk’taki Baba Mondi’nin Dede-Babalığı’nın Balım Sultan kurallarına, Hacı Bektaş erkannamesine, Bektaşiliğin esaslarına uygun olmadığını söylerken, Türkiye Bektaşilerinin seçmiş olduğu Dede-Babalık makamının da tartışmalı olduğunu ve yeniden oluşturulan kurallarla yollarına devam etmek zorunda kaldıklarını bilmeleri gerekiyor. Kendi eksiğini ve sonradan oluşturduklarını görmeden bütünüyle Arnavutluk Bektaşiliğini yok sayan bir tutuma girmenin doğru olmadığını ifade etmek isterim. 1925 Tekke ve Zaviye Kanunu’nun ikinci büyük değil en büyük felakettir. Bektaşiliğin bu kadar parçalanmasına sebep olmuştur. Ama Türkiye’deki Bektaşilere 1925 Tekke ve Zaviye Kanunu’na bir cümle olumsuz laf etmek yerine tam tersi bunu öven, ‘iyi ki de olmuş’ dedirten bir tavır içerisindeler. Bektaşilik içerisindeki Arnavutluk’un hâkimiyetinin kırılmasına sebep olduğu için belki de bunu hayırlı bir iş olarak görüyorlar. En son Salih Niyazi Baba’nın Dede-Baba olarak Hacı Bektaş dergahındaki pir evinde oturduğu zaman 8 mücerret halife babadan 6’sı Arnavutlardan oluşuyor.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Kenanoğlu: İnançla devleti yan yana getirmemek gerekiyor – VİDEO

    Kenanoğlu: İnançla devleti yan yana getirmemek gerekiyor – VİDEO

    PİRHA – Ali Kenanoğlu, Arnavutluk’ta kurulacağı duyurulan Bektaşi Devleti’ni değerlendirdi. Bektaşiliğin sorununun çözümünün Vatikan benzeri bir Bektaşi devleti kurmak olmadığını da söyleyen Kenanoğlu, “Alevi Bektaşiliğin kendini ifade edebileceği demokratik, özgürlükçü ortamların oluşturulması gerekiyor. İnançların özgürlüğü ve eşitliği bağlamında meseleye bakıyoruz” dedi.

    27. Dönem HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Arnavutluk’ta kurulacağı duyurulan Bektaşi Devleti’ni değerlendirdi.

    BEKTAŞİ DEVLETİ’NİN TARİHSEL KÖKENİ

    Bektaşi Devleti fikrinin ilk defa ortaya atılmış bir fikir olmadığını söyleyen Ali Kenanoğlu, Arnavutluk’ta kurulacağı duyurulan Bektaşi Devletinin tarihsel kökenine dair şunları dile getirdi:
    “Bununla ilgili ilginç bir tarih var. 1826-36 yani ikinci Mahmut döneminde Arnavutluk’taki Bektaşiliğin yaygın bir hale gelmesiyle birlikte 1896’da Naim Fraşiri isimli bir Bektaşi aydını ki kendisi ‘Bektaşiliğin Defteri’ diye bir kitap da yazıyor. Bu şahıs bir Bektaşi devleti kurulması gerektiğini, Bektaşiliğin Arnavutluk’un milli dini olması gerektiğini savunuyor. O dönemlerde devlet olabilmek için dine de ihtiyaç var. 1896’da da Naim Fraşiri de Arnavutluk’ta bir Bektaşi devleti kurulması fikrini ortaya atıyor.”

    “EN ÇOK İTİRAZ TÜRKİYE’DEKİ MİLLİYETÇİLERDEN GELDİ”

    Kenanoğlu, Arnavutluk’un Bektaşiliğin önemli bir merkezi haline gelme sürecini ise şöyle anlattı:
    “Aslında Arnavutluk’taki Bektaşiliğin gelişimi, Bektaşiliğin Arnavutluk’ta bir merkez oluşturması, Arnavutluk’un Bektaşiler açısından önemli bir merkez haline dönüşmesi tümüyle Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin politikalarından kaynaklı oluyor. Bugün Arnavut Başbakanı, Arnavutluk’ta bir Bektaşi devleti kuracaklarını ilan edince buna en çok itiraz Türkiye’deki milliyetçilerden gelmeye başladı. Türk milliyetçiliği üzerine oluşturulmuş Alevi kurumları var. Bunu hemen bir emperyalizmin oyunu olarak ifade ettiler. Şüphesiz bu bir emperyalizm oyunu olabilir biz emperyalizm oyunu değildir demiyoruz. Sonuçta emperyalistler türlü oyunlar içerisindeler. Fakat senin ne yaptığın önemli.

    “EMPERYALİZM OYUNU DİYEREK İŞİN İÇİNDEN ÇIKMAK KOLAY”

    Burada ilk önce 1826 sürecindeki Osmanlı’nın Alevi Bektaşiler üzerindeki uyguladığı yıkım politikaları en önemli faktör birincisi. İkincisi de Dedebabalık makamının buradan Arnavutluk’a taşınmasının müsebbibi, 1925 Tekke ve Zaviyeler Kanunu’nun bizzat kendisidir. Nasıl ki Süryani merkezi 1925 Tekke ve Zaviyeler Kanunu’ndan sonra Dayrulzeferan’dan Mardin’den Şam’a taşınmak zorunda kalmıştır Bektaşiliğin en üst makamı olan Dedebabalık makamının kendisi de Türkiye’yi terk etmek zorunda kalmıştır. Bütün bunları eleştirmeden, görmeden ‘emperyalizmin oyunu’ diyerek işin içinden çıkmak kolaydır. Bu mesele o anlamıyla Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluş kodlarındaki oluşturduğu Alevi Bektaşilere yönelik tutumdan bağımsız değildir.”

    “İNANÇLA DEVLETİ YAN YANA GETİRMEMEK GEREKİYOR”

    Aleviliğin özgün duruşunu, özgün bakışını etkileyecek politikaları desteklemediklerini kaydeden Kenanoğlu, “Devletin güdümüne girmiş Alevilik, devletin güdümüne girmiş Bektaşilik bizim destekleyeceğimiz bir durum değildir. Bektaşiliğin bugün bir devlete değil Bektaşiliğin kendi kurumsal yapısını oluşturabileceği tekkelerini açıkça ve rahatlıkla, baskı altında olmadan, gizlemeden o kurumsal yapılarını işletebilecekleri özgürlükçü bir ortama ihtiyacı var. Arnavutluk açısından da Türkiye açısından da buna ihtiyaçları var” diye konuştu. Bektaşiliğin sorununun çözümünün Vatikan benzeri bir Bektaşi devleti kurmak olmadığını da ifade eden Kenanoğlu, “Alevi Bektaşiliğin kendini ifade edebileceği demokratik, özgürlükçü ortamların oluşturulması gerekiyor. İnançların özgürlüğü ve eşitliği bağlamında meseleye bakıyoruz. Bektaşilerin, Alevilerin bu anlamıyla bir devletten çok bir özgürlükçü alana ihtiyacı var. Çünkü devlet bir otorite demektir. İnançla devleti yan yana getirmemek gerekiyor”dedi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Arnavutluk’ta bulunan Sarı Saltık Dergahında aşure lokmaları paylaşıldı-VİDEO

    Arnavutluk’ta bulunan Sarı Saltık Dergahında aşure lokmaları paylaşıldı-VİDEO

    PİRHA- Arnavutluk’un tarihi kasabalarından biri olan Kruja’da bulunan Sarı Saltık Dergahında aşure lokmaları paylaşıldı. Çok sayıda kişinin katıldığı paylaşımda, Baba Mondi nefesler okudu.

    Sarı Saltık’ın Balkanlar’da bulunan makamlarından birisi de, Arnavutluk’un tarihi kasabalarından biri olan Kruja’da. Halk tarafından ziyaret edilen ve kutsal kabul edilen makam, ziyaretgâh yerleri, insanların inanç ve ritüellerini uyguladıkları alanlardır.

    Arnavutluk’ta bulunan Sarı Saltık Dergahında, Dünya Bektaşi Merkezi’nin organizasyonu ile aşure lokmaları paylaşıldı. Bu yılki aşure lokmasına Kruja belediye başkanın yanı sıra milletvekilleri Gazmend Bardhi, Enkelejd Alibeaj, Demokrat Parti Grup Başkanı ile Halveti, Rufai tarikatların şeyhleri katıldı.

    Aşure merasiminin açılış konuşmasını yapan Baba Mondi, Kerbela vakasını ve Hüseyin’in direnişini anlatarak aşurenin barışlara vesile olmasını dilediğini belirtti. Ardından Shejh Bujar Horosani ve diğer şeyhler Baba Mondi’nin deyiş okumasına eşlik ettiler.

    Törenden sonra halk Baba Mondi’ye niyaz edip, aşurelerden pay aldılar.

    PİRHA/ARNAVUTLUK

  • Arnavutluk’ta Bektaşi türbeleri kundaklandı

    Arnavutluk’ta Bektaşi türbeleri kundaklandı

    PİRHA – Arnavutluk’un Krehes Köyünde bulunan Tirben ve Baba Gjirit Türbelerine kimliği henüz belirlenemeyen kişilerce saldırı düzenlendi. Bektaşiler için kutsal olan türbelerde bulunan sandukalar yakılıp türbeler kundaklanmaya çalışıldı.

    Her yıl binlerce insanı ağırlayan Tirben ve Gjirit Türbeleri kundaklanmak istendi. Derviş Mikeli’nin verdiği bilgilere göre önceki gün gerçekleştirilen saldırıda herhangi can kaybı yaşanmazken saldırganların kimlikleri henüz tespit edilemedi.

    “BÖYLE İNSANLIK BÖYLE MÜSLÜMANLIK OLMAZ”

    Bektaşi türbelerine gerçekleştirilen kundaklama ile ilgili konuşan Derviş Mikeli “Böyle insanlık olmaz, böyle Müslümanlık olmaz. Bizler sevgi ve barıştan yanayız” diyerek Arnavutluk devlet yetkililerini olayın aydınlatılması, faillerin yakalanması ve türbelerin korunması için göreve davet etti.

    PİRHA/ARNAVUTLUK

     

  • ‘Türkiye Arnavutluk’ta bulunan camilere yardım ederken Alevi dergahına yardım etmedi’

    ‘Türkiye Arnavutluk’ta bulunan camilere yardım ederken Alevi dergahına yardım etmedi’

    PİRHA – Alevi kurum temsilcileri Arnavutluk’ta yaşayan Bektaşi önderi Baba Mondi ile görüştü. Görüşmede yaşanan deprem sonrası Türkiye’nin Arnavutluk’ta bulunan cami ve Sünnilere ait binalara yardım ettiği ancak Alevi dergahına yardım edilmediği belirtildi. 

    Alevi kurum temsilcileri bugün Arnavutluk’ta yaşayan Bektaşi önderi Baba Mondi ile bir görüşme gerçekleştirdi. Yapılan görüşmede Arnavutluk’ta yaşanan depremde dergahların zarar görüldüğü ifade edildi.

    Baba Mondi, Türkiye’nin TİKA üzerinden orada bulunan camilere ve Sünnilere ait binalara yardım edildiğini ancak Alevi Bektaşi Dergahlarına yardım edilmediğini söyledi.

    YARDIM KAMPANYASI BAŞLATILACAK

    Konuyu ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yapan Alevi Dernekler Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, yapılan ayrımcılığı kınayarak yardım kampanyası başlatacaklarını duyurdu.

    Öte yandan Bağcılar Cemevi Başkanı Zeynel Abidin Koç da yapılan ayrımcılığa tepki göstererek, Alevilerin ibadethanesinin cemevleri olduğunu söyledi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Arnavutluk’ta ölü sayısı 27’ye yükseldi, ulusal yas ilan edildi

    Arnavutluk’ta ölü sayısı 27’ye yükseldi, ulusal yas ilan edildi

    Arnavutluk’ta meydana gelen depremde hayatını kaybedenlerin sayısı 27’ye yükselirken, ülke genelinde yas ve olağanüstü hal ilan edildi. 

    Arnavutluk’ta dün merkez üssü Dıraç kentine bağlı Şayak’ın kuzeybatısı olan 6.4 büyüklüğünde meydana gelen depremde hayatını kaybedenlerin sayısı yükseliyor.

    Arama kurtarma çalışmaları sürerken, Reuters haber ajansının aktardığına göre enkaz altında kalan beş kişinin daha cansız bedenine ulaşıldı ve hayatını kaybedenlerin sayısı 27’ye yükseldi.

    Savunma Bakanlığı, arama kurtarma ekiplerinin enkaz altından 46 kişiyi kurtarmayı başardığını açıkladı. Depremde 650 civarında kişinin de yaralandığı bildirilirken, çalışmalar  sürüyor.

    YAS VE OLAĞANÜSTÜ HAL İLAN EDİLDİ

    Arnavutluk Başbakanı Edi Rama ise bugün ülke genelinde yas ilan etti. Rama ayrıca, bakanlar kurulunda alınan kararla depremin en fazla zarara yol açtığı başkent Tiran ve Dıraç kentlerinde olağanüstü hal ilan edildiğini açıkladı.

    Ülkenin en büyük ikinci kenti olan Dıraç’ta meydana gelen depremin ardından 250 civarında artçı sarsıntı kaydedilirken, bunlardan ikisinin 5.0 büyüklüğünde olduğu açıklanmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Yazar Ayhan Aydın’ın ‘Dostlar Bağında Gönül Seyyahı’ adlı kitabı çıktı-VİDEO

    Yazar Ayhan Aydın’ın ‘Dostlar Bağında Gönül Seyyahı’ adlı kitabı çıktı-VİDEO

    PİRHA- Alevi Yazar Ayhan Aydın, dedelerle, ozanlarla, Alevi Bektaşi kurum ve kuruluşlarıyla ilgili olan bilgilerini, gözlemlerini özet halinde ‘Dostlar Bağında Gönül Seyyahı’ adlı kitabında topladı. Aydın, “Bulgaristan’da, Yunanistan’da, Makedonya’da, Arnavutluk’ta ve Kosova’da yaşayan Alevi Bektaşi inanç sistemi, öğretisi, türbeleri, dergahları, köyleri bu kitapta yer alıyor” dedi. 

    Alevi Yazar Ayhan Aydın, dedelerle, ozanlarla, Alevi Bektaşi kurum ve kuruluşlarıyla ilgili olan bilgilerini, gözlemlerini aktardığı  ‘Dostlar Bağında Gönül Seyyahı’ adlı yeni kitabına ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    Kitabına ‘Dostlar Bağında Gönül Seyyahı’ adını bilinçli koyduğunu belirten Aydın, “Dostluk, sohbet ve muhabbet çok güzel.  Muhabbet insana kapılar açıyor, yaralar sağaltıyor, insanı alıyor başka dünyalara götürüyor” diye konuştu.

    Aydın, “Bu kitabım benim denemelerimden oluşuyor. Alevilik Bektaşilikle ilgili iki bine yakın söyleşi yaptım. Bu söyleşilerin bir kısmı kitaplaştı, internet ortamında yayıldı, televizyonlarda, radyolarda bunları halka taşıdık. Ben de bu camianın içerisinde bunca yıl geçiren bir insan olarak tabi ki kimi gözlemlere sahip oldum ve bunları bir araya getireyim dedim. Bir kısmı daha önce bazı sunumlarda, dergilerde çıkmış yazılardan oluşuyor. Dedelerle, ozanlarla, Alevi Bektaşi kurum ve kuruluşlarıyla ilgili olan bilgilerimiz, gözlemlerimiz özet halinde burada aktardım” dedi.

    “GEÇMİŞİ GELECEĞE BAĞLAYACAK ALTIN ZİNCİRİN HALKASI GENÇLER”

    Gençlerle hasbihal eyledim, dertleştim ve dertlerimi onlara anlattım” diyen Aydın şöyle devam etti:

    “Bazen insan kör, sağır duvarlarla, engellerle ve dağlarla karşılaşıyor. Sizi en çok gençler anlar. Ve gençler bu geleneği yaşatacaklar, gençler bu yolu tutacaklar. Dolayısıyla gençlik o kadar önemli ki, yeryüzünün en önemli şeyi. Çünkü genç alacak hafızasına ruhuna ve kendi aklına yatanları daha çok içselleştirecek ve onları kendine dahil edecek. Bir bütün halinde topluma baktığınız zaman her şey aynı, değişen bir şey yok. Dolayısıyla geçmişi geleceğe bağlayacak zincirin altın halkası gençler. Biz onlara ne kadar çok şey verirsek, derdimizi anlatırsak o kadar kârdayız. Bizim kârımız da budur. Geleneğin bilgisini, gözlemlerimizi, sorunları serbestçe rahat bir şekilde okura taşıyacağız ve özellikle gençlerin anladığı dilden okura taşıyacağız. Onlar oradan ne alırsa hiç önemli değil. Yüzde birini bile almış olsa gerçekten onlar kendi düşünceleriyle bunu harmanlayacaklar, yoğuracaklar ve yollara devam edecekler.”

    “ALEVİ BEKTAŞİ İNANÇ SİSTEMİ BU KİTAPTA YER ALIYOR”

    Bu kitaptaki en önemli yazıların Balkanlarla ilgili yaptığı çalışmaların olduğunu belirten Aydın, “Yaklaşık 20-25 yıldır Balkanlara büyük bir ilgim var defalarca oraya gidip geldim. Bütün bu gezi notlarını bir başka bağımsız kitapta toplayacağım daha detaylı bir şekilde. Fakat bu kitapta en azından herkesin okuyabileceği şekilde aşırı detaylara girmedim ancak baktım yine 40 sayfayı bulmuş. Bulgaristan’da, Yunanistan’da, Makedonya’da, Arnavutluk’ta ve Kosova’da yaşayan Alevi Bektaşi inanç sistemi, öğretisi, türbeleri, dergahları, köyleri bu kitapta yer alıyor” diye konuştu.

    “OZAN YÜREĞİNE SAHİP VE OZANLARI SEVEN BİRİYİM”

    “Kitapta Kayaözlükten ozanları anlattığını ozan yüreğine sahip ve ozanları seven bir insan olduğunu” söyleyen Aydın, konuşmasına yeni kitabında da yer alan Kayaözlük Keskinli Aşık Haydari’ye ait şiirin şu dizeleri ile son verdi:

    “Ben ozanım Anadolum.
    Tasavvufta Yunus’uz biz, ben ozanım Anadolum.
    İsyanlarda Pir Sultanız, ben ozanım Anadolum.
    Taassubu yenebilen, türkü türkü Karacaoğlan, Köroğlu’nun sazını alan ben ozanım Anadolum.
    Torosların sert yaylası, Dadaloğlu’nun dili, Nazım ustanın teli ben ozanım Anadolum.
    Hem savaşta hem barışta, insanlık için yarışta, Mahsuni’yim ben Maraş’ta ben ozanım Anadolu’m. Nesimi’yim, Akarsu’yum.
    Yakıldıkça artar soyum, hem Gültekin hem Veysel’im, ben ozanım Anadolum.
    Yüz senede akmaz kanım, Hakk bendedir ben insanım, Daimi’yim çırakmanım ben Anadoluyum, ben ozanım.

    PİRHA/İSTANBUL