Etiket: asi-der

  • Asi-Der: Bölgemizde insan öldürmek sadece istatistik olarak görülmeye devam ediliyor!

    Asi-Der: Bölgemizde insan öldürmek sadece istatistik olarak görülmeye devam ediliyor!

    PİRHA- Antakya Samandağ İskenderun İlçeleri Kültür Yardımlaşma Dayanışma ve Çevre Gönüllüleri Derneği (Asi-Der) yönetim kurulu yaptığı yazılı açıklamayla, 10 Aralık İnsan Hakları Günü dolayısıyla yazılı basın açıklaması yaptı.

    Asi-Der Yönetim Kurulu yapmış olduğu açıklamada, “Büyük insanlığın küresel çapta demokratik, özgür, adil, eşit, ekolojik bir uygarlık kurma” temennisini dile getirdi.

    “SURİYE’DEKİ VEKALET SAVAŞINDA YÜZBİNLERCE İNSAN KATLEDİLDİ”

    Yaptığı açıklamada Suriye’deki duruma dikkat çeken Asi-Der, “Resmî olarak 23 Haziran 2011’de Suriye’de başlatılan vekâlet savaşında yüzbinlerce insan katledildi. Milyonlarca insan ülke içinde ve dışına göç etmek zorunda kaldı.

    Suriye’nin tüm bileşenlerine dönük yapılan bu operasyonda; Araplar, Kürtler, Türkmenler, Süryaniler, Ermeniler, Aramiler, Maruniler, Çerkezler, Çeçenler, Adigeler, Abhazlar, Ezidiler katledildi” denildi.

    Suriye’de gerçekleştirilen Alevi katliamlarına ilişkin ise, “Alevi öldürme motivasyonu ile onbinlerce terörist, sapık, ruh hastası Suriye’ye getirilerek katliamlar “ cihad” adıyla meşrulaştırılmak istendi.

    Açıklamada, 08 Aralık 2025 sonrası Aleviler üzerinde 19 katliamın gerçekleştiğini,  “ Yüksek Gerilimli Tehdit, Düşük Yoğunluklu Katliam” konsepti ile önce tehcir, korkutma, mala çökme; ardından soykırım uygulandığı” belirtildi.

    “SURİYE’DEKİ İNSANLIK SUÇLARI DURDURULMALIDIR”

    Suriye’de insanlık suçlarının durdurulması ve insanca yaşamın inşası için on iki maddeyle çağrıda bulunan Asi-Der;

    1) İnsanlığa karşı işlenen suçlar ve savaş suçlarının Uluslararası Ceza Mahkemesine sevk edilmesi için, gerekli inceleme, raporlama, soruşturmanın yürütülmesi; Suriyeli ve uluslararası yargıçlar gözetiminde, Suriye için özel bir mahkemenin kurulması. Geçiş döneminde adaletin sağlanması.

    2) BM kararlarından 2254 nolu kararın uygulanması.

    3) Suriye’nin geleceğinde demokratik ve adil bir yönetim için ortak bir vizyonun geliştirilmesi

    4) Demokratik, çoğulcu, güçler ayrılığı, halk egemenliği, sosyal adalet, toplumsal kimliklerin tanınması, evrensel ve eşit yurttaşlık

    5) Etnik ve inançsal hakların güvence altına alınması

    6) Alevi Soykırımını durdurmak için, derhal uluslararası barış gücü ile koruma

    7) Soykırım suçlarının yerinde tespiti, suçluların bulunması ve suçluların hesap vermesi için bağımsız bir uluslararası heyetin görevlendirilmesi

    8) TBMM’de bulunan siyasi partilerden bir komisyon oluşturularak, Hama, Humus, Lazkiye, Tartus hattında ağırlıklı olarak inceleme ve raporlamanın yapılarak; ülkemiz iktidarı üzerinden HTŞ’ye baskı kurmak için arz talep ederiz.

    9) Uluslararası insanı yardım için koridor açılması, insani kurumların aktif olması, bu yardımların hak sahiplerine ulaşması için uluslararası destek ve koordinasyonun sağlanması

    10) Suriye’deki farklı etnik ve inançsal gurupların taleplerinin dengelenmesi ve uluslararası toplum desteği ile Avrupa Yerel Yönetim Şartnamesinin uygulanması, ekonomik, sağlık, eğitim, istihdam ve toplumsal adaletin sağlanması

    11) Anadili eğitiminin tüm guruplar için uygulanması

    12) Ülkede demokratik, adil ve eşitlikçi bir sistem kurularak, yeni anayasa ile bu sürecin tamamlanması için acil çağrıda bulunuldu.

    “ALEVİLER SUSARSA ORTADOĞU DÜŞÜNMEYİ UNUTUR”

    Dünyadaki örgütlenmiş kötülük organizasyonuna karşı ancak iyiliği örgütleyerek sonuç elde edilebileceğine dikkat çekilen açıklamada, son olarak şunlar belirtildi,

    “Bizleri farklılaştıran özellikleri değil, birbirimize bizleri yakınlaştıran özellikleri öne çıkararak“ iyilik iyidir” ilkesiyle yeni dünyayı örmek gerekmektedir. Bunun için, dini, mezhebi, inancı, etnik kökeni ne olursa olsun insanlık üretmek, medeniyet üretmek, akıl ve bilimle hareket edecek, dünya ve bölge için demokrasi, insan hakları, insanca yaşam ve adalet kaygısı olan “ iyi insanların” birlikte hareket etmesi, mücadeleyi stratejik hale getirmeleri ve büyütmeleri insanlık için zorunludur. Ve büyük insanlık bilsin ki ‘Aleviler susarsa, Ortadoğu düşünmeyi unutur’ anlayışı ile, ‘ Alevilerin sahip oldukları inanç ve kültürel yapısının, insanlık birikimin ve insanlık üretiminin tüm değerlerini damıtarak kendi merkezlerine” aldıklarını ifade ederek Alevilerin bu coğrafya için ne kadar önemli bir topluluk olduğuna dikkat çekildi.

    PİRHA/HATAY

     

     

     

  • Asi-Der: Adalet, demokrasi ve yaşam hakkı için Alevilere destek verin!

    Asi-Der: Adalet, demokrasi ve yaşam hakkı için Alevilere destek verin!

    PİRHA- Asi-Der Suriye’de son aylarda Alevilere dönük katliama ve saldırılara tepki göstererek, “Suriye’de sistematik olarak katliam, tehcir, demografik değişim ve soykırım devam ediyor” dedi.

    Suriye’nin çeşitli kentlerinde Alevi yurttaşlara yönelik son günlerde artan saldırılara tepkiler büyüyor. Ülke genelinde geniş çaplı protestolar yapılırken, Türkiye ve Avrupa’daki Alevi kurumları ve toplumu uluslararası kuruluşlara saldırıların sona erdirilmesi için Suriye hükümetine baskı yapmaya çağırdı.

    Asi-Der de, yaptığı açıklamada, 23-24 Kasımda  HTŞ- Genel Güvenlik güçleri koordinasyonu ile, Beni -Khalid aşiretine bağlı silahlı güçlerin Humus kentinde: El Zehra, El Firdous, Hey El Muhacirin ve Hey El Ermen’de açık saldırı, araç yakma, öldürme, ev boşaltma, araçla insan ezme şeklinde yüksek gerilimli tehdit ve düşük yoğunluklu katliam gerçekleştiğini dile getirdi.

    “KATLİAMI DURDURUN”

    Kaosun ve açık tehdidin sürdürüldüğü mahallelerden sağlıklı haber alınamadığının belirtildiği açıklamanın devamında şunlar ifade edildi:

    “Humus’un paylaşımı konusunda henüz anlaşaman uluslararası güçler ve tahakkümü artırmak isteyen paravan güç HTŞ, kendi silahlı gurupları yanısıra Bedevi aşiretleri de harekete geçirerek katliam gerçekleştiriyor. Suriye ve diasporadaki Alevi İslam Yüksek Konseyi ve Meclisi adına Başkan Şeyh Gazel Gazel: “Her toplumun kendi bölgesinde protesto yapmasını, Suriyede süren katliamlara ve uygulamlara karşı duyarlılık çalışmalarının yürütülmesi, tutukluların cezaevlerinden serbest bırakılması, etnik temizlik, katliam, kaçırma, köleleştirme, gasp, kundaklama, mala çökme, tecavüzlere son verilmesi, siyasi adem-i  merkeziyeçiliğin gerçekleşmesi; tanınma adaletinin tazahhürü ve güvenliğin sağlanması için herkesin alanlara inmesi” çağrısında bulunarak, her etnik ve dini gurubun adalet, demokrasi ve yaşam hakkı için Alevilere destek vermesini istedi.

    BM İnsan Hakları Yüksek Konseyi, İnsan Hakları merkezli örgütlerin bir an önce sorumluluk almasını, İnsan Hakları İhlallerini Belgeleme Enstütüsünün ( DHRV- ARMIL) bölgeye heyet göndererek belgeleme yapması gerekmektedir.

    Bölgede barışın ve adaletin gerçekleşmesi, toplumların sürdürülebilirliliğin sağlaması, yaşam hakkının güvenceye alınması, tanınma adaletinin sağlanması ve terörün durması için çağrımızdır: Herkes  bulunduğu alanda uygun yöntem ve araçlarla sürece duyarlılık göstermelidir.”

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Arap Alevileri, Garip Dede Dergahı’nda Hrisi etkinliğinde buluştu-VİDEO

    Arap Alevileri, Garip Dede Dergahı’nda Hrisi etkinliğinde buluştu-VİDEO

    PİRHA – İstanbul’da yaşayan Antakyalılar, Geleneksel Hasne (Hrisi) etkinliğinde bir araya geldi.

    Antakya, Samandağ, İskenderun İlçeleri Kültür Yardımlaşma Dayanışma ve Çevre Gönüllüleri Derneği (ASİ-DER), Garip Dede Dergahı’nda bahar şenliği düzenledi.

    2003 yılından bu yana İstanbul’da yapılan etkinlik, bu yıl ilk kez Garip Dede Dergahı’nda organize edildi.

    “SURİYE’DE ALEVİ SOYKIRIMI VAR”

    Antakyalıların yoğun ilgi gösterdiği festivalin açılış konuşmasını yapan ASİ-DER Başkanı Tevfik Usluoğlu, Hrisi’nin yedi bin yıllık gelenek olduğunu vurguladı. Usluoğlu, bir arada olmanın önemine değinerek şu konuşmayı yaptı:

    “Bugün Suriye’de Alevi soykırımı var. Onun için vicdanı olan herkesin, duyarlı olması ve sürece itiraz etmesi gerekiyor. Alevi meselesi sadece Suriye’den ibaret değildir. Alevi meselesi demokrasi sorunudur. Ülkemizde yaşama hakkının garanti altına alınması ve geleceğe uzanması için tüm duyarlı insanların, insan hakları örgütlerinin devreye girmesi kaçınılmazdır. Suriye’de kadınlar kaçırılıyor, tecavüz ediliyor, çocuklar öldürülüyor. Onun için hepimiz, insan olarak bu sürece itiraz etmeliyiz.

    Bugün birlikte üretmeye, birlikte söz kurmaya adayız, onun için bir arada olmalıyız. Bu dönemde su bile çürüdü ama biz çürümeyeceğiz. Geleceğe onurumuzla, kimliğimizle, kadim Antakya’nın ruhuyla ulaşacağız.”

    “BU ÜLKEDE SEVGİNİN EGEMEN OLMASI LAZIM”

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat da program dahilinde kısa bir konuşma yaptı. Fırat, “Bu coğrafyada çok acılar çekildi ve şu an dahi yine katliamlara maruz kalıyoruz. Özellikle HTŞ’liler tarafından yapılan katliamlara dikkat çekmek istiyorum.

    Alevi örgütlerimizle birlikte kısa süre içerisinde orada, Suriye’de olmayı planlıyoruz. Türkiye’de şu an bir barış süreci yürüyor. Kimileri ‘çözüm süreci, müzakere süreci’ de diyor. Artık bu ülkede sevginin egemen olması lazım. İnsanların bu topraklarda artık kimliklerini özgür bir şekilde yaşayabileceği koşulların yaratılması lazım. Hep beraber el ele verebilirsek, birbirimizin Hızır’ı olursak her şeyin üstesinden gelebiliriz. Hızır lokmalarınızı kabul eylesin, dertlere şifa olsun” ifadelerini kullandı.

    Antakyalı sanatçı Hilmi Yarayıcı da katılımcıları selamlayarak kısa bir konuşma yaptı. Yarayıcı, “Bu kültür kadim bir kültür. Dolayısıyla bu kültürü yaşatmak gerçekten önemli. Benim müziğim ve mücadelemin altyapısını hazırlayan sizlersiniz. Bu yüzden Antakya’da yaşadığım, çocukluğumdan bu yana o değerleri sahiplenmenin gururunu yaşadım. Bugün de hepinize bu yarattığınız değerler için çok teşekkür ediyorum” diye belirtti.

    Yapılan konuşmalar ardından, hazırlığı yaklaşık bir gün süren ‘Hrisi’ isimli geleneksel yemeğin dağıtımı yapıldı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • Depremzede esnafla dayanışmak için ‘Antakya Lezzet Festivali’ne çağrı!-VİDEO

    Depremzede esnafla dayanışmak için ‘Antakya Lezzet Festivali’ne çağrı!-VİDEO

    PİRHA – 6 Şubat depreminde büyük zarar gören Hatay esnafı, Antakya lezzet Festivali kapsamında İstanbul’a geldi. Kadın kooperatiflerinin de yer aldığı festivalde, Antakya’ya özgü birçok ürünün satışı yapılmakta.

    Medeniyetler ve Unesco Gastronomi şehri Antakya’nın mutfağı ‘Lezzet Festivali’ kapsamında Maltepe İlçesinde açıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Maltepe Belediyesi’nin de destek sunduğu festivale, Antakya Samandağ İskenderun İlçeleri Kültür Yardımlaşma Dayanışma ve Çevre Gönüllüleri Derneği (Asi-Der) öncülük yapıyor.

    Maltepe Adalet Meydanında 25 Nisan’da açılan festival, 11 Mayıs’a kadar devam edecek. Festivalin organizatörlerinden Adnan Dolapçıoğlu ile birbirinden eşsiz lezzetlerin sunulduğu etkinliğe dair detayları dinledik.

    DEPREMDE ZARAR GÖREN ANTAKYA ESNAFINA DESTEK!

    Adnan Dolapçıoğlu, festivalde özellikle kadın kooperatiflerinin desteklendiğini belirtti. 6 Şubat depremleri nedeniyle bölge esnafının büyük zarar gördüğünü de vurgulayan Dolapçıoğlu, festivale dair şu açıklamayı yaptı:

    “Bu festivalde kadim Antakya’nın gastronomi zenginliğini tüm İstanbullularla ve İstanbul’da yaşayan Hataylılarla buluşturma amacını güdüyoruz. Depremden etkilenen Antakya esnafına ve ayrıca Antakya’da üretim yapan kadın kooperatiflerine destek olmak amacıyla böyle bir etkinlik yapıyoruz. Antakya’daki kadın üretici kooperatifleri, kendi el emekleri ile ürettikleri ürünleri burada sergiliyor. Antakya’nın uzun çarşısından esnaflar da burada yöresel ürünlerini tanıtıyor.

    Büyük bir deprem yaşayan şehrimizi tekrar ayağa kaldırmak anlamında ve UNESCO ödüllü gastronomi zenginliklerini ayakta tutup canlandırabilmek ve bu gastronomi zenginliklerini insanlara unutturmamak adına böyle etkinlikler yapıyoruz. Burada olan esnafın neredeyse tümü Antakya’dan geldi diyebiliriz.”

    GASTRONOMİ MAHALLESİNE DAVET!

    Dolapçıoğlu, gastronomi festivalinde sergilenen ürünlere dair de şu bilgileri verdi:

    “Antakya’nın coğrafi etiketli ürünü olan künefenin yanı sıra Antakya’nın kağıt kebabı, tepsi kebabı, katıklı – biberli ekmek, oruk gibi gastronomi zenginliklerini İstanbullularla buluşturuyoruz.

    Antakya’da üretilen domates ve biber salçalarımız var. Ayrıca sadece Hatay’da yetişen ‘Halhalı’ dediğimiz bir zeytin türü var ki başka hiçbir bölgede yoktur, onu da burada bulabilirsiniz. Tamamen Antakya’ya özgü peynir çeşitlerimiz var. Ayrıca baharat çeşitlerimizi de burada bulabilirsiniz. Tüm İstanbulluları, İstanbul’da yaşayan hemşerilerimizi bu gastronomi mahallesine, bu eşsiz UNESCO ödüllü lezzetleri tatmaya davet ediyoruz.”

    KADINLARIN ELİNDEN ANTAKYA LEZZETLERİ!

    Üreten Eller Kadın Üretim ve İşletme Kooperatifi üyesi Sibel Gün de festival için Antakya’dan İstanbul’a gelen esnaflar arasında yer aldı. Sibel Gün, festivale olan ilginin yüksek olduğunu belirterek şunları söyledi:

    “Normalde 5 kadın Kooperatifi buraya gelecekti ancak İstanbul’da deprem olunca bizler de deprem yaşamış insanlar olarak arkadaşlarımızın hepsi gelemedi. Ancak bütün üretici kadınlarımızın malzemeleri burada, hepsi tarladan sofranıza, ürünlerimizin tanıtımını yapmaya geldik. Coğrafi işaretli ürünlerimiz var burada. Örneğin Samandağ ilçemizin acı biberinden reçeli dahi yapılmış. Baharatlar, zeytinler, turşular, defne sabunumuz ve aromatik bitki yağlarımız da mevcut.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • Tevfik Usluoğlu: Suriye’deki Alevi katliamlarına müdahil olunması insani zorunluluktur!-VİDEO

    Tevfik Usluoğlu: Suriye’deki Alevi katliamlarına müdahil olunması insani zorunluluktur!-VİDEO

    PİRHA – Asi-Der Başkanı Tevfik Usluoğlu, Suriye’deki katliama dair yapılması gerekenleri sıraladı. “Birinci talep, Alevi kurumlarının, soykırımın durdurulması için uluslararası barış gücünü Suriye’ye gönderilmesi konusunda harekete geçirmeleri gerekiyor” diyen Usluoğlu “Önce yaşam hakkının garantiye alınması gerekiyor” vurgusunu da yaptı.

    Suriye’de HTŞ ve Türkiye’nin desteklediği SMO tarafından Alevilere yönelik katliamlar sürüyor. Binlerce sivilin katledildiği soykırım girişiminde Alevilere ait köyler boşaltıldı, şehirlerde ise ev ve iş yerleri yağmalandı.

    Son süreçte kadınların kaçırılıp köle pazarlarında satıldığı Suriye’ye dair yaşananları Antakya, Samandağ ve İskenderun İlçeleri Kültür, Yardımlaşma, Dayanışma ve Çevre Gönüllüleri Derneği (Asi-Der) Başkanı Tevfik Usluoğlu ile konuştuk.

    “Ruanda’dakinden dahi daha büyük bir soykırım mevcut” sözleriyle konuşmasına başlayan Usluoğlu, Suriye için acil yapılması gerekenleri anlattı. Tevfik Usluoğlu, son 3 hafta içerisinde sadece Hama şehrinde 20 köyün boşaltıldığına işaret ederek “Bahsettiğim bu köylere Suriye’nin farklı yerlerinden getirilen cihadist teröristler yerleştiriliyor ve demografik değişim sistematik olarak yapılıyor. Şunu ifade etmekte fayda var, sistematik bir şekilde bir Alevi soykırımı var” dedi.

    “TALEBİMİZ, DEMOKRATİK VE UYGAR BİR SURİYE”

    Asi-Der Başkanı Tevfik Usluoğlu, Suriye’deki katliamlarla ilgili en son Şeyh Gazel Gazel’in açıklamasının önemine vurgu yaparak şöyle devam etti:

    “Manda döneminde Alevi devleti kurulduğunda Alevilere Lazkiye Müftülüğü verilmişti ve şu an Gazel Gazel, bir Alevi şeyhi olarak Lazkiye müftüsü olarak görev yapmaktadır. Şeyh Gazel Gazel, açıklama yaptığında kendiliğinden bir açıklama yapmaz, en azından 135 Alevi din insanının onayını alır ve bunun dışında avukatların, mühendislerin, doktorların, bilirkişilerin, kanaat önderlerinin onayını alarak bu açıklamayı yapar.

    Şeyh Salih Mansur ise HTŞ militanları Ceble, Lazkiye hattına girdiklerinde, onlarla oturup yaptıklarıyla ilgili ‘Özellikle ‘domuz Aleviler’ demenizi kabul etmiyoruz. Bizler bu ülkenin asli unsuruyuz ve azınlık değiliz’ açıklamasını yapar. Şeyh Gazel Gazel açıklama yaptığında da Şeyh Salih Mansur, Şeyh Süleyman El-Ahmet, Şeyh Salih El-El Âli’nin torunları ve Avukat İsa İbrahim gibi birçok isim yanında yer aldı. Bu isimler özelikle Aleviler açısından temsiliyet probleminin aşılması ve muhatap alınacak liderliğin ortaya çıkması açısından anlamlıdır. Dolayısıyla Aslında Aleviler açısından bir liderliğin olduğu ve bu öncülüğün Şeyh Gazel Gazel’in ismi ile bütünleştiğini ifade etmekte bahis görmüyorum.

    Şeyh Gazel Gazel açıklamasında üç unsuru öne çıkardı:

    1- Alevi soykırımını durdurmak için derhal uluslararası barış gücü ile koruma.

    2- Soykırım suçlarının yerinde tespiti ve suçluların hesap vermesi için bağımsız bir uluslararası heyetin görevlendirilmesi.

    3- Uluslararası insani yardım için insani kurumların aktif olması ve bu yardımların hak sahiplerine ulaşması için uluslararası destek ve yardımlar için koridor açılması.

    Ancak Alevi katliamları devam ederse, camilerden cihat çağrıları yapılarak Alevilerle ilgili, insanlık suçları sürdürülürse Alevilerin özerk ya da ayrılma hakkının baki olduğu da ifade edildi. Dolayısıyla bunları önümüze koyduğumuzda karar elbette ki Suriyelilerindir. Ama bizim cenahımızdan yorum yapmamız gerekirse öncelikli talebimiz tüm bölge ve insanlık adına adil, eşit, demokratik, özgür, ekolojik, cinsiyeti olmayan küresel çapta bir uygarlık, ülke ve bölge konseptinin öne çıkması idealimizdir. Demokratik Suriye içerisinde var olan tüm halkların eşit ve adil yaşaması ve öncelikli olarak ‘yaşam hakkının’ öne çıkması en zorunlu ve hayati talep olması gerektiği konusunda söylemimizi bir daha yenileyebiliriz. Çünkü Suriye’deki şu an en temel olan ‘yaşam hakkı’ problemidir. İnsanlar şu an katlediliyor ve işlerinden çıkardıkları için aç durumdalar. Sadece insanların evleri değil hayatları yağmalanıyor. Evler boşaltılıyor. İnsanlar katliamdan kaçmak için ağaçlık alanlara sığıyor. Ormanlar yakılarak insanlar katledilmeye çalışılıyor.

    “HERKESİN BİR AN ÖNCE KATLİAMA MÜDAHİL OLMASI GEREKİR”

    Suriye’deki katliama karşı tüm dünya kamuoyunun ses çıkarması gerektiğini söyleyen Tevfik Usluoğlu, değerlendirmesine şu cümlelerle devam etti:

    “Uluslararası kamuoyundaki yetkililerin, ülkemizdeki ilerici güçlerin, demokratların, vicdanı olan herkesin bir an önce müdahil olması insani bir zorunluluktur. ‘Bugün Suriye’de bir Alevi soykırımı var ama yarın ne olacak?’ diye bir soru sorduğumuzda mesela Şam Süryani Katolik Başpiskoposu Yohanna Cihad Battah, bu konuda bir açıklama yaptı. Alevilere karşı işlenen insanlık suçunun ‘Allah-u Ekber’ gibi dini sloganlar altında gerçekleştiğini vurguluyor. Suriye’de bir soykırım var ve Süryanilerin hatta tüm Hıristiyanların da ciddi risk altında olduklarını ifade etti. Katliam ve soykırım riskinin yüksek olma kaygısı açıklaması tarihsel gerçeklere bağlamakta ve bu coğrafyada ötekileştirilen halkların onlarca defa soykırımdan geçtiklerini ifade edebiliriz.”

    SURİYE’NİN DEMOGRAFİK DEĞİŞİMİ!

    Suriye’de sadece Alevilerin katledilmediğini de vurgu yapan Tevfik Usluoğlu “Suriye savaşı başladığından bugüne kadar Araplar, Türkmenler, Kürtler, Süryaniler Ermeniler, Aramiler de katledildi ve bu katliamlar sistematik bir şekilde sürdürülmektedir. Bunun temel nedeni ise bölgedeki zenginliklerin yağmalanmasıdır. Suriye halklarının bugüne kadar elde ettiği kazanımların yok edilmesidir aslında. Net konuşmak gerekirse, sahildeki hastaneler, fabrikalar, her şey sökülerek bu süreçte İdlip’e taşındı. Örneğin İsrail eliyle vatandaşlık ve nüfus müdürlüğü, tapu genel müdürlüğü, göç idaresi ve pasaport idaresi yok edildi. Aslında Suriye’de bir demografik değişimin sistematik olarak hesaplandığını söyleyebilirim” dedi.

    DEMOGRAFİK DEĞİŞİM ÇABASI!

    Tevfik Usluoğlu, Suriye savaşı başladığından bugüne kadar Alevilerle birlikte Araplar, Türkmenler, Kürtler, Süryaniler, Ermeniler ve Aramilerin de katledildiğini söyledi. Usluoğlu, katliamlar sistematik bir şekilde sürdürüldüğünü belirterek şunları kaydetti:

    “Katliamların temel nedeni ise bölgedeki zenginliklerin yağmalanmasıdır. Suriye halklarının bugüne kadar elde ettiği kazanımların yok edilmesidir aslında. Net konuşmak gerekirse sahildeki hastaneler, fabrikalar, her şey sökülerek bu süreçte İdlip’e taşındı. Örneğin İsrail eliyle vatandaşlık ve nüfus müdürlüğü, tapu genel müdürlüğü, göç idaresi ve pasaport idaresi yok edildi. Aslında Suriye’de bir demografik değişimin sistematik olarak hesaplandığını söyleyebilirim.

    Bilinçli bir şekilde Esatfobi geliştiriliyor. Bu durum bilinçli bir şekilde Alevi fobinin geliştirilmesine dönük kullanılan bir söylemdir. Nitekim Alevilere dönük soykırım, ‘Esad artığı güçlere dönük operasyon’ ifadesi ile gerçekleştiriliyor.”

    “ULUSLARARASI KAMUOYU MÜDAHİL OLSUN”

    Tevfik Usluoğlu, Alevilere dönük katliamın başka halklara da evrilebileceği uyarısını yaparak şöyle devam etti:

    “Derhal uluslararası kamuoyunun müdahil olması, Alevi kurumlarının, demokratik kitle örgütlerinin ve dünyadaki tüm kamuoyunun sürece müdahil olması ve Alevilerin bu soykırımdan bir an önce kurtulması gerekiyor. Çünkü Aleviler üzerinde bu soykırım sürdürüldüğü takdirde emin olun başka halklar da katledilecektir. Çünkü Suriye’deki savaş başladığında bu yapıldı, bundan sonra da yapılma ihtimali var. Bu durum sadece Suriye’ye değil Irak, İran, Türkiye’ye de sıçrayabilir. Komşu da yanan ateş burayı da yakar.”

    “KAMUOYU DESTEĞİ ÇOK ZAYIF”

    Tevfik Usluoğlu, katliamlara karşı Alevi hareketinin yapması gerekenlere de değindi. Öncelikli olarak uluslararası barış gücünün Suriye’ye gönderilmesi gerektiğini söyleyen Usluoğlu şu cümlelere yer verdi:

    “Bugün Avrupa ülkeleri özellikle bu göç politikalarının yanlışlarından kurtulmak için Suriye’nin başına getirilen HTŞ ile anlaşma halindeler. Ancak şunu çok iyi biliyoruz ki radikal İslamcı bir yönetimin ne Suriye’de ne de bölgede demokratikleşme ve halkların geleceğini güvenceye alma ihtimalinin olmayacağını net olarak ifade edebiliriz. Onun için Alevi kurumlarının ya da demokratik kurumların, uluslararası kamuoyu üzerinden baskı kurması ve bu baskılarla soykırımının durdurulması için uluslararası barış gücünü Suriye’ye gönderilmesi konusunda harekete geçirmeleri gerekiyor. Birinci talep bu olmalı. Çünkü önce yaşam hakkının garantiye alınması gerekiyor. Bu durum şu ana kadar başarılamadı. Çünkü şu an çok zayıf bir kamuoyu desteği söz konusu. Gerek Alevi kurumları gerek dünya kamuoyu bu meseleye gerekli duyarlılığı ve desteği vermedi. Bu durum Türkiye’de de geçerli. Sosyal medyada, televizyonlarda, eylemlerde yani her alanda Suriye’de bir Alevi soykırımının olduğunu ifade edip devletler üzerinde baskı kurmamız gerekiyor. Şu an Suriye’de 171 bini Suriye dışından gelen yabancı cihadis terörist var. Son dönemde 25-30 bin teröristin daha Suriye’ye getirildiği iddiaları dolaşıyor. Kısa vadede kamuoyunun öncelikle bunları etkisiz hale getirmesi gerektiğini ifade etmekte fayda var. Yürütülen algı operasyonunun durdurulması için kamuoyu baskısı arttırılıp Suriye hakikatinin doğru bir şekilde anlatılarak insani duyarlılığın öne çıkarılması gerekiyor.

    Toplumsal anlamda birçok sorun olduğu gibi bölgede ve dünyada bir Alevi sorunu var ve bu sorun çözülmeden bölge ve dünyadaki demokratik mücadelenin sonuç almasının mümkün olmadığını ifade edebilirim. Alevi sorunu eşittir bir demokrasi sorunudur. Onun için Alevi olmayanların ve Alevi olanların bu meseleye duyarlılık gösterip demokratik bir dünya için bu konuda duyarlılık göstermeleri gerektiğini bir daha ifade etmek istiyorum.”

    Eren GÜVEN / İSTANBUL

  • İstanbul’da Ras Es Seni buluşması: Arap Baharı adı altında dayatılan karanlığa karşıyız!-VİDEO

    İstanbul’da Ras Es Seni buluşması: Arap Baharı adı altında dayatılan karanlığa karşıyız!-VİDEO

    PİRHA- Asi- Der, İstanbul’da yaşayan Hataylıları yedi bin yıllık gelenek olan Ras Es Seni (Kuzelle) ve Kıddes kutlamasında bir araya getirdi. Asi-Der Başkanı Tevfik Usluoğlu, yaptığı konuşmada “Alevilere katliam uygulanmakta, diğer dini guruplar tehdit edilmektedir. Bu uygulamalar yüksek gerilimli tehdit, düşük gerilimli katliam ve alan boşaltma üzerinden sürdürülmektedir” ifadelerini kullandı.

    Antakya, Samandağ, İskenderun İlçeleri Kültür Yardımlaşma Dayanışma ve Çevre Gönüllüleri Derneği (ASİ-DER) Bakırköy Figaro Salonu’nda Ras Es Seni (Yeniyıl) buluşması yaptı.
    Geceye çok sayıda yurttaşın yanı sıra sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat, Can TV Yayın Kurulu Üyesi Veli Büyükşahin de katıldı.

    “YENİDEN DOĞMANIN SEMBOLÜNÜ KUTLUYORUZ”

    Gecede yöresel yemeklerin sunulması ardından kürsü konuşmaları yapıldı. Gecenin açılış konuşmasını yapan Asi-Der Başkanı Tevfik Usluoğlu, Suriye’de yaşanan çatışmalara dikkat çekti.

    Alevilere yönelik katliam girişimleri ile dergahlara dönük saldırıları kınayan Usluoğlu, “Yaşadığımız tüm felaketlere rağmen yeniden diriliyoruz” diyerek şu konuşmayı yaptı:

    “Bir zamanlar doğu ve batı medeniyetine beşiklik etmiş, tarihten izleri silinmiş bir çok topluma ev sahipliği yapmış, bir çok inancı kucaklamış, sol tarafında güven ve ihtişamın simgesi Akra Dağı ile sağ tarafında acıyı bağrına basıp tebessümle bakan Musa Dağı, kadim Antakya’nın evlatları, Asi’nin çocukları, Antakyalılar ve Antakyacılar, İstanbul’da bir araya gelerek tarihin damla damla biriktirdiği kültürel parçaları birleştirmek, evrensel aklın ışığında kültürümüzün üzerindeki pası silmek, vazgeçilmez ilkeler olan emek, özgürlük, adil bir yaşam, demokratik ve laik bir ülke, insanlık üretme ilkeleri ile burda bulunan her insanı her rengi saygı ve sevgi ile kucaklıyorum. Kuruluş yılımız olan 2002 yılından bu yana sizlerin emek ve destekleri ile muazzam işlere imza attık.

    Dayanışma yaşatır ilkesi ile, bu çalışmaların sürdürülebilir olması, gelecekte daha etkin hale gelmesi, afetler, bölgemizde gelişen tehlikeli süreçler karşısında etkin ve güçlü olmamız için; 7000 yıllık geleneğimiz olan Kuzelle etkinliğimizde, birliğimizde biriniz daha biz olabilmesi için, umut ile inanç ile yürek ile bugün buradayız.
    Bugün burada hayatın orjinal sembolü olarak kabul edilen suyun, bilgeliğin, yaşam iksirinin verdiği güç ile oluşan, Babiller ile başlayan, Arami kültüründe hayat bulan Tarım/ Ziraat Bayramı olarak insanlık tarihine geçen, 7000 yıllık kesintisiz karanlığın yerine aydınlığın, bereketin sembolü olan Şemsi Rumi takvim ile yani Romalılarla yeni yıl kutlaması olarak anlamlandıran 14 Ocak Ras es Seni ve 19 Ocak Kıddes bilgeliğe hazır oluşun, zeytin, reyhan ve bir Anka Kuşu gibi küllerinden yeniden doğmanın sembolünü kutluyoruz.”

    “ALEVİLERE KATLİAM UYGULANMAKTA”

    Yaşanan felaketlere rağmen, akılla, bilimle ve insana insanlık erdemi ile sahip çıkarak, insanlığın ürettiği tüm değerleri sahiplenerek, Filistin’de uygulanan jenosidi lanetleyerek ve Filistin halkına, Filistinli ‘Küçük Generallere’ selam çakarak bugünü uygarlık birimi üzerinden yeniden dile getirdiklierini ifade eden Usluoğlu, şunları dile getirdi:
    “Arap Baharı adı altında bölgeye dayatılan karanlığa karşı onlarca defa dile getirdiğimiz gibi, 14 yıldır süre gelen ve bugünde uygarlık merkezinin merkezi olan, Aramilerin, Süryanilerin, Ugarittin, Fenikenin, Palmiranin, Arap – İslam Uygarlığının merkezi olan Suriye’de sergilenen kanlı oyunlara tanıklık etmekteyiz.
    Lazkiye Ceble , Halep Meyselün, Seyfüddevle, Bab el Hadid ve Hüseyin Bin Hamdan El Hasibi’nin türbesi, mozolesi, külliyesinin yakılması gibi bir çok yerde kanlı oyunlar sergilenmektedir. Alevilere katliam uygulanmakta, diğer dini guruplar tehdit edilmektedir. Bu uygulamalar yüksek gerilimli tehdit, düşük gerilimli katliam ve alan boşaltma üzerinden sürdürülmektedir.
    Yeni yıldan çok, yeni bir akla, yeni bir felsefeye, yeniden ahlaka, yeniden umuda ve yeni bir insanlığa ihtiyaç duyulduğunu bildirerek küresel çapta eşit adil, özgür, ekolojik bir yaşam ve uygarlık temenisi ile hepinizi selamlıyorum. Ağız tadıyla bir yıl diliyor ve Palmira Kraliçesi Zennuban’nın söylemi ile ‘Elbet bir gün güç uygarlığına karşı uygarlığın gücü zafer kazanacaktır’ diyerek hoş geldiniz diyorum.”

    CAN ATALAY’IN MESAJI!

    Gecede tutuklu TİP Hatay Milletvekili Şerafettin Can Atalay‘ın da mesajı paylaşıldı. Atalay ile yakın zamanda iletişim kurduğunu belirten Ali Çerkezoğlu, “Hatay halkın oylarıyla seçildiği halde Silivri’de bulunan Şerafettin Can Atalay’ın selamlarını hepinize iletiyorum. Can, doğma büyüme Hataylı değil ama ruhu bu kadim şehre çok uygun bir arkadaşımız. Onunki kişisel bir dava değil, bu ülkeye özgürlük getirme meselesi… Umuyoruz ki Can çıkacak ve Hatay halkını mecliste temsil edecek. Can Atalay, Suriye’de olanlara ilişkin de üzüntülerini dile getiriyor ve sizlere selamlarını iletiyor” dedi.

    “KATLİAMLARA KARŞI KAMUOYU YARATMALIYIZ”

    DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat ise konuşmasında AKP’nin Suriye politikasını eleştirerek, “Umarız bu yıl, insanların ötekileştirilmediği bir yıl olur. Maalesef bugün Suriye’nin birçok yerinde katliamlar yaşanıyor. Bu katliamlara karşı Türkiye’de de hepimizin yapması gereken kamuoyu yaratmaktır. Maalesef acı yaşatılmaya gayret ediliyor. Özellikle Emevi Camii’ne namaza gitmeye çalışan bir zihniyet var. Hatta cumhurbaşkanı bile Emevi Camii’ne gitmenin hesabını yapıyor. Bizler, Hz. Hüseyin’in başının kesilip 3 gün orada sergilendiğini biliyoruz. Ehlibeyte neler yapıldığını çok açık bir şekilde görüyoruz. Aynı zulmü HTŞ çetelerinin şu an yaptıklarını da görüyoruz. Bu zihniyete karşı birlik olmalıyız. Alevi, Sünni, inanmayan, Kürt, Türk, Arap, hep birlikte yaşanabilir bir ülke kurmalıyız. Hızır hepimizin yardımcısı olsun” şeklinde ifade etti.

    Ras Es Seni buluşmasında sanatçı Yelda Emek de Arapça ezgiler seslendirdi.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ASİ-DER deprem dayanışma konseri verdi – VİDEO

    ASİ-DER deprem dayanışma konseri verdi – VİDEO

    PİRHA- ASİ-DER 6 Şubat Depremlerinde uzuvlarını kaybeden yurttaşlar ile dayanışma konseri düzenledi.

    Maraş merkezli  6 Şubat Depremlerinde en çok yara alan illerin başında Hatay geliyordu. Yaşanan büyük kayıpların ardından Hatay halkı birbirinin yaralarını sarmaya devam ediyor. Antakya Samandağ İskenderun İlçeleri Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (ASİ-DER), depremde uzuvlarını kaybeden yurttaşların tıbbi malzeme ihtiyaçlarını karşılamak için bir dayanışma konseri organize etti. Şişli Nazım Hikmet Kültür Evi’nde gerçekleşen konserde Ferhat Livaneli Orkestrası, Ali Nafile ve Melis Kar sahne aldı.

    Konser açılışında konuşan ASİ-DER Kurucu Başkanı Metin Atlan, “ASİ-DER’in ruhundan bir platform oluştu. İsmi ‘Çağrı Platformu’. Bu platformla, merkezi idarenin ve yerel yönetimin zafiyetlerini gidermek amacıyla bir inisiyatif kullanma ihtiyacı hissettik. Hatay’da, Samandağ’da, Defne’de siyasi muktedirlere oranın kendi çöplükleri olmadığını göstermek üzere böyle bir platform oluştu. Türkiye’de siyaset kumar masasında bunu çok iyi biliyoruz. Biz, Çağrı Platformu olarak halkın kendi iradesini katılımcı demokratik koşullar çerçevesinde yerel yönetime yansıtacak şekilde bir çalışma yapacağız. Bunu halkımızla birlikte başaracağız” dedi.

    Sanatçı Hilmi Yarayıcı ise şunları söyledi:

    “Antakya deyince anıları tekrar hatırlayarak söylüyorum. Her gittiğimde orayı yalnız bırakmayan dostlar oldu. Bu emek büyük bir emek. Bu çabayı yalnız bırakmamak lazım. Hatay bizim o toprak bizim. Elimizi çeker, başkalarına bırakırsak o boşluğu başkaları dolduracak. Hatay’ımızı birlikte ayağa kaldıracağımıza inanıyorum.”

    Dilan ŞİMŞEK/ İSTANBUL

  • ASİ-DER deprem dayanışma konseri verecek

    ASİ-DER deprem dayanışma konseri verecek

    PİRHA- ASİ-DER 6 Şubat depremlerinde uzuvlarını kaybeden yurttaşlar ile dayanışma konseri düzenleyecek.

    Anatakya Samandağ İskenderun İlçeleri Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (ASİ-DER) 6 Şubat depremlerinde uzuvlarını kaybeden Hataylı yurttaşların protez, tekerleklik sandalye, koltuk değneği vb ihtiyaçlarının giderilmesi için dayanışma konseri organize ediyor.

    ASİ-DER’in Deprem Dayanışma konseri 24 Eylül 2023 saat 16.00- 18.00  arasında Şişli Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek. Konserde Ferhat Livaneli Orkestrası, Ali Nafile ve Melis Kar sahne alacak.

    (HABER MERKEZİ)