Etiket: aşık daimi

  • Aşık Daimi Datça’da anıldı!

    Aşık Daimi Datça’da anıldı!

    PİRHA- Hacıbektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Cemevi tarafından Aşık Daimi anıldı. Anma programına yoğun katılım olurken, sahneye çıkan sanatçılar Aşık Daimi’nin eserlerini seslendirdi.

    Hacıbektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Datça Şubesi/Cemevi Aşık Daimi’yi unutmadı. Hakk’a yürümesinin üzerinden 43 yıl geçen Aşık Daimi’nin anmasında konuşan Datça Cemevi Başkanı Murat Yıldırım, “Aşık Daimi yalnızca bir ozan değil, gönüllerde yaşayan bir değerdir” dedi.

    Sanatçı Yusuf Taşdelen, Hüseyin Taşdelen, Kubilay Akman, Zeki Şimşek, Aydın Eroğlu ve Vedat Gülkanat, Aşık Daimi’nin eserlerini seslendirdi.

    Dinletinin ardından lokmalar paylaştırıldı.

    PİRHA/DATÇA

  • Sanatçı Yavuz Top hayatını kaybetti

    Sanatçı Yavuz Top hayatını kaybetti

    PİRHA – Bir süredir hastanede tedavi gören halk müziği sanatçısı Yavuz Top, Hakk’a yürüdü.

    Halk müziğinin usta isimlerinden Yavuz Top, Hakk’a yürüdü. 75 Yaşındaki sanatçı, bir süredir kalp rahatsızlığı nedeniyle Kartal Devlet Hastanesi’nde tedavi görüyordu.

    Erzincan’ın Tercan ilçesinde dünyaya gelen Yavuz Top, yedi yaşındayken bağlama çalmaya başladı. İlk müzik dersini halk ozanı Aşık Daimi’den alan Yavuz Top, 1967 yılında TRT’nin açtığı sınavı kazanarak İstanbul Radyosu’nda bağlama sanatçısı olarak göreve başladı.

    Yavuz Top, 1970’li yıllarda halk müziği orkestrası kurarak ilk kez çoksesli halk müziği denemesi yapan isimler arasında sayılıyordu.

    1976’dan itibaren uzun yıllar konservatuvarda bağlama öğretmenliği yapan Yavuz Top, daha sonra kendi müzik okulunu kurarak birçok genç sanatçının yetişmesine katkı sağladı. Sekiz kişisel albüm yayımlayan sanatçı, aynı zamanda pek çok projede müzik yönetmeni olarak da görev aldı.

    CENAZE ERKANI HAKKINDA!

    Yavuz Top için 4 Mayıs saat 11.00’de İstanbul Büyükşehir Belediyesi Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nde anma programı düzenlenecek. Saat 13.00’te Kartal Cemevi’nde Hakk’a uğurlanacak sanatçı, Karacaahmet Mezarlığı’nda toprağa sırlanacak.

    “DEVRİ DAİM, MEKANI GÖNÜLLER OLSUN”

    Yavuz Top’un Hakk’a yürümesi ardından sanat, siyaset ve inanç kurumlarından da başsağlığı mesajları paylaşıldı.

    Sanatçı Dertli Divani, “Çok üzgünüz, kaybımız büyük…” diyerek Yavuz Top’un ardından şu mesajı paylaştı:

    “1980’li yıllardan itibaren muhabbet albümleriyle sesimiz soluğumuz olan değerlerimizden biri, Yavuz TOP hocamız Hakk’a yürüdü. Devri daim mekanı gönüller olsun.”

    DEM Parti Milletvekili Celal Fırat ise Top ailesine başsağlığı dileyerek şu mesajı paylaştı:

    “Değerli halk ozanımız Yavuz Top’un Hakk’a yürüdüğünü derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayım.

    Halk müziğine ve Alevi toplumuna yaptığı eşsiz katkılarla emek veren, söz ve saz ustalığıyla kuşaklara ilham olan Sevgili Yavuz Top’un devri daim mekanı gönüller olsun.

    Kederli ailesine, yakınlarına ve tüm sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyorum. Kıymetli eserleri daima bizlerle yaşayacaktır.”

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Genel Merkezi de usta sanatçıya ilişkin “Halk müziğinin değerli ustası Yavuz TOP Hakka yürüdü. Emekleri Hakk katında kabul olsun. Devr-i Daim Devr-i Asan olsun” ifadelerine yer verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Aşık Hasan Papur: Çok baskı, zulüm gördük, Yezid’in zihniyeti halen aramızda-VİDEO

    Aşık Hasan Papur: Çok baskı, zulüm gördük, Yezid’in zihniyeti halen aramızda-VİDEO

    PİRHA – Sivaslı Aşık Hasan Papur, sanatını, sahneye ilk çıkışını, yaşadıkları baskıları PİRHA’ya anlattı. “Günümüzde sanatçılara yönelik duyarsızlık diz boyu” diyen Papur, 1970’li yıllarda yaşadığı baskıları anlatarak “Çok zulüm gördük ancak şimdi de ekonomik baskı var ki o daha acı. Bir toplum çökertilmek isteniyorsa kültürü ve ekonomisi hedef alınır. Bu iki alan çökertildiği an toplum da teslim alınır” diye konuştu.

    Hasan Papur, 1952 yılında Sivas’ın Kangal ilçesi İğdeli köyünde dünyaya geldi. Alevi kültürüyle büyüyen Papur, müziğe de küçük yaşta ilgi gösterdi.

    Henüz 12 yaşındayken müzik piyasasına girmek için İstanbul’a gelen Hasan Papur, birçok beste yapıp konserler de verdi. Zengin bir müzik yaşantısı olan Hasan Papur, “Dünüm ve bugünüm/türkülerim, deyişlerim” isimli bir de kitap kaleme aldı. İleri yaşına rağmen müzikle ilişkisini koparmayan Papur, geçmişe ve günümüze dair PİRHA’ya konuştu.

    AŞIK DAİMİ ÖCÜLÜĞÜNDE İLK SAHNE DENEYİMİ!

    Çocuk yaşta İstanbul’a gelen ve ilk olarak Aşık Daimi ile tanıştığını belirten Hasan Papur, müzik piyasasına nasıl girdiğini şu sözlerle anlattı:

    “12 yaşında İstanbul’a geldim. Her köylü çocuğu gibi sarı yorganımı sırtladım, nasibimi, kısmetimi almak için ‘Taşı, toprağı altın’ denen yere, İstanbul’a geldim. Halbuki İstanbul’un taşı, toprağı dert dolu, altın değil, bizi kandırmışlar.
    İlerleyen zamanlarda Abdullah Papur ile Unkapanı’ndaki Aşık Daimi’nin dershanesine gittik. Herkes, Abdullah Papur ile beni kardeş bilirlerdi ama amca çocuklarıyız. Daimi’nin yanına gittiğimizde ‘Sazınızla bir çalıp söyleyin’ dedi. Bizi dinledikten sonra ‘Ders almanıza gerek yok. Sizin suyunuzda zaten yetenek var’ dedi. Daimi, dedemizi de iyi tanırdı. Dedemiz de çok güzel saz çalıp söylerdi. Cemlerde de zakirlik yapardı. Aşık Veysel de zaman zaman bizim köye gelirdi ancak dedemin yanında sazı eline almazdı. O zamanlar iyi çalan kişinin yanında saz ele alınmazdı. Şimdilerde ise saygı edep yok. Ağızda sigara saz çalınıyor!
    Hiç unutmuyorum, Zeytinburnu’nda Zengin Sineması vardı. Daimi’nin yanına gittiğimizde orada konser olacağını söylemişti. Bize ‘Sizi sahneye çıkaracağım’ demişti.”

    “7 YAŞ BÜYÜĞÜMDÜ AMA SÖZÜMÜ DE DİNLERDİ”

    Hasan Papur, ilk konserini 1969 yılında Abdullah Papur ile birlikte verdiğinin altını çizdi. Müzik konusunda Abdullah Papur’a öncülük yaptığını da söyleyen Hasan Papur, şöyle devam etti:

    “Abdullah Papur Mersin’de portakal bahçelerinde işçi olarak çalışıyordu. Ben de o dönem İstanbul’da gazinoda çalışıyor olmamdan dolayı plak şirketi sahiplerinin çoğu ile tanışmıştım. Abdullah Papur’u Mersin’den İstanbul’a çağırdım. Kendisi benden 7 yaş büyüktü ama benim sözümü de dinlerdi. Müziğin kalbi İstanbul’da atıyordu.
    Kasımpaşa’da 5000 kişilik Tepebaşı Gazinosu vardı. O gazinoda Abdullah Papur ile birlikte program aldık. Abdullah Papur çok seviliyor ve her konseri hınca hınç doluyordu. 1970 yılında ilk plağını yaptı ve o plak hemen tuttu. 1974-75 yıllarında da kasetler yaptı, o kasetlerde çok tutuldu ama ne yazık ki ömrü çok kısa sürdü. 22 sene bu kültürü sürdürdü ve 60’a yakın kaset çıkardı. Abdullah Papur’un sazı sesi güzeldi, ben geriye çekildim ve onun için sık sık konserler düzenledim.”

    SANATÇILARIN BULUŞMA ADRESLERİ, CEZAEVLERİ!

    Hasan Papur, müzik yaptıkları dönemin sanat emekçileri açısından çok zorlu yıllar olduğunu da ifade etti. “Her konser sonrası polis gelir bizleri götürürdü” diyen Papur, Alevi olmaları nedeniyle de ayrı bir baskıya maruz kaldığını söyledi. Hasan Papur, anlatımına şu cümlelerle devam etti:

    “Yazdığım şiirlerden dolayı 6 kez hapis hayatı yaşadım. Doğruları söylediğim için tutuklanıyordum. O yıllarda her hafta konserlerimiz olurdu ve bütün konserler sonrasında da emniyete götürülürdük.

    Yılmaz Güney ile Adana Cezaevi’nde tanışmıştım. Halbuki Adana’ya konsere gitmiştim ama sonrasında tutuklandım ve cezaevine konuldum. Yılmaz Güney’i de orada görünce mutlu olmuştum. Kendisi ile sabahlara kadar muhabbet ederdik. Cezaevinde iş günlerimiz olduğunda herkesin ismi listeye yazılır, temizlik yapılırdı. Yılmaz Güney’i ise o listeye yazmazdık. Ancak bize kızardı ve ‘Benim sizden ne farkım var?’ derdi. Ayrıca bizim bütün masraflarımızı Yılmaz Güney karşılardı. Ekonomik durumu iyiydi. Her hafta kamyonetle bize eşya gelirdi. Yiyecek, içecek hatta sigaraya kadar… Yani rahmetli, cezaevinde bize baktı diyebilirim.

    “ÇOK BASKI VE ZULÜM GÖRDÜK”

    Siyasi mahkumlara cezaevinde çok büyük baskılar vardı. Sonrasında o cezaevinde bir isyan çıktı. Toplamda 65 kişiydik ve her birimizi başka cezaevine dağıttılar. Yılmaz Güney’i ise Kayseri’ye gönderdiler. Abdullah Papur ve Aşık Yoksuli’yi ise Ceyhan Cezaevi’ne gönderdiler. Yani çok baskı ve zulümler gördük, inanın çok zor dönemlerdi. Deniz gezmişlerin yargılandığı; yani 141. ve 142. maddelerden yargılanıyorduk. Ancak o yıllarda insanlar duyarlıydı. Sanatçılara sahip çıkılıyordu. Şimdi ise duyarsızlık diz boyu. Bu durum bizi çok üzüyor. En yukarıda baskı olduğu için insanlar da vurdumduymaz olup ‘Bana değmeyen yılan bin yıl yaşasın’ demeye başladı. Ancak o yılan şimdilik değmiyor olabilir ama zaman geldiğinde o kişiye de değdiğinde canları çok acıyor. Bunun için birlik ve beraberlik içerisinde olursak baskılar azalır. Şimdi bir de ekonomik baskı var ki o daha acı. İnsan, çocuğuna bir kalem, defter dahi alamıyor. Denildiği gibi, bir toplum çökertilmek isteniyorsa kültürü ve ekonomisi hedef alınır. Bu iki alan çökertildiği an toplum da teslim alınır.”

    “YEZİD’İN GÜTTÜĞÜ ZİHNİYET”

    Hasan Papur, AKP-MHP hükümetinin, Alevilik konusunda yürüttükleri politikaları da değerlendirdi. Hasan Papur “Şimdilerde sinsice bir baskı var ve bu baskı daha acı. Halen Yezid’in güttüğü zihniyet aramızda. Önemli olan kişiler değil, zihniyet. İnsanları asimile etmek, ötekileştirmek halen var. Cumhurbaşkanı da açık açık ‘Taraf olmayan bertaraf olur’ demişti. ‘Bana oy vermezseniz hizmet gelmez’ diye yakın zamanda söylememiş miydi? Bu büyük bir ayrımcılık değil mi? Sana oy vermeyebilirim ama vergimi ödüyorum” diye konuştu.

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • ‘Kainatın Aynasıyım’ diyen Aşık Daimi, Ankara’da anıldı-VİDEO

    ‘Kainatın Aynasıyım’ diyen Aşık Daimi, Ankara’da anıldı-VİDEO

    PİRHA- Halk Ozanları Kültür Derneği (Ozan Der), Aşık Daimi’yi, Hakk’a yürüyüşünün 41. yılında andı. Daimi’nin eserlerinin seslendirildiği programda, edebi kişiliği ve yaşamına dair de anlatımlar sergilendi.

    Halk Ozanları Kültür Derneği, 1983 yılında Hakk’a yürüyen Aşık Daimi için anma programı düzenledi.

    Petrol İş Sendikası toplantı salonunda yapılan anma programının sunumunu Ozan Der Genel Başkanı Kenan Şahbudak yaptı. Ozan Der’in kuruluşunun 50. yılını kutladıklarını belirten Şahbudak, bağlama ve koro çalışmalarının yanısıra şiir atölyelerinin de sürdüğünü söyledi. Şahbudak, her pazartesi Dertli Divani ile aşıklık ve zakirlik geleneğine dair atölye çalışmalarının da sürdüğü bilgisini paylaştı.

    Sanatçı Kenan Şahbudak, konuşmasında “Aleviliğin özünde aşk ve sevgi var olmuştur, bunu lütfen bırakmayalım. Dün Daimi’nin birçok eserini seslendiren Ali Ekber Çiçek’in de ölüm yıldönümüydü. Onu da buradan anıyoruz” diye ekledi.

    “BİN SAYFALIK KİTABI İKİ SÖZCÜKTE VERMİŞTİR”

    Anma programında Yazar Süleyman Zaman, Aşık Daimi’nin edebi kişiliğine dair sunum yaptı. Daimi’nin eserlerindeki derinliğe vurgu yapan Zaman, şunları söyledi:

    “Ozanlar, korkusuzca sorunları dile getiren ve bedel ödemeye göze alandır. Alevilik, Bektaşilik yasaklı bir inançtır. Dolayısıyla Aleviliğin bugüne kadar aktarılmasına ozanlar sebrp olmuşlardır. Dolayısıyla ozanlar geçmişi geleceğe aktaran önemli bir işlevsellik taşımıştır. Bu anlamda ozanları. Derileri yüzülmüş, asılmış, işkence görmüştür. Her ödenen bedel bir güce dönüşmüştür. Alevi inancını geleceğe en iyi yansıtanlardan birisi de İsmail Aydın (Aşık Daimi) olmuştur.

    ‘Kainatın aynasıyım’ deyişi ile bin sayfalık kitabı iki sözcükte vermiştir. Zihin gözü açık bir insandı Daimi. Aleviliğin, Bektaşiliğin ne demek olduğunu anlamak istiyorsak ozanların diline bakmamız gerekir. Ozanların ütopyaları, gelecek düşü vardır. Alevilikte de Rıza Şehri ütopyası vardır.
    Aşık Daimi yaşamı boyunca en güzel tezeneyi vurmuş, en güzel sözleri söylemiştir. İnsan sever, kamil bir yapısı vardı. Çok önemli dizeler yaratmıştır, onlar bize ışık oldu ve enerji verdi.”

    “YAŞAMIN SIRRINA ERMİŞ BİR İNSAN”

    Aşık Daiminin kızı Yadigar Orhan da program dahilinde konuşma yaptı. Ailesinin inanç kimliği nedeniyle birçok sürgüne maruz kaldığını belirten Orhan “Aşık Daimi Tercan’ın geliştirdiği bir ozan. ilk eserini 16 yaşında yazmıştır. Ozan olduktan sonra Anadoluyu köy köy gezmiş, halkın gözü, kulağı olmuş. Aşık Daimi eğitime çok önem verirdi. O nedenle İstanbul’a göç etti. Bıraktığı eserler umarım bize ışık olur. Daimi, yaşamın sırrına ermiş bir insandı” dedi.

    PİRHA/ANKARA

  • Kadınlar Günü sebebiyle erkekler önce yemek, ardından müzik sunumu yaptı-VİDEO

    Kadınlar Günü sebebiyle erkekler önce yemek, ardından müzik sunumu yaptı-VİDEO

    PİRHA – Emekli Meclisleri Sendikası, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü sebebiyle etkinlik düzenledi. Sendikanın erkek üyeleri, kadınlar için kahvaltı hazırlayıp müzik dinletisi sundu. Yapılan konuşmalarda, 8 Mart’ın bir kutlama günü olmadığı vurgulandı.

    8 Mart Dünya Kadınlar Günü sebebiyle Emekli Meclisleri Sendikası’nda günün anlamına dair program yapıldı.

    Sendikanın erkek üyeleri, evde hazırladıkları kek ve böreklerle birlikte sabah erken saatlerde genel merkez binasında buluştu. Kadınlar için kahvaltı hazırlığına başlayan erkekler, ev içi işlerin sadece kadınların sorumluluğunda olmaması gerektiğini söyledi.

    “KÜLTÜR EROZYONU SONUCU 8 MART KUTLAMAYA DÖNDÜ”

    Genel Örgütlenme Sekreterliği Sözcüsü Dürdane Bekdemir, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne dair şu konuşmayı yaptı:

    “8 Mart bir kutlama günü değildir. Bu günü biz anma günü olarak biliyoruz. Amerika’daki işçi kadınların, direnişte yakılarak öldürülmesi üzerine bu güne anma diyoruz. Günümüzdeki bu kültür erozyonu sonucu bu durum maalesef kutlamaya döndü. Ama biz, bilinçli insanlarla birlikte bu günün kutlama olmadığını göstermek istiyoruz. Bugün, bu nedenle burada toplandık. Sağolsun erkek arkadaşlarımız ‘Hiçbir şeye dokunmayın, her şeyi biz hazırlayacağız’ dediler. Emeklerine sağlık. Biz, sendika olarak kadınların bu ülkede neler yaşadığını çok iyi biliyor ve bu bilinci hayata da geçirmeye çalışıyoruz. Sendika olarak, kadın arkadaşların daha çok dayanışma içerisinde olması gerektiğini düşünüyoruz. Bundan sonra daha çok dayanışarak başarı elde edeceğimize inanıyorum.”

    Kahvaltı sonrasında müzik sunumu da yapıldı. Emekli yurttaşlar, Aşık Daimi ve Pir Sultan başta olmak üzere bağlama eşliğinde çok sayıda ezgiyi hep birlikte seslendirdi.

    PİRHA/ANKARA

  • Aşık Daimi, Datça Cemevi’nde anıldı

    Aşık Daimi, Datça Cemevi’nde anıldı

    PİRHA- Aşık Daimi’nin Hakk’a yürümesinin 40. Yılı nedeniyle Datça Cemevi’nde anma yapıldı. 

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi/Cemevi tarafından 22 Nisan 2023 cumartesi günü Datça Cemevi’nde Aşık Daimi Anma programı yapıldı.

    Aşık Daimi’nin Hakk’a yürümesinin 40. Yılı sebebiyle gerçekleştirilen anma şube başkanı Murat Yıldırım’ın açılış konuşmasıyla başladı.

    Ankara Devlet Tiyatrosu sanatçısı Şekip Taşpınar’ın Daimi’nin hayatını anlatmasından sonra hazırlanan slayt gösterimi gerçekleştirildi. Sonrasında Aşık Daimi Ezgileri Sanatçı Ali Ekber Taşdelen, Kemal Kara, Gülay Bahar ve Zeki Şimşek tarafından seslendirildi. Yoğun katılımın olduğu anma emeği geçenlere teşekkür belgelerinin takdim edilmesiyle son buldu.

    PİRHA/DATÇA

  • 7 yaşındaki Bektaş’ın, Aşık Daimi’ye ait eseri seslendirmesi büyük ilgi topladı-VİDEO

    7 yaşındaki Bektaş’ın, Aşık Daimi’ye ait eseri seslendirmesi büyük ilgi topladı-VİDEO

    PİRHA- Bektaş isimli küçük bir çocuğun Aşık Daimi’ye ait olan, ‘Bugün Canan Geldi Bize’ eserini seslendirdiği görüntü büyük bir ilgi topladı.

    Aşık Daimi’in (İsmail Aydın) Hakk’a yürüyüşünün 38. yıldönümünde sosyal medyada yayınlanan görüntüde küçük Bektaş’ın curası ile, ‘Bugün Canan Geldi Bize’ eserini seslendirmesi büyük ilgi topladı.

    6-7 yaşlarında ismi Bektaş olan çocuğun curası ile olan performansı ayrıca sosyal medyada ilgi kaynağı oldu.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

  • Aşık Daimi’nin aramızdan ayrılışının 38. yılı

    Aşık Daimi’nin aramızdan ayrılışının 38. yılı

    PİRHA- “Ne ağlarsın benim zülfü siyahım, Bu da gelir, bu da geçer ağlama. Göklere erişti figanım, ahım, Bu da gelir, bu da geçer ağlama. Bir gülün çevresi dikendir, hardır, Bülbül har elinden ah ile zardır, Ne olsa da kışın sonu bahardır, Bu da gelir, bu da geçer ağlama” diyerek umudu ifade eden dilden dile yayan Aşık Daimi’in (İsmail Aydın) Hakk’a yürüyüşünün 38. yıldönümü.

    1932 yılında İstanbul’da dünyaya gelen ve gerçek adı İsmail Aydın olan Aşık Daimi’nin babası Musa Dede, annesi Selvi Ana’dır.

    Aşık Daimi’de Davut Sulari gibi Dede ocağından gelen bir ailenin çocuğudur. İmam Rıza Ocağı’ndan olan Aşık Daimi, iki dedesinin de saz şairi olmasının etkisiyle küçük yaşta bağlama çalmayı ve aşıklık geleneğini öğrenmiştir.

    İlk derslerini Aşık Dursun Dede, Potik Dede ve Eyüp Dede’den alır. Bu eğitimle beraber, Davut Sulari onun asıl ustasıdır. Yaklaşık 10 yaşında Davut Sulari’ nin yanında çıraklığa başlayan Daimi, 2.5 yıl kadar birlikte dolaşarak geleneğe, şiire ve türküye ilişkin bilgisini pekiştirmiştir.

    Aşık Daimi,1951 yılında sevdiği bir kız olan Gülsüm Ana ile dünyalarını birleştirmiş, yedi çocuğu dünyaya gelmiştir. 1960’lı yıllarda kendinden söz ettirmeye başlayan Aşık Daimi, Erzincan’da iki yıl kaldıktan sonra İstanbul’a yerleşir.

    AŞIK DAİMİ ÇOK SAYIDA ÖĞRENCİYE SAZ VE AŞIKLIK DERSİ VERMİŞTİR

    Önceleri usta malı türküler söyleyen Âşık Daimi daha sonra kendi deyişlerine ağırlık verdi. 1948 yılında “Bir seher vaktinde indim bağlara” dizesiyle başlayan ilk şiiriyle yüzlerce türkü kazandıran Âşık Daimi, TRT tarafından açılan sınavı kazanarak TRT belgeli halk sanatçısı olmuştur. İstanbul radyosunda sözleşmeli sanatçı olarak çalışırken aynı zamanda bir saz evi açmış bu saz evinde çok sayıda öğrenciye saz ve aşıklık dersi vermiştir.

    “HERKES AY’A GİDİYOR BİZİM HALİMİZ NE OLACAK”

    Türkiye ve Avrupa’nın çeşitli kentlerinde konserler vermiş, onlarca kaset ve plak doldurmuştur. “Ne Ağlarsın Benim Zülfü Siyahım, Bir Seher Vaktinde, Gezip Şu Alemi Seyran Ederken” gibi dilden dile dolaşan eserlerinde olduğu gibi şiirlerinde sevgi, doğa ve her türden ayrımcılığı eleştiren, insan öğesini öne çıkaran konuları işlemiştir.

    “Ne zaman kalkınır Doğu Elleri, seçim gelir oyumuz yok / biz vatandaş değil miyiz, ezilen ezenden hakkın alacak, her geçene soruyorum nerde bizim demokrasi, herkes Ay’a gidiyor bizim halimiz ne olacak” ayrımcılığa ve eşitsizliğe ve adaletsizliğe de eserlerinde dikkat çeken Aşık Daimi’nin kızı Yadigar Aydın Orhan tarafından hazırlanan Daimi’nin tüm şiirleri ve deyişlerinin toplandığı kitap “Aşık Daimi, Hayatı ve Eserleri” (1999) adıyla yayınlanmıştır.

    17 Nisan 1983 tarihinde aramızdan ayrılmıştır. Mezarı İstanbul, Karacaahmet Türbesi yanındadır.

    “ÂŞIK DAİMİ; KEMALET SAHİBİ ARİF BİR ÖNCÜ OLMASIYLA DA HAFIZALARDA DERİN İZLER BIRAKMIŞ BİR BÜYÜK AŞIĞIMIZDIR”

    Yazar Ayhan Aydın, Aşık Daimi için şu cümleleri kaleme aldı:

    “Âşık Daimi; çok erkenden ünlenmiş, sesiyle olduğu kadar olgunluğu ve Aleviliğin olmazsa olmazı olan kemalet sahibi arif bir öncü olmasıyla da hafızalarda derin izler bırakmış bir büyük aşığımızdır. Âşık Daimi; Aleviliğin olmazsa olmazı olan gönül kırmamayı, meclis insanı olmayı, senlikten / benlikten arınmayı, dost ve kardeş olmayı, paylaşmayı, ulu erenlere / pirlere bağlılığı, sevgi, saygı duygularını hemen tüm ürünlerinde işlemiştir. O elbette sevdaya, doğaya, insanın türlü hallerine dair şiirler de yazmıştır. Ama Âşık Daimi’yi Âşık Daimi yapan temel unsur, temel başat fark onun Alevi Yolu’nun temel değerlerini hiç ara vermeden, sürekli bir şekilde şiirlerinde / eserlerinde işlemesi, sazını Alevi Yolu’nun inançsal değerleri için çalmasıdır.

    Aldığı sahneleri sonuna kadar dolduran, yerelden evrensele ulaşabilmede türlü türküler söyleyen, Alevi – Bektaşi halkının duygu ve düşüncelerini, hislerini benzersiz bir şekilde dile getirmesiyle Âşık Daimi, sazıyla / ölümsüz dizeleriyle halkının bağrında, yurdunun kültür ekininde sonsuza kadar yaşamaya devam edecektir.”

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • PSAKD’den Aşık Daimi’nin eserini klipte kullanan Sivas Valiliği’ne tepki-VİDEO

    PSAKD’den Aşık Daimi’nin eserini klipte kullanan Sivas Valiliği’ne tepki-VİDEO

    PİRHA – Sivas Valiliği’nin Aşık Daimi’nin eserini “korona klibi”nde kullanmasına tepki gösteren PSAKD Genel Başkan Yardımcısı Özgür Kaplan, “Emekçi halkları evlerine kapatıp açlığa mahkum eden zihniyet halkın ürettiklerini çalmaya devam ediyor” dedi. 

    Sivas Valiliği’nin Aşık Daimi’nin ‘Ne Ağlarsın Benim Zülfü Siyahım’ eserini korona klibi’nde kullanması tepki topladı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Özgür Kaplan, “AKP hükümetinin, siyasal islamcıların Alevi ozanlarının sözlerini anlamadıkları anlayamayacakları bellidir. Aşık Daimi’nin ‘Ne Ağlarsın Benim Zülfü Siyahım’ eseri bilindiği üzere politik düşüncelerinden dolayı güvenlik güçleriyle yaşadığı çatışmada yaşamını yetiren oğlunun üzerine yazdığı bir eserdir” ifadelerini kullandı.

    “HALKLAR ÜRETMEYE, ONLAR DA ÇALMAYA DEVAM EDİYOR”

    Kaplan, şöyle devam etti:

    “Sivas Valiliği, ozanlarımızın piri, Pir Sultan Abdal’ın eserlerini de anlayamamış, anlamamıştır. Görüyoruz ki zaman açısından onlar için hiçbir şey değişmemiştir. Halka ait olan her şeyi izinsiz kullanmak AKP hükümetinin vazgeçilmez tarzı haline gelmiştir.

    Alevilerin türkülerini Anadolu’da ezilen halkların tümü yüreğinden söylemektedir. Halklar üretmeye devam ediyor, siyasal islamcılar da halkın ürettiklerini çalmaya ve tüketmeye devam ediyorlar.

    Dünyada koronavirüs salgın hastalığının yaşandığı bugünlerde emekçi halkları evlerine kapatıp açlığa mahkum eden zihniyet bizim değerlerimizi de sömürmeye devam ediyor.

    Tıpkı Madımak’ta katledilen ozanlarımızın üretimlerini ve değerlerini anlayamadıkları gibi Aşık Daimi’yi de anlayamadıkları aşikardır.

    Cebrail ARSLAN/ ANKARA

    .

  • Aşık Daimi’nin oğlu Ali Naki Aydın hakka yürüdü

    Aşık Daimi’nin oğlu Ali Naki Aydın hakka yürüdü

    PİRHA- Aşık Daimi’nin oğlu 65 yaşındaki Ali Naki Aydın, bugün tedavi gördüğü hastanede hakka yürüdü.

    Aşık Aaimi’nin oğlu Ali Naki Aydın bugün hakka yürüdü. 64 yaşında olan Aydın, bugün tedavi gördüğü Ankara İbni Sinan Hastanesi’nde hakka yürüdü.

    Aydın 4 Mart Pazartesi günü Erzincan Tercan Karahüseyin Köyü’nde toprağa sırlanacak. (HABER MERKEZİ)

  • Aşık Daimi’nin eşi Gülsüm Ana hakka uğurlandı-VİDEO

    Aşık Daimi’nin eşi Gülsüm Ana hakka uğurlandı-VİDEO

    PİRHA- Hakka yürüyen Aşık Daimi’nin eşi, İmam Rıza Ocağı mensubu Gülsüm Ana (Gülsüm Aydın) bugün Karacaahmet Mezarlığı’nda sevenlerinin katılımı ile toprağa sırlandı.

    Aşık Daimi’nin eşi, İmam Rıza Ocağı mensubu Gülsüm Ana geçtiğimiz günlerde hakka yürüdü. İmam Rıza Ocağı mensubu Gülsüm Aydın için bugün Karacaahmet Sultan Dergahı’nda hakka yürüme erkanı yapıldı. Gülsüm Ana’nın hakka yürüme erkanına Can TV programcısı Ayhan Aydın, Alevi Yazar Süleyman Zaman, yakınları ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Cenaze erkanından sonra Karacaahmet Sultan Dergahı’nda lokma pay edildi. (HABER MERKEZİ)

  • Aşık Daimi’nin eşi Gülsüm Ana Hakka yürüdü

    Aşık Daimi’nin eşi Gülsüm Ana Hakka yürüdü

    PİRHA – Aşık Daimi’nin eşi, İmam Rıza Ocağı mensubu Gülsüm Ana Hakka yürüdü. 

    Aşık Daimi’nin eşi, İmam Rıza Ocağı mensubu Gülsüm Ana bugün Hakka yürüdü. Hakka uğurlama erkanı 22 Ocak Salı günü İstanbul’da Karacaahmet Sultan Dergahı’nda yapılacak.

    Gülsüm Ana’nın Hakka yürüdüğünü sosyal medya hesabından duyuran oğlu, Gülsüm Ana’nın 90 yaşında Ankara’da Hakka yürüdüğünü belirtti.

    Gülsüm Ana’nın Aşık Daimi’nin mezarına sırlanacağı belirtildi.

    (HABER MERKEZİ)

  • HBVAKV Datça Şubesi’nden, ‘Aşık Daimi’yi anma etkinliği

    HBVAKV Datça Şubesi’nden, ‘Aşık Daimi’yi anma etkinliği

    PİRHA – Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Cemevi, Aşık Daimi’yi anacak. 

    Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Datça Şubesi Cemevi, Bülent Ecevit Kültür Merkezi’nde Aşık Daimi’y’i anma etkinliği düzenleyecek. 21 Nisan Cumartesi günü saat 12.00’de Aşık Daimi Sokağı açılışıyla başlayacak. Saat 20.00’de ise konuşmalar ve Sanatçı Erdoğan Doğan’ın türküleriyle devam edecek. (HABER MERKEZİ)