Etiket: asil benler

  • DAD İzmir Şubesi’nin Gaxan kutlamasında ‘barış’ vurgusu- VİDEO

    DAD İzmir Şubesi’nin Gaxan kutlamasında ‘barış’ vurgusu- VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri İzmir Şubesi’nin Gaxan etkinliğinde Suriye’deki Aleviler ve diğer etnisitelere yönelik saldırılar kınandı. Yeni süreç tartışmalarında Kürt sorununun çözümüne dair Alevilerin barıştan yana taraf olduğu vurgulanan etkinlikte barışın demokratik, özgürlükçü ve eşitlikçi düzeyde olması gerektiğine işaret edildi. 

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şubesi, Alevi inancında yeni yılın gelişini temsil eden Gaxan vesilesiyle Çiğli Belediyesi Fakir Baykurt Konferans Salonunda dayanışma konseri düzenledi. Konserde, DAD İzmir Şubesi Kadın Korosu, çocuk korosu ve sanatçı Hasan Ali Sezer sahneye çıktı.

    Konserde “Gaxané şima bimbarek bo, Gaxan é we piroz bé, Gağan’nınız kutlu olsun” pankartı asıldı. Konserde Gaxan ritüelinin Alevi inancında ki yerine ve önemine vurgu yapıldı.

    Gaxan etkinliğine, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İzmir Milletvekili Burcugül Çubuk, DEM Parti İzmir İl Örgütü, Barış Anneleri, çok sayıda siyasi parti ve Alevi kurum temsilcisi ve sivil toplum örgütleri katıldı.

    ‘HAKİKAT PEŞİNDE OLAN GAZETECİLER KATLEDİLDİ’

    DAD İzmir Şube Eş Başkanı Nebat Çelik Kırmancki yaptığı konuşmasında Gaxan’ın Alevilik inancında ki önemini vurgu yaparak, “Alevilikte, Rea/haq yolunda yeri çok önemlidir. Yeni ay ve eski ay birbirine ikrar vermiştir, tüm Dünya’ya sağlık, eşitlik, özgürlük istemiş. Haberlerde görüyoruz ülkede her gün kadınlar ve çocuklar katlediliyor. Suriye’de Kürt halkı, Aleviler ve diğer halklar katlediliyor. Kaç gün önce de gazeteci Nazım Daştan ve Cihan Bilgin katledildi. Halka haber vermek, gerçeğin karanlıkta kalmaması için hakikatin peşinden gitmişlerdi. Bizim inancımızda, itikatımızda büyüklerimiz her zaman zalimlerin karşısında durmuştur. Gerçeğin karanlıkta kalmasına izin vermemişlerdir. Bizde vermeyeceğiz” dedi.

    ‘GAXAN, MAZLUMA CAN OLMAKTIR’

    Ardından konuşan DAD İzmir Şube Eş Başkanı Fırat Dikmen, Gaxan ayının dayanışma ve barış ayı olduğunu belirterek, “Gaxan, toplumsal hafızamızın sürekliliği için, Reya Heq’in özgün yanlarının korunması ve yaşatılması için oldukça önemlidir. Şu anda içinde bulunduğumuz demde Suriye’de Arap Alevisi canlarımız katlediliyor, her gün daha kötü haberler bize ulaşıyor. Bizim üzerimize düşen ise mazluma can, zalime zülfikar olmaktır. Suriye’de yaşananları durdurmanın bir yolu ise yaşadığımız coğrafyada hakikat ve Özgürlük mücadelesini büyütmektir” diye ifade etti.

    ‘GAXAN BARIŞA VESİLE OLSUN’

    Dikmen, Kürt sorununun da çözüme ulaşması için yeniden temasların başladığını hatırlatarak, “Ötekileştirilen, mağdur edilen, ezilen bizler bu süreçte Kürt sorununun demokratik çözümü için emek ve özgürlükten yana olan tüm girişimleri desteklemek ve ileriye taşımak zorundayız. Çünkü bugün Kürt sorunun çözümü demek beraberinde kadın, ekoloji sorunun ve biz Alevilerin eşit yurttaşlık sorunun çözümü için başlangıç olacaktır. Bu kararlılık ve duygularla toplumsal barışın oluşumu ve özgürlüğümüzün sağlanmasını umuyor, aklı, gönlü bizimle olan tüm canlarımızın Gaxan’ını kutluyorum. Gaxana ma bimbarek bo” diye konuştu.

    ‘DEVLET ALEVİLİK İNANCINA KAYYIM ATAMAK İSTİYOR’

    Son olarak konuşan DAD Genel Merkez Sekreteri Asil Benler de devletin kendi Alevisini yaratma peşinde olduğunu söyleyerek, “Hiç kuşkusuz içinden geçtiğimiz süreci değerlendirmemiz gerektiği gibi gelecek üzerine tartışma yürütmemiz gerekmektedir. 2024 yılı takip ettiğiniz üzere uzunca süredir Diyanet gibi bir kurumla ve Cemevi Başkanlığı adı altında Aleviliğe atanan kayyımla mücadele ettiğimiz bir yıldı. Bu dayatmaya karşı Alevi toplumu sokakta ciddi mücadele verdi. Devlet, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde Cemevi Başkanlığı’nı kurarak kendi Alevisini yaratmaya çalıştı. Pirlerimizi memurvari bir yaklaşımla maaş bağlamaya çalıştılar. 2024 yılı bu saldırıları göğüslemekle geçti bizim için. Aleviler ve Kürtler başta olmak üzere Dürziler, Hristiyanlar ve diğer Suriye halkları ciddi bir tehdit karşı karşıya kalmış durumda” şeklinde konuştu.

    “DEMOKRATİK, ÖZGÜRLÜKÇÜ VE EŞİTLİKÇİ DÜZEYDE BİR BARIŞ”

    Benler, gündemde ki Kürt sorunu hakkında yapılan tartışmalara da değinerek şunları ifade etti:

    Günümüzde Kürt demokratik çözümüne dair bazı tartışmalar ve diyaloglar gelişti. Önceki süreçte ki gibi tekrar aynı adımlar atılırsa süreç bir zemine oturmaz, ayakları havada kalan bir süreç olur. Biz Türkiye halkları olarak bunu deneyimledik. Barışı felsefi olarak benimsemiş Alevi toplumu olarak barış noktasında da tarafız. Barışın; demokratik, özgürlükçü ve eşitlikçi düzeyde olması içine ezilen halklarla bu mücadeleye destek vermeye devam edeceğiz. Gaxan’ın barış getirmesini diliyoruz. Hepinizin Gaxan’ını kutlarım. Gaxanê we pîroz bê.”

    Etkinlik, davul zurna eşliğinde Kal u Gaxan’ın folklorik gösterisi sonrasında kadın, çocuk korosu ile sanatçı Hasan Ali Sezer’in seslendirdiği eserler ile sona erdi.

    PİRHA/İZMİR

  • Dersim’de belediyeye atanan kayyıma karşı çerağlar uyandırıldı-VİDEO

    Dersim’de belediyeye atanan kayyıma karşı çerağlar uyandırıldı-VİDEO

    PİRHA-Dersim Belediyesi’ne atanan kayyıma karşı Seyit Rıza Meydanı’nda çerağlar uyandırıldı. Aleviler için kutsal olan perşembe gününde kayyıma karşı bir araya geldiklerini belirten DAD Genel Sekreteri Asil Benler, “halkıyla rızalaşmış belediye başkanlarına kayyım atanmasını kınamak ve Dersim topraklarının kayyım karanlığıyla karartılmasına karşı uyandıracağız” dedi.

    İçişleri Bakanlığı kararıyla 22 Kasım’da DEM Partili Dersim ve CHP’li Ovacık belediyelerine kayyım atandı. Dersim’de kayyıma karşı eylemler 6 gündür devam ediyor.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) öncülüğünde DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, yerine kayyım atanan Dersim belediye Eş Başkanı Cevdet Konak, Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcilerinin katılımıyla Seyit Rıza Meydanı’nda Dersim Belediyesi’ne atanan kayyıma karşı çerağlar uyandırıldı.

    Çerağlar uyandırılmadan önce DAD Genel Sekreteri Asil Benler, kısa bir konuşma yaptı.

    “”ÇERAĞLARIMIZ DERSİM’İN GELECEĞİNİN AYDINLIĞI OLSUN”

    Dersim ve Ovacık belediyelerine atanan kayyımları kınamak için bir araya geldiklerini söyleyen DAD Genel Sekreteri Asil Benler, “Aleviler için perşembe günleri önemlidir çünkü Aleviler perşembe günü cem olmak için bir araya gelir. Çerağlarını iyiye, güzele dair duygu düşüncelerini kutsallarına ileterek çerağlarını uyandırır. Bizde bu bilinçle halkıyla rızalaşmış belediye başkanlarına kayyım atanmasını kınamak ve Dersim topraklarının kayyım karanlığıyla karartılmasına karşı uyandıracağız. Uyandıracağımız çerağlar Dersim’in geleceğinin aydınlığı için delil olsun” dedi.

    Açıklamanın ardından Kureyşan Ocağı evladı Fetiye Yıldırım, okuduğu gülbeng ile kayyıma karşı çerağlar uyandırıldı. Daha sonra da 5 dakikalık oturma eylemi gerçekleştirildi.

    PİRHA/DERSİM

  • DAD Genel Sekreteri Benler: Dersim, dışarıdan giydirilmek istenen gömlekleri hep yırtıp atmıştır-VİDEO

    DAD Genel Sekreteri Benler: Dersim, dışarıdan giydirilmek istenen gömlekleri hep yırtıp atmıştır-VİDEO

    PİRHA- DAD Genel Sekreteri Asil Benler, resmi ideolojinin ‘Horasan’ teziyle tüm Alevi süreklerini ‘Türkleştirme-Sünnileştirme’ çabası güttüğünü söyledi. Dersim’in inançsal ve ulusal değerlerinin hedefte olduğunu belirten Benler, “Dersim; tarihsel, kültürel, toplumsal ve bunlarla birleşik olarak mekânsal bağlamda bir mahlasa sahiptir. Bunlar; Harde Dewreş, Axa Pîroz, Jar û Diyar ve Kirmancîye’dir. Dersim’in başka bir tanıma ihtiyacı yoktur. Dersim, dışarıdan giydirilmek istenen gömlekleri her zaman yırtıp atmıştır” dedi.

    AKP hükümetinin eliyle devletin Dersim’deki asimilasyon faaliyetleri çeşitli yöntemlerle sürüyor. Tunceli Valiliği’nin koordinasyonuyla, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ve Munzur Üniversitesi işbirliğiyle, 16-17 Ekim 2024 tarihlerinde Munzur Üniversitesi’nde “Anadolu’nun Horasan’ı Tunceli Sempozyumu” gerçekleşecek.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Sekreteri Asil Benler, AKP’nin yapacağı sempozyumu PİRHA’ya değerlendirdi.

    Söz konusu sempozyumun Dersim’e yönelik sistematik şekilde sürdürülen asimilasyon politikalarının devamı olduğuna işaret eden Asil Benler, “Dersim’e yönelik Türk-İslam sentezi bağlamında yürütülen asimilasyon politikaları söz konusu. Bu anlamda Türklüğü ve İslam’ı medeniyeti taşıyan kimlikler olarak gösterip Dersim’in taşıdığı Kürtlük ve Alevilik kimliklerini değersizleştiren, ilkel bir anlamda ele alan ve Dersimlilerin bu kimliklerden kaçarak ‘medeniyet’ diye adres gösterilen kimliklere koşar adım giderek oto asimilasyon dediğimiz sürece zihinsel olarak hazır hale getirilmesi hedeflenmekte” diye belirtti.

    “‘MEDENİYET’ VURGUSU DERSİM TERTELESİ’NDE YAPILAN KIYIMLARI MEŞRULAŞTIRMAKTIR”

    Diyanet İşleri Başkanı’nın Dersim’deki cami açılışında, ‘‘Şehirlerin medenileşmesinde en büyük pay camilerindir’ sözlerini hatırlatan Benler, Dersim Tertelesi’ne giden süreçteki ‘medeniyet’ vurgusuna da ayrıca değindi.
    Benler “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı, Diyanet, Valilik ve Munzur Üniversitesi paralelinde gelişen asimilasyon politikalarına hız verilmiş durumda. Diyanet İşleri Başkanı son dönemde Dersim’de yaptığı cami açılışında, ‘Şehirlerin medenileşmesinde en büyük pay camilerindir’ diyerek bir medeniyet vurgusu yaptı. Tertele dönemine gidilen süreçte gerek mecliste gerekse gizli raporlaşmalarda yine benzer bir şekilde medeniyet kavramının Dersim Tertelesi’nde yapılan kıyımları meşrulaştırmak için bir kılıf olarak kullanılmak istendiğini biliyoruz. Diyanet İşleri Başkanı’nın yüzde 90’ından fazlası Alevi olan bir kente cami açma bağlamındaki girişimi, yine medeniyetle süsleyip topluma sunması paralel bir politikanın aralıksız bir şekilde Dersim’e yönelik sürdüğünün göstergesidir” diye konuştu.

    “DERSİM’İN TAŞIDIĞI KÜRTLÜK VE ALEVİLİK KİMLİKLERİNİ DEĞERSİZLEŞTİRMEK HEDEFLENİYOR”

    Türklük ve İslam kimliklerinin ‘medeniyet’ adresi olarak Dersim’e dayatıldığını ifade eden Benler, “Medeniyet olgusu egemen ve ezilen toplumların  gerek tarihsel gerek güncel olarak karşılaşmalarında şu bağlamda ele alınmıştır: Egemen kimliği, egemen ulusal değerleri, egemen inançları taşıyan ve yerelde karşılaştığı ezilen kimlikleri kendi bünyesinde eriterek yok etmek adına bir çekim gücü olarak ele aldıklarını görmekteyiz. Tertele ve son cami açılışındaki denklemi somutlaştırır isek; Dersim’e yönelik Türk-İslam sentezi bağlamında yürütülen asimilasyon politikaları söz konusu. Bu anlamda Türklük ve İslam’ı medeniyeti taşıyan kimlikler olarak gösterip Dersim’in taşıdığı Kürtlük ve Alevilik kimliklerini değersizleştiren, ilkel anlamda ele alan ve Dersimlilerin bu kimliklerden kaçıp ‘medeniyet’ diye adres gösterilen kimliklere koşar adım giderek otoasimilasyon dediğimiz sürece zihinsel olarak hazır hale getirilmesi hedeflenmekte” dedi.

    HORASAN VE AHMET YESEVİ TEZİ ÇARPITMALARI

    Benler, Türkleştirme politikasının ‘Horasan’, ‘Ahmet Yesevi’ argümanlarının ciddi çarpıtmalar taşıdığını dile getirdi. Çarpıtmaların tarihsel, inançsal ve etnisite bağlamında ele alındığı söyleyen Asil Benler, şu değerlendirmede bulundu:

    “Biz Alevi toplumu olarak tarihteki kırım ve asimilasyon politikalarını değerlendirirken çokça dile getirdiğimiz bir gerçek var. Özellikle Safevi-Osmanlı döneminden bugünkü İran-Türkiye gerçekliğine doğru geldiğimizde İran’ın Türkiye’ye ‘Ya siz bunları Sünnileştirin ya da biz Şiileştirelim’ gibi gizli bir istişare yürüttüğüne dair vurgu var. Bu bir gerçekliğe tekabül ediyor, ama eksik olduğunu da söylemeliyiz.

    Türkiye gerçekliğinde resmi ideoloji ürettiği tarih tezi ile bütün Alevileri aynı zamanda Türkleştirme gibi bir politikanın devamlı sürdürücüsü halindedir. Burada kullanılan argümanlardan en bilineni Horasan gerçekliğidir. Aleviliğin çıkış mekanının Horasan olduğu ile bu bölgede hakim etnisitesinin Türklük olduğu ve Aleviliğin mürşidinin ise Ahmet Yesevi olduğu vurgusuyla geliştirilen bir tarih tezi bu. Bu tarih tezi kendi içerisinde ciddi çarpıtmalar barındırmakta. Üç başlıkta bunu vurgulayabiliriz. Birincisi kronolojik olarak, ikincisi inançsal ve üçüncüsü de etnisite bağlamında hatalar barındırmaktadır.

    HACI BEKTAŞ VELİ’NİN AHMET YESEVİ’DEN EL ALDIĞI ÇARPITMASI

    Birincisini açacak olursak; Ahmet Yesevi’nin Aleviliğin mürşidi olarak kurgulandığı bağlamını şu tezlerle çürütmek çok mümkün. Kurgu, ‘Ahmet Yesevi mürşittir ve onun eğittiği erenler Anadolu’ya gelerek Aleviliği yaydı’ tarzında bir düzlemde gelişiyor. Resmi kaynaklar Hacı Bektaş Veli’nin Ahmet Yesevi’den el aldığını söyler. Ahmet Yesevi’nin ölüm tarihi 1166, Hacı Bektaş Veli’nin doğum tarihi 1209. Bu çarpıtma tarihsel düzlemde bile boşa çıkartılan bir tartışma olmakta.

    “AHMET YESEVİ NAKŞİBENDİ ŞEYHİ, HACI BEKTAŞ İSE BATINİ YOL ERENİ”

    İkinci düzlem olarak vurguladığımız şey inançsal bir vurguydu. Ahmet Yesevi’nin Alevi olmadığını, mutasavvıf bir Nakşibendi şeyhi olduğunu ufak bir araştırmayla bile çok net görebilmekteyiz. Önemli aydın ve yazarlar bunu belgeleriyle çokça işledi. Hacı Bektaş Veli’nin de Batıni bir Yol ereni olduğunu hepimiz bilmekteyiz.

    HORASAN’IN TÜRKLÜK YURDU OLDUĞU PROPAGANDASI

    Üçüncüsü ise Horasan’ın etnisite bağlamında bir Türkistan, Türklük yurdu olarak kurgulandığını görmekteyiz. Çağımızın bilişim çağı olması ve saha araştırması yapan araştırmacı ve tarihçilerin de üretimlerinden kaynaklı bu vurgu boşa çıkarıldı. İnternet ortamında Alevi menşeili Horasan Kürtleri’nin varlığı çok net bir şekilde görmekteyiz. Yine tarihçilerin yaptığı saha çalışmaları önümüzde durmaktadır. Sosyolojik durum aşiretler bağlamında hala devam etmekte. Çemişgezek merkezli bir çok aşiretin 16. Yüzyılda Safeviler döneminde Horasan’a sınır bekçiliği yapmak için gönderildiği ve bir kısmının sonraki tarihsel süreçte Dersim’e geri geldiği, bir kısmının da orada kaldığı ve Dersim’den gitmeyipte o bölgenin yerlisi olan Kürtlerin varlığı da bu araştırmaların bağlamında açığa çıktı. Resmi ideolojinin tarih tezi olarak kurguladığı tüm düzlem ayakları havada kalır bir şekilde boşa çıkarılmıştır.

    “AKADEMİSYENLER VE ÜNİVERSİTE ELİYLE BİR DERSİM-KIRIM POLİTİKASI ÜRETİLİYOR”

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Sekreteri Asil Benler, ‘Horasan’ argümanının günümüz akademisyenleri ve Munzur Üniversitesi eliyle kullanıldığını dile getirerek, Dersim-kırım denen bir politikanın üretildiğini ifade etti.

    Benler, “Bunu tekrar ısıtarak toplumun gündeme getirmelerinin şöyle bir gerçekliği var: Hitler’in Propaganda Bakanı olan Goebbels bunu, ‘Bir yalanı yeterince uzun, yeterince gürültülü ve yeterince sık söylerseniz insanlar ona inanır’ diyerek vurguluyor. Bu vurguyu esas aldıklarını düşünüyorum. Egemen kurguları aynı düzlemde geliştiği için Horasan çarpıtmasını tekrar tekrar gürültülü bir şekilde, , karşıt bilim üreten üniversiteyi ve bol ünvanlı akademisyenleri arkasına alarak bir gürültü çıkararak Dersim halkının, Rêya Heq süreğini mensup Dersim hinterlandının, buna inanacağını düşündüler. Hatta kendilerine yabancı bir isim takarak daha çok sansasyonel olarak kurgulanıp bir rıza üretimi gelişeceğini düşündüler. Doktor Friç örneği var. Resmi ideolojinin bir yazarı Kürt Alevilerin Türk olduğunu kanıtlamaya dair üretimde bulunup, adını Doktor Friç olarak sunuyor. Günümüzde de akademi dünyasını bu bağlamda kullanma var. Munzur Üniversitesi’nin kurulduğu günden beri resmi ideoloji üretimini bir bilgi iktidarı sağlayarak, Dersim’in asimilasyonunda önemli bir mevzi haline geldiğini ve Dersim-kırım diyebileceğimiz bir politika ürettiğini görmekteyiz” şeklinde konuştu.

    DERSİM; HARDE DEWREŞ, AXA PÎROZ, JAR Û DİYAR, KİRMANCÎYEDİR

    Dersim’in tarihsel, kültürel, toplumsal ve mekansal olarak kendine özgü tanımları olduğuna vurgu yapan Asil Benler, “Bütün bu tarih çarpıtmasıyla Dersim tarif edilerek, kendisine bir tanım biçilmek istenmekte. Çok net biliyoruz ki Dersim’in kendine özgü tanımları var. Dersim, kendi tarihsel ve sosyolojik seyri bağlamında kendini tanımlamış ve o tanıma göre yaşamak isteyen bir kent. Bunu kabullenmiyorlar, bunu yok etmek istiyorlar, Dersim’i Alevisizleştirmek, Kürtsüzleştirmek hedefiyle. Dersim’in tanımları var dedik. Dersim; tarihsel, kültürel, toplumsal ve bunlarla birleşik olarak mekânsal bağlamda bir mahlasa sahip. Kendi ürettiği mahlasları var Dersim’in. Bunlar; Hardê Dewreş, Axa Pîroz, Jar û Diyar ve Kirmanciye’dir. Dersim’in başka bir tanıma ihtiyacı yoktur.

    “DERSİM DIŞARIDAN GİYDİRİLEN GÖMLEKLERİ YIRTIP ATMIŞTIR”

    Dersim’e dışarıdan giydirilmek istenen gömlekleri Dersim her zaman yırtıp atmıştır. Kendi özgün, kendi doğallığında ikrarına, itikatına, ulusal kimliğine bağlı bir şekilde geleceğini de kurgulayacaktır” diye belirtti.

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

    İLGİLİ HABERLER

    -Fırat Meclis’ten seslendi: Tunceli Sempozyumu Dersim’in inancına, diline saldırı girişimidir-VİDEO
    -Kordu: ‘Tunceli sempozyumu’ Devletin Dersim’i Türkleştirme, Sünnileştirme çabası-VİDEO
    -Kete’den ‘Tunceli Sempozyumu’na tepki: Dersim’deki Ra Heq inancını tüketme planıdır-VİDEO
    -Kurumlardan ‘Tunceli Sempozyumu’na tepki: Kırmanciye topraklarımızı anlam kaybına uğratma amaçlı
    -Afişe adını yazdılar; Ali Önal Dede’den tepki: Tunceli Sempozyumu’na katılmıyorum
    >DAM’dan ‘Tunceli Sempozyumu’ tepkisi: Dersim halkının yeni bir tarih anlatımına ihtiyacı yok!
    -‘Munzur Üniversitesi, Cemevi Başkanlığı ve Dedeler Meclisi; Dersim’in inancını, kimliğini yok etmek istiyor!’
    -Özcan’dan ‘Tunceli Sempozyumu’na tepki: İktidarın Alevilere yönelik politikasının devamı-VİDEO
    -FEDA’dan AKP’nin ‘Tunceli Sempozyumu’na tepki: Devletin uğursuz faaliyeti; Aleviliğe saldırısı
     -Kurumlardan ‘Tunceli Sempozyumu’na tepki: Kırmanciye topraklarımızı anlam kaybına uğratma amaçlı

  • DAD Dersim’de Gağand’ı karşıladı: Yolumuz Hakk yoludur -VİDEO

    DAD Dersim’de Gağand’ı karşıladı: Yolumuz Hakk yoludur -VİDEO

    PİRHA- Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Dersim’in kutsal ziyaretlerinden biri olan Gola Çeto’da, Gağand’ı karşıladı. Lokmalar dağıtıldı, deyişler söylendi. Konuşmasında Cumhuriyetin 2. Yüzyılının muhasebesine vurgu yapan DAD Yöneticilerinden Asil Benler, “Bu yüzyılın en büyük tanığı, sanığı ve mağduru olan topraklardayız” dedi.

    Demokratik Alevi Dernekleri (DAD), Dersim’in kutsal ziyaretlerinden biri olan Gola Çeto’da, Gağand’ı karşılamak için yılın ilk günü bir etkinlik düzenledi. Pirlerin, anaların katılımıyla gerçekleştirilen etkinlikte çerağ uyandırıldı, konuşmalar yapıldı, halk ozanı Hüsnü Güngör deyişler söyledi ve lokmalar pay edildi.

    “MEZOPOTAMYA VE ANADOLU’DA FARKLI İSİMLERLE KUTLANIYOR”

    Axuçan Ocağı’ndan pir İnanç Dolu’nun çerağ uyandırmasından sonra söz alan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkez yöneticisi Asil Benler, “Mezopotamya ve Anadolu halklarının farklı isimler ve farklı ritüellerle kutladığı, Harde Dewreş topraklarında Gağand ismiyle kutladığımız gün vesilesiyle buradayız” diyerek başladığı konuşmasında cumhuriyetin ikinci yüzyılına vurgu yaparak şunları söyledi:

    “BU YÜZYILIN EN BÜYÜK TANIĞI, SANIĞI VE MAĞDURU OLAN TOPRAKLARDAYIZ”

    “Bu sene yeni yılı karşılarken aynı zamanda içerisinde yaşadığımız ülke topraklarında yüzyılını geride bıraktığımız bir cumhuriyetin ikinci yüzyılına girdik. Bu yüzyılın biraz muhasebesini yapmamız lazım. Raya Haq toplumu olarak yüzyıl bize neler yaşattı, neler aldı bizden, neler götürdü. Bu yüzyılın en büyük tanığı, sanığı ve mağduru olan topraklardayız aynı zamanda. Bu topraklar içerisinde de aslında Gola Çetu ziyareti bu tanıkların en başında gelen bir mekan. Çünkü iki derenin birleştiği yer ve bu iki derede tertele sürecinde (1937-38) hepimizin bildiği gibi kan aktı. Gola Çetu ziyareti bunun hepsinin şahidiydi.

    Biz ikinci yüzyıla girerken ve aynı zamanda yeni bir Gağan yılıyla, yeni yılı karşılarken eşit yurttaşlık, özgür yurttaşlık temelinde demokratik bir cumhuriyet temennimizi burada dile getirmek istiyoruz.”

    “GAĞAND BEREKETLE BAŞLAR”

    Dersim inanç ve itikadında Gağand’ın önemine vurgu yapan Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Merkez yöneticisi Fethiye Yıldırım, “Gağand bereketle başlar. Komşular, ziyaretler mezar ziyaretleri. Bunları Gağand’la başlatıp ziyaret yaparız. Niyazlarımızı pişiririz. Mezarlara gideriz. Çıralarımızı yakarız. Zeyilerimiz vardır, evden giden kızlarımız, halalarımız, teyzelerimiz. Onlar ziyaret edilir, Gağandları verilir” dedi.

    “RIZALIK VE İKRARLIKLA YÜRÜTÜLEN BİR YAŞAMIN PARÇALARIYIZ”

    Gağan’ın bunun gibi birçok ritüeli olduğunu belirten Yıldırım, şunları ifade etti:

    “Bizim yolumuz Hakk yoludur, Raya Haq dediğimiz yoldur. Bunun yanında paylaşımcı bir toplumuz. Eşitlikçi bir toplumuz. Rızalık ve ikrarlıkla yürütülen bir yaşamın, bir kültürün parçalarıyız. O yüzden yolumuzu unutmamamız gerekir.”

    Rıza Bilgiç

     

  • ‘Yavuz’un garazı’ Diyanet eliyle Dersim’e deli gömleği olarak giydirilmek isteniyor’-VİDEO

    ‘Yavuz’un garazı’ Diyanet eliyle Dersim’e deli gömleği olarak giydirilmek isteniyor’-VİDEO

    PİRHA- DAD Gençlik Meclisi Üyesi Asil Benler, Osmanlı’dan Cumhuriyete kadar, egemenlerin Dersim’e yönelik asimilasyon politikalarının ve zihinsel hegemonyalarının Diyanet ve farklı kurumsallaşmalar ile Dersimlilere yeniden ‘deli gömleği’ olarak giydirilmeye çalışıldığını kaydetti. Benler, “Tarihten bu yana bahsettiğimiz zihinsel hegemonyacılık kendini farklı tonlarda, farklı referanslarla, fakat aynı zihniyet ve hedeflerle Dersim’i ‘çıban’ olarak görmeye devam etmektedir” dedi.

    Dersim’e yönelik asimilasyon politikaları her geçen gün artarak devam ediyor. Dersim’in kültürüne, doğasına, diline yönelik asimilasyon ve yok sayma politikalarının bir yenisine Munzur Üniversitesi’nde Tunceli Müftülüğ’nce açılan ‘Hz. Ali Diyanet Gençlik Merkezi’ eklendi.

    Osmanlı’nın Aleviler üzerindeki fiziki ve kültürel soykırım politikalarını Cumhuriyet dönemine devrettiğini söyleyen DAD Gençlik Meclisi Üyesi Asil Benler, Dersim Soykırımı dönemindeki devlet raporlarında ,’Yavuzun garazı’ olarak nitelendirilen bu politikaların benzer öncelikler olan Türk-İslam sentezi ile şekillenen ulus-devletin kimliksel ve yönetimsel özellikleriyle Dersim’e ‘deli gömleği’ olarak giydirilmeye çalışıldığını belirtti.

    Benler, 12 Eylül 1980 askeri darbesi ile Dersim özelinde Kenan Güven pratiği ile açığa çıkan her köye bir cami, kuran kursları, yatılı imam hatipler gibi uygulamalar ile Dersimli gençlerin çekilmek istendiği asimilasyon ağını hatırlattı. Bu süreçten sonra gelişen Gülen cemaati ve iktidar ortaklarının Dersim’deki sembolleri ve değerleri kullanarak bu asimilasyon ağını çok daha kapsamlı bir şekilde genişletmek istediğine dikkat çeken Benler, bu zihinsel hegomanyanın Dersim’i halen ‘çıban başı’ olarak görmeye devam ettiğini sözlerine ekledi.

    Asimilasyon politikalarının güncelde ayyuka çıkan hali olan Hz. Ali Diyanet Gençlik Merkezi’nin açılışının ve Aysel Doğan’ın cenazesinin Dersim’e gelişinin birkaç gün aralıklarla aynı döneme denk gelmesinin çok şey ifade ettiğine vurguda bulunan Benler, Diyanet gerçekliği ile Dersim’e asimilasyonun dayatıldığını, Aysel Doğan şahsında ise Dersim’den toplumsal değerlerin tahrip edilmek istendiğine işaret etti.

    “DERSİM’E DELİ GÖMLEĞİ GİYDİRİLMEK İSTENMİŞTİR”

    Benler, Diyanet eliyle Hz Ali Diyanet Gençlik Merkezi adıyla açılan kurumun, egemenlerin Dersim’e olan bakış açışının tarihsel süreklilik taşıyan bir yöntemi olduğunu söyledi. Dersim raporlarında geçen, ‘Yavuz’un garazı’ diye nitelendirilen asimilasyon politikalarının tekrardan Dersim’e ‘deli gömleği’ olarak giydirilmek istendiğini ifade eden Benler, şöyle konuştu:

    “Son dönemde ayyuka çıkan ve Dersim halkını rahatsız eden Hz. Ali Diyanet Gençlik Merkezi tartışmalarını biraz daha tarihsel arka planı ile vurgulamak son dönemde yaşananların bir yol kazası olmadığını, aslında egemenlerin Dersime bakış açısının tarihsel bir süreklilik taşıdığını göstermek adına en uygun yöntemdir. Bu bağlamda tarihte biraz geriye gittiğimizde Osmanlı’da gerek diğer Alevi sürekleri ve gerek Reya Heq süreği, dönemin Diyaneti diyebileceğimiz Şeyhülislam tarafından mülhidlik, rafızilik, zındıklık diye nitelendirilerek fiziki ve kültürel soykırımlara varacak yönelimlerle yüz yüze gelmiştir. Bu tarih daha sonra Dersim Tertelesine giden dönemde devletin raporlaşmalarında geçen ‘Yavuz’un garazı hedef haline getirip başaramadığı ve Dersim’in sarp kayalıklarına giremediği ’ gerçeği olarak vurgulanır. Dersim bu anlamda direnmiştir, kendisi olmakta ve kültürel değerlerini korumakta ısrar etmiştir. Yine 1937-38’de Yavuz’un garaz ettiklerini ve hedeflerini bu seferde Kemalist rejim Dersim’e bir deli gömleği olarak giydirmek istemiştir. Kuşatmasını, yine benzer öncelik olan Türk-İslam sentezi ile şekillenen ulus-devletin kimliksel ve yönetimsel özellikleriyle Dersim’e giydirmeye çalışmıştır. Dersim, bu konuda kendi öz gücüne dayanarak direnmiş, kültürel ve kimliksel değerlerini koruyabilmek adına büyük bir soykırımla yüz yüze kalmıştır.”

    “AYNI ZİHNİYET DERSİM’İ ‘ÇIBAN’ OLARAK GÖRMEKTE”

    Dersim’e yönelik bu yönelimin 1980 darbesi ile dönemin Valisi Kenan Güven ve sonrasında Gülen cemaati ile çok daha kapsamlı bir hal aldığını dile getiren Benler, “Bir diğer süreç ise Türkiye genelinde Kenan Evren, Dersim özelinde ise Kenan Güven adıyla bilinen süreçtir. Kenan Güven adıyla Dersim’de simge haline gelen gerçekler bunu yaşayan bireylerin aktardıkları ve tarihsel hafızanın gösterdikleri ile açığa çıkıyor. Kuran kursları, her köye bir cami, imam hatipler gibi bir üçgen üzerinde Dersim gençlerinin çekilmek istendiği asimilasyon ağıdır. Başka bir tarihsel süreç ise Fethullah Gülen ve iktidar ortaklarının Dersim’e yönelimidir. Medyada, Gülen cemaatinin örgütlenmediği tek il Dersim diye çokça haberler geçti. Bunun, ayaklarının havada kalan bir söylem olduğunu görmek ve yüzleşmek gerekiyor. Fethullah Gülen’in Dersim Alevilerine yönelik ‘sapkınlık’ diye nitelendirdiği açıklamaları vardı. Bu açıklamadaki zihin arka planı Dersim’i daha çok önemsediklerini ve bu önemsemeden kaynaklı Dersim’ e yönelimlerinin çok daha kapsamlı olduğunu gösteriyordu. Gülen cemaatinin açtığı kreş, yurt, özel kolej gibi kurumlaşmalara Dersim’in değerlerini, sembollerini isim olarak kullanarak kendilerine karşı yumuşak bir bakış açısı geliştirmeye çalıştılar. Birçok yerde örgütlendiler ama Dersim’e sinsice yöneldiklerini hem kendi şahitliklerimizden hem de oradan aktarımlarla biliyoruz. Günümüzde farklı tarikatlar, kurumlaşmalar, Diyanet öncelikli yapılanmalar ve Munzur Üniversitesi öncülüğünde; tarihten bu yana bahsettiğimiz zihinsel hegemonyacılık kendini farklı tonlarda, farklı referanslarla fakat aynı zihniyetle Dersim’i  ‘çıban’ olarak görmektedir” diye konuştu.

    “DİYANET VE ÜNİVERSİTE AYNI MİSYONU YERİNE GETİRİYOR”

    Benler, geliştirilmek istenilen bu asimilasyon ağının temelde Kürt ve Alevi kimliği ile gençleri hedeflediğine işaret ederek, “Dersim tekrardan hedef haline gelmiştir ve bu hedef haline gelmede en temelde gençler bu ağa çekilmek istenmektedir. Gençlik, bir toplumun geleceğidir. Gençlik kültürel değerlerine, varoluşsal özelliklerine ve toplumsal politik kurumlarına bağlı ise o toplumun geleceğinin özgür kılınmasından bahsedilebilir. Bunun farkında olduklarından ilk olarak Dersim gençleri hedefe alınmaktadır. Bunu tarihten ve güncelden örneklerle maddi temele de indirebiliriz. Tarihte ‘Dersim’in Kayıp Kızları’ evlat ediniyor ve kendi toplumuna müthiş bir uzaklaşma gerçekleşiyor. Aşiretin önde gelen liderlerini İstanbul’a ve Türkiye’nin farklı metropollerine alarak ulus-devletin kimliği ile terbiye ediyor. Kürt coğrafyasına böyle bir politika ile yaklaşıyorlar. Günümüzde de Diyanet, Munzur Üniversitesi gibi yapılanmalar aynı misyon ve rolü farklı kurumlaşmalar ile yerine getirmek istiyor. Devşirilmek istenirken de esas alınan nokta Türk-İslam kimlikleri ve hedef alınanlar ise Kürt ve Alevi kimlikleridir” ifadelerini kullandı.

    “AYSEL DOĞAN KİMLİKLERİNDEN TAVİZ VERMEDİ, DURUŞU MİRASTIR”

    Benler, 11 Mayıs tarihinde Hakk’a yürüyen Aysel Doğan’ın, mahkemedeki ‘Kadınım, Kürdüm, Kızılbaş Aleviyim! O da yetmiyorsa Dersimliyim’ diyerek savunduğu kimliklerin toplamı olan Dersim’e enerjisi, duruşu, öfkesi ve umuduyla güç verdiğini dile getirdi.

    Hz. Ali Diyanet Gençlik Merkezi açılışı ve Aysel Doğan’ın cenazesine yönelik müdahalenin aynı döneme denk geldiğinin altını çizen Benler, Diyanet gerçekliği ile Dersim’e asimilasyonun dayatıldığını, Aysel Doğan şahsında ise Dersim’den toplumsal değerlerin tahrip edilmek istendiğine işaret ederek şunları belirtti:

    “Bahsettiğimiz asimilasyon politikalarının güncelde ayyuka çıkan hali olan Hz. Ali Gençlik Merkezi’nin ve Aysel Doğan’ın cenazesinin Dersim’e gelişinin birkaç gün aralıklarla aynı döneme denk gelmesi sembolik gibi görünebilir ama çok şey ifade etmektedir. Bir yerde Diyanet gerçekliği ile Dersim’e neyin dayatıldığını, Aysel Doğan şahsında ise Dersim’den neyin kaçırılması gerektiğinin dayatıldığını gösteren bir gerçekliktir. Aysel Doğan toplumsal değerlerde ısrar eden, Dersim’in börtü böceğinden, doğasına, inancına, ulusal gerçekliğine kadar tüm toplumsal değerleri Xızıri bir hissiyat ve enerji ile savunmakta ısrar eden bir hocamızdı. Türk-İslam kimlikleriyle Dersim’e zihinsel hegemonyacılık dayatan egemenler, bu kimliklerde ısrar eden Aysel Doğan’ı ne yaşarken nede Hakk’a yürüdüğünde Dersimle buluşmasını hazmedemedi. Aysel Doğan gibi yaşamı hep kavga olanların yoldaşlarının Dersim gençliğine bir bir sembol, değer olmak istenmesine karşı oldukları için Dersim’e sokulmamak istenmedi.

    “YOLUMUZ, TOPLUMSALLIĞINDA ISRAR EDEN DİRENİŞÇİ KARAKTERLERİMİZDİR”

    Aysel Doğan’ı Xızıri bir hissiyatla Dersim’i doğası yanarken, Gola Çeto sular altında bırakılmak istendiğinde mücadele ederken, Ana Fatma ziyareti restore edilirken, Alevi akademisini kurarak inanç hafızasının kaybolmaması için çaba içerisinde olurken gördük. Aysel Doğan Kürt’tü, kadındı, Aleviydi ve bunların hepsini karşılayan Dersimliydi. Bunların hiç birinden taviz vermedi. Hepsinin varlık mücadelesine enerjisi, duruşu, öfkesi, ısrarı ve umuduyla güç vermek istedi. Biz Alevi gençleri bu anlamda da o asimilasyon ağını eleştirip orada kalacak durumda değiliz. Aysel hoca gibi örnek alacağımız, nasıl yaşanması gerektiğini yaşamlarının biyografilerinde bulabileceğimiz değerlere sahibiz. Yolumuz Aysel Hoca gibi toplumsallığında ısrar eden ve bu duruşu bize miras bırakanlar olmalıdır. Tarihimiz bu anlamda bir çok direnişçi karakter bırakmıştır. Yeter ki biraz toplumumuza dönmesini, coğrafyamızı hissetmemizi bilelim. Doğruyu ve hakikati orada bulacağımız eminiz.”

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

  • Ameliyattan çıkan Dersimli yurttaş zorla gözaltına alınmak isteniyor

    Ameliyattan çıkan Dersimli yurttaş zorla gözaltına alınmak isteniyor

    PİRHA- Kasık fıtığı ameliyatı geçiren ve yürümekte zorlanan Dersimli yurttaş Asil Benler hakkında yakalama kararı olduğu gerekçesiyle gözaltına alınmak isteniyor. 

    İzmir Bayraklı’da bulunan özel bir hastanede dün öğlen saatlerinde kasık fıtığı ameliyatı geçiren Dersim nüfusuna kayıtlı Asil Benler’in evinde saat 01:00 sularında arama yapan polisler, hastaneye gelerek kendisini gözaltına almak istedi. Yürüme, yeme, içme ve lavabo ihtiyaçlarını tek başına karşılamakta zorluk çeken Benler’in gözaltında olduğu bilgisini veren polisler taburcu olması durumunda kendisini gözaltına alacaklarını beyan etti.

    Duruma tepki gösteren ailesi ve arkadaşları yeme, yürüme ve lavabo ihtiyaçlarını uzun süre tek başına karşılamayacak olan Benler’in gözaltına alınmaya çalışılmasının hukuksuz olduğunu kaydetti. Dikişlerin yırtılması ve kanama tehlikesinin devam ettiği belirtilen Benler’in bulunduğu hastanedeki polislerin bekleyişi sürüyor.

    (HABER MERKEZİ)