Etiket: asimile

  • ‘Okullara imam atanarak çocuklar dindarlaştırılıyor, aileler tedirgin’-VİDEO

    ‘Okullara imam atanarak çocuklar dindarlaştırılıyor, aileler tedirgin’-VİDEO

    PİRHA-AKP’nin ÇEDES projesi adı altında okullara imam atamasının amacının çocukları dindarlaştırmak olduğunu ifade eden Antep Düztepe Cemevi Yönetim Kurulu üyesi Bülent İlik, ailelerin çocuklarını okula gönderirken tedirgin olduklarını söyledi. İlik, “Eğer okullara atanan imamlar eğitim vermeye devam ederse ailelerin çocuklarını okula göndermeme durumu var” dedi. 

    AKP hükümetinin okullarda “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum (ÇEDES)” projesiyle eğitim sistemini dinselleştirmesi ve verdiği zararlar tepki topluyor.

    Konuyla ilgili konuşan Antep Düztepe Cemevi Yönetim Kurulu üyesi Bülent İlik, okullarda kim olduğu belli olmayan kişilerin ÇEDES adı altında din eğitimi vermesini kabul etmiyoruz” dedi.

    İlik, ailelerin bu durumdan rahatsız olduklarını hatta endişelendiklerini söyleyerek, bu proje okullarda sürdürülürse ailelerin çocuklarını okula göndermeyeceklerin ifade etti.

    “KİMSE KABUL ETMEZ”

    ÇEDES projesinin Alevi kültürünü yok etmek üzere kurulduğuna dikkat çeken İlik, şu ifadeleri kullandı:

    “Ne olduğu belli olmayan kişiler gelip okullarda eğitim veriyor. Bizim açımızdan kabul edilebilir bir yanı yok. Okullarda zorunlu din derslerinin kaldırılmasına karşı çalışma yürütürken tekrar böyle bir sistemin oluşturulması aydın Sünnilerin bile kabul edeceği bir şey değil. Biz çocuklarımızı kim olduğu belli olmayan insanların eline bırakacak kadar düşmedik. Devlet, ülkede yaşayan Alevileri asimile etmek ve Sünnileştirmek için çalışıyor. Aileler, çocuklarının geleceğinden endişeli. Aileler ne yapacaklarını bilmiyorlar. Eğer okullara atanan bu şahıslar eğitim verirlerse ailelerin çocuklarını okula göndermeme durumu var.”

    “BİZİM TESLİM OLMADIĞIMIZI BİLİRLER”

    İlik, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na da karşı olduklarını belirterek, dedelerin maaşa bağlanmasıyla imamlardan bir farkı kalmayacağını, bunu kabul etmeyeceklerini söyledi.

    Devletin dedeleri maaşa bağlanmasının Alevi toplumunda karşılık bulmayacağını dile getiren Bülent İlik, “Dedelerin kendi maaş hakkı olsa bile bunu kendimizin belirleyeceği şekilde olmalı. Devletin belirlediği dedeleri değil de bizim toplumumuzdan gelen dedeleri maaşa bağlamalarına karşı değiliz. Devletin bizim inancımızı bir kere kabul etmesi gerekiyor. Bunu kabul etmeden bizim öğrencilerimizi, dedelerimizi üstten kendisine bağlayarak bir kültürü yok etmeye çalışmasını kabul edemeyiz. Hem Osmanlı’da hem de Osmanlı’dan öncesindeki tarihe baktığımızda bizim var olan bir direnişimiz var. Hiçbir zaman teslim olmadığımızı bilirler. Biz öldürülürüz, ölürüz, bin olur gene geliriz” diye konuştu.

    Kamber YILDIZ/ANTEP

    İLGİLİ HABERLER:
    > Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’-VİDEO
    > ‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’-VİDEO
    > ‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’- VİDEO
    > ‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına karşı mitingler yapacağız, hukuki süreç başlatacağız’-VİDEO
    > ‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’
    > ‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’-VİDEO
    > ‘Eğitimin görevi inanç aşılamak değil, çocuklarınızı imamlara teslim etmeyin’- VİDEO
    > ‘Şeriatı getiriyorlar, Türkiye’de ciddi şekilde laiklik kavgası verilmelidir’ -VİDEO
    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’
    > ‘Türkiye Afganistan’a dönüşüyor, Alevi olmayanlar da bu projeye karşı çıkmalı’- VİDEO
    > ‘Dindar-kindar gençlik yetiştirme projesi, herkesi mücadeleye çağırıyorum’-VİDEO
    > ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefe ve ilkelerinin altına dinamit koymaktır’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasıyla gerici bireyler yetiştirmek amaçlanıyor’- VİDEO
    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevi inancını katleder; çocuklarınıza inancımızı öğretin’-VİDEO
    > ‘Kamusal alan okullar yoluyla dincileştiriliyor; tarikatlar eleman yetiştiriyor’ -VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına, dini eğitime karşı birlikte mücadele edelim’-VİDEO
    > ‘Türk-islam sentezini hayata geçirmek için yapılmış bir asimilasyon politikasıdır’- VİDEO
    > ‘Okula imam atanması asimilasyondur; aileler tavır göstermeli’-VİDEO
    > ‘Türkiye’de eğitim yağmalanıyor, buna dur demek zorundayız’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması kadroların siyasal islamcılar tarafından işgal edilmesidir’-VİDEO
    > ‘Seküler kesimin yaşam haklarına müdahaledir; eylem planı oluşturmalıyız’-VİDEO
    > ‘İktidar, dindar nesil yetiştirmek için laik, bilimsel, kamusal eğitimden uzaklaşıyor’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevilere yönelik asimilasyon ve inkar politikasıdır’- VİDEO
    >‘ÇEDES, Türk ve Sünni Müslüman çocuk tipini yaratma projesi; insan haklarına aykırı’– VİDEO
    >‘AKP, ÇEDES projesiyle toplumsal cehaleti, biatı okullarda aşılamak istiyor’-VİDEO 
    > ‘ÇEDES’le toplum kandırılıyor, Siyasal İslamcılar tarihin en büyük ayıbını yapıyor’ -VİDEO 
    > ‘ÇEDES gibi projeler ile bir nesil mahvediliyor’-VİDEO 
    >‘ÇEDES ile amaç bütün okulları imam hatipleştirmek’ -VİDEO
    >‘Hükümet, okullara imam atayarak süreci dönüştürüyor, kadrolaşma yapıyor’-VİDEO
    > ‘İmamlar, laik eğitimi ortadan kaldırmak için okullarımıza gönderiliyor’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması tamamen Alevileri asimile etme politikasıdır’-VİDEO
    > ‘ÇEDES ile çocuklar mobbinge maruz kalıyor, öğretmenler baskı altında’-VİDEO
    > ‘Okullarda müdürler çocuklara ‘Kim Alevi’ diye soruyor’-VİDEO

  • Üniversite öğrencisi Hakan Uka’dan çağrı: Alevi gençler olarak inancımıza sahip çıkalım-VİDEO

    Üniversite öğrencisi Hakan Uka’dan çağrı: Alevi gençler olarak inancımıza sahip çıkalım-VİDEO

    PİRHA-Antalya’da üniversite öğrencisi olan Hakan Uka, İzmir Torbalı’ya bağlı Göllüce Köyü’nün Alevi olmalarına rağmen zaman içerisinde asimile olduklarını söyledi. Alevi kurumları ve Alevi gençlerine de çağrıda bulunan Uka, “Alevi kurumları köydeki Alevileri sormalı. Alevi gençler inancımıza sahip çıkmalı” dedi. 

    İzmir’in Torbalı ilçesine bağlı Göllüce köyünden Hakan Uka üniversite eğitimi için Antalya’da bulunuyor. Uka, Alevi inancına ilişkin düşüncelerini, asimile olmaya başlayan köylerindeki son durumu ve taleplerini PİRHA’ya anlattı.

    “KÖYÜMÜZÜN TAMAMI ASİMİLE OLMUŞ DURUMDA” 

    “Göllüce; büyük bir çoğunluğu hatta tamamı asimile olmuş Alevi vatandaşların bulunduğu bir köy” diyerek sözlerine başlayan Uka, köyün bu durumda olmasında devletin asimilasyon politikalarının etkisine dikkat çekti. 2002 yılında köylerine cami yapıldığını da aktaran Uka, şunları söyledi:

    “2002 yılında köyümüze bir cami yapıldı. Camiden sonra köyümüze bir hoca atandı. Bizim açımızdan bunun bir değeri yok ama Alevilik konusunda bilgi sahibi olmayan canlarımız, hocanın iyi niyetine kandılar ve asimile olmaya başladılar.

    Ben bir Alevi genci olarak Aleviliğimi doğru düzgün yaşayamadım. Bir inancım yok. Örneğin bir ceme giremedim. Bir cem erkanı göremedim. Gelenek, görenek bilmedim. Köyümüzde dedelerimiz bile asimile olmaya başladılar. Daha önceden cemler dedenin evinde veyahut talibin evinde yapılırmış. Genelde çok az kişi katılırmış ve çocukları ceme almazlarmış. Gidip, okulda “Ben Aleviyim” demesinler diye çocuklara yolu öğretmiyorlar ve bu zamanla gelenek haline gelmiş.

    Cemevi yakın zamanda açıldı. Daha önce cemevi olarak açılan yer büyük bir kahvehaneydi sonradan cemevine dönüştürüldü. Cemevi açıldı ama bir anlamı kalmadı. Cem yapmak zor geliyor, insanlar cemimize gelmiyorlar, cemin ne olduğunu bilmiyorlar. Camiye de gitmiyorlar ama arada kaldılar, bir ateist gibi yaşıyorlar. Hangi yoldan gideceklerini, delilin ne olduğunu bilmiyorlar. Musahiplik kurumu kalmadı. Köyün durumu böyle.”

    “HANGİ OCAKTAN OLDUĞUMU BİLMİYORUM”

    Uka, hangi ocaktan olduklarını dahi bilmediklerini belirtirken, pandemiden önce köyde genellikle yaşlıların katıldığı cem erkanlarının yapıldığını kaydetti. Uka şöyle konuştu:

    “İki tane ocağımız iki tane delilimiz var. Ama ben hangi ocaktan olduğumu, adını dahi bilmiyorum. “Hangi ocaktansınız?” diye soruyorlar, bilmiyorum. Köyümüzde pandemiden önce cem erkanları yürütülüyordu. Genelde yaşlılar katılıyordu ve sayısı oldukça azdı. Köyümüz bin kişilik bir nüfusa sahip olmasına rağmen cemlere katılanların sayısı en fazla 50 kişi olmakla birlikte, gençlerde de artık Alevilik aşkı ve inancı kalmadı. Köyümüze cemevimiz açılana kadar dedenin evinde yapılan cemlere sadece musahip olanlar, yola ikrar verenler girebiliyordu ama cemevimiz açıldıktan sonra şimdi herkes girebiliyor. Cemleri ara ara yapıyorlar ama katılım yok. Köy halkında artık o Alevilik bilinci kalmamış. Cem erkanlarına daha çok katılmak istiyorum. Bu aşkı kendimde görüyorum. Etrafımda Aleviliği çok iyi bilen biri yok. Cem erkanı nasıl olur, nasıl yürütülür bilgim var ama tam anlamıyla bilgim yok. Burada öğrendiklerimi köye gittiğimde aileme anlatmayı onların da cem erkanlarına gitmesini isterim.”

    “KÖYÜMÜZDE, ÇALTI BABA, EREN BABA ZİYARETLERİMİZ VAR”

    Çocukluğundan hatırladığı birkaç anısına da değinen Hakan Uka, “Köyümüzdeki mezarlığın içinde bir ermişimiz vardı. Çaltı dediğimiz dikenli bir çalı, ondan dolayı adını Çaltı Baba koymuşlar. Belediyeden mezarlığımızı temizlemek için gelen işçiler ellerinde benzinli motorlarla ağaçları, yabani otları kesiyorlardı. Çaltı Baba’ya yaklaştıkları zaman ne hikmetse herkesin motoru bozulur, arıza verirdi. Yabani çaltı otlarını kesmiyordu. Bu durum 2-3 sezon yaşandıktan sonra oraya güzel bir türbe yapıldı, türbenin üzeri kapatıldı. Ondan sonra o çaltılar temizlenmeye başladı.
    Yine Eren Baba diye bir erenimiz var. Eren Baba köye yakın bir yerde dağın tepesinde bir yer. Köyden herhangi bir canımız oraya gidip, niyaz edip adağını adayamaz. Nedeni ise devlet oraya ne bir yol yapmış ne de herhangi bir şey. Buranın varlığını tanımamış. Tabi yol olmadığı için mecburen yürüyerek gideceksin. Yürüyerek gitmek zor. Böyle olduğu için de kimse gitmiyor yani bir şekilde orası unutulmuş, unutturulmuş. Eren Baba’ya yalvarıyorum; bizi bir hatırla, bizi özümüze döndür, diye” ifadelerini kullandı.

    “MUSAHİPLİK NE YAZIK Kİ KÖYÜMÜZDE ARTIK KALKTI”

    Köylerinden musahip olanların yok denecek kadar az olduğunu da aktaran Uka, “Yanlış hatırlamıyorsam 2 tane delilimiz var ve bildiğim kadarıyla yıllardır uyaramıyoruz. Yola girmemişsen, yolda ikrar vermemişsen, erkan yürütmemişsen ceme sokmazlardı. Çünkü yolda değilsen, merak için sadece ceme girdiysen o delil sana kara yılan olarak gelir, görünür, boynuna dolanır falan derlerdi. Ondan dolayı çoğu kişi köyde cesaret edip de cemde musahip olmuyor. Eskiden musahiplik anlatılırdı ama musahiplik artık kalktı. Şu an musahip olan yok ya da yok denecek kadar az” dedi.

    “DEDELERİMİZ DE ASİMİLE OLMA DURUMUNDA”

    Hakan Uka, köylerine ilişkin bilgi vermeye şöyle devam etti:

    “Köyümüzde Abdallar, Türkmen Aleviler, Alevi Kızılbaş olanlarımız var. Hepimiz birlikte yaşıyoruz ve herkes birbirine aynı nazarla bakıyor. Bir tane cemevimiz var. Hepimiz aynı cemevine gidiyoruz. Aleviler olarak çok uzun zaman önce bir araya gelmiş topluluklarız. Herkesin birbirine karıştığı herkesin birbiriyle paylaştığı, geleneğimiz göreneğimiz, delilimiz, ocağımız her şeyimiz aynı. Ayrımız gayrımız yok.

    Sonra üniversite sınavına girdim. Sınavı kazandım ve Manavgat’a geldim. Aynı benim gibi üniversitede okuyan Alevi canlarla tanıştım burada. Burada gördüğüm cem muhabbetlerinden sonra köydeki dedenin yürüttüğü cem erkanını eksik buluyorum. Daha donanımlı, bilinçli bir şekilde cem erkanları yürütülmeli. Yürütülmediği için köylerde bulunan canlarımız Aleviliği unutmuş vaziyette. Mesela muhabbet cemi oluyor ama ne konuşacağız, ne için yapılıyor, niye yapılıyor; bunun sebebi anlatılmıyor. Sadece bir ibadet yapılır gibi hizmet görülüyor ama neden görüldüğünden bahsedilmiyor. Öyle bir hal aldık ki, 12 hizmetten biri olan Faraş hizmetinin Batini anlamını bilmiyoruz ama Zahiri anlamının ne olduğunu biliyoruz. Bize aktaracak, anlatacak biri yok. Yine cemlerde okunan nefeslerimizin, deyişlerimizin yorumunu, ne anlatmak istediğini bize anlatmıyorlar. Dedelerimiz de asimile olma durumunda.”

    “ALEVİ KURUMLARI KÖYLERDEKİ ALEVİLERİ SORMALI”

    Alevi kurumlarının metropol dışında yaşayan Alevilere sahip çıkması gerektiğini belirten Hakan Uka, “Artık günümüzdeki Aleviler, Kızılbaşlar sadece metropollerde yaşamıyorlar aynı zamanda köyde, taşrada, dağda, mezrada yaşayan Aleviler de var. Alevi kurumları bunlara sahip çıkmalı, köydeki cemevlerine gidip bakmalı, burada yollarını yürütüyorlar mı? Bir istekleri var mı? Dedelere her şeyi anlatılmalı” diye konuştu.

    ALEVİ GENÇLERE ÇAĞRI

    Hakan Uka’nın Alevi gençlerine çağrısı var. Uka, “Benim Alevi gençlerine özellikle çağrım şu; gençler olarak inancımıza sahip çıkmalıyız, cemevlerine gelip yol erkanımızı öğrenmeliyiz. Atalarımız baskıya ve asimilasyona uğradılar ama biz gençler inancımızı yaşayabiliriz, geleneğimizi, göreneğimizi devam ettirebiliriz. Gençler niye kaçıyor? Niye susuyorlar? Neden Aleviyim diyemiyorlar? Aleviyim demelerini istiyorum. Korkmasınlar, söylesinler. Yol erkanımızı annemizden, babamızdan öğrenemeyebiliriz ama onu öğretecek birileri vardır. Bir canımız vardır, gitsin yanına otursun, öğrensin. Gençlerimiz Alevilikten kaçmasınlar. Özellikle ben de dahil, bu inancı, bu kültürü öğrenmeli anlamalı özellikle sorgulayıp anlamalıyız. Bizim inancımız kadar başka bir inanç göremiyorum daha güzel, doğayı seven, insanları seven, her şeyi sevebilen. İnancımız, kültürümüz yok olmamalı, inancımıza sahip çıkmalıyız” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • ‘Alevileri asimile etmek için bazı dedeleri çeşitli vaatlerle kandırmaya çalışıyorlar’-VİDEO

    ‘Alevileri asimile etmek için bazı dedeleri çeşitli vaatlerle kandırmaya çalışıyorlar’-VİDEO

    PİRHA-Didim Cemevi Başkanı Hüseyin İlhan ‘Gri pasaportlu dedeler’ hakkında PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu. İlhan, “Bizim bu yolu bilmeyen, içimizdeki yol yorgunu olan dedelerimizi tespit ediyorlar. Önlerine kırmızı halılar sererek, yeni imkanlar vererek, pembe bir hayat vaat ederek dedelerimizi, Alevi inancını asimile etmeye çalışıyorlar” dedi. İlhan ekledi: Asla başaramayacaklar. Devletin Alevisi olmayacağız. Devlet elini inançlarımızdan çeksin.

    Didim Cemevi Başkanı Hüseyin İlhan ‘Gri pasaportlu dedeler’ hakkında PİRHA‘ya değerlendirmelerde bulundu. Devletin Alevilere yönelik çeşitli baskılar yaptığını ancak inançlarını yok edemediğini vurgulayan İlhan, cenaze erkanlarını değiştirmeye çalıştığını, Alevilik inancının içerisine diğer inançları koyarak asimile etmeye çalıştığını belirtti.

    “DEDELİK MAKAMINI ELE GEÇİRMEKLE ASİMİLASYON BAŞLAR”

    Özellikle İran’da Molla rejiminden sonra Türkiye’deki Alevilerin daha çok ablukaya alınmaya başladığını belirten İlhan şunları dile getirdi:

    “Bir taraftan Sünni İslam’ın diğer taraftan ise Şii İslam’ın baskısı söz konusu. Irak’taki Mollalar, ‘Aleviler bizim beyaz güvercinimizdir, bir gün geri gelecekler ve biz onları Şiileştireceğiz’ diyerek ve Alevilerin onların bir parçası olduğunu söyleyerek Şii göstermeye çalışıyor, bir taraftan da Sünni İslam da aynısını söylüyor. Devlet bu şekilde Alevilerin içerisine sızmalar yapıyor. Ötekileştirdi olmadı, dağlara sürdü olmadı, şimdi ne yapıyor? Asimilasyon. Asimile etmenin en büyük yeri nereden başlar? Ya idari bölümde ya da inanç bölümünde başlar. İdari bölümü gelip geçicidir, inanç bölümü ise kalıcıdır ve burada dedelik vardır. Dedelik şeyh soyundan olduğu için devletin en büyük göz koyduğu makamdır.

    “DEVLET YOL YORGUNU DEDELER ARACILIĞI İLE ALEVİLERİN İÇERİSİNE SIZMALAR YAPIYOR”

    Devletin Alevi inancını asimile etmek için dedeleri çeşitli vaatlerle kandırmaya çalıştığını söyleyen İlhan sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Bunun için ne yapacaklar? Bizim bu yolu bilmeyen, içimizdeki yol yorgunu olan dedelerimizi tespit ediyorlar. Önlerine kırmızı halılar sererek, yeni imkanlar vererek, pembe bir hayat vaat ederek dedelerimizi, Alevi yolunu, Alevi inancını asimle etmeye çalışıyorlar. Son yıllarda özellikle ‘Gri pasaport’ adı altında dedelerimize böyle bir şey sundular. Dedelerimizi götüreceklerdi kendi yaratmak istediği, kendi kalıbına koyduğu Alevilik şeklini buradaki dedelerimizle birlikte diğer canlarımıza da entegre etmeye çalışacaklardı ama bunu başaramadılar.”

    “DEVLETİN ALEVİSİ OLMAYACAĞIZ”

    ‘Bizler Pir Sultan’ın, Hacı Bektaş Veli’nin torunlarıyız’ diyen İlhan son olarak, “Biz Şeyh Bedrettin’in mücadelesiyle, Kerbela’da İmam Hüseyin’in dik duruşuyla yolumuza devam edeceğiz. Biz devletin Alevisi olmayacağız. Devlet elini bizim inançlarımızdan çeksin diyoruz. Bizim masum taleplerimiz vardır ve bu taleplerimiz Alevi çalıştaylarında dile getirilmişti. Alevi dedelerine gri pasaport vereceğinize Alevilere taleplerini verin. Bunlar nedir? Eşit yurttaşlık, zorunlu din derslerinin kaldırılması, diyanetin lağvedilmesi ve birde bizim için en önemlisi cemevlerinin yasal statüye kavuşmasıdır. Bu taleplerimiz için mücadeleye devam diyoruz” ifadelerine yer verdi.

    Cebrail ARSLAN/Didim-AYDIN

  • PSAKD üyesi Yılmaz: Zorunlu din dersi Alevi çocukları asimile ediyor, Şialaştırıyor-VİDEO

    PSAKD üyesi Yılmaz: Zorunlu din dersi Alevi çocukları asimile ediyor, Şialaştırıyor-VİDEO

    PİRHA- Alevi çocukların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararına rağmen hala okullarda zorunlu din dersinden muaf tutulmamasına Ataşehir Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Üyesi Yaşar Yılmaz tepki gösterdi. Din dersi müfredatının Sünni İslam dışında diğer inançları yok saydığını belirten Yılmaz, din dersinin Alevi çocukları asimile ettiğini kaydetti. 

    2020-2021 Eğitim-Öğretim yılı kademeli olarak başladı. Zorunlu din dersi Alevilerin tepkisine rağmen hala müfredatta.

    Mahkeme kararlarına rağmen hala Alevi çocukların zorunlu din dersinden muaf tutulmamasına tepki gösteren Ataşehir Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Üyesi Yaşar Yılmaz, “Türkiye’de farklı kimlikler ve inançların yok sayıldığını söyledi. Yılmaz, din dersi müfredatının Sünni İslam dışında diğer inançları yok saydığını ve diğer inançlara cevap vermekten çok uzakta olduğunu da ekledi.

    Eşit yurttaşlık talebinin bu noktada düğümlendiğini ve devletin tekçi olduğunu belirten Yılmaz, “Neden vergi ödüyorum? Farklı kimlikteki örgütleri oluşturan bireylerden vergiyi alıyor ama tek bir inanç grubunun hizmetine sunuyor ve diğerini yok sayıyor. Bu eşit yurttaşlık ilkesine aykırı bir tutum, devlet bu noktada tekçidir. Dolayısıyla çoğulcu demokrasi, ileri demokrasi hepsi göz boyamaktan mütevellit gerçek olan ise tek inanç, tek devlet, tek millet gibi kavramlar etrafında geliştirilmiş olan, doğru olarak ifade etmek gerekirse işte al sana faşizm” diyerek tepkisini dile getirdi.

    “ALEVİLİK BU ÜLKENİN RÖNESANSIDIR”

    Alevilerin yurttaş olmaktan ileri gelen temel haklarının var olduğunun altını çizen Yaşar Yılmaz şöyle devam etti:

    “Demokratik Alevi hareketinin en temel şiarı eşit yurttaş olma şiarıdır. Tümü anayasal güvence altına alınmış olan demokratik hakların kendisine tanınmasını istiyor, çünkü eşit yurttaşmış gibi askerliğini yapıyor, vergisini veriyor. Tüm yurttaşlık görevini yaparken seçme ve seçilmeye katılıyor ama inancını yaşayabilme imkanından mahrumdur. Resmen kabul edilmeyen bir inanç olarak bakılıyor. Sapkın bir anlayışla yaklaşılıyor. Hâlbuki Alevilik bana soracak olursanız bu ülkenin rönesansıdır, bunu doğru kavramak gerekir. Mistik ve semavi dinler içerisinde değerlendirilir olmak Aleviliği kavramamaktır. Devlet tüm dinleri kendisine bağlı kıldığı gibi bir devlet Aleviliği yaratmak istiyor. Bu anlamda Alevilik ile bağdaşmayan bir istem; çünkü Aleviliğin özünde tarihinde hep muhalif olmak vardır.

    Zorunlu din derslerinin dayatılması Aleviliğin özünden uzaklaştırılarak onu revize etmek, Şialaştırmaktadır, asimile etmektir. Yoksa Aleviliği tanıdığından dolayı değil. Kendilerine göre bir Alevilik çizmişler, Alevilik ile bir ilgisi yok.”

    Burcu ANIL/İSTANBUL

  • Dede Sefa Öztürk: Cemevleri Aleviliği devletten daha çok asimile ediyor

    Dede Sefa Öztürk: Cemevleri Aleviliği devletten daha çok asimile ediyor

    PİRHA – Güvenç Abdal Ocağı dedelerinden Sefa Öztürk, cemevlerinin devletten daha fazla Aleviliği asimile ettiğini belirtti. 

    Güvenç Abdal Ocağı dedelerinden Sefa Öztürk, kaleme aldığı yazıda cemevlerinin, devletten daha fazla Aleviliği asimile ettiğini kaydetti. Öztürk, Devletin Aleviliğin A’sını bile kabul etmediğini ancak en fazla da AKP’li belediyelerin öncülüğünde yapılan bu cemevlerine neden izin verdiğini sordu.

    “Şimdi yeniden ve gerçekçi olmayan ve slogana dayalı bir sürü laf kalabalığı yapılacak. Yok kutsalımız, yok ibadethanemiz, yok bizim barınağımız. Gerçekte öyle midir acaba?” diyen Dede Sefa Öztürk, cemevlerinin devletten daha fazla Aleviliği asimile ettiğini ve asimilasyonun merkezi gibi işlev gördüğünü söyledi.

    İslamiyetin ve selefist inancın terminolojisinin Alevilik diye cemevlerinde dillendirildiğinin altını çizen Öztürk, biat, kıyaam, secde, tekbir gibi kavramların cemevlerinde ana sohbet konusu olduğunu, dar-didar, ikrar, niyaz, musahiplik gibi Alevi terminolojisinin felsefesinin ise tamamen unutturulmaya veya içeriğinin boşaltılmaya çalışıldığına dikkat çekti. 

    “ALEVİLER CEMEVLERİNE UZAKLAŞIYOR”

    “Görgünün ve sorgunun olmadığı bir Alevilik ikrarlaşamaz” diyen Sefa Öztürk, şunları belirtti:

    “İkrarlaşmayan bir Alevilik yol babında Alevi olmaz. Peki ne olur? İnsanların tapınma duygusu manüpile edilerek uyduruk bir inançla asimilasyona hizmet edilir.

    Bir cemevinin aktivitesi, Fatihalar ve Yasinlerle kaldırılan cenazeler ve tekbirler eşliğinde adeta bir ziyafet kültürüyle, verilen yemekler olamaz. Eğer öyleyse bu inanç benim inancım olamaz. İşin özüne bakarsınız, Aleviler hızla cemevlerinden uzaklaşıyor, cemevlerinde olanlarsa Aleviliğe ve kendine yabancılaşıyor.

    Vahdeti mevcutun, varlığın birliğinin savunucuları kendilerini ve inançlarını dört duvar arasına sıkıştıramazlar. Bizden öncekiler ne kadar da ikrarlı, inançlı ve akıllıymışlar. Onlar dergah kurmuşlar, minaresiz cami değil.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Aleviliği asimile edecek çok insana kapı açtık, ilahiyatçıları baş tacı ettik’-VİDEO

    ‘Aleviliği asimile edecek çok insana kapı açtık, ilahiyatçıları baş tacı ettik’-VİDEO

    PİRHA – Cemevlerine  ve Alevi kurumlarına ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuşan Alevi Yazar Ayhan Aydın, Devletin aklı bizden çok iyi çalıştığı için bin bir türlü oyun oynuyor bizimle. Devletin  Sünnileştirme çalışması bin yıldır var. Artık genlerine işlemiş durumda. Milli Eğitimi ile Diyaneti ile ve TRT’si ile Sünni islam anlayışı çerçevesinde dayatılan bir kimlik var” diye konuştu.

    Haberin Videosu

    Alevi Yazar Ayhan Aydın cemevlerine, dedelere ve devletin Alevilere yönelik politikalarına ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    Milyonlarca insanın yaşadığı bir inanç, kültür, öğreti, bir Alevi yapısının olduğunu belirten Ayhan Aydın “Atadan, deden yaşatmış olduğumuz ve son 50-60 yıldır,  o geleneksel yapının tamamen dışına çıkmak üzere olan, yozlaşmak üzere olan ve asimile edilen bir Alevi Bektaşilik var” dedi. Aydın, devletin sistemli çabası ile Diyanet’in gayreti ile ve Alevi Bektaşi kurumlarının duyarsızlığı ile da asimile edilecek bir Alevi Bektaşilik olduğunun altını çizdi.

    “KİMLİKSİZLEŞEN BİR YAPI İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

    “Para deyin, mevki deyin kendi atalarından devir aldıkları o onurlu yolu bırakıp kendisini inkar eden dede, baba, ozan ve yazar olarak lanse edilen  kişilerin ihanetleri ile inancımız asimle ediliyor” diyen Aydın şöyle devam etti:

    “Bu dönüştürmeler ve değiştirme çabaları Aleviliği bu çağda tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar değiştirebilecek bir yola sokabilir. Bu ne Sünnileşme ile ne de Şiileşme ile de açıklanacak bir şey değil. Yani geleneksel olarak yaşadığını bırakan, kimliksizleşen ve mankurtlaşan bir yapı ile karşı karşıyayız.”

    “BİR ÇOK DEDE KENDİNİ HOCA OLARAK GÖRÜP VAAZ VERİYOR”

    Aydın, “Devletin aklı bizden çok iyi çalıştığı için bin bir türlü oyun oynuyor bizimle. Devletin Sünnileştirme çalışması bin yıldır var. Artık genlerine işlemiş durumda. Milli eğitimi ile Diyaneti ile  ve TRT’si ile Sünni islam anlayışı çerçevesinde dayatılan bir kimlik var. Şii gayreti var. Ve İran zaten Türkiye’deki uzantıları ile bunu sağlamaya çalışıyor. Yüzlerce dedeye etki edip kurumların içerisine giriyor. Bu şekilde Şiiliği Sünniliğin dışında sözde Aleviliğin en yakın bir paydasıymış gibi bazı Alevi dedelerin beynine zikrederek ve yedirerek onları kazanma yoluna gidiyor. Özellikle genç dedeleri böyle vaaz verebilecek hale dönüştürüyorlar. Bizde vaaz ve vaiz vermek yoktur. Bizde sohbet ve muhabbet var. Birçok dede kendisini hoca olarak görüyor” ifadelerini kullandı.

    “DEDELER ALEVİ DİN GÖREVLİSİ GİBİ DAVRANIYOR”

    Camiler ile bazı cemevi zihniyetinin özdeş olduğunu ve cami ile cemevinin farklı olmadığını belirten Aydın, “Birçok dede, dede olmaktan çıkarak Alevi din görevlisi gibi davranıyor. Alevi din görevlisi, Sünni din görevlisi, Şii din görevlisi din görevliliği paydasında birleşiyorlar. Konuştukları dil, tavırlar ve davranışlar benzeşiyor. Cami ile cemevinin bir farkı yoksa Alevilik burada yaşamıyor. Çok ciddi bir şekilde cemevlerinde yaşayan Aleviliği sorgulamamız lazım. Beni eleştirecekler bunları konuşmayalım diye. Ancak konuşmayacaksak tek tipleştirelim cemevlerini” ifadelerini kullandı.

    “ZAKİRLİĞİN ANLAMINI BİLMEYENE ZAKİRLİK YAPTIRIYORLAR”

    Sahnede saz çalanı getirip posta oturtup zakirliğin anlamını bilmeyenlere zakirlik yaptırdıklarını vurgulayan Aydın, “Zakirlik yapacak çok güzel gençlerimiz var. Cemde zakir, zakir olmak zorundadır. Dede de dede olgunluğunda, görüntüsünde olmalıdır. Hoca gibi vaaz veren ve aralıksız bir şekilde bir şey anlatma gayreti içinde olmamalıdır Diyanet’te fetva verir gibi” diye konuştu.

    “DEVLET BİZİ İZLİYOR VE GÜLÜYOR”

    Aydın, “Devlet bizi izliyor, gülüyor ve şunu diyor: ‘Ben gayretlerimin ürününü aldım, artık çok gayret etmeme gerek yok. Zaten Alevi dedeleri, Alevi dernek başkanları ve Alevilerin kendileri hazır. Dedelere maaş bağlasak kapımıza kendileri gelip yazılacak. Bu kadar büyütecek bir şey yok. Aleviler zaten Sünni, Şii olmaya ve devlete yamanmaya hazır. Ve verdiğimiz her şeyi kabul etmeye de hazırlar. Biraz daha sert tedbirler olsa korkudan cemevlerinede gitmeyeceklerdir. Cemevleri bomboş olacak ve kimliklerini yaşamayacaklar’” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLİĞİN ÖZÜ TERK EDİLMİŞ”

    Yaşanmayan bir Aleviliğin olduğuna dikkat çeken Aydın şunları ifade etti:

    “Aleviliğin özü bozulmuş ve özü terk edilmiş. Bir mürşit eteğinden tutmak lazım. Yol, erkan, edep bilenin yolundan gitmek lazım. Daha 20 yıllık bir ceme ilişkin bir şey yok. Cemevlerinde Alevi cemi yozlaşmış ve iki saate sığdırılmış. İki semah, iki zakirin çaldığı nefesler ve bunların dışına çıkılmayan kalıplaştırılmış bir Alevilik dayatması var. Bizim inanç anlayışımızın Sünnilerin camilerde kıldığı beş vakit namazdan ve camilerinden farklı olduğunu söylüyorduk. Burası hem cemevi hem gönül evi hem de muhabbet evi diyorduk. Nerede bu muhabbetler, dedeler, pirler ve mürşitler. Nereye kovduk onları. Şimdi tek tipleşmiş bir kafa yapısı ile beraber cemevleri Alevi yol ve erkanına uygun olmayan bir şekilde yürütülen bir inanç kurumu haline geldi.”

    ÖZELEŞTİRİ YAPIP ÖNÜMÜZE BAKACAĞIZ”

    Aydın, “Tayip Erdoğan’a bin bir türlü laf söyleniyor. Ancak cemevleri Tayip Erdoğan’nın ruh ikizleri ile dolu. Kimseye bir söz söylemeyelim. İlk önce aynada kendimize bakalım” dedi.

    “Alevi toplumunda sorgulaması gereken çok boyut var. Tabi ki devlet baskı yaptı, zulüm yaptı. Ama hep bunlara sığınarak bir yerlere gidemeyiz. Özeleştiri yapıp önümüze bakacağız. Alevilerin enstitüsü yok. Üniversitelerin bünyesinde bunların olmaması devletin bir suçu ve eksiği. Aleviliği araştıracak bir şey olarak görmüyor ve canlandırmak istemiyor. Tamamen yozlaştırmak istiyor. Ama Alevi kurumları ve aydınlar ne yaptı bugüne kadar” diyen Aydın şöyle devam etti:

    “Gölgesinden korkan ve fikrini açıklamayan birçok Alevi Profesörü var. Aleviliği özgün bir şekilde araştıranların dışında Aleviliği asimile edecek insanlara biz kapı araladık. Nasıl mı? Gericileri, sağcıları, ilahiyatçıları işi yozlaştıran, asimile edenleri de baş tacı ettik. Alevi kurumları Alevilik ile ilgili çalışan kendi aydınını bırakıp gösteriş meraklısı olarak gidip asimilasyoncular ile kol kola girdik. Ve şu anda da devam ediyor.”

    “ALEVİLERİN BİR MEDYASI BİLE YOK”

    Alevilikle ilgili binlerce kitap yazıldığına vurgu yapan Alevi Yazar Ayhan Aydın, Alevilerin bir medyası, yayın organı, yayın evi, enstitüsü bile yok. Dedeleri yetişmez, ozanları yetişmez. Bunlar sadece devletin, Şiilerin, Sünnilerin ve İran’nın suçu mu?” diye konuştu (HABER MERKEZİ)

     

  • Yazar Süleyman Zaman: Cemevleri Aleviliğin doğallığını asimile etmemeli-VİDEO

    Yazar Süleyman Zaman: Cemevleri Aleviliğin doğallığını asimile etmemeli-VİDEO

    PİRHA – Alevilerin ve Alevi kurumlarının bu zorlu süreçte nasıl bir yol izlemesi gerektiğine ilişkin PİRHA’ya konuşan Yazar Süleyman Zaman, “Aleviler her zaman kendi değerlerini, düşüncelerini, gizleme yoluna başvurmuşlardır. Yani örtülü bir inanç haline gelmişlerdir. Örtülü inanç olmalarının nedeni hep baskı altında olmaları ve egemenleri hep rahatsız etmelerinden kaynaklanıyor” dedi.

    Haberin Videosu

    Yazar Süleyman Zaman, Alevilerin ve Alevi kurumlarının bu zor süreçte nasıl bir yol izlemesi gerektiğine ilişkin Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    Çok önemli ve zor bir süreçten geçildiğine dikkat çeken Zaman, “Tarihsel boyutu ile de baktığımızda Aleviliğin aslında her zaman batiniliği, toplumsal eşitliği, insanlar arasındaki kardeşliği, barışı ve özgürlüğü öne çıkararak, toplumsal bir inanç olarak geliştiğini görüyoruz. Aleviliğin bu anlayışı gerek Selçuklular döneminde gerekse aşılama ve bedenleşme dönemi olsun her zaman egemen kesim ile sistemin sahiplerini rahatsız etmiştir” diye konuştu.

    “ALEVİLER HER ZAMAN DEĞERLERİNİ GİZLEME YOLUNA GİTMİŞTİR”

    Süleyman Zaman, “Aleviler her zaman kendi değerlerini, düşüncelerini, gizleme yoluna gitmiştir. Yani örtülü bir inanç haline gelmişlerdir. Örtülü inanç olmalarının nedeni  hep baskı altında olmaları ve egemenleri hep rahatsız etmelerinden kaynaklanıyor” dedi.

    Bugün de baskıların devam ettiğini belirten Zaman, “Bugünün handikapı şudur: Sistem Diyanetle, kurumlarıyla ve getirmiş olduğu sistem ile Aleviliği zaten asimile ediyor. Ayrıca Ali’yi sevmek Alevilikse ben de Aleviyim diyerek Aleviliği Şiileştirip, kendi değerlerinden uzaklaştırmayı amaçlıyorlar” diye konuştu.

    “KURUMLARIMIZ İLK GÜNKÜ HEYECANINI YİTİRMİŞ”

    Özellikle 80 ve 90 sonrası oluşan kurumların Aleviliğe bir nefes aldırdığını vurgulayan Zaman, “Büyük kentlerde yaşayan Aleviler kendi kimliklerini ve kendilerini ifade edebilecek kurumlar ile karşılaştıklarında nefes almışlardır. Ancak daha sonra süreç içerisinde sistem bu kurumsal yapıları kendi lehlerine çevirecek bir takım oyunlar ve politik zeminler hazırlamıştır. Bu kurumlarımız bugün ilk kurulmuş oldukları günün heyecanını yitirmişlerdir. Değerler sistemi devletin müdahalesine gerek kalmadan kendi kendisini asimile ederek bu değerleri kendisi işlevsel kılacak” dedi.

    “ALEVİLİK MODERN VE SEKÜLER YAŞAMDAN YANA”

    Zaman, “Günümüzde bir takım yaşam standartları bize dayatılıyor. Oysa Alevilik her zaman çağdaş değerlerden, modern ve seküler yaşamdan yanadır. Dolayısı ile katı bir takım İslamcı uygulamalar Aleviliğe uygun düşmemektedir” diyerek şöyle devam etti:

    “Bu nedenle Aleviler toplumsal muhalefet ile birlikte hareket etmelidir. Sol, sosyal demokrat ve demokrat kesimler ile birlikte bu mücadelenin içinde kendisini görmelidir. Öteki kılınan bütün topluluklar ile birlikte hareket edilerek demokratik, hukuksal ve laik bir dünyada yaşamanın önemli olduğunu vurgulayıp bu değerlere sahip çıkacak argümanlar geliştirmelidir.”

    “ALEVİ KURUMLARI YEMEK VERME VE ÖLÜ KALDIRMA YERİNE DÖNÜŞTÜ”

    “Bugün Alevi kurumları yapılan cemlerde  12 hizmette Aleviliğin değerlerini vermediği sürece ve yapılan bu ritüellerde İslami motifler  uygulandığı sürece maalesef Alevi kurumları hızla Aleviliği asimile eden bir yapıya dönüşeceklerdir” diyen Zaman şunları ifade etti:

    “Kurumlarımız sadece yemek verilen ve ölü kaldırılan yerlere dönüştürüldü. Bu Aleviler için acı vericidir. Örneğin cemevlerinde 12 hizmet yapılıyor. Ama bu 12 hizmet nedir? Neden 12? Ayrıca bu 12 hizmet içinde yer alan ‘Çerağ’ uyandırma nedir, neden yapılıyor ve nereden gelmektedir? Arap kültürü ve İslami değerler içerisinde böyle bir şey var mıdır? Alevilikte bin yıllardır sürüyorsa bunun asıl nedeni, nereden kaynaklandığı, nereden beslendiği veriliyor mu? Verilmiyor. Bu nedenle kurumlarımızdan beklediğimiz şey Alevi değerlerinden uzaklaşmadan beslenmiş olduğu değerler sistemine sahip çıkarak Alevilik anlatılmalıdır.”

    “ALEVİLİK SADECE CEM DEĞİL”

    Zaman, “Gençlerimiz ‘Hocam biz her hafta ceme gidiyoruz ancak artık gitmek istemiyoruz’ diyorlar. Çünkü artık her hafta rutin 12 hizmet yürütülüyor. Biz bu cemlerde 12 hizmetin, bağlamanın neden olduğunu ve bağlama ile okunan nefeslerin ne anlama geldiğini öğrenmek istiyoruz. Ayrıca Alevilikte nasıl bir evren, Tanrı, insan ve yaşam algısı var bunu öğrenmek istiyoruz. Alevilik sadece cem değil” diyen Zaman şöyle devam etti:

    “Cami ile cem aynı anlama geliyor. Toplu bir yerde belli bir yerde inanmış olduğu değerleri ritüellerde uygulamaktadır. Şimdi önemli olan cemde yapılan 12 hizmettir. Neden 12 hizmet? Neden 13 hizmet değil? Cemlerde bunun yanıtı verilmesi gerekiyor. Ya da 7 ulu ozan diyoruz. Neden sadece 7 ulu ozan olarak sınırlıyoruz, binlerce ozan varken. Acaba 7 sayısına yüklenen batini bir algı mı var. Gençler şu an İnternet çağında ve araştırıp sorguluyor. Sorgulayan gençlerimizi o eski gelenekten gelen dedelerimizin anlatım biçimi artık  doyurmuyor. Dolayısı ile gençlerimiz oradan bir şey alamayınca uzaklaşıyor. Ve sonra diyorlar gençlerimizi neden çekemiyoruz. Çünkü bu koşullarda çekemeyiz.”

    “TÜM FARKLILIKLARIMIZI DEĞERLERİMİZ OLARAK GÖRMELİYİZ”

    Tek çıkışın Alevi kurumlarının kendi işlevselliğini yerine getirmekle olacağına dikkat çeken Alevi Yazar Süleyman Zaman son olarak şunları kaydetti:

    “Alevilik tek bir değerden oluşmuyor. Bundan dolayı Alevilik bütüncül yönü ile ele alınmalı. Tüm Alevi yazarlarını sevsekte sevmesekte okumamız ve değerlendirmemiz gerekiyor. Tüm farklılıkları değerlerimiz olarak görmeliyiz. Cemevleri Aleviliğin doğallığını asimile edecek uygulamalardan kendini uzaklaştırmalıdır. Kurumlarımız ve cemevlerimiz sadece ölü kaldıran ve kırk lokması verilen yerler olmaktan çıkmalıdır. Birer eğitim yuvası haline getirilmelidir. Her hafta ya da ayda bir her kurumumuz Aleviliği gerçek anlamda hem felsefi yönü ile hem inançsal boyutu ile hem de  toplumsal boyutu ile Alevilik anlatılmalıdır.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Pir Hasan Genç: Aleviliği asimile etmek için para verip bazı dernekler kurdular

    Pir Hasan Genç: Aleviliği asimile etmek için para verip bazı dernekler kurdular

    PİRHA- PİRHA’nın “Aleviler Alevi örgütlenmesini tartışıyor” dosya haberinde görüşlerini dile getiren Pir Hasan Genç, Türkiye’de Alevi örgütlenmesinin yeterli olmadığını ve Alevilerin asimile edilmesi için her yola başvurulduğunu söyledi. 

    PİRHA’nın hazırladığı “Aleviler Alevi örgütlenmesini tartışıyor” dosya haber devam ediyor. Dosya haberin ilk bölümünde görüşlerini dile getiren Pir Hasan Genç, Türkiye’de Alevi örgütlenmesinin yeterli olmadığını söyledi.

    Alevilerin asimile edilmesi için her yola başvurulduğunu söyleyen Pir Hasan Genç, bunun nedenlerini de şöyle açıkladı:

    “Çünkü farklı şeylerle içimize giriyorlar. Bölünmeye neden oluyor. Gerçek Aleviliği anlatmak için örgütlenmemiz gerekiyor. Birlik olmamız gerekiyor. Çünkü bilimsel olarak Alevi inancı Reya Heq yoludur. Hakla Hak olmaktır. Hakkı insanda, doğada aramaktır. Bugün cenaze erkanlarımız Alevi erkanına göre yapılmıyor. Nedeni nedir, asimile etmek için, değiştirmek için her çareye başvuruyorlar. Götürüp farklı kişilerle kendi çıkarları doğrultusunda, kendi imkanlarını sağlamak için her türlü harekete başvuruyorlar. Biz de diyoruz ki biz Alevi ocak pirleri olarak, Dersim Alevi ocak pirleri olarak gelin bir araya gelelim. Gerçek Aleviliği Reya Heq yolu neyse onu halkımıza, milletimize, insanımıza anlatalım. Bugün Aleviliği bilimsel olarak asimile etmek için her çareye başvurulmuş. Gerçek anlamda baktığımız zaman 1924’te Diyaneti kurdukları zaman Aleviliği farklılaştırmak için farklı yorumlar getiriyorlar.”

     

    “CEMEVLERİNİ ALEVİLİĞİ ASİMİLE ETMEK İÇİN AÇTIRDILAR”

    1970’lere kadar cemevlerinin yapılmadığını hatırlatan Pir Hasan Genç, “Cemevlerini aralarında toplanıp Aleviliği asimile etmek için açtırdılar. Devrimci hareketin içinde çok Alevi gençleri bulunduğu için ‘ne yapacağız?’ deyip ‘cemevlerini açtıracağız, rant yuvasına çevireceğiz’ mantığıyla yapıldı” diye konuştu.

    İRAN BAŞBAKANI DEMİREL VE ÇİLLER’E NE DEDİ? 

    Pir Hasan Genç, Alevilerin şiileştirilmeye çalışıldığına da dikkat çekerek, Süleyman Demirel ve Tansu Çiller’e, İran Başbakanın, “Siz Alevileri Sünnileştiremezsiniz, bize bırakın biz Şiileştirelim’ sözlerini hatırlattı.

    Pir Hasan Genç, “Bazı dernekler kurdular. Para verip o derneklerle Aleviliği asimile etsinler, Aleviliği değiştirsinler, diye. Cemevlerini de bu şekle dönüştürmek için, kendi egemenlikleri altına almak için biraz önce söylediğim Hz.Hüseyin’in duruşunu farklı yerlere götürüp bağlamak için” diye konuştu.  (HABER MERKEZİ)

  • HDP Eş Başkanı Kemalbay: AKP Alevileri asimile etmek istiyor, 17 Eylül Mitingi önemli-VİDEO

    HDP Eş Başkanı Kemalbay: AKP Alevileri asimile etmek istiyor, 17 Eylül Mitingi önemli-VİDEO

    PİRHA – Alevi Bektaşi Federasyonu ve Eğitim-Sen öncülüğünde 17 Eylül Pazar günü saat 13.00’te Kartal Meydanı’nda gerici eğitim sistemine karşı yapılacak olan mitingi, HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay PİRHA’ya değerlendirdi. Kemalbay, “Sadece Alevi toplumunun değil, bütün toplumsal kesimlerin sokağı kullanması, mitinge katılıp, demokratik, laik, anadilinde bir bilimsel eğitim sistemini talep etmesi gerekiyor” dedi.

    12 Eylül darbesi sonrası okullarda zorunlu okutulan din dersine karşı Alevilerin mücadelesi sürüyor. Yıllardır taleplerini dile getiren Aleviler, zorunlu din dersi kaldırılmayınca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitti. Hükümet mahkeme kararlarını dahi uygulamadı. Üstelik okullarda din dersinin saatini 2 saate çıkardı. Hatta eğitim müfredatını din referanslı hazırladı. Bunun üzerine Alevi kurumları ve Eğitim-Sen harekete geçti. 17 Eylül Pazar günü saat 13.00’te İstanbul Kartal Meydanı’nda milyonların katılacağı bir miting düzenlenecek.

    17 Eylül Kartal Mitingi’ni HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay PİRHA’ya değerlendirdi.

    Gerici eğitim sisteminin protesto edileceği mitingin önemli olduğunu belirten Kemalbay, “Özellikle eğitim öğretim sisteminin başladığı bu dönemde çok büyük bir dönüşüm yaratılmaya çalışılıyor” dedi.

    “Eğitim kesimlerinden, Eğitim-Sen’den, sendikalardan, ailelere, topluma kadar sorularak tartışılarak yeni bir eğitim modeli yaratılabilmiş değil” diyen Kemalbay, “AKP saray iktidarının kendi iktidarını süreklileştirebilmesi için, sürdürebilmesi için, kendi oy potansiyelini üretebilmesi için o yeni kimliği yaratmaya odaklanmış bir müfredat ile karşı karşıyayız” diye konuştu.

    “HER ŞEY AKP’NİN HEDEFLERİNE GÖRE PLANLANIYOR”

    HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, okulların fiziki yapısının düzenlenmesinin ve pek çok şeyin aslında AKP’nin hedeflerine göre planlandığını söyleyerek şunlara işaret etti:

    “Oysa ki toplum halklar bahçesi. Pek çok kimlik, kültür, inanç bu toplum içerisinde var ve o nedenle de laiklik çok önemli bir gündem maddesi olmak durumunda. Devletin temelinde ya da eğitim sisteminin temelinde demokratik bir laiklik anlayışıyla bütün yapıların örgütlenmesi gerekiyor ki o zaman herkesin inancına saygılı bir eğitim sistemi olsun ve toplum yaşamı da buna göre düzenlenmiş olsun.”

    “Biz aslında bir inancın ve bir mezhebin çarpık bir şekilde kendini dayattığı ve bilimsellikten uzak, aslında dinden de uzak, İslamdan da uzak bir yönelimi görüyoruz” diyen Kemalbay,  AKP’nin eğitim sisteminin içerisine şunu yerleştirmek istediğini ifade etti:

    “EĞİTİM SİSTEMİNİN DİNE HİZMET ETMEK GİBİ GÖREVİ YOKTUR”

    ‘Evin reisi erkektir ve kadınlara ne yapacağını söyler. Kadınlar da buna itaat etmek durumundadır. Kadın da evi çekip çevirir ve çocukların reisidir. Onları yönetir’ gibi artık tarihin çöplüğüne atılması gereken kadın mücadelesiyle ve toplumların gelişmesiyle sönüşmüş olan eşitlik ilkelerine göre yeniden bir hayatın düzenlendiği günümüz dünyasında bu tip müfredat değişiklikleri yapmak dini yaşama hizmet etmek de değil. Kaldı ki eğitim sisteminin dine hizmet etmek gibi bir görevi de yoktur. Tam tersine laik bir şekilde ve cinsiyetçi ögelerin eski müfredattan sökülüp çıkartılarak yeniden düzenlenmesine ihtiyaç varken biz şimdi tam tersini görüyoruz. Bu birlikte yaşamı ortadan kaldıran, farklı inançların ezilmesini getiren bir yaklaşım.”

    “AKP’NİN YAPMAK İSTEDİĞİ ALEVİ TOPLUMUNU ASİMİLASYONA UĞRATMAK”

    HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, AKP’nin 7 Alevi çalıştayı yaptığını hatırlatarak, “Alevi toplumunun bugüne kadar sanki sesini, sözünü anlamak, kavramak istiyormuş, sorunlarını dinlemek istiyormuş gibi 7 tane çalıştay yaptıklarını biliyoruz. Bu çalıştaylar sonucunda AKP iktidarının yapmak istediği şey Alevi toplumunu asimilasyona uğratmak ve kendi normlarına, kendi çizdikleri sınırlar içerisine devletin Alevilerini yaratma çabasıydı. Bunu başaramadıkları için şimdi farklı yönelimler içerisinde olduğunu görüyoruz. Artık herhalde çalıştay da yapmazlar bundan sonra” diye konuştu.

    “İKTİDARIN ALEVİLERE AYRIMCI DİL KULLANMASI BU TOPLUMA KÖTÜLÜKTÜR”

    İktidarın kendi Alevi kurumlarını oluşturmaya çalıştığına dikkat çeken Kemalbay, şöyle konuştu:

    “Alevi inanç merkezlerine yönelik olarak  ayrımcı dili ve politikaları takip ettiklerini görüyoruz. Bu topluma barışın gelmesi için, birlikte ortak bir yaşamın kurulması için aslında kötülük etmektir. Çatışmayı ve huzursuzluğu, şiddeti sürdürmektir. Bütün bunlara karşı olmak gerekiyor. Toplumun aslında çok duyarlı olması, çok tetikte olması ve gelişmelere müdahale etmesi gerekiyor, müdahil olması gerekiyor.

    “17 EYLÜL MİTİNGİ ÇOK ÖNEMLİ”

    Sadece Alevi toplumunun değil, barışı savunan, demokrasiyi savunan bütün toplumsal kesimlerin sokağı kullanması gerekiyor, mitinge katılması gerekiyor ve demokratik, laik, anadilinde bir bilimsel eğitim sistemini talep etmesi gerekiyor. Bu 17 Eylül’de yapılacak mitingin de hedefi bu. O açıdan oldukça önemli bir miting.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Pınar Aydınlar: AKP sistemi Alevileri asimile etme derdinde-VİDEO

    Pınar Aydınlar: AKP sistemi Alevileri asimile etme derdinde-VİDEO

    PİRHA- Sanatçı Pınar Aydınlar, müftülüğe nikah kıyma yetkisi verilmesine ve asimilasyon politikasının dayatılmasına tepki gösterdi. 

    Alevilerin tarih boyunca hor görüldüğünü, haklarının egemen sistem tarafından yok sayıldığını vurgulayan Pınar Aydınlar, “Çok ciddi katliamlar yaşadı Aleviler. Buna karşı Kerbaladaki Hüseyin-i duruşu esas alan biz Aleviler, devletin Alevisi olmayacağız” dedi.

    Sanatçı Pınar Aydınlar şunları dile getirdi:

    “Bizim için ikrar vermek, bizim için edep erkan yolunu sahiplenmek, 72 milleti bir görmek, cemlerde aldığımız öğretiyi sahiplenmek ve bunu yaşam pratiğine dökmek bizim için çok değerli. Çünkü bizim tarihimiz bugün baktığımızda Pir Sultanlardan, Hallacı Mansurlara, Seyit Nesimlere 7 Ulu Ozana kadar. Bütün bu direniş sürecinde her zaman faşizan zihniyet tepemizde oklavasını, elini gösterdi bir şekilde. Bugün de AKP sistemi, Osmanlı’dan aldığı öğretileri yine biz Aleviler üzerine, Kürtler üzerine en hunharca uyguluyor. Alevileri yok sayarak bizleri asimile etme derdinde. Biz hiçbir şekilde müftülüğün kıydığı nikahları kabul etmiyoruz, hiçbir şekilde devletin dayattığı asimile politikalarını kabul etmiyoruz. Çünkü bizler Kızılbaşız ve Kızılbaş olduğumuz için de onur duyuyoruz. İşte tüm bu zulme karşı biz diyoruz ki tüm halklarla ortak mücadele yürütmek adına Yaşasın Halkların eşitliği, Yaşasın Halkların kardeş mücadelesi.”

    (HABER MERKEZİ)

  • ‘Alevilere zorunlu din dersleri ile Sünni inancı dayatılıyor’- VİDEO

    ‘Alevilere zorunlu din dersleri ile Sünni inancı dayatılıyor’- VİDEO

    PİRHA – Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararına rağmen halen Türkiye’de zorunlu din dersleri uygulanıyor ve eğitimde gericilik devam ediyor. Dört Kapı Kırk Makam Eğitim Araştırma Derneği’nin Başkanı Tarık Çimen, “Okullarda maalesef biz Aleviler halen zorunlu din derslerini öğrenmek zorunda kalıyoruz. Din derslerinde kısmen bir şeyler yerleştirdiler ama hala o bilinçaltında sünnileştirme çalışmaları devam ediyor” diye konuştu.

    HABERİN VİDEOSU

    Zorunlu din derslerine ve eğitimde yaşanan gericiliğe ilişkin Dört Kapı Kırk Makam Eğitim Araştırma Derneği’nin Başkanı Tarık Çimen Pir Haber Ajansı’na konuştu.

    “ALEVİLİĞİ SÜNNİ TARİKATLAR GİBİ GÖSTERMEK İSTİYORLAR”

    Genel resmi ideoloji maalesef Türkiye’deki Alevileri, Hanefi mezhebine mensup olarak gösterdiğinin altını çizen Çimen, “Aleviliği sünni tarikatlar gibi bir tarikat olarak görmeye çalışıyorlar. Oysa 12 imam inancında olan Aleviler sünni mezheplerden birisine dahil olamayacağını vurguladı.

    “ALEVİLER’İ SÜNNİLEŞTİRME ÇALIŞMALARI DEVAM EDİYOR”

    Çimen, “Bu resmi ideoloji maalesef bizi asimile etmeyle ilgili en ufak şeyleri dahi değerlendiriyor. Okullarda maalesef bizlere zorunlu din derslerini dayatarak  sünni inancını  öğrenmek zorunda kalıyoruz. Din derslerinde kısmen bir şeyler yerleştirdiler ama hala o bilinçaltında sünnileştirme çalışmaları devam ediyor” dedi.

    “BİZİ ASİMİLE ETMEYE ÇALIŞANLARA KARŞI İLİMLE DURMALIYIZ”

    Zorunlu din dersleri ve gerici eğitim sistemi ile Alevileri asimile etmeye çalışanlara karşı ancak ilimle durulabileceğini belirten Çimen, “Hünkarımız Hacı Bektaşı Veli şöyle demiştir: “Belgelerimizi, kaynaklarımızı korur ve yayarsak biz ilimle nasıl Alevi olduğumuzu anlatabiliriz.” Örneğin ‘Hüsniye’ adlı bir kitabımız var. Hüsniye Ehl-i Sünnet ulemasıyla tartışmasını içeren bir kitaptır. Bunu biz aslından çevirdik. Nüshalarını karşılaştırdık. Ve yaklaşık bin yıllık bir tarihi olan bu kitabı sünni kaynaklardan da yararlanarak delillendirdik.

    “ALEVİLERİN BİRLİK OLMASI GEREK”

    “Biz toplum olarak eğer Alevi inancımızı çok iyi bilirsek ancak bunun karşısında olabiliriz” diyen Dört Kapı Kırk Makam Eğitim Araştırma Derneği’nin Başkanı Tarık Çimen, “Siyasi mücadele vermenin yanı sıra Alevilerin birleşmesi ve birlik olması gerektiğini ifade etti.