Etiket: asker

  • Göçmen kadına tecavüz eden iki askere 69 yıl 7 ay hapis cezası

    Göçmen kadına tecavüz eden iki askere 69 yıl 7 ay hapis cezası

    PİRHA- Van’ın Saray ilçesinden Türkiye’ye giriş yapan Leyla M.’ye tecavüz eden iki askere toplamda 69 yıl 7 ay hapis cezası verildi. 

    Serbesiyet’te yer alan habere göre, Van’ın Saray ilçesinde sınır karakolunda 5 Ocak 2023 tarihinde görevli olan ve aynı gün Leyla M. (24) adlı Afganistan’dan Türkiye’ye giriş yapan kadına deport işlemi sırasında tecavüz ettiklerini suçlamasıyla tutuklanan iki sözleşmeli askerin davası sonuçlandı. Askerlerden biri 32 yıl 6 ay, diğeri de 37 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı.

    Tutuklu yargılanan askerlerden Ahmet Can D. ‘cinsel istismar’ suçundan suçlu bulunarak 22 yıl 6 ay, ‘kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçundan da 9 yıl olmak üzere toplam 32 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

    Oğuzhan K. ise ‘cinsel istismar’ suçundan 28 yıl 1 ay, ‘kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçundan 9 yıl olmak üzere toplam 37 yıl 1 ay hapis cezası aldı.

    (HABER MERKEZİ)

  • HDP’li Erdal Aydemir evlerinden kelepçelenerek çıkarılan Adıbelli ailesini ziyaret etti

    HDP’li Erdal Aydemir evlerinden kelepçelenerek çıkarılan Adıbelli ailesini ziyaret etti

    PİRHA-HDP Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir ile beraberindeki partililer, Yedisu ilçesine bağlı Elmalı Köyü’nde yaşayan Hase ve Mustafa Adıbelli’nin gün içerisinde köye gelen asker ve korucular tarafından kelepçelenerek hakkında yıkım kararı bulunan evlerinden zorla dışarı çıkarılmasının ardından aileye destek ziyaretinde bulundu.

    Jinnews’te yer alan habere göre Bingöl’ün Yedisu ilçesine bağlı Elmalı Köyü’nde yaşayan 75 yaşındaki alzheimer hastası Hase Adıbelli ile 85 yaşındaki Mustafa Adıbelli yaşadıkları ve yıkım kararı olan evlerinden kelepçelenerek çıkarıldı. Evin, 2019 yılında Bingöl’de gerçekleşen depremin ardından hasar gördüğü ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından yeniden yapılmak üzere yıkıldığı belirtildi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) Bingöl Milletvekili Erdal Aydemir ile HDP Bingöl İl Örgütü, İl Genel Meclis üyeleri İmdat Morsümbül, Şahabettin Kartal ve Abdullah Erdem evi yıkılan Adıbelli ailesine bugün ziyarette bulundu.

    NE OLMUŞTU?

    Gün içerisinde köye gelen asker ve korucular, Hase ve Mustafa Adıbelli’nin ellerini kelepçeleyerek hakkında yıkım kararı bulunan evlerinden zorla dışarı çıkardı. Duruma tepki gösteren ve çekim yapan köylülerin de telefonlarına askerlerce el konuldu. Ekipler evin yarısını yıktıktan sonra Adıbelli çifti serbest bırakıldı.

    SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULACAK

    Hase ve Mustafa Adıbelli’nin oğlu Miryekta Adıbelli, anne ve babasının olaydan etkilendiğini belirterek, “2019 yılında evlerimiz hasar gördüğünde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Çevre Şehircilik Bakanlığı geldiler. Evlerimizi yeniden yapacaklarını söylediler. Ancak söylediklerini yapmadılar. Konuya dair suç duyurusunda bulunacağız. Annemlerin evinin bir tarafını yıkmışlar. Benim annem Alzheimer hastasıdır. Ev ona göre dizayn edilmişti. Ancak devlet eliyle evleri yıkıldı” dedi. Bu arada, Hase ve Mustafa Adıbelli, evleri yıkıldığı için köyde bulunan bir komşularının evinde kalıyor.

    PİRHA / BİNGÖL

    İLGİLİ HABERLER:

    >Asker ve korucular 75 yaşındaki Alzheimer hastasına kelepçe takıp evini yıktı

  • Asker ve korucular 75 yaşındaki Alzheimer hastasına kelepçe takıp evini yıktı

    Asker ve korucular 75 yaşındaki Alzheimer hastasına kelepçe takıp evini yıktı

    Bingöl’ün Yedisu ilçesinde bulunan Elmalı köyünde asker ve korucular, 75 yaşındaki Alzheimer hastası Hase Adıbelli ve 85 yaşındaki eşi Mustafa Adıbelli’nin ellerini kelepçeleyerek evlerinden zorla dışarı çıkardı, ardından ise evlerini yıktı. 

    Jinnews’in haberine göre, Bingöl’ün Yedisu ilçesine bağlı Elmalı köyünde yıkım ekiplerinin, asker ve korucular eşliğinde 75 yaşındaki Alzheimer hastası Hase Adıbelli ve 85 yaşındaki eşi Mustafa Adıbelli’nin evini bastığı öğrenildi. Asker ve korucular Adıbelli çiftinin ellerini kelepçeleyerek dışarı çıkarırken, ekipler ise evi yıktı.

    KÖYLÜLERİNİN EVLERİNİ ONARDI

    Elmalı köyünde bulunan evlerin 2019 yılında Bingöl’de gerçekleşen depremin ardından hasar gördüğü ve bu evlerin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından yeniden yapılmak üzere yıkıldığı belirtildi. Ancak evlerin yapılmaması üzerine köylülerin kendi imkanları ile evlerini onardığı ve yeniden inşa ettiği öğrenildi.

    TELEFONLARINA EL KONULDU

    Gün içerisinde köye gelen asker ve korucular, Hase ve Mustafa Adıbelli’nin ellerini kelepçeleyerek hakkında yıkım kararı bulunan evlerinden zorla dışarı çıkardı. Duruma tepki gösteren ve çekim yapan köylülerin de telefonlarına askerlerce el konuldu. Ekipler evin yarısını yıktıktan sonra Adıbelli çifti serbest bırakıldı.

    SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULACAK

    Hase ve Mustafa Adıbelli’nin oğlu Miryekta Adıbelli, anne ve babasının olaydan etkilendiğini belirterek, “2019 yılında evlerimiz hasar gördüğünde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Çevre Şehircilik Bakanlığı geldiler. Evlerimizi yeniden yapacaklarını söylediler. Ancak söylediklerini yapmadılar. Konuya dair suç duyurusunda bulunacağız. Annemlerin evinin bir tarafını yıkmışlar. Benim annem Alzheimer hastasıdır. Ev ona göre dizayn edilmişti. Ancak devlet eliyle evleri yıkıldı” dedi.

    Bu arada, Hase ve Mustafa Adıbelli, evleri yıkıldığı için köyde bulunan bir komşularının evinde kalıyor.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

  • Karlıova’da ev baskınında asker şiddeti-VİDEO

    Karlıova’da ev baskınında asker şiddeti-VİDEO

    PİRHA- Bingöl’de yapılan ev baskınlarında gözaltılar yaşanırken, Karlıova ilçesine bağlı Hesnawe (Hasanova) köyünde evine yapılan baskın sonucu gözaltına alınan Emin Canpolat, asker şiddetine maruz kaldı.

    Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında dün sabah saatlerinde çok sayıda eve baskın yapıldı. Baskınlarda gözaltına alınanların sayısı 5’e yükselirken, sayının artabileceği belirtiliyor.

    Karlıova ilçesine bağlı Hesnawe (Hasanova) köyünde evine yapılan baskın sonucu gözaltına alınan Emin Canpolat, asker şiddetine maruz kaldı. Bir yurttaş tarafından kayıt altına alınan şiddet görüntülerinde, askerlerin, boğazını sıktıkları Canpolat’ı duvar dibine dayayarak, “Kimsin sen” şeklinde tehdit ettiği görülüyor. Şiddet sonrası Canpolat’ın annesinin sinir krizi geçirdiği görülüyor.

    PİRHA/BİNGÖL

  • Pir İnanç Dolu: Biri istedi diye cem yapılmaz

    Pir İnanç Dolu: Biri istedi diye cem yapılmaz

    PİRHA-Nazımiye’nin Kıl köyündeki Düzgün Baba Cemevi’nde vali, kaymakam ve askerlerin katılımıyla yapılan ceme, Aleviler yoğun tepki gösterdi. Söz konusu cemin inanca yönelik bir müdahale olduğunu söyleyen Ağuçan Ocağı Piri İnanç Dolu, “Biri istedi diye cem yapılmaz yüzyıllardır pirlerin, taliplerin ibadet esnasında söyledikleri gibi ‘Hakk için ola seyir için olmaya’ sözü tam bu nokta içindir. Bizim ibadetimiz sadece toplanmak, deyiş söylemek sonrada semah dönmek değildir” dedi.

    Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Kıl köyündeki Düzgün Baba Cemevi’nde Tunceli Valisi Mehmet Ali Özkan, Nazımiye Kaymakamı ve askerlerin katılımıyla cem yapıldı. Alevi toplumunun tepkisini çeken cemi, kaymakamın istediği ortaya çıktı.

    “BİZİM İBADETİMİZ SADECE DEYİŞ SÖYLEYİP, SEMAH DÖNMEK DEĞİLDİR”

    Cem gününün inanç açısından bir anlamı olması gerektiğini vurgulayan İnanç Dolu, “Biri istedi diye cem yapılmaz, yüzyıllardır pirlerin, taliplerin ibadet esnasında söyledikleri gibi ‘Hakk için ola seyir için olmaya’ sözü tam bu nokta içindir. Bizim ibadetimiz sadece toplanmak, deyiş söylemek sonrada semah dönmek değildir. Cem ruhen, vicdanen, ve aklen bir olmaktır. Alevi bir vali, bir kaymakam yada başka kurum amiri olabilir, ama buda ona özel cem yapma ya da yaptırma yetkisi vermez. Tam bu noktada ‘Kırklar Cemi’ mitolojisi gelir akla. Cem erkânına katılan canlar cemal cemale ve birdir. O yüzden kimse kartviziti, makamı ve üniformasıyla gelmez. Pirler bir yere seyahat ettiklerinde namerde muhtaç olmamak için heybelerinde ekmeklerini taşırlardı. Ismarlama cem hizmeti yapanlarsa mevki makam uğruna bu duruma düşmemeliydi” dedi.

    Yeni bir ‘Alevi açılımı’ndan bahsedildiği bu günlerde, Alevi pirlerine ve cemevi çalışanlarına maaş söylemleriyle böyle bir cemin konuşulmasının manidar olduğunun altını çizen Dolu, “Zorunlu din derslerine ilave olarak, din derslerinin 4-6 yasa kadar düşürülmesi, Aleviliğin bir inanç, cemevlerininde ibadethane olarak kabul görmemesi gibi önemli konuları konuşmamız gerekirken Alevi pirlerine maaş verilmesi gibi basite indirgenmesi kabul edilemez bir durumdur. Önemli olan her inancın resmi olarak aynı düzeyde görülmesidir. Alevi pirleri ve talipleri birlikte oluşturdukları rıza toplumu içerisinde bugüne gelmiştir. Maaş almazken talip toplumunun erkânını yürüten pirler kimseye muhtaç kalmamıştır. Bugün bu inanç o pirler ve o taliplerle ayaktadır” diye konuştu.

    “KİMSENİN İBADETİMİZE MÜDAHALE ETME HAKKI YOKTUR”

    Kurumlar, kurum amirleri, belediyeler ziyaretlere ve cemevlerine hizmet götürürken vatandaşlık hakkı çerçevesinde yaklaşması gerektiğini belirten Dolu, “Milletvekilleri, işadamlarımız da bir lokma verirken, diğer canlarımız gibi davranmalı. Bu lokmaları ve hizmetleri reklam amaçlı kullanmamalı. Pirler ve cemevi görevlileri de buna müsaade etmemeli. Kimsenin bize ibadeti öğretmesine, ibadetimize müdahale etmesine hakkı yoktur. Murşidler, pirler ve rehberler talipleri ile birlikte bugüne kadar bu hizmetleri yapmışlardır, mevki makam pesinden koşmadan, kartvizit ve etiket istemeden. Şimdi bakıyoruz siyasi parti temsilcileri isimlerinin önüne ocakzade etiketi yapıştırmış. Bizim yolumuz can incitmemiş, eline beline diline sahiplerin yoludur. Büyük, küçük, erkek ve dişi demeyenlerin, can olanların yoludur. Makamımız yol, ibadetimiz cemdir” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:

    >Tunceli Valisinin ve askerlerin ceme katılması tepki çekti: Cemevleri, gösteri alanı değildir!

    >Nazımiye’de tepki çeken cemi Kaymakam istemiş: Bu kadar hizmet ettim bir cem yapayım!

    >Gülüstan Kılıç Koçyiğit: Cem tiyatro değil, inançsal bir ritüeldir!

     

  • Gülüstan Kılıç Koçyiğit: Cem tiyatro değil, inançsal bir ritüeldir!

    Gülüstan Kılıç Koçyiğit: Cem tiyatro değil, inançsal bir ritüeldir!

    PİRHA-Nazımiye’nin Kıl köyündeki Düzgün Baba Cemevinde vali, kaymakam ve askerlerin katılımıyla yapılan ceme, Aleviler yoğun tepki gösterdi. Söz konusu cemin inanca yönelik bir müdahale olduğunu söyleyen HDP Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, “Cem tiyatro, halk oyunu değil, inançsal bir ritüeldir ve sadece o inancın gerçekten parçası olmak isteyenler girebilir. ‘Hadi bir cem tutun görelim’ diyen devlet yetkililerinin orada oturmaları mümkün değildir” dedi.

    Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Kıl köyündeki Düzgün Baba Cemevi’nde Tunceli Valisi Mehmet Ali Özkan, Nazımiye Kaymakamı ve askerlerin katılımıyla cem yapıldı. Alevi toplumunun tepkisini çeken cemi, kaymakamın istediği ortaya çıktı.

    Nazımiye Kıl köyündeki Düzgün Baba Cemevinde vali, kaymakam ve askerlerin katılımıyla yapılan ceme tepki gösteren HDP Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit PİRHA’ya konuştu.

    Yeryüzündeki bütün inançlar saygılı olunması gerektiğini söyleyen Koçyiğit, “Ama ne yazık ki Türkiye’de uzun yıllardan beri Alevi toplumu her zaman inancı asimile edilmek istenmiş. Aleviler de buna karşı bin yıldır direniş sürdürerek inancını bugüne kadar getirdiler. Geldiğimiz yüzyıl içerisinde Türkiye Cumhuriyeti’nin Alevi inancını yok sayan tutumunun değişmeden devam ettiğini görüyoruz. Devletin halen Aleviliğin ne olduğunu tartışıyor ve Aleviliği bir kalıba sokmaya çalışarak Sünniliğin yan dalı gibi gösterme arayışları var” dedi.

    “İNANCIMIZI KORUMAK HER ALEVİ YURTTAŞIN GÖREVİDİR”

    Nazımiye Kıl köyündeki Düzgün Baba Cemevi’nde vali, kaymakam ve askerlerin katılımıyla yapılan cemin inanca yönelik bir müdahale olduğunu vurgulayan Koçyiğit, “Bu artık ‘bir cem tutun da bakalım nasıl tutuyorsunuz’ olayına dönmüş durumda. Yapılanlar kabul edilecek şeyler değildir” dedi. Koçyiğit, şu değerlendirmeyi yaptı:

    “Valilerin, kaymakamların, askeri personelin oturması ve oradaki halkımızın da cem tutması diye bir şey olamaz. O bir cem olamaz zaten. Cem tiyatro, halk oyunu değildir, inançsal bir ritüeldir ve sadece o inancın gerçekten parçası olmak isteyenler girebilir. ‘Hadi bir cem tutun görelim’ diyen devlet yetkililerinin orada oturmaları mümkün değildir. Çünkü cemde can olunur, daha önce de Ahmet Davutoğlu’nun gelip Tunceli Cemevinde posta oturması veya başkalarının makamlarından mevkilerinden aldıkları güçle o inancın mekanında oturmaları ve o inanca yönelik müdahalede bulunmaları kesinlikle kabul edilecek bir durum değildir. Buna bir şekilde karşı çıkmayan veya çıkamayanların da kendisini gözden geçirmesi gerekiyor. Alevi inancı böyle asimile olur, böyle yok olur. ‘Herkes gelsin bir şey olmaz’ derse ortada inanç diye bir şey kalmaz, inancımızı korumak her Alevi yurttaşın görevidir. Bu konuda Alevi toplumunun da ciddi eksiklikleri olduğunu da ifade etmemiz gerekiyor. Aleviler de inancını korumakta ve gelecek nesillere aktarmakta ne yazık ki sorunlar yaşıyorlar” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:

    >Tunceli Valisinin ve askerlerin ceme katılması tepki çekti: Cemevleri, gösteri alanı değildir!

    >Nazımiye’de tepki çeken cemi Kaymakam istemiş: Bu kadar hizmet ettim bir cem yapayım!

  • Nazımiye’de tepki çeken cemi Kaymakam istemiş: Bu kadar hizmet ettim bir cem yapayım!

    Nazımiye’de tepki çeken cemi Kaymakam istemiş: Bu kadar hizmet ettim bir cem yapayım!

    PİRHA- Nazımiye Kıl köyündeki Düzgün Baba Cemevinde Vali, Kaymakam ve askerlerin katılımıyla yapılan ve tepki çeken cemi, Kaymakamın istediği belirtildi. PİRHA’ya konuşan Kıl köyü Düzgün Baba Cemevi Derneği Başkanı Yaşar Seyrek, “Bu sene Kaymakam biraz yardım etti. Bir depo yaptı. Sonra bu kadar hizmet ettim, burada bir cem yapayım, dedi” şeklinde konuştu. 

    Dersim Nazımiye ilçesine bağlı Kıl köyündeki Düzgün Baba Cemevinde Tunceli Valisi Mehmet Ali Özkan, Nazımiye Kaymakamı ve askerlerin katılımıyla geçen hafta bir cem yapıldı.

    Alevi toplumunun tepkisini çeken cemi, kaymakamın istediği ortaya çıktı.

    Kıl köyü Düzgün Baba Cemevi Derneği Başkanı Yaşar Seyrek’e ulaşarak cem ile ilgili sorularımızı yöneltip bilgi aldık.

    PİRHA: Bir cem yapmışsınız. Askerler, Vali, Kaymakam da var cemde. Nasıl katıldılar ceme?

    YAŞAR SEYREK: Kaymakam bey kendisi bir cem yapacağım, dedi.

    -Kaymakam Alevi mi? 

    Onu ben bilemem. Dikkat ederseniz hep askerdi, sivil yoktu.

    -Evet askerler de vardı. Bu cemevinin dedesi kim?

    Cemevinde Ali Ekber (Yurt) dede, Nesimi dede vardı.

    -Cemi bu kişiler mi yürüttü?

    Evet. Biz onay verdik, yapabilirsiniz, dedik. Bu sene Kaymakam biraz yardım etti. Bir depo yaptı. Sonra dedi ki bu kadar hizmet ettim, burada bir cem tutayım.

    -Her canı isteyen ‘cemevinde cem yapacağım’ diyebilir mi?

    Neden demesin. Bizim orası ibadet yeridir. Herkes gelir, kurbanını, niyazını dağıtır.

    -Ancak biliyorsunuz cemi Aleviler yapıyor. 

    Onlar cemevine geliyorsa bir şey diyeceğim yok.

    -Cemin bir anlamı var. Her isteyen ‘cem yapacağım ben’ diyebilir mi?

    Aleviler geldi cem yaptı da biz bırakmadık mı?

    -Hangi gün yapıldı cem?

    Perşembe günü.

    -Cemi, Ali Ekber Yurt mu yürüttü?

    Beraber yürüttüler. Vali vardı, Kaymakam vardı.

    -Askerler de resmi kıyafetiyle katılmışlar ceme. Neden öyle geldiler?  

    Bölük komutanı, askerler onlar da geldiler.

    -Ceme sivil kıyafetle katılması gerekmiyor mu? 

    Bir Valiye ben ‘burada cem yapmayın, girmeyin’ diyebilir miyim.

    -Her inancın kuralları var. Denilebilir tabi ki.

    Vali bey buraya girme deme şansım var mı?

    -Deme şansınız var tabi. Her isteyen ya da bir Alevi; camiye, kiliseye gidip ‘ben burada ibadet yapacağım’ diyebilir  mi? İstediği gibi girebilir mi?

    Girebilir, kimse ona girme diyemez ki.

    -Peki ‘Erenler cemine her can giremez’ demiyor muyuz?

    Biz adam seçmiyoruz.

    -İki Alevi derneği açıklama yaptılar. ‘Bizim cemevimiz gösteri merkezi değil, cemimiz tiyatro değil, seyirlik değil’ diyerek tepki gösterdiler bu duruma.

    Herkesin düşüncesi kendisine ait. Ben kimlik kontrolü yapamam. Burası ibadet yeri.

    -Peki askerler silahlarıyla mı cemevine girdi?

    Ne silahı, ne topu, ne tüfeği?

    -Tamam ama askerler ceme sivil kıyafetleriyle gelmemişti. 

    Ben kontrol edemem silahı var mı yok mu? İnsan insan olsun. Herkese kapımız açıktır. Cemevimize Aleviler neden yardım etmedi?

    -Doğru. Aleviler dayanışmalı, yardım etmeli elbette. Peki Kaymakam cemevine hangi yardımları yaptı? 

    Su deposunu, çatıyı, yolu, asfaltı, tuvaletleri yaptı.

    -Anladım. Sonra da ‘cem yapacağım’ dedi!

    İstanbul’da geldik. Derdimizi anlattık. Kimse derdimize derman olmadı. Belediye (Maltepe) Başkanı Ali Kılıç Alevidir ama yardım etmedi. Gürsel Erol her yere yardım etti, buraya etmedi.

    ***

    “CEMEVİ GÖSTERİ MERKEZİ, CEM SEYİRLİK DEĞİL”

    Bu arada, söz konusu ceme tepki gösteren iki Alevi derneği de dün yaptıkları açıklamada, “Cemde mevki, makam ön plana çıkarılmaz. Bunu düzenleyen hiç bir rehber, pir ve dernek başkanının hakkı yoktur ve olmaz da. Günümüzde bir inanç kurumuna gidip ‘siz inancınızı yerine getirin, biz de bir tiyatro, sinema izler gibi izlemeye geldik’ desek herhangi bir ibadete yakışır mı? İnanan bütün insanların inancına ters düşmez mi?” dedi.

    Açıklamada, “Kişi cemevine ziyarete gelirse benliğini, kibirini dışarda bırakarak bir can olarak yapar. Bu ziyareti reklam olarak kullanamaz. Ocaklarımızı ve ocakta bulunan cemevlerimizi siyasi sermayeye çevirmemeliyiz. Cemevleri, ocak, dergahlar bir müze, bir sergi, bir gösteri alanı değil, olmamalıdır da. Ocaklarımızı, Ziyaretlerimizi, İnançsal değerlerimizi bireysel çıkarlar ve menfaatleriniz için kimsenin kullanmaya hakkı ve yetkisi yoktur” denildi.

    PİRHA/ DERSİM

    İLGİLİ HABER

    Tunceli Valisinin ve askerlerin ceme katılması tepki çekti: Cemevleri, gösteri alanı değildir!

  • ABD Genelkurmay Başkanı Milley’den çarpıcı Taliban açıklaması

    ABD Genelkurmay Başkanı Milley’den çarpıcı Taliban açıklaması

    ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Mark Milley, bir gazetecinin “IŞİD-H ile mücadele konusunda Taliban ile iş birliği yapmanız ihtimal dahilinde mi?” sorusunu “Bu mümkün” diye cevapladı.

    ABD’nin Afganistan’dan çekilmesinin ardından Taliban yönetimi ele geçirirken, hükümetin yakın zamanda açıklanacağı belirtiliyor.

    ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin ile ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Mark Milley, son ABD askerinin Afganistan’dan çekilmesinin ardından basın toplantısı düzenledi.

    ABD’nin Afganistan’dan çekilmesinin doğru olduğunu savunan Austin ve Milley, 124 binden fazla kişinin tahliye edilmiş olmasından gurur duyduklarını söyleyerek, Afganistan’da artık diplomatik bir sürecin işleyeceğinin altını çizdi.

    Milley, bir gazetecinin “İslam Devleti-Horasan (IŞİD-H) ile mücadele konusunda Taliban ile iş birliği yapmanız ihtimal dahilinde mi?” sorusuna “Bu mümkün. Savaşta, yapmak istediğinizi değil, görev riskini azaltmak için yapmanız gerekeni yaparsınız” ifadelerini kullandı. Savaşın zor, kötü, acımasız ve affedilmez olduğunu belirten Milley, “Hepimizin acısı ve öfkesi var. Son 20 yılda ve son 20 günde yaşananları gördüğümüzde bu acı ve öfke meydana getiriyor” cevabını verdi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Hakkari’de bir kişi daha asker kurşunuyla vuruldu

    Hakkari’de bir kişi daha asker kurşunuyla vuruldu

    Derecik’te askerlerin açtığı ateş sonucunda vurulan Mehmet Dinç yaralandı. 

    Hakkari’nin Derecik ilçesine bağlı Yeşilova köyünde yaşayan 18 yaşındaki Mehmet Dinç adlı kişi koyunlarını otlattığı sırada askerler tarafından açılan ateş sonucu bacağından yaralandı. Mehet’in  hastaneye kaldırıldığı bilgisi geldi.

    Derecik’te, 18 Mayıs günü askerlerin açtığı ateş sonucu Şahap Şendol (23) ve Celil Ekinci (17) yaralanmıştı. Şahap Şendol’un 2 parmağı kesilmiş Celil Ekinci ise 3 ameliyat geçirmesine rağmen halen Kuzey Irak’ın Duhok kentinde bir hastanede tedavisi sürüyor.

  • Kılıçdaroğlu Erdoğan’a sordu: 13 kişi için 2015’ten beri ne yaptınız?-VİDEO

    Kılıçdaroğlu Erdoğan’a sordu: 13 kişi için 2015’ten beri ne yaptınız?-VİDEO

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın Garê’de 13 kişinin ölümünün ardından yaptığı açıklamalara karşın “Vatan evlatlarını kurtarmak için 2015 tarihinden bu yana Cumhurbaşkanı olarak ne yaptınız” diye sordu.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Meclis’te haftalık grup toplantısında konuştu.

    Garê operasyonu sonucu 13 asker ve polisin ölümüyle ilgili konuşan Kılıçdaroğlu, “Erdoğan, sanki hiç bu olaylar (Gara operasyonu) olmamış gibi bir yaylaya kahvaltıya gidiyor. Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir şey” dedi.

    Partisinin Meclis Grubu’nda konuşan CHP lideri, Erdoğan’ın AKP Rize kongresinde yaptığı konuşmaya tepki gösterdi. Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

    “Şehitlerimiz için hepimiz yanıyoruz, içimiz yanıyor. Adeta şehitler üzerinden hesaplaşan bir Türkiye. Şu iktidarın yaptığına bakın! Gara şehitleri 5.5-6 yıldır terör örgütünün elindeki askerlerimiz. 6 yıldır defalarca hatırlatılmasına rağmen ne yapıldı? Şehitler üzerinden hesaplaşma yapılan bir döneme, bir iktidara denk geldik. Aileler defalarca geldiler. Benimle de görüştüler. Malatya’ya gittim orada da görüştüm. Ailelerle basın toplantıları yapıldı. Soru önergeleri verildi. Her soru önergesine, sıradan olayın özüne inmeyen cevaplar verildi.”

    “BIRAKIN DEVLETİ BUNLAR BİR KÖY YÖNETEMEZLER”

    Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın geçen hafta “bir müjde vereceğim” açıklamasını hatırlatarak, “Ama askerlerimizin tamamı şehit oldu. Açıklama yapmaktan korktular. Devleti yöneten birisi, ‘Çarşamba günü çok önemli bir açıklama yapacağım’ diye bir açıklama yapmaz! Operasyonlar gizli yapılır, kimseye haber verilmez. Rahmetli Ecevit, terör örgütünün başındaki kişiyi alıp getirirken eşine bile haber vermemiştir. Devlet böyle yönetilir. Bırakın devleti bunlar bir köy bile yönetemezler” diye konuştu. .

    NEDEN MALATYA VALİSİ AÇIKLADI?

    CHP Lideri Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

    “Şehit olan bu kardeşlerimizin öldüğü haberi geldi. Önce şunu düşündüm. Nerede, nasıl bu kardeşlerimiz şehit oldular. Bilgiler parça parça önümüze gelmeye başladı. Açıklamayı Malatya Valisi yapıyor. Niçin? Cumhurbaşkanı, Milli Savunma Bakanı var. İdlib’deki şehit haberlerimizi de Hatay Valisi vermişti. Çünkü hatalarını biliyorlar. Erdoğan, sanki hiç bu olaylar olmamış gibi bir yaylaya kahvaltıya gidiyor. Rize ile Trabzon arasında her 15 metreye bir polis dikiyorlar. Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir şey. Sen kendi vatandaşına güvenmiyorsun.”

    “13 ŞEHİDİMİZ VAR UMRUNDA BİLE DEĞİL”

    Erdoğan’ın Rize’deki açıklamalarına da tepki gösteren Kılıçdaroğlu, “13 şehidimiz var. Umurunda bile değil. Tüm vatandaşlarımdan rica ediyorum. Rize kongresini oturun izleyin. O gülüşmeler, o kahkahalar, o fıkralar. Ben böyle bir ahlak görmedim. 13 kişi hayatını kaybetmiş şehidimiz var bari buna saygı göster. Topu Malatya Valisi’ne atmışsın. Kaçacak delik arıyorlar. Kusurlarını çok iyi biliyorlar. Kongrede güle oynaya kongre yapıp bir de şehit ailesini telefonla bağlıyorlar. Anne ağlamaklı, Erdoğan’ın keyfi yerinde. Allah bu millete sabır versin. Şehit annesini propaganda malzemesi yapıyor. Şehit ailelerine yakınım mesajı vermeye çalışıyor. Ama gülüp eğleniyor. Bırakın anne bari matemini yaşasın. O annenin acısını dramını onlar biliyor mu” İfadelerini kullandı.

    “ÇOCUKLARINI GÖNDERSENE ASKERE”

    Kılıçdaroğlu, “Bütün Türkiye görüyor bunları. Nasıl güldüğünü, eğlendiğini görüyor. Askerlerimiz, sivillerimiz, devlet görevlilerimiz hayatını kaybetmiş. Bırakın bari bir anne matemini yaşasın. Şehit annesine ‘Oğlunuz şehit oldu, siz bu şerefi yaşadınız’ diyor. O şeref en çok sana yakışıyor. Göndersene çocuklarını askere. Niye bedelli askerlik yaptırdın? Neden bu ülkede hep fakir fukaranın çocukları bedel ödüyor! Hangi AK Parti milletvekilinin çocuğu bedel ödedi bu ülkede” dedi.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 13 kişinin ölümüyle ilgili Erdoğan’a 5 soru yönelterek, cevaplarını halka açıklamasını istedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • İntihar etti denilen Kürt askerin otopsi raporunda ‘cinayet’ şüphesi

    İntihar etti denilen Kürt askerin otopsi raporunda ‘cinayet’ şüphesi

    Şüpheli bir şekilde ölen ve “intihar etti” denilen Kürt asker Mustafa Araz’ın otopsi raporunda, “her iki bilekte birbirine paralel, yüzeysel cilt kesiklerin” olduğu kaydedildi. Baba Araz, “Bu oğlumun işkenceyle öldürüldüğünün kanıtı” dedi.

    Mezopotamya Ajansı’ndan İdris Sayılgan’ın haberine göre, Kırklareli’nin Babaeski ilçesinde bulunan 1’inci Zırhlı Tugay Komutanlığı Hava Savunma Füze Komutanlığı’nda askerlik yapan Kars Kağızman nüfusuna kayıtlı Mustafa Araz (23), 12 Mayıs 2020’de şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi. Askeri yetkililer tarafından yapılan açıklamada, Araz’ın 11 Mayıs’ta rahatsızlanması üzerine hastaneye kaldırıldığı, hastaneye gittikten sonra kendisinden haber alınamadığı ve bir gün sonra ise metruk bir alışveriş merkezi binasında intihar ettiği ileri sürüldü.

    Olayın ardından Araz’ın ailesi, çocuklarının kollarından bağlandığını gösteren izler ve vücudunun farklı yerlerinde darp izleri olduğunu fark ederek, Babaeski Cumhuriyet Savcılığı’na şikayette bulundu. Soruşturma devam ederken, dosyaya Araz tarafından yazıldığı iddia edilen bir intihar notu eklendi. İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü notun Araz’a ait olduğuna karar verdi. Aile avukatı ise söz konusu rapora itiraz etti.

    Soruşturmada şu ana kadar hiçbir ilerleme olmazken, Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu İstanbul Morg İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan otopsi raporu, Babaeski Cumhuriyet Savcılığı’nca yürütülen soruşturma dosyasına girdi.

    TESPİT VAR, SEBEP YOK 

    Otopsi raporunda Araz’ın vücudunun iç ve dış yüzey ve organlarının birçok yerinde yaralanma ve tahribatlar tespit edilirken, izlerin nedenleri, nasıl oluştuğu, Araz’ın boğuşma yaşayıp yaşamadığı ya da yüksekten düşme durumunun olup olmadığı gibi ölüm nedenini açıklayacak hiçbir değerlendirme yer almadı.

    Bu durum, Araz ailesinin oğullarının öldürüldüğü ve cinayetin üzerinin örtülmeye çalışıldığı yönündeki şüphelerini arttırdı. Aile avukatı Cesim Parlak ise raporun eksik hazırlandığını belirterek itiraz etti.

    BİLEKTE PARALEL KESİKLER 

    Araz’ın vücudunun birçok yerinde yaralanmalar ve tahribatlar olduğunun belirtildiği raporda, “her iki bilekte bir birine paralel, yüzeysel cilt kesiklerin” olduğu bilgisi kaydedildi. Araz’dan alınan kan, idrar, burun sürüntüsü ve kapalı akciğerde yapılan incelemelerde her hangi bir alkol ve uyuşturucu maddenin bulunmadığına da yer verildi.

    ÖLÜM ŞEKLİ AÇIKLANMADI 

    Raporun sonuç kısmında ise Araz’ın “beden travmasına bağlı kafatası, klavikula ve kot kırıklarıyla birlikte beyin kanaması, iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama ve pnömotoraks sonucu yaşamını yitirdiği” belirtilirken, bunların hangi gerekçeyle yaşandığına dair ise bilgiye yer verilmedi.

    RAPORA İTİRAZ EDİLDİ 

    Raporun sadece vücuttaki yaralanma ve tahribatlara ilişkin tespitlerle sınırlı kalması üzerine aile avukatı Cesim Parlak, “şüpheli bir şekilde ölü bulunan bir kimsenin ölümünün değerlendirilmesi için son derece yetersiz” olarak tanımladığı rapora itiraz etti. Parlak, rapora ilişkin eksiklikleri sıralayarak, eksikliklerin giderilmesi için hazırladığı raporu Babaeski Cumhuriyet Savcılığı’na sundu.

    ARAZ NASIL ÖLDÜ?

    Parlak, itirazda Araz’ın ölüm anından önce herhangi bir boğuşma yaşayıp yaşamadığına ilişkin değerlendirme yapılmadığını belirterek, “Ayrıca her ne kadar Mustafa Araz’ın ‘genel beden travmasına bağlı kafatası, klavikula ve kot kırıklaıyla birlikte beyin kanaması, iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu’ yaşamını kaybettiği belirtilmiş ise vücudundaki iç kanamanın veya kafatası kanamasının bir darbeye bağlı mı, yoksa yüksekten düşme nedeniyle mi meydana geldiği de tespit edilememiştir” ifadesine yer verdi.

    OTOPSİNİN AMACI

    Parlak, itiraz raporunda otopsinin amacının ölen kişinin ölüm nedenini ve ölüm mekanizmasını saptamak, ölüm orjinini aydınlatabilecek faktörleri araştırmak, ölüme etkili olabilecek faktörleri araştırmak için gerekli teknik ve laboratuvvar incelemesini yapmak ya da yapılabilmesi için örneklemek olarak sıralayarak, söz konusu raporun eksikliklerine dikkati çekti.

    Parlak itiraz dilekçesinin devamında şunları belirtti:

    “Dış muayene lokalizasyonları, boyutları ve özellikleri tanımlanmalı, akabinde yaraların özellikleri ve vücut boşluklarına uzanan trajeleri bozulmadan diseksiyon sırasında dikkatlice bu trajeler takip edilmeli, hangi alet darbelerinin hangi organlarda ne tür lezyonlar meydana getirmiş olduğu da ayrıntılı bir şekilde belirtmelidir. 30 Eylül 2020 tarihli Adli Tıp Kurumu’nun raporunda Araz’ın özellikle bileklerindeki kesiklerin hangi alet veya aletlerle yapılabileceği dahi belirtilmemiştir.”

    OLAYIN ÜSTÜ MÜ ÖRTÜLÜYOR?

    Baba Hasan Araz ise, raporun açıklanması ile birlikte oğlunun öldürüldüğü ve olayın üstünün örtülmeye çalışıldığı yönündeki şüphelerinin daha da arttığını ifade etti.

    Araz, daha önce askeriyenin kendisine ‘Oğlun intihar etti’ dediğini hatırlatarak, “Otopsi raporunda bilinçli olarak oğlumun nasıl öldüğü belirtilmemiş. Oysaki otopsi raporlarında bu durum belirtilmelidir. Aynı zamanda oğlumu morgda gördüğümde iki elinde bağlanma izleri vardı, bunları daha önce de söylemiştim. Otopsi raporunda da ellerinde paralel bir şekilde izler olduğu belirtiliyor ama bunun nasıl olduğu belirtilmiyor. Bu oğlumun işkence ile öldürüldüğünü kanıtlıyor ama bunun dışında raporda yer alan ifadeler üstün körü geçiliyor. Bu şekilde olayın üstünü örtmeye çalışıyorlar. Daha önce de oğluma ait olmayan, bir intihar notu ile olaya intihar süsü vermek istediler. Ancak intihar notu da el yazısı da oğluma ait değil. Açık bir şekilde oğlumu öldürdüler ve şimdi de üzerini örtmeye çalışıyorlar. Sorumlular yargılansın istiyorum” diye konuştu.

     

  • Askerlerden yaylacılara: Sizi uygun görmüyoruz, oradan ineceksiniz

    Askerlerden yaylacılara: Sizi uygun görmüyoruz, oradan ineceksiniz

    PİRHA – Dersim’in Pülümür İlçesinde bulunan Yoncalık yaylasında geçimini hayvancılıkla sağlayan Emrah Karakuş ve ailesi, askerler tarafından yayladan gönderilmeye çalışılıyor.

    Dersim’in Pülümür ilçesinde bulunan Yoncalık yaylasında hayvancılık yapan Emrah Karakuş ve ailesi, askerlerin yaylaya gelmemeleri yönünde söylemleriyle karşılaşıyor.

    Askerlerin hayvanlarını otlatmakta engel çıkardığını söyleyen Karakuş, “Hiçbir gerekçe göstermeden ‘oradan ineceksiniz, sizi uygun görmüyoruz, hoşumuza gitmiyorsunuz’ diyorlar. Ailecek burada hayvanlarımız var. Pülümür yüzbaşısı babama ‘Siz bana yardımcı olmuyorsunuz, inin aşağıya’ demiş. Derdini anlatmaya çalışıyorsun dinlemiyorlar. Bizim geçim kaynağımız yaylacılık, hayvancılık. Bugün veya yarın bizi indirecekler. Maddi durumumuz pek yok, mağdur durumdayız” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘İntihar etti’ denilen askerin ailesi etkin soruşturma istiyor

    ‘İntihar etti’ denilen askerin ailesi etkin soruşturma istiyor

    Kırklareli Babaeski’de askerlik yapan Mustafa Araz (23) ölümü ile ilgili ailesi savcılığa suç duyurusunda bulundu. Çocuklarının yüzünde ve vücudunda kesik ve morlukların olduğunu belirten aile, etkin bir soruşturma istedi.

    Kars Kağızmanlı Mustafa Araz, Babaeski’deki 1’nci Zırhlı Tugay Komutanlığı Hava Savunma Füze Komutanlığı’nda aç aylık askerdi.

    İddialara göre, ailesi ile sık sık telefonda konuşan Araz en son 10 Mayıs akşamı saat 22.00 sıralarında kardeşi Metin Araz ile konuştu. Durumunun iyi olduğunu söyleyen Araz, ertesi gün, göğsündeki ağrı için revire gitti. Askeri araçla hastaneye götürülen Araz’a bir daha ulaşılamadı.

    11 Mayıs günü saat 16.40 sıralarında, gündelik işlerde çalışan baba Hasan Araz telefonla aradı. Arayan astsubay, Baba Araz’a oğlunun kaybolduğunu, hastaneye gittikten sonra kimseye haber vermeden ayrıldığını söyledi. Baba Araz ise oğlunun gidebileceği akrabalarını arasa da olumlu bir haber alamadı. 12 Mayıs günü ise Araz ailesine, oğullarının öldüğü haberi askeri birimlerce iletildi.

    CANSIZ BEDENDE  YOĞUN MORLUKLAR

    Baba Araz “Mustafa’nın bileklerinde, bağlama izi vardı. Yüzünün her tarafında morluklar vardı. Çenesinde derin bir yarık vardı. Yine sırtında aşırı morluklar vardı. Oğlum intihar edecek biri değildi. Oğlumun, işkence sonucu öldürüldüğünü düşünüyorum. Tek beklentim, olayın tüm yönleri ile soruşturulması” dedi.

    Araz ailesinin avukatı Cesim Parlak ise, Babaeski Cumhuriyet Başsavcılığı’na, “Kasten öldürme” “işkence” ve “görevi kötüye kullanma” suçlamalarıyla başvuruda bulunduklarını kaydetti.

    Askeri yetkililerin verdikleri ifadelerde çelişkilerin bulunduğunu öne süren Av. Parlak, “Cesedin bulunduğu yer aslında birçok şeyi ortaya koyuyor. Ceset, Babaeski Devlet Hastanesi’ne 2 kilometre uzaklıkta metruk bir AVM’nin arka duvarının dibinde bulunuyor. 15 metre yükseklikten atlayarak intihar eden kişinin, duvarın dibine yapışık bir biçimde düşmesi temel fizik kurallarına aykırı. Yine, Mustafa’nın cansız bedeni sırt üstü bulunuyor. Yüksekten atlayan bir kişinin sırt üstü kalması da imkânsız” diye konuştu.

    SORUŞTURMA SAĞLIKLI YAPILAMAYACAĞI ENDİŞESİ

    “Etkin bir soruşturmanın yapılacağına dair şüphemiz var” diyen Av. Parlak, “Avukat arkadaşlarımız, baba ile birlikte Babaeski’ye savcı dilekçeyi sunmak ve görgü tanıkları ile görüşmek için gittiklerinde, adım adım askerlerce takip edilmiş. Hatta, Tuğgeneral Ercan İlhan, savcı ile yapılan görüşme dahil bir çok yerde bizzat bulunmuş. Bu durum, küçük bir ilçedeki soruşturmanın sağlıklı yapılamayacağı endişesi yaşamamıza neden oluyor. Halen olay yeri çevresi ile ilgili kamera kayıtları alınmamış” ifadelerini kullandı.

    Soruşturma kapsamında bir kısım askerin de ifadesi alındı. Mustafa Araz ile yakın arkadaş olduğunu söyleyen er O. Ç. ifadesinde, “Mustafa intihar edecek biri değildi. Psikolojik sorunları olan biri değildi. Gülüp eğleniyorduk birlikte. Karamsar biri de değildi” dedi. Araz’ın tim komutanı teğmen M. A. ise ifadesinde “Kendi halinde iyi bir çocuktu. Onunla bir sıkıntı yaşamadık” dedi.

    (HABER MERKEZİ)

  • Munzur Nehri’nde bot devrildi: 1 asker kayıp

    Munzur Nehri’nde bot devrildi: 1 asker kayıp

    PİRHA- Dersim-Ovacık Karayolu’nda bulunan Munzur Nehri’nde içinde 4 askerin bulunduğu bot devrildi. Üç asker kurtarılırken 1 askerden haber alınamıyor. 

    Dersim’de Ovacık ile il merkezi arasında bulunan Munzur Çayı’nın geçtiği ve uluslararası rafting pisti ilan edilen 36 kilometrelik Munzur Vadisi’nde Anafatma mevkiinde içinde 4 askerin bulunduğu bot devrildi.

    Jandarma Arama Kurtarma Ekibi’nin eğitim yaptığı sırada devrilen bottan askerlerden 3’ü kendi imkanlarıyla sudan çıkarken biri ise akıntıya kapılıp gözden kayboldu.

    İhbarla bölgeye çok sayıda takviye ekip gönderildi. Ekipler, kayıp askerin bulunması için çalışma başlattı.

    PİRHA/DERSİM

     

  • İdlib’de iki asker daha yaşamını yitirdi

    İdlib’de iki asker daha yaşamını yitirdi

    Milli Savunma Bakanlığı, İdlib’de Suriye hükümetine bağlı güçlerin açtığı ateş sonucu iki askerin yaşamını yitirdiğini, altı askerin yaralandığını duyurdu.

    Milli Savunma Bakanlığı, 1 Mart’ta İdlib’de Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından başlatılan ve adına “Bahar Kalkanı” adı verilen operasyona ilişkin açıklama yaptı.

    Açıklamada Suriye hükümet güçlerince açılan ateş sonucu iki askerin hayatını kaybettiği, altı askerin de yaralandığı duyuruldu.

    “Bölgede tespit edilen hedefler derhal ateş altına alınmıştır. Hedefler vurulmaya devam edilmektedir” ifadeleri de kullanılan açıklamada, TSK birliklerine yönelik saldırının detaylarına yer verilmedi.

    Milli Savunma Bakanlığı, dün de (3 Mart) İdlib’de Suriye hükümetine bağlı güçlerin açtığı ateş sonucu bir askerin yaşamını yitirdiğini, dokuz askerin yaralandığını duyurmuştu.

    2 Mart’ta da topçu ateşi sonucunda bir askerin yaşamını yitirdiği, bir askerin de yaralandığı açıklanmıştı.

    23 Şubat’ta ise İdlib’de TSK birliklerinin hedef alındığı hava saldırısında 34 asker yaşamını yitirmişti.

    Şubat ayının başından bu yana İdlib’de hayatını kaybeden askerlerin sayısı ise resmi açıklamalara göre 50’nin üzerinde.

    (HABER MERKEZİ)

  • Hatay Valisi: 33 asker şehit oldu

    Hatay Valisi: 33 asker şehit oldu

    Hatay Valisi Rahmi Doğan, İdlib’de Suriye ordusu tarafından yapılan hava saldırısında 33 askerin yaşamını yitirdiğini bildirdi. Doğan, hastanelerdeki yaralı askerlerin hayati tehlikesi bulunmadığını aktardı.

    Doğan, AFAD İl Müdürlüğü binasında, İdlib’de TSK’ye yönelik hava saldırısına ilişkin  açıklamalarda bulundu.

    Doğan, şunları kaydetti:

    “İdlib’de TSK mensuplarımıza karşı yapılan hava saldırısı sonucu 22 Mehmetçiğimizin şehit olduğunu kamuoyuyla paylaşmıştım. Yaralılarımızın ve ağır yaralılarımızın olduğunu da ifade etmiştim. Maalesef ağır yaralılarımızdan 7 Mehmetçiğimiz şehit olmuştur. Hava saldırısı sonucu 33 Mehmetçiğimiz şehit olmuştur. Hastanelerdeki yaralı askerlerimizin hayati tehlikesi bulunmamaktadır. Ben tekrar şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar, ailelerine başsağlığı diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun. Yaralılarımızla ilgili durumu kamuoyuyla paylaşmaya devam edeceğim. Milletimizin başı sağ olsun.”

  • RTÜK Başkanı devrede: Kanunun verdiği yetkiyle yayınlar yakından takip edilmekte

    RTÜK Başkanı devrede: Kanunun verdiği yetkiyle yayınlar yakından takip edilmekte

    RTÜK Başkanı, “Suriye’den gelen resmi olmayan ön haberlere dayandırılarak verilen şehit haberleri konusunda durumun ‘milli bir mesele’ olduğunu hatırlatarak meslektaşlarımızın dikkatini çekiyoruz” açıklamasında bulundu.

    Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin, Twitter hesabında yaptığı paylaşımda, İdlib’de  Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarına yönelik hava saldırısıyla ilgili yayınlara dair şunları kaydetti:

    “Başta sosyal medyada olmak üzere bazı yayınlarda Suriye’den gelen resmi olmayan ön haberlere dayandırılarak verilen şehit haberleri konusunda durumun ‘milli bir mesele’ olduğunu hatırlatarak meslektaşlarımızın dikkatini çekiyoruz.

    Medya kuruluşlarının resmi açıklamalar dışındaki bilgileri gerçekmiş gibi sunmaması ve milli meselelerde sorumlu yayıncılık yapması konusunu önemle hatırlatıyoruz. Kanunun verdiği yetkiyle yayınlar yakından takip edilmektedir. Aldatma ve kandırma taktiklerine karşı duyarlı davranılması gerektiğini tekrar ve ısrarla hatırlatıyoruz.”

  • Hatay Valiliği: İdlib’de 22 asker yaşamını yitirdi

    Hatay Valiliği: İdlib’de 22 asker yaşamını yitirdi

    Hatay Valiliği, bir açıklama yaparak İdlib’de 22 askerin yaşamını yitirdiğini kaydetti. Öte yandan Ankara’da İdlib krizi ile ilgili olağanüstü hareketlilik yaşandı. CHP ve Saray’ın İdlib krizine yönelik olağanüstü toplandığı bildirildi.

    Hatay Valiliği, bir açıklama yaparak İdlib’de 22 askerin yaşamını yitirdiğini kaydetti. Vali Rahmi Doğan, saldırının Suriye savaş uçakları tarafından Balyun bölgesinde yapıldığını bildirdi.

    Valilik tarafından yapılan açıklama şu şekilde:

    “İdlib’de rejim kuvvetleri tarafından TSK unsurları hava saldırısına uğramıştır. Bu saldırı sonucu 22 Mehmetçiğimiz şehit olmuştur. Hastanelerimizde yaralılarımız için herhangi bir kan ihtiyacı yoktur.Tüm tedbirler alınmış, tüm sağlık personelimiz görevi başındadır. Yaralılarımıza gerekli müdahaleler yapılmaktadır.”

    Valilik tarafından yapılan ilk açıklamada hayatını kaybeden askerlerin sayısı 9 olarak açıklanmıştı.

    CHP VE SARAY OLAĞANÜSTÜ TOPLANDI

    Suriye’den gelen haberler üzerine CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu olağanüstü toplantı kararı aldı. Kılıçdaroğlu yansıyan bilgileri değerlendirmek üzere parti genel merkezine geçti ve partideki kurmaylarıyla toplantı yaptı. CHP’li milletvekillerinin de saat 23.45 uçağıyla Hatay’a hareket ettiği öğrenildi.

    .Kemal Kılıçdaroğlu’nun ise parti genel merkezindeki çalışmasını sürdürdüğü belirtildi.

    Öte yandan İHA’nın aktardığına göre, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla Saray’da da acil bir güvenlik toplantısı yapıldığı kaydedildi.

    Erdoğan’ın kurmaylarıyla gerçekleştirdiği ve 2 saat süren toplantıya Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hakan Fidan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar ve kuvvet komutanları katıldı.

    REUTERS: EN AZ 34 TÜRK ASKERİ HAYATINI KAYBETTİ

    Öte yandan Reuters, İdlib’de gerçekleştirilen saldırıda en az 34 Türkiye askerinin yaşamını yitirdiği iddiasında bulundu.

    Reuters ayrıca, üst düzey bir Türkiyeli yetkiliye dayandırdığını iddia ettiği haberinde, Türkiye’nin Suriyeli mültecilerin kara ya da deniz yoluyla Avrupa’ya geçişlerini durdurmama kararı aldığını duyurdu.

  • İdlib’de 5 asker yaşamını yitirdi, 5 asker yaralı

    İdlib’de 5 asker yaşamını yitirdi, 5 asker yaralı

    İdlib’deki saldırıda 5 asker yaşamını yitirdi, 5 asker de yaralandı.

    Milli Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği, İdlib’de Suriye ordusunun topçu atışı sonucu 5 askerin yaşamını yitirdiğini, 5 askerin de yaralandığını açıkladı.

    Açıklamada şöyle denildi:

    “İdlib’de çatışmaları önlemek, hudut güvenliğimizi sağlamak, göçü ve insanlık dramını engellemek maksadıyla bölgeye takviye olarak gönderilen unsurlarımıza, Rejim tarafından 10 Şubat 2020 tarihinde yapılan yoğun topçu atışı neticesinde, 5 kahraman silah arkadaşımız şehit olmuş, 5 silah arkadaşımız yaralanmıştır.

    Bölgede tespit edilen hedefler derhal ateş destek vasıtalarımızla yoğun şekilde ateş altına alınarak gerekli karşılık verilmiş, hedefler tahrip edilmiş ve şehitlerimizin kanı yerde bırakılmamıştır, bırakılmayacaktır. Gelişmeler yakından takip edilmekte ve gerekli tedbirler alınmaktadır.

    Bizleri derin bir acı ve üzüntüye boğan bu olayda hayatını kaybeden aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine, Türk Silahlı Kuvvetleri ile asil milletimize başsağlığı ve sabır, yaralı personelimiz için acil şifalar dileriz.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Macron: Türkiye, Libya’ya Suriyeli savaşçı göndermeye son vermeli

    Macron: Türkiye, Libya’ya Suriyeli savaşçı göndermeye son vermeli

    Libya’da siyasi sürecin başlatılması amacıyla Berlin’de düzenlenen uluslararası konferansta konuşan Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Türkiye’ye çağrıda bulundu.

    Libya’daki iç savaşın siyasi çözüme dönüşmesi amacıyla kalıcı ateşkes sağlanması için düzenlenen Berlin konferansı, Libya’da Halife Hafter güçlerine karşı savaşacak askeri gücün Türkiye devleti tarafından Suriyeli paralı askerlerden oluşturulmasına tepkilerle başladı.

    Türkiye’yi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın temsil ettiği konferansta konuşan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Türkiye’den Libya’ya ‘Suriyeli paralı savaşçı göndermeye son vermesini’ istedi.

    YABANCI SAVAŞÇILARIN GETİRİLMESİ ENDİŞELERE YOL AÇTI

    Euronews’in aktardığı bilgiye göre, sözlerine, “Bundan çıkar sağlayabileceğini düşünenler, kendileri ve hepimizin adına aldıkları riskin farkında değiller” uyarısıyla devam eden  Fransa Cumhurbaşkanı, “Trablus kentine Suriyeli ve yabancı savaşçıların getirilmesinin beni ne kadar endişelendirdiğini dile getirmek zorundayım. Bunun sona ermesi gerekiyor” ifadelerinde bulundu.

    Kalıcı ateşkesin sağlanması, siyasi çözüm sürecinin başlaması ve silah ambargosu kararının uygulanması için atılacak adımların ele alınacağı konferansta öncesi Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Putin ikili görüşme yaptı.

    Ankara, Libya’da Birleşmiş Milletler tarafından desteklenen Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne (UMH) yardım amaçlı asker göndermişti. Bu askerlerin bir kısmının Suriye ve başka ülkelerden gelen paralı askerler olduğu ortaya çıkmıştı.

    KONFERANSA MISIR CUMHURBAŞKANI SİSİ’DE KATILIYOR

    Berlin’deki ‘Libya Konferansı’na Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin, Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Almanya Başbakanı Merkel ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’nin yanı sıra Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres, Çin Başbakanı Li Kıçiang, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Veliaht Prensi Zayed El Nahyan, İtalya Başbakanı Giuseppe Conte, Afrika Birliği’nde önemli konumu olan Kongo Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Felix Tshisekedi, Libya’nın batıdaki komşusu Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, Birleşmiş Milletler’in Libya Temsilcisi Ghassan Salame ile AB, Afrika Birliği ve Arap Ligi temsilcileri katılıyor.