Etiket: aslan sultan

  • ‘Dersim, maden projeleri ile işgal altında, insansızlaştırılmak isteniyor’-VİDEO

    ‘Dersim, maden projeleri ile işgal altında, insansızlaştırılmak isteniyor’-VİDEO

    PİRHA- Dersim coğrafyasının maden projeleri ile işgal edilme durumu yaşadığını söyleyen İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Aslan Sultan, “Dersim’in dört bir yanı madenlerle işgal edilmiş durumda. Bununla birlikte bölgenin insansızlaştırılması amaçlanıyor, bölge yok edilmek isteniyor” dedi.

    Türkiye’de yer altı kaynakları bakımından en fazla çeşitliğe ve zenginliğe sahip olan Dersim’de her geçen gün yeni maden sahaları açılıyor. 145 maden projesinin bulunduğu Dersim’de, 60 kilometre uzunluğundaki Munzur Dağları’nın tamamı maden sahası ilan edildi. 2019 yılında Dersim’de 43 bin 500 hektar alanda maden ruhsatı verilmişti.

    Son olarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü, aralarında Dersim’in Pülümür İlçesindeki üç bölgenin de yer aldığı 285 maden sahası için ihale açacağını duyurdu.

    2019 yılında Dersim’de 43 bin 500 hektar alanda maden ruhsatı verilmişti. Buna göre Cevizlidere Köyü birinci, Karayonca Köyü ikinci, Karaoğlan Köyü üçüncü, Doludibek köyü dördüncü ve merkeze bağlı Geyiksuyu Köyü Sin Mezrası ise beşinci ruhsat sahası olarak belirlenmişti.

    İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Aslan Sultan, Dersim’de devam eden maden projelerine ilişkin PİRHA‘ya konuştu.

    “AMAÇ DERSİM’İN İNSANSIZLAŞTIRILMASI”

    Devletin, maden projeleri ile Dersim’e yönelik kapsamlı planlarından biri olan insansızlaştırma politikasını hızlandırdığını belirten Sultan, “2000’li yılların başında Dersim’in maden sahası ilan edilmesi söylentisi başlamıştı. Maden sahası çalışmalarının artması ise 2014 yılında daha da hız kazandı. 120 maden sahası projesinin açılmasıyla Dersim coğrafyası diye bir şey kalmayacak. Bunun da önünü açan devletin kendisidir. Ali Boğazı’ndan Munzur’a oradan İliç’e kadar birçok yer maden sahası ilan edilmiş durumda. Birçok köyde bu maden çalışmaları başlatılmış. Madenlere ulaşmak için yol çalışmaları başlamış durumda. Dertleri bir tek maden değil; bununla o toprakların insansızlaştırılması amaçlanıyor. Osmanlı’dan bu yana Dersim üzerinde birçok ciddi planlar var. Kimliğinin Kürt-Alevi ve itirazcı olması bu sistemin işine gelmiyor. Biat eden toplum yaratmak istiyorlar ama Dersimliler de bunu kabul etmezler” diye konuştu.

    “COĞRAFYA RESMEN İŞGAL EDİLMEK İSTENİYOR”

    Aslan Sultan, yüksek dağlarda yapılan çalışmaların Dersim’in bütün yeraltı sularını zehirlemesinin gündemde olduğunu söyleyerek, “Bunun yanında Dersim’in her dağında bir kalekol var. Bu da ciddi psikolojik bir baskı. Köylüler, ‘Yere vurulan her kazma atalarımızın mezarına vurulmuş, kesilen her orman bizden kesilmiş gibi hissediyoruz’ diyorlar. Dersim kuşatma altında ve yıpranmış durumda. Psikolojik olarak halk bitirilmek isteniyor. Bir sabah uyanıyorsunuz; sizin kutsal saydığınız vadi, ağaç, ziyaretler yanıyor. Bütün maden çalışmaları yüksek dağlarda yapılıyor. Buralarda yapılan çalışma yer altı sularını zehirleyerek sadece Dersim’i değil çevre illeri de etkileyecek. Coğrafya resmen işgal edilmek isteniyor” dedi.

    “DERSİMLİLERE YASAK, AĞAÇ KESENLERE SERBEST”

    Güvenlik gerekçesiyle köylerini, mezarlarını ziyaret edemeyen Dersimlileri hatırlatan Sultan, aynı güvenlik bölgesinde ise dışarıdan getirilenlerin ağaç kıyımı yapmasına izin verilmesine tepki göstererek şöyle devam etti:

    “İnsanlar köylerine gidemiyor. Mezarlarına bile gidemiyorlar. Gerekçe olarak da güvenlik sorunu önlerine sunuluyor. Palu’dan 60 aile getirilerek bu yasaklı bölgede ağaç kesimi yapılıyor. Güvenlik sorunu var ise bu 60 ailenin burada ne işi var? Mesele güvenlik sorunu değil. Ağaçlar kesilerek kömür yapılıyor. Bölge kömür yapımından kaynaklı, duman altında. Oradaki börtü böcek bu kar hırsı ve politikalardan kaynaklı kendi yerini terk etmek durumunda kalıyor. Bu, Dersimlilerin kaderi ile aynı.”

    KURUMLARA, ÇEVRE ÖRGÜTLERİNE ÇAĞRI

    Dersim’in ismi konulmamış bir işgal durumu yaşadığına işaret eden Aslan Sultan, “Dersimli kurumların tepkisi bunu geriletecek, geri adım attıracak yerde değil. Yıllardır siyaset üzerinden Dersim’in kaybedilişini seyrettik. Bütün bunları bir yerde bırakıp Dersim üzerinde birleşmemiz gerekiyor. Başka bir şansımız yok. Dersim’in işgal altında olduğunu ilk defa bu kadar kemiklerime kadar hissettim. Dersim kurumları bu konuda yetersiz, Dersimliler bu konuda sessiz. Evet Dersim halkı çok yoruldu. Bir birlikteliği sağlayıp yüzümüzü Dersim’e dönmemiz gerekiyor. Dersim’i yok etmeye dair ciddi çalışma var. Bunun farkında olarak bir araya gelmeliyiz” ifadelerini kullandı.

    Ersin ÖZGÜL/İZMİR

     

  • İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği’nden Buca’da dayanışma kahvaltısı-VİDEO

    İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği’nden Buca’da dayanışma kahvaltısı-VİDEO

     İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği’nin Buca ilçesinde düzenlediği kahvaltıda konuşan dernek başkanı Aslan Sultan, “38 Dersim soykırımı bitmedi  ve devamı sürekli geldi. Coğrafyamızı insansızlaştırmak ve yok etmek için çaba sarf ettiler. Bugün Dersim’de 35 baraj ve 167 tane maden projesi var. Dersim’i sahiplenmek zorundayız, yoksa elimizden kayıp gidecek” dedi.

    İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği dayanışma kahvaltısı düzenledi. Buca ilçesindeki Şirinyer Düğün Salonu’nda gerçekleşen dayanışma kahvaltısına Alevi kurumları, yöre dernekleri, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum örgütlerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş katıldı.

    Etkinlikte Seyit Rıza ve anadile sahip çıkma çağrısı bulunan pankartlar asıldı.

    “38 SOYKIRIMI DEVAM EDİYOR”

    Dayanışma kahvaltısına gelen misafirleri Türkçe, Kırmancki ve Kurmanci selamlayarak konuşmasına başlayan İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Aslan Sultan, soykırımın devamı olarak Dersim coğrafyasına bir bütün saldırıların devam ettiğine işaret ederek, “Derneğimiz 1994 yılında bir ihtiyaçtan kaynaklı kuruldu. 1994 yılında Dersim’de 38 benzeri bir soykırım başlatıldı. Köylerimiz yakıldı, insanlarımız katledildi ve şehirlere göç ettirildi. Kurumumuz o günden bu yana duruşundan ve ilkelerinden taviz vermedi. 38 Dersim soykırımı bitmedi  ve devamı sürekli geldi. Coğrafyamızı insansızlaştırmak ve yok etmek için çaba sarf ettiler. Bugün Dersim’de 35 baraj ve 167 tane maden projesi var. Dersim’i sahiplenmek zorundayız, yoksa elimizden kayıp gidecek” diye konuştu.

    AYSEL TUĞLUK ÇAĞRISI

    İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Ali Kılıç ise sağlık durumu kritik evrede olan Aysel Tuğluk’un serbest bırakılması çağrısında bulunarak, “1920’de bütün Kürt aileleri içerisinde Kürtçe yüzde yüz konuşuluyordu. Bu oran şimdilerde ise yüzde 20’ye düşmüş durumda. Bu oran Dersim’de yüzde 10’dur. Bugün ülkede çoklu kriz yaşanıyor ve bu çoklu krizin altında yatan ise Kürt sorunudur. Dersim’de halen doğamız, ormanlarımız talan ediliyor, onlarca barajla sulara gömülmek isteniyor. Maden ocakları ile dağlar, taşlar deliniyor. Bu sebeplerden kaynaklı sayısız Dersimli ülkenin farklı yerlerine savrulmuş durumda. Amaç inkar, imha, soykırım ve asimilasyon projelerini hayata geçirmektir. Bizlerin amacı da bu saldırılara karşı dilimizi, kültürümüzü, doğamızı savunmaktır. Bugün ülkede halen siyasi tutsaklar ölüme terkedilmek isteniyor. Bunlardan birisi de hemşehrimiz Aysel Tuğluk’tur. Aysel Tuğluk şahsında ölüm sınırında bütün siyasi tutsaklar bir an önce tahliye edilmelidir” dedi.

    “MÜCADELEMİZ BARIŞ VE ADALET MÜCADELESİDİR”

    Yurtsever Devrimci Çerkesler adına söz alan Tevfik Bugatekin de, ortak kaderi yaşadıkları Dersimliler ile barış ve adalet mücadelesini beraber büyüttüklerini kaydederek, “Sofrasını bizimle paylaşan Dersimli kardeşlerimiz ile aslında çok uzun zamandır bu coğrafyada ortak bir kaderi de paylaşmaktayız. Farklı tarihler olsa bile aynı acılar ile dövülen, örülen var olma kavgamız şimdi omuz omuza gelerek güçlü bir mücadeleye dönüşüyor. Bu mücadele artık ülkede yaşayan halkların mücadelesi olmuştur. Bizim atalarımızın tarihe fısıldadığı, ‘Birlikteysek güçlüyüz’ sözü; Dersim’den İzmir’e, Çerkeslerden Kürtlere, Türklere bizlerle ulaşıyor ve yarınlara da dayanışmamızla ulaşacaktır. Sizin mücadeleniz bizim mücadelemizdir. Bizim mücadelemiz barış, adalet ve kardeşliktir” ifadelerini kullandı.

    Dayanışma kahvaltısı Grup Wengê Mâ ve sanatçı Şenol Akdağ’ın seslendirdiği klam ve türküler ile son buldu.

    PİRHA/İZMİR

     

  • ‘Dersim halkı ağıt yakmaktan yoruldu, kaçıncı katliamdır yeter artık!’

    ‘Dersim halkı ağıt yakmaktan yoruldu, kaçıncı katliamdır yeter artık!’

    PİRHA- İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Aslan Sultan, Murat Yıldız’ın hayvanlarına barınak yapmak için gittiği Ağaçpınar köyü kırsalında gerçekleşen hava saldırısında yaşamını yitirmesine tepki gösterdi. Sultan, “Suçsuz günahsız insanımızın katledildiği bu kaçıncı acıdır. Dersim halkı ağıt yakmaktan yoruldu, toprak ana kana doydu. Dağ taş, börtü böcek yoruldu. Yeter artık diyoruz” diye konuştu.

    Ovacık’ın Tilek (Yoğunçam) köyünden hayvanlara barınak yapmak için gittiği Ağdat-Ağaçpınar köyleri kırsalının SİHA’lar ve helikopterler tarafından bombalanması sonucu Murat Yıldız adlı genç yaşamını yitirdi.

    Ovacık’ta mantar toplamaya giden ve Seyit Rıza’nın üç kuşak torunu olduğu belirtilen Murat Yıldız isimli gencin Ağdat-Ağaçpınar köyleri arasında bombalanarak yaşamını yitirmesine tepki gösteren İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Aslan Sultan, operasyonlardan kaynaklı yasaklı bölge ilan edilen Ağdat-Ağaçpınar köylerine köylülerin dahi bırakılmadığına işaret ederek, “Madem yasaklıydı Murat Yıldız neden o bölgeye bırakıldı?” sorusunu yöneltti.

    “TESADÜF DEĞİLDİR?”

    Dersim Soykırımı’nın yıldönümünde, Seyit Rıza’nın ailesinden Murat Yıldız’ın tamda böylesi bir zamanda SİHA’ların bombardımanı sonucu yaşamını yitirmesinin manidar olduğuna işaret eden Sultan, “şöyle devam etti:

    “Baharın gelmesiyle birlikte maalesef Dersim’de yarım bırakılan yok ediliş politikaları yeniden başladı. Güvenlik gerekçesiyle yine ormanlarımız yakılmaya başladı ve yine bir annenin çığlığı yükseldi. Mantar toplamaya, hayvanlarına barınak kurmaya giden Seyit Rıza’nın üçüncü kuşaktan torunu Murat Yıldız SİHA’lar ve helikopterlerle bombalanarak katledildi. Dedesi Seyit Rıza’nın ve Dersim’in yok edilişi üzerine bakanlar kurulu kararıyla onaylanan Dersim Soykırımı’nın yıldönümüne getirilmesi tesadüfi değildir.”

    “MADEM YASAKTI MURAT YILDIZ’A NEDEN İZİN VERİLDİ?”

    Sultan, operasyon bölgesi olmasından kaynaklı yasaklı olan Ağdat ve Ağaçpınar bölgesine köylülerin dahi alınmadıkları halde Murat Yıldız’ın Ağaçpınar’a yayla evini kurmak ve çadırını yerleştirmek için gidişine izin verildiğine dikkat çekerek, “Köylüler, operasyondan kaynaklı hiç kimsenin Ağdat ve Ağaçpınar bölgesine alınmadıklarını söylüyor. Peki Murat Yıldız’a neden özellikle izin verildi. Hayvanların bile köyün dışına bırakılmasına izin verilmemiş. Murat Yıldız’ın yaşamını yitirmesinin tüm yönleriyle aydınlatılması ve sorumluların yargı önüne çıkarılması gerekiyor” şeklinde konuştu.

    “YETER ARTIK BU KAÇINCI ACIDIR”

    Kentteki askeri operasyonlar ve çatışmalar sonrası yaşanan sivil ölümlerine bir yenisinin eklendiği ifade edilen Sultan, şunları kaydetti:

    “Suçsuz, günahsız insanımızın katledildiği bu kaçıncı acıdır. Dersim halkı ağıt yakmaktan yoruldu, toprak ana kana doydu. Dağ taş börtü böcek yoruldu. Yeter artık diyoruz. Dersim toprakları kutsalımızdır. Bu topraklarda kan değil kardelenler yetişmeli boy atmalı. Kanla değil Munzur’un coşkun suyuyla sulanıp boy vermeli. Murat Yıldız’ın dedesi olan Seyit Rıza’nın dediği gibi, ‘Evladı Kerbelayız, ayıptır, günahtır, zulümdür, cinayettir’. Tüm sivil örgütleri ve Dersim kurumları bu işin takipçisi olmalıdır.”

    PİRHA/İZMİR

     

  • ‘Katliam, kültürel ve coğrafi bir hal aldı; dağ taş, kurt, kuş isyan ediyor’-VİDEO

    ‘Katliam, kültürel ve coğrafi bir hal aldı; dağ taş, kurt, kuş isyan ediyor’-VİDEO

    PİRHA- Seyit Rıza ve arkadaşlarının idamlarının 82. yıldönümüne ilişkin konuşan İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Aslan Sultan, “38’de ciddi bir katliam ve sürgün yaşanmıştı. Bugün ise artık topraklarımız siyanürlerle, HES’lerle, madenlerle, barajlarla talan ediliyor, ziyaretlerimiz bombalanıyor. Artık dağdaki kurt, kuş, börtü böcek, dağ, taş isyan ediyor” ifadelerini kullandı.

    Haberin videosu

    Dersim Katliamı’nda idam edilen Seyit Rıza ve arkadaşları 15 Kasım günü Türkiye ve Avrupa’da çeşitli etkinlikler ile anılacak. Seyit Rıza ve arkadaşlarının idamının 82. yıldönümü dolayısıyla İzmir Dersim Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Aslan Sultan, PİRHA‘ya konuştu.

    Sultan, dünden bugüne Dersim üzerinden iktidarlara biçilen rol ve senaryonun aynı olduğuna dikkat çekerek, katliamın bitmediğini tersine kültürel soykırım olarak devam ettiğini söyledi. Dönemin başbakanı ve cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Dersim’de bir katliamın olduğu ve bundan dolayı özür dilenmesi gerektiği şeklindeki açıklamalarını hatırlatan Sultan, gerçek bir yüzleşmenin ise arşivlerin açılması, Seyit Rıza ve yoldaşlarının mezar yerinin açıklanması ile olabileceğine vurgu yaptı.

    Sultan ayrıca , 15 Kasım günü herkesi bulunduğu yerden katliam saati olan 19:38’de çıralarını yakmaları çağrısında bulundu.

    “AMAÇ SÜNNİLEŞTİRMEK VE TÜRKLEŞTİRMEK”

    Katliam öncesi hastane, yol yapma gibi hizmet getirileceği sözü konusunda yolların açıldığını ve bunun da operasyonun bir parçası olarak ilerlediğinin altını çizen Sultan, “1938 için asıl olan resmi dilin bize anlattığı değil atalarımızın bize anlattığıdır. O dönem okul, hastane, yapma bahanesiyle halkımız çalıştırılarak yollar yapılmıştı. Sonrasında bu da halka katliam olarak dönmüştü. Bunu unutmayacağız, unutturmayacağız da. Yaşanan sürgünler var. Soykırım sadece katletmek değildir, sürgünün kendisi de soykırımdır. Dersimli kızlar alınarak subaylarla evlendirildi. Empoze edilen ise bu çocukların sözde eğitildiği ve okutulduğuydu. Bunun altında yatan asıl şey Sünnileştirmek ve Türkleştirmek. Dersim’in kayıp kızlarında bu ortaya çıktı” ifadelerini kullandı.

    “KATLİAMLAR DEVAM EDİYOR, AKTÖRLER FARKLI “

    Katliamın yaşandığı dönemde CHP’nin iktidarda ve suçlu olduğunu söyleyen Aslan Sultan, dünden bugüne Dersim üzerinden iktidarlara biçilen rol ve senaryonun aynı, asıl sorunun bir sistem meselesi olduğuna dikkat çekti. Sultan, arşivlerin açılması, Seyit Rıza’nın mezar yerinin açıklanması ve Dersim isminin iade edilmesi gibi taleplerine dair tek bir adımın atılmadığını ifade ederek şöyle konuştu:

    “Evet o dönem CHP iktidardaydı. Bugün ise farklı bir iktidar var. Mesele aslında sistemin kendisi yani anlayıştır. Osmanlı’dan bu yana bu devam ediyor.  Roller ve senaryo aynı sadece aktörler değişiyor. Bu bir sistem meseledir. Evet CHP o zaman iktidardı ve suçludur. Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu Dersim için, ‘Dersim günümüzün Kerbelasıdır’ demişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan da Dersim’den özür dilenmesi gerektiğini söylemişti. Seçim politikası olarak kaldı ve öyle kullanıldı.”

    “Yıllardan beri ısrarla mezar yerleri açıklansın, Seyit Rıza’nın idamının sebepleri açıklansın ve Dersim ismi iade edilsin talebimize rağmen bir tek adım atılmadı. Arşivlerin açılması devlet için çok zor bir durum değil. Seyit Rıza ve yoldaşlarının mezar yerleri arşivlerde vardır. Dolayısıyla bir niyet var ise buradan başlanması gerekiyor. Gerekirse değil gerçekten Dersim halkından özür dilenmeli. Elbette bu bizim yaralarımızı dindirmeyecek. Sadece Dersim değil Maraş, Çorum, Sivas, Gazi katliamları da bu mantığın devamıdır.”

    “KATLİAM KÜLTÜREL VE COĞRAFİ BİR HAL ALDI”

    Katliamın farklı bir boyut kazanarak kültürel ve coğrafi bir katliam hali aldığına vurgu yapan Sultan, topraklarının HES, maden ve barajlarla talan edilmeye çalışıldığını değinerek, “Günümüzün ise dünden farkı yok. 38’de ciddi bir katliam ve sürgün yaşanmıştı. 1950’lerde af çıktığında bütün insanlarımız acılarını içine gömerek kendi topraklarına döndü ve kendini var etmeye çalıştı. Bugün ise 38’den daha tehlikeli bir durum var. Artık topraklarımız siyanürlerle, HES’lerle, madenlerle, barajlarla talan ediliyor. Buna sessiz kalır isek belki gidebilecek topraklarımız bile kalmayacak. Geçmişini sahiplenemeyen geleceğini de asla kuramaz. İnancımıza, kültürümüze saldırı var. Ziyaretlerimiz, mezar yerlerimiz  bombalanıyor. Katliam bitmedi ve devam ediyor.  Biz sahiplenmez, sesimizi gür çıkarmaz isek devam edecek. Munzur’da jeopark denen bir şey çıkardılar. Orası zaten milli park  ve jeoparkın bir geçerliliği yok. Sermayeye peşkeş çekiliyor. Yok edilişin başka bir boyutu bu” diye ifade etti.

    “SORUMLULARIN İSİMLERİ  RESMİ KURUMLARDA, CADDELERDE”

    Aslan Sultan, arşivlerin açılmasının devletin uluslararası kamuoyunda suç işlediğinin kanıtı olduğunu işaret ederek, arşivlerden çıkan belgelerde Dersim harekatının altına imzası bulunanların isimlerinin hala Dersim’de resmi kurumlara, sokaklara, caddelere verildiğini örnek gösterdi. Sultan sözlerine şöyle devam etti:

    “Arşivler açılır ise bu devletin büyük bir suç işlediği ortaya çıkacak. Seyit Rıza yaşı küçültülerek, oğlu ise büyültülerek idam ediliyor. Oğlundan önce asılması talebi var Seyit Rıza’nın. Gözleri önünde oğlu idam ediliyor. Kabul edilebilecek bir durum değil. İhsan Sabri Çağlayangil’in açıklamaları var. Bir gece yarısı gönderilip Seyit Rıza’yı idam ediyor. Atatürk orada olsaydı sanki Seyit Rıza’yı kurtaracakmış gibi empoze ediliyor. Ama Dersim harekatının altında imzası var ve bunlar belgeli. İsmet İnönü’nün Dersim harekatının bir an önce bitirilmesi söylemi var. Dersim harekatının komutanı Abdullah Alpdoğan özel yetkilerle donatılıp Dersim’e gidiyor. Gittiği her yerde katliam var. Onlara göre Dersim’in ıslah edilmesi lazım. Kürt ve Alevi kimliğinden dolayı o coğrafyanın bir şekilde yok edilmesi gerekiyor.”

    “DAĞ TAŞ, KURT KUŞ BU SAVAŞA İSYAN EDİYOR”

    Seyit Rıza ve arkadaşlarının idam edildiği 15 Kasım günü anma programları yapacaklarını açıklayan Aslan Sultan, Dersimlilere ve dostlarına anma programlarına güçlü katılımla sahiplenme çağrısında bulundu. Sultan, her yıl olduğu gibi bir süreklilik arz eden fakat çoğu zaman karşılık bulmayan taleplerini ise şöyle sıraladı:

    “Arşivler açılmalı ve devlet o günle yüzleşmeli. Mezar yerleri açıklanmalı. Sorumluluğunu yerine getirmeli. Eğer gerçekten yüzleşecek iseniz maden projelerini iptal edin. Ormanlarımızın yanmasının önüne geçilmelidir.  Coğrafyamızın talanının önüne geçilmesi gerekiyor. Son dönem 29 bölge uzun bir tarihe kadar özel güvenlik bölgesi ilan edildi. Bu sen köyünden, evinden dışarı çıkamazsın demektir. Bunun kaldırılması gerekiyor. Devletin amacı orayı insanlaştırmak ve sermayeye peşkeş çekmek. Coğrafyamız yıllardan beri savaş alanı. İnsanı bıraktık artık dağdaki kurt, kuş isyan ediyor. Börtü, böcek , dağ, taş isyan ediyor. Her gün onlar da katlediliyor. Bu topraklarda savaşın bitip barışın inşa edilmesi gerekiyor.”

    Ersin ÖZGÜL / İZMİR