PİRHA – Araştırmacı Yazar Erdoğan Aydın, ‘Yanlış İliklenen Düğme’ adlı yeni kitabının tanıtımı için Londra’daydı. Aydın’ın, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecini konu alan kitap çalışması büyük ilgi gördü.
Türkiye’de yayınlanan Kürtçe, Türkçe ve bazı İngilizce kitapları okurlarına sunmakta olan Tottenham Kitabevi (The Garden House) Erdoğan Aydın’ı okurlarıyla buluşturdu.
Cumhuriyet kuruluşundan önceki ve kuruluş sürecine mercek tutan Yazar Aydın’ın kitabevinde yapılan söyleşisinin moderatörlüğünü Yusuf Kartal yaptı.
Yazar Ayhan Aydın ile İngiltere Alevi Kültür Merkezi (İAKM) ve Cemevinde de buluşma gerçekleştirildi. Söyleşiye İAKM ve Cemevi Başkanı İbrahim Has, moderatörlük yaptı. Yapılan söyleşiye ilgi bir hayli yoğun oldu. Yazar Aydın, söyleşi ardından okurları için kitaplarını imzaladı.
Kürt ve Türk Toplum Merkezinde yapılan bir diğer söyleşiye ise 68 kaşığının önderlerinden Mustafa Yalçıner ve Aydın Çubukçu da katıldı. Kürt ve Türk Toplum Merkezinin Başkanı Aslı Gül, söyleşinin moderatörlüğünü yaptı.
PİRHA- İngiltere’de Kürt ve Türk Toplumu Dayanışma Merkezi DAY-MER tarafından geleneksel hale getirilen Kültür ve Sanat Festivali’nin 35’incisi Londra’da düzenleniyor.
İngiltere’de topluma yönelik faaliyet gösteren DAYMER Kültür ve Sanat Festivali, bu yıl 35’inci kez 4 Haziran-7 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşiyor.
Kürt ve Türk Toplum Merkezi (DAY-MER) 35. Kültür ve Sanat Festivalin startını kendi yerlerinde organize ettikleri resepsiyonla verdiler. Resepsiyona Britanya Alevi Federasyonu Eşit başkanları Dilek İncedal ve Müslüm Dalkılıç, Enfield Alevi Kültür Merkezi Başkanı Fatma Yıldırım Polat, İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi Başkanı İbrahim Has, Alxas Kom Eş Başkanı Hasan Şahin, GİK Der temsilcisi İbrahim Avcıl, Kırkısraklılar Kültür ve Dayanışma Derneğin Başkanı Ali Demirci, İşçi partisi eski lideri Jeremy Corbyn’in yanı sıra çok sayıda siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı.
Resepsiyonda konuşan İşçi Partisi eski başkanı Jeremy Vorbin, alanda aslılı olan Filistin bayrağına atıfta bulunarak Filistinlilerin direnişini selamı ve İsrail’i katliamında sert bir dille kınadı.
“MÜLTECİLER HEDEF GÖSTERİLİYOR”
Resepsiyonun açılış konuşmasını yapan DAY-MER Başkanı Aslı Gül, emperyalist ülkelerin kendi kar, pazar ve rant çıkarları için sürdürdükleri politikalarla savaşları kışkırtarak katliamlara yol açtığını ifade ederek, “Sonuç olarak insanlar savaştan, işgalden, katliamdan, baskıdan, ekonomik çıkmazdan dolayı ülkelerini terk etmek zorunda kalıyor. Güvenilir bir ülkeye sığınmak için botlarla hayatını hiçe sayarak yollara düşüyor. Sığındığı ülkede de hükümetlerin mültecilere yönelik ırkçı söylem ve politikalarına maruz kalıyor. Sistemin yarattığı ekonomik durgunluklar, yoksullaşma, hayat pahallığı, zengin yoksul arasındaki uçurum, sosyal hakların azalması ve hayat koşullarının zorlaşmasının nedeni olarak mültecileri, göçmenleri hedef gösteriyor hakim sınıflar” dedi.
“EŞİT, ADALETLİ, SAVAŞSIZ BİR DÜNYA UMUDU”
Kültür ve Sanat Festival etkinliklerinin yerli ve göçmen emekçilerin birlikte mücadelesinde önemli bir rolü olduğuna vurgu yapan Gül, “35 yıldır böylesi önemli bir rolü olan festivalimizi 35 senedir kesintiye uğramadan sürdürmek, hele de bir göçmen örgütü olarak hiç de kolay değil. Her yaştan üyelerimiz ve dostlarımızın kolektif çalışma ve dayanışma duygusuyla organize olması, emek vermesi ve örgütlenmesi, işte festivalimizi bugüne getiren değerler. Biz bu değerleri yerli ve göçmeniyle mensubu olduğumuz işçi ve emekçilerin mücadelesinden, birliğinden ve örgütlenme gücünden alıyoruz. Daha iyi ve yaşanılabilir, eşit, adaletli ve savaşsız bir dünya özlemi ve umududur bizi 35 senedir bugüne getiren. ‘Birliğimiz Gücümüzdür’ şiarıyla örgütlediğimiz festivalimizi emeğiyle, kolektif ve örgütlü çalışmasıyla bugüne getiren genç ve kadın arkadaşlarım başta olmak üzere tüm üyelerimize, dostlarımıza, etkinliklerimizde yer alan, katılan ve destekleyen sendikalara, yerli kurum ve örgütlere, sponsor ve reklamlarla katkı sunan dostlarımıza teşekkür ediyoruz” diye konuştu.
FESTİVAL ETKİNLİKLERİ
RENKLİ RESİMLİ SÖYLEŞİLER – 4 Haziran 19:00’da KLMT’de (22 Moorfield Rd N17 6PY): İsmail Yıldırım’la Ezilenlerin İkonografisi, Aydın Çubukçu’yla Renkli Resimler Söyleşileri kapsamında gerçekleşecek etkinliğe Fransa’dan gelen konuk ressam İsmail Yıldırım resimleriyle birlikte tanıtıldı. Yıldırım, dış dünyada daha ünlü olup, seçtiği konular açısından aykırı ressam olarak da tanınıyor.
RESEPSİYON – 5 Haziran 19:00’da KLMT’de: Festival resepsiyonu. Demokratik Sivil Toplum Temsilcileri, siyasi parti ve belediye temsilcileri, basın ve toplum üyeleri ile İşçi Partisi’nin eski lideri Jeremy Corbyn’in de katılması bekleniyor. Müzik ve ikramın olacağı gecede kısa konuşmalar da yapılacak.
FOTOĞRAF SERGİSİ – 5 Haziran 19:00’da KLMT’de: London Amateur Photographic Society’den Deniz Özpolat, İsmail Yırtıcı, Seydi Kızılöz ve Yücel Erkan’ın fotoğrafları sergilenecek.
TİYATRO – 8, 9 ve 10 Haziran 19:00’da Dugdale Art Centre (Enfield, EN2 6DS) – Londra Meydan Sahnesi, Boris Vian’ın yazdığı “Generallerin 5 Çayı” adlı oyunu Suat Onur Çalık yönetti.
KÜLTÜR SANAT GECESİ – 18 Haziran 19:00’da KLMT’de: Sara Fatros yönetiminde DAY MER Daf Grubu, Kamil Küpeli yönetiminde DAY MER Şiir Grubu ve Jabbar Boziye yönetiminde DAY MER Ritm Grubu gecede sahne alacak.
GENÇLİK FUTBOL TURNUVASI – 23 Haziran 15:30’da “Power League Tottenham, Willoughby Lane, N17 0SL” adresinde: Gençlerin kendi arkadaş gruplarıyla katılmaları bekleniyor.
FİLM GÖSTERİSİ – 25 Haziran 19:00’da KLMT’de: Eski başbakan Margaret Thatcher’a karşı madencilerin direnişini konu alan “Still The Enemy Within” gösterilecek.
GENÇLİK BULUŞMASI – 29 Haziran 18:00’de KLMT’de: Müzik ve halaylı gecede gençler ve kendisini genç hissedenler buluşacak.
PANEL – 5 Temmuz 18:00’de KLMT’de: “İşçi Hareketindeki Gelişmeler, Filistin Halkıyla Dayanışma” başlıklı panelin konuşmacıları EMEP Milletvekili Sevda Karaca, Savaş Karşıtı Koalisyon’dan Lindsey German, yazar Mustafa Yalçıner ve Kuzey Islington Milletvekili ve İşçi Partisi eski lideri Jeremy Corbyn olacak.
PARK FESTİVALİ – 7 Temmuz 14:00’de Clissold Park’da (N16): Miraz, Don Kipper ve Kontrast gruplarının sahne alacağı park şenliğinde Sevda Karaca, Jeremy Corbyn, Hackney Belediye Başkanı Caroline Woodley, Hackney İşçi Partisi Milletvekili Diane Abbott, DAY MER Başkanı Aslı Gül ve sendika temsilcilerinin konuşma yapması bekleniyor. Otantik yemeklerden kitap satışına pek çok tanıtım tezgahının da yer alacağı park şenliği, toplumun geniş kapsamlı buluşma etkinliği olacak.
PİRHA-18’incisi düzenlenecek olan Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin programının açıklanmasının ardından festivale sayılı günler kalmasına rağmen Valilik izninin henüz çıkmamasına tepki gösteren Dersimli yurttaşlar ve esnaflar, festivalin yapılma gerekliliğine vurgu yaptılar.
18’incisi düzenlenecek olan Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin programı açıklandı. 26 Temmuz’da başlayacak olan festival 29 Temmuz günü sona erecek. Festival programına göre 2 gün sonra düzenlenecek olan etkinlikler için Tunceli Valiliği’nden izin bekleniyor. İznin hala çıkmamış olması ve son iki yıldır OHAL nedeniyle yasaklanması insanlarda bu sene de yasaklanacağı ihtimalini uyandırıyor.
Konuya ilişkin PİRHA’ya konuşan Dersimli yurttaşlar, festivalin kültüre, inanca, yaşama olan katkılarını anlattı.
“İNSANLARIN DERSİM’E DÖNÜŞÜNÜ İSTEMİYORLAR”
Sanatçı Mehmet Ekici, Munzur Kültür ve Doğa Festivallerinin hepsine katıldığını belirterek şunları aktardı:
“Festivalin, başta sanata, kültüre, dile çok büyük katkısı oldu. Çünkü ilk festivaller yapılırken 40-50 bin insan geliyordu buraya. Kültürü yerinde görmek, yerinde algılamak daha güzeldi. Onun dışında da Dersim, özellikle ilçeleri 6 ay kış 6 ay yaz oluyor; esnaflara, insanlara ekonomik katkısı da oluyordu. İnsanlar bundan çok mutlu oluyorlardı. Festival çok güzel bir süreçte ilerliyordu. Ama ne yazık ki insanların Dersim’e dönüşünü buradaki devlet yöneticileri kabul edemediler. İnsanların bu topraklara dönmesini, kültürün tekrar uyanmasını, korunmasını, ekonomik anlamda güçlenmesini istemedikleri için yasaklar koymaya başladılar. Şu an kurumlarımız valilikten haber bekliyor. Geçen sene de biz yapmayacağız siz yapacaksınız dendi. Biz bütün hazırlıklarımızı yapmıştık. Ama ne yazık ki bir iki gün kala iptal konusu geldi. Ama biz tekrardan belirli bölgelerde yaptık, yapılması gerekiyor. İzin verilmese de yapacağız.”
Son dönemlerde yasaklar olduğu için insanlarda bir tedirginlik olduğunu ifade eden Ekici, halka şöyle çağrı yaptı:
“İnsanlara bir algı yerleşti olacak mı olmayacak mı. Çağrımız; bütün herkesin Dersim’e gelmesini istiyoruz. İnsanların birleşmesini istiyoruz. Bir katılım sağlamaları gerekiyor. Yapılır mı yapılmaz mı diye düşünmesinler. Gelirlerse türkülerimizi, halaylarımızı, ağıtlarımızı okuruz.”
“FESTİVAL ÖZGÜRCE OLMALI, İNADINA YAPILMALI”
Dersim’de esnaflık yapan Hülya Aydoğdu ise festival ile ilgili görüşlerini şöyle aktardı:
“Festivalin yapılmasını istiyorum. Çünkü burada esnafa katkısı var ve uzakta yaşayan arkadaşlar, dostlar hem ailelerini ziyarete gelecek, bu açıdan büyük bir katkısı olacağını düşünüyorum. Dersim cıvıl cıvıl oluyor. Dışarıdan gelen insanlar bizim çok şanslı olduğumuzu söylüyorlar burayı görünce. Festival geleneksel bir şey, yapılsın diyorum.”
İstanbul’dan Dersim’e ziyarete geldiğini söyleyen Ardahanlı Resul Baysungur ise Dersim’deki izlenimlerini ve festival hakkındaki görüşlerini şöyle paylaştı:
“Munzur Festivali’nin Dersim’e çok katkısı var. Buraya ambargo döneminde geldim. Yasaklarla, baskılarla bir şeye varılamaz. Özgür bir şekilde insanlar doğasına sahip çıkmalı. Munzur özgür akmalı. Bütün ana dillere, inançlara özgürlük tanınmalı. İnsanlar rahatça kitaplarını, kültürlerini, resimlerini sergileyebilmeli. Bundan daha doğal bir şey olamaz. Tekçilikle bir yere varamayız. Biz halklar kaynaşmalıyız. Birlikte yaşamalıyız. Bu ülke hepimizin ortak ülkesidir. Kültür olarak da bütün mozaikler bir arada olsun. Festival yapılmalı. Bunu yasaklayan, engelleyen nelerdir? Ben daha önce de festivale katıldım. İnsanlar doldu buraya. İnsanlar Dersim’i hem maddi hem manevi yüreklendiriyor. Mesela ben Ardahan’dan gelmişim. Saygı duyuyorum bu halkın inancına, kültürüne. Keşke her tarafta festival olsa. Bu halk şiddet mi uygulayacak gelecek insanlara. Neden yasaklanıyor? Ben bunu kınıyorum. Özgürce olmalı, yapılmalı, inadına yapılmalı.”
“RUHUNA VE ÖZÜNE BAĞLI BİR FESTİVAL İSTİYORUZ”
Emekçi olan Agit Aral da, “Bölgenin insansızlaştırılmasına dair bir politika yürütülmüştü. Munzur Kültür ve Doğa Festivali insanların buraya akın etmesi adına gerçekleşiyor. Elbette ki ruhuna, özüne bağlı kalınacaksa, kültürel mirasa sahip çıkılacaksa festivalin gerçekleşmesini istiyoruz. Fakat dışarıdan gelenleri, misafirlerimizin buranın doğasına, mirasına, kültürüne sahip çıkması gerekiyor. Festivalde bu yönde bir temennimiz var” dedi.
Özünden çıkıldığı an festival olmadığını, adına başka bir şey koymak gerektiğini ifade eden Aral, şöyle devam etti:
“Buradaki siyasi partilere, derneklere, çevre kuruluşlarına büyük iş düşüyor. Burada bilinçlendirme noktasında sadece konserlerle, sadece panellerle ya da sadece alkol içmeyle sınırlı olmamalı bu işler. Mesela Ana Fatma Ziyareti’ne gidilecek, akşamdan çok alkol aldım gece konsere katılırım durumuna inildiği andan itibaren doğa ve kültür festivali olmaktan çıkmıştır. Ya da milli parka yapılan ziyaretlerde çöpümüzü bırakıp geldiysek o zaman bunun adı yine festival olmuyor.
Bu sokaklarda bizler de çalışanlarız. Buradaki çöpleri topladığımızda bize biçilen değer de hiçe sayılmıştır. Ondan dolayı ruhuna ve özüne bağlı bir festival istiyoruz. Tüm katılımcıları 26 Temmuz’da beliyoruz.”
Yine emekçiler Zerif Bursugül ve Aslı Gül, “Doğamızı öldürmek istemiyoruz, yaşatmak istiyoruz. Munzur’u özgür bıraksınlar. Festivalle beraber doğamızı tanıtmak da istiyoruz. Neden yasak getiriyorlar ki? Neden korkuyorlar? Festivalden çekindikleri nedir, neden izin vermiyorlar? Festivalin kültürü ve doğayı tanıtma adına büyük katkısı oluyor. Festival kaç yıldır yapılıyor ama bu iki yıldır yapılmıyor. Buranın valisi neden izin vermiyor? Her şeyi yasaklamasınlar, insanları özgür bıraksınlar.” diye konuştular.
Emekçi kadınlar “Kültürüne ve doğasına sahip çıksınlar” diyerek Dersimlilere çağrıda bulundular.
PİRHA – İngiltere’de Türk ve Kürt Toplumu Dayanışma Merkezi (DAY-MER) tarafından organize edilen Kültür ve Sanat Festivali yapılan resepsiyonla başladı. 28. Festivalinde yaptığı açılış resepsiyonunda DAY-MER Başkanı Aslı Gül konuşmasına Londra’da meydana gelen yangında hayatını kaybedenleri anarak başlarken, sorumlusunun, bu sistem olduğunu belirtti ve sorumlulardan hesap sorulması gerektiğini söyledi.
HABERİN VİDEOSU
İngiltere’de Türk ve Kürt Toplumu Dayanışma Merkezi (DAY-MER) tarafından organize edilen Kültür ve Sanat Festivali yapılan resepsiyonla başladı. Kuzey Londra’nın en uzun soluklu festivali DAY-MER Kültür ve Sanat Festivali’nin bu yıl 28’ncisi düzenleniyor.
Londra Toplum Merkezi’nde gerçekleşen resepsiyona bir çok sendikacı, politikacı, gazeteci, akademisyen, belediye encümen üyesi, kitle örgütleri temsilcileri, Demokratik Güç Birliği, Bozca- Der Başkanı Hasan Kurban, Kırkısraklılar Derneği Başkanı Ahmet Güven, Göçmen İşçiler Derneği Başkanı Helin Peköz, Yazar Aydın Çubukçu, Şair Kamil Küpeli, Halk Ozanı Ali Sizer ve birçok sendika ve belediye temsilcisi katıldı.
Resepsiyonda konuşan DAY-MER Başkanı Aslı Gül, festivallerinin işçi ve emekçilerle bütünleşen ve yerli işçilerle göçmen işçilerin bir arada mücadele etmenin platformu haline geldiğini belirterek, katkı sunan ve çalışmasında bizzat yer alan herkese teşekkür etti. Gül konuşmasına, Londra’da meydana gelen yangında hayatını kaybedenleri anarak başlarken, sorumlusunun, bu sistem olduğunu belirterek, sorumlulardan hesap sorulması gerektiğini söyledi. Gül, “Bu yangın, nasıl bir sistemde yaşadığımızın somut bir örneğidir” diyerek, daha önce yapılan bütün uyarı ve şikayetlere rağmen, emekçilerin yaşadığı bu binada önlem alınmamasının tek tarifinin, özel şirketlerin karı düşünülerek ve kemer sıkma politikalarına önem veren kapitalist sistem olduğunun altını çizdi.
“IŞİD’İN İNSANLIK DIŞI SALDIRILARI DEVAM EDİYOR”
Aslı Gül, şunları kaydetti:
“Sadece İngiltere’de değil Ortadoğu ve Avrupa’da emperyalist ülkelerin ve sermayelerin kendi çıkarları uğruna ve Pazar alanı yaratma uğruna ortalığı karıştırmaktalar. Sermaye sahipleri gelecek hükumetleri ve iktidarları destekleyerek bölgesel savaşların devam etmesine yol açıyor. IŞİD’in barbar ve insanlık dışı saldırılar başta Suriye olmak üzere Avrupa’da, İngiltere’de ve Afrika’da devam ediyor. Bir yandan da canını kurtarmak ve barış içinde yaşamak için göç eden ve göç yolunda ölen mültecilerin dramı devam ediyor” dedi.
Gül, Türkiye’deki son süreçte yaşanan gelişmeler dünyada yaşanan insanlık dışı olaylardan hiçte farklı değil. Özellikle 15 Temmuz’daki sözde darbe girişiminin ardından OHAL ve KHK’lar ile saldırılarını pervasızca arttıran Erdoğan ve AKP iktidarı birçok akademisyeni, gazeteciyi, yazarı işlerinden ederken HDP milletvekilleri başta olmak üzere birçoğunu da hapse attı. Kürt bölgelerinde bodrumlarda insanları yakarak katliamlara devam ederken kendisine muhalif olan kesimlerin hepsini susturmak ve en ufak bir hak arama mücadelesi veren Kürtlere, Alevilere, kadınlara, işçilere ve ötekileştirilen tüm kesimlere saldırmaya devam ediyor” diye konuştu.
Festivalimiz dayanışmanın, paylaşımın, yardımlaşmanın ve birlikte mücadele etmenin bir platformudur diyen Gül, programımızda çocuklara ve katılımcılara yönelik etkinlikler mültecilerin yaşantısını anlatan fotoğraf sergisi, hem İngiltere’de hem de Türkiye’deki gelişmeleri tartışacağımız panellerimiz olacaktır” dedi.
“IRKÇILIĞA KARŞI EN BÜYÜK İLAÇ BİRLİKTE ÇALIŞABİLMEK”
DAY-MER Başkanı Aslı Gül son olarak Day -Mer’in kuruluşundan bugüne kadarki tarihi sürecinden ve çalışmalarından bahsetti:
“DAY-MER 1989 Kasım ayında kuruldu. Bu sene 28. Yılına giriyor ve 28 senedir kültür ve sanat festivalimizi yapıyoruz. DAY-MER’in çalışmaları eğitsel, kültürel, sanatsal ve politik alanlarda devam ediyor. Çocuklara yönelik tiyatro, saz, gitar, keman, piyano, halk oyunları gibi kurslarımız oluyor. Kadınlarımıza yönelik de yine dönem dönem halk oyunları, tiyatro ve koro çalışmalarımız oluyor. Kahvaltılarımız oluyor. Buradaki politik gelişmelerle ilgili de çeşitli kurumlarla ilişki içerisindeyiz. Yaşadığımız sorunların üstesinden ancak yerli ve göçmen emekçileriyle birlikte üstesinden gelebileceğimizi düşünüyoruz. Irkçılığa karşı en büyük ilaç da bu aslında, beraber birlikte çalışabilmek.”
“DAY -MER İNGİLTERE’DEKİ İŞÇİ VE EMEKÇİLER İLE DAYANIŞMA İÇİNDEDİR”
Gül’den sonra konuşan Yazar Aydın Çubukçu ise, “DAY-MER festivalleri kısıtlı bir çevrenin etkinliği değildir. Her şeyden önce DAY-MER bir göçmen örgütü olmaktan öte İngiltere’deki işçi, emekçi örgütleriyle de karşılıklı dayanışma içinde olan bir örgüttür. Ve burada göçmenliğin sorunlarını aşmasına ön ayak olan, işçi ve emekçilerin sorunlarıyla ilgilenen bir örgüt olma yolunda ilerliyor. Dolayısıyla burada yaptığımız basit bir festival değil. Yaşadığımız toplumla, bir dayanışma içinde olup işçi ve emekçilerin kendi aralarındaki dayanışmayı geliştirmesi ve bilinçlendirme çabası içindeyiz” dedi.