Etiket: ASMMMO

  • Emekçilerden ‘Vergide adalet, ülkede adalet istiyoruz’ talebi-VİDEO

    Emekçilerden ‘Vergide adalet, ülkede adalet istiyoruz’ talebi-VİDEO

    PİRHA – DİSK Ankara Temsilciliği, KESK Ankara Şubeler Platformu, TMMOB Ankara İKK, TTB, Ankara Tabip Odası, ASMMMO Ulus meydanında yaptığı eylemde “İnsanca Bir Ücret, Vergide Adalet” diyerek taleplerini kamuoyu ile paylaştı.

    Haberin videosu

    Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Ankara Bölge Temsilciliği, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Ankara Şubeler Platformu, Türkiye Mimar Mühendis Odaları Birliği (TMMOB) Ankara İl Koordinasyon Kurulu, Ankara Tabip Odası (ATO) ve Ankara Serbest Mali Müşavir ve Muhasebeciler Odası (ASMMMO), vergide adalet talebiyle sokağa çıktı.

    Ankara Ulus meydanında bir araya gelen meslek örgütleri “AKP zammını al başına çal, insanca yaşamak istiyoruz, AKP elini cebimizden çek” sloganları attı.

    Kurumlar adına hazırlanan ortak metini ASMMMO Başkanı Ali Şahin okudu.

    Şahin, “Bir ülkede demokrasinin ve adaletin gelişmesinin ilk şartı adaletli bir vergi sisteminin hakim kılınmasıdır” diyerek şunları dile getirdi:

    “Çağdaş sosyal devlette gelir ve servet eşitsizliklerini azaltmada en önemli rolü, vergi politikası oynamaktadır. Anayasanın 73’üncü maddesi, ‘herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır’ diyerek, aynı anlayışı dile getirmiştir. Bu ilke, vergi oranlarının, mükellefin mali gücüne göre saptanmasını ifade eder. Vergi hukukunda ’artan oranda vergi’ denilen ve yöntemi yüksek gelir tabakalarından yüksek oranda, düşük gelir tabakalarından düşük oranlarda vergi alınması suretiyle, gelir eşitsizliklerinin azaltılmasını amaçlar. Vergi politikasının bu amaçla kullanılması, sosyal adalet ve sosyal devlet ilkelerinin bir gereğidir.

    2019 yılı en düşük gelir vergisi dilimi 18 bin lira olarak saptanmıştı. Buna göre, asgari ücretliler bile yıl içinde gelirlerinin 18 bin TL’yi aştığı için yüzde 20 kesintinin olduğu bir üst vergi dilimine çıkmış ve böylece daha fazla vergi ödemek zorunda kalmıştır.”

    “VERGİ ADALETSİZLİĞİ SÜRÜYOR”

    “Vergide adalet dendiğinde ilk akla gelen az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmasıdır. Ancak dünyanın en adaletsiz vergi sistemlerinden birine sahip olan Türkiye’de yıllardır bütün vergi yükü ücret geliri ile yaşam mücadelesi veren işçilerin, kamu emekçilerinin ve dar gelirlilerin omuzlarına yıkılıyor. Adil bir vergi sisteminin az ya da çok geçerli olduğu ülkelerde toplam vergilerin yüzde 75’i kazançtan-gelirden alınan vergilerden (kurumlar vergisi, servet vergisi, gelir vergisi gibi doğrudan vergiler) yüzde 25’i ise tüketimden alınan vergilerden (KDV, ÖTV gibi dolaylı vergiler) oluşuyor. Ancak söz konusu oranlar Türkiye’de tam tersinedir. Toplam vergi gelirlerinin dörtte üçü, ücret geliri ile yaşam mücadelesi veren kamu emekçilerine, işçilere, asgari ücretlilere ve tüketicilere yıkılmıştır.

    Ardarda gelen zamlar, adını ilk defa duyduğumuz vergiler, kış koşulları, enflasyon karşısında gün geçtikçe eriyen maaşlar bizleri çok ta iyi günlerin beklemediğini göstermektedir.

    Vergi reformu yasa tasarısında ağır vergiler altında ezilen emekçi kesimini gözeten hiçbir düzenleme bulunmamaktadır. Tek derdi daha fazla vergi geliri elde etmek olan iktidarın, bu vergileri kimlerden, nerelerden toplayacağına ilişkin tahmin yapmak için kâhin olmaya gerek yok. Hala sermayeyi koruyan kollayan düzenlemeleri hayata geçirme derdinde olan iktidar, kurumlar vergisini %22 den % 18’e indiriyor. Hazineyi doldurmak için bulduğu tek çare, ücretlilerden daha çok gelir vergisi kesintisi yapmak, dolaylı vergileri daha da çok arttırmak.”

    “YOKSULLAŞMAYA HAYIR DİYELİM”

    “2020 yılında vergi, harç ve cezalardaki yeniden değerleme oranı % 22,58 olarak belirlendi. Yani, 2020 yılı için pasaport, ehliyet harçları ve trafik cezaları, Motorlu Taşıtlar vergisi oranı % 22,58 arttırıldı.

    Devlet kendi alacaklarına bu kadar zam yaparken, ücretlilere gerçekleşen değil, öngörülen enflasyona göre zam yapmaktadır.

    Şayet enflasyon hükümetin beklediği gibi %12 olarak öngörülüyorsa neden devlet alacaklarına %22,58 zam yapılıyor?  Yani Verirken %4, alırken %22.58. Kaşıkla verdiklerini kepçeyle alıyorlar.

    Elektriğe, doğalgaza, akaryakıta, çaya ve şekere yapılan fahiş zamları enflasyona yansıtmayan, gözümüze baka baka türlü oyunlar çevirenlerin, memura, emekçiye, asgari ücretliye gelince, ‘öngörülen enflasyon’ oranında düşük zam yapmasını kabul etmiyoruz.

    Tüm emekçileri ve halkımızı ağırlaşan yaşam koşullarına, hayat pahalılığına, insafsız vergi düzenine ve yoksullaşmaya karşı demokratik ve adil bir ülke için birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA / ANKARA

  • Tarihi garın özel üniversiteye devredilmesine büyük tepki

    Tarihi garın özel üniversiteye devredilmesine büyük tepki

    PİRHA – Emek ve meslek örgütleri, TCDD’ye ait tarihi binaların Medipol Üniversitesi’ne devredilmesine karşı açıklama yaparak “Tarihimizin ve geleceğimizin yok edilmesine sessiz kalmayacağız” dedi.

    DİSK Ankara Bölge Temsilciliği, KESK Ankara Şubeler Platformu, TMMOB Ankara İl Koordinasyon Kurulu, Ankara Tabip Odası, Ankara Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası, TCDD’ye ait tarihi binaların Medipol Üniversitesi’ne devredilmesini protesto etti.

    Tarihi gar önünde bir araya gelen kitle, “İşte rant, işte talan işte AKP”, “Gün gelecek, devran dönecek, AKP halka hesap verecek” sloganları atarak durumu protesto etti.

    Meslek örgütleri adına ortak basın açıklamasını okuyan Birleşik Taşımacılık Sendikası (BTS) Genel Başkanı Hasan Bektaş, “Kamuoyunca; alanın, plan değişikliği ile özel üniversite alanı olarak ilan edilmesi nedeniyle; Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın kurucusu olduğu Ankara Medipol Üniversitesi’ne tahsis edilip edilmediği sorusu siyasi iktidara sorulmuş, ancak bu soru yanıtsız bırakılmış ve yapılan işlemler kamuoyundan gizlenmiştir” dedi.

    TARİHİ GAR İÇİN ÖDENEN KİRA MİKTARI BİLİNMİYOR

    Bektaş, demiryolu işletmeciliğine ait tarihi alanların amaç dışı ve rantsal kullanım sebebiyle devredildiğini söyleyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bu nedenledir ki sayın rektöre düşen ilk görev; imzaladıkları kira sözleşmesini kamuoyu ile paylaşmaktır. Tekrar hatırlatmak gerekir ki Medipol Üniversitesi’ne sadece Ankara’nın merkezinde bir alan devredilmemektedir. Bu alan, demiryolu işletmeciliği için ihtiyaç duyulan ve TCDD’nin işyeri olarak kullandığı binaların yanı sıra, personelin sosyal gereksinimlerini karşıladığı TCDD Sanat Galerisi ve Müzesi, çay bahçesi, misafirhane, kreş, lojman vb. binaların bulunduğu ve gelişen ve değişen şartlara göre yine demiryolu ihtiyaçlarına göre şekillenmesi gereken rezerv alanlara da sahip bir alandır. Yani bu alan ve binalar demiryolu işletmeciliğinin gelişiminde TCDD’nin ihtiyaç duyduğu mekanlardır.

    Kamusal hizmetin sürdürülmesinde TCDD’nin kurumsal olarak zaten ihtiyacı olan bina ve arazilerin kullanım amacı değiştirilerek bir vakıf üniversitesine tahsisi, sermaye lehine bilinçli bir tercihi göstermesinin yanı sıra toplum yararını yok saymak ve oluşmuş olan rantı kişisel ve grupsal çıkarlarla dağıtmak anlamına da gelmektedir.

    Bizler, iktidarın rant ve talan politikalarıyla kentlerimize, doğamıza, tarihi ve kültürel değerlerimize yönelik saldırılarına karşı yürütülen mücadelenin en ön saflarında yer alan DİSK, KESK, TMMOB, ATO ve ASMMMO olarak bu yağmaya da sessiz kalmayacağımızı ve bu süreç toplum yararına çözülünceye dek konuyu gündemde tutacak, her türlü çabayı göstererek kamuoyunu aydınlatmaya devam edeceğimizi saygılarımızla duyururuz.”

    PİRHA/ANKARA

  • Emekçilerden 1 Mayıs çağrısı: Memleketimize sahip çıkmak için haydi!

    Emekçilerden 1 Mayıs çağrısı: Memleketimize sahip çıkmak için haydi!

    PİRHA- Meslek örgütleri, “Memleketimize ve geleceğimize sahip çıkmak için haydi 1 Mayıs’a” diyerek Ulus meydanında açıklama yaptı.

    DİSK, KESK, TMMMOB, Birleşik Kamu İş, ASMMMO ile Tabip Odası’nın Ankara temsilcilikleri, işçi sınıfının dayanışma ve zafer bayramı olan 1 Mayıs öncesinde bir araya geldi.

    Ulus meydanında açıklama yapan meslek örgütleri, “İşçisi, İşsizi, emekçisi, emeklisi, aydını, sanatçısı, gazetecisi, öğrencisi, esnafı, kadını, genci, yaşlısıyla 1 Mayıs meydanlarında buluşuyoruz” dedi.

    DİSK Ankara Bölge Temsilcisi Tayfun Görgün, 1 Mayıs 2019 Çarşamba günü saat 13:00’te Tandoğan Meydanı’nda olacaklarını belirterek şunları söyledi:

    “Ekonomik krizin faturasını, işçiler, emekçiler, dar gelirli milyonlar değil krizin sorumluları ödesin diye haykırmak için 1 Mayıs meydanlarında buluşuyoruz. Bizi işsizliğe, yoksulluğa, köleliğe ve düşmanlığa mahkum etmek isteyen düzene karşı, insanca, özgürce, kardeşçe yaşama irademizi göstermek için 1 Mayıs meydanlarında buluşuyoruz. İşsizlik fonunun patronlara ve bankalara peşkeş çekilmesine, kıdem tazminatımıza göz konulmasına, emeklilik hakkımızın gasp edilmesine karşı, haklarımız için 1 Mayıs meydanlarında buluşuyoruz.

    Sokaklarda, meydanlarda, grevlerde ve hatta seçim sandıklarında bile hakkımızı savunmanın, tepki göstermenin ‘suç’ ilan edildiği bu düzene karşı, demokrasi için, seçme-seçilme, örgütlenme ve grev hakkımız için 1 Mayıs meydanlarında buluşuyoruz. Çalışırken ölmemek için, açlık ve yoksulluk sınırının altında ücretlere, taşeron köleliğine, güvencesizliğe mahkum olmamak için 1 Mayıs meydanlarında buluşuyoruz. Yıllardır sırtımızdan elde ettikleri nimetleri kimseyle paylaşmayanlara karşı, ‘hep bana’ diyenlere karşı, işimize, aşımıza, haklarımıza el uzatanlara karşı, zam-zulüm-işsizlik son bulsun diye 1 Mayıs meydanlarında buluşuyoruz. Hapishaneleri muhaliflerle, akademisyenlerle, gazetecilerle, siyasetçilerle dolduranlara karşı, kendi kurallarına bile uymayan bir rejime karşı hak-hukuk-adalet için 1 Mayıs meydanlarında buluşuyoruz. Tek kişinin konuşup milyonların alkışlamak zorunda olduğu bu düzene karşı, düşünmek, konuşmak, yazmak, çizmek, itiraz etmek özgür olsun diye 1 Mayıs meydanlarında buluşuyoruz. ABD emperyalizminin ve yerli işbirlikçilerinin Ortadoğu’da sürdürdüğü savaşa karşı barışı savunmak için 1 Mayıs meydanlarında buluşuyoruz. Kimsenin cinsiyetin, kimliği, inancı sebebiyle ikinci sınıf yurttaş olmadığı, barış, kardeşlik ve eşit yurttaşlık için 1 Mayıs meydanlarında buluşuyoruz.

    Emeğimize, ekmeğimize, işimize, geleceğimize ve memleketimize sahip çıkmak için Haydi 1 Mayıs’a!”

    PİRHA/ANKARA

  • Emek örgütlerinden açıklama: Krizin faturasını emekçiler ödemeyecek-VİDEO

    Emek örgütlerinden açıklama: Krizin faturasını emekçiler ödemeyecek-VİDEO

    PİRHA – Ankara Ulus Heykel Meydanı’nda emek ve meslek örgütlerinin katılımıyla yapılan açıklamada, “İşsizliğin, enflasyonun ve krizin faturasını emekçiler ödemeyecektir” denildi. 

    KESK, DİSK Bölge Temsilciliği, TTB, ASMMMO,TMMOB İKK (il koordinasyon Kurulu) Ankara Ulus Heykel Meydanı’nda ortak basın açıklaması gerçekleştirdiler. ‘Krize karşı emeğin haklarını savunmak için omuz omuza’ pankartı açılan açıklamasına çok sayıda emek ve meslek örgütü temsilci ve üyeleri katılım gösterdi. Emek ve Meslek örgütleri adına ortak açıklama metnini Dev Maden- Sen İç Anadolu Bölge sorumlusu Tayfun Görgün okudu.  Görgün yaptığı açıklamada, Emek ve meslek örgütlerinin Enflasyondan işsizliğe, yoksulluğa, ekonomik durgunluğa kadar her alanda ekonomik krizle karşı karşı olduklarını belirtti.

    “KRİZİN GÖSTERGESİ BİRBİRİ ARDINA YAPILAN ZAMLARDIR”

    Yetkili kişilerin kriz sözcüğünü kullanmaktan kaçtıklarını söyleyen Görgün, krizin halkı etkilediğini bunun göstergesinin ise; “Birbiri ardına kapanan dükkanlardır, marketlerde sürekli yapılan zamlardır.  Kabaran faturalardır, elektriği ödenmeyen borçlardır, evlere gelen hacizlerdir, işsizliktir iş cinayetlerdir. Krizin anlamı yaşamımızın giderek sürdürülemez hale gelmesidir” dedi.

    “KRİZİN FATURASINI KİM ÖDEYECEK?”

    Kriz faturasının 81 milyon insana ödettirilmek istendiğini kaydeden Görgün, iktidarın da bu faturayı ödemesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:

    “Sendikal örgütlenmenin engellendiği, on binlerce kamu emekçisinin ihraç edildiği grevlerin yasaklandığı hak aramanın bastırıldığı bir ortamda elde edilen yüksek kar oranlarını paylaşamayanlar bugün zararlarını %99’un üzerine yıkmaya çalışmaktadır.

    Oysa faturayı ödemesi gereken sadece patronları değil aynı zamanda siyasal iktidardır. Ülkemizi büyük bir yıkımın eşiğine getiren politikaları yıllardır kimler hayata geçirdiyse, emeğin en temel haklarını kim gasp etti ise özelleştirmeler ve yerli tarımı bitiren politikalarla ülkeyi kim ithalata mahkûm hale getirdi ise ülkenin kaynaklarını kim betona gömdü ise krizin sorumlusu onlardır. Her ekonomik kriz bir karar aşamasıdır. Bugün verilecek kararın temel sorusu şudur, kriz karşısında işçiler kadınlar, emekçiler, işsizler, emekliler, köylüler, yoksullar mı kurulacak? Yoksa şirketler, bankalar, patronlar mı korunacak, krizin bedenli bu ülkenin değerleri yaratan %99’u mu yoksa krizi yaratan %1 ödeyecek.”

    TÜM ÜCRETLER DERHAL ARTIRILSIN”

    Dev Maden- Sen İç Anadolu Bölge sorumlusu Tayfun Görgün, talepleri şöyle sıraladı:

    • Zamlar karşısında eriyen ücretlerimiz yıl sonu beklenmeden derhal artırılmalıdır. Asgari ücret taşeron işçilerin kamu emekçilerinin ve emeklilerin maaşları başka olmak üzere tüm ücretlerdeki enflasyon kaybı derhal telafi edilmelidir.
    • Şirketler krizi fırsata çevirerek işi çıkarmaları yasaklanmalıdır. İşsizlik fonunun amaç dışı biçimde patronlara peşkeş çekilmesine son verilmelidir. İşçilerin bu fondan faydalanmasının koşulları kolaylaştırmalı işsizlik ödeneğinin süresi ve miktarı artırılmalıdır.
    • Kamu istihdamı artırılmalı KHK ile ihraç edilen kamu emekçileri tüm hakları ile birlikte işlerine dönmelidir.
    • Elektriğe, su, doğalgaz ve ulaşıma yapılan zamlar derhal geri alınmalıdır. Krize karşı %99’u korumak için kamusal mal ve hizmetler asgari tüketim oranında parasız olarak sağlanmalıdır.
    • Elektrik su doğalgaz ulaşım ve iletişimi başta olmak üzere halkın yoğun olarak tükettiği mal hizmetlerindeki vergiler kaldırılmalıdır. Az kazanandan az, çok kazanandan çok, vergi alınan, asıl olarak karın faizin servetin vergilendirilmesine dayalı bir sistem kurulmalı asgari ücret vergi dışı bırakılmalıdır.
    • Kıdem tazminatı fonu ile işçilerin bu temel hakkı, bankaları kurtarmak için kullanılmak istenmektedir. Kıdem tazminatı fonu planları ile tazminat azalacak, işten çıkarma durumunda kıdem tazminatı ödeme sorumluluğu işverende olmadığı için iş güvencesi sağlayan yönü ortadan kalkacaktır. Kıdem tazminatının fona devrine hayır.

    Basın açıklamasından sonra kitlesel olarak emekçiler ulus ve civarında bulunan esnaf ve vatandaşa bildiri dağıttı.

    Cebrail ARSLAN/ANKARA