Etiket: atakan eren

  • PSAKD’li Eren: Örgütlerimiz gerici zihniyete karşı köylerde ilişki ağını geliştirmeli!-VİDEO

    PSAKD’li Eren: Örgütlerimiz gerici zihniyete karşı köylerde ilişki ağını geliştirmeli!-VİDEO

    PİRHA- Alevi toplumunda büyük tartışmalara neden olan ‘Dedeler Zirvesi’ne sert tepki gösteren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, “Bu noktaya nasıl gelindi? Bu insanlar neden buraya gitti?” sorusunun çok önemli olduğuna dikkat çekerek, “Örgütlerimizin İç Anadolu’da, Karadeniz’de, Doğu Anadolu’daki köylerde mümkün olduğunca ilişki ağını geliştirmeleri, toplantılar yapmaları, insanları bu gerici zihniyetin baskısından kurtarmaları ve örgütlemeleri gerekiyor” dedi.

    Tunceli Valiliği ve Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığının ortaklaşa düzenlediği ‘Dedeler Zirvesi’, Alevi kurumları ve ocak mensupları tarafından tepkiyle karşılandı. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, 4 Mayıs’ta simgesel bir günde özellikle Dersim’de iktidarın kurduğu bir alternatif Alevi örgütünün etkinliğine katılmasının nedenlerini ortaya çıkarmak gerektiğini ifade etti.

    “MUHASEBESİNİ YAPMAK ZORUNDAYIZ”

    Dersim’de ‘Dedeler Zirvesi’ni yapılmasını Alevi hareketinin ilk önce kendi içinde bir muhasebe yapması gerektiğini vurgulayan Atakan Eren, “Çünkü bu konuda insanları birey olarak yargılamaktan çok bir mantığın yargılanması gerekiyor” dedi.

    “Bu noktaya nasıl gelindi? Bu insanlar neden buraya gitti?” sorusunun çok önemli olduğuna dikkat çeken Eren, “Yani tabii ki bu insanları düşkün ilan etmek benim ya da bir başkasının görevi değil. Bu Alevi örgütlerinin, Alevi geleneğinin, Alevi Yol’unun görevidir. Bu noktada karar verebilecek insanlar da bellidir. Ama örgütlerimizin ilk önce kendi içinde bunun bir muhasebesini yapmalı. Biz bu noktaya nasıl geldik? Bu insanlar neden 4 Mayıs’ta simgesel bir günde, özellikle Dersim’de iktidarın etkinliğine katıldılar?” diye belirtti.

    ALEVİ KURUMLARI BİR AN ÖNCE DEDELERE YÖNELİK EĞİTİM ÇALIŞMASI BAŞLATMALI”

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın, Alevileri asimile etmenin bir parçası olarak kurulduğunu belirten Eren, Alevi örgütlerinin bu konu ile ilgili bir çalışma yapması gerektiğini vurgulayarak, “Özellikle inanç kurullarının bu konuyla ilgili ilgili bir çalışma yapması gerekiyor. Cemevlerinde görev yapan dedelerin ya da diğer arkadaşlarımızın sıkı bir eğitimden geçilmesi gerekiyor” dedi.

    “DEDELER ZİRVESİNE KATILANLARIN TESPİT EDİLMESİ GEREKİYOR”

    4 Mayıs’ta Dersimde yapılan Dedeler Zirvesine katılan dedelerin kimler olduğunun tespit edilmesi gerektiğini dile getiren Eren, “Evet bu insanlar oraya gitmişler, bir toplantıya katılmışlar. Bu insanlar kim? Bu insanlar neden o toplantıya gitti? Bu insanların tarihsel süreci neydi? Bu insanlar ne istiyor? Bunun araştırılması, bunun kamuoyuna açıklanması gerekiyor. Sadece eleştirmek yetmiyor. Sadece bu insanlara Yol düşkünü demek yeterli bir çözüm değil” şeklinde ifade etti.

    “ALEVİ KURUMLARI ZAMAN KAYBETMEDEN ALANA DÖNÜK ÇALIŞMALAR YÜRÜTMELİ”

    Alevi kurumlarının alana inmek zorunda olduğunu vurgulayan Eren, “Kendi örgütlerinin içine dönmek zorundalar. Kendi iç eğitimlerini tamamlamak zorundalar. Biz maalesef bunları yapamıyoruz. Şu anda örgütlerimiz sosyal medyadan bildiri yayınlamakta, basın açıklaması yayınlamakta. Onun dışında bir şey yapamıyoruz. Yani bu doğru bir yöntem ve doğru bir metot değil” diye belirtti.

    “HALKI BİLİNÇLENDİRMEK İÇİN ALEVİ KURUMLARINA BÜYÜK GÖREVLER DÜŞÜYOR”

    PSAKD Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Örgütlerimizin İç Anadolu’da, Karadeniz’de, Doğu Anadolu’daki köylerde mümkün olduğunca ilişki ağını geliştirmeleri, buralara insanları göndermeleri, toplantılar yapmaları, insanları bu gerici zihniyetin baskısından kurtarmaları ve örgütlemeleri gerekiyor.

    Bu noktada direnç göstermek zorundayız ve herkese görev düşüyor. Federasyondaki tüm örgütlere, tüm Alevilere, tüm devrimci, demokratlara görev düşüyor.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Atakan Eren: Şiddet sarmalının önüne emek ve demokrasi güçleri geçebilir -VİDEO

    Atakan Eren: Şiddet sarmalının önüne emek ve demokrasi güçleri geçebilir -VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, okullarda ve yaşamın her alanında artarak devam eden şiddet olaylarına ilişkin PİRHA’ya açıklamalarda bulundu. Eren, eğitim sistemindeki çöküşe, popüler kültürün ve medyanın şiddeti körüklemesine dikkat çekerek bu sarmaldan çıkışın ancak emek ve demokrasi güçlerinin mücadelesiyle mümkün olacağını vurguladı.

    Okullarda ve yaşamın her alanında tırmanan şiddet olaylarını değerlendiren PSAKD Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, eğitimde yaşanan şiddetin kökenlerinin çok eskilere dayandığını belirterek özellikle 12 Eylül darbesinden sonra geliştirilen sürece bakmak gerektiğini ifade etti. Türkiye’deki mevcut sistemi ve toplumsal yapıyı eleştiren Eren, şiddetin artık hayatın her alanına yayıldığını dile getirdi.

    “TÜRKİYE’DE ŞİDDET SADECE OKULDA DEĞİL YAŞAMIN HER ALANINDA SÖZ KONUSU”

    Bu ülkede okulların ticarethaneye dönüştüğü dönemleri yaşadıklarını belirten Eren, şunları söyledi:

    “Eğitimin kaliteli olmadığı okulların ticarethaneye dönüştüğü dönemleri yaşadık ve hala da yaşıyoruz. Şiddet konusuna gelince şiddet artık Türkiye’de toplumsal bir metafor olarak var. Türkiye’de sadece okulda değil her yerde ailede sokakta, üniversitede hastanelerde, iş yerlerinde  her yerde var.”

    Sistemin şiddeti körüklediğini belirten Eren, sözlerine şöyle devam etti:

    “Sistem bunu pompalıyor. Eğitim dibe vurmuş durumda insanlara verebileceği hiçbir şey de kalmadı. Çünkü her şey paralı eğitime dönüştürüldü. Türkiye’deki eğitim sisteminin çökmesi ve Türkiye’de popüler kültürün insanları hızlı bir şekilde şiddete yöneltmesi ve tüm televizyonlarda, yayın organlarında, sosyal medyada her gün şiddet haberleri, şiddet olayları var. Dizileri izlediğiniz zaman herkes mafya, herkesin belinde silah.  Bu noktada da bu genç insanların bundan etkilenmemesi mümkün değil.”

    “HAKKINI ARAYAN HERKES GÖZALTINA ALINIP TUTUKLANIYOR”

    Türkiye’de hakkını arayan insanları gözaltına alıp tutuklayan bir anlayışın var olduğunu belirten Atakan Eren, konuşmasının devamında şu vurguları yaptı:

    “Bu ülkede silahla gezen, insanları tehdit eden, silahlı bir hayat kurmaya çalışan insanları özendiren bir sistem var.  Bu noktada da şiddetin olması çok normaldir. Bunu değiştirecek olan da insanlardır. Bu sistemi ancak emek ve demokrasi güçleri değiştirebilir. Başka türlü bu şiddet sarmalının önüne geçmenin pek mümkünatı yok.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Atakan Eren: Aleviler doğa katliamlarına kayıtsız kalamazlar! -VİDEO

    Atakan Eren: Aleviler doğa katliamlarına kayıtsız kalamazlar! -VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, Varto ve Amasya’da yaşanan maden arama faaliyetleri ve doğa katliamlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Eren, doğanın Alevi inancındaki kutsallığına dikkat çekerek örgütlü direniş çağrısı yaptı.

    “DOĞA ALEVİLER İÇİN KUTSALDIR”

    Doğanın Aleviler için vazgeçilmez ve çok kutsal alanlar olduğunu belirten Atakan Eren, Türkiye’de son 20 yıldır yoğun bir çevre katliamı ve yağma yaşandığını ifade etti. Eren, tabiatın bir rant alanı ve zenginleşme metodu olarak görüldüğünü vurguladı.

    Muş Varto ve Amasya’da yaşanan son olayların, doğa katliamlarının artarak devam edeceğinin bir göstergesi olduğunu belirten Eren, direnişin boyutuna dair şu uyarılarda bulundu:

    “Varto’daki direniş tabii ki önemli ama bu direnişin sadece sosyal medyayla da sınırı kalmaması gerekiyor. Alevi örgütlerinin özellikle bu konuda daha örgütlü, daha bilinçli ve daha kitlesel bir direnişle harekete geçmesi gerekiyor. Bu noktada örgütlerimize çok büyük görevler düşüyor.”

    “ÖRGÜTLERİMİZ BU KONUYA UZAK KALDI”

    Alevi örgütlerinin doğa katliamlarına karşı bir hareket planı olması gerektiğini altını çizen Eren,  şunları söyledi:

    “Aleviler doğa katliamlarına kayıtsız kalamazlar. Sadece sosyal medyada eleştirmek yetmez; sahaya inmeli, köylülere ve halka yardım edilmelidir. Kutsal ağaçlarımız, toprağımız ve suyumuz yok ediliyor. Bu, inancımıza yönelik bir saldırıdır. Uzun yıllar boyunca örgütlerimiz, hızla değişen siyasal konjonktür nedeniyle bu konuya uzak kaldılar”

    Doğa katliamlarının önüne geçmek için somut adımlar atılması gerektiğini belirten Eren, izlenmesi gereken yol haritasını şu şekilde özetledi:

    “Birimler Kurulmalı: Alevi örgütleri bünyesinde çevre meseleleriyle ilgilenecek özel birimler, masalar ve kadrolar oluşturulmalı. Halk Bilinçlendirilmeli: Alevi köylerine gidilerek çevre katliamının sonuçları hakkında bilgilendirme toplantıları yapılmalı. Direniş Örgütlenmeli: Yöre halkının direnişine sadece destek verilmemeli, bu direnişin direkt içinde yer alınmalı”

    “Örgütlü güç olursak doğa katliamlarının önüne geçebiliriz” diyen Eren, egemenlerin dünyayı kendi rant alanları olarak görmesine karşı tek çarenin birliktelik olduğunu vurgulayarak, “Bize yaşanacak bir dünya bırakmıyorlar” dedi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • PSAKD’li Eren: Asimilasyon devam ederken, Alevi örgütleri belli alanlara sıkışmış durumda-VİDEO

    PSAKD’li Eren: Asimilasyon devam ederken, Alevi örgütleri belli alanlara sıkışmış durumda-VİDEO

    PİRHA- Alevi köylerine ilişkin asimilasyon politikalarının devam ettiğine dikkat çeken PSAKD Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren,” Bu köylerle ilgili örgütlerimizin elinde ne bir rapor ne bir belge ne de bu işle uğraşan bir komisyon var” diyerek tepki gösterdi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren Alevilere yönelik asimilasyon politikalarını PİRHA’ya değerlendirdi.

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın yayınladığı Ramazan genelgesi ile ilgili eğitim örgütlerinin sendikalar ve derneklerin gerekli tepkileri gösterdiklerini belirten Eren, “Tabii ki bunun çok önceki bir süreci var. Türkiye’de zorlu din dersinin başlamasıyla beraber zaten laikliğe ve bilimsel eğitime en büyük darbe vuruldu” dedi.

    “ZORUNLU DİN DERSLERİNE KARŞI AÇILAN DAVALAR BELİRLİ İNSANLAR ÜZERİNDE YÜRÜDÜ”

    Dönem dönem zorunlu din derslerine karşı gerekli mücadelelerin verildiğini belirten Eren, “Türkiye’de zorunlu din dersine karşı dilekçeler konusunda Türkiye’deki Alevi federasyonuna bağlı olan ya da bağımsız olan örgütlerin sadece yöneticilerini hesaplasak binlerce insan etmesine rağmen, dava açanlar açısından bakıldığında maalesef Türkiye’de biz bu davaya sahip çıkamadık” dedi.

    Zorunlu din derslerine karşı açılan davaların sadece belirli insanların başvurusuyla yürütülmeye çalışıldığını belirten Eren, “Onun dışında çok fazla bir dava açılmadı. Dava açılıp kazanılan davalarımız olmasına rağmen var olanı da savunamadık.  AİHM ve Türkiye’de kazandığımız davalar vardı. Aynı şekilde Antalya’da kazandığımız bir dava vardı ama bu sınırlı sayıda insanla yürütülebildi” diye belirtti.

    Son Ramazan genelgesinin yayınlanmasının dinin kurumsallaştığının işareti olduğunu ifade etti.

    “ALEVİ ÖRGÜTLERİ BELLİ ALANLARA SIKIŞMIŞ DURUMDA”

    Alevi hareketine yönelik eleştiriler de sunan Eren, “Maalesef örgütlerimiz belli alanlara sıkışmış durumdalar. Bugün Türkiye’de hangi ocaklar var, hangi köyler Alevi, kaç tane Alevi köyü var. Alevi köylerinin sorunları nedir? Ne tür sıkıntılar yaşıyor? Alevi örgütleri maalesef bu sorular hakkında bilgi sahibi değiller” dedi.

    Alevi köylerine ilişkin asimilasyon politikalarının devam ettiğine dikkat çeken Eren,” Bu köylerle ilgili örgütlerimizin elinde ne bir rapor var ne bir belge ne de bu işle uğraşan bir komisyonu var” diyerek tepki gösterdi.

    Alevi kurumlarının Anadolu’da ve Anadolu dışındaki dergâhları ve ocakları bir bir gezmesi gerektiğini vurgulayan Eren, “Bu insanların dertlerini dinlemesi gerekiyor. Sorun sadece asimilasyon da değil. Bu insanların çok başka sorunları da var. Bugün Alevi köylerinin yol sorunu var, elektrik sorunu var, eğitim sorunu var, sağlık sorunu var” diye belirtti.

    “ALEVİ KURUMLARININ İÇ ÇATIŞMALARDAN ÇIKMASI GEREKİYOR”

    “Alevi kurumlarının iç çekişmelerden, iç çatışmalardan, iç politikanın yoğun gündeminden bir an önce sıyrılıp kendi gündemlerine dönmesi gerekir” diyen Eren, “Politikadan uzak kalalım demiyoruz. Politikadan uzak kalma şansımız yok zaten. Ama örgütlerimizin bir an önce hızlı bir şekilde toparlanması, bu işe adapte olması gerekiyor. Bunlar yapılmadığında Alevi hareketi ve Alevi toplumunu sorunlarının daha da çoğalacağını, bundan kaynaklı asimilasyonun da çok fazla hızlanacağını düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

    Cebrail ARLAN/ANTALYA

     

  • ‘İran’da çözüm ne emperyalist müdahale ne İran molla rejimidir. Çözüm halkların ortak mücadelesidir!’-VİDEO

    ‘İran’da çözüm ne emperyalist müdahale ne İran molla rejimidir. Çözüm halkların ortak mücadelesidir!’-VİDEO

    PİRHA- ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına dair konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, “Ne Amerika emperyalizmi, ne İsrail Siyonizm’i, ne de İran’daki molla rejiminin bölge insanına, dünya halklarına verebileceği hiçbir şey yoktur. Özgürlük, demokrasi, barış bunlar için sadece birer söylemden ibarettir. Bunu başaracak olan bölgenin halklarıdır” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Eren, savaşa dair denklemlerin çok fazla olduğunu, bu denklemin içerisinde sadece Amerika, İsrail, İran, Katar ve Irak’ın olmadığını, bu denklemin içinde Çin, Rusya, Kore ve Pakistan’ında olduğunu söyledi.

    “ABD VE İSRAİLİN İRAN’A YÖNELİK MÜDAHALESİ BEKLENİYORDU”

    Emperyalist blok ve siyonist İsrail’in Ortadoğu’ya demokrasi ve özgürlük getirmesi gibi bir hayalin mümkün olmadığını belirten Eren, “Böyle bir gerçekliğin olmadığını bunu örnekleriyle Suriye’de, Irak’ta, daha önce Libya’da, birçok yerde gördük. O açıdan savaşın karakteristik özelliği daha çok bir petrol enerji ve tahakküm savaşı olarak şekilleniyor. Bu noktada bizim için çok şaşırtıcı bir hamle ve müdahale olmadı” dedi.

    “ABD VE İSRAİL’İN AMACI SAVAŞI İRAN’DAN SONRA DİĞER ÜLKELERE SIÇRATMAK”

    Savaşın nereye evirileceği, nasıl bir sürece gireceği konusunda birçok tahminin var olduğunu ifade eden Eren, “ABD ve İsrail bu noktada kara harekâtı da düşünüyor. Tabii ki İran’a bir kara harekâtı bir Suriye’deki, bir Irak’taki gibi olmayacaktır. İran’daki köklü devlet geleneği ve farklı toplumsal katmanlar açısından bu sıkıntılı bir süreç. Çünkü İran’da yoğun bir Şii nüfusu var. Bu noktada Amerika’yı ve İsrail’i oldukça zorlayan bir hareket olur ve Ortadoğu’da yeni bir cehennem yaratılır. Ve bu cehennemin yansımaları da hem Türkiye’ye hem de diğer komşu ülkelere sıçraması kaçınılmaz bir durumdur” diye belirtti.

    ABD VE İSRAİL’İN İRAN’A YÖNELİK HESABI TUTMADI”

    ABD ve İsrail’in İran’a ilk başta çok kısa süren bir saldırı olarak hesaplanmıştı ancak planı tutmadığını belirten Eren, Trump’ın Amerikan tarihindeki gerçeklikten uzak başkanlardan birisi olduğunu, Amerikan kamuoyundan da çok fazla tepki çektiğini ifade etti.

    “TRUMP ‘IN İRANA YÖNELİK BARIŞ SÖYLEMİ SADECE DÜŞEN BORSAYA YÜKSELEN PETROL FiYATLARINA MÜDAHALEDİR”

    Trump’ın İran’a yönelik barış söylemlerinin borsaya yükselen petrol fiyatlarını düşürmek için yaptığına dikkat çeken Eren, “Bir biçimi ile kara savaşına hazırlanmak için zaman kazanma yönünde. Yoksa Amerikan emperyalizminin zaten böyle bir niyeti olduğunu düşünmüyoruz. Ki İran için teklif ettiği şartlar da zaten uygulanabilir şartlar değil” diye ifade etti.

    “KÜBA İLE DAYANIŞMALIYIZ”

    ABD’nin pervasızlığını her yerde uygulamaya çalıştığını belirten Eren, “Venezuela’da bir devlet başkanını kaçırdı. Ardından İran savaşını başlattı ve şu anda da Küba’ya tehditler savuruyor. Şu anda Küba’da yaklaşık bir aydan fazla zamandır çok yoğun bir şekilde bir enerji sıkıntısı yaşanıyor. Bu da abluka ile ilgili” dedi.

    Hem tarım alanında hem günlük hayat işleyişinde hem de sağlık alanında ve Küba’nın acil desteğe ihtiyaç olduğunu vurgulayan Eren, “ Küba’nın bir Suriye bir Irak olmaması için bu noktada Küba’ya destek vermek gerekiyor. Burada bize düşen görev, sadece İran halkı ile değil, şu anda saldırıya uğramayan ama abluka altında olan Küba halkıyla da dayanışmayı yükseltmektir. Onlara gerekli yardımları yapmak, kamuoyunda Küba halkının sesi olmak zorundayız” şeklinde ifade etti.

    “EMPERYALİZMİN ÖZGÜRTLÜK DEMOKRASİ VE BARIŞ SÖYLEMİ SAHTE BİR SÖYLEM”

    İran’da yaşayan halkların kendi kaderlerini tayin etme gücüne sahip olduklarının altını çizen Eren, konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “İran’da İran’ın kaderini tayin edecek olan İran halkıdır. İran’ın da yaşayan Farslar, Azerbaycan Türkleri, Kürtler, Beluç’lar ve Yâresân Alevileridir. Bu noktada bize düşen görev de bu halkların kendi kaderini tayin etmeleri noktasında onlara destek vermektir. Ne Amerika emperyalizmi ne İsrail Siyonizm’i ne de İran’daki molla rejiminin bölgeye, bölge insanına, dünya halklarına verebileceği hiçbir şey yoktur. Özgürlük, demokrasi, barış bunlar için sadece birer söylemden ibarettir. Bunu başaracak olan bölgenin halklarıdır.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • PSAKD’li Eren: Asimilasyona karşı Alevi kurumları Alevi köylerini ziyaret etmeli -VİDEO

    PSAKD’li Eren: Asimilasyona karşı Alevi kurumları Alevi köylerini ziyaret etmeli -VİDEO

    PİRHA- İzmir Urla’daki Alevi köyü Bademler’de cami yapılması için başvuru yapılması tartışma yarattı. PSAKD Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, süreci “yüzyıllardır süren asimilasyon politikalarının devamı” olarak değerlendirirken, Alevi kurumlarını Alevi köylerle daha güçlü bağ kurmaya çağırdı.

    Sanatsal faaliyetleriyle tanınan İzmir’in Urla ilçesindeki Alevi köyü Bademler ’de cami yapılması için kaymakamlığa başvuru yapıldı. Cami talebinin, köye yakın zaman öncesinde dışarıdan göç eden Folkart Sitesi sakinleri tarafından yapıldığı iddia edildi.

    Bademler köyüne cami yapımına ilişkin konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren,konuyla ilgili Alevi kurumlarını eleştirerek, kurumların Alevi köylerini daha sık ziyaret etmesi gerektiğini söyledi.

    “ALEVİLERE KARŞI 500 YILDIR ASİMİLASYON POLİTİKALARI UYGULANIYOR”

    Asimilasyon politikasının Yavuz Selim’den başlayan ve daha sonra sistemli bir hale dönüşen bir gerçekliği olduğunu belirten  Eren, “Bütün köylere cami yapılan bir asimilasyon politikasından bahsediyoruz. Bu yaklaşık 500- 550 yıllık bir olay. Yani bununla başa çıkabilmek için de güçlü bir örgütlenmenin olması ve Türkiye’nin her yerine ulaşabilecek bir örgütlenmenin olması gerekiyor” dedi.

    “ALEVİ KURUMLARI ALEVİ KÖYLERİNİ ZİYARET ETMELİ”

    Alevi köylerine cami yapma girişimlerine karşı Alevi kurumlarının köylülerle bir araya gelmesi gerektiğini belirten Eren, “Köylülerimizle konuşan, onların dertlerini dinleyen, Alevi Ocaklarını tek tek ziyaret ederek oradaki örgütlenmeyi güçlendirmeye çalışabilen bir genel örgütlenmenin sağlanması gerekiyor. Bunlar olmadığı sürece bu tip olaylar çok yaşanacak. Bugün Bademler köyünde, yarın Isparta’nın bir köyünde, başka bir gün Tokat’ın bir köyünde, ki bunun örnekleri çok fazla” dedi.

    İç Anadolu’da bu konuda muhtarlara çok sayıda tekliflerin geldiği bilgisini paylaşan Eren, “Muhtarlarla konuşursanız bu tip tekliflerin çok geldiğini görürsünüz. İşte köye mescit yapın, size yol yapalım, işte köye cami yapın, size  sağlık ocağı yapalım gibi tekliflerin çok geldiğini duyuyoruz.  Alevi örgütlerinin bir yol haritasının olması gerekiyor. Biz Alevi kurumlarının bu yol haritasının olduğunu düşünmüyorum. Kısacası biz ancak olay olduktan sonra protesto edebiliyoruz. Halbuki olay olmadan önce bu ilişkilerimizi güçlendirebilsek çok daha hızlı, çok daha net bir sonuç alabileceğimizi düşünüyoruz” dedi.

    “ALEVİ BEKTAŞİ KÜLTÜR VE CEMEVİ BAŞKANLIĞI SIK SIK KÖYLERİ ZİYARET EDİYOR”

    Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığının Alevi köylerini sık sık ziyaret ettiğini belirten Eren, “O köylere senin ulaşman, o köylerde gerekli etkinlikleri senin yapman gerekiyor. Sivas’ta da aynı sıkıntı var, Erzincan’da da aynı sıkıntı var. Örgütlerimiz cem evlerine sıkışmış durumda” ifadelerini kullandı.

    “KÖYLERE GİDİLMİYOR KÖYLÜLERİN DERTLERİ DİNLENMİYOR CEM TUTULMUYOR”

    Köylere gidilmediğini, köylülerin dertlerinin dinlenmediğini, cem yapılmadığını belirten Eren, “İlla bir şey olması gerekmiyor orada. Federasyona bağlı bir dedeyi götürüp, bir cem, bir toplantı yapabiliyor musun? Yapamıyorsun” diye belirtti.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Antalya Alevi kurum temsilcileri: Sadece 7 Mart’ta değil, 7 Mart’tan sonrada alanlarda olmalıyız!-VİDEO

    Antalya Alevi kurum temsilcileri: Sadece 7 Mart’ta değil, 7 Mart’tan sonrada alanlarda olmalıyız!-VİDEO

    PİRHA- Suriye’de Alevilere dönük süren soykırıma karşı 7 Mart’ta Samandağ’da yapılacak mitinge katılım çağrısında bulunan Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü ve Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar ve PSAKD Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, sadece Alevilerin değil, inancı, etnik yapısı ne olursa olsun herkesin birlik içinde katliamlara dur demeleri gerektiğinin altını çizdi.

    Suriye’de Alevilere dönük süren soykırımın birinci yılı geride kalıyor. 7 Mart’ta başlayan saldırılarda on binlerce Alevi katledildi, yerinden edildi. Kadınlar kaçırılıp tecavüze uğradı ve satıldı, çocuklar ailelerinden koparıldı. Alevilerin topraklarına ve mallarına el konuldu, işlerinden atılarak açlığa mahkûm edildi.

    Saldırıların yıl dönümünde birçok coğrafyadan Aleviler ve dostları, soykırımın durdurulması için çağrılarını sürdürüyor. 7 Mart’ta birçok merkezde alanlara çıkılacak. Bu merkezlerden biri de Samandağ olacak. Hatay Samandağ’da büyük bir miting düzenlenecek. Alevi kurumları, kadınlar, sanatçılar, yazarlar ve aydınlar mitinge katılım çağrısında bulundu.

    “HEP BİRLİKTE SURİYE’DEKİ İNSANLARIN SESİ OLALIM”

    Suriye’de Alevilere dönük yapılan katliamın üzerinden bir yıl geçtiğini belirten Konyaaltı Alevi Bektaşi Kültürü Cemevi Derneği Başkanı Tahsin Akpınar, “Suriye’de katliamın yeniden yaşanmaması için 7 Mart’ta Hatay Samandağ’da 75. Parkı’nda bir eylem gerçekleştirilecek. Bu eylemde Alevi kurumlarımızın, federasyonlarımızın, konfederasyonlarımızın hep birlikte ortak bir basın metniyle orada bulunan mevcut iktidarlar bir duyuru yapacaklar ülke ve dünya kamuoyuna seslenerek Suriye’deki insanların sesi ve nefesi olacak” dedi.

    SURİYEDE ALEVİLER YAPILAN KATLİAMLARIN ARKASINI BIRAKMAYACAĞIZ”

    Kim olursa olsun demokratik özgür yaşamı kendine bir felsefe olarak gören bütün insanları Samandağ’a çağıran Akpınar, “Sadece Aleviler değil. Ülke genelinde yaşayan tüm toplumların inancı, etnik yapısı ne olursa olsun herkesin birlik içinde “katliamlara dur” demeleri gerekiyor. Toplumdan beklediğimiz budur. Biz herkesi eşit gördüğümüz için herkes de bize eşit şekilde bakmalı ve oradaki canların sesi olmalı. İmkânı olan canlarımızın da Samandağ’daki eyleme katılmalarını bekliyoruz “ dedi.

    “EMPERYALİZMİN YARATTIĞI YENİ DÜZEN SURİYE’DE BÜYÜK BİR ALEVİ SOYKIRIMINA YOL AÇTI”

    Ortadoğu’nun bir cehenneme döndüğünü belirten Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Şube Başkanı Atakan Eren de, “Bu cehennemden Aleviler de payını aldı. Emperyalizmin yarattığı yeni düzen Suriye’de büyük bir Alevi soykırımına yol açtı” diye konuştu.

    Suriye’de yaşanan katliamı bütün dünyanın izlediğini vurgulayan Eren, Suriye’deki Alevi toplumuna sahip çıkılması gerektiğini belirtti.

    “SURİYE’DEKİ YÖNETİM SURİYE HALKLARINA EŞİTLİK, KARDEŞLİK VE BARIŞ GETİREMEZ”

    Artık Suriye’de cihatçı bir devlet anlayışının var olduğunu belirten Akpınar, “IŞİD’ten gelen kadroların yönettiği bir devlet aygıtı var. Bu aygıtın da Suriye halklarına eşitlik, barış, kardeşlik, demokrasi getireceğini düşünmüyoruz. Onun için de 7 Mart’taki mitinge yoğun bir katılım sağlanması ve bu mitingin 7 Mart’ta da sınırlandırılmaması gerekiyor” diyerek hatırlatmada bulundu.

    Suriye toplumuyla ilgili Alevi  örgütlerinin komisyon kurması önerisinde bulunan Eren, “Suriye’deki hareketliliği incelemesi, Suriye toplumunun önder insanlarıyla ya da orada sözü dinlenen, o toplumu bilen insanlarıyla sürekli istişare halinde olması ve orayı net bir şekilde izlemeye almamız gerekiyor” dedi.

    “SADECE 7 MART DEĞİL 7 MART’TAN SONRADA ALANLARDA OLMALIYIZ”

    7 Mart’ta Samandağ’da yapılacak mitinge herkesi davet eden Eren, “Alevi katliamını anmak için değil, katliama dur demek için 7 Mart’ta orada olmak ve 7 Mart’tan sonra da gene alanlarda olmak zorundayız. Suriye’deki Alevilerin sesini dünyaya duyurmak gibi bir zorunluluğumuz var. Yoksa katliamlar sürekli bir hale gelecek ve bir müddet sonra da belki de kanıksanacak” ifadelerine yer verdi.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Eren: Suriye’deki katliamın benzerini Maraş’ta yaşadık!-VİDEO

    Eren: Suriye’deki katliamın benzerini Maraş’ta yaşadık!-VİDEO

    PİRHA- Suriye’de yaşanan katliam provalarına bakıldığında Maraş katliamına benzer birçok noktası olduğunu belirten PSAKD Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, “Suriye adeta pimi çekilmiş bir bomba gibi. Buna karşın Alevi kurumları BM ve iktidarı bu konuda adım atmaya yol açacak bir yol bulmalı” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Şube Sekreteri Atakan İnce, Alevilere yönelik katliama dair PİRHA’ya konuştu. Atakan Eren, Alevilerin Suriye’deki katliamlar için, Birleşmiş Milletler nezdinde girişimlerde bulunması gerektğini belirtti.

    “SURİYE’DE KATLİAM TEHLİKESİ HİÇBİR ZAMAN ORTADAN KALKMIŞ DEĞİL”

    Uluslararası raporlarda, 1.700’ün üzerinde insanın, katledildiği bir Suriye gerçekliği ile karşı karşıya olduklarını belirten Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, Suriye’de katliam tehlikesinin ortadan kalkmadığına işaret etti.

    “SÜRİYE’DE YAPILAN KATLİAMIN NEDENLERİNE BAKILDIĞINDA MARAŞ KATLİAMIYLA BENZERLİKLERİ ÇOK ÖRTÜŞÜYOR

    Suriye’deki katliamın benzerinin Maraş’ta yaşadıklarını hatırlatan Eren, “Suriye adeta pimi çekilmiş bir bomba gibi. Özellikle de azınlıklar için çok tehlikeli bir boyutta gelişiyor ve burada da en savunmasız, en örgütsüz, en desteksiz olan kesim ise Alevilerdir” dedi.

    “ALEVİLER SURİYEDE HİÇBİR ZAMAN AYRI BİR STATÜYE SAHİP OLMADILAR”

    Esad rejimi devrildikten sonra Alevilerin tüm silahlarını devlete teslim ettiğini aktaran Eren, “Zaten örgütlü bir yapılar yok. Örgütlü bir yapı olmalarına Esad döneminde de izin verilmemişti. Toplumda Alevilerin Esad yönetiminde çok yoğun olarak yer aldığı kanısı var. Suriye’yi yönettiği gibi böyle bir şey söz konusu değil. Alevi toplumu Suriye’nin gerçekten ekonomik açıdan en dipte olan topluluklarından birisi. Ekonomik bir güçleri yok. Birçok bölgede parça parça yaşıyorlar. Güvenlik endişeleri çok fazla. Doğal alarakta yaşananlara karşı bir tepkiyi örgütlemek de onlar için çok zor” diye belirtti.

    “HTŞ VE BAĞLI SELEFİ GRUPLARIN AMACI ALEVİLERİ ORTADAN KALDIRMAK”

    Bugün Suriye’de iktidarda olan HTŞ ve onu destekleyen gruplar açısından Alevilerin yok edilmesi, ortadan kaldırılması gereken bir topluluk olarak görüldüğünün altını çizen Eren, “Alevilerin bu federasyon istekleri de onlar için bir ihanet anlamına geliyor ve federasyon isteği üzerinden de Alevileri tehdit ediyorlar. Özellikle Suriye Alevi toplumunun dışarıdan bir desteğe ihtiyacı var. Bir kamuoyu yaratılması ihtiyacı var. Bu noktada Alevi Bektaşi Federasyonu’ndan, diğer Alevi derneklerine kadar çok büyük sorumluluk düşüyor. Kamuoyunun oluşturulması için yoğun bir çaba harcanması gerekiyor. Suriye’de Alevilerin sesini duyurmak gerekiyor. Yoksa yeni bir katliamla karşı karşıya kalabilirler hiçbir can güvenlikleri yok” şeklinde konuştu.

    “SURİYEDE İNSANLARIN HİÇBİR CAN GÜVENLİKLERİ YOK”

    Suriye’de Alevilerin çok ciddi kaygıları olduğunu Alevi kurumlarının bunu Dışişleri Bakanlığına ilettiklerini belirten Eren, şunları ifade etti:

    “Doğal olarak bu ülkede yaşıyoruz. Kaygılarımızı bu ülkenin Dışişleri Bakanına iletiyoruz. Bu ülkenin Dışişleri Bakanı’nın da bu kaygılara cevap vermesi yanıtlaması gerekiyor. Sürecin neden bu kadar uzadığı konusunda bir bilgi yok.

    Bugün bu ülkeden ya da başka bir ülkeden çıkıp Suriye’ye bir heyet olarak gitmek için belli koşulların oluşması gerekiyor. Yani en azından ya Birleşmiş Milletler’den ya da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Dışişleri Bakanlığı’ndan bir desteğin gelmesi gerekiyor ki siz oraya gönderebilesiniz. Yoksa Suriye bugün zaten güvenli bir bölge değil. Ne Şam ne Humus ne de Halep’te insanların can hiçbir can güvenlikleri yok.

    Ne Alevilerin ne Sünnilerin ne Hristiyanların ne de dışarıdan oraya haber yapmaya giden gazetecilerin ya da diğer kurumların bir güvenliği yok. Ama bununla ilgili farklı yöntemler geliştirmek gerekir. Federasyonumuzun ve diğer büyük Alevi örgütlerin bu noktada olaya müdahil olması, bir kamuoyu oluşturması, Birleşmiş Milletler nezdinde girişimlerde bulunması gerekiyor.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Atakan Eren: Alevi köylerinde sistematik asimilasyon yürütülüyor örgütler sahaya inmeli-VİDEO

    Atakan Eren: Alevi köylerinde sistematik asimilasyon yürütülüyor örgütler sahaya inmeli-VİDEO

    PİRHA – Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Hakis’te cami yapımına yönelik girişim Alevi kurumlarının tepkisine neden oldu. PSAKD Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, bu adımı “Yavuz Sultan Selim döneminden beri uygulanan asimilasyon politikasının güncel bir versiyonu” olarak nitelendirdi.

    Hakis’te planlanan cami projesine ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulunan PSAKD Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, Alevi köylerine camii yapma projelerinin yeni olmadığını, Yavuz Sultan Selim döneminden bu yana uygulanan eski bir yöntem olduğunu belirterek, bu politikanın bugün mevcut sistem tarafından tekrar hayata geçirildiğini ifade etti.

    Eren, Alevi köylerinde asimilasyona karşı güçlü ve sürekli bir çaba yürütülmesi gerektiğini vurgulayarak, “Yoksa Ankara, Antalya, İstanbul’da yapılan basın açıklamalarıyla bu asimilasyonun önüne geçmek mümkün değil” dedi.

    “ASİMİLASYON SADECE DERSİM’DE DEĞİL TÜRKİYE’NİN BİRÇOK BÖLGESİNDE SÜRÜYOR”

    Son yıllarda asimilasyon politikalarının yoğunlaştığını belirten Eren, uygulamaların tek bir bölgeyle sınırlı olmadığını ifade etti:

    “Sadece Dersim’de değil, Sivas’ta, Erzincan’da, İç Anadolu’da ya da Ege’de, Akdeniz’de birçok yerde bu tip sıkıntılar yaşanıyor. 12 Eylül darbesinden sonra zaten özellikle Alevi köylerine cami yapmak gibi bir programı vardı sistemin. Bunu çok fazla hayata geçiremedi. Camiler yaptı ama çok fazla ilgi görmedi.”

    Tarihsel bir devamlılığa işaret eden Eren, bugünkü adımların köklerinin Yavuz Sultan Selim dönemine dayandığını hatırlattı:

    “Yavuz Selim, Çaldıran Savaşı’ndan sonra katletmenin dışında asimilasyon politikası yürütmüştü. Bu politikada da merkezden Alevi köylerine imam atanmasına kadar geniş bir yelpaze vardı. Bu asimilasyon politikasını bugün sistem tekrar hayata geçirdi.”

    “SÖZDE ALEVİ ÖRGÜTLERİ MANTAR GİBİ ÇOĞALIYOR”

    12 Eylül’den bu yana farklı metotlarla süren bu politikanın artık kurumsal yollarla genişletildiğini vurgulayan Eren, “Alevi Din Hizmetleri Başkanlığı” adıyla bilinen yapının rolüne dikkat çekti:

    “Sadece cami yaptırarak değil, Alevi Din Hizmetleri Başkanlığı diye bilinen bu kurumun aracılığıyla yapıyor. Son aylarda mantar gibi Alevî örgütleri kurulmaya başladı. İşin garibi ise bu sözde Alevî örgütleri, Alevî din hizmetlerinin aracılığıyla valiliklerle görüşüp kendilerine cemevi yerleri arıyorlar.”

    Eren, isimleri çeşitlenen bu derneklerin devlet eliyle desteklendiğini, ancak Aleviliğe hizmet etmek gibi bir amaç taşımadıklarını söyledi.

    Asimilasyonun en görünür biçimlerinden birinin cenaze hizmetlerinde yaşandığını belirten Eren, devletin yaklaşımını şöyle aktardı:

    “Müftülükler Alevi köylerine yazı göndererek, ‘Cenaze hizmetlerinizde din görevlisi gönderelim, İslam’a uygun olarak cenazeleriniz kaldırılsın, size yardımcı olalım’ gibi bir yaklaşım var.”

    “ALEVİ ÖRGÜTLERİ YETERLİ TEPKİ VEREMİYOR DAĞINIK YAPI GÜÇ KAYBETTİRİYOR”

    Köylerde yürütülen baskının boyutunu anlatan Eren, mescit yaptırma dayatmasının yeni bir yöntem olarak devrede olduğunu ifade etti:

    “Alevi köylerinde muhtarları zorlayarak, ‘Mescit yapmazsanız buraya hizmet gelmez, hizmet alamazsınız. Mescit yaparsanız en azından görevliler mescitte namazınızı kılarlar; sizin kılmanız gerekmiyor’ gibi alttan alta yürütülen kapsamlı bir asimilasyon politikası yürütülüyor.”

    Eren, Alevi örgütlerinin mevcut tabloyu değiştirecek bir güç birliği ortaya koyamadığını da belirtti:

    “Alevi örgütleri dağınık bir görüntü sergiliyor. Özellikle örgütler içindeki iç çatışmalar maalesef örgütlerimizin geleceğini de tehlikeye atıyor. Bu tavır da sadece basın açıklamasıyla, merkezi illerde yapılan basın açıklamasıyla olacak bir şey değil.”

    “ABF DÜNYANIN EN BÜYÜK ÖRGÜTLÜ GÜCÜ AMA SAHAYA İNMİYOR”

    Alevi Bektaşi Federasyonu’nun büyüklüğüne rağmen etkili bir mücadele yürütemediğini söyleyen Eren, örgütlerin sahaya inmesi gerektiğini belirtti:

    “Pir Sultan Derneği’nin ve Alevi Kültür Derneği’nin 70-80’i bulan şube sayılarıyla 200’e yakın şube söz konusu. Buna diğer yapılar da katıldığında dünya kadar Alevi örgütü var. Bu Alevi örgütlerinin asimilasyonla ilgili köylerde sahaya inmesi gerekiyor. Alevi köylerinin gezilmesi, muhtarlarla konuşulması, bilinçlendirme çalışmalarının yapılması gerekiyor.”

    “CENAZE ERKANINDA YAŞANAN SORUNLAR ÇÖZÜLÜRSE ASİMİLASYON TERSİNE DÖNER”

    Anadolu’daki Alevi köylerinde cenaze erkânı üzerinden yoğun baskılar yaşandığını hatırlatan Eren, çözümün aktif sahada çalışma olduğunu vurguladı:

    “Bu sorunun çözülmesi bile oradaki asimilasyon politikalarının ters tepmesi anlamına gelir. Federasyonumuzun ve örgütlerimizin sahaya inip ekiplerini kurup bu köylerde gerekirse bir yıl boyunca gezip bu programı hayata geçirmek zorundalar. Özellikle cenaze erkânında sıkıntı yaşayan köylere yoğun ilgi gösterilmeli ve bunun için bir bütçe oluşturulmalıdır.”

    Eren, aksi halde büyükşehirlerde yapılan açıklamaların etkisiz kalacağını belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

    “Bu köylerde asimilasyona karşı yoğun bir çaba yürütülmek zorunda. Yoksa Ankara, Antalya, İstanbul ya da diğer büyükşehirlerde yapılan basın açıklamalarıyla bu asimilasyonun önüne geçmenin mümkünatı yok.”

    Cebrail ARSLAN /ANTALYA

  • Eren: Eşit yurttaşlık taleplerinin yerine getirilmesinin sürece önemli bir ivme kazandıracaktır-VİDEO

    Eren: Eşit yurttaşlık taleplerinin yerine getirilmesinin sürece önemli bir ivme kazandıracaktır-VİDEO

    PİRHA- Müzakere sürecine ilişkin değerlendirmede bulunan PSAKD Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, Türkiye’de barış sürecinin sağlanabilmesi için öncelikle belli adımların atılması gerektiğine vurgu yaparak, eşit yurttaşlık ve demokratik taleplerin yerine getirilmesinin çözüm sürecine önemli bir ivme kazandıracağının altını çizdi.

    Barış sürecine ilişkin Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren PİRHA’ya açıklamada bulundu.

    “MHP SORUNA KÜRT SORUNU OLARAK DEĞİL, SADECE TERÖR SORUNU OLARAK BAKIYOR”

    2 Ekim’de MHP lideri Bahçeli tarafından başlatılan sürecin kendileri ve toplum açısından oldukça şaşırtıcı olduğunu belirten PSAKD Şube Sekreteri Atakan Eren, 2012-2015 yıllarında yürütülen barış sürecinin sekteye uğratıldı. Sonrasında da büyük gözaltılar ve tutuklamalar yaşandı. Toplumun her kesimi bu noktada bu gözaltı ve tutuklamalardan nasibini aldı. Bundan dolayı bu çözüm süreci hakkında tabii toplumda ikircikli düşünceler var” diye belirtti.

    “TALEPLER YERİNE GETİRİLSİN”

    Çözüm sürecine dair tarafların kamuoyunu yeterince bilgilendirmediğini aktaran Eren, “Süreçle ilgili aslında biz de çok fazla bir şey diyemiyoruz. Biz Türkiye’de barışın olmasını toplumsal barışın sağlanmasını her zaman savunan bir örgütüz. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği olarak toplumsal barışın sağlanabilmesi için de insanların taleplerinin değerlendirilmesi ve yerine getirilmesi gerekiyor” dedi.

    Türkiye’de barış sürecinin sağlanabilmesi için öncelikle belli adımların atılması gerektiğine vurgu yapan Eren, “Öncelikle çözüm sürecinde eşit yurttaşlık talebi sağlanmadan, ülkede bağımsız bir yargı sistemi oluşturulmadan, adaletin görevini yerine getirmesinin önündeki engeller kaldırılmadan çok sağlıklı olamayacağını düşünüyoruz” şeklinde konuştu.

    “DEMOKRATİK TALEPLERİN DİNLENMESİ BİR AN ÖNCE YERİNE GETİRİLMESİ GEREKİYOR”

    Atakan Eren, eşit yurttaşlık ve demokratik taleplerin dinlenmesi ve yerine getirilmesinin çözüm sürecine önemli bir ivme kazandıracağının altını çizdi.

    “BARIŞ SÜRECİNDE BELLİ KOŞULLARIN VE TALEPLERİN ÖNE SÜRÜLMESİ DOĞAL VE NORMAL OLAN BİR DURUMDUR”

    Barış sürecinde karşılıklı belli koşulların öne sürülmesinin normal olduğunu belirten Eren, şunları ifade etti:

    “Çünkü çözüm süreçleri böyle başlar ve barış böyle inşa edilir. Talepler değerlendirilir, ondan sonra kamuoyuna açıklanır ve kamyonun desteği alınır. Tabii ki kamuoyu desteği alınırken de önce toplumun içinde sıkıntı yaratan sorunların çözülmesi gerekiyor.

    Bugün çözüm süreci deniliyor ama hala ülkemizde belediye başkanları gözaltına alınıyor, cezaevine atılıyor, belediyelere kayyum atanıyor, hatta partilere atanacağı yönünde söylentiler ortada dolaşıyor. Bu tür şeylerin çözüm süreci olmaması gerekiyor. Çünkü bu çözüm sürecine zarar veren, o süreci zedeleyen, toplumun bütününün gözünde de sürecin önemini ve umudunu kaybettiren bir tavırdır.

    Umarız süreç bir şekilde ilerler. Türkiye’nin ihtiyacı olan demokratikleşme süreci sağlanabilir. Demokratikleşme süreci sağlandıktan sonrada çözüm sürecinin hızlı bir şekilde ilerleyeceğini ve özellikle yanı başımızda kaynayan Ortadoğu gibi bir tehlike varken ülkenin biraz daha huzurlu güveli olacağını düşünüyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

     

  • Eren: İmamoğlu’nu toplumun gözünde düşürmek için tutukladılar! -VİDEO

    Eren: İmamoğlu’nu toplumun gözünde düşürmek için tutukladılar! -VİDEO

    PİRHA- İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklanmasına tepki gösteren PSAKD Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, iktidarın İmamoğlu’nu toplumun gözünde değersizleştirmek için tutuklandığını ifade etti.

    İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “‘suç örgütü yöneticisi olmak” ve “yolsuzluk” suçundan başlattığı soruşturma kapsamında tutuklandı.

    İmamoğlu’nun tutuklanmasına tepkiler yükselmeye devam ediyor. PSAKD Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına ilişkin PİRHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

    “GİZLİ TANIKLARA DAYANARAK İNSANLARIN TUTUKLANMASI KABUL EDİLEMEZ”

    Milyonlarca insanın oyunu almış bir insanın gizli tanıklara dayanarak gözaltına alınıp tutuklanmasının kabul edilebilir bir durum olmadığını belirten Eren, “Gizli tanıkların kim olduğu da belli değil. Tutuklanmasını doğru bulmuyoruz, çünkü hukukçular dosyalarda tutuklanmayı gerektirecek bir bilgi bir belge yok diyorlar” diye belirtti.

    İmamoğlu’nun tutuklanmasını siyasi bir karar olarak değerlendiren Eren, “Hukuki bir karar olarak görmüyoruz. Burada yapılmak istenen siyasi bir rakibi toplumun gözünde değersizleştirmek, muhalefet yapmasını engellemektir. Biz bu işin mantığını böyle görüyoruz” dedi.

    “YAŞANAN HUKUKSUZLUĞA KARŞI TOPLUMDA CİDDİ BİR TEPKİ OLUŞTU”

    Yapılan bu hukuksuzluğa karşı ciddi bir toplumsal tepki oluştuğunu dile getiren Eren, “Toplumsal tepkinin bu kararın değiştirmesini umuyoruz. İnsanların adalete olan güveninin sarsılmaması gerekir. Adalete olan güvenin sarsıldığı zaman insanlar bu noktada mutsuz olurlar. Ülke mutsuz olur, coğrafya mutsuz olur. Onun için bütün ülkeyi etkileyebilecek yanlış bir karar. O karardan hızlı bir şekilde dönülmesi ve İmamoğlu’nun serbest kalması gerekiyor. Gelinen bu noktada diğer siyasi partilerin ve kurumların, bu hukuksuzluğun giderilmesi için itiraz etmeleri gerekir” şeklinde konuştu.

    “KENT UZLAŞISI İÇİNDE YER ALANLARIN TAMAMI YASAL OLARAK KURULMUŞ SİYASİ YAPILARDIR”

    ‘Kent Uzlaşısı’nın içerisinde bulunan partilerin, derneklerin yasal olarak kurulduğuna dikkat çeken Eren, “Partilerle bu derneklerle ‘Kent Uzlaşısı’ da kurabilir, ortak etkinlik ve eylemde yapabilir. İktidar partisinin yapması doğru, CHP’nin yapması yanlış gibi bir durumu doğru değil” diye ifade etti.

    “İMAMOĞLUNA KARŞI YAPILAN HUKUKSUZLUĞA BİR AN ÖNCE SON VERİLMELİDİR”

    Bu tutuklama işleminin hukuka aykırı, adaleti sarsan bir uygulama olduğunun altını çizen Eren, “Adalet duygusunu sarsan, Türkiye’de huzuru ve güveni bozan kararlar ve eylemlerdir. Bunlara pirim verilmemesi gerekiyor. Yargı sisteminin bu noktada tarafsızlığının hızlı bir şekilde göstermesi gerekiyor. Tarafsız bir yargıya insanlar güvenebilir ancak. Bu kararı doğru bulmuyor, bir an önce bu karardan dönülmesini istiyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • ‘Suriye’de halklar ve inançlar özgür bir yaşam kurabilmesi için ortak bir mücadele yürütmeli!’- VİDEO

    ‘Suriye’de halklar ve inançlar özgür bir yaşam kurabilmesi için ortak bir mücadele yürütmeli!’- VİDEO

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, Suriye’de bulunan tüm halkların ve inançların özgür ve kardeşçe ve bir yaşam kurabilmesi için ortak bir mücadele yürütmesi gerektiğini belirtti. Eren, “Eğer ortaklaşma sağlanamazsa Suriye’yi karanlık günlerin beklediği çok net ve açık” dedi.

    Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) örgütünün Esad yönetimini devirmesi ardından Suriye’deki Alevilerin tedirginliği daha çok arttı. Şam’ın düşmesinin ardından HTŞ’liler, başta Lazkiye olmak üzere birçok kentte Alevilerin yaşam alanlarını adeta gasp etti.

    Suriye’nin batısındaki Lazkiye, Dera, Humus ve Tartus kentlerinde HTŞ’ye bağlı gruplar, SMO ve IŞİD’in, Alevileri hedef aldığı saldırılarda binlerce sivil katledildi, binlercesi ise alıkonuldu veya yerlerinden edildi. Bu saldırılardan en çok etkilenen kesim ise kadınlar ve çocuklar oldu. Soykırım saldırıları devam ederken son bir ayda çok sayıda kadın, çeteler tarafından kaçırıldı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, Suriye’de yaşanan katliamlara ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    “DÜNÜN TERÖRİSTİ COLANİ BUGÜN SURİYE’NİN MEŞRU YÖNETİCİSİ OLDU”

    Daha düne Türkiye’de dahil birçok Avrupa ülkelerinin terör listesinde olan HTŞ’lilerin birkaç günde Suriye’nin meşru yöneticileri olduklarını belirten PSAKD Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, “HTŞ’nin Suriye’ye eşitliği, özgürlüğü getirebileceğini düşünmüyoruz. Çünkü HTŞ selefi bir örgüt ve mantığında kendisi gibi düşünmeyen herkesi düşman olarak görmek var ve  herkesin yok edilmesi gerektiğini düşünen bir örgüt” diye belirtti.

    “HTŞ YÖNETİMİNİN OLDUĞU SURİYE’DE HALKLARA VE İNANÇLARA VERECEĞİ BİR ÖZGÜRLÜK OLAMAZ”

    HTŞ ve onun lideri Colani ‘nin kendisi gibi düşünmeyen Araplara Türkmenlere, Kürtlere, Alevilere ve Sünnilere verebileceği bir özgürlüğün olmadığının altını çizen Eren, “HTŞ geleneksel olarak katliamcı yapısını Suriye’de devam ettiriyor. Bugün Suriye’de binlerce Alevi katletti ki bu verileri Suriye’den aktaran ve rejime muhalif olarak kurulan Suriye İnsan Hakları Gözlem Evi söylüyor. Muhaliflerle beraber hareket eden bir komite ve bu komitenin verdiği rakamlara göre son 1 ay içerisinde binlerce insan katledildi. HTŞ’nin bu katliamlarda parmağı var. HTŞ katliamların önünü açıyor. Özellikle de Alevilerin yoğun yaşadığı Lazkiye, Tartus ve sahil kıyılarında yaşayan Alevilere dönük bir vahşet yaşanıyor” dedi.

    “BÜTÜN HALKLAR VE İNANÇLAR EŞİT ÖZGÜR VE KARDEŞCE BİR SURİYE İÇİN BİRLİKTE MÜCADELE YÜRÜTMELİ”

    Bu yaşanan vahşetin önüne geçmek ve bu vahşeti durdurmak gerektiğini vurgulayan Eren, şunları dile getirdi:

    “Suriye’deki tüm inanç toplulukların ve halkların ortak bir yaşam kurabilmesi için ortak bir mücadele yürütmesi gerekiyor. Ortaklaşıldığı anda Suriye’de eşit, özgür ve kardeşce bir ülke kurulabileceğini düşünüyorum. Eğer ortaklaşma sağlanamazsa Suriye’yi karanlık günlerin beklediği çok net ve çok açık.

    Özellkle Türkiye’nin bu katliama karşı tavır alması gerekiyor. Sadece Avrupanın değil çevredeki ülkelerin tavır alması özellikle Türkiye’nin müdahil olması gerekiyor. Başta Türkiye’deki demokratik kitle örgütlerinin, sendikaların, siyasi partilerin, Suriye’de Alevilere karşı yaşanan katliama karşı bu ortak tavır alması gerekiyor. Çünkü Suriye’de bu karanlık birgün tüm Ortadoğu’da ve bütün bölgelerde kaosa yol açacak. Suiye’de şu anda bir insanlık dramı yaşanıyor. Buna karşı Bosna’da, Gazze’de olduğu gibi sesimizi yükseltmeliyiz.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Eren: Katillerin bırakılmasına karşı tüm toplumsal kesimler tepki vermeli!-VİDEO

    Eren: Katillerin bırakılmasına karşı tüm toplumsal kesimler tepki vermeli!-VİDEO

    PİRHA-Sivas Madımak Katliamı faillerinin tahliye edilmesine ilişkin konuşan PSAKD Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, insanlığa karşı işlenen suçların af olmayacağını belirtti. Eren tahliyelere karşı sadece PSAKD’nin değil, Alevi’siyle, Sünni’siyle, Kürdiyle Türküyle, Laz’ıyla Çerkez’iyle, sendikalarıyla, odalarıyla, barosuyla, tüm siyasi partilerle birlikte ortak hareket edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi, 2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak ’ta gerçekleştirilen ve 33 sanatçı, aydın ve yazarın yakılarak katledildiği katliamda müebbet hüküm cezası alan 17 kişinin tahliye edilmesine tepki göstererek, 33 gün boyunca sürecek ‘Adalet Nöbeti’ kararı almıştı. 33 gün süren nöbet eylemi Adalet Bakanlığı’na yapılan yürüyüşle sona erdi.

    1993’te Sivas Madımak ’ta gerçekleştirilen ve 33 sanatçı, aydın ve yazarın yakılarak katledildiği katliamda müebbet hüküm cezası alan 17 kişinin tahliye edilmesine ilişkin PSAKD Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, PİRHA’ya açıklamalarda bulundu.

    PSAKD Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, katliam sanığı Cafer Erçakmak’ın yıllarca Sivas’ta yaşadığının altını çizerek, “Tanınmasına rağmen bununla ilgili hiçbir işlem yapılmadı. Ahmet Turan Demir keza serbest bırakıldı. Birçok failde Avrupa’ya kaçtı. Biz defalarca hem Avrupa hükümetlerine hem de Türkiye Dışişleri Bakanlığı’na talepte bulunmamıza rağmen bu insanlar geri getirilemedi” dedi.

    “İNSANLIĞA KARŞI İŞLENEN SUÇLARDA AF OLMAZ”

    Cezaevinde olan katillerin bir kısmında geçtiğimiz günlerde serbest bırakıldığını belirten Eren, “Sivas’ta işlenen bir cinayet değil Sivas’ta yapılan bir katliamdı. İnsanlığa karşı işlenen bir suçtu. İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zaman aşımı ve af söz konusu olamaz. Bu noktada Sivas katilleri sanki basit bir cinayet işlemişler gibi yaklaşıldı. Bu noktada adalet sistemine karşı bizim güvenimizi sarsıldı. Bu kararın tanınması da mümkün değil. Sivas’ta yakılan canlarımızı, dostlarımızı anmak ve onların anılarını yaşatmak için mücadeleye devam edeceğiz” diye belirtti.

    “KATİLLERİN BIRAKILMASINA KARŞI TÜM TOPLUMSAL KESİMLERLE ORTAK HAREKET EDİLMELİYDİ”

    PSAKD Genel Merkezi’nin katillerin bırakılmasına karşı yapmış olduğu ‘Adalet Nöbeti’ne işaret eden Atakan Eren konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Tabii ki bu eylemlerin toplumsallaştırılması gerekiyordu. Bu karara karşı çıkmak için tüm toplumsal katmanları Alevi’siyle, Sünni’siyle, Kürdüyle Türküyle, Laz’ıyla Çerkez’iyle, demokratik kitle örgütleriyle, sendikalarıyla, odalarıyla, barosuyla ve tüm siyasi partileriyle bu kararın hukuki bir garabet olduğu noktasında bir muhalefet yaratılması gerekiyor. Yoksa bu sadece Pir Sultan örgütünün aldığı bir kararın uygulanmasıyla değişebilecek bir şey değil.”

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • Eren: İnsanları kutuplaştırmak bu ülkeye yarar değil zarar verir!-VİDEO

    Eren: İnsanları kutuplaştırmak bu ülkeye yarar değil zarar verir!-VİDEO

    PİRHA- Millî Eğitim Bakanlığı ile Ülkü Ocakları arasında protokol imzalanmasına tepki gösteren PSAKD Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, “Bu tür faaliyetler ülkeye yarar değil, zarar verir” dedi.

    Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Merkezi, Ülkü Ocakları ile “yaygın eğitim faaliyetleri kapsamında genel, mesleki ve teknik kurslar düzenlenmesi” için protokol imzaladı.

    “BİR ÜLKEYİ ÇAĞDAŞLIKTAN UZAKLAŞTIRMAK EĞİTİMİN ÇÖKERTİLMESİYLE BAŞLAR”

    Milli Eğitim Bakanlığının farklı dini ve siyasi yapılarla protokollere dayalı faaliyet yürüttüğünü belirten PSAKD Antalya Şube Sekreteri Atakan Eren, “İlkokul, ortaokul, lise ve üniversitelerde Ülkü Ocakları veya farklı dini yapılar faaliyet yürütüyor. Bir ülkeyi karanlığa sürüklemek, çağdaşlıktan uzaklaştırmak istiyorsan yapacağın ilk iş eğitim sistemini çökertmektir. Bu insanları kutuplaştırmaya yönelik bir çalışmadır. Bu ülkede insanları kutuplaştırmak bu ülkeye yarar sağlamaz ülkeye zarar verir” dedi.

    Kutuplaşmaların yaşanmaması için Milli Eğitimin bu konuda bilimsel, çağdaş, laik eğitime bir an önce dönmesi gerektiğinin altını çizen Eren, “Tabii bunun da aşılması için toplumsal muhalefetin bu yönde baskı yapması gerekiyor” diye konuştu.

    “BU ÜLKEDE EŞİT YURTAŞ OLARAK YAŞAMAK İSTİYORUZ”

    Bu ülkenin Türk’üyle, Kürt’üyle Laz’ıyla Sünni’siyle Alevi’siyle ve Hristiyan’ıyla herkesin olduğunu vurgulayan Eren, “Alevilerin de temel bir talebi var. Eşit, özgür ve kardeşçe bir ülkede yaşamak ve ‘Eşit Yurttaşlık’ hakkının temel unsuru olarak herkes tarafından kabul edilmesini istiyor. Bunlar kabul edildikten sonra bu sorunların çözüleceğine inanıyorum” şeklinde konuştu.

    “ LAİKLİK VE BİLİMSELLİKTEN UZAK YAPILAN ÇALIŞMALAR EĞİTİM ALANINDA CİDDİ TAHRİBATLAR YARATTI”

    Laik ve bilimsel eğitimden uzak yürütülen çalışmaların ülkede çok ciddi tahribatlara yol açtığının altını çizen Eren, konuşmasının devamında şunları belirtti:

    “Bu tahribatların giderilmesi de 3 yılda 5 yılda olacak gibi değil, uzun bir zaman alacaktır. Tahribatın giderilmesi noktasında henüz bir şey de kaybedilmiş değildir. Toplumsal bir mücadele ve bir aydınlanma faaliyetiyle tekrar bilime, çağdaşlığa, laikliğe sarılmakla sorunların aşılabileceğini düşünüyoruz.”

    Cebrail ARSLAN/ ANTALYA

     

     

  • PSAKD’den gözaltı tepkisi: Atakan Eren derhal serbest bırakılsın!

    PSAKD’den gözaltı tepkisi: Atakan Eren derhal serbest bırakılsın!

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) önceki dönem Genel Başkan Yardımcısı Atakan Eren’in gözaltına alınmasına derneğin genel merkezi tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, Atakan Eren’in derhal serbest bırakılması istendi. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) önceki dönem Genel Başkan Yardımcısı Atakan Eren, sosyal medya paylaşımları nedeniyle polis tarafından evine düzenlenen operasyonda gözaltına alındı.

    Eren’in evinde arama yapan polis bilgisayar başta olmak üzere dijital eşyalara el koydu.

    Atakan Eren’in gözaltına alınmasına Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi sert tepki gösterdi.

    Yazılı bir açıklama yapan PSAKD, Atakan Eren’in derhal serbest bırakılmasını isteyerek, “AKP iktidarı kurmuş olduğu zulüm düzenine itiraz eden bütün kesimleri davalarla, gözaltılarla, tutuklamalarla, çeşitli baskılarla ve tehditlerle sindirmeye çalışıyor” dedi.

    Açıklamada şu ifadeler yer aldı:

    “AKP İktidarının bu baskıcı uygulamalarından derneğimiz de fazlasıyla payını almaktadır. Yöneticilerimize ve üyelerimize bugüne kadar çeşitli gerekçelerle davalar açıldı. Birçok yoldaşımız gözaltına alındı. Halen cezaevlerinde tutuklu bulunan birçok yoldaşımız var. AKP iktidarının örgütümüze dönük saldırılarına bugün bir yenisi daha eklendi. Önceki dönem Genel Başkan Yardımcımız Atakan Eren’in sabah saatlerinde sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek evi basıldı ve gözaltına alındı. İktidarın bu keyfi ve hukuksuz uygulamasını protesto ediyoruz. Dün olduğu gibi bugün de derneğimiz hiçbir baskıya ve tehdide boyun eğmeyecektir. Sonuna kadar Atakan Eren yoldaşımızın yanında olacağız. Yolumuz Pir Sultan Abdal’ın yoludur. Korkmayacağız, sinmeyeceğiz, teslim olmayacağız.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • PSAKD’nin eski yöneticisi Atakan Eren gözaltına alındı

    PSAKD’nin eski yöneticisi Atakan Eren gözaltına alındı

    PİRHA- Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) önceki dönem Genel Başkan Yardımcısı Atakan Eren, bu sabah Ankara’da evi polis tarafından basılarak gözaltına alındı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) önceki dönem Genel Başkan Yardımcısı Atakan Eren, sosyal medya paylaşımları nedeniyle polis tarafından evine düzenlenen operasyonda gözaltına alındı.

    Eren’in evinde arama yapan polis bilgisayar başta olmak üzere dijital eşyalara el koydu.

    PİRHA/ANKARA