Etiket: atama

  • Öğretmenlere ters kelepçe!-VİDEO

    Öğretmenlere ters kelepçe!-VİDEO

    PİRHA- Meclis önünde açıklama yapmak isteyen Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyesi öğretmenler ters kelepçe takılarak gözaltına alındı.

    Taban maaş, güvenceli çalışma ve mülakat mağduriyetlerinin giderilmesi talebiyle Meclis önünde açıklama yapmak isteyen Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyesi öğretmenlere polis müdahale etti.

    Sendika yöneticilerinin de aralarında olduğu 41 öğretmen ters kelepçe takılarak gözaltına alınırken, eylemlerini Sakarya Caddesi’nde sürdüren öğretmenler gözaltına alınan arkadaşlarının serbest bırakılmasını istedi.

    Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, sanal medya hesabından yaptığı açılamayla bugün Güvenpark’taki eylem sırasında gözaltına alınan tüm öğretmenlerin serbest bırakıldığını bildirdi.

    HABER MERKEZİ

     

  • Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na Esma Ersin getirildi

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na Esma Ersin getirildi

    PİRHA- Cumhurbaşkanı Erdoğan imzasıyla yayımlanan kararname ile Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na Esma Ersin getirildi.

    12 Temmuz 2025 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararıyla, Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nda görev değişikliğine gidildi. Mevcut Başkan Alirıza Özdemir görevden alınırken, yerine Esma Ersin atandı.

    ALEVİ KURUMLARI KARŞI ÇIKMIŞTI

    2022 yılında kurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nı, Cumhurbaşkanı Erdoğan “Cumhuriyet tarihinin en önemli adımı” olarak nitelendirmişti. Aleviler ve Alevi kurumları ise bu karara en başından beri karşı çıkmış ve bu kurumun Alevi kimliğini temsil etmeyip asimilasyona hizmet edeceğini belirtmişti.

    Ki var olan mevcut durumda Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı, Alevi ziyaretleri, köyleri, kurumları ve cemevlerine müdahalesini sürdürüyor.

    Türkiye’de Aleviler hala var olma mücadelesi veriyor. İktidarların dolayısıyla devletin Alevilerin haklarını anayasal gücenceye almaması, kamuda eşit davranmaması, zorunlu din derslerini kaldırmayarak eğitim öğretimi daha da dincileştirmesi, cemevine ibadethane statüsü vermemesi, Alevi nefretinin, nefret söylemlerinin cezalandırılmaması büyük tepki topluyor.

    CEM VAKFI TARAFINDAN GÖREVDEN ALINDI

    Erdoğan’a övgüleri nedeniyle 2022’de Cem Vakfı’ndaki görevinden alınan Esma Ersin, kısa sürede AKP’li oldu ve güncelde deİçişleri Bakanlığı Bakan Müşaviri görevindeydi. Ülkedeki birçok Alevi derneğini ve cemevini dolaşan AKP’li Esma Ersin, Alevileri, dedeleri/pirleri Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na bağlama peşinde olduğu belirtilmişti. Alevi örgütleri ise asimilasyon merkezi olarak nitelendirdikleri Cemevi Başkanlığı’nı kesin bir dille reddediyor.

    AKP’li Esma Ersin, 2022 yılında Cem Vakfı Yerel Yönetimler Başkanı olduğu sırada, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Alevi Bektaşilere yönelik açıkladığı kararları desteklediği için görevinden alınmıştı. Ersin öylesine ileri gitmişti ki, Erdoğan’ın açıklamalarının bir ‘reform’ niteliğinde olduğunu iddia etmişti.

    2003 YILINDAN BERİ AKP’Lİ

    Esma Ersin, 28 Eylül 1983’te İstanbul Ataşehir’de doğdu. Aslen Sivas İmranlılı. İlk, orta ve lise eğitimini Ataşehir’de tamamlayan Ersin, Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde Muhasebe/Finans önlisans programına başladı ve lisans eğitimini Eskişehir Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde bitirdi. 2003’te AK Parti’nin üniversite teşkilatında siyasete adım atan Ersin, 2004-2009 arası Ümraniye, 2009-2011 arası Sancaktepe ve 2011-2014 arası Ataşehir ilçe teşkilatlarında yönetim kurulu üyelikleri yaptı. 2015’te AK Parti’den İstanbul milletvekili adayı oldu.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

  • Öztürk: Antalya’daki proje okullarına yandaş sendikaya yakın isimleri atıyorlar! -VİDEO

    Öztürk: Antalya’daki proje okullarına yandaş sendikaya yakın isimleri atıyorlar! -VİDEO

    PİRHA- Proje okullarında yapılan atamalara tepki gösteren Eğitim Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, “Okulların içeriği boşaltılarak bilimsellikten, laiklikten, kamusallıktan uzak bir eğitim sistem yaratılmak isteniyor” diye konuştu. Öztürk ayrıca proje okullarına iktidara yakın sendikalardan atamalar yapıldığını kaydetti. 

    Milli Eğiti Bakanlığı tarafından proje okullarında görev yapan süresi dolmamış öğretmenlerin Milli Eğiti Bakanlığı tarafından başka okullarda görevlendirilmelerine ilişkin Eğitim -Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, PİRHA’ ya açıklamalarda bulundu.

    Proje okullarının 2014 yıllarında AKP tarafından hayata geçirildiğini belirten Kadir Öztürk, “Millî Eğitim Bakanlığı proje okullarının içeriğini boşaltmak için yeni adımlar atmaya başladı. AKP hükümeti eğitimde 9 tane bakan değiştirdi. Bunun değiştirilmesinde en büyük sebeplerinden birisi okulları imam hatipleştirmek okulları tarikatlara cemaatlere peşkeş çekmek” dedi.

    “BÜTÜN PROJE OKULLARINA KENDİLERİNE YAKIN İSİMLERİ ATIYORLAR”

    Proje okulları iktidara yakın isimlerin atandığını belirten Öztürk,” Kendi insanlarını kendi yandaşlarını atamak için uğraştılar. Örneğin şöyle bir duyum da aldık. Antalya’da da başka yerlerde de AKP’li yöneticilerin hepsine kontenjan verilmiş söyleyin tanıdıklarınıza isim varsa sizinkilerini atayalım şeklinde böyle söylentiler de geziyor ortalıkta. Antalya’ya ele aldığımızda köklü okulların içini boşaltmanın bir adımı bunu da başarıyorlar. Eğer biz tepki vermezsek veliler tepki vermezse öğrenciler biliyorsunuz bu konuda sokaklara çıktılar okullar bir bir elden gidecek” dedi.

    “YANDAŞ SENDİKA ÜZERİNDEN ATAMALAR GÖREVLENDİRMELER YAPILIYOR

    Proje okullarına görev yapan öğretmenlerin henüz 8 yıllık zaman dilimini doldurmadığını ifade eden Öztürk,” Bakanlık İl Milli Eğitim Müdürlüğü burada hiçbir liyakata bakmadan tamamen tarikatların cemaatlerin yanında sendikaların isimleri üzerinden okul öğretmenleri ve yöneticileri belirlenmiştir” dedi.

    Antalya’da ve Türkiye genelinde yandaş sendikanın listesinde olanların okullara öğretmen ve yönetici olarak atandığına dikkat çeken Öztürk,” Okulların içeriği boşaltılmıştır. Tamamen bilimsellikten laiklikten kamusallıktan tamamen uzak bir sistem uygulanmaktadır.  Burada da en son hedefleri şu diye düşünüyoruz Evet eğer bunların iktidarı devam ederse proje okullarını (proje okulları doğru bir şey değildi) kapatıp kendi yandaşlarının kadrolaşması o okullarda sabit kalacaklar ona uğraşıyorlar. Proje okullarını kapattıktan sonra da o okulda ölünceye kadar ya da emekli oluncaya kadar çalışabilecek bunu hayata geçirmeye çalışıyorlar” diye ifade etti.

    “OKULLAR TARİKATLARA VE CEMAATLARE PEŞKEŞ ÇEKLİYOR”

    Özellikle önemli okulları tarikatlar ve cemaatlere peşkeş çekildiğini sözlerine ekleyen Öztürk şöyle devam etti:

    “Örneğin Zeytinköy’deki Antalya Anadolu Lisesi Türkiye’nin çok başarılı ve Türkiye’nin birçok yerine öğrenci vermiş. İyi yerlerde ilk beşe girmiş öğrenciler çıkmasına rağmen orayı şimdi İlçe Eğitim Müdürlüğü ile birlikte orada Kur’an kursları sürdürülüyor İftar yemekleri vermeye çalışıyorlar. Ramazan ayında okulları bu duruma getirdiler çünkü atadıkları okul müdürleri şimdi tamamen yandaş sendikanın tetikçiliğini yapıyorlar. Yöneticilikten uzak insanları yönetici olarak atıyorlar. İdareci dediğiniz tüm öğrencilere eşit yaklaşması öğretmenleri ise aynı gözle görmesi gerekir.”

    “VELİLER, ÇOCUKLARININ HAKLARINI ARAMALILAR”

    Öztürk, velilerin kendileriyle diyaloga geçip dilekçe vermeleri çağrısında bulunarak, “Başta aileler ve veliler bir an evvel birbirleriyle diyaloğa geçip birbirleriyle örgütlenmeliler ve buna karşı çıkmaları lazım. Sürekli dilekçe vermeleri sokakta bizimle birlikte eylem yapmaları lazım. Yoksa bunlara bırakıldığında bunlar eğitimi en geri noktaya götürmek için ellerinden geleni yapacaklar. Bu ülkenin geleceği karanlığa gidiyor. Buradaki en büyük suçlu AKP ve tek adam rejimidir O yüzden veliler ne olursa olsun, dünya görüşleri ne olursa olsun tüm velilerin ortak davranması gerekiyor. Aydınlığa çıkmak için birlikte davranıp okulların bilimsel kamusal laik bir eğitimle sürdürülmesi devam ettirilmesi için yolların açılması gerekiyor” şeklinde konuştu.

    Cebrail ARSLAN/ANTALYA

  • İzmir’de veli ve eğitimcilerden proje okullarına atamalarına tepki-VİDEO

    İzmir’de veli ve eğitimcilerden proje okullarına atamalarına tepki-VİDEO

    PİRHA- İzmir’de veliler ve eğitimciler yaptıkları basın açıklamasıyla proje okullarında yapılan atamalara tepki gösterilerek “Proje okullarının tamamında yaşanan haksız, adaletsiz ve şeffaflıktan yoksun atamaların karşısındayız” dedi.

    İzmir Atatürk Lisesi öğrencilerinin velileri ve İzmir’de bulunan eğitim sendikaları, proje okullarında yapılan atamalara ilişkin Cumhuriyet Meydanı’nda basın açıklaması düzenledi. Atatürk Lisesi önünde bir araya gelen veliler, sendikalar ve yüzlerce lise öğrencisi sloganlar atarak Cumhuriyet Meydanı’na yürüdü. Burada yapılan açıklamada “İzmir Atatürk Lisesi susar mı sandın” ve “Lise biat etmez” pankartı taşındı. “AKP elini öğrencilerden çek”, “Karanlığa teslim olmayacağız” ve “Öğretmenime dokunma” dövizlerinin taşındığı açıklamada sık sık “Laik, bilimsel, demokratik eğitim”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz” ve “Bakan istifa” sloganları atıldı. Açıklamaya Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir Milletvekilleri Gökçe Gökçen ve Ümit Özlale de katıldı. Açıklamanın basın metnini İzmir Atatürk Lisesi Veli Sözcüsü Halis Çalık okudu.

    ATAMALAR TEKNİK VE SIRADAN DEĞİL

    Proje okullarına yapılan öğretmen atamalarının liyakatten ve şeffaflıktan uzak olduğunu vurgulayan Çalık, atamaların siyasi ve idari takdirle şekillendiğini söyledi. Yapılan atamalarla eğitimde adalet ve hakkaniyet duygusunun zedelendiğine dikkat çeken Çalık, “Yapılan bu atamalar sonucunda; bizlerin de çocuklarımızın okumakta olduğu İzmir Atatürk Lisesinde; yıllardır bu okulun kültürünün oluşmasında ve gelişmesinde emeği olan 50 öğretmenimize tekrar görev verilmemiş ve norm kadrosu fazlası duruma düşürülmüştür. Görev verilmeyen elli öğretmen İzmir Atatürk Lisesi öğretmen toplamının üçte ikisini oluşturmaktadır. Biz İzmir Atatürk Lisesi velileri olarak bir okuldaki öğretmenlerin üçte ikisinin bir anda okuldaki görevinden alınmasını teknik, sıradan bir öğretmen ataması olarak görmüyoruz. Bu atama biçimi bu okulun onlarca hatta okulumuz adına 150 yıllık laik, bilimsel, çağdaş ve sorgulayan birey yetiştirme kültürünü sıfırlama amacı güttüğü ve çocuklarımızın eğitim alma hakkından çok siyasi saiklerle yapılan bir uygulama olduğunu görüyoruz ve bu adaletsiz uygulamanın bir an önce durdurulması için ses veriyoruz. Bu uygulama öyle bir uyulama ki, Çocuklarımız eylül ayında okula başladıklarında bu okulun öğrencisine yabancı, bu okulun kültürüne yabancı bir öğretmen topluluğu ile karşı karşıya kalacaklardır. Bu eğitim öğretim sürecinin bütünselliğine tamamen ters, bilimin ve pedagojinin hiçbir ilkesi ile açıklanabilir bir durum değildir” dedi.

    ‘ŞEFFAFLIKTAN UZAK ATAMALARIN KARŞIDINDAYIZ’

    Yapılan atamaları kabul etmediklerini belirten Çalık, öğrencilerin bu eğitim ve öğretimlerinin olumsuz etkileneceğini aktardı. Çalık, “Biz İzmir Atatürk Lisesi velileri olarak yalnızca İzmir Atatürk Lisesinde değil proje okullarının tamamında yaşanan haksız, adaletsiz ve şeffaflıktan yoksun atamaların karşısındayız. Proje okullarının önemi yalnızca verdikleri eğitimle, binalarıyla, puanlarla, sıralamalarla ölçülemez; bu okulların yıllardan gelen ve çocukların bir parçası olmaktan gurur duydukları okul kültürleri vardır. Bizim çocuklarımızın birçoğu İzmir’de ve başka illerde daha yüksek sıralamalarla öğrenci alan başka okullara da yerleşebilecekken öğretmenlerimiz, öğrencilerimiz ve mezunlar  sayesinde oluşan İzmir Atatürk Liseli olmak bu kültürle anılmak istedikleri için bu okulu seçmişlerdir. Şimdi yapılan bu hukuksuz atamayla bu kültürün öğretmen ayağı ortadan kaldırılmak istenmektedir” şeklinde konuştu.

    Çalık, son olarak atamaların durdurulmasını ve yeni yapılacak atamaların da şeffaf olmasını talep etti.

    Açıklama atılan sloganlarla son buldu.

    PİRHA/İZMİR

  • ‘Seyfettin Özdemir, yozlaşmış sistemin en somut örneklerinden biri’-VİDEO

    ‘Seyfettin Özdemir, yozlaşmış sistemin en somut örneklerinden biri’-VİDEO

    PİRHA-KESK Dersim Şubeler Platformu, Dersim’e atanan liyakatsiz yöneticilerin kurumlarda ve toplumda yaratığı olumsuzluklara dikkat çekti. Bir basın açıklaması yapan platform, “Dersim’de bu yozlaşmış sistemin en somut örneklerinden biri, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Seyfettin Özdemir’dir. Özdemir’in, İŞKUR üzerinden işe alınan kadınlara yönelik taciz ve sosyal yardım talebinde bulunan kadınları istismar ettiği iddiaları, halkımızın vicdanını derinden yaralamıştır” dedi.

    Tunceli Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Seyfettin Özdemir’in İŞKUR üzerinden işe alınan kadın çalışanlara yönelik taciz iddiaları Dersim’de tepkiyle karşılandı.

    KESK Dersim Şubeler Platformu, Dersim’e atanan liyakatsiz yöneticilerin kurumlarda ve toplumda yarattığı olumsuzluklara dair Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamayı Büro Emekçileri Sendikası (BES) Kadın Sekreteri Elif Yıldız okudu.

    Açıklamada, ‘AKP’nin yoksulluk ve yolsuzluk yaratan sistemini, ahlaksız ve liyakatsiz yöneticilerini istemiyoruz’ pankartı açıldı.

    “SEYFETTİN ÖZDEMİR, YOZLAŞMIŞ SİSTEMİN EN SOMUT ÖRNEKLERİNDEN BİRİDİR”

    AKP iktidarında liyakatsiz yönetim anlayışıyla karşı karşıya olduklarını belirten Elif Yıldız, “Dersim’de bu yozlaşmış sistemin en somut örneklerinden biri, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Seyfettin Özdemir’dir. Özdemir’in, İŞKUR üzerinden işe alınan kadınlara yönelik taciz ve sosyal yardım talebinde bulunan kadınları istismar ettiği iddiaları, halkımızın vicdanını derinden yaralamıştır” dedi.

    Yıldız, şöyle devam etti:

    “Çalışanları “şehit yakınıyım” diyerek tehdit ettiği haberleri ise, yalnızca bireysel bir ahlaksızlığı değil, aynı zamanda denetimsiz ve yozlaşmış bir yönetim anlayışını gözler önüne sermektedir. Bu durum, AKP’nin liyakatsiz atamalar ve kadrolaşma süreçleriyle toplumsal eşitsizlikleri derinleştiren politikalarının bir sonucudur. Devletin sosyal hizmetler gibi hayati alanlarda işlevsizleşmesine yol açan bu politikalar, halkın en savunmasız kesimlerini korumasız bırakmakta ve toplumsal değerleri yok etmektedir. İl valisinin Özdemir’in görevden alındığına dair açıklaması, ilk bakışta olumlu bir adım gibi görünse de gerçekte halkın tepkisini yatıştırmaya yönelik samimiyetsiz bir girişimden öteye gitmemiştir. Basına yansıyan bilgilere göre, Özdemir görevden alınmamış; aksine Bingöl Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne araştırmacı olarak atanmıştır. Bu atama, liyakatsizliğin ve keyfi uygulamaların kurumsallaştığını açıkça ortaya koymaktadır.”

    “OLAYIN ÜZERİNİN KAPATILMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ”

    Dersim halkının tarih boyunca adalet, dayanışma ve onurlu bir yaşamın savunucusu olduğunu vurgulayan Yıldız, “Ancak bugün, atanmış ve halkın değerlerine tamamen yabancılaşmış yöneticiler, bu kadim değerleri yok saymaktadır. Bunun yanında, yandaş sendikaların, kamu kurumlarındaki yöneticiler aracılığıyla emekçileri kendi sendikalarına üye olmaya zorladıkları, üye olmayanları ise çeşitli yöntemlerle baskı altına aldıkları bir düzen oluşturulmaktadır. Sendikacılığın bağımsız bir emek mücadelesi alanı olması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Kamu görevlilerinin sendikal sorumluluklarını suistimal ederek idari güç kullanması kabul edilemez. Bu tür uygulamalara karşı yasal ve demokratik tüm haklarımızı kararlılıkla kullanacağımızı ifade ediyoruz. KESK Dersim Şubeler Platformu olarak, bu olayın üzerinin kapatılmasına asla izin vermeyeceğimizi ve bu mücadelenin yalnızca bir kişinin hesap vermesiyle sınırlı olmadığını belirtmek isteriz” diye kaydetti.

    PİRHA/DERSİM

  • ‘Ali Rıza Özdemir, AKP’nin Alevileri asimilasyon politikasını en iyi uygulayan kişilerden biri’– VİDEO

    ‘Ali Rıza Özdemir, AKP’nin Alevileri asimilasyon politikasını en iyi uygulayan kişilerden biri’– VİDEO

    PİRHA – Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ülkücü Ali Rıza Özdemir’in atanmasını değerlendiren Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, “Ülkücü camiayla iç içe olan, siyasal görüşleri de o yönde olan, Aleviliğe bakışı da Türkçü bir bakış açısı içinde olan bir kişi. Alevi öğretisiyle bir alakasının olmadığını bilmek gerekir. AKP’nin Alevileri asimilasyon politikasını en iyi uygulayan kişilerden biri’” dedi. 

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gece yarısı kararnamesiyle Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun eski danışmanı Ali Arif Özzeybek’in başkanı olduğu Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ülkücü olarak bilinen Ali Rıza Özdemir’i atadı.
    MHP destekli AKP hükümeti tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olarak kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na Alevi toplumu açısından tartışmalı bir isim olan ülkücü Ali Rıza Özdemir’in getirilmesi tepkileri iyice alevlendirdi.
    Aleviler ve örgütlü oldukları Alevi kurumları, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın bir asimilasyon merkezi olduğunu başından beri vurguluyor.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, konuya dair PİRHA’ya konuştu.

    “İŞLERİ GÜÇLERİ ALEVİ YOL ÖNDERLERİNE, KURUMLARINA HAKARET ETMEK”

    Karakaya, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na atanan Ali Rıza Özdemir, “Ülkücü camiayla iç içe olan, siyasal görüşleri de o yönde olan, Aleviliğe bakışı da Türkçü bir bakış açısı içinde olan bir kişi” diye tanımladı.

    Aynı zamanda AKP’nin yeni dönemdeki Alevileri asimilasyon politikasını en iyi uygulayan kişilerden bir tanesinin Ali Rıza Özdemir olduğunu da belirten Karakaya, “Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na o yüzden onu getirdiler”dedi.

    Karakaya, Özdemir’in bir ekiple çalıştığını da ifade ederek, “Bu ekip de bugüne kadar Alevi örgütlemesi içerisinde Aleviliğe karşı ne kadar kurum varsa onlarla işbirliği yapan bir ekipten oluşuyor. İşleri güçleri Alevi Yol önderlerine, kurumlarına hakaret etmek” diye vurguladı.

    “ALİ RIZA ÖZDEMİR’İN ALEVİ ÖĞRETİSİYLE BİR ALAKASI YOK”

    Karakaya, Özdemir’in ırkçı bir zihniyette olduğunun, aynı zamanda Erdoğan ile aynı pencereden baktığının da altını çizerek şunları kaydetti:

    “Alevilik 72 millete bir nazarda bakarak milliyetçiliği ve ırkçılığı reddeder. Bu adam ırkçı bir adam. Dolayısıyla felsefi olarak baktığınızda da seçilen kişinin Alevi olmasının ötesinde Alevi öğretisiyle bir alakasının olmadığını bilmek gerekir. Aleviler açısından önemli bir süreç. Devlet kendi içinde Alevileri çatıştırmaya çalışıyor. Erdoğan’ın algıladığı Ali ile Aleviler’in Şah-ı Merdan dediği Ali arasında dünya kadar fark var. Dolayısıyla bu ayrışımı da iyi yapan Alevi örgütlerine karşı bir savaş ilan etti. Ali Rıza Özdemir tam da bu politikanın adamı. Yani o da Erdoğan ile aynı pencereden bakıyor. Dolayısıyla başkanlığa getirilmesi tesadüf değildi. Erdoğan’ın Alevilere yönelik bu bakışını program olarak da uygulayabilecek en iyi insan. Bu noktada AKP’nin bu politikasının en iyi araçlarından bir tanesi.”

    “CEMEVİ BAŞKANLIĞI BİZİM İÇİN YOK HÜKMÜNDEDİR”

    Karakaya, Alevi- Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurulduğu ilk günden beri örgütlü Alevi kurumları açısından yok hükmünde olduğunu belirterek,
    “Osmanlı’dan devralınan devlet aklı, Alevileri katletmeye başladı beceremedi bunu. Şimdi Alevileri ya kendi sistemi içerisine almaya çalışacak yapamıyorsa da onları dönüştürecek” ifadelerini kullandı.

    Karakaya, cemevi başkanlığını Alevi örgütlerinin tanımadığını vurgulayarak, şöyle devam etti:

    “Bizim örgütlü olan bütün kurumlarımızla özellikle daire başkanlığı kurulduğu günden beri buna karşı geldik. Dolayısıyla daire başkanlığını tanımadığımızı söylüyoruz. Halen de bu noktadayız. Daire başkanlığı bizim açımızdan yok hükmündedir. Devletin uyguladığı her anlayış, her yöntem, her yasa doğrudur anlamı taşımaz. Yasa olabilir ama biz meşru anlamda onu tanımama, ona karşı mücadele etme hakkına sahibiz. Hiçbir uygulamasının da içinde olmayacağız. Bizim için kimi atarlarsa atasınlar bir şey ifade etmiyor. Biz aynı refleksle bütün Alevi kurumları olarak mücadele edeceğiz.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    >Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na Ali Rıza Özdemir getirildi
    > ‘Özdemir, ülkücü faşist bir gelenekten geliyor; Alevilere vereceği bir şey yok’
    >‘Aleviler olarak ne kadar büyük bir tehlikenin içerisindeyiz, hatırlatıyorum!’
    >“Resmi kurumlar inancımızı temsil edemez; yeni Balım Sultanlar kabulümüz değildir”
    > ‘Cemevi Başkanlığı, Alevi örgütlerine, pirlerine, yoluna atanmaya çalışan bir kayyumdur’- VİDEO

     

  • “Resmi kurumlar inancımızı temsil edemez; yeni Balım Sultanlar kabulümüz değildir”

    “Resmi kurumlar inancımızı temsil edemez; yeni Balım Sultanlar kabulümüz değildir”

    PİRHA- Ülkücü olarak bilinen Ali Rıza Özdemir’in Cemevi Başkanlığı’na atanmasını değerlendiren Pir Zeynel Kete, “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı projesi ikinci yüzyılda Alevi süreklerini kontrol ve denetim altına alma, inançtaki kültürel direniş hattını yok etme, bütün sürekleri Türk – Müslüman Aleviliği hattına dahil etmektir. Doğal olarak da bu ideolojiye uygun Yeni Baha Sait, Sükrü Kaya’ların ruhunu canlandıracak kadrolarının görev alması devlet mantığının doğası gereğidir” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçen gece yarısı kararnamesiyle Hazine ve Maliye Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na bağlı müdürlüklere çok sayıda atama yaptı. Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun eski danışmanı Ali Arif Özzeybek’in başkanı olduğu Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ise ülkücü olarak bilinen Ali Rıza Özdemir atandı.

    MHP destekli AKP hükümeti tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olarak kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na Alevi toplumu açısından tartışmalı bir isim olan ülkücü Ali Rıza Özdemir’in getirilmesi tepkileri iyice alevlendirdi.

    Aleviler ve örgütlü oldukları Alevi kurumları, maaşlı dedeler arayışına giren Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın bir asimilasyon merkezi haline geleceğini başından beri vurguluyor.

    Şıx Çoban Ocağı evladı Pir Zeynel Kete, konuya ilişkin PİRHA‘nın sorularını yanıtladı.

    “DEVLET ALEVİ SÜREKLERİ ÜZERİNDE BELİRLEYİCİ OLMAK İSTİYOR”

    PİRHA: Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olarak kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Alevi toplumu açısından tartışmalı bir noktada duruyor. Devletin bu hamlesinin tarihsel arka planı var mı?

    ZEYNEL KETE: Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı projesinin hangi gerekçeden kaynaklandığını, bilinen amacının dışında gizli müfredatının neye hizmet ettiğini bilmek için Alevilere yönelik geçmiş projelere kısaca göz atmakta fayda vardır. Cumhuriyet modernitesinin kurucu kadrolarının hemen hemen tamamı Osmanlı’nın tedrisatından geçmiş, yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde Osmanlı’ yı kurtarma siyaseti karşılık bulamayınca cumhuriyeti kurdular. Devlet kurumları üzerinde söz sahibi olan kişilerin yüzyıldır bazı konularda fikir birliği halindedirler. Başka bir ifade ile resmi ideoloji partiler üstü olup adeta yeni sistemin modern dini haline geldi.

    Türkiye’de yaşayan farklı etnik yapılara ki bütün Müslümanları Türk – İslam anlayışının paydasında birleştirmek, Türkleştirmek, Hanefi fukuhasını esas alma konusunda bir konsensus her dönem resmi anlayış oldu. Söz konusu Reya Heq Alevi sürekleri olunca İttihat Terakki’den başlayarak, Baha Sait anlayışı günümüze kadar güncellenmiş durumdadır. İttihatçı kadrolar cumhuriyet modernitesinin kurucu kadroları olarak, yeni devletin ideolojik şekillenmesinde, yol haritasının belirlenmesinde, kurumlar üzerinde iktidar kurmada ve Alevi süreklerine yönelik de belirleyici oldular.

    Bu asimilasyon politikalarında 1938 yılında İçişleri Bakanı olan Şükrü Kaya da resmi ideolojinin dışında kalan kesimlere yönelik araştırmalar, raporlar, öneriler geliştirerek Yeni cumhuriyetin ideolojik şekillenmesinde önemli bir siyasi kadroydu. Şükrü Kaya, Dersim Katliamı’nda, özellikle katliam sonrası asimilasyon politikalarında önemli görevler almış biri olarak, Horasan kökenli Türk olan Dersim halkının Farsça’dan bozma Kırmanç denilen bir dili konuşan insanlarla yakın ilişkide bulundukları için zamanla ana dillerini ve Türk kimliklerini unuttuklarını söylemektedir. Niye böyle bir giriş yaptım. Dikkat edilirse mevcut sistemde kriz ve kaos halinin derinleştiği dönemlerde Alevi süreklerine yönelik katliamlar, asimilasyon politikaları, dergahları ele geçirme, kayyım atama, kapatma durumu söz konusudur. Benzer bir durum Hace Bektaş Veli Dergahı için de söz konusudur. Hace Bektaş Veli Dergahı’na 16. yüzyılın ilk çeyreğinde Balım Sultan kayyım olarak atanır. İç ve dış iktidar odaklarının çalışmaları sonucunda Bektaşi toplumunda ayrışmalar, birbirine düşme, parçalanma, bölünme, güçten düşme, önder kadrolarının öldürülmesi durumu söz konusudur. Bu dönemde Osmanlı yine zor durumdaydı. Kısacası benzer durumlar tekerrür ediyor.

    “ŞÜKRÜ KAYALARIN RUHUNU TEKRAR CANLANDIRMAK İSTİYORLAR”

    PİRHA: Cumhuriyetin ikinci yüzyılı da bu mantıkla mı karşılanıyor? Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın misyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Cumhuriyetin ikinci yüzyılında devlet yeniden bir yapılanmanın içine girerken, Alevi süreklerine yönelik de yeni bir konseptle karşı karşıyayız. Üzücü olan Aleviler adına söz kuranların, dernek hattının yeteri kadar bu durumun farkında olmamasıdır. Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı projesi ikinci yüzyılda Alevi süreklerini kontrol ve denetim altına alma, inançtaki kültürel direniş hattını yok etme, bütün sürekleri Türk – Müslüman Aleviliği hattına dahil etmektir. Doğal olarak da bu ideolojiye uygun Yeni Baha Sait, Sükrü Kayaların ruhunu canlandıracak kadrolarının görev alması devlet mantığının doğası gereğidir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın projeyi ‘cumhuriyet tarihinin en önemli adımı’ olarak tanımlaması boşuna değildir. Aslında cumhuriyetin ikinci yüzyılında Aleviliğe yönelik projeyi dile getiriyor.

    “POLİTİKALARI “KÜRTTEN ALEVİ OLMAZ” ÜZERİNEDİR”

    PİRHA: Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na Ali Rıza Özdemir’in atanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Sistem kendini yenilemeye çalışırken en güçlü muhalif damarın Alevi sürekleri olduğunun farkında. Alevi inancının toplumsal gerçekliği, hakikati, kemaleti, rıza toplumu perspektifi; tekçiliği, mezhepçiliği, ırkçılığı asla kabul etmez. Bu hakikati ‘bizler ırkçı değil kırkçıyız’ şeklinde dile getirirler. Kuruma yeni atanan Ali Rıza Özdemir’in kitaplarına, konuşmalarına baktığımızda Aleviliği Türklükle, Türk-Müslümanlığı ile özdeş tutan, Aleviliği Türk -Müslümanlığının bir kolu, kültürü olarak kabul eden, buna ek olarak da Kürt Alevi süreğini kabul etmeyen bir görüşün sahibi olduğunu biliyoruz.

    Bu zihniyet aklıma şunu getiriyor: Yeni inşa sürecinde Aleviliğin en güçlü kültürel direniş hattının aryenik damar olduğunu, bu damar kontrol altına alınırsa diğer süreklerin çok rahatlıkla etkisiz hale getirileceği gerçekliği. Çünkü bugüne kadar benzer projelerde görev alanlar, üniversitelerde tez hazırlayanlar, profesör olanlar ‘Kürtten Alevi olmaz’ üzerinedir. Düşünsenize ‘Kürtler asimile olmuş, anadilini unutmuş Türklerdir. Alevilik öz be öz Türk kültürüdür, ya da köy İslamiyetidir, Ahmet Yesevî üzerinden Orta Asya’ya bağlama’ konularıyla ilgili yüzlerce tez hazırlamış ne yazık ki profesör olmuşlardır. Bir halkı, kültürü, inancı, süreği, tarihi akademi üzerinden yok saymak, buna karşılık akademik ünvana sahip olmak, ne hazin bir durum. Özellikle sosyal bilimlerin ulus devlet formunda geldiği durum içler acısıdır.

    “BÜTÜN KATLİAMLARA, ASİMİLASYONLARA RAĞMEN HAKİKATİ YAŞAYANLAR VAR

    PİRHA: Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı özellikle ocak evlatlarına dönük bir ‘maaş’ hamlesinde bulundu. Ocaklar üzerinden yürütülen bu hamleyi nasıl okuyorsunuz?

    Bu projenin bir başka amacı da Alevi süreklerindeki ocak sistemini ortadan kaldırmaktır. Ocak sistemi toplumsal hafızamızdır; inanç, itikat, direniş, yönetim, arsızdan, hırsızdan, nursuzdan uzak durma, yolun kemaletine boyama, zulme karşı ikrarlı birliğe ulaşarak toplumun birliğini koruma ocak sisteminin olmazsa olmazıdır. Ocak sistemi eskisi gibi olmayabilir, dağılabilir, bazı Alevi kurumları, kişiler, Hınzır Paşalar hakikati ters yüz edebilirler, Türk-Müslüman Aleviliğine rıza gösterebilirler, dincilik, milliyetçilik yapabilirler ama biliyoruz ki hakikat yok edilemez, hakikat nerede kaybedilmişse orada aranır. “Ara bul” kelamı bu arayışı dile getirir. Bütün katliamlara, asimilasyonlara rağmen ikrarından dönmeyen, inancından asla taviz vermeyen bir kesim hala bu hakikati yaşıyor.

    Alevi toplumsal gerçekliğinin nasıl olması gerektiği, hakikatinin nasıl olması gerektiği şu kelamla dile getirilmiştir: “Mekan rızasız, Yol pirsiz, ana ocaksız, talip ikrarsız değildir.”
    Alevi inancına ikrar verenler, ikrarına daim ve kaim olanlar kılavuzsuz, pirsiz, öncüsüz, kelamsız, inançsız, delîlsiz değillerdir. Bu inancın hangi zaman ve mekan içerisinde şelillendiği biliniyor. Bütün mesele mazlumu çaresiz inancın zaman ve mekanını yok etmek, değiştirmek üzerine kurulmuştur. Alevilikte direnen aryenik damar Mansur’un, Nesimi’nin, Bawa İshak, Bawa İlyas, Hace Bektaş Veli, Pir Sultan Abdal, Şeyh Bedrettin damarıdır. Bu damar mekansız, çaresiz, zamansız değildir. Sürekli devriye halindedir. Cihana mal olmuş öncülerimiz, mürşitlerimiz, analarımız, pirlerimiz vardır. Bunların ruhu da devriye halindedir. Bütün mesele bu devriyeyi durdurmak, baskılamak, denetim altına almaktır. Çünkü cumhuriyetin ikinci yüzyılında demokratik siyasetin öznesi olacaklar bellidir.

    “ALEVİ SÜREKLERİ ÖZ KÜLTÜRLERİNE DÖNMELİDİR”

    PİRHA: Son olarak mesajınız nedir?

    Alevi inancında toplumu temsil edenler biliniyor. Geçmişten gelen bir gelenekle her can, her talip; pirini, mürşidini, rayberini bilir. Temsiliyet ikrar ve rızalığı esas üzerinde ocak sistemi merkezlidir. Her ocağın talip topluluğu ve piri gelenekten geliyor. Resmi kurumlar inancımızı temsil edemez. Kurumlar, kurum yöneticileri devlet memuru olabilirler ama inancımızı temsil edemezler. Yol’a bağlılık sembolik ya da idari bir kurumla olmaz. Ruhsal, zihinsel ve bedensel ikrarlaşma ile olur. Kuruma yeni atanan kişi pirinden, mürşidinden, varsa talibinden, Mansurların, Nesimilerin, Hace Bektaş Velilerin, Pir Sultanların manevi huzurunda rızalık almış mıdır? Alevi inancı ocak sistemi yerine kurum temsiliyetini, atamayı, ırkçılığı, eril zihniyeti, inkarı kabul etmez. Yeni Balım Sultanlar kabulümüz degildir. Sadece Alevilik değil, tüm dinler ve inançlar kapitalist modernist sistemin saldırısı altındadır. Alevi sürekleri bütün bu yaşananlara karşı kendi öz kültürlerine dönerek, Yol’da birlenerek varlığını devam ettirebilirler.

    PİRHA/ADANA

    İLGİLİ HABERLER

    >Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na Ali Rıza Özdemir getirildi

    > ‘Özdemir, ülkücü faşist bir gelenekten geliyor; Alevilere vereceği bir şey yok’- VİDEO

    >‘Aleviler olarak ne kadar büyük bir tehlikenin içerisindeyiz, hatırlatıyorum!’-VİDEO

  • ‘Özdemir, ülkücü faşist bir gelenekten geliyor; Alevilere vereceği bir şey yok’- VİDEO

    ‘Özdemir, ülkücü faşist bir gelenekten geliyor; Alevilere vereceği bir şey yok’- VİDEO

    PİRHA – Alevi toplumu ve kurumları tarafından asimilasyon merkezi olacağı gerekçesiyle kabul görmeyen Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ülkücü Ali Rıza Özdemir atandı. Gazeteci İsmail Pehlivan, “Ali Rıza Özdemir’in bize verebileceği hiçbir şey yok. Bizden alacağı çok şey var” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçen gece yarısı kararnamesiyle Hazine ve Maliye Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na bağlı müdürlüklere çok sayıda atama yaptı. Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun eski danışmanı Ali Arif Özzeybek’in başkanı olduğu Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ise ülkücü olarak bilinen Ali Rıza Özdemir atandı. Böylece Ali Arif Özzeybek görevden alınmış oldu.

    MHP destekli AKP hükümeti tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olarak kurulan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na Alevi toplumu açısından tartışmalı bir isim olan ülkücü Ali Rıza Özdemir’in getirilmesi tepkileri iyice alevlendirdi.

    Aleviler ve örgütlü oldukları Alevi kurumları, maaşlı dedeler arayışına giren Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın bir asimilasyon merkezi haline geleceğini başından beri vurguluyor.

    Gazeteci İsmail Pehlivan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na atanan Ali Rıza Özdemir’in kim olduğunu anlatarak, AKP’nin Cemevi Başkanlığı’na yaptığı atama ile neyi hedeflediğini ve bu atamanın Alevi toplumunda nasıl karşılanması gerektiğini PİRHA’ya değerlendirdi.

    “SİYASİ İKTİDAR BİR OPERASYON GERÇEKLEŞTİRDİ”

    Pehlivan, daha önce Süleyman Soylu’nun bakanlık döneminden eski danışmanı Ali Arif Özzeybek’in başkanı olduğu Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na atandığını hatırlatarak, Özzeybek’in görevden alınıp yerine Ali Rıza Özdemir’in atanmasını bir operasyon olarak nitelendirdi.

    Pehlivan, “Bu arkadaş sanırım Süleyman Soylu’ya olan yakınlığından dolayı siyasi iktidar bir operasyon gerçekleştirdi. Süleyman Soylu’ya yakın olan bütün kadroların mafya babası olduğu bilindiğinden tırpanlanıyor. Onlara karşı da bir operasyon gerçekleşiyor. Ali Rıza Özdemir’in Cumhurbaşkanlığı tarafından atanmasını da bu operasyonun sonucu olduğunu düşünüyorum” dedi.

    “ÖZDEMİR, ÜLKÜCÜ FAŞİST BİR GELENEKTEN GELİYOR”

    Pehlivan, Özdemir hakkında şu bilgilere yer verdi:

    “Ali Rıza Özdemir, Erzincanlı bir Alevi anne babanın çocuğudur. Ama ne yazık ki kendisi ülkücü faşist bir gelenekten gelen, Ülkü Ocakları Derneği’nde faaliyet gösteren, gençlik yıllarında onlarla birlikte çalışan, Türkçü, daha üst boyutta bir milliyetçiliği savunan ve Aleviliği tamamen Türk milliyetçiliği çerçevesinde değerlendiren, Alevileri bu alanda gören, kendisini de oraya konumlandıran bir şahsiyet.”

    “ALİ RIZA ÖZDEMİR’İN ALEVİLERE VERECEĞİ HİÇ BİR ŞEY YOK”

    Atama kararını siyaset olarak nitelendiren ve bu siyasetin halka doğru olumlu şekilde sonuçlanacağını düşünmediğini söyleyen Pehlivan, “Uyanık olup bunu teşhir etmemiz gerekiyor. Ali Rıza Özdemir’in bize (Alevilere) verebileceği hiçbir şey yok. Bizden alacağı çok şey var” dedi.

    Pehlivan Alevi örgütlerinin, kendine Aleviyim diyen herkesin atama kararı konusunda duyarlı olması gerektiğini de belirterek, Alevilerin ve Alevi örgütlerinin toplumu bilinçlendirip toplumla buluşması gerektiğinin de altını çizdi.

    “DERHAL HAREKETE GEÇİLSİN”

    Pehlivan, şu çağrıda bulundu:

    “Bu başkanlıktan olumlu bir şey beklemiyorum. Dolayısıyla hiç kimse de olumlu bir şey beklemesin. Hiç kimse Aleviliğin yararına bir adım atacaklarını düşünmesin. Ve derhal harekete geçilsin.”

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na Ali Rıza Özdemir getirildi

  • Deprem bölgesindeki 3 ilin valisi değiştirildi

    Deprem bölgesindeki 3 ilin valisi değiştirildi

    PİRHA – Resmi Gazetede yayımlanan kararnameyle, Emniyet Genel Müdürlüğü’ne Erol Ayyıldız atandı, deprem bölgesinde 3 ilin valisi değiştirildi.

    Erdoğan’ın imzasıyla yeni atama kararları Resmi Gazete’de yayımlandı. Deprem bölgesindeki 3 ilin valisi değişti. Hatay Valiliğine Amasya Valisi Mustafa Masatlı, Antep Valiliğine Rize Valisi Kemal Çeber, Adıyaman Valiliğine Ağrı Valisi Osman Varol atandı.

    (HABER MERKEZİ)

  • PTT Dersim Şubesi’nde yapılan liyakatsiz atamalara tepki-VİDEO

    PTT Dersim Şubesi’nde yapılan liyakatsiz atamalara tepki-VİDEO

    PİRHA-Haber-Sen Dersim İl Temsilciliği, PTT Dersim Şubesi’nde yapılan liyakatsiz atamalara ilişkin Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Dersim PTT Başmüdürlüğüne yakın zamanda Elazığ’da memur statüsünde olan birinin vekâleten başmüdür olması bizim için aslında ülkenin resmini ortaya koymaktadır” denildi.

    Haber-Sen Dersim İl Temsilciliği, PTT Dersim Şubesi’nde yapılan liyakatsiz atamalara ilişkin Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı.

    Açıklamada, ‘İhmale, liyakatsiz atamalara ve sendikal kadrolaşmaya son’ pankartı açıldı. Açıklamayı Haber-Sen Dersim İl Temsilciliği adına Yılmaz Tekin okudu.

    “LİYAKATI ESAS ALAN ATAMALARIN YAPILMASI TEMEL TALEBİMİZDİR”

    Depremde kurumları harekete geçiren liyakat sahibi yöneticilerin varlığının hayati önem taşıdığının ortaya çıktığını belirten Yılmaz Tekin, “KESK Haber-Sen olarak liyakati savunan bir noktadan atamaların liyakat ilkesi esas alınarak yapılması bizim temel taleplerimizden biri olmuştur. Çok uzakta değil hemen yanı başımızda bulunan Dersim PTT Başmüdürlüğüne yakın zamanda Elazığ’da memur statüsünde olan birinin vekâleten başmüdür olması bizim için aslında ülkenin resmini ortaya koymaktadır. Yandaş iktidarcı sendikanın üyeleri liyakat esaslı değil sadakat esaslı olarak atanmaktadır. Sarı sendikanın şube yöneticisi pozisyonunda bulunan birinin hangi kriterle başmüdür olarak atandığını bütün Türkiye halkları bilmektedir. Liyakatin esas alınmadığı atamalar bütün kamu emekçilerinin kariyer planlamasını sekteye uğratırken aynı zamanda güvenilir iş alanlarının ivedi şekilde sağlıklı bir hale gelmesini de sekteye uğratmıştır” dedi.

    PİRHA/DERSİM

  • Erdoğan, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na, Soylu’nun danışmanı Özzeybek’i atadı

    Erdoğan, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na, Soylu’nun danışmanı Özzeybek’i atadı

    PİRHA- Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na Ali Arif Özzeybek atandı. Özzeybek’in atanmasına ilişkin karar Resmi Gazete’de yayımlandı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde kurulan “Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı” görevine, İçişleri Bakan Danışmanı Ali Arif Özzeybek’i getirdi. Karar Resmi Gazete’de yayımlandı.

    Atama, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 ve 3’üncü maddeleri gereğince yapıldı.

    9 Kasım 2022 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararı ile Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nda sözleşmeli personel çalıştırılmasına ilişkin esaslar ile pozisyon unvanları ve asgari nitelikler de belirlenmişti. Buna göre, Kültür ve Turizm Bakanlığınca belirlenecek usul ve esaslara uygun olarak ‘Alevi-Bektaşi Cemevi Önderi’ ile ‘Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Uzmanı’ unvanlarında sözleşmeli personel istihdam edilebilecek.

    “Alevi-Bektaşi Cemevi Önderi”nin Alevi-Bektaşilik yolunda temayüz etmiş olması veya cemevlerinde erkan hizmeti yürütülmesinde bulunmuş olması gerekiyor.

    ÖZZEYBEK 2021’DE AKP MKYK YEDEK ÜYESİ SEÇİLMİŞTİ

    Özzeybek, 2011’de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Başdanışmanı olarak görev almıştı.

    Özzeybek, 11 Temmuz 2018’de de görevinden istifa etmiş ve 24 Mart 2021’de yapılan AKP 7. Olağan Büyük Kongresi’ndeki MKYK yedek üyesi seçilmişti.

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun danışmanlığı görevini yürüten Özzeybek, cemevlerine elektrik ve suyun ücretsiz olması, Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kurulması gibi düzenlemeler öncesinde yaklaşık 6-7 aylık sürede bazı cemevleri ve Alevi köylerinin muhtarlarını ziyaret ederek görüşmeler yapmıştı.

    (HABER MERKEZİ)

  • Erdoğan’ın, Cemevi Başkanlığı’na bu hafta atamaları yapacağı iddia edildi

    Erdoğan’ın, Cemevi Başkanlığı’na bu hafta atamaları yapacağı iddia edildi

    PİRHA- Alevilerin tepkisine rağmen, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulduğu duyurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na bu hafta itibariyle atmaların yapılacağı kaydedildi. Ayrıca hükümetin dedeleri Kerbela’ya götürmesi çalışması kapsamında da Şubat ayında 60 kişilik ilk grubun Kerbela’ya götürüleceği öğrenildi. 

    AKP-MHP iktidar blokunun yıllar önce rafa kaldırdığı sözde ‘Alevi açılımı’ yeniden gündeme gelmiş, cemevlerinin “kültür merkezi” olarak tanımlanması, dedelere maaş bağlanması, cemevinin su ve elektrik giderlerinin karşılanması ve Diyanet benzeri “Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı”nın kurulması gibi başlıklar etrafında kamuoyuna yansıdı.

    Alevi toplumu ve örgütlerinin rızası alınmadan atılan bu adımlar büyük tepki ile karşılandı ve Aleviler, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulduğu duyurulan Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na ve torba yasaya karşı ülkenin birçok yerinde alanlara çıkarak, “Eşit yurttaşlık talebimizden vazgeçmiyoruz” mesajı vermeyi sürdürüyor.

    Hükümetin bir süre önce başlattığı Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı kurulması kararının ardından başkanlığa bu hafta atamalar yapılacağı ve cemevlerinin elektrik giderlerinin ödenmesine ise kısa süre içinde başlanacağı öğrenildi.

    ATAMALAR BU HAFTA YAPILACAK, İSİMLER NETLEŞTİ

    Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın kurulmasının üzerinden yaklaşık iki ay geçmesinin ardından Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde başkan ve üyelerin atanmasına dair çalışmaların sona erdiği, isimlerin netleştiği bilgisi paylaşıldı.

    DW Türkçe’nin edindiği bilgiye göre; bu hafta sonuna kadar başkanlığa atamalar Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yapılacak. Hem başkan, hem başkan yardımcıları atanacak. Ayrıca Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’nın 11 kişilik Danışma Kurulu üyeleri de Erdoğan tarafından atanacak. Danışma Kurulu’nun görev süresi üç yıl olacak.

    BAŞKANLIK HANGİ GÖREVLERİ YAPACAK?

    Edinilen bilgilere göre Başkanlığın faaliyete geçmesi ile dernek, belediye, federasyona bağlı olan tüm cemevleri başkanlık koordinasyonunda olacak. Cemevlerinin elektrik giderleri başkanlık bütçesinden karşılanacak. Bu konuda da çalışmaların son aşamaya geldiği belirtiliyor. Cemevlerinin elektrik giderlerinin karşılanması için bütün cemevlerinin elektrik dağıtım şirketi üyelikleri, adları ve abonelik sözleşmeleri bilgileri çıkarıldı. İşlemlerin bitmesinin ardından ödemelerin de önümüzdeki ay başlaması bekleniyor.

    Cemevlerine kadro verilmesi ve istenen bir personele maaş ödenmesine dair işlemler de yine kurulan Başkanlık tarafından yürütülecek. Ayrıca cemevleri, yol, imar, çevre düzenlemesi gibi fiziki ihtiyaçlar ile destek alabilecek. Kurulan ve atamaların yapılmasının ardından resmen göreve başlayacak Başkanlık bünyesinde kültür bölümü de oluşturulacak. Burada da Alevi-Bektaşi inancına dair tüm eserlerin çeşitli dillerde basılması, hazırlanması, yeni çalışmalar yapılarak kamuoyuna duyurulması ve araştırmalar yapılmasının hedeflendiği de iddia ediliyor.

    ALEVİ DEDELERİ ŞUBAT AYINDA KERBELE’YA GÖNDERİLİYOR

    Edinilen bilgiye göre dedelerin Kerbela’ya götürülmesi çalışması kapsamında da Şubat ayında 60 kişilik ilk heyet Kerbela’ya gidecek. Toplamda 3 heyet halinde 180 dedenin Kerbela’ya gönderileceği belirtiliyor.

    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

  • Eğitim Sen’den MEB’e: 20 bin öğretmen ataması ihtiyacı karşılamaz

    Eğitim Sen’den MEB’e: 20 bin öğretmen ataması ihtiyacı karşılamaz

    Eğitim Sen Genel Başkanı Nejla Kurul, 20 bin öğretmen atamasının ihtiyacı karşılamaktan uzak olduğunu söyledi.

    Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen), eğitim emekçilerinin aşılanmaya başlamadan ve maske, mesafe ve yüzey/solunum hijyeni sağlamadan okulların 1 Mart’ta açılmasına ve telafi programı uygulanmadan sınav yapılmasına dair basın toplantısı yaptı. Eğitim Sen Genel Merkezi’nde yapılan toplantıya Eğitim Sen Merkez Yönetim Kurulu üyeleri katıldı.

    SINAVLAR İPTAL EDİLMELİ 

    MEB’in eğitim emekçilerinin aşılanmasını başlamadan ve maske, mesafe ve yüzey, solunum hijyeni sağlamadan okulların açılmasına tepki gösteren Eğitim Sen Genel Başkanı Nejla Kurul, 9, 10 ve 11’inci sınıflarda telafi programları olmadan sınavların yapılacak olmasının eşitsizliği artıracağını söyledi. “Hiçbir telafi programı yapılmadan bu sınavların yapılması, eğitimsel olarak doğru olmadığı gibi etik-politik olarak da yerinde bir karar değildir” diyen Kurul, 1 Kasım 2020’ye kadarki konuları kapsayacak sınavların iptal edilmesi gerektiğini ifade etti.

    SORUMLULUK MEB VE İKTİDARIN 

    Yüz yüze eğitime geçebilmek için başta aşı olmak üzere alınabilecek tüm tedbirlerin hızla uygulanabileceğini savunan Kurul, bu tedbirleri hayata geçirmemenin kayıp bir kuşak yaratacağı uyarısında bulundu. Sorumluluğunun iktidar ve MEB’de olduğunu kaydeden Kurul, “Eğitim Sen olarak süreci yakından takip edeceğimizin, öğrencilerimizin ve tüm eğitim birleşenlerinin sağlıklı eğitim hakkını savunmaya devam edeceğimizin bilinmesini istiyoruz” dedi.

    “BAKANIN BELİRTTİĞİ RAKAMIN ON KATI İHTİYAÇ VAR”

    MEB Ziya Selçuk’un 20 bin öğretmen atanacağına dair açıklamasına da değinen Kurul, 2019 yılı Sayıştay raporuna göre 100 bin öğretmen açığı varken pandemiyle birlikte artan ihtiyaca rağmen 20 bin öğretmenin atanmasının ihtiyacı karşılamaktan uzak olduğunu belirtti. Kurul, bakanın belirttiği rakamın yaklaşık on katı kadar öğretmene ihtiyaç duyulduğunu sözlerine ekledi.

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Kenanoğlu, kamuda mimar istihdamı için Meclis’i göreve çağırdı-VİDEO

    Kenanoğlu, kamuda mimar istihdamı için Meclis’i göreve çağırdı-VİDEO

    PİRHA- Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Meclis Genel Kurulu’nda atama bekleyen mimarların taleplerini gündeme getirdi.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda atama bekleyen mimarların taleplerini gündeme getirdi. Kenanoğlu, doğal afetlerden alınacak zararların en aza indirilmesi için kamuda daha fazla mimarın görev alması gerektiğini söyledi.

    Kenanoğlu, konuşmasından şunları kaydetti:

    “Atama bekleyen mimarların taleplerini buradan bir kez daha gündeme getirmek istiyorum.

    KPSS’den yüksek puanlar almış ama atanmama korkusu yaşayan mimarlar seslerini meclise duyurmaya çalışıyorlar. Son 2 yılda merkezi alımlarla yalnızca 44 mimar ataması yapılmıştır. Bu durum yüksek puanlar almalarına rağmen atanamayan mimarların endişe yaşamasına sebep olmaktadır. Üniversitelerde mimarların kontenjan sayısı her yıl 7,500’ün üzerinde açılmaktadır.

    Mimarların atanması için KPSS taban puanı ise 90 puanın üzerindedir ve son iki yılda sadece 44 mimar ataması olmuştur.

    Ülkemizde yaşanması muhtemel doğal afetlerin oluşturacağı enkaza set olabilmek için mimarların kamuda istihdamının mutlaka artırılması gerekmektedir.

    Her yıl üniversitelerden binlercesi mezun olan mimarlara kamuda daha fazla istihdamının sağlanması için Meclis’i göreve çağırıyor, saygılar sunuyorum.”

    PİRHA/ ANKARA

  • Yargıda AKP-MHP kadrolaşması; atamalarda MHP’ye özel kontenjan

    Yargıda AKP-MHP kadrolaşması; atamalarda MHP’ye özel kontenjan

    Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) geçen hafta yaptığı kura töreninde 1379 hakim ve savcı atandı. AKP ve MHP’ye yakın birçok isim de atananlar arasında yer aldı.

    AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın videokonferans aracılığıyla katıldığı hâkim/savcı kura töreni kapsamında 20 Mayıs’ta 940 hakim, 439 savcı ataması yapıldı.

    Hâkimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) düzenlediği kurada, eski Adalet Bakanı Kenan İpek ve eski AKP milletvekili Burhanettin Uysal’ın gelinleri, eski Emniyet Genel Müdürü Celalettin Lekesiz’in oğlu ve gelininin de hâkim ve savcı olarak atandıkları görüldü.

    Cumhuriyet’ten Alican Uludağ’ın haberine göre, evlerde cemaat tarzı sohbet toplantıları düzenleyen Adalet ve Medeniyet Derneği’nin başkanı ve bazı üyeleri de artık yargı üyesi olarak görev yapacak.

    1379’luk listede yapılan araştırmada, dikkat çekici sonuçlar çıktı. Buna göre, yargıya alımlarda AKP ile MHP arasındaki Cumhur İttifakı etkili oldu. Atama listesinde MHP’ye özel kontenjan verildiği öğrenildi.

    Listede yer alan isimlerin bazılarının ülkücü kökenli olduğu görüldü. Eski MHP milletvekili, MYK üyesi Mehmet Parsak’ın danışmanı Avukat Samet Karpuz, Kuşadası (Söke) Hâkimliği’ne getirildi. Karpuz’un eşi de yargıda hakim olarak görev yapıyor.

    Listede, bazı siyasi ve bürokratların yakınları da hakim ve savcı olarak atandı.

    Bu kapsamda AKP döneminde Adalet Bakanlığı ve Müsteşarlığı yapan ve son olarak Yargıtay üyeliğine atanan Kenan İpek’in oğlu Mehmet Akif İpek’in eşi Ahsen Şenol İpek, Adana Hâkimi oldu. Eski Emniyet Genel Müdürü, Vali Celalettin Lekesiz’in oğlu Muzaffer Lekesiz Kırklareli Cumhuriyet Savcılığı’na, gelini Merve Lekesiz ise Kırklareli Hâkimliği’ne atandı. Kurada eski AKP Karabük Milletvekili Burhanettin Uysal’ın oğlu Şamil Uysal ile evli olan Miyase Gümüş Uysal’a Söke Hakimliği çıktı.

    Kurada, Adalet ve Medeniyet Derneği’nin yönetici ve üyelerinin isimleri de yer aldı.

    Cemaat evi tarzında evlerde sohbet toplantıları yapan, hakim ve savcı alımı sınavlarına hazırlık için dersler verilen derneğin konuşmacıları arasında gerici yazar Nurettin Yıldız da yer alıyordu. Kura töreniyle bu derneğin Genel Başkanı Akif Tögel Boyabat Hakimliği, Ankara İl yöneticisi Mustafa Tayyib Güneş Pazarcık Savcılığı’na atandı. Twitter’da Siyer Vakfı ve gerici İhsan Şenocak paylaşımları yapan Talha Lütfü İnce Kırıkkale Hâkimliği’ne getirildi.

  • Dersim’deki siyasi kadrolaşmalar Meclis gündeminde

    Dersim’deki siyasi kadrolaşmalar Meclis gündeminde

    PİRHA – HDP Örgütlemeden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Dersim Milletvekili Alican Önlü Dersim’deki kadrolaşmayı Meclis gündemine taşıdı. Önlü, Kızılay ve Aile, Çalışma ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğüne atanan AKP’li isimleri sordu. 

    Halkların Demokratik Partisi(HDP) Dersim Milletvekili Alican Önlü, son zamanlarda Dersim’de kamu yararına çalışan sosyal hizmetlere atamaları meclis gündemine taşıdı.

    Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yanıtlaması istemiyle verdiği önergede, Kızılay ve Aile, Çalışma ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğüne atamaları sordu.

    11 Haziran 1868 tarihinde ‘Osmanlı Yaralı ve Hasta Askerlere Yardım Cemiyeti’ adıyla kurulan Kızılay’ın tüzel kişiliğe sahip, özel hukuk hükümlerine tâbi, kâr amacı gütmeyen, yardım ve hizmetleri karşılıksız olan ve kamu yararına çalışan bir gönüllü sosyal hizmet kuruluşu olduğunu hatırlatan Önlü, Kızılay’ın son yıllarda kamu yararından daha çok siyasal iktidarın amaçları doğrultusunda kadrolaştığı bir kurum haline dönüştüğüne dikkat çekti.

    Dersim’de siyasi kadrolaşmanın yapıldığını belirten Önlü, “Dersim’deki Kızılay Şube Başkanlığına 31 Mart yerel seçimlerde AKP’den belediye başkan adayı olan ve seçilemeyen Gökhan Arasan’ın atanması, yine Aile, Çalışma ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğüne 31 Mart yerel seçimlerinde Hozat’tan AKP Belediye Başkan adayı olan ve seçilemeyen Songül Acar’ın getirilmesi bu kadrolaşmanın geldiği aşamayı gözler önüne sermektedir” dedi.

    “DERSİM’DE LİYAKAT BİR KENARA ATILARAK ARANAN TEK ÖZELLİK AKP’Lİ OLMAYA İNDİRGENMİŞ”

    Önlü’nün soru önergesinde şu ifadeler yer aldı:

    “Dersim’de halkın iradesini kazanabilmek adına her türlü yolu deneyen siyasal iktidar seçimlerde umduğunu bulamadığı için kurumlarda kadrolaşarak Dersim’de yapılan tüm çalışmalarda söz sahibi olmak istemektedir. Sağlık, eğitim, yargı, sosyal yardımlar ve diğer bütün kurumlar AKP’nin siyasal kadrolaşmasından nasibini almıştır. Göreve uygunluk ve liyakat bir kenara itilirken aranan tek özellik AKP’li olmaya indirgenmiştir. Bu uygulamalar Kızılay ve Aile, Çalışma ve Sosyal Politikalar bakanlığını ve Dersim’deki diğer kurumları bir rant merkezine dönüştürmenin yanında, tarafsız olması gereken kurumlarda çalışan emekçilerin güvenceli çalışma koşullarını ortadan kaldırdığı gibi, ‘tasfiye edilme’ korkusu altında çalışmaya zorlanarak kurumlar içerisinde biat kültürünün inşa edilmesine yol açmaktadır.”

    Bu bağlamda Önlü, Fuat Oktay’ın yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti:

    • Dersim’deki Kızılay Şube Başkanlığına Gökhan Arasan’ın atanmasının gerekçesi nedir? Gökhan Arasan Kızılay’ın hangi ihtiyaçlarını karşılamak üzere, hangi kriterler ölçüsünde bu göreve atanmıştır?
    •  Gökhan Arasan seçimlerde AKP’den aday olduğu için mi bu göreve getirilmiştir? Seçimler öncesinde kendisine bu yönde bir söz verilmiş midir?
    •  Aile, Çalışma ve Sosyal Politikalar Dersim İl Müdürlüğüne Songül Acar’ın getirilmesinin gerekçesi nedir? Songül Acar hangi ihtiyacı karşılamak üzere hangi kriterler ölçü alınarak bu göreve atanmıştır?
    • Songül Acar seçimlerde AKP’den aday olduğu için mi bu göreve getirilmiştir? Seçimler öncesinde kendisine bu yönde bir söz verilmiş midir?
    • Liyakat gözetilmeden yapılan bu atamalara ilişkin bir soruşturma başlatacak mısınız?
    • Dersim’de bir kuruma atanmanın yolu AKP adaylığından mı geçmektedir?
    • Kızılay ve Aile, Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanlığında çalışan ancak AKP’li olmayanların mobinge maruz kalmaması, tasfiye edilme korkusu yaşamaması adına ne tür önlemler alıyorsunuz?
    • AKP Dersim il başkanıyla, Vali Tuncay Sonel’in sürekli ortak çalışması, yapılacak her atamaya, açılacak her kadroya doğrudan etki etmesi Dersime özel politikalardan mı kaynaklanmaktadır? (HABER MERKEZİ)
  • Erdoğan’ın market projesine hileli gıdadan 15 kez ceza alan Mehmet Bulut atandı

    Erdoğan’ın market projesine hileli gıdadan 15 kez ceza alan Mehmet Bulut atandı

    Cumhurbaşkanı’nın büyük önem verdiği market projesinin başına, 15 defa hileli gıdadan ceza almış kişi atandı. 3 şirketi, bal ve tereyağı sahtekarlığından ceza alan Yavuz Mehmet Bulut, Tarım Kredi Marketler’in genel müdürü oldu.

    Gıda sahtekârlığında sınır tanımayan, onlarca defa bakanlık tarafından afişe edilen şirketlerin kurucu ortağının Tarım Kredi Marketler’e genel müdür yapıldığı ortaya çıktı.

    Tarım Kredi Marketler’in bağlı olduğu Tarım Kredi Birlik genel müdür ve genel müdür yardımcıları geçtiğimiz ay topluca görevden alınırken, genel müdür yardımcılığına geçici olarak şirketin yönetim kurulu başkanı Mehmet Okan Ateş atanmıştı.

    Milli Gazete’de yer alan habere göre, Mehmet Okan Ateş’in de Nisan ayının başında görevden alınarak yerine şirkette genel müdür yardımcısı olan Yavuz Mehmet Bulut’un genel müdür olarak atandığı ortaya çıktı.

    Tarım Kredi Birlik’e genel müdür olarak atanan Yavuz Mehmet Bulut’un geçmişte kurucu ortağı olduğu gıda şirketlerinin gıda sahtekârlığında zirve yapması dikkat çekti. Yavuz Mehmet Bulut’un kurucu ortağı olduğu ve sırasıyla 2009, 2012 ve 2013 yıllarında kurulan TADABAN GIDA, ANADOLU EKSPER GIDA ve DONELLO GIDATarım ve Orman Bakanlığı’nın ifşa ettiği gıda sahtekârları listesinin hemen hemen hepsinde yer almıştı.

    TADABAN GIDA tam 15 defa, ANADOLU EKSPER GIDA ise 5 defa Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ifşa ettiği listede yer aldı. Diğer yandan DONELLO GIDA da birçok listede ismi ifşa edilirken, en son 2019 Ekim ayında yayınlanan taklit ve tağşiş listesinde, 3 seri ürünüyle birlikte yer almıştı.

    BAL VE TEREYAĞI SAHTEKARLIĞINDAN DEFALARCA İFŞA OLMUŞTU

    Tarım Kredi Marketler’e genel müdür olarak atanan Bulut, kendisini bal uzmanı olarak tanıtırken, kurucu ortağı olduğu üç firmanın da ağırlıklı olarak bal ve tereyağından ifşa edilmesi dikkat çekti. ÖRS STAR, STARMAX, MAXİTAT ve TATZADE markalarıyla bal ve tereyağı satan üç firmanın aynı markaları kullandıkları gözleniyor.

    Tarım Kredi Marketler’e yapılan skandal genel müdür atamasında, Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Fahrettin Poyraz ve Tarım Kredi Birlik şirketinin yönetim kurulu başkanı olan Mehmet Okan Ateş’in etkili olması manidar bulundu.

    Geçmişi gıda sahtekârlığında zirve yapmış kurucu firma ortaklıkları bulunan bir ismin halkın güven duyduğu marka olan Tarım Kredi Marketler’nin bağlı olduğu Tarım Kredi Birlik A.Ş.’ye genel müdür atanmasının, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye de bilgi verilmeden yapıldığı iddia ediliyor.

     

  • İntihar vakalarında büyük artış

    İntihar vakalarında büyük artış

    CHP Ankara Milletvekili Tekin Bingöl ekonomik kriz yüzünden artan geçim sıkıntısı ve çalışma koşullarının zorlaşmasıyla birlikte intiharların arttığına dikkat çekti.

    CHP Ankara Milletvekili Tekin Bingöl, Türkiye’de son yıllarda artan intihar vakalarını farklı meslek gruplarına göre analiz etti.

    Bingöl, ekonomik kriz yüzünden artan geçim sıkıntısı ve çalışma koşullarının zorlaşmasıyla birlikte intiharların arttığına dikkat çekti. Bingöl, Türkiye tarihinin hiçbir döneminde görülmediği kadar yoğun intihar vakaları ile karşılaştığını belirterek “Yoksulluk, geçim sıkıntısı, işsizlik, borç ve çalışma koşullarının kötü olması intiharlarda başı çekiyor. İşçi intiharlarının en önemli nedenleri olarak borç, mobbing ve işsizlik gösteriliyor” değerlendirmesini yaptı.

    Cumhuriyet’ten Mahmut Ilıcalı’nın haberine göre Bingöl’ün hazırladığı “İşyerleri mezara dönerken: İşçi, avukat, doktor, öğretmen intiharları” başlıklı raporda, şunlar dile getirildi:

    GEÇİM SIKINTISI İLK SEBEP

    Son 6 yıldaki veriler incelendiğinde geçim zorluğu Türkiye’de intihar nedenleri arasında 2. sırada. Güvencesiz çalışma politikalarının yaygınlaşmasıyla yoğunlaşan mobbing ile banka çalışanlarından güvenlik emekçilerine, çiftçilerden sağlık emekçilerine kadar yaşanan işe bağlı intihar vakaları artıyor.

    İŞE BAĞLI SEBEPLERDE CİDDİ ARTIŞ

    Türkiye’de işçi intiharları işsizlik ve güvencesiz çalışmayla doğru orantılı artıyor. 2013’te 15, 2014’te 25, 2015’te 59, 2016’da 90, 2017’de 89 ve 2018’de de 73 işçi hayatına son vermiştir. Son 6 yılda işe bağlı sebepler yüzünden yaşanan intiharlar 5 katına çıkmış ve 351 kişiye ulaşmıştır.

    ÖĞRETMENLER ATANAMIYOR

    AKP’nin iktidara geldiğinde 70 bin olan atanamayan öğretmenlerin sayısı bugün 500 bine yükseldi. OHAL’den bu yana atanan öğretmenler sözleşmeli olarak işe alınmaya başladı. Atanamadığı için ciddi travma yaşayan öğretmenlere dayatılan çalışma koşulları da kötüleşti.

    ATANAMAYAN ÖĞRETMENLERİN İNTİHARLARINDA ARTIŞ

    Öğretmen ve öğretmen adaylarının yaşadığı sorunlar intihar vakalarını tetikledi. Yalnızca 2017 yılında 52 öğretmen intihar etti. 2017, 2018 yılları ve 2019 yılının ilk yarısı eklendiğinde intihar eden öğretmen sayısının 100’ü aştı.

    2015’te 10’u hekim, 71’i hemşire, 99’u diğer sağlık personelinden oluşan 180 sağlık çalışanı; 2016’da 11’i hekim, 56’sı hemşire, 62’si diğer sağlık personeli olmak üzere 129 sağlık çalışanı; 2017’de 3’ü hekim, 53’ü hemşire, 66’sı diğer personelden oluşan 122 sağlık çalışanı yaşamına son verdi.

    Son 10 yılda avukat sayısı yüzde 75 arttı. Avukatlar arasındaki işsizlik yüzde 6 düzeyinde. Son bir yılda geçim zorluğu, baskı sebebiyle 12 avukat intihar etti.

    (HABER MERKEZİ)