Etiket: ataşehir psakd cemevi

  • ‘Rantsız Yerinde Dönüşüm’ forumunda birlikte mücadele mesajı- VİDEO

    ‘Rantsız Yerinde Dönüşüm’ forumunda birlikte mücadele mesajı- VİDEO

    PİRHA – 1 Mayıs Mahallesi 2 Eylül Kuruluş Festivali’nin son gününde “1 Mayıs Mahallesi İmar ve Kentsel Dönüşümü (Rantsız Yerinde Dönüşüm)” başlığıyla forum yapıldı. Forumda, kentsel dönüşüme karşı birlikte hareket edilmesi gerektiği vurgulandı. 

    22’ncisi düzenlenen 1 Mayıs Mahallesi 2 Eylül Kuruluş Festivali’nin son gününde PSAKD Ataşehir Şubesi Cemevi’nde “1 Mayıs Mahallesi İmar ve Kentsel Dönüşümü (Rantsız Yerinde Dönüşüm)” başlığıyla forum yapıldı.

    Forumda, Kentsel Dönüşüm Dayanışma Grubu’ndan Ceyhan Çılgın, Ataşehir Belediyesi Kentsel Dönüşüm Müdürü Ayşegül Ayas ve Fikirtepe Dayanışması’ndan Ali Rıza Karataş konuşma yaptı.

    ÇILGIN: BİRLİKTE HAREKET ETMEKTEN BAŞKA ÇARENİZ YOK

    Kentsel dönüşüm projelerinin Neoliberal politikaların bir ürünü olduğunu söyleyen Ceyhan Çılgın, “Sizler buraları var ettiğiniz için buralar kıymetli. Ben 90’lı yıllarda buraya gelmiştim o zaman buralara jandarma bakardı. Artık polis ablukasında. Sizin mücadeleci bir duruşunuz olduğu için polis ablukasında. Üsküdar’da Kirazlıtepe diye bir yer var. Caminin etrafında gecekondu olmaz diye gündemleştirdikleri için oraya gözlerini diktiler. Orada yaşayanlar yerinden yurdundan oldu. Bugün sizin mahallenin nüfusu 26.000. Ancak planladıkları konut sayısı 60.000. 60.000 konut demek 15.0000 milyon insan demek. Eğer bu planı yaparlarsa burada her şeyin fiyatı değişecek. Bir arada durmazsanız buraları parça parça bölerler. O nedenle birlikte hareket etmekten başka çareniz yok” dedi.

    AYAS: BİRLİKTE HAREKET ETMEK GEREKİYOR

    Ataşehir Belediyesi Kentsel Dönüşüm Müdürü Ayşegül Ayas ise “Bir yapının kentsel dönüşüme girmesi demek karot alınması demek. İtiraz sürecinden sonra yapıların tamamen boşaltılıp yıkılması gerekiyor. Burada birlikte düşünüp hareket etmek gerekiyor. Yıkımla ilgili belediyemizden her türlü destek alabilirsiniz” diye konuştu.

    KARATAŞ: BİRLİĞİNİZİ BOZMALARINA İZİN VERMEYİN

    Fikirtepe Dayanışması Ali Rıza Karataş da Fikirtepe’deki kentsel dönüşümden söz ederek şöyle konuştu:

    “Fikirtepe’de 870.000 metre kareyi kapsayan bir kentsel dönüşüm alanı oluşturuldu. Metre Karesinin 10.0000 dolardan satılacağı yönünde kimi algılar yapıldı ve herkesin gözü boyandı. Gel gelelim ki bu böyle olmadı. Yapılması gereken tek bir şey vardır. 1 Mayıs mahallesinin direniş ruhu hala diridir. Burada sizin birlikteliğinizin önüne geçecek hamleler yapacaklardır. Birliğinizi bozmalarına izin vermeyin. Siz bunu yapabilirsiniz. Ben buna inanıyorum. Aksi takdirde 1 Mayıs mahallesini oturulamaz hale getirecekler ve sizlerde buralarda oturamayacaksınız.”

    Forum, katılımcıların soru cevaplarıyla son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL

  • 2 Eylül Kuruluş Festivali’nde konser verildi – VİDEO

    2 Eylül Kuruluş Festivali’nde konser verildi – VİDEO

    PİRHA – 2 Eylül Kuruluş Festivali kapsamında PSAKD Ataşehir Şubesi Cemevi’nde konser verildi. Konser öncesi söz alan Cemevi Başkanı Gülsev Kaya, 2 Eylül 1977’deki gecekondu direnişinin önemine vurgu yaparak “Tarihin hangi dönemine gidersek gidelim yok sayma, inkar ve asimilasyon devam etti. Ama biz bu çatı altında hala Aleviler vardır Alevilik haktır diyoruz. İnancımızla burada varız. Mücadele olduğu sürece direnenler kazanacaktır” dedi.

    1 Mayıs Mahallesi’nin kuruluşunun 47. Yılı dolayısıyla 22.’si düzenlenen 2 Eylül Kuruluş Festivali kapsamında Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi Cemevi’nde konser verildi. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi Cemevi Başkanı Gülsev Kaya, konser öncesi konuşma yaptı. Konserde, MKM Sanatçısı Hasan Sipan, Grup Vardiya ve Sanatçı Cihan Çelik ezgilerini seslendirdi.

    “İNANCIMIZ SALDIRI ALTINDA”

    Konser öncesi söz alan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi Cemevi Başkanı Gülsev Kaya, 2 Eylül 1977’deki gecekondu direnişinin önemine vurgu yaparak devamında şunları söyledi:

    “Bizim de bugün inancımız bir saldırı altında. Alevilerin cemevleri ibadethanesidir, biz bu talebimizi sonuna kadar savunmaya, bunun için mücadele etmeye devam edeceğiz. Eşit yurttaşlık alevilerin en temel talebidir. Bu talebi örgütlemeye, bütün ezilenlerle buluşturmaya devam edeceğiz. Zorunlu din dersleri kaldırılsın. ÇEDES denen projeyi tanımıyoruz, kabul etmiyoruz. 10 gün sonra okullar açılacak, çocuklarımız, fidanlarımız okullara gidecek; “Maarif Modeli” adı altında çocuklara gerici, ırkçı, dinci, şovenist eğitim dayatılıyor. Buna karşı biz bulunduğumuz her alanı çocukların daha ilerici, daha kendi kültürüne, inancına ait olduğu alanlara dönüştürmek, oraları eğitim yuvasına dönüştürmek durumundayız.

    “MÜCADELE OLDUĞU SÜRECE DİRENENLER KAZANACAK”

    Bugün bize, her birimize düşen görev daha birlikte, daha örgütlü, daha değerlerine sahip çıkan, yoluna-hakikatine inanan, inançlı, kararlı, mert, dürüst insanlara ihtiyaç var. O yüzden bizler bu yeteneğe, bizler bu duruşa sahibiz. Nereden saldırı gelir, ne olur, nereye evriltilmeye çalışırsa çalışsın, ezilen bütün uluslar, ezilen bütün inançlar, yok sayılan herkes davasına, inancına, kültürüne sahip çıktığı oranda yok olmazlar. Koçgiri’de denediler, Sivas’ta denediler, Maraş’ta denediler, Dersim’de denediler, Suruç’ta denediler, Roboski’de denediler; Yavuz döneminde, Osmanlı’da, tarihin hangi dönemine gidersek gidelim yok sayma, inkar ve asimilasyon devam etti. Ama bakın biz bu çatı altında hala Aleviler vardır Alevilik haktır diyoruz. İnancımızla burada varız. Devrimciler bulunduğu her yerde kendi iradelerine, hakikatlerine sahip çıkıp mücadele etmeye devam ediyor. Mücadele olduğu sürece her zaman direnenler, hakikat sahipleri kazanacaktır.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘Çocuklarımızın zihin dünyasının korkuyla doldurulmasına izin vermeyeceğiz’- VİDEO

    ‘Çocuklarımızın zihin dünyasının korkuyla doldurulmasına izin vermeyeceğiz’- VİDEO

    PİRHA – PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Gülsev Kaya, okullara imam atanmasının toplumun yaşam biçiminde yer bulmaması gerektiğini söyleyerek,  “Çocuklarımızın zihin dünyasının korkuyla, hurafelerle doldurulmasını asla doğru bulmuyoruz. Buna karşı toplumu mücadele etmeye, daha duyarlı olmaya davet ediyoruz” dedi.

    Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı il/ilçe spor müdürlükleri/gençlik merkezleri ile Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı Diyanet Gençlik Merkezleri iş birliğinde yürütülmekte olan “Çevreme Duyarlıyım, Değerlerime Sahip Çıkıyorum” (ÇEDES) projesi adı altında okullara imam atanmasına yönelik tepkiler devam ediyor.

    Projenin amacının “Öğrencilerimizin millî, manevi, ahlaki, insani ve kültürel değerlerimizi benimseyen, koruyan, geliştiren ve kendi yaşantılarında inşa eden fertler olmalarına, çağın ve geleceğin becerileriyle donanmış, bu donanımı insanlık hayrına sarf edebilen, bilime sevdalı, kültüre meraklı ve duyarlı, aklıselim, kalbi selim ve zevki selim sahibi, bedensel ve sosyal bakımdan dengeli bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlamak” olduğu iddia ediliyor. Ancak, projenin asıl odağında dini bir eğitim sistemini merkeze aldığı çok açık.

    Anayasaya da aykırı olmasına rağmen, pedagojik eğitimi bulunmayan imam ya da Kur’an kursu öğreticileri, İzmir ve Eskişehir başta olmak üzere çeşitli illerde görevlendirilmeye başlandı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şube Başkanı Gülsev Kaya, okullara imam atanmasını PİRHA’ya değerlendirdi.

    “TOPLUM UYANIK VE ÖRGÜTLÜ OLMALI”

    Gülsev Kaya, topluma seslenerek bu konuda çok uyanık ve örgütlü olmalarını, okullara imam atanmasının normal bir şeymiş gibi algılamamalarını söyledi.

    Kaya, “Zorunlu din dersleri kaldırılsın. Toplum, dinin toplum üzerindeki tahakkümünün, toplum üzerindeki araçlarının ortadan kalkmasını tartışırken, bugün artık bu tür projelerle daha fazla din üzerinden politikaların egemen kılınmasının aslında daha da örgütlü bir biçimini yaşıyoruz bu ÇEDES’le” dedi.,

    “DAHA SORGULAYICI OLMAK GEREKİYOR”

    Okullara imam atanması konusunda bütün eğitimcilerin, bütün aydınların, demokratların, devrimcilerin herkesin çok detaylı durması gerektiğini vurgulayan Kaya, velilerin ve öğretmenlerin okullar açıldığında ne yapmaları gerektiği konusunda şu tavsiyelerde bulundu:

    “Mesela çocukların ödevlerinin kontrol edilmesi, öğretmenlerinin kim olduğunun sorulması, okulda rehber öğretmenin var mı, yok mu? Ne işler yaptığı? Çocuklarla nasıl buluştuğunun bir bütün sorulması lazım. Aslında daha sorgulayıcı olmak gerekiyor. O zaman çocukların nasıl yetiştirildiği ve hangi ellere teslim edildiği noktasında daha duyarlı olan velilere ihtiyacımız var. Bu konuda okullarda hizmet eden öğretmenlerin daha duyarlı olmalarına ihtiyacımız var. Bunu örgütlemeye ihtiyacımız var.”

    “ŞOVEN YERDEN PROJELER ÜRETİLMESİNİ KABUL ETMEMELİYİZ”

    ÇEDES’in toplumun yaşam biçiminde yer bulmaması gerektiğini söyleyen Kaya, “Milli Eğitim Bakanlığı’nın görevi bence bu değildir. Bugün okullarda daha demirbaş sorunların, okulda tahtanın, sıranın çocukların eğitim alabileceği sınıf mevcutları, okullarda öğretmenin yetersiz olduğu bir süreçte daha bilimsel, daha eşit, daha özgürlükçü bir eğitim politikasına yönelmesi gerekirken, daha gerici, daha milliyetçi, daha şoven bir yerden projeler üretilmesini kabul etmemeliyiz, etmeyeceğiz” dedi.

    “TOPLUMU MÜCADELEYE DAVET EDİYORUZ”

    Gülsev Kaya, bulundukları her yerde okullara imam atanmasının olumsuzluklarını topluma anlatacaklarını söyleyerek, “ÇEDES’e ve asimilasyon politikalarına karşı toplumu duyarlı olmaya çağıracağız. Bizim nezdimizde ÇEDES projesinin bizim çocuklarımızın yaşamında yeri olmayacaktır. Çünkü biz daha somut, eşitlikçi, özgürlükçü bir eğitimle çocuklarımızın büyümesini istiyoruz. Çocuklarımızın zihin dünyasının korkuyla, hurafelerle doldurulmasını asla doğru bulmuyoruz. Buna karşı toplumu mücadele etmeye, daha duyarlı olmaya davet ediyoruz” dedi.

    Devrim FINDIK / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:
    > Veli-Der Şube Başkanı Aydın: Okullara imam atanmasına güçlü şekilde karşı koymalıyız-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması bilimsel, laik eğitimi ortadan kaldırır’-VİDEO
    > ‘Dincilik giderek kurumsallaşıyor, itirazları yükseltmek lazım’-VİDEO
    > ‘İmamlar camilere dönsün, okulların psikolojik danışmana ihtiyacı var’- VİDEO
    > ‘Hükümetin temel hedefi adım adım şeriata gitmek’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasına karşı mitingler yapacağız, hukuki süreç başlatacağız’-VİDEO
    > ‘Laiklik adına okullara imam atanmasına karşı ortak bir mücadele verilmeli!’
    > ‘Okullara imam atanması herkesi Türk ve Müslüman yapma projesidir’-VİDEO
    > ‘Eğitimin görevi inanç aşılamak değil, çocuklarınızı imamlara teslim etmeyin’- VİDEO
    > ‘Şeriatı getiriyorlar, Türkiye’de ciddi şekilde laiklik kavgası verilmelidir’ -VİDEO
    >‘Okullara imam atanması; siyasetin ilkokula, anaokuluna kadar inmesidir’
    > ‘Türkiye Afganistan’a dönüşüyor, Alevi olmayanlar da bu projeye karşı çıkmalı’- VİDEO
    > ‘Dindar-kindar gençlik yetiştirme projesi, herkesi mücadeleye çağırıyorum’-VİDEO
    > ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefe ve ilkelerinin altına dinamit koymaktır’- VİDEO
    > ‘Okullara imam atanmasıyla gerici bireyler yetiştirmek amaçlanıyor’- VİDEO
    >‘Okullara imam atanması asimilasyondur, değerleri deforme eder’-VİDEO
    > ‘Okullara imam atanması Alevi inancını katleder; çocuklarınıza inancımızı öğretin’-VİDEO

  • Ataşehir PSAKD’den 8 Mart etkinliği: Emeğimiz, haklarımız üzerinden yol sürüyoruz-VİDEO

    Ataşehir PSAKD’den 8 Mart etkinliği: Emeğimiz, haklarımız üzerinden yol sürüyoruz-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Ataşehir Şubesi/Cemevi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle serbest kürsü programı gerçekleştirdi. Cemevi Başkanı Gülsev Kaya, “Mücadelenin içinde geçmişte vardık, bugün varız ve yarın da var olacağız. Cümle canları, 8 Mart’ı yaratan kadınların isyanıyla selamlıyorum” dedi. 

    PSAKD (Pir Sultan Abdal Kültür Derneği) Ataşehir Şubesi 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle Ataşehir PSAKD ve  Cemevinde serbest kürsü programı gerçekleştirdi.

    Etkinliğin sunuculuğunu Yönetim Kurulu Üyesi Bahar Tekin Gayretli üstlendi.

    Program, katledilen kadınlar için bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Daha sonra sinevizyon gösterisinin ardından kadınlar 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününe dair konuşma yaptı.

    “GEÇMİŞTE VARDIK, BUGÜN VARIZ VE YARIN DA VAR OLACAĞIZ”

    Etkinlikte öncelikle PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Gülsev Kaya konuştu

    Kaya, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: Yezit’e karşı Hüseyin olanlar, Koçgiri’de Zarife olanlar, Dersimli Bese Ananın direnci olanlar. Zeynep Ananın duruşu, can için yalvarmam sana diyen rehberimiz Pir Sultan’ın bilinciyle 8 Mart’ı yaratan kadınların direnci ve coşkusuyla selamlıyoruz hepinizi. Çatısı altında bulunduğumuz dönen dönsün ben dönmezem yolumdan sözüyle nefes aldığımız Pir Sultan, okunacak en büyük kitap insandır diyen Serçeşmemiz Hacı Bektaş Veli’den öğrendiklerimiz ile yan yana gelerek emeğimiz, kimliğimiz, bedenimiz ve haklarımız üzerinden söz söylemeye, yol sürmeye çalışıyoruz. Bu nedenle mücadelenin içinde geçmişte vardık, bugün varız ve yarın da var olacağız. Cümle canları 8 Mart’ı yaratan kadınların isyanıyla selamlıyorum.”

    Gülsev Kaya’nın konuşmasının ardından düşüncelerini dile getirmek isteyen emekçi kadınlar kürsüye çıktı.

    Kadın korosu üyelerinden Nafiye Kaban, Dertli Divane’nin bir deyişini okudu ve “Deyişte geçen ulu divanın kadınlar olduğunu düşünüyorum, üretenlere selam olsun” dedi.

    Etkinliğe Tokat’tan katılan basın emekçisi Mahbip Dilek ise 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne ilişkin şu şekilde konuştu:

    “Biz çıkardığımız ‘Anadolu’nun Sesi’ isimli gazetemizde adında olduğu gibi Anadolu’nun, anaların sesi olmaya çalıştık, Alevilerin sesi olmaya çalıştık, doğanın, suyun sesi ve bütün yaşamın sesi olmaya çalıştık. Gittiğimiz her yerde ezberleri bozduk. Çünkü dağda, taşta tek başına bir kadın. Ezberlerinde bu yok. Ben bunu cesaretle başardım. Gittiğim her yerde mutlaka bir erkek karşıma çıktı, engel olmaya çalıştı. Önemsemeyen, ondan gazeteci mi olur diyen de oldu. Ama ben kimseye aldırış etmedim, hayatın içine katıldım. Özellikle de kadınları katmaya çalıştım.”

    8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne dair konuşan Aysel Kaya da, “8 Mart’a yaklaşıyoruz. 8 Mart’ın anlamını, önemini kadınlar için ne kadar büyük bir değer olduğunu ama kadınlar için büyük bir değerken aslında ezilen, yok sayılan, horlanan, küçümsenen sömürülen tüm insanlar için, emekçiler için ne kadar büyük bir anlamı olduğunu ve ne kadar değerli bir tabiri olduğunu hepimiz biliyoruz” şeklinde konuştu.

    Kürsüye çıkan başka bir emekçi kadın da, “Ben şuna inananlardanım. Bir şeyin günü, kolu, dalı olmaz. Eğer varsa orada bir eziklik vardır” ifadesini kullandı.

    Program, kadın korosunun türküleriyle halaylar çekildikten sonra bitirildi.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • ‘Alevi kadınlar olarak 6 Mart’ta Kadıköy’de olacağız’-VİDEO

    ‘Alevi kadınlar olarak 6 Mart’ta Kadıköy’de olacağız’-VİDEO

    PİRHA-8 Mart yaklaşırken, PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Gülsev Kaya ve Yönetim Kurulu üyesi Bahar Tekin Gayretli, “Biz Alevi kadınlar olarak 6 Mart’ta Kadıköy’de olacağız” dedi.

    PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Gülsev Kaya ve Yönetim Kurulu üyesi Bahar Tekin Gayretli, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ile ilgili görüşlerini dile getirdi.

    “İstanbul 8 Mart Kadın Platformu ile birlikte biz de Alevi kadınlar olarak, dernek olarak 6 Mart’ta Kadıköy’de olacağız” diye konuşan Gülsev Kaya, 4 Mart Perşembe günü saat 18:00’de Pir sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Cemevinde düzenlenecek olan serbest kürsü için kadınlara katılım çağrısı yaptı.

    “Bulunduğumuz her yerde kadın kimliğimizle, emeğimizin görünmeyen yanıyla kadınları konuşuyoruz” diyen Kaya, Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne ilişkin şu şekilde konuştu:

    “Her gün gündemimizde olan ama bugün daha da yoğunlaştırılmış tartışmalarla birlikte 8 Mart’ı konuşuyoruz. 8 Mart, 1857 dokuma işçisi kadınların bir fabrikada eşit işe eşit ücret talepleri, olumsuz ve kötü çalışma koşullarına karşı verdikleri mücadelenin, aldıkları grev kararını uygulamanın ve bunun sonucunda bir fabrikada çoğunluğunu kadınların oluşturduğu 129 kişinin yandığı ve bunun üzerine verilen mücadelenin bir adıdır. Bu temelden bakmak, unutturulmaya çalışılan bu hakikati hatırlatmak için varlığımız önemli. 8 Mart buradan başlayarak o günden bu güne yaşamın her yerinde olan birliğine, vermiş olduğu mücadeleye, haklarına ve kendi gerçekliklerine sahip çıkan bütün kadınların anısı önünde saygıyla eğilerek başlamak istiyorum. Aslında üzerinden değil 163 yıl, binlerce yıl da geçse tarihin her döneminde kadın mücadelesi hep varolmuştur.”

    “8 MART’IN TARİHİYLE ALEVİLERİN ÇOK ORTAK NOKTASI VAR”

    Çok tartışılmasa da 8 Mart’ın tarihiyle Alevilerin çok ortak noktası olduğunu belirten Kaya, “Buradan bakıldığında yanmaları, yok sayılmaları, hak mücadelesi olarak haklarını talep etmeleri noktasında ortak olduklarını görebiliyoruz. 8 Mart’ın kökenine baktığımız zaman eşit işe eşit ücret talebini görüyoruz. Bugün yine bu talep Alevilerin, eşit yurttaşlık talebi gibi, dergahlarımızın bize teslim edilmesi gibi yani Alevilerin de tarihindeki talepleri gibi işçi sınıfının da talepleri günceldir. Varlıkları bu konuda, birlikte söz söyleme noktasında güncelliğini korumaktadır. Bu yönüyle bugün kadınların karşı karşıya kaldığı yok sayılmalara karşı biz Alevi kadınlar da sesimizi, sözümüzü ve gönlümüzü bu konuda kadınlarla birlemek istiyoruz. Biz de buradayız demek için aslında birlikteyiz” dedi.

    “8 MART ÇOK DEĞERLİ” 

    Kaya, bugün aslında dünyanın her yerinde var olan krizden bahsederken, “Bu krizden yine egemen olanlar, iktidar olanlar halkların dilini yasaklayarak, inancını yasaklayarak, kültürünü yasaklayarak aslında haklarını, can bedeliyle kazandıkları haklarını kullandırmamak üzerine kurdukları bir düzen içerisinde bütün halklar, varlık mücadelesi veriyor özünde. O yüzden 8 Mart çok değerli ve biz kadınların bugün cemevlerinde, derneklerde, yaşamın her yerinde üreten var olan kadınlar olarak bu süreci daha birlikte tartıştığımız bir dönemdeyiz” ifadelerini kullandı.

    “YAŞAMIN HER YERİNDE KADIN OLARAK VARIZ AMA ALEVİ KİMLİĞİMİZLE YOKUZ”

    Kadınların daha çok ezilen yok sayılan yanıyla yaşamın her yerinde var olduğunu belirten Kaya şöyle devam etti:

    “Yaşamın her yerinde kadınlar olarak varız ama Alevi kimliğimizle yokuz. Tarihe bakıldığı zaman aslında, çok eski tarihlerde Alevi kadınların örgütlülüğü söz konusu ama bizler bunu unutmuş ve yabancılaşmışız. Bu anlamda kadınların, Alevi kadınların varlığını da biraz öğrenmeye ihtiyacımız var. Kadınların varlığı biraz üretimden gelen gücüyle alakalıdır. Çünkü kadınlar, yaşamın birçok yerinde varlar.”

    “NE KADAR ÖZGÜRSEK O KADAR ÖZGÜR KARARLAR ALACAĞIZ”

    “Yaşamı üreten biz kadınlar bu yönüyle geleceğimize de sahip çıkmalıyız” diyen Gülsev Kaya, “Biz kadınlar yaşamımızın her yeri zincirlerle kaplanmış durumda, toplumsal cinsiyet rollerimizle, içinde yaşadığımız toplumun bize dayattığı o kadın olma kimliğimizden kaynaklı yol alacağımıza inanıyorum. Çünkü ne kadar özgürsek, ne kadar özgür düşünüyorsak, o kadar özgür kararlar alacağız. Bugün her yanımızı saran o erkek egemen anlayışın, bizi tutmaya çalıştığı zincirleri tartışmaya, o zincirleri kırmaya, bunları birlikte tartışmaya, bu konuda birbirimizi güçlendirmeye ihtiyacımız var” dedi.

    “8 MART KENDİMİZİ GÜÇLENDİRDİĞİMİZ BİR SÜREÇ OLSUN”

    Kaya, 8 Mart kendi varlığımızı ifade ettiğimiz, kendimizi güçlendirdiğimiz bir süreç olsun” diyerek, şunları ekledi:

    “Biz kadınlar sadece şiddetle anılan olmamalıyız. Şiddetle değil, şiddete karşı yükselttiğimiz sesle anılmalıyız. Pandemi sürecine de baktığımız zaman kadınlar kendi hakları, varlıkları için sokakları terk etmediler, baskıya karşı çıktılar. Bunu çok değerli buluyorum. Çünkü biraz buradan bakmaya ihtiyacımız var.”

    PSAKD Yönetim Kurulu Üyesi Bahar Tekin Gayretli, “Alevi kadınlar olarak, bizler de varız diyebilmek adına 6 Mart’ta Kadıköy’deyiz” dedi. Tekin, 4 Mart Perşembe günü PSAKD Ataşehir Şubede kurulacak olan serbest kürsü için kadınlara çağrıda bulundu ve şunları kaydetti:

    “Biz kadınlar en çok şiddetle anılıyoruz. Bu sebeple isyan ettiğimiz noktalardan biri de bu. Bizim yapmış olduğumuz birçok değerli ve kıymetli şey varken sadece bunlarla anılıyor olmak gerçekten çok üzücü. Son zamanlarda basında ve medyada çok ciddi anlamda bunlar veriliyor ama aslında güçlenen, birleşen, sokakta olan, sesini daha gür duyuran milyonlarca kadın var. Katliamlara sessiz kalmayan, sürekli olarak bunu ülkenin her yerinde dile getiren sayısız platformlar var. Biz de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle sesimizi duyurabilmek adına Alevi kadınlar olarak Kadıköy’de olacağız.”

    Diren SATI / İSTANBUL

  • Ataşehir Cemevi Dersim’de katledilenler için çılalar yaktı-VİDEO

    Ataşehir Cemevi Dersim’de katledilenler için çılalar yaktı-VİDEO

    PİRHA – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi tarafından 4 Mayıs 1937’de Dersim’de büyük katliamın habercisi olan Bakanlar Kurulu kararının alınışının 83. yıl dönümü dolayısıyla saat 19:37 ile 19:38’de yaşamını yitirenler için çılalar yakıldı. 

    PSAKD Ataşehir Şubesi Dersim Katliamı’nın 83. yıldönümünde , katliamda yaşamını yitirenleri andı. Hayatını kaybedenler için çılalar yakıldı, gulbengler okundu.

    Ataşehir Cemevi’ Yönetimi  1937/38 Katliamı’nda hayatını kaybedenleri anarak yetkililere “Dersim’in hesabını verin, özür dileyin. Bu katliam ile yüzleşilsin” çağrısında bulundu.

    Ardından lokmalar  pay edilip, Dersim ağıtları seslendirildi.  

    (HABER MERKEZİ)

     

  • Ataşehir PSAKD Cemevi’nde anma: Maraş’ı Alevisizleştirmek istediler-VİDEO

    Ataşehir PSAKD Cemevi’nde anma: Maraş’ı Alevisizleştirmek istediler-VİDEO

    PİRHA- İstanbul Ataşehir Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Cemevi’nde Maraş Katliamı’nın 40. yıl dönümüne ilişkin anma etkinliği gerçekleştirildi.

    İstanbul Ataşehir PSAKD Cemevi’nde 23 Aralık Pazar günü Güç Derneği, Köşk Derneği, Körücek Derneği, Kaşanlılar Derneği, Uzunpınar Derneği  ve Ataşehir PSAKD Şubesi’nin de katılımı ile Maraş Katliamı’nın 40. yıl dönümüne ilişkin anma etkinliği gerçekleştirildi.

    ‘40. Yılında Maraş Katliamı’nı Unutmadık, Unutturmayacağız’ pankartının açıldığı anma etkinliğinde Maraş Katliamı’nda hayatını kaybedenler için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Saygı duruşunun ardından Sinevizyon gösterimi, panel, Maraş tanıklarının konuşması ve Ataşehir PSAKD Cemevi kadın grubunun müzik dinletisi ile anma etkinliği devam etti.

    Anmaya, HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Avrupa Alevi Gençler Birliği Ümit Sarı, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK) Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Çankaya, ABF bir önceki dönem Başkanı Muhittin Yıldız, İstanbul PSAKD Ataşehir Şubesi ve Cemevi Başkanı Hasan Gülüm, Maraş Katliamı tanıkları ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    “MARAŞ’TA İNANÇLAR ÜZERİ ÇATIŞMAYA TANIK OLDUK”

    Anma etkinliği açılış konuşmasını yapan PSAKD Ataşehir Cemevi Başkanı Hasan Gülüm, “Maraş Katliamı’nın 40. yılındayız. Türkiye’de 1970’ler öncesi siyasal mücadele bakımından atmosferi yüksek ve siyasal süreç bakımdan da her şeyin uygun olduğu bir dönem yaşanıyordu. İşte bugün mücadele bakımından olanak ve imkanların her geçen gün geliştiği ve geliştirildiği bir dönemde önce Sivas sonra Çorum arkasından bildiğimiz Maraş katliamı yaşanmıştır. Yükselen halk hareketi, sınıf mücadelesi ve diğer yürütülen mücadelelerin toplamı siyasal iktidarlar tarafından giderek zor duruma düşürülüyordu. Bu zor dönemi ve kendi krizlerini aşmak için yeni yöntemler, yeni olaylar yaratılıyordu. Bu olaylardan bir tanesi bildiğimiz bir sol-sağ çatışması olarak ifade edilen ama diğer bir yanı ile yine hepimizin bildiği başta Alevi-Sünni olarak bilinen inançlar, kültürler üzerinde yaşatılan çatışmalara tanık olduk. Maraş Katliamı da bunlardan bir tanesidir. Sivas’ta olanları Sivaslılar bilir, Çorum’da olanları Çorumlular bilir İstanbul’da olanları da İstanbullular bilir. Herkes o dönem yaşananlara tanıklık etmiş ya da hepsi bir parçasında duyuyor ve hissediyordu” diye konuştu.

    “MARAŞ’I ALEVİSİZLEŞTİRMEK İSTEDİLER”

    Gülüm’ün açılış konuşmasın ardından yapılan panelde konuşan AABK Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Çankaya, “Kürtlerin, solcuların, devrimcilerin katledildiği bir tarih yaşadık. Maraş Katliamı’nı devlet yaptığı için bir sonuç alamıyoruz. Bütün katliamlar devlet tarafından yapılmıştır. Maraş’ı Alevisizleştirmek istediler. Ve Alevisizleştirmekte başarılı oldular. Biz her yıl Maraş anmalarına gidiyoruz ama Alevileri yanımızda göremiyoruz” dedi.

    “DEVLETİN ALEVİLERE KARŞI BİR OPERASYONU VAR”

    “Neden Türkiye’de Aleviler, Alevi hareketleri var ve neden 32 yıldır Maraş’a gidilmediği” sorusunu soran Çankaya, şunları kaydetti:

    “Aleviler katlediliyor, Kürtler katlediliyor, Devrimciler, solcular, sosyalistler katlediliyor ama 32 yıldır yandığı, yıkıldığı ve yok olduğu topraklara adım atamadı. Burada öz eleştiri vermemiz gerekiyor. Alevi konfederasyonu ve Alevi örgütleri kurmak bir şey değil. Önemli olan Alevi yüreğini ve Alevi vicdanını taşımaktır. Sivas’ı, Maraş’ı ve Çorum’u değerlendirdiğimiz zaman Maraş’a nasıl 32 yıl gidilmediyse, Çorum’a 34 yıl gidilmediyse Sivas’a yedi yıl gidilmedi. Alevi hareketi örgütleri olarak Maraş’a Aleviler’in yakıldığı, yıkıldığı ve yok edildiği yerde faşist güruhun ve devletin karşısına çıkıp Aleviler vardır, Aleviler buradadır, katledilen değerlerimize, şehitlerimize sahip çıkmak ve anmak için  gittik. Maraş’ı eğer kitlesel hale getiremezsek Maraş’a biz de gidemeyeceğiz. Bu yıl onun resmini gördük. Devlet tarafından Alevilere karşı bir operasyon var. Bir de Aleviler’in ve partilerin Aleviler’e karşı operasyonu var. Aleviler’in bu oyuna gelmemesi gerekiyor.”

    Alevilerin bu ülkede eşit yurttaşlık haklarını araması için çalışmalar yapılması gerektiğine değinen Çankaya, “Yalnız ağıtlar yakarak, cem yaparak Alevi örgütlenmesi yürüyemez” diyerek sözlerini tamamladı.

    “AÇLIK VE KORKUDAN SÜTÜM KESİLMİŞTİ”

    Çankaya’nın konuşmasının ardından söz alıp konuşan Maraş tanıklarından Elif Bozkurt, Maraş Katliamı’nda eşini kaybettiğini belirterek o dönem yaşananları şöyle anlattı:

    “Eşim beş gündür yoktu. Cuma günü öğretmenler vuruldu ve Cumartesi günü cenazeler taşındı. Pazar günü eşim Maraş’a dönerken mazotu bitiyor. Maraş girişinde bir petrol ofisine giriyor. Maraş’ta gelipte katliam yapanlar ‘Burada bir Alevi var biz bunu vuralım’ diyerek orada 40 kişi sopa ile eşime vurarak linç ediyorlar. Kocam kendini kurtarmak için elindeki tüfek ile sıkıyor. Eşimi araba ile hastaneye getiriyorlar. Eşimin bel kemiği delinmiş ve akciğerine saçmalar girmişti. Eşim 10 gün sonra hayatını kaybetti. Bizi de kışlaya taşımışlardı ve kışlada yaşıyorduk. Üç çocuğuma tek bakmak zorunda kaldım. Kışladayken  anneleri vurulan çocukları getiriyorlardı. Açlık ve korkudan sütüm kesilmişti. Emzirmemi istediler ancak sütüm kesilmişti. Çok çektik ve çok şey gördük.”

    “BİZİM TEK SUÇUMUZ DÜRÜST OLMAKTI”

    Bir diğer Maraş tanıklarından İbrahim Şahin Dal ise, o dönem yaşadığı vahşeti ve katliamı şöyle anlattı:

    “Dört öğretmeni vurmuşlardı. Cenazeye katılmak için o gün izin aldım. Ancak cenazeleri ikindi namazına kadar kaldırtmadılar. Yörük Selim’den cenazeler aşağı indirilinceye kadar Kanlı Dere denilen yere gelindiği zaman barikatlar kuruldu. Ondan sonra kitlenin üzerine damdan kiremitler ile silahlar ile saldırıldı. Cenazeleri yere atmak zorunda kaldık. Ve başımızın derdine düştük. Daha sonra oradan kaçtık. Askeriyede pek bir şey yapmadı. Bu olay dört gün sürdü. Bu olayların ardından Kayseri’de bir Tugay asker geldi. Askerin başındaki komutan vur emrini verdi. Bizim tek kabahatimiz dürüst olmak bunun cezasını çekiyoruz.”

    “ALEVİLERE, KOMÜNİSTLERE ÖLÜM DİYEREK YAKIP YIKMAYA BAŞLADILAR”

    Maraş tanıklarından Salman Bayır da o dönem yaşadıklarını ve gördüklerini şöyle aktardı:

    “Ben 15 yaşındaydım. Öldürülen öğretmenlerin cenazesine gitmiştik. Ancak cenazeler hastanede verilmiyordu. Tüm bunlar planlanmıştı. MİT’in, devletin, belediyenin herkesin haberi vardı. Oradaki Alevilerin katledilmesinde herkesin haberi vardı. Belediyelerden, camilerden anonslar yapıldı. Çevre köylerde eli silahlı olanlar, kazma, kürek ve benzi bidonları ile Maraş’a geldiler. Her taraf asker ile dolu idi. Babam ‘Korkma oğlum bize bir şey yapamazlar’ dedi. Ancak bizi en çok aldatan askeriye oldu. Çünkü askeriyenin insanı öldürmesi bizim için tuhaf oldu. Askeri ile bu eli silahlı, sopalı olanlar aralarında konuştular. Daha sonra askeriye geri çekildi eli silahlı, sopalı olanlar mahalleye dağıldı. ‘Alevilere ölüm Koministlere ölüm’ diyerek yakıp yıkmaya başladılar. Bizim evin önünü büyük bir kalabalık sardı. Biz camda baktık ki okul arkadaşlarımız, onların babası ve amcası hepsi bildiğimiz gördüğümüz insanlar. Biz de ne istiyorsunuz dedik. Bir tanesi silahla içeri dalmaya çalıştı. Babamla kavgaya tutuşunca babamın elinde odun kesme aletlerinden vardı, onunla vurdu adama. Daha sonra evi taramaya başladılar. Mermiler yağmur gibi yağıyordu. Biz yatakların altına girdik ki kurşunlar bize değmezsin diye. Babam ve komşumuz Ali Ün vurularak kapının önüne düştüler. Ben yatakların altında kalktığımda evde kimse yoktu. Beni unutmuşlardı. Ben yatakların altından çıktığımda içeri komple çekirdek mermileri ile doluydu. Yalın ayak babamların üzerinden atlamak zorunda kaldım çünkü tam kapının eşiğinde vurulmuşlardı. İkisini kanı birbirine karışarak balkondan aşağı akmıştı. Oradan kaçtım ve ileride askeri cemse arabaları vardı onlara binip kaçtık gittik. Askeriyenin içine gittiğimizde herkes oradaydı. Yiyecek hiçbir şey yoktu. Kapının önü çıktığımızda askerler ‘İçeriye girin bize sıkıyorlar’ diyorlardı. Kantinde toz şeker dahi kalmamıştı. Olan şekeri de küçük çocukların ağzına atıyorduk ki ölmesinler.”

    “MARAŞ BİR KATLİAM DEĞİL SOYKIRIMDIR”  

    Son olarak konuşan HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen de, “Bu olayı üç şekilde incelemek gerekiyor. Ekonomik, siyasi ve inançsal olarak. Maraş bu katliamları daha öncede yapmıştı. Maraş’ın tarihi böyle. 1915’te de Ermeni halkını katledip kalan Ermenileri sürgün edip mallarına el koydular. 1970’te ise Aleviler sıtmadan ölsün diye Pazarcık Ovası’nda bataklık olan yerlere yerleştirmişlerdi. 1976 ise yapılan barajlar ile bu ova en verimli hale geldi. 1978’de ise Maraş’taki sermaye el değiştirerek Alevilerin eline geçti” diye konuştu.

    Maraş’ta yaşananların bir katliam değil soykırım olduğunu dile getiren Özen, “Katliam dediğimizde iki grup karşı karşıya gelir ve bir grup diğerini katleder. Ancak soykırım ise çocukları, bebekleri ve yaşlıları katletmektir. Çünkü o soyun bir daha devam etmemesi için yapılan bir şeydir” diyerek sözlerini tamamladı.

    Anma etkinliği Ataşehir PSAKD Cemevi kadın grubunun müzik dinletisi ile son buldu.

    PİRHA/İSTANBUL