Etiket: ataşehir

  • PSAKD Ataşehir Şube’den, eğitime destek için yapılacak dayanışma konserine çağrı!-VİDEO

    PSAKD Ataşehir Şube’den, eğitime destek için yapılacak dayanışma konserine çağrı!-VİDEO

    PİRHA – PSAKD Ataşehir Şube, eğitim alanındaki desteği genişletmek amacıyla birçok sanatçının katılımıyla 1 Kasım’da dayanışma konseri düzenleyecek. Şube Başkanı Özgür Demircanlı, gelirlerin tümünün üniversite öğrencilerine burs olarak dağıtılacağını belirterek “Alevi inancında zaten imece usulü, can olma, yoksulun, mağdurun, ötekinin yanında bulunma hissiyatı her daim vardır” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şube ve Cemevi, üniversite öğrencilerine destek olmak amacıyla ‘Eğitime destek kampanyası’ başlattı.

    Hacı Bektaş Veli’nin “İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır” sözüyle kampanyanın duyurusunu yapan şube yönetimi, 1 Kasım’da  dayanışma konseri düzenleyecek.

    Sanatçılar Mikail Aslan, Erdoğan Emir, Zelişah ve Mustafa’nın da sahne alacağı konser, saat 18:30’da Ataşehir İnal Aydınoğlu Kültür Merkezi’nde yapılacak.

    “DAYANIŞMA KONSERİ İLE ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNE BURS VERMEYİ DÜŞÜNDÜK”

    PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Özgür Demircanlı, yürüttükleri kampanyanın detaylarını PİRHA’ya anlattı. Demircanlı, “Alevi inancında zaten bu İMC usulü, içgüdü, can olma, yoksulun, mağdurun, ötekinin yanında bulunma hissiyatı her daim vardır” diye de ekledi. Demircanlı, Ataşehir Şube olarak devamlı dayanışma içerisinde olduklarını söyleyerek eğitime destek kampanyasına dair şu detayları paylaştı:

    “Yaklaşık 10 yıldır bir çalışma içerisindeyiz ve bir çizgi de yakaladık. İki tür kampanyamız vardı zaten. Birinci kampanyamız şu anda bahsettiğimiz olan eğitime destek ve dayanışma konserimiz ile 4 yıllık devlet üniversitesi okuyan öğrencilerimize burs vermek yönünde. Diğer çalışmamız ise ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerimize de kırtasiye desteği vereceğiz. O kırtasiye destekleri için kermesler yaptık. Kadın meclisimiz, Eylül 2025’’te burada yaptığımız festivalde bir stand açtı, oradan gelen gelirle ilköğretim ve lise öğrencilerine kırtasiye desteği toplandı. Aslında çoklu bir program yapıyoruz burada. Mesela şubemizde 2-3 ve 4. sınıf çocuklarımıza İngilizce ders veriyoruz. Bu eğitimleri çeşitlendirmeye de çalışıyoruz. Ama 1 Kasım’da yapacağımız dayanışma konseri ile üniversite öğrencilerine burs desteği vermeyi düşündük.”

    BURS VERİLECEK KİŞİ SAYISI ARTTIRILACAK!

    Özgür Demircanlı, hali hazırda 20 öğrenciye burs verdiklerini de belirtti. Sayıyı arttırmayı planladıklarını söyleyen Demircanlı, “Dayanışma gecesinin sonunda, daha nitelikli ve sayısal anlamda nasıl çoğaltabiliriz diye hesaplıyoruz. 1 Kasım sonrasında da bu sayıyı deklare edeceğiz. Birkaç gün içerisinde de burs başvurularımız başlayacaktır” dedi.

    Özgür Demircanlı, cemevinin de yer aldığı 1 Mayıs Mahallesi’nin, 1977’de yaşanan barınma sorunu ardından devrimciler tarafından kurulan bir semt olduğunun altını çizdi. “Kamusal hizmetlerden mahrum olmuş ama toplumsal ayağını genişletmiş bir mahalle” tarifini yapan Demircanlı, şu cümlelerle devam etti:

    “Burası, mevcut dezavantajını avantaja da çevirmiştir. 1 Mayıs Mahallesi nereye giderseniz gidin politik hafızada var olan bir mahalle. Alevilerin de toplumsal olarak benimsediği mahallelerden bir tanesi burası. Aslında avantajlarımız çok fazla. Ama kamusal anlamda yararlanmamız dezavantaja sebep oluyor. Elbette bu avantaj ve dezavantajları bir kenara bırakıp ‘ne yapabiliriz, nasıl yapabiliriz’ diye çalışıyoruz.

    Çocukların eğitim alanlarında, sokaklarda çeteleşme, uyuşturucu, fuhuş ve bir sürü çürüme, yozlaşma mevcut. İnancımızın da böyle bir şeyi kabul etmeyeceği fikriyatımız var. Zaten hünkarımız şunu diyor; ‘İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır’. Bugünkü yaşadığımız hikaye böyle bir şeydir. Yani bilimi, ilmi bir tarafa atmışız. Kayırmacılık mevcut. Günün sonunda da bu çürüme olacaktır. Bu mahallelerde de böyle şeyler başlıyor. Biz bu hikayeyi yaşamımızda, inancımızda olan, hak diye gördüğümüz bir perspektifle de yapmaya çalışıyoruz.”

    “HER BİR CANIMIZIN, KATKI SUNMASINI İSTİYORUZ”

    1 Kasım akşamı yapılacak konser için destek çağrısı yapan Özgür Demircanlı, sözlerini şu cümlelerle tamamladı:

    “Halkımıza şunu söylemek istiyoruz; sponsorluk konusunda canlarımıza ‘gelin, bu işe omuz verin, destek sunun’ diyoruz. Toplananları, her bir canımıza bir lokma niyetine dağıtmak istiyoruz. Her bir canımızın, katkı sunmasını istiyoruz. Şöyle düşünün, siz bir bilet alıyorsunuz, bir tane biletle bir çocuğun bir yıl okumasına sebep oluyorsunuz! Sizin çocuklarınız bizim çocuklarımız! Eğitimin, diplomaların bu kadar yok sayıldığı bir yerde bir olmaya çok ihtiyacımız var. Tüm canlarımızı omuz vermeye, katkı sunmaya çağırıyoruz. İş insanlarımızın da buna destek vermelerini rica ediyoruz.”

    Eren GÜVEN/İSTANBUL

  • Ataşehir’de Anma-CANLI

    Ataşehir’de Anma-CANLI

    PSAKD İstanbul Şubeleri, Sivas Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenleri anıyor.

  • Alevi kadınlar: İstanbul Sözleşmesi ötelenmeden hemen uygulanmalı – VİDEO

    Alevi kadınlar: İstanbul Sözleşmesi ötelenmeden hemen uygulanmalı – VİDEO

    PİRHA – Gittikçe artan kadın cinayetlerine ilişkin konuşan Alevi kadınlar, cinayet işleyen erkeklerin cezasızlık politikası nedeniyle daha da cesaretlendiklerini vurguladılar. İstanbul Sözleşmesi’nin önemine de vurgu yapan kadınlar, kadın cinayetlerinin önüne geçilmesi için kalıcı cezaların uygulanması gerektiğini söyledi.

    Türkiye’de kadın cinayetleri devam ediyor. Her gün 2-3 kadın yakını erkekler tarafından katlediliyor. İstanbul’un Ataşehir İlçesi Mustafa Kemal Mahallesi’nde yaşayan Alevi kadınlar, her dönem artan ve gittikçe vahşileşen kadın cinayetlerine ilişkin PİRHA’ya konuştular.

    Kadınlar, cezasızlık nedeniyle erkeklerin daha kolay cinayet işlediğini vurgulayarak, güvende olmadıklarını kaydettiler.

    “KALICI CEZALAR OLMALI”

    Artan kadın cinayetlerine ilişkin kadınların tepkileri şöyle:

    Zeynep Değerli: Öldürülen kadınların suçu yok. Niye öldürüyorlar? Neden suçluları içeriye atmıyorlar, serbest bırakıyorlar? Hep devlet yapıyor. Devlet erkeklere izin vermiş. Kadınları, çocukları öldürüyorlar erkekler. Devlet, erkeklerin elindeki silahları toplasın, suçlu erkekleri içeri atsın. Bizim günahımız nedir? Çocuklarımız okula bile gelip giderken korkuyorlar.

    Selma Taş: Bunların ağır cezalar alması, kalıcı cezalar olması gerekiyor.

    Birgül Özdemir: Bu toplumda erkeklerin olduğu kadar kadınların da yaşama hakkı var. Hepimiz birer canlıyız ve hayata anlam katan kadınlardır. Kadınlar bir yerde hayattır. Nasıl ki bir ağaç odun değilse oksijen salgılıyorsa kadınlar da yaşam salgılıyor. Kadına karşı destekte bulunan bir takım kurumlarımız da var ama yeterli gelmiyor demek ki. İstanbul Sözleşmesi hayata geçirilmeli. Hemen bugün, yarına kalmamalı. Şimdi olmalı, ötelenmemeli.

    Aliye Eke: Bu iktidarla beraber erkeğin güçlü olması kadının yeri olmamasından dolayı bugün mücadelemiz sürüyor. Hükümet olarak kadına şiddete karşı hiçbir katkı sunmamalarından kaynaklı kadına yönelik cinayetler artıyor. Biz kadınlar harekete geçiyoruz ama önemli olan hükümetin bir şeyler yapması. Biz belli bir yere kadar yetebiliyoruz ama hükümetin buna dur demesi için kadınlarla beraber mücadele etmesi gerekiyor. Biz kadın cinayetlerinin biran önce durdurulmasını istiyoruz.

    “KORKUYORUM, ENDİŞELİYİM”

    Elif: Artan kadın cinayetleri konusunda ben de çok endişeliyim. Çalışan bir kadın olarak sabah çok erken saatlerde işe gidiyorum. Çıktığım saatte karanlık. Giderken sağımı solumu kontrol ederek ve endişe duyarak gidiyorum. Korkmaktan da başka bir şey insanın elinden gelmiyor. Benim bir kızım bir oğlum var onların da başına bir şey gelecek mi diye de korkuyorum. Kendimden, yaşlıdan, çocuktan korkuyorum. Bir yaptırım olmadığı için insanlar elini kolunu sallayıp 10 ay yatıp çıkıyor.

    Devrim FINDIK/İSTANBUL

  • Alevi Yurttaşlar: Hizmetler ayrım yapılmadan herkese aynı oranda ulaşabilmeli – VİDEO

    Alevi Yurttaşlar: Hizmetler ayrım yapılmadan herkese aynı oranda ulaşabilmeli – VİDEO

    PİRHA – Yerel seçimlere dair beklentilerini ve taleplerini dile getiren Alevi Yurttaşlar, seçimden seçime vatandaşın hatırlandığını belirterek, yönetime kim gelirse gelsin hizmetlerin ayrım yapılmadan herkese aynı oranda ulaştırılması gerektiğini dile getirdiler.

    31 Mart’ta Yerel Seçimler gerçekleştirilecek. Ataşehir İlçesi Mustafa Kemal Mahallesi’nde oturan Alevi yurttaşlara seçilecek yerel yönetimlerden beklentilerini ve taleplerini sorduk.

    Yurttaşlar, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Hatay’da yaptığı “Merkezi yönetimle yerel yönetim el ele vermezse, dayanışma halinde olmazsa o şehre herhangi bir şey gelmez. Hatay’a geldi mi?” konuşmasını hatırlatarak yerel yönetimlerin tepeden değil tabandan belirlenmesi gerektiğine dikkat çektiler. Yurttaşlar aynı zamanda yaşanan sorunların merkezi yönetimden kaynaklandığına da vurgu yaptılar.

    “SEÇİMDEN SEÇİME HATIRLANIYORUZ”

    Yurttaşların talepleri şöyle:

    Mehmet Yeniyol: Aleviler herhangi bir siyasi partinin arka bahçesi değildir. Mevcut sisteme karşı alternatif olarak bir parti varsa o partiye oy verip mevcut sistemin değişmesi gerektiğini düşünüyorum. Kazanmadığımız bir yerde bir şey talep etmek yanlış olur. Önemli olan önce altyapıyı oluşturarak o çalışmayı yapıp çalıştıktan sonra, talepleri öne çıkarıp uygulayıp uygulamadıklarına ondan sonra bakacağız.

    Ergül Dilek: 70 yaşıma kadar geldiğim bu süreç içerisinde seçimden seçime vatandaş hatırlanıyor. Seçimler bittikten sonra vatandaşlık da bitiyor, sohbet muhabbet de bitiyor, herkes çıkar ve menfaatleri doğrultusunda devam ediyor. Dolayısıyla vatandaş kimsenin umurunda değil. Önümüzdeki yerel seçimler için de iktidar, ‘bizden yana olursanız, bize oy verirseniz size hizmet gelir’ diyorlar. Bunu Cumhurbaşkanı Hatay’daki konuşmasında açık açık söyledi. Bu bence vatandaşı tehdit etmektir. Ben şükürcü bir toplumda yaşamak istemiyorum, bu ülkenin vatandaşı olmaktan da sıkıntı duyuyorum. Sistemi doğru bulmadığımı ifade etmek isterim.

    Mehmet Çavuş: Kendimi üçüncü sınıf vatandaş olarak görüyorum. Çünkü devlet de belediye de beni öyle görüyor. Kaç tane belediye geldi geçti. Seçiyoruz, geliyor ondan sonra çekip gidiyor. Kimse bizi ne arıyor ne soruyor. Siyasiler de vatandaşı düşünen bir kişi yok. Şimdi seçeriz, 15 gün sonra ara ki bulasın. Bizim talebimiz bize hizmet vermeleri. Bizim mahallenin en acı sorunu uyuşturucu belası.

    Cemal Karataş: Hiçbir parti gözetmeksizin herkes dürüst olsun yeter benim için. Kendi çıkarlarının doğrultusunda konuşmasınlar. Bu hükümetten, bu düzenden çok da bir beklentim yok. Seçim döneminde vaatleri çok oluyor ama herkes sandalyesini kaptığı zaman her şey unutuluyor maalesef. Ben 8 yıl aşçı olarak cemevinde görev yaptım, seçilen partinin genel başkanını, ilçe belediye başkanını 8 defa görmedim.

    Besime Turan: Savaş devam ettikçe yoksulluk, ölümler devam edecek. Bunların olmaması için bir an önce savaşın durması gerekiyor. Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi, Ermenisi, Alevisi, Sünnisi bütün insanların birlikte olup savaşa dur demesi gerekiyor. Bütün canlar bizimdir biz hiçbir canlının ölmesini istemiyoruz. Bugün cezaevlerinde bir tecrit var, tecrite karşı hiç kimsenin sesi çıkmıyor. Tecrit devam ettikçe ölümler devam edecek. Tecrit içinde tecriti uygulamak hiç doğru bir şey değil. Ki Türkiye’de yasalar olduğu gibi uygulanmıyor. Her gelen yönetim, her gelen hükümet yasaları kendine göre uyguluyor. Böyle sürdüğü sürece de insanlar ölmeye devam edecek, ekonomik sıkıntılar devam edecek. Bugün sokak ortasında kadınlar öldürülüyor. Hiç kimsenin gıkı çıkmıyor. İstanbul Sözleşmesi neden iptal edildi? Önceden bir oluyorsa şimdi on oluyor. Bunu nasıl durduracağız? Sadece yerel yönetimlerde bu olacak diye bir şey yok. Bu temelden başlıyor tepeye kadar gidiyor. Yönetimlerin tepeden değil tabandan başlaması lazım. Halka sorularak seçilmesi lazım. Tepeden önümüze koyulan adaylar bence bizi temsil etmiyor.

    Güler Aras: Biz buranın yapılışından beri buradayız. Ama buralarda ne yapım var ne de bir hizmet var. Çocuklarımız hep kiralarda oturuyor. İmar sorunumuzun çözülmesini istiyoruz. Benim tek istediğim ise insanları birbirinden ayırt etmeyecek, kardeşçe yaşayabileceğimiz, herkese aynı oranda hizmet verilebilecek bir yönetim istiyorum. Her kim gelirse gelsin insanları ayırt etmesin.

    Melek Kayataş: Şu hükümet gitsin ben başka bir şey istemiyorum. Zaten her tarafı batıran bu hükümet oldu. İnsanlar artık markete bile gitmeye korkuyorlar.

    Devrim FINDIK-Cihan BERK/İSTANBUL

  • Kenanoğlu: Aynı aileden 4 kişiyi yaralayan polise cezasızlık politikası uygulandı-VİDEO

    Kenanoğlu: Aynı aileden 4 kişiyi yaralayan polise cezasızlık politikası uygulandı-VİDEO

    PİRHA – Milletvekili Ali Kenanoğlu, Ataşehir’de aynı apartmanda yaşayan otopark sorunu sırasında Yunus Çağlar Ahıskalı adlı polisin, Subaşı ailesinden 4 kişiyi yaralamasını ve cezasız kalmasını Meclis gündemine getirdi. Kenanoğlu, Subaşı ailesine yapılan polis saldırısının takipçisi olacaklarını belirtti.

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, İstanbul Ataşehir’de iki aile arasında yaşanan sorun sonrasında polis Yunus Çağlar Ahıskalı’nın, Subaşı ailesinden 4 kişiyi yaralaması olayını gündeme getirdi.

    Meclis Genel Kurulu’nda söz alan Kenanoğlu, Ahıskalı’nın saldırıyı olay yerine çağrılan 2 polisin gözleri önünde yaptığını söyleyerek, polis Ahıskalı’nın cezasız bırakıldığını belirtti.

    “SALDIRGAN POLİS KORUNUYOR”

    Subaşı ailesine yapılan polis saldırısının takipçisi olacaklarını ifade eden Kenanoğlu, şu konuşmayı yaptı:

    “15 Kasım 2022 tarihinde İstanbul Ataşehir Baraj Yolu Caddesi Adil Sokak’ta aynı apartmanda oturan aileler arasında otopark sorunu yaşanmıştır. Apartman sakini Yunus Çağlar Ahıskalı adlı polis memuru kavga esnasında evinden silahını alarak Subaşı ailesinden 4 kişiyi çeşitli yerlerinden yaralamıştır; hem de bu saldırı, olay yerine çağrılan 2 resmî polis memurunun gözleri önünde olmuştur. Yaralılardan baba Kazım Subaşı’nın tedavisi hâlen dahi devam etmektedir. Saldırıyı gerçekleştiren polis memuru 4 Nisan 2023 tarihinde yargı önüne çıkartılmış ancak yanlı ifadeler ve raporlarla serbest bırakılmıştır. Saldırganı koruyan Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı hukuksuz uygulamalarına bir yenisini eklemiştir. Subaşı ailesine yapılan bu polis saldırısının takipçisi olacağız, suçluların hak ettikleri cezaları almaları için mücadeleye devam edeceğiz. Subaşı ailesi örneğinde olduğu gibi; Kürt’ün, Alevi’nin canına kastedenlere yönelik cezasızlık politikası uyguladınız, hesabını önce sandıkta, sonra hukukta vereceksiniz.”

    PİRHA/ANKARA

  • 1 Mayıs Mahallesi Festivali’nde gözaltına alınanlar hakim karşısına çıktı

    1 Mayıs Mahallesi Festivali’nde gözaltına alınanlar hakim karşısına çıktı

    PİRHA-1 Mayıs Mahallesi’nin kuruluşunun 20. yılı dolayısıyla düzenlenen festival kapsamında yürüyüş gerçekleştirmek isterken, polis müdahalesiyle gözaltına alınan 34 kişiden 24’ü bugün hakim karşısına çıktı. 10 kişinin dosyası ayrıldı. Mahkeme davayı 15 Mart 2023 tarihine erteledi.

    İstanbul 1 Mayıs Mahallesi’nin kuruluşunun 20. yılı dolayısıyla düzenlenen festival kapsamında 4 Eylül 2022 günü yürüyüş gerçekleştirmek için Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi önünde toplanan kitleye polis müdahale etmiş, İbrahim Kaypakkaya fotoğraflarını bahane ederek 24 kişiyi gözaltına almıştı. PSAKD Ataşehir Şubesi Başkanı Gülsev Kaya ile yönetim kurulu üyesi Hüseyin Kılıçer‘in de aralarında olduğu 24 kişi hakkında “Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama” iddiasıyla dava açıldı. 10 kişinin davası ayrıldı.

    Davanın ilk duruşması Çağlayan’da bulunan İstanbul 20. Asliye Ceza Mahkemesi’nde bugün görüldü. İlk celseye gazeteci ve izleyici alınmazken, katılanlar olay gününe ve polis müdahalesine ilişkin ifadelerini verdi. Dosyadaki 11 kişinin ise ifadeleri sonraki celse alınacak. Ara kararını açıklayan mahkeme davayı 15 Mart 2023 tarihine erteledi.

    PİRHA / İSTANBUL

    İLGİLİ HABERLER:

    >1 Mayıs Mahallesi Festivali yürüyüşüne müdahale:34 gözaltı-VİDEO

  • 1 Mayıs Mahallesi’nde Gaxan kutlandı-VİDEO

    1 Mayıs Mahallesi’nde Gaxan kutlandı-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Ataşehir Şubesi, DAD İstanbul Şubesi, DEDEF, Anadolu Yakası Dersimliler Dayanışma ve Kültür Derneği ile Koçgiri Kültür Derneği’nin katılımıyla dün İstanbul 1 Mayıs Mahallesi’nde Gaxan kutlaması yapıldı.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İstanbul Şubesi, Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF), Anadolu Yakası Dersimliler Dayanışma ve Kültür Derneği ile Koçgiri Kültür Derneği dün 1 Mayıs Mahallesi’nde Gaxan kutlaması yaptı.

    Anadolu Yakası Dersimliler Derneği önünde başlayan Gaxan ritüeli, PSAKD Ataşehir Cemevine kadar sürdü. Kitlenin cemevine varmasının ardından çılalar yakıldı, gülbengler okundu. Gaxan hakkında yapılan konuşmalardan sonra toplanan lokmalar dağıtıldı.

    PİRHA / İSTANBUL

  • İstanbul’da İkitelli-Atakent Güç Birliği 1 Mayıs’a katılım çağrısı yaptı-VİDEO

    İstanbul’da İkitelli-Atakent Güç Birliği 1 Mayıs’a katılım çağrısı yaptı-VİDEO

    PİRHA-İkitelli-Atakent Güç Birliği, 1 Mayıs öncesi yaptığı basın açıklamasında, Küçükçekmece ve İstanbul halkını ekonomik krizin yüküne, yoksulluğa, sefalet zamlarına, grev ve örgütlenme hakkı üzerindeki baskılara, iş cinayetlerine, şirketlere peşkeş çekilen ihalelere, kadın cinayetlerine, nefret söylemlerine, savaşa ve emperyalist savaş örgütü NATO’ya karşı 1 Mayıs’ı güçlendirmeye çağırdı. 

    İkitelli-Atakent Güç Birliği çağrısıyla 1 Mayıs öncesi İstanbul İkitelli Atatürk Mahallesi’nde basın açıklaması yapıldı. Açıklamaya Emek Partisi, Halkların Demokratik Partisi, Halkevleri, Devrimci Parti, Türkiye İşçi Partisi ile Atakent Gönüllüleri de katıldı. ‘Zamlara, yoksulluğa ve savaşa karşı; birlik, dayanışma ve mücadele’ başlığıyla yapılan açıklamada ayrıca 24 Nisan Ermeni soykırımına da değinildi. Açıklama sırasında Türkçe, Kürtçe, Arapça ve Ermenice “Yaşasın 1 Mayıs” yazılı pankart açıldı.

    “EMEKÇİLER GEÇİNEMİYOR”

    Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

    “Bugün Türkiye tarihte eşi az görülmüş bir ekonomik kriz dönemini yaşıyor. En temel tüketim maddelerinden faturalara kadar her şey, her gün zamlanarak emekçilerin hayatını devam ettirmesini imkansız kılıyor. Bundan 4 ay önce tarihin en büyük zammı olarak duyurulan ve 4250 lira olarak belirlenen asgari ücret, açıklandıktan 2 ay sonra enflasyon baskısı ve döviz kurundaki yükselişin altında eridi. 4250 lira olarak açıklanan asgari ücret bugün Türk-İş’in açıkladığı açlık sınırı olan 4927 liranın altında kaldı. Emekçiler için bu ekonomik koşullarda asgari ücret almak demek aç kalmakla eşdeğer hale geldi.

    Devletin resmi kurumlarının açıkladığı enflasyon rakamları %60’ı aşmış durumda, bağımsız kurumlarca hazırlanan raporlar ise enflasyonun %120’leri aştığını gösteriyor. Marketlerde her gün etiketler değişiyor, emekçilerin hayatını devam ettirebilmesi için gerekli olan her şeye zam üzerine zam geliyor. Domatesin kilosu 25 liraya, bir sap maydanoz 10 liraya dayanmış durumda. Evlere gelen faturalar geçen senelere oranla en az %50 zamlı şekilde geliyor; doğalgaza, elektriğe, suya son 1 ayda en az %20 zam gelmiş durumda. Bugün emeğin başkenti olan İstanbul’da, İBB verilerine göre halkın en az %60’ı ekonomik olarak geçinemediğini, %87’si kredi kartı borçlarını ödeyemediğini belirtiyor. Emekçiler için hayat şartları her geçen gün daha da yaşanılmaz ve dayanılmaz bir hal alıyor, emekçiler geçinemiyor.

    “EMEKÇİYE SAFELET; PATRONLARA KÂR DÜZENİ”

    Ekonomik krizin koşulları her geçen gün derinleşirken; bu kriz koşullarını yaratan ve sorumlusu olan iktidar ise emekçilerin sorunlarına çözüm aramak yerine halkı sefalete iten politikalarında ısrar etmeye devam ediyor. Dünyada da krizler üreten kapitalist düzenin Türkiye’deki politik temsilcisi ve bekçisi olan iktidar, sınıfsal olarak aldığı tavırla birlikte sırtını emekçilerden değil; tamamen sermaye güçlerinden ve emperyalistlerden yana dönmüştür. Dünyada emekçileri sefalete mahkum eden kapitalizmin Türkiye’de iktidarın politikaları ile geldiği durum da benzer bir haldedir. Milyonlarca işçi ve emekçi kapitalist düzenin doğasındaki sömürü ve bağımlılık ilişkilerinden dolayı geçinememekte, sermaye grupları ise bu düzenden kar sağlamaya devam etmektedir.
    Türkiye’yi iktidarı boyunca birçok özelleştirme ile yabancı sermaye güçleri için ucuz emek cennetine çeviren ve bununla övünen iktidarın yarattığı ekonomik bağımlılık, doların ve Euro’nun sürekli yükseldiği koşullarda sadece iktidara ve patronlara hizmet ediyor.

    Emekçilerin vergileri ile yabancı yatırımları “kur korumalı mevduat” ile garanti altına alınıyor, yabancı ve yerli şirketlerin karı, emekçilerin cebinden karşılanıyor. Vatandaşın faturalarında indirime gitmeyen, asgari ücrete ek zam yapmayı erteleyen, enflasyonla mücadele edeceğiz diyerek tarihin en büyük enflasyon rakamlarına ulaşan iktidar; kriz döneminde vatandaşın vergileri ile garantili ihaleler, teşvikler vererek sermaye gruplarının krizden kazançlı çıkmasını garanti altına alıyor. Emekçiler %120’lik enflasyonun altında evine ekmek götüremiyorken, geçim sıkıntıları yüzünden intihar sayıları artarken; metal şirketleri, enerji şirketleri, bankalar %100’leri aşan karlar açıklıyor. Bu iktidarın kimin iktidarı olduğunu, kimi koruyup kolladığının resmidir.

    “İÇERDE VE DIŞARDA SAVAŞ POLİTİKALARINA SON”

    Türkiye’yi içerdeki kriz koşulları ile birlikte şiddetin ve savaşın içerisine sokan iktidar, farklı coğrafyalardaki ve ülke içerisindeki güvenlik harcamalarına milyarlarca liralık bütçeler hazırlıyor. Ülke içinde Kürt halkını hedef tahtasına koymaya devam eden iktidar, yarattığı ayrıştırıcı ve hedef gösterici politik atmosferle birlikte halkların taleplerine ve siyasi temsilcilerine karşı şiddeti meşru hale getiriyor. 107 sene önce bugün Ermeni halkına karşı ülkenin egemen güçleri tarafından başlatılan sistematik tehcir ve soykırım politikalarının günümüzde de bu toprakların azınlıklarına ve halklarına karşı sürüyor olduğunu görüyoruz ve bu durumu kabul etmiyoruz.

    Emekçilerin eğitime, sağlığa, ulaşıma ücretsiz erişilebilmesi için harcanması gereken bütçenin neredeyse tamamı savunma ihtiyaçları için, emperyalist ülkelerin yayılmacı politikalarının ürünü olan NATO için harcanıyor, bu durum üzerinden iktidar kendi kirli planlarını sürdürmeye devam ediyor. Rusya-Ukrayna savaşı ile birlikte “savaş olsun ki daha fazla SİHA satalım” diyenler; emekçilerin gündelik hayatta yaşadıkları sorunlara “vatan meselesi” diyerek kılıf uydurmaya devam ediyorlar. İçeride ve dışarda hakları, emekçileri birbirine düşman eden bu savaş politikalarına son verilmelidir.

    “BU DÜZENE KARŞI MÜCADELE GÜÇLENİYOR”

    İktidarın hem ülke içindeki hem de dışardaki politikaları emekçilerin yaşamını olumsuz etkilemeye ve krizi beslemeye devam etmektedir. Buna karşın iktidarın baskı ve sefalet düzenini kabul etmeyen işçiler, emekçiler, kadınlar, çevre savunucuları ise bu düzene karşı çıkmakta, bu sefalet düzenine razı gelmemektedir. 1 Mayıs’a giderken, Türkiye’de bu sefalet ve baskı düzenine karşı çıkanların mücadeleleri ve işaret ettikleri örgütlü mücadele zemini, bu seneki 1 Mayıs sürecinin emekçiler açısından önemini ortaya koymaktadır.

    Geçtiğimiz aylarda başta İstanbul olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanında aldıkları ücretlerle geçinemedikleri için iş bırakan, greve çıkan yüzlerce emekçi; yaratılan bu dengesiz tabloya isyan etti. Kamu emekçileri kendilerine dayatılan iktidarın kendi lehine çıkardığı meslek yasalarına, hak ihlallerine karşın bulundukları alanlardan ses yükselttiler. Haklarını alabilmek için direnen, greve çıkan, eylem yapan binlerce emekçiyi abluka altına alan, anayasal haklarını kullanmalarının önüne “vatan meselesi” diyerek geçen iktidar; emekçilerin alın terinden, vergisinden beslenen şirketlerin yolsuzlukları, soygunları için hiçbir adım atmıyor. İktidar greve çıkan, hakları için direnen işçilerin tarafında değil; patronların tarafında yer alıyor fakat işçiler, emekçiler bu durumu tersine çevirdiler. Üretimden gelen güçlerini kullanarak, örgütlü mücadeleleri ile haklarını nasıl alabileceklerini, Türkiye’de nasıl iktidar ve patronların değil; emekçilerin sözlerinin hakikat olduğunu gösterdiler. 1 Mayıs’ın yolu işçi sınıfının direnişlerinin ve mücadele birikimlerinin yoludur.

    Kadınlar her gün sokaklarda, evlerde, iş yerlerinde erkek şiddeti ile karşı karşıya kalıyorlar, hükümet kadınları koruyacak bir yasa çıkarmak yerine onların haklarını koruyan İstanbul Sözleşmesi’nden çıkarak kadına ve LGBTİ’lere karşı şiddeti meşrulaştırıyor. İş yerlerinde “eşit işe eşit ücret” almak istiyoruz diyen, hayatın arka planına itilmek istemeyen emekçi kadınlar karşısından hükümet şiddete başvurmaktan çekinmiyor. Buna karşın kadınlar İstanbul’un meydanlarında seslerini duyurmaya, bu düzene karşı örgütlenerek erkek egemen bakış açısını ve onunla özdeşleşen sömürü çarklarını yıkacaklarını gösterdiler. 1 Mayıs’ın yolu emekçi kadınların direnişlerinin ve mücadele birikimlerinin yoludur.
    İstanbul gibi dünyanın en güzel doğal güzelliklerinin bulunduğu bir kenti, Kanal İstanbul gibi bir rant projesi ile beton sermayesinin hizmetine açanlara, İstanbul’un Kuzey Ormanları’nı 5’li çetenin karı için halkın cebinden geçiş garantili yolları ihaleye çıkarıp milyonlarca ağacı kesenlere karşı; çevre savunucuları doğayı ve canlıları savunmak için alanlardaydılar. 1 Mayıs’ın yolu çevre direnişlerinin ve mücadele birikimlerinin yoludur.

    “HEP BİRLİKTE DEĞİŞTİRMEK VE KAZANMAK İÇİN 1 MAYIS’A”

    1 Mayıs Dünya, Türkiye ve İstanbul’da işçi sınıfının yüzlerce yıllık mücadelelerin ve direnişlerin bir birikimi olarak başka mücadele alanları ile birleşerek gelişiyor. Başta işçi sınıfının, emekçilerin talepleri olmak üzerine tüm halk kesimlerinin talepleri ile şekillenecek, iktidarın baskılarına karşın emekçilerin, halkın örgütlü mücadelesi ile sesini yükselteceği bir 1 Mayıs bizleri bekliyor. Kaderi bir olan tüm işçileri, emekçileri, kadınları, halk kesimlerini 2022 1 Mayıs’ında alanlarda buluşturmak, birlikte direnişin ve değişimin sesini yükseltmek yaşamak kadar önemli hale gelmiştir. Bizlere yaşanabilecek, geçinilebilecek bir düzen sunmayan kapitalizme ve onun Türkiye’deki politik temsilcisi iktidara karşı; tüm Küçükçekmece ve İstanbul halkını ekonomik krizin yüküne, yoksulluğa, sefalet zamlarına, grev ve örgütlenme hakkı üzerindeki baskılara, iş cinayetlerine, şirketlere peşkeş çekilen ihalelere, kadın cinayetlerine, nefret söylemlerine, savaşa ve emperyalist savaş örgütü NATO’ya karşı; birlik, dayanışma ve mücadele ile birlikte kendi talepleri için bulunduğu her alanda örgütlü bir şekilde 1 Mayıs’ı güçlendirmeye çağırıyoruz.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • Suna Çelebi, 16 Ekim’de “Bir Dersim Masalı” anlatımıyla PSAKD Ataşehir Şubesi’nde

    Suna Çelebi, 16 Ekim’de “Bir Dersim Masalı” anlatımıyla PSAKD Ataşehir Şubesi’nde

    PİRHA- “Dilden dile yaşasın masallarımız” diyen Suna Çelebi, “Bir Dersim Masalı” anlatımıyla Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ataşehir Şubesi’nde canlarla buluşacak. Etkinliğe katılım çağrısı yapıldı. 

    Pir Sultan Aabdal Kültür Derneği Ataşehir Şubesi, “Dilden dile yaşasın masallarımız” diyen Suna Çelebi’nin, 16 Ekim Cumartesi günü “Bir Dersim Masalı” anlatımıyla dernekte olacağını bildirdi. Servet Sevinç’in de bağlamasıyla eşlik edeceği belirtildi.

    Yapılan yazılı açıklamada, şöyle denildi:

    “Bir çok dile, kültüre, medeniyete tanık olmuş bir coğrafyada yaşayanlarız. Bu coğrafyada nice destanlar, nice maniler, nice türküler, nice ağıtlar, nice masallar ürettik. Bazılarını unuttuk, bazıları kayboldu ama yaşasın diye unutulmasın diye çabamız da sürüyor. Belki büyükler olarak çocukluğumuzda kalan sobalı ışıksız büyük evlerde nene ve dedelerimizden büyük bir coşkuyla dinlediğimiz masalları bu teknoloji çağında hatırlamak sorumluluğu taşıyoruz.

    “Dilden dile yaşasın masallarımız” diyerek emek veren canımız Suna Çelebi’nin anlatımıyla ” Bir Dersim Masalı” ve Servet Sevinç’in bağlamasıyla büyüteceği etkinliğimize cümle canları bekliyoruz.”

    PİRHA/ İSTANBUL

  • ‘Kürt sorunu bir gün çözülebilir ama Alevi sorunu çözülemez’-VİDEO

    ‘Kürt sorunu bir gün çözülebilir ama Alevi sorunu çözülemez’-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Ataşehir Şubesi’nin eşit yurttaşlığı tartıştığı ve iki gün süren etkinlikleri sona erdi. Program kapsamında konuşan HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, “Yaşadığımız topraklarda en uzun süreli hak kaybına uğrayan toplum Alevilerdir. Kürt sorunu bir gün çözülebilir. Ama Alevi sorunu asla çözülemez. Çözülebilmesi için topyekun bir zihniyet değişikliğine ihtiyaç var” dedi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi ve Cemevi’nin, “Hak Mücadelemizde Eşit Yurttaşlık Talebimizi Yükseltelim” başlığıyla düzenlediği etkinlikler ikinci gününde dün sona erdi.

    Alevi Dernekleri Federasyonu (ADFE) Genel Başkanı Celal Fırat, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu ile Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAKV) Genel Başkanı Ercan Geçmez son gün programı kapsamında konuşmalar yaptı.

    “SORUNLARI İNKAR ETMEK GÖRÜNÜRLÜĞÜNÜ GİZLEMİYOR”

    Devletin asimilasyon politikaları ile Alevileri şekillendirmeye çalıştığını ifade eden Fırat, “Aleviler, devletin kurmaya çalıştığı homojen toplum planına karşı her zaman karşı gelmiştir. Problemlerin varlığını inkar etmek, önemsiz ve değersiz göstermek artık sorunların görünürlüğünü gizlemeye yetmiyor. Temel hak ve özgürlüklerin bizler açısından somutlaştırılmasını istiyoruz. Alevilerin inancı diğer tüm toplumlar için bir reform anlayışı doğurduğu için reddediliyor. Alevilerin özgür yaşaması demek, dinsel gericiliğe karşı verilecek laiklik mücadelesinden geçiyor” diye konuştu.

    “YAŞADIĞIMIZ TOPRAKLARIN EN UZUN SÜRELİ HAK KAYBINA UĞRAYANI ALEVİLERDİR”

    HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Türkiye’deki Alevi sorununa değinirken, şunları söyledi:

    “Bugün Türkiye’nin sorunlarını sıraladığımız zaman can kayıpları nedeniyle birinci sırada Kürt sorunu yaşamsal bir sorun. Ondan sonra Alevi sorunu ve diğer sorunları sıralıyoruz. Ancak yaşadığımız topraklarda en uzun süreli hak kaybına, katliama, asimilasyona uğrayan toplum sıralamasına girdiğimiz zaman şüphesiz birinci sırada Aleviler yer alır. Varlığımızı bildiğimizden bu yana sürekli bir inkara, asimilasyona ve imhaya tabi tutulan bir topluluğuz. Dolayısıyla Alevilerin mücadelesi tarihin her dönemine damgasını vurmuştur.”

    “KÜRT SORUNU BİR GÜN ÇÖZÜLEBİLİR AMA ALEVİ SORUNU ÇÖZÜLEMEZ”

    “Merkezi otoriteye karşı duran bir anlayışı temsil ediyoruz” diyen Kenanoğlu, Alevilerin Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ile barışmayan tek topluluk olduğunu kaydetti. Kenanoğlu şöyle konuştu:

    “Bakıyorsunuz örneğin, AKP iktidarının, tek adam rejiminin bir türlü barışamadığı, kendi hanesine yazamadığı tek topluluk Alevilerdir. Bu nedenle her zaman hedefte yer almıştır. Bu topraklarda bir gün Kürt sorunu çözülebilir. Ama Alevi sorunu asla çözülemez. Çünkü Alevi sorunu çözülebilmesi için topyekun bir zihniyet değişikliğine ihtiyaç var. Çünkü Alevilik meselesi bu ülkede öyle inançsal mesele olarak görülmemiştir. Alevilik bir güvenlik meselesi olarak yer almış.

    Zamanında Turgut Öker ve bir milletvekili Genelkurmay’a davet ediliyor. Bir görüşme yapılıyor. 28 Şubat sürecinden bahsediyorum. Arkadaşlara deniliyor ki, “Aleviler iyidir, hoştur, seviyoruz ama asla cemevlerini ibadethane olarak kabul edemeyiz”. Bunu söyleyen 28 Şubat’ın sözde laik subayları. O yüzden Türkiye Cumhuriyeti Devleti açısından baktığınız zaman Kemalist’i, ulusalcısı, laiki vs. hangi tanımlama ile tanımlarsanız tanımlayın tamamı Alevilere karşıdır. Alevileri severler. Neden? Laikliğin koruyucusudur Aleviler.”

    “DEVLET İÇİN MAKBUL VATANDAŞ, TÜRK VE SÜNNİ”

    Cemevlerinin ibadethane olarak tanınmamasıyla ilgili olarak da konuşan Kenanoğlu, “Ama iş, cemevlerine ibadethane statüsü verme ve eşit yurttaşlık talebine geldiğinde orada duruluyor. Devlet açısından bir makbul vatandaş tanımı vardır. Bu makbul vatandaş Türk ve Sünni’dir. Sen bu makbul vatandaş tanımına uymuyorsan hiçbir şekilde bu devletin önemli kademelerinde bulunamazsın.

    Taleplerin hiçbir zaman anayasa, hak, eşitlik temelinde ele alınmaz. Güvenlik konsepti çerçevesinde ele alınır. Cemevlerine statü verme sorunu zannetmeyin ki AKP ile gelmiş ve o gidince çözülecek bir sorun. Bu devlet kafası değişmediği sürece cemevleri ibadethane olarak kabul edilmez. Eşit yurttaşlık hakkı verilmez” ifadelerini kullandı.

    “BİRLİKTE YAŞAMI SAVUNABİLMELİYİZ”

    HBVAKV Genel Başkanı Ercan Geçmez ise kısa bir selamlama konuşması yaparken, “Aleviler olarak mutlak özümüze dönmeliyiz. Alevilerin kendi dostları ile birlikte hareket etme becerisini geliştirmesi gerekiyor. Türkiye’nin sorunları görmemezlikten gelmemesi gerekiyor. Birlikte yaşamayı savunabilmeliyiz” dedi.

    Program kapsamında konuşmaların dışında sanatçı Gule Mayera, Muharrem Temiz ile Grup Dela Berta sahneye çıktı. Etkinlikler semah dönülmesinin ardından sona erdi.

    Barış KOP / İSTANBUL

  • PSAKD Ataşehir Şubesi ve Cemevi, 2-3 Ekim’de eşit yurttaşlık talebini dillendirecek

    PSAKD Ataşehir Şubesi ve Cemevi, 2-3 Ekim’de eşit yurttaşlık talebini dillendirecek

    PİRHA-PSAKD Ataşehir Şubesi ve Cemevi “Hak Mücadelemizde Eşit Yurttaşlık Talebimizi Yükseltelim” başlığıyla 2-3 Ekim günlerinde 19.30 -23.00 saatleri arasında etkinlik gerçekleştirecek. Program kapsamında “Eşit yurttaşlık talebi tartışılsın ve yeniden örgütlensin; Diyanet İşleri Başkanlığı lağvedilsin; zorunlu din dersleri kaldırılsın; herkese inancına göre eğitim hakkı tanınsın” gibi talepler bir kez daha dillendirilecek. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi ve Cemevi, “Hak Mücadelemizde Eşit Yurttaşlık Talebimizi Yükseltelim” başlığıyla 2-3 Ekim 2021 tarihlerinde etkinlikler düzenleyecek. İki gün sürecek etkinlikler Hacı Bektaş Veli’ye atfedilirken; “Eşit yurttaşlık talebi tartışılsın ve yeniden örgütlensin; Diyanet İşleri Başkanlığı lağvedilsin; zorunlu din dersleri kaldırılsın; herkese inancına göre eğitim hakkı tanınsın” gibi talepler bir kez daha dillendirilecek.

    “EŞİT YURTTAŞLIK, SALT ALEVİLERİN DEĞİL HERKESİN TALEBİDİR”

    PSAKD Ataşehir Şubesi tarafından yapılan çağrıda, “Derdimiz odur ki; bilince çıkarılamayan her iş, işleyiş ve talep hiçleşmekte, sorunlar büyümekte, toplum örgütsüzleşmekte ve geleceğe dair umudunu yitirmektedir. Eşit yurttaşlık talebini bir yüzleşme ve eşitsizliğin gün yüzüne çıkarılarak bunun üzerinden değerlendirilmeler yapılmasına olanak sağlayacak bir araca dönüştürmek dün olduğu gibi bugün de bir ihtiyaçtır. Bu ihtiyacın karşılığı olarak diğer talepleri de aslında içinde barındıran eşit yurttaşlık talebi ilk dillendirildiği dönem salt Aleviler için değil bu ülkede yaşayan tüm ezilen inanç ve kimlikler için bir talep olmuş ve yankısı büyük olmuştur” denildi.

    “Ezilen, azınlık tüm halk ve inançların talepleri; egemen olanlar açısından her dönemde başka gerekçelerle ama hep inkarcı bir politikayla reddedilmiş, yok sayma, baskı ve katliamla yaşanmaz kılınmak istenmiştir” diye belirtilen açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Tüm bu yok saymalar da göstermektedir ki taleplerin yaşanır olması ancak ortak, birlikte ve örgütlü mücadele ile olacaktır. Bu nedenle etkinliğimizde tüm ezilen inanç ve kimlikleri en demokratik hakları olan talepleri etrafında toplanmaya yolumuzu birlemeye, asimilasyon ve inkara karşı yol ulularından, önderlerinden aldığımız miras aşkına sahip çıkmaya davet ediyoruz.

    ETKİNLİĞE ÇAĞRI

    Çünkü Hünkar Hacı Bektaş Veli’nin “Benim kâbem insandır” felsefesiyle yaşayan, Hızır Paşa’ya diz çökmeyerek, “Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan” diyerek bedel ödemekten çekinmeyen ulu bir çınardır çatısı altında bulunduğumuz Pir Sultan. Bu yola ikrar vermiş cümle canları geçmişimize, bugünümüze ve geleceğimize sahip çıkmaya etkinliğimize omuz vermeye davet ediyoruz.”

    İki gün sürecek olan program ise şöyle:

    1. Gün: 2 Ekim 2021 Cumartesi

    -Açılış 19.30
    – Çocuk Programı “Düşler Kuran Çocuklarımız”
    -Sinevizyon
    – PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan
    -Avrupa Alevi Birlikler Federasyonu Eşit Başkanı Nevin Kamilağaoğlu
    -Yazar Nejdet Saraç
    -PSAKD Ataşehir Şube Adına Konuşma
    – Ataşehir Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Kadın Korosu ve Helin Erenler
    -Kemençesi ile Ümit Taşkıran
    -Gule Mayer

    2. GÜN: 3 Ekim 2021 Pazar

    -Açılış
    -Sinevizyon
    -Sazlarıyla Cemevinden Canlar
    -HDP Milletvekili Ali Kenanoğlu
    -Alevi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Celal Fırat
    – Grup Dela Berta
    – Ozan Dertli Divani
    -Semah

    Etkinlik; Cemevi bahçesinde 19.30 -23.00 saatleri arasında olacak.

    PİRHA/İSTANBUL

  • PSAKD Ataşehir’de Alevilere saldırıları protesto etti: ‘Aleviler vardır, Alevilik Haktır’-VİDEO

    PSAKD Ataşehir’de Alevilere saldırıları protesto etti: ‘Aleviler vardır, Alevilik Haktır’-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Ataşehir Şubesi/Cemevi, “Her türden asimilasyona karşı Aleviler vardır, Alevilik Haktır” şiarıyla basın açıklaması yaptı. Açıklamada, Tokat’ta bir doktorun haritada Alevi köylerini işaretlemesi ve Yalova’da Alevi evlerinin işaretlenmesi protesto edilerek, kamuoyu duyarlı olmaya çağrıldı. 

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi/Cemevi, bugün “Her türden asimilasyona karşı Aleviler vardır, Alevilik Haktır” diyerek bir basın açıklaması yaptı.

    Açıklamayı okuyan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi/Cemevi Başkanı Gülsev Kaya, Tokat Almus’ta bir doktorun harita üzerinde Alevi köylerini işaretlemesini ve son olarak Yalova’da Alevilerin evlerinin işaretlenmesini protesto etti.

    Açıklamada şunlar belirtildi:

    “Son günlerde biz Alevilere yönelik provakasyon amaçlı bir çok eyleme tanık olduk. Önce Tokat’ta Sağlık Bakanlığı imzalı bir haritanın varlığı ortaya çıktı. Bu haritada Alevi köylerinin eski ve yeni adları ile beraber, kırmızıya boyanarak “Alevi” ibaresi ile yer aldı. Alevilere yönelik ayrımcılığın suçluluğu ile yakalanan AKP iktidarı, böyle bir uygulamalarının olmadığını, sorumlular hakkında “soruşturma başlattık “deseler de, bizler bu uygulamalara yabancı değiliz. Osmanlı’da Şeyhülislam fetvaları ile aşağılanıp, ayrımcılığa uğrayan Alevilere, Cumhuriyet döneminde de bu yaklaşım hız kesmeden devam etti.

     “KAPILARIMIZIN İŞARETLENMESİ YENİ DEĞİL”

    Kapılarımızın kırmızı çarpılar ile işaretlenmesi yeni bir şey değil ki! Daha önceleri Maraş’tan, Malatya’dan, İzmir’den tanıyoruz sizi! Yalova’daki son işaretlenmeler bu nedenle bizi şaşırtmıyor. Kadim Alevi kızılbaş inancının vücut bulup büyüdüğü Anadolu’da bu inanca İslami renk vermeyi ve onu özünden uzaklaştırmayı hedefleyen iktidar sahipleri, asimilasyon sopa ve tehditini Aleviler üzerinden hiç eksik etmediler. Bir dönem Alevi yurdu olan bu topraklar, günümüze gelindiğinde azınlığa düşürülmüş ise tüm bu asimilasyoncu uygulamaların bir sonucudur.”

    “İNANCIMIZDAN VAZGEÇMEYECEĞİZ!”

    “Ankara Mamak ‘da Şeriat bildirilerinin dağıtılması, Tokat ve Yalova’da köy ve evlerin işaretlenmesi, biz Alevilerin Eşit yurttaşlık talebini geriletemeyecektir” denilen açıklamada, “Ne kadar ayrımcılığa uğrayıp, kamusal alanlarda istihdam edilmemiz engellense de, İnancımızdan vazgeçmeyeceğiz. Okullarda çocuklarımıza zorunlu din dersi adı altında, Sunni İslam dayatması ile asimilasyon hedeflense de, o çocuklarımız insanı merkeze alan Alevi inancını terk etmeyecekler. Maraş, Çorum, Malatya, Madımak, Gazi, 1 Mayıs gibi katliamlara uğrasak da, Hallacı Mansur gibi “Enel Hak” Pi̇r Sultan gibi” açılın kapılar şaha gidelim” demekten vazgeçmeyeceğiz” ifadeleri kullanıldı.

    “TEHDİT VE KORKUTMANIZ İŞE YARAMAYACAK!”

    “Kapılarımızı işaretlemenize gerek yok. Alevi olduğumuzu, Kerbela’da İmam Hüseyin’in, Hallacı Mansur’un, Seyit Nesimi ve Pi̇r Sultan Abdal’ın mirasına sahip çıkarak, yolu cümleden ulu tutacağımızı ilan ediyoruz” denilen açıklamaya şöyle devam edildi:

    “Bu yolun talipleri olarak, pir, dede ve analarımızın da katkısı ile günümüze taşınmış bu kadim inanç, bundan sonra da ilerlemeye ve hak ettiği kabulü görmeye devam edecektir.Tehdit ve korkutmanız, daha önce olduğu gibi, bundan sonrada işe yaramayacaktır. İnancımız kimseyi ötekileştirmediği gibi, merkezine aldığı “İnsan” yaklaşımından dolayı, 72 millete aynı gözle bakmayı ve kardeşliğe giden “Rıza şehri”ne varma hedefinden vazgeçmeyecektir.

     KAMUOYUNA DUYARLILIK ÇAĞRISI

    Köpeklerimizin yemediği Haram lokmadan uzak durduğumuz gibi, vergilerimiz ile devasa bütçeye sahip Diyanet’ten pay almayı değil, laik bir sistemde olmaması gerektiğine inandığımız için, Diyanet İşleri Başkanlığının kaldırılması isteğimizden de vazgeçmeyeceğiz. Eşit yurttaşlık hukuku, demokrasisi ve insan hakları mücadelemiz devam edecektir. Sizi ürküten tam da budur? Korkaksınız. Yarasa gibi gece yarılarında, iplerinizi tutanların talimatları ile bizi nasıl işaretlerseniz işaretleyin ‘Aleviler vardır. Alevilik Haktır’ şiarını daha yüksek bir sesle haykırmaya devam edeceğiz.
    Tüm bu duygu ve düşüncelerle, karanlık güçlerin baş vurduğu tehdit ve sindirme hedefli son gelişmeleri kınıyor, tüm kamuoyunu duyarlı olmaya devam ediyoruz.”

    PİRHA/ İSTANBUL

     

  • PSAKD Ataşehir Şubesi: Cümle canları, yapacağımız basın açıklamasına bekliyoruz

    PSAKD Ataşehir Şubesi: Cümle canları, yapacağımız basın açıklamasına bekliyoruz

    PİRHA-PSAKD Ataşehir Şubesi, yapacağı “Her türden asimilasyona karşı Aleviler vardır, Alevilik Haktır” konulu basın açıklamasına katılım çağrısında bulundu.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ataşehir Şubesi, 28 Ocak’ta yapacağı “Her türden asimilasyona karşı Aleviler vardır, Alevilik Haktır” konulu basın açıklamasına katılım çağrısında bulundu.

    “Her yerde Aleviler vardır, Alevilik haktır” denilen çağrı metninde şu ifadelere yer verildi:

    “Ezilen inançlar, halklar zapturapt altına alınmaya, toprağından sökülüp atılmaya, bozulmaya; ırkçı, faşist nefret dili ve asimilasyon politikalarıyla ayrıştırılmaya, yabancılaştırılmaya çalışılıyor.

    Geçtiğimiz hafta Tokat Almus’ta yaşanan Alevi köylerinin haritalarda işaretlenmesi, bugün Yalova’da kapıların işaretlenmesi, kapılara şeriat bildirilerinin bırakılması, seçmeli zorunlu din dersleri gibi politikalar eşit yurttaş olarak görülmemenin, yok sayılmanın ürünüdür. Bu nedenle Eşit Yurttaşlık talebimiz daha cesur her platformda daha yüksek sesle ifade edilmelidir. Her türden asimilasyona karşı Aleviler vardır, Alevilik haktır.

    Cümle Canları, yapacağımız basın açıklamasına bekliyoruz. Aşk ile.”

    (HABER MERKEZİ)

  • Gülsev Kaya: Maraş’ta katledilenleri 18 Aralık’ta Kadıköy’de anacağız

    Gülsev Kaya: Maraş’ta katledilenleri 18 Aralık’ta Kadıköy’de anacağız

    PİRHA- PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Gülsev Kaya, Maraş Katliamı’nın 42 yılında İstanbul’da yapılacak anmaya ilişkin bilgi verdi. “Bizi asimile etmeye; dilimizi, kültürümüzü yok saymaya çalışsalar da biz varız” diyen Kaya, Alevi örgütlerinin 18 Aralık’ta saat 18.00’de Kadıköy’de olacağını söyledi. 

    İstanbul’da Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şube Başkanı Gülsev Kaya, Maraş Katliamı’nın 42. yıldönümü vesilesiyle İstanbul’da yapılacak anma hakkında bilgi verdi.

    Kaya, “Maraş Katliamı’nın üzerinden 142 yıl da geçse hesap verilene kadar hatırlatmamız sürecek” diyerek 18 Aralık’ta saat 18:00’de Kadıköy’de anma yapılacağı bilgisini paylaştı.

    “BİZ ALEVİLER VARIZ”

    Gülsev Kaya, “Bu sistem katliamlarla beslenmekte” diyerek şöyle devam etti:

    “Yurdundan edilen insanların acısının hesabı verilene kadar Maraş’ı anmaya, hatırlamaya devam edeceğiz. Katliamlar Alevilerin tarihinde hep var oldu. Hangi döneme, yıla gidersek gidelim Aleviler hep katliamlarla terbiye edilmeye çalışıldı. Ve hala bu ülkede Alevilerin kimliği kabul edilmiş değil. Eşit yurttaşlık talepleri ulus devlet tarafından karşılanmamış durumda. Biz Aleviler varız. Bizi asimile etmeye, dilimizi, kültürümüzü yok saymaya çalışsalar da biz varız.

    “FARKLI ŞEKİLLERDE MARAŞLAR DEVAM EDİYOR”

    Maraş ne ilk ne de son oldu. Her kriz döneminde kendisine karşı olana bu politikayı uygulamıştır. Bugün de farklı şekillerde Maraşlar devam ediyor. 19 Aralık 2000’de hapishanelerde devrimci tutsaklar terbiye edilmeye çalışıldı. 28 Aralık 2011’de Roboski’de 34 Kürt köylü, verdikleri yaşam mücadelesi sonucu bombalanarak katledildi. Kendisi gibi olmayanı yok etmek istiyorlar. Ama kendileri gibi olmayacağız.”

    “KATLİAMLARIN HİSSİYATI ZAYIFLADI”

    Gülsev Kaya, Kadıköy’de yapılacak anma için “Katliamlarla yüzleşilsin” çağrısında bulunduklarını belirterek, “Maraş’ın, Sivas’ın yarattığı hissin bugün biraz zayıfladığını, bilinçaltına attığımızı söyleyebiliriz” dedi.

    Kaya, Alevilerin bir bütün olarak toplumsal travmalara sahip olduklarını belirterek şunları söyledi:

    “Yapılan katliamları bizler; o dönemleri yaşayanlar derinden hissediyoruz. Bugün Maraş, Sivas anmasına baktığımızda, yaş ortalamasının sadece o dönemi yaşayanlar olduğunu görüyoruz. Kendi kültürü ile büyümeyen çocuklar, yarına yabancılaşıyor. Asimilasyonun bir yanı da bu. Kendi çocuklarımızın da Maraş’a dair yüzleşmeye ihtiyacı var.

    Bu zamana kadar bütün katliamlar zaman aşımına uğratıldı. Katliamın sorumluları da kendileri olduğu için, bir yargılama da olmadı. Alevilerin daha çok birlikte söz söylemeye ihtiyacı var.”

    Gülsev Kaya, 19 Aralık saat 21:00’de sosyal medyada ‘katliamlarla yüzleşin’ hastaginin paylaşılacağını da duyurdu. Kaya, 21 Aralık saat 12:00’de ise İstanbul’daki cemevleri ve dernek şubelerinde Maraş için ortak anmaların yapılacağı bilgisini verdi.

    PİRHA/ İSTANBUL

  • “Alevilerin Hak Mücadelesinde Yeni Yol ve Yöntem Arayışları” Çalıştayı Başladı

    “Alevilerin Hak Mücadelesinde Yeni Yol ve Yöntem Arayışları” Çalıştayı Başladı

    PİRHA-PSAKD Ataşehir Şubesi (1 Mayıs Cemevi) tarafından gerçekleştirilen Alevilerin Hak Mücadelesinde Yeni Yol ve Yöntem Arayışları Çalıştayı başladı.

    Gülbenglerle açılışı yapılan çalıştayda Ataşehir Şube Başkanı Gülsev Kaya’nın açılış konuşmasının ardından, İsmail Aslan’ın moderatörlüğünde HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, Gazeteci Yazar Necdet Saraç ile Akademisyen Mehmet Ertan’ın katıldığı birinci oturuma geçildi.

    Çalıştayın, önce Erdal Eren Kültür Merkezi’nde düzenlenmesi planlanmış,  ancak koronavirüs önlemleri kapsamında 1 Mayıs Cemevi’nde yapılmasına karar verilmişti.

    Çalıştaya Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Onursal Başkanı Turgut Öker, PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan ile birçok kurum kuruluş ve STK temsilcisi katılıyor.

    Program

    1. GÜN – 1. OTURUM

    Demokratik Alevi Hareketinin Doğduğu Koşullar ve Mücadelesi

    • Moderatör : İsmail ASLAN
    • Akademisyen Prof.Dr. Bedriye Poyraz
    • Akademisyen Mehmet Ersan
    • Gazeteci/Yazar Necdet Saraç
    • HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu
    • PSAKD geçmiş dönem Genel Başkanı Necati Yılmaz

    2. OTURUM

    ALEVİLERİN GÜNCEL SORUNLARI VE TALEPLERİ

    • PSAKD Üyesi – Songül Tunçdemir
    • Akademisyen – Ayhan Yalçınkaya
    • Akademisyen – Ali Murat İrat
    • Akademisyen – Hüseyin Kırmızı
    • Akademisyen – Pir Er
    • Gazeteci – Veli Büyükşahin

    2.GÜN

    ALEVİ HAREKETİNİN BUGÜNKÜ DURUMU VE GELECEĞİN ÖRGÜTLENME YÖNTEMLERİ

    • PSAKD Genel Başkanı – Gani Kaplan
    • AABK Onursal Başkanı – Turgut Öker
    • DAD Üyesi – Zeynel Kete
    • PSAKD Tarsus Şube Başkanı – Cuma Erçe
    • PSAKD Tokat Şube Başkanı – Muharrem Erkan
    • PSAKD Ataşehir Şube YK Üyesi – Hasan Gülüm

     

     

     

  • ‘Alevilerin Dersim Katliamı ile yüzleşmesi kendi tarihi ile yüzleşmesi anlamına geliyor’-VİDEO

    ‘Alevilerin Dersim Katliamı ile yüzleşmesi kendi tarihi ile yüzleşmesi anlamına geliyor’-VİDEO

    PİRHA- Seyit Rıza ve yoldaşlarının idam edilişlerinin 82. yılına ilişkin konuşan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği İstanbul Ataşehir Şube Başkanı Hasan Gülüm, “Seyit Rıza bir inancın bir kültürün yok sayılmasını ve bu inanca mensup kişilere bu işin sonucunun böyle olacağını göstermek için asıldı” dedi.

    Haberin Videosu

    4 Mayıs 1937’de Bakanlar Kurulu imzası ile başlatılan harekat sonrası binlerce Kürt-Alevi yurttaş, Dersim’de katledildi. Katliamının üzerinden 82 yıl geçmesine rağmen henüz sorumluluğu olan tek bir isim dahi yargılanmadı.

    Resmi rakamlara göre 13 bin kişinin öldürüldüğü Dersim’de, yerel kaynaklarca 50 binin üzerinde insanın katledildiği, on binlercesinin de yurtlarından sürüldüğü biliniyor. Bugün halen Dersim’e dair tüm arşivler açılmadı, hakikatler tam olarak açığa çıkarılmadı.

    15 Kasım 1937 yılında Elazığ Buğday Meydanı’nda idam edilen Seyit Rıza, oğlu ve yoldaşlarının idam edilişinin 82. yılında da bu talepler yinelenecek.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ataşehir Şube Başkanı Hasan Gülüm de Seyit Rıza’nın idam edildiği ve tertelelerin olduğu dönemin Türkiye’de ulusal kurtuluş mücadelesi olarak değerlendirilen döneme denk geldiğini belirtti. Gülüm, Alevilerin aslında sadece Dersim’de değil Koçgiri ve benzeri yerlerde de benzeri sonuçlarla ve davranışlarla karşılaştığını vurguladı.

    “DERSİM’DE BİR TERTELE SÜRECİ YAŞANDI”

    Dersim Katliamı’nın ve Seyit Rızaların idam edilişlerinin resmi tarih kaynaklarında ‘isyan’ olarak verildiğini hatırlatan Gülüm, “Herkes aslında biliyor Dersim’de bir tertele süreci yaşandı. Onbinlerce insanımızın öldürüldüğü ve onbinlerce insanımızın başka yerlere gönderildiğini. Bugün biz de hem araştırmalarımızla hem gittiğimiz her coğrafi bölgede Dersim’de gelen insanlarımızın göç ettirildiğine tanıklı etmişizdir. Şimdi burası ile yüzleşmek aslında Türkiye’nin 1930’lardaki iktidarı ile yüzleşmek anlamına geliyor” dedi.

    “DERSİM’DE ASLA BİR ‘İSYAN’ YOKTU”

    Gülüm sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Dersim’de eğer bir isyan olmuş olsaydı herkes bilirdi ki bu kadar sürgün olmazdı. En azından tarihte gördüğümüz, öğrendiğimiz itibari ile söylenenlerin önemli bir kısmı hem bir yalan hem bir aklın başka bir yerde işletilmesine yönelik yapılan bir toplam faaliyettir. Bugünün alt zemini oluşturuldu. Seyit Rıza’da dahil olmak üzere kendisi gidiyor teslim oluyor. Bu sürecin artık bitirilmesi gerektiğini söylüyorlar. Bunun üzerinde epeyce konuşuyorlar. Devlet ile olan görüşmeleri ve araya girenleri herkes biliyor, konuşuyor. Bunların belgeleri var. Bu belgeler bizde değil meclis belgelerinde yer alıyor.”

    “SEYİT RIZA, İNANCIN, KÜLTÜRÜN YOK SAYILMASINA KARŞIYDI”

    Seyit Rıza’nın bir inancı bir kültürü yok sayarak bu inanca mensup kişilere bu işin sonucunun böyle olacağını göstermek için yaşının küçültülerek asıldığını kaydeden Gülüm, “Bir inancın önümüzdeki dönem nasıl bir yere geleceğini nasıl bir yer tutunacağını onlarda görüyor ve biliyordu. Bu nedenle herkes göç ettirildi bu nedenle hepsi darmadağın edildi, bu nedenle hepsi nehir ve suya atıldı. Seyit Rıza’nın yaşı küçültüldü ve oğlunun da yaşı büyütülerek idam edildi. Çünkü Seyit Rıza ve etrafındakilerde silah olmadığını herkes biliyordu. Maalesef o dönem devleti ve ülkeyi idare edenlerin Aleviler ve o kültürün inancı önümüzdeki dönem yeni bir inanç ve kültür olarak karşılarına çıkmaması için yaşattıklarıdır.” ifadelerini kullandı.

    “ALEVİLERİN DERSİM İLE YÜZLEŞMESİ KENDİ TARİHLERİ İLE YÜZLEŞMESİDİR”

    Alevi kurumlarının ve toplumunun Maraş’ta, Sivas’ta ve Çorum’da yaşanan katliamlarda yaşamını yitirenleri anarken Dersim için yapılan anmalarda bir birlikteliği sağlamadığına vurgu yapan Gülüm, Alevilerin kendi tarihleri ile yüzleşmekten korktukları için Dersim’i anmadıklarını ifade etti. Gül, “Alevilerin Dersim Katliamı ile yüzleşmesi kendi tarihi ile yüzleşmesi anlamına gelir. Dersim’in adından bahsedilir ama o tarih unutularak bahsedilir. Dersim’de Alevi Kızılbaşların yaşadığı ve bütün Alevi Ocaklarının orada olduğunu herkes bilir. Ve kendi ocaklarınında oradan geldiğini herkes bilir ama  geldiği yerin tarihinin ne olduğu ile ilgili olan kısmı hep atlanmıştır. Dolayısı ile yüzleşme kısmı bu anlamda yüzyıllardır kafamıza, beynimize, yüreğimize başka bir yerden işletilmiştir. Yüzleşme olmadığı için Dersim’e gidiş bir ziyaret gidişi ocağa gidiş olarak gidilir” dedi.

    İSTANBUL/PİRHA

  • Ataşehir PSAKD’nin eski yöneticisi Teyfik Yıldız hakka uğurlandı-VİDEO

    Ataşehir PSAKD’nin eski yöneticisi Teyfik Yıldız hakka uğurlandı-VİDEO

    PİRHA- Geçirdiği kalp krizi nedeniyle Hakk’a yürüyen Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Ataşehir Şubesi eski Yönetim Kurulu Üyesi Teyfik Yıldız, PSAKD Ataşehir Cemevi’nde Hakka uğurlandı.

    Dün hayatını kaybeden PSAKD’nin Ataşehir Şubesi eski Yönetim Kurulu Üyesi Teyfik Yıldız bugün saat 13:30’da  PSAKD Ataşehir Cemevi’nde düzenlenen cenaze erkanı ile hakka uğurlandı.

    Teyfik Yıldız’ın cenaze erkanına PSAKD Genel Başkanı Gani Kaplan, PSAKD Kartal Şubesi bir önceki dönem başkanı Songül Tunçdemir, PSAKD Ataşehir Şubesi ve Cemevi Başkanı Hasan Gülüm, Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Basın Genel Sekreteri Bülent Felekoğlu, HDP 25. Dönem Mersin Milletvekili Çilem Küçükkeleş, Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği bir önceki  dönem başkanı Aydın Deniz, PSAKD Kartal Şube BaşkanıKenan Özdemir, PSAKD Kadıköy Şube Başkanı İsmail Ay, PSAKD Zeytinburnu Şube Başkanı hakan Rakip, PSAKD Sultangazi Şubesi Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Göksel Fidan, PSAKD Genel Merkez Basın Yayın Sekreteri Deniz Kıyafet, PSAKD GYK’dan Ersin Demir, PSAKD Sarıgazi Sancaktepe Şubesi Başkanı Erdal Aksoy,  ailesi ve çok sayıda yurttaş katıldı.

    Cenaze erkanında kısa bir konuşma yapan PSAKD İstanbul Ataşehir Şubesi ve Cemevi Başkanı Hasan Gülüm,”Cemevinin çocuğunu yitirdik. Yaşamının önemli bir dönemi demokratik Alevi hareketine hizmet ederek geçirdi. Çocukluğundan beri cemevinde faaliyet yürüten yoldaşımızı yitirmenin üzüntüsü içerisindeyiz. Uzun yıllar semah dönen ve gençlerin semah öğrenmesinde önemli katkısı ve çalışması olan bir genç üyemizdi” dedi.

    Gülüm’ün konuşmasının ardından  Ali Erdem Dede cenaze erkanı gerçekleştirdi. Daha sonra PSAKD Ataşehir Şubesi eski Yönetim Kurulu Üyesi Teyfik Yıldız deyişlerle hakka uğurlandı.

    PİRHA/İSTANBUL

  • ‘İstanbul giderse AKP de gider’-VİDEO

    ‘İstanbul giderse AKP de gider’-VİDEO

    PİRHA- İstanbul seçimlerinin yenilenmesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan PSAKD Ataşehir Şubesi ve Cemevi Başkanı Hasan Gülüm, “İstanbul giderse iktidar da gidecektir. Bugün değilse de yakın bir zamanda gidecektir. Dolayısı ile AKP son hamlesini yaparak seçimleri iptal etti” dedi.

    31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerin ardından Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) İstanbul seçimlerini “Kamu görevlisi olmayan sandık kurulu başkan ve üyelerinin seçimde görevlendirilmesi” gerekçesiyle iptal ederek 23 Haziran tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı (İBB) için tekrar seçim yapılmasına karar verdi. Karara ilişkin itirazlar ve değerlendirmeler de gecikmedi. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İstanbul Ataşehir Şubesi ve Cemevi Başkanı Hasan Gülüm, İBB seçimlerinin tekrarlanmasına ilişkin PİRHA’ya konuştu.

    İstanbul’da yapılan yerel seçimin aslında ileriki süreçte mevcut iktidarın durumunu belirleyecek bir seçim olduğunu vurgulayan Gülüm, İstanbul seçiminin uzun bir dönemdir açmazı ve çıkmazı olan AKP için bir yerel seçimden çok genel seçim özelliği taşıdığını ifade etti.

    “SEÇİMLER BEKA VE RANT ÜZERİNE KURULMUŞTU”

    İstanbul seçimlerinin iktidar ile muhalefet ve iktidar ile demokratik kurumlar arasında karşıtlık üzerinde olan bir seçim olduğunu dile getiren Gülüm, “Seçimlerde kimse İstanbul’da yolun, suyun, elektriğin, havanın, çevrenin ve doğanın sorunlarını konuşmadı. Seçimler beka sorunu ile zam ve rant üzerine kurulmuştu. Dolayısı ile seçim bu iki mesele arasına sıkıştırılmıştı. Sanki başka hiçbir sorun yoktu” diye konuştu.

    “AKP SON HAMLESİNİ YAPTI”

    Seçimlerde İstanbul gibi bir yerin gitmesinin aslında iktidarın gidebileceğini gösteren bir adım olduğunu belirten Gülüm şunları kaydetti:

    “İstanbul giderse iktidar da gidecektir. Bugün değilse de yakın bir zamanda gidecektir. Dolayısı ile AKP son hamlesini yaparak seçimleri iptal etti. Seçimler de bahsettiğim iki temel problem dışında başka hiçbir yol, yöntem ve sorun yokmuş gibi iki parti arasında karşılıklı ortaya çıkardıkları düşünceler üzerine oluşturuldu. Seçimlerde biz Aleviler, Kürtler yokuz. Aynı zamanda demokrasi sorunu, ihlaller, çevre ve gelecek yok. Tüm bunların tartışması olmadı. Dolayısı ile bizim olmadığımız bir seçim yapılıyor aslında. Tamamen AKP karşıtlığı üzerine yapılan bir seçim.”

    “ALEVİLERİN EŞİT YURTTAŞLIĞI ÜZERİNE KİMSE KONUŞMUYOR”

    Alevilerin kendi bulundukları yerlerde ve bölgelerde Anadolu diye tabir edilen yerlerden göç ederek geldiklerini ifade eden Gülüm, her seçim öncesi ve sonrası partilerin Alevi toplumuna yönelik bakış açısına ve Alevi toplumunun temel sorunlarına ilişkin olarak şunları aktardı:

    “Özellikle İstanbul’da Aleviler önemli bir güç önemli bir gerçeklik. Ama Alevilerin önemli sorunları ve temel problemleri var. Herkes seçim öncesi gelip binlerce ve yüzlerce kişi ile konuşuyor ama cemevlerinin bulunduğu statü üzerine ve Alevilerin eşit yurttaşlık talebi üzerine kimse konuşmuyor. Sadece ‘cemevlerine yardım ediyoruz’ diyorlar. Sanki biz yardıma muhtaçmışız gibi. Bir eşitsizliği, eşitsizlik olarak görmek yerine bir yardımla geçiştiriyorlar. Seçimlerde Alevi kurumları meselenin biraz böyle bir yerindeler. ‘Cemevlerimize ne kadar araba alabiliriz, işaatını ne kadar yapabiliriz’ gibi meseleler ile yaklaşıyorlar. Seçimler ile Alevilerin ilişkisi biraz bunlar üzerine kurulmuş. Bu politikayı terk etmeye ihtiyaç var. Öncelikle Alevilerin siyaset ile ilişkisini düzeltmek için buradan başlamaya ihtiyaç var. Alevilerin en temel problemlerinden bir tanesi bu.”

    “ALEVİLER BU SEÇİMDE AKP’Yİ GERİLETMEK ÜZERİNDE DURDU”

    Bu seçimlerde Aleviler ile bir ilişki kurulmadığını belirten Gülüm, kurumsal ve kişisel çıkarlar dışında Alevilik üzerine kurulmuş bir ilişki ve ittifak durumunun olmadığını dile getirerek şöyle devam etti:

    “Aleviler bu seçimde bir yerde durmadı. Ama AKP karşıtlığı üzerinde, onu geriletmek adına ve tekçiliğine karşı mevcut bir cephede duruldu. Ancak bu Alevilerin sorunlarının olmadığı anlamına gelmiyor. Sadece bu seçimde sorunlarını erteliyorlar. Seçim bittikten sonra sorunlar olmuş olacak. Örnek olarak biz Dersim’e gitmek için araç talebinde bulunduğumuzda ‘yok’ diyorlar. Oysa Aleviler kendi dergahlarına gidiyorlar. Ankara’ya veya başka yerlere gidildiğinde yüzlerce, binlerce araba veriliyor. Ancak Aleviler kendi dergahlarına gittiklerinde canları istediklerinde veriyorlar. O istediğinde ben ihtiyacımı karşılıyorum çünkü ben eşit yurttaş değilim.”

    “SEÇİMDE ALEVİLER KENDİNİ GÖRÜNÜR KILMALILAR”

    Alevilerin bu seçimde bir araya gelerek bir güç oluşturarak kendilerini görünür kılmaları gerektiğinin altını çizen Gülüm, yapılacak İstanbul seçimlerine ilişkin şu çağrıda bulundu:

    “Aleviler bu seçimde yine AKP karşıtlığı üzerinden oy verecekler. Ama oy verirken de kendini gösterip ve görünür kılarak neden oy verdiklerini oy alan kişinin bilmesi lazım. Bunu dillendirmeye ihtiyaç olduğuna inanıyor ve siyasetteki karşılığının olması gerektiğini düşünüyorum. Örneğin belediye başkanları çağrılsın ve Alevi kurumları da yan yana gelsin ‘biz bu nedenle siz oy veriyoruz, böyle bir Alevi kitlesini gören bilen evet diyen birine biz oy verebiliriz. Ancak yarın  bu haklarımız verilmediğinde bunun karşısında durabiliriz’ demesine ihtiyaç var. Yardımla değil, bir eşit yurttaşlık hakkı olarak inançlarını rahat ve özgürce yaşanacak hale getirmeleri lazım. Bu sadece Aleviler için değil bu Kürtler, Ermeniler, Lazlar ve Yahudiler için de böyledir. İnançların ve dillerin bu ülkede rahatça, özgürce ve eşitçe kullanılabilir olması lazım. Bunun için de demokrasi olması lazım.”

    PİRHA/İSTANBUL

  • Bir köpek sokak ortasında silahla vuruldu-VİDEO

    Bir köpek sokak ortasında silahla vuruldu-VİDEO

    PİRHA- İstanbul Ataşehir’de bir köpek sokak ortasında öldürülmüş halde bulundu. 7 yıldır baktığı köpeğinin kafasına silah sıkılarak öldürüldüğünü söyleyen Tugay Tapar suç duyurusunda bulunacak. 

    İstanbul Ataşehir Ferhatpaşa Mahallesi’nde sokak ortasında bir köpek öldürüldü. Cinayeti işleyenler henüz tespit edilmedi. Ataşehir Ferhat Paşa Mahallesi’nde Tugay Tapar sabah kalktığında 7 yıldır beslediği köpeği, kafasında silahla vurulmuş olarak buldu.

    Suç duyurusunda bulunacağını söyleyen Tugay Tapar, “7 yıldır baktığımız bir sokak köpeğini bir gece vakti kafasına sıkıp öldürmüşler. Hayvanın kimseye zararı olmadığı gibi de bütün mahallemizin sevdiği bir dost canlısıydı. İnsanlıktan nasibini almamış, hayvanları sevmeyen biri gece vakti gelip bir kurşun ile öldürmüş” dedi.

    Komşular silah sesi duymadıklarını belirtirken, susturucu silah kullanılmış olabileceği tahmin ediliyor.(HABER MERKEZİ)

  • PSAKD Ataşehir Şube, Mayıs şehitlerini andı-VİDEO

    PSAKD Ataşehir Şube, Mayıs şehitlerini andı-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Ataşehir Şubesi tarafından, “37 Dersim’den 77 Taksim’e Mayıs şehitlerini anıyoruz” şiarıyla Mayıs ayında yaşamını yitiren canlar için anma yapıldı. Anmada konuşan PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Hasan Gülüm, “Dersim’de Alevilik inancı ve kültürü katledilmiştir.” dedi.

    “37 Dersim’den 77 Taksim’e Mayıs şehitlerini anıyoruz” şiarıyla Mayıs ayında yaşamını yitiren canlar için Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Ataşehir Şubesi tarafından dernek binasında anma yapıldı. Yapılan anmaya HDP 25’nci dönem Milletvekili Çilem Küçükkeleş, HDP, EMEP Ataşehir ilçe örgütleri, Sosyalist Meclisler Federasyonu, PSAKD Zeytinburnu Şubesi yönetim kurulu üyeleri, Anadolu yakası Dersim Dernekleri, Dersim Dernekleri kurucu üyesi İsmail Aslan ve çok sayıda can katıldı.

    1938’de Dersim’de katledilen ve 1968’de Deniz, Mahir şahsında demokrasi ve özgürlük mücadelesinde şehit düşen canların anısına 1 dakikalık saygı duruşu yapıldı.

    “DERSİM’DE ALEVİLİK KATLEDİLDİ”

    Yapılan saygı duruşunun ardından açılış konuşmasını yapan PSAKD Ataşehir Şube Başkanı Hasan Gülüm, 4 Mayıs 1938 Dersim katliamında bir inancın ve bir kültürün yok edilmesi ile karşılaştık. 37’den bu güne bu ülkede yaşananlara dair, bir söz söylenmemiş, katliamın sorumluları ve failleri açığa çıkartılmıştır. Dersim’de katliam yapmak Alevilik inancını hakkı ve hakikatı katletmektir diyebiliriz” ifadelerini kullandı.

    “KATLİAMDAN ÖNCE ALINAN KARARLAR VAR”

    “Dersim topraklarında yaşayan insanların Türkleştirme ve Sünnileştirme kararı verilince devletin bu politika doğrultusunda yeniden tanzimine karar veriliyor” diyen Celal Tura, “Dersim’de 1938 katliamına bir anda gelinmedi. Asimilasyon politikalarını Dersim’de uygulamak üzere daha önce alınan kararlar üzerinden gelindiğini ifade eden Tura Dersim Katliamının planlanmasında gelişen süreç hakkında açıklamalarda bulundu.

    Salonda söz alan EMEP, SMF ve PARTİZAN temsilcileri Mayıs ayında şehit düşenler, Deniz Gezmiş, İbrahim Kaypakkaya hakkında ve yürüttükleri mücadale hakkında açıklamalarda bulundu.  Mehmet Şahin ise  Mazlum Doğan’ın verdiği mücadeleye vurgu yaptı.

    Anma etkinliği Musa Baki ve Ataşahir kadın korosunun müzik dinletisiyle sona erdi.

    HABER MERKEZİ