Etiket: atatürk mahallesi

  • Ayten Kordu’dan Baz İstasyonu tepkisi: Halkın onayı alınmadan kuruluyor

    Ayten Kordu’dan Baz İstasyonu tepkisi: Halkın onayı alınmadan kuruluyor

    DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Dersim’in Siğenk (Atatürk) Mahallesi’nde yerleşim alanlarının ve eğitim kurumlarının hemen yakınında bir GSM operatörüne ait baz istasyonu kurulmak istenmesine ilişkin Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu’na yazılı soru önergesi verdi.

    Kordu önergesinde, “Halkın bilgisi ve onayı alınmadan başlatıldığı belirtilen bu çalışmanın, ilgili mevzuat hükümlerine ve halk sağlığını koruma ilkelerine aykırı biçimde yürütüldüğü iddia edilmektedir” dedi.

    Söz konusu baz istasyonunun kurulmak istendiği alanın belediyeye ait bir arsa olduğunu ancak kayyım yönetiminin bu sürece onay verdiği yönünde kamuoyuna yansıyan bilgiler bulunduğunu belirten Kordu, “Bölge halkı, söz konusu alanın çevresinde 1000’in üzerinde öğrencinin eğitim gördüğü okullar, çocuk parkları, sağlık merkezleri ve pazar alanlarının yer aldığını, bu nedenle baz istasyonu kurulmasının hem halk sağlığı hem de çevresel güvenlik açısından büyük risk taşıdığını ifade etmektedir” dedi.

    Kordu, elektromanyetik dalgaların etkilerine de dikkat çekerek, “Kamuoyunda ve bilim çevrelerinde uzun süredir baz istasyonlarından yayılan elektromanyetik (EM) dalgaların insan sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin tartışmalar sürmektedir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC), 2011 yılında yayımladığı raporda, cep telefonları ve baz istasyonlarından yayılan radyo frekans elektromanyetik alanları ‘insanlarda muhtemelen kanserojen (Grup 2B)’ olarak sınıflandırmıştır. Bu değerlendirme, kesin zarar kanıtı bulunmasa dahi uzun süreli maruziyetin kanser riskini artırabileceğine işaret etmektedir” dedi.

    Ayrıca, bilim insanlarının ihtiyat ilkesine de değinen Kordu, “Bilim insanlarının ihtiyat ilkesi olarak tanımladığı bu yaklaşım, kesin kanıt olmasa dahi olası risklerin önlenmesi için koruyucu tedbirlerin alınmasını zorunlu kılar” dedi.

    Kordu, Avrupa’daki uygulamalara dikkati çekerek, “Avrupa’daki birçok ülke, bu çerçevede baz istasyonları için elektromanyetik alan sınır değerlerini 0,6 V/m gibi düşük seviyelere indirerek halk sağlığını koruma yönünde önlemler almıştır. Buna karşın Türkiye’de yürürlükteki sınır değerin yaklaşık 41 V/m olması, halk sağlığı açısından yeterli güvence sağlamadığı yönünde eleştirilere neden olmaktadır” dedi.

    Danıştay kararlarına da atıf yapan Kordu, “Danıştay 13. Daire Başkanlığı, geçmiş yıllarda verdiği kararlarla yerleşim alanlarına, okul, hastane ve çocuk parklarının çevresine baz istasyonu kurulmasına olanak tanıyan bazı düzenlemeleri iptal etmiştir. Yüksek mahkemenin bu kararları, halk sağlığı ve çevre güvenliği bakımından bağlayıcı içtihat niteliğindedir. Ancak, Danıştay kararlarına ve ilgili yönetmelik hükümlerine rağmen ülkemizin birçok yerinde, özellikle de yoğun nüfuslu mahallelerde, baz istasyonu inşaatlarının sürdürüldüğü görülmektedir” dedi.

    Kordu, ayrıca halkın bilgilendirilmesi ve onayının alınmamasının kamu kurumlarının şeffaflık yükümlülüğüyle bağdaşmadığını belirtti ve mahalle sakinlerinin basın açıklamalarına atıfta bulunarak, “Mahalle sakinleri, söz konusu istasyonun kurulmasının planlandığı alanda toplanarak yaptıkları basın açıklamasında, bilim insanlarının özellikle 5G baz istasyonlarının potansiyel sağlık risklerine dair uyarılarını hatırlatmış, çocuklarının ve ailelerinin sağlığının tehlikeye atılmasına izin vermeyeceklerini belirtmiştir” dedi.

    Kordu, mevzuata dikkat çekerek, “Şehir içinde park ve çocuk oyun alanlarına baz istasyonu konulmaması, okul, hastane gibi duyarlı alanların en az 300 metre uzağına kurulması, cadde ve sokaklardaki aydınlatma direkleri üzerine baz istasyonu yerleştirilmemesi gerekmektedir. Bu kurallar, halk sağlığını ve çevre güvenliğini koruma amacı taşımaktadır. Ancak Dersim’deki uygulama, bu mevzuat hükümlerinin dikkate alınmadığını göstermektedir” dedi.

    Anayasa’nın 56. maddesine de atıf yapan Kordu, “Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Bu bağlamda devletin görevi, halkın sağlığını koruyacak önlemleri almak, bilimsel belirsizlik durumlarında dahi ihtiyat ilkesine uygun hareket etmektir” dedi.

    Kordu’nun Bakan Uraloğlu’na yönelttiği sorular arasında şunlar yer aldı:

    • Dersim’in Siğenk (Atatürk) Mahallesi’nde kurulmak istenen baz istasyonuna ilişkin Bakanlığınıza yapılmış herhangi bir başvuru veya onay işlemi bulunmakta mıdır?

    • Söz konusu baz istasyonunun yer seçimi yapılırken, çevrede bulunan okul, park ve sağlık merkezleri gibi duyarlı alanlar dikkate alınmış mıdır?

    • Bahse konu istasyonun çevresinde eğitim gören öğrencilerin ve mahalle sakinlerinin sağlığına ilişkin herhangi bir çevresel elektromanyetik alan ölçümü (EMF testi) yapılmış mıdır?

    • Türkiye’de uygulanmakta olan elektromanyetik alan sınır değerlerinin belirlenmesinde hangi bilimsel kriterler esas alınmıştır? Bu değerlerin Avrupa’daki sınırlarla uyumlaştırılması yönünde Bakanlığınızca bir çalışma yürütülmekte midir?

    • Halkın onayı ve bilgilendirilmesi sağlanmadan, kamuya ait bir arsada baz istasyonu kurulmasına izin verilmiş midir? Verildiyse, bu izin hangi kurum tarafından, hangi gerekçeyle onaylanmıştır?

    • Bakanlığınız, baz istasyonlarının yerleşim merkezlerine, özellikle çocukların ve öğrencilerin yoğun olarak bulunduğu alanlara kurulmasına ilişkin ihtiyat ilkesine dayalı bir düzenleme yapmayı planlamakta mıdır?

    • Baz istasyonlarının yer seçim sürecinde, yerel belediyeler, halk sağlığı birimleri ve meslek odaları (örneğin TTB, ÇMO) ile ortak bir değerlendirme mekanizması kurulması yönünde bir çalışmanız var mıdır?

    HABER MERKEZİ

  • Dersim’de yapılmak istenen baz istasyonuna öğrenci velilerinden tepki: Asla izin vermeyeceğiz-VİDEO

    Dersim’de yapılmak istenen baz istasyonuna öğrenci velilerinden tepki: Asla izin vermeyeceğiz-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de Sihenk (Atatürk) Mahallesi’nde bir GSM operatörüne ait baz istasyonu yapılmasına Elif Güntaş İlkokulu öğrencilerinin velileri, basın açıklaması yaparak tepki gösterdi. Veliler “Baz istasyonuna asla izin vermeyeceğiz” dedi.

    Dersim’de Sihenk (Atatürk) Mahallesi’nde bir GSM operatörüne ait baz istasyonun mahalle içinde hem okul alanına hem de pazar alanına yakın olması nedeniyle yurttaşlar tepki gösteriyor.

    Baz istasyonu yapılmak istenen yerin 50 metre yakınında bulunan Elif Güntaş İlkokulu öğrencilerinin velileri, basın açıklaması yaptı. Veliler adına açıklamayı Songül Karaboğa okudu. Açıklamada Dersim’deki siyasi parti ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri de katıldı.

    “HİÇBİR ŞEY MAHALLE HALKININ ONAYI OLMADAN GERÇEKLEŞTİRİLEMEZ”

    Basın açıklamasından önce kısa bir konuşma yapan Emek Partisi Merkez Disiplin ve Denetleme Kurulu üyesi Mustafa Taşkale, ise şunları dile getirdi:

    “Tahsis edilen yer derhal kaldırılmalıdır, eğer kaldırılmazsa halkın iradesi geri geldiğinde sözleşmenin sonuçları ne olursa olsun baz istasyonunu buradan söküp atacağız. Hiçbir şey mahalle halkımızın onayı olmadan asla burada gerçekleştirilemez.”

    “YAŞAM ALANLARIMIZIN TAM ORTASINA YAPILAN BAZ İSTASYONUNU KABUL EDEMEYİZ”

    Güvenle yaşadığımız mahalleler elektromanyetik risk alanına dönüştüğünü belirten Songül Karaboğa, “Bizler iletişim teknolojisine karşı değiliz. Hepimiz konuşalım, haberleşelim istiyoruz. Ama yaşamın değeri, yaşamak ve geleceğe güvenle ulaşmak, sinyal gücünden çok daha yüksektir. Bilim insanları yıllardır uyarıyor. Uzun süreli elektromanyetik dalgaya maruz kalmak, baş ağrısı, uykusuzluk, kalp ritim bozuklukları ve bazı kanser türleri gibi ciddi sağlık sorunlarıyla ilişkilendiriliyor. Böylesi sağlık sorunlarına neden olan bir şeyin mahallemizin, yaşam alanımızın tam ortasına yapılmasını kabul edemeyiz. Bu istasyonlar neden okulların, apartmanların, sağlık merkezlerinin, kısacası yaşadığımız çevrenin yanı başına kuruluyor. Kimin izniyle, kimin için? Burada kurulmak istenilen baz istasyonunun çevresinde 1000’in üzerinde öğrenci eğitim-öğretim görmektedir. Bu nedenle, yerleşim alanlarına, okulların, parkların ve hastanelerin yakınına kurulması planlanan baz istasyonları derhal iptal edilsin. Bu mahalle bizim, bu yaşam bizim, bu mücadele hepimizindir. Baz istasyonuna asla izin vermeyeceğiz” dedi.

    PİRHA/DERSİM

    İLGİLİ HABERLER:
    -Dersim’de mahallelinin tepkisi: Baz istasyonunu burnumuzun dibine kurmayın!-VİDEO

  • Dersim’de mahallelinin tepkisi: Baz istasyonunu burnumuzun dibine kurmayın!-VİDEO

    Dersim’de mahallelinin tepkisi: Baz istasyonunu burnumuzun dibine kurmayın!-VİDEO

    PİRHA-Dersim Sihenk (Atatürk) Mahallesi’nde bir GSM operatörüne ait baz istasyonunun yerleşim yerlerine yakın bir yere yapılmak istenmesine tepki gösteren yurttaşlar, “İnsanların sağlığını tehlikeye atılmasını istemiyoruz. İnsanların yaşamadığı yerlere kurulabilir” dedi.

    Dersim’de Sihenk (Atatürk) Mahallesi’nde bir GSM operatörüne ait baz istasyonun mahalle içinde hem okul alanına hem de pazar alanına yakın olması nedeniyle yurttaşlar tepki gösteriyor.

    “MAHALLEMİZDE BAZ İSTASYONU İSTEMİYORUZ”

    Yerleşim yerlerine yakın bir yere baz istasyonu yapılmasıyla insanların yaşam kalitesinin düşeceğini söyleyen İsmet Seçkin, “İnsanların sağlığının tehlikeye atılmasını istemiyoruz. Burada yapılmaması için dilekçemizi verdik. Herkesin duyarlı olup, tepki göstermeleri gerekiyor. Oysa baz istasyonu insanların yaşamadığı yerlere kurulabilir” dedi.

    Baz istasyonunun kurulmasını istemediğini belirten Elif Yıldız da, “Biz burnumuzun dibinde baz istasyonu kurulmasını istemiyoruz. Bütün mahallenin de buna karşı çıkması lazım” diye ifade etti.

    Baz istasyonunun yapılmasına karşı çıkacaklarını ifade eden Yıldız Gerçek ise, “Hayatın her alanında zulüm arttı. Biz baz istasyonunu mahallemizde istemiyoruz” diye konuştu.

    PİRHA/DERSİM

  • Dersim halk pazarı esnafı: Bizi Sihenk’e sürmeyin, ekmeğimizle oynamayın!-VİDEO

    Dersim halk pazarı esnafı: Bizi Sihenk’e sürmeyin, ekmeğimizle oynamayın!-VİDEO

    PİRHA-Dersim’de Seyit Rıza Meydanı’nın karşısında yer alan halk pazarı esnafı, Tunceli Valiliği tarafından Sihenk (Atatürk) Mahallesi’ndeki pazar alanına taşınmak istenmesine tepkili. Halk pazarının Sihenk’e taşınmasını istemediklerini vurgulayan halk pazarı esnafı, “Biz Atatürk Mahallesi’ne gitmek istemiyoruz. Buranın düzenlenip bize verilmesini istiyoruz” dedi.

    Dersim kent merkezinin en işlek yerinde, Seyit Rıza Meydanı’nın tam karşısında yer alan halk pazarı esnafı, Tunceli Valiliği tarafından Sihenk (Atatürk) Mahallesi’ndeki pazar alanına taşınmak isteniyor.

    Halk pazarı esnafı ise taşınmak istemediklerini belirterek PİRHA’ya konuştu.

    Esnaf, kendi olanaklarıyla yaptığı derme çatma stant ve dükkanlarda hizmet veriyor. Bu durumdan hem pazar esnafı hem de halk şikayetçi. Seslerini belediye, valilik ve diğer resmi makamlara duyuramayan, sorunları ve çileleri bitmeyen esnaf sonunda isyan etti.

    “ATATÜRK MAHALLESİ’NE GİTMEK İSTEMİYORUZ”

    Tunceli Valiliği’nin kendilerini Sihenk (Atatürk) Mahallesi’ne gönderirse orada iş yapamayacaklarını söyleyen Bülent Yüksel, “Biz yıllarca burada emek verdik, biz ayakta kalmaya çalışıyoruz. Sihenk (Atatürk) Mahallesi’ne gidersek boşuna gidip, geliriz. Orada barınabileceğimizi zannetmiyorum” dedi.

    Halk pazarının Sihenk (Atatürk) Mahallesi’ne taşınmasını istemediğini ifade eden Fadime Naz, “Şuanki yerimiz iyi Seyit Rıza Meydanı’nın karşısındayız insanlar geliyor ama Sihenk (Atatürk) Mahallesi’ne gittiğimizde bu kadar insan gelmeyecek. O yüzden Sihenk (Atatürk) Mahallesi’ne gitmeyi istemiyoruz” diye belirtti.

    Halk pazarında 5 yıldır çalıştığını ve başka bir yere gitmek istemediğini belirten Zübeyde Döleç, “Burada ayaklarımın üzerinde durmak ve çocuklarımı okutmak için çalışıyorum. Sihenk (Atatürk) Mahallesi’ne gittiğim zaman buradaki gibi satış yapamayacağım. Bizim isteğimiz çarşıda bize bir yer verilsin. Vali, “Hiçbir şekilde direnmeyeceksiniz” diyor. Neden direnmemize hiçbir şekilde izin verilmiyor? Neden hep boyun eğmek zorundayız. Boyun eğmek istemiyoruz” diye ifade etti.

    “SORUNLARIMIZ ÇÖZÜLSÜN”

    63 yaşında olduğunu ve romatizma hastası olmasına rağmen geçinemediği için pazarda çalıştığını vurgulayan Şükriye Altun, “Burada duruyorum ki ekmek kazanayım. Bizi Sihenk (Atatürk) Mahallesi’ne götürmek istiyorlar ama orada hiç kimse yok. Ben şimdi oraya niye gideyim? Bari o zaman kapatsın halk pazarını. Herkes gitsin, açlıktan ölsün” şeklinde konuştu.

    Dersim’in turizm kenti olmasından dolayı herkesin Seyit Rıza Meydanı’na geldiğini söyleyen Hülya Aydoğdu, “Bizim Sihenk (Atatürk) Mahallesi’ne gitmemiz bizim sorunlarımız için bir çözüm değil. Geçici değil de kalıcı şeyler yapılması lazım. Ovacık’ta kalıcı yerler yapılıp sezonluk kira veriliyor. Bize de aynı şekilde sezonluk kira verilen yerler yapılsın. Biz de yazları açalım, kışları kapatalım. Biz kiramızı da vergimizi de vermeye hazırız. Ama ne burası bizim için bir çözüm, ne de Sihenk (Atatürk) Mahallesi’ne gitmemiz bizim için bir çözüm” dedi.

    Herkesin geldiği bir yerden işlevi olmayan bir yere gitmelerini istemelerine tepki gösteren Songül Yıldırım, “Biz herkesin gelebileceği uygun bir yerde olmak isteriz. Bizim burada olmamızla buranın düzeni bozulmuyor. Biz buraya renk katıyoruz. Bizi yerimizden oynatmak görsel olarak buraları kurtarmaz ama maddi olarak bizi çökertir. Buradan başka bir yere gitme taraftarı değilim. Eski günlerde olduğu gibi onun bunun cebine muhtaç olmak istemiyorum. Olduğumuz yerde bırakın bizi” diye belirtti.

    “PAZARI KALDIRIRLARSA OTURMA EYLEMİ YAPARIZ”

    Halk pazarının Sihenk (Atatürk) Mahallesi’ne taşınmasını istemediğini dile getiren Gülsüm Yıldırım, “Bizi niye kaldırıyorlar? Bizim ekmeğimiz burada çıkıyor. Bizi gönderecekleri yerde iş olmuyor ki zaten. Arkadaşlarımız biz orada 5-6 günde bir defa bir şalvar satıyoruz diyor. Eğer pazarı kaldırırlarsa biz de o zaman oturma eylemi yaparız” diye konuştu.

    Halk pazarının uzun zamandır çok ciddi problemlerinin olduğunu ifade eden Fatma Bul, “Problemlerimiz bugüne kadar hiç çözülmedi. Tunceli Valiliği, halk pazarını Sihenk (Atatürk) Mahallesi’ne taşımaya çalışıyor. Biz bunu kesinlikle istemiyoruz. Çünkü bizim ürünlerimiz turistlere yönelik ve ben bu ürünleri Sihenk (Atatürk) Mahallesi’nde satamam. Biz Sihenk (Atatürk) Mahallesi’ne gitmek istemiyoruz. Buranın düzenlenip bize verilmesini istiyoruz” dedi.

    Hiç kimsenin pazar yerinden gitmek istemediğini vurgulayan Nadide Yallı, konuşmasının devamında şunları ifade etti:

    “Sihenk (Atatürk) Mahallesi koşullar olarak çok uygun bir yer değil, ulaşım sorunları var. Bizim talebimiz aslında bizi buradan götürmeleri değil burayı daha kullanılabilir bir hale getirmeleri. Çünkü yazın çok sıcak, kışın çok soğuk. Biz bunların çözümü noktasında başvurularımızı yaptık, görüşmeler istedik ama buradan kaldırılmayı da kesinlikle istemiyoruz. Seyit Rıza Meydanı’nın karşısında olmamız nedeniyle insanlar meydanı gezerken pazara da uğruyor. Kimse orada bir pazar var, pazarı da gezelim diye gelmiyor. O yüzden hiçbirimiz gitmek istemiyoruz.”

    PİRHA/DERSİM

  • Samandağlılar beton santralinin durdurulmasını istedi-VİDEO

    Samandağlılar beton santralinin durdurulmasını istedi-VİDEO

    PİRHA-Hatay’ın Samandağ ilçesine bağlı Atatürk Mahallesi’nde 1 yıldır faaliyette bulunan beton üretim Santrali’nin durdurulması için Samandağ Kaymakamlığı önünde basın açıklaması düzenleyen mahalleliler, santral çalışmalarının durdurulmasını ve mahkeme kararının uygulanması gerektiğini belirttiler. Santrale tepki olarak konuşan mahalleliler, “Hiçbir işletme, toplum sağlığından daha önemli değildir. Hiçbir kurum, hiçbir kişi ve hiçbir işletme hukukun üstünde değildir. Mahkeme kararı kesindir ve uygulanmasını bekliyoruz” şeklinde konuştular.

    Hatay Samandağ’da halk sağlığı ve çevreye zarar verdiği için halkın yargıya taşıdığı beton santrali ile ilgili mahkeme sonucu Samandağ Kaymakamlığı’na gereğinin yapılması için iletildi.

    Yargı kararına uygun hareket edilmesini talep edem mahalle halkı dilekçeyle belediyeye başvuru yaptı.

    Başvuru sonrası kaymakamlık önünde basın açıklaması gerçekleştirildi. Basın açıklamasını vatandaşlar adına Ayhan Olgun okudu.

    Olgun’un okuduğu açıklamada “Hatay İli, Samandağ İlçesi, Atatürk Mahallesinde işletmecisi Gürkal İnşaat olan “Beton Üretim santrali için Hatay Valiliği tarafından verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir” kararıyla ilgili olarak Hatay 3. İdare Mahkemesi Yürütmeyi durdurma kararı vermiştir. Hatay İdare mahkemesi Hukuka aykırılık ve telafi edilmesi güç ve imkansız zararlara yol açıldığı gerekçesiyle yürütmenin durdurulmasına karar vermiştir.

    Samandağ Belediyesine daha önce ihbar edilen fakat ilgili birimlerince itibar edilmeyen dosya kapsamında, Anayasa’nın 125. maddesi, Çevre Kanunu 30. Maddesi hükümleri ile İdare Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) 27. Maddesi kapsamında yargı kararının uygulanması, telafi edilmesi güç ve imkansız zararlara yol açılmaması hususunda gereğinin yapılması için mahkeme kararını ilettik.  Atatürk Mahallesi Çevre Yolu caddesinde faaliyet yürüten yapının hukuken dayanaksız kaldığını ilgili kurum yetkililerine resmi olarak ilettik. Yargı kararına uyulmaması TCK kapsamında da görevi kötüye kullanma suçuna vücut verdiğinden, yargı kararlarına uygun hareket edilmesini talep ederiz.

    Bizler son 1 yıldır, çimentonun, tozun, gürültünün ortasında yaşama ve ölüme mahkum edildik. Gürkal Limited şirketinin Samandağ’ın yerleşim alanı, sera alanları ve okullarının ortasına hançer gibi saplanan devasa beton santralinin, çevre felaketi yaratacak düzeyde zararlı olduğu ve yer seçiminin hukuka aykırı olduğu Hatay 3. İdare Mahkemesinin yürütmeği durdurma kararıyla tespit edilmiştir. Samandağ Belediyesinin mahkeme kararını yaşam hakkına saygı ve hukuk devleti ilkesi gereği derhal uygulaması ve tesisi kapatmasını istiyoruz. Samandağ’ın insanı, biberi, domatesi, maydanozu, Asi Nehri yaşasın diye yürüttüğümüz bu mücadeleye katkı veren tüm şahıs ve kuruluşlara teşekkür ediyoruz. Hiçbir işletme, toplum sağlığından daha önemli değildir. Hiçbir kurum, hiçbir kimse ve hiçbir işletme hukukun üstünde değildir. Mahkeme kararı kesindir ve uygulanmasını bekliyoruz.” ifadelerine yer verildi.

    PİRHA/HATAY

     

  • Ayten Kordu: Yıllarca kimliğimiz, dilimiz, inancımız yok sayıldı-VİDEO

    Ayten Kordu: Yıllarca kimliğimiz, dilimiz, inancımız yok sayıldı-VİDEO

    PİRHA-Yeşil Sol Parti, seçim çalışmaları kapsamında Dersim’in merkez Atatürk Mahallesi’nde seçim bürosu açılışını gerçekleştirdi. Yıllarca kimliğimiz, dilimiz, inancımız yok sayıldı, yok sayılmaya devam ediliyor’ diyen Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekilli adayı Ayten Kordu, “Haklarımız demokratik anayasayla güvence altına alınıncaya, hak ve özgürlükler gelişinceye kadar mücadeleye devam edeceğiz.

    Yeşil Sol Parti, seçim çalışmaları kapsamında Dersim’in merkez Atatürk Mahallesi’nde seçim bürosu açılışını gerçekleştirdi. Açılışa, Yeşil Sol Parti Dersim Adayı Ayten Kordu, HDP Dersim Milletvekili Alican Önlü, Emek ve Özgürlük İttifakı temsilcileri ve yurttaşlar katıldı.

    “ASİMİLASYON POLİTİKALARINA YÖNELİK MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEK”

    ‘Yıllarca kimliğimiz, dilimiz, inancımız yok sayıldı, yok sayılmaya devam ediliyor’ diyen Yeşil Sol Parti Dersim Milletvekilli adayı Ayten Kordu, “Biz farklılıklarıyla bir arada yaşayan bir hareketiz. Haklarımız demokratik anayasayla güvence altına alınıncaya, hak ve özgürlükler gelişinceye kadar mücadeleye devam edeceğiz. Dersim’de kimliğimizin ve inancımızın içi boşaltılmaya çalışılıyor. Dersim’de çok ince asimilasyon politikaları devam ediyor. Asimilasyon politikasına karşı mücadelemiz oldu bundan sonraki süreçte de asimilasyon politikalarına yönelik mücadelemiz devam edecek” dedi.

    Konuşmanın ardından seçim bürosu açılışı gerçekleştirildi.

    PİRHA/DERSİM

  • Samandağlı depremzedeler: Sesimizi duyurmak istedik, hepiniz kulağınızı tıkadınız-VİDEO

    Samandağlı depremzedeler: Sesimizi duyurmak istedik, hepiniz kulağınızı tıkadınız-VİDEO

    PİRHA – Hala enkazlardan cansız bedenler çıkarıldığını ifade eden Samandağ Atatürk Mahallesi’ndeki depremzedeler, “Cumhurbaşkanı iki ay sonra geldi buraya. Neden geldin sen? Milletin tek ihtiyacı oyuncak mı? Bu kadar temel ihtiyaç varken şu an bizim istediğimiz şey oyuncak mı? Ben A partisi, B partisi kime oy vereceğim bilmiyorum ama AK Parti’ye kesinlikle oy vermeyeceğimi biliyoruz” dedi. Depremzedeler Cumhurbaşkanı’na haklarını helal etmediklerini de dile getirdiler.

    Hatay’ın Samandağ ilçesi Atatürk Mahallesi’nde bulunan depremzedeler, depremden bu yana belediye, devlet ve siyasetçiler tarafından çadır, hijyen gibi konularda yalnız bırakıldıklarını belirtti. Siyasetçilerin her birinin seçimlerde Cumhurbaşkanı olabilme derdine düşüp depremin yarattığı tahribatları görmek istemediklerini söyledi. Depremden bu yana çadır, hijyen gibi temel ihtiyaç sorunlarını gerek kendileri gerekse gönüllülerin çözmeye çalıştıklarını dile getiren depremzedeler, mahallelerinden gitmeyeceklerini ifade etti. Depremzedeler, deprem sürecinde ihtiyaç varken gelmeyip seçim sürecinde oy istemek için gelecek olan siyasetçileri de bulundukları yerlerden kovacaklarını söyledi.

    HİJYEN AÇISINDAN ÇOK EKSİĞİMİZ VAR”

    Hijyen ve su sıkıntısı çektiklerinden, ve belediyenin, yetkililerin hiçbir şey yapmadığını dile getiren Samandağlı depremzedeler, temizlenmek için hasarlı da olsa binalara girip risk aldıklarını söyledi

    CAN TV mikrofonuna konuşan yurttaşlar, şunları ifade etti:

    “Televizyondan izlendiği gibi değil hiçbir şey. Burada hijyen açısından çok eksiğimiz var. Yaz mevsimi geldiği gibi haşeretler, yılanlar vesaire onlar ortaya çıkmaya başlayacak. Burada ilaçlandırma adına hiçbir şey yapılmadı. Mesela hijyen açısından çok eksiğimiz var. Kuruluşumuz yok. Benim anneannemin evi ağır hasarlı. Ona rağmen temizlenmek için yine o deprem riskini alıyoruz. Çünkü buna mecburuz ve burada duşakabinler falan yapılmadı. Çadır kentlerde evet bunlar yapıldı ama burada maalesef yok. burada su sıkıntısı çok çektik. Çünkü bu belediyeye ait iki tuvalet ve zabıta kulübesi var. Orada önce yaşlıları yatırdık. Şu an mesela tuvaletler kullanılmayacak durumdaydı ama el birliğiyle bir şekilde depo yapıldı.Yoksa belediye kesinlikle buraya gelip de depoyu kurmadı. Yani belediye adına hiçbir şey yok. Yetkili kimse yok.

    BURAYA OY İÇİN KESİNLİKLE GELMEYİN”

    Zamanı gelip de siyasetçiler buraya oy talebinde bulunduğu zaman biz buradan kovacağız. Biz buradan size söylüyoruz. Yetkililere sesleniyoruz. Buraya oy için kesinlikle gelmeyin. Biz size sesimizi duyurmak istediğimiz zaman hepiniz kulaklarınızı tıkadınız. Sağır rolünü oynadınız. Biz şimdi artık kör gibi sizleri görmüyoruz. Görmek de istemiyoruz. Bunu onlara bildirelim. Yani buradan seslenmek istiyorum çünkü biz bağırdığımızda deprem anında da kimse bizi duymak istemedi. Döndüysek biz neden hala çadırdayız? Biz neden duş sıkıntısı yaşıyoruz? Bunu da onlara söylemek istiyorum. Eğer cumhurbaşkanı iki ay sonra gelip sadece gövde gösterisi yapıyorsa demek ki gerçekten görevini yerine getirmemiş. Ben de öylesine giderim çadırlara, ben de öylesine gövde gösterisi yaparım. Sadece görünmek için görünürüm. Ben de demek ki görevimi layığıyla yapmış görünürüm. Bu mu yani? Bu mu yardım? Bu değil. Kusura bakmasın kimse.”

    BİZİM HAKKIMIZ VARSA HELAL ETMİYORUZ”

    Cumhurbaşkanının 2 ay sonra gelip onca temel ihtiyacın arasında oyuncak dağıttığını ve helallik istediğini belirten Samandağ Atatürk Mahallesi’ndeki depremzedeler, haklarını helal etmediklerini ve seçimde AKP’ye kesinlikle oy vermeyeceklerini şu sözlerle dile getirdi:

    “Şu an hala enkazların altından ceset çıkarılıyor. Neden peki AFAD üç dört gün sonra görev yerine girdi? Ve sonra helallik istiyorlar. Bizim hakkımız varsa helal etmiyoruz. Allah’ın yanında da hakkı varsa eminim helal olmayacaktır. Benim geçen gün arkadaşımın kayınbabasının cesedi molozların altından çıktı. Madem görevi layıkıyla yerine getirildi, neden hala molozların altından ceset çıkıyor? Bunun sorusunun cevabı verilsin. Veya benim komşularım gözümün önünde feryat ederek öldü. Bunun cevabını bize verebilir mi? Veriyorsa eğer, diyecek bir şey bulamıyorum. Demek ki biz yanlış duyduk, bizim duyduğumuz şeyler halüsinasyondu. Kimsenin gelmesini istemiyorum evet. Dediğim gibi Cumhurbaşkanı iki ay sonra geldi buraya. Neden geldin sen? Milletin tek ihtiyacı oyuncak mı? Bu kadar temel ihtiyaç varken şu an bizim istediğimiz şey oyuncak mı? Ben A partisi, B partisi kime oy vereceğim bilmiyorum ama AK Parti’ye kesinlikle oy vermeyeceğimi biliyorum. Yani bu kadar ilgisizlik olmaması gerekiyor. Buraya gelen yardımların çoğu yerel halk Türkiye halkından gelen gönüllü ekipler ama ülke olarak halk olmasa yetkililerden gelen yok. Yani en büyük sorunumuz duş ve tuvaletin sağlanmaması gördüğünüz gibi her taraf kirli. Belediye de burayı sürekli temizleyip dezenfekte etmiyor. İçme suyu da tükeniyor biliyorsunuz. Şebeke suyu da içilmez. Bu suyu sağlamak için hiç kimse burayı görmüyor.”

    İKTİDAR BİZİM YARINIMIZI BELİRLEYEMİYOR”

    “Yarından umudumuz yok” diyen depremzedeler şunları anlattı:

    “Yeterli sayıda insanlar var. Hatırı sayılır insanlar var. Hepsinin mahallesi burada. Evleri burada. Çünkü biz burada kendi imkanlarımızla hemen hemen bir çadır kent yaptık. Devleti de hiç kimseyi yormadan biz bunları yaptık. Bize lazım olan tek şey bize gereken desteğin sağlanması. Yirmi yıldır görüyoruz neyin ne olduğunu. Biz halkız. Taraftar değiliz. Bizi yönetecek, bizi gerçekten iyi yönetecek insanları seçmeye gayret ediyoruz. Şu an seçim geliyor. iktidar da bize yarınımızı belirleyemiyor. Bizim yarınımız nedir bilemiyoruz. Ama şu anda yarından umudumuz yok. Seçimlere kadar sadece sabrediyoruz. Yarın ne olacak diye hükümetimizin açıklaması gerekiyor. Yarın bize ne olacak? Yarın gözlerimizi açtığımızda önümüzde ne olduğunu bilmemiz gerekiyor. Yarın bize ev verecekler. Sözde bana ev verecek TOKİ’de. 1,5 milyon TL. Diyelim ki bunun 700 binini kendisi ödedi. 700 binini de bu çadırlardan hangisi ödeyebilir ki?”

    HEPSİ ‘BEN CUMHURBAŞKANI OLACAĞIM’ DERDİNE DÜŞTÜLER”

    Devlet 45  bin ölü diyor. 75-80 bin ölü yoksa gelsin buradan beni alsın. Ben Atatürk Mahallesi semt pazarında oturuyorum. Kimse yalan haber yapmasın. Kimse gelip derdini anlatmaz. Ankara’da oturuyorlar. Şimdi seçim derdindeler. Hepsi “ben cumhurbaşkanı olacağım” derdine düştüler. Kim olursa olsun umurumda değil. Ha Kılıçdaroğlu oldu, ha öbürü oldu. Ha Erdoğan oldu, ha Muharrem İnce oldu. Hepsini gördük. Gitsinler. Ankara’da her şey oturuyor. Evlerinde oturuyor. Çocuklarını sarıyor. Kimse depremin arkasında durmuyor. Bir şey istemiyoruz. Ama burada bir sürü çocuk var. Bir sürü kadın var. Bir sürü kız çocuğu var. Yani bunların temel ihtiyaçları var. Kadınlar için hijyen önemli. Burada millet aç. Biz memlekette dilenci olduk. Onlardan bir şey istemiyoruz. Onlara kalsın. Ankaralı olarak kalsın, İstanbullulara kalsın. Allah razı olsun. Kürtler devamlı geliyor. Onlardan Allah razı olsun. Yarın kalkacaklar. Bu 600 milletvekili konuşmasını bilir. Bizim burada Hatay’da 11 milletvekili neredeler?”

    Rohat EMEKÇİ-Kamil Murat DEMİR/SAMANDAĞ

  • ‘Artık hayvancılık yapamıyoruz, olan hayvanlarımızı da sattık’-VİDEO

    ‘Artık hayvancılık yapamıyoruz, olan hayvanlarımızı da sattık’-VİDEO

    PİRHA-Dersim merkeze bağlı Atatürk Mahallesi’nden 3 kilometre uzaklıkta bulunan Kurisipi Küme Evleri’nde hayvancılık yaparak geçimini sağlayan Aydın Coşkun, “Hayvancılık artık bitti. Bir torba yemi 100 TL’ye alıyorduk, şimdi 300 TL oldu. Artık hayvancılık yapamıyoruz, olan hayvanlarımızı da sattık” dedi.

    Yurttaşın alım gücünün her geçen gün düştüğü Türkiye’de iktidar çeşitli ‘müjdeler’ vererek halkın tepkisini azaltmaya çalışsa da, yurttaşlar bir çok kentte sokağa çıkarak, ‘geçinemiyoruz’ demeye devam ediyor. Köyde yaşayanlar da kentte yaşayanların durumundan farklı değil. Gelen zamlarla birlikte tarla ekmek de, hayvanlara yem almak da zorlanıyor.

    “HAYVANCILIK ARTIK BİTTİ”

    Dersim merkeze bağlı Atatürk Mahallesi’nden 3 kilometre uzaklıkta bulunan Kurisipi Küme Evleri’nde hayvancılık yaparak geçimini sağlayan Aydın Coşkun, “Hayvancılık artık bitti. Bir torba yemi 100 TL’ye alıyorduk, şimdi 300 TL oldu. Artık hayvancılık yapamıyoruz, olan hayvanlarımızı da sattık. Zamlardan önce 40 tane hayvanım vardı şimdi 4 tane kaldı, onlarda halen borçlu, o hayvanları da satsam yine borçluyum. Kepek 50 TL’ydi şimdi 150 TL oldu o yüzden artık kepeği bile hayvana veremiyoruz o kadar kötü durumdayız” dedi.

    Cihan BERK/DERSİM

  • Dersim’de Kurusipi köyü, yıllardır su sorununun çözülmesini bekliyor-VİDEO

    Dersim’de Kurusipi köyü, yıllardır su sorununun çözülmesini bekliyor-VİDEO

    PİRHA-Dersim merkeze bağlı Atatürk Mahallesi’nden 3 kilometre uzaklıkta bulunan Kurisipi Küme Evleri’nde yaşayanlar, yıllardır su sorunu yaşıyor. Köylüler, “Son 10 yıldır su sıkıntısı yaşıyoruz. Bu yıl da su gelmezse köyü terk edeceğiz” dedi.

    Dersim merkeze bağlı Atatürk Mahallesi’nden 3 kilometre uzaklıkta bulunan Kurisipi Küme Evleri’nde yaşayanlar, yıllardır su ve yol sorunu yaşıyor. Köye her gelen yetkili “Yapacağız, çözeceğiz” vaatlerinde bulunsa da şu ana kadar yol ve su yapımı için hiçbir adım atılmadı.

    “BAZEN YAĞMUR SULARINI ALIP BANYO YAPIYORUZ”

    Yıllardır su sorunu yaşadıklarını ama bir türlü çözülmediğini söyleyen Haskar Kılıç, “Belediye başkanına köye su getirin dedik, ‘bizim olanaklarımız yok’ dedi. Biz kendimiz parayı toplayıp boruları aldık ama yine de köyümüze su getirmiyor. Biz çok zor durumdayız yolumuz yok, suyumuz yok. Bazen yağmur sularını alıp banyo yapıyoruz. Böyle giderse göç edeceğiz ama göç etsek nereye gideceğiz hayat pahalı” dedi.

    “10 YILDIR SU SIKINTISI YAŞIYORUZ”

    Köylerinin en büyük sorununun su sorunu olduğunu ifade eden Aydın Coşkun da, “Belediye destek çıkın dedi biz de destek olduk ama borular öyle duruyor. Geçen sene 500 TL’ye tank ile su alıyorduk. Belediye başkanına gidiyoruz hep ‘yapacağız” diyor. Son 10 yıldır su sıkıntısı yaşıyoruz. Su gelmezse köyü terk edeceğiz başkan gelip burada yaşasın, susuzluk nasıl oluyor görsün” diye konuştu.

    “AMACIMIZ BU YIL KURUSİPİ’YE SUYU VERMEK”

    Konuya ilişkin ulaştığımız Dersim Belediyesi bünyesindeki Su ve Kanalizasyon İşleri Müdürü Bülent Yeşilgöz, “Kurusipi’ye geçen yıl başlandı ancak mevsimsel koşullardan dolayı çalışma yarıda kaldı. Yeniden çalışmaya devam edeceğiz amacımız  bu yıl Kurusipi’ye suyu vermek.

    Cihan BERK/DERSİM

  • Muhtar adayı Sezgin: Ummak yerine ‘nasıl yapmalı’ demenin tam zamanı-VİDEO

    Muhtar adayı Sezgin: Ummak yerine ‘nasıl yapmalı’ demenin tam zamanı-VİDEO

    PİRHA- “Ummak yerine ‘nasıl yapmalı” demenin tam zamanı” sloganıyla Sancaktepe Atatürk Mahallesi’nde muhtar adayı olan Asiye Sezgin, aslında aile geleneğini sürdürüyor. Mahalle meclisleriyle katılımcı bir yerel yönetim hayal eden Sezgin, mahallesinde seçim çalışması yürütürken yasaklar ve baskılarla boğuşuyor. Sezgin, tek tek kapıları çalıp insanlarla birebir temas ediyor, onların sorunlarını dinliyor. 

    Seçimlere sayılı günler kala belediye başkanı ve muhtar adaylarının çalışmaları da tüm hızıyla devam ediyor. İstanbul’un Sancaktepe (Sarıgazi) ilçesine bağlı Atatürk Mahallesi’nde muhtarlık için 5 aday yarışıyor. Asiye Sezgin de bu adaylardan birisi. 12 sendir Sarıgazi’de 3 senedir de Atatürk Mahallesi’nde yaşayan Dersimli Sezgin, kadınların daha çok mücadele alanlarına sahip çıkmaları gerektiğini düşündüğü için muhtar adayı olmuş.

    Sezgin’in mahalledeki seçim çalışmalarını takip ederken seçim çalışmaları hakkında da bilgi aldık.

    “Ummak yerine ‘nasıl yapmalı’ demenin tam zamanı” sloganıyla yola çıkan Sezgin, “Şimdiye kadar hep ummaktan bahsettik, ‘umarım’ diyoruz geçiştiriyoruz, başkasından bekliyoruz. Biz artık ‘Nasıl yapmalı’ diyenlerden olmak istiyoruz. Toplumsal olarak nasıl yapmalı, bireysel olarak değil.” dedi.

    Dersim’de yaşadıkları köyde önce babasının arkasından da annesinin muhtarlık yaptığını ve annesinin hala muhtar olduğunu söyleyen Sezgin, “Bizde muhtarlık aileden gelme” diyor.

    “SARIGAZİ PİLOT BÖLGE”

    Seçim çalışmalarının beklediğinden daha iyi gittiğini ifade eden Sezgin, adil olmayan bir şekilde seçime gittiklerini belirtti. Muhtarların afiş ve pankart asmalarının yasak olduğunu dile getiren Sezgin’in var olan seçim bürosunda da afiş ve pankart asmasına izin verilmiyor. Yasaklar konusunda Sarıgazi’nin pilot bölge olarak seçildiğini kaydeden Sezgin, “İstanbul genelinde olan bir yasaktan söz ediliyor ama yalnız Sarıgazi Sancaktepe’de uygulanması çok gariptir. Mevcut olan muhtarlarla devam kararı alındığını düşünüyoruz. Ondan ötürü belli bölgelerde bu yasakların olduğuna inanıyoruz” diye ifade etti.

    Yasaklara karşı halka daha çok temas etmeye çalıştıklarını söyleyen Sezgin, internet ve sosyal medyayı da tanıtım için kullanıyor.

    EN BÜYÜK SORUN UYUŞTURUCU VE YOZLAŞMA

    Atatürk Mahallesi’nde park ve güvenlik sorunları yaşadıklarını belirten Sezgin, “Esrar, alkol kullananlar parkları tercih ediyor genelde. Bu yüzden parklarda güvenlik sorunu oluyor. En büyük sorunumuz uyuşturucu ve yozlaşmadır. Sokak lambaları, kaldırımların yapılmadığını ve belli yerlere ayrımcılık yapıldığını düşünüyor halkımız. Bir de son dönemlerde iddia bayileri, kasalar, kumar adı altında yapılan şeylerin gençlerin başına bela olduğu düşünülüyor” diye konuştu.

    “BİLİNÇLİ AİLE VE BİLİNÇLİ TOPLUMLA ÜSTESİNDEN GELECEĞİZ”

    Mahallenin yönetimine geldikleri zaman ilk uğraşacakları sorunların yozlaşma ve uyuşturucu olduğuna işaret eden Sezgin, “Yozlaşmayı körükleyen her ne varsa onlarla uğraşacağız. Her sokağın temsiliyette yer aldığı bir mahalle meclisinden bahsediyoruz. Bu meclisler sayesinde üstesinden geleceğimize inanıyoruz. Panellerle, eğitimlerle bilinçlendirip anneleri, kadınları dahil ederek yani bilinçli aile ve bilinçli bir toplum yaratarak üstesinden gelebileceğimize inanıyorum” dedi.

    “KADINLAR BİZİM BEL KEMİĞİMİZ”

    Mahalle muhtarı seçilmesi halinde mahallede kadınların, gençlerin yer alacağı meclisler oluşturarak katılımcı bir mahalle yönetimi hayal eden Sezgin, kadınlara yönelik el sanatları gibi çeşitli projeleri olduğunu belirtti. Çocuklarla ilgili projelerinde de kadınlar ortaklaşacağını dile getiren Sezgin, “Kadınlar bizim bel kemiğimiz” diyerek yerel yönetimlerde kadının önemine vurgu yaptı.

    MUHTARLIK KÜÇÜMSENECEK BİR YERDE DEĞİL

    Katılımcı, çoğulcu ve demokratik bir yerel yönetim hayal ettiğini söyleyen Sezgin, şunları belirtti:

    “Şimdiye kadar muhtarlıkları çok küçümsüyorduk, mevcut düzen bize bunu öğretti. Muhtarlıklar o kadar da küçümsenecek bir yerde durmuyormuş. Ben muhtarlığın kılcal damarlar olduğunu düşünüyorum. Şimdiye kadar atar damarlara, toplardamarlara kan taşıdık ama her zaman kılcal damarları es geçtik ve birileri doldurdu diye düşünüyorum. O yüzden kılcal damarlara kan akıtmak gerektiğine inanıyorum. İyi kan pompalamak gerektiğine inanıyorum. Muhtarlığın toplumsal anlamda çok önemli olduğunu düşünüyorum.”

    “EMNİYET MUHTAR ADAYLARINA BASKI YAPIYOR”

    Sancaktepe’de (Sarıgazi’de) seslerini duyurabilecekleri herhangi bir kanal ya da basın organı olmadığını ifade eden Sezgin, emniyetin çeşitli whatsapp grupları kurup muhtar adaylarını eklediğini ve bu gruplarda muhtar adaylarını sindirmeye yönelik paylaşımlar yapıldığını belirtti. Tekrardan yasaklara ve baskılara dikkat çeken Sezgin, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Pankart asmak, afiş yapmak, seçim bürosu açmak yasak. Orada adayların seçim ofisleri basılıyor örneğin kapatılıyor, kapatılırken resimleri çekip o grupta paylaşıyorlardı. Afişleri sökülüyordu bir de birbirini ihbar edenlere, şikayet edenlere göre o afişler sökülürken, pankartlar alınırken resimlerini emniyet çekip o grupta paylaşıyordu. Bu da ciddi anlamda yıldırmaya başladı tüm muhtar adaylarını. Bunun kesinlikle psikolojik bir baskı olduğunu düşünüyoruz. Bunun duyurusunu yapmak tüm muhtar adaylarının sesi olmak istiyorum ben. Çünkü muhtar adaylarının hepsine yapılan bir baskı olduğunu düşünüyorum.

    Emniyete çağrıldık kaç kez. Her seferinde farklı mazeretler buldular. ‘Pankartlarınızı alın toplayın’ dediler topladık, ‘afişlerinizi toplayın’ dediler topladık. Sonra aranıyoruz ‘iç afişler kalmış’ topluyoruz, ‘falan yerde kalmış’ alıyoruz. ‘Emniyete gelmeniz gerekiyor, resmi evrak gelmiş imzalamanız gerekiyor’ diyorlar. Oysaki benim için resmi evrak çıkarmaları için resmi bir başvuru yapmam gerekiyor ama ben resmi başvuru yapmadım. Eskiden muhtar adayı olduğuna dair resmi bir başvuru yapıyordun o da kaldırıldı. Sen neye göre beni arayıp resmi evrak imzalatmak için çağırıyorsun. İşte ‘sizin afişlerinizi gördük, telefon numaranızı oradan aldık. Muhtar adayıymışsınız gelip bu evrakları imzalamanız gerekiyor’ dendi bize. Çalışmalar yoğundu, gitmek istemiyorduk. Telefonda bize ‘Neredeyseniz sizi ekip otosuyla alalım’ dediler. Yani mecbur bırakılıyorsun. Gidip o imzayı atmak zorunda kaldık. Zaten imzayı atınca da kabul etmiş oluyorsun, cezayı ödeyeceksin. Pes edip imza atmak zorunda kaldık.”

    “SEÇİLME HAKKIMIZ GASP EDİLİYOR”

    Bu şekilde adil olmayan bir yarışa girdiklerini kaydeden Sezgin, “Seçilme hakkımız gasp ediliyor bu şekilde. Eşit olmayan bir şekilde yasaklarla seçime giriyorsun kitle seni ne kadar tanıyabilir, ne kadar erişebilirsin. Mevcut olanın karşısında sen zaten bir sıfır geride başlıyorsun. Biz bunları zorlarken uğraşa uğraşa bugüne getirdik. Ama halka bunu anlatınca bağrına basıyor sahipleniyor seni.” dedi.

    SEÇMENLERE ÇAĞRI

    Seçmenlerine sağduyulu olma çağrısında bulunan Sezgin, “Seçim dönemi bir kirlilik, ötekileşme, kutuplaşma yaratıldığı için yerel seçimlerde bunu çok bariz görüyorum. Ellerinden geldikçe sağduyulu olsunlar, gördüklerine kulak versinler. Seçim geçer bizler yine yerellerde bir arada dururuz bunu hiç unutmasınlar” diye konuştu.

    Suay ABAK / İsmet SEFER – İSTANBUL