Etiket: ateş çemberi

  • Zini Gediği’nde katledilen 97 Alevi anısına ‘Ateş Çemberi’nde semah dönüldü-VİDEO

    Zini Gediği’nde katledilen 97 Alevi anısına ‘Ateş Çemberi’nde semah dönüldü-VİDEO

    PİRHA- 8 Ağustos 1938’de Erzincan’ın Kılıçkaya köyünden Zini Gediği’ne götürülerek kurşuna dizilen 97 Alevi anılıyor. Kılıçkaya köyünde ‘Zini Gediği Anma Mekanı’ ve ‘Ateş Çemberi’ olarak inşa edilen yerde katledilenler anısına deyişler okunup semah dönüldü.  

    Dersim Katliamı’nın yapıldığı dönemde 8 Ağustos 1938’de, herhangi bir sebep belirtilmeden köylerinden askerler tarafından toplanan 97 Alevi yurttaş, iple birbirine bağlı olarak götürüldükleri  Zini Gediği’nde topluca kurşuna dizilerek katledildiler.

    97 Alevinin sebepsiz yere katledilmelerinin acısı dinmiyor. Katliamda yakınlarını kaybedenlerin oluşturduğu Zini Gediği İnisiyatifi öncülüğünde 97 can için, 7 Ağustos’ta Zini Gediği’ne kilometrelerce yürüyüş yapılarak, katledildikleri yerde gülbenkler okunup ağıtlar yakıldı, 8 Ağustos’ta ise Kılıçkaya köyünde bir panel düzenlenerek, katledilenler anıldı, kayıp yakınlarının talepleri dile getirildi.

    Zini Gediği İnisiyatifi, 97 Alevinin anısına 8 Temmuz 2014’te,  ‘Zini Gediği Anma Mekanı’ ve ‘Ateş Çemberi’ inşa etmişti.

    Dün de ‘Ateş Çemberi’nde yakılan ateşle ve deyişler eşliğinde dönülen semahla katledilen canlar anıldı.

    Zini Gediği İnisiyatifi Sözcüsü Erdal Kılıçkaya, sosyal medya hesabından “Zini Gediği’nde katledilen canlar anısına yapılan “Ateş Çemberi”nde yaktığımız ateşle atalarımızı andık. Anılarına saygıyla.” dedi.

    Kılıçkaya Sema Kaygusuz’un “Yüzünde Bir Yer” romanından şu alıntıyı da paylaştı:

    “Bundan yetmiş küsur yıl önce, henüz bir kıvılcım, ateşin dibindeki kızgın taş, yanmaya başlar başlamaz çıtırdayan kuru dallar denli yalın bir niteliğin vardı. Bir dağ yamacındaki gümüşkırı kayaçların gözüyle bakıyordun olan bitene. Bir mekândın orada. Mekâna yayılan tinsellik sen içre kalıcı bir ruh haliydi. O gün hem kendini yanan alev, hem de ateşte ısınan insandın.”
    (HABER MERKEZİ)

     

     

     

  • Erdal Kılıçkaya: Zini Gediği Anma Mekanı’nı yakıp dağıtanları asla affetmeyeceğim

    Erdal Kılıçkaya: Zini Gediği Anma Mekanı’nı yakıp dağıtanları asla affetmeyeceğim

    PİRHA –  Geçtiğimiz günlerde Zini Gediği Anma Mekanı’nın tahrip edilmesine ilişkin bir yazı kaleme alan AABK 2. Başkanı FUAF YK Üyesi Erdal Kılıçkaya, anma mekanını yakıp dağıtanları asla affetmeyeceğini belirtti. 

    Dersim Katliamı sürecinde, 8 Ağustos 1938’de, herhangi bir sorgulama ve yargılama olmadan, köylerinden, tarlalarından, evlerinden toplanan 100 civarında Alevinin Zini Gediği’nde topluca kurşuna dizildi.

    Bu katliamda yakınlarını kaybedenlerin bir araya gelerek oluşturduğu Zini Gediği İnisiyatifi, 8 Temmuz 2014’te,  ‘Zini Gediği  Anma Mekanı’ ve ‘Ateş Çemberi’ inşa etti.

    Zini Gediği Katliamı’nda yakınlarını kaybeden AABK 2. Başkanı FUAF YK Üyesi Erdal Kılıçkaya, anma mekanının tahrip edilmesine ve ‘Ateş Çemberi’nin sökülmesine ilişkin yazı kaleme aldı. Anma mekanını tahrip edenleri affetmeyeceğini dile getiren Kılıçkaya, sorumluların ortaya çıkarılmasını istedi.

    “BİRARAYA GELİP GÜLBENK OKUMAK LOKMALARI PAYLAŞMAK İSTEDİK”

    Kılıçkaya’nın kaleme aldığı yazısı şöyle:

    “Zini Gediği İnisiyatifi olarak, ’38 de Erzincan/Kılıçkaya köyünde bir ahırda toplanan, herhangi bir sorgulamaya, ifadeye ve yargılamaya tutulmadan, hukuk dışı bir şekilde öldürülen atalarımızın kemikleri hala açıkta durduğundan, ortada duran kemikler vicdanımızı sızlattığından ve her gördüğümüzde yaramızı yeniden kanatmasından dolayı, katledilenlerin anısına 2014’te Zini Gediği ve Kılıçkaya Köyü’nde kendi imkanlarımızla “Anma-Hatırlama Mekanı” ve “Ateş Çemberi” inşa ettik.

    Her 8 Ağustos tarihinde kayıp yakınları ve dostlarımız ile burada buluşarak atalarımızı anıp, anılarına mumlar yakıp, gülbenkler okumak ve lokmalarımızı paylaşmak istedik.

    Dirimize, ölümüze saygı göstermeyenler, öldürdükleri atalarımız anısına yapılanlara da tahammül edemeyerek, 2014’te Kılıçkaya Köyü’ndeki “Ateş Çember”ni dereye yuvarlatıp, geçtiğimiz günlerde de (Haziran 2020) Zini Gediği’ndeki “Anma-Hatırlama Mekanı”nı yerle bir ettiler.

    “YASIMIZI YAŞAMAKTAN MEN ETTİLER”

    Biz canı yananların yüreğini ikinci-üçüncü-dördüncü kez yeniden kor ateşlerle dağladılar. Layıkıyla anmamızı yasaklarla önleyerek, matemimizi/yasımızı yaşamaktan men ettiler. Bizler, hiç kimse öldürülmemiş gibi hayatımıza devam edemezdik. Keşke, beraber yas tutarak, toplum olmayı başarabilseydik. Katliamı yapanlar saygı ile başını önüne eğebilseydi. Keşke, yası men etmekten, unutturuşu ayrıca zulme çevirmekten, toplam unutturma politikası cehdi ve şevki içindeyken, taraf olduğu travmaları işlemekten dahi feragat etmekten vazgeçile bilinseydi de, yüzleşme olabilseydi. Kıyıcı bir unutturma siyaseti güdülmeseydi. Özellikle travmaların fazlalığının, hele son birkaç yıldaki sıklaşmalarının, bireysel ve kolektif belleği serseme çeviren etkisi, keşke hiç olmasaydı.

    Bizler, yaşadığımız travmayı atlatmak için “bağışlamanın” önemli bir adım olduğunu biliyoruz. Ama önce kimi affedeceğimizi gösterin bize… Onarım için en gerekli şey “faillerin bulunması”dır. Bağışlamanın ilk koşulu suçlunun kim olduğunun bilinmesi ve suçunu itiraf etmesidir. Sonraki etap ise özür dilemesidir. Travmanın onarılmasında bir önemli etmen, bu olaydan haberi olmayan ötekilerin tanıklığıdır. Bu nedenle olaydan haberi olmayan ya da sessiz kalmak suretiyle bu kolektif suça ortak olanları, mağdurun acısına tanıklık etmesi için çaba gösterilmedir. Travma tanımı bizleri mağdur konumuna sokuyor olabilir. Bizler, bize nelerin yaşatıldığının farkındayız ve tepkimizi ortaya koyuyoruz.

    Peki, tüm bu olaylar olurken sen neredeydin? Tüm toplum neredeydi? Siz bizden daha mağdursunuz. Sizler, sözler dışında hangi tavrı sergilediniz, hangi bedeli ödediniz? Sessiz kalan bu toplumun bizlere bir özür borcu var. Kayıp yakınları/mağdurları olarak kendi acımıza yeniden ağıt yakmak yerine, unutturmama borcunu, “dayanışmayla, birlikte iyileşme” çabasıyla birleştirmek istiyoruz.

    “HAYATINI KAYBEDENLERİN HİKAYELERİYLE HATIRLANMASINI İSTEDİK”

    O korkunç yıllarda hayatını kaybeden insanların, sadece sayılar olarak değil, hikâyeleriyle hatırlanmasını sağlamaya önem veriyoruz. Onun için Anma-Hatırlama Mekanları, anıtlar, belgeseller, filmler, sergiler, dokümanterler yapılmasını talep ediyoruz. Evet, unutturma tazyiki altında, unutturmak isteyenin zulmü altında, ondan gayrı, hatırlamanın kendi ağır yükü altında, hatırlamak zordur. Sahiden, emek istiyor, hafıza emeği. Sabırla, bunun için çalışıyoruz.

    Tabi ki, ’38 de Zini Gediği’nde topluca kurşuna dizilerek katledilen akrabalarımız anısına inşa ettiğimiz “Zini Gediği Anma-Hatırlama Mekanı” ve “Ateş Çemberi”ni yıkan, yüreğini ve zihnini zulümle meşrulaştırıp ve bunu içselleştirmiş olanın zalimliğini, vicdansızlığını asla affetmeyeceğiz. Can değeri bilenler olarak, gelin insanlığa karşı bu cürmün tekrar işlenmesine, birlikte izin vermeyelim.”

    (HABER MERKEZİ)