Etiket: ateş

  • İzmir’de Aleviler, mahallede ateş yakarak Hıdırellez’i kutladı – VİDEO

    İzmir’de Aleviler, mahallede ateş yakarak Hıdırellez’i kutladı – VİDEO

    PİRHA – Alevilerde kutlanan Hıdırellez, toplumsal birlikteliği güçlendiren, dileklerin kabul olması için özel ritüelleri yapıldığı bir gün. Hanım Yola da bugün için evi olan 40 kişiden topladığı lokmalarla kendine ev niyetine anahtarlık alıp dileklerde bulundu. 

    Alevi inancında Hıdırellez, yalnızca mevsimsel bir dönüşümü değil, doğanın yeniden canlanışını, toprağın uyanışını ve yaşamın kendini yeniden üretme gücünü simgeler. Bu özel gün, bolluğun, bereketin ve paylaşımın kolektif hafızada yeniden kurulduğu bir eşiktir. Doğa ile insan arasındaki kadim bağın güçlendiği Hıdırellez’de, insanın doğayla uyum içinde var olma arayışı da ritüeller aracılığıyla görünür kılınır.

    Hızır ve İlyas’ın buluştuğuna inanılan Hıdırellez, bu yönüyle zamanın kutsal bir kesitine işaret eder. Bu buluşma, yardımlaşmanın, darda olana yetişmenin ve yaşamı çoğaltmanın simgesidir.

    Yoğunluklu olarak Alevilerin yaşadığı İzmir’in Çiğli ilçesine bağlı Şirintepe Mahallesinde, 5 Mayıs akşamı ateşler yakılarak Hıdırellez kutlandı.  Kimileri dilek tutup ateşten atlarken kimisi halay çekti. Bu kutlamaların şüphesiz en çok eğlenenleri çocuklar oldu.

    “40 KİŞİDEN LOKMA TOPLADIM”

    Hıdırellez’de kimileri evinde bereketi simgeleyen her gıdadan oluşan tepsi hazırlayıp dua ederek kutladı.

    Bu ritüeli yerine getirenlerden biri de Hanım Yola. Yola evi olan 40 kişiden lokma toplayarak, topladığı bu lokmalarla ev niyetine kendine anahtarlığı olan bir kolye aldı.

    Yola, “Bugün için arkadaşlarımdan topladığım lokmalarla kendime anahtarlık aldım. Dilerim bugün herkesin kalbindeki duası kabul olur” dedi.

    PİRHA/İZMİR

     

     

     

  • Newroz’da Didim Cemevi bahçesinde ateş yakılıp semah dönüldü- VİDEO

    Newroz’da Didim Cemevi bahçesinde ateş yakılıp semah dönüldü- VİDEO

    PİRHA- Baharın gelişini ve yeniden var olmayı müjdeleyen Newroz Bayramı’nda, Didim Cemevi bahçesinde ateş yakılarak etrafında deyişler okunup semah dönüldü. 

    21 Mart baharın gelişini müjdeleyen Newroz bayramı kutlamaları alanlarda etkinliklerle devam ediyor. Aleviler, Didim Cemevi bahçesinde yaktıkları ateş ve söyledikleri deyişlerle Newroz Bayramı’nı kutladı.

    Didim Cemevi bahçesinde yapılan kutlamaya Didim Belediye Başkan Ahmet Deniz Atabay, Kureyşan Ocağı dedelerinden Engin Seyitalidedeoğlu, siyasi parti temsilcileri ve depremzede yurttaşlar katıldı.

    Didim Cemevi Başkanı Hüseyin İlhan, konuşmasına 6 Şubat’ta meydana gelen ve 11 ilimizi etkileyen depremde hayatını kaybedenleri anarak başladı. Didim’de misafir edilen depremzede misafirlerin de Newrozu kutladığını hatırlatan İlhan, 45 gündür cemevi olarak depremzedelere ayırt etmeden yardım yaptıklarını ifade etti. Newroz’un önemine de değinen İlhan, tüm ülkeye ve insanlığa sağlık, huzur ve barış getirmesini dileyerek emeği geçenlere teşekkür etti.

    Hakk’a yürüyen yol hizmetkarları ve depremde yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşundan sonra Engin Seyitalidedeoğlu tarafından verilen gülbeng ile Newroz ateşi yakıldı, semah dönüldü.

    Ayrıca Grup Pir Sultan Abdal eserlerini seslendirdi.

    PİRHA/AYDIN

  • Garip Dede Dergahında ateş yakılıp semah dönülerek Newroz kutlandı-VİDEO

    Garip Dede Dergahında ateş yakılıp semah dönülerek Newroz kutlandı-VİDEO

    PİRHA-Garip Dede Dergahı Vakfı’nı bahçesinde Newroz ateşi yakılıp, ateşin etrafında semah dönüldü. 

    21 Mart baharın gelişini müjdeleyen Newroz bayramı kutlamaları alanlarda etkinliklerle devam ediyor. Aleviler de Garip Dede Dergahı Vakfı bahçesinde yaktıkları ateş ve söyledikleri deyişlerle Newroz Bayramı’nı kutladı.

    Aleviler için baharın gelişini müjdeleyen Newroz Bayramı Garip Dede Dergahı Vakfı’nın bahçesinde yakılan ateş etrafında söylenen deyişler eşliğinde semah dönülerek kutlandı.

    Dergah bahçesinde bir araya gelen yüzlerce kişi, yakılan Newroz ateşi etrafında deyişler seslendirdi. Kutlamaya katılan Garip Dede Dergahı Vakfı ve Alevi Dernekler Federasyonu Başkanı Celal Fırat’ın verdiği gülbengler sonrasında Newroz ateşi yakılarak etrafında semahlar dönüldü.

    PİRHA/İSTANBUL

     

  • Mezitli Cemevi’nde Newroz Bayramı kutlandı-VİDEO

    Mezitli Cemevi’nde Newroz Bayramı kutlandı-VİDEO

    PİRHA- Mezitli Cemevi’nde Newroz ateşi etrafından semah dönülerek, Newroz Bayramı kutlandı.

    Newroz Bayramı bir çok kentte kutlanmaya devam ediliyor. Mersin Mezitli Cemevi’nde de Mewroz Bayramı kutlandı. Newroz ateşinin yakıldığı kutlamada, ateşin etrafında semah dönüldü.

    Kutlamada konuşan AKD Mezitli şubesi ve Cemevi Başkanı Ferdi Koç, Newroz Bayramı’nın direniş ve diriliş olduğunu belirterek, “Günümüzde de bu direnişi ve mücadeleyi büyütmeliyiz” dedi.

    Yapılan konuşmaların ardından Newroz kutlaması, Mezitli Cemevi’ne bağlı Renkler ve Diller Korosu’nun şarkıları eşliğinde çekilen halaylarla son buldu.

    PİRHA/MERSİN

  • Hakkari’de bir kişi daha asker kurşunuyla vuruldu

    Hakkari’de bir kişi daha asker kurşunuyla vuruldu

    Derecik’te askerlerin açtığı ateş sonucunda vurulan Mehmet Dinç yaralandı. 

    Hakkari’nin Derecik ilçesine bağlı Yeşilova köyünde yaşayan 18 yaşındaki Mehmet Dinç adlı kişi koyunlarını otlattığı sırada askerler tarafından açılan ateş sonucu bacağından yaralandı. Mehet’in  hastaneye kaldırıldığı bilgisi geldi.

    Derecik’te, 18 Mayıs günü askerlerin açtığı ateş sonucu Şahap Şendol (23) ve Celil Ekinci (17) yaralanmıştı. Şahap Şendol’un 2 parmağı kesilmiş Celil Ekinci ise 3 ameliyat geçirmesine rağmen halen Kuzey Irak’ın Duhok kentinde bir hastanede tedavisi sürüyor.

  • Newroz her yerde coşkuyla kutlandı – VİDEO

    Newroz her yerde coşkuyla kutlandı – VİDEO

    PİRHA – Bu yıl koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle kitlesel Newroz kutlamaları iptal edilirken, saat 20.20’de evlerinin balkon, pencere ve çatılarına çıkan yurttaşlar Newroz’u kutladı.

    Haberin Videosu

    Koronavirüs (Kovid-19) tehdidi nedeniyle kitlesel Newroz kutlamaları iptal edilirken, Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) çağrısıyla saat 20.20’de evlerinin balkon, pencere ve çatılarına çıkan yurttaşlar  “Newroz Her Yerde”  diyerek Newroz’u kutladı.

    İstanbul, İzmir başta olmak üzere bulundukları her yerde Newroz ateşi yakan yurttaşlar, evlerinin balkonlarından çakmak çakarak, ıslık çalarak, ses çıkararak ve alkışlayarak Newroz’u kutladı, halay çekti. (HABER MERKEZİ)

     

  • Asker kurşunuyla hayatını kaybeden Vedat Ekinci dosyasına gizlilik kararı

    Asker kurşunuyla hayatını kaybeden Vedat Ekinci dosyasına gizlilik kararı

    Hakkari Derecik’te askerler tarafından açılan ateş sonucu hayatını kaybeden Vedat Ekinci’nin ölümüne ilişkin hazırlanan dosyaya gizlilik kararı ve basın yasağı getirildi. Ekinci’nin ölümüne neden olan mermi çekirdeğinin ise kaybolduğu iddia edildi.

    Hakkari’nin Derecik ilçesine bağlı Çemekurk köyünde köylülerin üzerine askerler tarafından açılan ateş sonucu 14 yaşındaki Vedat Ekinci’nin yaşamını yitirmesine ilişkin hazırlanan dosyaya gizlilik kararı getirildiği öğrenildi.

    “SAVCILIK DOSYAYA GİZLİLİK KARARI VE ASIN YASAĞI GETİRDİ”

    Dosyayı Özgürlük için Hukukçular Derneği adına takip eden avukat Ramazan Kurt, “Savcılık dosyaya gizlilik kararı ve de basın yasağı getirdi. Şu an ön otopsi raporuna ve dosyanın detaylarına dair bilgi edinemiyoruz” dedi.

    bianet’ten Ruken Tuncel’e konuşan avukat Kurt, olay yeri incelemesinin yapılmadığını ve savcılığın şüpheli askerlerin ifadesine henüz başvurmadığını da belirtti.

    “Güvenlik gerekçesi bahane edilerek olay yeri incelemesi yapılmıyor. Olayın failleri olan askerlerin sorgusu yine askeri kurum tarafından yapılıyor. Bu hukuka aykırı bir durum, şayet bir olayda eğer fail polisse sorgusu polisler tarafından yapılamaz, askerse asker tarafından yapılamaz.

    Ayrıca savcılıktan, olayın aydınlanmasını sağlayacak en önemli delil olan mermi çekirdeğinin kayıp olduğunu öğrendik. Savcılık dosyaya gizlilik kararı ve de basın yasağı getirdi. Şu an ön otopsi raporuna ve dosyanın detaylarına dair bilgi edinemiyoruz. Savcılık şüpheli askerlerin ve görgü tanığı yakınlarının ifadesini henüz almadı. İfadelerin Pazartesi günü alınacağı belirtildi.”

    “VALİLİK AÇIKLAMASI GERÇEĞİ YANSITMIYOR”

    Avukat Kurt, Hakkari Valiliği’nin dün yaptığı açıklamaya da değinerek, “Valilik, uyarı ateşi yapıldığını iddia ediyor fakat uyarı ateşinin doksan derecelik açı ile havaya yapılacağı düşünüldüğünde kurşunun sekerek bir kişinin ölümüne ve bir kişinin de yaralanmasına sebebiyet vermesi gerçeği yansıtmıyor” dedi.

    VALİ’DEN AİLEYE: TABİ BİRAZ DA COĞRAFİ KADER

    Öte yandan Hakkari Valisi İdris Akbıyık, Ekinci ailesine taziye ziyaretinde bulunurken, baba İslam Ekinci’ye başsağlığı diledi.

    DHA’nın haberine göre taziyede “Tabi biraz da coğrafi kader” şeklinde ifadeler kullanan Akbıyık, şunları söyledi:

    “Acınızı paylaşıyoruz. Allah rahmet eylesin. Başınız sağ olsun. Tabi biraz da coğrafi kader. Tabi bu coğrafyada maalesef bu tür üzücü olaylar da yaşanıyor. Derecik’te Gerdi aşireti mensupları, en çok sevdiğimiz ve güvendiğimiz insanlarsınız. Derecik ilçemizin, valiliğimiz ve devletimizin tüm kamu kurum, kuruluşları nezdinde özel bir yeri var. Bu birlik ve beraberlik bundan sonra da devam edecek. İnşallah bundan sonra bu tür üzücü olaylar olmaz. Sınır kapısının açılması için özel bir çabamız var. Sayın İçişleri Bakanı’mızın da sizlere başsağlığı dilekleri var. Sizler bu bölgede en çok askerimize, jandarmamıza yardımcı olan insanlarsınız. İnşallah hep beraber buradaki birtakım olumsuzlukların üzerinden geleceğiz.”

  • Helikopterden açılan ateşle yaşamını yitiren Vedat Ekinci meclis gündeminde

    Helikopterden açılan ateşle yaşamını yitiren Vedat Ekinci meclis gündeminde

    PİRHA- Hakkari Derecik’te askeri helikopterden açılan ateş sonucu 14 yaşındaki Vedat Ekinci yaşamını yitirdi. Hakkari Valiliği yaptığı açıklamada Ekinci’nin ölümünü seken kurşuna bağladı.  

    Hakkari’nin Derecik ilçesine bağlı Çemekurk köyünde yaşayıp, kaçak yollardan sınır ticareti yaparak geçimlerini sağlayan köylülerin üzerine dönüş yolunda Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) ait helikopterden ateş açıldı. Sıkılan mermilerin hedefi olan 14 yaşındaki Vedat Ekinci olay yerinde hayatı kaybetti. Grupta yer alan köylülerden biri ise ağır yaralandı.

    HAKKARİ VALİLİĞİ ASKER KURŞUNUYLA ÖLDÜRÜLDÜĞÜNÜ KABUL ETTİ

    Hakkari Valiliği, olayla ilgili yaptığı açıklamada Ekinci’nin asker kurşunuyla öldürüldüğünü kabul etti, ancak açıklamasında helikopterden ateş açıldığı bilgisine yer vermedi. Valilik sınır birliklerinin uyarı ateşi açtığını, Ekinci’nin bölgenin ‘engebeli ve kayalık’ olması nedeniyle seken kurşunun isabet etmesi sonucu hayatını kaybettiğini savundu.

    Hakkari Valiliği’nin yazılı açıklamasında şu ifadeler yer aldı: “01.08.2019 günü Kuzey Irak sınırından İlimiz Derecik İlçesi sınırına 2 kilometre mesafede sınırlarımız dışında ülkemiz sınırına terör örgütü tarafından yoğun olarak kullanılan bölgeye kaçak yollarla girmeye çalışan şahıslara sınır birliklerimiz tarafından dur ihtarında bulunulmuştur. Ancak dur ihtarına uymayarak sınırımıza doğru Kuzey Irak tarafından ilerleyen şahıslara angajman kuralları gereği uyarı ateşi yapılmıştır. Bölgenin engebeli ve kayalık olması sebebiyle seken mermi çekirdeği 1 vatandaşımızın yaralanmasına sebebiyet vermiştir. Yaralı vatandaşımız olay yerinde bulanan Hudut Birliklerimize ait araçlar ile Derecik Sahra Hastanesine kaldırılmış, yapılan tüm müdahalelere rağmen maalesef hayatını kaybetmiştir. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.”

    İHD: SORUŞTURMA BAŞLATILMALI

    Valiliğin açıklamasına tepki gösteren İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi, söz konusu açıklamanın kolluk güçlerini korumaya yönelik olduğunu belirtti. Bölgede yapılan askeri operasyonlardan kaynaklanan ihlallerin sistematik hale geldiğini kaydeden İHD, “Özellikle, yaşam hakkının korunmasına yönelik tedbirlerin alınmadığı görülmektedir” diyerek konuyla ilgili soruşturma açılmasını talep etti.

    “HELİKOPTERDEN KÖYLÜLERİN ÜZERİNE ATEŞ AÇILMASININ İZAHI NEDİR?”

    Konuyu meclise taşıyan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. Tanrıkulu, Bakan Soylu’ya şu soruları yöneltti:

    • Çemekurk köyünde, köylülerin üzerine Türk Silahlı Kuvvetlerine (TSK) ait helikopterden ateş açıldığı iddiası doğru mudur?
    • Helikopterden köylülerin üzerine ateş açılmasının ihazı nedir?
    • Bahse konu olan helikopterde bulunan kişiler kimlerdir?
    • Söz konusu olaya ilişkin bir soruşturma başlatılmış mıdır? Başlatılmışsa güncel akıbeti nedir?
    • 2 Ağustos 2019 tarihi itibariyle yargısız infaz, dur ihtarına uymama veya rastgele ateş açılması sonucunda kaç vatandaşımız yaralanmıştır? İllere göre dağılımı nasıldır?
  • Aysel Doğan yazdı: Ateş kokar mum kokulu Dersim ateş sınavındandır şimdi 

    Aysel Doğan yazdı: Ateş kokar mum kokulu Dersim ateş sınavındandır şimdi 

    PİRHA- Barış grubu üyesi Aysel Doğan, Dersimde yaşanan orman yangınlarına ilişkin bir yazı kaleme aldı. Doğan, “Bölgenin en kadim halkı Kürtlerle ve de Kürt Aleviliğiyle coğrafyası Dersim’i ateşle ilişkisi tam bir kutsallığın trajedisidir. Ateşin kutsallığı, ateşin alevlerindeki görkemliliği destanımsıdır. Ve ne acıdır ki, işgalci egemen elindeki ateşle kutsallarımı yakarken, Kürdü, Aleviliği, günaha davettir. Bir ateşle sınavdır Dersim” ifadelerini kullandı. 

    Barış grubu üyesi Aysel Doğan jinnews’in, ‘Kadının kaleminde’ bölümünde, ‘Ateşle sınavdır Dersim’ başlıklı bir yazı yazdı. Dersim’de askeri operasyonlar sonucu çıkan ve müdahalesine izin verilmeyen orman yangınlarına ilişkin yazan Doğan, “Bir ateşle sınavdır Dersim. Nice ateşlerden geçip gelmişken yeniden ateşin kutsallığı sırrını kutsanmışlığından ateş kokar mum kokulu Dersim ateş sınavındandır şimdi” dedi.

    Aleviler için kutsal olan Muharrem Orucunun da başladığını belirten Doğan, “Şimdi Muharrem Oruçları’ndayız kaç Kerbela yaşandı, yaşanıyor farkında olmamanın günahkarlığının günahıdır yaşadıklarımız bundandır ki yas değil zalime zalim mazluma mazlum demek için sömürgeci diktatörlüğün zulmünü lanetlemek için tam da zamanı. Boşuna yakılmadı her bir güneşin doğusunda analarımızın mumları ancak bağışlasınlar sabırla beklerken o kutsal günü ve yanarken dağlarımız ateş ateşle söndürülür” ifadelerini kullandı.

    Aysel Doğan’ın ‘Ateşle sınavdır Dersim’ başlıklı yazısının tamamını şöyle:

    “Dersim’i sarmalayan ateş tufanı tabi ki ilk değil. Özgürlük hareketi mücadelesinin son 20 yılında askeri alanda sıkıştıkça coğrafyayı hedeflemiş ve yakmıştır. Ancak isyanlar ve isyan sonrası katliamlarla yaşatılan soykırımların başlangıcında ve arta kalan canlı-cansız ne varsa yok etme en büyük silahdır. Bunu en çok da biz Kürtler biliriz. Bu bir rastlantı veya kendiliğinden bir hakikat değil. Bu toprağına sevdalılığın, bu acıyı güce dönüştürmenin marifetidir. Ancak bu hakikat Kürtleri ilkten bugüne isyan haliyle getirmiş olsa da, dünü ve yarını birbirine bağlayan an’lara yanıt olamamanın da dayanılmaz, kendine, toprağına, güvenini ertelenmişliğin de rahatlığıdır.

    “ALEVİLİĞİ GÜNAHA DAVETTİR” 

    Bu çare aramaktan ziyade zorbalığa ‘bitirsen de yeniden dirilim, yaksan da yeniden yeşeririm’ diyerek, sömürge devletine meydan okumadır. Bölgenin en kadim halkı Kürtlerle ve de Kürt Aleviliğiyle coğrafyası Dersim’i ateşle ilişkisi tam bir kutsallığın trajedisidir. Ateşin kutsallığı, ateşin alevlerindeki görkemliliği destanımsıdır. Ve Alevilikte ise çok daha kutsallığın sırlarla gizemliliği bir ateşten yanarak arınmadır. Ateşi söndürmenin günahkarlığı, hele hele yanan, alevlenen ateşe su dökmenin günaha, ateş huzurunda dar da durmaktır. Bu dayanılmazlığa direniş destanı da eklenirse, Newroz ateştir. Dirilişin aydınlığı, müjdesidir de. Kutsallık tanrılaşmaya bir adım bir adım uzaklıkta durur. Ve ne acıdır ki, işgalci egemen elindeki zorla ateşle kutsallarımı yakarken, Kürdü, Aleviliği, günaha davettir. Bir ateşle sınavdır Dersim.

    YAKILAN BİN YILLARDIR EGEMENLERİN AŞAMADIĞI İSYANLAR ENGELİDİR

    Sorun şu ki; ezilenin mazlumiyetini, masumiyetini, tanımsızlığında biriken yaşanmışlıklarını arta kalan acılardan kamilleşirken ve marifetle yaşamı sürdürme gücü, umudu yaratması diğer yandan ise bu hakikatin zorunluluğunu kendiliğine vurarak, hakikatin hakikatine hakkını veremez. Ve çözemedikçe de işgalci zorbalığı, zulmünden kurtulamaz. Durdurulamayan egemen-işgalci gittikçe kudurmuş canavara dönüşür. Modernitenin en berbat hali kapitalist modernite kendini öyle dayanılmaz, öyle dokunulmaz kılmak adına bölgede cehennemleri yaratırken, biricik yaşayan cennet oluverir. Kötülüğün sıradanlaşması ve insanın, toplumun rızalığı ters yüz edilen hakikatin hakikatidir. Ve yakılan Dersim değil, yakılan Kürdistan’da yükselen itirazın ulaştığı kazanımlardır. Binlerce kez bastırılan, yakılan umutların yeşerdiği, meyveye durduğu özgür yaşam ideolojisinin gerçekleşebilir eşiğidir. Cehennemleştirilen coğrafyaların itiraz etme ihtimalinin gücüdür, umududur. Ve yakılan ilk insanın insanlaştığı, insanlık beşiğindeki değerlerdir. Yakılan bin yıllardır egemenlerin aşamadığı isyanlar engelidir. Öyle yaman bir çelişki ki, iç içe geçmiş, düğümlenmiş acılar, soykırımlar, iç içe geçmiş düğümlenmiş umutların tanımlanmaz, kutsallığın, direnişin çırılçıplaklığının hakikatidir. O ilkten yeryüzü tanrıların tekleştirerek göklere çıkışından tekliğin yeryüzüne yeniden iktidarın, kanserleşerek inmesidir. Tepişmelerin kudurganlığın çılgınlığıdır. Ve kullanımı bitmiş zamanların gölgelerinde yaratıkları, güç verdikleri çömez diktatör bekçilerin zalimden daha zalim, zulümle kendini pazarlayan, efendileri adına kötülüğün, egemenliğinde payına düşen ruhunu pazarlayan, ruhsuzluğun sınırsızlığında bilinir-bilinmezliğin bulantı halidir.

    “KÜLLERİNDEN YENİDEN DİRİLDİ”

    Bu hakikat çözümlenmedikçe, anlaşılmadıkça, bu yakmalar, yıkmalar sürdürülecektir ki, acılar ateş gibi, acılar da yakar tutuşturur ki, vebali büyük olur. Ve Kürdistan’ın yüreği Dersim, ülkesinin yaşadığı acılı tarihin toplamını daha dün yaşamamış mıydı? Dedelerin-oğulların kaderi. Aynı olmasa da, kemikleri birbirine karışmadı mı? Sessizliğin sağırlığın da, su uyur, zalimleşmiş düşmanın intikamı uyumaz. Bunu en iyi de Dersimliler biliyorken, unutkanlığın bilmezliği de bizi aklamaz. Dünü bilmenin kadimliği, birikimi, yarını görebilmenin umut ve marifetini, yaşamışlıkları ve yaşananı var ki, son yüz yıldır kötülüğün bin bir hali berbatlığıyla mücadele ederken özgürlük mücadelesi zerre kadar kirlenmedi, kirletmedi ve de kutsallarına sarılarak yanarken küllerinden yeniden dirildiyse, başkaldırı umudunu, haklılığını ve biricikliğinin mucizevi tılsımı vardır.

    “ATEŞ İNSAN KOKTU”

    Dersim yanıyorken yer gök yanıyorken kutsallarımız, Xızır’ı unutup Xızır’laşmanın sırrındaki tılsımı bozup kapatılan kapının önünde secdeye durmak olur mu? Ve sanki ilkmiş ateşten sınavımız, yeniden yeniden zalimin zulmün tanımını yapma, neden ve sonuçların ayırt edilememesindendir. Daha dün değil miydi binlerce köy yakılarak, binlerce insanımız zorunlu sürülmedi mi? Daha dün değil miydi Cizre ve Sur’da, Nusaybin’de yüzlerce insanımız yakıldı. Ateş insan koktu. Acının haykırışında yer gök secdeye durdu. Ve her yıl aynı ay, aynı gün uyuyan canavar uyanır gibi yakılmadı mı yüreğimiz? Ve bilmenin bilmezliğinde zamanı, mekanı bulanıklaştırma, kötülüğün dayanılmazlığında hiçbir sözün hükmü, tanımın gücü yoktur.

    “GÖK KABUL EDERSE YER KABUL EDER Mİ?”

    Diktatörlük kurtlar sofrasındaki sıkışmışlığından zulüm kusarken, Dersim’in ateş tufanındaki sarmalın da tepinirken, kimsesizlikten değil dünden çıkarılamadığı sonuçların bir araya toparlayamamanın yüküdür yüreğindeki ağrı…Sessizlikte seyre dalanlar hiçbir anlamı olmayan sözden keramet bekleyenler, zulmü görmezlikten gelip inkarın sebeplerine sığınanlardır bu kötülüğün dayanılmaz gösterisi karşısında acının çığlık çığlığa fırtınası gösteriye dönüşür mü? Gök kabul ederse yer kabul eder mi? Munzur’un yanan, donan, üşüyen halinin sırrını çözemeyenler bir damla su diyerek Dersim’e sefer edenlerin geliş gidişlerin telaşından yanan yaprak, yanan dal, kuşun, böceğin, çiçeğin, ateşte eriyen, yürüyemeyen yol uzun diyen kaplumbağanın alevlere dalışının ve ‘isyanın sebebine kalmasın’ diyerek kayalıklardan Munzur’a kendini bırakan Dersim kadını gibi kayalığın tam ucuna tutunan geyikler alevlerin dayanılmaz dokunuşlarından kendini Munzur’a bırakırken meleyişleri…Öyle çaresizliğin ağıtlarıyla, çığlığıyla uğurlanmazlarki ve yakın uzak yanı başında sırat  köprüsü misali öncesi bir yana da yarım yüzyılıdır isyanın isyanında iken halkların birlikte yaşamasını iddia edenlerden değil bir damla su  sözde yaralar ve  çığlık çığlığa siyaset  adına insanlığın vicdanını Dersim’e çağıranlar belli ki yaşanmışlığın anlarını toplayamamışlar, bu çağrının yankısında sebeplenmişlerdir.

    DÖRT BİR YANA SAVRULAN DERSİMLİLER, DEMOKRATLAR, SOSYALİSTLER…

    Türkiyeli ve Türk  aydınlar, yazanlar, çizenler, kendince yol gösterenler iki arada bir derede olma misali ile zalimin zulmü ile acıyı denkleştirenler en acısı da zorunlu sürgünü gönüllüğe çevirenler, dört bir yana savrulan Dersimliler, acıya sarılıp sözün özüne dokunmayanlar, trajikomik coğrafya sevenler, yaratıkları doğaya tapınanların, yakanlardan ‘yaktınız, söndürün’ deyip yakanın zalimliğini sırlayanlar, demokratlar, sosyalistler ve komünistler, partileri ve öncüleri, yada daha dün İstanbul şehrinde Gezi Parkı’nda kökünden söküp atılan ağaçlar için haykıranlar, ‘şafakta doğdu doğacak devrim’ diyenler şimdi Dersim, Lice, Şırnak coğrafyası yakılırken, kül olan ağaçlar ve binbir hayvandan ‘şafaktan devrim’ doğmaz mı ki?

    “DERSİM ATEŞ SINAVINDADIR”

    Aleviler… kutsallarımız yakıldı sağırlığın dilsizliğin bedelidir. Kaderi okur gibi yazılanı okuyarak olmuyor dört bir yana savurulmanın tufanını durdurmadan ve kendi hakikatini yoluna girmeden hep eksik olanı tamamlayan miktar olarak kalır önce mürşit önce pir yolu şaşırır şaşırtırsa geriye boşluktan sızanların tarifi ve hükmü kalır. Kirlilik bir bulaşınca jar u gerçekler bile temizliyemez … Mahcup ettik zalimle baş edemeyen kutsallarımızı Munzur tutuştu dondu, üşüyor.  Mahcup ettik ya dağların erişilmezliğini erişen ateşin alevlerinden kendine pay çıkaran diktatörün güçsüzlüğün iki yüzlüğünden ve bir çare olamayan jar u gerçeklerimizin gücünün kerametinden, nice ateşlerden geçip gelmişken yeniden ateşin kutsallığı sırrını kutsalmışlığından ateş kokar mum kokulu Dersim ateş sınavındandır şimdi…

    “SÖMÜRGECİ DİKTATÖRLÜĞÜN ZULMÜNÜ LANETLEMENİN TAM ZAMANI”

    Kırkların kırk kapısı açılmalı, kırk makamın bir araya gelmeli ve hükmünü vermeli 10 binler kırkkapıdan yollardan dağlara ulaşmalı… Hangi set hangi güç engeller bu kutsal yürüyüşü yoksa acının çığlığında söylenen sözün olur mu bir manası hükmü dayanamayıp bu yürüyüşten baştan sondan kopanlarda olur dayanamayıp ateş tufanın seyrinde oturup soluklanan dünün, yarının anda ki hakikatini bilmeyeler de… Şimdi Muharrem Oruçları’ndayız kaç Kerbela yaşandı, yaşanıyor farkında olmamanın günahkarlığının günahıdır yaşadıklarımız bundandır ki yas değil zalime zalim, mazluma mazlum demek için sömürgeci diktatörlüğün zulmünü lanetlemek için tam da zamanı. Boşuna yakılmadı her bir güneşin doğusunda analarımızın mumları ancak bağışlasınlar sabırla beklerken o kutsal günü ve yanarken dağlarımız ateş ateşle söndürülür. (HABER MERKEZİ)