Etiket: av. cafer koluman

  • Beyhan Gün yine tahliye edilmedi, duruşma 28 Mart’a ertelendi-VİDEO

    Beyhan Gün yine tahliye edilmedi, duruşma 28 Mart’a ertelendi-VİDEO

    PİRHA-PSAKD Sarıyer Şubesi Cemevi Başkanı Beyhan Gün’ün ‘tutuklu arkadaşlarına para gönderme’ ve ‘Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin danışma kurulu toplantısı’ suçlamalarıyla yargılandığı dava, 28 Mart’a ertelendi.

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Şubesi Cemevi Başkanı Beyhan Gün’ün ‘tutuklu arkadaşlarına para gönderme’ ve ‘PSAKD’nın danışma kurulu toplantısı’ suçlamalarıyla yargılandığı dava Çağlayan Adliyesi 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

    Duruşmaya Beyhan Gün’ün babası Kemal Gün, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkan Yardımcısı İbrahim Karakaya, PSAKD Gazi Şehitleri Cemevi Başkanı Ferhat Aktaş, PSAKD Genel Merkez Yöneticisi Hıdır Çam, PSAKD Sarıyer Şubesi Yöneticisi Şimal Deniz, Grup Yorum üyeleri destek verdi.

    Davada, Beyhan Gün’ün avukatları Cafer Koluman ve Doğa İnce Su hazır bulundu.

    “İNANCIMDAN DOLAYI TUTUKLUYUM, ÖZGÜRLÜĞÜM GASP EDİLİYOR”

    Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sarıyer Şubesi Cemevi Başkanı Beyhan Gün, inancından dolayı tutuklu olduğunun altını çizerek şunları söyledi:

    “Yüz yüze savunmak istiyorum. Alevi olduğum için cemevine üye oldum. Beni halkımız başkan seçti. Tutuklunun evi basıldığında telefonumdaki görüşmeler iddianameye eklenmiş. Örgüte finansman diye dosyada geçiyor. Kitaplar Alevilerle ilgili kitaplardı. PSAKD yöneticileriyle yaptığım telefon görüşmeleri dosyaya eklenmiş. PSAKD danışma kurulu toplantısı yapmamız dosyaya eklenmiş. Cemevimizin zakiri ile ilgili danışma kurulu toplantısında toplantıdan sonra saz çalması için çağırdım, bu görüşme de iddianameye konulmuş.

    Maraş Katliamı’nı, Çorum Katliamı’nı, Gazi Katliamı’nı, Sivas katliamı’nı, Roboski Katliamı’nı ve 29 Aralık Hapishane Katliamı üzerine seminer yaptık. 19 Aralık Hapishane Katliamı üzerinde durulmuş. Bana bir örgüt dayatılıyor. Ben zaten bir örgüt üyesiyim oranın cemevi başkanlığını yapıyorum. Cemevi üyeleriyle görüşmeler yapmışım bunlar suçlama konusu yapılmış, benim onları aramam gayet normal.

    Şu anda inancımdan dolayı tutukluyum. 1 yıldır hapishanedeyim. Tahliye olmak istiyorum. 1 yıldır özgürlüğüm gasp ediliyor, 1 yıldır ailemden uzak, tutsaklık yaşıyorum.

    Grup yorum üyelerine gönderdiğim para örgüt finansmanı olarak ifade edilmiş. 9 yıl önceki olaydan dosyam doldurulmak için suçlama yapıldı. Ben Grup Yorum’u seven birisiyim, İdil Kültür Merkezi’nde bir ay garsonluk yaptım. Devlet kurumuna göndermişim.

    Asılsız iddialardan dolayı 1 yıldır hapishanedeyim. Sivas katili affedilemez, katil serbest bırakılıyor ama ben inancımdan dolayı hapis ediliyorum. Bu adalet değil. Bizi katledenler ödüllendirildi.

    Biz Pir Sultanların yolunu sürdürüyoruz, Hızır Paşalar da var. 2023 yılında hasta tutsaklar ile ilgili bir adım atılmazken, Sivas Katliamı zanlısı serbest bırakıldı. Biz davamızı divana bırakmayacağız, o yüzden tahliyemi istiyorum. Ben bu hapishanede işkence de gördüm” diye konuştu.

    “SAVCILIK İDDİALARI İSPATLAMAK ZORUNDADIR”

    “Algılarla, tehditlerle, somut iddialardan uzak bir dosya oluşturulmuş”diyen Avukat Cafer Koluman, “Hukuka aykırı deliller üzerinden Anayasa ve AİHM gereği derhal serbest bırakılması gerekiyor. Beyhan Gün’ün halen tutuklu olması insan hakları ihlalidir. Dosyaya baktığımızda yaptığı yardımlar insani bir yardımlaşmadır, terör örgütü finansmanı söz konusu değil. Savcılık iddiaları ispatlamak zorundadır, dosyada somut iddialar söz konusu değil. Müvekkilimin tahliye edilmesini talep ediyorum” diye ekledi.

    Davada içi boş bir dosya hazırlandığını ifade eden Avukat Doğa İnce ise, Hapishanede olan bir kişiye para yatırmak, örgüte finansman olmak mümkün değildir. Beyhan Gün bir yılı aşkın süredir tutuklu, kendisinin serbest bırakılmasını talep ediyoruz” dedi.

    Mahkeme heyeti, duruşmayı 28 Mart’a erteledi.

    “İNANÇ ÖZGÜRLÜĞÜMÜZÜ KISITLADILAR”

    Davanın ardından PİRHA’ya konuşan Beyhan Gün’ün babası Kemal Gün, “Kızım 13 aydır içeride. İftiracıların beyanıyla kızımın mahkemesi 28 Mart’a ertelendi. İnanç özgürlüğümüzü kısıtladılar. Biz o korkuyu Kerbela’da bıraktık. Çünkü Hüseyin’i katlettiler, Pir Sultan’ı astılar, şah dedik yine yürüdük. Haksızlıklarla bu mahkeme yapıldı. Şimdi de 28 Mart’a ertelendi.” ifadelerini kullandı

    PİRHA/İSTANBUL

  • Diyarbakır Cemevinin elektriksiz bırakılması davasında ‘husumet’ reddi -VİDEO

    Diyarbakır Cemevinin elektriksiz bırakılması davasında ‘husumet’ reddi -VİDEO

    PİRHA-PSAKD Diyarbakır Şubesi Avukatı Cafer Koluman, cemevinin elektriğinin kesilmesine ilişkin gelinen süreci değerlendirdi. Koluman, “Olumlu bir karar beklerken mahkeme ilginçtir, 4 Şubat’ta husumet nedeniyle davamızın reddine karar verdi. ‘DEDAŞ’ın değil DEPSAŞ’ın muhatap alınması lazım’ denmesi yargı sürecimizi biraz daha zamana yayacak” dedi.

    PSAKD Diyarbakır Şubesi Avukatı Cafer Koluman, 2018 Ekim ayında elektriği kesilen cemevinde gelinen süreci değerlendirdi.

    Koluman, bir takım prosedürler sonrasında netice alamadıklarını ifade ederken aboneliğin verilmesi, elektriğin sağlanması hususunda ilgili kurum olan DEDAŞ’a (Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş) karşı dava açtıklarını söyledi.

    Av. Cafer Koluman, ilk etapta elektriğin hemen verilmesi için tedbir talebinde bulunduklarını ancak bu yönlü taleplerinin reddedildiğini söyledi. Koluman, sonraki süreçte üst mahkemeye itiraz ettiklerini de belirterek şunları söyledi:

    “Bu karar için üst mahkeme de ‘cemevi’ olarak kabul ediyordu yalnız tedbir kararı verilmesi için biraz daha araştırmanın yapılması yönünde karar verdi. İstinaf mahkemesi de (Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi) bu tedbir talebimizi reddetti. Devam eden süreçte yargılama kaldığı yerden devam etti. Öncelikle bir keşif yapılması hususu düşünülüyordu. Biz keşfe karşı çıkınca yapılacak bir araştırma sonrası büyükşehir belediyesinden ilgili evrakların istenmesi, cemevinin bulunduğu alanın ‘dini tesis alanı’ olup olmadığının hususunun tespit edilmesi ve kolluk marifetiyle araştırma yapılarak bu binanın hangi amaçla kullanıldığının tespit edilmesinden sonra bir karar verilmesinin yerinde olacağını düşünüyorduk. Bu eksiklikler giderildi. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nden istenen evraklar geldi. Meclis kararına yönelik cemevinin bulunduğu alanın ‘dini tesis’ olduğuna yönelik karar içerikleri dava dosyasına intikal etti.
    Bağlar İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne yazılan yazışma sonucu bir rapor tanzim edilerek cemevinin bulunduğu alanın cemevi, ibadethane, taziye amaçlı, toplantı amaçlı kullanıldığı yönünde rapor da geldi. Biz olumlu bir karar beklerken mahkeme ilginçtir, 4 Şubat’ta husumet nedeniyle davamızın reddine karar verdi. Bu şu demek oluyor; siz DEDAŞ’a değil de, aboneliği şu anda veren Dicle Elektrik Perakende Satış A.Ş.’ye (DEPSAŞ) karşı bu davayı yönlendirmeniz gerekir.

    USUL VE MEVZUAT KARIŞIKLIĞI

    Bunlar tümden usul ve mevzuat karışıklığı. Çünkü işlemi yapan kurum DEDAŞ, elektriği kesen kurum DEDAŞ. Başından beri muhatap olduğumuz kurum DEDAŞ. Yargılamanın başından sonuna karar DEDAŞ üzerinden yürümüş. Son noktada, tam karar aşamasında DEDAŞ’ın değil de henüz gerekçeli karar açıklanmamış, DEPSAŞ’ın muhatap alınması lazım denmesi yargı sürecimizi biraz daha zamana yayacak gibi.

    GEREKÇELİ KARAR BEKLENECEK

    Gerekçeli kararın yazılmasını bekleyeceğiz. Kararı tebliğ aldıktan sonra cemevi yönetimiyle bunu değerlendirip ona göre bir yol haritası belirlemeyi düşünüyoruz. İtiraz etmek gerekirse esasında DEPSAŞ değil de DEDAŞ’ın muhatap olduğu ve bütün işlemlerin bunun üzerinde yürüdüğü yönünde bir karar çıkarsa itiraz hakkımızı kullanacağız. Eğer doğrudan fazla zaman almaması açısından DEPSAŞ’a karşı dava açmamız gerekirse de kararı kesinleştirip akabinde DEPSAŞ’a bu davayı yönlendireceğiz. Zaten istenen bütün evraklar bu dava dosyasında mevcuttur. Açacağımız 2. davada ise çok fazla araştırmaya gerek kalmaksızın sadece mevcut dosya üzerindeki bilgi, belgeden hareketle kısa sürede karar çıkacağını umut ediyorum.

    PİRHA/ DİYARBAKIR

  • Av. Cafer Koluman: kadın ve çocuklara yönelik suçlar dışında infazda eşitlik uygulanmalı

    Av. Cafer Koluman: kadın ve çocuklara yönelik suçlar dışında infazda eşitlik uygulanmalı

    PİRHA- Meclis gündemine gelmesi beklenen infaz düzenlemesine ilişkin değerlendirme yapan Av. Cafer Koluman, “cinsel suçlar, kadına karşı cinayetler, çocuk istismarcıları bir tarafa bırakılmak kaydıyla infaz indirimi yapılacaksa eşit bir şekilde yapılmalı” dedi.

    Pir Sultan Abdal kültür Derneği Diyarbakır Şube’nin eski başkanı Avukat Cafer Koluman yeni yargı paketini PİRHA’ya değerlendirdi.

    Yargı paketinin uzun zamandır konuşulduğunu belirten Koluman,  dünyayı bir kasırga gibi tehdit altına alan koronavirüs salgınının olduğu bu süreçte bu yargı paketinin alelacele geçirilmeye çalışılması sorunlara neden olacağını ifade ederek şunlara dikkat çekti:

    “Olması gerekir miydi? Elbette ki olması gerekir. Yalnız bizim karşı çıktığımız husus şudur: özellikle kadın cinayetleri noktasında, çocuk istismarcıları ve cinsel suçlar konusunda böyle bir indirime karşı olduğumuzu belirtmek isterim. Bir hukukçu, bir Alevi örgütü temsilcisi ve hak temsilcisi olarak bunu belirtmekte fayda var. Uzun zamandır AKP ile MHP arasında bu paketin uzlaşılması konusunda bir sıkıntı vardı. Yanılmıyorsam bu sıkıntı giderildi. O yüzden kısa süre içerisinde meclis gündemine alınmak isteniyor. Uzlaşılmayan konu şuydu, özellikle MHP’nin dayatması özellikle hırsızlık suçları konusunda bir takım dayatması vardı. Bu konuda bir anlaşma sağlandığını düşünüyorum. Madem indirim olacaksa; cinsel suçlar, kadına karşı cinayetler, çocuk istismarcıları bir tarafa bırakılmak kaydıyla eşit bir şekilde infaz indirimi yapılmalı. Anayasanın 10. Maddesinde geçen hususlara dikkat edilerek eşit bir şekilde yapılması bizim temennimiz ve beklentimizdir. Bu konuda tabi ki önerimiz, çalışmalarımız görüşlerimiz vardır ama temennim odur ki bu süreçte bunların dikkate alınması.”

    “KADIN VE ÇOCUKLARA YÖNELİK SUÇLARDA İNDİRİME GİDİLMEMESİ ADALETLİ OLACAKTIR.”

    Koluman, koronavirüsün bu kadar tehdit halini aldığı bir süreçte, cezaevinde kalan siyasi tutsaklara, hamile kadınlara, çocukla birlikte cezaevinde kalan kadınlarında bu kapsamda faydalanması gerektiğini belirterek şunları ifade etti:

    “Toplum vicdanını rahatlatmak adına, bu toplum nazarında bir af olarak görülüyor ama esasında affı kim yapar. Devlet bu kanunu bu yasayı çıkartıyorsa devletin, kendisine karşı işlenen suçlarda da affı gözetmesi gerekir. Bu kapsama kimler dahildir. Özellikle siyasi hükümlüler dahildir. Siyasi görüşünden dolayı, düşüncesinden dolayı, eleştirisinden dolayı, demokratik bir toplumun olması gerektiği konusunda bir takım eleştiriler getirdiğinden dolayı yargılananların ve bu anlamda tutuklu kalanların hüküm giyenlerin öncelikle bu kapsama dahil edilmesi lazım. Ama bugün bir cinayet işleyenin, şahsa karşı kast yapanın, bir cinsel istismar suçu işleyenin, şahsı doğrudan ilgilendirdiği için şahsın daha çok af hukukuna tabi olmaması lazım. Maalesef bu gözetilmedi. Bizim eleştirimiz bu noktadadır. Devletin daha çok kendisine yönelik suçlarda bir infaz indirimine gitmesi lazım. Cinsel istismar, kadına karşı şiddet, cinayet ve çocuk istismarları konusunda ise bir yaptırım aracı olması hususunda, önüne geçmek adına bu tür indirime gidilmemesi adaletli olacaktır.”

    “DEVLETE KARŞI İŞLENEN SUÇLARDA İHERHANGİ BİR DÜZENLEME OLMAMASI EŞİTLİK İLKESİNE AYKIRIDIR”

    Yapılmak istenen düzenlemede, siyasi tutsaklarla adli hükümlüler arasında bir ayrışmaya gidildiğini vurgulayan Koluman şunları belirtti:

    “Adli hükümlüler nazarında daha çok biz şahsa karşı işlenen suçlarda şahsın iradesine başvurulması. Yani bu mağdur olan aile, şahıs kimse onun iradesi esas alınarak bu tür yasal düzenleme yapılması, şayet böyle bir rıza ve irade yoksa bu konuda bir düzenleme yapılmasına biz karşıyız. Devlete karşı işlenen suçlarda ise herhangi bir düzenleme olmaması tümden eşitlik ilkesine aykırı olduğu düşüncesindeyiz. Çünkü başlangıç fikri olarak bütün suçları, bütün mahkumları kapsadığı yönünde bir çalışma vardı. Ama gelinen süreç itibariyle özellikle 2 haftadır yoğun bir şekilde ülkemizde devam eden koronavirüs salgınından kaynaklı bunu adeta bir fırsat bilerek fırsata çevirmenin de adil ve ahlaki olmadığını belirtmek isterim. Devlet böyle biz düzenleme yapacaksa meclise böyle bir şey gelecekse herkesin elini vicdanına bırakması, gerçekten de şu anda cezaevinde yaşlı olan, hasta olan, haksız yere mahkum edilen, haksız yere hüküm giyen birçok kişinin olduğunu bilmekteyiz. Bunların özellikle yaşadığımız süreçteki sağlık sıkıntısından kaynaklı, bırakın dışardaki insanlar bile kendini dahi koruyamazken içerdeki insanların korunması konusunda ciddi endişe ve kaygılar olduğunu belirtmek isterim. Bu nedenle derhal infaz indirimi kapsamına siyasi hükümlülerin de alınması ve derhal edilmesi, özellikle çocuk yaşta cezaevinde olan hükümlülerin ise derhal edilmesinin kaçınılmaz olduğunu belirtmek isterim. Kadın cinayetlerine yönelik, kadına şiddete yönelik, çocuk istismarına yönelik olan tutuklu ve hükümlerin ise bu kapsamın dışında tutulmalıdır.”

    PİRHA/DİYARBAKIR